XXXI- DENEN

Devlet imiş kişiye bu dünyada zahmet denen
Kesret imiş bu dünyada mihnet denen
 
Bu dünyada Kulluk sırrına ermiş kişi için saltanatmış-devlet kuşu konmuş başına ki kulluk sıkıntıları.
Ancak yokluğa eremeyip çokluk-kesretine dalınca altında ezileceği dünya derdi içinde bir ömür acılar çekecektir.
 
 
Sen bu mihnetden kaçarsan varlıgı terk eylegil
Uzlet imiş kişiye bu dünyada rahmet denen
 
Eğer sen dünya derdini yok yere çekmekten kaçayım diyor isen o zaman varlığı, var edene bırak ve terk et!
Meğer bu âlemde rahmet denilen kişinin kendi özündeki yalnızlığı yaşama zevki imiş Rabb’ısıyla ile ve bile…
 
 
Ey gönül geç bu cihânun izzetinden fârig ol
Âfet imiş kişiye bu dünyada şöhret denen
 
Ey gönül sen aklını kullan da bu cihânın geçici gücünden kuvvetinden, kıymetinden geç!
Özünü bunlardan boşalt ve yıkayıp temizle!
Kişinin başına gelebilecek en büyük felaket kendisini şöhret uçurumuna sürüklemesi  âfeti imiş!
 
 
Hak Resûlü Fahri Âlem fakr ile fahr eyledi
Tâ’at imiş kişiye bu dünyada ni’met denen
 
Onun için âlemlerin övünç kaynağımız olan Fahri Âlem
 
    Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):  “Fakrımla fahrederim: fakir oluşumla övünürüm” buyurmaktadır.
 
Bu âlemde kişi için iki cihanda yâr olacak nimet, gereği gibi kulluk etmek imiş!
 
 
Dâr-ı dünyâ bir müsâfir-hânedür bellü-beyân
Sıklet imiş kişiye bu dünyada ziynet denen
 
Bu yalan dünya yurdu bir misafirhânedir bu bilinen bir gerçektir!
Mânevî bir sıkıntı-ağırlık imiş meğer bu dünyanın süsü-püsü!
 
 
Ey Ümmî Sinân kamu varlık olur mu âhir fenâ
Vuslat imiş kişiye bu dünyada sohbet denen
 
Ey Ümmî Sinân!
Bu âleme Benlik Bazarına cisim giymiş canlar cengine çıkarılan insan nefsi ve ham aklı nasıl anlayıp bilecek ki meğer her yaratılan yok olup gidecekmiş sonunda…
Onun için Halkı, HakkTeâlâ’ya tertemiz döndürecek vuslat anahtarı Hak Erenlerin Sırr Sohbetleri imiş!
 
 
Fârig : İşini bitirmiş, boş kalmış, alâkasını kesmiş, rahat, vazgeçmiş, çekilmiş. * Fık: Tasarrufu altında olan mülkün kullanma ve tasarruf hakkını başkasına devreden.
 
Fakr : İhtiyaç, yoksulluk. * Azlık, muhtaçlık. * Cenab-ı Hakk’a karşı fakrını, ihtiyacını hissetmek. * Tas: Kendisindeki bütün her şeyin Allah’a âit olduğunu bilmek.
 
Fahr : Övünme. Yaptığını sayarak övünme. Övülmeye sebeb olacak kimse. Fazilet. Büyüklük. Şeref.
 
Tâ’at : İbadet etmek. Allah’ın (C.C.) emirlerini yerine getirmek. İtaat etmek.
image_print