XIX- BİLMEZ

Tevhîd-i Zâtun bahrine aşk ile dalmayan bilmez
Ledünni bahrinin dürrin sarrâfı olmayan bilmez
 
Tevhîd-i Zât olan Ahadiyyet bilinemezliği denizine aşk ile dalmayan bilmez.
Ledünnî olan İlâhi-kalbî  bilgiler denizinin inci sarrâfı olmayan bilmez.
 
 
Âşıkları hayrân iden tevhîd-i Zât envârıdur
Cân gözinden mâsivânun tozını silmeyen bilmez
 
Âşıkları böylesine hayrân eden şey Tevhîd-i Zât nurlarıdır.
Bunu görebilmek için Cân gözünden mâsivânın tozunu silmeyen bilmez.
 
 
Muhammed nûrını görmek men aref sırrıdur bildüm
Bir kâmil erün himmeti bürhânı olmayan bilmez
 
Muhammed nûrunu, Nur-u Mîm’i görmek, “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu : Kim ki nefsini-kendini bilir, kesinlikle Rabb’ını da bilir” sırrıdır bildim.
 
    Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu” buyurmuştur. (Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)
 
Bunu ise bir Kâil Eren himmeti-mânevî ilim öğretimi ve edeb eğitimi bürhanı, hakka götürücü delili olmayan bilmez.
 
 
Erenlerün sözi hakdur inanmayan münafıkdur
Zann u gümanı terk idüp sıdkile gelmeyen bilmez
 
Erenlerin sözü haktır, inanmayan münafıktır.
Zannı şüpheti  terk edip sıdk ile gelmeyen bilmez.
 
 
Me’ânî bahrinün vasfın Sinân Ümmî kıldı izhâr
Nişân-ı lâ mekândan bir nişânı olmayan bilmez
 
Sinân Ümmî, mânâ denizinin sıfatlarını açıkladı.
Mekansızlık nişanından bir işaret almamış olanlar bir şey anlamaz sözlerimden!
 
 
Mef’ilün Mefâ’ilün Mefâ’ilün  Mefâ’ilün
 
Dürr : (Dürdâne, dürre) f. İnci. İnci tanesi.
 
Ledünni : (İlm-i ledünn) Garib bir ilim ismidir. Ona vakıf olan, mesturat ve hafâyayı, gizlilikleri münkeşif bir halde göreceği gibi, esrar-ı İlâhiyyeye de ıttıla’ kesbeder. Bu ilm-i şerifin hocası ve sultanı Fahr-i Kâinat Aleyhi Ekmelüttahiyyât vessalâvât Efendimiz Hz. leridir. Bu ilmin ehli ise, Enbiyâ-ı izâm (A.S.) ve Ehlullâh-i Kiram Efendilerimiz Hazretleridir.
 
Men aref : “Kim ki nefsini bilir Rabbını da bilir.” Hadisi.
 
Himmet : Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı Hakk’a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. * Allah indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. * Tabiî şevk ve meyil ve heves. * Lütuf, yardım
 
İzhâr : Açığa vurma. Meydana çıkarma. * Göstermek. Zâhir ve âşikâre ettirmek. * Yalandan gösteriş
image_print