VI – DİLERSE DOST!

Dilerse gözümi giryân eden Dost
Dilerse bağrumı biryân eden Dost
Dilerse hâk ile yeksân eden Dost
Dilerse lutf ile ihsân eden Dost!…
 
Dilerse göz yaşımı döktüren Dost!
Dilerse yüreğimi Kebâb eden Dost!
Dilerse beni toprakla bir eden Dost!
Dilerse lutfü ile ihsân eden Dost!…
 
 
Dilerse gölümi handân eyleyen
Dilerse cânımu cânân eyleyen
Dilerse sırrumı seyrân eyleyen
Dilerse katremi ummân eden Dost!..
 
Dilerse gölümü şen-şâdüman edip güldüren
Dilerse  onu seven canımı, sevgilisi Cânân eden Dost!
Dilerse gizli sırlarımı serip herkese seyrangâh eden
Dilerse bir damlamı engin okyanuslar eden Dost!
 
 
Dilerse su gibi akup çağlayan
Dilerse yel gibi esüp söyleyen
Dilerse fürkate salup ağladan
Dilerse vuslatı ihsân eden Dost!..
 
Dilerse su gibi akup çağlayan
Dilerse rüzgâr gibi esip söyleyen
Dilerse ayrılığa-hasrete salıp ağlatan
Dilerse kavuşmayı ihsân eden Dost!..
 
 
Dilerse şâh iken kılan gedâlar
Dilerse zecr edüp kılur cefâlar
Dilerse hor iken viren safâlar
Dilerse kul iken sultân eden Dost!..
 
Dilerse şâh iken kılan köleler
Dilerse zor edip cefâlar yapabilen
Dilerse herkesin küçük gördüğü iken, safâlara kavuşturan
Dilerse Yusuf aleyhisselâm gibi kul iken Sultân eden Dost!..
 
 
Dilerse deryalar gibi kaynadan
Dilerse gemiler gibi oynadan
Dilerse nâleler virüp söyleden
Dilerse nutkumı pinhân eden Dost!..
 
Dilerse denizler gibi kaynatan
Dilerse gemiler gibi oynatan
Dilerse inletip sözün söyleten
Dilerse sözlerimi söyleyemez eden Dost!..
 
 
Dilerse gezdüren Arş’ı semâyı
Dilerse bozduran nâm-ı fenâyı
Dilerse geydüren şâlı kâbâyı
Dilerse cismümi uryân eden Dost!..
 
Dilerse Arş’ı semâyı gezdiren
Dilerse  bu dünyaya mahsus şanımı şöhetimi bozdurup yok eden
Dilerse beylerin giydiği atlas ipeği soydurup yerine devişlerin ve çobanların gidiği şâlı kâbâyı- çile keçesini geydiren
Dilerse dahasında beden cismimi çırıl-çıplak eden Dost!..
 
 
Dilerse ışkını câna kılan fâk
Dilerse söyleden sırr-ı Ene’l-Hak
Dilerse varumı alup eden yok
Dilerse kim Ümmî Sinân eden Dost!..
 
Dilerse aşkını cânımaa tuzak yapan
Dilerse Hallac-ı Mansur gibi özümden kaynayan “Ene’l-Hak sırrını” dilimden söyletip başımı astırıp, benim sanılan geçici varlığımı yok eden ve dilerse de Hakk Erenlerden Ümmî Sinân eden Dost!..
 
 
Giryân : f. Gözyaşı döken. Ağlayan.
 
Biryân : f. Kebabın bir nev’i. Piran. Pürân.
 
Yeksân : Beraber. Bir. * Düz. * Her zaman.
 
İhsân : İyilik, lütuf, bağışlamak. * Sahilik etmek, cömertlik yapmak. * Allah’ı görür gibi ibadet etmek. * Güzel bilmek. Güzel eylemek.
                  
Handân : f. Gülen, gülücü, mesrur.
 
Katre : Damla. Su damlası. * Bir damla olan şey.
 
Fürkat : (Firkat) İftirak. Dostlardan ve sâir sevdiği şeylerden ayrılış. Firak. Müfarakat.
 
Gedâ : f. Fakir. Kimsesiz. Dilenci.
 
Nâle : f. İnilti, figân. * Kamış kalem. * Kamış düdük. * Şeker kamışı.
 
Nutk : (Nutuk) Söyleyiş, söyleme kabiliyeti, konuşma, hitabet. * Dervişlerce büyüklerin manzum sözleri.
 
Pinhân : f. Gizli, saklı, hafi, mahfi, mestur, müstetir.
 
Fâk : Tuzak.
image_print