Sabah – Akşam Duaları

    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ بِكَ أصْبَحْنَا وَ بِكَ أمْسَيْنَا ، وَ بِكَ نَحْيَا ، وَ بِكَ نَمُوتُ ، وَ إلَيْكَ النُّشُورُ
 
Allahümme bike esbahnâ ve bike emseynâ, ve bike nahyâ, ve bike nemûtü ve bike’n-nuşûru :
 
Allah’ım! Senin sayende sabahladık, Senin sayende akşamladık. Senin sayende yaşayacağız, Senin sayende öleceğiz. Senin huzurunda toplanacağız.”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Tirmizî, 3388; Ebu Davûd, 5068; İbn Mâce, 3868)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإسْلاَمِ ، وَكَلِمَةِ الْإخْلاَصِ ، ,َدِينِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ، وَ مِلَّةِ أبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفاً مُسْلِماً ، وَ مَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
 
Esbahnâ alâ fıtrati’l-islâmi, ve kelimeti’l- ihlâsi, dîni nebiyyinâ Muhammedin, ve milleti İbrâhîme hanîfen müslimen, ve mâ kâne mine’l- müşrikîne :
 
“İslam fıtratı üzere, ihlâs kelimesiyle, peygamberimiz Muhammed’in dini üzere, müşriklerden olmayan, hanîf ve Müslim olan babamız İbrahim’in milleti (dini) üzere sabaha eriştik”
 
(İ. Ahmed III-406, 407)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ إنِّي أسْءَلُكَ عِلْماً نَافِعاً ، وَرِزْقاً طَيِّباً ، وَ عَمَلاً مُتَقَبَّلاً
 
Allahümme innî eselüke ilmen nâfian, ve rizkan tayyiben, ve amelen mütekabbelen :
 
Allah’ım! Senden faydalı ilim, temiz rızık ve kabul edilecek amel niyaz ederim!”
 
(Ümmü Seleme (ra)’dan; İbn Mâce, 925)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sevgili kızı Fâtıma annemiz (aleyhasselâm)’a şöyle buyurmuştur: “Sabaha ve akşama çıktığında:
 
يَا حَيُّ ، يَا ٌَيُّومُ بِكَ أسْتَغِيثُ
: Yâ Hayy! Yâ Kayyûmu bike estegîsü :
 
“Yâ Hayy! Yâ Kayyûm! Senden rahmet ve bereket istiyorum! İşimi yoluna koy ve beni göz açıp kapayıncaya kadar bile kendi başıma bırakma!” demene dair sana yaptığım nasihati dinlemekten seni alıkoyan nedir?”
 
(Enes b. Mâlik (ra)’dan;  Hâkim, I-545; İbnü’s- Sünnî, 48)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sizden birisi sabahladığında şöyle desin :
 
أصْبَحْنَا وَ أصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ، اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَا الْيَوْمِ فَتْحَهُ وَ نَصْرَهُ وَ نُورَهُ وَ بَرَكَتَهُ وَهِدَايَتَهُ ، وَأَعُووذُ بِكَ مِنْ شُرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ
 
: Esbahnâ ve esbaha’l- mülküllahi Rabbi’l- âlemîne, Allahümme innî eselüke hayra hâzâ’l- yevmi fethahu e nasrahu ve nûrahu ve beraketehu ve hidâyetehu, ve eûzü bike min şerri mâ fîhi ve şerri mâ ba’dehu :
 
“Biz sabahladık mülk de âlemlerin Rabbi Allah’a ait olarak sabaha erişti. Allah’ım! Senden, bu günün hayrını; fethini, yardımını, nurunu, bereketini ve hidayetini dilerim! Bu günün ve sonrasının şerrinden Sana sığınırım!” sonra akşamladığında da aynısını söylesin” buyurdu.
 
 (Ebu Mâlik el-Eşârî (ra)’dan; Ebu Davûd, 5084)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabaha çıktığında on defa:
 
لا إلٰهَ إِلاّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِكَ لَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ ، وُ لَهُ الْحَمْدُ ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
 
: Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu’l- mülkü, velehu’l- hamdü, ve hüve alâ külli şey’in kadîrun :
 
Allah’tan başka ilâh yoktur. O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter!” derse Allah söylemiş olduğu bu sözler sebebiyle kendinse on sevab yazar, on günahını bağışlar, on köle azad etmiş gibi olur. Allah o gün onu kovulmuş şeytandan muhafaza eder. Akşama çıktığında söylerse, sabaha kadar benzeri mükâfat vardır.”
 
(Ebu Davûd, 5077; İbni Mâce, 3867; Ahmed IV-60)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabaha çıktığında yüz defa:
 
لاَ إلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِكَ لَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ ، وُ لَهُ الْحَمْدُ ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
 
: Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu’l- mülkü, velehu’l- hamdü, ve hüve alâ külli şey’in kadîrun :
.
“Tek Allah’tan başka ilâh yoktur. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter!” Derse, on köle azad etmiş kadar sevaba girer; yüz sevab yazılır, yüz günahı silinir; Akşam oluncaya kadar o gün şeytandan muhafaza olunur, ondan daha çok amel işleyen bir adamdan başka hiçbir kimse onun yaptığından daha faziletlisini yapmış olamaz.”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Buharî, 80/64; Müslim, 2691;  Muvatta, I-209; Tirmizî, 3464)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ensardan bir adama: “Sana söylediğin zaman Allah’ın endişeni gidereceği ve borcunu ödeteceği bir söz öğreteyim mi?” buyurdu.
Adam:
“Evet Yâ Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve selem)!” dedi.
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sabahladığı ve akşamladığında şöyle de :
 
اللّٰهُمَّ إِنِّى أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدِّينِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
 
Allahümme innî eûzübike mine’l- hemi ve’l- hazeni, ve eûzübike mine’l- aczi ve’l- keseli, ve eûzübike mine’l- cebni ve’l- buhli, ve eûzübike mine’l- galebeti’d- dîni ve kahri’r- ricâli :
 
Allah’ım! Endişe ve hüzünden Sana sığınırım! Âcizlikten ve tembellikten Sana sığınırım! Korkaklıktan ve cimrilikten yine Sana sığınırım! Borca batmaktan ve insanların bana galabe çalmalarından da Sana sığınırım!”
Râvi diyor ki :” Bunları söyledim, Allah endişemi giderdi ve borcumu ödeme imkanı verdi.”
 
(Ebu Saîd el-Hudrî (ra)’dan; Ebu Davûd, 1555)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sabaha ve akşama çıktığında her kim yedi defa:
 
حَسْبِيَ ﷲ لاَ إلٰهَ إِلاَّّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيممُ
 
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbü’l-arşi’l-azîmü :
 
“ Kendinden başka ilâh olmayan Allah Teâlâ bana kâfidir. O’na tevekkül ettim! O yüce Arş’ın Rabb’idir!” derse Allah Teâlâ dünya ve âhiretine ait olup kendisini ilgilendiren işlerinde ona kâfidir.”
 
(Ebu’d-Derdâ (ra)’dan; Ebu Davud, 5081; İbnü’s- Sünnî, Amelü’- Yevm ve’l-Leyl-shf 19)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “ Kim sabaha ve akşama çıktığında yüz defa:
سُبْحَنَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ
: Subhanallahi ve bihamdihi :
 
Allah’ı hamdiyle birlikte tesbih ederim!” derse kıyamet günü söylediğinin benzeri ya da daha fazlasını söyleyen birileri dışında kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getiremez”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Buharî, 11/173; Müslim, 2692;  Ebu Davûd, 5091)
 
 
    Ebu Bekir Sıdık (ra), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’ e : “ Bana sabahladığımda ve akşamladığımda söyleyeceğim birkaç kelime emret!” dediğinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) :
 
اللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ ، عَالِمَ الْغَيْبِ وَاالشَّهَادَةِ ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ وَمَالِكَهُ ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إلٰهَ إِلاَّّ أَنْتَ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنْ شَرِّ ألشَّيْطَانِ وَ شِرْكِهِ ، وَ أَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً أوْأَجُرَّهُ إلَى مُسْلِمٍ
 
: Allahümme fatiri’s- semâvâti ve’l-ardi, âlime’l- gaybi ve’ş- şehâdeti, Rabbe külli şey’in ve melîkehu ve mâlikehu, Eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, ve eûzü bike min şerri’ş- şeyt’ani ve şirkihi, ve en ekterife alâ nefsî sûen ev ecürrehu ilâ müslimin :
 
“ Gökleri ve yeri yaratan, görüneni ve görünmeyeni bilen, her şeyin Rabbi, hükümranı ve sahibi Allah’ım!  Senden başka ilâh olmadığına şâhidlik ediyorum. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirke düşürmesinden Sana sığınıyorum. Nefsime kötülük yaptığımı veya kötülüklerimi bir müslümana dokundurduğumu  itiraf ediyorum.” Buyurdu ve devamla : “Buları sabahladığında, akşamladığında ve yatağına vardığında hep söyle!” buyurdu.
 
 (Ebu Hureyre (ra)’dan; Tirmizî, 3389; Ebu Davûd, 5067)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim her günün sabahında ve her gecenin akşamında üç defa:
 
بِسْمِ اللّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي الأرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
 
: Bismillahi’l-lezî lâ yedurru mea ismihi şey’un fi’l-arzi velâ fi’s- semâi ve hüve’s- semi’u’l-alîmü :
 
“O’nun ismi yanında, yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla! O, her şeyi işiticidir ve bilicidir.” Derse ona hiçbir şey zarar veremez.”
 
(Tirmizî, 33385; Ebu Davûd, 5088; İbn Mâce, 3869; İ. Ahmed, 446, 474)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabahladığı ve akşamladığı vakit :
 
رَضِيتُ بِاللّهِ رَبًّا ، وَبِلْلإسْلاَمِ دِيناً ، وَ بِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا ، كَانَ حَقًّا عَلَى اللّهِ أنْ يُرْضِيهُ
 
: Raditü billahi Rabben, ve bi’l- İslâmi dînen, ve bi muhammedin nebiyyen, kâne hakan alâllahi en yurdîhu :
 
“Rabb olarak Allah’a, din olarak İslama, peygamber olarak Muhammed’e razıyım!” derse Allah’ın kendisinden razı olmasına hak kazanmış olur.”
 
(Tirmizî, 3386; Ebu Davud, 1529; hâkim I-5189)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı ve akşamladığı vakit şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةُ ، اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَالْعَفْوَ وَالْعَافِيَة فِي دِينِي وَدُنْيَايَ ,َأهْلِي ، اللّٰهُمَّاسْتُرْ عَوْرَاتِي ، وَآمِنْ رَوْعَاتِي ، اللّٰهُمَّ احْفِظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ ، ,َمِنْ خَلْفِي ، وَعَنْ شِمَالِي ، وَمِنْ فَوْقِي ، وَأعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي
 
Allahümme innî eselüke’l- âfiyete fi’d- dünyâ ve’l- âhiretü, Allahümme innî eselüke’l-afve ve’l- âfiyeri fî dîni, ve dünyâye, ehlî, Allahümme’stür avretî, ve âmin rav’âtî, Allahümme’hfiznî min beyni yedeyye, min halfî, ve an şimâlî,  ve minfevkî,  ve eûzü biazametike en ugtâle min tahtî :
 
Allah’ım! Senden dünya ve âhirette afiyet isterim! Dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında aff ve afiyet dilerim! Allah’ım! Ayıplarımı gizle! Korkularımdan emin kıl! Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden, koru! Atımdaki yerin çökmesinden Senin azametine sığınırım!”
 
(İbn Ömer (ra)’dan; Ebu Davûd, 5074; İbn Mâce, 3871)

image_print