Muhammedi Tasavvuf Önsöz

ÖNSÖZ

Allahu Teâlâ’nın İhsan izniyle,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellim’in Ekrem ikramıyla,
Ve gerçekten himmetlerini hep göre geldiğim Azîz Eren Baba’larımın duasıyla düşünürdüm hiç durmadan…
Muhammedî Tasvvuf ne idi, nerelere götürüldü, günümüzde ne hâlde?
Ve en önemlisi ise fıtrî meşrebinde Rabb’ısıyla tanışmak aşkı olan bir gencimiz;
Kimlere baş eğmeli ya da eğmeden nasıl kendini ve Rabb’ını bilmeli, bulmalı ve yaşayabilmeli idi??…

İşte bu sorular sonucunda;
Zâhiren Lâtif YILDIZ, Bâtınen KUL İHVANÎ çeşmesinden akan İlâhî İLİM ve Muhammedî EDEB “SU” yunun kaynağı sadece ve sadece Muhammedîdir.
Muhammedî oluşu zâten kapsayan, Kur’ânî Ve Rabbânî oluş ise hâliyle birliktedir biledir…

Bu Çile çeşmesi;
Allahu Zü’l- Celâl için herkese selsebildir,
Muhammed aleyhisselâm adına hesabına ve şerefine O’nun özellik ve güzelliklerini arz etmekten başka olan; amaç, çıkar vs.ler kendisine haramdır..
Yiğitliği ise, 4 mevsim yıkılmadan ayakta kalabilmek ve Hasbî Hizmet Kıyamı’nda sürekli durabilmektir…
Zikr-i dâim, Fikr-i dâim, Şükr-ü dâim ve Sabr-ı dâim köşelerini yere indirmemek için;
Muhammedî Melâmet içinde merhamet ve muhabbetle her gelene :
“BUYURUNUZ EFENDİM! SİZİNDİR!!” alın yazısını okutabilmektir…
Bir yudum içenin “BEN”likten “BİZ” liğe geçiş kemâlâtını kutlayabilmektir..

Bu çeşmeden “Aslı pâk SU”yun akışında;
Görülecek, sanılacak veya tesbit edilecek her yanlış ve hata Çeşmeye-Bana aittir.
İncelenir yanlış ise derhal düzeltilir…

Bir zamanlar çala kalem ve çok kısa sürede yazılan “Muhammedi Tasaavvuf”u;
İlgi duyan değerli gençlerimizle birlikte yeniden elden ve gönülden geçirelim istedim.
Forumda açılan Tasavvuf köşemizde BİRlikte ve BİZlikte İnşâallah…

Her yeni konu da anlatamadığım, anlaşılamayan kısımları yeniden düzenlemeliyiz..

Bizler hamd olsun alışılmış piyasa işi bir tarikat çemberinde cem’ değil de,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in mutahhar yüreğinde BİR ve BİZ olmayı ve “Şu an ki şehâdeti”ne fiilen iştirak şerefini hayat , din ve âhiret gâyemiz bilmekteyiz..
Hepimiz biribirimizin sadece hizmetçisiyiz.
Şişen, şişirilen, şişirtilen basit balon mübârekliklerinin nasıl patlayıp, çatladığına veya elden kaçanlarının nasıl yok olup gittikleri acı sonuçlarını görmekteyiz…
İmam-ı Mutlak, Rehber-i Mutlak ve Mürşid-i Mutlak Muhammed aleyhisselâm…
Söz bitti.. hepimiz cemâatıyız.. ve ne yaptığımızdan eminiz çok şükür…

Bize, “Muhammedî Tasaavvuf” taki “Muhammedî” kelimesini çok gören 40 yıllık tarikat arkadaşlarıma ise diyecek çok sözüm yok!
Ancak;
İmanında, âmelinde, ahlâkında ve hâllerinde Muhammed aleyhisselâmı duyup da uyanlar mutlaka “Muhammedî” dirler ki,
Bu her müslüman için Emrullahtır hatta Muradullahtır..
Gerçek böyle değil ise “Muahammedîyim!” sözü korkunç sonuçlara gebe boş bir kuru gürültüdür ve görüntü ambalajı bomboştur..
Ben isem de, sen isen de, o ise de… fark etmez…

Allahu Teâlâ’nın İhsan izniyle,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellim’in Ekrem ikramıyla,
Ve gerçekten himmetlerini hep göre geldiğim Azîz Eren Baba’larımın duasıyla düşünürdüm hiç durmadan…
Muhammedî Tasvvuf ne idi, nerelere götürüldü, günümüzde ne hâlde?
Ve en önemlisi ise fıtrî meşrebinde Rabb’ısıyla tanışmak aşkı olan bir gencimiz;
Kimlere baş eğmeli ya da eğmeden nasıl kendini ve Rabb’ını bilmeli, bulmalı ve yaşayabilmeli idi??…

İşte bu sorular sonucunda;
Zâhiren Lâtif YILDIZ, Bâtınen KUL İHVANÎ çeşmesinden akan İlâhî İLİM ve Muhammedî EDEB “SU” yunun kaynağı sadece ve sadece Muhammedîdir.
Muhammedî oluşu zâten kapsayan, Kur’ânî Ve Rabbânî oluş ise hâliyle birliktedir biledir…

Bu Çile çeşmesi;
Allahu Zü’l- Celâl için herkese selsebildir,
Muhammed aleyhisselâm adına hesabına ve şerefine O’nun özellik ve güzelliklerini arz etmekten başka olan; amaç, çıkar vs.ler kendisine haramdır..
Yiğitliği ise, 4 mevsim yıkılmadan ayakta kalabilmek ve Hasbî Hizmet Kıyamı’nda sürekli durabilmektir…
Zikr-i dâim, Fikr-i dâim, Şükr-ü dâim ve Sabr-ı dâim köşelerini yere indirmemek için;
Muhammedî Melâmet içinde merhamet ve muhabbetle her gelene :
“BUYURUNUZ EFENDİM! SİZİNDİR!!” alın yazısını okutabilmektir…
Bir yudum içenin “BEN”likten “BİZ” liğe geçiş kemâlâtını kutlayabilmektir..

Bu çeşmeden “Aslı pâk SU”yun akışında;
Görülecek, sanılacak veya tesbit edilecek her yanlış ve hata Çeşmeye-Bana aittir.
İncelenir yanlış ise derhal düzeltilir…

Bir zamanlar çala kalem ve çok kısa sürede yazılan “Muhammedi Tasaavvuf”u;
İlgi duyan değerli gençlerimizle birlikte yeniden elden ve gönülden geçirelim istedim.
Forumda açılan Tasavvuf köşemizde BİRlikte ve BİZlikte İnşâallah…

Her yeni konu da anlatamadığım, anlaşılamayan kısımları yeniden düzenlemeliyiz..

Bizler hamd olsun alışılmış piyasa işi bir tarikat çemberinde cem’ değil de,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in mutahhar yüreğinde BİR ve BİZ olmayı ve “Şu an ki şehâdeti”ne fiilen iştirak şerefini hayat , din ve âhiret gâyemiz bilmekteyiz..
Hepimiz biribirimizin sadece hizmetçisiyiz.
Şişen, şişirilen, şişirtilen basit balon mübârekliklerinin nasıl patlayıp, çatladığına veya elden kaçanlarının nasıl yok olup gittikleri acı sonuçlarını görmekteyiz…
İmam-ı Mutlak, Rehber-i Mutlak ve Mürşid-i Mutlak Muhammed aleyhisselâm…
Söz bitti.. hepimiz cemâatıyız.. ve ne yaptığımızdan eminiz çok şükür…

Bize, “Muhammedî Tasaavvuf” taki “Muhammedî” kelimesini çok gören 40 yıllık tarikat arkadaşlarıma ise diyecek çok sözüm yok!
Ancak;
İmanında, âmelinde, ahlâkında ve hâllerinde Muhammed aleyhisselâmı duyup da uyanlar mutlaka “Muhammedî” dirler ki,
Bu her müslüman için Emrullahtır hatta Muradullahtır..
Gerçek böyle değil ise “Muahammedîyim!” sözü korkunç sonuçlara gebe boş bir kuru gürültüdür ve görüntü ambalajı bomboştur..
Ben isem de, sen isen de, o ise de… fark etmez…


Dingin bir Bedenle Zikret ve Üzme!

Singin bir Nefsle Fikret ve Üzülme!

Yungun bir Gönülle Şükret ve Sev!

Yangın bir Ruhla Sabret ve Sevil!..


Es Selâm ve Muhabbetlerimle…



image_print