Mecâzi ve Gerçek Aşk : LXXVI – LXXX

LXXVI
 
 
Dost senin aşkın oku key katı taştan geçer
Aşkına düşen kişi can ile baştan geçer
 
Dost senin aşkın oku en sert taşları deler geçer!
Aşkına düşen kişi canı ile başından geçer!
 
 
Dün ü günü zâr olur aşkın ile yâr olur
Endişesi sen olan cümle teşvişten geçer
 
Dün ü günü zâr olur!
Aşkın ile Yâr olur!
Endişesi Sen olan, cümle karışılıkardan geçer!
 
Teşviş : Karıştırma. Karma karışık etme. Bulandırma.
 
 
Aşkına düşenlerin yüreği yanar olur
Kendini sana veren dügeli işten geçer
 
Aşkına düşenlerin yüreği yanar olur
Kendini Sana veren başka işlerden vazgeçer!
 
Dügeli : Bütün, hepsi.
 
 
Dünyânın mahabbeti ağulu aşa benzer
Âhırın sanan kişi ağulu aştan geçer
 
Dünyânın mahabbeti zehirli yemeğe benzer
Âhiretini bilen anlayan hesabın geleceğini sanan kişi bu âlemde yaşarken çok çekici gözüken dünyasevgisi agulu aşını yemekten tez vazgeçer!
 
Agu : Zehir, sem.
 
وعن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: [قال رسولُ اللّهِ: حُبُّ الدُّنْيَا رَأسُ كُلِّ خَطِيئَةٍ، وَحُبُّكَ الشَّىْءَ يُعْمِى وَيُصِمُّ[. أخرجهُ رزين .
 
    Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışların başıdır. Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar.”
(Rezin ilâvesidir. Beyhakî Şuabu’l-Îman’da kaydetmiştir. Hadisin ikinci yarısı Ebû Dâvud’da tahric edilmiştir. (Edep 125, (5150))
 
 
وعنه رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: [قال رَسُولُ اللّه إنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ، وَإنَّ اللّهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا فَنَاظِرٌ كَيْفَ تَعْمَلُونَ؛ فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَالنِّسَاءَ فَإنَّ أوَّلَ فِتْنَةِ بَنِى إسْرَائِيلَ كَانَتِ النِّسَاءَ [. أخرجه مسلم والنسائى.وعنده: فَمَا تَرَكْتُ بَعْدِى فِتْنَةً أضَرَّ عَلى الرِّجَالِ مِنَ النِسَاءِ .
 
    Yine Ebû Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: ” Dünya tatlı ve hoştur. Allah sizi ona vâris kılacak ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır. Öyleyse dünyadan sakının, kadından da sakının! Zîra Benî İsrâil’in ilk fitnesi kadın yüzünden çıkmıştır.”  (Müslim, Zikr 99, (2742); Tirmizî, Fiten 26, (2192); İbnu Mâce, Fiten 19, (4000))
 
 
Başında aklı olan ücretle amel etmez
Hûrilere aldanmaz göz ile kaştan geçer
 
Başında azıcık aklı olan ücret karşılığı cennet vs. için amel etmez
Cennetteki Hûrilere gözünü dikip işin aslını öğrenmeden aldanmaz!
Bu âlemde yettiyse yetti imtihan aracı olan kadın şehveti artık göz ile kaştan geçer!
Bu yalan dünyada doymayanlar için cennette yiyecek, eşler vs. Erenler için ise sadece cemâlullah hedeftedir.
 
Huri : (Ahver ve Havrâ kelimelerinin C.) Ahu gözlüler. Gözlerinin akı karasından çok olan, pek güzel ve güzellikleri tarif ve tavsif edilemiyecek derecede güzel olan Cennet kızları.
Bu târifler avamcadır. Aslı ise bizce Rızanın Hak oluşu hürmetidir.
Kadınlara ve Kâbe’ye de “Haram” denmesi de bındandır.
 
 
Gerçek âşık ol ola can vermeğe ol ive
Dost ile pazar için nice bin baştan geçer
 
Gerçek Âşık o kimseler ola ki, Dost’a canını vermek için ive-acele ede!
Zira Dost ile pazar için, nice bin baştan geçer- fedâ eder!
 
 
Âriflere için bu dünya hayâl ve düş gibidir
Kendiyi sana veren hayâl ü düş gibidir
 
Âriflere bu dünya hayâl ü düş gibidir
Bu öylesine kandıcı bir gelindir ki kendini sana teslim etmiş gibi gözüksede hakikat değil hayâl ve düş gibidir!
 
 
Yunus’un gönlü gözü doludur Hak sevgisi
Sohbet ihtiyar eden yad u bilişten geçer
 
Yunus’un gönlü gözü doludur Hakk Teâlâ sevgisiyle
Dost ile Sohbet dileyen Dost’tan başka yabacıdan da biliş-tanıştan da vazgeçer.
 
İhtiyar : Ist: İstek, arzu. Razı olmak. Katlanmak. Seçmek. Tensib etmek. Seçilmek. (Bak: İrade)
 
 
 
LXXVII
 
 
Girdim aşkın denizine
Bahrılayın yüzer oldum
Geştediben denizleri
Hızır’layın gezer oldum
 
Girdim aşkın denizine
Bahri kuus gibi yüzer oldum
Dolaşarak denizleri
Hızır gibi gezer oldum
 
Bahrı : bahri Kuşu.
Geşt etemek : Gezmek, dolaşmak.
 
 
Cemalini gördüm düşte
Çok aradım yazda kışta
Bulamadım dağda taşta
Denizleri süzer oldum
 
Cemâlini gördüm düşte
Çok aradım yazda kışta
Bulamadım dağda taşta
Denizleri süzer-gözetir-izler oldum
 
 
Sordum deniz mâlikine
Irak değil salığına
Girdim gönül sınığına
Gönülleri düzer oldum
 
Sordum deniz sahibne
Irak değil haber alınnanına
Nerde kırık kalbler varsa onlara girdim
Gönülleri düzer-yapar oldum
 
Gönül sınığına : Kırık gönüle.
Salık vermek : haber vermek.
 
 
Viran gönlüm eyledim şar
Bunculayın şar nerde var
Haznesinden aldım gevher
Dükkân yüzün bozar oldum
 
Virâne gibi gönlümü  aşk şehri eyledim
Bunun gibi güzel şehir nerede var?
Hazinesinden aldım gevher
Halkın sattığı ufak-tefek şeylerin dükkânına dönüp bakmaz oldum!
Ben aşkı Muhammed aleyhisselâm’ın Kevser Havzından durmadan almakta olan Erenlerdenim ki neden perakendeci şucu buculardan aşkı sorayım!..
 
Gevher : f. Akıl ve edeb. * Asıl ve neseb. * Elmas, cevher, mücevher. İnci. * Bir şeyin künhü ve esası. Hakikat. * Noktalı olan harf.
 
 
Ben ol dükkân-dar kuluyum
Gevherler ile doluyum
Dost bağının bülbülüyüm
Budaktan gül üzer oldum
 
Ben ol dükkândâr-dukkancının kuluyum
Dükkan benim Muhammedî mücevherler ile doluyum
Dost bağının bülbülüyüm
Dost bağından O’nun adına hesabına ve şerefine gül dalından gül dermek bie izinlidir.
 
 
Ol budakta biter îman
Îman bitse gider güman
Dün gün işim budur heman
Nefsime bir Tatar oldum
 
O gül dalı budağında biter îman biter-yetişir
Gerçekten Muhammedî Gülbağına dönen gönüllerde Îman bitse-yetişse tüm şüpheler gider-yok olur.
Müslim, mü’min olur!
Benim bir Eren âşık olarak dün de gün de işim-gücüm drmadan budur!
Bu işimi fıtrî imtihan yapısı gereği dünya zevklerini tercih eden nefsime karşı savaşçı bir Tatar oldum!
 
Tatar : Eskiden, mektup taşıyan postacı. Düşmanlığıyla ve savaşçılığıyla meşhur Tatar kavminden olan.
 
 
Canım bu tene gireli
Nazarım yoktur altına
Düştüm ayaklar altına
Topraklayın tozar oldum
 
Topraktan yaratılıpda bu Canım-Ruhum bu tene gireli
İlgim ve göz atışım yoktur altına-akçeye!
Aşkın yoluna düşünce zâhiren düştüm ayaklar altına,
Toprak gib tozar oldum!
 
 
Tenim toprak tozar yolca
Nefsim iltir beni önce
Gördüm nefsin burcu yüce
Kazma aldım kazar oldum
 
Benlik Tenim toprak tozar yolca
Nefsim iletir beni önce
Gördüm nefsin İlâhi İradeyle imtihan nedniyle imkanlar burcu çok yüce olduğunu görünce,
Kazma aldım temelinden-dibinden kazmaya başladım!
 
İltmek : İletmek. Götürmek, yerine ulaştırmak, eriştirmek.
 
 
Kaza kaza indim yere
Gördüm nefsin yüzü kara
Hürmeti yok Peygamber’e
Bentlerini bozar oldum
 
Kaza kaza indim yere
Gördüm nefsin yüzü kara
Hürmeti yok Peygamber’e
Nefsin yaptığı yaramazlıklara karşı kendisini savunmak için kurduğu yol kesici bentlerini-tuzaklarını bozar oldum.
 
 
Bu nefs ile dünyâ fâni
Bu dünyâya gelen hanı
Aldattın ey dünyâ beni
İşlerinden bezer oldum
 
Bu nefis de bu  dünyâ da fâni- yok olup gidecekler.
Birer imtihan aracı!
Bu dünyâya gelenler hani neredeler?
Aldattın ey dünyâ beni
Başıma açtığın önü de sonu da kötü işlerinden bezer oldum!
 
 
Yunus sordu girdi yola
Kamu gurbetleri bile
Kendi ciğerim kanıyla
Vasf-ı hâlim yazar oldum
 
Yunus Hakk’ı Hakk Erenlere sordu, Hakk yoluna girdi
Bütün gurbetleri de gezdi!
Hakk’sız görüş ve inançlara da baktı-inceledi!
Nice çileler çekere geldiğim bu noktada kendi ciğerim kanıyla
Kendimin kemâlât özellik ve güzelliklerini yazar-anlatır oldum!
 
Vasf : Sıfat. Bir kimsenin veya şeyin taşıdığı hâl. Bir kimsenin veya şeyin durumunu anlatarak tarif etmek.
 
 
 
LXXVIII
 
 
Ben seni sevdiğimi söyleşirler hâs u âm
Söyleşenler söyleşsin sensiz dirliğim haram
 
Benim Seni sevdiğimi söyleşirler ileri gelenler de halk da
Söyleşenler söyleşsin, ne derlerse desinler!
Benim Sensiz olan dirliğim haramdır bana!
 
 
Kim senin lezzetinden canı tad almaz ise
Yürür cansız bir sûret âlem halinden bîgam
 
Kimin canı, Senin Öz lezzetinden tad almaz ise
Yürür cansız bir sûret, âlemin neyi anlattığından, şay’i yaratandan, kendi kimliğiden ve hâl- hazır halinden tasasız-aldırmaz!
 
Bîgam : Gamsız, tasasız.
 
 
Ben bu dem seni gördüm nicesi sabreyleyim
Seni bir dem görmeye müştaktır cümle alem
 
Ben bu an ki seni gördüm!
Nasıl sabreyleyim artık!
Bir ben değil Seni bir an görmeye can atar cümle âlem!
 
 
Seni gören kişiye ne hacet hûr u kusûr
Seni sevmeyen cana tamudur cümle makam
 
Seni Cemâlini gören kişiye ne hacet hûri ve köşkler!
Seni sevmeyen cana, cehennemdir cümle makam-her yer ve her hâl!
 
Kusûr : kasırlar, köşkler.
 
 
İki cihan varlığı ger benim olur ise
Sensiz bana gerekmez iş seninledir tamam
 
İki cihanın varlığı eğer benim olur ise
Sensiz bana gerekmez hiç, Kulluk ve aşk işi ancak Seninledir tamam!
 
 
Bin yıl ömrüm olursa harcedem bu kapıda
Ben gerçek aşık isem gerek bu yolda ölem
 
Bin yıl ömrüm olursa da harcayayım ben bu kapıda!
Eğer ben gerçek âşık isem, o zaman gerekir ki bu yolda ölem!
 
 
Çoklar Yunus’a der nicedir aşk esrikliği
Nitsin ezel bezminde şöyle çalındı kalem
 
Çokları var ki Yunus’a derler: “Nicedir aşk sarhoşluğu?”
Ne yapsı âşıklar ezelde Elest Bezmi’nde böyle çalındı kalem!
 
 
 
LXXIX
 
 
Nite ki ol maşuk ile ben râzımı bir eyleyim
Gark olam müşâhedeye ermeye tedbir eyleyim
 
Nasıl edeyim ki ben, O Ma’şuk ile ben sırrımı bir eyleyim?
Gark olayım müşâhedeye-görerek, bilerek, bularak Hakk’a ulaşmak için ne gerekiyorsa hazırlık eyleyim!
 
Tedbir : Bir şeyi te’min edecek veya def’ edecek yol. * Cenab-ı Hakk’ın Hakîm ismine uygun hareket, riayet. * Bir şeyde muvaffakiyet için lâzım gelen hazırlık.
Müşâhede: Gözle görmek. Seyrederek anlamak. Seyretmek. * Muayene, kontrol.
Tedbir : Bir şeyi te’min edecek veya def’ edecek yol. * Cenab-ı Hakk’ın Hakîm ismine uygun hareket, riayet. * Bir şeyde muvaffakiyet için lâzım gelen hazırlık.
 
 
Kimdir ki onu görüben gizleni kaldı ahvâli
Göster bana ol kişiyi ben dahı el bir eyleyim
 
Kimdir ki O’nu görerek, kendini bilip kendi kimliğini-hâllerini kaybetti Dot’ta Dost oldu!
Göster bana ol kişiyi ki ben de onunla el birliği eyleyemyim!
 
 
Bu halâyık aydır bana sakla onu can içinde
Bir zerresi yüz bin cihan ayıt nice sirreyleyim
 
Bu insanlar derler bana: “Sakla O’nu can içinde!”
Bir zerresi yüz bin cihan!
Her zerrede Sahibi var!
Söyle nasıl gizleyeyim?
 
 
Şunun gibi çâpük-nazar bir nazarda yüz bin Mûsî
Ser-mest ü hayran kamusu de nice tedbîr eyleyim
 
Şunun gibi çevik bakışlıkim var ki bir nazarda yüz bin Mûsâ
Kendinden geçmiş ve hayran tümü de ben bu bakışa karşı nasıl tedbîr alayım?
 
Çâpük-nazar : çabuk, çevik bakış.
Mûsî : Musâ.
Ser-mest : f. Başı dönmüş, kendinden geçmiş.
 
وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَـكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ
    “Ve lemma cae musa li mikatina ve kelemehu rabbühu kale rabbi erini enzir ileyk kale len terani ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarra mekanehu fe sevfe terani felemma tecella rabbühu lil cebeli cealehu dekkev ve harra musa saika felemma efaka kale sübhaneke tübtü ileyke ve ene evvelül mü’minin : Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr’a) gelip de Rabbi onunla konuşunca «Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!» dedi. (Rabbi): «Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!» buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.” (A’raf 7/143)
 
 
Farz değildir kamulara Tur’da münâcât eylemek
Ben nerdeysem dost ondadır her bir yeri Tûr eyleyim
 
Herkese farz değildir Musa aleyhisselâm gibi Tûr’da münâcât eylemek!
Ben nerdeysem O Dost oradadır!
Her bir yeri Tûr eyleyim!
 
 
Hidâyet erdi kamuya hevâsından geçmezlere
Tevfıyk yüzün yere urup aşkımı şir-gîr eyleyim
 
Hidâyet erdi herkese, hevâsından geçmezlere de!
Çünkü ben Erenlerden bir âşık olarak yardım-hasbî hizmeti tevazu’-alçak gönüllük içinde İlâhî Aşk’ımı Aslan avcısı yiğit gibi üstlerine salayım!
Şahbazı gibi Şah’a av valayayım!
 
Tevfıyk : Tevfik. Uygun düşürme. * Uydurma. Muvafık kılma. * Cenab-ı Hakkın kuluna yardım etmesi.
Şir-gîr : Aslan avcısı. Yiğit.
 
 
Muhakkıklar göredurur Yunus gözü gördüğünü
Düşüm söyleyeyim sana necm ile ta’bir eyleyim
 
Ancak Muhakkıklar görebilir Yunus’un gözünün gördüğünü!
Ey Kardeş!
Ben Düşümü sana anlatayım yıldız ile yorayım!
Yine de sen bu tâbirimi sakın Yıldız falı sanma ve Sûre-yi Necm’e bak!
Muhammedî Âşıkların Muhammedî görüşünü gör görebiliyorsan ki hazırsan Hızır huzurda!…
 
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى
فَأَوْحَى إِلَى عَبْدِهِ مَا أَوْحَى
مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى
    “Summe dena fe tedella .Fe kane kabe kavseyni ev edna. Fe evha ila abdihi ma evha . Ma kezebel fuadu ma raa  : Sonra (Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu. Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.” (Necm 53/8-9-10-11)
 
Muhakkık : Hakikatı araştırıp bulan. İç yüzüne inceliyerek vakıf olan. * Hakikat âlimi. Hakikatlara hakkı ile vakıf ve ehl-i tahkik olan büyük İslâm âlimi.
Ta’bir : (Tâbir) İfade, anlatma. Söz. Mânası olan söz. Deyim. * Terim. * Rüya yorma. (Ubur. dan) Herhangi bir şeyden ve hâdiseden, başka bir hak ve faydalı mânaya geçmek, intikal etmek ve ibretlendirmek ve ders almak.
 
 
 
LXXX
 
 
Ger râzımı söyler isem kimse dilim bilmez benim
Eğer sabır eyler isem gönlüm karar kılmaz benim
 
Eğer ben özümdeki Hakikat-ı Muhammediyye sırrımı söylemeye kalkışırsam kimse dilim bilmez benim!
Çünkü Hakk Dostları Hakça konuşur!
Eğer söylemeyip sabır eyler isem gönlüm bir kararde rahat bırakmaz benim!
 
 
Ey dûstlar ey uslular siz ayıdın ben n’ideyim
Ol dost yüzün göreliden aklım başa gelmez benim
 
Ey dostlar!
Ey uslular-akılllılar!
Siz söyleyin bana ben ne yapayım?
Ol Dost’un yüzün göreliden beri aklım başıma gelmez benim!
 
 
Bûnun gibi tertib ile benim işim varmaz başa
Elimden iş kalır ise cânımdan iş kalmaz benim
 
Halkın uğraştığı tertib-düzen ile benim bu aşk işim varmaz başa-sona!
Elim kolum bağlanıp görünür işlerim kalır belki, ancak Ruhumun ulaşılamaz arzusu yüzünde O Dost için  cânımdan aşk işi geri kalmaz benim!
 
 
Ne deliyim ne usluyum benzer neye benim işim
Aşk denizine harkolup geldim canım doymaz benim
 
Ne deliyim ne usluyum!
Neye benzer benim işim?
Aşk denizine gark olup geldim ki canım buna doymaz benim!
 
 
Mahabbetin odu benim yüreğime düştü yanar
Yandığımca artar odum devrim geçip solmaz benim
 
Mahabbetin ateşi benim yüreğime düştü yanar içim!
Yandığımca artar ateşim!
Ve bu yangın devrim-zamanım geçip solmaz-ömrümce sürer benim!
 
 
Cümle Hak’a yol vardılar sabr ile Hakk’a erdiler
Aşkın aslı oddandurur sabrım ile olmaz benim
 
Hakk Dostlarının cümlesi-tümü de Hakk’a  doğru yol vardılar!
Sabr ile Hakk’a erdiler!
Aşkın aslı ateştendir!
Sabrım ile kararım olmaz benim!
 
 
Nice dedim bu gönlüme var sabır eyle tek otur
Ol dem daha bedter olur öğüdümü almaz benim
 
Defalarca dedim bu gönlüme: “Var sabır eyle! Tek başına otur!”
O an daha beter olur öğüdümü almaz benim!
 
 
Bu Yunus’un çün sûreti ölüp toprak olur ise
Bâtınımdan aşk sevgisi bilin ki hiç gitmez benim
 
Bu Yunus’un bu beden testisi sûreti zâhirinde ölüp toprak olur ise ne gam!
Bâtınımdan aşk sevgisi bilin ki hiç gitmez benim!

image_print