94. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:
 
Hayır ile mevsuf ol! Başkalarına hayrı tavsiye edip, kendini unutanlardan olma!
Ârif ol!
ALLAH’ından kork!
İrfanı anlatanlardan olma!

Salihlerden birisinin kardeşi öldü.
Rüyasında gördü :
“Ne oldu?” diye sordu.
“Cennete girdim. Yiyip içip geziyorum” diye cevap verdi.
“Canım ben sana onları sormuyorum. Rabbini gördün mü?” dedi.
“Hayır” dedi.
“Onu ancak bilenler görüyor.”
 
Müellif Muhiddin’i Arabî der ki:
O zât hemen bize geldi, anlattı. Ve bize bu hususta :
“Bana Mürşid ol” diye rica etti.
Bir müddet bizimle kaldı.
Keşif ve şuhud yoluyla irfan tahsil etti.
Kelâm ulemâsının delilleri gibi değil…

Kardeşim!
Söz ebesi, başkasını avlamak için konuşan; Kalbi karışık, fesad, hile, kibir, hırs, tamah, buğuz ve adavetle dolu; Ameli nifak ve riyâ;
Arzusu, Dünyada zevk ve sefâ ile yaşamak olanlarla arkadaş olma!
 
Sana ALLAH’ı hatırlatan içine ALLAH sevgisi aşılayan, hâliyle sana vâazeden kimselerle arkadaş ol!

Sakın, sana lisanı ile iyi şeyleri tavsiye edip, kendi nefsinde tatbik etmeyenlerle düşüp kalkma!
Kalbi kararmış, taş gibi olmuş, merhametten eser kalmamış, gafil kimselerle olma!
 
Cisimleri Dünyada, ruhları Muhal-li Alâ’ya bağlı kimselerle ol!

Sakın, başkalarının ayıpları ile meşgul olupta kendini unutma!
Bu hâl, kalb körlüğü getirir.
Kalbi Mahal-li Alâ’ya bağlı bulunan, dedi-kodu bilmez olur. Başkalarını tedâvi edip de kendi hastalığına bakmayan doktor gibi olma!

ALLAH’ı herşeye tercih edin!
Daima doğruluğu iltizam edin ALLAH’ı bütün kalbinizle sevin!
Onun kapısına devam edin!
Ölümü hiç unutmayın!
Hesaplı hareket eden kârlı olur.
Hesapsız olanlar delalet te kalır.
Sonunu düşünen kendini korur.
İyilik eken sevinç kaldırır.
Kanaat edip şükredenin azı, israf edenin çoğundan çok hayırlıdır. Dışını insanlara, içini ALLAH’a bağla!
Herkesle hoş geçin!
 
Ulemânın huzuruna varırken Câhil olarak var.
Yâni ilmini unut!
Zahidlerin huzuruna varırken dünyayı bırak da var.
İrfan ehlinin huzuruna varınca sükût et!
Böyle yaparsan, bunların sohbetlerinden istifade edersin.
Bir Ehl-i dil’e musahib olursan, ilme dair notların falan varsa, onları imha et!
Bildiklerini unut, bildiğin yerde inat edip durma, kendinden geç!

Eğer, kalb âleminde seyre başlamışsan sakın hiç birinde eğlenme! Gördüklerini hep unut!
 
Efendinin sırrını da ifşâ etme ve daima :
“Yâ Rabb! İlmimi artır!” diye dua et!
 
İhtiyaçlarını daima fakirim diye iste!
Sakın, kendinde varlık görme!
ALLAH’a fakrile, zillet ile gidilir.
ALLAH, kullarına şöyle hitap eder :
“VARLIĞINI BIRAK DA BANA ÖYLE GEL!”
Ey ALLAH dostluğu isteyen!
İmânını daima murakabe et ve güzel amellerle onu tezyin et!
Bir insan sana söğerse düşün!
Söğdüğü şey sende varsa ona kızma!
O kötü sıfatından vaz geç!
Söylediği kötü şey sende yoksa, bu sana bir ihtardır ki muhabbetten fazla sevgi göstermek, nifak alâmetidir.
 
 
 
Mevsuf : Vasıflanan. Bir sıfatla tavsif edilen. * Kendisinde bir sıfat mevcud olan, kendisine bir sıfat isnad edilmiş olan.
 
Fesad : Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek.
 
Hırs : Aç gözlülük. Tamahkârlık. * Kızgınlık. * Şiddetli istek, arzu. * Azgınlık.
 
Tamah : (Tımah – Tumuh) Bir şeye göz dikip bakma.
 
Nifak : Müslüman gibi görünüp kâfir olmak. İki yüzlülük. * Bozuşukluk, ara açılmak. * Dinde riyâ etmek. * İhtiyaca sarf olunacak şeyler.
 
İltizam : Kendine lâzım kılma. İcrasına cehdettiği şeyi kendi üzerine vâcib kılma. Mülâzemet etme. Gerekli bulma. * Tarafgirlik etme, birinin tarafını tutma.
 
Ehl-i dil : (Ehl-i kalb) Kalbi uyanık, basireti ziyade olan. Gönül ehli. Mâneviyata çok kıymet veren, kalben Cenab-ı HAKK’a çok yakınlık hissedip çok hikmetlerden anlayan zât.
 
Musahib : Beraber sohbet eden. Arkadaş. Arkadaşlık eden. Birlikte bulunan.
 
İfşâ : (C.: İfşâât) Duyurmak. Fâşetmek. Meydana çıkarmak. Gizli bir şeyi herkese duyurmak.
 
Murakabe  : Kontrol etmek. İnceleyip vaziyeti anlamak. Teftiş etmek. * Kendini kontrol etmek. İç âlemine bakmak. Gözetmek. * Hıfz etmek. * Beklemek. İntizar. * Dalarak kendinden geçmek. * Tas: Kendisini tamamen nâfile ibâdet ve itaate vermek için mâbede kapanmak.
 
Tezyin  : Süslemek. Bezemek. Donatmak.
image_print