91. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:
 
Eba Hüreyre’ye hitaben varid olan vasiyetler:

Yâ Eba Hüreyre!
Bir âyeti ezberledikten sonra unutmak, büyük kabahattir.
ALLAH’a böyle gelme!..

Yâ Eba Hüreyre!
Ulu’l-emr olanlara la’net etme!
ALLAH bir kavmi ululemrlerine la’netlerinden dolayı Cehenneme attı.

Yâ Eba Hüreyre!
Şeytandan başkasına sövme!
Temiz lisan ile ölürsen bütün Peygamberler ve mü’minler Cennet’e girinceye kadar seninle müsafaha ederler.

Yâ Eba Hüreyre!
Gece yarısından sonra kılınan namazlar efdâldir.
Bunu ihmâl etme!

Yâ Eba Hüreyre!
İyi şeyleri emret!
Kötü şeyleri nehyet!
Herkese iyilik öğret!
Bir kimseyi fenalık yaparken görürsen, şahsına bir zarar gehneyeceğini bilirsen, ona ALLAH’dan kork de!

Yâ Eba Hüreyre!
Müslümanlara güler yüz göster!
Selâm ver!
Müsafaha et!
Melekler senin için dua ve istiğfar ederler.
ALLAH, meleklerin dua ve istiğfarlarını kabul eder.

Yâ Eba Hüreyre!
İyiliği küçük görme, iyilik deyince hepsini yap!
Hatta acize bir testi su getirmek sûretiyle olsun.
İyi huyların, küçük olsun, büyük olsun karşılığı Cennet’tir.

Yâ Eba Hüreyre!
Evinde ehli ve iyâline namaz kılmayı emret!
ALLAH evinize bol rızık verir.
 
Sizin eve şeytan sokulamaz.

Yâ Eba Hüreyre!
Her Müslüman için ALLAH’dan mağfiret iste!
Hepsi sana şefaatçi olurlar.

Yâ Eba Hüreyre!
Sekerâtta olan bir kimsenin yanına girersen, ona Kelime-i Şehadet’i telkin et!
Onun sevabları kadar sana da sevab verilir.
Hatta o hastaya tevbe ettir!
Tevbe telkini sıhhatte olanlara daha faydalıdır.

Yâ Eba Hüreyre! Ümmetime sünnetimi öğret! Âhirette nûrlara gark olursun da herkes sana gıbta eder.

Yâ Eba Hüreyre!
Misaferlere, yolculara ikram et!
Hatta onları ehline tercih et!
Melekler seni sıratta teşyi ederler.

Yâ Eba Hüreyre!
Müslümanların yollarına ezâ atma!
Elinden geldiği kadar yollardan ezâları kaldırmaya çalış!
Bir insan, yol üzerinde gördüğü ezâyı kaldırır veya onu, üzerine toprak dökmek sûretiyle örterse, ALLAH’da kıyamet gününde onun ayıplarını örter.

Yâ Eba Hüreyre!
Âmâların sol elinden tut, onları gidecekleri yere kadar götür!
Bu da bir sadakadır.
Sağırlara hayrı duyurmak, şaşırmışlara yol göstermek hep sadakadır.

Yâ Eba Hüreyre!
Borcunu elinle götür ver!
Melekler seni teşyi ederler.
Borcunu ödeyenlere melekler dua ederler ve ALLAH-ü Zül Celâl onlara ummadıkları yerlerden rızıklar gönderir.

Yâ Eba Hüreyre!
Bir insan helâlinden mal kazanır, zekâtını verir, sonra mirasçılarına bırakırsa, o maldan yapılan bütün hayırlı şeylerde onun hissesi vardır.

Yâ Eba Hüreyre!
Şehiden ölenlerin bütün günahları af olunur.
Yalnız kul hakları, bir de namuslu kimselerin namusuna dokunacak kötü sözler af olunmaz.

Yâ Eba Hüreyre!
Her günah, Âhirette tasadır.
Bâzı günahların tasası çok büyüktür.
En büyüğü başkasının malına, namusuna, canına karşı yapılan günahlardır.

Yâ Eba Hüreyre!
Kimseyi korkutma, seni de âhirette korkuturlar.
Başkalarının sana karşı yaptığı kabahatleri affet!
Büyük mükâfat görürsün.

Yâ Eba Hüreyre!
Evinin her tarafında namaz kıl!
Evinin nûru gözlerde görünür.

Yâ Eba Hüreyre!
Akşam ve sabah yemeklerinde, muhtaç akrabalarını gözet!
ALLAH, dünya ve âhirette dostlarına ayırdığı hayırlardan sana da büyük hisseler ayırır.

Yâ Eba Hüreyre! ALLAH’ın bütün mahlukatına merhamet et!
ALLAH da yarın sana merhamet eder.

Ebu Hüreyre derki:
Resûl-ü Ekrem efendimize:
“Yâ Resûlulullah! Ben bir sinek suya düşmüş çırpınıyor, onu o hâlde görünce içimden bir merhamet hissederim” dedim de, Resûlu’llah üç defa:
“ALLAH sana merhamet etsin!” buyurdular.

Yâ Eba Hüreyre!

Musibetleri sabır ile karşıla!
ALLAH’ın Rahmetine, Mağfiretine ve hidâyetine erersin.

Yâ Eba Hüreyre!
Felâketzedeleri taziye et!
Köle azad etmiş gibi sevab kazanırsın.

Yâ Eba Hüreyre!
Sabah ve akşam dilin zikrullah ile olsun!
Günahın kalmaz.

Yâ Eba Hüreyre!
Kardeşinin ayıbını gizle!
ALLAH yardımcın olur.
Kardeşine yardım et!
Akraba ve komşularına iyilik et!
Müslüman olursun.
Dostlarına iyilik et nıü’min olursun.
ALLAH’ın farz kıldığı ibadetleri yap!
Abid olursun.
ALLAH’ın taksimine razı ol!
Zalıid olursun.

Resûl-ü Ekrem salla’llahü aleyhi vesellem Ebû Hüreyre’ye vasiyetlerinde buyurdular ki :
“Ey Ebü Hüreyre! Herkes korkudan tir tir titrerken korku hissetmeyenlerin, herkes Cehennem ateşinden feryat ederken rahat ve huzur içinde bulunanların yollarını tut!”
“Onlar kim Yâ Resûlullah? bana onların ahvalini bildir ki. onları tanıyayım.”
“Onlar, âhir zamanda gelecek ümmetlerimdendirler. Onlar, Mahşere gelirken Peygamberler gibi gelirler. Karşıdan onları görenler Peygamber zannederler. Ben onları görünce: “Ah ümmetlerim! Ah ümmetlerim!” derim. Mahşer halkı o zaman onların Peygamber değil benim ümmetim olduğunu öğrenirler.
Onlar mahşer yerinden şimşek gibi geçerler. Onların nûru bütün mahşer halkının gözlerini kamaştırır.”
“Yâ Resûlullah, onların amellerini bana da öğrette belki ben de onlar gibi olurum.” dedim.
Buyurdular ki:
“Ey Ebû Hüreyre, onların yolu zorca. Evlerinde de her türlü yemekleri varken açlığı tercih ederler. Her çeşit elbise giymek kudreti varken elbiseye ehemmiyet vermezler. Her türlü şerbetleri içmek mümkün iken susuzluğa tahammül ederler. Hep bunları ALLAH’ın rızasını kazanmak, başkalarını nefislerine tercih ettikleri için yaparlar. Hesap korkusundan dolayı helâl olan bir çok zevklerini terk ederler. Dünyada yalnız bedenleri vardır. Dünyanın süsüne kendilerini kaptırmazlar. Melekler, Peygamberler onların ibadetlerine hayran olurlar. Onlara müjdeler olsun müjdeler!” dedikten sonra:
“ALLAHım benimle onları bir arada cem’eyle, benim onlara iştiyakım var!” dedi ve ağladı.
Ve yine buyurdular ki:
“ALLAH, arzdakilere âzab etmek murad ederse, onların yüzü suyu hürmetine azabı kaldırır.”

Ey Ebû Hüreyre!

İşte, sen de onların yoluna git!
Onlara muhalefet eden şiddetli hesaba çarpılır.
 
 
 
Kabahat : Kusur, çirkin iş, tekdir edilmeğe müstehak hareket.
 
İyâl : Aile bireyleri.
 
Şehiden : Şehid olarak.
 
Sekerât : Ölüm anındaki hâller. Sarhoşluk. * Hayretler. şiddetler. * Mestlikler.
 
Ta’ziye : Yeni ölen birisinin yakınlarının acısını paylaşır söz söylemek, teselli etmek. Baş sağlığı dilemek. “Allah sabr-ı cemil ihsan etsin” diye söylemek.
 
İştiyak : Fazla arzu ve şevk. Tahassür. Hasret çekmek. Özlemek. Göreceği gelmek.
 
Teşyi : Uğurlamak. Gideni selâmetlemek. Yolcu etmek. * Cesaretlendirmek.
 
Musibet : Afet. Belâ. Felâket. Hastalık. Dert.
image_print