82. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:

İbadetlere neş’eli olarak başla!
Eğer keselân gelirse, onu bırak başka ibadete geç!
Amma, farzlar böyle değil. Onların vakti geldi mi ister neşeli, isterse neşesiz ol Farzlar derhal işlenir.
Birisi, sen ibadet ederken başka, o ibadeti güzelce ifâ ederken o da öğrensin diye niyet et!
Riyâdan kurtulursun.
İhlâsına dikkat et!
Halk içinde güzel namaz kılıpta tenhada felfes kılan ALLAH’a hakaret etmiştir.
Elinden geldiği kadar gayret et!
Güzelce ibadetlerine devanı et!

Sakın:
“ALLAH beni şaki yazdıysa şakiyim, said yazdıysa Said’im!” deme. Hayırlı ibadetler ve hayırlı işler yapıyorsan, Said olduğuna ALLAH tarafından bir müjdedir.
 ALLAH güzel ameller işleyenlerin ecrini zayi etmez.

Kabirleri sık sık ziyaret et!
Yalnız kabristanda çok oturma, mezarlara ibret nazarıyla bak! Âhireti hatırla!
Kabristanda Dünya işlerini konuşmak sûretiyle ölülere ezâ etme!
Yol üstüne, gölgeliklere, ağaç altına, su kenarına, kabirlerdeki deliklere, suya, işeme!
Yedi büyük günahlardan içtinap et!
(Şirk, sehire, katli nefs, yetim malı yemek, riba, askerden kaçmak, namuslu kadınlara, kötü ve namuslarına dokunur sözler söylemek).
 
 
 
İfâ : Ödemek. Yerine getirmek. Söz verdiğini veya vazife bildiğini yerine getirmek. Kılmak. Yapmak.
 
Keselân : ağırlık.
 
Şaki : (Şekavet. den) Haydut. Yol kesen. Haylaz. * Her çeşit günahı işleyebilen.
 
Said : (Sa’d. dan) Saadetli. ALLAH (C.C.) kendisini sevmiş. O’nun rızasına ermiş olan. Ahireti için çalışan kimse. Mes’ud. Mübârek. Bahtiyar.
 
İbret : Uyanıklığa sebeb olan ders. * Çok çirkin ve düşündürücü. * Tuhaf, acâyip.
 
Riba : Tartısı ve ölçüsü belli olan bir malı aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile, bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak veya veresiye değiştirmektir. * Faiz. * Muamelede meşru miktardan tecavüz. * Bir şeyin artması, çoğalması. * Verilen borç para veya mal karşılığında kâr isteyip zarara ortak olmamak suretiyle hâsıl olan haram kazanç.
 
Sehire : Sihir. Büyü
image_print