63. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:

Şeriat ilminden bir şey biliyorsan, bilmeyene söyle!
Sakın bildiklerini gizleme!
Bir mezhebe bağlanıp onu körü körüne taklide yeltenme!
ALLAH’ın emrettiği şeyle amel et!
Bilmediklerini Ehl-i Zikre (Kitabullahı ve Resûlullah’ın sünnetini bilenlerden) sor!
Bir Müftü :
“ALLAH ve Resûlünün hükmü budur” derse, onunla amel et! “Benim re’yim, kanaatim budur!” derse, başkasına sor!
Dinde güçlük yok.
Ruhsatlarla amel et!
Alışında, verişinde semahat et!
Başına gelen musibetten dolayı kimseyi ayıplama!
ALLAH’tan afiyet iste, nefsini ıslaha çalış!
 
 
 
Mezheb : Yol. Gidilen yol. Tutulan çığır. * Dinin esaslarında ve esas temel mes’elelerde bir olmakla beraber, teferruatta bazı muhtelif mes’eleler olması sebebiyle birbirinden az farklı müctehidlerin yolları. Müctehidlerden, kendilerine tâbi olunanların seçtikleri meslekleri. Füruatta Hanefi ve Şâfii; ve Akaidde Mâturidi ve Eş’ari gibi… Bu “Mezheb” kelimesi asıl ve esas mânasına da kullanılır. Beyn-el ulemâ ve mukakkiklerce ince tedkik neticesinde Kur’ân-ı Kerim’in esaslarından, Peygamber’in (A.S.M.) emir ve sünnetlerinden ayrılmamış “Dört Mezheb” Hak olarak seçilmiştir: 1- Hanefî Mezhebi, 2- Şâfiî Mezhebi, 3- Hanbelî Mezhebi. 4- Mâlikî Mezhebi.
 
Ruhsat : (C.: Ruhas-Ruhsat) İzin, müsaade. * Genişlik. * Kolaylık. * Fık: Kulların özürlerine mebni, kendilerine bir suhulet ve müsaade olmak üzere, ikinci derecede meşru’ kılınan şeydir. Sefer hâlinde Ramazan-ı Şerif orucunun tutulmaması gibi. Vuku’ bulan ikraha mebni, birisinin malını itlaf etmek de bu kabildendir ki, bu hâlde bu itlaf hakkında bir ruhsat-ı şer’iyye bulunmuş olur. Bir hâdisede, azîmet ile ruhsat içtima’ edince, azîmet tarikını iltizam etmek, bir takva nişanesi sayılır. (Bak: Azîmet)
 
Azimet : Takvâ ile amel etmek. ALLAH’ın emirlerini en mükemmel ve eksiksiz yapmağa çalışmak. * Kesin karar vermek. * Yola çıkmak, gitmek.
 

Afiyet : Sağlık, selâmet, sıhhatli olmak.

image_print