40. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:
 
Nasihat et!
Çünkü nasihat Dindir.
Kime nasihat edeceğiz diye sordular da Peygamberimiz :
“ALLAH’a, Resûlüne, islâm büyüklerine ve herkese” buyurdular.
Nasihat edenin çok ilme ihtiyacı vardır.
Hatta yalnız bilgi kâfi değil.
Aklı, fikri de sahili olmalı.
Önünü, sonunu düşünmeli.
Mizacı da bozuk olmamalı.
Şeriatı bütün teferruatı ile yâni, mezheplerin hepsinin esaslarını bilmeli.
Ahvali, zamanı da bilmeli.
Hiç bir garazı bulunmamalı.
Eğer, bunlar bulunmazsa hatası çok olur.
İyi huylar içinde, nasihatten daha dakiki yoktur.
Hakiki nasihat edenin dostu az olur.
Çünkü, halkın çoğu hevâ-yı hevese kendim kaptırmış kimseler olduğundan, Nasılım sözü onlara acı gelir.
Nasılı, iğne iplik manasınadır.
Nasihat eden, insanları saadetlerine rabteder.

ALLAH’a nasihat; ALLAH’dan günahkârlara, ALLAH’ın affını ve mağfiretini istemekle ve onlara şefaat etmekledir.

Resûluüah’a nasihat; Peygamberliğini tastik ve onu sevmekledir.

İslâm büyüklerine nasihat; haklı işlerinde onlara yardım ve emirlerine itaat etmekledir.

Herkese nasihat; Dünya ve âhiretlerîne yarayan faideli şeyleri onlara öğretmekledir.
 
 
 
Nasihat : İbret verici ders, tavsiye, ihtar, öğüt.
 
Ahvali : Haller. Vaziyetler. Oluşlar.
image_print