32. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:
 
Her Müslümana, müsluman olduğu için hürmet et!
Hakk’ına riâyet et deme ki:
“Bu sultandır, bu zengindir, bu büyüktür, bu küçüktür, bu fakirdir, bu hakirdir”
Kimseyi tahkir etme!
İslâmın hepsini bir şahıs farzet!
Müslümanlar da onun azalarıdır.
Gözü ağrısa her tarafında duyulur, başı ağrısa her yerinde ağrı hissedilir.
Mamafih her azanın bir makamı vardır.
Meselâ, bir şeyi görmek için göz açılır, kulaklar değil.
Bir şeyi işitmek için de kulaklar açılır, gözler değil.
Öylece her müslüman islâmlıkta müsavi görür, her birine de lâyık olduğu, hakkı olan şeyi verir.
 
Meselâ;
Âlime ta’zim et, sözünü dinle!
Câhile nasihat et, bilmediklerini öğret!
Gafili, gafletten uyar!
İtaatli olanı tebşir et!
İtaatsiz olanları da ALLAH’ın azabıyle korkut!
Sultanın sözünü dinle, günah olmayan emirlere itaat et!
Küçüklere rıfk ile, merhametle, şefkatle muamele et!
Büyüklere tazim et!

Hadis’i şerif meali:
“Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize tazim etmeyen bizden değildir!”
Asi, günahkâr da olsalar, bütün halka merhametli ol!
Çünkü, hepsi ALLAH’ın kulu ve mahlukudur.
 
“Her ciğeri yanık olanı sulamada ecir vardır.”

Benî israil aşüftelerinden biri, bir kuyu başında hararetten ciğeri yanmış bir köpeğin dolaştığını gördü de ayağından meşini çıkardı, su doldurdu, o köpeğe içirdi.
ALLAH bunu kabul etti, onun kabahatlerini affetti de Cennetine koydu.
Artık sen düşün!
Bir insana, hele bir müslümana yapılan iyiliği.
Hayır’ı, hayır olduğu için yap!
Şerden, şer olduğu için kaç!
İnsanların medhine ve zemmine kulak verme!. .
 
 
 
Müsavi : Birbirine denk olmak, aynı seviyede olmak. Denk, aynı derecede.
 
Ta’zim : Hürmet. Riâyet. İkramda bulunmak. Bir zât hakkında büyük sayıldığına delâlet edecek surette güzel muâmelede ve hürmet ifade eden tavırda bulunmak.
 
Rıfk : Yumuşaklık, yavaşlık, tatlılık, nezaket. (Zıddı: unf)
 
Aşüfte : f. Sevgiden kendinden geçen. Çıldırırcasına seven. * İffetsiz kadın.
 
Medh : Birisinin iyiliğini, iyi vasıflarını söylemek. Övmek.
 
Zemm : Birisinin ayıplarını söylemek, çekiştirmek. Kötülemek, yermek. Ayıplamak.
image_print