22. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:
 
Hicret et!
Gâvur memleketlerinde oturma!
Gâvur îçinde oturmak, islâm dinine ihanettir.
Ve onlara yardım demektir.
Sakın onların tab’asına geçme!

Hadis’i şerifte şöyle varid oldu:
“Müşriklerin içinde ikamet eden müslüınanlar’dan Ben berîyim!”
 
İslâm kelimesinin itibarı kalmıyor.
Nefislerine zulmederek yaşayan kimselerin canlarını Melekler alırken onlara derler ki :
“Siz ne işte idiniz? Onlar da; biz, aciz kimselerdik derler.
Melekler de onlara; ALLAH’ın Arz’ı geniş değil miydi, siz de hicret edeydiniz” derler, işte onların varacakları barınacakları yer, Cehennem’dir. Ne fena bir yerdir o.”

Mühiddin.-i Arabî derki :
Biz, şimdi müslümanları Beyt-i Makdesi ziyaretten men’ ediyoruz. Çünkü orası [Ehl-i Salib ordularının kudüs’ü işgal altında bulundurduğu zamanlar] gâvurların elindedir.(Şimdi de öyle!!!).

Hicret: Bir mânası da, ALLAH ve Resûlünün, zemm ettiği kötü huylardan hicret etmektedir.
Yâni, ALLAH’ın nehyettiği şeyleri bırakmaktır…
 
 
 
 
Varid : (Vürud. dan) Ulaşan, yetişen, gelen, erişen. Akla gelen. * Olan. Bir şey hakkında söylenip tatbik edilen. * Hâzır, nâzır. * Bahadır.
 
Berî : (Berâet. den) Kurtulmuş. Temiz. Kayıt ve hüküm altında olmayan. Zimmeti bulunmayan adam. Hiçbir karışıklık, kusur ve noksanı olmayan. Hastalıktan sâlim olan. (Bak: Ber’)
 
إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلآئِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمْ قَالُواْ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الأَرْضِ قَالْوَاْ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللّهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُواْ فِيهَا فَأُوْلَـئِكَ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءتْ مَصِيرًا
İnnellezine teveffahümül melaiketü zalimi enfüsihim kalu fime küntüm kalu künna müstad’afine fil ard kalu e lem tekün erdullahi vasiaten fe tühaciru fiha fe ülaike me’vahüm cehennem ve saet mesiyra : Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: «Ne işde idiniz!» dediler. Bunlar: «Biz yeryüzünde çaresizdik» diye cevap verdiler. Melekler de: «Allah’ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.”  (Nisâ 4/97)
 
Beyt-i Makdes : Mukaddes ev. Beyt-ül Mukaddes de denir. Çok eskiden Peygamberlerin inşâ ettikleri kudsî mâbet. Bir ismi de Mescid-ül Aksâdır. * İnsanın, Cenab-ı Hak’tan başka kimse ile tatmin olmayan kalbine de aynı isim verilir.
 
Ehl-i Salip : f. Bayrağında salib (haç) bulunanlar. Hristiyanlar. * Osmanlılardan 209 sene evvelki tarihte Haçlı Seferlerine katılan Hristiyan Ordusu.
 

Zemm : Birisinin ayıplarını söylemek, çekiştirmek. Kötülemek, yermek. Ayıplamak.

image_print