21. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:
 
Güzel huylu ol!
Daima iyi huylarını göster! Kötülerinden kaçın!
 
Resûlullah :
“İyi huyları tamamlamak için gönderildim!” der.
Yine :
“İyi huyluya, Cennetin en âlâ yerinde bir köşk verileceğine kefilim!” buyurur.

Evet, iyi huyunla herkesi memnun etmek mümkün değil amma, sen, daima ALLAH ile sohbettesin.
 
Rabb’imiz buna müsaade etti, de:
“Nerede olursanız olun O, sizinledir” buyurdu.

Resûlullah’da Ebu Bekr’e:
“Mahzun olma. ALLAH bizimledir” dedi.

Musa ve Harun’a:
“Ben sizinle beraberim, işitirim, görürüm” buyurdu.

İyi huylarımızın çoğunu, ALLAH’ımızın sohbetine tahsis edersek, yani ALLAH’ın razı olduğu şeyleri yapar, razı olmadıklarından kaçınırsak, o zaman işlerimiz, ALLAH ile olmuş veya halk ile olmuş, bu uğurda halk bizden memnun olacakmış veya olmayacakmış, onların ehemmiyeti kalmaz.
Mü’min olanlar, ALLAH’ın razı olduğu şeylere razı olurlar.
ALLAH’a düşman ise, onların bizce hiç kıymeti yoktur.
Onlar ister darılsın, ister yarılsın, ALLAH düşmanlarıyla dostluk kurulmaz.
İşlediği şeylerde HAKK’ın rızasını gözetip, ALLAH için iş yapanların bütün Müminlere hatta, zimmî’lere faydası vardır.
Mü’minin, yaradılmışların hepsine karşı yapacağı işlerde, ALLAH’ın hakkı vardır.
Melek, Cin, insan. Hayvan, Nebat, Mâden, Cemad, Mü’min, gayri mü’min kim olursa olsun herkesle, her şeyle güzel geçinmek, güzel muamele yapmak, her mü’minin ALLAH’a karşı borcu ALLAH’ın da her mü’minde hakkıdır.
Bu iyi veya kütü huylar ve bunların tatbiki, şerefli bir ilimdir, her mü’min bundan sorumludur.
Peygamberimiz, Dinin bu kısmında da en yüksek mertebeyi ihraz edendir.
Kur’ânda:
“Hiç şüphesiz Sen büyük bir ahlâk üzerindesin” buyrulmuştur.
 
 
 
Zimmî : Anlaşma ile İslâm diyarında yaşaması kabul edilmiş, hayatı hıfzedilen gayr-ı müslim. Ehl-i zimmet.
 
Ekalliyet : (Akalliyet) Bir hükümetin tebaiyyeti altında yaşayan, yabancı din ve milliyete mensub olup, ekseriyeti teşkil etmeyen halk. Azlık. Azınlık. Ekalliyet.
 
Cemad :Cansızlar.
 
Nebat : Bitkiler.
 
İhraz : Nail olmak. Erişmek. * Kazanmak. Kesbetmek. * Birisini güzel bir surette korumak.
 
وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
 
“….ve huve me’akum eyne ma kuntum vallahu bima ta’melune besiyrun. : …. ve huve me’akum eyne ma kuntum vallahu bima ta’melune besiyrun.” (Hadîd 57/4)
 
إِلاَّ تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ الَّذِينَ كَفَرُواْ ثَانِيَ اثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِي الْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِهِ لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ اللّهُ سَكِينَتَهُ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذِينَ كَفَرُواْ السُّفْلَى وَكَلِمَةُ اللّهِ هِيَ الْعُلْيَا وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
 
İlla tensuruhü fe kad nesarahüllahü iz ahracehüllezine keferu saniyesneyni iz hüma fil ğayri iz yekül li sahibihi la tahzen innallahe meana fe enzelellahü sekinetehu aleyhi ve eyyedehu bi cünudil lem teravha ve ceale kelimetellezine keferus süfla ve kelimetüllahi hiyel ulya vallahü azizün hakim : Eğer siz ona (Resûlullah’a) yardım etmezseniz (bu önemli değil); ona Allah yardım etmiştir: Hani, kâfirler onu, iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke’den) çıkarmışlardı; hani onlar mağaradaydı; o, arkadaşına. Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet sağlayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah’ın sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.” (Tevbe 9/40)
 
وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Ve inneke le’ala hulukin ‘aziymin. : Ve muhakkak ki sen pek büyük bir ahlak üzerindesin.” (Kalem 68/4)
image_print