16. VASİYET

 
Muhiddin-i Arabî buyuruyor:
 
Aldığı şeylerde ve verdiği şeylerde ALLAH’ını murakabe et!
Mal, Evlâd, iyâl her ne ki alırsa, sabrını denemek içindir.
Sabret!
ALLAH, sabredenleri sever.
Elinden çıkan her şeyin ivaz’ı vardır.
 ALLAH korusun Rabbini bırakırsan işte, onun ivazı yoktur.
ALLAH, verdiği şeylerde de şükrünü imtihan eder.
Şükret!
ALLAH, şükredenleri sever.
Ve şükredenlere fazlasıyla verir.

Hadis’ i şerif meali:
“Aldığı, verdiği şeyler hep, ALLAH’ındır.
Her şeyin muayyen bir eceli vardır.
Eceli tamam olan gider, yerine başkası gelir.”

Buna böyle inan, ALLAH ile ol!
Her hâlinde, aldığını ve verdiğini görürsün.
Her nefesin’de böyledir.

ALLAH’ı zikrederek geçen nefeslerine şükret!
Gafletle geçenlere de istiğfar et!
İstiğfar, HAKK’a dönmektir.
Kul şanı’dır.
Resûlullah’ın sünnetine uymak, her çeşit amellerden daha güzeldir.
“Bana uyun ki ALLAH sizi sevsin.”  
İnsan, Resûl-ü Ekremi kendine numune yapar ve işlerinde, sözlerinde, hâllerinde Ona uymayı adet edinirse, o başka şeye muhtaç olmaz, onlar yeter, artar bile...
 
 
 
Murakabe : Kontrol etmek. İnceleyip vaziyeti anlamak. Teftiş etmek. * Kendini kontrol etmek. İç âlemine bakmak. Gözetmek. * Hıfz etmek. * Beklemek. İntizar. * Dalarak kendinden geçmek. * Tas: Kendisini tamamen nâfile ibâdet ve itaate vermek için mâbede kapanmak.
 
İvaz : Karşılık olarak verilen şey. Bedel.
 
Ecel : Her mahlukun ve canlının ALLAH tarafından takdir edilen ölüm vakti. Âhirete göç etmek. * İleride olacağı şüphesiz olan. * ALLAH’ın takdir ettiği ömür.
 
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Kul in küntüm tühibbünellahe fettebiuni yuhbibkümüllahü ve yağfir leküm zünubeküm, vallahü ğafurur rahiym : (Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Âl-i İmrân 3/31)
image_print