CuMâ CeM'im-İZ

Dinimizde mübarek gün ve geceler hakkında bilgiler.
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

CEMMü’l-CUMÂ MİHENginde,
CİHÂNda>CÂNLar CENginde,
ADALEt-MERHAMEt->NERde,
DEVÂsı=->BiNBiR RENginde,
DÜŞMÜŞLeR ÇÂREsiz DERde!
.

ZEVK 10.737

==>EN AKıLLı HAYVAN=>İNSÂN==->İNSÂN KANInı İÇiYOR,
=>DEDELeR->RÜZGÂR EKiYOR->TORuN FIRTıNa BİÇiYOR,
GAFLEt=>CEHÂLEt=>DALÂLEt=>İHÂNEtin SONu HÜSRÂN,
HAKk’a İMÂN=>TERCiH İLe->HERKEs->KADERin SEÇiYOR!.


13.10.2023.. 12:56
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcemimizzz..


=>LÂNEtLi MİLLEt==>İSRÂiL,
==>FİTNe ANAsı==>İNGİLiZ!.
=>KUR'ÂN’ın SÂHİBİni=>BiL,
BİZ->NEDEN SÂHİB DEĞİLiZ!.

=>YARAdır=>KANı DİNMEYEN,
==>BAĞDAT=>ŞAM=>FİLİSTiN!.
KAFKAs-BALKAN İSLÂM DİYEN,
NERde KUR'ÂN=>NEREde DİN?!.

YARINın YOKk!. DÜNü UNUTma,
=>Şu ÂN’ı GöR=>GÜNü UNUTma,
=>İBREtLe BAKk!==>HİKMEtin AL,
HİZBU’ş-ŞeYTÂN YOLU’n TUTma!.

İNSÂN AZAR->bEN RABBım! DeR,
=====->AĞZIna GELENi SÖYLeR,
=>KÜFüR SÜReR!. ZULüM->ASLA,
=>ZÂLiMi===>ZÂLiM YOKk EDeR!.

==>DUÂmız=>İSLÂM UYANsa,
ALLAH BOYAsı’n=->BOYANsa,
HeR TeR HeR ÂN>HeR HÂLde,
HeR NEFEs=>RABBı’sın ANsa!.

KuL İHVÂNİm=>SÖZün=>ÖZü,
AKL-ı SELîM=->ANLAR=>SÖZü,
KELÂMULLAH<=>RESÛLULLAH,
HAKkı-HAYRı=>GÖRüR->GÖZü!.



Resim

=>DEDELeR->RÜZGÂR EKiYOR,
===>TORuN FIRTıNa BİÇiYOR..

=>LÂNEtLi MİLLEt=>İSRÂiL,
=>FİTNe ANAsı==>İNGİLiZ!.

=>KÜFüR SÜReR!. ZULüM=>ASLA,
=>ZÂLiMi===>ZÂLiM YOKk EDeR!.



قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلاَّ الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ
“Kul e reeytekum in etâkum azâbullâhi bagteten ev cehreten hel yuhleku ille’l- kavmu’z- zâlimûn (zâlimûne).: (Ya MuhaMMed müşriklere) de ki.: “Siz (herbiriniz) kendinizi gördünüz mü? (halinizi, acizliğinizi anladınız mı?) Eğer ALLAH'ın Azâbı ansızın veya açıkça gelse, Zâlimler Kavminden başkası mı helâk edilir?” (En'âm 6/47)

وَكَذَلِكَ نُوَلِّي بَعْضَ الظَّالِمِينَ بَعْضًا بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
“Ve kezâlike nuvellî ba’daz zâlimîne ba’dan bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).: Ve işte böylece kazanmış olduklarından (günahlarından) dolayı zâlimlerin bir kısmını, bir kısmına çeviririz (musallat ederiz).” (En’âm 6/129).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
كما تكونوا كذلك يؤمر عليك "Kemâ tekunû kezalike yugmeru aleyke.: Siz nasıl olursanız sizin idârecileriniz de öyle olur. (Siz) nasılsanız öyle idâre edilirsiniz” buyurmuştur.
(Keşfu’l-Hafâ, c: 2, s. 126-127, hadis no: 1997; Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, c: 5, s. 47, hadis no: 6407; Albâni, Silsiletü Ehâdîsi’d-Daîfe ve’l-Mevdûa, c: 1, 320, s. 491)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Azîz ve Celîl olan ALLAH.: şöyle buyurdu.; 'Buğzettiklerimle buğzettiklerimden intikâm alırım. Sonra da döner, hepsini cehenneme döker, sürer, atarım.' ” buyurdu.” buyurmuştur.
(Nûreddin el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7/289)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAHu TeÂLÂ.: “İzzetim ve Celâlim Hakkı için zâlimden intikam aldığım gibi, gücü yettiği halde, mazluma yardım etmeyenden de intikam alırım.” buyurur” buyurmuştur.
(Hâkim en Nişâburî, Müstedrek.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Zâlim, yeryüzünde ALLAH’ın adâletidir/Kılıcıdır. ALLAH onunla (başkalarından) intikâm alır. Sonra (döner), ondan da intikâmını alır.” buyurmuştur.
(Keşfu’l-Hafâ, 2/64)

مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ الْفُرْقَانَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِآيَاتِ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ
“Min kablu huden li’n- nâsi ve enzele’l- furkân (furkâne), innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd (şedîdun), vALLÂHu AZÎZun ZUNTİKÂM (zuntikâmin).: Daha önce insanlar için, hidâyete erdirici olarak (Tevrat'ı ve İncil'i indirdi) ve (sonra da) FURKÂN'ı (Hak ile bâtılı ayıran Kur'ÂN'ı) indirdi. Muhakkak ki onlar, ALLAH'ın Âyetlerini inkâr ettiler. Onlar için şiddetli azâb vardır. Ve ALLAH AZÎZ'dir, İNTİKAM SÂHİBİdir (intikam alandır).” (Âl-iİmrân ¾)

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَا إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنتَقِمُونَ
“Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî summe a’rada anhâ, innâ mine’l- mucrimîne MUNTEKİMûn (muntekimûne).: Ve RABBinin Âyetleri zikredildikten (hatırlatıldıktan) sonra ondan yüz çeviren kimseden daha zâlim kim vardır? Muhakkak ki Biz, mücrimlerden intikam alacak olanlarız.” (Secde 32/22)

فَإِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنْهُم مُّنتَقِمُونَ
“Fe immâ nezhebenne bike fe innâ minhum MUNTEKIMûn (muntekımûne).: Fakat SENİ de aralarından mutlaka gidereceğiz (hayatına son vereceğiz). İşte o zaman mutlaka BİZ, onlardan intikam alacak olanlarız.” (Zuhruf 43/41)

يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَى إِنَّا مُنتَقِمُونَ
“Yevme nebtışu’l- batşete’l- kubrâ innâ MUNTEKİMûn (muntekimûne).: Büyük bir şiddetle (onları) yakalayacağımız gün, BİZ mutlaka intikam alacak olanlarız.” (Duhân 44/16)

El Müntâkimü celle celâlihu.:
Resim

KELÂMuLLAH’da =>ZÂLiMLeR.:

* ALLAH’ın Hududunu aşanların Zâlim olduklarını => Bakara 2/229.
* Kâfirlerin Zâlimlerin ta kendileri olduklarını =>Bakara 2/254.
* ALLAH’ın indirdikleri ile hükmetmeyenlerin Zâlim olduklarını => Mâide 5/45.
* Zâlimlerin felah olmayacaklarını =>En’âm 6/21-31; Yûsuf 12/23; Kasas 28/37.
* Kâfirleri dost edinenlerin Zâlim olacaklarını =>Tevbe 9/23; Mümtehıne 60/9.
* ALLAH’ın Zâlimlerin yaptıklarından gafil olmadığını => İbrahîm 14/42.
* Zâlimlerin açık bir dalalet içinde olduklarını =>Lokman 31/11; Meryem 19/38.
* Zâlimlerin birbirlerini aldattığını =>Fâtır 35/40.
* Zâlimlerin dost ve yardımcılarının olmadığını =>Şurâ 42/8.
* Tevbe etmeyenlerin Zâlim olacaklarını =>Hucurât 49/11.
* ALLAH’ın ahdinin Zâlimlere ulaşmayacağını =>Bakara 2/124.
* Zâlimlere ALLAH’ın hidâyet etmeyeceğini =>Bakara 2/258; Âl-i İmrân 3/86; Mâide 5/51; En’âm 5/144; Tevbe 9/19-109; Kasas 28/50; Ahkâf 46/10; Saf 61/8; Cumua 62/5.
* Zâlimler için yardımcılar olmadığını =>Bakara 2/270; Âl-i İmrân 3/192; Mâide 5/72; Fâtır 35/37; Hac 22/71.
* Zâlimlerin kıyamette yerlerinin ateş olduğunu =>Âl-i İmrân 3/151; Mâide 5/29; Mâide 5/72.
* ALLAH’ın lanetinin Zâlimlerin üzerine olduğunu => Â’raf 7/44; Hud 11/18.
* ALLAH’ın Zâlimleri mutlaka helak edeceğini =>İnsân 76/31.
* ALLAH’ın Zâlimler için elim bir azâb hazırladığını =>İbrahîm 14/22;Şûrâ 42/21; İnsân 76/31.
* Zâlimlerin dostu ve şefaatcisi olmadığını =>Gafir 40/18.
* Zâlimlerin birbirilerinin dostu olduklarını =>Câsiye 45/19.
* Küfredenlere ve Zulmedenlere ALLAH’ın mağfiret etmeyeceğini =>Nisâ 4/167.
* Zâlimlerin bilgisizce hevâlarına tâbi olduklarını =>Rûm 30/29.
* Kıyamet gününde Zâlimlerin mazeretlerinin kendilerine fayda vermeyeceğini =>Rûm 30/57.
* Zâlimler için başka azâbların olduğunu =>Tûr 52/47.
* ALLAH’ın Zâlimlere Zulmetmediğini, onların kendi kendilerine Zulmettiğini =>Tevbe 9/70; Ankebût 29/40; Rûm 30/9; Âl-i İmrân 3/117; Yûnus 10/44; Â’raf 7/160; Nahl 16/33-118; Zuhruf 43/76.
* Şirkin en büyük Zulüm olduğunu =>Lokmân 31/13.
* ALLAH’ın kulları için zulüm istemediğini =>Gâfir 40/31.
* ALLAH’a iftirada bulunanların Zâlimlerin ta kendilerinin olduğunu =>Âl-i İmrân 3/94.
düşmanlığın ancak Zâlimlere yapılacağını =>Bakara 2/193.
* Zâlimlerin uzak bir ayrılık içinde olduklarını =>Hac 22/53..

*

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أُوْلَئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَى رَبِّهِمْ وَيَقُولُ الأَشْهَادُ هَؤُلاء الَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى رَبِّهِمْ أَلاَ لَعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ
“Ve men ezlemu mimmenifterâ alâllâhi kezibâ (keziben), ulâike yu'radûne alâ rabbihim ve yekûlu’l- eşhâdu hâulâillezîne kezebû alâ rabbihim, e lâ lâ'netullâhi alâ’z- zâlimîn (zâlimîne).: Ve kim, ALLAH'a yalanla iftira edenden, daha zalimdir? İşte onlar RABB'lerine arz edilirler. Ve şahitler: “İşte bunlar RABB'lerine yalan söyleyenler.” derler. ALLAH'ın lâneti zâlimlerin üzerine değil mi?” (Hûd 11/18)

وَقَاتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبِّ الْمُعْتَدِينَ
“Ve kâtilû fî sebîlillâhillezîne yukâtilûnekum ve lâ ta’tedû innallâhe lâ yuhıbbu’l- mu’tedîn (mu’tedîne).: Ve sizinle savaşanlarla (sizi öldürenlerle), ALLAH'ın YoLunda savaşın (siz de öldürün) ve aşırı gitmeyin. Muhakkak ki ALLAH, aşırı gidenleri (haddi aşanları) sevmez.” (Bakara 2/190)

وَلاَ تُجَادِلْ عَنِ الَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا
“Ve lâ tucâdil anillezîne yahtânûne enfusehum innallâhe lâ yuhıbbu men kâne havvânen esîmâ (esîmen).: Ve kendilerine (nefislerine) ihânet edenlerden yana mücadele etme. Muhakkak ki ALLAH, ihânette ısrar eden günahkârları sevmez.” (Nisâ 4/107)

إِنَّ اللَّهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ
“İnnallâhe yudâfiu anillezîne âmenû, innallâhe lâ yuhıbbu kulle havvânin kefûr (kefûrin).: Şüphesiz ALLAH, (müşriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır. Gerçekten ALLAH, hâin ve nankör olan kimseyi sevmez.” (Hac 22/38)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamet günü ALLAH’ın Yanında makam bakımından en şerli insan, insanların şerrinden korunmak için kendisini terk ettikleri kişidir.” buyurdu.
(Âişe radiyallahu anha’dan; Müslim, “Fiten” 5.)

قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَتَّخِذُ وَلِيًّا فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلاَ يُطْعَمُ قُلْ إِنِّيَ أُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلَمَ وَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكَينَ
“Kul e gayrallâhi ettehızu veliyyen fâtırı’s- semâvâti ve’l- ardı ve huve yut’ımu ve lâ yut’am(yut’amu), kul innî umirtu en ekûne evvele men esleme ve lâ tekûnenne mine’l- muşrikîn (muşrikîne).: De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben ALLAH'tan başkasını mı VELî edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma." (denildi.)” (En’âm 6/14)

أَفَغَيْرَ اللّهِ أَبْتَغِي حَكَمًا وَهُوَ الَّذِي أَنَزَلَ إِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلاً وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِّن رَّبِّكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ
“E fe gayrallâhi ebtegî hakemen ve huvellezî enzele ileykumu’l- kitâbe mufassala (mufassalan), vellezîne âteynâhumu’l- kitâbe ya’lemûne ennehu munezzelun min rabbike bi’l- hakkı fe lâ tekûnenne mine’l- mumterîn (mumterîne).: Artık ALLAH'tan başka bir HAKEM mi arayayım? Size Kitab'ı açıklanmış(tafsilatlı) olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, O'nun, senin RABBinden hak ile indirildiğini biliyorlar. O halde sakın sen, şüphe edenlerden olma!” (En’âm 6/114)

قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
“Kul e gayrallâhi ebgî rabben ve huve rabbu kulli şey’ (şey’in), ve lâ teksibu kullu nefsin illâ aleyh(aleyhâ), ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn (tahtelifûne).: “O herşeyin RABBi iken, ALLAH'tan başka RABB mı isteyeyim?” de. Bütün nefsler, kendisine ait olandan başkasını kazanmaz. Ve bir günahkâr, başkasının günahını (yükünü) taşımaz. Sonra dönüşünüz RABBinizedir. O zaman, hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeyleri size haber verecek.” (En’âm 6/164)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH, Zâlime mehil verir. Bir de onu yakaladı mı, artık iflah etmez. Sonra da Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sözlerine şu âyetle devam etti.:

وَكَذَلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَا أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ شَدِيدٌ
“Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehaze’l- kurâ ve hiye zâlimeh (zâlimetun), inne ahzehû elîmun şedîd (şedîdun).: Baskıyı, zulmü, işkenceyi, isyanı ve küfrü alışkanlık haline getiren, ALLAH yolunu, ALLAH YoLundaki faaliyetleri engelleyen bir memleketi cezâlandırırken, senin RABBin işte böyle cezâlandırır. Onun cezâlandırması çok can yakıcı, çok inletici, çok müthiştir.” (Hûd 11/102)
(Buhâri, Tefsîr (11) 5; Müslim, Birr, 61.)

Resim

Filistin Cephesinde 2 Mayıs 1918’de esir alınan 16. Tümenin 48. Alayına bağlı 15 bin Osmanlı Askeri esir alınarak, Dünyânın en sinsi ve zâlim Milleti İngilizler tarafından Seydibeşir Kampında, içine bol miktarda yanıcı özelliğe sahip olan krizol maddesi konulan su dolu kazanlara sokulduğu, ardından krizolun yanıcı etkisiyle askerlerin gözlerinin kör olduğu, kör edildiği gerçeği ve yapılan İHÂNetin bedeli olan ve dinmeyen Kan akışı..
Şerif İsmine lâyık olmayan hâin Ürdün Kralları.. ve Lânetli Millet İsrâil.. ve Mâsum Bebeler..

Yurda dönen esirlerden biri olan Sincanlı 1312 doğumlu Osman oğlu Hüseyin, dört kişilik heyet karşısında verdiği ifâdede esirlerin bilinçli bir şekilde kör edildiğini şöyle ifâde etmişti (ATASE, İSH, K.90, G.30, B.30-5):
“..Efendim, esir düştüğüm zaman gözlerim sağlam idi. İskenderiye civârında Tel-el Kebir’de 5 numrolu tele koydular. Biz 300 kişi idik. Bir giin bizi havuz banyosuna soktular. Meğer havuzun içerisine bir takım ilaçlar koymuşlar. Havuzdan çıktıktan sonra gözlerimiz şişti, bozuldu. Sonra 7 numrolu hastahaneye yatırdılar. Bizimle esir düşmüş İslam Doktorları orada esir bulunuyordu. Onlardan bizim gözlerimizin neden böyle olduğunu sual ettiğimizde yıkandığınız havuza asit-i fenik gibi bazı şeyler koymuşlar ve civarımızda bulunan diğer 13.000 kişinin de bizim gibi gözlerinin bozulduğunu gördük ve anladık. Mezkûr 7 numrolu hastahanede 5 gün kaldık sonra İngiliz doktorları bizi ameliyat yapacağız diyerek bayıltarak gözlerimizin bebeklerini çıkartarak bu veçhile bizi gözden halel bıraktılar(kör ettiler)..”

Eyüp Sabri Akgöl Hatıratında İngilizlerin Türk esirlerin gözlerini kasten kör etmeleriyle ilgili olarak şu satırları aktarmıştı (1978. Esaret Hatıraları / Eyüp Sabri: Bir Esirin Hatıraları / Mutbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi. Hazırlayan: Nejat Sefercioğlu. İstanbul.):
“… Biraz da Mısır’da gördüğümüz Ermeni Tabiplerinden bahsedeceğim. Ve onlara şu tabiri kullanmaktan kendimi men’ edemeyeceğim: GÖZ OYUCULARI.
Abbasiye Hastanesinde Mısır’da Türk esirlerine yapılan cinâyet ve hıyanetlere misâl olunamaz. Zannederim bu alçakça işleri yapanlar gerçi sırf Ermeni Doktorları olmuştur. Lâkin bunlara son derece yüz ve yetki verilmiş olduğundan dolayı mel’unlar hareketlerinde serbest kalmışlar ve arzuları veçhile, biçare ve masum evlatlarımızın, yani esaret altında bulunan bu günahsız askerlerimizin bağırta bağırta gözlerini oymuşlardır…

…esirlerimiz sabahtan akşama kadar güneş altında angaryada çalıştıklarından dolayı kızgın kumun tesirinden göz ağrısına tutulurlar ve mecburen Nöbetçi Doktoruna müracaat ederlerdi. Doktor bunların gözüne ilaç koymaksızın ele bir av geçmiş gibi sevinerek hemen hastaneye kaydeder, gözü ağrımakta olan asker hastaneye gitmek istemez ve gönderilmemesi için yalvarır, ricâ ederse de cebir ve tazyikle gönderilir, on gün sonra gözsüz olarak dönerlerdi… Hastane avlularında otuz, kırk asker birbirinin ceketlerinden tutarak dizi halinde abdesthaneye giderler, o suretle def-i hacet edebilirler ve kendilerine mutfaktan yemek almak için dahi zavallılar birbirlerini yederek aynı Şekilde dizi ile gider gelirler ve sabahtan akşama kadar kumların üzerinde sürünürler, yarı aç yarı tok hayatlarını sürdürürlerdi…”
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

ÇOCUKLaRın Ah!.ı BiRGüN,
=>ZÂLiMin KÖKÜnü KAZıR!.
İNTİKÂM SABAhı->BiRGüN,
İŞin VAKti=->HÂL-i HAZıR!.


ZEVK 10.741

ZÂLiM ZULMün CEHENNEmi=>KORKUya KAÇAN ÇOCUKLaR,
==>Fe FİRRû=>iLâ ALLAHi===>UMUDa UÇAN==>ÇOCUKLaR,
MAZLuM-MASuM CÂN ÇOCUKLaR,
DÜN-BUGÜNü =>KAN ÇOCUKLaR,
=>Zü’L-İNTİKÂM GAZÂBInı==>CİHÂN’a SAÇAN ÇOCUKLaR!.


20.10.2023.. 12:53
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumacemimizzz..


“KUR'ÂN”ı->UNUTaN MİLLEt,
DÜŞMAN ELiN TUTaN MİLLEt,
EKeN=->BİÇER KuL İHVÂNİm,
FİTNE YOLU’n TUTaN MİLLEt!.



Resim

MuHiT =>FıRRu.. =>“Fe Firru!” ALLAH-a KAÇ-mak.:

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Resim---"Fe FİRRû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).: (Ey Rasûlüm, de ki: ) O halde hemen ALLAH’a kaçın, (küfrü bırakıb hemen imana gelin). Gerçekten ben, size, ALLAH tarafından (azâb ile) korkutan açık bir peygamberim." (Zâriyât 51/50)

HER İŞin BiR VAKti VARdır.:

لِّكُلِّ نَبَإٍ مُّسْتَقَرٌّ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
“Likulli nebein mustekar (mustekarrun), ve sevfe ta’lemûn (ta’lemûne).: Her haber için kararlaştırılmış bir zaman vardır. Ve yakında bileceksiniz.// Her ilâhî haberin, ilâhî cezanın kararlaştırılmış bir zamanı, gerçekleşeceği bir yeri vardır. Yakında siz de olacakları ve haber verdiğimiz şeylerin gerçekleştiğini öğreneceksiniz.” (En’âm 6/67)

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
“Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırr (mustekırrun).: Ve yalanladılar ve de kendi hevalarına tâbî oldular. Ve bütün işler kararlaştırılmıştır.// Onlar hakkı yalanladılar, kendi arzu ve heveslerine uydular. Halbuki bütün işler bir hedefe ulaşmaktadır, yani ALLAH'ın kararına kimse engel olamaz.” (Kamer 54/3)

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ
“Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).: Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.// Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar, onların dinine uymadıkça Senden asla hoşnud olmayacaklar. (Onlara) de ki: Herhalde (İslâm'ın ilettiği) yol, Allah'ın doğru yoludur. Sana gelen bunca ilimden sonra (bilfarz) onların heveslerine uyacak olursan, and olsun ki, artık Allah'tan Senin için ne hakiki bir dost, ne de gerçek bir yardımcı vardır.” (Bakara 2/120)

Resim

=>DEDELeR->RÜZGÂR EKiYOR
===>TORuN FIRTıNa BİÇiYOR..

=>LÂNEtLi MİLLEt=>İSRÂiL,
=>FİTNe ANAsı==>İNGİLiZ!.

=>KÜFüR SÜReR!. ZULüM=>ASLA,
=>ZÂLiMi===>ZÂLiM YOKk EDeR!.


قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلاَّ الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ
“Kul e reeytekum in etâkum azâbullâhi bagteten ev cehreten hel yuhleku ille’l- kavmu’z- zâlimûn (zâlimûne).: (Ya MuhaMMed müşriklere) de ki.: “Siz (herbiriniz) kendinizi gördünüz mü? (halinizi, acizliğinizi anladınız mı?) Eğer ALLAH'ın Azâbı ansızın veya açıkça gelse, Zâlimler Kavminden başkası mı helâk edilir?” (En'âm 6/47)

وَكَذَلِكَ نُوَلِّي بَعْضَ الظَّالِمِينَ بَعْضًا بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
“Ve kezâlike nuvellî ba’daz zâlimîne ba’dan bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).: Ve işte böylece kazanmış olduklarından (günahlarından) dolayı zâlimlerin bir kısmını, bir kısmına çeviririz (musallat ederiz).” (En’âm 6/129).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
كما تكونوا كذلك يؤمر عليك
"Siz nasıl olursanız sizin idârecileriniz de öyle olur. (Siz) nasılsanız öyle idâre edilirsiniz” buyurmuştur.
(Keşfu’l-Hafâ, c: 2, s. 126-127, hadis no: 1997; Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, c: 5, s. 47, hadis no: 6407; Albâni, Silsiletü Ehâdîsi’d-Daîfe ve’l-Mevdûa, c: 1, 320, s. 491)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Azîz ve Celîl olan ALLAH.: şöyle buyurdu.; 'Buğzettiklerimle buğzettiklerimden intikâm alırım. Sonra da döner, hepsini cehenneme döker, sürer, atarım.' ” buyurdu.” buyurmuştur.
(Nûreddin el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7/289)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAHu TeÂLÂ.: “İzzetim ve Celâlim Hakkı için zâlimden intikam aldığım gibi, gücü yettiği halde, mazluma yardım etmeyenden de intikam alırım.” buyurur” buyurmuştur.
(Hâkim en Nişâburî, Müstedrek.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Zâlim, yeryüzünde ALLAH’ın adâletidir/Kılıcıdır. ALLAH onunla (başkalarından) intikâm alır. Sonra (döner), ondan da intikâmını alır.” buyurmuştur.
(Keşfu’l-Hafâ, 2/64)

مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ الْفُرْقَانَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِآيَاتِ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ
“Min kablu huden li’n- nâsi ve enzele’l- furkân (furkâne), innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd (şedîdun), vALLÂHu AZÎZun ZUNTİKÂM (zuntikâmin).: Daha önce insanlar için, hidâyete erdirici olarak (Tevrat'ı ve İncil'i indirdi) ve (sonra da) FURKÂN'ı (Hak ile bâtılı ayıran Kur'ÂN'ı) indirdi. Muhakkak ki onlar, ALLAH'ın Âyetlerini inkâr ettiler. Onlar için şiddetli azâb vardır. Ve ALLAH AZÎZ'dir, İNTİKAM SÂHİBİdir (intikam alandır).” (Âl-iİmrân ¾)

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَا إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنتَقِمُونَ
“Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî summe a’rada anhâ, innâ mine’l- mucrimîne MUNTEKİMûn (muntekimûne).: Ve RABBinin Âyetleri zikredildikten (hatırlatıldıktan) sonra ondan yüz çeviren kimseden daha zâlim kim vardır? Muhakkak ki Biz, mücrimlerden intikam alacak olanlarız.” (Secde 32/22)

فَإِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنْهُم مُّنتَقِمُونَ
“Fe immâ nezhebenne bike fe innâ minhum MUNTEKIMûn (muntekımûne).: Fakat SENİ de aralarından mutlaka gidereceğiz (hayatına son vereceğiz). İşte o zaman mutlaka BİZ, onlardan intikam alacak olanlarız.” (Zuhruf 43/41)

يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَى إِنَّا مُنتَقِمُونَ
“Yevme nebtışu’l- batşete’l- kubrâ innâ MUNTEKİMûn (muntekimûne).: Büyük bir şiddetle (onları) yakalayacağımız gün, BİZ mutlaka intikam alacak olanlarız.” (Duhân 44/16)

El Müntâkimü celle celâlihu.:
Resim

KELÂMuLLAH’da =>ZÂLiMLeR.:

* ALLAH’ın Hududunu aşanların Zâlim olduklarını => Bakara 2/229.
* Kâfirlerin Zâlimlerin ta kendileri olduklarını =>Bakara 2/254.
* ALLAH’ın indirdikleri ile hükmetmeyenlerin Zâlim olduklarını => Mâide 5/45.
* Zâlimlerin felah olmayacaklarını =>En’âm 6/21-31; Yûsuf 12/23; Kasas 28/37.
* Kâfirleri dost edinenlerin Zâlim olacaklarını =>Tevbe 9/23; Mümtehıne 60/9.
* ALLAH’ın Zâlimlerin yaptıklarından gafil olmadığını => İbrahîm 14/42.
* Zâlimlerin açık bir dalalet içinde olduklarını =>Lokman 31/11; Meryem 19/38.
* Zâlimlerin birbirlerini aldattığını =>Fâtır 35/40.
* Zâlimlerin dost ve yardımcılarının olmadığını =>Şurâ 42/8.
* Tevbe etmeyenlerin Zâlim olacaklarını =>Hucurât 49/11.
* ALLAH’ın ahdinin Zâlimlere ulaşmayacağını =>Bakara 2/124.
* Zâlimlere ALLAH’ın hidâyet etmeyeceğini =>Bakara 2/258; Âl-i İmrân 3/86; Mâide 5/51; En’âm 5/144; Tevbe 9/19-109; Kasas 28/50; Ahkâf 46/10; Saf 61/8; Cumua 62/5.
* Zâlimler için yardımcılar olmadığını =>Bakara 2/270; Âl-i İmrân 3/192; Mâide 5/72; Fâtır 35/37; Hac 22/71.
* Zâlimlerin kıyamette yerlerinin ateş olduğunu =>Âl-i İmrân 3/151; Mâide 5/29; Mâide 5/72.
* ALLAH’ın lanetinin Zâlimlerin üzerine olduğunu => Â’raf 7/44; Hud 11/18.
* ALLAH’ın Zâlimleri mutlaka helak edeceğini =>İnsân 76/31.
* ALLAH’ın Zâlimler için elim bir azâb hazırladığını =>İbrahîm 14/22;Şûrâ 42/21; İnsân 76/31.

* Zâlimlerin dostu ve şefaatcisi olmadığını =>Gafir 40/18.
* Zâlimlerin birbirilerinin dostu olduklarını =>Câsiye 45/19.
* Küfredenlere ve Zulmedenlere ALLAH’ın mağfiret etmeyeceğini =>Nisâ 4/167.
* Zâlimlerin bilgisizce hevâlarına tâbi olduklarını =>Rûm 30/29.
* Kıyamet gününde Zâlimlerin mazeretlerinin kendilerine fayda vermeyeceğini =>Rûm 30/57.
* Zâlimler için başka azâbların olduğunu =>Tûr 52/47.
* ALLAH’ın Zâlimlere Zulmetmediğini, onların kendi kendilerine Zulmettiğini =>Tevbe 9/70; Ankebût 29/40; Rûm 30/9; Âl-i İmrân 3/117; Yûnus 10/44; Â’raf 7/160; Nahl 16/33-118; Zuhruf 43/76.
* Şirkin en büyük Zulüm olduğunu =>Lokmân 31/13.
* ALLAH’ın kulları için zulüm istemediğini =>Gâfir 40/31.
* ALLAH’a iftirada bulunanların Zâlimlerin ta kendilerinin olduğunu =>Âl-i İmrân 3/94.
düşmanlığın ancak Zâlimlere yapılacağını =>Bakara 2/193.
* Zâlimlerin uzak bir ayrılık içinde olduklarını =>Hac 22/53..

*

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أُوْلَئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَى رَبِّهِمْ وَيَقُولُ الأَشْهَادُ هَؤُلاء الَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى رَبِّهِمْ أَلاَ لَعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ
“Ve men ezlemu mimmenifterâ alâllâhi kezibâ (keziben), ulâike yu'radûne alâ rabbihim ve yekûlu’l- eşhâdu hâulâillezîne kezebû alâ rabbihim, e lâ lâ'netullâhi alâ’z- zâlimîn (zâlimîne).: Ve kim, ALLAH'a yalanla iftira edenden, daha zalimdir? İşte onlar RABB'lerine arz edilirler. Ve şahitler: “İşte bunlar RABB'lerine yalan söyleyenler.” derler. ALLAH'ın lâneti zâlimlerin üzerine değil mi?” (Hûd 11/18)


وَقَاتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبِّ الْمُعْتَدِينَ
“Ve kâtilû fî sebîlillâhillezîne yukâtilûnekum ve lâ ta’tedû innallâhe lâ yuhıbbu’l- mu’tedîn (mu’tedîne).: Ve sizinle savaşanlarla (sizi öldürenlerle), ALLAH'ın YoLunda savaşın (siz de öldürün) ve aşırı gitmeyin. Muhakkak ki ALLAH, aşırı gidenleri (haddi aşanları) sevmez.” (Bakara 2/190)

وَلاَ تُجَادِلْ عَنِ الَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا
“Ve lâ tucâdil anillezîne yahtânûne enfusehum innallâhe lâ yuhıbbu men kâne havvânen esîmâ (esîmen).: Ve kendilerine (nefislerine) ihânet edenlerden yana mücadele etme. Muhakkak ki ALLAH, ihânette ısrar eden günahkârları sevmez.” (Nisâ 4/107)

إِنَّ اللَّهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ
“İnnallâhe yudâfiu anillezîne âmenû, innallâhe lâ yuhıbbu kulle havvânin kefûr (kefûrin).: Şüphesiz ALLAH, (müşriklerin saldırı ve sinsi tuzaklarını) iman edenlerden uzaklaştırmaktadır. Gerçekten ALLAH, hâin ve nankör olan kimseyi sevmez.” (Hac 22/38)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamet günü ALLAH’ın Yanında makam bakımından en şerli insan, insanların şerrinden korunmak için kendisini terk ettikleri kişidir.” buyurdu.
(Âişe radiyallahu anha’dan; Müslim, “Fiten” 5.)

قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَتَّخِذُ وَلِيًّا فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلاَ يُطْعَمُ قُلْ إِنِّيَ أُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلَمَ وَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكَينَ
“Kul e gayrallâhi ettehızu veliyyen fâtırı’s- semâvâti ve’l- ardı ve huve yut’ımu ve lâ yut’am(yut’amu), kul innî umirtu en ekûne evvele men esleme ve lâ tekûnenne mine’l- muşrikîn (muşrikîne).: De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben ALLAH'tan başkasını mı VELî edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma." (denildi.)” (En’âm 6/14)

أَفَغَيْرَ اللّهِ أَبْتَغِي حَكَمًا وَهُوَ الَّذِي أَنَزَلَ إِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلاً وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِّن رَّبِّكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ
“E fe gayrallâhi ebtegî hakemen ve huvellezî enzele ileykumu’l- kitâbe mufassala (mufassalan), vellezîne âteynâhumu’l- kitâbe ya’lemûne ennehu munezzelun min rabbike bi’l- hakkı fe lâ tekûnenne mine’l- mumterîn (mumterîne).: Artık ALLAH'tan başka bir HAKEM mi arayayım? Size Kitab'ı açıklanmış(tafsilatlı) olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, O'nun, senin RABBinden hak ile indirildiğini biliyorlar. O halde sakın sen, şüphe edenlerden olma!” (En’âm 6/114)

قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
“Kul e gayrallâhi ebgî rabben ve huve rabbu kulli şey’ (şey’in), ve lâ teksibu kullu nefsin illâ aleyh(aleyhâ), ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn (tahtelifûne).: “O herşeyin RABBi iken, ALLAH'tan başka RABB mı isteyeyim?” de. Bütün nefsler, kendisine ait olandan başkasını kazanmaz. Ve bir günahkâr, başkasının günahını (yükünü) taşımaz. Sonra dönüşünüz RABBinizedir. O zaman, hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeyleri size haber verecek.” (En’âm 6/164)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH, Zâlime mehil verir. Bir de onu yakaladı mı, artık iflah etmez. Sonra da Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sözlerine şu âyetle devam etti.:

وَكَذَلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَا أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ شَدِيدٌ
“Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehaze’l- kurâ ve hiye zâlimeh (zâlimetun), inne ahzehû elîmun şedîd (şedîdun).: Baskıyı, zulmü, işkenceyi, isyanı ve küfrü alışkanlık haline getiren, ALLAH yolunu, ALLAH YoLundaki faaliyetleri engelleyen bir memleketi cezâlandırırken, senin RABBin işte böyle cezâlandırır. Onun cezâlandırması çok can yakıcı, çok inletici, çok müthiştir.” (Hûd 11/102)
(Buhâri, Tefsîr (11) 5; Müslim, Birr, 61.)

Resim
Filistin Cephesinde 2 Mayıs 1918’de esir alınan 16. Tümenin 48. Alayına bağlı 15 bin Osmanlı Askeri esir alınarak, Dünyânın en sinsi ve zâlim Milleti İngilizler tarafından Seydibeşir Kampında, içine bol miktarda yanıcı özelliğe sahip olan krizol maddesi konulan su dolu kazanlara sokulduğu, ardından krizolun yanıcı etkisiyle askerlerin gözlerinin kör olduğu, kör edildiği gerçeği ve yapılan İHÂNetin bedeli olan ve dinmeyen Kan akışı..
Şerif İsmine lâyık olmayan hâin Ürdün Kralları.. ve Lânetli Millet İsrâil.. ve Mâsum Bebeler..

Yurda dönen esirlerden biri olan Sincanlı 1312 doğumlu Osman oğlu Hüseyin, dört kişilik heyet karşısında verdiği ifâdede esirlerin bilinçli bir şekilde kör edildiğini şöyle ifâde etmişti (ATASE, İSH, K.90, G.30, B.30-5):
“..Efendim, esir düştüğüm zaman gözlerim sağlam idi. İskenderiye civârında Tel-el Kebir’de 5 numrolu tele koydular. Biz 300 kişi idik. Bir giin bizi havuz banyosuna soktular. Meğer havuzun içerisine bir takım ilaçlar koymuşlar. Havuzdan çıktıktan sonra gözlerimiz şişti, bozuldu. Sonra 7 numrolu hastahaneye yatırdılar. Bizimle esir düşmüş İslam Doktorları orada esir bulunuyordu. Onlardan bizim gözlerimizin neden böyle olduğunu sual ettiğimizde yıkandığınız havuza asit-i fenik gibi bazı şeyler koymuşlar ve civarımızda bulunan diğer 13.000 kişinin de bizim gibi gözlerinin bozulduğunu gördük ve anladık. Mezkûr 7 numrolu hastahanede 5 gün kaldık sonra İngiliz doktorları bizi ameliyat yapacağız diyerek bayıltarak gözlerimizin bebeklerini çıkartarak bu veçhile bizi gözden halel bıraktılar(kör ettiler)..”

Eyüp Sabri Akgöl Hatıratında İngilizlerin Türk esirlerin gözlerini kasten kör etmeleriyle ilgili olarak şu satırları aktarmıştı (1978. Esaret Hatıraları / Eyüp Sabri: Bir Esirin Hatıraları / Mutbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi. Hazırlayan: Nejat Sefercioğlu. İstanbul.):
“… Biraz da Mısır’da gördüğümüz Ermeni Tabiplerinden bahsedeceğim. Ve onlara şu tabiri kullanmaktan kendimi men’ edemeyeceğim: GÖZ OYUCULARI.
Abbasiye Hastanesinde Mısır’da Türk esirlerine yapılan cinâyet ve hıyanetlere misâl olunamaz. Zannederim bu alçakça işleri yapanlar gerçi sırf Ermeni Doktorları olmuştur. Lâkin bunlara son derece yüz ve yetki verilmiş olduğundan dolayı mel’unlar hareketlerinde serbest kalmışlar ve arzuları veçhile, biçare ve masum evlatlarımızın, yani esaret altında bulunan bu günahsız askerlerimizin bağırta bağırta gözlerini oymuşlardır…

…esirlerimiz sabahtan akşama kadar güneş altında angaryada çalıştıklarından dolayı kızgın kumun tesirinden göz ağrısına tutulurlar ve mecburen Nöbetçi Doktoruna müracaat ederlerdi. Doktor bunların gözüne ilaç koymaksızın ele bir av geçmiş gibi sevinerek hemen hastaneye kaydeder, gözü ağrımakta olan asker hastaneye gitmek istemez ve gönderilmemesi için yalvarır, ricâ ederse de cebir ve tazyikle gönderilir, on gün sonra gözsüz olarak dönerlerdi… Hastane avlularında otuz, kırk asker birbirinin ceketlerinden tutarak dizi halinde abdesthaneye giderler, o suretle def-i hacet edebilirler ve kendilerine mutfaktan yemek almak için dahi zavallılar birbirlerini yederek aynı Şekilde dizi ile gider gelirler ve sabahtan akşama kadar kumların üzerinde sürünürler, yarı aç yarı tok hayatlarını sürdürürlerdi…”
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>GİRdim>BURSA BAZARIna,
DüN=>Bu GüNüm=->YARINa,
KÜLLî ŞEYy CUMÂ CEM’inde,
=>YOLcu==>YÂRin DİYARIna!.


ZEVK 10.743

YOLCu BİLmez!. YOLdaş BULmaz!. YOLda OLmaz!. DEVRÂN DIŞı,
DEVRi BİLmez!. SEYRi BULmaz!. SEYyâh OLmaz!. =>SEYRÂN DIŞı,
İLİM BİLmez!. EDEB BULmaz!. İRFÂNda OLmaz!. ==->CEVLÂN DIŞı,
KİTÂB BİLmez!. HİTÂB BULmaz!. HAYyREtte OLmaz!. HAYRÂN DIŞı!.


27.10.2023.. 12:53
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumâcemimizzz..


KULLuk HADDİn AŞtı İNSÂN,
HUDUDUndan TAŞtı->İNSÂN,
ADALEt<>MERHAMEt->Bİtti,
KUDURdukça=>ŞAŞtı İNSÂN!.

KUL İHVÂNİm->DA’VÂ ALLAH’ın,
===>DÂVEti==>RASÛLULLAH’ın,
==->RIZASInda=->HAk ve HAYRı,
==->DOSt DUÂsı=>ABDULLAH’ın!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

CEMMü’L-CEM’ CUMâ SELAHı,
BURSAm’da=>FAZLın FELAHı,
YuSEBBiHu ==>KÛN feyeKÛN,
==>Şu ÂN’a=->ŞE’ÂNULLAHı!.


ZEVK 10.745

ADALEtsiz-MeRHAMEtsiz =>ZÂLiMLeRin=>ZULMü=>ZÂHiR,
KüFüR=>DEVâM EDeR AMMa =>ZULMü=>ZÂLiMLeRin ÂHiR,
HAKka-HAYRa BİRLiKk GEREKk,
DOSt DUÂsı=>DİRLiKk GEREKk,
=>Zü’L- İNTİKÂM OLaN ALLAH=>İNTİKÂM ALmakta MÂHiR!.


03.11.2023.. 13:14
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumacemimizzz..


KuL İHVÂNİm =>DEVRÂNa GeL,
OLuR! OLmaz!.->SEYRÂNa GeL,
OLAN HAKktır=->CEVLÂNa GeL,
HAKkta-HAYRa=>HAYRÂNa GeL!.


Resim

وَاتَّقُواْ فِتْنَةً لاَّ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنكُمْ خَآصَّةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
“Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah (hâssaten), va'lemû ennallâhe şedîdu’l- ıkâb (ıkâbi).: Ve sizden (içinizden), sadece zâlim kimselere isâbet etmeyen, onlara has (özel) olmayan (diğerlerine de isâbet eden) fitneden sakının (takvâ sâhibi olun). ALLAH'ın AZÂBInın çok şiddetli olduğunu biliniz.// İçinizden yalnız zâlimlere dokunmakla kalmayacak (gâyesiz ve gayretsiz olursanız hepinizi kuşatacak) olan bir fitneden sakının (ki, ülkedeki ve yeryüzündeki zulüm odaklarına destek olanlar da bu belâdan kurtulamayacaklardır). Bilin ki, gerçekten ALLAH (cezâ ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.” (Enfâl 8/25)

وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلاَّ أَن قَالُواْ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
“Ve mâ kâne kavlehum illâ en kâlû rabbenagfir lenâ zunûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ale’l- kavmi’l- kâfirîn (kâfirîne).: Ve onların sözleri: "RABBimiz, bizim günahlarımızı mağfiret et ve işimizdeki israfımızı (aşırılığımızı) bağışla. Ve ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler kavmine karşı bize yardım et!." demekten başka birşey olmadı.// O (RABBANî ÂLİMler) sâdece şunu söylüyorlardı.: “RABBimiz, bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki (cihad görevimizdeki ihmalkârlık ve) taşkınlıklarımızı bağışla. Ayaklarımızı (Hakk’ta ve cihad yolunda) sağlam tut (kaydırma). Kâfir (ve zâlim) topluluk (ve teşkilat)lara karşı bize yardım et!.”
(Âl-i İmrân
3/147)

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ
“Ve lâ tahsebennallâhe gâfilen ammâ ya’melu’z- zâlimûn (zâlimûne), innemâ yuahhıruhum li yevmin teşhasu fîhi’l- ebsâr (ebsâru).: Ve ALLAH'ı, zâlimlerin yaptığı şeylerden gâfil sanma. Sâdece onları, gözlerin dehşetten açılacağı güne tehir eder (erteler).//
(Ey insan!) Sakın sanma ki; ALLAH zâlimlerin yaptıklarından gâfil (habersiz ve ilgisiz)dir. Sâdece onları, gözlerin dehşetle döneceği (korku ve şaşkınlıktan bakışlarına baygınlık geleceği) bir güne kadar ertelemektedir.” (İbrahÎm 14/42)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İnsanlar bir zalimi görürler de onun zulmüne engel olmazlarsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” buyurmuştur.
(Ebûbekir radiyallahu anhu’dan; Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 5; Ebû Dâvûd, Melâhim, 17)
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zâlime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakınınız. Çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helâk etmiş, onları birbirlerinin haksız yere kanlarını dökmeye, haramlarını helâl saymaya sevketmiştir.” buyurmuştur.
(Câbir radiyallahu anhu’dan; Müslim, Birr 56)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Evet, eğer sen sabrederek, ecrini sadece ALLAH’tan bekleyerek ve cepheden kaçmaksızın, ALLAH YOLUnda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur. Ancak borçların bunun dışındadır. Bunu bana Cibrîl söyledi” buyurdu.
(Müslim, İmâre 117)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Haram kan dökmediği müddetçe mü’min, Allah’ın rahmetini ummaya devam eder.” buyurmuştur.
(İbni Ömer radıyallahu anhümâ’ dan; Buhârî, Diyât 1)

Ebû Katâde Hâris İbni Rib’î radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbın arasında ayağa kalkarak, onlara.: “ALLAH YOLUnda cihadın ve ALLAH’a imanın amellerin en üstünü olduğundan bahsetti.
Ashâbdan bir kişi ayağa kalkarak.: “Yâ Resûlallah! Eğer ben ALLAH YOLUnda öldürülürsem, bu şehîdlik benim günahlarıma keffâret olur mu, ne dersiniz?” diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Evet, eğer sabrederek, karşılığını sadece ALLAH’tan umarak, cepheden kaçmaksızın ALLAH YOLUnda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur” buyurdu.
Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Nasıl demiştin?” diye sordu.
Adam.: “Eğer ben ALLAH YOLUnda öldürülürsem, bu şehîdlik benim günahlarıma keffâret olur mu, ne dersiniz?” demiştim.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helâlleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm mikdarınca sevâblarından alınır, (hak sâhibine verilir.) Şâyet iyilikleri yoksa, kendisine zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.” buyurdu.
(Buhârî, Mezâlim 10, Rikak 48)

Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Hiç şüphesiz ALLAH zâlime mühlet verir. Onu yakalayınca da kaçmasına fırsat vermez.” Sonra şu âyet-i kerîmeyi okudu.:
وَكَذَلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَا أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ شَدِيدٌ
“Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehazel kurâ ve hiye zâlimeh(zâlimetun), inne ahzehû elîmun şedîd(şedîdun).: Halkı zalim olan ülkeleri ahzettiği zaman senin Rabbinin yakalaması işte böyledir. Onun ahzı (yakalaması), muhakkak ki çok şiddetlidir, çok elîmdir.// İşte Rabbinin (kahırla) yakalaması böyledir. Onlar zulüm işlemektelerken, ülkeleri (veya nesilleri) yakalayıp çarptığı zaman (son pişmanlıkları fayda vermemiştir). Gerçekten O’nun (azÂBla) yakalaması çok acı vericidir, pek şiddetlidir.” (Hûd 11/102)
(Buhârî, Tefsîru sûre (11); Müslim, Birr 61. Ayrıca bk. Tirmizî Tefsîru sûre (11); İbni Mâce, Fiten 22)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


Resim
Şu MâSiVâ=>ZITLar ZEVki,
BAŞLangıcın=>SONa SEVki,
DeVRÂN->SEYRÂN,
CEVLÂN->HAYRÂN,
Şu ÂN=>ŞE’ÂNULLAH ŞEVki!.

İnsÂN İÇin GEÇen HeR GüN,
BÂZen SEVİNç BÂZen HÜZüN,
SANALGERÇEKk mi ÂLeM,
Şu ÂN’da=->GELecekLe DüN!.


ZEVK 10.747

BİTKi>HayvÂN>İnsÂN TÜMü==>EMÂNEt CÂNın PEŞİnde,
İnsÂN AKLI=>ESMâ CEM’i===>OLur!. OLMaz!. ATEŞİnde,
GüN OLuR=>GÜLeR-SEViNiR,
GüN OLuR=>HÜZÜNLü DENiR,
İFRAt->MUHİt TEFRİt->MERKEz=>İ’TİDÂLi->AŞKkEŞİnde!.


10.11.2023.. 13:14
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumacemimizzz..


Kur'ÂN’a=>İNÂNmak-DUYmak,
RASÛLün HAYyatı’na=>UYmak,
=>Şu ÂN’da=>ŞE’ÂN İHVÂNİ’m,
=>AKLın KILIFI’nı ===>SOYmak!.


Resim
KELÂMULLAH’ta-RESÛLULLAH’ta SEVİNÇ-HÜZÜN..

İnsÂN, fıtratı/yaradılış gereği SEVİNCi, KEDERi, NEŞEyi, HÜZNü YAŞAyan bir VARLIktır. Hayatı boyunca SEVİNCine etki eden birçok olayla karşılaştığı gibi ÜZÜNTÜsüne yol açabilecek olaylarla da yüz yüze kalabilmektedir. ALLAH TeALÂ’nın İnsÂNlara sunduğu en güzel ve en yararlı ni’metlerden biri de MUTLU OLma, SEVme ve SEVİNç DUYma ni’metidir. Bu ni’metler DİN ve AKLIn gözetimiyle daha da değer kazanır. İnsÂNlara güncel yaşamın baskı ve streslerinden kurtulmada yardımcı olur.
Âhireti bırakıp Dünyâ Hayatının tercih edilmesinin yanlışlığı Kur'ÂN-ı Kerîm’de şöyle ifâde edilmektedir.: “Fakat siz (ey İnsÂNlar!) Dünyâ hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret daha hayırlı ve devamlıdır...”

قَالُوا لَن نُّؤْثِرَكَ عَلَى مَا جَاءنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالَّذِي فَطَرَنَا فَاقْضِ مَا أَنتَ قَاضٍ إِنَّمَا تَقْضِي هَذِهِ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
إِنَّا آمَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَايَانَا وَمَا أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ السِّحْرِ وَاللَّهُ خَيْرٌ وَأَبْقَى
“Kâlû le’n- nu’sireke alâ mâ câenâ mine’l- beyyinâti vellezî fataranâ fakdi mâ ente kâd (kâdin), innemâ takdî hâzihi’l- hayâte’d- dunyâ. İnnâ âmennâ bi rabbinâ li yagfire lenâ hatâyânâ ve mâ ekrehtenâ aleyhi mine’s- sihr (sihri), vallâhu hayrun ve ebkâ.: Sihirbazlar.: “Bize gelen mu’cizeler karşısında asla seni tercih etmeyiz (üstün tutmayız). Çünkü bizi, O yarattı. Bu durumda sen, yapacağını yap. Fakat sen, ancak bu Dünya Hayatında yaparsın.” dediler.
Muhakkak ki biz, hatalarımızı ve ona karşı sihirden bize zorla (istemeyerek) yaptırdığın şeylerden (dolayı) bizi, mağfiret etsin (affetsin ve günahlarımızı sevâba çevirsin) diye RABBimize îmân ettik. Ve ALLAH, daha hayırlıdır ve daha bâkidir (kalıcıdır).”
(Tâ-Hâ 20/72-73)

Müslüman =>Yumuşak Huyluluğu ve Güler Yüzlülüğü kendine şiâr edinmelidir. Böyle olması ALLAH’ın SEVgisine ulaşmasına vesile olur.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH, yumuşak huylu ve güler yüzlü kimseyi SEVer!.” buyurmuştur.
(Münâvî, Feyzü’l-kadîr şerhu Câmi’i’s-sağîr, 2/503)

SEVinç Kelimesi; Türkçe’de =>“İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan COŞku” anlamına gelmektedir. Arapça’da ise =>Neşe, Huzur ve MutLuluk gibi anlamlar; “el-ferah”, “es-sürûr”, “es seâde” gibi kelimelerle ifâde edilmektedir.
SEVinçli, SEVinmiş, MutLu anlamlarına gelen “mesrur”, “mes’ud” ve “saadet” gibi sözcükler, Arapça’dan Türkçe’ye geçerek, SEVinç ve MutLuluğu ifâde eden kelimelerdir. Türkçe’de HUZUR, uzun vâdeli duygusal bir durumu, SEVinç ise kısa süreli heyecan hâlini ifâde etmektedir. Dolayısıyla her fert kendi zihin tasavvuruna göre SEVinç ve MutLuluğu bu duygular çerçevesinde değerlendirmektedir..

İnsÂNın SEVinç, NEŞE, HUZUR hâlini belirterek, MutLuluk ifâdesini doğrudan yansıtan kavramların başında “sürûr” kavramı gelmektedir. Sürûr kelimesi Arapça “ر -ر -س“ kökünden gelmiş olup, İnsÂNın içinde gizlediği, açığa vurulmayan SEVinç hâlidir.
Âyetlerde; SEVincin Dünyâ ve âhiret boyutu ele alınarak gerçek SEVincin âhirette olacağı belirtilmiştir.:

وَيَنقَلِبُ إِلَى أَهْلِهِ مَسْرُورًا
“Ve yenkalibu ilâ ehlihî mesrûrâ(mesrûren).: Ve ehline surur içinde sevinçle dönecek.” (İnşkâk 84/9)

إِنَّهُ كَانَ فِي أَهْلِهِ مَسْرُورًا
“İnnehu kâne fî ehlihî mesrûrâ(mesrûren).: Muhakkak ki o, (dünyada) ehlinin arasında iken surur içinde sevinçliydi.” (İnşkâk 84/13)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, tebessümü kendisine şiâr edinmişti. Sahâbeye =>Neşeli ve Üzüntülü olduğu her durumda mütebessim bir yüzle karşılık vermiştir.

Sahâbeden Cerîr b. Abdullah radiyallahu anhu şöyle anlatıyor.: “Müslüman olduğum günden beri Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, beni her gördüğünde yüzüme bakarak gülümserdi.
Kays b. Âsım radiyallahu anhu.:Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir defâsında buyurdu ki.: "Yemenli iyi bir adam şu kapıdan içeri girecek. Onun yüzünde bir parça melek sûreti vardır!." Bu söz üzerine Cerir kapıdan içeri girdi.”
demiştir.
(Buhârî, “Edeb”, 68; Müslim, “Fezâil”, 135.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her iyilik bir sadakadır. Din kardeşini güler yüzle karşılaman ve kendi kovandan din kardeşinin kovasına boşaltman bir iyiliktir.” buyurmuştur.
(Câbir b. Abdillâh radiyallahu anhu’dan; Tirmizî, “Birr”, 45.)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

HAYyeLe’s-SELAH’a ÇAĞRı,
HAYyeLe’L-FELAH’a ÇAĞRı,
=>RASÛLULLAH NEFEsiyLe,
EL VEDûD ALLAH’a->ÇAĞRı!.

AŞKk AYNAm ARKAsı>SIRRLı,
=>AYNAmın ÖNÜnde KAVGA!.
=>HaM AKıL=->SIRR-ı SIFIRLı,
AKLın>HeR YÖNÜnde KAVGA!.


ZEVK 10.749

ZİKKe SÖKük! ZİNCİR KIRık!. ==->ZAHMEti ÇILGIN DÜNYÂ’da,
ADALEt<=>MERHAMEt YIKık!.. ==>RAHMEti YILGIN DÜNYÂ’da,
BAŞta=->MA’SUM BEBELeRe,
SONda=>MAZLUM DEDELeRe,
BOMBALaR YAĞıYOR GÖKkten!.DERTLeRe DALGIN DÜNYÂ’da!.


17.11.2023.. 12:56
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumacemimizzz..


KÜFÜR SÜReR>SÜRMeZ ZULÜM,
=>ZÂLİMi==->ZÂLİM YOKk EdER!.
=>YÜRÜdükçe=->DOĞuM-ÖLÜM,
==>ÂLİM ===>ÂLİMi ÇOKk EdER!.

=>RÜZGÂR AYNı =>BULUT AYNı,
KuL İHVÂNİm=>KURt-KUŞ AYNı!.
==>KORKu AYNı ==>UMUT AYNı,
=>“ETTİĞİni->BULUŞ!.”=>AYNı!.


Resim
Azîz Kardeşlerim,
Bu Dünya; ne Karunlar, ne Firavunlar, ne Şeddatlar, ne Nemrutlar, ne Hamanlar, ne Ebu Leheb ve Ebu Cehiller ve ne Deccallar ve ne Deccalın köpekleri, Hitler gibi, Binyamin Netanyahu gibi ->hatta o’nu alışlayan ses çıkarmayan nice Arap Kralı =>ZâLim ve Vicdansızları görmüştür/görmektedir/görecektir!.

Kur'ÂN-ı Kerîm’i DUYan ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e UYan imânlı ve BilinçLi
MuhaMMedî Mü’minLere BiLmek-BuLmak-OLmak-YAŞAmak Gerekir ki;

İLâHî KaNuNdur ki =>KÜFÜR SÜReR->ZULÜM SÜRMeZ!.

وَاتَّقُواْ فِتْنَةً لاَّ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنكُمْ خَآصَّةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
“Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah (hâssaten), va'lemû ennallâhe şedîdu’l- ıkâb (ıkâbi).: İçinizden yalnız zâlimlere dokunmakla kalmayacak (gayesiz ve gayretsiz olursanız hepinizi kuşatacak) olan bir fitneden sakının (ki, ülkedeki ve yeryüzündeki zulüm odaklarına destek olanlar da bu belâdan kurtulamayacaklardır). Bilin ki, gerçekten ALLAH (cezâ ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.” (Enfâl 8/25)

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
“Fe men ya’me’l- miskâle zerretin hayren yereh (yerehu).: Artık kim zerre kadar (ya bizzat) hayır yapmış (veya iyiliklere vesile ve sebep olmuş)sa, onun karşılığı (mükâfatı)nı mutlaka görecek (ve alacaktır).” (Zilzâl 99/7)

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
“Ve men ya’me’l- miskâle zerretin şerren yereh (yerehu).: Ve kim de zerre miktarı şer işlemiş (veya kötülüğe sebebiyet vermiş)se, onun da cezâsını mutlaka görecek (ve bulacaktır).” (Zilzâl 99/8)

İLâHî BİRLik ve DİRLik Kitabımız Kur'ÂN-ı Kerîm’de;

وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
“Veltekun minkum ummetun yed’ûne ile’l- hayri ve ye’murûne bi’l- ma’rûfi ve yenhevne ani’l- munker (munkeri), ve ulâike humu’l- muflihûn (muflihûne).: İçinizden (insanları Hakka ve) hayra dâvet edecek, (ve bunun sonunda elde edecekleri devlet ve hükümet imkânlarıylama’rufu) iyilikleri emredip yürütecek ve (münkeri) kötülükleri de nehyedip önleyecek bir ümmet bulunsun. (Bu hizmet ve hedefler için bir liderin çevresinde organizeli bir teşkilat kurulsun.) İşte asıl kurtuluşa ve başarıya erecek olan bunlardır.” (Âl-i İmrân 3/104)

وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَاخْتَلَفُواْ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَأُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
“Ve lâ tekûnû kellezîne teferrakû vahtelefû min ba’di mâ câehumu’l- beyyinât (beyyinâtu), ve ulâike lehum azâbun azîm (azîmun).: (Sakın ha) Kendilerine açık deliller (ve kesin Kur’ÂNî Hükümler) geldikten sonra ayrılığa düşüp ihtilaf edenler (ve Hakk’tan kayıp gidenler) gibi olmayın! İşte bunlar için büyük bir azâb vardır.” (Âl-i İmrân 3/105)

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ
“Kuntum hayra ummetin uhricet li’n- nâsi te’murûne bi’l- ma’rûfi ve tenhevne ani’l- munkeri ve tu’minûne billâh (billâhi), ve lev âmene ehlu’l- kitâbi le kâne hayran lehum, minhumu’l- mu’minûne ve ekseruhumu’l- fâsikûn (fâsikûne).: Siz (sadece Müslümanlar için değil, bütün) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. (Çünkü siz, ülkenizde ve yeryüzünde) Ma’rufu (Hakkı ve hayrı) emredip yürütecek, münkeri (zulmü ve kötülükleri) nehyedip önleyecek (bir Âdil Düzen kurmaya) çalışırsınız. Ve ALLAH’a (tam) imân edip (bağlanırsınız). Şayet Kitap Ehli de (böyle) inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onların içinden de (bazı) imân edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.” (Âl-i İmrân 3/110)

خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ
“Huzi’l- afve ve’mur bi’l- urfi ve a’rıd ani’l- câhilîn (câhilîne).: (Ey Elçim!) Sen (yine de) af (veya kolaylık) yolunu tutup benimse, (İslâm’a ve insan fıtratına, hayırlı ve yararlı gelenek kurallarına) uygun olanı (örfü) emret ve câhillerden yüz çevir. (Onların kabalık ve kabahatlerine aldırış etme!)” (A’râf 7/199)

الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُم مِّن بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
“El munâfikûne ve’l- munâfikâtu ba’duhum min ba’din, ye’murûne bi’l- munkeri ve yenhevne ani’l- ma’rûfi ve yakbidûne eydiyehum nesûllâhe fe nesiyehum inne’l- munâfıkîne humu’l- fâsikûn (fâsikûne).: Münâfık erkeklerle münâfık kadınlar, (bozuk fıtratları ve fesadçılıkları bakımından) birbirine benzerler. Onlar (birbirine ve çevresine) kötülüğü emreder, iyilikten alıkoymaya girişirler. Ellerini sıkı tutarlar (ALLAH YoLunda harcamazlar). Onlar (inkâr ve isyan etmekle) ALLAH’ı unuttular, O (ALLAH) da onları (hidâyetinden ve rahmetinden mahrum etmekle) unuttu. Doğrusu münâfıklar hep fasık olanlardır.” (Tevbe 9/67)

[Not.: “ALLAH’ın unutması” deyimi; Cenâb-ı HAKkın zâlim, kâfir ve hâin kullarını, cezâ olarak hidâyetinden mahrum bırakması ve rahmetinden uzaklaştırması anlamında bir uyarıdır. Yoksa, hâşâ ALLAH celle celâlihu’nun hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi unutması söz konusu olmayacaktır.]

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَيُطِيعُونَ اللّهَ وَرَسُولَهُ أُوْلَئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّهُ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
“Ve’l- mu’minûne ve’l- mu’minâtu ba’duhum evlîyâu ba’din, ye’murûne bi’l- ma’rûfi ve yenhevne ani’l- munkeri ve yukîmûne’s- salâte ve yu’tûne’z- zekâte ve yutîûnallâhe ve resûlehu, ulâike se yerhamuhumullâh (yerhamuhumullâhu), innallâhe azîzun hakîm (hakîmun).: Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar da birbirlerinin velîleri (dostları ve destekleyicileri)dirler. (Herkese ve birbirlerine her konuda) İyiliği emreder, kötülükten nehyedip çevirirler, namazı dosdoğru yerine getirirler, zekâtı verirler ve (her konuda) ALLAH’a ve Resulüne itaat ederler. İşte ALLAH’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz ALLAH Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.” (Tevbe 9/71)

الَّذِينَ إِن مَّكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ أَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ
“Ellezîne in mekkennâhum fî’l- ardı ekâmû’s- salâte ve âtevu’z- zekâte ve emerû bi’l- ma’rûfi ve nehev ani’l- munker (munkeri), ve lillâhi âkıbetu’l- umûr (umûri).: O (mü’minler) ki, eğer yeryüzünde kendilerini yerleştirip iktidar imkânı verirsek; namazı dosdoğru ikâme eder (şuurla ve huzurla yerine getirir)ler, zekâtı verirler, iyiliği emreder (yürütür)ler, kötülüğü yasaklayıp önlerlerdi. Bütün işlerin sonu ALLAH’a âittir.” (Hac 22/41)

فَخَلَفَ مِن بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا
“Fe halefe min ba’dihim halfun edâu’s- salâte vettebeû’ş- şehevâti fe sevfe yelkavne gayyâ (gayyen).: Sonra onların ardından öyle nesiller türedi ki, namazı (ibadet ve istikâmet duyarlılığını) kaybedip bıraktılar. Ve (hayâsızca sınır tanımadan) şehvetlerine kapılıp (şeytana) uydular. Elbette bunlar azgınlıklarının cezâsıyla karşılaşacak (ve cehennemi boylayacak) kimselerdir.” (Meryem 19/59)

لاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا أَتَواْ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُواْ بِمَا لَمْ يَفْعَلُواْ فَلاَ تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِّنَ الْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
“Lâ tahsebennellezîne yefrahûne bi mâ etev ve yuhıbbûne en yuhmedû bi mâ lem yef’alû fe lâ tahsebennehum bi mefâzetin mine’l- azâb (azâbi), ve lehum azâbun elîm (elîmun).: (Meydana) Getirdikleri (bazı yararlı sonuçlarla) sevinip gururla ferahlananları ve yapmadıkları (ve başaramadıkları) şeyler (ve sâhib olmadıkları meziyet ve mârifetler) nedeniyle övülüp (sahte kahraman gibi alkışlanmaktan) hoşlananları (kazançlı ve kıymetli) sayma (bu gibilere boşuna imrenip durma) ve onları azâbdan (ve ALLAH’ın Gazâbından) kurtulmuş da sanma! Onlar için acı bir azâb (ve alçaltıcı bir âkıbet) vardır.” (Âl-i İmrân 3/188)

فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُكِّرُواْ بِهِ أَنجَيْنَا الَّذِينَ يَنْهَوْنَ عَنِ السُّوءِ وَأَخَذْنَا الَّذِينَ ظَلَمُواْ بِعَذَابٍ بَئِيسٍ بِمَا كَانُواْ يَفْسُقُونَ
“Fe lemmâ nesû mâ zukkirû bihî enceynellezîne yenhevne ani’s- sûi ve ahaznellezîne zalemû bi azâbin beîsin bi mâ kânû yefsukûn (yefsukûne).: Vaktâki onlar kendilerine hatırlatılan uyarıları unuttuklarında ise, Biz de (içlerinden) kötülükten sakındıranları (nehy-i ani’l münker yapanları) kurtarmış, zulmedenleri ise yaptıkları fısk-u fücur (günah ve azgınlıkları) dolayısıyla pek zorlu bir azâb ile yakalayıvermiştik.” (A’râf 7/165)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şâyet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imânın en zayıf derecesidir.” buyurmuştur.
(Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den; Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:ALLAH TeALÂ’nın benden önceki her bir ümmete gönderdiği Peygamberin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan ihlâslı ve seçkin yakın çevresi ve ashâbı vardı. Bu samimî çevre ve ashâbından sonra, yapmadıklarını söyleyen ve emrolunmadıklarını yapan kimseler onların yerini aldı. Böyle kimselerle eliyle cihad eden mü’mindir, diliyle cihad eden mü’mindir; kalbiyle cihad eden de mü’mindir. Bu kadarcığı da bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile imân yoktur.” buyurmuştur.
(İbni Mes’ud radıyallahu anh’den; Müslim, Îmân 80)

Ebü’l-Velid Ubâde İbni Sâmit radıyallahu anhu.: “Biz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e =>Zorlukta ve kolaylıkta, sevinçli ve kederli anlarda, başkaları bize tercih edildiği zamanlarda kendisini dinleyip itaat etmeye =>Açıkça küfür sayılan bir şey yapmadıkları sürece devleti yönetenlerin işlerine karışmamaya =>Nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize ve =>ALLAH Hakkı için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza dair bey’at ettik.” demiştir.
(Buhârî, Ahkâm 42; Müslim, İmâre 41. Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 1, 2, 3; İbn Mâce, Cihâd 41)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH’ın çizdiği sınırları aşmayarak orada duranlarla bu sınırları aşıp ihlâl edenler, bir gemiye binmek üzere kur’a çeken topluluğa benzerler. Onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşmişlerdi. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçiyorlardı.
Alt katta oturanlar.: “Hissemize düşen yerden bir delik açsak, üst katımızda oturanlara eziyet vermemiş oluruz!” dediler.
Şâyet üstte oturanlar, bu isteklerini yerine getirmek için alttakileri serbest bırakırlarsa, hepsi birlikte batar helâk olurlar. Eğer bunu önlerlerse, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar.”
buyurmuştur.
(Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ’ dan; Buhârî, Şirket 6; Şehâdât 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 12)

Mü’minlerin Annesi, Ümmü Seleme Hint Binti Ebû Ümeyye Huzeyfe radıyallahu anhâ.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sizin üzerinize birtakım Emirler, Yöneticiler tâyin olunacaktır. Onların dine uygun olan işlerini iyi bulur, uygun olmayanlarını ise hoş karşılamaz, tenkid edersiniz. Kim hoş karşılamaz, kerih görürse günahtan korunmuş olur. Kim de tenkid eder, onların kötülüklerine engel olmaya çalışırsa, kurtuluşa erer. Fakat kim de razı ve hoşnut olur, onlara uyarsa isyân etmiş olur.” buyurdu.
Bunun üzerine Sahâbe-i Kirâm.: “Yâ Resûlallah! Onlarla savaşmayalım mı?” dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz.: “Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır!” buyurdu.

(Müslim, İmâre 63)

Mü’minlerin Annesi, Ümmü’l-Hakem Zeyneb Binti Cahş radıyallahu anhâ.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH’dan başka İlâh yoktur. Yaklaşan şerden dolayı vay Arabın hâline! Bugün Ye’cûc ve Me’cûc’un seddinden şu kadar yer açıldı!” buyurdu ve baş parmağı ile şehadet parmağını birleştirerek halka yaptı.
Bunun üzerine ben.:
“Yâ Resûlullah! İçimizde iyiler de olduğu halde helâk olur muyuz?” dedim. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kötülük ve günahlar çoğaldığı vakit, evet!” buyurdu.

(Buhârî, Fiten 4, 28; Müslim, Fiten 1. Ayrıca bk. Buhârî, Enbiyâ 7, Menâkıb 25; Ebû Dâvûd, Fiten 1; Tirmizî, Fiten 23; İbn Mâce, Fiten 9)

Ebû Saîd Hasan el-Basrî’den rivayet edildiğine göre, Âiz İbni Amr radıyallahu anh Ubeydullah İbni Ziyâd’ın yanına girdi ve.:
“Ey Oğlum! Ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in.: “Yöneticilerin en kötüsü, idâresi altındaki insanlara karşı katı ve kaba davrananlardır!” buyurduğunu işittim, sakın sen onlardan olma!.” dedi.
Ubeydullah İbni Ziyâd, Âiz’e.: “Sen otur! Çünkü sen MuhaMMed sallallahu aleyhi ve sellem’ in Ashabının, kepeği gibi döküntü takımındansın!.” dedi.
Âiz İbni Amr.: “Onlar arasında unun kepeği gibi döküntü takımından olan mı var ki?.” Ubeydullah İbni Ziyâd.: “Unun kepeği gibi döküntü takımından olanlar onlardan sonra ve onlar dışındakilerin arasından çıktı!.” dedi.
(Müslim, İmâre 23)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>BURSAda=>MaSMaVi SEMÂ,
===>HAYdi=>SELÂHa ÇAĞRIsı!.
FELÂHa CEMMü’L-CEM’ CUMÂ,
===->İÇİMde=->ZULüM AĞRIsı!.

=>CÂN=>ÖZELdir IRK’ı OLmaz,
EL HAk EL HAy FARK’ı OLmaz,
BiR DAMLA SUdur=>HeR CÂNLı,
AKAR=>GEÇeR=->ARK’ı OLmaz!.


ZEVK 10.752

GELeceğe=>KAN KUSuYOR==>KUDURMUŞş BATı VAHŞEti,
=>MAVi KANLı=>SİYONİSt’in==>CÂN TAŞIYANa=>DEHŞEti,
KAZındı KÖKü->KAç KERRe,
LÂNEtLedi=>KÜRRe-ZERRe,
=>“YERin DİBine GEÇE!.”si=>SOYSUZ SİYONİZM MİLLEti!.


24.11.2023.. 12:58
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcemimizzz..


KUR'ÂN’ı=>DUYmayan DÜNYâ,
HÜKMÜ’ne=>UYmayan DÜNYâ,
BiR=>İkİ=>ÜÇ=->CİHÂN HARBi,
HAKkı HAYy SAYmayan DÜNYâ!.

=>NE DEĞİŞti==->Bu ÂLEMde,
=>AYNı ATOM=0>AYNı KÂİNAt!.
KuL İHVÂNİ’m DEM bU DEMde,
DEĞİŞeN ==>ZULüMdeki İNAt!.



Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH, MERHAMEtli olanlara RAHMEtle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı MERHAMEtli olun ki, semâda bulunanlar da size RAHMEt etsinler. Rahim (akrabalık bağı) RAHMÂN'dan bir bağdır. Kim bunu korursa ALLAH onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, ALLAH da ondan (rahmet bağını) koparır." buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, Edeb 58; Tirmizî, Birr 16)

قُل لِّمَن مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُل لِلّهِ كَتَبَ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لاَ رَيْبَ فِيهِ الَّذِينَ خَسِرُواْ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
“Kul li men mâ fî’s- semâvâti v’l- ard (ardı), kul lillâh(lillâhi), ketebe alâ nefsihi’r- RAHMeh (rahmete), le yecmeannekum ilâ yevmi’l- kıyâmeti lâ reybe fîh (fîhi), ellezîne hasirû enfusehum fe hum lâ yu’minûn (yu’minûne).: (Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "ALLAH'ındır" de. O, MERHAMet etmeyi KENDİ ZÂTINA FARZ KILDI. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyâna sokanlar var ya işte onlar inanmazlar.// (Onlara) De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" (Cevaben) De ki: "ALLAH’ındır." O, RAHMETİ KENDİ ÜZERİNE YAZMIŞTIR. (Bütün kullarına ve mahlûkatına şefkat ve merhamet buyurmak ALLAH’ın şanıdır.) O sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. (Kendilerine yazık edip) Nefislerini hüsrana uğratanlar (var ya), işte onlar (bütün haber ve hükümleriyle Kur’ÂN’a) inanmayanlardır.” (En’âm 6/12)

مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاء تْهُمْ رُسُلُنَا بِالبَيِّنَاتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَلِكَ فِي الأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ
“Min ecli zâlik (zâlike), ketebnâ alâ benî isrâîle ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesâdin fî’l- ardı fe ke ennemâ katele’n- nâse cemîa (cemîan) ve men ahyâhâ fe ke ennemâ ahye’n- nâse cemîa (cemîan) ve lekad câethum rusulunâ bi’l- beyyinâti summe inne kesîran minhum ba’de zâlike fî’l- ardı le musrifûn (musrifûne).: İşte bundan dolayı (Tevrat'ta) İsrâiloğullarına şöyle yazdık; Kim bir kişiyi, bir kişi karşılığında olmaksızın veya yeryüzünde bir fesata karşılık olmaksızın öldürürse, muhakkak ki o bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de (bir kişinin hayatını kurtarmak sûretiyle) yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur. Ve andolsun ki Resûl'lerimiz onlara apaçık deliller ile geldi. Sonra da, şüphesiz onlardan birçoğu, bundan sonra gerçekten yeryüzünde aşırı giden MÜSRİFLER oldular.// İşte bu nedenle; İsrâiloğullarına da yazmış (ve onların şahsında bütün insanlığı uyarmış)tık ki; -öldürdüğü başka birisine karşılık (kısasen), veya bulunduğu yerde çıkardığı fitne ve fesada (anarşi ve isyana binaen) olmaksızın- her kim (haksız yere) bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de (bir masumun öldürülmesine engel olup, yaşamasını sağlayarak) onu diriltirse, bütün insanların hayatını kurtarmış gibidir. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdi. Sonra bunun ardından onlardan (İsrâiloğullarından) birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşırıp israf (ve insafsızlığa) yönelmişlerdir.” (Mâide 5/32)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

BURSA’mda DÖNüYOR DÜNYâ,
==>KaDERİn YÖRÜNGESİnde!.
TEKe TEKk TEKkeMde->LEYLâ,
=>HAKk DÜZENi DENGESİnde!.

KULLuk UYKUSUnda->HERKEs,
KAPıLMış==->BİTmez TELAŞa!.
DüN-BuGüN-sonUÇ>son NEFEs
=>KULu=>RABBıyLa BAŞBAŞa!.


ZEVK 10.757

DEVR-i DEVRÂN’da KÜLLî ŞEYy==>KENDi BAŞına DÖNüYOR,
SEYR-i SEYRÂN’da KÜLLî ŞEYy=>YANıYOR BiRGüN SÖNüYOR,
CEVL-i CEVLÂN’da KÜLLî ŞEYy=->ZeRRe-KüRRe AToM-EVREN,
HAYR-ı HAYRÂN’da KÜLLî ŞEYy=->YÖNÜnü HAKk’a YÖNüYOR!.


01.12.2023.. 13:00
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcemimizzz..


KaFa GÖZüyLe=>KaLB GÖZü,
=>OBJEKTİF=>OKULeR GiBi!.
AĞZIndaki=->ÖZ’ün=>SÖZü,
=>GÖNüL GÜNEŞİdir->SEVgi!.

HAKkı-HAYRı=->BİZLEyENLeR,
CENNEtLeRi->DEM bU DEMde!.
BÂTıL-ŞERRi==>BİZLEyENLeR,
AKLı>HER ÂN=>CEHENNEMde!.

=>KARIŞşma=>NASıL? NİÇİN?e,
DENGE-DÜZEN BuL İHVÂNİ’m!.
=>MUHİTin=_>MERKEZ İÇİN’e,
ÇEKk BAŞINı=->KuL İHVÂNİ’m!.


Resim
وَمَا أَمْوَالُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُم بِالَّتِي تُقَرِّبُكُمْ عِندَنَا زُلْفَى إِلَّا مَنْ آمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَأُوْلَئِكَ لَهُمْ جَزَاء الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِي الْغُرُفَاتِ آمِنُونَ
“Ve mâ emvâlukum ve lâ evlâdukum billetî tukarribukum indenâ zulfâ illâ men âmene ve amile sâlihan fe ulâike lehum cezâu’d- dı’fi bimâ amilû ve hum fî’l- gurufâti âminûn (âminûne).: (Ey kullarım!) Katımızda, sizi (BİZe) yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de evladlarınızdır; ancak imân edip sâlih amellerde bulunanlar başka. İşte onlar (mutlu ve kutlu insanlardır ki); onlar için yaptıklarına karşılık olmak üzere kat kat mükâfat vardır ve onlar (cennetlerin) yüksek köşklerinde güven içindedirler.” (Sebe’ 34/37)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücud iyi olur; bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası KALBdir.” buyurmuştur.
(Buhârî, Îmân 39; Müslim, Müsâkât 107,108)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin KALBlerinize ve işlerinize bakar.” buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH TeALÂ sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, KALBlerinize bakar.” buyurmuştur.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’den; Müslim, Birr 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 9.)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

HeP RAHMEt=->ZamÂN SÜRdükçe,
HeP ZAHMEt=->ZANLaR DURSA da,
==>GEÇmiş==>GELENi DÜRdükçe,
CEMMü’L- CEM’ CÂN’da BURSAda!.


ZEVK 10.762

=>SELÂHa=>FELÂHa=>EZÂN==>AYık AKLı ÇAĞIRıYOR,
KÜLLî ŞEYy’e ve HERKEs’e=>YERe-GÖĞe BAĞIRıYOR,
ELEStte=>İLk SÖZ’e DÖNüŞş,
SONu>BAŞta=>ÖZ’e DÖNüŞş,
HAKk’tan->FERMÂN,
=>HALkı=>KİRMÂN====>ÖMÜR YÜNÜ’n=>EĞİRiYOR!.


08.12.2023.. 13:02
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcem’imizzz..


İNSÂNın CÂN’ı=->YAŞAmak,
=>HeR BiR OLÂNı YAŞAmak,
HAKk İLe==>BİLe İHVÂNİ’m,
HAYR OLAN=>ÂN’ı YAŞAmak!.

feyeKÛN TÜMü=>bU DÜNYâ,
OYUN KosTÜMü=>bU DÜNYâ,
KuL İHVÂNİ’m>İbnu’l-İSLÂM,
ÖZÜMün=>ÖZÜnde=>LEYyLâ!.


Resim

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ
“Kuntum hayra ummetin uhricet li’n- nâsi te’murûne bi’l- ma’rûfi ve tenhevne ani’l- munkeri ve tu’minûne billâh (billâhi), ve lev âmene ehlu’l- kitâbi le kâne hayran lehum, minhumu’l- mu’minûne ve ekseruhumu’l- fâsikûn (fâsikûne).: Siz (sadece Müslümanlar için değil, bütün) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ÜMMet oldunuz. (Çünkü siz, ülkenizde ve yeryüzünde) Ma’rufu (Hakkı ve hayrı) emredip yürütecek, münkeri (zulmü ve kötülükleri) nehyedip önleyecek (bir Âdil Düzen kurmaya) çalışırsınız. Ve ALLAH’a (tam) imân edip (bağlanırsınız). Şayet Kitab Ehli de (böyle) inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onların içinden de (bazı) imân edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.” (Âl-i İmrân 3/110)

إِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ
“İnne hâzihî ummetukum ummeten vâhıdeten ve ene rabbukum fa’budûn (fa’budûni).: Muhakkak, işte bu sizin ÜMMEtiniz, tek bir ÜMMEttir. (Bütün peygamberlerin getirdikleri din, temelde aynı dindir ki, o da İslâmiyet’tir.) BEN de sizin RABBİNİZim; o halde (ancak ve yalnız) BANA kulluk edin.” (Enbiyâ 21/92)

Bir gün Mescid-i Nebevî’de birkaç sahâbî sohbet ediyordu. Câhilîyeden kalma bir anlayışla birbirlerine karşı ırkçılık ve kabilecilik yarışı içerisine girmişlerdi. İçlerinden biri Peygamber Efendimiz aleyhisselâm’ın çok değer verdiği İran asıllı Selmân-ı Fârisî’ye imâlı bir şekilde.: “Sen hangi kabiledensin, soyun nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Selmân radiyallahu anhu.: أنَا سَلْمَانُ ابْنُ الْإسْلَامِ =>Enâ Selmânu’bnu’l-İSLÂM =>Ben, İSLÂM’ın oğlu Selmân’ım!.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü.:
“Ben yolumu kaybetmiştim =>ALLAH celle celâlihu, beni Peygamberimiz aleyhisselâm ile hidâyete erdirdi.
Ben fâkirdim =>ALLAH celle celâlihu, beni MuhaMMed Mustafa aleyhisselâm ile zenginleştirdi.
Ben köleydim =>ALLAH celle celâlihu, beni Resûlü ile özgürleştirdi!.”

Bu konuşmalara şâhid olan Hz. Ömer radiyallahu anhu, orada bulunanlara.: “Benim de soyumu öğrenmek ister misiniz?” diye sordu ve şöyle söyledi.: أخُو سَلْمَانِ ابْنِ الْإسْلَامِ أنَا عُمَرُ ابْنُ الْإسْلَامِ =>Ehû Selmânu’bnu’l-İSLÂM enâ Umeru’nu’l-İSLÂM =>Ben de İslam’ın oğlu Ömer’im, İslam’ın oğlu Selmân’ın kardeşiyim.”

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin ALLAH da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, ALLAH TeALÂ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, ALLAH TeALÂ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” buyurdu.
(Abdulah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan; Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 38, 60;Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19; İbni Mâce, Mukaddime 17.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Zandan kesinlikle kaçınınız. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Haber koklamayın, tecessüs etmeyin, rekabet etmeyin, hasedleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey ALLAH'ın kulları, ALLAH'ın Emrettiği şekilde kardeş olun!.” buyurmuştur. (Buharî, 8/19, hn. 6066; Müslim: 4/1985, hn. 2563.)


Resim

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

Bugün YÂRdan HaBaR ALdım,
=>SÜPÜRdü=->KEDERi-GAMı!.
GÜL kOKUsu ÇÖLün>DALdım,
BURSAm-da CUMÂ BAYRAMı!.

=>ÖLüM HABERcisi->DOĞum,
=>KULLuk=>SIRAta SEVKidir!.
İNSÂN GIRtLağı KIRk BOĞum,
HAYAt==>ZITLARın ZEVKidir!.


ZEVK 10.766

KİMLik<->KİŞİLik KALkıNca=->YAŞAdım ALLAH KORKUsun,
EŞYâ-ESMâ-SIFAt-ZÂT’ta=>OKUdum=>“İKRÂ!. OKU!.”sun,
KORku Bitsin!. HÜZÜN Gitsin!
GURBet Bitsin! HASREt Yitsin!
=>SEHER YELLeRi GETİRdi=>GONCA GÜLüm’ün KOKUsun!.


15.12.2023.. 13:05
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcem’imizzz..


TEKe TEKkte->GURBEt ELde,
GÜL KOKUsu==>ESEN YELde,
=>SÎNE SAZIm=->SARı TELde,
DELi GÖNLüm GÜL GÜZELde!.

=>SoN NEFES'e KOŞar İNSÂN,
KARAKıŞ-YAZ-GÜZ de VARdır!.
=>KuL İHVÂNi SEFîL SULTÂN,
İNiŞ<->ÇIKIş->DÜZ de VARdır!.

=>SÖZün ÖZü=>KELÂMuLLAH,
=>ÖZün SÖZü=->RESÛLuLLAH,
DUYan=>UYan==->AKL-ı SİLim,
AL!<>VER! NEFeste ABDuLLAH!.


وَمَا تَفَرَّقُوا إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى لَّقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ أُورِثُوا الْكِتَابَ مِن بَعْدِهِمْ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ
“Ve mâ teferrekû illâ min ba’di mâ câehumu’l- ilmu bagyen beynehum, ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike ilâ ecelin musemmen le kudıye beynehum, ve innellezîne ûrisû’l- kitâbe min ba’dihim le fî şekkin minhu murîb (murîbin).: Onlar (İslâm’a uymak ve ALLAH’ın Rızasını aramak yerine, Dinî; nefsî beklentilerine göre yorumlayanlar) kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki ’tecavüz ve haksızlık’ (hased, hıyânet ve ihtiras) dolayısıyla ayrılığa düşmüşlerdir. Eğer RABBinden adı konulmuş bir ecele (belirlenmiş süreye) kadar, geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı; muhakkak aralarında hüküm kesilmiş (işleri bitirilmiş)ti. (Maalesef şu da bir) Gerçektir ki; onların ardından kitaba mirasçı (Kur’ÂNî gerçeklerden haberdâr) olanlar(ın bir kısmı) ise, herhalde ona karşı kuşku verici bir tereddüt içindedirler (tam ve sağlam bir imâna sahip değillerdir. Oysa şek ve şüphe imânı çürütmektedir).” (Şûrâ 42/14)

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“İnneme’l- mû’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn (turhamûne).: (Unutmayınız ki!) Ancak (ve muhakkak) mü’minler kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin (ve bu amaçla, etkin ve yetkin bir barış ve bereket düzenini yerleştirin) ve ALLAH’tan korkup (haksızlık ve ahlâksızlıktan) sakınıverin; umulur ki esirgenirsiniz.” (Hucurât 49/10)

Bir kez gönül yıktın ise,
Bu kıldığın namaz değil..
Yetmiş iki millet dahî,
Elin yüzün yumaz değil..


Yûnus Emre
kaddesallahu sırrahu..


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize hased etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey ALLAH’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümanın Din Kardeşiyle üç günden fazla küs durması helâl olmaz!” buyurmuştur.
(Buhârî, Edeb, 62)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Zandan sakının! Zira zan, yalanın tâ kendisidir. Birbirinizin sözlerine kulak kabartmayın. Birbirinizin özel hâllerini araştırmayın. Birbirinizle üstünlük yarışı içine girmeyin. Birbirinize hased etmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey ALLAH’ınKkulları! Kardeş olun!.” buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 28.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH, insanlara merhamet etmeyene =>RAHMEtte bulunmaz.” buyurmuştur.
(Cerir radıyallâhu anh’dan; Buhârî, Tevhid 2, Edeb 27; Müslim, Fedail 66, Tirmizi, Birr 16.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Mü’minler; birbirlerini SEVmede, birbirlerine MERHAMet ve ŞEFkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir BEDENe benzer.” buyurmuştur.
(Müslim, Birr, 66.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
* Kim bir müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse =>ALLAH da onun Kıyâmet Günündeki sıkıntılarından birini giderir.
* Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa =>ALLAH da dünya ve âhirette onun işlerini kolaylaştırır.
* Kim bir müslümanın ayıbını örterse =>ALLAH da dünya ve âhirette onun ayıplarını örter.
* KuL =>kardeşinin yardımında olduğu sürece =>ALLAH da onun yardımcısı olur!.”
buyurmuştur.
(Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’den;Ebû Dâvûd, Edeb, 60.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir müslümanın din kardeşiyle üç günden fazla küs durması ve karşılaştıklarında birbirlerinden yüz çevirmeleri helâl olmaz. Bunların en hayırlısı, önce selâm verendir!.” buyurmuştur.
(Buhârî, İsti’zân, 9.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Müslüman kardeşine bir sene küs duran kimse, onun kanını dökmüş gibi vebâldedir.” buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 47)

Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anhu.: “Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Ashâbına.: “Size oruç, namaz ve sadakadan daha fazîletli olan şeyi bildireyim mi?” diye sordu.
Sahâbe.: “Elbette Yâ Resûlullah!” dediler.
Bunun üzerine
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İki kişinin arasını düzeltmektir. İki kişinin arasını bozmak ise (îmânı) kökünden kazır!.” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 50)

Rasûl-i Ekrem aleyhisselâm Efendimiz, bir gün ashâbıyla birlikte otururken.: “ALLAH’ın Şehîd ya da Peygamber olmayan öyle kulları vardır ki, Kıyâmet Gününde ALLAH’a olan yakınlıkları sebebiyle Peygamberler ve Şehîdler onlara gıpta ederler.”
Bu sözü işiten ashâb-ı kiram.: “Kim bunlar, yâ Rasûlallah?” diye sordular.
Sevgili Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bunlar; akrabalık ya da aralarında dönüp dolaşan bir maldan kaynaklanan çıkarları olmaksızın, sırf ALLAH için birbirlerini SEVen insânlardır. Onların yüzlerinde bir NÛR vardır ve onlar hidâyet üzeredirler. İnsânlar telâşa düştüklerinde onlar korkuya kapılmazlar, insanlar hayıflanırken/korkarken onlar üzülmezler!.” buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, Büyû‘, 76.)

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
“İnnellezîne kâlû rabbunallâhu summestekâmû fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn (yahzenûne).: Şüphesiz; "Bizim RABBimiz ALLAH’tır" deyip sonra İstikâmet Sâhibi olarak (dürüst ve) dosdoğru yaşayanlar (var ya), onlar için (ne dünyada ne de âhirette) asla korku (ve keder) yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır!.” (Ahkâf 46/13)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>GÖNüL==->HALÎKın HAREMi,
=>NÛR-u MUSTAFÂ=>MAHREMi,
=>TEKeTEKk’te=-TEKk BAŞıma,
BURSAda CÂN CEMMÜ’L-CEM’i!.

ADALEtsiz<=>MERHAMEtsiz,
KUDURmuş AKıLLı>HAYVÂN!.
YERe-GÖĞe=>MEYMENEtsiz,
GÖRÜNtüde=>İSMi=>İNSÂN!.

=>İ’TİDÂLin==>SAĞı<=>SOLu,
İFRAt<-ve->TEFRİtin=->YOLu,
BEL hum eDALLûN dur İNSÂN,
=>DEĞİLse=>RABbı’nın KULu!.


ZEVK 10.769

ÇAĞLARın ÇİLLEsin ÇEKkti=->YiNE DÜŞtü>KUDÜS DERDe,
GAFLEt-CEHÂLEt-DALÂLEt=->İHÂNEt=->GÖZLeRE PERDe,
KELÂMULLAH’ı>DUYmayAN,
RASÛLULLAH’a->UYmayAN,
KİMLiKk<=>KİŞİLiği==>YİTİKk==->ARAP KRALLARı NERDe?!.


22.12.2023.. 13:07
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcem’imizzz..


==>İĞNE UCu KaDAR==>LEKe,
=>KAPATıR->GÖZün BEBEĞİn!.
==>DÜŞüRüR AKLInı==>ŞEK’e,
GÖReMeZ->HAKkın GERÇEĞİn!.

HAKk’a->İMÂN. HAYRı=>AMEL,
EDENLeR=>şU ÂN=>CENNEtte!.
MÂZi<=>ÂTi=>şU ÂN’a=->GEL,
=>“İKİLİk”->YOKktur ELBEtte!.

NÛR-u MîM=>NÛR-u NÛN CEM’i,
=>HÂL-i HAZıRda==>CENNEttir!.
ZAMÂN-VAKİt==>DEM bU DEM’i,
==>ÖMÜR==->İLÂHî SÜNNEttir!.

AL!.-VER!.->Er RAHMÂN NEFESi,
=>NÛR-u MîM->NÛR-u NÛN SESi,
=>ELESt’in===->MAHŞER EZÂNi,
=>HAKk’a ÇAĞıRAn==>HERKESi!.
==>HASBî HİZMEttir===>İHVÂNi!.


Resim
جَزَاؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
“Cezâuhum inde rabbihim cennâtu adnin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ (ebeden), radıyallâhu anhum ve radû anh (anhu), zâlike li men haşiye rabbeh (rabbehu).: RABBleri Katında onların ödülleri ise; içinde ebedî kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar (ve havuzlu şelâleler) akan ADN CENNETLeri olacaktır. ALLAH, onlardan razı olmuştur, kendileri de O’ndan razı (hoşnut ve memnun) kalmışlardır. İşte bu, RABBinden “içi titreyerek korku duyan (haşyet ve hürmet ehli) kimse” için (hazırlanmış kutlu bir karşılıktır.)” (Beyyine 98/8)

ADN.: Vatan tutmak ve mukim olmak. * CeNNette bir makam adı. CENNetü’l-ADN..
CeNNet.: ALLAHu zü’L-CeLÂL'e inanan ve O'na ibâdet ve itaat edenlerin, imân ve İslâmiyyet'e ihlâs ve sadâkatle Hasbî Hizmet edenlerin, Kur'ÂN’a bir Hizbü’l- Kur'ÂN olarak mücâhidâne bir sûrette hizmetkâr olan mücâhidlerin, Cihâd-ı Dinîyye ERLerinin âhirette FazL-i İlâhi ile gidip ebedîyyen içinde kalacakları mekân ve mesken. CeNNet'in varlığını bütün peygamberler, onların yolundan giden âlimler ve ermiş kişiler, evliyalar ittifakla haber vermişlerdir. Esasen ALLAH'ın Adaleti, CeheNNeM gibi CeNNet'in de varlığını gerektirir. İnananlar, ölümün; ebedî bir hiçlik değil, ölümsüzlüğe geçiş, sevdikleriyle buluşacakları Âhiret Âlemine bir yolculuk olduğuna inanıyorlar ve bunalım içinde değil; mutluluk içindedirler. İnananların ve iyilerin bu hâlleri CeNNet'in varlığını gösteren hayattaki belirtilerinden biridir.
CeNNetin tabakaları.: Dâr-ül-Celâl, Dâr-üs-Selâm, CeNNet-ül Me'va, CeNNet-ül Huld, CeNNet-ün Naim, CeNNet-ül Firdevs, CeNNet-ül Adn, CeNNet-ül Vesile.
.

عن معاذ بن جبل رضي الله عنه قال: قلت: يا رسول الله أخبرني بعمل يُدخِلُنِي الجنة ويُبَاعِدُني عن النار، قال: لقد سألت عن عظيم وإنه ليَسير على من يَسَّره الله تعالى عليه: تعبدُ الله لا تشركُ به شيئًا، وتُقيمُ الصلاةَ، وتُؤتي الزكاةَ، وتَصومُ رمضانَ، وتَحجُّ البيتَ. ثم قال: ألا أدلُّك على أبواب الخير؟ الصومُ جُنة، والصدقة تُطفئ الخطيئةَ كما يطفئ الماءُ النارَ، وصلاة الرجل في جَوف الليل ثم تلا: {تتجافى جنوبهم عن المضاجع}... حتى إذا بلغ {يعملون} ثم قال ألا أُخبرك برأس الأمر وعموده وذِروة سَنامه؟ قلت: بلى يا رسول الله. قال رأس الأمر الإسلام، وعموده الصلاة، وذُروة سَنامه الجهاد. ثم قال: ألا أُخبرك بمِلاك ذلك كله؟ قلت: بلى يا رسول الله. فأخذ بلسانه وقال كُفَّ عليك هذا. قلت: يا نبي الله، وإنا لمؤاخذون بما نتكلم به؟ فقال: ثَكِلَتْكَ أُمُّك، وهل يكُبُّ الناسَ في النارِ على وجوههم (أو قال على مَنَاخِرِهم) إلا حَصائدُ ألسنتِهِم؟.
[صحيح] - [رواه الترمذي وابن ماجه وأحمد]


Muaz İbni Cebel radiyallahu anhu.: "Yâ Rasûlullah, beni CeNNete sokacak, cehennemden uzaklaştıracak bir ameli haber ver!.” dedim. O da şöyle buyurdu.: "Sen büyük bir şey sordun. Ancak o ALLAH'ın kolay kıldığı kişilere kolaydır. ALLAH'a ibâdet edersin. O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı dosdoğru kılarsın, zekâtı verirsin, Ramazan Orucunu tutarsın, Beyti (Kâbe'yi) hac edersin.” Sonra şöyle buyurdu.: “Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır, sadaka suyun ateşi söndürdüğü gibi günahı söndürür. Gecenin içinde kişinin kıldığı namaz da (hayır kapılarındandır).” Sonra.: {Onların yanları yataklardan uzaklaşır} Secde Sûresi 16-17 âyetin sonuna kadar kısmı okudu. Sonra şöyle dedi: “Sana din işinin başı, direği ve en yüce yerinin zirvesini haber vereyim mi?” Ben.: “Evet ya Rasûlullah!.” dedim. Oda şöyle dedi.: “İşin başı İslam, direği namaz, zirvesi cihaddır.” Sonra şöyle buyurdu.: “Bütün bunların da özünü sana haber vereyim mi?" Ben.: “Evet yâ Rasûlullah!.” dedim. Dilini (eliyle) tuttu ve.: "İşte bunu tut!." buyurdu. Ben de.: “Yâ Nebiyallah, biz söylediğimiz şeylerle de mi hesaba çekileceğiz?” dedim. O da.: "Annesi kaybedesice insanları yüz üstü yahut burunları üzerinde cehenneme sürükleyen ancak dillerinin ekip biçtiğidir!.” buyurdu.
[Sahih Hadis] - (İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size CeNNetlikleri bildireyim mi? Onlar hem zayıf oldukları hem de halk tarafından zayıf görüldükleri için kimsenin önemsemediği ve fakat şöyle olacak diye yemin etseler, isteklerini ALLAH’ın gerçekleştireceği kimselerdir.
Size CeheNNeMliklerin kimler olduğunu söyleyeyim mi? Katı kalbli, kaba, cimri ve kurularak yürüyen kibirli kimselerdir.”
buyurmuştur.
(Buhârî, Eymân 9, Tefsîr, 68/1, Edeb 61; Müslim, Cennet 47)

Bedevînin biri Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve.:
"Yâ Resûlullah! İşlediğim takdirde CeNNete gireceğim bir amel söyle bana!.” dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH’a, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan Namazları kılarsın. Yine farz olan Zekâtı verirsin ve Ramazan Orucunu tutarsın!.” buyurdu.
Bedevî.: “–Canım, Kudret Elinde olan ALLAH’a yemin ederim ki, bu söylediklerine hiçbir şey ilâve etmem!.” dedi.
Adam dönüp gidince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “–CeNNetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu kişiye bakıversin!.” buyurdu.
(Buhârî, Zekât 1; Müslim, Îmân 15, Fezâilü’s-sahâbe 150. Ayrıca bk. İbni Mâce, Rü’yâ 10.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:CeNNetlikler üç gruptur. Bunlar.:
1-) Âdil ve başarılı devlet başkanı,
2-) Yakınlarına ve müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olan kişi,
3-) Ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır." buyurmuştur.

(Müslim, Cennet 63)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Şu ÜÇ KİMseye; BEN Kefîlim.
1-) Haklı bile olsa çekişip didişmeyen kimseye CeNNetin kenarında bir köşk verileceğine Ben Kefîlim.
1-) Şakadan bile olsa yalan söylemeyen kimseye CeNNetin ortasında bir köşk verileceğine Ben Kefîlim.
1-) İyi huylu kimseye de CeNNetin en yüksek yerinde bir köşk verileceğine Ben Kefîlim.”
buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, Edeb 7. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 58; İbni Mâce, Mukaddime 7)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e.: “İnsanları CeNNete en fazla götürecek şey nedir?” diye soruldu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “ALLAH’a SAYgı (takvâ) Ve Güzel Ahlâktır” buyurdu.
“İnsanları cehenneme en fazla götürecek şey nedir?” diye sorulunca da,
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ağız ve tenâsül uzvudur”buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr 62; Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 29)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki bacağı arasındaki (tenâsül) uzvunu koruma sözü verirse, ben de ona CeNNet sözü veririm.”buyurmuştur.
(Buhârî, Rikak 23. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı CeNNete girer” buyurdu.
Bunun üzerine.: “Yâ Rasûlullah!. CeNNete girmeyi kim istemez ki?” denildi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bana itaat edenler CeNNete girer, bana karşı gelenler CeNNeti istememiş demektir”buyurdu.

(Buhârî, İ’tisâm 2)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “CeNNete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalbleri kuş kalbi gibi (rakîk ve tevekkül üzere)dir.” buyurmuştur.
(Müslim, Cennet 27)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kızma, sana CeNNet verilsin!.”buyurmuştur.
(Taberânî, Evsat, III, 25)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

DOSt DEVRÂNın>SEYRÂNdayım,
HEMDEMinde==>DEM bU DEM’i!.
CEVLÂNında==>HAYRÂNdayım,
CÂN BURSAmda=->CUMÂ CEM’i!.
=>KUL İHVÂNİmin->HEMDEM’i!.

DOĞARkEN AĞLaR BeBeLeR,
SEViNiR KUTLaR->DEDELeR,
GÜN GÜNe EKLENiR>GEÇeR,
Ve->NELeR YAŞANıR NELeR!.

BeBeLeR UYURkEN>SUSuN,
ÖLüRkEN SUSaN İNsÂN mı?.
UMUDa>BOMbA KORKUSuN,
ÖLÜMLeR KUSaN İNsÂN mı?.

GÜÇ BENde DiyEN ZÂLiMLeR,
EKTİĞİni==>BİÇeR BiR GüN!.
==->AKLInı YiyEN ZÂLiMLeR,
KENDi KANIn->İÇeR BiR GüN!.

=>NE AHLÂKî=>NE İNSÂNî
BiR CÂNa KIYaN=>ZÂLiMdi!.
KAN KUSaN-CANAVAR-CÂNî,
->İNSÂNa KIYaN=>ZÂLiMdi!.


ZEVK 10.771

AKıLLaR=>ŞAŞKıN PEJMÜRde=>AKıLLaR SARHOŞş PERİŞÂN,
=>ZOM UYKUdaki=>VİCDÂNLaR=>MERHAMEtini UNUTMuŞş!.
=>PARA PUTU’nun=>KULLaRı=->AKILLı CANAVAR=>İNSÂN,
KAN GÖLÜ’ndeyken BeBeLeR=>NOEL BABA YOLU’n TUTMuŞş!.


29.12.2023.. 13:12
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcem’imizzz..


DEDE->BABA->OĞuL->TORuN,
NESİLLeRdeki==>KÖRDÜĞÜM!.
=>MİLLEtin ÖZÜ’nde->SORuN,
GÖNÜL GÖZÜmLe>GÖRDÜĞÜM!.

=>ZÂLiM ÖNÜ’nde->DİZ ÇÖKeR,
HAKk BAĞIn KOPARMIş>MİLLet!
=>BOŞUNa==>GÖZ YAŞı DÖKeR,
KÜFüR=>KALBin SARMIş>MİLLet!
İHVÂNİ-m=>FARZ HASBî HİZMEt!.



مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاء تْهُمْ رُسُلُنَا بِالبَيِّنَاتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَلِكَ فِي الأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ
“İşte bundan dolayı (Tevrat'ta) İsrailoğullarına şöyle yazdık; Kim bir kişiyi, bir kişi karşılığında olmaksızın veya yeryüzünde bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, muhakkak ki o bütün insanları ÖLdürmüş gibidir. Kim de (bir kişinin hayatını kurtarmak sûretiyle) yaşatırsa bütün insanları YAŞAtmış gibi olur. Ve andolsun ki Resûl'lerimiz onlara apaçık deliller ile geldi. Sonra da, şüphesiz onlardan birçoğu, bundan sonra gerçekten yeryüzünde aşırı giden müsrifler oldular//İşte bu nedenle; İsrâiloğullarına da yazmış (ve onların şahsında bütün insanlığı uyarmış)tık ki; -ÖLdürdüğü başka birisine karşılık (kısasen), veya bulunduğu yerde çıkardığı fitne ve fesada (anarşi ve isyana binaen) olmaksızın- her kim (haksız yere) bir kişiyi ÖLdürürse, sanki bütün insanları ÖLdürmüş gibidir. Kim de (bir masumun ÖLdürülmesine engel olup, YAŞAmasını sağlayarak) onu diriltirse, bütün insanların hayatını kurtarmış gibidir. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdi. Sonra bunun ardından onlardan (İsrâiloğullarından) birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşırıp israf (ve insafsızlığa) yönelmişlerdir.” (Mâide 5/32)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>ELBet ÇİLLE=->ÇİÇEk AÇAR,
CeNNet EyLeR DeM bU DeM’i,
=>KOKUsun==>CİHÂNa SAÇAR,
BURSAm’daki CEMMü’L CEM’i!.

KÜLLî ŞEYyin->SEBBEHÂsı,
=>DUYANLaRa=>Es SELÂsı,
MERKEZde RABB,
MUHİTte==>KuL,
==>E LEStü=>KÂLû BELÂsı!.

CEVR-i CİHÂN=->ÇARk-ı ÇİLe,
=>SEVENLeR=->YÂRiyLe BİLe,
=>KaDERin===>YAŞAR ULAŞır,
SON NEFES=>DENeN MENZİLe!.


ZEVK 10.774

SAĞa mı->SOLa mı DÖNeR=>BİLeN VAR mı ŞU DÜNYÂ’yı,
AŞKk ATEŞi>NASıL SÖNeR=>ÇiLe-ÇÖL-MeCNÛN-LEYLÂ’yı,
NEFSin=>HEVâ->HEVEsinde,
AKLı=>EReR SoN NEFEsinde,
=>TAHTA AT’a=>BİNeR<>İNeR=>YAŞAmaz KARA SEVDÂ’yı!.


05.01.2024.. 13:15
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcemimizzz..


BOŞa GEÇen ÖMüR BUduR,
SEVgisiz->DERiN UYKUduR,
İNSÂN DENiLEN =>YARATIk,
ÖZde->DERUNî DUYGUduR!.

=>YALANa KULsa=>SİYÂSEt,
HARAMa>MUHTAç TİCÂREt,
MERHAMEtsiz<->ADALEtsiz,
CANAVARdır->İNSÂN ELBEt!.

GEÇmişe=>NASÛH TÖVBEsi,
=>GELECEĞe=>HAYR DUÂsı,
İLKk NEFEs’in=>SON NEFEsi,
=>ŞU ÂN’a==>RIZÂ DUHÂsı!.



Resim
HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.

Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMetinLe,
Yâ RABBenâ!.
YEDi İKLİMde;
YEtim-ÖKSüz =>YERsiz-YURtsuz,
EVsiz-BARksız YALNız ve UMUtsuz,
KALan İSLÂM YAVRULarımıza YARdım EYyLe!.
DUÂmızı İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“El hamdu lillâhi RABBi’l- ÂLEMîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin RABBi olan ALLAH'adır.” (Fâtiha ½)


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Muâz İbni Cebel radıyallanu anhu’n elini tutmuş ve.: “Ey Muâz, ALLAH’a yemin ederim ki, BEN seni gerçekten SEViyorum. Sonra da ey Muâz sana her namazın sonunda.: “ALLAHım! SENİ anmak, SANA şükretmek ve SANA güzelce kulluk etmekte bana yardım et!” DUÂsını hiç bırakmamanı tavsiye ediyorum.”

اَللَّهُـمَّ أَعِنِّا عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ
ALLAHümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsnü ibâdetike.:
ALLAHım! SENİ anmak, SANA şükretmek ve SANA güzelce kulluk etmekte bana yardım et!."
buyurmuştur.
(Müslim, Mesâcid 128. Müslim, Mesâcid 130-134; Ebu Davûd, Salât 149, 179 Ebu Davûd, Vitir 26; Nesaî, Sehv 60, Nesaî, Sehv 64; Tirmizî, Zühd 30)

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَكِن لاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
“Yedi gök, yer ve bunların içindekiler, (hepsi ve her şey) O’nu TESBİH edip durmaktadır. O’nu övgüyle TESBİH etmeyen ve HAMDini yerine getirmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların (yerdeki ve gökteki bütün varlıkların) tesbihlerini (ALLAH’ın emri ve takdiri ile hareket ettiklerini, onların kendilerine mahsus ibâdet, zikir ve hizmetlerini gafletiniz sebebiyle) anlayamazsınız. Gerçekten O HALÎM (çok müsamahalı ve yumuşak tavırlıdır), GAFÛR (Bağışlayıcıdır).” (İsrâ 17/44)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
“Ey imân edenler! “Tevbe-i Nasuh” ile (yani kesin bir niyetle, günahlara geri dönmemek azmiyle, samimi ve halis bir pişmanlık düşüncesiyle, açılan bir yarığı en sağlam bir iple ve bir daha kopmaz biçimde diker gibi) ALLAH’a tevbe edin (ve kötülüklerden vazgeçin). Umulur ki, RABBiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar (ve havuzlu şelâleler) akan CeNNetlere sokuverir. O gün (mahşerde) ALLAH, PEYGAMBERi ve (kıyamete kadar) Onunla beraber İMÂN edenleri (asla) utandırıp küçük düşürmeyecektir. (Mahcup ve mahrum etmeyecektir.) NÛRLarı, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar (vaziyette huzurla yürüyecekler ve).: "RABBimiz NÛRumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz SEN, her şeye güç yetirensin” diyeceklerdir.” (Tahrîm 66/8)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

BURSA BÂZÂRInda=->SEVgi,
CUMÂ CEM’i=->SIRR-ı SİMÂ!.
TEKe TEKk TERAS BuZ Gİbi,
SALL-ü-SELLiM’de TESLİMÂ!.


ZEVK 10.776

=====>KÂiNÂt KUR'ÂN-ın OKuR===>İBREt ALıR=->EREN ERi,
TEVEKküLde=>KUŞLaR GiBi=>AÇ UÇaR->TOKk DÖNeR GERi,
HAKkı-HAYRı TERCiH>KULLuKk,
TEDBiR YOLCu-YODAŞ-YOLLuKk,
=>TEVHiDLe->SONa YOLCULUKk,
=>SÜNNETuLLAH TAVıR-TARZı====>İLE’L-EDEB=>EZEL BERi!.


12.01.2024.. 13:18
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumacemimizzz..


=>KUL İHVÂNİm==>İŞin ASLı,
->AKLın KIYMETİni BİLMEKk!.
AKLın=>DUYup-UYmak fASLı,
GÖZ BEBEğin PASIn SİLMEKk!.
BİZ BİR-İZ RABB’e EĞİLMEKk!.



Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:

عن عمر بن الخطاب رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: «لو أنكم كنتم توَكَّلُون على الله حق توَكُّلِهِ لرزقكم كما يرزق الطير، تَغْدُو خِمَاصَاً، وتَرُوحُ بِطَاناَ».
[صحيح] - [رواه الترمذي وابن ماجه وأحمد]
“Lev inneküm küntüm TEVEKKÜLûne alâ ALLAHi hakka TEVEKKÜLihi lerezâkekümü’t-tayr, te’dü himâsan, veterûhu bitânen.:
Eğer siz ALLAH’a gereği gibi TEVEKKÜL etseydiniz/güvenseydiniz, (ALLAH), kuşları doyurduğu gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuşlar sabahları kursakları boş olarak çıktıkları halde akşam dolu kursaklarla dönerler.” buyurmuştur.
(Ömer İbnü’l-Hattâb radıyalluha anh’den; Tirmizî Zühd 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 14.)

فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجًا
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا
“Sonra (üç iddet bekleme) sürelerine ulaştıkları zaman, artık onları ma’ruf (bilinen güzel bir tarz) üzere ya (yanınızda) tutun, ya da ma’ruf üzere (güzel bir şekilde) onlardan ayrılın. İçinizden adalet sâhibi iki kişiyi de şâhid tutarak (mahkeme kararı ve resmiyet kanalıyla boşanın). Şâhidliği de ALLAH için dosdoğru yapın. İşte bununla, ALLAH’a ve âhiret gününe imân edenlere öğüt verilip (uyarılmaktadır). Kim ALLAH’tan korkup (haksızlık ve ahlâksızlıktan) sakınırsa (ve RABBine güvenip sığınırsa, ALLAH) ona (her türlü darlık ve zorluktan kurtulacak) bir ÇIKIŞ YOLU açacaktır.
Ve onu hesaba katmadığı (hiç ummadığı) bir yönden rızıklandıracaktır. Kim de ALLAH’a TEVEKKÜL ederse O, kendisine yeterlidir (onu asla sâhibsiz bırakmayacaktır). Elbette ALLAH, Kendi emrini yerine getirip amacına ulaştırandır. ALLAH, her şey için bir ölçü koyup (geçerli) kılmıştır. (O her konuyla ilgili bir miktar ve mikyas=tartma ve kıyaslama ayarı yaratmıştır.)”
(Talâk 65/2-3)




Resim

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>İÇİMde==>BURSA YEŞİLi,
CUMÂ CEM’i->DOStun DİLi,
BiR KÜREnin HeR NOKTAsı,
HAKk ÂŞIKLaRın->MENZİLi!


ZEVK 10.779

====>GÜNEŞLe<=>IŞIğI GiBi==>RABBısı’yLa BİLe==>KULU,
MÜKERREMdir=>SAFî SEVgi=->İNSÂN->AZîZ=>İNSÂN->ULU,
HAKktan HAKkta HAKk’a HAKkLa,
=>BİZ BİR-İZ<->NAHNU OLMAKkLa,
HER İNSÂN>ALLAHın KULU=>HER İNSÂNda>HAKkın YOLU!.


19.01.2024.. 13:20
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumacemimizzz..


====->DUÂ=>DAİMî=>BİLELiKk,
====>KÜLLî ŞEYy İLe=>İLELiKk,
ÜZme! ÜZÜLme! ->SEV!. SEViL!.
AL!.<>VER!. NEFESLiKk İLELiKk,
KUL İHVÂNİ’m===->NÂFİLELiKk!.




وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً
“Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fî’l- berri ve’l- bahri ve razaknâhum mine’t- tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ (tafdîlen).: Ve andolsun ki; Âdemoğlunu KEREM SÂHİBİ (şerefli) kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları helâl şeylerden rızıklandırdık. Ve onları yarattıklarımızın çoğundan fazilet (açısından) üstün kıldık.// Doğrusu BİZ, Âdemoğlunu (maymun dönüşümünden değil, insan neslinden çoğaltıp) KERAMEtli kıldık; (değerli ve şerefli konumda yarattık. Böylece insanları çok özel bir ikrama ve iltifata mazhar yaptık.) Karada, (havada) ve denizde (kolaylıkla) taşıdık (en rahat vasıtalarla gezip dolaşacak imkânlar sağladık), en temiz ve leziz ni’metlerle rızıklandırdık, ve yarattıklarımızın pek çoğundan faziletli ve üstün kıldık.” (İsrâ 17/70)

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
“Lekad halakne’l- insâne fî ahseni takvim (takvîmin).: Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), AHSENİ TAKVİM içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte/KIVAMda) yarattık.// (Ki kesinlikle) BİZ, insanı (en mükemmel olmaya müsait kabiliyetlerle donattık ve) en güzel biçimde yarattık. (Ahseni Takvim içinde cennetlerde ve yüksek mevkilerde ebedî yaşamaya müsait vaziyette varlığa çıkardık.)” (Tîn 95/4)

فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا
“Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Kad efleha men zekkâhâ.:

Sonra ona (nefse) Tücurunu ve Takvâsını ilham etti.//Sonra da (her nefse) Fücurunu (imanî ve ahlâkî düşüklüklerini) ve Takvâsını (küfür ve kötülükten sakınma çârelerini) ilham edip (öğreten Yüce RABBe yemin olsun ki).
Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir.// Onu (nefsinin kötü arzu ve alışkanlıklarını) temizleyip terbiye eden felâha (huzura ve kurtuluşa) erişmiştir.”
(Şems 91/8-9)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Eddebenî Rabbî..fe ahsene teeddebenî.: Beni RABBim Terbiye Etti, terbiyemi de pek güzel kıldı.” buyurdu.
(Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 12)

“Beni RABBim Terbiye Etti …” Rivâyetinin İsnâd İncelemesi.:

قال العسكرى فى الأمثال حدثنى يحيى بن عبد العزيز الجلودى حدثنا محمد بن سهل حدثنا زياد بن خيثمة عن السدى عن اأبى عمارة ه عليه وسلم - فقالوا: اأتيناك من غوراء تهامة، وذكر خطبتهم وما اأجابهم به النبى - عن على قال : قدم بنو نهد بن زيد على النبى - صلى الل ه نحن بنو اأب واحد، ونشاأنا فى بلد واحد و ا نك لتكلم العرب بلسان ما نفهم اأكثره، فقال: إ ن الل ه ه عليه وسلم - فقلنا: يا نبى الل صلى الل إدبنى فأ حسن تأ ديبى، ونشأ ت فى بنى سعد بن بكر

Ali kerremallahu vechehu’den.: “Benû Nehd b. Zeyd, Nebî’ye (sallâllâhu aleyhi ve sellem) (ziyârete) geldi.: “Biz sana Tihâme Çölünden geldik!.” dediler. Onların konuşmalarından ve Nebî’nin (sallâllâhu aleyhi ve sellem) onların sorularına verdiği cevaptan bahsetti. (Daha sonra).: “Ey ALLAH’ın Nebîsi! Biz seninle aynı atanın oğullarıyız ve aynı muhitte büyüdük. Halbuki sen Araplarla çoğunu anlayamadığımız bir dille konuşuyorsun!” dedik. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "ALLAH azze ve celle bana (bunu) öğretti. Bana ne güzel (bir yetenek) öğretti. Benû Sa‘d (b. Bekr) yurdunda büyüdüm!.” buyurdu.
(Celâlüddîn Abdurrahmân b. Ebî Bekr b. Muhammed es-Suyûtî, Câmiu’l-ehâdîs (Dâru’l-Fikr, 1414), 12/60.)

İmâm Ali kerremallahu vechehu rivâyetinin isnâd zinciri şöyledir.: el-Askerî =>Yahyâ b. Abdulazîz el-Celûdî =>Muhammed b. Sehl =>Ziyâd b. Hayseme =>es Süddî =>Ebû Umâre =>Ali kerremallahu vechehu =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem..

*
Bir adamın, karısına muamelesi hakkında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e sorduğu soruya Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in verdiği cevâbı duyan Ebû Bekir radiyallahu anhu, birbirlerine ne dediklerini anlayamadığını ifâde etmiştir. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, karşılıklı konuşmada kullandıkları bazı kelimelerin eş anlamlılarını söyleyerek duruma açıklık getirmiştir.
Bunun üzerin Ebû Bekir radiyallahu anhu.: “Senden daha fasîhini görmedim. Bunu sana kim öğretti?” diye sorunca,
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bunu bana RABBim öğretti ve ben Sa‘d yurdunda büyüdüm” buyurmuştur.
(Aclûnî, Keşfu’l-Hafâʾ ve müzîlü’l-ilbâs, 1/80.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Muhakkak ki ALLAH beni edeblendirdi. Edebimi ne kadar da güzel eyledi. Daha sonra bana ahlâkın en güzellerini (sergilememi) emretti. Bunun üzerine şöyle buyurdu.: “(Ey Habîbim!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret.” buyurdu.
(Suyûtî “Abdullah b. Mes’ûd’dan”; Abdirrahmân b. Muhammed es-Sehâvî.)

خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ
“Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne).: Affı ahzet (affı kendine usül edin) ve irfanla emret ve cahillerden yüz çevir.// (Ey Elçim!) Sen (yine de) af (veya kolaylık) yolunu tutup benimse, (İslam’a ve insan fıtratına, hayırlı ve yararlı gelenek kurallarına) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Onların kabalık ve kabahatlerine aldırış etme!)” (A'râf 7/199)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

ZIDLaRın SEYRİdir===>İBREt,
ZIDLaRın ZEVKİdir==>HİKMEt,
“En NÛR NOKTASI”nın NEŞRi,
İBREtten=->HİKMEte CENNEt!.


ZEVK 10.784

==>HeR ÂN=>yENidEN YARATış==>SIRR-ı SIRFın SIRASI’nda,
YEDi RENGin RAKSı=>BEYAZ=>HEPLik<>HİÇLik KARASI’nda,
DOSDOĞRUnu->ÇEMBER EYyLEmek,
DÖNDÜRüp==->KÜRRe EYyLEmek,
BiR ÖMRü==->BAŞIna SARmak,
AKLInı=->ZERRe EYyLEmek,
“BEBEK KALBİ”nin DOĞUŞu=>NÂR EL<>NÛR EL ARASI’nda!.


26.01.2024.. 13:23
brsbrsm.. tktktrstkkmcumacevlÂNımızzz..


===>RAHMÂNîYyet=>TOHuM ASLı,
===>RAHÎMÎYyet==->TARLA fASLı,
EL HAYy HAYAt=>DOĞuM<>ÖLüM!.
OLuR!.<->OLMaz!.=>OLAN hASLı,
=>KuL İHVÂNİ'm==>ÇİLLe ÇÖLüM!.



Resim

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>HER ÂN=>İŞİ’nin BAŞInda,
SIRR-ı SIRf SUBHÂNî>ALLAH!.
NAKKAŞı HAYy==>NAKIŞInda,
FÂNi>BENim!->SÂNİ' ALLAH!.

HAYRını BiL!.=>HAKk’a EĞiL,
“US”unu BiL!.. “USTA”nı BiL!.
“ŞEHÂDEt CENNEti”n->YAŞA,
Bu ÂLeM=>CeHeNNeM DEĞiL!.

“KuL KEFENİ”in>GİYmek İÇiN,
=>“İBLiS ELBİSENİ” ==>ÇIKAR!.
TEMİZLENsÎn=>HEPin<->HİÇİN,
GÖNLÜN’ü=>GÖZ YAŞIn YIKAR!.

KüFüR KAVMi->TEKk MİLLEttir,
=>KÂFİRLİKk=->KüFüR KIVAMı!.
HeR NEFSin ZÜLMü=>ZİLLEttir,
=>KENDİne=>ZÜLMün DEVAMı!.

=>YALANCı SİYÂSEte=->PASs!
=>HARAMCı TİCÂREte->PASs!
=>İSLÂM==>ALLAHın DÎNİdir,
KuL-KÖLe DİYÂNEte==>PASs!.


ZEVK 10.788

=>KENDİn KESmez=>KöR PIÇAKLa=>DİLİni==>DİLim DİLmiYOR,
=>GÖRdüm SANıYOR->BAKMAKLa=>GÖZün ÇAPAĞIn SİLmiYOR,
HAKkı<->HAYRı=>GÖNÜL SEÇeR,
==>ERiR=>BUZ DAĞLARı GEÇeR,
“İĞNE GÖZÜ”n<->“İĞNE UCU”n=>“İĞNE USTASI”n=>BİLmiYOR!.


02.02.2024.. 13:24
brsbrsm..tktktrstkkmdecumâcem’imizzz..


=>İHVÂNim=>Es SELÂMîyİZ,
KELÂMuLLAH=->KELÂMîyİZ,
RASÛL<>ALLAH’tan İNÂYEt,
HASBî<>HABİBî<->HİDÂYEt,
=>HİZMETÇİsi=>MELÂMîyİZ!.



Resim =>İSLÂM=->ALLAHın DÎNİdir.:

إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ إِلاَّ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللّهِ فَإِنَّ اللّهِ سَرِيعُ الْحِسَابِ
“İnne’d- dîne indâllâhi’l- islâm (islâmu), ve mahtelefellezîne ûtû’l- kitâbe illâ min ba’di mâ câehumulılmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîu’l- hısâb (hısâbı).: Hiç şüphesiz, ALLAH Katında (tek ve gerçek) DÎN İSLÂM’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, ancak aralarındaki "kıskançlık, azgınlık ve aşırılık" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim ALLAH’ın Âyetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten ALLAH, hesabı pek çabuk gören (ve karşılığını verendir).” (Âl-i İmrân 3/19)

Resim

===>ERiR=>BUZ DAĞLARı GEÇeR,
İĞNE GÖZÜ”n<=>“İĞNE UCU”n=>“İĞNE USTASI”n=>BİLmiYOR!.:

إِنَّ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُواْ عَنْهَا لاَ تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاء وَلاَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ
“İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbu’s- semâi ve lâ yedhulûne’l- cennete hattâ yelice’l- cemelu fî semmi’l- hiyât (hiyâti) ve kezâlike neczî’l- mucrimîn (mucrimîne).: Şüphesiz âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayıp (Hakka uymaya yanaşmayanlar var ya), onlar için göğün (Rahmet) kapıları (ALLAH’ın Yüce Makamları ve CeNNet Yurtları asla) açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar da (ki insanlara göre imkânsızdır) bunlar CeNNete sokulmazlar. Biz suçlu günahkârları işte böyle cezâlandırırız.” (A’râf 7/40)

Resim

KüFüR KAVMi=>TEKk MİLLEttir.:

Millet kelimesinin çoğulu "milel"dir. Din Tarihi hususunda tartışılmaz otorite olan Şehristanî'nin meşhur eserinin adı “el-Milel ve'n-Nihal”dir. Bilindiği gibi "nihal" kelimesi "nıhle"nin çoğuludur. Nıhle ise; "kupkuru zan ve vehim" mânâsına gelir. Dolayısıyla "el-milel", vahye dayanan dinlerin (milletlerin) tarihi, "en-Nihal" ise, vahye dayanmayan sistemlerin (milletlerin) mâhiyetidir..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "İki ayrı MİLLETe mensup kimseler arasında mirasçılık olmaz" buyurmuştur.
(Ebû Dâvud, Ferâiz 10; Tirmizî, Ferâiz 16; İbn Mâce, Ferâiz 6; Ahmed bin Hanbel, II/187)

Yani burada iki ayrı milletten kasıt, İslâm ve Küfürdür.

İmâm Ebû Yusuf’un “el-Âsâr” isimli eserinde İmâm Ebû Hanîfe radiyallahu anhu’n nakline göre Ömer radiyallahu anhu.: “KÜFRün tamâmı bir MİLLETtir. Biz onlara mirasçı olmayız, onlar da bize olmazlar.” demiştir.

Ömer radiyallahu anhu’n bu sözüne göre KÜFÜR =>tek bir MİLLETtir. Bir Küfür Dîninden =>bir başka Küfür Dînine giren bizim kabûl ettiğimiz İSLÂM DÎNimizden çıkmış değildir..

Ebû Humeyd es-Sâidî radiyallahu anhu.: Peygamber aleyhisselâm, (Uhud günü) Seniyyetü’l-Vedâ/Vedâ Tepesini aşınca ansızın bir toplulukla karşılaştı.: “Kim bunlar?” diye sordu. Kendisine.: “Kaynuka Oğulları. Bunlar Abdullâh b. Selâm’ın cemaatidir!.” dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bunlar Müslümân oldular mı?” diye sorunca.: “Hayır, aksine Kendi Dinleri üzereler!.” dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Onlara söyle geri dönsünler, çünkü biz müşriklerden yardım almayız!.” buyurdu!.”
(Hâkim, el-Müstedrek, II, 122)

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ
“Ve len terdâ anke’l- yahûdu ve le’n- nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huve’l- hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke mine’l- ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr (nasîrin).: Sen onların milletlerine (Siyonist ve emperyalist emellerine ve zulüm düzenlerine) tâbi olmadıkça Yahudi ve Hristiyanlar, kesinlikle Senden (ve Ümmet-i Muhammed’den) asla razı olacak (memnun kalacak) değillerdir. (Eğer Yahudi ve Hristiyanların zâlim takımı, Müslüman bilinen kimselerden razıysa ve yardımcı oluyorsa, anlayın ki bunlar, kendilerinin güdümüne girmişlerdir.) De ki: Şüphesiz (tek) kurtuluş ve huzur yolu, ALLAH’ın YOLUdur (Peygamberin sünneti ve sistemidir). Eğer Sana gelen bunca ilimden (ve Kur’ÂNî haber ve hükümlerden) sonra onların (yani Siyonist ve emperyalist odaklara yanaşanların) hevâlarına (ve şeytanî arzularına) uyacak olursan, (artık) Senin için ALLAH (tarafın)dan ne bir Dost, ne de bir Yardımcı kalıverir.” (Bakara 2/120)

Bu âyet-i kerimeye dayanarak KÜFRÜN TEK BİR MİLLET olduğunu söylemişlerdir.
Çünkü ALLAHu zü’L-CeLÂL.: "Onların MİLLETİne (dinine)" diye buyurarak (Hıristiyan ve Yahûdiler iki ayrı dine mensup oldukları olduğu halde) "MİLLET" kelimesini tekil olarak zikretmiştir.

Bu İlim Adamlarımız ayrıca;

لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ
“Lekum dînukum ve liye dîn (dîni).: “(Öyleyse) Sizin (bâtıl) dininiz (ve düzeniniz) size, Benim (Hakk) dinim (ve adil düzenim) Bana” (aittir. En azından, herkes birbirlerinin temel insan haklarına saygı göstermelidir.)” (Kâfirûn 109/6)

Buyruğunu, Peygamber aleyhisselâm'ın;

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "İki ayrı MİLLETe mensup kimseler arasında mirasçılık olmaz" buyurmuştur.
(Ebû Dâvud, Ferâiz 10; Tirmizî, Ferâiz 16; İbn Mâce, Ferâiz 6; Ahmed bin Hanbel, II/187)

Hadisini de delil gösterirler. Yani burada iki ayrı milletten kasıt, İslâm ve küfürdür.
Bunun delili ise Peygamber aleyhisselâm Efendimiz'in.: "Müslüman, kâfire mirasçı olmaz!."
(Buhârî, Ferâiz 26; Müslim, Ferâiz1; Ebû Dâvud, Ferâiz 10; Tirmizî, Ferâiz 15)
Anlamındaki bir başka hadisidir.

İmâm Mâlik ve kendisinden gelen bir başka rivâyette Ahmed bin Hanbel ise küfrün ayrı milletler olduğu görüşündedir..

KAVM.: Aralarında dil, âdet, örf, kültür birliği olan cemâat, topluluk. Millet..
KIVAM.: Her şeyin en uygun hâli.. Ayrılamaz bilelikte akış hâli..



Resim

175- Es SÂNİ' celle celâluhu.:


Es SÂNİ' .: “İnsÂN AKLınca Sınrsız ve SONsuz KÂİNÂt San’atında güvenilir, emîn, itimad edilir üstün olan En Usta En San’atkâr/En San’atçı olan ALLAHu zü’L- CELÂL..

Resim

Es SÂNİ..


Es SÂNİ' ALLAH celle celâlihu..

=>HER ÂN==>İŞİ’nin BAŞInda,
SIRR-ı SIRf SUBHÂNî->ALLAH!.
NAKKAŞı HAYy ==>NAKIŞInda,
FÂNi>BENim!. =>SÂNİ' ALLAH!.


US.: AkıL.. olaylar ya da kavramlar arasında zorunlu bağıntılar kurma, bu bağıntıları algılama ve kavrama, anlama, düşünme yetisi..
USTA.: San’atında güvenilir, emîn, itimad edilir üstün olan san’atkâr/san’atçı..
En USTA.: Es SÂNİ‘ ALLAH celle celâlihu..

Es Sâni' =>Sözlükte “yapmak, işlemek, san’atkârane ve maharetle yapıp meydana getirmek” anlamındaki “SUN'” kökünden türeyen “SÂNİ'”.: “yapan, san’at ve maharet çerçevesinde işleyip meydana getiren” demektir. “Mutlak mânada iş yapmak, eylem gerçekleştirmek” anlamına gelen “Fİ‘L” kelimesi şuursuz varlıklara da nisbet edildiği halde;
“belli bir amaca yönelik olarak düzenli bir şekilde iş yapmak” anlamını içeren “SUN'”un bu varlıklara nisbeti mümkün değildir. (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “snʿ” md.; Ebü’l-Bekâ, el-Külliyyât, “snʿ” md.).

Kur’ÂN-ı Kerîm’de EVRENdeki işleyişin belli bir düzen içinde seyrettiği ifâde edilirken bunun her şeyi sapasağlam kurup yürüten ALLAH’ın san’atkârane işi (SUN') olduğu belirtilmek sûretiyle kavramın kök kelimesi O’na izâfe edilir.:

وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِ صُنْعَ اللَّهِ الَّذِي أَتْقَنَ كُلَّ شَيْءٍ إِنَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَفْعَلُونَ
“Ve tere’l- cibâle tahsebuhâ câmideten ve hiye temurru merre’s- sehâb (sehâbi), SUN’ALLÂHillezî etkane kulle şey’ (şey’in), innehu habîrun bimâ tef’alûn (tef’alûne).: Sen (yeryüzündeki) dağları görürsün de, onları donmuş (yerinde sabit durur) sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi yürümektedir ve hareket halindedir. (Süratle geçmekte, yani Dünya sürekli dönmektedir. Bu) Her şeyi “sapasağlam ve yerli yerinde yapan” ALLAH’ın SANATı (yapısı)dır. Şüphesiz O, işlediklerinizden Haberdârdır.” (Neml 27/88)

Yine Kur’ÂN’da Firavun’un erkek çocuk katliamından Mûsâ aleyhisselâm’ın kurtarılması ve onun sarayında büyütülüp yetiştirilmesinin çetin şartları anlatılırken::
“Ben seni kendim için seçip yarattım”

وَاصْطَنَعْتُكَ لِنَفْسِي
“Vastana’tuke li nefsî.: "(Şimdi de) Seni Kendim için seçtim (yetiştirdim ve peygamberlikle şereflendirdim)." (Tâ-Hâ 20/41)

Bu âyette; “SUN‘” kökünden bir fiil “ıstana‘tü” ALLAH’a nisbet edilmiştir. Müfessirler bu âyetin tefsirinde, Mûsâ aleyhisselâm’a değer verilip yüceltilmesini onun ALLAH’ın elçisi olarak seçilmesi ve kendisine O’nun adına insanlara hitap etme görevinin verilmesiyle izâh ederler.. (Taberî, XVI, 211; Fahreddin er-Râzî, XXI, 56).

SUN' Kavramı çeşitli hadislerde yer almakla birlikte “SÂNİ'” şeklinde İlâhî bir Sıfata rastlanmamıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yeni bir elbise edindiğinde yaptığı şu DUÂda “SUN‘” fiili dolaylı şekilde ALLAH’a izâfe edilmiştir.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAHım! Övgü ve senâ ile anılmak SANA mahsustur. Bu elbiseyi bana giydiren SENsin. Yeni giysimin iyilik getirmesini ve onun için mukadder olan (SUN') hayrı taleb eder, kötülük getirmesinden ve onun için mukadder olan şerden SANA sığınırım!.” buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, “Libâs”, 1; Tirmizî, “Libâs”, 29).

SÂNİ' Kelimesi => III. (IX.) yüzyıldan itibaren ALLAH’ın İsim ve Sıfatları, Sıfatlarının EVRENLe ilişkisi konularına sistematik yaklaşım yapan Kelâm Âlimleri ve Müfessirler tarafından kullanılmaya başlanmış, ileriki dönemlerde bu kullanış daha yaygın hale gelmiştir.
Câhiz, Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî, Mâtürîdî, Halîmî, Kâdî Abdülcebbâr ve Ebû Bekir İbnü’l-Arabî bu Âlimler arasında yer alır. Gazzâlî, Ebü’l-Muîn en-Nesefî ve Nûreddin es-Sâbûnî gibi müellifler “SÂNİ' ” kelimesini kitaplarının iç sisteminde başlık olarak da kullanmışlardır.
Haşr Sûresinin son âyetinde (59/24) Fiilî Sıfatların Evrenle ilişkisi konusunda -aralarında fark bulunmakla birlikte- genel anlamları “YARATMAK” olan HâLik, Bâri’ ve Musavvir İsimleri zikredilmiştir.:

هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
“Huvallâhu’l- Hâliku’l- Bâriû’l- Musavviru lehu’l- Esmâu’l- Husnâ, yusebbihu lehu mâ fî’s- semâvâti ve’l- ard (ardı) ve huve’l- Azîzu’l- Hakîm (hakîmu).: O ALLAH ki, HÂLIK’tır (her şeyi yaratıp vücuda getirendir), BÂRÎ’dir (her şeyi hiç yoktan ve en güzel bir biçimdekusursuzca var edendir), MUSAVVİR’dir (’şekil ve sûret’ verendir). En Güzel İsimler O’na aittir. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. (O’nun şanını yüceltmektedir.) O, AZÎZ’dir, HAKÎM’dir. (O mutlak Üstündür, tam Hüküm ve Hikmet Sâhibidir.)” (Haşr 59/24)

Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’nin de belirttiği gibi (el-Emedü’l-aksâ, vr. 110) Kur’ÂN’da aynı mâhiyette olmak üzere Fâtır, Câil, Fâil gibi başka İsimler de geçer. Ancak Âlimler bu bağlamda SÂNİ‘ İsmini kullanmayı tercih etmişlerdir. Bu tercihte SUN'un, ALLAH’a izâfe edilmiş olarak yer aldığı âyetin İlâhî Yaratmada hem san’at ve maharet hem de sağlamlık, düzen ve devamlılık bulunduğu şeklinde bir içerik taşımasının etkili olduğu söylenebilir..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

BURSA’da=>EZÂN DİNLEmek,
YEDi KAt GÖKte==>İNLEmek,
HAYAt=->CİHÂN CEHENNEMi,
=>CENNEti’nde SERİNLEmek!.

BiR ZamÂNLaR->GÖKKUŞAĞı,
=>ÇİLLEHÂNE’miz OLMuŞştu!.
=>GÖZYAŞım=>BAŞtanAŞAĞı,
ATEŞş GÜLLERim SOLMuŞştu!.


ZEVK 10.791

CEVR-i CİHÂN->ÇARk-ı CEFÂ=>ÇİLLEyi=>sÖZde YAŞARsın,
KENDİN’de=>KENDİN ARARsın==>ESEN YELLeRe UYARsın!.
SIRR-ı SIRF’ta=>SIRR-ı SEFÂ==>ÇİLLEyi=>ÖZde YAŞARsın,
HeR HÜCREyin ÇIĞLIĞInı==>CÂN YÜREĞİNde=>DUYARsın!.


09.02.2024.. 13:25
brsbrsm..tktktrstkkmdecumâcem’imizzz..


==>RÜZGÂR GiBi=>BULut GiBi,
YERsiz YURTsuz EBDÂL-EBRÂR!.
==>SIRR-ı SIFIR==>SÂFî SEVGi,
SÖZün->ÖZü=>AHYÂR-AHRÂR!.
İHVÂNİm=->SEVeN<=>SEVGiLi,
YÂR İÇiN==->BUnca AH-ü-ZÂR!.


Resim

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

İNSÂN AKLı==->ZERRE DÖNeR,
=>KÂİNÂttıR=->KÜRRE DÖNeR,
DÖNMEyEN NE VAR=->ÂLEMde,
DÖNeR SONSuZ KERRE DÖNeR!.

İYİ BAK-GÖR->KOŞaN İNSÂNa,
AL-VER! NEFES ÇEMBERİ’nde!.
TERCİHi'yLe=>COŞaN İNSÂNa,
=>KULLUk İMTİHÂN YERİ’nde!.

HAYy ZİNCİRİ=BİZ’i=>ANLA,
DAMLAda=>DENİZ’i=>ANLA,
=>GÜNEŞLe<=>IŞIğI=->GiBi,
EL HAYy->BİZ BİR-İZ’i ANLA,
İMÂNı=>AŞKk AMEL=>SEVgi,
SEVEN<->SEViLEN=>SEVGiLi!.


ZEVK 10. 799

=>HeR ÂN=>YENİdEN YARATış==>AKıL İÇiN=>>BEDEN->FÂNİ,
=>İZÂFî GEL-GEÇ->“bEN”Liği==>HAKİKAtta=>NEFSiM->FÂNİ,
ALLAH-RASÛL VAHYi>HER ÂN=>DUYuş-UYuş=>KALB KUR'ÂNÎ,
=>HAKk’ın=>HALk İMTİHÂN YERi,
HAKk=>BiR ŞEYy OLMAKTAN BERi,
=>KÜLLî ŞEYyin ÖZÜ’nde HAYy->NÛRULLAHLa RABBim BÂNİ!.


16.02.2024.. 13:55
brsbrsm..tktktrstkkmdecumâcemimİZzz..


DOĞAN<->GELeN ÖLEN GİdEN,
BUNCA KADER=>NİÇiN-NEdEN,
SIRR-ı NAHNU->KÛN feye KÛN,
RÛHLa-KALBi=>NEFSLe-BEdEN,
KuL İHVÂNİ’m=>SANma OYUN,
===>SİSTEMin SÂHiBi=->EdEN!.


Resim

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
“Kullu nefsin zâikatu’l- mevti summe ileynâ turceûn (turceûne).: (Unutmayınız ki) Her nefis ölümü tadıcıdır (dünya hayatı gelip geçicidir); sonra da BİZE döndürüleceksiniz.” (Ankebût 29/57)

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
“Kullu men aleyhâ fân(fânin). Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm(ikrâmi).: (Dünya ve kâinat) Üzerindeki her şey fanidir (gelip geçici birer gölgedir).
(Hakiki ve daimi varlık ise Her şeyi yatan ve bir şey olmaktan münezzeh olan) Sâdece CeLâL ve İKRaM Sâhibi RABBin VECHİ’dir (ki O’nun ZÂTı BÂKİ’dir).”
(Rahmân 55/26-27)

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
“Subhâne RABBike RABBi’l- izzeti ammâ yasifûn (yasifûne).
Ve selâmun ale’l- murselîn (murselîne).
Vel hamdu lillâhi RABBi’l- âlemin (âlemîne).:
Üstünlük ve Güç (izzet) Sâhibi olan Senin RABBin, onların nitelendirdiklerinden (her türlü acizlikten ve va’adinden dönmekten elbette) YÜCEdir. Gönderilmiş (bütün peygamber)lere selâm olsun. Ve âlemlerin RABBi olan ALLAH’a hamd olsun (ki her türlü hürmet, övgü ve teşekkür O’na mahsustur).” (Sâffât 37/180-182)

İbnü Ebi Hatim=>Şa'bî radiyallahu anhumâ.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Her kimi, kıyamet günü sevâbdan tam ölçekle ölçmek sevindirecekse, bulunduğu meclisten kalkacağı sırada şöyle desin.: "Subhâne RABBike RABBi’l- izzeti ammâ yasifûn (yasifûne).
Ve selâmun ale’l- murselîn. Vel hamdu lillâhi RABBi’l- âlemin.
buyurmuştur.

(Kurtubî, El-camiu li’l--ahkami’l- Kur'ÂN,15/141; Suyutî, Ed-Dürrü’l- Mensur, 5/141; Alusî, Ruhu’l- meâni, 12/159; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili.)


Resim

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

CANKURTARANLık->KALMAdı,
=>CANAVARLık->MODA OLdu!.
KüFRün ZÜLMü DiN OLacak”
=>DENİLİRdi===>O da OLdu!.


ZEVK 10.805

ALıp<>VERiLen NEFESLeR=->ÇİLLe ÇARKın ÇEVRİLİŞi,
NÂSiB<>KISMEt ARASIna=->KOSKOCa HAYAt SIĞıYOR!.
=>AKıL PUTU’n=>PARASIna=>GÖLGELeRin DEVRİLİŞi,
=>DİŞLİLERin=>YARASIna->GEÇEN GÜNLeRi YIĞıYOR!.


23.02.2024.. 13:25
brsbrsm..tktktrstkkmdecumacemimizzz..


ZULüM BaYRaM FiTNE DÜĞÜN,
==>ANLAŞILMıYOR NE DiYOR!.
==>SÖZ AYAĞA DÜŞtü Bu GÜN,
HERKESs==->ÜSTÜne EDiYOR!.
KUL İHVÂNİm=>HÂLe ÜZGÜN!.


Resim
KüFRün ZÜLMü DiN OLacak!.”.:

Aralarında Ebû Hanife, Şâfiî, Dâvud, Ahmed bin Hanbel'in de bulunduğu bir grup İlim Adamı bu

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ
“Ve len terdâ anke’l- yahûdu ve le’n- nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huve’l- hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke mine’l- ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr (nasîrin).:
Sen onların milletlerine (Siyonist ve emperyalist emellerine ve zulüm düzenlerine) tâbi olmadıkça Yahudi ve Hristiyanlar, kesinlikle Senden (ve Ümmet-i Muhammed’den) asla razı olacak (memnun kalacak) değillerdir. (Eğer Yahudi ve Hristiyanların zâlim takımı, Müslüman bilinen kimselerden razıysa ve yardımcı oluyorsa, anlayın ki bunlar, kendilerinin güdümüne girmişlerdir.) De ki: Şüphesiz (tek) kurtuluş ve huzur yolu, ALLAH’ın YOLUdur (Peygamberin sünneti ve sistemidir). Eğer Sana gelen bunca ilimden (ve Kur’ÂNî haber ve hükümlerden) sonra onların (yani Siyonist ve emperyalist odaklara yanaşanların) hevâlarına (ve şeytanî arzularına) uyacak olursan, (artık) Senin için ALLAH (tarafın)dan ne bir Dost, ne de bir Yardımcı kalıverir.” (Bakara 2/120)

Bu âyet-i kerimeye dayanarak KÜFRÜN TEK BİR MİLLET olduğunu söylemişlerdir.
Çünkü ALLAHu zü’L-CeLÂL.: "Onların MİLLETİne (dinine)" diye buyurarak (Hıristiyan ve Yahûdiler iki ayrı dine mensup oldukları olduğu halde)
"MİLLET" kelimesini tekil olarak zikretmiştir.

Bu İlim Adamlarımız ayrıca;

لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ
“Lekum dînukum ve liye dîn (dîni).:
“(Öyleyse) Sizin (bâtıl) dininiz (ve düzeniniz) size, Benim (Hakk) dinim (ve adil düzenim) Bana” (aittir. En azından, herkes birbirlerinin temel İnsân haklarına saygı göstermelidir.)” (Kâfirûn 109/6)


Resim

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

RAHMEtsiz=>ZAHMEt>ŞÛUR YOKk,
İMÂN=>ÇÖKmüş!. AMEL->KÖKsüz!.
===>SİYONİSt KRAL ZULMü ÇOKk,
KÂBE=>YETîM!.. RAVZÂ=->ÖKSÜz!.


ZEVK 10.807


=>KÂİNÂtın MUHİt MERKEZi==>KÂBETULLAH=>EZEL BERi,
=>YEDi NEFSin=>YEDi ŞAVtı=>BiL! BuL! OL! YAŞA!. SEFERi,
ZAHMEtte=>RAHMEt YARIŞı,
=>AKLın==>ASLIna VARIŞı,
KULun=>HAKk’a YALVARIŞı=>HERC-ü-MERC-i MAHŞERYERi!.


01.03.2024 12:29
Mekke-Kâbe-TEY-cumâcemimizzz..


GÖZüm YOLda==>İNŞÂALLAH,
==>SARAYLaRı=>YERE Batsın!.
KÜLLî ŞEYy’e KADîR==>ALLAH,
KAHHREtsin=>BiN KERE Batsın!.
İÇiM-DIŞıM=>KAN AĞLADı,
=>İHVÂNİm DUÂ ÇAĞLADı,
=>KAHHÂR ALLAH Bî-İZNİLLAH!.


Resim
ŞAVt.: KÂBETULLAH etrafında 1 tavaf, 7 ŞAVttan oluşur. Her DÖNüş Turuna 1 şavt denilir..
HERC.: Karışıklık, gürültü. Nizamsızlık. İnsanların arasında meydana gelen fitne, fesad. * Söze dalıp çoğaltmak. Haltetmek. Sözü karıştırmak. * Kapıyı açık bırakmak. * İnsanların işlerinin karışması. * Seğirtmek..
MERC.: (Merec) Katıştırmak. * Kararsızlık. * Iztırab. * Bozulmak. * Boşa gitmek. * Serbest bırakmak, salıvermek..
HERC-ü-MERC.: f. Darmadağınık. Karmakarışık. Allak bullak..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

VEDÂ UMREmde GÖRdüğüm,
KUREYŞ KIRALLARın ZULMü!.
ŞUÛRsuz SÜRÜ!. KÖRdüğüm,
SOYsuz KURALLARın ZULMü!.


ZEVK 10.808

ÜMMEt=>CÂHİLLeR SÜRÜsü=>MUHAMMEDî ŞUÛR BİTmiş,
ÜSTünde=>KIRAL ÖRTÜsü==>RABBi-RASÛLi NÛR BİTmiş,
SÖZün GÖZde GÖRÜNTÜsü=>MUHAMMEDî SÜRÛR GİTmiş,
SARAYLaRı=>ZULMün Süsü==>MUHAMMEDî ONÛR YİTmiş!.


22.03.2024 13:18
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumacemimizzz..


SARAYLaR=>KÂBE’yi YUTMuş,
KIRALLaR=->HALKı UYUTMuş,
RASÛL’e DÜŞMÂN=>VEHHABî,
=>KELÂMULLAH’ı->UNUTMuş,
=>YENİdEN YEŞERt ALLAHım!.
ZeMZeM KuYumuz KURUTMuş,
DOSt DUÂm=>İHVÂNİ ŞAHım!.


Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ben, dünyada bir ağacın altında kısa bir süre gölgelendikten sonra yola koyulup oradan ayrılan bir yolcu gibiyim.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 44.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH’a ve âhiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin. ALLAH’a ve âhiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. ALLAH’a ve âhiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun!.” buyurmuştur.
(Buhârî, Edeb, 3.)

Âhiret BİLincine sahip olan Müslüman, başıboş yaratılmadığının farkında olur. ALLAH’ın insana şah damarından daha yakın olduğunu, söylenilen her sözü ve yapılan her işi kayıt altına aldığını bilir. Mahşer Gününde yapıp ettiklerinin hepsinden hesaba çekileceği şuuruyla yaşar.
Âhiret BİLincini kuşanan Müslüman, RABBine, kendisine ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirir. Kendisini ve âilesini, yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden korur. Anne babasının DUÂsını almanın gayretinde olur. Onların rızasını kazanmayı ALLAH’ın Rızasını kazanmak olarak görür. Akrabalık hukukuna riayet eder. Komşusuna ikramda bulunur. Muhtaç ve kimsesizlerin dertlerine derman olur. Yetim ve öksüzleri gözetir. Onları bağrına basar. Kendilerine kol kanat gerer.

Sevgili Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Müslümanların evleri arasında en hayırlısı, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir…” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Edeb, 6.)

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَّا يَجْزِي وَالِدٌ عَن وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ
“Yâ eyyuhe’n- nâsuttekû RABBekum vahşev yevmen lâ yeczî vâlidun an veledihî ve lâ mevlûdun huve câzin an vâlidihî şey’â (şey’en) inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumu’l- hayâtu’d- dunyâ, ve lâ yagurrennekum billâhi’l- garûr (garûru).: Ey insanlar, RABBinizden korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının ve öyle bir günün azâbından çekinip-hazırlanın ki, (o gün hiç)bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez (bir bedel ödeyemez) ve (hiç)bir çocuk da babası(nı kurtarmak) için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz ALLAH’ın va’adi Hakk’tır. Artık dünya hayatı sizi aldanmaya sürüklemesin ve (iblis gibi kendilerine; ermiş, bilmiş, seçilmiş havası veren) aldatıcı(lar) da sizi ALLAH ile (hıyanet ve rezaletlerinize dini fetvalar üretmekle) aldatmasın (diye uyanık olmalıdır).” (Lokmân 31/33)


celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


ResimMuhaMMedî MuhaBBetLerimLe...


Resim

Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet
İZZet-i İhsÂNınla LûTFet-TAHKik İMÂNLa
=>RABBımız TeÂLÂ’dan=>DUYmayı ve de,
=>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’imize
=>SÂLiH AMELLe UYmayı=>KUR'ÂN-ı KERÎM’imizi YAŞAmayı ÖMRÜMüze CEM’ et!.
İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..


Resim
ResimResim

Âmin Yâ Latîf Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettâh Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..

Âmin... Âmin... Âmin... Âmin!.. Yâ Muîn Celle Celâluhu.



Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>SELÂyLa DUYuLaN CUMÂ,
=>EZÂNLA=>UYuLaN CUMÂ,
BURSAmda BİZ BİR-İZ CEM’i,
SIRRIndan->SOYuLaN CUMÂ!.

===>ELEKTİRİĞin===->ÂLEti,
SIRR-ı NAHNUyu=->YAŞAyAN!.
BiR DAMLA SU”yun==>ÂYEti,
BiR DAMLA SU”yu> YAŞAyAN!.


ZEVK 10.814

HAYyatta Yâ HAYyu’L-KAYyûM=>SEDÂsı HEYyMiŞş İHVÂNi,
SIRR-ı NAHNUya=->bEN-sEN-O=>FEDÂsı NEYyMiŞş İHVÂNi,
=>GÜNEŞLe=->IŞIĞI GiBİ,
MuHABBetten DOĞan SEVgi,
HER ŞEYyi YARATAN’a=>KULLuk->EDÂsı ŞEYyMiŞş İHVÂNi!.


29.03.2024 13:31
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumacemimizzz..


MÂZİyi=>TÖVBEyLe SİLmek,
=>ÂTİyi==>DUÂyLa BİLmek,
ŞİMDi=>ŞuÂN=>ŞE’ÂNuLLAH,
RABBımLA>NAHNU EĞİLmek!.
=>İHVÂNİm=->DİLini DİLmek!.


Resim
El Hayy celle celâlihu.:
Resim

El Kayyûmü celle celâlihu.:
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>BURSAmda=->ISLÂH SELAHı,
LÜTFUndan==>FAZLın FELAHı,
ZERRe-KÜRRe>ALLAHu EKBER!
KÜLLî ŞEYy’in=->HAYy ALLAHı!.


ZEVK 10.818

==>GÜNDÜZü=>CUMÂ BAYRAMı==>Bu GeCE=>KADİR GECEsi,
RAHMÂN NEFHAsı->NEFESLeR->KÜLLî ŞEYy>EL HAYy HECEsi,
KELÂMULLAH’ı=>DUYaNLaR,
RESÛLULLAH’a==>UYaNLaR,
==>GEÇmiş<->GELecek=>Şu ÂN’da==>ÖLü<->DİRi BİMECESi!.


05.04.2024 13:27
brsbrsm.. tktktrstkkmdecumacemimizzz..


AKLın=>HAk ve HAYR TERCİHi,
=>TAHKiK İMÂN=->SÂLiH AMEL!.
RABBı’n=>ŞEYyLikten TENZİHi,
SÜNNETULLAH===>EBED-EZEL!.


Resim
RABBı’n=>ŞEYyLikten TENZİHi.:

فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
“Fâtırus semâvâti ve’l- ard (ardı), ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve minel en’âmi ezvâcâ(ezvâcen), yezreukum fîh (fîhi), leyse ke mislihî şey’un, ve huve’s- semîu’l- basîr (basîru).: Göklerin ve Yerin YARATICISI (olan ALLAH), sizin için kendinizden eşler, hayvanlardan da çiftler var etmiştir. Sizi bu şekilde çoğaltıp (sevindirir). O’nun benzeri (ALLAH’ın misli ve dengi hiç) bir ŞEYy yoktur (bu mümkün değildir). O her ŞEYy'i (hakkıyla ve tüm ayrıntılarıyla) İşitendir, Görendir.” (Şûrâ 42/11)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12885
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »



==>CUMÂ MEVLÂsı’n->EZÂNı,
MeCNÛN-LEYyLÂsı’n->EZÂNı,
MESt-i MAHŞER>SABAHI’nda,
KÂLÛ=>BELÂ!.’sın===>EZÂNı,
İHVÂNi’im VUSLÂt YERİ’nde,
“AŞKk KERBELÂsı”n=>EZÂNı!.


ZEVK 10.823

BUZ DAĞımız ERiR SU-dur=>SU-BUHAR-BULut-DUYGUdur,
=>KUL İHVÂNİmiz=>KIRAtı=>HÜNeR=->HEDEfe SÜRMEktir!.
ReSûLuLLaH’ın GÖNLÜnde->RABBımıza HÖRMEt SAYGIdır,
===>GÖSTERMEk İÇin=>SIRAtı=>KITMiR’in İŞi=->ÜRMEktir!.


12.04.2024.. 13:11
brsbrsm.. tktktrstkkmdcumâcemimizzz..


YUVAmız=->KEŞiŞ DAĞInda,
MAKSeM SEVDâ SOKAĞInda,
AŞKk ATEŞi===>İÇim-DIŞım,
TEKe TEKk ÇİLLe ÇAĞI’nda,
=>İHVÂNi SEFîL’in=->BAĞRı,
GeCe-GÜNDÜZ->ÇIRPıNıŞım,
KUR’ÂN CeNNeti’ne ÇAĞRı!.
Resim
Cevapla

“Mübarek Gün ve Geceler” sayfasına dön