GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e

Cevapla
Kullanıcı avatarı
dedekorkut1
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 208
Kayıt: 18 Ara 2007, 02:00

GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e

Mesaj gönderen dedekorkut1 »

GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR
Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e
SELİM GÜRBÜZER

Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir.
Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim:
“Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun.
Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim.
Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam manasıyla hakkını yerine getiremesem de sonuçta bu kadarını da ortaya koyabilmenin bilincinden hareketle Allah’ın (c.c) lütfu ve hidayeti, Resulullah (s.a.v)’in salat-u selamı tüm kardeşlerimizin üzerine olsun demek düşer bize.”
Kitabın kapak tanıtımı bölümünde ise şu ifadelere yer verdim:
“Teknolojik gelişmeler eşliğinde dünya adeta küçük bir köye dönüşmüştür. Şüphesiz teknolojinin bu noktaya gelmesinde insanlık büyük bir uğraşı vermiştir. Belli ki insanlık önce kültürle yüzleşiyor, sonra kültürün olgunlaşmasıyla medeniyet oluyor.
Unutmayalım ki Osmanlı, Roma ve Bizans'tan sonra İslam’la mecz olmuş son üçüncü Roma medeniyetidir. Hiç kuşkusuz son üçüncü Roma Medeniyetinden kastımız mevcut medeniyetin devamı manasına değil, bilakis tamtamına faydalı olanı alıp yeni bir medeniyet olarak sahne alışımız manasına gelen kasıttır bu. Osmanlı batıya doğru açıldıkça yararlandığı medeniyet değerlerini devamda ettirir. Şu bir gerçek, medeniyetlerin oluşumu sadece bir milletin değerleriyle yükselmiyor, birçok milletin kültür değerlerinin yoğrulmasıyla vücut buluyor. Zaten tek tip medeniyet oluşumu eşyanın tabiatına aykırıdır. Öyle ki insanlığın iç içe daireler halinde evrilmesi birbirini inkâr veya düşman ilan etmek manasına değil, birbirlerinin tecrübelerinden yararlanmanın getirisinin doğal sonucu oluşan yeni medeniyetin doğuşunda farklılıkları zenginleştirmek manasına bir büyük buluşmadır bu. Bilindiği üzere İstanbul’un fethinin akabinde Başpiskopos hiç tereddüt etmeksizin Fatih Sultan Mehmed’i Roma imparatoru ilan etmekten yüksünmemiştir. Kaldı ki ‘Rum’ ibaresi Arapçada Roma demektir. Bu yüzden o dönemde Kayseri Rum ifadesi dilimizde Roma imparatoru şeklinde tercüme edilip Fatih Sultan Mehmet bu unvanı kullanmanın yansıra diploması alanında da bu unvanla yazışmalarını yapmıştır. Hatta oralara giden elçileri bile Roma imparatoru elçileri sıfatıyla göndermiştir. Hakeza gelen elçileri de Roma imparatoru olarak huzurunda kabul etmiştir. Öyle anlaşılıyor ki biz gittiğimiz yerlerin kültürünü medeniyetini yok etmemişiz, tam aksine kendi potansiyel kültür kaynaklarımızla birlikte zenginleştirmişiz bile. Bakınız Allah Teâlâ’nın Kur’an’da “İnsanların bir erkekle bir dişiden yaratıldığını daha sonra birbirleriyle tanışıp münasebetler kursunlar diye kabilelere (şubelere) ayırdık” diye beyan buyurması kültürler arası tanışıklığının bir anlamda medeniyet hamlesine kapı aralayacağının işaretine teşkil eden bir durumdur.
Her ne kadar batı ve doğu ayırımı yapsak bile aslında her iki kutup beynin iki yarım küresi gibidirler. Batı’da daha çok mekanizm, doğu da ise maneviyat hâkimdir. Bir an bu iki baskın unsurun bir arada uyumlu hale geldiğini düşünün, bir anda büyük bir aksiyon doğacağı muhakkak. Ki, bunun insanlığa getirisi götürüsünden çok büyük çapta olup ruh ve bedenin kaynaşması gibi bir durum zuhur edecektir.
Nasıl ki İslamiyet’in bir güneş misali doğmasıyla birlikte çöl insanı hayat bulup bedeviyetten medeniyete geçiş yapmışlarsa, pekâlâ bugünde batının tekniği doğunun sevgisi bir araya geldiğinde erdemli bir medeniyetin doğması pekâlâ mümkün. Görüyorsunuz maddeci batının maneviyattan yoksun medeniyet hamlesine girişmesi kan, gözyaşı ve sosyal huzursuzluk doğurmuştur. Şu an dünyanın dörtte üçü uygarlık kılıfı altında kirletilmiş durumda. İşte bu noktada doğunun sevgi hamuruna ihtiyaç vardır. Tabii ki doğunun da teknolojik donanıma ihtiyacı vardır. Her ne kadar dünyanın çeşitli yerlerine yayılmış Müminlerin kahır ekseriyeti “İlim Müslümanın yitik malıdır, onu nerede bulursanız alın” ilahi hükmün bilincinde olsalar da daha henüz teknolojik bir hamle başlatmış değillerdir. Gerçekten de geldiğimiz noktada ilim yitik malımızdır. Bir zamanlar medeniyet nedir, ilim nedir tüm insanlığa öğretmesine öğretmişiz ama gel gör ki şimdilerde o ilimden artık eser yoktur diyebiliriz pekâlâ. Yani, kayıp durumdayız.
Bakınız, Batı gelinen noktada halen bugün olmuş teknolojinin keyfini çıkarıyorsa bunu büyük ölçüde İslam medeniyetine borçludur. Öyle ki İslam medeniyetinden aldığı aşılar sayesinde bugünkü konuma gelmişlerdir. Ancak bu demek değildir ki doğu yeniden dirilişe geçip medeniyet olamayacak. Her şeye nağmen he daim ümit var olmakta fayda vardır. Yeise kapılmak bize asla yaraşmaz. Biz biliyoruz ki Allah nurunu tamamladığında yeniden dirilişe geçeceğimiz muhakkak. Buna inancımız tam da.
Madem öyle, akla ister istemez şu soru akla takılmakta, bu büyük medeniyetle buluşmak bugün değilse, acep ne zaman? En iyisi mi biz bu sorunun cevabına zaman harcamaktansa bugünümüze bakıp tez elden haremiler bize ait olan elde avuçta ne varsa onu çaldırmadan zamanı en iyi şekilde değerlendirip geleceğe yönelik hamle yapmakta fayda var. Zira insanlığın yeniden bizim nefesimizle soluklanmasına ihtiyacını görür gibiyiz. O halde gün yeniden diriliş günü deyip titreyip kendimize dönme zamanıdır.”
İÇİNDEKİLER:
İçindekiler kısmına bakıldığında kitabın içerik olarak kapsamının çok zengin olduğu görülecektir. Şöyle ki;
“ I. BÖLÜM: ORTA ASYA
-Atayurt Orta Asya,
-Orta Asya’nın Işık Kandili Şehirler,
-Ah Buhara Ah Semerkand,
-İki Işık Kandili İmam-ı Rabbânî (k.s) ve Abdülhâlik-ı Gücdüvânî (k.s),
-Dilde, Fikirde İşte Birlik, Dilin önemi,
-Türklerde Nevruz ve Hıdrellez,
-Farabi,
-Biruni,
-İbn-i Sina,
-Kadızade Rumi,
-Bilge insan Uluğ Bey,
-Göklerin Yıldızı Ali Kuşçu,
-Emir Timur,
-Bir Mizah Dehası Nasreddin Hoca,
-Zemahşeri,
-Cebir,
-Piri Türkistan Ahmet Yesevi (k,s),
-Piri Türkistan Ahmet Yesevi (k.s.) ve Alperenleri,
-Hakanların Şereflendirdiği Dünya,
-İlk Müslüman Türk hakanı Satuk Buğra Han,
-Türkler ve İslamiyet,
-Türk-İslam medeniyeti.
II. BÖLÜM: AL-İ SELÇUKLU
-Moğol kasırgası,
-Al-i Selçuk Lideri,
-Arslan Han
-Sultanül Müslim’in Tuğrul Bey,
-Alparslan,
-Melikşah,
-Yunus Emre,
-Mevlana,
-Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli,
-Ahi Evran,
-İmam-ı Gazali,
III. BÖLÜM: OSMANLIYA YÖN VEREN BİLGE ŞAHSİYETLER VE MANEVİ ÖNDERLER
-Piri Reis,
-Hacı Bayram-ı Veli,
-Al-i Semerkandi,
-Akşemseddin ve Fatih,
-Ayasofya,
-Fetih Ruhu ve Nizam-ı Âlem,
-Akşemseddin ve Ali Kuşçu,
-Ulu hakan Abdül hamit Han,
IV. BÖLÜM: OSMANLININ NİZAMI ÂLEM DAVASI
-Kul Devşirme Sistemi,
-Nizam-ı Âlemin Fikri Temelleri,
-Âleme Nizam Vermek,
-Nizam-ı Âlem’e Sosyolojik Bakış,
-Hz. Ali (k.v) ve Nizam-ı Âlem,
-Osmanlı Ülküsü,
-İlay-ı Kelimetullah,
-Bedeviyetten Hadariyete, Hadariyetten Nizam-ı Âleme,
-Anarşizm mi Nizam-ı Âlem mi?
-Üç Tuğlu Hilal,
-Ülkü yolu,
-Ülkü Kervanı,
-Yusuf Yüzlüler,
V. BÖLÜM: KAFKASYA
-Kafkas Kartalı Şeyh Şamil,
-Kafkas Şeb-i Arusu,
VI. BÖLÜM: BALKANLARA IŞIK DOĞDU
-Şavkı Hilal Mostar köprüsü,
-Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç,
VII. BÖLÜM: TÜRKİYE
-Ortadoğu ve Türkiye,
-Petrol İmparatorluğu,
- Ölürüm Türkiye’m,
-Türkiye’de Provokasyon Hareketleri,
-Zaferle Değil Seferle Yükümlüyüz,
-Mehmet Akif Ersoy,
-Türklük Anlayışı Nasıl Olmalı,
-Soysop Faslı mı? Milleti Hâkime mi?
-Viyana’dan dönen Avrupa Birliği Ülküsü,
-Ankara, Ankara Olalı Böyle Baş Olmamıştı,
-İmparatorluktan Küreselleşmeye,
-Yerellikten Evrenselliğe.
VIII. BÖLÜM: KIBRIS
-Tarihi Süreç İçerisinde Kıbrıs
-Resmi Söylem Dışı Kıbrıs Politikası
-Ermeni Meselesi
IX. BÖLÜM: DÜNDEN BUGÜNE IŞIK VEREN GÖNÜL SULTANLARI
-Hakanlara Işık Saçan Başbuğ Veliler” isimli bölümler ve alt başlıklardan oluşmakta.

Bu arada pek çok okur Selim Gürbüzer kimdir diye merak etmekte. Aslında kendimden bahsetmeyi sevmem, yine de okuyucumun merakını gidermek adına kısaca özgeçmişimi şöyle özetleyebilirim:
Özgeçmiş:
Selim Gürbüzer, 1965 yılında Bayburt’ta doğdu, evli ve biri kız, biri erkek 2 çocuk babasıdır. İlköğretimini Bayburt Yüzbaşı Şehit Agâh İlkokulu, Orta öğretimini Bayburt Ortaokulu, Lise öğretimini Bayburt Lisesinde tamamladıktan sonra Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Biyoloji bölümünü bitirdi. Meslek hayatında bir yandan kamuda görev yaparken diğer yandan da büyük bir gayret ve özveri göstererekten Anadolu Üniversitesinin iki yıllık ön lisans fakültelerinden sırasıyla; AÖF Medya İletişim, AÖF Radyo Tv, AÖF İlahiyat, AÖF Veteriner Sağlık ve AÖF Tarım Teknolojilerinden mezun olmayı başarabilmiştir. Bayburt’ta öğrencilik yıllarında Hoca Ali Matbaasında rahmetli Osman okutmuş ve oğullarının yanında Bayburt Postası gazetesinde çalışarak gazetecilik ruhunu kazanmıştır. Üniversite hayatının akabinde sırasıyla İstanbul, Balıkesir ve Ankara’da Milli Eğitim Sağlık Eğitim Merkezlerinde ve Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinde biyolog olarak görev yapmanın yanı sıra Gündüz Gazetesi, Alperen Dergisi, Nizam-ı âlem dergilerinde ve EnPolitik sitesinde araştırma incelemeleri yazıları yayınlanmıştır. Ayrıca 2022 yılı sonuna ramak kala KDY yayınlarından “Güneş Doğudan Doğar” ile 2023 yılı içerisinde ise sırasıyla “Medine’den Buhara’ya”, “Ölürüm Türkiye’m”, “Masonlar Marksistler Kapitalistler ve Biz” adlı yayınlanmış kitaplar ile en son yayınlanan “Hayy’dan Hu’ya Yaratılış Mucizesi” adlı eseri yayınlanmıştır. Şuan genç yaşta çalıştığı Bayburt postası Gazetesinde yeniden yazılarına devam ettiği gibi Türkiye Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumunda da Biyolog olarak görevini yürütmektedir.
Selim Gürbüzer’in Güneş Doğudan Doğar adlı eserine ulaşmak isteyenler aşağıdaki şu linkten temin edebilirler:
https://www.kitapyurdu.com/kitap/gunes- ... m+gurbuzer

Yayın Tarihi:28.12.2022
ISBN:9786254209062
Dil: TÜRKÇE
Sayfa Sayısı:454
Cilt Tipi: Karton kapak
Kâğıt Cinsi: Kitap Kâğıdı
Boyut:15.5 x 23.5 cm
Vesselam.
https://www.kitapyurdu.com/kitap/gunes- ... m+gurbuzer
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12902
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e

Mesaj gönderen kulihvani »

Yüce RABBımızdan =>Sırat-ı Musrakîm YOLUnda =>Hak ve HAYRda Başarılarını dilerim..
Resim
Kullanıcı avatarı
dedekorkut1
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 208
Kayıt: 18 Ara 2007, 02:00

Re: GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e

Mesaj gönderen dedekorkut1 »

Allah Razı olsun. İyi temennileriniz için teşekkür ederim.
https://www.kitapyurdu.com/kitap/gunes- ... m+gurbuzer
Resim
Cevapla

“İlim” sayfasına dön