CuMâ CeM'im-İZ

Dinimizde mübarek gün ve geceler hakkında bilgiler.
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

GÖNüL SEMÂsında==>UMut,
->RESÛLULLAH GÜVERCİNi!.
AKk KANAtLar BULut BULut,
SELÂMLamakta==>RABBiNi!.

CeMMü’l-CEMHAMd ü SENÂ’sı,
=>ÇINLıYOR==->BURSA SEMÂ’sı,
=>BİZ BİR-İZ==>NAHNU NEFESi,
=>CİHÂNda=->CÂNLaR CUMÂ’sı!.

->ŞEY-tÂN-LaR->CiRit ATıYOR,
SANma BAĞLı=>KUL İHVÂNim!.
=>ÇOKkLaRı=>YERde YATıYOR,
YERLeR YAĞLı=>KUL İHVÂNim!.

AKıL=>ZULMÜnde=->EZİLiR,
UYANsa=>ZULMÜ=->SEZİLiR,
DUMaN-KÜLde-KÖZde RABB’ı!.
KUL=>HAKk’a GİZLi DEĞİLDiR,
=>İMÂNı’N<=>AMELiN>BİLiR,
ŞAHDAMARdan=-ÖZde RABB’ı!.

=>HeR ŞEYyi==>YARATaN=>ALLAH,
KüFüRdür=>BiR ŞEYy’dir!. DEmek!.
====>ESFELÎN’e==>ATaN=>ALLAH,
==>ÇIKk!.mak İÇİn==>ÇABA-EMek!.


ZEVK 10.517

===>KAPKARA BiR GECEdeki====>KARA TAŞtaki==>KARINca,
===>GİZLi ŞİRkin=>ÂŞiKÂRı===>NEFSin ŞEYtÂN-Lığı HANNÂS!.
KELÂMULLAH<>RESÛLULLAH HÜKmü>YOKk!.”Luğa VARINca,
===>KuL İHVÂNim====>KuL EûZu.. MiNe’L-CİNNeti Ve’n-NÂS!.


04.11.2022. 12:51
brsbrsm…tktktrstekkmizdecumâcemimizzz..


==>AKıL BAĞın ÇİVİsi->ÇIKtı,
===>SÂHİBini=>YAKtı=>YIKtı,
CİHÂN CÂNLaRa>CeHeNNem,
=>AKıL->YAŞAmaktan=>BIKtı!.

AKıL BAĞı->ZİKKesin SÖktü,
İLk İŞi=>CÂN SUyu’n DÖktü,
KUR'ÂNın HÜKMü->KALmadı,
RESÛL’ün SÜNNEti=->Çöktü!.

HÂL NİCe SORma İHVÂNi’m,
HeR NEFSin HAZıRı RABB’im!.
GÖNLünü YORma>İHVÂNi’m,
HeR NEFSin NÂZıRı RABB’im!.


Resim

===>KAPKARA BiR GECEdeki,
===->KARA TAŞtaki KARINca.:


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Riyânın en küçüğü şirktir. ALLAH Katı’nda kulların en SEVimlisi, Takvâ Sâhibi, Cömert ve Amellerini gizli yapanlardır. Ortadan kaybolurlarsa gözler onları aramaz. Ortaya çıktıkları vakit göze batıp bilinmezler. İşte Karanlıkların ->aydınlığı ve Hidâyetin =>İmamları bunlardır.” buyurmuştur.
(Taberânî)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ümmetim için korktuğum şeylerin en korkuncu, ALLAH’a şirk koşmaktır. Ben.: “Güneşe, Aya taparlar, Puta taparlar!.” demiyorum. Ancak ALLAH’tan başkası için yapılan ameller ve Gizli Şehveti kasdediyorum.” buyurmuştur..
(Şeddad b. Evs radiyallahu anhu’den; İbn Mâce, 2/1408.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ümmetimde şirk =>düz taş üzerinde yürüyen karıncanın ayak sesinden daha gizlidir!.” buyurmuştur..
(Tirmizî ve Hâkim)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Gizli şirk =>gece karanlığında düz bir taş üzerinde karıncanın yürümesinden daha gizlidir!.” buyurmuştur..
(Tirmizî, Hâkim, Ebû Nuaym.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Ey insanlar! Şirkten sakının! Muhakkak ki o, karıncanın sessiz ve yumuşak yürüyüşünden daha gizlidir." buyurunca,
ALLAH’ın dilediği biri sordu.: "Karıncanın sessiz yürüyüşünden daha gizli olan bu şirkten nasıl sakınacağız?"
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Şöyle deyin.: “Ey ALLAH’ım! Bildiğimiz şeylerde şirk koşmaktan SANA sığınıyor, bilmediğimiz şeylerde SENin affını istiyoruz." buyurmuştur..
(Mûsâ el Eşarî radiyallahu anhu’den; İ. Ahmed ve Taberî)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Bu ÜMMetin Şirki =>karanlık bir gecede dümdüz bir kayanın üzerinde yürüyen karıncanın ayak sesinden daha gizlidir." buyurunca,
Ebu Bekir radiyallahu anhu.: "Bundan nasıl kurtulabiliriz?" dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Şu DUÂyı okursan ondan kurtulursun.: "ALLAH'ım! Bildiğim şeylerde şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şirkten de senin affını dilerim!" buyurmuştur..
(Hâkim; İbni Ebi Hâtim sahih senedle.)


Resim
RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem

ALLAH ve ReSûLüne Teslim olun!
ALLAH ve ReSûLüne İMÂN EDin!
ALLAH ve ReSûLüne Tâbi olun!
ALLAH ve ReSûLüne İtâat EDin!..


اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
Resim---“Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka) : Yaratan RABBin adıyla oku.” (Alak 96/1)

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm: (Rasûlüm), De ki: "Eğer siz Allah'ı SEViyorsanız bana uyunuz-tâbi olunuz; Allah da sizi SEVsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Âl-i İmrân 3/31)

كَلَّا إِذَا بَلَغَتْ التَّرَاقِيَ
Resim---Kellâ izâ belegatit terâkıy: Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman,” (Kıyamet 75/26)

فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ
Resim---Fe lev lâ izâ belegatil hulkûme: Hele can boğaza gelip dayandığında,” (Vâkıa 56/83)

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim--- ''Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm: (Rasûlüm), De ki: "Eğer siz Allah'ı SEViyorsanız bana uyunuz-tâbi olunuz; Allah da sizi SEVsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Âl-i İmrân 3/31)

وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا كَانَ عَلَى رَبِّكَ حَتْمًا مَّقْضِيًّا
Resim---''Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ : Sizden hiç biriniz müstesna olmamak üzere ille oraya (cehenneme) uğrıyacakdır. Bu, Rabbinin üzerine kat'i olarak aldığı, kazaa etdiği (bir şey) dir.(Meryem 19/71)

Resim---Enes b Mâlik (ra)’den rivâyet edilmiştir. Bir adam Rasûlullah (sav)’e gelerek: "Ey Allah’ın Rasûlü kıyamet ne zaman kopacaktır?" Diye sordu Rasûlullah (sav), namaza kalktı ve namazını bitirince; “Kıyametin kopmasını soran kimse nerededir?" Buyurdu Adam: "Benim Ey Allah’ın Rasûlü" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav): “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu. Adam: “Kıyamet için fazla namaz ve oruç hazırlayamadım, fakat ben Allah’ı ve Rasûlünü seviyorum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Kişi sevdiğiyle beraberdir, sende sevdiğinle beraber olacaksın" buyurdu. Müslümanların Müslüman olmaları dışında bu söze sevindikleri kadar başka bir şeye sevindiklerini görmedim(Ebû Dâvûd, Edeb: 113; Müslim, Birr: 50)


فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ
Resim---Fa’lem ennehu lâ ilâhe illâllâhu vestagfir li zenbike ve lil mu’minîne vel mu’minât(mû’minâti), vallâ hu ya’lemu mutekallebekum ve mesvâkum: Şu halde bil; gerçekten, Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için mağfiret dile. Allah, sizin dönüp dolaşacağınız yeri bilir, konaklama yerinizi de.” (Muhammed 47/19)

Resim

FELÂK SÛRESİ:


Resim

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
Resim---Kul eûzu bi rabbil felak(felakı).: De ki: "Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım,” (Felâk 113/1)

Felâk eden Rabbım.. Bütün varlıkları yoktan yaratan, hak ile bâtılı ayırdedip hakkı ortaya koyan, sıkıntıyı gideren, tohumu çatlatan doğumu gerçekleştiren, aydınlığı getiren, kurtuluşa erdiren, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden..

kul euzu rabbil felâk.. kul, deki euzu aslında “zu” dâima sahibiyettir Zü’l- Celâlı vel ikram’ın başındaki “zü’l” yüzüğü gibidir yâni genellikle böyledir.. bu belki kırk senenin şeyi.. genellikle ALLAHu zü’l- Celâle giden bir sahibiyeti getirir AYN ayniyette insan bundan bir miktar kullanır ya ben dediğini yine kullanır hep dediği doğrudur zâten.. evet geçicidir meçicidir ama senin gözündür kardeşim, senin kaderindir.. sensin yâni muhatabsın öyle işe yaramaz anlamında değil, işe tam yarayansın ve de mükerremsin sen ALLAH celle celâluhu katında kıymetlisin:


وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً
Resim---''Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fîl berri vel bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ(tafdîlen).: Biz, hakikaten insanoğlunu mükerrem-şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.” (İsrâ 17/70)

Kerremnâ: biz yücelttik, şereflendirdik, kerim kıldık..

Ayrıca ALLAHu zü’l- Celâlin göz bebiği gibi yâni çok önemli Halifetullahısın.. öyle basitten gitme!. Onun için de euzu, bu İZi İZLEmek gibidir diyorum..
ALLAHu zü’l- Celâlın çizdiği Sırat-ı Müstakîm ÇİZgisini, Sünnetullah çizgisini, bedenen nasıl doğdun ve yaşıyorsan, kalben de doğup yaşama ÇİZGİSİNİ İZLEmektir ve sığınmak budur..
Yoksa yılanı yut çıyanı yut yine de adı Hacı Baba.. yok öyle şey..
Bizim köyde leylekler Hicaza kışın göç ettiğinden Hacı Baba derlerdi eskidendi elbet..
Sığınmak, ben yâni bir kedi ateşe atlasa sığınmış mı olur.. ateş, ateşe sığınır çünkü ona bir şey yapamaz ateş!.
İbRahîm aleyhi's-selâm, ateş miydi?” diye soracaksın ve hakkın bu soru!
Ateş ti tâbi ateşti.. tabiî ki aklen değildi amma naklene bakar mısın sen?

>İ B R a H î M -in >ceheNNeMi!
>“Kul KıtMÎR TasmÂSÂ-sı” giBi!..
:

BERdEN SeLÂM-EN” AT-EŞ-im!:


قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
Resim---Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrahîm(ibrahîme): Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahîm'e karşı serin ve esenlik ol!." (Enbiyâ 21/69)

Bu bir TEVHİD Algısıdır.. “Lâ ilâhe”si ateşti berden oldu.. “illâ ALLAH”ı nAKLen AYNıyken Aklen AYRıydı selâmÂN SELLemâti buldu..
Tevhid SEVİYEsiydi..
Lâ ilâhe”gecesi, “illâ ALLAH” gündüzü yok artık bu SEVİYEde!..
Çünkü tek MuhaMMed aleyhi's-selâm gÜNeşi vardı..
Ebu Rahîmdi kendisi İbRahîm aleyhi's-selâm..
Rahmetenli’l- ÂLEMînin-Rahîmin DeDe BaBasıydı zâten..
Ebu.. “e” öyledir ki ondan başka yoktur demektir.. kebir: büyük..e-kebir-ekber: en büyük gibi.. e-bû.. en BİLE OL-ÂN..
BİLElikte baba gibi temel tohumu..
Yâni öyle ilginç şeyler var ki orda “eûzu bi rabbi’l- felak
“Felâkın Rabbine sığınırım” de!.
Bütün varlıkları yoktan yaratan, hak ile bâtılı ayırd edip hakkı ortaya koyan, sıkıntıyı gideren, tohumu çatlatan doğumu gerçekleştiren, aydınlığı getiren, kurtuluşa erdiren, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden Rabbime sığınırım..
Felâk.. halâka, halk etmektir.. felâk, halaktan öncedir.. Kudretullah Lütfunun içteki kullanışıdır.. tıpkı bu şuna benzer benim anlayışımı bağışlayın siz, bir iş yapmadan önce içinizde çok gizli ve sadece sizin bilebileceğiniz bir hüküm oluşur, ondan sonra onu ortaya çıkarırsınız.. sizin fiilen yaptığınız iş ortya çok sonra çıkar..
Benzetmiyorum, dikkat edin içinizde verdiğiniz hüküm kesin olarak verdiğiniz hüküm felâk gibidir ama fiilen yaparsanız halak gibidir o işi yapıyorsunuz yâni kul eûzu bi rabbi’l- felak..


مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
Resim---“Min şerri mâ halak(halaka).: Yarattığı şeylerin şerrinden,” (Felâk 113/2)

Halk edilenlerin şerrinden sığınırım!. Onun için ne diyor niyetlerinizden sorumlu değilsiniz. Kime sığınıyor içteki her ne olmuşsa onun Rabbine sığınıyor “min şerri mâ halak” bu şer kelimesine ilerde çok daha başka şekilde gireceğiz âyetler geldikçe inşallahu birlikte. Ve ben de sizinle beraber öğreniyorum şu anda zâten..


وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
Resim---“Ve min şerri gâsikın izâ vekab(vekabe).: Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,” (Felâk 113/3)

Ne yaptı?. Halakın şerrinden sığınırım, gasıkın şerrinden sığınırım. “izâ vekab” vuku’ ettiğinde, düğümlendiğinde, kör düğüm olduğunda, geçilemez olduğunda, bitmez tükenmez bir karanlık içinde yürüyüşte.. dünyanın dönüş hızını (ı600 km/saat) ayarlasam, şöyle bir uçağa binsem o zaman ebediyyen ben karanlıkta yürürüm!. Çünkü, dünyayla beraber yürüdüğüm için hiçbir zaman güneş doğmaz biliyorsunuz!. Bir başka ifadeyle kutuplarda kalırsanız sürekli altı ay gece altı ay gündüz olur.. Gasık böyle çöken, yutan gask eden ve ancak ay doğacaktır umuduyla..Sendeki Kudretullah galibiyetinin yığın oluşu, ölüm korkusu gibi çöküverişi, yâni uyku gibi tam gask edişi, kör düğüm gibi yâni..


وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
Resim---“Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).: Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden,” (Felâk 113/4)

Akt-akd ettiğinde neffasatların burda bir şey daha var, gask bedenene olan yani fiilen gördüğünüz şeydir, neffas ise ancak nefisleri gask eden bir haldir ki, gaflet gibi cehâlet gibi dalâlet ve hıyânet gibi nefsi kendi içinde gask eden kötü bir yutuştur, üfleyiştir.. Kısacası, Rahmân Nefhasının zıddıdır yâni.. Ona hayat verecek Rahmân Nefhasının Hakka ve Hayra çekecek Rahmân Nefhasının zıddıdır..
Nasıl Merhametin adı MuhaMMed aleyhisselâm, Hizbullahın Peygamberi olarak gösteriliyorsa ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem olarak gösteriliyorsa ve Hizbuşşeytanın ki de, Şeytan ve Firavun gösteriliyorsa aynı şeydir.. Neffesat nefisle ilgili doğrudan doğruya bildiğimiz nefisle ilgilidir.. Zâten ilk nefes edenlerin, düğümlere üfleyenlerin şerrinden de sığınırım!.


وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Resim---“Ve min şerri hâsidin izâ hased(hasede).: Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden.” (Felâk 113/5)

Hased ise kalbî bir olaydır. Kalbi yok ediştir ki, kalb MuhaMMed aleyhi's-selâm makamıdır.. Rahîmiyet ve Rahmâniyet Vasıfları vardır.. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de Rahîmiyet Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ÜMMÎ-liğidir.. Rahmâniyet ise, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Rusûliyyet”idir..
Vahiy akıl yâni aklın gelişi naklin gelişi aklın aktarma gelişi naklin direk kendinde kalışı Rahmâniyettir.. Zâten “Rahmân Nefasından üfürdük” buyuruyor ALLAHu zü’l- Celâl.. “Rahmânı verdik” buyurmuyor.. Nefha ettik.. Nasıl etti?. Bir bak nasıl ediyor.. “ALLAHa ve Rasûlune teslim ol!”-u bir oku, bir daha bak nasıl nefha ediyormuş.. nefha etti de.. o zaman etti de.. iyi de şimdi etmiyor mu?. Ne demek her ÂN Şe’ÂN OLuş..
Tüm bunlar muazzam şeylerdir.. buyuruyor ki ALLAHu zü’l- Celâl burda bir şer var.. bu şerrdir aslında.. bir insanın zâhir ve bâtın Rububiyyet Sırlarını ANLAmadan yaptığı İŞLeri kendi Şe’ni sanmak.. aslında insanın, kendi şe’ÂNı sanmak.. kendi işi sanmak.. kendi şuhûduna çekmek.. kendi “ben yapıyorum!” demek.. var ya “lâ ilâhe”nin ilâhlığını söylüyor ya.. kendisi “lâ ilâhe”ye gerek yok “ben varım! diyor Firavun gibi..
Bu bitiriyor işte buna şerr denir.. Hayır nedir?. Rububiyyet yaşayışının hakikatına eriştir.. o nedir?. Eşyanın Hakikatı Nur-u Mimdir.. Esmânın hakikatı da O’dur.. bizim için Sıfatın ki de O’dur.. Tümünün ki de O’dur..
Çünkü bizim bildiğimiz hakikatler O’nun söylediğidir.. Bizim için, kullar için.. buradaki hased, o kadar çok yanlış bir şeydir ki Dâimiyet Sırrının Hakikatine sahib olduğunu SANış..
Bu korkunç bir iştir.. benim bildiğim hasedden başka.. kâinâtta hasedden başka, kâinâtta İKİliği ki ŞEY-t-ÂN-lığın anası yoktur.. İblis, şöyle yapmış böyle yapmış hepsi hasedi yüzünden.. yalan söylemiş miş, hepisi de, hasedi yüzünden, temelde anası haseddir..

Gıbta ile Hasedi karıştırmadan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemimİZi iyi DUYmak UYmak lâzımdır ki gıbta bir güzelliğin kendinde de olamsını istemek hased ise kendisinden başkasında güzeliiğe tahamülü olmamaktır;


Resim---İbnu Mes'ud radıyallâhu anhu: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıbta etmek caiz değildir: Biri, Allah in kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse. Diğeri de Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolda sarfeden zengin kimse."
(Buhârî, İlm 15, Zekât 5 Ahkâm 3, İ'tisam 13; Müslim, Salâtu'l-Müsâ irin 268, (816)

bnu Ömer radıyallâhu anhümâ: "İki kişiye karşı hased caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur'ân-ı Kerim'i nasib etmiştir, o da onu, gece ve gündüz boyu ikame eder. İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teâla ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz (hak yolda) infak eder."
(Buhârî, Fedâilu'l-Kur'ân 20, Tevlıid 45; Müslim, Mûsâfrin 266 (815); Tirmizî, Bir 24, (1937)

Oysa, hased tek kelimeyle felâkettir..

Resim---Ebu Hüreyre radıyallâhu anh: "Resûlulah aleyhîssalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu -râvi dedi ki: Veya kuru otu- yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir."
(Ebu Dâvud, Edeb 52, (4903)

Çâresini de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmaktadır:

Resim---Zübeyr radıyallâhu anh: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti: Bu, hased ve buğzdur. Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz; kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi: Aranızda selâmı yaygınlaştırın."
(Tirmizî, Sıfatu'1-Kıyâme 57, (2512)

Çünkü, tüm kötülüklerin anası haseddir.. Hasid ise, buna sahib çıkandır.. “sedde” biliyorsunuz nedir? sedde fiili vardır Kef Sûresinde felân geçiyor “yecuc mecucle bizim aramıza bir sedde çeksen ya”..
Kim di yecuc ve mecuc.. zâhir ve bâtın ilâhlığıdır ve insanın aklına yüklenmiştir.. bunlar hiçbir şey bulamazsa veveseyle ne yapacaktır: “ALLAH!. ALLAH!.” diyerek de canına okuyacaktır!.


يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَّا يَجْزِي وَالِدٌ عَن وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ
Resim---“Yâ eyyuhen nâsuttekû rabbekum vahşev yevmen lâ yeczî vâlidun an veledihî ve lâ mevlûdun huve câzin an vâlidihî şey’â(şey’en) inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yagurrennekum billâhil garûr(garûru).: Ey insanlar, Rabb'inizden korkup sakının ve öyle bir günün azabından çekinip korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç) bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokmân 31/33)

Çok dikkat etmemiz için söylüyorum.. üçüncüsü de “ve min şerrin hasedin iza hased” hasedin de hased ettiğinin de şerrinden sığınırım kalbi yok ettiği için.. bitti.. bu üç şeyden sığındı.. şimdi bir de nâsa bakıverelim İnşâe ALLAH!..


Resim
NÂS-insANLar SÛREmİZ..


Resim

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
Resim---“Kul eûzu bi RABBin nâs(nâsi).: De ki: Sığınırım ben insanların RABBine,” (Nâs 114/1)

De ki “eûzu” yine RABBe sığın.. kime?. NÂSın-insANLarın RABBine sığın!.
RuBubiyyet: Hakkı bUYurmak-DUYurmak Sıfatı.. ki, KULLuk İŞLemleridir ALLAHu zü’l- CeLÂL’in..


مَلِكِ النَّاسِ
Resim---“Melikin nâs(nâsi).: İnsanların sâhibine.” (Nâs 114/2)

NÂSın-İnsÂNLarın Melikin'e sığın!.

El Melikü.:
Resim

El Mâlikü'l-Mülki.:

Resim

إِلَهِ النَّاسِ
Resim---“İlâhi’n- nâs(nâsi).: İnsanların İlâhına.” (Nâs 114/3)

NÂSın-İnsÂNLarın İlâhına sığın!.
El İlâhu.:
Resim

Yine Fâtihadaki her zaman söylediğim gibi Uluhiyet “El hamdu lillâhi rabbi’l- âlemîn” Rububiyyeti aldı koydu.. “Mâliki yevmid dîn" Mâlikiyyetine koydu.. İlâhiyatı yukardan kalktı ve Merhameti arada yok.. ama “Bismillâhi’r- Rahmâni’r- Rahîm.” içinde vardı zâten onu diyorum..

Şimdiyse İlâhiyet çıktı.. nerden çıktı?.
“el İLÂH” İlâhiyyeti “İlâhi’n- nâs”
Fâtihada da tam gözükmüyordu ama örtüşüyor.. Muvazeteynle/Felak ve Nâs ile Fâtiha örtüşürse “İlâhiyyet” nerde “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn”de çıktı diyorum!.
Çünkü, “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn” -> “Lâ ilâhe illâ ALLAH” deme şartına bağlıdır ve bunu demektir..
Zâten ibâdet etmek ki, bütün ibâdetler bu kelimeyi yapabilmek için doğru diyebilmek içindir.
İstediği kadar oruç tutsun namaz kılsın “lâ ilâhe illâ ALLAH eşhedu enlâ ilâhe illâ ALLAH ve eşhedu enne MuhaMMeden Rasûlullah” son sözü değilse zâten güme gitmiştir!.
O kimse kime yaptıysa ona yapmıştır.. kime yaptıysan ona git diye hadis-âyetler gelecektir kime yaptıysan ona git!..


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir. Eshab-ı Kiram sordu; Küçük şirk nedir Ya Resulullah? Buyurdular ki:” Riyadır; Cenab-ı hak insanları amellerine karşılık cezalandıracağı zaman riyakârlara dünyada gösteriş yaptığınız kimselere gidin, onların yanında bir mükâfat bulabilecek misiniz? “ buyuracak.” buyurdu.
(T. Muhammediye S. 143 ( Ahmet b. Hanbel ) Mahmud b. Lebid (r.a)’den)

Resim---Peygamber (sav) şöyle buyurdu: Altın ve gümüş paralara, kadife ve yün elbiselere kul olan helak olmuştur. (Bunlar) kendilerine verilirse razı ve rahat olur, verilmezse razı olmazlar” buyurdu.
(R. Salihin C 1- S 539- No 468 ( Buhari ) Ebu Hureyre (r.a)’ dan)

Çünkü onlar;


وَاتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لِّيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّا
Resim---Vettehazû min dûnillâhi âliheten li yekûnû lehum ızzâ: Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.” (Meryem 19/81)

Oysa İslâm DİNinin gereği Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SESİnden RABBımız TeALÂ’yı DUYup Uymaktı ki;


إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ
Resim---“İnnâ enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı fa’budillâhe muhlisan lehud dîn: (Resûlüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.” (Zümer 39/2)

مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
Resim---“Min şerri’l- vesvâsi’l- hannâs(hannâsi).: O sinsi vesvesenin şerrinden,” (Nâs 114/4)

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
Resim---“Ellezî yuvesvisu fî sudûri’n- nâs(nâsi).: O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.” (Nâs 114/5)

Ne yapıyor muş o vesveseci?.
Vesvese, insanın içinde doğan ya da sokulan gizli şüphe, tereddüt, kuruntu ve aslı olmayan ihtimaller ki vesvese, lügatta hışırtı, fısıltı gibi gizli ses demektir..
Vesvese veriyormuş “fî sudûri’n- nâs” insanların sadrına.. niye kalbine değil de sadrına veriyor?. Bedenine versin, ruhuna versin yok, yok!.
O zaman sadr neredir sadr?
Sadr, her şeyin evveli ve başlangıcının en ilkinin oluştuğu yerdir insan göğsü-enfüsü-içi gibi..
Sadr nefsin yuvasıdır, kendi orijinal yeridir..
Nefs ister yeri olan sadrdan ister bedene doğru yürür ESFELinde hayvanlar gibi bedenini kullanır.. Ve aklı olduğu için hayvandan dadaha da ileri gider beter olur!
Onun için akıllarımızı hayvandan aşağı "belhum e dallun” hayvanlardan aşağı indirebiliriz Hakkı DUYup Hayra UYmazsak!
[/b]

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
Resim---“Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi BELHUM eDALLUn ulâike humul gâfilûn(gâfilûne):Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. ONLAR HAYVANLAR GİBİDİR. HATTA DAHA ÇOK DALÂLETTE-dirler-Sapıktırlar.. İşte onlar, onlar gâfillerdir.” (A’râf 7/179)

Âlim olacakken şaşar daha zâlim olur!.
Ya da pişman olup geri döner “DALL” et etmez “SALL” eder!.
Çünkü dall gibi bir de sall vardır bizim yolumuzda..
doğruya gider, eğriye değil emredilen yere gider..
MuhaMMedi Habli’l- VERÎD ki RaBBIMıza Rücû’.. oraya döndüğü zaman ise NEFS ->Sadr ->Kalb ->Rûh ->Sır ->Hâfi ->Ahfâ ->Akdes ->Şah damarı..
VUSLATa varır yâni Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sadrında taht kurar yâni onu demek istiyorum.
Buna dikkat edelim diye söylüyorum “fî sudûri’n- nâs” oraya vesvese veriyor ve o YOLU Kapattırıyor!.
Bu neymiş vesves vesves?. ne olacak zâhir ve bâtın “sen” liğinin sana İblis gibi başka gösterilişinden başka değildir!.
ya sen kendini bilmiyorsun: “Halim sen şöylesin böylesin şusun busun!” içerdeki söylemakte ben ne bileceğim bu İblis mi RABBım mı?.


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Men arefe nefse hu, fekad arefe Rabbehu" buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü'l-Hâfâ II-343 (2532)

“DIŞında kendini BİLen İÇinde RABBini BULur bunun dahası mı var!.”
diyemediği sürece o ana merkezi başrol oyuncusunu sürekli rahatsız edecektir aynı tiyatrodaki gibi “fiskos” edecektir “fî sudûri’n- nâs” üfürükçüsü.. saptırıcı..



مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
Resim---Mine’l- cinneti ve’n- nâs: Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden) Allah'a sığınırım!” (Nâs 114/6)

Mine’l- cinneti ve’n- nâs..
İşte bu harika, kimden oluyormuş bunlar?. Bunlar nâstan olur yâni insandan olur bir de cinden olur.. tevekkeli “şeytanı cinden” yarattık diyor ya “caaan” buyuruyor bu insan ve cin şeytanlarından.. biz nâs sûremize tekrar döneceğiz, çünkü nâs kendine has bir sûredir, küçüktür fakat harikadır.. burda RABB, Rububîyyet anlatılmıştır, Melekiyet anlatılmıştır Mâlikiyyet anlatılmıştır İlâhiyet, ilâhlık anlatılmıştır:


قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Resim---“Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).: (Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.” (Âl-i İmrân 3/26)

Sen “mülk”ten istediğini istediğine verirsin.. hangi mülkten?. bedenen yâni madde ve mânâda öyledir.. istediğine istediğin kadar akıl verirsin, istediğine istediğin kadar güzellik verirsin, istediğine istediğin kadar şunu verirsin bunu verirsin ve de karşılığında hesaba çekersin!. Neden niye yapıyorsun bunu yâ RABBî?.
RABBınızı bulun bakalım diye Rububiyyetin tek şeyi RABB ilâhlık seçimini yapabilmek içindir “Lâ ilâhe”yi çözebilmek içindir, “İLlâ ALLAH”ı çözebilmek için mekanizma kurulmuştur. Rububîyyet, ALLAH’ın başta gelen Sıfatı-Ni’meti bir numaralı ni’metidir ve her şey ondan tecellî eder.. çünkü onun için de Kur’ân-ı Kerimde meselâ bakarız “onlar din adamlarını hahamlarını Rahiblerini yâni Yahudileri hahamlarını Hristiyanlarında rahiblerini ALLAHın dışında RABBler edindiler, ilâh yaptılar.."


اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Resim---“İttehazû ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi vel mesîhabne meryem(meryeme), ve mâ umirû illâ li ya'budû ilâhen vâhidâ (vâhiden),lâ ilâhe illâ huve, subhânehu ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).: Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.” (Tevbe 9/31)

İlâhiyat nedir?. İlâhiyat, ALLAHu zü’l- Celâl’in insana yakın olan anlaşılır şekildeki yâni Ahad ve Samed olan ALLAHu zü’l- Celâlin yaratma, emrini ortaya çıkarma, MevCÛDu-varlığı yok etme ve sonunda hesaba çekme, bütün tasarrufunun kudretinin, Kudretullah ve Azametullahın, bütün bunların yapılmasında hiç kimseye muhtaç değildir..
İhtiyaçsızlıkta Ahad ve Samed olan ALLAHu zü’l- Celâle sığınırım!.

İlâhinnâs.. çünkü burda bir sorun var “ALLAH”lık hâşâ hiçbir zaman söz konusu edilmemektedir.. Kur’ân-ı Kerimde “ilâh”lık söz konusu edilmektedir ve sıfattır.. ALLAHu zü’l- Celâl, katıyyen kendi ZÂTını ortaya koymamıştır.. “el İlâh”lığı ise, asla şirk kabul etmez.. “ALLAH”lığı konuşulamaz bile.. yâni onun için “ALLAHtan başka el İlâh” yoktur buyrulmaktadır.. “ALLAHtan başka ALLAH yoktur” değildir..
“el İlâh” kelimesi İslam Dininde şeriat ve hakikat olarak ALLAHa mahsustur ve başkası için kullanılması mutlak anlamda küfürdür.. “lâ ilâhe: hiç bir ilâh yoktur” sözü ALLAHtan başka kullanılmaktadır..
El İlâh =>ALLAHtır.. harf-i târifli olan el İlâh, en özelidir ve katiyyen birine el İlâh denemez.. Melik, Melekîyyet var ya el Melik, ALLAH celle celâluhu denmediği sürece denir diyor..

İşte adam yazıyor “melik” diyor “Melik Kral Fahd” diyor KâbetuLLAH kapılarının üzerine yazmış.. Kur’ân-ı Kerim üzerine yazmış.. “melikim” diyor.. “el melik” diyor hatta Kâfir Adam, elimizdeki Kur’ân-ı Kerimin üzerine “el melik” yazdırmış böyle bildiği halde kâfir..
Yâni hepsi el Melik, ALLAH celle celâluhu İsmidir… bunu, iğne ucu kadar aklı olan bütün Müslümanlar bilir.. harf-i târifli, bir kişiye ki teke mahsustur.. bu tek de ALLAHtır.. kesinlikle başkasına kullanılamaz.. katiyyen “latif” dersiniz bana ancak, “el Latîf” derseniz küfredersiniz açık bu.. “el” kullanılmadan kullanılabilir.. RABBda kullanılabiliyor biliyorsunuz çok.. “bu evin sahibi RABBı” “bu hanın RABBı” “bu kölenin RABBı” felân kullanılabilir..

Daha genel gibi gözüküyor halbuki “er RABB” da “el Melik” de “el İlâh” da tüm kâinâtı kapsayan sıfatlardır.. buna iyi dikkat etmek lâzım..
Neden üç kere “insanlar” denmekte.. kim bu insanlar?.
Bunlar, bu vasıflara sahiblerse biz insanlarıdır yâni “fedhuli ibâdî” sırrına ermiştir..


وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً
Resim---“Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fîl berri vel bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ(tafdîlen).: Ve andolsun ki; Âdemoğlunu kerem sahibi/Mükerrem (şerefli) kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları helâl şeylerden rızıklandırdık. Ve onları yarattıklarımızın çoğundan fazilet (açısından) üstün kıldık.” (İsrâ 17/70)

“İnsanı mükerrem yarattık”
Bu KİMseler kerem sırrına, keramet kerim sırrına ermişlerdir.. bunların akılları nakil bulmuştur, kullukları fedhuli ibâdi olmuştur.. bunlar “Lâ İLâHe” sebebini ve “İLLâ ALLAH” sonucunu SEVİYElemişlerdir.. niçin?.
Yaratılış sonucun ne olduğunu bilmektedirler. Bunların sırat-ı müstakîme öpüşmüştür MuhaMMed aleyhi's-selâm’ın ellerinde ve yüreğinde birleşmiştir daire tamamlanmıştır, devran bitmiş seyrana geçilmiştir, cevlân ve hayranı yaşamaktadırlar..
Burada başka şeylerde düşüneceğiz bundan sonraki sohbette Nefs-i Emmâre'nin nasıl RABBa sığınması gerektiği Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den vahiy ilhamları almaya başlayınca Nefs-i Mülhimenin nasıl “mâlikiyevmiddin” i Mülkün Mâliki'ni nasıl şu anı Şe’ÂNi yapan, şu ÂNı yapanın, mülkü halk edenin kim olduğunu, nasıl anlayacağını ve Nefs-i Mutmainne olunca; selim akıl, olgun akıl, tatmin olmuş akıl ki, ne tatmini imanını tamamlamış.. ne zaman tamamlar?.
et Tamm Esmâsı var”


Et Tâmmü.:
Resim

Dedim deminden zâhir ve bâtın MuhaMMedîyeti tavaf ve tavf haline getirdi mi kendisi merkez milinde demektir.. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de olmuş demektir.. bu olduğu zaman “kendini ve RABBını bildiği” için gerçek el İlâhı bulur.. bakın Kendini ve RABBini bildiği için bulur ve “lâ ilâhe”nin doğruluğuna o zaman kavuşur..
ya Nefs-i Mutmainne “ircii ilâ RABBike” şöyle mi, bu âyet hâşâ ya "Nefs-i Mutmainne radiyeten merdiyeten ircii ilâ RABBuke” mi?.
Yo yooo öyle değil, iyi dikkat etmek lâzım.. RABBine dön nasıl?. Radiyeten Merdiyeten sonra, ondan sonra demek istiyorum “Kendini ve RABBini bilen kişi” gerçek ilâhı bulur.. işte bu “lâ ilâhe sırrı" doğar, kalkar seviyelenir..

Başka zevklerde yapabileceğiz yapalım, düşünelim diye söylüyorum sizler de düşünün.. RABB, RABBulâlemîn doğrudan doğruya dindir çünkü zâhir ve bâtını “mâlikiyevmiddin” sanki bizim nefislerimize dünya âlemini direkt olarak gösteren elimizle tuttuğumuz için..
“İlâhinnâs” ise daha ve bu nâsın ilâhı ise neticede ona dönülecek el İlâh budur.. yâni muhakkak ona dönülecek, kesinlikle ona döneceğimiz açık.. yâni bu âhireti direk çağırıştırır.. onun için “euzu” denmektedir.. gel, dönüş izine düş, ayrılık aykırılık İblis’inden çık! onun için Hicr Süresinde biliyorsunuz ALLAHu zü’l- Celâl İblis’e:


إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلاَّ مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ
Resim---İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânun illâ menittebeake minel gâvîn: "Şüphesiz, kışkırtılıp saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiç bir gücün yoktur." (Hicr 15/42)

“Benim halis kullarım üzerinde senin saltan yoktur” buyuruyor..
Sultan, senin saltanatın yok!. Sana uyanlar ise, onlar benim kulum iken sultan olmuşlardır..
“fedhuli fî ibâdi” idiler, kuldular.. “fehduli cennet” oldular, sultan oldular salâtları andaki salâtları sall buldu.. sall Kebanı buluverdiler.. “Keban nere bura nere?” diyorsun değil mi sen?. İşte onu bilmiyorsun fişi prize soktuğun ANda Keban burada.. Keban’a gitmeye gerek yok, gitsen ne yapacaksın Keban mı olacaksın!.
İşte bu bütün bunlar insanın İNSANlık mertebelerindeki nefis aşamalarının içinde Ehlullah diyorum ya,
Müslüm olur teslim olunca.. Mü’min olur iman edince.. Evliyâullah olur tâbi olunca.. İtaat edince Ehlullah olur..
İşte bu aşamaları geçerken tüm bunlar geçilir, zâten mecburen geçilir başka yol yok!.
İşte bu geçişlerde, nasıl geçişler?. Melekeler insanın nefsinin bu aşamaları yaparken yaşadığı hayattan elde ettiği dışarıdan, içerden aklının, fikrinin, vicdanının bütün bunların, iş gibi tecrübe belli bir maharet, belli bir ihtisas sahibi olmak kendi içindeki mayalanmayı sağlamak.. Melekeler aklın kendisini bütün bunlar Felâk Sûresindeki “neffasad” nefis düğümlerini geçecektir.. Beden, Nefs, Kalb Âlemindeki bu şeyleri Nefs-i Emmâre vasıflarından kurtulacaktır.. Nefs-i Mülhime başkalarının fısfıslarından kurtulacaktır elbette.. Nefs-i Mutmainne hasedden kurtulacaktır ki, nasıl kurtulmayacak ki
“lâ ilâhe illâ ALLAH” diyor başka ilâh mı var ki?.
Veren alan desin demez, yâni diyemez ki dilini kaybeder çünkü dil Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e geçer.. gözünü kaybeder çünkü göz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in gözüyle görür..
Bunları söylemesi kolay ben SALLıyorum yâni.. Tâbi SALLarım Kur’ân-ı Kerim de SALLıyor zâten gökteki yağmur gibi yağıyor ne yapsın yâni diyecek midir ki: “Ey aşağıdakiler, yağmur yağıyor bak ağzınızı açın çiçekler böcekler!.” mi diyecekti.. Sistem kendinden ayarlıdır bu üç felâkete karşı nefsimize yine “RABBinnâs, melikinnâs, ilâhinnâs” diye adresler açık açık gösterilmiştir.. Bunlara sığınarak bu felâketlerden kurtulacağımız bildirilmiştir.. Burada vesveseye çok dikkat etmemiz lâzım ve görünüştür biliyorsunuz sin görüşünü şin görüşünü yâni insanın iç.. yâsîn ey insan gibidir bir anlamda ben öyle demiyorum burda da ve sin ve sin desem yâni zâhir ve bâtındaki Halim bunun görüntülerini kendi görmesi başkadır.. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gözüyle görmesi başkadır.
“Şah damarının gözüyle gören RABBının gözüyle görecek” desek iş büyür.. Onun için vesvese ikilikten gelendir, ikiliği çıkarıyor.. Çünkü sen dışarda bir Halim’sin içerde bir Halim’sin.. öyle birisi yok.. çünkü o bir dürbünün objektif-okulerlik gibidir birlikte gider bedenden bakarsan.. beden bak ki, basar gözüynen bak ki basîreti geç ki, şah damarından yakın olan sana el sallayacaktır.. bir gün çalışacak çünkü onun için zâten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
Rahîmiyet ve Rahmâniyet objektifini okülerini kullanmayan kişinin Tevhid Dürbünü hayaldır.. Zâten şâhidliği de yalandır ALLAH korusun!.

Çünkü
MuhaMMedur Rasûlullah ı yok ki.. eşhedu enne MuhaMMeden Rasûlullahı yok ki.. eşhedu enlâ ilâhe illâ ALLAHı olsun!.
Kendinin dediği başka bir şey!. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem görevli olduğunu bildiği yok!. “Rasûlullah”lığını bildiği yok hâşâ onu demek istiyorum!. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.

Nedir bu vesvese, felâket bir şeydir.. aklın kendi yapısından kaynaklanır.. mıknatıs gibi.. biliyorsunuz mıknatısı, bin parça yapsanız yine tekrar yine ikileşir mıknatıslaşır her parça.. öyle bir aynadır ki bu böyük bir bakarsınız dev bir Barbaros görüyorsunuz Nefs Aynâsında.. kafan bozuluyor bir tane çekiç patlatıyorsun bin parçasında yine küçük küçük Barbaroslar var!. İstediğin kadar parçala arkasındaki sırrı silmediğin müddetçe ves ves verecektir!.
İşte demin dediğim bu içerdeki dışardaki o sırdan dolayı dâima ikilik gösterecektir, onu silmek kolay mı?. Hayır kolay değil, neden?.
Silgici lâzım, silgici arkadan silgici.. arkadan silgici kim?. ALLAH ve Rasûlullah başka var mı?. VALLAHa yok, ALLAH korusun yok hani!. var ya soytarılar tevhid tüccarları, tasavvuf simsarları, uydur kaydırcılar, yazar çizer, vurguncu, öteci böteciler var ya.. güzel laflar bunlar boş laflardır boş laflardır.. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Rasûlullahlığı =>ALLAHu zü’l- Celâlle ilgilidir ve kendisiyle ilgili değildir ve bir görevidir.. Abdullahlığı kendisiyle ilgilidir bunu anlayamıyorlar!.
Onun için “aynanın arkasını, bize gel biz sileriz!” derler.. yok kardeşim aynanın arkası, nasıl aynanın arkası sen camı mı delip geçiyorsun MuhaMMedî cemiyeti mi cem’liğini, MuhaMMedî Cem’i mi deliyorsun hâşâ!. yâni bunun için bu insanlık şerefine, haysiyetine onuruna sürekli şekilde, sûrette bir pislik üfürülmüş gibidir.. Kendi ruhunu, kendisinin pisletmesidir.. Onun için de Nurullah isterse 100 wolt gelsin, düşe düşe düşe düşe düşe düşe içinde olduğu halde yok farzeder diyelim ki 5 woltluk bir lambanız var, siz sinek pisliği gibi ata ata ata ata bir gün karanlıkta kalıyorsunuz!. Diyorsunuz ki elektrik, var da canına okudun..
İşte vesvese böyle bir fenalıktır, kendi dış ve içten gelen esas içten gelen, kaynayan, bu iç müsaade ettiği için gelir zâten.. İç bozukluğudur yâni bir anlamda imansızlık, ilimsizlik, idraksizlik, iradesizlik, iştiraksizlikten doğan bir himmetsizliktir.. Himmet, kabul etmeyiştir.. Bu Ehlullah Evliyâullahın.. daha doğrusu şunu söylemek istiyorum ALLAHu zü’l- Celâl’in Ehli, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ehli, Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm..
Ehli.. Ehli ne demek?. Halleri aynı halde olanlar demek..
Davar değil hâşâ!. Kimse onun sürüsünde, bunun sürüsünde değil!.
Halleri aynı halde olan halle hallenen.. hall neydi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözleri şeriatı idi ve ALLAHu zü’l- Celâlin buyurduğuydu nutkundan konuşmazdı, fiiliyatı tarıkatıydı.. Fikir zikir her yerde çekilir şeriatta da çekilir, tarikatta da çekilir.. zikirdir, tâbi çekilecek.. Amma fiilleri amellerine diyorum ahlâkıydı, mârifeti, hakikatı, halleriydi ki,hiç değişmeyen huylar gibi ana vasıf.. İşte ehil olduğu zaman tam uyar onlara bunların bize aktarımı himmetledir,
himmet zâhir ve bâtın MuhaMMedîyetinin Hakikatının bize ulaşmasıdır.. maddeten ve mânâ olarak diriden diriye aktarılan güzellikler ve özelliklerdir.. diriden diriye aktarılır onun için gereken ne yapılıyor ise yapılır yapmışlardır.. senelerce, yıllarca soğukta sıcakta gelip bir insan için kilometrece yollar alır hakikatı en iyi anlayacağı ve unutmayacağı şekilde yetiştirilmiştir..
Kulağına da küpe takılmıştır “aman ihânet etme, aman dalâlet etme, cehâlet ve gaflet etme, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin YoLunda hizmetçilikten geri kalma, şaşka, taşma, azgınlık yapma!” diye ikaz edilmiştir..
ALLAH korusun, işte bu himmetsizlik yanlış anlayış doğru düşünüşle başka kayışları aldanışları bir sürü basarsızlık, basiretsizlik, kararsızlık gibi neticede şek ve şüpeye götürür.. şekk ve şüphe ise sonuçta “lâ ilâhe” de insanı boğar, çöplük leş eder onu!. değil nalınlarını çıkarıp da Mukaddes Tuvâ'ya geçmek, Hizbuşşeytanın yemi olur ALLAH korusun!. kendi aklı kendi içinde kapanır bu ve bunları da inşallahu bir değişik açıdan birlikte görelim diye söylüyorum!. Biraz da düşünelim bu Felâk ve Nâs üzerinde İnşâe ALLAHu sizler de biraz düşünün bunu da hazmederek geçelim ve inşallahu önümüzdeki hafta Fâtihanın tümüyle bu iki sürenin nasıl uyuşum içinde olduklarına bir bakarız Fâtiha da Nefs-i Emârenin en alttan
gayrul mağdubi aleyhim veleddalinle nasıl tam uyuştuğunu bundan sonraki ile öbürünün ve en sonunda elhamdulillahi RABBul ve elhamdülillahdiyen nefsin Kudsî Nefsin, nasıl Ahmed aleyhi's-selâm nefsi olduğunu hamdin tek elçisi olduğunu görelim inşallahu!.
Yukarıya doğru çıktığımızda demek istiyorum ve RABBu’l- âlemîn olanda ise ve gerçekten RABBu’l- âlemînin o yüce şerefini anlayan nefsin nasıl insanda gizli bir gizlinin, gizlinin Ahfâ Nefs olduğunu çünkü RABBu’l- âlemîn sırrına vakıftır o, kendi o hakikatı biliyor onun için Ahmediyete çıkabilir!. Zâten Kudsî Nefs olabilir, sıfattır RABBiyet ve bütün bunlar ALLAHu zü’l- Celâl demiyor ki “şah damarınızdayım!” buyurmuyor.. Rabbulâlmin sıfatı olarak “AKRABA-yakın”im buyuruyor..
Arkadan da buyuruyor ki “yakin gelinceye kadar ibâdete devâm et” buyuruyor.
Yâni kelimeler rast gele seçilmemiştir.. inşallahuurrahmân buna bakarız bunun benzerlerine bakarız.. yine fazla işlemediğimiz vesves nedir hannâs nedir bu kelimelere de biraz daha gireriz inşallahu.. evet bununla ilgili biraz daha konuşacaklarımız olur zâten bir kişi Fâtihayı ve üç sûreyi yâni İhlas ve Muvezeteyn iki sûreyi diyeyim ya da üç sûreyi dördünü tamamladığı zaman muazzam bir şey yapmış olur.. Çünkü bunlar islamiyetin özünü başka ve sondaki cem’ eden sûrelerdir inşallahuurrahmân!

Evet benim söyleyeceklerim bu kadar yarında iş güç var zâten..

ALLAHümme sallı ve selli ve barik ala seydina MuhaMMedîn abdike ve nebiyyuyke ve Rasûluke nebiyyil ümmi ve ala alihi ve sahbihi ve ehli beytihi
Sübhâneke ALLAHümme ve bihamdike eşhedu enlâ ilâhe illa ente vahdeke la şerike leke estağfirike ve etuğbi ileyk!.
Elhamdulillahi RABBu’l- âlemîn!

ALLAHu zü’l- Celâl bizi affetsin, bağışlasın, rahmetine gark etsin! Rahmetenli’l- âlemin olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi duymayı ve uymayı bizlere nâsip etsin!
Geçen zamanlara tevbe istiğfarlarımızı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin istiğfarlarında buluştursun!
BİZi BİR etsin, gelecek zaman için dualarımızı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin Rıza Duaları içinde kılsın!. ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem rızasında yaşatsın bizi inşallahu!. Razı olacağı işler içinde bıraksın öyle yaşatsın! ve zâhir ve bâtın nefeslerimizi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mübarek sesinde kılsın ki sesinden “Eşhedu enn MuhaMMeden Rasûlullah şehâdetimizin, eşhedu enlâ ilâhe illâ ALLAH” şehâdetini bütün kâinât ve kâinâtı halk eden ALLAHu zü’l- Celâl şâhid olarak duysun inşallahu!.
Canlarımız dâru’s- selâm olsun, cennet olsun inşallahu!
Essalâmü aleyküm ve rahmetullah hakkınızı helâl edin!
Ben irticâlen konuşan bir insanım çünkü!..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

==>İNSÂN=->AKLInı Atmakta,
=>ŞeytÂN’a BELeş SAtmakta,
==>İSTEyENe==>HAYRı-ŞERRi,
ALLAH=>HeR ÂN YARAtmakta!.

=>DEĞER YARGıLaRı TEk TEk,
SÖKÜLMüşse==->TEMELİnden!.
ZÂLİMin HÜKMüyse=>GERÇEk,
NE GELiR==->HALkın ELİnden!.

AKLı=>ŞEYtÂN->İŞ BAŞında,
=>HİLe İKTİDARı=>ELİ’nde!.
MAZLUMLaRın>GÖZ YAŞında,
BOĞULsun=>FİTNE SELİ’nde!.


ZEVK 10.524

=>SÖZ=>AYAğa DÜŞtü İSe=>HERKESs->YALANı DUYduysa,
DESTEkse HERKEs HERKEse=>TOPLum HARAMa UYduysa,
SENden ÖNce=->BANA VARdır,
BENden SONra=>SANA VARdır,
=>AKLIn YİYEN=>CANAVARdır==>ÂRı-NAMUSu SOYduysa!.


11.11.2022 13:11
brsbrsm…tktktrstekkmizdecumâcemimizzz..


DÜŞMAN KARDEşe->KARDEŞi
=>ELden NE GELiR NİDELim!.
DOĞSuN==>UYANıŞş GÜNEŞi,
=>İHVÂNİ’m=->DUÂ EDELim!.


Resim

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ
Resim---“Ve len terdâ anke’l- yahûdu ve le’n- nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huve’l- hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke mine’l- ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr (nasîrin).: SEN onların milletlerine tâbi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar SENden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de ALLAH'ın hidâyeti, hidâyetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, SANA vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan SANA, ALLAH 'dan ne bir Dost bulunur, ne de bir Yardımcı.” (Bakara 2/120)

Resim---Ebu Saîd el-Hudrî radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler/kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de onları takib edeceksiniz.”
(Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in gelecekle ilgili bu ürpertici açıklaması üzerine biz Sahâbîler) sorduk.:
“Ya Resûlullah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahûdiler ve Hristiyanlar mı olacak.?"
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ya başka kimler olacaktı?” buyurdu.

(Buharî, Enbiya 50; Müslim, İlm 6)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ümmetim kendisinden önceki ümmet topluluklarının bir kısmını karış karış, arşın arşın izlemedikçe kıyamet kopmayacaktır.” buyurunca,
Sahâbîler tarafından soruldu.:
"Arkaları sıra gidilecek olan bu topluluklar Farslılar ve Rumlar (İranlılar ve Doğu Bizanslılar) mı olacak Yâ Resûlallah!"
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İnsanları onlar temsil etmiyorlar mı? (Elbet onlar olacaklar.)” buyurdu.
(Feyzül-Kadîr 6/261 Hn. 7224)

Resim---Ebu Zerr radıyallahu anhu.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim semâ uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semâda dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur, her tarafta ALLAH'a secde için alnını koymuş bir melek vardır. ALLAH'a yemin olsun, BENim bildiğimi siz bilse idiniz =>az güler, çok ağlardınız; yataklarda kadınlarla telezzüz etmezdiniz; yollara, çöllere dökülür, (belânızı defetmesi için) ALLAH'a yalvar yakar olurdunuz!." buyurdu.
(Ebu Zerr radıyallâhu anh ilâve etti).: "Keşke sökülen bir ağaç olsaydım!."

(Tirmizî, Zühd 9, (2313); İbnu Mâce, Zühd 19, (4190))

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Mü'min, ALLAH İndindeki ukubeti bilseydi, CeNNetten ümidini keserdi. Eğer kâfir ALLAH'ın Rahmetini bilse idi, CeNNetten ümidini kesmezdi." buyurdu.
(Rezîn ilâvesidir. Hadis'i Müslim tahric etmiştir: Tevbe 23, (2755); Kezâ, Tirmizî de tahric etmiştir: Da'avât 108, (3536))

Ukubet.: (c.: Ukubât) İşkence, azâb, eziyet. * Cezâ..

Resim---Ebû Bürde Âmir İbnu Ebî Musa radıyallahu anhu anlatıyor.: "Bana, Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma.: "Biliyor musun babam babana ne demiş?" diye sordu.
Ben.: "Bilmiyorum!.." dedim.
Bunun üzerine.: "Babam, senin Babana.: "Ey Ebu Musâ! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la olan İslâmımız, onunla olan hicretimiz, onunla olan bütün amellerimiz bizim için sâbit ve devamlı olsa, ondan sonra işlediğimiz amellerin de herbirinden başa baş kurtulsak bu seni memnun eder mi?" dedi.
Baban, Babama şu cevabı verdi.: "Vallahi hayır!. Biz ondan sonra cihad yaptık, namaz kıldık, oruç tuttuk, çok hayırlar işledik. Bizim elimizde çok insan Müslüman oldu. Biz bütün bunların ecrini ümid ediyoruz!."
Babam tekrar dedi ki.: “Fakat ben, Ömer'in ruhu Yed-i Kudretinde olan Zât-ı zü’l- CeLâL'e kasem olsun, bunların bize sabit kalmasını, ondan sonra yaptıklarımızdan da başa baş kurtulmayı isterim!."
Ben atılıp.: "Senin Baban, vallahi benim babamdan daha hayırlıymış!." dedim."

(Buhârî, Menâkıbu'l-Ensar 45.)

Resim---İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor.: “Ebu Bekir radıyallahu anhu.: "Yâ Resûlullah!. Saçların ağardı, yaşlandın!." dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Beni, Hûd, Vakı'a, Mürselât, Amme yetesâelun ve İza'ş-Şemsü Küvviret sûreleri ihtiyarlattı." cevabını verdi.

(Tirmizî, Tefsir, Vâkı'a, (3293).


Resim

Resim---Sevgili Peygamberimiz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de: “Hûd Sûresi ve kız kardeşleri beni ihtiyarlattı!” buyurmuştur.
(Tirmizî, Tefsiru’l- Kur’Ân, 57, V, 402)


فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْاْ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Resim---"Festekim kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatgav, innehu bi mâ ta’melûne basîr.: SENinle birlikte tevbe edenlerle birlikte EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU DAVRAN!. Ve azıtmayın. Çünkü O, yaptıklarınızı GÖRENdir.” (Hûd 11/112)

فَلِذَلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ وَقُلْ آمَنتُ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ مِن كِتَابٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ اللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ اللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
Resim---"Fe li zâlike fed’u vestekım kemâ umirt (umirte), ve lâ tettebi’ ehvâehum, ve kul âmentu bi mâ enzelallâhu min kitâb (kitâbin), ve umirtu li a’dile beynekum, allâhu rabbunâ ve rabbukum, lenâ a’mâlunâ ve lekum a’mâlukum, lâ huccete beynenâ ve beynekum, allâhu yecmeubeynenâ, ve ileyhil masîr.: İşte onun için sen (tevhide) dâvet et ve emr olunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben ALLAH'ın indirdiği Kitab'a inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emr olundum. ALLAH bizim de RABBimiz, sizin de RABBinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur. ALLAH hepimizi bir araya toplar, dönüş de O'nadır." (Şûrâ 42/15)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

==>Şu YALAN DÜNYâ=>ÇİÇEği,
BURSA’da TEKeTEKk TEKkem!.
=>HAYRı YAŞAmak=->GERÇEği,
SÎNEmde>MEDİNE’m-MEKkem!.

=>YALNIZLIKkta=>MELÂMEti,
DÖRt UNSURumda YAŞARım!.
=>SIRR-ı SUBHÂN->SELÂMEti,
->MÎM-i NÛRUmda YAŞARım!.


ZEVK 10.530

====>YiNE BiR CUMÂ EZÂNı==>TEKeTEKk’te==->RABBım İLe,
CEMMü’L- CEM’de=>CÂN MİZÂNı=> TEKeTEKk’te RABBım İLe,
AKLın TÜMMü-TAMMı=>ESMÂ,
KULLuK NEŞE-GAMMı=>ESMÂ,
=>"NAHNU SIRRI"nı YAŞA!.mak=>KÜLLî ŞEYy=>RABBıyLa BİLe!.


18.11.2022 13:13
brsbrsm…tktktrstekkmizdecumâcemimizzz..


SÖZümüz SÖZ>Bî-İZNiLLAH,
KAVLimiz==>SALLın KÂMEti!.
KELÂMuLLAH->RESÛLuLLAH,
===>MUHABBEt İSTİKÂMEti!.

>Nİ’MEtLeRin NİCe RABBım,
HAMd-ü-SENâ YÜCe RABBım!.
YEDi İKLİMin>LUTFEYyLedin,
EDEB>İLİMin>LUTFEYyLedin,
ANLAtıLmaz=>SÖZe GELmez,
KuL İHVÂNİn->HECe RABBım,
HALk İÇİnde=>GÖZe GELmez!.

GUFRÂNeke Yâ RABBenâ,
veRHaMnâ ente MeVLânâ,
vA’Fu annâ, vaGFİR Lenâ,
ve==>fe SEBBit AKDEMenâ..:


Resim---Ebu Mesûd radiyallahu anhu.: “Nebî sallallahu aleyhi vesellem.: “Herkim bir gecede, Bakara Sûresinin sonundan iki âyeti (Yani Amenerrasûlü’yü) okursa, artık ona o gece kifayet eder.” buyurdu.
(Buharî 11/5103, Müslim 807/255, Tirmizî 3042.)


آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
“Âmene’r- resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî ve’l- mu’minûn (mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih (rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih (rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileyke’l- masîr (masîru).: ReSûL, RABBinden kendisine indirilene îmân etti ve mü'minler de, hepsi ALLAH'a, Onun Meleklerine, Kitablarına ve Resûllerine îmân etti.: “Biz, O'nun Resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve.: “İşittik ve itaat ettik! Ve RABBimiz, SENin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) SANA'dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler.” (Bakara 2/285)

لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
“Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih (bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ ale’l- kavmi’l- kâfirîn (kâfirîne).: ALLAH kimseyi gücünün yettiğinden başkasıyla mükellef kılmaz (sorumlu tutmaz). Kazandığı (dereceler) onundur ve iktisab ettiği (kazandığı negatif dereceler) de onundur (sorumluluğu onun üzerindedir). RABBimiz! Şâyet unuttuysak veya hata yaptıysak bizi aheze etme (sorgulama). RABBimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bizim üzerimize ağır yük yükleme. RABBimiz, takat (güç) yetiremeyeceğimiz şeyi bize yükleme. Ve bizi af ve mağfiret et ve bize rahmet et (Rahîm Esması ile bize tecellî et, Rahmet NûRunu gönder). SEN bizim MEVLÂmız'sın. Artık kâfirler kavmine karşı bize yardım et.” (Bakara 2/286)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
“Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yensurkum ve yusebbit akdâmekum.: Ey iman edenler, eğer siz ALLAH'a (ALLAH adına İslâma ve müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır. (ayaklarınızı diretir, size sebat verir.)” (Muhammed 47/7)

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
“Kul yâ ehle’l- kitâbi teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beynekum ellâ na’bude illâllâhe ve lâ nuşrike bihî şey’en ve lâ yettehize ba’dunâ ba’den erbâben min dûnillâh (dûnillâhi), fe in tevellev fe kûlûşhedû bi ennâ muslimûn (muslimûne).: De ki: “Ey Kitab Ehli! Sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye (Tevhid sözüne) geliniz. ALLAH'tan başkasına kul olmayalım ve O'na hiçbir şeyi şirk (ortak) koşmayalım ve bir kısmımız, bazılarını, ALLAH'tan başka RABB'ler edinmesinler.” Bundan sonra eğer dönerlerse, o zaman.: “Bizim müslüman olduğumuza (teslim olduğumuza) şâhid olun!.” deyiniz.” (Âl-i İmrân 3/64)

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللّهُ مَثَلاً كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرةٍ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَاء
“E lem tere keyfe daraballâhu meselen kelimeten tayyibeten ke şeceretin tayyibetin asluhâ sâbitun ve fer’uhâ fis semâ (semâi): ALLAH nasıl örnek verdi, görmedin mi? Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir. Onun aslı sabittir (kökü topraktadır). Ve onun dalları semâdadır.” (İbrâhîm 14/24)

تُؤْتِي أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍ بِإِذْنِ رَبِّهَا وَيَضْرِبُ اللّهُ الأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
“Tu’tî ukulehâ kulle hînin bi izni rabbihâ, ve yadrıbullâhul emsâle li’n- nâsi leallehum yetezekkerûn (yetezekkerûne).: O her zaman RABBinin izni ile meyvesini verir. Ve ALLAH, insanlara örnek (darb-ı misâl) verir. Böylece (umulur ki;) onlar tezekkür ederler.” (İbrâhîm 14/25)

وَمَثلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ اجْتُثَّتْ مِن فَوْقِ الأَرْضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍ
“Ve meselu kelimetin habîsetin ke şeceretin habîsetinictusset min fevkı’l- ardı mâ lehâ min karâr (karârin).: Habis (kötü, çirkin) sözün durumu, yerin üstünden kökü koparılmış, kararsız (dayanaksız) habis (kötü) ağaç gibidir.” (İbrâhîm 14/26)

يُثَبِّتُ اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ وَيُضِلُّ اللّهُ الظَّالِمِينَ وَيَفْعَلُ اللّهُ مَا يَشَاء
“Yusebbitullâhullezîne âmenû bi’l- KAVLi’s- SÂBİTi fi’l- hayâti’d- dunyâ ve fi’l- âhıreh (âhıreti), ve yudıllullâhuz zâlimîne ve yef’alullâhu mâ yeşâ’(yeşâu).: ALLAH, iman edenleri, sabit sözle dünyâ ve âhiret hayatında sebat ettirir. Ve zâlimleri dalâlette bırakır. ALLAH dilediği şeyi yapar.” (İbrâhîm 14/27)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibârettir. Bunların en yükseği “Lâ İLâHe İLLâ ALLAH” demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den; Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey insanlar! Dikkat edin, RABBiniz bir, atanız da birdir. Takvâ dışında ne Arap’ın Arap olmayana ne de Arap olmayanın Arap’a; ne beyazın siyaha, ne de siyahın beyaza bir üstünlüğü vardır...” buyurmuştur. (İbn Hanbel, 5/411)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kabileciliğe/Irkçılığa çağıran bizden değildir. Kabilecilik/Irkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Kabilecilik/Irkçılık davası uğruna ölen bizden değildir.” buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 111-112)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim kabilecilik/ırkçılık propagandası yaparak veya kabileciliğe/ırkçılığa destek vererek gâyesi belirsiz bir topluluğun bayrağı altına girip öldürülürse, onun ölümü Câhiliye Ehlinin ölümü gibidir.” buyurmuştur.
(Müslim, İmâre, 57)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şu üç haslet vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını alır.:
1-) ALLAH ve RESÛLÜ’nü her şeyden çok sevmek,
2-) Bir kimseyi yalnızca ALLAH Rızası için sevmek,
3-) ALLAH kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar ona dönmeyi ateşe atılırcasına korkunç görmek.” buyurmuştur.
(Müslim, Îmân, 67)

Abdullah b. Mesud radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH Katında en büyük günah nedir?” diye sordum.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Seni yaratmış olduğu hâlde ALLAH’ın bir dengi olduğunu iddia etmendir.” buyurdu.
(Buhârî, Tefsîr, (Furkân) 2)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey insanlar! ALLAHu zü’L-CeLÂL, yalnızca kendisine kullukta bulunmanızı ve O’na şirk koşmamanızı emrediyor...” buyurmuştur.
(İbn Hanbel, III, 492)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim kalbiyle tasdik ederek ALLAH’tan başka ilâh olmadığına ve MuhaMMed’in ALLAH’ın RaSûLü olduğuna şehâdet ederse ALLAH ona cehennemi haram kılar.” buyurmuştur.
(Buhârî, İlim, 49)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her kim.: “Şehâdet ederim ki ALLAH’tan başka İLÂH yoktur, O TEKtir, ortağı yoktur; MuhaMed O’nun KULu ve ELÇİsidir; İsâ da ALLAH’ın Kulu ve ALLAH’ın Kullarından bir Kadının oğlu, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) Kelimesi ve ALLAH tarafından (gelen) bir RÛHtur. Cennet haktır, Cehennem haktır!.” derse ALLAH onu, CeNNetin Sekiz Kapısından hangisini dilerse oradan CeNNetine koyar.” buyurmuştur.
(Müslim, Îmân, 46)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

ERHAMer-RAHîM RAHMEti,
EBEDî<==>DÂiM RAHMEti,
=>HAKîKAt-ı MUHAMMEDî,
EZELden=>KÂiM RAHMEti!.

İHVÂNim sEN MERHAMEt Et,
HAKkın HAKkıdır MERHAMEt,
RESÛLuLLAHın===>SÜNNEti,
==->EHL-i BEYt EDEBi ELBEt!.

BURSA’ma->YAĞMuR YAĞıYOR,
GÖKLeRdeN RAHMEt SAĞıYOR,
CÂN’da CÂNÂN=>CUMÂ CEM’i,
RÛHLaR=>BEDENİ’ne AĞıYOR!.


ZEVK 10.536

RABB SÖZü=>RASÛLÜ’n SESi=>SAVRuLuR GÖKLeRe EZÂN,
KuL AKLI’nda==>EDEB-İLİM==>İRFÂN-ERKÂN=>İKÂN-İZÂN,
HAKk Nİ’MEti HEPim-HİÇim,
SOYUt-SOMUt BiNBiR BİÇim,
“A”dan>“Z”ye->HESÂB İÇiN=>SoN NEFESi BEKLeR MİZÂN!.


25.11.2022 13:01
brsbrsm…tktktrstekkmizdecumacem’imizzz..


RAHMEt=->RESÛLün ŞÛURu,
HERKESe=-RAHMEt SÜRÛRu,
==>AYRI-gAYRI YOk ÂLEMde,
KÜLLî ŞEYy->ALLAHın NÛRu!.

HALkın İŞİ’ne==->KARıŞMaKk,
=>AHMAk AKLı=>AŞKka DEĞiL,
CÂNın=>CÂNÂN’La BARıŞMaKk,
İHVÂNİm HAKk->BAŞKka DEĞiL!.
İHVÂNİm AŞKk=>BAŞKka DEĞiL!.

celle celâlihu..
aleyhumusselâm..

Resim
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "ALLAH, MERHAMEtli olanlara RAHMEtle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı MERHAMEtli olun ki, semâda bulunanlar da size RAHMEt etsinler. Rahim (akrabalık bağı) RAHMÂN'dan bir bağdır. Kim bunu korursa ALLAH onunla (RAHMEt bağı) kurar, kim de koparırsa, ALLAH da ondan (RAHMEt bağını) koparır." buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, Edeb 58; Tirmizî, Birr 16)

İbn Ömer radıyallahu anhu.: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem minberde sadaka verme, iffetli olma ve dilenciliği dile getirdi ve.: "Yukarıdaki el (veren el), aşağıdaki elden (alan elden) daha hayırlıdır; yukarıdaki el, infâk eden; aşağıdaki el ise isteyendir." buyurdu.
(Sahih Hadis, Muttefekun Aleyh)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:Yer halkına MERHAMEt edin ki, gök halkı da size MERHAMEt etsin!.” buyurmuştur.
(Tuhfetu’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi.)


Resim

أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
“Ev ıt’âmun fî yevmin zî mesgabeh (mesgabetin).: Kıtlığın yaygın olduğu bir günde, bir dönemde kendisi açken başkasını doyurmaktır.” (Beled 90/14)

يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
“Yetîmen zâ makrabeh (makrabetin).: Yakınlık sâhibi (akraba) olan yetîmi.” (Beled 90/15)

أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
“Ev miskînen zâ metrabeh (metrabetin).: Veya çok fâkir bir miskini (doyurmaktır).” (Beled 90/16)

ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ
“Summe kâne minellezîne âmenû ve tevâsav bis sabri ve tevâsav bi’l- MERHAMe(MERHAMEti).: Bir de, imân edenlerden, birbirlerine sabrı, sabırla mücadeleye devamı tavsiye edenlerden, birbirlerine MERHAMEtli davranmayı öğütleyenlerden olmaktır.” (Beled 90/17)

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Ve atîûllâhe ver resûle leallekum turhamûn (turhamûne).: ALLAH'a ve PEYGAMBER’e itaat edin, ki MERHAMEt olunasınız.” (Âl-i İmrân3 /132)

وَمَن يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّهَ يَجِدِ اللّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا
“Ve men ya’mel sûen ev yazlim nefsehu summe yestagfirillâhe yecidillâhe GAFÛRan RAHÎMâ (rahîmen).: Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra ALLAH'tan bağışlanma dilerse ALLAH'ı bağışlayıcı ve MERHAMEt edici olarak bulur.” (Nisâ 4/110)

عَسَى رَبُّكُمْ أَن يَرْحَمَكُمْ وَإِنْ عُدتُّمْ عُدْنَا وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرِينَ حَصِيرًا
“Asâ RABBukum en yerhamekum, ve in udtum udnâ, ve cealnâ cehenneme lil kâfirîne hasîrâ (hasîren).: RABBinizin size RAHMEt (MERHAMEt) etmesi umulur. Ve şâyet siz (fesada) dönerseniz, Biz de (cezâlandırmaya) döneriz. Ve cehennemi, kâfirler için kuşatıcı kıldık.” (İsrâ 17/8)

وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
“Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli mine’r- RAHMEti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ (sagîren).: Ve onlara (ikisine-ana-baba), MERHAMEt ederek ve tevazu’ ile kanat ger! Ve “RABBim, onların beni yetiştirdiği gibi ikisine de MERHAMEt et!” de.” (İsrâ 17/24)

وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
“Ve eyyûbe iz nâdâ RABBehû ennî messeniye’d- durru ve ente erhamu’r- râhimîn (râhimîne).: Eyyûb’u da hatırlayarak insanlara anlat. Hani RABBine.: “Bana bir dert, başıma uzun süren bir hastalık geldi. Sana sığındım. Sen MERHAMEtlilerin en MERHAMEtlisisin.' diye niyâz etmişti.” (Enbiyâ 21/83)

إِنَّهُ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ
“İnnehu kâne ferîkun min ibâdî yekûlûne RABBenâ âmennâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrur râhımîn (râhımîne).: Kullarımdan bir zümre.: “Ey RABBimiz, imân ettik. Bizi koruma kalkanına al, bağışla, bize MERHAMEt et. Sen MERHAMEtlilerin en hayırlısısın.” diyorlardı.” (Mü'minûn 23/109)

وَقُل رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ
“Ve kul RABBigfir verham ve ente hayru’r- RÂHIMîn (râhımîne).: RABBim, beni ve mü’minleri koruma kalkanına al, bağışla, bize MERHAMEt et. Sen MERHAMEt edenlerin en hayırlısısın.” de.” (Mü'minûn 23/118)

الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
“Ellezîne yahmilûne’l- arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi RABBihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, RABBenâ vesi’te kulle şey’in RAHMEten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke vekıhim azâbe’l- cahîm (cahîmi).: ARŞı taşıyanlar ve onun etrafında bulunan melekler, hamd ile RABBlerini tesbih edip O’na imân ederler. Ve mü’minlerin bağışlanmasını (şöyle) isterler.: “RABBimiz! Senin RAHMEtin ve İlmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tövbe edenleri ve yoluna uyanların günahlarını bağışla ve onları cehennem azabından koru!” (Mü’min 40/7)

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
“Ve inne RABBeke le huve’l- AZÎZu’r- RAHÎM (rahîme).: Şüphesiz, senin RABBin Kudretli ve Hükümrândır. Engin MERHAMET sâhibidir.” (Şu’arâ 26/9)


Resim
HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.

Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMetinLe,
Yâ RABBenâ!.
YEDi İKLİMde;
YEtim-ÖKSüz =>YERsiz-YURtsuz,
EVsiz-BARksız YALNız ve UMUtsuz,
KALan İSLÂM YAVRULarımıza YARdım EYyLe!.
DUÂmızı İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“El hamdu lillâhi RABBi’l- ÂLEMîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin RABBi olan ALLAH'adır.” (Fâtiha ½)


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

İÇİMde=>SESin DUYaRıM,
HER HÜCREm İLe UYaRıM,
HÂL-i HIZIR HABîBuLLAH,
AŞKk EZEL KaDER AYaRıM!.

==->SEVDÂ SELÂsın DİNLeRim,
KOR ATEŞte===->SERİNLeRim,
KANı DİNmez YÂR YÂRem VaR,
==->İNLeRim GÜLüm İNLeRim!.


ZEVK 10.542

TEKe TEKk TERAs TEKkeMde->ÇIKaRım CEMMü’L-CUMÂ’ya,
==>ŞİMdi=>Şu ÂNda=>ŞE’ÂN’da=->SECDe İZİMLe=>İMZÂ’ya,
KÜLLî ŞEYy İLe=>HERKEsLe,
ALıp<=>VERdiğim NEFESsLe,
=>İÇİMi KARîBLiKk KAPLaR==>BiR HÜZüN ÇÖKeR BURSA’ya!.


02.12.2022 13:00
brsbrsm…tktktrstekkmizdecumâ cemimizzz..


=>AHSEN-i TAKVîM KIYAMın,
AŞKk AYNASIn SIRRı->CAMın,
KEREMKâR YARAttı=>ALLAH,
RABBIsıdır=->OLGuN-HAMın!.

KuL İHVÂNi ===>SORUnu SOR,
=>ATEş DERViş CeVÂBı=->KOR,
KüL SAVRuLuR=->DUMaN UÇAR,
CÂNda>CÂNÂN=>YAŞAmak ZOR!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMetinLe,
Yâ RABBenâ!.
YEDi İKLİMde;
YEtim-ÖKSüz =>YERsiz-YURtsuz,
EVsiz-BARksız YALNız ve UMUtsuz,
KALan İSLÂM YAVRULarımıza YARdım EYyLe!.
DUÂmızı İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“El hamdu lillâhi RABBi’l- ÂLEMîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin RABBi olan ALLAH'adır.” (Fâtiha ½)


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

EZÂN DİLeR==>KÜRRe-ZERRe,
BURSAmda HAYyeLe’s-SALAH,
İSTER HAYRa<=> İSTER ŞERRe,
=>İKİ YOL GÖSTERdi=>ALLAH!.

AŞKk ki=>KÂR-ü-BELÂ ÇÖLü,
SEVgi->GÖNüLLeR BAŞKENti!.
AŞKksız=>SEVGisiZLeR ÇÖLü,
===>BiR BİLmece LABİRENti!.


ZEVK 10.546

SERVgi=>YETîM.. =>AŞKk ÖKSÜZse..YAŞAmak=>KÖRLeR DÖĞÜŞü,
=>SADAKAt==>SAHte=>KÖKSÜZse..====>KÖRün=>SAĞıRı ÖĞÜŞü,
BUZ ERİyip==>ARKa GELmez,
SU OLduğun=>fARKa GELmez,
DEĞiRMENde=>çARKa GELmez..tÜMM ÖMRü BiR=>HAYyAL DÜŞü!.


09.12.2022 13:03
brsbrsm…tktktrstekkmizdecumâcemimizzz..


Bu ÂLeM HÂL İÇİnde==->HAL,
ZEHiR KÜPÜnde==>TATLı BAL,
==>KAPAN İÇİne==>İHVÂNİ’m,
LEYLÂ MaSAL MECNûN MaSAL!.

sÜMMe->TüVELLü VECHULLAH,
Bî-İZNİLLAH!.==>İNŞÂe ALLAH,
İLKk SÖZÜN’de DuR İHVÂNİ’m,
==>Lâ YUHLİfu’L-MİÂD ALLAH!.



Resim
LABİRENt.: Fr. Bir defa içine girildiğinde çıkış yolu çok güçlükle bulunabilen bina. Çok karışık ve birbirini kesen yol..

Resim

sÜMMe TüVELLü VECHULLAH.:


وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
“Ve lillâhi'l- meşriku ve'l- magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh (vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm (alîmun).:// Ve doğu da ALLAH'ındır batı da. Artık hangi tarafa dönerseniz dönün, ALLAH'ın VeCHi (Zât'ı) işte oradadır. Muhakkak ki ALLAH VâSi'dir (rahmeti ve lutfu geniştir, herşeyi ilmi ile kuşatandır).” (Bakara 2/115)

==>Lâ YUHLİfu’L-MİÂD ALLAH!.:


رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
“RABBenâ inneke câmiu'n- nâsi li yevmin lâ raybe fîh (fîhî), innallâhe lâ yuhlifu'l- mîâd (mîâde).:// RABBimiz muhakkak ki insanları, hakkında şüphe olmayan günde toplayacak olan SEN'sin. Muhakkak ki ALLAH vaadinden dönmez.” (Âl-i İmrâsn 3/9)

İSTER HAYRa<=> İSTER ŞERRe,
=>İKİ YOL GÖSTERdi=->ALLAH!.:


وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
“Ve hedeynâhun necdeyn (necdeyni).: Ve onu iki yola (gayy yolu ve hidâyet yolu) ulaştırırız.//Ona iki yol gösterdik, iyilik ve kötülük, mükâfat ve sorumluluklarla ilgili aydınlatıcı bilgiler verdik.” (Beled 90/10)

Cuma Namazı, akıllı, ergenlik çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve misafir olmayan Müslüman erkeklere farz kılınmıştır. Kadınlar, hürriyeti kısıtlı olanlar, yolcular ve cemaate gelemeyecek kadar mazereti olanlar Cuma Namazı kılmakla yükümlü değildirler..

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "ALLAH, önemsemediği için üç Cumâyı terk eden kimsenin kalbini mühürler!." buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, “Salât”, 204; İbn Mâce, “İkametü's-salât”, 93; Tirmizî, “Cum‘a”, 7; Nesâî, “Cum‘a”, 2)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Birtakım kimseler, ya Cuma Namazını terk etmekten vazgeçerler ya da ALLAH onların kalblerini mühürler ve artık onlar gâfillerden olurlar!." buyurmuştur.
(Müslim, “Cum‘a”, 12; Nesâî, “Cum‘a”, 2)

Resim

İŞİtmek ve=>DUYmak,
BAKmak ve=>GÖRmek,
BİLMek ve=>ANLAmak..


وَمَثَلُ الَّذِينَ كَفَرُواْ كَمَثَلِ الَّذِي يَنْعِقُ بِمَا لاَ يَسْمَعُ إِلاَّ دُعَاء وَنِدَاء صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ
“Ve meselullezîne keferû ke meselillezî yen’ıku bi mâ lâ yesmeû illâ duâen ve nidââ (nidâen), summun bukmun umyun fe hum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).: Ve o inkâr edenlerin (kâfirlerin) hali, haykırması sebebiyle bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyen (anlamayan) kimsenin durumu gibidir. (Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler).// Dâvet karşısında, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, ALLAH’a imân, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin hâli, çobanın haykırışını işiten, yalnız sesi ve bağırmayı algılayan sürünün durumuna benzer. Onların duyan kulakları hakkı duymaz. Konuşan dilleri hakkı konuşmaz. Gören gözleri hakikati görmez. Bundan dolayı düşünemezler de.” (Bakara 2/171)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُواْ لِلّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
“Yâ eyyuhâllezîne âmenû kulû min tayyibâti mâ razaknâkum veşkurû lillâhi in kuntum iyyâhu ta’budûn (ta’budûne).: Ey imân edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) ALLAH'a şükredin.” (Bakara 2/172)

قَدْ جَاءكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ عَمِيَ فَعَلَيْهَا وَمَا أَنَاْ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ
“Kad câekum basâiru min RABBikum fe men ebsara fe li nefsih(nefsihi) ve men amiye fe aleyhâ, ve mâ ene aleykum bi hafîz(hafîzin).: RABBinizden size basîretler (kalb gözlerinize görme yeteneği) gelmiştir. Artık kim bu basîretle (kalb gözüyle) görürse onun lehinedir (kendi nefsi içindir). Kimin de kalb gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir. Ve ben, sizin üzerinize muhafız değilim.” (En’âm 6/104)

يَوْمَ نَدْعُو كُلَّ أُنَاسٍ بِإِمَامِهِمْ فَمَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَأُوْلَئِكَ يَقْرَؤُونَ كِتَابَهُمْ وَلاَ يُظْلَمُونَ فَتِيلاً
“Yevme ned’û kulle unâsin bi imâmihim, fe men ûtiye kitâbehû bi yemînihî fe ulâike yakreûne kitâbehum ve lâ yuzlemûne fetîlâ (fetîlen).: O gün bütün insanları, (ALLAH'ın tâyin ettiği) imamları ile çağırırız. O zaman kitabı sağdan verilen kimseler, böylece kitablarını okurlar. Ve (onlara) zerre kadar zulmedilmez (haksızlığa uğratılmaz).” (İsrâ 17/71)

وَمَن كَانَ فِي هَذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الآخِرَةِ أَعْمَى وَأَضَلُّ سَبِيلاً
"Ve men kâne fî hâzihî a’mâ fe huve fî’l- âhıreti a’mâ ve edallu sebîlâ (sebîlen).: Bu dünyada kör olan kimse âhirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.” (İsrâ 17/72)

أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا أَوْ آذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِن تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ
“E fe lem yesîrû fî’l- ardı fe tekûne lehum kulûbun ya’kılûne bihâ ev âzânunyesmeûne bihâ, fe innehâ lâ ta’mal ebsâru ve lâkin ta’mal kulûbulletî fî’s- sudur (sudûri).: Onlar, yeryüzünde dolaşmadılar mı ki onların, onunla akıl ettikleri kalbleri ve onunla işittikleri kulakları olsun. Fakat baş gözleri kör olmaz. Lâkin SÎNELerdeki KALBLer KÖR OLur.” (Hacc 22/46)

وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا
“Ve innî kullemâ deavtuhum li tagfire lehum cealû esâbiahum fî âzânihim vestagşev siyâbehum ve esarrû vestekberûstikbârâ (vestekberûstikbâran).: Ve muhakkak ki benim onları, SENin mağfiret etmen için her dâvet edişimde, (duymamak için) parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve (görmemek için) elbiselerine büründüler ve (bu davranışlarında) ısrar ettiler ve kibirlenerek büyüklük tasladılar.” (Nûh 71/7)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

>BURSA SIRR-ı SEMÂsında,
LEBBEyke SaNa RABBEnâ!.
CÂNda CÂNÂN CUMÂsında,
>SADEyke SaNa RABBEnâ!.

BİZ BİR-İZ HUu->ZİKRİmiz HAYy,
BİZ BİR-İZ HUu->FİKRİmiz HAYy,
KuL İHVÂNİm ==>SIRR-ı NAHNU,
BİZ BİR-İZ HUu ŞÜKRÜmüz HAYy!.


ZEVK 10.553

===>EMELin PEŞinde=>ECEL.. ====>İNSÂN KADERi=>GÖLGEsi,
DOĞuYOR=>ANA RAHMİnden. ===->MEZÂRa DOĞRu YÜRÜYOR!.
===>İĞNE UCU’ndaki=>DAMLA.. TEVHiD===>ŞEHÂDEt BELGEsi,
SANki=>TUTMUş SAÇLaRından.. SoN NEFEs =>KABRe SÜRÜYOR!.


16.12.2022 13:14
brsbrsm…a.o.sönmezonkljikolonoskopimizzz…


>HASBî HİZMEttir SEBEBi,
DİYÂR DİYÂR Geze GEZe!.
AĞZImda DEMiR LEBLEBi,
=>GEZiYORum->EZe EZe!.
İHVÂNim->KULLuk EDEBi,
=>AŞKULLAHı YAZa YAZa!.

KAZAyı YaZ!. KADERin YAZ,
ÖMRün son-UÇ EDERin YAZ,
HAYRı-ŞERRi->TERCİHi YAZ,
->ALLAH SANA ÖDERin YAZ!.


Resim

اللّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَى وَمَا تَغِيضُ الأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَيْءٍ عِندَهُ بِمِقْدَارٍ
Resim---“Allâhu ya’lemu mâ tahmilu kullu unsâ ve mâ tegîdu’l- erhâmu ve mâ tezdâd (tezdâdu), ve kullu şey’in indehu bi mıkdâr (mıkdârin).: ALLAH bütün kadınların ne taşıdığını ve rahimlerinin neyi azalttığını ve neyi artırdığını bilir. O'nun katında herşey bir miktarla TAKDİR edilmiştir.”(Ra‘d 13/8)

Mıkdârin.: Ölçülü, KADERi (miktarı, durumu) belirlenmiş, ölçülmüş..


الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْدِيرًا
Resim---“Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîrâ(takdîren).: O (ALLAH) ki; göklerin ve yeryüzünün mülkü, O'nundur. Ve O, çocuk edinmemiştir. Mülkte, O'nun şeriki (ortağı) olmamıştır. Ve herşeyi, O yarattı sonra da onların KADERini TAKDİR etti. (O'nun katında herşey bir miktarla TAKDİR edilmiştir.)”(Furkân 25/2)

قُل لَّن يُصِيبَنَا إِلاَّ مَا كَتَبَ اللّهُ لَنَا هُوَ مَوْلاَنَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Resim---“Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn (mu’minûne).: De ki.: “ALLAH'ın bize yazdığı şeyden başkası, bize asla isâbet etmez. O, bizim MEVLÂmızdır.” Ve artık mü'minler, ALLAH'a TeVeKKüL etsinler.”(Tevbe 9/51)

Resim
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Cibrîl aleyhisselâm Hadisi” diye bilinen Hadiste açıklandığı gibi, KADERe imânı imân esasları arasında saymıştır.:
Cebrâil aleyhisselâm Peygamberimiz’e.: “İman nedir?” diye sormuş,
O da.: “ALLAH'a, Meleklerine, Kitablarına, Peygamberlerine, Âhiret Gününe, Hayır ve Şerriyle KADERe inanmandır” cevabını vermiştir.
(Müslim, Îmân, 1; Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbn Mâce, Mukaddime, 9)

KADERin bir İlâhî SıRR oluşunu ve insanlar tarafından gerçek anlamda çözülmesinin imkânsızlığını göz önünde bulunduran Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem KADER konusunu tartışan ashabını uyararak.: "Siz bununla mı emrolundunuz? Veyâ ben bunun için mi Peygamber olarak gönderildim? Şunu biliniz ki sizden önceki ümmetler bu tür tartışmalara başladıkları zaman helâk olmuşlardır. Böyle tartışmalara girmemelisiniz." buyurmuştur.
(Tirmizî, Kader, 1)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, Tâif’te taşlandığı vakit bile.: “Yâ RABBî! SEN bana gazâblı değilsen, ben başıma gelen hiçbir şeye aldırmam (râzı olurum.)” diye niyaz etti.
(İbn-i Hişâm, II, 29-30; Heysemî, VI, 35)

Ömer radiyallahu anhu, (kendisine A’râf 7/172 âyetinin anlamı sorulduğunda) şöyle demiştir.: Bu âyet Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e de sorulmuş ve O şu açıklamayı yapmıştı.: "ALLAH TeALÂ Âdem’i yarattı. Sonra Kudret (eli) ile sırtını sıvazladı ve ondan bir nesil çıkarttı.: “Bunları cennet için yarattım. Cennetliklerin amelini işleyecekler.” buyurdu. Sonra Âdem’in sırtını sıvazlayıp bir nesil daha çıkarttı.: “Bunları cehennem için yarattım. Cehennemliklerin amelini işleyecekler.” buyurdu.
Bu sırada birisi.: “Yâ Resûlallah, bu durumda amelin ne anlamı kalır?” diye sordu.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH, kulunu cennet için yarattığında, ona, cennetliklerin ameli üzere ölünceye kadar cennetlik ameli işletir. Sonra onu cennete koyar. Kulunu cehennem için yarattığında ona, cehennemliklerin ameli üzere ölünceye kadar cehennemlik ameli işletir. Sonra onu cehenneme koyar!.” buyurdu.

(Muvatta’, Kader, 1)



وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
Resim---"Ve iz ehaze rabbüke mim beni âdeme min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm alâ enfüsihim elestü bi RABBiküm kâlû belâ şehidnâ en tekulu yevme’l- kiyameti innâ künnâ an hazâ ğafilin.: Kıyâmet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye RABBin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhid tuttu ve dedi ki: BEN sizin RABBiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhid olduk, dediler."(A’râf 7/172)

Abdullah b. Abbâs radiyallahu anhu.: “Bir gün aynı binit üzerinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in (arkasındayken onun kendisine şöyle buyurduğunu anlattı.: “Delikanlı! Sana bazı şeyler öğreteceğim. ALLAH’ı gözet ki ALLAH da seni gözetsin. ALLAH’ı gözet ki ALLAH’ı (daima) yanında bulasın. Bir şey istediğinde ALLAH’tan iste! Yardıma muhtaç olduğunda ALLAH’tan yardım dile! Şunu bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa ALLAH’ın TAKDİRi dışında sana fayda veremezler. Ve yine bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa ALLAH’ın TAKDİRi dışında sana hiçbir şeyde zarar veremezler. Bu konuda kalemler kaldırılmış (karar verilmiş), sayfalar kurumuştur (hüküm kesinleşmiştir).”
(İbn Hanbel, I, 293; Tirmizî, Sifâtü’l-kıyâme, 59)

Ebû Huzâme radiyallahu anhu.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e.: Yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem! Şifâ niyetiyle yaptığımız okumalar, tedavî olduğumuz ilâçlar ve korunma tedbirleri, ALLAH’ın TAKDİRinden bir şeyi geri çevirir mi?” diye soruldu.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Onlar da ALLAH’ın TAKDİRidir.” buyurmuştur.

(Tirmizî, Tıb, 21)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

BURSAm’da=>BULdum ÖZümü,
===>MuHaMMedî SıRR SÖZümü,
CEMMü’L-CEM CUMA'da CÂNım,
=>ÇEViRdi ==>GÖNüL GÖZümü!.


ZEVK 10.554

==>KaDERi KaDAR==>HAYyat’a==>ANAsından DOĞaR İNSÂN,
KENDin BİLiR>RABBın BİLiR->HeR HÂLde HeR NEFES HeR ÂN,
OLuRsa==>ÖMRÜ ENFEStir,
HeR NEFESi=>SoN NEFEStir,
NE BİR FIRSAT>NE NE BİR AMÂN=>ÖYLe BiR GEÇeR ki ZAMÂN!.


23.12.2022 13:12
brsbrsm..tktktrstkkmdecumâcemimizzz..


=>KuL İHVÂNim=->EZÂN SESi,
=>COŞTURAN->KANLı KAFESi,
MERKEZden<=>MUHİT'e SALÂ,
=>ÖZ’deki=->RABB’ın NEFESi!.
=>KÜLLî ŞEYyi ve==>HERKESi!.

AHMEDî Şe’ÂN>HAYRÂNda DOSt,
HAMİDî ÂN===>CEVLÂNda DOSt,
MAHMUDî CÂN->SEYRÂNda DOSt,
MUHAMMEDî==>DEVRÂNda DOSt!

=>GEÇENde->TÖVBE BİRLİğimiz,
=>GELENde==->DUÂ BİRLİğimiz,
=>ŞU ÂNda===>RIZA DİRLİğimiz,
SON NEFESte->ŞEHÂDEt ERLİğimiz,
RESÛLULLAHta->BİZ BİR-İZLiğimiz,
CUMÂmızda->CEMMü’L-CEM’ OLSun,
Bî-İZNİLLAH=->İNŞÂe ALLAHu TeaLâ!.


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

YEDi RENgin==->DİLi BURSA,
MUHİt-MERKEz->MİLi BURSA,
ALLAH DOStLaRın==>DİYÂRı,
->MuHABBEt MENZİLi BURSA!.

HAYyeLe’s-SELÂH-> BURSA’mda,
HAYyeLe’L-FELÂH->BURSA’mda,
CEMMü’L-CEM’ CUMÂsı=>şu ÂN,
=>İNŞÂe ALLAH ==>BURSA’mda!.


ZEVK 10.556

DÜNün=>RüYâ… YARın=>HüLyâ... =>YEL GiBi GEÇiYOR YILLaR,
GELen=>MecNÛN.. Gİden->LEYLâ.. SEVDÂLaR SEÇiYOR YILLaR,
İNSÂN=>CÂN’ın TELAŞI’nda,
HeR NEFes==>İŞİN başı’nda,
=>ÖMRÜMüz=>SoN GÖZyaşı’nda==>BÂDemiz==>İÇiYOR YILLaR!.


30.12.2022 13:12
brsbrsm..tktktrstekkemdeteycumâcemimizzz..


=>AKıL AYNAsı’n=>SIRRIn SİLmek,
HALka=>Dİk.. HAKK'a=->EĞİLmek,
Bak-Gör=>fe semme VECHULLAH,
VAKtin BİLmek =>RABB’in BİLmek!.

GÖKLerde->RAHMÂN NEFesi,
ARŞ’tan ARZ’a==>EZÂN SEsi,
KELÂMuLLAH=>RESÛLuLLAH,
Bî-İZNİLLAH=>Lî VECHiLLAH,
=>EMRİnde==->KANLı KAFesi,
KuL İHVÂNim->MÂŞâe ALLAH!.


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

Bir Maksem->Bir YÂR YOKUŞu,
==>İNİŞi<==>ÇIKIŞta ==>KOŞu,
=>ELimde===->SEVDÂ BÂDEsi,
AL<>VER NEFes>DOLu<>BOŞu!.

BİZde SEKiz MEVSiM=>BURSA,
ASL’ın=>fASLı RESiM->BURSA,
=>BİLeNe=->ERENLeR YURDu,
=>BİLmeyeNe==>İSiM BURSA!.
İHVÂNİm===->SALÂ BUYURDu,
SIRR-ı NAHNU=>SESiM BURSA!.


ZEVK 10.564

KADERi=>DOĞaR BEBEyLe===->AĞZı AÇık Et GÖRÜLüR,
=>ANA-BABAyLa=>DEDEyLe===>ÖMüR KOZAsı ÖRÜLüR,
ÇİLLELeR ÇAĞIdır=>HAYyat,
HAKkLaR YUMAĞIdır HAYyat,
EL HAYy’ın BAĞIdır HAYyat=>sonUÇ SALLa GÖTÜRÜLüR!.


06.01.2023 13:16
brsbrsm..tktktrstekkemdecumacemimizzz..


KÜLLî ŞEYyi YARATAN HAKk,
=>HERKEsin HAKkın SÂHiBi!.
KULu OLmak-ÜMMEti OLmak,
RASÛLULLAH HAKk’ın TÂBiBi!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

GÖNLüMdeki->GÖKKuŞAğım,
NEFEs NEFEs=>ÇİLLe ÇAğım,
====>İKİ AVCUMda VATANım,
HASAN Dağım->KEŞiŞ Dağım!.

->BURSA CUMÂ CEM’inde HAYy,
HAKkın DEM bU DEM’inde HAYy,
==->EHL-i BEYt<=ü=>ALİ ŞÂHLa,
>MUHAMMEDü’L- EMîN’de HAYy!.


ZEVK 10.570

=>DOĞuM<=>ÖLüM ARAsında==>ALıp<=>VERiLen NEFESLe,
Lâ HUVe=>İLLâ HUu ALLAH!.. KÜLLî ŞEYy İLe==>HERKESLe,
=>TEVBe=>RIZA<=DUÂ-mızLa==>NÂZı’na NİYÂZ SIRR SESLe,
SIRRım-RÛHum-KALBim HAKk’a=>NEFSimLe KANLı KAFESLe!.


13.01.2023 13:19
brsbrsm..tktrstekkemzcumacemimizzz…


SIRR-ı SEHER DUHÂ’mız HUuu,
=>TÛR-i SÎNE TUVÂ’mız HUuu,
=>BİZ BİR-İZ=->NAHNU NİYÂZı,
RABBımız’a==>DUÂ’mız HUuu!.

==>MUHAMMEDî İZ-de=->YÜRü,
=>BİZ BİR-İZ BiL=>BİZ-de YÜRü,
RAHMEtEN Li’L-ÂLEMîN UMMan,
=>DAMLA OL=->DENİZ-de YÜRü!.

=>DOSt İLe==->DÜNü YAŞAdım,
==>Şu ÂN-da=>GÜNü YAŞAdım,
CEMMü’L-CEMCUMÂ İHVÂNim,
===>VUSLÂt DÜGÜNü YAŞAdım!.


celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


Resim
TÛR-i SİNÂ.: Musâ Peygamber aleyhisselâm’ın ALLAH celle KeLâmı’na nâil olduğu, Süveyş ile Akabe Körfezi arasındaki bir yer ve bir Dağ ismi. CebeL-i Musâ veya Tur-u Sinâ da denir..
TÛR-i SİNE.: İnsÂN NEFsinin AnA Yurdu..
TUVÂ.: Övünmüş, senâ edilmiş şey. Tûr-i Sinâ Dağı eteğinde bir Vâdinin adı.
DUHÂ.: Kuşluk vakti. Güneş. Vuzuh ve beyân. Kur'ÂN-ı Kerim'in 93. Sûresinin adı. Ve’d-duhâ da denir..
DUÂ.: ALLAH celle celâlihuy'a karşı rağbet, niyâz, yalvarış, tazarru. Salât, namaz. Cenâb-ı HAKk'tan =>Hayır ve Rahmet dilemek. ALLAHu zü’L-CELÂL’in Rızâsını, Hidâyet ve istikâmete muvaffakîyyeti dilemek, yalvarmak..
VUSLÂt.: Visâl. SEVdiğine kavuşma, ulaşma, bitişme..
UMMan.: Büyük deniz. Okyanus..


Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Üzerine güneş doğan en hayırlı gün CUMÂ Günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı. ” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu'den; Müslim, Cuma 17, 18)

Kesîr b. Abdullah b. Amr b. Avf el-Müzenî’nin, babası aracılığıyla dedesinden (Amr b. Avf’tan) naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Cuma günü öyle bir an vardır ki kul o anda Allah’tan bir şey dilerse Allah mutlaka ona o isteğini verir.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Cum’a, 2)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeble o gün BANA çokça salât ü selâm getiriniz; zira sizin salât ü selâmlarınız BANA sunulur. ” buyurdu.
(Evs İbni Evs radiyallahu anhu’ten; Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara keffaret olur.” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu'den; Müslim, Tahâret 16)


Resim

إِنِّي أَنَا رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى
“İnnî ene rabbuke fehla’ na’leyk (na’leyke), inneke bi’l- vâdi’l- mukaddesi TUVÂ (tuven).: Muhakkak ki BEN, BEN senin RABBinim. Şimdi pabuçlarını çıkar. Şüphesiz sen, Mukaddes Vâdi TUVÂ'dasın.” (Tâ-Hâ 20/12)

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ
Resim---“Ve ma erselnake illa rahmetel lil alemin .: (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ 21/107)

قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Resim---“Kul mâ ya’beu bikum RABBî lev lâ DUÂukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ (lizâmen).:De ki: "Sizin DUÂnız olmasaydı RABBim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azâbı da) kaçınılmaz olacaktır." (Furkân 25/77)

وَالضُّحَى
وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَى
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَى
Resim---“Ved duhâ. Ve’l- leyli izâ secâ. Mâ veddeake RABBuke ve mâ kalâ.: Duhâ (kuşluk) vaktine andolsun. Ve zifiri karanlık çöktüğü zaman geceye (andolsun) ki. RABBin Seni terketmedi ve darılmadı.” (Duhâ 93/1-3)


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

=>NAHNU BULutu=->ŞEHÂDEt,
RAHMEtin DÖKeR->BURSA’ma!.
=>RABBımdan LÜTF ü İNÂYEt,
AŞKuLLAH ÇÖKeR->BURSA’ma!.


ZEVK 10.574

=>SIRR-ı SIRFın=>SIFIRI’nda=->KALB İÇİnde=>FUAD BULut,
ZÂHiR-BATıN=>KÛN feye KÛN=>YAŞANaN=>ALLAH KELÂMı!.
ÜMMEti KIZGıN FIRIN’da===>MUHAMMEDî RAHMEt=>UMut,
=>Es SELÂH->EL SELÂH OLsun=>Es SELÂM=>ALLAH SELÂMı!.


20.01.2023 13:31
brsbrsm…tktktrstekkmizdeteycumâcemimizzz..


ALLAHüMMe=>ENte’s- SELÂM,
ÂMeNNâ=>ve MiNke’s- SELÂM,
BURSA-->BİZ BİR-İZ İHVÂNi'm,
=>sÖZün ÖZü ki>ve’s- SELÂM!.


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMetinLe,
Yâ RABBenâ!.
YEDi İKLİMde;
YEtim-ÖKSüz =>YERsiz-YURtsuz,
EVsiz-BARksız YALNız ve UMUtsuz,
KALan İSLÂM YAVRULarımıza YARdım EYyLe!.
DUÂmızı İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“El hamdu lillâhi RABBi’l- ÂLEMîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin RABBi olan ALLAH'adır.” (Fâtiha ½)


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12638
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: CuMâ CeM'im-İZ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

ZEVkin=>ZeMZeM<>ZEHRi BURSA,
=->NÂZ’a<=>NİYÂZ NEHRi BURSA,
GÜNDüZ<=>GeCE=->SEHERLeRde,
===>HAKk ERENLeR ŞEHRi BURSA!
.

ZEVK 10.579

CÂNLaRa=>CÂNÂN CERYÂN’ı =->GÖKten SAKAN İPi==>KUR’ÂN,
NÛRun ALÂ NÛR=>HeR ÂN’ı ===>BEDEN RÛHu GİBi==>KUR’ÂN,
=>ALLAHu Zü’L-CELÂL SÖZü,
RASÛLULLAH=>GÖNüL GÖZü,
KÛN feyeKÛN=>KÜLLî ŞEYy’e=>ÖMRÜn->TEPE<>DİBi=>KUR’ÂN!.


27.01.2023 13:31
brsbrsm..tktrstekkemzdeteyahsnzynbelfcumâcem’imizzz..


=>İNSÂNoğLun=>YÜCE ALLAH,
====>YARAttığı=====>İKİ ELi!.
KELÂMuLLAH<->RESÛLULLAH,
=>TEVHİDdir=>EBED<->EZELi!.
KuL İHVÂNİ’m=->DELİ<->VELî!.


Resim

طس تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ
“Tâ sîn, tilke âyâtul Kur’ÂNi ve kitâbin mubîn(mubînin).: Tâ, Sîn. Bunlar, apaçık bir Kitab olan Kur’ÂN'ın Âyetleri'dir.” (Neml 27/1)

وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ
“Ve inneke le tulekkal Kur’ÂNe minledun hakîmin alîm (alîmin).: Muhakkak ki, (Bu) Kur’ÂN, SANA mutlaka Hakîm (hüküm ve hikmet sâhibi) ve Alîm Olan'ın katından (gizli ilminden) ilka’ ediliyor (ulaştırılıyor).” (Neml 27/6)

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
“Ve lekad yesserne’l- Kur’ÂNe lî’z- zikri fe hel min muddekir (muddekirin).: Ve andolsun ki BİZ, Kur’ÂN'ı, zikir için kolaylaştırdık. Buna rağmen tezekkür eden (düşünüp ibret alan) var mı?” (Kamer 54/17)

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ تَنزِيلًا
“İnnâ nahnu nezzelnâ aleyke’l- Kur’ÂNe tenzîlâ (tenzîlen).: Muhakkak ki BİZ, BİZ sana Kur’ÂN'ı, tenzil ederek (âyet âyet) indirdik.” (İnsân 76/23)

بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ
“Bel huve Kur’ÂNun mecîd (mecîdun).: Hayır, O Kur’ÂN, Mecîd'dir (yüce ve şerefli Kur’ÂN'dır).” (Burûc 85/21)

Resim

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem..: "Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da ALLAH’ın Kitâbı’dır! KUR’ÂN =>Semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir İP gibidir. Diğer emânet de âilem, EHL-i BEYt’im/İtretimdir. KUR’ÂN ve Ehl-i Beyt’im CeNNette Havuz’un başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muâmelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin!.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Menâkıb, 31/3788; Müsned, III, 14, 17, 26, 59)

ITREt.: Zürriyet. Nesil. Ehl-i Beyt. * Gerdanlık. * Güzel kokulu şey.
FITRAt.: Yaradılış, tıynet, hilkat. (Bak: Evamir-i tekviniye)
EVaMiR-i TeKViNiye.: Tekvine âit emirler..


Ebû Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i.: KUR’ÂN okuyunuz. Çünkü Kur’ÂN, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim.” demiştir.
(Müslim, Müsâfirîn 252.)

Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem..: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: ”Sizin en hayırlılarınız, KUR’ÂN’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”/color] buyurmuştur.
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ÂN 21)

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem..: "ALLAH şu KUR’ÂN’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” /color] buyurmuştur.
(Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den; Müslim, Müsâfirîn 269)

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem..: ”Kalbinde KUR’ÂN’dan bir miktar bulunmayan kimse harab ev gibidir.” buyurmuştur.
(İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan; Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ÂN 18)

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem.: ”Her ziyâfet çeken, ziyâfetine (in-sânların) gelmesini ister ve bundan memnun olur. KUR’ÂN da ALLAH’ın Ziyâfetidir. O’ndan uzak durmayınız.” buyurmuştur.
(Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ÂN, 1)

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem.: ”Şüphesiz insanlardan ALLAH’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm.: "Ashâb-ı kirâm.:“Yâ Resûlullah! Onlar kimlerdir?” diye sorunca, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Onlar, Kur’ÂN EhLi, ALLAH EhLi ve ALLAH’ın Has KuLLarıdır!” buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem.: ”Kim KUR’ÂN’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, ALLAH bu sâyede o kimseyi CeNNetine koyar. Âilesinden hepsi CeheNNemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” /color] buyurmuştur.
(Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ÂN, 13/2905; Ahmed, I, 148)

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem.: "DEVÂnın en hayırlısı =>KUR’ÂN’dır.” /color] buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, Tıb, 28)

Ebû Zerr radıyallahu anh.: “Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde, Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem.: "KUR’ÂN okumaya ve ALLAH’ı zikretmeye bak, çünkü KUR’ÂN yeryüzünde senin için bir NÛR, gökyüzünde de bir AZIKtır.” /color] buyurmuştur.
(İbn-i Hibbân, II, 78)


Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMetinLe,
Yâ RABBenâ!.
YEDi İKLİMde;
YEtim-ÖKSüz =>YERsiz-YURtsuz,
EVsiz-BARksız YALNız ve UMUtsuz,
KALan İSLÂM YAVRULarımıza YARdım EYyLe!.
DUÂmızı İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CUMÂmıza İnşâe ALLAH!..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“El hamdu lillâhi RABBi’l- ÂLEMîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin RABBi olan ALLAH'adır.” (Fâtiha ½)


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim
Resim
Cevapla

“Mübarek Gün ve Geceler” sayfasına dön