TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Peygamber Efendimizin (sav) mübarek sözleri ve Kudsi Hadisler.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Resim

TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

HaDiS-i ŞeRiFLeRde GeÇeN,
ŞiFâLı YöNTeMLeR ve İLaÇLaR
.:


Veli ATMACA,
Yard. Doç. Dr.
Fırat Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Hadis, Elâzığ..


Resim

1-) ACVE.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim sabahleyin yedi tane ACVE Hurması yerse o gün ona ne zehir (semm) ne de sihir zarar verir” buyurmuştur.
(Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâ‘îl el-Buhârî, el-Câmi‘u’s-sahîh, I-VIII, Beyrut: Dâru’l-Fikr 1991, “Tıb”, 52, nr. 5769, 56, nr. 5779, “Et‘ime”, 43, nr. 5445; Ebû Hüseyn Müslim b. Haccâc elKuşeyrî, Sahîh, I-V, Beyrut: Târihu’t-Türâsi’l-Arabî, ts., “Eşribe”, IV, 739, nr. 165; Ebû Dâvûd Süleymân b. Eş‘as es-Sicistânî, Sünen, I-IV, Kahire 1988, “Tıb”, 12, nr. 3876; Ebû’s-Se‘âdât Mübârek b. Muhammed İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl fî ehâdîsi’r-Resûl, I-XII, Mektebetü Hulvân 1971, VII, nr. 5641.)

Resim

Sa‘d b. Ebî Vakkâs radiyallahu anhu.: “Hastalanmıştım da Resûlullah beni ziyârete geldi, elini göğsüme koydu, serinliğini ta kalbimde hissettim. Bana.: “Sen kalb hastasısın (mef’ûd)” dedi. Sakîf Kabîlesinin kardeşi Hâris b. Kelede’ye git, o hekimdir. Medîne’nin kuru ACVE (temru’l-acve) Hurmasından yedi tane alsın çekirdekleriyle birlikte ezsin. Sonra da ağzına ilaç olarak damlatsın.” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, “Tıb”, 12, nr. 3875; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5641; Ali el-Müttakî elHindî, Kenzu’l-‘ummâl fî süneni’l-akvâl ve’l-ef‘âl, Beyrut 1989, X, 28199, 28468.)
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Resim 2-) ACVEtü’l-ÂLiye/YaYLa HuRMası.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Acvetu’l-Âliye’de şifâ vardır. O sabahın erken vaktinde yenilirse tiryak (panzehir) olur.” buyurmuştur.
(Müslim, “Eşribe”, IV, 740, nr. 166; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5642; Kenzü’l-‘ummâl, X, 28200.)

Burada M. Fuâd Abdülbâkî’nin Müslim’deki hadise yazdığı ta‘lîkinde yer alan ve Nevevî’den verilen açıklamalara göre, Medine Hurmasının fazileti, sabah erken vakitte yenilmesinin tavsiye edilmesi ve yedi adet önerilmesi hikmetini bizim bilmediğimiz; Peygamberimiz aleyhisselâm’ın bildiği özel bir şey olması icab eder. Dolayısıyla faziletine ve ondaki hikmete itikâd gerekir.
“Âliye” ise, Medine’nin Necd tarafına düşen yaylalarıdır. “Sâfile” denilen yer de Tihâme tarafında bir yerdir. Acve de, temrin/hurmanın en güzel çeşididir..


Resim 3-) AKŞaM ÖĞüNü.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir avuç hurma döküntüsüyle de olsa akşam yemeği yiyin. Akşam yemeğini terk etmek ihtiyarlıktır.” buyurmuştur.
(Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ et-Tirmizî, Sünen, I-V, Beyrut: Dâru’l-Fikr ts., “Et‘ime”, 46, nr. 1856; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28289.)

Resim 4-) ARaP KoYuNunun YaĞ.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Irku’n-Nesâ’nın şifâsı Arap Koyununun yağıdır. Bu yağ eritilir, üç kısma ayrılır ve her gün bir kısmı olmak üzere üç gün sabah aç karna içilir.” buyurmuştur.
(Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd İbn Mâce el-Kazvînî, Sünen, I-II, Beyrut 1987, “Tıb”, 14, nr. 3463; Ebû Abdillâh Muhammed b. Abdullâh el-Hâkim en-Nîsâbûrî, Müstedrek ale’sSahîhayn, I-V+Fihrist, Beyrut 1998, V, 290, nr. 7535.)

Irku’n-Nesâ.: (c.: Ensâ) Uyluk başından tırnağa kadar varan bir damar..
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Resim 5-) BAL ŞERBETİ.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Üç şeyde şifâ vardır; bal içmede, hacâmatta ve ateşle dağlamada. Ben ümmetime dağlayarak tedâviyi yasakladım.” buyurmuştur.
(Buhârî, “Tıb”, 3, nr. 5680–5681; İbn Mâce, “Tıb”, 23, nr. 3491; İbn Abbâs’ın sözü olarak mevkûf şekliyle: Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel, Müsned, Beyrut: Dâru’l-Fikr 1991, I-X, I, 529, nr. 2208. Buhârî ise aynı babın ilk rivâyeti olarak İbn Abbâs’tan mevkûf şeklini ama ikinci rivâyette ise İbn Abbâs yoluyla merfû olanını vermektedir.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İlaçlarınız (edviye) içerisinde şifâ (hayır) olsaydı, şertatu mihcemde (hacâmat), baş içmede, lez‘atu nârda (dağlama, keyy) olurdu.” buyurmuştur.
(Müslim, “Selâm”, V, 52–53, nr. 69.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İlaçlarınızdan birisinde hayır olsaydı şertatu mihcem’de, bal içmede ve hastalık olan ateşle dağlamakta olurdu. Ben dağlanmayı sevmem.” buyurmuştur.
(Buhârî, “Tıb”, 4, nr. 5683.)

Bazı tarîklerinde “İlaçlarınızdan birisinde şifâ olsaydı…” şeklindedir.
Kardeşi ishal olan bir sahâbînin müracaatı karşısında Peygamber aleyhisselâm’ın üç defâ balı tavsiye etmesine karşılık netice alınamayınca hatta ishalinin artmasına rağmen dördüncü defâ.: “Kardeşinin karnı yalanladı!” buyurdu. Bundan sonra iyileştiği nakledilmektedir.
(Buhârî, “Tıb”, 4, nr. 5684, 24, nr. 5716; Müslim, “Selâm”, V, 62–63, nr. 90; Tirmizî, “Tıb”, 31, nr. 2082; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5635, 5660.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her ay üç günün sabahında kim bal kaşıklarsa belânın büyüğü ona isâbet etmez.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, “Tıb”, 7, nr. 3450.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size iki şifâyı önereyim, BaL ve Kur’ÂN.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, “Tıb”, 7, nr. 3452.)



Resim 6-) BELH-YaŞ HuRMa.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “(Yaş (belh) hurmayı kuru (temr) ile yiyin. Eskisini yeni (tâze) olanla yiyin. Çünkü Şeytân bunu görünce kızar ve.: “İnsanoğlu eski olanla tâzesini yiyene kadar yaşadı!.” der." buyurmuştur.
(İbn Mâce, Et‘ime, 40, nr. 3330; Kenzü’l-‘ummâl, X, 28198.)


Resim 7-) BÜSR-TâZe, KoRuk HuRMa.:

Ümmü Münzir bint Kays el-Ensâriyye’nin anlattığına göre.: “Peygamber aleyhisselâm Ali ile birlikte bana geldiler tavanda asılı ham hurmalarımız vardı (Devâl). Peygamberimiz onlardan yemeye başladı. Ali de yiyordu. Peygamber O’na.: “Ali yavaş ol bakalım sen nekâhet hâlindesin!.” dedi. Ali oturdu Resûlullah yemeye devâm etti. Ben de Ali için, Self ve Arpa (şa‘îr) yemeği yaptım. Resûlullah.: Ali, bundan al, bu senin için daha uygun!.” buyurdu..
(Tirmizî, Tıb, 1, nr. 2037; Ebû Dâvûd, Tıb, 2, nr. 3856; İbn Mâce, Tıb, 3, nr. 3442; İbnü’lEsîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5665. Ebû Dâvûd’ta “şa‘îr ve silk” şeklinde tâbir edilmektedir. İbn Mâce rivâyetinde ise taklib ile “silk ve şa‘îr” şeklinde nakledilmektedir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Resim 8-.) ÇÖREK OTU/Habbetu’s-Sevdâ.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Habbetu’s-Sevdâ’da, sâm hariç her hastalığa karşı şifâ vardır. Sâm ise ölüm demektir..” buyurmuştur.
(Buhârî, Tıb, 7, nr. 5687–5688; Müslim, Selâm, V, 61, nr. 87; Tirmizî, Tıb, 5, nr. 2041; Ahmed, Müsned, IX, 466, nr. 25121; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5639)

Buhârî ve Tirmizî rivâyetinde yer alan ifâde daha açıklayıcı görülmektedir. Nitekim.: “ALLAH doğru söyledi; kardeşinin karnı yalanladı!.” denilmektedir. Buna göre ilgili âyete atıfla ALLAH’ın İlm-i Ezelîsine sığınan Peygamber aleyhisselâm bir bakıma DUÂ etmiştir.


Resim 9-) Devâl, Devâlî, Dâliyetun/HAM HURMA.:

Ümmü Münzir bint Kays el-Ensâriyye’nin anlattığına göre.: Peygamber aleyhisselâm, Ali ile birlikte bana geldiler tavanda asılı ham hurmalarımız/devâl vardı. Peygamberimiz onlardan yemeye başladı. Ali de yiyordu. Peygamber O’na: “Ali, yavaş ol bakalım sen nekâhet hâlindesin!” buyurdu.. Ali oturdu Resûlullah yemeye devâm etti. Ben de Ali için self ve arpa (şa‘îr) yemeği yaptım. Resûlullah.: “Ali bundan al, bu senin için daha uygun!” buyurdu..
(Tirmizî, Tıb, 1, nr. 2037; Ebû Dâvûd, Tıb, 2, nr. 3856; İbn Mâce, Tıb, 3, nr. 3442; Hâkim, V, 581, nr. 8293; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5665. Ebû Dâvûd’ta “şa‘îr ve silq” şeklinde tâbir edilmektedir. İbn Mâce rivâyetinde ise taklib ile “silq ve şa‘îr” şeklinde nakledilmektedir.)


Resim 10-) DEVE İDRARI.:

Ureynelilerden bir grup insan Müslüman olmak üzere Peygamber aleyhisselâm’a geldiler. Bir müddet kalınca hasta oldular ve Medine’nin havasının kendilerini hasta ettiğini; onlara iyi gelmediğini söylediler. Nitekim karınları şişmiş ve hâlsiz kalmışlardı. Şikâyetleri üzerine Resûlullah onlara.: “Sadaka develerine gitmelerini onların sütlerini ve idrarlarını içmelerini” önerdi. Denileni yaptılar ve iyileştiler. Olayın devâmı onların çobanı öldürüp develeri çalmaları ve cezâlandırılmaları şeklinde uzunca anlatılır. Burada el-Cevâ kelimesi vardır ki, bir yerin havasının kişinin tâbiatına iyi gelmeyip hasta etmesi anlamındadır. Sadece deve sütü, sadece deve idrarı ve her ikisi birlikte anılan rivâyet farklılıkları vardır. Burada deve ismi olarak da “İbil” ve “Eten” şeklinde geçmesi acaba bir tür deveye mi işaret edilmektedir sorusunu akla getirmektedir.
(İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5658, ayrıca nr. 5557’ye bakılabilir. )

Yukarıdaki rivâyetin bir başka anlatımı şöyledir.: “Ureyneliler Medine’ye gelmişlerdi. Resûlullah’a, karın ağrısından şikâyet ettiler. Çünkü oranın havası onlara iyi gelmemişti. Resûlullah da bunları sadaka develerinin otladığı yere gönderdi.: “Onların sütlerinden ve idrarlarından için” buyurdu.
(Buhârî, Zekât, 68, nr. 1501, Muhâribîn, 1, nr. 6803; Müslim, Kasâme, IV, 232–236, nr. 8, 10; Tirmizî, Tahare, 55, nr. 72–73, “Tıb”, 6, nr. 2042, “Et‘ime”, 38, nr. 1845; İbn Mâce, “Hudûd”, 20, nr. 2578, “Tıb”, 30, nr. 3503; Nesâî, “Tahâre”, 191, nr. 306, “Tahrîmu’d-dem”, 7, nr. 4027, 8, nr. 4028–4031, 4034, 9, nr. 4035.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Develerin sütlerinde ve idrarlarında sizin mide ağrınıza (zerab, zeribe, hazımsızlık) devâ vardır.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, 28219, “Develerin sütlerinde ve idrarlarında sizin mide ağrınıza “şifâ” vardır” tâbiri için bkz. Ahmed, Müsned, I, 629, nr. 2677; Kenzü’l-‘ummâl, X, 28286.)

İbn Şihâb, rivâyetini aldığı Ebû İdrîs el-Havlânî’ye.: “Eşek sütünü, yırtıcı hayvanın ödünü veya deve idrarını içip abdest alabilir miyiz?” diye sormuş. O da.: “Müslümanlar onunla tedâvi olurlardı, bunda bir beis görmediler. Ancak eşek sütü konusunda Resûlullah’ın, eşek etini yasakladığını ama sütleri hakkında bir emir veya nehiyde bulunmadığını” söylemiştir.
(Buhârî, “Tıb”, 57, nr. 5781.)

Benî Âmir’den bir adam.: “İslâm’a yeni girmiştim. Ancak dinim konusunda dertlendim, Ebû Zerr’e vardım. O da.: “Ben Medine’de hasta olmuştum. Resûlullah bana deve veya koyun tavsiye ederek buyurdu ki.: “Bunların sütlerinden iç!” buyurdu.
Hammâd.: “İdrarların da zikredildiği konusunda şüphe ediyorum!.” dedi.
(Ebû Dâvûd, Tahâret, 123, nr. 333. Bu hadis, uzunca bir rivâyet olup devâmında su ile gusül meselesinden bahsedilmektedir.)


Resim 11-) DEVE SÜTÜ.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Develerin sütlerinde ve idrarlarında sizin mide ağrınıza (Zerab, hazımsızlık) devâ vardır.” buyurmuştur.
(Ahmed, Müsned, I, 629, nr. 2677; Kenzü’l-‘ummâl, X, 28219, 28286.)




Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Resim 12-) DÜHN.:YAĞ.. ot, yemiş veya çiçekten çıkarılan yağ…

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: Yağlanma (yağ sürünme) ->sefâleti giderir, Giyim zenginlik ->göstergesidir, Hizmetliye verilen bağış ->düşmanı defeder.” buyurmuştur.
(Ali b. Ebî Bekr el-Heysemî, Mecme‘u’z-zevâid ve menbe‘u’l-fevâid, Beyrut 1987, V, 132.)


Resim 13-) FİSÂD.:

Damarı kesmek, yarmak anlamında olup damardan kan alma işi için kullanılan bir kelimedir. Bir tür hacâmattır.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “En hayırlı ilaç (devâ) hacâmat ve fisâddır.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28134.)

“el-Fusdet” ise, Araplar tarafından hurma kana bulanarak çocuklara bir hastalıktan ötürü yedirilirdi. Ancak bu türlü ilaç hadislerde zikredilmemektedir. “Mifsad” ise, damar açmakta, hacâmat yapmakta kullanılan âlete denir. Asıl hacâmat âletine “şerta” veya “mihcem” denilmektedir.

İmam Ali kerremallahu vechehu.: “Nebî (aleyhisselâm) bana hacâmatı ve damardan kan aldırmamı (Fisâd) emretti.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28493.)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Üç şeyde şifâ vardır; bal içmede, hacâmatta ve ateşle dağlamada. Ben ümmetime dağlayarak tedâviyi yasakladım!.” buyurmuştur.
(Buhârî, “Tıb”, 3, nr. 5680–5681; İbn Mâce, “Tıb”, 23, nr. 3491; İbn Abbâs’ın sözü olarak mevkûf şekliyle: Ahmed, Müsned, I, 529, nr. 2208. Buhârî ise aynı babın ilk rivâyeti olarak İbn Abbâs’tan mevkûf şeklini ama ikinci rivâyette ise İbn Abbâs yoluyla merfû olanını vermektedir.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Tedâvi olduğunuz şeylerin en iyisi hacâmat ve el-kustu’l-bahrîdir. Çocuklarınızın boğazını sıkarak eziyet etmeyin!.” buyurmuştur.
(Buhârî, “Tıb”, 13, nr. 5696; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28120.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Tedâvi olduğunuz şeylerin en hayırlısı olsa, bu hacâmat olur.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, “Tıb”, 20, nr. 3476..)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Tedâvi olduğunuz şeylerin en iyisi ledûd, se‘ût, hacâmat ve meşiydir. Sürmelendiğiniz şeyin en iyisi de ismiddir. O gözü cilâlandırıp saçın bitmesini sağlar.” buyurmuştur.
(Tirmizî, “Tıb”, 9, nr. 2047–2048; Hâkim, Müstedrek, V, 295, nr. 7547; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28162.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şiddetli sıcaklarda hacâmattan yardım alın (hacâmatla rahatlayın). Çünkü kan bazen hareketlenir (galebe çalar) adamı öldürür.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 299, nr. 7557; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28119..)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “En hayırlı ilaç (devâ) hacâmat ve fisâddır.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28134.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şu kaylûle ne güzel âdet ve hacâmat ne güzel gelenek.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28147. Hadis Tetkikleri Dergisi (HTD).)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size ense çukurundan (gamahduvet) hacâmatı öneririm. O yetmiş iki hastalığa (dâu) devâdır. Delilik (cünûn), cüzzâm, baras (abraş, ciltteki beyaz benekler) ve diş ağrıları gibi beş hastalık bunlardandır.” buyurmuştur.
(Heysemî, Mecme’u’z-Zevâid, V, 94; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28133.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kafa ortasından olunan hacâmat, cinnete, cüzzâm, uyku/ uyuşukluğa ve diş ağrılarına karşı yapılır.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 297, nr. 7553.)

İmam Ali kerremallahu vechehu’den gelen bir rivâyette.: “Cibrîl, Peygamber aleyhisselâm’a kürek arasından hacâmatı inzâl etti!” denilmektedir.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, 28479)

İmam Ali kerremallahu vechehu’den gelen bir rivâyette.: “Cibrîl, Peygamber aleyhisselâm’ın boyun damarlarından ve iki kürek arasından hacâmat olmasını inzâl etti.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, “Tıb”, 21, nr. 3482.)

Ebû Hureyre’den nakledilen bir hadiste.: “Ebû Kâsım aleyhisselâm bize haber verdi; Cibrîl kendisine, insanların tedâvi olduğu en faydalı şeyin hacâmat olduğunu bildirmiş.”
buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, 28481.)

Peygamber aleyhisselâm’ın hacâmat hakkındaki rivâyetleri bir hayli fazla ve küçük bazı lafız farkları içermektedir. Bunlardan bazıları yine şöyle nakledilmiştir.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Melekler heyetine uğradım, bana hacâmat olmamı önerdiler.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 584, nr. 8303.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İsrâ Gecesinde uğradığım melekler topluluğunun hepsi.: “Ey Muhammed! Bak sana hacâmatı öneririz!” dediler.” buyurmuştur.
(Tirmizî, “Tıb”, 12, nr. 2053; İbn Mâce, “Tıb”, 20, nr. 3477.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İsra’da rastladığım her topluluk.: “Ey Muhammed! Ümmetine hacâmatı emret!” dediler.” buyurmuştur.
(Tirmizî, “Tıb”, 12, nr. 2052; İbn Mâce, “Tıb”, 20, nr. 3479..)

Resûlullah hacâmat oldu, hacâmatçıya ücretini verdi. İlaç olarak enfiye (se‘ût, burundan ilaç) uyguladı.
(Müslim, “Selâm”, V, 55, nr. 74; Ahmed, Müsned, I, 628, nr. 2670; Kenzü’l-‘ummâl, X, 28482.)

İmam Ali kerremallahu vechehu.: Resûlullah bana hacâmat olmamı ve iftisâd (damarı keserek kan aldırmamı) emretti!.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, 28493.) Hadisin isnadındaki Şimr b. Numeyr zayıf birisidir.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hacâmat, baştan yapılır ve sağlıktır (meğîstir). Bunu bana Cibrîl, Yahudi Kadının yemeğini yediğimde emretti.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, 28107: Hadiste geçen Meğîs kelimesi, hastalık ve dertlerden kurtuluş, iyileşme ve sağlık bulma gibi anlamlara gelir..)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İlaçlarınız (edviye) içerisinde şifâ (hayır) olsaydı, şertatu mihcemde (hacâmat), baş içmede, lez‘atu nârda (dağlama, keyy) olurdu.” buyurmuştur.
(Müslim, “Selâm”, V, 52–53, nr. 69.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Çarşamba veya Cumartesi günü hacâmat olan kişi cildinde (beras) abraşlık görürse kendisini kusurlu bulsun.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 585, nr. 8306; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28116)

Hacâmatın yapılacağı ve sakıncalı olduğu günler de bu konudaki rivâyetlerin bazılarında ifâde edilmektedir.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Aç karna hacâmat daha faydalıdır. Onda şifâ ve bereket vardır. Aklı ve hafızayı güçlendirir. Çarşamba, Cuma, Cumartesi ve Pazar Günü hacâmat olmayın. Araştırın pazartesi, Salı günü olun. ALLAH, Eyyûb aleyhisselâm’ı o gün belâdan kurtardı. Çarşamba günü belâya ma’ruz kaldı. Cüzâm ve baras ancak Çarşamba gündüzünde veya gecesinde zuhur eder.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28134.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim perşembe günü hacâmat olur da hasta olursa o gün ölür.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28117.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Salı günü, kan günüdür. O günde bir saat vardır ki onda kesilip durmaz (azar, hırçınlaşır).” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28132..)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ihramlı iken başından hacâmat yaptırdı.
(Buhârî, “Tıb”, 15, nr. 5700–5701.)
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Resim 15-) HaNZaL, HaNZaLe.:

Muhammed b. Lebîd.: “Kendisini Yahya b. Hakem’in Cüraş Beldesine (Ürdün/ Şam tarafında bir yer veya Yemen konaklarından birisidir) görevlendirdiğini söylemektedir. Cüraş’a vardığımda insanlar: bize.: “Andullah b. Ca‘fer, Resûlullah’tan bir hadis nakletti.” dediler.
Hadis şöyle imiş.: “Cüzzâmlı bir hasta için Peygamberimiz.: “Yırtıcı hayvandan korkar gibi bundan korkunuz. Bu bir vâdiye girerse siz başka vadiye gidin!.” buyurmuş.
Ben (Muhammed b. Lebîd) de dedim ki.: “Eğer bunu Abdullah b. Ca‘fer nakletmişse size yalan söylememiştir." Ben Cüraş görevinden alındığımda Medine’ye geldim ve Abdullah b. Ca‘fer’e.: “Cüraş Halkının kendisinden böyle bir hadis duyduklarını ve naklettiklerini” sordum. Abdullah.: “Yalan söylüyorlar. VALLAHi bu hadisi ben onlara nakletmedim!.”
Ömer (b. Hattâb)’i görmüştüm bir ara. İçinde su dolu bir kap istedi, getirdiler. Yanındaki cüzamlı hastaya verdi. Hasta ondan içti Ömer de onun elinden kabı aldı ve aynen onun ağzını değdirdiği yerden su içti. Öğrendiğim kadarıyla Ömer bunu bulaşıcı bir şeyin kendisine geçmesinden korkarak yapmış. Abdullah anlatmaya devâm ederek, Ömer.: “Bu adam için faydalı bir şey duyan var mı?” diye tıp (ilaç) soruşturuyordu. Yemenli iki adam çıkageldi. Ömer onlara.: “Şu Sâlih adam için iyi gelecek bir tıp (ilaç) biliyor musunuz? Bu adam çabuk cüzzama tutuluyor!.” dedi. “Onu iyileştirecek bir şey yok, ona bizim gücümüz yetmez ancak, onu durduracak, ıstırabını artırmayacak bir devâ ile tedâvi edebiliriz!.” dediler. Ömer.: “Durdurmak ve artmasına engel olmak büyük fayda." dedi. Yemenliler.: “Memleketinizde hanzal yetişir mi?” diye sordular. Ömer ve yanındakiler.: “Evet!” dedi. Yemenliler.: “Ondan toplayıp bize getirin!” dediler. Emredildi ve iki büyük miktel (on beş avuçluk bir ölçü) topladılar. Adamlar her hanzalı dikti/ dövdü, her birini ikiye ayırdılar. Hastayı uzatıp, her adam birer bacağını aldı ve bununla ayağının tabanını hanzal bitene kadar ovuşturmaya başladılar. Hanzal her bittiğinde yenisini alıp masaja devâm ettiler. Hastadan yeşil balgam/ sümük gelmeye başladı. Sonra adamlar hastayı bıraktılar ve Ömer’e.: “Artık bundan sonra ebedîyyen ıstırabı artmaz!.” dediler.
Abdullah b. Ca‘fer dedi ki.: “VALLAHi ondan sonra hastanın durumu ölene kadar sabit oldu.”
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28500.)
Hanteme de “hanzal” dendiği ve bunun “ebû cehil bitkisi” olduğu da söylenmektedir..

Hanzale.: Zakkum. Zakkum ağacı. Ebu Cehil karpuzu denilen portakal büyüklüğünde mevyesi çok acı bir nebat. Karga kabağı diye de adlandırılır..


Resim 16-) HINNÂ.:

Peygamberimiz’e (hanımlarından birine) hizmet eden Ümmü Râfi’ Selmâ’nın anlattığına göre.: Peygamberimize yara veya bir musibet ( veya diken) arız olursa o mahalle hınnâ (kına) koymamı emrederdi.” buyurmuştur.
(Tirmizî, “Tıb”, 13, nr. 2054; İbn Mâce, “Tıb”, 29, nr. 3502; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5645.)

Selmâ’nın anlattığına göre, ayaklarından rahatsız olan birisi Resûlullah’a gelse ona.: “Ayaklarını kınalayın” buyururdu.
(Hâkim, Müstedrek, V, 290, nr. 7534.)

Hınnâ.: Kına. Saça, sakala veya kadınların, parmaklarının uçlarına sürdükleri sarımtırak pembe boya ve bunun esası olan toz..


Resim 17-) HUKNE.:

Şırınga anlamına gelen bu kelime ile idrar zorluğu olan kişiye uygulanan şırınga yöntemi kastedilmektedir. Ömer’e birisi geldi. İnsanların hakne dedikleri bir tür karın ağrısı (idrar sıkıştırması) olmuştu. Hukne yaptırmak için Ömer’den görüş sordu. Ömer onu men’ etti. Adamın ağrısı artınca dayanamayıp hukne yaptırdı ve iyileşti. Ömer iyileştiğini görünce sordu. Adam da.: “Hukne yaptırdım!” dedi. Ömer.: “Eğer ağrın nüksederse yine hukne yaptır!.” dedi.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, 28478.)

Hukne.: Tıb: Şırınga. * Şırınga edilen ilâç.
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Resim 18-) İHLÎLECü’l-ESVED.:

Mu‘arrab/başka dillerden Arapça'ya geçip zamanla Arapçalaşmış, Arapçalaştırılmış bir kelime olup Çin ve Hint Diyârında yetişen bir bitkidir. Hadiste şöyle zikredilmektedir.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Siyah ihlîlec kullanın. Onu için. Çünkü o CeNNet Ağacından olup yemesi acı ancak her hastalığa (dâu) şifâdır.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 577, nr. 8280; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28283.)



Resim 19-) İNCİR.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: İNCİR yiyin. CeNNetten bir meyve indi diye haber verecek olsaydım bunu söylerdim. Çünkü CeNNet Meyvesi çekirdeksiz olur. Onu yiyin çünkü bâsûru keser topuk v.s eklem ağrılarına (nikris) iyi gelir.” buyurmuştur.
(Ebi’d-Derdâ radiyallahu anhu’dan; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28280, 28307.)

İNCİR, basit olarak doğal şekerler, mineraller, yüksek miktarda lif ve iyi bir A,B,C vitamin kaynağıdır.
İNCİR, harika bir lif kaynağı olduğundan besleyicidir ve bağırsak için potasyum kan basıncını kontrol eder.
İNCİR, eski zamanlardan beri direnç arttırıcı olarak bilinir. Son zamanlarda müshil gibi etki verdiği ve kilo verdirici etkisi olduğu anlaşılmıştır.
İNCİR, Öksürük için faydalıdır. Boğaz, göğüs ve gırtlak sertliğini giderir. İdrarını yapamayanlar için faydalıdır. Gözeneklerdeki tıkanıklığı giderir. Böbrek taşlarını ve mesâneyi temizler. Bâsur hastalığı ile mafsal ve eklem ağrıları için tavsiye edilmektedir. (Bağdâdî s. 79-80; K. Ummal 10/28280, 28307) .
İNCİR, süt içinde kaynatılıp içilirse, çiçek ve kızamık hastalıklarına karşı faydalıdır.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her kim kalbinin rahat çalışmasını isterse, İNCİR yemeye devam etsin” buyurmuştur.
(C. Sağir 2/80).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sizlerden her kim vücudça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu , günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün ni’metleri kendisinde toplanmış gibi olur” buyurmuştur.
(Tirmizi zühd Hadis 2346).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara, imân ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah’tan bunları isteyiniz” buyurmuştur.
(İ.Ahmed, Müsned 1/8).



Resim 20-) İNEK SÜTÜ.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "İnek sütleriyle tedâvi olunuz. ALLAH’ın onda şifâ yaratmasını dilerim. Çünkü o her bitkiden otlar.” buyurmuştur.
(Ebû Kâsım Süleymân b. Ahmed et-Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, I-XXV, Kâhire 1980, X, 14, nr. 9788; Süyûtî, et-Tıbbu’n-Nebevî, 315, nr. 494, Beyrut 2002.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size inek sütü öneririm. O şifâdır. Yağı devâ etleri hastalıktır.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28211).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size inek sütü öneririm. O her ağaçtan otlar. Her hastalık için şifâdır.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 575, nr. 8274; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28213.).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH, her ne hastalık yaratmışsa şifâsını da yaratmıştır. Size inek sütü öneririm. Çünkü o her bitkiden otlar.” buyurmuştur.
(6262 Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28213).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH, her ne hastalık (dâu) yaratmışsa, ölüm (sâm) ve yaşlılık (heram) hariç devâsını da yaratmıştır. Size inek sütü öneririm. Çünkü o her ağaçtan yaprak yer.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 276–277, nr. 7500, 7502; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28217.).

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size inek sütünü tavsiye ederim. Bilhassa yağına ve etlerine dikkat edin. sütleri ve yağları devâ ve şifâ eti ise belâdır (dâu).” buyurmuştur.
(Ahmed, Müsned, III, 587, nr. 10631, IX, 466, nr. 25121; Hâkim, Müstedrek, V, 578, nr. 8282; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28211–28212, 28218.).

Abdullah ibni Abbas radıyallahu anh.: "Ben ve Hâlid ibni Velid radıyallâhu anhümâ, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ile beraber Meymune radıyallâhu anhâ Annemizin ziyaretine gitmiştik. Bize bir tas SÜT ikram ettiler. Ben, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in sağ tarafında oturuyordum, Hâlid ise sol tarafında idiler. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem sütün birazını içtiler ve (ben sağ tarafında olduğum için) bana teveccüh ettiler.: “Buyur, süt içme hakkı senin; fakat öncelik hakkını Hâlid’e verebilirsin.” dediler. Bu durum üzerine ben.: “Yâ Resûlullah, sizin mübârek ağzınızın değdiği artığı hiç kimse ile paylaşamam!.” dedim. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem daha sonra.: ALLAH celle celâlihu, bir kimseyi yemek ni’meti ile doyurur ise onun şükrünü ifâ etmek için.: “Ey ALLAHım! Bizim için bu yemeğin bereketini arttır ve ziyâdesini nâsib eyle!.” diye DUÂ etsin!.” buyurdu ve bundan sonra da şöyle ilâve etti.: “Yemek ve SUyun yerini sütten başka bir gıda dolduramaz!.”
(Tirmizî, Şemâil, 31. Bab, No. 207)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: Süt haricinde hiçbir şey, yemek ve SU yerini tutmaz. O, hem tok tutar; hem de serinlik verir.” buyurmuştur.
(Ebû Dâvûd, c. 3, No. 3730.).
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 155
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: TIBB-ı NEBEVÎ HADİSLERİ..

Mesaj gönderen rüzgargülü »

21-) İSMİD.:

Resim 21-) İSMİD.:

İsmid.: Sürme taşı. Cenâb-ı Peygamber aleyhisselâm'ın kullandığı ve tavsiye ettiği bir cins kırmızı sürme..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size ismid tavsiye ediyorum. Sürmeleriniz içinde en hayırlısı ismiddir. O gözü cilâlar ve saç çıkmasını sağlar!.” buyurmuştur.
(Tirmizi, Libâs, 23, nr. 1757; Ebû Dâvûd, Libâs, 14, nr. 4061; İbn Mâce, “Tıb”, 25, nr. 3495–3497; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5648.. İbn Mâce’deki rivâyetlerde bazı farklılıklar ve ilâveler vardır. Misâl olarak, ismid kullanımını “uyurken” ilâvesiyle zikretmesi gibi. Ebû Dâvûd’taki rivâyet ise, beyaz kıyafet ve beyaz kefen kullanımına dair rivâyetin devâmında verilmektedir.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Size ismid tavsiye ediyorum. O gözü cilâlandırıp saçın bitmesini sağlar.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 291, nr. 7538.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İktihâl (sürme) çekerken önce sağ tarafına üç defâ, sol tarafına da iki defâ yapardı.” İsmidle sürmelenin….” Resûlullah’ın sürme takımı vardı. Ondan her gece gözlerine üçer defâ sürerdi..”
(Tirmizi, Libâs, 23, nr. 1757; İbn Mâce, “Tıb”, 26, nr. 3498–3499;İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5648.)

Rivâyetin diğer şekillerinde “Musaffâtu’l-basar, müzhibetun li’l- basar” ibâreleri de yer almaktadır.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Tedâvi olduğunuz şeylerin en iyisi ledûd, se‘ût, hacâmat, meşiydir. Sürmelendiğiniz şeyin en iyisi de ismid’dir. O gözü cilâlandırıp saçın bitmesini sağlar.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28162.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: İsmid adındaki sürmeyi gözlerinize çekmeye devam ediniz. Zirâ o, gözü temizleyip görme gücünü artırır ve kirpikleri besler.” buyurmuştur.
(İbnü Mâce, c.6. Hadis No:3495.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "İsmid ile sürmelenmeye devam ediniz. Çünkü o kirpikleri uzatır, göz içinde olan bayağı maddeleri giderir ve gözü kuvvetlendirir.” buyurmuştur.
(Tirmizî, c.4, Hadis No:1757.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: İsmidi gözünüze sürmeye devam ediniz. Zirâ ismid gözü temizleyip görme gücünü artırır, kirpikleri besler.” buyurmuştur.
(İbnü Mâce, c.6. Hadis No:3495.)

İbnü Abbas radiyallâhu anhümâ.: Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem.: gözlerinizi ismid ile sürmeleyiniz. Zirâ o göze parlaklık verir ve kirpikleri bitirir (canlandırır).” buyurmuştur.
İbnü Abbas radiyallâhu anhümâ.: “Rasûlullah’ın mukhulesi/sürmedanlığı var idi, her gece yatmadan önce üç defâ sağ üç defâda sol gözlerine sürme çekerler idi.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Şemâil:7, No:48.)

İbnü Abbas radiyallâhu anhümâ.: "Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem uyumadan önce iki gözlerine de sürme çekerler idi.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Şemâil:7, No:49.)

Câbir ibni Abdillâh radiyallahu anhu.:Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem.: "Yatacağınız vakit ismid kullanmaya devam ediniz. Zirâ o gözlere parlaklık verir ve kirpikleri büyütür.” buyurdu.
(Tirmizî, Şemâil:7, No:50)

Abdullah ibni Abbas radiyallâhu anhümâ.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sürmelerinizin en hayırlısı ismid olanıdır. Çünkü o gözü cilalar ve kirpikleri kuvvetlendirir.”buyurdu.
(Tirmizî, Şemâil:7, No:51.)

Abdullah ibni Ömer radiyallâhu anhümâ.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Gözlerinize ismid kullanmanızı tavsiye ederim. Zirâ o gözlerinizi nurlandırır ve kirpikleri besler.” buyurdu.
(Tirmizî, Şemâil:7, No:52.)


Resim 22-) KARPUZ, KAVUN.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Yemekten önce kavun/karpuz yemek mideyi iyi temizler gâyet, hastalığı (dâu) defeder nihâyet.” buyurmuştur.
(Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28287.)


Resim 23-) KAYNAR SU.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Böğür (ağrısı) böbrek damarından gelir. Hareketlenince sahibine eziyet verir. O durumda onu kaynamış su ile veya bal ile tedâvi et!.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek, V, 579, nr. 8287; Kenzü’l-‘ummâl, X, 28174.)


Resim 24-) KEYy, KEYyetü NÂR.:

KEYy, KEYyetü NÂR =>Müştaklarıyla “iktivâ” şeklinde de ifâde edilen dağlama işi/ateş dağlaması olarak da dile getirilmektedir.
(Buhârî, “Tıb”, 4, nr. 5683.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Devâlarınız (ilaçlarınız) içinde varsa, hıcâmatta (şartatu mihcem), bal içmekte, ateş dağlamasında da (lez‘atu nâr) hayır vardır. Bunlar hastalığı karşı uygundur. Ancak ben dağlama yaptırmayı sevmem.” buyurmuştur.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Üç şeyde şifâ vardır; bal içmede, hacâmatta ve ateşle dağlamada. Ben ümmetime dağlayarak tedâviyi yasakladım.” buyurmuştur.
(Buhârî, “Tıb”, 3, nr. 5680–5681; İbn Mâce, “Tıb”, 23, nr. 3491; Ahmed, Müsned, I, 529, nr. 2208. Hadisi Süyûtî Cem‘u’l-cevâmi‘de zikretmektedir.)

Ateşle dağlama Araplarda yaygın bir tedâvi yöntemi olarak görülmektedir. Fakat bu herhangi bir maddenin yakılarak veya kızdırılarak tatbik edilmesi şeklindedir ki, kullanılan araçlar çeşitlilik arz etmektedir. Bunun yanı sirâ dağlama işi farklı kelimelerle de ifâde edilmektedir. Bunun, aynı uygulamanın çeşitli şekillerde isimlendirilmesinden mi yoksa her bir ismin farklı bir dağlama şeklini ifâde etmesinden mi veya dağlama konusundaki yöresel farklardan mı kaynaklandığı incelenmelidir. Bu farklı isimler arasında, keyy, lez‘a, vesem çokça kullanılmaktadır.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İlaçlarınızdan birisinde hayır olsaydı şertatu mihcem’de, bal içmede ve hastalık olan ateşle dağlamakta olurdu. Ben dağlanmayı sevmem!.” buyurmuştur.

Bu hadisin bazı tariklerinde.: “İlaçlarınızdan birisinde şifâ olsaydı…” ilâvesi vardır.
(Buhârî, “Tıb”, 3, nr. 5680–5681, 4, nr. 5683, 15, nr. 5702, 17, nr. 5704; Müslim, “Selâm”, V, 52–53, nr. 69; İbn Mâce, “Tıb”, 23, nr. 3491. İbn Abbâs’ın sözü olarak Mevkûf şekliyle: Ahmed, Müsned, I, 529, nr. 2208; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5660. Buhârî ise aynı bâbın ilk rivâyeti olarak İbn Abbâs’tan mevkûf şeklini ama ikinci rivâyette ise İbn Abbâs yoluyla merfû olanını vermektedir.)

Enes b. Mâlik’ten bildirildiğine göre.: Resûlullah, ensardan bir hâne halkına haşerât zehirlemesi (hume) ve kulak ağrısı (üzün) için rukye yaptırmalarına izin verdi. Enes dedi ki.: “Resûlullah sağ iken kendime zâtu’l-cenbten dolayı dağlama (keyy) yaptırmıştım. Bunu da Ebû Talha ve Enes b. Nadr ile Zeyd b. Sâbit de görmüşlerdi, bana dağlamayı Ebû Talha yapmıştı.” buyurmuştur.
(Buhârî, “Tıb”, 26, nr. 5719–5721. İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5697.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Dağlamanın yerine tekmîd, muska takınmak yerine sa‘ût ve nefh (üfleme) yerine ledûd uygulayın!.” buyurmuştur.
(Ahmed, Müsned, IX, 524–525, nr. 25426; Kenzü’l-‘ummâl, X, nr. 28312.)

Câbir b. Abdillâh’tan gelen rivâyete göre.: “Sa‘d b. Mu‘âz’ın koldaki hayat damarına (ekhal) ok isâbet etmişti. Resûlullah da okun demiriyle bizzat dağladı. Sonra burası şişti. İkinci defâ dağladı.” buyurmuştur.
(Müslim, “Selâm”, V, 54, nr. 72; Ebû Dâvûd, “Tıb”, 7, nr. 3866; İbn Mâce, “Tıb”, 24, nr. 3494; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5684. Resûlullah Ahzâb (Hendek) harbinde yaralanmasından dolayı Übey’i de dağlamıştı: Müslim, “Selâm”, V, 55, nr. 73; İbn Mâce, “Tıb”, 24, nr. 3493.)

Yahya b. Sa‘îd’in naklettiğine göre.: “Es‘ad b. Zürâre, Resûlullah hayatta iken boğaz ağrısından (zübha) dolayı dağlama (keyyy) yaptırmıştı ve öldü.” buyurmuştur.
(Mâlik b. Enes, Muvatta, Beyrut 1978, “Ayn”, 674, nr. 1713; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5686. Rivâyet munkatı‘dır. Muttasıl vechi için bkz. İbn Mâce, “Tıb”, 24, nr. 3492. Rivâyetin devâmında ilâve bilgiler var.)

Enes b. Mâlik bildiriyor.: “Resûlullah, Es’ad b. Zürâre’ye şevket (yılancık) hastalığından dolayı dağlama yaptı.”
(Tirmizî, “Tıb”, 11, nr. 2050; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5687.)

“İbn Ömer yüz felci (lakve) için keyy yaptırdı, akrep (sokmasından) dolayı da rukye yaptırdı.”
(Muvatta, Ayn, 674, nr. 1714; İbnü’l-Esîr, Câmi‘u’l-usûl, VII, nr. 5688.)
Resim
Cevapla

“►Hadis-i Şerifeler◄” sayfasına dön