BismiLLah..Kur'ÂN-ı Kerîm..

Cevapla
Kullanıcı avatarı
alpervahit
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 424
Kayıt: 17 Şub 2007, 02:00

BismiLLah..Kur'ÂN-ı Kerîm..

Mesaj gönderen alpervahit »

Resim

FÂTİHA SÛREsi..


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
"Bismillâhi’r- Rahmâni’r- Rahîm.: Rahmân ve Rahîm olan ALLAH'ın ismi ile.” (Fâtiha 1/1)

Bi ismi ALLAHi.: ALLAH'ın İsmi ile.
Er Rahmân er Rahîm.: Rahmân ve Rahîm.. Rahmân Esmâsı ile Tecellî eden, Rahîm Esmâsı ile Rahmet Nûru gönderen..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
"El hamdu lillâhi Rabbi’l -âlemîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.” (Fâtiha 1/2)

الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
"Er Rahmâni’r- Rahîm (rahîmi).: Rahmân’dır, Rahîm’dir.” (Fâtiha 1/3)

مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ
"Mâliki yevmi’d- dîn (dîne).: Dîn Gününün Mâlikidir.” (Fâtiha 1/4)

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
"İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).: Ancak sana ibadet ederiz (senden başka ibâdete lâyık yoktur) ve (hem ibâdetlerimizde, hem de bütün ihtiyaçlarımızda) yalnız Senden yardım isteriz.” (Fâtiha 1/5)

Yevm “gün” olduğuna göre, acaba hangi gün?.
“Dinin mâliki” denmemiş de, “Din Gününün Mâliki” denmiş. 24 saatlik günün teorik mükemmelliğinin sahibi.. HÂLLerle bezeli bir günün neticesinde, kişilerin onanmaz zafiyetlerince atıflanan gün sonları.. Bu sorunlu gün bitişlerinin, bilmeden kurguluyor olduğumuz bozuk dinlerin ötesinde, kendisinin sâhib olduğu ve dolayısıyla verecekse O’nun vereceği, o canlı, değişen, hâllere tâbi “Din Gününün Sahibi”..
“Dinin Sahibi” denseydi, sürekli yaşayış ÂNlarımız, günlerimiz (ve onlardan, demek ki, beklentiler) ortaya çıkmazdı..
Din Gününün Mâlikliğinin i’tirafından sonra, yanlış addedişlerimizin bezeli olduğu durumlar altında, SENi tenzih mükemmelliğinden, gün içime, her ÂN anlayışıma çekip, diğerlerinden farkını (hâşâ), onların arasından SENi çıkarıp ayrı tutmak değil de, mükemmelliğinin BİLişini onların tepesine oturtmak..

Bu “her ÂN” durumunu, "İyyâke” israrında da görüyoruz.

Yine “her ÂN” önemli olmasaydı “yalnız” denmez, “SANA ibâdet ederiz” der geçerdi.
Bu Dünyada bu bilgiyle durumları göğüsleriz.
Peki, bu çoğulluk nedir? Ben ve Cemiyyet üyeleri mi, yoksa; her ÂN yeni baştan doğan, BİLE OLuşlarıyla veya OLmayışlarıyla; önceki ben, biraz önceki ben ve şimdiki-şu ÂNdaki ben mi?.
Her ÂN YARAtılış unutuluşluğunu getiriverir ve bu her ÂN dâim OLmayı dert edinene korku verir!. Onun için her ne kadar “SANA ibâdet etmek” istesem de, bu dâimiyyeti sadece kendi niyyetimle halledemeyeceğimden “SENden yardım isteriz”..


اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
"İhdinâ’s- sırâte’l- mustakîm (mustakîme).: (Bu istiane'n ile) bizi, SIRAT-ı MUSTAKÎM'e hidâyet et (ulaştır).” (Fâtiha 1/6)

İSTİKÂMETin gerçekleşeceği YOL için, SIRRlar için.. Burada İSTİKÂMET YOLUnun; ni’met verilenler, gazab edilenler ve dalaletteki-sapıkların yollarından ayrı olarak ve ÖNce bahsedilmesi, HAKk Rızasının öncellenmesinin önemli olduğunu gösterir.. Yoksa âyet “sırâte’l- mustakîm” demeden “sırâtallezîne en’amte aleyhim” der geçerdi.
Yâni bu İşe, CeNNet için girişimemek lâzım. YOLun getirisi sonUÇu ni’mete kavuşmak ise, ikincildir..


صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
"Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayri’l- magdûbi aleyhim ve lâ’d- dâllîn (dâllîne).: O yol (SIRAT-ı MUSTAKÎM) ki; üzerlerine ni’met verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadab duyulmuşların ve dalâlette kalmışların yolu değil.” (Fâtiha 1/7)

Gazab edilenler kâfirler.. Sapanlar münafıklar..
Yine bu YOLa bizler, kendi kendimize giremeyiz… Ve o YOLa “iletilmeye” muhtacız.. O YOLa iletilince de İŞ bitmiyor!. Zirâ, O YOLda “gazab çekici” hatalar yapmamak ve hatta sapmamak da gerekiyor..
Bir DUÂ sadece bir şeyi, bir durumu sadece istememeli, istenilenin BEKÂsını da İlk ÂNdan dert edinmeli.. Zâten önce ibâdet edip, sonra isteyen böylesine bir İSTEyiş yapabilir..


Resim

الم
"Elif, lâm, mim.: Elif, Lâm, Mîm.” (Bakara 2/1)

ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
“Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh (fîhi), huden lil muttekîn (muttekîne).: İşte bu Kitab ki, O'nda hiçbir şüphe yoktur. Takvâ Sâhibleri için bir hidâyettir.” (Bakara 2/2)

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
“Ellezîne yu’minûne bi’l- GAYBi ve yukîmûne’s- SALÂte ve mimmâ razaknâhum yuNFİkûn (yunfikûne).: Onlar (Takvâ Sâhibleridir) ki, GAYBe (gaybde ALLAH'a) îmân ederler, namazlarını kılarlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infâk ederler (başkalarına verirler).” (Bakara 2/3)

GAYB.: Olduğu hâlde gözükmeyendir.. Her ŞEYi Yaratan ALLAH celle celâlihu bir ŞEYy olmaktan münezzehdir.. hâşa bir Şey OLsa ya da benzese Roma Tanrıları gibi olurdu..


والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
“Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik (kablike) ve bi’l- ÂHİREti hum YÛKINûn (yûkınûne).: Onlar (Takvâ Sâhibleri) ki, Sana indirilene ve Senden önce indirilenlere (bütün semavî kitaplara) îmân ederler ve onlar ÂHİREte YAKÎN hasıl ederler (yakîn seviyesinde kesin olarak inanırlar).” (Bakara 2/4)

أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
“Ulâike alâ huden min RABBihim ve ulâike humu’l- muflihûn (muflihûne).: İşte onlar, RABB'lerinden bir hidâyet üzeredirler. Ve işte onlar, onlar muflihundurlar (felâha, kurtuluşa erenlerdir).” (Bakara 2/5)

Müttakiler =>“Kitab/Kur'ÂN-ı Kerîm”ı rehber tutmalarıyla =>İlk saf ve bilgisiz hâlleriyle imânları =>“GAYB”edir. Artık ellerinde “daha ilerisini arzulayan” İmânlarıyla =>dikkat ede ede, vakti gözeterek Salât’a başlıyorlar. Ve kendi rızıklarından harcamayı kerih görmüyorlar. Rızık, stok mal olmayıp gün içi harcamasıdır, vermesi daha zor ve özeldir.
GAYB =>İlk farkedildiğinde önce “Hareketleri, Tanımı belirlenmiş NAMAZ” otomatik bir mükemmellikte değil de, dikkat ede ede dosdoğru kılmaları =>“GAYB”e teslimiyetleridir. GAYBın hemen az ötesi =>artık biraz zâhirlik içerdiğinden RAHMÂNîyyeti de görürler. Zirâ GAYB’den verişle zuhurat başlıyor. Namaz kılmaya çalışa çalışa ve RAHMÂNîyyeti taklid ede ede (âyetin başında) daha önce sâdece Rehber tuttukları KİTAB’a İMÂN ediyorlar.
Dikkat edilecek nokta bu sefer =>“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e indirilen KİTAB denmesi.
Yâni, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem =>GAYB’den hareketle İLK NOKta. Ve KİTAB =>İlk temiz BİLgi..
Artık =>ALLAH celle celâlihu ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem İMÂNları tamamalanmış ve böylece tüm o eskilerin bilgilerini (kitablarını) içerivermiştir. Sâdece eski de değil, âhiri de görüvermişçesinedirler.
Burada âhiret için =>“İMÂN” değil de =>“YAKÎN”lik kullanılması =>RESÛLe ve KİTABa İMÂNın BAŞı ve SONu hemen Müttâkiye hediye ediliyor olmasıyladır.
Âhire YAKÎN oLmak =>Âhiret kıstaslarını İÇeriden biliyor olmak demektir.
Yâni HAKk TeÂLÂ =>Her NİYyEti, Edimi/İşi =>ÂNlık Pozisyonlarıyla kaydederken buna aynı zamanda Müttâki de Şâhid OLmaktadır ki =>YAKÎN.. FELÂHa ERiş de ancak bu NOKtadadır.
Yâni GAYB’e İMÂN =>Namaz kılmak, Zekât vermek değil de =>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’e ve KİTAB’a İMÂN edişinin getirdiği ÂHiREt YAKÎNLiği OLuştuğu “ÂN”da.. =>FeLâh =>fî İLâh<=..

26.06.2017.. bu tarih..
Yukardaki Muhammedî MetodLa =>Bî-İzniLLah.. BismiLLah..Kur'ÂN-ı Kerîm..
Resim
Cevapla

“Kur'an-ı Kerim” sayfasına dön