GÖNÜL GÖZÜ

Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

BİR!.

Süflî olan şu Dünyâ'nın işleri, perde olup, seni “Sen” den gizliyor…
İnsân dalmış bu dünyâda hay huya, nereden geldim, ben de kimim bilmiyor…
Bu hareket bu koşmaca nereye, aptal insân geçmişini görmüyor…
İnanıyor yalanlara saf İnsân, bu dünyânın putlarına tapıyor…
Arkadaşım kendine gel düşün sen, sor bakalım nerden geldim, kimim ben!.
ALLAH’ı bul ve de ol sen O’na kul, Hakikat’e eren insân olur kul…
O’nun NÛRu=>MuhaMMed’i yarattı, MuhaMMed’in NÛRu'ndan da tüm evreni donattı…
Nerden geldin bildin mi?. Yâni sen de bir NÛR’sun… İhlȃs ile kulluk et, NÛR’un parlasın dursun…
Bir devrandır NÛR’dan gelir, yine NÛR’a dönersin, dilerim ki güzelim döndüğünde GÜLersin…
Gelen de O, dönen de O, devran bu… Asıl sûret hepsi BİR’dir gerçek bu!.


Resim

BİR!.

Çok yerleri dolaştım anladım ki mekȃn bir,
Geçmiş gelecek yalan anladım ki zaman bir,
Zȃhir-Bȃtın iç içe anladım ki ÂLeM bir,
Yazan çizen aynısı anladım ki kalem bir!.

TEVHiDe gir HAKk'ı gör anladım ki İlâh bir,
Hayyu'l- Kayyum tek O’dur anladım ki ALLAH bir!.
Ȃşıklar kime ȃşık anladım ki Mâşuk bir,
Ayrı değil ki Mâşuk anladım ki ȃşık bir!.

Görünen çeşit çeşit anladım ki hepsi bir,
SEVen SEVilen aynı anladım ki bu AŞk bir,
Dost Emin'im mü’min ol anladım ki varlık bir,
HAKk’tan gelenler döner anladım ki durak bir!.
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

PIRILTILAR -IV-

=> İstediğin bir şey senin istediğin gibi olmayabilir. O şey istediğin gibi olsun veya olmasın niteleme olarak bir “oluş” tur.
Her “oluş” düşüncede vardır ve “SubhânALLAH” eksiksiz düşünceler bütünü, noksansız düşünendir… Bu düşüncelerden “OL!.” emri ile ef’al, sıfat yansır ve her “oluş” noksanı olmayan “SubhânALLAH”ın oluşturduğu bir noktadır ki; hikmeti vardır ve noksansızlığın özelliğinden dolayı eksik olmaması gereken bir noktadır. O halde her “oluş” kudsaldır, insânların bilmediği hikmetleri vardır. Biz her oluşu O’ndan bilip sevgi ve saygıyla karşılamalı ve “eyvALLAH” demeliyiz…

=> Cep telefonu şarj olup enerji depolamadan onunla konuşmak mümkün olmuyor. O halde sen kendini İlâhî Enerji ile doldur ki senden konuşan O olsun…

=> Seni rahatsız eden bir probleminin olması, en azından başının ağrıması bile büyük bir lütuftur! Neden derseniz; âciz olduğunuzu, muhtaç olduğunuzu hatırlar, kısmen de olsa benliğinizden sıyrılır ve kulluğunuzu hatırlarsınız. “Yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım dilerim!.” dersiniz ki yaratılma gâyenize döner Yüce ALLAH’a kul olursunuz… Noksansız olan “SubhânALLAH”ın, ihtiyacını veren “Es Samed” olanın sadece O olduğunu düşünür ALLAH’a yalvarır böylece O’na yaklaşırsınız…

=> Bir gonca büyür seyr-i süluk sürecinde ve o gonca açmaya yüz tutar iyi bir derviş olunca… Bir sabah bakarsın El-Fettâh “OL!.” demiş muhteşem bir gül açmış ki, MuhaMMed (sallallahu aleyhi vesellem)’in hakikatini yayıyor kokusunda…

=> Ancak her şeyi bilen her şeyi bilir…

=> Bazı sûre başlarındaki “ hurȗf-u mukatta” âyetler zȃhir ilimlerden bildiğimiz “ π ”/pi veya “ e “/euler sayıları gibi ledünnî bir katsayı ifâdesi olabilir mi? Anlamaya irfan gerek…

=> Her konu her mecliste görüşülmez, meyhânede İlahî, câmide de türkü söylenmez…

=> Algılama ve anlamanın sınırları vardır ki herkese göre değişir, hikmetini Yaratan bilir… Bir köpek havlıyor, bir kuş ötüyor, yanardağ püskürüyor, bir yıldız kayıyor v.d.. Bunların hikmetini anlayamıyorsun, senin algı sınırlarının dışında çünkü. Sonsuz oluşumlardan da hiç haberin yok. Ama her oluşum birbiriyle ilintilidir ve hikmet hikmet içindedir, her oluşta bir gizli hikmet vardır, bunu bil yeter…


Resim

O

Biz biz değiliz, biz O’yuz…
Bizi yaratan O’dur, O’ndanız …
Beden olduk görüldük, sıfat ile bilindik.
RûHu’ndan verdi bize, verdi bu cânı bize…
Hem O’ndanız, hem O’yuz…
Yaşıyorsan dünyâda senden işleyen O’dur, işleyen kimse senden, anlarsın ki biz O’yuz…

Bin bir şekil görülür, bin bir esmâ bilinir.
Gerçeği bilen için hepsi O’ndandır, BİR’dir…
Seni ayna yapmış da O kendine bakıyor, nasıl görmek isterse senden onu öyle görüyor…
Sen kendini bil dostum, ayrı değilsin O’ndan, ayrı gayrı yok burda, hem O’ndanız hem O’yuz…

Vahdet-i Şuhud diye biz O’ndanız diyorlar, sonra fikir yürütüp Vahdet-i Vücȗd ile biz de O’yuz diyorlar.
Bir devrândır güzelim hem O’ndanız hem O’yuz.
O’ndan geldik, göründük, tekrar da dönüyoruz…

Zȃhir Âlem’e geldik, HAKk’ı halktır bildiler,
perdeyi kaldıranlar HAKk’ı burda gördüler…
Hȃşȃ ALLAH değiliz, bizi yaratan O’dur, gayrısı yoktur O’ndan, hem O’ndanız hem O’yuz…
“OL!.” deyince yaratan geliyor, dönüyoruz…

Rûhun O’na dönerse senlik kalır mı sende?
İşlemezse Yaratan çürür gider beden de…
Biz değiliz yâni biz, hem O’ndanız hem O’yuz…
Evvel, Âhir, Bȃki O, O olmadan biz yokuz…


Resim

VAHDET-i VÜCȖD

Kimi der ki varlık birdir efendim,
Biz bütünün parçasıyız efendim,
Kimi der ki biz gölgeyiz efendim,
Asıl HAKk’tır bizse halkız efendim..

Varlık bütün, bizsiz olmaz efendim,
HAKk’tan gayrı hiç bir şey yok efendim,
Bir gölgede irade yok efendim,
Gölge, asıl hepsi birdir efendim..

O RÛHundan üflediyse bizlere,
Türlü esmâ göründüyse bizlere,
ALLAH BİRdir gayrısı yok bizlere,
Hakikat bu ma’lum oldu efendim..

Kesrette vahdeti görün efendim,
Vahdette kesreti görün efendim,
Gören gözde varlık birdir efendim,
Bu ruh bize emânettir efendim..

Dost Emin’den söyleyen kim efendim,
Her cânlıdan işleyen kim efendim,
Kimi gelir kimi döner efendim,
Gayrısı yok ALLAH BİR-dir efendim..
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

MÜKEMMEL!.
Mükemmel, kelime olarak tamam olan, kemâle ermiş demek veya eksiği kalmamış, hiç noksanı olmayan v.b. anlamındadır. Mükemmellik O’na aittir, ki O, “SubhânALLAH” tır, “ALLAH üs SameddirO!.
Her bir işi mükemmeldir O’nun, her oluşum mükemmeldir..
Biz bu âciz halimizle hiçbir oluşumda ne eksik, ne de fazlalık bulabiliriz. Her işinde hikmet vardır biz bilemeyiz…
Biz sadece gördüğümüze, duyduğumuza, bildiğimize, bulduğumuza, hayret içinde, haşyet içinde, huşu içinde içten gelerek “EyvALLAH!.” deriz… EyvALLAH O’ndan gelene, ne güzel, ne mükemmel deriz…
Mükemmel olduğunu bil ve kemȃle er ki, aslına dönüp, “Fenafillah”a eresin… O zaman senden işleyen O olur, her yaptığın mükemmel olur… Unutma “EyvALLAH!” de her işte, her oluşta “EyvALLAH!” … Hiç olumsuz düşünme, eksik yapmaz ki ALLAH celle celâlihu


Resim

EYVALLAH!.

Mahzun olma, hüzün duyma, senin Velîn RABBindir
Sakın korkma sahibin O, Kudretli Melikindir
Yaratandır, yaşatandır, Mevlân’dır, İlâhındır
Vesveseci şeytânın şerrinden koruyandır!.

Hayırlıdır her bir işi, söyle dâim EyvALLAH,
Gör bakalım neler eyler, ondadır gerçek Felah,
Güzel Mevlâ güzel işler, güzellik verir ALLAH,
Düşünerek kalbden söyle, Lȃ İLȃhe İLLâ ALLAH!.

Sıkılma sen sonu ferah takdir edendir ALLAH,
Her isteğin olmaz hemen hikmeti bilen ALLAH,
Hayırlıyı iste O’ndan sabreyle verir ALLAH,
Dost Emin'im hep güzel gör, yapan, yaptıran ALLAH!.

Kulu isen Padişahın her emrine EyvALLAH,
Ezel Ebed Bâki olan Mevlâ’ya de EyvALLAH,
Hikmet O’nda, hayır O’nda, huzur O’nda EyvALLAH,
Hayran hayran izle O’nu her işine EyvALLAH!.
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

ZȂHİR!..

Yol boyu baharın cânlılığı, renklerin çeşitliği ve mis kokulu havanın ferahlığı insânın içini açıyordu.
Etrafı gülen gözlerle izliyorken sol tarafımda bir tarla ilgimi çekti. Tarla kıpkızıl bir renge boyanmıştı, yeşil tarlayı tümüyle GELİNCİKLer kaplamıştı, enfes bir manzaraydı… Aynı yoldan geçtikçe gözüm tarlaya kayıyor GELİNCİKLeri izliyordum. Zamanla o diri kızıl yapraklar solmaya, çiçeğini övünçle taşıyan gövdeler bükülmeye başladı ve bir zaman sonra o enfes manzaradan, GELİNCİK kızılından eser kalmadı… Zamanı gelince tekrar cânlanmayı sağlayacak tohumlarıyla toprağa yapıştılar…
Nerede kaldı o cânlılık, o güzellik, o renk cümbüşü…
Bir laboratuardı sanki, OLUŞumu gördük, ÖLÜMü gördük ve düşündük;
KûN=>OL!” dedi ALLAH-u TeÂLÂfeyeKÛN=>OLdu..” OLANLar..
ÖL!.” dediğinde ise =>ÖLdü =>ÖLENLer…

Ey Dost!.
Taşıdığın cân ile yaşadığın hayatı benzet bakalım, gelincikten ne farkın var?. HAKk TeÂLÂ sonsuz OLuşumlarla tecellî ettiğinde GELİNCİK gibisin sen de…
KûN=>OL!” denildi “feyeKÛN=>OLdun..” ve “ÖL!.” Emriyle ÖLeceksin ve de her “ef’âl” ve her “sıfat”ınla O’nun BENZERSİZ BİR ÖZELLiğini, GÜZELLiğini SERGİLeyeceksin!.

SubhÂNALLAH noksansızdır, düşünülebilen veya düşünülemeyen tüm kavramlar O’na aittir. O ister ise “KûN=>OL!” der ve sonsuz GÜZELLiklerinden biri o ÂNda OLuşur..
Yâni Zȃhirde =>zuhur eder… Zuhur eder =>Zȃhir olur…



Resim Aşağıdaki ŞİİRde
=>DEĞİŞimi ->DÖNÜŞümü =>OKU!.yalım;

Bȃtın idin, Zȃhir OLdun,
ÂN’da OLdun, ÂN’da OLdun!.
Zuhuratta AYNA OLdun,
ÂN’da OLdun, ÂN’da OLdun!.

Bir göründün, bir kayboldun,
Çiçek OLdun, açıp sOLdun,
Zȃhir iken Bȃtın OLdun,
ÂN’da OLdun, ÂN’da OLdun!.

EVVeL’inde sEN var idin,
Âhirinde yine sENdin,
Zȃhir geldin, Bȃtın gittin.
ÂN’da OLdun, ÂN’da OLdun!.

Dost Emin’im Zȃhir OLdun,
Kesret gördün Vahdet BULdun
HȂLİK’ına Âşık OLdun
ÂN’da OLdun, ÂN’da OLdun!.

Resim
Zuhur etti =>Kesrette..
=>BİLen->BİLdi, GÖRen=>GÖRdü...

Zuhur ettin Zȃhir OLdu,
Evvel OLan Âhir OLdu,
Kuddûs geldi Tâhir OLdu,
Zuhur ettin=>Zȃhir OLdu!.

Mazharındır her görünen,
Sıfat, Ef’al hepsi SEN’den,
Zȃhir OLan gelir nerden,
Zuhur ettin=>Zȃhir OLdu!.

Dost Emin’e ma’lum OLdu,
Kenz-i Mahfî =>AYNa OLdu,
GÖRdü, BİLdi=>yaKÎN OLdu
Zuhur ettin=>Zȃhir OLdu!.

ZȃhirOLan yine emre uyar ve bir gün gelir döner “Bȃtın”a…
Gördüğüne bir de böyle bak Dost!.
Görebildiğin, göremediğin, algılayabildiğin veya algılayamadığın her düşünce, hareket, kavram O’ndandır, yâni tüm Ef’al =>BİR’den gelir =>ALLAHın İzniyLe OLur her ŞEYy
BAŞka bir güç asla mevcûd değildir.
Düşün ve kalbinin tȃ içinden söyle =>“ İLȃhe İLLâ ALLAH!.”…
Seyret Cihanı ve İnsânı =>ANLA ki her biri ayrı bir eserdir O’ndan… Gelip dönenler =>“ZȂT”’dan birer Sıfattır, titre ve tâ’zim eyle saygı ile de =>“ALLAH!.” …
Zȃhir, Bȃtın =>TEKk =>O var!..


Resim
TEKk =>“O” VAR!.

“OL!” deyince bir ÂN’da Kenz-i Mahfî açıldı,
AYNa OLdu Güzellik =>ȂLEMLere saçıldı,
Zȃhir OLdu Bȃtınken başladı Devr-i Âlem,
GELen DÖNer KENDİne..
Zȃhir- Bȃtın=>TEKk>O var!..

Tek O varken ezelde şimdi yine =>TEKk>O var!..
Bȃki kalan ebedde yine O’dur =>TEKk>O var!..
GÖRünür her ÂN bAŞka sen ben yokuz=>HEPp>O var!..
VAHDEti gör KESRETte..
Zȃhir- Bȃtın=>TEKk>O var!..

Dost Emin’im TEKk O var, Yaratan O =>TEKk>O var!..
Yaratılan her şeyde görünendir =>TEKk>O var!..
Ayrı yoktur gayrı yok bAŞkalık yok =>TEKk>O var!..
GELen DÖNer KENDİne..
Zȃhir- Bȃtın=>TEKk>O var!..


هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
“Huve’l- EVVELu ve’l- ÂHİru ve’z- ZÂHİRu ve’l- BÂTINu, ve huve bi kulli şey’in ALÎM(alîmun).: O, EVVELdir (ilktir) ve ÂHİRdir (sondur), zâhirdir (alâmetleri tüm varlıklarda GÖRÜNENdir) ve BÂTINdır (gizli olandır=>gaybîdir=>OLduğu halde GÖrünmeyendir). Ve O, herşeyi en İYİ BİLENdir.” (Hadîd 57/3)

Yüce RABBimiz Âyet-i Kerime ile “Zȃhir” OLduğunu belirtiyor… Ama perdeli =>insân baktığında Yaratan yerine yaratılanı görüyor…
Çevrenle ilişki içindeyken =>“Zȃhir” i görmeye çalışmalısın. Gördüklerine bu nazarla baktığında hayatın tadını alacaksın, BİR’likte kendini bulacaksın, AŞk içinde yok OLacak, gerçekte “VaR!” OLacaksın…


05 / 06 / 2008..

Resim Dost Emin..


KENZ-i MAHFÎ
كنز مخفي
HAKk’ınZât'ının mutlak bilinmezliğini ifade eden bir tasavvuf terimi..
Kenz-i Mahfî.: Gizli hazine.. saklı define..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH celle celâlihu.: “Küntü kenzen mahfîyyen fe-ahbebtu en urafe fe halaktü’l- halka li urafe.: BEN gizli bir hazine idim, bilinmekliliğini SEVdim, bilineyim diye mahlukâtı halk ettim/BEN Bilinmeyen gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, bilineyim diye halkı (kâinâtı) yarattım!” buyurdu.buyurmuştur.
(İsmail b. Muhammed el-Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, ve Müzîlu’l-ilbâs Amme’ş-tehera min’el-Ehâdîsi ala el-Sineti’n-Nâs, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut-1988, II, 132. Ayrıca bkz. Muhammed Nasiruddin El-Elbani, Silsile El-Zayıf, 1/166, Suyuti, Durural Muntasar, no. 330, Sehavi, el-Makasıdu’l-hasene, no. 838)

Kenz-İ Mahfî Terkibini;
Muhyiddin İbnü’l-Arabî =>“Her tür izâfet ve nisbetlerden mücerred kadîm ve ezelî olan HAKk’ın Zâtı”
Bu Âlem muhabbetle var olmuş, AHAD’ın Zâtî SEVgisinden vücûda gelmiştir.
Muhyiddin İbnü’l-Arabî.: “BENim DÎNim MuHABBEt DÎNi’dir” derken bu Zâtî SEVgiye işâret etmiştir.. (el-Muʿcemü’ṣ-ṣûfî, s. 302, 480).

Abdürrezzâk el-Kâşânî ise =>“Gaybde saklı bulunan Ahadiyyet Hüvîyyeti olup gizli olanların en gizlisidir” şeklinde tanımlamıştır..
(Kâşânî, Abdürrezzâk, Istılahatü's-Sûfiyye ; thk. Muhammed Kemal İbrâhim Cafer. Kahire : el-Hey'etü'l Mısriyyetü'l-Amme li’l-Kitâb, 1981,s, 70)

Attâr’ın ifâdesiyle.: “HAKk =>Hazine.. Bütün Kâinat =>TıLsımdır”..
(Câmî, s. 600)

Vahib-i Ümmî kaddesallahu sırrahu bu düşüncelerini şöyle dile getirir.:
Zat’ı Hak’tan zahir oldu, mu’cizen envâr-ı
Hak Küntü kenzen sevgisi, gönlümde bürhandır senin..

(Vahib-i Ümmi, Divan, s.399’dan aktaran Ahmet Ögke, s. 165.)

Sinan-ı Ümmî kaddesallahu sırrahu ise Divan’ında kenz-i mahfi ile ilgili düşüncelerini şöyle belirtir.:
Yoğ- iken bu yer ü gök ü arş u kürsi, nefs ü can,
Evvel, âhir bir olan, ol küntü kenzu’llaha bak..

(Sinan-ı Ümmî, Divan, s. 84’den aktaran Ahmet Ögke, s. 165.)

Aynı konu Niyâzî-i Mısrî kaddesallahu sırrahu’nin Divan’ında ise şu şekilde geçer.:
Zihî kenz‐i hafî ki andan gelür her var olur peydâ,
Gehi zulmet zuhur eder, gehi envar olur peydâ..


Ne güzel; her var olan şey gizli hazineden gelir ve aşikâr olur,
Bazen karanlık, bazen nurlar meydana çıkar..

(Niyaz-i Mısrî, Divan, s. 102’den aktaran Ahmet Ögke, s. 165.)

“Küntü kenzen” remzini buldunsa sen de Mısrîyâ,
“Küllü yevmin hû” yu anla kim, senin şanındadır..

(Niyaz-i Mısrî, Divan, s. 40’dan aktaran Ahmet Ögke, s. 165.)
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

KULAK..


“Göklerde ve yerdeki her şey ALLAH’ı tesbih etmektedir. Azîz’dir O, Hakîm’dir.” (Hadîd 57/1)

Zamanı unut, derin düşün ve biraz soyut…
Bir enerji, bir titreşimdi ki tesbihteydi her dâim…
İnliyordu, ünlüyordu O’nu : “ALLAH!. ALLAH!. LÂİLÂHEİLLALLAH!.”
Duymuyordu KULAK, zirâ tıkalıydı, perdeliydi…
Yoğuştu enerji zikrin gücüyle bir partikül oluştu ve elektron gibi raksa başladı…
Semâ’ ederken diyordu : “ALLAH!. ALLAH!. Yâ ALLAH!.”
Yine duymadı onu KULAK

Duysun zikrini, tesbihini diye oluştu HAVA, inledi.: “SubhânALLAH!”..
İşittiremedi, SU oldu, bir rahmetti ve dedi.: “Elhamdülillah”
ATEŞ oldu yine HAKk ismini duyuramadı, duymadı KULAK
TOPRAKtı artık, türlü şekillerde bâzen kaya, bâzen balçıktı, çekiyordu.: “ALLAH!. ALLAH!. Yâ HU!.”
Her yer ve her zaman içinde tek görevi vardı tesbih ederdi O’nu… Duymadı KULAK

Acaba dedi değerli maden olsam, altın olsam, elmas olsam KULAKlara yakın olsam…
Yine duyuramadı sesini, ALLAH’ı tesbihini…

TOPRAK baktı ki olmuyor, duyuramıyor sesini, kimse duymuyor tesbihini, bâri yeşerip bir bitki olayım, açayım yaprak, zikredeyim.: “ALLAH!. ALLAH!.” diyeyim “Yâ HAKk!.” dedi…
Çiçek, meyve, derken gören gözlere O’nu hatırlatayım, sesimi duyurayım, diyerek BİTKİ oldu her an zikire daldı…
Türlü çeşit söyledi HAKk’ı tesbih eyledi.
Duymuyordu KULAK

“Ne yapmalı?!.” dedi, nasıl duyurmalı, tüm yaratılmışlar anıyor HȃLiK’ını, RABB'ını, İnsÂN neden duymaz ALLAH Adını!..

Bir KUŞ oldu ve dedi, uçayım, şakıyayım ALLAH Adını, belki duymayan kulağa duyurayım…
Duymadı o güzel sesi anlamadı tesbihi…
Hayat buldu kȃinat dile geldi HAYVANat.: “ALLAH!. ALLAH!. Ya HAYy!.” Ama onu da duymadı KULAK

BEŞERe dönüştü yaratılan.
Artık AKLı vardı ve duyuları ile gözlemliyordu diğer yaratıkları…
Yaratılanları izledi ancak beş duyu ile ne dediklerini bilemedi.
Yine duyamıyordu büyük koroyu, atomun içindeki zikri bilemiyordu, galaksilerin hareketini göremiyordu, İLÂHÎ bir ZİKİR yankılanıyordu dâima, ancak beşer bunu duyamıyordu…
Bir kontak oldu görünmezden, ne olduysa beşer aklıyla YARATAN’ı buldu…
Buldu veya bulduruldu ve İnsÂN’a ulaştı BEŞER
İman etti ALLAH’a, ibâdet etti, zikir etti…
EVVeL, ÂHiR VAR OLAN'ı.: “ALLAH!. ALLAH!. Yâ KAYYUM!.” diyerek andı…

Neden yaratıldığını anladı ve yükseltti sesini, tüm yaratılanlarla birlikte söyledi tesbihini…
Ancak kendi sesini duyuyor diğerlerini duyamıyordu KULAK

Giderek yaklaştı MEVLÂ’sına İNSÂNIN HASI oldu, İNSÂN-ı KȃMiL oldu… KULAK açıldı GÖNÜL oldu…
Tüm yaratılmışlar tesbih ediyordu ve GÖNÜL hepsini duyuyordu… Her zerre çekiyor “HU!.” kendince tesbih ediyor O’nu…
Kȃmil İnsÂN her bir şeyi yok eyledi Yâ KAHHAR İsmiyle O’nu tesbih eyledi…
Dinledi İlâhî Koro'yu, tüm varlığı “BİR” eyledi…


Resim
Her taraftan ses geliyor,
Her şey O'nu zikrediyor,
KuLağın aç iyi dinle,
Cânlı cânsız ALLAH! diyor..

Atomların titreşiyor,
Moleküller birleşiyori
Hücrelerden ses geliyor,
Cânlı cânsız ALLAH! diyor..

Koyun kuzu meleşiyor,
Kuşlar ne hoş ötüşüyor,
Türlü hayvan bağrışıyor,
Cânlı cânsız ALLAH! diyor..

İnsÂN O'nu zikrediyor,
Dervişleri Hu! çekiyor,
Müzik O'ndan ses veriyor,
Cânlı cânsız ALLAH! diyor..

Ay dönüyor Yer dönüyor,
Güneş bile raks ediyor,
Tüm kâinât dans ediyor,
Cânlı cânsız ALLAH! diyor..

Gönül gÖZün açık olsun,
KULAKların O'nu duysun,
Dost Emin’im HAKk'la olsun,
Cânlı cânsız ALLAH! diyor..


Resim
KULAK KemikLeri=>çekiç, örs ve üzengi..

Güzel Dost!.
Sen de katıl bu BİZ’liğe, bu muazzam BİR’liğe, eşlik et İlâhî Senfoni'ye…
Söyleyen kim, söyleten kim anlayacaksın, bütün zikir kendinden kendinedir duyacaksın!.
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

BİZ KİMİZ!.

Seni KİM yarattıysa beni de O yarattı,
Hikmetini O bilir neden niçin yarattı,
OL!” deyince o ÂN’da kȃinatı yarattı,
Beni KİM yarattıysa seni de O yarattı…


Vâcibü’l- Vücȗd yâni zorunlu ilk varlıkO idi Ezelde… Zirâ mutlak yokluktan varlık olamazdı….
Sen, ben ve her bir şey O’nun Mülkiyetinde, Tasarrufunda yâni O’nda, O’nun olan birer nokta idik, A’yân-ı Sâbite idik… Bilinmeklik, sevilmeklik istedi kendinden kendine ve “OL!” dedi, OLuştu bu zuhurat, bu kȃinat, bu ȃlem… Saçıldı “Kenz-i Mahfî” denen gizli hazine, hem de ne hazine…
Ezelde TEKk idik.. Zȃhirde ÇOKk göründük, “Vahdet de Kesret” olduk yâni…
“Biz kimiz?.” dedik, sorduk kendimize. Gözler perdeliydi, tefekkür ettik, bir şeyler düştü Gönül Gözümüz'e…

OL!” der ise olur öyle,
HAKk yaratmış bizi böyle,
Olamaz ki şöyle böyle,
HAKk yaratmış bizi böyle..

Ezel Ebed Tekdir ALLAH,
Hiçbir şey yok vardır ALLAH,
Çok görme sen birdir ALLAH,
HAKk yaratmış bizi böyle..

Gördüklerin hepsi O’ndan,
Çiçek, böcek ve de İnsân,
Sanma ki sen şundan bundan,
HAKk yaratmış bizi böyle..

OL!” denilen hemen olmuş,
Nasıl derse öyle olmuş,
Tüm güzellik böyle olmuş,
HAKk yaratmış bizi böyle..

Her şey ÂN’da oluşuyor,
Bir cümbüştür koşuşuyor,
Dönüp HAKk’la buluşuyor,
HAKk yaratmış bizi böyle..

Dost Emin’im HAKk’ı bilir,
Her ÂN her şey O’ndan gelir,
Seven kalbler neşelidir,
HAKk yaratmış bizi böyle..


Ezel’de TEKk olan hâlen öyledir ve Ebed’de de olacaktır… Yoktur O’ndan gayrısı… Kesretteki Vahdeti gör ve izle O’nu… Her ef’al, her sıfat O’ndandır, ZȂTı’ndandır… Görünüp kaybolan fȃni görüntülere kapılma “Bȃki” olanı gör, varlıktaki birliği, “Vahdet-i Vücȗd”u görmeye, hissetmeye çalışalım, aklımızı kullanalım İnsân olarak, yaratanı tanıyalım..

Gelmedin Dünyâ’ya hayvan olarak,
İnsân ol, İnsân kal, İnsân olarak,
Neden, niçin geldin, kafa yorarak,
YARATAN'ı tanı İnsân olarak..

Cânlıyı, cânsızı, seni ve beni,
MeVLâ’mız yarattı bütün evreni,
Aklını kullan da bil sen kendini,
ALLAH'ın kulusun İnsân olarak..

Gördüğün hayalin gerçeği de var,
Zȃhir’in dışında Bȃtın Âlem var,
Hem orda hem burda bir tek Tanrı var,
Gerçeği bilmeli İnsân olarak..

Gerçeği bilirsen HAKk’ı görürsün,
Her işte, oluşta, O’nu bulursun,
O’nunla BİR olur O’nla olursun,
Hem O’sun, hem O’ndan, İnsân olarak..

Dost Emin diyor ki, inan, bilerek,
Vücȗd”da “Şuhûd”da “Vahdet” görerek,
Gerçeğe erersin HAKk’ı bularak,
Sen hiçsin HAKk vardır, İnsân olarak..



Resim
Güzel Dostum o halde.: “Biz kimiz?.” diye SORalım ve DÜŞÜNelim… BAKın şiirsel olarak aşağıdaki dizelere..


Resim

BİZ KİMİZ!.

Veren de O, alan da O, biz kimiz,
Bizi bizden işleyen O, biz kimiz,
Türlü çeşit YARATAN O, biz kimiz,
Bizi bizden işleyen O, biz kimiz..

CeLȃL de O, CeMȃL de O, biz kimiz,
Hasta edip inleten O, biz kimiz,
Şifâ veren ŞÂFİ de O, biz kimiz,
Bizi bizden işleyen O, biz kimiz..

OLduran O, ÖLdüren O, biz kimiz,
MuHYî de O, MüMîD de O, biz kimiz,
Varlık da O, yokluk da O, biz kimiz,
Bizi bizden işleyen O, biz kimiz..

Çokluk da O, Bir’lik de O, biz kimiz,
Gayrısı yok, her şeyde O, biz kimiz,
SaMeD’dir O, EHAD’dır O, biz kimiz,
Bizi bizden işleyen O, biz kimiz..

Düşün sen de kimiz diye, biz kimiz,
Hu diyelim Hu diyelim, biz kimiz,
Anladın mı Güzel Dostum, biz kimiz,
Bizi bizden işleyen O, biz kimiz..

Ȃşık da O, Mâşuk da O, biz kimiz,
AŞk içinde bir AŞktır O, biz kimiz,
Dost Emin’in Dostu’dur O, biz kimiz,
Bizi bizden işleyen O, biz kimiz..


Resim

ALLAH celle celâlihu.:
Resim

El Hakku celle celâlihu.:
Resim


El Ahadu celle celâlihu.:
Resim

Es Samedu celle celâlihu.:
Resim

El Vâhidu celle celâlihu.:
Resim


EL Âhiru celle celâlihu.:
Resim

Ez Zâhiru celle celâlihu.:

Resim

El Celîlü celle celâlihu.:
Resim

El Cemîlü celle celâlihu.:
Resim

El Celâlü celle celâlihu.:
Resim

El Muhyî celle celâlihu.:
Resim

El Mümît celle celâlihu.:
Resim

Zü'l-Celâli Ve'l- İkrâmü celle celâlihu.:
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

KORKU!.

Korktum, ürperdim, titredim, çok korktum cânımın cânları çok… Neden korktum, niçin korktum bilir misiniz?.
Ya tek dayanağım, yaşam ışığım, hayatımın anlamı, huzurum, zevkim, haz kaynağım, her şeyim AŞk’ım yok olursa, ya sönüverirse AŞk’ın Ateşi!..
Ya nûrlar aydınlatmazsa, gözlerim karanlıkta kalırsa!..
Ya secdelerden uzak kalırsa başım, göz yaşları kurursa!..
Ya bu cennet uzaklara giderse, gördüğüm güzellikler kaybolursa!..
Ya benim Şahgülüm kokmazsa, burnumdan gönlüme mis kokularını salmazsa!..
Sonra bu servetimi, bu gerçek serveti bana kim verdiyse, kim bahşettiyse O’na yalnızca O’na yalvardım ki, SEN verdin nolur SEN alma… Benim Dost’umsun, hem benim MÂŞUK’umsun, SEN İLÂHımsın, NÛRumsun…
Ben dedim de zinhâr affet yanlışımı, ağız alışmış işte…

Ben yokum ki bir ÂN için görünensin benden böyle, o halde bu duygular kimden kime…
A benim SULTÂN’ım bu duygular SEN’den SANA’dır, SEN’den SANA’dır da belki bu da bir aşamadır…
Muhabbetullah Aşamasında bu AŞkı verdin İnşALLAH Mârifet’ine erdir de her şey SENde yok olsun, SENde yok olayım da Tek var olanı SENi bulayım, bulayım da ben hiç olayım ve Tek olanda var olayım…
Neticede korku yok olsun!. Hiç olan hiçbir şeye sâhib olamayan neyin kaybından korkar ki?...
Böylece irfâna geldim, korkuyu yendim, kulluğa erdim…
“Bilesiniz ki, ALLAH’ın Dostları’na hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de!.” (Yûnus 19/62)
Âyetin Sırları’ndan birini de belki bildim…

Sevgili Cânlar, korkuyu yenin!. Basamaklar tek tek çıkılır da seviyeler artar. Belki bir gün bakarsınız ki, dağları aşmışız, korku dağlarda kalmış, VAR’lığa kavuşmuşuz… Dağların çok üzerinde ARŞlara çıkmışız da CÂNÂN bize BİZ demiş… Ayrı kalmamış, gayrı HİÇç olmuş!.
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

VÂHA!.

ÇöLde yürümektesin… Nereye?.
Bir VâHa görmüştün uzaklarda ya, oraya…
Serâb olmasın!.. Olsa, olmasa yine de, yürümelisin, bAŞka yönler zâten bomboş…
Yoruldun biliyorum, henüz çok uzakta VâHa, dilin damağın kurudu fakat yürümelisin. Durduğun ÂNda hedefin kalmaz, kum seni yutar, boşa harcarsın kendini..
Yürü o halde; sıkılsan da, yorulsan da, zaman zaman umudun yittiğini anlasan da yine de bir olasılıktır VâHa’ya ulaşabilmek…
En kötüsü de yürüyüşte bâzen için daralır, etrafında sanki, sarı soluk hüzün çiçekleri açar, umudun kaybolur. Sakın bırakma kendini, her “Kabz” halini “Bast” izler unutma…
Korkma umut ve içtenlikle devâm et yürümeye, belki evet, belki umduğundan daha önce kavuşursun ve belki sen giderken ona, VâHa da sana doğru gelebilir…
Kavuştuğunda kana kana içeceksin VâHa’nın serin SUlarından ve kendinden geçip, bir parçası olacaksın VâHa’nın… Bekleyeceksin sana doğru gelenleri, belki sana yâni VâHa’ya içtenlikle özlemle yürüyenlere sen de yaklaşacaksın, hatta sana yürüyerek gelene sen koşar adım yaklaşacaksın…
Ayrı düşenler, garibler dönecek VâHa’ya ve VâHa kaplayacak tüm ÇöLü ve ÇöL yok olacak, her yer tek, yâni VâHa olacak…
Gelip geçici ömründe bir ÇöLdesin, bir rüyâdasın, Hakikat Yurdu VâHa’ya yürü ebedîyyen kurtulacaksın…
Haydi yürü daha duracak mısın?!.
Resim
Cevapla

“Dost Emin” sayfasına dön