KUL İHVANÎ A'RÂF SÛRESİ SOHBETİ

Kullanıcı avatarı
Hakan
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 4810
Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00

Re: KUL İHVANÎ A'RÂF SÛRESİ SOHBETİ

Mesaj gönderen Hakan »

Resim

فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ أُوْلَئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ الْكِتَابِ حَتَّى إِذَا جَاءتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُواْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللّهِ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا وَشَهِدُواْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُواْ كَافِرِينَ

“Fe men azlemu mimmenifterâ alallâhi keziben ev kezzebe bi âyâtih (âyâtihi) ulâike yenâluhum nasîbuhum mine’l- kitâb (kitâbi), hattâ izâ câethum rusulunâ yeteveffevnehum kâlû eyne mâ kuntum ted'ûne min dûnillâh (dûnillâhi) kâlû dallû annâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn (kâfirîne)..: ALLAH'a karşı yalanla iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim (var)dır? Kitab'tan (Kur’ÂN-ı Kerim'den) kendilerine nâsibleri erişecek olanlar, işte onlardır. Onlara resûllerimiz (elçi melekler, ölüm melekleri) geldiği zaman, onları vefât ettirirler(ken) (onlara) şöyle dediler: “ALLAH'tan başka DUÂ etmiş olduğunuz şeyler nerede?” (Onlar da): “Bizden saptılar (gittiler).” dediler. Ve kendilerinin (nefslerinin) üzerine kâfir olduklarına, kendileri şâhidlik ettiler.// ALLAH adına yalan uydurandan, ALLAH’ın âyetlerini, Kur’ÂN’ını, ilkelerini yalanlayanlardan daha zâlim kimler olabilir? Can alarak ölümü gerçekleştiren elçilerimiz, melekler kendilerine gelinceye kadar kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazılı olan kısmetleri, payları, onlara, işte onlara verilmiş olur. Melekler, onların ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirirken.: “ALLAH’ın dışında kulu durumundaki, yalvarmakta olduğunuz tanrılar nerede?” derler. Onlar da.: “Onlar bizi ortada bırakıp, kayboldular.” derler. Kendilerinin, kulluk sözleşmesindeki ortak teahhüdlerini, ALLAH’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir olduklarına, kendi aleyhlerine birbirlerinin aleyhine bizzat şâhitlik ederler” (A’râf 7/37)
Resim
Kullanıcı avatarı
Hakan
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 4810
Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00

Re: KUL İHVANÎ A'RÂF SÛRESİ SOHBETİ

Mesaj gönderen Hakan »

Resim

فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ أُوْلَئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ الْكِتَابِ حَتَّى إِذَا جَاءتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُواْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللّهِ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا وَشَهِدُواْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُواْ كَافِرِينَ

“Fe men azlemu mimmenifterâ alallâhi keziben ev kezzebe bi âyâtih (âyâtihi) ulâike yenâluhum nasîbuhum mine’l- kitâb (kitâbi), hattâ izâ câethum rusulunâ yeteveffevnehum kâlû eyne mâ kuntum ted'ûne min dûnillâh (dûnillâhi) kâlû dallû annâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn (kâfirîne)..: ALLAH'a karşı yalanla iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim (var)dır? Kitab'tan (Kur’ÂN-ı Kerim'den) kendilerine nâsibleri erişecek olanlar, işte onlardır. Onlara resûllerimiz (elçi melekler, ölüm melekleri) geldiği zaman, onları vefât ettirirler(ken) (onlara) şöyle dediler: “ALLAH'tan başka DUÂ etmiş olduğunuz şeyler nerede?” (Onlar da): “Bizden saptılar (gittiler).” dediler. Ve kendilerinin (nefslerinin) üzerine kâfir olduklarına, kendileri şâhidlik ettiler.// ALLAH adına yalan uydurandan, ALLAH’ın âyetlerini, Kur’ÂN’ını, ilkelerini yalanlayanlardan daha zâlim kimler olabilir? Can alarak ölümü gerçekleştiren elçilerimiz, melekler kendilerine gelinceye kadar kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazılı olan kısmetleri, payları, onlara, işte onlara verilmiş olur. Melekler, onların ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirirken.: “ALLAH’ın dışında kulu durumundaki, yalvarmakta olduğunuz tanrılar nerede?” derler. Onlar da.: “Onlar bizi ortada bırakıp, kayboldular.” derler. Kendilerinin, kulluk sözleşmesindeki ortak teahhüdlerini, ALLAH’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir olduklarına, kendi aleyhlerine birbirlerinin aleyhine bizzat şâhitlik ederler” (A’râf 7/37)

Fe men azlemu mimmenifterâ alallâhi keziben ev kezzebe bi âyâtih.. Bu Kâinâtta, ALLAH’ın âyetini yalanlayarak ALLAH’a iftira edenden daha zâlim kim olabilir..
ulâike yenâluhum nasîbuhum mine’l- kitâb (kitâbi), hattâ izâ câethum rusulunâ.. İşte onlar ALLAH’a iftira eden onun âyetlerini yalanlayanlar, Kitab’tan yâni Kur’ÂN-ı Kerîm’den kendilerine inkâr ettikleri ateş onların nasibidir. Ona nâil olacaklar.. Onların ateşleri onları bulur.. Onlar da ateşlerini bulurlar, nâil olurlar.. Kitabta onlara söylenileni, bâtıla inanmayın şerri işlemeyin, hakka inanın hayrı işleyin sözünü duymayıp.: “Yok ben HİZBULLAH olmak istemiyorum Hizbu’ş-Şeytân olacağım, bâtıla inanip şerri işleyeceğim!.” diyenlere ALLAH celle celâlihu bu Kitabındaki onların nâsibi ateştir, onlar ateşin ashabıdır, Ashabu’n- NÂR..
Hatta o kadar ki, BİZim Rasûllarımız geldiğinde, Elçelerimiz geldiğinde, ölüm meleklerimiz geldiğinde, habercimiz geldiğinde.. Ne dersen de..
yeteveffevnehum kâlû eyne mâ kuntum ted'ûne min dûnillâh.. onlar vefât ederken, vefât ettirilirken CÂNları cesedlerinden çıkarılırken.. Hâni her şeyi onunla yapıyordu ya, ceryÂNları kesilirken, CÂNları çıkarılırken onlara denir ki.: ALLAH’tan başka edindiğiniz, DUÂ ettiğiniz, İlâh kabul ettiğiniz yâni DUÂ etmiş olduğunuz şeyler nerede?.” denir.
Hâni siz hayatınız boyunca ALLAH’tan başka şeyleri ALLAH’ın yerine koymuştunuz ya.. DUÂ ederdiniz, o’na kulluk ederdiniz dâimâ beraberiz derdiniz onlarla..
Hiçbir zaman baş eğmezdiniz HİZBULLAH'a.. Ve Hizbu’ş-Şeytânın uşağıydınız!. Ne derler?.
kâlû dallû annâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn.. diyorlari derler ki.: "Bizden saptılar gittiler, bizi sapıttılar bizden de saptılar gittiler.. Bizi sapıttılar sonra da saptılar gittiler!." Onların işi bu!. bunda bir şey yok!. ALLAHu zü’L-CELÂL Kur’ÂN-ı Kerîm’de buyuruyor.: “Şeytân insâna ALLAH’a küfretmeyi emreder küfretti mi de, der ki.: “Ben âlemlerin RABBından korkarım, senden uzağım git başımdan!.” der mi?. der.. Âyet bu.. “Sen RABBını inkâr ettin git buradan!.” der. Başından koğar çünkü o işini yaptı, inkâr ettirdi ALLAH korusun!.


كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَانِ اكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّي بَرِيءٌ مِّنكَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ
Resim---“Ke meseli'ş- şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefere kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbe'l- âlemîn (âlemîne).: (Münafıkların size vaadleri), şeytanın (vaadlerinin) durumu gibidir. İnsana: “İnkâr et (kâfir ol).” demişti. Fakat, inkâr ettiği zaman: “Muhakkak ki ben senden uzağım, elbette ben, âlemlerin RABBi ALLAH'tan korkarım.” dedi.” (Haşr 59/16)

Çünkü o zaman, CÂNlarını verirken ölüm melekleri, ALLAH’ın görevlileri ya da kendisi.. Kendi bedeni dahi bunu yapar yâni bedeni CÂNı dışarı atar demek istiyorum.. CÂN da çıkar gider yeter artık bu iş bitti der.. tiyatro bitti paydos der.. yâni saptılar gittiler, ne yapmış oluyorlar böylece..
ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn.. Kendi nefislerine kendileri şâhid oldular.. Kendilerinin böyle olduğuna, yâni kendilerinin kâfir olduğuna, hayattayken kâfir olduğuna kendileri şâhidlik yaptılar..
Ne diyorlar?. Bizim inandığımız önümüzdeki sapıklar sapıttılar gittiler diyorlar Türkçe ne diyolar.: “Biz yaşarken de zâten kâfirin tekiydik!.” diyorlar.. “Şimdi CÂNımız çıkıyor yine kâfiriz!.” diyorlar değil mi. ALLAH korusun!.
Ne zaman söylüyorlar bunu?. “Paydos! Paydos!.” dendiğinde söylüyorlar!.
Rahmetli SiirtLi Hocam anlatırdı.. İlk gittiğinde/1950ler.. Kumluca da câmi felân yokmuş, rastgele yerlerde kılıyorlarmış. Kumluca’ya o zaman yol yok!. O zaman şimdiki gibi turizm CeNNeti CeheNNemi değil yol yok!. Taaa dağlardan inip geliniyor, Elmalı’ya gidip oradan iniliyor yâni.. Deniz kenarından insân geçemiyor, tünel münel yok o zamanlarda!. Hocam gittiğinde ilk iş Kumluca’ya câmi yaptırmak istemiş!. Usta ararken derken bir usta bulmuşlar, taş ustası onu bulmuş getirmişler, çok değerli bir insânmış minâreyi yapmakta!. Hocam anlattı bunu.. Bu Ustaya bu mesleği öğreten Yaşlı Ustası Memlekette/Giresunda ölememiş.. Bizim Ustanın kendisi de Erzurum’da bir câmi yapıyormuş.. Haber göndermişler ki.: “Senin ustan ölemiyor!. Duramdan.: “Taş getir! Harç getir! Taş getir! Harç getir!.” diyormuş.. Anca böyle diyormuş!. Bir düşünmüş .: “Bu işin bir kolayı var!.” demiş. "Arkadaşlar ben üç beş gün gidiyim Hocam Ustam ölemiyormuş!.” Memeleketine gelmiş ki Ustası hâlâ öyle diyor.: “Taş getir! Harç getir! Taş getir! Harç getir!.” Hayatta işi-gücü hep buymuş!!..
Bizim Ustanın bağırmış var gücüyle.: “Paydos Ustam Paydos!.” bağırınca haradan gitmiş adam öbür âleme!.
İşlerimi yarım kalmasın diye hep koşturanlar, unutmasın ki mezarlıklar İşleri yarım kalanlarla doludur!.
Herkesin, her canın bir paydos vakti var mı?!. Var da ne zaman bilmiyoruz!. Her zaman, her ÂN!. Takdimen.. Te'hiran..


قُل لاَّ أَمْلِكُ لِنَفْسِي ضَرًّا وَلاَ نَفْعًا إِلاَّ مَا شَاء اللّهُ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ إِذَا جَاء أَجَلُهُمْ فَلاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ
Resim---"Kul lâ emliku li nefsî darran ve lâ nef'an illâ mâ şâallâh (şâallâhu), li kulli ummetin ecel (ecelun), izâ câe eceluhum fe lâ yeste'hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn (yestakdimûne).: De ki.: "v'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) mâlik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler.” (Yûnus 10/49)

Ne ileri alınır.. Ne de geri alınıp tehir edilir.. Ecelleri geldiği zaman gelir şundan gelir bundan gelir ama gelir!.
Haa önemil olan “paydos!.” demeden önce HİZBULLAH mısın? Hizbu’ş-Şeytân mısın?. Ona bak ve kendi hesabını kendin bir zahmet şöyle bir gözden geçirsen iyi olur!. Kime diyorum?. Kendime diyorum, sana da diyorum, bana da diyorum!. Bize diyorum!. ÜMMet-i MuhaMMed'e diyorum!.
Resim
Kullanıcı avatarı
Hakan
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 4810
Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00

Re: KUL İHVANÎ A'RÂF SÛRESİ SOHBETİ

Mesaj gönderen Hakan »

قَالَ ادْخُلُواْ فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّن الْجِنِّ وَالإِنسِ فِي النَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّى إِذَا ادَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَاهُمْ لأُولاَهُمْ رَبَّنَا هَؤُلاء أَضَلُّونَا فَآتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ النَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَكِن لاَّ تَعْلَمُونَ
“Kâledhulû fî umemîn kad halet min kablikum mine’l- cinni ve’l- insi fî’n- nâr (nâri), kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârekû fîhâ cemîân kâlet uhrâhum li ûlâhum RABBenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben di'fen mine’n- nâr (nâri) kâle li kullin di'fun ve lâkin lâ ta'lemûn (ta'lemûne).: (ALLAHu TeALÂ) buyurdu: “Sizden önce geçmiş olan, ateşte bulunan insan ve cin topluluğuna girin. Her ümmet, her girişte (dahil olduğu zaman) hepsi orada ard arda toplanınca, (sapmalarına sebep olan) kardeşlerine lânet ettiler. Sonrakiler, öncekiler için.: “RABBimiz, bizi dalâlette bırakanlar işte bunlar, artık onlara ateşten iki kat azâb ver.” dediler.(ALLAHu TeALÂ) şöyle buyurdu: “Herkes için iki kat (azâb vardır). Fakat siz bilmezsiniz.” (A’râf 7/38)

Kâledhulû fî umemîn kad halet min kablikum mine’l- cinni ve’l- insi fî’n- nâr.. ALLAHu TeALÂ buyurdu, buyur ki sizden önce gelip-geçmiş olan ve ateşte bulunan insân ve cin topluluğuna siz de katılın.. sizden önce bu yolu seçip de, tercih edip de.: “Ben Hizbu’ş-Şeytân olacağım, Şeytânın uşağı olacağım, ALLAH’ın kulu olmayacağım!” diyen ve hakikaten de ömrü boyunca Şeytânın uşaklığı yapan ve ALLAH’a kulluğu yapmayan, ya da yaparmış gibi gözükse bile yapmayan münâfıklar!.
Yâni her topluluk her girişte, NÂRa/ateşe dahil olunca hepsi orada arka arkaya sanki bir baraja su dökülür gibi gelip gelip dalga dalga.. Oraya gelip de toplandıkça onlar ne yapıyorlar kendilerinin sapıklığına sebeb olan kardeşlerine lânet okuyorlarmış..

kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârekû fîhâ cemîân kâlet uhrâhum li ûlâhum RABBenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben di'fen mine’n- nâr (nâri) kâle li kullin di'fun ve lâkin lâ ta'lemûn..
Sapıklıklarına sebeb olanlara lânet ediyorlar.. sonra gelenler, öncekiler için diyor ki.: “RABBımız bizi bunlar sapıklığa süreklediler, sonra da saptırdılar bıraktılar. işte bu bizi saptıranlara ateşte iki kat azâb ver!.” diyorlar. Bir kendilerine ver. Bir de bizi sapıttıkları içiniki kat azâb ver..
ALLAHu zü’L-CELÂL ne buyuruyor .: Kim ki sapıksa herkes için iki kat azâb var.. Ve lâkin siz bilmiyorsunuz, anlamıyorsunuz, bilmek istemiyorsunuz!
“Nerde bu azâb, bu azâb nerde?” diye soruyorsunuzu..
Ne diyor Adam.: “Sonra Âhirette, öbür tarafta!.” diyor.
Nasıl âhirette yâni öbür tarafta burada burada!. Burada çekilenler ne?. Bu ekip de, biçilenler ne?. Ne bu kan deryaları, nerden geliyor!. ALLAH celle celâlihu zulm mu ediyor yarattıklarına hâşâ!. Yoksa ALLAH’ın yarattıkları mı zulm ediyorlar tâa ki başlarına zülmleri geçinceye kadar!.


وَقَالَتْ أُولاَهُمْ لأُخْرَاهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍ فَذُوقُواْ الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
“Ve kâlet ûlâhum li uhrâhum fe mâ kâne lekum aleynâ min fadlin fe zûkûl azâbe bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).:
Ve onların evvelkileri, sonrakilere.: “Sizin bizden bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse kazanmış olduğunuz şeyler sebebiyle azâbı tadın.” dediler.// (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki.: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azâbı tadın." (A’râf 7/39)

Sapkınların öncekileri sonrakilere ne diyorlar.:
Siz bizim yüzümüzden saptınız doğru!. Bu size bir üstünlük kazandırmadı öyleyse kazanmış olduğunuz şeyler sebebiyle sizde azâbı tadın!. Niye bize iki kat istiyorsunuz ki ALLAH size akıl fikir vermedi mi, imkan vermedi mi, Kur’ÂN’ vermedi mi, Rasûlüllah vermedi mi?. Evet hepsini verdi!. Peki ne diye bize iki kat şey istiyorsunuz ki siz bütün bunları tıpkı bizim gibi kullanmadınız! O halde azâbı zıkkımlanın, tadın!.
Çünkü siz bunu bizim gibi hayattayken, bizzât çaba sarfederek ,direnerek İblisin elbisesini giydiniz, Şeytânlığınızı ilan ettiniz, bayrağınızı çektiniz, savaşa girdiniz son nefese kadar da Hizbu’ş-Şeytânın içinde yaşadınız!. Kkendiniz tercih edip istediniz şimdi ne diye kendiniz kazanıp da şimdiki hesabını bize mi soruyorsunuz?!. Bizi de bizden önce birileri sapıttırdıydı böyle sapkınlar derya deniz olduk diyorlar!.
Değil mi?. Bu maSALLı kim anlatıyor bize?. ALLAHu zü’L-CELÂL anlatıyor!. ALLAHu zü’L-CELÂL anlatıyor A’râf Sûresinde, Ârifler Sûresinde anlatıyor, Tanıyanların/Bilenlerin Sûresinde anlatıyor!.
Resim
Kullanıcı avatarı
Hakan
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 4810
Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00

Re: KUL İHVANÎ A'RÂF SÛRESİ SOHBETİ

Mesaj gönderen Hakan »

Resim

قَالَ ادْخُلُواْ فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّن الْجِنِّ وَالإِنسِ فِي النَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّى إِذَا ادَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَاهُمْ لأُولاَهُمْ رَبَّنَا هَؤُلاء أَضَلُّونَا فَآتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ النَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَكِن لاَّ تَعْلَمُونَ
“Kâledhulû fî umemîn kad halet min kablikum mine’l- cinni ve’l- insi fî’n- nâr (nâri), kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârekû fîhâ cemîân kâlet uhrâhum li ûlâhum RABBenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben di'fen mine’n- nâr (nâri) kâle li kullin di'fun ve lâkin lâ ta'lemûn (ta'lemûne).: (ALLAHu TeALÂ) buyurdu: “Sizden önce geçmiş olan, ateşte bulunan insan ve cin topluluğuna girin. Her ümmet, her girişte (dahil olduğu zaman) hepsi orada ard arda toplanınca, (sapmalarına sebep olan) kardeşlerine lânet ettiler. Sonrakiler, öncekiler için.: “RABBimiz, bizi dalâlette bırakanlar işte bunlar, artık onlara ateşten iki kat azâb ver.” dediler.(ALLAHu TeALÂ) şöyle buyurdu: “Herkes için iki kat (azâb vardır). Fakat siz bilmezsiniz.” (A’râf 7/38)

Kâledhulû fî umemîn kad halet min kablikum mine’l- cinni ve’l- insi fî’n- nâr.. ALLAHu TeALÂ buyurdu, buyur ki sizden önce gelip-geçmiş olan ve ateşte bulunan insân ve cin topluluğuna siz de katılın.. sizden önce bu yolu seçip de, tercih edip de.: “Ben Hizbu’ş-Şeytân olacağım, Şeytânın uşağı olacağım, ALLAH’ın kulu olmayacağım!” diyen ve hakikaten de ömrü boyunca Şeytânın uşaklığı yapan ve ALLAH’a kulluğu yapmayan, ya da yaparmış gibi gözükse bile yapmayan münâfıklar!.
Yâni her topluluk her girişte, NÂRa/ateşe dahil olunca hepsi orada arka arkaya sanki bir baraja su dökülür gibi gelip gelip dalga dalga.. Oraya gelip de toplandıkça onlar ne yapıyorlar kendilerinin sapıklığına sebeb olan kardeşlerine lânet okuyorlarmış..

kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârekû fîhâ cemîân kâlet uhrâhum li ûlâhum RABBenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben di'fen mine’n- nâr (nâri) kâle li kullin di'fun ve lâkin lâ ta'lemûn..
Sapıklıklarına sebeb olanlara lânet ediyorlar.. sonra gelenler, öncekiler için diyor ki.: “RABBımız bizi bunlar sapıklığa süreklediler, sonra da saptırdılar bıraktılar. işte bu bizi saptıranlara ateşte iki kat azâb ver!.” diyorlar. Bir kendilerine ver. Bir de bizi sapıttıkları içiniki kat azâb ver..
ALLAHu zü’L-CELÂL ne buyuruyor.: Kim ki sapıksa herkes için iki kat azâb var.. Ve lâkin siz bilmiyorsunuz, anlamıyorsunuz, bilmek istemiyorsunuz!
“Nerde bu azâb, bu azâb nerde?” diye soruyorsunuz..
Ne diyor Adam.: “Sonra Âhirette, öbür tarafta!.” diyor.
Nasıl âhirette yâni öbür tarafta burada burada!. Burada çekilenler ne?. Bu ekip de, biçilenler ne?. Ne bu kan deryaları, nerden geliyor!. ALLAH celle celâlihu zulm mu ediyor yarattıklarına hâşâ!. Yoksa ALLAH’ın yarattıkları mı zulm ediyorlar tâa ki başlarına zülmleri geçinceye kadar!.


وَقَالَتْ أُولاَهُمْ لأُخْرَاهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍ فَذُوقُواْ الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
“Ve kâlet ûlâhum li uhrâhum fe mâ kâne lekum aleynâ min fadlin fe zûkûl azâbe bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).: Ve onların evvelkileri, sonrakilere.: “Sizin bizden bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse kazanmış olduğunuz şeyler sebebiyle azâbı tadın.” dediler.// (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki.: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azâbı tadın." (A’râf 7/39)

Sapkınların öncekileri sonrakilere ne diyorlar.:
Siz bizim yüzümüzden saptınız doğru!. Bu size bir üstünlük kazandırmadı öyleyse kazanmış olduğunuz şeyler sebebiyle sizde azâbı tadın!. Niye bize iki kat istiyorsunuz ki ALLAH size akıl fikir vermedi mi, imkan vermedi mi, Kur’ÂN vermedi mi, Rasûlüllah vermedi mi?. Evet hepsini verdi!. Peki ne diye bize iki kat şey istiyorsunuz ki siz bütün bunları tıpkı bizim gibi kullanmadınız! O halde azâbı zıkkımlanın, tadın!.
Çünkü siz bunu bizim gibi hayattayken, bizzât çaba sarfederek ,direnerek İblisin elbisesini giydiniz, Şeytânlığınızı ilan ettiniz, bayrağınızı çektiniz, savaşa girdiniz son nefese kadar da Hizbu’ş-Şeytânın içinde yaşadınız!. Kkendiniz tercih edip istediniz şimdi ne diye kendiniz kazanıp da şimdiki hesabını bize mi soruyorsunuz?!. Bizi de bizden önce birileri sapıttırdıydı böyle sapkınlar derya deniz olduk diyorlar!.
Değil mi?. Bu maSALLı kim anlatıyor bize?. ALLAHu zü’L-CELÂL anlatıyor!. ALLAHu zü’L-CELÂL anlatıyor A’râf Sûresinde, Ârifler Sûresinde anlatıyor, Tanıyanların/Bilenlerin Sûresinde anlatıyor!.


إِنَّ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُواْ عَنْهَا لاَ تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاء وَلاَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ
“İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbu’s- semâi ve lâ yedhulûne’l- cennete hattâ yelice’l- cemelu fî semmi’l- hiyât (hiyâti) ve kezâlike neczî’l- mucrimîn (mucrimîne).: BİZim Âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezâlandırırız.// BİZim dinî esasları, şer’î hükümleri hâvî âyetlerimizi yalanlayanlara, âyetlerimizdeki şer’î hükümleri gururlarına yediremeyerek benimsemeyen zorbalara, diktatörlere, göğün kapıları, rahmet ve merhamet kapıları, yağmur ve rızık kapıları açılmayacaktır. Onların cennete girmesi, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar imkânsızdır. Biz İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sâhibi âsileri, suçluları işte böyle cezâlandırırız.” (A’râf 7/40)

İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ.. Onlar BİZim Âyetlerimizi yalanlayanlardır ve O’na/Kur’ÂN-ı Kerîm’e karşı yâni Kelâmullaha yâni Rasûlüllah’a karşı kibirlenip bizim âyetlerimizi gerçekten almıyor şaka şuka değil hakikaten almıyorlar!. ALLAH’tan kortukları yalan, yâni öyle bir şey yok neden korksun ki!. Zâten tanımıyor, bilmiyor niye korkacakmış, niçin saygı duyacak, neden hürmet duyacak, neden şükür edecek!. “Yâ RABBî!. Çok şükür nefesimi aldım verdim!.” diyecek bir şükrü yok onun!. Hamaklınca kendine göre, kendi kazanmış kendisi yiyor gibi.. Hayatı da ben yaratıyorum sanıyor!. Saçmalık içinde onu demek istiyorum!.

lâ tufettehu lehum ebvâbu’s- semâi ve lâ yedhulûne’l- cennete hattâ yelice’l- cemelu fî semmi’l- hiyât (hiyâti) ve kezâlike neczî’l- mucrimîn.:
Kesinlikle, asla ve kata onlara Gök Kapıları açılmayacak Semâ Kapıları katiyyen açılmayacak onlara!. ALLAH’ın Kelâmullahı ve Rasûlüllahı ki, ALLAH’a karşı!. Yâni ALLAH’ın âyetlerine karşı “yalan!.” Diyenler, yalan gibi davrananlar kendilerinde bir şey görüp de kibirlenenler!.
Nasıl kibirlenirsin ya hu!. Bu benim laptop ne biçim laptop ki Keban’a kafa tutuyor!. Keban’a kafa tutan ampullar ne yapar Ahmet Cânım?. Ne yapacak patlar sonra da çöpe gider!.
İşte onun için asla onlara Gök Kapıları açılmaz ve..

lâ yedhulûne’l- cennete hattâ yelice’l- cemelu fî semmi’l- hiyât (hiyâti) ve kezâlike neczî’l- mucrimîn..
Harika bir âyettir bu âyet!. Biliyorsunuz ALLAH’ın Âyetlerini kim getirdi kardeşim?. Cebrâil aleyhisselâm getirdi Kelâmullahı.. kime getirdi?. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve selleme getirdi.. İşte bunları yalan sayanlar!. ALLAH’ın sözünü, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sesini!. Şu ÂNdaki nefeslerimizdeki “bismillâhirrahmânirrahîm”i yalanlayanlar ve bir de kibirlenenler, “geç orayı!.” diyenlere, onlara gök kapıları asla açılmaz!. Ne demek gök kapıları açılmaz!. Gökleri açıp da uçacak mıyız!. Esası, Gönül Kapıları açılmaz Şahdamarları açılmaz, RABBlarının Kapıları açılmaz!. Onlar Kör Kafalarının çürümüş Pis Akıllarının yarattığı RABBlara taparlar!. Çünkü NÛRsuz-Nakilsiz onlar!. Kör karanlıkta mutfak mıdır tuvâlet midir, ne yer ne içer bilemez!.
Onlar zom uykuda uyuyorlar, yellenir, dellenir istediğini söylerse yâni yanlış işte demek istiyorum acınacak bir hal ama gerçekte budur. yalnız onlar şu hayatın içinde bizzât RABBlarına şâhid olmazlar, onların şâhid olduğu RABBları yoktur, nerdedir?!.
Âhirettedir, şurdadır buradadır!. Diğer herşey buradadır!.
İşte yalnız bunlara gök kapıları açılmaz, yâni mânâ kapıları açılmaz yâni mânevîyat kapıları açılmaz ve,
CeNNete asla dahil olamazlar hatta ne zamana kadar, deve var ya bizim deve dediğimiz deve hayvanı var ya haaah o, iğne deliğinden geçmedikçe onlar CeNNete giremezler!. Deve iğne deliğinden geçer mi?. Geçmez!. Onlar da CeNNete giremez!. İşte cürüm işleyenler, Kelâmullah ve Rasûlulah’a karşı direnen, kibirlenen yalanlayan yâni Nemrudluk yapan, Firavunluk yapan İblislis veŞeytânlık yapanlara karşı ne buyuruyor ALLAHu zü’L-CELÂL, bunların karşılığını veririz çünkü onlar bunu seçtiler!.

1980 küsürdü sanıyorum seksen küsürdü biz deniz kenarında kalıyorduk Alper lise 3 de, Mustafa 2 de, Ahsen lise 1 de.. Ben o sene o yaz dedim ki.: “Siz ne isterseniz yapacağım ne isterseniz alacağım ancak günde 2 saat Elmalı Tefsirini okuyacağız beraber, size çocukca anlatacağım anlayacağınız şekilde anlatacağım ama ben bunu yapmak zorundayım!.”
Bizde bir kural vardı ilkokul 3 e gelen çocuk sabah namazı da dahil zor kullanmadan zevkle neşeyle nnamaz cemaatına katılırdı. Seccâdeler serilir güle oynaya namaz kılınır onlar da, mükafatlandırılırdı.. Hakikaten böyleydi ALLAH’a şükürler olsun güzel bir şeydi!. MuhaMMedî bir yoldu zâten.. İşte o Kur'ÂN-ı Kerîm Sohbetimiz yapılıyordu, derken Ahsenin arkadaşları da katıldı diğer gençler de katıldı gençler bir saat böyle aynen okuyoruz ve bu âyete geldik, şimdiki bu âyete geldik.
Ben Arapçaya fazla yüklenmiyorum dedim ki.: “Çocuklar böyle bir âyet var ALLAHu zü’L-CELÂL bu âyette buyuruyor ki.:
“BİZim Âyetlerimizi yalanlayanlar âyetlerimize karşı kibirlenenler büyüklenenler onlar için göklerin kapıları açılmaz deve iğnenin deliğinden geçmedikçe onlar CeNNete giremez!. Biz böyle kötülük yapanın karşılığını böyle veririz!.” buyuruyor. Bir dikiş iğnesi getirttim ve sordum dedim ki.: “Gençler, hiç şu dikiş iğnesi deliğinden geçer mi?.”
dedim!.
RABBım şâhid ki, Ahsen o zaman lise 1 de okuyor dönüp baktığımda gözümden damla damla yaş dökülüyordu ve dedi ki.: “Geçer Babacığım geçer!. Erirse geçer!.”
Ve ben.: “Sohbet bitti!.” dedim kalktım ALLAH celle celâlihu’ya iki rekat Şükür Namazı kıldım kendi çocuğumdan bana bunu öğreten ALLAH celle celâlihu’ya şükür için!.
Sanki şunu demekteydi.: Geçer Babacığım geçer! Erirse damla damla geçer!. Buzdağları da geçer!. Kâinâtta geçer iğnenin deliğinden!. Erirse geçer, kendinden geçerse geçer!.

İşte mesele bu Hakan Koçum!. Gerisi teyyare!. Teyyare gerisi!. Akl-ı SeLiM Olmak her yaştadır kendince!. Şu ÂNda ALLAHu zü’L-CELÂL’in Kulu olmakta, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ümmeti olmakta, Kur’ÂN-ı Kerîm’in Hizmetçisi olmakta Hasbî Hizmette Hakkta ve Hayrda =>BİZ BİR-İZ neden olmayalım!. Ki kör müyüz sağır mıyız dilsiz miyiz!.
Hülasa-yi Kelâm her şey kendimize âittir bu sözler kimseyle bir alış verişimiz yoktur!. Gerçi bâzen ileri geri konuşuyok amma o bizim kendimizedir burada bizden olmayan varsa kopmuş parmaktır ister çöpe gitsin ister köpeğin önüne atılsın yensin bizi ilgilendirmez!. Bizim bizliğimiz Sınırını biz çizmeyiz; ALLAHu zü’L-CELÂL çizer, Kelâmullah çizer, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çizer, ALLAH Dostları çizer!. ALLAH Dostları da böyle!. Ben Münir Derman Hocamın aklınca atıp kestiğini felân görmedim hiç, dâimâ ALLAH ve Rasûlullah’ta kalmıştır bâzen ALLAH Dostlarından da bahseder onlarda zâten aynıdır onları kaldırıp da yerine hüküm koymazlar onu diyorum.
Bilerek ve inanarak bir âyetin ve hadisin zıddında konuşturamazsın onu!. Onlar bir vaazcı değildir!. İnsânları çağıran bir leş değildir, kara sinek çağıran leş değildir!. ALLAH Dostları, ALLAH’ın şehâdet çiçekleridir onlar, Aşk Arılarını çağırır onlar, MuhaMMedî Arıları çağırır, Bal Arılarını çağırır!. Eşek Arılarını değildir, biliyorsunuz Eşek Arıları vardır Eşek Arıları çiçeklere gitmez, leş arar eşek ölüsü arar gerçek bu!.

Hülasa-i Kelâm, bütün Aksaraya selâm!.
Bir şoförüm vardı fi tarihinde 80 den önce, Fikri Temizkan çok pehlivandı yiğit bir inşandı, harika bir insândı fitnenin çok olduğu zamanlarda en yakın insânlarımın bile ihânet ettiği zamanlarda ki ben çok ihânet görmüş birisiyim ALLAH korusun!. Yâni o zamanlarda yanımda olmuştur hep!. Yalnız bir sorunu vardı ki, Fikri bir şey söyleyecekse çok yavaş yavaş konuşurdu.. Bir yere gidecektik.. “Ula oğlum şunu çabuk söyle yahu!.” “Ee işte Efendim ben hızlı konuşamıyorum.. Efendim ben Kıbrıs Harekatına Savaşa katıldığımda ben oradaydım savaşa katıldım. Bize bir dakikalık süre verdiler bir dakikada.. Radyo var o zaman!.” diyor. Bir dakikada diyecek ki.: “Ben Aksaraydan Fikri Temizkan, anama selâm babama selâm şu bu.” diyecek ya, bizim Fikri’ye sıra gelmiş “Ben Aksaraydan Fikri!.” demiş dürtmüşler zaman doldu diye.. anam babam kaldı.. Fikri.: “Hülasa-i Kelâm, bütün Aksaraya selâm!.”
demiş o da..
İnşâe ALLAH hepimize Hakkta ve Hayrda Selâm..

Siirtli Hocamın bir sünneti vardır.: “Sormak istediğiniz bir şey varsa sorun!.”
Siz sormuyorsanız ben de söyleyemiyorum varsa sormak istediğiniz bir şey lütfen sorun!. Çünkü biz bu sohbeti sâdece Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin Sünnetini icra etmek için ve O’nun Dostlarının Yolunu açık tutmak için tek kişi kalsak dahi teke tek kalsak dahi ALLAH’ın İzni ve İnâyetiyle!.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, on yıl yapmıştır Hatice aleyhasselâm Vâlidemizle, sonra Ali kerremallahu vechehu Efendimiz de katılmıştır üç olmuşlardır!. Herkes taşa tutarken de yürümüştür bu YOL açık durmuştur ve de kıyamete kadar açık olacaktır!. Onun için hepimiz birimiz, birimiz hepimiz!. BİZ BİR-İZ hamdolsun!. MuhaMMedîyiz ALLAH’a sonsuz şükürler olsun inancımız açık seçik ALLAH celle celâlihu, Kelâmullah, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem!.
Es selâmu aleykum ve rahmetullah!.
Resim
Cevapla

“Kuran-ı Kerim Sohbetleri” sayfasına dön