Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

ResimALLAH DOSTU DER Kİ...


Resim


Resim CİLT I

MüNiR DeRmAN
Kaddesallâhu sırrahu..
Resim

Resim

SeNi AN-lamak =->AN-maktır,
=>Üç MîM AŞKına KAN
-maktır,
=->AD
-ı GüZeL MuHaMMeD-in
KeVSer kÖZ-ünde YAN-maktır
sallallâhu aleyhi ve sellem..


Resim

1. SUNUŞ

Münir Derman’ı ilk olarak İslâm Dergisindeki yazılarından tanımıştım.
Aradan yıllar geçti. O yazılardan nasıl haz duyduğumu, onları nasıl aşk ve heyecanla okuduğumu unutamam.
O güne kadar okuduklarımızdan tamâmen farklıydılar. Ayrı bir havası, kokusu, lezzeti vardı onların...
Önümüze yepyeni kapılar açıyordu. Işık dolu, renk dolu, pırıl pırıl bir dünyâya giriyorduk.
O yazılara şöyle bir göz gezdirince, birdenbire rûhumun derinden sarsılmış ve kendimi benliğimin en gizli, en saklı taraflarıyla sanki karşı karşıya gelmiş hissettim.
Her birinde büyük insanın derin duyan, ince sezen, temiz seven ve keskin gören bir ruh hâli beliriyordu.
Bu yazıları okuyan ona karşı kayıtsız kalamayacaktı. Kim olursa olsun, bu yazıları okuyan tutuşacaktı.
Çünkü O'nun kanıyla yazılmış, çünkü onun ateş çemberinden geçmişti.
Okuyucularını ilk defâsında büyüleyen şeyler aslâ o hârikulâde kuvvetlerinden, o masal kudretlerinden kaybetmezler.
İnsan bu hârikulâdeliklerden her zaman zevk alır. Onlara dâima müteşekkir kalır.
Her birine bakarak herhangi bir şekilde iyileşir, sâdeleşir, hayâta daha kuvvetli bir inançla sarılır, yaşadığı müddetçe de mesut ve büyük olur.
Bu yazıların yazarını tanımak onun mübârek elini öpmek sohbetinde bulunmak benim için vazgeçilmez bir istek olmuştu.
Ve ALLAH nasip etti. Zevcemle berâber Eskişehir’e gittik.
Eskişehir Devlet Hastanesinde Operatör olduğunu duymuştum. Vaktinin büyük kısmı hastahânede geçiyordu.
Mesâi saatlerinin dışında da bir sevgi, şefkat ve iyilik sembolû olarak hastalarının yardımına koşuyordu.
Karşılığında hiçbir ücret almadan, hiçbir karşılık beklemeden, sâdece ALLAH Rızâsı için...
O günü hiç unutamam... Bir ömür boyu, sıcaklığı ve lezzeti din ile ilim, kafa ile kalb arasındaki en güzel en erişilmez sentezi O’nda gördüm. En grift ve en derin dînî konuları, günümüzün ilim zihniyeti ve ilmi buluşlarıyla öyle bir anlatışı var ki... Herhâlde O’nun sohbetlerinde bulunmak, O’nu dinlemek, insanoğlunun erişeceği zevklerin ve mutlulukların en güzellerinden biri olmalı...
O’nun sohbetleri, insanı fâni hayâtın karanlıklarından, yeryüzünün âdiliklerinden kurtararak pırıl pırıl yıldızlarla dolu bir gökyüzüne, ebediyet âlemine ulaştırır.
Kendisini bütün müesseseleri ile inkıraz etmiş bir dünyânın ve toplumun içinde bedbaht ve şaşkın hisseden insan, O'nun yanında sanki ânî bir cehdle kendini bularak, insan rûhundaki ezelî hakîkatle temâsa gelir.
Sizi sonsuz ağırlığı ile ezen varlık ve olaylar, onun yanında rüzgarlarda uçan bir tüy gibi gelir size....
O'nu dinlerken insan büyülenir âdetâ. Sonsuzluk dalga dalga vücûdunu ve rûhunu doldurur.
Sanki kâinâtın sırrları içinde yüzmeye başlar. O'ndan ayrılınca dünyânızın değiştiğini hissedersiniz.
Tabiat ve hayat size, seyrine doyulmaz bir güzellikte görünür. Bütün varlığın sırrını kavramış gibi olursunuz.
Münir Derman’ın yazılarını istekle, heyecanla, dura dura, içlerine sindire sindire okuyanlar O'nu çok sevecekler.
Yalnız O'na karşı değil, bütün hayâta, insanlara ve kâinâta başka bir gözle bakacaklar kendilerini sonsuz güzelliğe götüren ışıklı bir yolda bulacaklardır. Güzellik kâinâtın altın anahtarıdır.
Hayâtı bir sanat eseri kadar güzel ve muhteşem bulan Münir Bey’i dinlerken ve yazılarını okurken, bunu derinden hissediyoruz.
O, bize hâl diliyle, hayâtı ve insanı her an yeniden keşfe çalışmamızı, bizi aslımıza ulaştıracak yoldaki engelleri her an kaldırmaya çalışmamızı öğütler.
O, dokunduğu her şeyi kendi rûhunun ışığı ile değiştiren, onlarda hiç kimsenin göremediği noktaları gören bir kimsedir.
O, kendi rûhunda bütün insanlığın müşterek duygularını ferdî bir macera gibi yaşamış, sonra da onlara şahsî bir şekil vermiştir.
O, muammâlarını sevgi ile çözmüştür.
Hayâtı derinliğine ele alan, onu bir masal kadar esrarlı ve güzel hâle getiren bir insandır.
O’nun yazılarını okurken önünüze bir dünyâ, saadet ve zenginliklerle dolu, akla sığmaz büyüklükte bir dünyâ çıkacaktır.
Önemli olanı O’nun yazıları ve konuşmalarıyla samîmi bir sûrette meşgul olmak.
O’nu bir düşünce kaynağı hâline getirmek.
Ve O’ndan çıkarılacak fikirlerle, varlık, insan ve kâinât hakkında daha derin bir kavrayışa ulaşmakdır.
Denilebilir ki, günümüzde tasavvuf bu kadar derin, ince, çok yönlü ve terkibci bir anlayışla ele alınmamıştır.
Bu muhterem insan ve O'nun sayısız meziyetleri zamanla daha iyi anlaşılacak, bugün pek farkına varılmayan husûsiyetleriyle ileriki nesillerin gözlerini kamaştıracaktır.
Sükûnet ve ciddiyetle okunduğu zaman mânevî gelişmemize büyük yardımları olacak, duygularımızın ve iç varlığımızın ancak en sessiz anlarında soracağı soruları en güzel şekilde cevaplandıracak bu eserle sizleri başbaşa bırakıyoruz.

Saygılarımızla....
HAZIRLAYANLAR...


Resim

KeLiMeLeR.:


Resim---Hârikulâde : Fevkalâde, âdetin hâricinde bulunan şey, eser. Görülmedik derecede. Son derece kıymet ve ehemmiyeti hâiz olan şey.
Resim---Müteşekkir : Şükreden, iyiliğe karşı nâzikâne davranan.
Resim---Zevce : Kadın eş. Nikâhlı kadın, eş.
Resim---Grift : Karmaşık, çözümü zor.
Resim---Zihniyet : Düşünce. Düşünce yolu. * Anlayış. * Kafa.
Resim---Fâni : Muvakkat, kaybolan, gelip geçici, devamlı olmayan, misâfir.
Resim---Ebediyet : Sonla ilgili olan. Gelecek .
Resim---İnkıraz : Sönme. Zeval bulma.
Resim---Bedbaht : f. Bahtsız, tâlihsiz, bahtı kara.
Resim---Cehd : Fazla çalışma. Güç ve kuvvetini sarfetme. İnsanın nefsine hâkim olması. * Azim, gayret, fedâkârlık.* Takat.
Resim---Ferdî : (Ferdiye) Tek şey, bir tek. * Fertle ilgisi olan.
Resim---Mâcerâ : Olup geçen şey. Baştan geçen hâdise.
Resim---Şahsî : Şahsa mahsus, şahsa âit, dâir. Kişi ile, şahıs ile alâkalı.
Resim---Muammâ : (Amâ. dan) Anlaşılmaz iş. Karışık şey. Bilinmeyen hâl.
Resim---Esrar : (Sırr. C.) Sırrlar. Gizli hikmetler ve mânalar. Bilinmeyen şeyler. * Keyif veren zehir. Uyuşturucu madde. * Elinde ve el ayasında olan hatlar.
Resim---Terkib : Birkaç şeyin berâber olması. Birkaç şeyin karıştırılması ile meydana getirilmek. * Birbirine karıştırılmış maddeler.
Resim---Muhterem : Hürmet görmüş. İhtiram olunmuş. Kıymetli ve şerefli kimse.
Resim---Meziyyet : İyilik. İyi ve sâlih hareket ve faaliyet.
Resim---Husûsiyet : Ahbaplık, tanışıklık, yakınlık. * Husûsîlik.
Resim---Nesil : Nesl. Soy, sop. Zürriyet, döl, kuşak. * Halk. * Çocuk hâsıl etmek. * Kıl yolmak. * Mumsuz, süzme bal.
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

Resim

2. SU

İmân Sâhibi olan =>ALLAH ile Peygamber arasındadır...
İnsan ile ALLAH arasında ise =>“SU” vardır.
Bu lakırdıları unutma!.. Ve bu kitabı öyle oku!..
Mutahhar Ruhu, Nûr âleminin semâlarında dolaşan Resûl’e ve O’na inananlara selâm ederiz...
Her şeyi SU'dan Halk eden ALLAH’a hamd olsun...


“Biz her şeyi "SU"dan yarattık...”
Ni'metlerden konuşmak ALLAH’a şükretmekdir...

BİZ o'na şah damarından daha yakınız...”
Burada “o'na” kime?. Düşün hele!.

BİZ size çok yakınız, fakat bunu göremezsiniz...”
“BU” kimdir, nedir?. Bir düşün hele...

“Cennet’in altından ırmaklar akar...”
“Biz semâdan mübarek SU indirdik...”

(ALLAH)



Resim

Resim---Mutahhar .: Temiz. Pâk. Kudsi, pâklanmış. Tâhir kılınmış. Mübârek. * Peygamberimizin (aleyhisselâm) bir İsmi.

Resim

أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ
Resim---“E ve lem yerallezine keferu enne's- semavati ve'l- erda kaneta ratkan fe fetaknahüma ve cealna mine'l- mai külle şey'in hayy e fe la yü'minun.: İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken BİZİM, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi SU'dan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?.”(Enbiyâ 21/30)

وَاللّٰهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِنْ مَاءٍ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشٖى عَلٰى بَطْنِهٖ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشٖى عَلٰى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشٖى عَلٰى اَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
Resim---Vallahu haleke kulle dabbetim mim ma', fe minhum mey yemşi ala batnih, ve minhum mey yemşi ala ricleyn, ve minhum mey yemşi ala erba', yahlukullahu ma yeşa', innellahe ala kulli şey'in kadîr.:ALLAH, bütün canlıları SUdan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. ALLAH, dilediğini yaratır. Çünkü ALLAH, her şeye hakkıyla gücü yetendir.'' (NÛR 24/45)

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve le kad halakne'l- insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh ve nahnu akrabu ileyhi min habli'l- verid : Andolsun, insanı BİZ yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve BİZ ona şah damarından daha yakınız.”(Kaf 50/16)

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَكِن لَّا تُبْصِرُونَ
Resim---“Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lakin la tubsirune. : BİZ o'na sizden daha yakınız, ama göremezsiniz”(Vâkıa 56/85)

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ
Resim---“İnnelleziyne amenu ve 'amilussalihati lehüm cennatün tecriy min tahtihel'enharü zalikelfevzülkebiyrü : İman edip sâlih ameller işleyenlere ise, altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.”
(Bürûc 85/11)

وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء مُّبَارَكًا فَأَنبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ
Resim---“Ve nezzelna mines semai maem mubaraken fe embetna bihi cennativ ve habbel hasiyd : Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik.”
(Kaf 50/9)
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

Resim

3. EY MUHTEREM OKUYUCU!..

BU KİTABTA Kİ CÜMLELER SENİN İÇ ÂLEMİNE ÂİT CÜMLELERDİR..

OKU!. DÜŞÜN!.
HİTAP EDİLEN KİŞİ SENSİN,
KENDİNİ BULMAYA ÇALIŞ!.

İNSANI =>İNSAN =>İNSAN YAPAR!.

BU KİTAB =>BU CÜMLENİN İÇ ÂLEMİNİN AÇIKLAMASIDIR..
KENDİNİ BULMAYA ÇALIŞ!..

ŞEREF AMCA...
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »


4. "Efendim'e..."

Resim M.D.
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

Resim
5. ALLAH DOStU DER ...

"Buradaki DOSt =>ALLAH’ın seçtiği DOSt değildir..
=>DOSt olarak yalnız ALLAH’ı seçmiş manasına gelen DOSt’tur..
ALLAH’ın seçtiği DOSt’un =>bu DOSt =>ayağının altını öper...



Resim

يَا وَيْلَتٰى لَيْتَنٖى لَمْ اَتَّخِذْ فُلَانًا خَلٖيلًا
Resim---"Ya veyleta leyteni lem ettehiz fulanen halila.:“Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!” (Furkân 25/28)

اَلَمْ تَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِىٍّ وَلَا نَصٖيرٍ
Resim---"Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.'' (Bakara 2/107)

وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِاَعْدَائِكُمْ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَلِيًّا وَكَفٰى بِاللّٰهِ نَصٖيرًا
Resim---"Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve yardımcı olarak da Allah yeter.'' (Nisâ 4/45)

وَمَنْ يَتَوَلَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا فَاِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ
Resim---"Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir.'' (Mâide 5/56)

اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖ اَوْلِيَاءَ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِىُّ وَهُوَ يُحْيِ الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
Resim---"Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Oysa asıl dost Allah'tır. Ölüleri diriltecek olan da O'dur. O'nun her şeye gücü yeter.'' (Şûrâ 42/9)


Resim

Fasil.:: TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBÂB-ı NÜZULE DAİR
Konu.: Furkân Sûresi
Ravi.: İbnu Abbas
Hadis.: "O gün zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberlerle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene, keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kur`an`dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der" (Furkân 25/27-30) mealindeki âyet hakkında şu açıklamayı yaptı.: "Âyette zikri geçen zalim Ukbe İbnu Ebi Muayt`tır. Zikri geçen dost (halil) da Ümeyye İbnu Haleftir. dostum Übeyy olduğu da söylenmiştir. (Ayetin inişi bunlarla ilgilidir). Şöyle ki: Ukbe bir yemek hazırlayarak Kureyş`in eşrafını davet eder. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem de onların arasındadır. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Ukbe kelime-i tevhidi söylemedikçe, yemekten almayacağım" söyledi. Ukbe bu isteği yerine getirdi. Bunun üzerine dostu olan Ümeyye İbnu Halef veya Übeyy ona gelerek: "Sabii mi oldun?" dedi. Ukbe: "Hayır, ancak yemek yemeden evimden ayrılmasından utandım" diye cevap verdi. Übeyy: "Öyleyse, gidip onun yüzüne tükürmezsen ben de senden razı olmayacağım!" dedi. Ukbe, bu talebe müsbet cevap vererek, isteneni yaptı. Ceza olarak Bedir günü yakalanıp idam edildi..
Bu rivâyetin kaynağı asılda gösterilmemiştir. Ancak rivayeti mana olarak, Taberi Tefsir`inde (18, 6), İbnu Abbas rivayeti olarak kaydeder. Ayrıca, El-Vahidi, Esbabı`n-Nüzul`da (s. 191); Suyüti, ed-Dürrül-Mensur`da (5, 68) kaydetmiştir.
HadisNo.: 724
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

Resim

6. ÖN SÖZ

Ön sözümüz yok...
Kitabı, SUsamış okuyanın anlayışına bırakıyoruz...
O kadar işte...
Ön sözümüz bu...
Bugünün İnsÂNnın en bilmediği şey kendisidir.
İnsanlık, inanmamak devrinin tam kemâlindedir.
Akıl hastalığı bu gün eski önemini kaybetmiştir.
Çünkü akıl hastası olmayan bu gün cemiyette yok gibidir.
Buradaki akıl hastası "deli" demek değildir.
İnsÂNlar bu gün makinanın şuursuz hareketlerine buhar temin eden kömür vazifesini görüyor.

İnsÂNı =>“İnsÂN” =>İnsÂNıyapar...
Asrımızda dünyayı arayan çok... Âhireti arayan çok az...HAKk’ı arayan azdan daha az...
Dünyada hiçbir prensibe bağlı olmayanlar rahat eder. Onlar da, hiçbir dine söz vermeyenlerdir. Yer onlar gibi çoğunu yuttu..
Rüzgâr, onlar gibi nicelerinin külünü savurdu. Şimdi arasan onlardan bir iz bile bulamazsın....
Onun için dışını değil içini süslemeğe çalış!..
ALLAH’tan bir ÂN olsun uzak kalma!..
Resûl-ü Ekrem’den bağını koparma!..
Efendiğini kaybetme!..
Haramdan, içkiden, kumardan uzak dur...
Sabır ve kanaat hasletlerini kuvvetlendir...
Hiddet etme, öfkelenme!.. Sâkin ol!..
ALLAH’ın meşgul olduğu ve azîz eylediği bir kulu, ne Cin tâifesi, ne yırtıcı hayvan, ne de zâlim korkutamaz. Bunu unutma!..
Böyle kul, toprağa verildiği zaman, ne yer haşeresi, ne çiyan cesedine yanaşamaz. Korkudan değil!.. Edebten...
Toprak bile "kendine temiz döndü" diye ona kıyam eder. O kabre Nûr iner...
Böyle kimselerden; ne denizdeki balık, ne havadaki kuş kaçar. Sokulur yanına kırk yıllık dostmuş gibi.
Böyle İnsÂN var mıdır diye düşünme... Dünyada herkes gaflette değildir...
Gönlü, kalbi Nûr-u Resûlullah ile dolu İnsÂNlar eksik değildir bu kubbe altında...
Gül kokan bir cesed, Semâlar kadar temiz bir Rûh,
Büyük nehirler gibi çoşkun iç âlemleri olanlara, başını secdeye koyanlara söylüyoruz...
Şişmeyi semizlik sananlara sözümüz yok!..
Buyurun kitabı okuyun!..

Dünyanız mâmur, SU kadar azîz olun!..


Resim

Resim---Kemâl.: Kâmillik, olgunluk. Olgunlaşma. Erginlik. Bütün güzel sıfatlarla muttasıf olmak. Fazilet. * Değer, baha. * Fazlalık. * Sıdk ile yapılan güzel iş.
Resim---Cemiyet.: Topluluk, birlik. Hey'et. * Bir yere cem' olma. * Mânevi birlik teşkil eden cemaat.
Resim---Cin.: Bir cins ateşten yaratılmış olup, dünyanın İnsÂNdan sonra en mühim sekenesidir. Akıl ve şuur sâhibi olup pekçok şerr ve isyan yapabildikleri gibi "Peygamberlerin ve semâvî kitabların irşadlarıyla" İnsÂNa yetişememekle beraber terakki edip yüksek kemâlatlara çıkabilen mahluktur. İnsÂNlar gibi dinin bir kısım emirlerini yapmakla ve bazı yasaklarından kaçınmakla yükümlüdürler. Kıyamet ve haşirden sonra cinlerden de dünya imtihanını kazananlar Cennet'e, kaybedenler Cehennem'e girecektir.
Resim---Haşere.: Yabani arı, böcek, akrep ve yılan gibi zararlı mahluk
Resim---Cesed.: Ten, gövde, vücud, beden. Ruhsuz vücud.
Resim---Semiz.: t. Eti, yağı bol. Besili.
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

Resim
Resim

ARAPÇASI.:

Resim

TÜRKÇESİ.:

ALLAHümmec'a'l- salavâteke ve rahmeteke ve berekâtike alâ seyyidi'l- mürselîn. Resim Ve imâmmi'l- müttakîn. Resim Ve hâtemi'n- nebîyyîne MuhaMMedin Abdike ve Resûlike. Resim Ve imâmi'l- Hayri ve Kâidi'l- Hayri ve Resûli2r- Rahmeti . Resim ALLAHümmeb'ashu'l- Makame'l- MahMuddenillezi yâgbituhu bihi'l- Evvelûne vel Âhirun.. Yâ RABBe'l- Âlemîn.


MÂNÂSI.:
"ALLAH'ım! Resûllerin Efendisine, muttakîlerin (takvâ ehli) İmâmına, Peygamberlerin sonuncusuna, Efendimiz, Kulun, Resûlün MuhaMMed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e, hayırların İmâmına, hayırların Önderine (liderine, başkomutanına), Rahmet Peygamberine, salâvât kıl (getir), bereketini ve rahmetini ihsân eyle! (merhamet et!) ALLAH'ım!. Yâ RABBe'l- Âlemîn!. O'nu geçmiş ve gelecek nesillerin gıpta edeceği Makam-ı MahMud'a gönder!."


"Elhamdulillâhi RABBu'l-âlemîn "

ÂMİN!..


Resim

7. ALLAH ADAMI

ALLAH’ı ancak ALLAH Adamı gösterir...
Kâbe’nin içinde olan adam, yüzünü ne tarafa çevirse orası yine kıbledir.
Kâbeden uzak olan, Kâbeye dönmezse secdesi olmaz...
İçi ALLAH ile dolu olanın her tarafı doğrudur. O'nda yanlış olamaz!.
Karıncadan arkadaşın olsun... Karınca gibi gördüğün belki bir Ârif olur...
Niçin hor görüyorsun?.
Hor görene, hased edene söylüyorum;
Peki sen nesin?... Haydi göster kendini bakalım!..
O hâlde dinle Arslanım!. Bilmediklerini anlatıyorum...
Hor görme; Helâl gelenin hesabı vardır.. Çok zordur bu hesab...
Haram olanın cezâsı vardır.. Cezâ çekilir biter...
Hesabın sonu yoktur.. Dikkatli ol!..

İki mahkûm, hapishânenin demir parmaklıklı penceresinden dışarı baktılar...
Biri gökte yıldızları, Öteki yerde çamuru gördü...
Gökte yıldızlar geceleri görünür...
Yerdeki çamur gündüz görünür...
Dikkat buyurun burada gizli bir şey vardır.
Bunu hâlletmeye, anlamağa çalış!...
Kartallar yalnız uçar... Kargalar sürü hâlinde...
Bunda ki hikmeti çözmeğe çalış... Yalnız sabırla...
ALLAH’tan başkalarına şikâyetten nefsi men'etmek Sabırdır...
Ha...
Sabır hiylesi olmayanın hiylesidir.. Bunu da unutma!..


Resim

Resim---Kâbe .: (Kâbe) Dünyanın en Kudsi Ma'bedi. Beytullah, Beyt-ül Ma'mur, Beyt-ül Atik. Bütün mü'minlerin ibâdet esnâsında yöneldikleri merkez. Dört köşe olduğu için Kâbe denir. Bu mukaddes makamın etrafına Mescid-ül Haram ismi verilir. İçinde bir kısım olarak Makam-ı İbrahim mevcuddur. Burası İbrahim Aleyhisselâm'ın Kâbe'yi bina ederken, yahut insanları hacca davet ederken, üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Tavaf namazı burada kılınır. Kâbe'nin ilk inşası Hz. Âdem (A.S.) tarafından olduğuna dair rivayetler vardır. Bedahetle malûm olan ise; Sahih-i Buharî Tercümesine ve çok kıymetli delillere binaen İbrahim ve İsmail Aleyhisselâmlar inşa etmişlerdir. Bu husus âyet-i kerime ile de sâbittir. (Beyt-ül Muazzam'ın âmir-i inşası: Allah-ü Zülcelil; mübelliği ve mühendisi.: Cibril; ilk bânisi.: İbrahim Halil, muavini de İsmail olduğu en sahih rivayet olarak kabul edilmek icabeder... diye Sahih-i Buharî Tercümesinde Hâfız İbn-u Kesir'den nakledilmiştir.) Kâbe kıblegâhtır. Üzerine farz olan müslümanların, hacc zamanında gidip ziyaret etmeleri icabeden en mühim ve en büyük mabedimiz.
Resim---Kıble .: Kâbe-i Muazzamanın bulunduğu Mekke-i Mükerreme ciheti. Kıble tarafı, güney. * Cenubdan esen rüzgâr.
Resim---Hor.: f. Kıymetsiz, ehemmiyetsiz. Adi.
Resim---Hased .: Başkasının iyi hallerini veya zenginliğini istemeyip, kendisinin o hallere veya zenginliğe kavuşmasını istemek. Çekememezlik. Kıskançlık. Kıskanmak.
Resim---Nefs .: (Nefis) Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zatı olan, kendisi. * Göz. * Şehvet ve gadabın mebdei olan kuvve-i nefsaniye. Fıtri meyil, bedenin hissi istekleri. * Ruh, hayat, asıl. * Maya. * Hamiyet


Resim

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
Resim---İllellezîne amenu ve amilu's- salihati ve tevasav bi'l- hakki ve tevasav bi's- sabr.:Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).
(Asr 103/3)

وَجَاؤُ عَلٰى قَمٖيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْرًا فَصَبْرٌ جَمٖيلٌ وَاللّٰهُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُونَ
Resim---Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: «Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak ALLAH'dır.»
(Yûsuf 12/18)

فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمٖيلًا
Resim---O halde güzel bir sabır ile sabret.
(Meâdric 70/5)
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

SAĞOL SER-AY KARDEŞİM. ÂMİN ECMAİN İNŞAALLAH.

Resim

8. GÖNÜL SIRR - HAYY..

İnsanda zâhir olduğum gibi hiçbir şeyde zâhir olmadım...
(ALLAH)

İnsan, Gönül olduğu için ALLAH’ın sevgili mahlûku olmuştur.. Kâinat bunun için yaratıldı.
ALLAH da insan gönlünde, insan sesi şeklinde kelâmı ile tecelli etti.
O hâlde, bu bedende mukaddeslerin mukaddesi, İlâhi bir Lem’â var...
Vücud, beden bu NûR’un muhafazası...
Vücudunu temiz tut o hâlde.. İçini demiyorum.
ALLAH, insanın RûHu ile meşguldür. Cesedi ile değil...
RûH, cesedde muvakkat durduğu için cesede temizlik emrolunmuştur...


Benim meşgul olacağım şey, emrimden olan RûH’ladır...
Onun bulunduğu yeri temiz tut!
emri...

İbâdet, insanı bulunduğu hâlden başka bir hâle sokmaz... Değiştirmez... Var olan bir NûR’u ortaya çıkarır...
Sen içini süsle, sendeki gizli kokular dışarı vurur...
Sana senden yakın olan, “gıpta, hased, gıybet” perdelerinin altında gizlidir. Bu perdeleri yırt!.. Bu huyları kaldır kendinden...
Vücud =>bir Mâbeddir.. İçinde sana senden Yakın an var... NûN-u Resûlullah var.
Bunların arasında sen varsın... Ne makamda olduğunun farkında mısın?... Kıymetini bil!.. Kendini temiz tut!..
Gönül, ALLAH’ın ucunu tuttuğu bir merdivendir.
İnsan bir mekandır. Hiç aklından çıkarma!..
İnsan dünya mekânındadır. Amma, aslı Lâ mekândadır.
Ayna yalnız sûreti gösterir.. Gönlün sırrını göstermez.
KâMiL İNSÂNın yüzüne bak, O ALLAH AYNAsıdır.


Mü’min mü’minin aynasıdır buyurmuş Resûl-ü Ekrem...
Amma hangi mü’min?... İşte söylediğim Mü’min O...
Cenâb-ı ALLAH bir âyette insanı târif ediyor...

Ben insanın sırrıyım insan benim sırrım

Bu sırrı ortaya çıkarmak için insanı yarattı..Kendi sûretinde yarattı.
İlâhi Esmaların Vahdetten kesrete açılan menevişlerinin bir araya gelmesinden olduğu için "İlâhi Esmaların birleşmesinden dolayı kendi sûretimde yarattım" buyruluyor.. Esmaların toplanması insan şeklini almıştır.
Yâni Bâtından Zâhir oldu.. İnsan şeklinde...


Yûnus söyler ya.:
Ete kemiğe büründüm
Yûnus diye göründüm


GüL Tohumu'nun bâtınında, yeşil renk ve koku vardır.
GüL açtımı zâhir olur.. Tohum yok olur. Amma GüLde yine evvelki tek bâtın var...
İnsan da aynı... Yok iken var olduk.. İçindeki yok mu oldu?
Bunu niçin düşünmüyorsun?. Utanmak lâzım!..

Bu Mukaddes Muhafaza'nın içine “HAYy” ile yayıldı.
“NûR-u Resûl” ile “HAYy”ı donattı.
Ve cesedle bunların arasına Gönül denilen güzel nesneyi koydu.
Bir çok cihazlarla süsledi.
Göz, kulak, tad, koku, his uzuvlarıyla Esmâların Tecellî Menfezlerini açtı.
Buralardan harfsiz, sessiz, sözsüz, kelâmını sevk ederek konuştu.
Es Semi’ ile işitti ve işittirdi...
El Basîr ile gördü ve gördürttü...
İlââhir...

O hâlde Gönlün elinden tuttu. Bunun kademelerine Resûlleri oturttu.
Bunların hepsini muhtelif mâsiyetlerle gizledi.. Bu perdelerin arkasındakini göstermek istemedi siz bulun!..
Fakat bulmak yollarını öğretti!.
Gıbta, hased, tamah Hisleriyle; “Fazilet”, “Doğruluk”, “Adalet” Süslerinin önlerine engeller koydu.
Sabır verdi, teslimiyet verdi, irâde verdi.. Fakat bunların hepsini savaş hâlinde yekdiğerine zıdlarla getirdi...
Zıdları olanların arkasına da zıddı olmayanı gizledi...
O hâlde insanda; bunları görmek ve güzelliklerini bulacak “İlâhî Televizyonu” seyredecek bir pencere vardır.
İnsanın gözü aklı kadar görür.. Bu göz ALLAH’ın yarattıklarını görür.
İnsanın HAKk’a bakan gözleri açılırsa, o zaman her şey ortadan kalkar. HAKk’ı görmeğe başlar.
Her şeye karşı SEVgi, arzu, ihtiras, güzele, kadına, paraya, mal ve servete karşı SEVgi.. ASıL SEVginin muhtelif görünüşleridir.
Dünyaya ve yaratıklara aklı kadar bakan gözler bunları görür. İhtiras ve SEVgiye bağlanırlar.
Bunların hepsi HAKK’ı gören gözleri perdeler. O zaman, insanlara bu ŞERR şeklinde tecelli eder.
Aslında ne ŞERR vardır ne HARAM. Ne HeLâL... Bunlar, aklı kadar gören gözleri olan insanlara böyledir...
HAKk’ı gören gözleri işleyen bunlardan kurtulur...
O zaman ne HARAM vardır ne HeLâL;
Ne ŞERR vardır ne HAYR hepsi O’dur...


Ve ilâ Rabbike fergab.
Onlar mahzun da olmazlar dâimâ canlıdırlar

Bu işlere ne kadar bakarsan o kadar görünür.
RûH, Cesedde muvakkat durduğu için Cesede temizlik emrolunmuştur.
Dünyada tek bir mâbed var.. O da insan vücudu.. Hiçbir şey bundan mukaddes değildir.
İnsan bir mekândır, aslı “Lâ mekan”dır.
İnsanları sevmek ve tâzim etmek “beden” içindeki bu “habere” bir tâzimdir.
Elinizi insan vücuduna dokundurduğunuz zaman onu gökyüzüne dokundurmuş olursunuz.
Edebiyat yapmıyoruz, Belagat nûmunesi de vermek niyetinde değiliz...
Bütün kâinatı yaratan küçülerek insan vücuduna, şah damarlarından daha yakın olarak gizlenmiştir.
O’nun his ve idrâk mekanizması insanda mevcuddur.
Bu mâbedin hoparlöründen konuştu.. Bu kelâmı işte...


ALLAH Kelâmı...
BEN kulumla görürüm, BEN kulumla işitirim. BANA bir adım yanaşana on adım yanaşırım...

ALLAH, Kelâmından Resûl-u Ekrem’e düşünmek ruhsatını verdi.
ALLAH ilham etti, Resûl anladı ve konuştu.
Hadîs-i Kudsî bu...
Bunlardan RûH-u MuaLLâ ve Dimağ-ı Muazzamaları'nda husule gelen değişmeyen düşünceler mübarek ağızlardan kendi fikri ve kendi düşünceleri Rahmetenli'l- Âlemin Kanalı'ndan çıktı.
Bunlara da Hadîs-i şerîf diyoruz.
Ümmetlerde, bunların taklidî şekilde söyleme ve tatbik etmeleri bir nevi kelâm, Vahiy, ilham, düşünce ve fikre iştirâk ruhsatı demektir.
Onun için doğru söyle!. Gıbta etmeden, hased etmeden, yalana tevessül etmeden... Adaletten ayrılmadan!.
Dâimâ gönülden söyle!.. Gönülden söyleyenin vücudundaki şaibeler ortadan kalkmıştır. Vücudundaki şâibeleri irade, sabır ve ibâdet ile kaldıranlar da gönülden konuşurlar:
Birincisi Velîlerdir..
İkincisi Salih Kullardır.
Bunları taklide gidip gayret edenler de Hâlis Mü’minlerdir.
Bâzı büyük diye mırıldanmış kimselerin kurduğu ileri sürülen Nazariyat Küllîyâtı'ndan çıkan Mantıkî Lakırdılar insandaki inanç mekanizmasını sarsamaz...
İnsan; yüreğinde, kendinden daha yüksek olana hayranlık duygusundan daha NECîB bir duygu yaşayamaz.
Şimdiye kadar beşer hayatında görülen en hayat verici tesir budur.. Din, inanış, işte bu temele dayanır...
Bu his, insanda İlâhî ve asîl olduğu zaman secdeye varır insanoğlu...
Bunu beşer nesline bildiren Resûl-ü Ekremdir.
Cesed, o hâlde GÖNLün gölgesinin gölgesinin gölgesinin gölgesidir demişlerdir...


Resim

Resim

Resim---Mahlûk .: Yaratılmış. Yoktan var edilmiş olan.
Resim---Kelâm .: Söz. Bir mânâyı ifâde eden, bir maksadı anlatan ifâde. * ALLAH'a mahsus bir sıfat. * Fık: ALLAH celle celâlihu Kelâm Sıfatını da hâizdir. Onun kelâmı harften ve savttan (sesden) münezzehtir, ezelîdir, ebedîdir. * Ist: Hikmet ve Mantık esaslarıyla ALLAH'ın (celle celâlihu) varlığı, birliği, İslâmiyetin doğruluğu ve hakkaniyetinden bahseden ilim. (Bak: İlm-i kelâm ve Kelâmullâh)
Resim---Tecellî : Görünme. Bilinme. * Kader. * ALLAH'ın (celle celâlihu) Lütfuna uğrama. * İlâhî Kudretin meydana çıkması, görünmesi. HAKk NÛRunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.
Resim---Mukaddes .: (Kuds. den) Takdis edilmiş olan. Temiz ve pâk. Noksan ve kusurdan müberra ve uzak olan. Her çeşit noksan, ayıp ve kusurlardan münezzeh ve uzak olan. Kudsî.
Resim---Lem’a .: (c.: Lemâat) Parlamak. Şimşek gibi çakmak. Güneş ve yıldız gibi parlamak.
Resim---NûR .: Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. * Kur'ân-ı Kerim. İman. İslâmiyet. Peygamber. * Zulmeti def eden, şule, ışık.
Resim---Makam .: Durulacak yer. * Rütbeli yer. * Câh. Mesned. Mansab. * Musikide usul. Tempo.
Resim---Mekân .: (Kevn. den) Yer. Durulan yer. Ev, hane, mesken. Mahal.
Resim---Lâmekân .: Mekansız âlem.
Resim---Sûret.: (c.: Sur - Suver) Biçim, görünüş. * Kılık. Tarz. * Yol. Gidiş. Hal. * Tasvir. Dıştan görünen şekil.
Resim---Kâmil.: (Kemâl. den) Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemâl ve fazilet sâhibi. * Resul-i Ekrem'in de (aleyhisselâm) bir vasfıdır. * Yaşını başını almış, terbiyeli ve görgülü kimse. * Âlim, bilgin kişi.
Resim---Vahdet.: Birlik. Yalnızlık. Teklik. (Kesretin zıddıdır.)
Resim---Kesret .: Çokluk, sıklık. * Bir şeyin ekserisi ve muazzamı. Bolluk.
Resim---Meneviş .: Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık, hare.
Resim---Esmâ : Adlar. Nâmlar. İsimler.
Resim---Esmâü'l- Hüsnâ .: ALLAH'ın İsimleri. Cenab-ı HAKk'ın güzel isim ve sıfatları.
Resim---Bâtın .: İç, dâhilî. Gizli. İçyüz. Sırr, esrar. Künh ve zâtı itibarı ile gizli. (Zıddı: Zâhir'dir) (Bak: Batn)
Resim---Zâhir .: (Zuhur. dan) Görünen, âşikâr olan. Açık, belli, meydanda olan. * Görünüşe göre. * Şüphesiz. * Suret. Dış yüz. Görünüş. * Anlaşılan.
Resim---Gıbta .: İmrenme. Aynı iyi hâli isteme. Şiddetle başkasının güzel bir halinin kendisinde de olmasını arzu etme.
Resim---Tamah .: (Tımah - Tumuh) Bir şeye göz dikip bakma.
Resim---Fazilet.: Değer. Meziyet, iyilik, ilim ve iman, irfan itibarı ile olan yüksek derece. Dinî ve ahlâkî vazifelere riayet derecesi. Fazl ve hüner cihetiyle olan yüksek derece. Bir şeyin başka şeylerden cemâl ve kemâl ve fayda cihetiyle üstünlüğü, müreccah olmasına sebep olan keyfiyet.
Resim---Teslimiyet .: Kendini ALLAH'a veya başka birinin iradesine terketmek, boyun eğmek.
Resim---Muhtelif .: Çeşitli. Bir türlü olmayan. Birbirine uymayan.
Resim---Muvakkat .: Vakitli. Geçici. Fâni. Devamlı olmayan.
Resim---Mâbed .: (Mâbet) (İsm-i mekân) İbadet edilen yer. (Mescid, câmi gibi)
Resim---Muallâ .: Yüksek, yüce, âli. Makamı ve rütbesi yüksek.
Resim---Dimağ .: Beyin. Kafanın içi. (Bak: Kalb)
Resim---Muazzam .: Büyük, iri, cesim, mükerrem, mübeccel, koskoca.
Resim---Rahmetenli’l- âlemin : Bütün âlemlere rahmet olan Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm.
Resim---Taklidî .: Taklide ait. Sathî. * Delil ve sened istemeden kabul edilen.
Resim---Nev’ .: Çeşit, sınıf, cins.
Resim---Vahiy .: Bir fikrin, bir hakikatın veya emrin ALLAH (celle celâlihu) tarafından Peygambere bildirilmesi.
Resim---İlham .: ALLAH tarafından kalbe gelen mânâ.
Resim---Tevessül .: ALLAH'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek. * Sarılmak. * Baş vurmak. * İnanmak. * Sebeb tutmak.
Resim---Şaibe : Leke, kir. * Süprüntü. Pislik. * Kusur. Noksan. Hata. Eksiklik.
Resim---Nazariyyat .: (Nazariye. c.) Görüşler. Düşünceler. Doğruluğu isbat edilmemiş ilmi görüşler.
Resim---Küllîyât .: (Külliyet. c.) Bütün. Hepsi. Hepsi birden. * Bir müellifin bütün eserleri.
Resim---Mekanizma .: Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi, sistem, düzenek. Organların işleyiş biçimi: "İnsan vücudunun mekanizması."
Resim---Âsil .: Esas. Yedek olmayan. * Köklü. * Edebli, soylu. * Fık: Muamelâtta kendi nâmına hareket eden.
Resim---Beşer .: (Beşere) İnsan derisinin dış yüzleri. * İnsan. Âdem

Resim

Resim

فَإِذَا فَرَغْتَ فَانصَبْ
وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ

Resim---“Feiza ferağte fensab. Ve ila rabbike ferğab.: Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” (İnşirah 94/7-8)[/b]

Resim

Resim

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “EL MÜ’MİNÜ, MİR’ÂTÜL MÜ’MİN: Mü’min mü’minin aynasıdır” buyurmuştur.
(Ebu Davud, K. Edeb, Bab fi’n-nasihat, hadis 4918)

ResimResim---Hadis-i Kudsî: “Ben insanın sırrıyım, sırrım onun sırrındadır".
(Ruhu'l-Beyan tefsiri c.3.s.8. (Beyrut))

ResimResim---Kudsî HadisteALLAHu TeâLâ şöyle buyuruyor: "Kulum Bana kendisine farz kıldığım amellerden daha sevimli bir amelle yaklaşamaz. Kulum nafile amellerle de yaklaşmaya devam ederse Ben onu severim. Onu sevdiğim zaman da onun duyan kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Ben’den bir şey istediğinde verir, Bana sığındığında korurum."(Buhârî, Rikâk, 38; İbn Mâce, Fiten, 16; Begavî, Şerhu’s-Sünne, 1/142.)
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 1013
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00

Re: Münir DERMAN (k.s) ALLAH Dostu Der ki; SU-Cilt I

Mesaj gönderen Ahmed »

Resim
9.İLÂHÎ AHENK - GÜZEL ve ÇİRKİN RIZK ve AHD

ALLAH dostları İlâhî Edeble süslüdürler. İnsan yapısının irilik ve ufaklığı kendi sıfatından bir şey kaybettirmez.
Bu, devenin iğne deliğinden geçmesine benzer. Bu imkânsızdır. Ne deveyi küçültebiliriz, ne de iğne deliğini büyültebiliriz.
Bunun aksini kabul edersek, deve develiğinden kaybeder. İğne de iğneliğinden çıkmış olur. Fakat kudret iğne deliğinden geçecek bir deve yaratabilir...
At, boğa dört ayaklıdır. İlâhî icâb, ahenk böyledir. Ata dizgini, boğaya halkayı takan insandır.
Balık tutulduğu zaman ağ unutulur... Hayat sizin değildir.
Kâinat âhenginin bir parçacığıdır. Âhengi bilselerdi, insan oğlu bu ahengi yıkamazdı.
Bu öyle bir noktadır ki târif olunamaz. Burada sözler bir işe yaramaz.
Bilinen bir şey var. İnsanların İlâhî bir âhenk, kanun ile idare edildiğidir...
Kâinatta her şey yaradılış süsü ve işleme nizamı ile insanlara güzel ve çirkin görünür, hayır ve şerr şeklinde tecelli eder.
Halbuki kâinatta hiç bir şey mânâsız, eksik ve çirkin değildir. HAKk TeâLâ hepsini nokansız ve güzel yaratmıştır.
Bizim HAKk’a yakınlık derecemize göre, çirkin veya fena şekilde görünür. Fena ve çirkin görünen her şeyde bir güzellik, bir hikmet ve HAKk’ın bir tecellisi gizlidir. Onu görmeğe gayret edilmelidir ki bu mümkündür.

Resûl-ü Ekrem bir gün Mekke-i Mükerremede Sahabeleriyle giderken yolda bir köpek lâşesi görürler.
Sıcaktan lâşe kokmuş, teaffün etmiştir.
Hazreti Ebu Bekir.: Yâ Resûl-u ALLAH bu taraftan teşrif edin!.” diye Resûl-ü Ekremin önüne geçmiş.
Resûl-ü Ekrem âsalarını uzatarak .:
Ya Ömer bak ne kadar güzel dişleri var!. buyurmuştur.
O kokmuş lâşede bile HAKk’ın Kudretini görmüş ve kokuyu duymamışlardır. Güzel dişleri işâret buyurmuşlardır.
Bir yaratıktan bir parça ayırsanız o bambaşka görünür insanoğluna.
Meselâ: Fırat, Dicle, Seyhan, Ceyhan, Ganj, Nil nehirlerini kaldırınız. Pınarları kaldırın Anadolu’dan... Ortaya bir çöl çıkar..
İnancı kaldırınız insandan. Geriye yağ, et, kemik, sinir ve ilik kalır.
Bu insan değildir!. Bunun yağından mum, etinden pirzola olmaz.. Utanç verecek bir yığın kalır ortada...
Mânevî bakımdan yoksun kafalarla dolu cemiyet...
Hiç olmazsa Kudret âlemine cehâlet ayağıyla vurmayınız.
Siyahla olduğunuz zaman beyazı unutmayınız...
Her fena veya çirkin gibi görünen eşyâ ve yaratığın altında bir güzellik gizlidir. Onu görmeğe gayret ediniz...
Şunu kat’iyyen unutmayınız: Cenâb-ı HAKk insanı kendisi için yaratmıştır.
O hâlde emirlerine insanın uyması lâzımdır. Mal O'nun, rızk O'nun, cesed O'nun. Ruh O'nun, akıl ve irade O'nun...
O hâlde... Bunları sana muvakkat bir zaman için verdi. Emanete hıyanet etme!...
HAKK’a her şeyi bağlama... Nefsine bağla!..
Âdem Cennet’ ten çıkarıldı. HAKk’ın emriyledir bu...
Bu çıkarılışı Âdem gizledi. HAKk’a isnad etmedi nefsine isnad etti. Ve HAKk Âdemi af ve mağfiret etti...

Hazreti Musâ bir gün kırda giderken;
Bir doğan güvercini kovalıyormuş.
Güvercin Hazreti Musânın omzuna konmuş .: Ya Musâ beni koru!” diye feryat etmiş.
Doğan .: Yâ Musâ rızkımı alma ver!.” demiş...
Musâ bıçağını çıkararak, Doğana .:
Baldırımdan kesip vereyim güvercine dokunma! demiş.
Bıçağını baldırına vuracağı zaman doğan ve güvercin hemen .: Ya Muâa dur; Biz HAKkın elçisiyiz seni denemeğe geldik.Ahdine sadık sözüne emin olup olmadığını imtihan için gönderildik demişlerdir.
Bu küçük satırlardaki bu hâdiseyi çok düşün!.. Ve HAKk’tan ayrılma, ne olur!..
Kâinattaki nizam ve işleme; canlı, cansız, nebat, hayvan, mâden hep bu ahde sadıktır. Bakarsan görürsün!.


Resim

Resim

Resim---Ahenk : Uyum. Uyuşma, anlaşma
Resim---Şerr : Kötü iş, kötülük. Fenâlık. * Kavga. * Allaha isyan, emirlerine uymama, muhalif hareket etme. * Fenâ adam, fenâlık yapan adam, kötü adam. * Daha kötü, en kötü.
Resim---Hayr : Hayır. Meşru iş. Faydalı, nurlu ve sevablı amel. Halkın rağbet ettiği akıl, ilim. İbadet, adalet, ihsan, mal gibi nimet. (Bak: Hayrat)
Resim---Hikmet : İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakîmlik. Eşyanın ahvâlinden, hârici ve bâtini keyfiyetlerinden bahseden ilim.
Resim---Kat’iyyen : Kat'i ve kesin olarak. * Aslâ, hiçbir zaman.
Resim---Rızk : Yiyip içecek şey. Maddi mânevi ihtiyaca lâzım nimet. Allah'ın herkese lütuf ve kısmet ettiği ve bekaya sebeb olan nimet.
Resim---İrade : İstek, arzu. Dilemek. Emir. Ferman. * Bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.
Resim---Muvakkat : Vakitli. Geçici. Fâni. Devamlı olmayan.
Resim---Emanet : Eminlik. İstikamet üzere bulunmak. * Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey. * Başkasının hukuku emniyet edilip, inanılabilen.
Resim---Hıyanet : Hâinlik. Vefasızlık. İtimadı kötüye kullanmak. Sözünde durmayıp oyun etmek.


Resim

اِنَّ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ فٖى سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذٰلِكَ نَجْزِى الْمُجْرِمٖينَ
Resim---İnnellezine kezzebu bi ayatina vestekberu anha la tufettehu lehum ebvabus semai ve la yedhulunel cennete hatta yelicel cemelu fi semmil hiyad, ve kezalike neczil mucrimîn.:Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.''
(A'RAF suresi 40. ayet) (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

Resim

Fasil : KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ
Konu : Cennet Ve Cehennem
Ravi : Enes
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sidretü`l-Münteha`ya çıkarıldım. Orada dört nehir gördüm: İki nehir zahirdi, iki nehir de batın. Zahir olan iki nehir Nil ve Fırat nehirleriydi. Batın olanlarda cennetin iki nehri idi."
HadisNo : 5109



Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Yeryüzünde Faziletli Yerler
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav)`ı işittim. Buyurmuştu ki: "Allah Teala Hazretleri, Mescidu`l-Aşşar`dan, kıyamet günü bir kısım şehidleri ba`s eder (yeniden diriltir) ki, Bedir şehidleriyle sadece onlar kalkar." [Ebu Davud der ki; "Mescidu`l-Aşşar, Übülle`de (Fırat) nehrinin hemen yanındaki mesciddir."]
HadisNo : 4635


Fasil : FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ
Konu : Zamanla Vukua Gelecek Fitne Ve Hevalar
Ravi : Ebu Bekr
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ümmetimden bir kısım insanlar Dicle denen bir nehir yanında, Basra denen geniş bir düzlüğe inerler. Nehrin üzerinde bir köprü vardır. Oranın halkı (kısa zamanda) çoğalır ve muhacirlerin (Müslümanların) beldelerinden biri olur. Ahir zamanda geniş yüzlü, küçük gözlü olan Beni Kantura gelip nehir kenarına inerler. Bundan böyle (Basra) halkı üç fırkaya ayrılır: Bir fırka sığır ve kır develerinin peşlerine takılıp (kır ve ziraat hayatına dönerler, bunlar) helak olurlar. Bir fırka nefislerini(n kurtuluşunu esas) alırlar (ve Beni Kantura ile sulh yolunu) tutarlar. Böylece bunlar küfre düşerler. Bir fırka da çocuklarını geride bırakıp onlarla savaşırlar, işte bunlar şehit olurlar."
HadisNo : 4768
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Cevapla

“► Münir Derman(k.s) Eserleri” sayfasına dön