islam kadın ilmihali

Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

rüzgargülü yazdı:185


4 Çocukların elbiselerine mayi boncuklar, nazarlıklar, iğde çekirdek
leri, kaplumbağa v.s. takmak, evlere, binaların girişlerine ayakkabı, at
nalı, at kafası, arabalara çeşitli muskalar asmak, kurşun dökmek, tütsü
yapmak, ceplere sanmsak koymak v.s, şeyler hep bâtıl inanışlardır.

♦ Ölünün 40. cı, veya 52. nci gecesinde helva dağıtmak,

♦ Kabristanda definden sonra şeker dağıtmak,

♦ Ay ve güneş tutulduğunda teneke çalmak,

♦ Kaybolmuş malı bulmak için sihir ve büyücüye gitmek bâtıl ve ha¬
ramdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadislerinde: "Gaybden ha¬
ber vermeye kalkışan kâhin, arrâf, büyücü ve falcılara gidip,
onun dediğini doğrulayan kişi, Muhammed’e gönderilen
(Kur'an'ı) inkar etmiş olur" buyurmaktadır.

4 Gelecek hakkında gaybı bildiklerini söyleyen ve bunlara inananlar,
İslâm'dan uzaktırlar. (237), îman ve nikâh tazelemeleri gerekir.

Ömer HAYYAM cahil müslümanlan ne güzel tarif etmiştir:

“Bir elde kadeh, bir elde Kur'ân,

Bir helaldir işimiz bir haram,

Şu yarım yamalak dünyada,

Ne tam kafiriz, ne tam Müslüman!"

4 Ölülere kurban kesmek ve yardım beklemek,

4 Büyükleri karşılamak için seyahat için v. s. kurban kesip kanını
sürmek cahilliğe âdetidir.

4 Falan yeri ziyaret eden yan hacı olur sözü tehlikelidir, inanan küfre
girer, {Haccdan başka yere inanan).

4 Ölü evinin, gelenlere yemek yedirmesi bidattir.

4 Mezar taşlanna resim yaptırmak bidattir.

4 Kapalı bir odada bir erkekle yabancı bir kadının yalnız kalması gü¬
nahtır. Zaruret anında kapı açık olmalıdır. Daha geniş bilgi bu kitabın ni¬
kah bölümünde "Halvet" konusunda işlenecektir.


(237)Kuran- 1 Kerim, Loknar;34




186


kadın ilmihali


Kadının Kabir Ziyareti Caiz inidir?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), İslâm'ın ilk günlerinde hem erkek,
hem kadın için kabir ziyaretini yasaklamıştı. Çünkü birçok putperest, öl¬
müş ecdatlarının suretlerini tasvir edip onlara tapıyorlardı. İslâmiyet kuv¬
vetlenince Peygamberimiz (s.a.v.) kabir ziyâretine müsâade edip şöyle
buyurdu: "Sizi kabir ziyâretinden men etmiştim. Artık kabirleri
ziyâret ediniz, Çünkü size ahireti hatırlatır. " Bu itibarla ibret al¬
mak ve ölülere duâ etmek için kabir ziyareti erkekler için bilittifak caiz¬
dir. Fakat kadın için ihtilaflıdır. Bazı ulema Peygamberimizin (s.a.v.): ' Al¬
lah kabir ziyâretine giden kadınlan la’netlemiştir” hadisine dayanarak ka¬
dının kabir ziyaretini caiz görmemiştir. Cumhûru ulemaya göre ise, ka¬
dın İslâm'a göre ziyâretini edâ ederse yani erkeklere karışmaz, gürültü
yapmaz ve tesettüre riâyet ederse onun da ziyareti sünnettir. Çünkü o
da erkek gibi ibret almağa muhtaçtır. Kadınların ziyaretini men'eden ha¬
disler, İslâm'ın ilk günlerinde vârid olmuştur. Yâni erkekler dahil herkes
için yasak olduğu zamanlarda Peygamber (s.a.v.) bunlan söylemişti.

Abdullah bin Ebî Melike diyor ki: Bir gün Hz. Aışe (r. anhâ) kabris¬
tan ziyâretinden döndü. Bunun üzerine kendisine: "Ey müminlerin an¬
nesi nereden geliyorsun?" dedi. Hz. Aişe (r. anhâ):

-Kardeşim Abdurrahman'ın kabrini ziyâret etmekten geliyorum.

-Peygamber (s.a.v.) kabirleri ziyâret etmekten men etmemiş miydi?

-Evet men etmişti. Sonra onu serbest bıraktı. Yine Peygamber
(s.a.v.) oğlunun kabri üzerine ağlayan bir kadının yanından geçti ve "Al-
lah'dan kork ve sabret!" dedi. Fakat onu men etmedi/'

Buna benzer çok hadis vardır. (238).

Kabir Ziyareti Âdabı ve ölüden Yardım İstemek:

Kabir ziyaretine izin verilen ziyaretçi, önce kabre: "es-selâmü aley-
küm! Ey mü'minler yurdunun topluluğu. Biz de inşaallah size
kavuşacağız. Allah size de bize de afiyet versin” diye selam verir.
Sonra kabrin ayak tarafında ayakta olarak durur ve Kur'an okuyarak, Al¬
lah'tan, sevabını ona ulaştırmasını diler, onun için de, kendisi için de, bü¬
tün müminler için de bağışlanma diler.

r-


(238) Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, îst îlirn Y. C: 1 S: 71


uysal yayınevi


187


Elmalıh Merhum Tefsirinde; Allah Rasulü'nün kabir ziyareti öğretisin^
de ve fıkıh kitaplarının bu konudaki açıklamalarında "ölülerden birşey is¬
temek, yetiş ya fülan, gibi imdat dilemek yoktur, sadece selam vardır. Al¬
lah için halka yardım etmek güzel, Övgüye değer ve istenen bir iş olmak¬
la beraber, halktan istemek, yerilen nahoş bîr davranıştır. Dirilerden is¬
tenmesi caiz olmayan şeyleri ölülerden istemenin hiç yakışmayacağı da
son derece açıktır" der. (239). Birçok İslam alimi, ölülerden birşey isteme¬
nin küfür ve şirk olduğunu söyler. Çünkü Allah bize "Fatiha Suresfnde,
günde en az onyedi defa; "ancak Senden yardım isteriz" dedirtir ve bu
antlaşmayı sürekli her namazda yeniletir, Artık insanın Ondan başkasın¬
dan birşey istemesi, günde onyedi, ya da kırk kez verdiği sözde durma¬
ması anlamına gelir. Başkasından yardım isteme meselesi bu kadar
önemli olduğu için, Allah onu bu derece çok tekrar ettirmektedir.

Artık, evlenemedıği, çocuğu olmadığı, ya da yaşamadığı, kocasıyla
geçinemedıği v.s. şeyler için, orada buradaki türbelere giden, Hnstiyan
âdetlerine uyarak, mum yakan, çaput bağlayan, şeker dağıtan, mürüvvet
arayan zavallılara acımaktan başka birşey yapamadığımız için, dövün¬
mek gerekir. Şahsen ben onların, varsa, imanlarıyla beraber bu yolda
paralannı da yitirdiklerine ve dertlerine dert katmış olarak döndüklerine
inamnm. Hacıbayram, Eyüp Sultan, Şehzâdebaşı, Telli baba, şu baba,
bu baba, falanca dede türbelerine gidenler, cahil ve biçâre insanların,
putların önünde secde eder gibi yakarışlarını ve bu cahil bırakılmış duy¬
gulan istismar eden bir sürü inanç simsarını ibretle göreceklerdir,

Ancak bu büyük zatlara, bir insan çerçevesi içerisinde olan sevgi ve
saygısından Ötürü, onları ziyaret edip, bir fatiha ile de olsa bir hediye
gönderenleri, râbıtai mevti duygulu bir şekilde yapanlan, öbürlerinden
ayırmak gerekir. Peygamberimiz, "Lezzetleri parça parça eden ölümü
çok anın!" buyurur. (240).

Az önce süzünü ettiğimiz maksatlarla türbeleri ziyaret edenlere şunu
tavsiye edebiliriz: Eğer, Allah'ın bir nimeti olarak İslam'ın önem verdiği
tıbbın çâre bulamayacağı bir derdiniz varsa, uzun süre helal nzıkta bes¬
lendikten sonra, gecelerin son üçte birinde kalk, abdest al, iki rekat na¬
maz kıl, kıbleye dönerek, edep çerçevesi içerisinde Allah'tan, derdine ça-


(239) Hak Dini Kuran Dili Tefsm, Elmalık Hamdi Yazır İst. Eser Y. C:9 5:6051-6052
(24(1) Tirmizi, Kıyame;26, Zühd:4, Mesai, Cenaiz:3. İbn Mace, Cenaiz;54




188


kadın ilmihali


re iste, ağla, yalvar. Bir defa, on defa, yüz defa iste... İsteğinin mutlaka
duyulduğuna, kaydedildiğine, dilekçene mutlaka cevap verileceğine ke¬
sin inanarak iste. Bir gün kapıların açıldığını ve arzuna kavuştuğunu gö¬
receksin. Yine bu maksatla Ramazanları kaçırma. Hiçbir gece aksatılma¬
dan bir Ramazan boyunca yapılan nice duanın kabul edildiğini görmü¬
şüzdür. Çünkü böyle yapanın Kadir Gecesine isabet edeceği kesindir.
Ancak şu noktaları unutma: Duan kabul edilmedikçe Allah'a kırılma,
usanma, ısrar et ve kabul olunacağına kesin gözüyle bak. Allah duadaki
ısran sever, bununla övünür.

Kadınların Cenâze ile Birlikte Yürümeleri:

Caiz değildir, mekruhtur.

Kadtnlann ağıt yakmaları, mersiye okumalan, feryâdü figânlarla üstü¬
nü başını yırtıp ağlamalan da yasaktır, bunlar İslâm'dan önceki câhiliye
âdetleridir. Peygamberimiz (s.a.v.): "Ölü, üzerine yakınlarının (cahi-
liyedeki yasaklandığı gibi) ağlamasıyla azab görür" buyurmuş¬
tur. (241).

Müslümana yakışan; sabredip "tnnâ liltâhi ve innâ ileyhİ r&ciün"
(Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz) demesidir.

Siyahlar giyip, yas tutmak da câiz değildir. Bir kadın, ancak kocası
için 3 gün yas tutabilir. Fazlası câiz değildir.

Kadınların Taziyede Bulunması:

Kadınlar, taziyede bulunmak amacıyla ölenin kadın akrabalannın ya¬
nına gidebilirler. Taziyede fazla kalmamaları daha iyidir. Kadınlann ya¬
bana bir evde ölüyü taziye veya tebrik için toplanıp, açıktan (sesli) tev-
hîd, İlâhî söylemeleri mevlidi şerifi erkeklerin işiteceği bir şekilde yüksek
sesle okumaları bid'attır.

ölünün Haftası, Kırkıncı, Elliİkİncl... Gecesi:

Bu tür şeyler İslam'da bulunmayan ve İslam'ın canlı dönemlerinde
uygulanmayan bidat davranışlardır. Buna benzer bidatler, hep dînî haya¬
tın ve inançlann zayıflamasıyla ortaya çıkar ve iki şeyi ispata yarar: Bir;
demek ki insanlar inançsız yaşayamazlar. Eğer Allah'ın gönderdiği ger¬
çek dini öğrenip ona uymazlarsa, kendilerinin icat ettikleri saçma dinleri
uygularlar. İki; dini bütün ve Allah'ın gönderdiği dini bilinçle yaşayan in-


(241) Buharı, Cenaiz:,34, Müslim, Cenaiz:2, 16, 17. İbn Maca, Cenaiz:54



uysal yayınevi


189


sanlar, bu tür bid'atlara ihtiyaç duymazlar.

Ancak bazı işlerin ölüye yarar sağlayacağı ve bazı davranışlann seva¬
bının onlara ulaşacağı da bir gerçektir. Alimlerin çoğu mesela; ölen biri¬
si için verilen sadakanın, şartlarına uygun olarak okunan Kur'an-ı Ke-
rirriin, yapılan duaların sevaplarının ona ulaşacağını söylemişlerdir Fakat
ölenin mümin olarak gitmiş olması, bunun birinci şartıdır. Mü'min olarak
Ölmeyenler için yapılan bağış dileklerinin asla kabul olunmayacağını, Al¬
lah (c.c.) Kuranda Tevbe suresi, 80. ayetinde haber vermektedir

Böyle belirli gecelerde toplanıp ölen için birşeyler yapmaktansa, im¬
kan bulunulan herhangi bir zamanda onun ruhuna göndermek üzere
Kur’an okumak, onun için hayırlar yapmak, sadaka vermek gerekir.

Bâtıl İnanışlardan, Nazar Boncuğu Takmak

En son ve en mütekâmil din olan İSLAM’IN ŞER’Î KAYNAĞI; Kݬ
TAP (Kur'ân-ı Kerîm) ve SÜNNETdir. Sonradan bunlara İCMAI ÜM¬
MET ve KIYASI FUKAHA eklenmiştir. Bunlara EDİLLEl ŞERİYYE (Şer'i
deliller: Başvurulan kaynaklar) denilir Şayet her hangi din! bir mesele,
bir yol, bir fikir, bir görüş, bir yaşayış bu kaynaklara uymazsa "bâtıl" de¬
nilen tehlikenin içine sürüklenir.

İslâm dininin doğuşundan sonra Peygamber (s.a.v.) Efendimizin hûle-
fa-i râşidîn ve sahabei güzînin fam alemden ebedî aleme geçmesinden
sonra insanlar yavaş yavaş Hakk çizgisinden uzaklaşmaya, Hakk diye bir
takım yalan ve yanlışlara sarılmaya başlamışlardır Bilhassa içinde bulun¬
duğumuz bu asır bir bid'atler devri haline getirilmeye çalışılmıştır. İslâm
diye baktığımız bir şeyin, bir olayın incelemesini yaptığınız da altında
bid'at, sapıklık yatmaktadır. Tabii bunu yapanlar İslâm’ı yüzeyden ve ku¬
laktan dolma olarak bilenlerdir.

Bid'at İügatta: “sonradan meydana getirilen şeyler ve yeni işler de¬
mektir. Şer-i İstılahtaki manası ise şöyledir: “Peygamber Efendimizin
yaşamış oldukları asrı saadetten ne kavlen, ne fiilen, ne sarahaten ve ne
de işareten dini bir müsade manası olmayan İslâm dinindeki bütün fazla¬
lık ve noksanlıklardır.' 1

Akif merhum:

‘‘Evet, bütün beşerin hakk'ıdır bekâ emeli!

Fakat bu hakkı ne taştan, ne leşten istemeli" diyerek konuyu çok ve¬
ciz bir biçimde açıklıyor.



190


kadın ilmihali


Peygamberimiz (s.a.v.): "Allah hiçbir dert göndermemiş ki,
dermanını da göndermesin" (242) buyurmuş ve hastaların tedavi edil¬
mesini istemiştir. Yani hastanın doktor ve ilaç aracılığıyla şifa araması,
ama doktoru ve ilacı, etkinin kaynağı değil, sebebi olarak görmesi, esas
şifanın Allah'tan olduğunu bilmesi, Peygamberimizin emridir. Yine Pey¬
gamberimiz ilacın, neşterle ameliyatta, bal şerbetinde ve dağlamada bu¬
lunduğunu bildirmiş, (243) hiçbir hastaya nazarlık, ya da muska tavsiye et¬
memiştir. Çünkü bu tür işlerin özellikle cahiller tarafından yapılması, ço¬
ğu zaman Allah’a şirk, yani ortak koşma anlamı taşır. Çünkü nazarlık,
hamail, ya da muska takanlar, kötülüklere karşı onların etkili olabileceği¬
ni sanırlar, işte bu şirktir. Halbuki, Allah'ın hiç affetmeyeceği tek günah
kendisine şirk koşulmasıdır. (244),

Akabe b. Amirden (r. a.) rivayette peygamberimiz (s.a.v.):

“Yeşil boncuğu (çocuğun boynuna nazar değmesin niyetiyle takılan
mavi boncuk) takan bir kimsenin muradını Allah tamam etmesin. Katır
boncuğu takan bir kimseye Allah bir menfaat vermesin" buyuruyorlar.
[245). Çünkü onlar birer taş parçasıdırlar, ne zarar ve nede kâr veremez¬
ler. Bu yüzden bu kişiler Rasûlüllah’ın (s.a.v.) bedduasına uğramışlardır.
Hattâ böyle bir nazarlığı üzerinde taşıyan kişinin bey'atını kabul etmemiş
ve onu çıkarıp atmasını emretmiştir. (246). Zaten boncuklardan şifa bekle¬
mek ŞİRK’dir. Çünkü yazılı kaderi ancak Allah değiştirebilir. Bu gibi asıl¬
sız ve temelsiz şeyler, kadınlar arasında yayılmış ve doğruluğuna inanılır
olmuştur. Halbuki böyle bir şeye inanan veya yapan kişiden Allah yar¬
dım ve rahmetini keser.

Çocuğa takılan nazar boncuklarından başka hanımlaran kocalarına
karşı şirin görünmek için taktıkları ŞİRİNLİK muskaları, FAL BAKMAK,
BAHTI AÇIP-KAPAMAK, TÜRBELERE MUM DİKMEK, AĞAÇLARA
ÇAPUT BAĞLAMAK v.s, gibi halk arasında yapılan şeyler hiç bir İslâmî
değer taşımaz. Belki küfre dahî götürebilir. İmanlı, Allah ve O'nun Rasû-
lüne inanan bir hanımefendi asla böyle şeylere tenezzül etmez. Hayn


(242) Müslim, Selam: 69, Buhar! Ttb:l. Ebu Davut, Tıb:l/ll. İbn Mace, Tıb:l, Tırmizt, Tıb;2

(243) Buhari, Tıb:3,4,15. tbn Mace, Tıb:23. Müslim, 5elam:7l

(244) Kur'an-ı Kerim, Nîsa:48

(245) Ahmed b. Hanbel.

(246) İbn Mace, Tıb;39
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

191


ancak Allah'tan bekler. Böylece bir kısım sahtekâr kimselerede madden
ve mânen aldanmamış da olur.

Fakat nazar için Rasûlüüahın (s.a.v.) söylemiş oldukları bazı dua ve
ayetleri bilir ve okur...

Göz Değmesi veya Nazar Değmesine Karşı Okunan

Ayeti Kerime ve Dualar:

Bir kimseye göz değmesinden, (nazar değmesinden) korkulursa veya
değmişse, aşağıdaki âyeti kerime ve altında yazılan dua peşpeşe, üç-beş
veya yedi kere okunursa nazar ve göz değmenin tesiri kalkar veya nazar
(göz) değmez. (247).

Ve inyekâdüllezîne keferû le yüzlikûneke biebs&rihim. Lem-
mâ semî'uz-zikra ve yekûlûne innehtt lemecnûn. Vemâhüve illâ
zikrün lil’âlemîn.

Manası: "O inkar edenler, zikri (Kur'âriı) işittikleri zaman, neredeyse
seni gözleriyle devireceklerdi. 0 delidir diyorlardı. Halbuki o, bütün
âlemlere (uluslara ve varlıklara (gönderilmiş) bir uyandan (hatırlatmadan)
başka bir şey değildir. 11

,l Uızü bikelimâtillâhi't-tâmmâti minkülli şeytânin ve hâmme-
tin ve minkülli aynin lâmmeh. n

Mânası: "Esirgeyen herşeyi tam olan Allah'ın emniyetine, şeytanın
vahametinden ve gözlerin bakışlarından dolayı stğındınnm."

Zaran def eden kârı getiren ancak Allahu Teâlâdır. Onun için bu ni¬
yetle başka bir şey çocukların Üzerine takılırsa o şey zarar ve kâr getir¬
mesi bakımından Allah'a ortak edilmiş olur. Yani /Ulah'a şirk koşulmuş
olur.

Dualardan yapılmış muska ile tedavi ise, halkın pek çoğunun zannet¬
tiği gibi İslâm'ın emri bir şey değil sadece bir müsâadedir. İslamın asıl
emri Allah’a tevekkül etmek ve ancak Allah'a sığınıp Ona, kişinin kendi¬
sinin doğrudan duâ etmesidir. Dua kapısı herkese açıktır.

Gözdeğmesi ve sihirin tesiri gerçektir. Böyle nazarlardan ve diğer
tehlikelerden sakınmak için sabah evden çıkarken (İhlas, Felâk ve Nâs,
Ayetel-kûrsî) surelerini okuyarak çıkılırsa ve tüm mahlûkatın şerrinden


(247) Kur’an-j Kerim, Kalem: 51-52




192


kadın ilmihali


Allah'a (c.c.) sığınılırsa Allah'ın izniyle her türlü şerden korunmuş olur,
Allah'tan başka şeyiere ve sığınaklara gerek yoktur. Tıbbın çare ve ilaç
bulamadığı konularda Efendimizin sünnetine uyarak Kuran ayetleri ve
RasuKiIIah'tan gelen dualarla Allah’tan şifa istenir.

Gözdeğmemesi için de, hoşa giden birşey görüldüğünde: "Mâşâal-
lah, Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (her şey Allah'ın dilemesiyle-
dır. Her türlü güç ve kuvvet Allah'tandır) denmesini emretmiştir.

J HAYATIMIZDA KARŞILAŞTIĞIMIZ BAZI V
k BÜYÜK GÜNAHLAR s*


♦ Kadın-Erkek karışık şekilde çalgılı, danslı, içkili eğlenmek ve
düğün yapmak,

♦ Kadının, mahremi olmayan erkeğin, hocanın ve şeyhin elini öp¬
mesi, erkeğin de mahremi olmayan kadının elini öpmesi haramdır. Yine
hem kadının, hem erkeğin, tüysüz genç oğlanların elini öpmesi de ha¬
ramdır,

♦ Erkeklere ipek ve altın kullanmak,

♦ Kadınların yabancı erkeklere el-yüz ve ayaklarından başka yer
lerini açmaları,

♦ Zinâ ve zinâya sevkeden şeyler,

♦ Livâta (erkekler arasında cinsi ilişki kurmaları),

♦ Hayvanlara temasta bulunmak,

♦ Alkollü bira ve içki içmek,

♦ Kötü arkadaş edinmek,

♦ Hırsızlık etmek,

♦ Adam öldürmek,

♦ Namuslu ve iffetli kadınlara zinâ suçuyla iftira etmek,

*■

♦ Gerektiğinde şahitlikten kaçınmak,

♦ Yalan yere şahitlikte bulunmak,





uysal yayınevi


193


4 Yalan yere yemin etmek,

4 Gasb (bitinin malını zorla almak},

♦ Islâm için yapılan savaştan kaçmak,

♦ Faizi almak, vermek,

♦ Haksız yere yetim malı yemek,

♦ Rüşvet almak, vermek,

♦ Ana-Babaya karşı gelmek, (ancak anne-baba İslama aykm ve Al¬
lah'a isyana davet ve itaat istiyorlarsa Allah’a isyan konusunda hiç kim¬
seye itaat edilmez).

♦ Hısımlardan ilgiyi kesmek,

♦ Hz. Peygamber adına hadis uydurmak,

♦ Namazı vaktinde kılmamak,

♦ Ramazan orucunu vaktinde tutmamak,

♦ Ölçü ve tartıyı noksan kullanmak,

♦ Zekat vermemek,

♦ Gücü yettiği halde hacca gitmemek,

♦ Haksız yere adam öldürmek,

4 Ashabı Kirama dil uzatmak,

♦ Zâlimler hesabına jurnalcilik yapmak,

♦ Din alimlerine dil uzatmak,

♦ Namusunu kıskanmamak,

♦ Kendi karısı ya da bir mahremiyle yabancı bir erkek arasında
vasıta olmak,

♦ Müslümanların gelip geçtiği yollara pislik atmak,

♦ iyilikle emretmeyi, kötülükten menetmeyi terketmek,

♦ Sihir ve büyü yapmak, yaptırmak,

♦ Kuran okumayı öğrendikten sonra unutmak,

♦ Diri bir hayvanı ateşe atıp yakmak,

4 Kadının kocasının cinsel isteğini reddetmesi,



194


kadın ilmihali


♦ Kadınlara arkadan ailevi münasebette bulunmak,

♦ Ayhali yada lohusa kadınla cinsel yaklaşımda bulunmak,

♦ Yabancı kadınlarla tenha kalmak ve tokalaşmak,

♦ Müslüman erkek, putperest, müşrik, ateist (Allah'sız) ve ma
teryalist v.s. bir kadınla evlenemez.

♦ Müslüman kadın, müslüman olmayan hiçbir erkekle evlenemez.

♦ Erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesi,

♦ Şehveti ve cinsel arzuyu tahrik edici mûsiki,

♦ İstimnâ (el ile cinsel doyuma ulaşmak),

♦ Allah'ın rahmetinden ümit kesmek,

♦ Ölü hayvan eti yemek,

♦ Domuzun eti, yağı, kılı, derisi gibi herşeyini kullanmak,

♦ Dedikodu, (başkasının arkasından verip çekiştirmek),

♦ Şans oyunları ve kumann her türlüsünü oynamak,

♦ Hâkimin bilerek haktan yüz çevirmesi,

♦ Günah işleyene yardımcı olmak,

♦ İntihar etmek,

♦ İdrar ve büyük abdest gibi necasetten korunmamak,

♦ Verdiği zekat ve sadakayı başa kakmak,

♦ Kaderi yalanlamak yada inkar etmek,

♦ Kâhini, müneccimi ve falcıyı tasdik etmek,

♦ Soya, sopa sövmek,

♦ Allah'dan başkası adına kurban ve adak kesmek,

♦ Kabirlerden, türbelerden, ölülerden yardım istemek,

♦ Çocuklarını imansız yetiştirmek,

♦ Kötü örnek olmak ve fena çığır açmak,

r

♦‘Müslümana silah çevirmek,

♦ Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmek,




al yayınevi


♦ Kabe'ye hürmetsizlik etmek,

♦ Başkasının günah ve kusurlannı araştırmak,

♦ Müslümanın diğer müslümana kafir demesi,

♦ Karaborsacılık yapmak,

♦ Eroin ve benzeri uyuşturucu maddeler kullanmak,

♦ Cuma ezanı okunduğu halde alım-satımda bulunmak,

♦ Başkasının evine kapı ve pençeresinden kötü niyetle bakmak,

♦ Başkasının evine izinsiz girmek,

♦ israf etmek.

♦ İşçinin ücretini vermemek ya da geciktirmek.










kadın ilmihali





'so/ yayınevi



198


kadın ilmihali



OKUMA PARÇASI


GÜNÂHIN İLACI


Büyük mutasavvıf “Beyâzıdı Bestemi hazretleri bir gün tımarhanenin
önünden geçiyordu. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdü¬
ğünü görüp, ne yapıyorsun? diye sordu. Hizmetçi:

-Burası tımarhanedir. Delilere ilaç yapıyorum, dedi. Beyâzıdı Bestemi
hazretleri, "Benim hastalığıma da bir ilaç tavsiye eder misin?" dedi. Hiz¬
metçi hastalığının ne olduğunu sordu. Beyazd hazretleri, "benim hastalı¬
ğım günah hastalığı... çok günah işliyorum" dedi. Hizmetçi "ben günah
hastalığından anlamam... Ben delilere ilaç hazıriıyorum" diye cevap ver¬
di.

Tam bu sırada tımarhane parmaklığının*arasında konuşulanîan du¬
yan deli, Beyâzıdı Bestemi hazretlerine "gel dedi, gel! Senin hastalığının
çaresini ben söyleyeyim" diye seslendi. Beyâzıdı Bestami hazretleri deli¬
nin yanına sokularak "söyle bakalım benim derdime çare nedir?" dedi.

Deli (!) şu ilacı tavsiye etti, "tövbe kökü Üe istiğfar yaprağını kanştır...
Kalp havanında tevhit tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşı üe
yoğur, aşk fırının da pişir. Akşam sabah bol miktarda ye... O zaman gö¬
receksin senin hastalığından eser kalmaz," dedi.

Bu güzel ilacı öğrenen Bayazıdı Bestami hazretleri, "Hey gidi dünya
hey! Demek seni de deli diye buraya getirmişler 1 ' deyip oradan ayrıldı.

Bu ilaç halen günah hastası olanlara tavsiye olmaya değer bir ilaçtır.
Yani bu formülün hükmü halâ devam etmektedir.




uysal yayınevi


199



“Temizlik imanın yarısıdır. " (248)

Lügatte Tahâret: Temizlik manâsındadır.

İslam Hukukunda Tahâret: Manevî kirden {hades ve pisliklerden)
temizlenme şekilleridir [249).

Temizlik, İslâm dininin temelidir. İbâdetlere temizlikle başlanır ve te¬
miz olanlar ibâdet edebilir Dinî kurallara uygun temizlik TAHARET adı
altında toplanır.

Temizlik bazan başlıbaşma bir ibadet bazan da bir ibadetin şartı olur.
İbadetin ön şartı yerine getirilmezse ibadetin geçerliliği de olmaz.
Temizlik namaz, tavaf ya da Kur’an okuma gibi ibadetlerin zorunlu
şartlartndan olarak bazan farz hükmünü aldığı gibi, bazan da nafile
hükmünü alır.

İslam Hukukçularına göre temizlik iki çeşittir:

1- Manevî Temizlik; (Hadesten tahâret) Abdestsizliği ve cünüblüğü
gidermek gibi, dinde belli ibadetler için zorunlu kılınmış, şekli belirlenmiş
bir tür beden temizliğidir. Bu temizlikte amaç, görünen kirlilikten değil
görünmeyen hükmi kirlilikten temizlenmektir.

Hadesten Taharet; abdest, gusül ve teyemmüm ile olur..

Hades (görünmeyen kirlilik) iki türlü olur:

a) Büyük hades: Yani kişinin boy abdesti almasını gerektiren bir
durum içinde olmasıdır. Cinsel birleşme, âdet döneminin ya da
lohusalığın sona ermesi gibi.

Bu durumda kişinin temizliği ve namaz gibi ibadetlerini yapabilmesi


(248) Darimî, Abdest: 2. Ahmed b. Hanbel 5/342-344.

(249) İbn ağabeydin. 1982, İst. Şamil Y. C:1 S: 104
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Göz Değmesi veya Nazar Değmesine Karşı Okunan Ayeti Kerime ve Dualar:

Bir kimseye göz değmesinden, (nazar değmesinden) korkulursa veya değmişse, aşağıdaki âyeti kerime ve altnda yazılan duâ peşpeşe, üç-beş veya yedi kere okunursa nazar ve göz değmenin tesiri kalkar veya nazar (göz) değmez. (247).
Ve inyekâdüllezîne keferû le yüzlikûneke biebsârihim. Lemmâ semî'uz-zikra ve yekûlûne innehü lemecnûn. Vemâhüve illâ zikrün lil'âlemîn.
Manası: "O inkar edenler, zikri (Kur'ân') işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. 0 delidir diyorlardı. Halbuki o, bütün âlemlere (uluslara ve varlıklara (gönderilmiş) bir uyarıdan (hatırlatmadan) başka bir şey değildir."
"üîzü bikelimâtillâhi't-tâmmâti minkülli eytânin ve hâmmetin ve minkülli aynin lâmmeh."
Mânas: "Esirgeyen herşeyi tam olan Allah'ın emniyetine, şeytanın vahametinden ve gözlerin bakışlarından dolay sığınırım."
Zararı def eden kâr getiren ancak Allah'u Teâlâdır. Onun için bu niyetle başka bir şey çocukların üzerine taklırsa o ey zarar ve kâr getirmesi bakımından Allah'a ortak edilmiş olur. Yani Allah'a şirk koşulmuş
olur.
Dualardan yapılmış muska ile tedavi ise, halkın pek çoğunun zannettiği gibi İslâm'ın emri bir şey değil sadece bir müsâadedir. İslamın asıl emri Allah'a tevekkül etmek ve ancak Allah'a sığnıp Ona, kişinin kendisinin doğrudan duâ etmesidir. Duâ kapısı herkese açıktır.

Gözdeğmesi ve sihirin tesiri gerçektir. Böyle nazarlardan ve diğer tehlikelerden sakınmak için sabah evden çkarken (İhlas, Felâk ve Nâs, Ayete'l-kûrsî) sûrelerini okuyarak çıkılırsa ve tüm mahlûkatın şerrinden (247) Kur'ân- Kerim, Kalem:51-52 Allah'a (c.c.) sınılırsa Allah'ın izniyle her türlü şerden korunmuş olur.
Allah'tan başka şeylere ve sığınmalara gerek yoktur. Tıbbn çare ve ilaç bulamadığı konularda Efendimizin sünnetine uyarak Kuran ayetleri ve Rasulüllah'tan gelen dualarla Allah'tan şifa istenir.
Gözdeğmemesi için de, hoşa giden birey görüldüğünde: "Mâşâallah, Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (her şey Allah'ın dilemesiyledir. Her türlü güç ve kuvvet Allah'tandır) denmesini emretmiştir.

HAYATIMIZDA KARŞILATIĞIMIZ BAZI BÜYÜK GÜNAHLAR.:

Kadın-Erkek karışık şekilde çalgılı, danslı, içkili eğlenmek ve düğün yapmak,
Kadının, mahremi olmayan erkeğin, hocanın ve şeyhin elini öpmesi, erkeğin de mahremi olmayan kadının elini öpmesi haramdır. Yine hem kadının, hem erkeğin, tüysüz genç olanların elini öpmesi de haramdır.
Erkeklere ipek ve altın kullanmak,
Kadınların yabancı erkeklere el-yüz ve ayaklarından başka yer lerini açmalar,
Zinâ ve zinâya sevkeden şeyler,
Livâta (erkekler arasında cinsi ilişki kurmalar),
Hayvanlara temasta bulunmak,
Alkollü bira ve içki içmek,
Kötü arkadaş edinmek,
Hırsızlık etmek,
Adam öldürmek,
Namuslu ve iffetli kadınlara zinâ suçuyla iftira etmek,
Gerektiğinde şahitlikten kaçınmak,
Yalan yere şahitlikte bulunmak,
Yalan yere yemin etmek,
Gasb (birinin malını zorla almak},
İslâm için yapılan savaştan kaçmak,
Faizi almak, vermek,
Haksız yere yetim malı yemek,
Rüşvet almak, vermek,
Ana-Babaya karşı gelmek, (ancak anne-baba islama aykırı ve Allah'a isyana davet ve itaat istiyorlarsa Allah'a isyan konusunda hiç kimseye itaat edilmez).
Hısımlardan ilgiyi kesmek,
Hz. Peygamber adına hadis uydurmak,
Namaz vaktinde kılmamak,
Ramazan orucunu vaktinde tutmamak,
Ölçü ve tartıyı noksan kullanmak,
Zekat vermemek,
Gücü yettiği halde hacca gitmemek,
Haksız yere adam öldürmek,
Ashab Kirama dil uzatmak,
Zâlimler hesabına jurnalcilik yapmak,
Din alimlerine dil uzatmak,
Namusunu kıskanmamak,
Kendi karsı ya da bir mahremiyle yabancı bir erkek arasında vasıta olmak,
Müslümanların gelip geçtiği yollara pislik atmak,
İyilikle emretmeyi, kötülükten menetmeyi terk etmek,
Sihir ve büyü yapmak, yaptırmak,
Kuran okumayı öğrendikten sonra unutmak,
Diri bir hayvan ateşe atıp yakmak,
Kadının kocasının cinsel isteğini reddetmesi,
Kadınlara arkadan ailevi münasebette bulunmak,
Ayhali ya da lohusa kadınla cinsel yaklaşımda bulunmak,
Yabancı kadınlarla tenha kalmak ve tokalaşmak,
Müslüman erkek, putperest, müşrik, ateist ve materyalist v.s. bir kadınla evlenemez.
Müslüman kadın, müslüman olmayan hiçbir erkekle evlenemez.
Erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesi,
Şehveti ve cinsel arzuyu tahrik edici mûsiki,
İstimnâ (el ile cinsel doyuma ulaşmak),
Allah'ın rahmetinden ümit kesmek,
Ölü hayvan eti yemek,
Domuzun eti, yağı, kılı, derisi gibi herşeyini kullanmak,
Dedikodu, (başkasının arkasından verip çekiştirmek),
Şans oyunları ve kumarın her türlüsünü oynamak,
Hâkimin bilerek haktan yüz çevirmesi,
Günah işleyene yardımcı olmak,
İntihar etmek,
İdrar ve büyük abdest gibi necasetten korunmamak,
Verdiği zekatı ve sadakayı başa kakmak,
Kaderi yalanlamak ya da inkar etmek,
Kâhini, müneccimi ve falcıyı tasdik etmek,
Soya, sopa sövmek,
Allah'dan başkası adına kurban ve adak kesmek,
Kabirlerden, türbelerden, ölülerden yardım istemek,
Çocuklarını imansız yetiştirmek,
Kötü örnek olmak ve fena çığır açmak,
Müslümana silah çevirmek,
Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmek,
Kâ'be'ye hürmetsizlik etmek,
Başkasının günah ve kusurlarını araştırmak,
Müslümanın diğer müslümana kafir demesi,
Karaborsacılık yapmak,
Eroin ve benzeri uyuşturucu maddeler kullanmak,
Cuma ezan okunduğu halde alım-satımda bulunmak,
Başkasının evine kapı ve penceresinden kötü niyetle bakmak,
Başkasının evine izinsiz girmek,
İsraf etmek.
İşçinin ücretini vermemek..

OKUMA parçası:

GÜNÂHIN İLACI
Büyük mutasavvf "Beyâzd Bestami Hazretleri bir gün tımarhanenin
önünden geçiyordu. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdüğünü görüp.: “Ne yapıyorsun?” diye sordu. Hizmetçi: “Burası tımarhanedir. Delilere ilaç yapıyorum!.” dedi.
Beyazıd Bestami Hazretleri.: "Benim hastalığıma da bir ilaç tavsiye eder misin?" dedi. Hizmetçi hastalığının ne olduğunu sordu. Beyazd hazretleri.: "Benim hastalığım günah hastalığı çok günah işliyorum" dedi. Hizmetçi.: "Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilaç hazırlıyorum" diye cevap verdi.
Tam bu sırada tımarhane parmaklığının arasında konuşulanlar duyan deli, Beyazd Bestami hazretlerine.: "Gel dedi, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim!." diye seslendi. Beyazd Bestami hazretleri delinin yanına sokularak.: "Söyle bakalım benim derdime çare nedir?" dedi.
Deli şu ilacı tavsiye etti.: "Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır Kalp Havanında Tevhid Tokma ile döv, İnsaf Eleğinden geçir, Göz Yaşı ile yoğur, Aşk Fırınında Pişir. Akşam sabah bol miktarda yersen O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz!." dedi.
“Hey! Demek seni de deli diye buraya getirmişler" deyip oradan ayrıldı.

Lügatte Tahâret: Temizlik manâsındadr.
İslam Hukukunda Tahâret: Manevî kirden (hades ve pisliklerden) temizlenme şekilleridir. (249).
Temizlik, İslâm dininin temelidir. İbâdetlere temizlikle başlanır ve temiz olanlar ibâdet edebilir. Dinî kurallara uygun temizlik TAHARET adı altında toplanır.
Temizlik bazan başlıbaşına bir ibadet, bazan da bir ibadetin şartı olur. İbadetin ön şart yerine getirilmezse ibadetin geçerliliği de olmaz. Temizlik namaz, tavaf ya da Kur'an okuma gibi ibadetlerin zorunlu şartlarından olarak bazan farz hükmünü aldığı gibi, bazan da nafile hükmünü alır.

İslam Hukukçularna göre temizlik iki çeşittir:
1- Manevî Temizlik: (Hadesten tahâret) Abdestsizliği ve cünüblüğü gidermek gibi, dinde belli ibadetler için zorunlu kılınmış, şekli belirlenmiş bir tür beden temizliğidir. Bu temizlikte amaç, görünen kirlilikten değil
görünmeyen hükmi kirlilikten temizlenmektir.
Hadesten Taharet; abdest, gusül ve teyemmüm ile olur.. Hades (görünmeyen kirlilik) iki türlü olur:
a-) Cünüb durum içinde olmasıdır. Cinsel birleşme, âdet döneminin ya da
lohusalığın sona ermesi gibi.
Bu durumda kişinin temizliği ve namaz gibi ibadetlerini yapabilmesi
(248) Darimî, Abdest:2. Ahmed b. Hanbe! 5/342-344.
(249) bn aabeydin. 1982, st. amil Y. C:l S: 104
Ancak boy abdesti almasıyla ya da su bulamadığı vs şartlar oluştuğu zaman boy abdesti yerine teyemmüm yapmasıyla mümkün olur.

b) Küçük hades: Kişinin yeni bir abdest almasını gerektiren durumdur. Abdestli kişinin herhangi bir şekilde abdestinin bozulması küçük hades halini doğurur. Geniş bilgi, abdest, gusül ve teyemmüm
bölümlerinde işlenecektir.
İnsanın bedeninden çıkan ve çıktığı zaman abdest ya da gusül gerektiren herey necistir. idrar, dışkı, âdet, lohusalık ve özür kan, mezî, vedî, yaralardan akan kan, irin ve kusmuk necistir.

2-) Maddî TemizLik: Necis ve murdar şeyleri yıkayıp gidermek, (necasetten taharet denir.)
"Ey man edenler! Namaz klmaya kalktığınız zaman topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın, oldunuzsa boy abdesti alın. Hasta yahut yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da dokunmuşsanız (cinsel birleme yapmışsanız) ve bu su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. herhangi bir güçlük çkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettii) nimetini tamamlamak ister; umulur ki, şükredersiniz." (250)
İslâm'n temizlie verdii ehemmiyet ve dikkati hiç bir din ve medeniyet gösterememiştir.
Fakat tatbikatta müslümanlar islâm'ı tam ve kamilen yaşamadıkları için temizliğe dikkat ve riayet etmiyorlarsa suç islâm'ın değil, müslümanın bilgisizliğinden veya dikkatsizliğindendir.
Muhammed İkbâl bu konuda ne güzel söylemiştir:
“İslâm'ın kendisinde asla ayıp yoktur. Her ne ayıp varsa, hepsi müslümanlarımızın zayıflığından ileri gelmiştir."
İslâm, insanın içini ibâdet, zikir ve namaz v.s. ile temizlenirken, d-
(250) Kur'an- Kerim, Maidc: 6)
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

b]‘’Beş şey fıtrattan(yaratılıştan) dır: 1-Kasığı traş etmek, 2-Sünnet olmak, 3-Bıyığı(Dudak kırmızılığı görülecek şekilde) kesmek, 4-Koltuk altı kıllarını gidermek, 5-Tırnakları kesmek.’’[/b](251).Başka bir rivayette de 40 günü geçmemesini emretmiştir.Temizlikte 40 günü geçirmek mekruhtur.Tırnakları ve zikredilen yerlerdeki kılları gidermede en uygun olanı, haftada bir genel temizlik yapmaktır.Bu mümkün olmadığında 15 günde temizlik yapılması gerekir.Kılları temizlemede arsenik kullanmaya cevaz verilmiştir (252).
Koltukaltı ve Etek Tıraşı Yapmak Veya Tüy Dökücü Krem Kullanmak:
Etek tıraşı olmanın pek çok hastalık ve ihtihaplardan koruyucu özelliği vardır.Çünkü etekte biten kıllar cinsel organa oldukça yakındır.Burada pekala pislik birikebilir ve altlarında da mikroplar yuvalanabilir.[/highlight]

Koltukaltı ve etek traşının keyfiyeti hakkında farklı görüşler vardır:Traş yapılarak mı yoksa yolunarak mı yapılmalıdır ? Bazılarınca, kadın içi yolunarak yapılması daha iyidir.Çünkü böylesi daha temizdir.Yolmak,kadının tabiatına da uygundur.Traş olmak kadının tabiatı ile uyuşmamaktadır.Diğer taraftan traş kılları güçlendirir ve arttırır.Yeninden daha güçlü ve sert çıkmasına sebep olur.
Günümüzde çeşitli tıbbi metodlar,ağda ve kremlerle bu kıllar rahatça yolunmaktadır.Netice olarak koltukaltı ve kasıklarda biten fazlalık kıllar mutlaka temizlenmelidir.Uygun olan bu temizliğin 15 günde bir yapılmasıdır.40 günü geçirilmesi harama yakın derecede mekruhtur.
Bu temizliklerden etek traşını başka bir kadının önünde yapmak ve yapılmasına izin vermek haramdır.Çünkü kadının, kadın dahi olsa bakması ve göstermesi haram olan yerler göbek ve dizkapakları arasındaki bölgedir.Kadının kadına avreti ilerde daha genişçeizah edilecektir.
Ortaçağda İslam’dan gayri din ve toplumlar ve batılılar yıkanma ve temizlik bilmezken Müslümanlar temizliği ibadetlerin başlangıç şartı olarak kabul etmişlerdir.

(251) Buhari,Libas:51,63,64. Muslim,Taharet:49,50,51.İbnMace,Taharet:8
(252)Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Celal Yıldırım Konya,C:4 S:205-206

İSTİNCA-TEMİZLİK
Necaset Çeşitleri:Necasetler namaza engel olan miktarları bakımından ikiye ayrılırlar.
a)Kaba Necasetler(Necaseti Galiza):Bunlar pis olduğu kesin delille sabit olan ve hakkında ihtilaf olmayan necasetlerdir.Bu necasetlerin katı iseler bir dirhem ağırlığından fazla olmaları(2,17gr),sıvı iseler alan olarak bir el ayası kadar olmaları namaza engeldir.
İnsandan çıktığı zaman abdesti bozan idrar ,dışkı,meni,mezi,vedi,akan kan gibi şeyler içki,tavuk,ördek gibi uçamayan kuşların pisliği,ölü eti,yırtıcı hayvanların idrarı,dışkısı,salyası ve kusmuk kaba necasetlerdendir ve yukarıda belirtilen miktarlarda insan bedeni,elbisesi veya namaz kıldığı yerde bulunursa namaza engel olur.Daha azı namaza engel olmasa da bu şekilde namaz kılmak hoş görülmemiştir.

b)Hafif Necasetler(Necaseti Hafife):Bunlar pis olduğuna dair iki karşıt delilin bulunduğu ve hakkında ihtilaf olan necasetlerdir.Bunların namaza engel olan miktarı ise elbise ya da organın dörtte birini geçmesidir.Eğer bu necaset kişinin elbisesinde ise elbisenin dörtte birine,el,ayak gibi bir organında ise bu organın dörtte birine ulaşmadıkça namaza engel sayılmaz.
İstinca:Büyük abdestten sonra necaseti erkek ve kadının gidermesi için yaptığı taharet(temizliktir).Temizlik,sol el ile ve parmakların iç kısmı ile yapılır.Parmak uçları ile yapılmaz.Parmak ucu ile yapmak basur hastalığına sebep olur, hem de tırnak aralarına necaset(pislik) karışma ihtimali olduğundan parmak içi ile yapmak daha iyidir.(253)
İhtiyaç halinde tuvalete sol ayakla girilir ve sağ ayakla çıkılır. Bu,bize Peygamberimizin tavsiyesidir,Ayrıca halada,bir şey yenmez, içilmez ve konuşulmaz.
Tuvalete girerken üzerimizde, Kur’an-ı Kerim’den yahut Peygamberimizin hadislerinden bir yazı bulundurulmamalıdır.

(253) Mülteka Tercümesi, Mustafa Uysal, Konya C:1 S:78
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Küçük su dökmek ve büyük abdest bozmaktan her ikisini de oturarak yapmak lazımdır. Pisliklerin arkası iyice kesildikten sonra sol el ile ve su kullanılarak güzelce yıkanır.Münasip bir şeyle kurulanır. Su bulunmadığı zaman ise,uygun bir şeyle iyice silinir.
Tuvalete girerken:’’Euzu billahi minel hubsi ve’l-habais’’duası okunur.Tuvaletten çıktıktan sonra ise:’’Elhamdü lillahillezi ezhebe anni’l-eza ve afani min zalik’’ duası okunur.
Tuvalet için önü ve arkayı kıbleye getirmemek gerekir.Zira Hz. Peygamber(s.a.v) şöyle buyurmuştur.’’Akıtmaya(Büyük olsun, küçük olsun)Geldiğiniz zaman kıble tarafına önünüzü ve arkanızı çevirmeyin ancak doğu ve batı tarafa çevirin.’’(254).
Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuştur:’’Sizden biriniz idrar akıttığı zaman tenasül aletine sağ elini mesh etmesin,helaya geldiği zaman sağ eli ile istinca(temizlik)etmesin ve su içtiği zaman bir nefeste içmesin.’’
Sol eli kesilmiş ve yaralı olursa,o zaman sağ eli ile temizlik yapar.Her iki eli çolak olursa ve istinca(temizlik)yaptıracak ailesi de bulunmazsa,böyle kimseden taharet mecburiyeti kalkar.
Taharet ederken,insanlar avret(haram)yerini görecekse,istinca terkedilir.Bilhassa namaza mani olacak kadar necis olmazsa asla avret yerini açarak insanların göreceği yerde istinca etmez.İsitincayı terketmek,avret yerini göstermekten daha iyidir.(255).
Necaset Temizleme Yolları:
Maddi olsun hükmi olsun necasetleri gidermenin ilk ve doğal yolu su ile temizlemektir.Ancak bazı durumlarda su ile temizleme mümkün olmadığından farklı altarnatif hükümler koyulmuştur.
Örneğin Hadesten taharette abdest ya da gusül yerine teyemmüme izin verilmiş.
a)Su ile temizleme:Temizleyicilikte asıl olan madde şudur:’’Allah gökten üzerinize sizi temizlemek için su indirmektedir.’’(256)ayeti de bu gerçeğe delalet etmektedir.
(254) Mülteka Tercümesi,Mustafa Uysal,Konya:C:1, S:78-79
(255)Mülteka Tercümesi,Mustafa Uysal,Konya:C:1, S:79-80
(256)Kur’anı Kerim,Enfal 8/11.)..

Temizlik için elverişli olan sular kendileri temiz olduğu gibi temizleyici özelliğini de sahip olmalıdırlar.O halde temizlik yapılıp yapılmaması bakımından suları şu şekilde sınıflandırabiliriz.
Temizleyici Sular:Bu sular yaratıldığı tabii halini koruyan,rengi tadı ya da kokusu değişmemiş ve içine herhangi bir pislik karışmamış olan aynı zamanda da ibadet maksadıyla kullanılmamış olan sudur.Bunlar yağmur,deniz,kar,dere,ırmak ve kuyu sularıdır.Bu sular mekruh ve şüpheli hale gelmedikçe temizleyicilik özelliğini sürdürür.
Bu sularla her türlü necaset temizlenir.Yani hem maddi temizlik yapılır hem de abdest ve gusül için kullanılır.
Temiz Sular:Abdest,gusül gibi hükmi bir temizlik için kullanılmış ve içine pis bir şey karımamış olan sulardır.Bu suların genel ismi’’müstamel’’sudur.Bu sular içerisinde pis bir şey olmamasına rağmen ikinci bir kez hükmi temizlikte kullanılamazlar.
Pes(necis) sular:Bu sular kendileri bizatihi pis olduklarından temizleme işi için de elverişli değildir.Hatta bu suların değdiği şey temizlenmeye muhtaçtır.Pis sular da iki bölümde incelenir.
a)Aslında temizleyici oluğ içindeki bir necaset nedeniyle rengi,kokusu ya da tadı değişen sulardır.Bu sular göl,dere,kuyu suyu gibi çok su da olsalar az su da olsalar hülüm aynıdır.Yani vasıflarından biri necis bir şey nedeniyle değişen su pistir.
b)Vasıflarından birini değiştirmese ve suda izi görülmese bile içinde pis bir şeyin olduğu bilinen az sudur.Bu su ille de hiçbir şekilde temizlik yapılamaz.

Su İle Temizlenmenin Şartları: ‘’Bir kadın Peygamber Efendimize gelerek dedi ki: ‘’Bizden birinin elbisesine ay hali kanı dokunuyor ne yapmalıyız?’’Efendimiz ona şöyle cevap verdi: ‘’Kazıyıp atarsın,sonra bol su ile çitilersin sonra da üzerine bol su dökersin ve onunla namaz kılarsın.’’(257)
Hadiste temizleme bakımından diğer necasetlerle aynı hükme tabi olan adet kanı geçmektedir.Pis olduğu ve temizlenmesi gerektiğinde görüş ayrılığı yoktur.Verilen cevaba bakılarak söylenecek olan şey:pisliğin giderilmesi için kazımak,çitilemek ve bol su ile durulamak gibi tüm gayretler gösterilerek pisliğin giderilmesidir.Suyun yanında temizliği kolaylaştıracak deterjan kullanılması mümkün ise de vacib değildir. Görüldüğü gibi Peygamberimiz yıkamaya dair ayrıntılı bir şekil tarif etmemiştir.
Eğer pisliğin izi elbisede görülüyorsa bu iz kayboluncaya kadar yıkamak temizlemek için yeterlidir.Ancak elbisede herhangi bi iz yoksa bu da kişinin elbisesinin temizlendiğine dair kesin kanaat getirinceye kadar yıkamayı gerektirir.Bu kanaat da 3-4 yıkmayla oluşacaktır.Hanefilerin yıkma için getirdikleri’’üç defa’’ ölçüsünün gerekçeside budur.

(257)Buhari,Hayız:19.Müslim,Hacc:382,Rida:67,70
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Toprak ile temizlenme: ‘’Bir bedevi kalkıp mescide idrarını yaptı.Bunun üzerine orada hazır bulunan insanlar onunla kavga etmek üzere harekete geçtiler.Peygamberimiz onu kendi haline bırakın,idrarı üzerine büyüdükçe bir kova su dökün.Çünkü sizler ancak kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz,zorluk çıkarmak için gönderilmediniz, buyurdu.’’ (2538)
Hadisten açıkça anlaşılan yere dokunan sıvı necaset üzerine bol su dökülerek temizlenir.
Bunun yanı sıra rüzgar ve güneşin yerdeki necaseti kurutması da temizlenmesi için yeterlidir.

‘’Sizden biriniz mescide geldiğinde ayakkabılarını çevirip baksın, bir pislik,murdarlıke görürse, onu yere sürtsün sonra da onlarla namaz kılsın.’’(259)
Bir temizlik aracı olan toprak katı olsun sıvı olsun pisliklerin kendisine sürülmesiyle o şeyleri temizler.
Ovma Yoluyla Temizleme: ‘’Rasulullah efendimizin elbisesindeki meniyi oğup çitilerdim, sonra da kalkıp gider ve o elbiseyle namaz kılardı.’’(260)
‘’Ben Resulullah’ın elbisesindeki meniyi yıkardım, o da hemen sonra namaza çıkar da elbisedeki yıkamanın izi (ıslak olarak) kalırdı.’’(261)
Bu ve buna benzer hadisler meniyi temizlemek için iki yol olduğunu gösteriyor.Su ile yıkamak, kurumuşsa oğup çitilemek.
Elbiseye dokunan meni kurumuşsa oğmakla temizlenir, ancak insan vücuduna dokunanın yıkanması gerekir.Eğer meni ıslaksa yine yıkamak gerekir.Oğduktan veya yıkadıktan sonra kalan iz zarar vermez.

ABDEST

Abdest Lügatta:Temizlik,paklık,manasındadır.
Abdest Farsça bir kelimedir el ve su anlamlarına gelen iki kelimenin birleşmesinden oluşur, el suyu demektir
Abdest:Fıkıh ıstılahı olarak abdest; kendisi başlı başına bir ibadet olduğu gibi bazı ibâdetler içinde ön şart olan bir eylemdir.Yüzü,kollarla beraber iki elleri ve topuklarla birlikte başın dörtte birini ve mesh etmektir.(262)
‘’Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın.Eğer cünüp oldunuzsa boy abdesti alın.Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (Cinsel birleşme yapmışsanız)Ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meşhedin.Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez;Fakat sizi tertemiz kılmak ve size ihsan ettiği nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.’’

Abdest hem maddi hem de manevi kirlerden arındıran kişiyi hem fiziksel hem de ruhsal olarak rahatlatan belki de ibadete motive olmasını sağlayan özel bir ibadettir.
Abdestin hem kendisi bir ibâdettir, hem de diğer ibadetlere geçiş sağlayan bir vasıtadır.O bakımdan beden ve ruh sağlığı üzerinde ciddi tesirleri;Kalbi kuvvetlendirme de nazım rolü, sinir sistemini yatıştırıp normale çevirmeye tartışmasız etkisi söz konusudur.Mü’minden cin ve şeytanları, mikrop ve zararlı bakterileri uzaklaştırır.Meleklerin daha çok yaklaşmasını kolaylaştırır.Kısacası mü’minin manevi bir silahı olarak kişiyi birçok maddi ve manevi düşmanlardan,tehlikelerden korur.
(258)Buhari,Abdest:55,Edep:80.Ebu Davud,Taharet:136.Tirmizi,Taharet:112
(259)(Darimi,Salat:123.Ahmed b. Hanbel, 3/92)
(260)Müslim,Taharet:105,106.Ebu Davud,Taharet:134.Nesai,Taharet187.
(261)Buhari,Vudu:64,65.Nesai,Taharet:186.Ahmed b.Hanbel,6/142,235.
(262)Gurer ve Dürer Tercümesi,Molla Hüsrev,İst.Eser Y. C:1 S:12
(263)Kur’an-ı Kerim, Maide:6)

Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Abdestin Faziletleri:
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.’’Ey inananlar, namaza durmak istediğiniz zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başınızı mesh edin ve ayaklarınızı da topuklara kadar yıkayın. Eğer cünüp iseniz tam temizlenenin…’’(264)
Abdest:İslam tarihinde bütün dinlerde mevcut idi. Zira, Hz.Peygamber(s.a.v)Mübarek yüzü ile ellerini üçer üçer yıkayıp abdest aldıkları zaman ‘’Işte bu abdest benim abdestimdir.Ve benden önce gelen peygamberlerin abdestleridir.’’buyurdular.(265)
Abdestin farzları ve sünnetleri resimlerle tarife ile birlikte ileride inceleyeceğiz.
Abdestin Farzları:
Hanefilere göre abdestin farzları yalnızca abdest ayetinde geçenlerdir yani yüzü, kolları ve ayakları yıkamak başı mesh etmektir. Diğer mezhepler ise niyeti ,abdest azalarını yıkamada sıranın gözetilmesini ve yıkarken ara verilmemesini de farz sayarlar.
Abdestte yıkanması farz olan organların sınırları ise şöyledir:
1-Yüzü Yıkamak:Yüz,kişiye bakıldığı zaman görülen kısmıdır, uzunluk olarak saç bitimi ile çene arası, genişlik olarak da 2 kulak yumuşaklığı arasını kapsar.
2-Dirseklere kadar elleri yıkamak:Farzlardan biri elleri, dirsekleri ile birlikte kolları yıkamaktır.Burada dikkat edilecek husus dirseklerine yıkamaya dahil olmasıdır.
3-Başı meshetmek:
4-Topuklara kadar ayakları yıkamak: Farz olan topuklarla birlikte ayağı yıkamaktır. Topukların yıkanmasının farz olduğunu Peygamber Efendimiz hadislerinden öğreniyoruz.Şöyle ki: Peygamberimiz(abdest alırken)Topuklarını yıkamamış bir adam görmüş, ona şöyle demiştir.
‘’Yazık bu topukların ateşten haline!’’ (266)

(264)Kur’an-ı Kerim, Maide:6
(265)Gurer ve Dürer Tercümesi,Molla Hüsrev,İst.EserY. C:1 S:14
(266)Müslim,Taharet:25,28,30


Abdestte yıkanması farz olan miktar ayağın tamamı ile birlikte ayak bileklerinin iki yanındaki kemiklerdir.

Abdestin Müstehapları (Edepleri)

1-Abdesti yüksek bir yerde almak,
2-Abdest suyunu üzerine sıçratmamak,
3-Abdest alırken kıbleye dönmek,
4-İbrik ile abdest alırsa sapını üç kere yıkamak,
5-İbriği sol tarafına koymak
6-Kendi gücü yeterken kimseden yardım istememek,yani abdestini keni başına almak,
7-Abdeste kalben niyyet ettiği gibi diliyle de niyyet etmek,
8-Abdest alırken konuşmamak,
9-Her azayı yıkarken Besmele ve Kelime-i Şehadet okuyarak yıkamak,
10-Abdest dualarını okumak,
11-Ağzına sağ el ile su vermek,
12-Buruna sol el ile su vermek,
13-Burnu sol el ile sümkürmek,temizlemek,
14-Ağzı yıkarken,Misvak ile temizlemek,
15-Ağzı yıkarken,oruçlu değilse gargara yapmak,
16-Burnu yıkarken,suyu genize kadar çekmek,
17-Kulağı meshederken küçük parmağın ucunu kulağa sokmak,
18-Ayak parmaklarını oğuştururken,sol elin küçük parmağı ile ayak parmaklarının aralarını da oğuşturmak (Hilallemek),
19-Elleri yıkarken,yüzüğü yerinden oynatmak,
20-Su bol olsada israf etmemek,
21-Suyu çok da, az da kullanmamak,kararı kadar kullanmak,
22-Abdesten sonra iki rek’at namaz kılmak,
23-Abdest bitince kınleye dönerek şehadet getirmek,kıbleye karşı ayakta durarak(Eşhedü en la ilahe illalllahu vahdehu la şerikeleh.Ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Rasulüh)dese ve bunu okuyan kimse için’’sekiz cennet’’kapısının açılacağını ve iki abdest arasındaki günahının bağışlanacağını Peygamber Efendimiz haber vermiştir.
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Yine Peygamberimiz(s.a.v): ‘’Bir kimse yüzünü silerken üç kere Kadir Suresi Celilesini okursa Peygamberlerle haşrolu’’ buyurulmuştur. (Tabii ki büyük günahları yoksa ve işlemezse…)
ABDESTİN FAZİLET ve SEVABI

Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: ‘’Müslüman veya mü’min bir kul abdest aldığı zaman,Yüzünü yıkarken gözleriyle bakıp da işlediği günah ve hataları su ile veya en son damla ile çıkıp gider.Kollarını yıkarken, ellerini uzatıpda işlediği hataları,Aldığı abdest suyu ile veya suyun en son damlası ile çıkıp gider.İki ayağını yıkarken,yürüyerek işlediği hatalar,günahlar (aldığı abdest) suyu ile veyahut abdest suyunun en son damlasıyla çıkıp gider.O kadar ki, abdest tamamlanınca (abdest alan Müslüman da) hatalardan tertemiz arınmış olarak kurutulup temizlenir.’’ (267)
Farz, Sünnet ve Adabına Uygun Nasıl Alınır? (268)
Küçük ve büyük tabii ihtiyacı giderildikten ve iyice temizlendikten sonra kollar dirseklerden, yukarıya kadar sıvanır.Ibrik sol tarafa konur.Musluk başında bulunuyorsa muslu sağa ya da sola almaya gerek yoktur.Durulan yer elverişli ise kıbleye yönelinir.Abdeste niyet ederek ‘’Euzü Besmele’’ çekilir.Önce iki el bileklerine kadar üç defa iyice yıkanır,dar yüzük varsa oynatılır,parmakları birbirine geçirerek ara yerlerinin iyice yıkanmasına özen gösterilir.

Bundan sonra sağ eliyle ağzını üç defa su verir ve her defasında iyice çalkaladıktan sonra suyu dışarı atar.Misvak veya fırça varsa onunla, yoksa sağ elin baş ve şahadet parmaklarıyla dişleri güzelce oluşturur.Sonra yine sağ eliyle su alıp burnuna üç defa su çeker,Her defasında hem yeni su alır, hem burnunu sol eliyle dümkürerek iyi bir temizlenmeyi sağlamaya çalışır.Sonra iki elle su alıp saç bitimi sınır kabul edilerek yukarıdan aşağı doğru kaydırılarak yüze su dokundurulur ve çene altına kadar suyun dokunmasına, kulak yumuşaklığına kadar ulaşmasına, kaşların altına suyun geçmesine dikkat edilir.Ve bu yıkama üç defa aynı ölçü ve biçimde yeni su ile tekrarlanır.Sonra sağ elle su alınarak dirsek dahil olmak üzere yıkanır .Kuru yer kalmasın diye oğulur.Ve bu yıkama üç defa aynı ölçü ve biçimde yeni su ile tekrarlanır.Sonra aynı ölçüde sol el dirsekle birlikte yıkanır.

Sonra sağ elini ıslatıp elin içiyle başın dörtte birini mesh edilir.Mesih tekrarlanmaz sadece bir defa yapılır.Bundan sonra küçük veya şehâdet parmakları kulaklara sokulur ve baş parmaklarla kulakların dışını mesh edilir.Mümkünse serçe parmaklar kulak deliklerine sokularak temizliğe özen gösterilirmesh edilir.Yine ıslaklığı taze olarak duran elin dış kısmıyla boyun meshedilir.

Bu düzenle devam edilerek sıra ayakları yıkamaya gelir.Önce sağ ayağın parmak uçlarından başlanarak topuklarla birlikte iyice ovularak üçer defa yıkanır ve parmak aralarına serçe parmakla dokunularak iyi bir temizlenmesi sağlanır.Sonra aynı biçimde sol ayak yıkanır.Tabii her organ yıkarken ya belirtilen abdest duaları okunur ya da Kelime-i Şehadet getirilerek yetinilir.Abdest bitince sağ el ile su alınıp ayakta içilir.Kerahet vakti değilse iki rek’at nafile namaz kılınır.
Hanefiler islak organlarını temiz bir havlu ile kurular,Şafiilere göre ise,kurulanmaması tavsiye edilmiştir.
Her aza yıkanırken okunacak dualar vardır.Ezbere bilenler bu duaları okur.Bilmeyenler, her azasını yıkamaya başlarken ’Besmele’ çekerler.Veya Kelime-i Şehadet getirirler.Abdest aldıktan sonra, ‘’Kelime-i Şehadet’’ getirmek ve ‘’İnna enzelnahü’’ suresini okumak çok sevaptır.
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

ABDEST ALINIŞ ŞEKLİ

NOT:Erkek ve kadının abdest alması aynı olup hiçbir fark olmadığından ve de kadının başı ve kollarının açık olması mahrem olduğundan erkek resmiyle abdestin alınışınıı tarif ettik.
ABDESTİN ALINIŞI

Namaz kılmak yahut,başka bir ibadet için abdest şöyle alınır.
Niyet ettim abdest almaya,’’euzubiilahimineşşeytanirracim,bismillahirrahmanirrahim’’,denir.
Sonra,sırayla eller üç defa yıkanır.Eller yıkanırken parmak aralarında kuru yer bırakmamaya çalışılır.Varsa yüzük oynatılır.
1-Abdestin Müstehapları
1-Mümkünse kıbleye yönelmek,
2-Suyun üzerine sıçramaması için yüksek yere durmak,
Sünnetleri
1- Önce abdest almaya niyet etmek,
2- Euzu ve besmele ile başlamak,
3- Abdest sırasına uyarak,önce sağ taraftan başlamak,
4- Bir uzvu kurumadan,diğerini yıkamak,
5- Elleri önce bileklere kadar 3 kere yıkamak,
6- Parmak aralarını hilallemek,
7- Ellerini yıkamaya parmak uçlarından başlamak,
8-Parmağından yüzük varsa ve dar ise onu oynatmak vaciptir.Geniş ise menduptur.
Ağıza üç defa su verilir ve çalkalanıp dökülür.Varsa misvak veya fırça ile yoksa sağ elin baş ve işaret parmağı ile dişler fırçalanır.
Sünnetleri
1-Mazmaza: Ağza 3 defa bolca su verilir ve her defasında çalkalanıp dökülür.
2-Ağzını misvak veya fırça ile yıkamak veyahut dişlerini baş şehadet parmakları ile oğmak.
Burna üç defa su verilir,sol el ile temizlenir.
Sünnetleri
İstinşak: Burna 3 defa bolca su çekmek.Her defasında sol eli ile sümkürüp bu suyu çıkarmak.
Yüz,saç bitiminden çene altına kadar üç defa yıkanır.
Farzı:Yüzü bir kere saç bitiminden çene altına kadar su ile yıkamak.
Sünnetleri:
1-Yüzü 3 defa yıkamak.
3-Suyu kaşların altına ve yüzün çevresinden sarkmış bulunan fazla kıllara ulaştırmak.
Dirseklerle birlikte evvela sağ kol,3 defa yıkanır.
Farzı: İki elleri ve kolları dirsekler ile beraber bir kere yıkamak,
Sünnetleri: 1- Önce sağ koldan başlamak. 2- kolları 3’er defa yıkamak.
BAŞA MESHETMEK

Başa meshedilir,Yani,başın dörtte birine ıslak el ile sürülür.
Farzı:Başın dörtte bir miktarına ıslak sağ el ile meshetmek.
Sünneti:Başın tamamını meshetmek,yani kaplama meshetmek.
Kaplama mesh:Kaplama mesh yani başın tamamını mesh şöyle yapılır:
Eller ıslatılır. Küçük parmakla birlikte üç parmak uc uca getirilir.
Alnın saç bitiminden başlayarak, bu üç parmakla başın üstü sıvazlanıp,başın arkasında saç bitimine kadar getirilir.
El arkaya gelince,avuç içleri ile kulak üstünden başın iki yanı öne doğru mesh edlilir.
Zira,Peygamberimiz(s.a.v)çoğu zaman başını böyle meshederdi.
KULAKLARI MESHETMEK

İşaret parmakları ile kulak içleri baş parmaklarla kulak arkaları.
Farzı:Gusül abdestinde küpeleri oynatmak ve kuru yeri kalmamak üzere iyice yıkamak.
Sünneti: Kulakları meshetmek.
En küçük parmağını veyahut şehadet parmağını kulaklarının içine sokup baş parmağıyla da dışını meshetmek.
BOYNU MESHETMEK

Parmakların dışı ile boyun meshedilir.
Sünneti:
Boynu meshetmektir.
AYAKLARI YIKAMAK

Sonra sağ ayağın küçük parmağından başlayarak önce sağ ayak, sonra sol ayak, topuk kemikleri ile birlikte 3 defa yıkanır.
Farzı: Ayakları iki topuklar ile beraber 1 kere yıkamak.
Sünnetleri:
1-Ayakları yıkamaya parmak uçlarından ve önce sağ taraftan başlamak.
2-Ayak parmak aralarını hilallemek.
3-Ayakları 3’er defa yıkamak.
Böylece abdest bitince: sağ elle su alıp, ayakta içmek sünnettir kerahet vakti değilse 2 rekat nafile namaz kılınır.
Abdest alan kimseye abdest aldıktan sonra kıbleye dönerek ‘’Kelime-i Şehadet’’ getirmek ve 3 kere ‘’İnna enzelnahü’’suresini okumak çok sevaptır.
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

TEYEMMÜM

Teyemmüm Lügatte: Kastetmeye derler.
İslam Hukukunda Teyemmüm:Temizlenmek kastı ile temiz yeri (toprağı) kullanmak demektir.
Teyemmüm: Temiz yerden yüz ve ellere yapılan meshin ismidir.
Teyemmüm, kitap, sünnet ve İcma-ı Ümmet ile sabittir. (269)
TEYEMMÜM NASIL YAPILIR? (270)

Teyemmüm şöyle yapılır:Önce kollar abdest alacakmış gibi sıvanır. Euzü besmele çekilir. ‘’Abdestsizlikten veya cünüplükten temizlenmeye diyerek niyet edilir.
Sonra parmaklar açılır ellerin iç kısımları temiz toprağa veya toprak cinsinden bir şeyin üzerine hafifçe vurularak önce ileri sonra geri çekilerek sürülür.
Önce elleri ileri sürtmek, sonra geri çekmek.
(269) İbn Abidin.İst.Şamil Y. C:1 S352, Gurer ve Durer. İst. C:1 S:354
(270) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y.C:1 S:91
Farzı:
1-Niyet etmek: ‘’Niyet ettim abdest için veya cünüplükten kurtulmak için veya namaz kılmak için’’ diyerek niyet edilir.
2-İki darp:Önce elleri, Temiz toprağa vurup yüzü mesh etmek, sonra elleri tekrar yere vurup kolları dirseklerle beraber mesh etmektir.
Sünnetleri: (271)
1-Besmele ile başlamak.
2- İki elinin parmaklarının arası açık şekilde toprak üstüne koymak,
3-Elleri, toprağın üstünde önce ileri sonra geri sürtmek,
4-Tertip sırasına uymak ve ara vermeden arka arkaya teyemmümü yapmak.

(271)Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:109, İbn Abidin, C:1 S:354
Eller kaldırılıp hafifçe birbirine vurularak silkelenir.
Yüzün her yeri bu iki elin iç kısımları ile meshedilir.
Sonra elin iç kısımları aynı şekilde tekrar toprağa vurulur.Önce sol elin baş ve işaret parmakları ayrılır, kalan üç parmağın içiyle Sağ kolun iç yüzü parmak uçlarından dirsekle beraber meshedilir.

Aynı şekilde bu defa da sağ el kullanılarak sol kol meshedilir.
Önce sağ elin baş ve işaret parmakları ayrılır kalan üç parmağın içiyle sol kolun iç yüzü parmak uçlarından dirseklerle beraber meshedilir.
Sol kolun dış tarafı da aynı şekilde sağ elin ayrılan baş ve işaret parmakları ile meshedilir.
Böylece yüzün ellerin ve kolların meshedilmedik hiçbir yeri bırakılmakla farzlarına ve sünnetlerine uygun bir teyemmüm yapılmış olur.
Teyemmümün Sıhhatinin Şartları (272)
1-Niyet etmek,
2-Meshetmek,
3-Meshin üç parmak ya da, daha fazlasıyla yapılması,
4-Yer(toprak),
5-Yerin temizleyici olması,
6-Suyun bulunmamasıdır.
(272)İbn Abidin İst. Şamil Y. C:1 S:354
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 141
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

KADINLARIN ABDESTLERİYLE İLGİLİ
MES'ELELER

Abdest Alırken Tülbent, Başörtü Üzerine Meshedilir mi?
Başörtüsüne meshetmek caiz değildir. Fakat hanımların saçlarını
yabancı erkeklerin görmesi korkusu gibi bir zorunluluk varsa, başörtüsüde altına su geçirecek kadar ince ise başörtüsü üzerine mesh
yapabilirler.
Yani kadın baş örtüsüne meshettiği zaman; su başörtüden geçer ve
alttaki saçını ıslatırsa, meshi caiz olur. Fakat bu durumda da suyun renklenmemesi lâzımdır. Ancak efdal olan, baş örtüsünün altına meshetmektir. (273).

Boyalı Saça Meshedilir mi?
Evet, meshedilir.
Saçını boyamış olan bir kimse, bu boyanın üzerine meshettiği zaman, yaşlık boya ile karışırsa bu durumda başın meshedildiği su mutlak
temiz hükmünden çıkar ve yapılan mesh caiz olmaz. (274).
Başında çok uzun saçı bulunan bir kimse, üç parmağı ile meshettiği
zaman, eğer su başın bulunduğu kısma isâbet ederse, bu mesh caiz olur.
Fakat meshettiği kısmın altında baş değil de alın veya boyun bulunursa
bu durumda mesh caiz olmaz. (275).

Kadınlar Çorapla Abdest Alabilir mi?
Hanefi mezhebinde abdestin farzları dörttür. Ve ayakları yıkamakta
farzdır. Ayakları yıkamaktan maksat üzerine suyu akıtmaktır. Bu sebeble
bir kimse ayaklarını çoraplarıyla beraber musluğun altına tutsa, şâyet su üzerinden akmış ise mesele tamamdır. Yani abdest yerine gelmiştir. Eğer
üzerine su akmamış olsa abdest tamam değildir. Hanefi mezhebinde
ayak avret sayılmadığından yıkansa da bir sakınca olmaz. Yalnız kollar
avrettir. Böyle bir durumda kasden kadının ayağına ve kollarına bakan
kimse günahkâr olur. (276).
(273) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:23
(274) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:23
(275) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:22
(276) Günümüz Meselelerine Fetvalar, Halil Gönenç, Ist. llim Y. C:2 S:27

Kadınlar, Abdest Alacak Tenha Bir Yer Bulamazlarsa:
Kadın, yabancı erkeklere karşı el ve yüz hariç bütün bedenini örtecektir. Bu yüzden bir kadın, çeşme başında, kırda yolculukta, cami şadırvanında hatta kendi evinde olsa bile abdest âzâlarını (saç, baş, boyun,
kol ve bacaklarını) yabancıların görebileceği bir yerde açarak abdest alamaz. Aldığı takdirde haram işlemiş olur. Tenha ve uygun bir bulamazsa teyemmüm ederek namazını kılar.


Abdest Azalarına Yapışan Hamur, Kına, Boya, Oje v.s. İle Abdest Alınabilir mi?
Tırnaklarının altında kir bulunan veya çamurla uğraşan parmaklarına
kına yakan, hurma toplayan, boya boyayan, kadınların -abdest bakımın-
dan- halleri nedir diye soruldu?
Cevaben:
-Bu gibi hallerden, kolaylıkla kaçınmaya güçleri yetinmediği zaman,
bunların hepsinin de abdesti caiz olur. Bunlar durum itibariyle birbirleri-
ne eşittirler. Fetvâ da bu gibilerin -köylü, şehirli ayırmaksızın- abdestlerin
caiz olduğu üzerinedir.
Tırnakları hamur olan ekmekçi de böyledir.
Boya, toplanır ve kurursa, abdeste ve gusle manî olur. (277).
Bir kimsenin eline hamur bulaşsa ve bu hamurda kurusa, o kimse de bu
durumda abdest almış olsa, hamur az olduğu zaman abdesti caizdir. (278).
Bir kimsenin abdest azalarında balık derise veya çiğnenmiş ekmek
kurusu, oje v.s. bulunsa da o kimse, bu hali ile abdest alsa; eğer su, bun-
ların altına geçmezse (ki bunlar su geçirmeyen tabaka oluşturdukların-
dan), abdest caiz olmaz. Çünkü bunlardan kaçınmak mümkündür. (279).

Makyajlı Olarak Abdest Almak Caiz midir?
Makyajı tamamen temizlemeden abdest almanın caiz olabilmesi için
makyaj malzemelerinin altına su geçiren maddeler olması gerekir. Oje
hiçbir şekilde altına su geçirmediğinden ojeler silinmeden alınan
abdestle ibadet yapılamaz. Çünkü abdest sahih sayılmaz.
Bazı rujlar ya da cilde sürülen yağlı kremler de altına su geçirmediğinden bunların da
temizlenmesi gerekir.
Bu konuda hanım kullandığı kozmetik ürünlerinin suyu cilde ulaştırıp
ulaştırmamasına göre kendisi karar verecektir. Ancak oje, bazı ruj ve
kremler kesinlikle abdest suyunun cilde temasına engel olur.
Bir kimse ayaklarını yağladıktan sonra abdest alsa ve ayaklarına su
dökse, fakat su o yağlı yeri ileri geçip deriye işlemese abdesti caiz olur.
Yağdan murad: Zeytin yağı, şırlan yağı gibi şeylerdir. Yoksa içyağı veya
donmuş tereyağı gibi şeyler değildir. (280).
(277) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:19
(278) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:18
(279) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:21 İbn Abidin İst. Şamil Y. C:1 S:225


Uzun Tırnakla Alınan Abdest:
Tırnak, parmak ucunu örtecek kadar uzun olsa, bu durumda onun
altına suyun ulaştırılması vaciptir. Eğer tırnak kısa ise vacip değildir.
Tırnaklanı parmak uçlarından dışarı çıkacak kadar uzamış olursa, bir
kavle göre, o fazlalığı yıkamak vacipdir (281).
Ey müslüman kadını! Moda tuzaklarına kapılıpta oje ile abdestine ve
guslüne mani olan ibâdetine gölge düşürme.
Abdest azalarındaki tırnakların altında hamur bulunursa, suyu, bu ha-
murun altına ulaştırmak vacipdir. (282).

Abdest Alırken Parmaktaki Yüzüğü Oynatmak.
Parmaklarında yüzük bulunan bir kimse, abdest alırken eğer yüzük
bol ise, onu yerinden oynatması sünnet olur. Lakin o yüzük dar ise, altına suyun ulaşabilmesi için yüzüğü yerinden oynatmak farz dır. (283).

Perukla Meshedebilirler mi?
Günümüzde bazı kadınlar"Peruk"denilen takma saç kullanmaktadır-
lar. Peruk takmak haram olmakla beraber yine perukla abdest aldıkları
takdirde onun üzerine mesh edilmez. Çünkü peruğa yapılan mesh, başa
yapılmış sayılmayacağından abdest de sahih olmaz.
(280) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:20 İbn Abidin Ist. Şamil Y. C:1 S:224
(281) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:18
(282) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1,5:18
(283) Fetavayı Hindiyye, Ank. Akçağ Y. C:1 S:19 İbn Abidin İst. Şamil Y. C:1 S:224. Gurer ve
Dürer, Ist. Eser Y. C:1 S:129

Lensler Abdest ve Gusle Engel midir?

Abdestte de gusülde de kişi gözlerinin içini yıkamakla sorumlu
değildir. Bu nedenle göz içindeki lens abdest ve gusle engel değildir.
Resim
Cevapla

“İslamda Kadın” sayfasına dön