KÜTÜB-i SİTTE HADİSLERinde DUÂ

Kullanıcı avatarı
çilekeş
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 04 Ağu 2011, 18:34

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİSLERinde DUÂ

Mesaj gönderen çilekeş »

Resim

KÜTÜB-i SİTTE.:
Buhârî ve Müslim’in el-Câmiʿu’s-sahîh’leri ile,
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Nesâî’nin es-Sünen’leri..


Resim MESCİDE GİRİŞ-ÇlKlŞ DUÂLARı.:

1830-)
Resim--- Fâtıma Bintu'l-Hüseyin İbni Ali, büyükannesi Fâtımatu'l-Kübrâ radıyallahu anhâ'dan naklen anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem,mescide girdiği zaman Muhammed (aleyhisselâm)'e salât (DUÂ) okur, sonra da: RABB’im! Günahımı affet, rahmet kapılarını bana aç” derdi, Çıkarken de yine Muhammed (aleyhisselâm)'e salât (DUÂ) okur, sonra da: RABB’im! Günahımı affet, lütuf kapılarını benim için aç” derdi.
(Tirmizî, Salât 234, (314.

Resim HİLALİ GÖRÜNCE OKUNACAK DUÂLARı.:

1831-)
Resim---Talha İbnu Ubeydillah radıyallahu anh anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hilâli görünce şu DUÂyı okurdu: ALLAHım, Ay'ın hilâl devresini bize bereketli, imânlı, selâmetli ve İslâm üzere geçir. (Ey hilâl) benim de SEN’in de RABBin ALLAH'tır.” derdi.
(Tirmizî, Daavât 52, (3447).)

Resim
1832-)
Resim---Katâde (rahîmehullah)'ye ulaştığına göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hilâli görünce şu DUÂ'yı okurmuş.: “Hayırlı ve istikametli bir ihtilal (devresi diliyorum.)” bunu üç kere söyledikten sonra.: SENi yaratan ALLAH'a inandım.”
Bunu da üç kere tekrar ettikten sonra.: “. . Ayını çıkarıp... Ayını getiren ALLAH'a hamdolsun” dermiş.”

(Ebu Davûd, Edeb 111 (5092)

Ebu Davûd'un yine Katâde'den kaydettiği bir diğer rivâyetinde:
Resûlullah (aleyhisselâm), hilâli görünce yüzünü ondan çevirirdi” denmektedir.


Resim GÖK GÜRLEYİNCE, RÜZGÂR ESİNCE, BULUT ÇlKlNCA DUÂLARı.:

1833-)
Resim--- İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem gök gürleyip, şimşek çakınca şu DUÂyı okurdu:
ALLAH'ım bizi gadabınla öldürme, azâbınla da helâk etme, bu (azâbı)ndan önce bize afiyet (içinde ölüm) ver.”

(Tirmizî, Daavât 51, (3446).)

Resim
1834-)
Resim---Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ufuk-ı semâda bir bulut belirtisi gördü mü işi terkeder, namazda idiyse kısa keser ve şu DUÂyı okurdu.: ALLAH'ım, SEN’den bunun hayrını ve bunda olan (menfaatların da) hayrını ve bunun gönderiliş maksadındaki hayrı da istiyorum. Bunun şerrinden, bunda olanın şerrinden, burcunla gönderilen şeyin şerrinden de SANA sığınıyorum.”
derdi.”

(Ebu Davûd, Edeb,113, (5099); İbnu Mâce, DUÂ 21, (3889)

Resim
1835-)
Resim---Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem rüzgâr estiği zaman şu DUÂyı okurdu: ALLAH'ım, SEN’den bunun hayrını ve bunda olan (menfaatların da) hayrını ve bunun gönderiliş maksadındaki hayrı da istiyorum. Bunun şerrinden, bunda olanın şerrinden, burcunla gönderilen şeyin şerrinden de SANA sığınıyorum.”
(Buhâri, Bed'ül-Halk 5, Tefsir, Ahkâf 2, Edeb, 68; Müslim, İstiskâ 14, (899); Tirmizî, Daavât 50, (3445))

Resim
1836-)
Resim---Yine Tirmizî'de Übey İbnu Ka'b radıyallahu anh anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Rüzgâra küfretmeyin. Hoşunuza gitmeyen bir rüzgar görünce.: ALLAH'ım, SEN’den bunun hayrını taleb ediyorum!.” deyin.
(Tirmizî, Fiten 64, (2253))
Kullanıcı avatarı
çilekeş
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 04 Ağu 2011, 18:34

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİSLERinde DUÂ

Mesaj gönderen çilekeş »

Resim

KÜTÜB-i SİTTE.:
Buhârî ve Müslim’in el-Câmiʿu’s-sahîh’leri ile,
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Nesâî’nin es-Sünen’leri..


Resim AREFE GÜNÜ VE KADİR GECESİ DUÂsı.:

1837-)
Resim--- Amr İbnu Şuayb an Ebihi an Ceddihi anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: DUÂların en faziletlisi arefe günü yapılan DUÂdır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz.: "Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir.: ALLAH'tan başka ilâh yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kâdirdir." sözüdür.” buyurdu.
(Muvatta, Kur’ÂN 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)

1838-)
Resim---Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor.: Yâ Resûlullah!. Şâyet Kadir Gecesine tevâfuk edersem nasıl DUÂ edeyim?” dedi. Şu DUÂyı okumamı söyledi.: “ALLAHümme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve fa'fu anni.: ALLAHım! SEN affeedicisin, affı seversin, beni affet.”
(Tirmizî, Da'avât 89, (3508).)


Resim HAPŞlRANlN DUÂsı.:

1839-)
Resim---Âmir İbnu Rebia radıyallahu anh anlatıyor.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin arkasında namaz kılan birisi, namazda hapşırdı ve şu DUÂyı okudu: “Mübarek (heyrı bol), ihlaslı ve çok hamdle ALLAH'a hamdederiz, tâ RABB’imiz razı oluncaya kadar; dünya ve âhiret işindeki rızasından sonra da (hamdimize devâm ederiz).” Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazdan çıktıktan sonra: “Namazda DUÂ okuyan kimdi?” diye sordu. Ancak okuyan kişi süküt etti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem tekrar sordu.: DUÂyı kim okudu? Zirâ fenâ bir şey söylemedi.” Bunun üzerine adam: “Bendim, bu DUÂ ile sâdece hayır murad ettim” dedi. Efendimiz.: “(DUÂnız) RAHMÂN'ın Arşına kadar yükseldi." buyurdu.” dedi.
(Ebu Davûd, Salât 121, (770, 774); Tirmizî, Salât 296, (404); Buhâri, Ezan 115, (muhtasaran); Muvatta, Kur’ÂN 25, (1, 212); Nesâi, İftitah 112 (2,196.)

Resim
1840-)
Resim---Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sizden biri hapşırınca.: “Elhamdülillah alâ külli hâl..: Her hal için elhamdülillah." desin. Kardeşi de yahut arkadaşı da ona.: “Yerhamükâllah” diye cevap versin. (Kardeşi bunu) kendisi için söyleyince, hapşıran da.: "Yehdikümullah ve yuslih baleküm.: ALLAH size de hidâyet versin ve işinizi düzeltsin." desin.” buyurdu.” dedi.
((Buhâri, Edeb 126, Ebu Davûd, Edeb 99, (5033)
Kullanıcı avatarı
çilekeş
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 04 Ağu 2011, 18:34

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİSLERinde DUÂ

Mesaj gönderen çilekeş »

Resim

KÜTÜB-i SİTTE.:
Buhârî ve Müslim’in el-Câmiʿu’s-sahîh’leri ile,
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Nesâî’nin es-Sünen’leri..


Resim DAVÛD aleyhisselâm'ın DUÂsı.:

1841 -)
Resim---Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Davûd (aleyhisselâm)'un DUÂları arasında şu da vardır: “ALLAHım! SEN’den sevgini ve SENi sevenlerin sevgisini ve SEN’in sevgine beni ulaştıracak ameli taleb ediyorum. ALLAH'ım! SEN’in sevgini nefsimden, âilemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl.”
Ebu'd-Derdâ der ki: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Davûd'u zikredince, onu “insÂNların en âbidi (yani çok ve en ihlaslı ibâdet yapanı)” olarak tavsif ederdi.”
(Tirmizî, Da'avât 74, (3485).

Resim YÛNUS aleyhisselâm’ın KAVMİNİN DUÂsı.:

1842 -)
Resim---Ebu Hüreyre radıyallahu anh Resülullah'a ref’ ederek demiştir ki: “Yûnus kavminin DUÂları arasında şu da vardı: “Ey diri olan, ey (mahlükata) kıyam veren, ey hiçbir hayat sâhibinin olmadığı zamanda hayat sâhibi olan, ey hayat veren, ey ölüm veren, ey celâl ve ikrâm sâhibi!”
Rezin ilavesidir.

Resim DAVÛD aleyhisselâm'ın DUÂsı.:

1843 -)
Resim---Ömer ve Ebu Hüreyre radıyallahu anhümâ anlatıyorlar: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim bir belâya uğrayanı görünce şu DUÂyı okursa: “SENi imtihan ettiği şeyde bana âfiyet veren ve birçok yarattığından beni üstün kılan ALLAH'a hamdolsun!” Artık yaşadığı müddetçe, bu belâ ne olursa olsun ona mâruz kalmaktan muaf kılınır.”
(Tirmizî, Da'avât 38, (3427, 3428); İbnu Mâce, DUÂ 22, (3892).
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'nin bir rivâyetinde sâdece.: “..Bu belâ ona isâbet etmez” denmiştir.

Resim SEBEBE VE VAKTE BAĞLl OLMAYAN DUÂsı.:

1844 -)
Resim---
Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem DUÂ ederken şunu söylerdi.: “ALLAHım, dinimi doğru kıl, o benim işlerimin ismetidir. Dünyamı da doğru kıl, hayatım onda geçmektedir. Âhiretimi de doğru kıl, dönüşüm orayadır. Hayatı benim için her hayırda artma (vesilesi) kıl. Ölümü de her çeşit şerden (kurtularak) rahat(a kavuşma) kıl.”
(Müslim, Zikr 71, (2720).

1845 -)
Resim---
Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah'ın DUÂsının çoğu.: “ALLAHümme âtina fi'd-dünya haSENeten ve fi'l âhireti haSENeten ve kınâ azâbe'n-nâr.: ALLAHım bize dünyada da bir hayır, âhirette de bir hayır ver, bizi cehennem azâbından koru” idi.”
(Buhâri, Daavât 55, Tefsir, Bakara 36; Müslim, Zikr 26, (2690; Ebu Davûd, Salât 381, (1.519).

1846 -)
Resim---Yine Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim cenneti üç kere isterse, cennet: “ALLAH'ım onu cennete koy” der. Kim ALLAH'tan üç sefer ateşe karşı koruma taleb ederse, cehennem: “ALLAH'ım onu ateşten koru” der.”
(Tirmizî, Cennet 27, (2575); Nesâi, İsti'âze 56, (8, 279); İbnu Mâce, Zühd 39, (4340).

1847 -)
Resim---Ali radıyallahu anh'nin anlattığına göre, “Bir mükâteb ona gelerek: “Kitâbet borcumu ödemekten âciz kaldım, bana yardım et” dedi. Ona şu cevabı verdi: “SANA, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bana öğretmiş bulunduğu bir DUÂyı öğreteyim. (Onu okuduğun takdirde) Sıyr dağı kadar borcun da olsa, ALLAH onu SANA bedel öder. Şöyle diyeceksin: “ALLAH'ım, yeterince helâlinden vererek beni haramından koru. Lütfunla ver, başkasına muhtaç etme.”
(Tirmizî, Daavât 121, (3558).

Resim ALLAHu zü’L- CELÂL’e SlĞlNMA DUÂLARl/İSTİÂZE.:.:

1848 -)
Resim---Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle istiâze ederlerdi.: ALLAH'ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten SANA sığınırım. Keza, kabir azâbından SANA sığınırım. Haya ve ölüm fitınesinden SANA sığınırım.”
(Buhâri, Daavât 38, 40, 42, Cihâd 25; Müslim, Zikr 52, (2706); Tirmizî, Daavât 71, (3480, 3481); Ebu Davûd, Salât 367, (1540, 1541); Hurüf 1, (3972); Nesâi, İstiâze 6, (8, 257, 258).


1849 -)
Resim---Yine Enes radıyallahu anh anlatıyor:“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şu DUÂyı okurlardı.: ALLAH'ım! Cüzzamdan, barastan (alaten), delilikten ve hastalıkların kötüsünden SANA sığınırım.”
(Ebu Davûd, Salât 367, (1554); Nesâi, İstiâze 36, (8, 271).


1850 -)
Resim---
Abdullah İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor:
“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şu DUÂyı okurlardı.: ALLAH'ım, huşü duymaz bir kalbten SANA sığınırım, dinlenmeyen bir DUÂdan SANA sığınırım, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden, bu dört şeyden SANA sığınırım.”
(Tirmizî, Daavât 69, (3478); Nesâi, İstiâze 2, (8, 255).


1851 -)
Resim---Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Belânın ezmesinden, helâkın gelmesinden, kötü kazadan, düşmanların şamatasından [color=#0000BF]ALLAH'a istiâze edin.”
(Buhâri, Kader 13, Daavât 28; Müslim, Zikr 53, (2707); Nesâi, İstiâze 34, (8, 269, 270).


1852 -)
Resim---Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle DUÂ ederdi.: “ALLAHım, şikak ve nifâktan ve kötü ahlâktan SANA sığınırım.”
(Ebu Davûd, Salât 367, (1546); Nesâi, İstiâze 21, (8, 264).
Bir rivâyette şöyle denmiştir: “ALLAHım! Açlıktan SANA sığınırım, çünkü o pek fena yatak arkadaşıdır. Hıyânetten de SANA sığınırım, çünkü o ne kötü huydur.”


1853 -)
Resim---Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Mirac Gecesi cinlerden bir ifrit gördüm. Elinde ateşten bir şüle olduğu halde beni tâkip ediyordu. Nazarımı her atışımda onu görüyordum. Cibril aleyhisselâm bana: “İstersen SANA bir [COLOR=#FF0000]DUÂ öğreteyim, onu okursan, şülesi söner ve ağzının üstüne düşer” dedi.” Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Pekâla!” dedi. Cibril aleyhisselâm da.: “Şunu oku!” buyurdu.: “ALLAH'ın kerim olan rızası için, eksiksiz, mükemmel kelimâtullah hakkı için -ki hiç kimse muttaki olsun, fâcir olsun onu aşıp daha güzelini söyleyemez- (belâ olarak) semâdan inen, semâya yükselen, (ve ceza gerektiren) şerlerden, yeryüzünde yarattığı şerden, yer(in altın)dan çıkan şerden, gece ve gündüz fitnelerinden, gece ve gündüz gelen musibetlerden ALLAH'a sığınırım. Ey Rahman, hayır getiren hâdiseler hâriç.”

(Muvatta, Şi'r 10, (2, 950, 951).


Resim İSTİĞFÂR, TESBİH, TEHLİL, TEKBİR, TAHMİD VE HAVKALE..:

İSTİĞFÂR.: (Gufran. dan) Afv dilemek. Cenab-ı HAKk'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. Tevbe etmek. Yalvarmak. “Estağfirullâh” demek
TESBİH.: Sübhânallah demek. Cenab-ı HAKk''ı ( şânına lâyık ifâdelerle yâdetmek.
TEHLİL.: İslâmiyetin tevhid akidesini hülâsa eden, ancak bir İlâh bulunduğunu, Onun da ancak ve ancak ALLAH celle celâlihu olduğunu ifâde eden “Lâilâhe illâllâh” sözünü tekrar etmek.
TEKBİR.: “ALLAHü ekber” demek. ALLAH'ın her hususta en yüksek ve en büyük olduğu ifâde etmek..
TAHMİD.: (Hamd. den) Hamdetmek. * Medhetmek, övmek. * "Elhamdülillâh” kelâmının mânasını ifâde etmek..
HAVKALE.: zâhirde Kuvvetin Bâtında HAVLin Ancak ALLAHu zü’L- CELÂL’e mahsustur.: “Lâ HaVLe ve Lâ KuVVete İLLâ BiLLâH” demek..


1854 -)
Resim---Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İki haslet veya iki hallet -vardır ki onları Müslüman bir kimse (devâm üzere) söyleyecek olursa mutlaka cennete girer. Bu iki şey kolaydır. Kim onlarla amel ederse, azdır da... Her (farz) namazdan sonra on kere tesbih (sübhânallah), on kere tahmid (elhamdülillah), on kere tekbir (ALLAHu ekber) söylemekten ibarettir.”
(Abdullah der ki:) “Ben Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in bunları söylerken parmaklarıyla saydığını gördüm. Resülullah devâmla buyurdular: “Bunlar beş vakit itibariyle toplam olarak dilde yüzellidir. Mizanda bin beş yüzdür. “İkinci haslet” ise yatağa girince ALLAH'a yüz kere tesbih, tekbir ue tahmid'de bulunmanızdır. Bu da lisanda yüzdür, mizanda bindir. (Her ikisi toplam iki bin beş yüz eder.)”
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sözlerine şöyle bir soru ile devâm etti:
“Hanginiz bir günde, gece ve gündüz iki bin beş yüz günah işler?”
“Bunları niye söylemiyelim Yâ Resûlullah?” dediler. Şu cevabı verdi:
“Şeytan, namazda iken her birinize gelir: “Şunu şunu hatırla” der, ve namazdan çıkıncaya kadar devâm eder. (Bu hatırlatmaların neticesi olarak) kişi bu tesbihatı terk bile eder. Kişi yatağına girince de şeytan ona gelir, (zikir yapmasına imkân vermeden) uyutmaya çalışır ve uyutur da.”
(Tirmizî Daavât 25, (3407); Ebu Davûd, Edeb 209, (5065); Nesâi, Sehv 90, (3, 74).


1855 -)
Resim---İbnu Ebi Evfa radıyallahu anhümâ anlatıyor.: “Bir adam gelerek.:“Yâ Resûlullah! dedi, ben Kur’ÂN'dan bir parça seçip alamıyorum. Bana kifâyet edecek bir şeyi siz bana öğretseniz!”
“Öyleyse, buyurdu, Sübhânallah velhamdülillah, ve lâilâhe illallah, vallahu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâh..: ALLAHım SENi tenzih ederim, hamdler SANA mahsustur. ALLAH'tan başka ilâh yoktur, ALLAH en büyüktür, güç kuvvet ALLAH'tandır." de.”
“Yâ Resûlullah! dedi, bu zikir ALLAH içindir. (O'nu senâdır), kendim için DUÂ olarak ne söyleyeyim?”
“Şöyle DUÂ et: ALLAHım bana merhamet et, afiyet ver, hidâyet ver, rızık ver!”
Adam (dinleyip, kalkınca) ellerini sıkıp göstererek.: “Şöyle (sımsıkı belledim!)” dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bunun üzerine.: “İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu!..” buyurdu.”
(Ebu Davûd, Salât 139, (832); Nesâi, İftitâh 32, (2, 143); Hadis Ebu Davûd'da tam olarak, Nesâi'de kısmi olarak rivâyet edilmiştir.)


1856 -)
Resim---
Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor.:
“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ölümünden önce şu DUÂları çok tekrar ederdi.: “Sübhânallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etübu ileyh.: ALLAHım SENi hamdinle tesbih ederim, mağfiretini diler, günahlarıma Tevbe ederim.” Ben kendisinden bunun sebebini sordum.
Şu açıklamayı yaptı.: RABBim bana bildirdi ki, ben ümmetim hakkında bir alamet göreceğim. Ben onu görünce Sübhânallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etübu ileyh zikrini artırdım. Bu gördüğüm, İzâ câe nasrullahi ve'l-fethu.. sûresidir."
(Buhâri, Tefsir, Nasr, Ezân 123,139; Megâzi 50; Müslim, Salât 220, (484).


1857 -)
Resim---Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:Sübhânallahi, velhamdu lillahi, velâ ilâhe illallahu vallahu ekber.: ALLAH'ı tesbih ederim, hamdler ALLAH'adır, ALLAH'tan, başka İLâH yoktur. ALLAH en büyüktür." demem, bana, üzerine güneşin doğduğu şeyden (dünyadan) daha sevgilidir.”
(Müslim, Zikr 32, (2695); Tirmizî, Daavât 139, (3591).

1858 -)
Resim---İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Miraç Sırasında İbrahîm aleyhisselâm ile karşılaştım. Bana.: “Ey MuhaMMed, ÜMMetine benden selâm söyle. Ve haber ver ki: Cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhânallah, velhamdülillah, ve lâilâhe illallah, vallahu ekber cümlesidir.”
(Tirmizî, Daavât 60, (3458).


1859 -)
Resim---Ebu Bekri's-Sıddikin âzadlısı Yüseyre radıyallahu anhümâ -ki ilk muhâcirlerden idi- anlatıyor.: "Resûlullah (aleyhisselâm) bize dedi ki: “Size tesbih, tehlil, takdis, tekbir çekmenizi tavsiye ederim. Bunları parmaklarla sayın. Zirâ parmaklar (Kıyamet günü nelerde kullanıldıklarından) suale maruz kalacaklar ve konuşturulacaklardır.”
(Tirmizî, Daavât 131, (3577); Ebu Davûd, Salât 359, (1501).


1860 -)
Resim---Ebu Bekri's-Sıddik (radıyallahu anh) anlatıyor.: "Resûlullah aleyhisselâm.: “İstiğfar eden kimse günde yetmiş kere de Tevbesinden dönse günahta musır sayılmaz.”
(Tirmizî, Daavât 119, (3554); Ebu Davûd, Salât 361, (1514).


1861 -)
Resim---el-Eğarru'l-Müzeni radıyallahu anh anlatıyor.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şurası muhakkak ki, bazan kalbime gaflet çöker. Ancak ben ALLAH'a günde yüz sefer istiğfar eder (affımı dilerim).”
(Müslim, Zikr 41, (2702); Ebu Davûd, Salât 361, (1515).


1862 -)
Resim---Yine Eğarru'l-Müzeni, Müslim'in bir rivâyetinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle dediğini nakletmiştir.: “Ey insÂNlar! RABBinize Tevbe edin. ALLAH kasem olsun ben RABB’im Tebârek ve TeÂLÂ hazretlerine günde yüz kere Tevbe ederim.”
(Müslim, Zikr 42, (2702).


1863 -)
Resim---Buhâri ve Tirmizî'de gelen bir rivâyette Hz.Ebu Hüreyre radıyallahu anh diyor ki.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i işittim, demişti ki: ALLAH'a kasem olsun, ben günde ALLAH'a yetmiş kere istiğfar ediyorum Tevbede bulunuyorum.”
(Buhâri, Daavât 3; Tirmizî, Tefsir, Muhammed, (3255).


1864 -)
Resim---Esmâ İbnu'l-Hakem el-Fezâri radıyallahu anh anlatıyor.: "Hazreti Ali'yi dinledim, şöyle demişti: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'den bir hadis dinledim mi, ALLAH Tealâ hazretlerinin faydalanmamı dilediği kadar ondan istifâde ediyordum. Şayet bir adam O'ndan hadis rivâyet edecek olsa (gerçekten duydun mu diye) yemin ettiriyordum. Yemin edince onu tasdik edip rivâyetini kabül ediyordum.”
Ebu Bekri's-Sıddik radıyallahu anh bana şu hadisi rivâyet etti ve bu rivâyetinde Ebu Bekir doğru söyledi: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i dinledim, demişti ki: “Günah işleyip arkasından kalkıp abdest alarak iki rekat namaz kılan sonra da ALLAH Teâla hazretlerine Tevbe eden her insÂN mutlaka mağfiret olunur.” Sonra da şu ayeti okudu. (Meâlen): “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde ALLAH'ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları ALLAH'tan başka bağışlayan kim vardır?" (Al-i İmrân 135).
(Tirmizî, Tefsir Al-i İmran, (3009); Ebu Davûd, Salât 361, (1521) İbnu Mâce İkâmetu's-Salât 193, (1395).


1865 -)
Resim---Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim: “Lâ ilâhe illallahu vahdehu la-şerike leh, lehu'l mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir” DUÂsını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan
daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.”

(Buhâri, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ÂN 20, (1, 209); Timizi, Daavât 61, (3464).


1866 -)
Resim---Ömer radıyallahu anh anlatıyor.: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm.: “Kim çarşıya girince Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyün lâ yemütü bi-yedihi'l-hayr ve hüve ala külli şey'in kadir.: ALLAH'tan başka ilah yoktur, tekdir, ortağı yoktur, mülk ve hamd ona aittir. Hayatı o verir, ölümü de o verir. Kendisi hayattârdır, ölümsüzdür. Hayırlar O'nun elindedir. O her şeye kâdirdir) DUÂsını okursa ALLAH ona bir milyon sevab yazar, bir milyon da günah affeder ve mertebesini bir milyon derece yüceltir.”
Bir rivâyette, üçüncü mükâfaata bedel, “Onun için cennette bir köşk yapar” denmiştir.”
(Tirmizî, Daavât 36, (3424).


1867 -)
Resim---Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerinden Cüveyriyye radıyallahu anhâ'nin anlattığına göre.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz bir gün sabah namazını kılınca, daha kendisi namazgâhında iken, erkenden yanından çıkmış, gitmiş, kuşluktan sonra Cüveyriyye (aynı yerinde zikrederek) otururken geri gelmiş ve: “Bırakıp gittiğim halde duruyorsun (hiç yerinden kımıldamadın galiba?)” diye sormuştur. “Evet” cevabı üzerine şunu söylemiştir: “Ben SEN’den ayrıldıktan sonra dört kelime(lik bir DUÂ)yı üç kere okudum. Eğer bunlardan hâsıl olan sevab tartılacak olsa, SEN’in burada sabahtan beri okuduğun DUÂların sevabının ağırlığına denk olur. O DUÂ şudur: “Sübhânallahi ve bihamdihi adede halkıhi ve rıdâ nefsihi ve zinete arşihi ve midâde kelimâtihi.: ALLAH'ı mahlukatı sayısınca, nefsinin rızasınca, arşının ağırlığınca, kelimelerinin adedince tesbih (noksanlıklardan tenzih) ederim.”
(Müslim, Zikr 79, (2726); Tirmizî, Daavât 117, (3550); Ebu Davûd, Salât 359, (1503); Nesâi, Sehv, 93, (4, 77).


1868 -)
Resim---Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İki kelime vardır, bunlar dile hafif, terazide ağır, Rahmân'ada sevgilidirler: Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahi'l-azîm. (ALLAHım SENi hamdinle tesbih ederim, yüce ALLAHım SENi tenzih ederim) kelimeleridir.”
(Buhâri, Daavât 65, Eymân 19, Tevhid 58; Müslim, Zikr 31, (2694); Tirmizî, Daavât 61, (3463).


1869 -)
Resim---Yine Ebu Hüreyre hazretleri radıyallahu anh anlatıyor.:“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah.: Güç de kuvuet de ancak ALLAH'tandır." sözünü çok tekrar edin.”
Mekhül dedi ki: “Kim bunu der ve sonra da.: “ALLAH (ın gazâbın) dan ancak O (nun rahmeti)'na iltica etmekle kurtuluşa erilebilir” derse, ALLAH ondan yetmiş çeşit zararı kaldırır ki bunların en hafifi fakirliktir.”
(Tirmizî, Daavât 141, (3596).
Cevapla

“Dua Köşesi” sayfasına dön