KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Peygamber Efendimizin (sav) mübarek sözleri ve Kudsi Hadisler.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim

SELÂM ki =>Es SELÂMına
DÂRü’s- SELÂM GİdenLere
=>RESÛLuLLAH KELÂMına
=>HASBî HİZMEt EDenLere!.


ResimKÜTÜB-i SİTTE HADİS-i ŞERîF İMAMLARIMIZ..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İlim Çin’de de olsa alınız.” buyurmuştur.
(İmam-ı Deylemî; İmam-ı Taberanî; İmam-ı Beyhekî; İmam-ı İbni Adiy; İmam-ı İbni Abdilber gibi hadis âlimleri ve Hüccetü’l- İslam ünvanı ile meşhur olan İmam-ı Gazalî)


ResimHADİS ÂLİMİ KİME DENİR.:

Hadis âlimleri, çok yüksek insanlardır. Râvileri ile beraber, yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilene “hâfız” denir. Kur’ÂN-ı Kerim'i ezberleyene “hâfız” denmez “kâri’/okuyucu” denir. Bugün, hadis-i şerifleri ezbere bilen bulunmadığı için, kâri’ yerine, yanlış olarak hâfız deniliyor..

İki yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilene Şeyhu’l- Hadis denir.
Üç yüz bin ezberleyene, Huccetü’l- İslam denir.
Üç yüz binden daha çok hadis-i şerifi, râvileri ile, senedleri ile birlikte ezberleyene Hadis İmamı ve Hadis Müctehidi denir. Bugün böyle bir İslam âlimi dünyada yoktur..

Doğru oldukları, bütün İslam âlimleri tarafından tasdik edilmiş olan hadis kitaplarından 6 tanesi, bütün dünyada şöhret bulmuştur. Bu altı kitaba KÜTÜB-i SİTTe denir..

Kütüb-i Sitte’yi yazan altı büyük âlim şunlardır.:

1-) İmam-ı Buharî.: İsmi, Muhammed bin İsmâil’dir. Hadis kitaplarında kısaca “H” harfi ile gösterilir..
Her hadisi yazacağı zaman gusül abdesti alıp, iki rekât namaz kılar, istihare ederdi. Buharî-yi Şerifi 16 senede yazmıştır. Yüzlerce şerhi yapılmıştır. Bunlardan imam-ı Kastalâni’nin, Ayni’nin ve İbni Hacer’in şerhleri meşhurdur..

2-) İmam-ı Müslim.: Kısaca “M” harfi ile gösterilir. Câmi’üs-Sahih ismindeki kitabının birçok şerhleri bulunup en meşhuru imam-ı Nevevînin şerhidir..

3-) İmam-ı Mâlik bin Enes.:” harfi ile gösterilir. Muvatta ismindeki kitabı, ilk yazılan hadis kitabıdır. Bazı âlimler Kütüb-i Sitte’yi sayarken, Muvatta yerine, İbni Mace’nin Sünen kitabını söylemişlerdir. Kısaca “MC” harfleri ile gösterilir.

4-) İmam-ı Tirmizî.: İmam-ı Muhammed bin İsâ’dır. “T” ile gösterilir. Câmi’üs-Sahih ismindeki hadis kitabı çok kıymetlidir. Mearifü’s-Sünen adındaki şerhi en kıymetli şerhdir..

5-) İmam-ı Ebu Davûd.:D” harfi ile gösterilir. Sünen ismindeki kitabının birçok şerhi vardır.

6-) İmam-ı Nesaî.: Adı, Ebu Abdurrahman Ahmed bin Ali’dir. “S” harfi ile gösterilir.
Sünen-i Sagir Kütüb-i sittedendir..

İbni Esir, kütüb-i sittedeki tekrarları çıkararak hepsini “Câmiü’l- Usûl” adı altında tek bir eserde toplamıştır. Meşhur ve çok kıymetli hadis kitaplarından, İmam-ı Ahmed bin Hanbel’in Müsned’i “H”, Ebu Yâ’lâ'nın Müsned'i "Ya'lâ" ve Abdullah Darimî’nin Müsned’i “DR”, Ahmed Bezzâr’ın Müsned’i “Z” harfi ile gösterilir. Bu kitaplara Mesânid denir..

Ayrıca İmam-ı Suyutî’nin “Câmiu’s- Sagir ve Kebir”i, Beyhekî’nin “Müsned’i ve Delâil”i, Hâkim’in “Müstedrek’i, Taberanî’nin “Mu’cemu’l-Kebir, Sagir ve Evsat”ları, Heysemî’nin “Mecmau’z-Zevâid”i meşhurdur. Usûl-i hadis ilmini bildiren İmam-ı Nevevî’nin “Takrib”i ve bunun Suyutî tarafından yapılan “Tedribu’r-Râvi” Şerhi çok meşhurdur. Günümüzde hadis kitaplarının yeni yeni fihristleri yapılmaktadır..
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim 1-) İMÂM-ı BUHARî..

Kur’ÂN-ı Kerimden sonra en kıymetli kitab olan “Sahih-i Buharî” adıyla meşhur hadis kitabını yazan büyük hadis âlimidir. İsmi, Muhammed bin İsmâil olup, künyesi Ebu Abdullah’tır. Hadis ilminde yüksek derecede olup, 300.000’den fazla hadis-i şerifi senedleriyle birlikte ezbere bilen bir âlim olduğu için "İmam", Buharalı olduğu için "Buharî" denilmiş, “İmam-ı Buharî” ismiyle meşhur olmuştur. 810 (H. 194) senesinde Buhara’da doğdu. 870 (H. 256) senesinde Semerkand’ın Hartenk Kasabasında vefât etti.

Küçük yaşta babasını kaybeden Buharî, ilk tahsiline doğum yeri olan Buhara’da başladı. Duâsı makbul saliha bir hanım olan annesi, onun ve kardeşinin yetişmesi için gayret sarf etti. On yaşından itibâren hadis âlimlerinin derslerine devam etti. On beş yaşına girmeden 70.000 hadis-i şerifi ezberledi.

Hadis ilminde kısa sürede o derece ilerledi ki, hocaları ile karşılıklı ilmî münazaralarda bulunmaya başladı. Nitekim hocası Dâhili, bazı hadis rivâyetlerindeki eksikliklerini onun yardımıyla tamamlamıştır. On altı yaşındayken Abdullah bin Mübârek ve Veki bin Cerrâh’ın kitaplarını ezberledi. Fıkıh ilminde, müctehidlerin bildirdiklerini öğrendi. Sonra annesi ve kardeşiyle birlikte hacca gitti. Hac farizasını ifâ ettikten sonra annesi ve kardeşi Buhara’ya döndüler, İmam-ı Buharî ise, Mekke’de kalıp, hadis-i şerif toplamaya başladı. On sekiz yaşındayken Sâhabe ve Tabiin fetvâlarını topladı. Abdullah bin Zübeyr el-Hamidi’den Şafii fıkhını öğrendi. Bu arada Medine-i Münevvere’ye gidip Resûlullah efendimizin kabri şerifini ziyâret edip, geceleri kabri şerif başında “Tarihu’l-Kebir” kitabını yazdı. Mekke ve Medine’den başka, Bağdat, Basra, Kûfe, Mısır, Nişâbur, Belh, Merv, Askalan, Dımeşk, Hums, Rey ve Kayseriyye gibi ilim merkezlerini dolaşıp, hadis âlimleriyle görüşüp binden fazla âlimden hadis ve diğer ilimleri öğrenip nakletti.

Kuvvetli zekâya ve hafızaya sahip olan İmam-ı Buharî, işittiği hadis-i şerifi hemen ezberliyordu. Onunla hadis-i şerif dinleyenler yazdığı halde, o, yazma ihtiyacını duymuyordu. Muhammed bin Selâm el-Bikendî, İbrâhim bin el-Eşâs, Ebu Âsım eş-Şeybanî, Abdurrahman bin Muhammed bin Hammad, Hâlid bin Mahled, Ebu Nasr-il-Ferâdisî, Abdân bin Osmân el-Mervezî, Ali bin el-Medinî, Ahmed bin Hanbel, Yahya bin Main, İshak bin Raheveyh, Süleyman bin Harb, Abdullah bin Zübeyr el-Hamidî gibi hocalar elinde yetişti..

İmam-ı Buharî Hazretleri, ilim tahsilini bitirdikten sonra, Mısır’dan Maveraünnehr’e kadar tanınmış ilim merkezlerinde hadis ve çeşitli ilimler okuttu. Derslerinde binlerce talebe bulunurdu. Kendisinden 70.000’den fazla talebe hadis dinlemiştir. Bunlar arasında, Tirmizî, Nesaî, Ebu Zür’a ve Ebu Bekr bin Huzeyme, İbni Ebi Davûd, Muhammed bin Nasr-ul-Mervezî, Müslim bin Haccâc, İbni Ebiddünya gibi büyük ve tanınmış hadis âlimleri de vardı..

Binlerce talebe yetiştirdikten sonra Nişabur’a oradan da Buhara’ya döndü. Bir müddet Buhara’da kalıp, hadis ve ilim öğretmekle meşgul oldu. Bir rivâyete göre Buhara vâlisi çocukları için özel ders verilmesini, buraya kimsenin girip, dersi dinlememesini istedi. Buharî cevabında.: "Ben bir kısım kimseleri hadis dinlemekten men’ edip, birkaç kişiye hadis öğretmem." buyurdu. Bu durum vâliyle arasının açılmasına sebep oldu. Buhara’dan ayrıldı. ALLAHü TeÂLÂ'ya, şikâyet yoluyla vâlinin verdiği sıkıntıyı arz etti. Duâsı kabul olup, aradan bir ay geçmeden vâli azledildi, zindana atıldı. Bu arada Semerkandlılar kendisini dâvet ettiler. Giderken yolda, Semerkandlılardan bir kısım insanların isteyip, bir kısmının istemediği haberini alınca, Hartenk Köyünde kaldı. İşin iç yüzünü öğrenmek istemişti. İnsanların bu hâlinden kalbi daraldı ve canı sıkıldı. Teheccüd Namazından sonra ellerini açıp.: "Yâ RABBî! Yeryüzü bu genişlikle bana dar oldu. Beni tarafına al!." diye duâ etti. O ay, orada hastalandı ve 870 yılının Ramazan bayramı gecesi Semerkant’tan 72 km uzaklıkta olan Hartenk’de vefât etti. Kabri oradadır..

İmam-ı Buharî Hazretleri, çok cömerd olup, herkese iyilik ederdi. Fâkirlere çok sadaka verir, talebelerinin ihtiyaçlarını bizzat karşılardı. Bayram günleri hariç bütün yılını oruçla geçirirdi. Haramlardan ve şüphelilerden daima kaçar, gıybetten çok korkardı.: "İsterim ki Rabbime kavuştuğumda hiç gıybet etmemiş olayım ve böyle bir şey için kimse beni aramasın." buyururdu. Gecenin ilk saatlerinde biraz uyur, sonra kalkar ilim ve ibâdetle meşgul olurdu. Kur’ÂN-ı Kerimi üç günde bir defa hatmederdi..

Hadis ilminin ve hadis âlimlerinin önderi olan İmam-ı Buharî Hazretleri, yüz binlerce hadis-i şerifi ezberlemişti. Hadis-i şerifleri metinleri ve senedleriyle ezbere bilirdi. Hadis-i şeriflerin râvilerini çok inceler dinin emirlerine uymayan, edeblerini gözetmeyen, ahlâkında bir kusur olanların rivâyet ettiği hadis-i şerifleri almazdı. Hadis-i Şerifin metnini ezberlediği gibi, o hadis-i şerifi rivâyet eden kimselerin, künyelerini, doğum ve ölüm tarihlerini, ahlâk ve yaşayışlarını, kimden rivâyette bulunduklarını, o râviden başka kimlerin hadis-i şerif aldığını öğrenir ve ezberlerdi. Bir kimse hadis rivâyetinde ve râvilerin senedinde hataya düşse, hemen İmam-ı Buharî Hazretlerini bulup sorar ve doğrusunu öğrenirdi. Gittiği her yerde, etrafı hadis-i şerif almak ve öğrenmek isteyenlerle dolup taşardı. İmam-ı Buharî Hazretlerinin hadis ilmindeki rumuzu "H" harfidir. Aynı zamanda tefsir ve kelâm ilimlerinde de üstad olan İmam-ı Buharî Hazretlerinin tefsire dair bildirdiği rivâyetler tefsir âlimlerinin eserlerini süslemektedir. Kelâm İlmine dair eserler de yazmıştır..

ResimESERLERİ.:

1-) CÂMİU’s- SAHİH.:
En büyük ve en meşhur eseridir. Sahih-i Buharî ismiyle de tanınır. İslam Âlimleri söz birliğiyle.: "Kur’ÂN-ı Kerimden sonra en sahih kitap Sahih-i Buharî’dir." buyurmuşlardır. İmam-ı Buharî bu kitabı Mescid-i Haram’da yazdı. Her hadis-i şerifi kitabına yazmadan önce istihare yapmıştır. Gusledip, Kâbe’de makâmın gerisinde iki rekât namaz kılıp, koyduğu sağlam usûllere göre sahih olduğu kesin olarak belli olan hadis-i şerifleri yazmıştır. Bu kitabı müsveddeden temize çekme işini de Medine-i Münevvere’de Peygamber efendimizin kabri şerifi ile minberi arasında bulunan Ravda-i Mutahherada yaptı. Bu eserini nasıl yazdığını kendisi şöyle anlatmıştır.: "Câmiu’s-Sahih kitabına her hadis-i şerifi koymadan önce gusledip, iki rekât namaz kılıp, istihare yaptım. Ondan sonra hadis-i şerifi kitaba koydum. Bunları yapmadan hiçbir hadisi yazmadım. Bu kitabı on altı yılda tamamladım.."

“Kütüb-ü Sitte” adı verilen altı sahih hadis kitabının en başta geleni olan Sahih-i Buharî’nin, Ali el-Yünûni tarafından el yazmasıyla çoğaltılan metni muteber olmuştur. Bu nüshanın aslı Kâhire’de Akboğa Medresesi Kütüphanesindedir. Sahih-i Buharî’nin birçok şerhleri ve baskıları yapılmıştır. 1894’te Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından Mısır’da yaptırılan iki cilt baskısı pek nefis, ciltlenmiş, altın tuğra ve nukûş ile süslenmiştir. Bu baskı Bulak’ta Emiriyye Matbaasında yapıldı. Zeynüddin Ahmed Zebidî, mukarrer rivâyetleri birleştirerek “Buharî-i Şerif Tecrid-i Sarih” ismiyle kısaltılmıştır.

2-) Tarihu’l- Kebir.
3-) Tarihu’l- Evsat.
4-) Tarihu’s- Sagir (bu üç eser hadis râvilerinin hayatlarını ve hadis ilmindeki yerlerini ihtiva etmektedir.)
5-) Kitab-u Duâfâi’s- Sağire (zayıf râvilerin hallerinden bahseder.)
6-) Et-Tarih fi Marifeti Ruvâtü’l- Hadis.
7-) Et-Tevârihu’l- Ensab.
8-.) Kitabü’l- Kûnâ.
9-) El-Edebü’l- Müfred. (ahlâkla ilgili hadis-i şerifleri toplayan eserdir.)
10-) Ref’ul-Yedeyn fi’s- salâti.
11-) Kitabü’l- Kırâati Half-el-İmam.
12-) Halku’l- Ef’âli’l- İbâdi ve’r- Reddü ale’l- Cehmiyye.
13-) El-Akide yâhut Et-Tevhid (kelâm ilmiyle ilgilidir.)
14-) El-Câmiu’l- Kebir.
15-) Et-Tefsirü’l- Kebir.
16-) Kitabü’l- Mebsût.
17-) Esmâü’s- Sâhabe..
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim 2-) İMÂM-ı MÜSLİM..

Hadis âlimlerinin en üstünlerinden olup, Kütüb-i Sitte adıyla bilinen meşhur altı hadis kitabından ikincisinin yani Sahih-i Müslim’in müellifidir. İsmi, Müslim bin Haccâc bin Müslim el-Kuşeyri en-Nişaburî, künyesi Ebul-Hüseyin’dir. 821 (H.206) senesinde Nişabur’da doğdu. 875 (H.261) tarihinde burada vefât etti. Nişabur’un bir mahallesi olan Nasrâbad’da defnedildi. Büyük hadis imamlarından olup, Arapların Beni Kuşeyr Kabilesine mensuptur.

İmam-ı Müslim, zamanının büyük hadis âlimlerinden hadis-i şerif dinlemek ve öğrenmek için, Hicâz, Irak, Şam ve Mısır’ı dolaştı. Yahyâ bin Yahyâ en-Nişaburî, Ahmed bin Hanbel, Kuteybe bin Sa’id, Ebu Bekr bin Ebi Şeybe, Osman bin Ebi Şeybe, imam-ı Şafii Hazretlerinin talebelerinden Harmele bin Yahyâ gibi büyük âlimlerden hadis-i şerif dinleyip, rivâyette bulundu. Ondan da; Ebu İsâ et-Tirmizî, Yahya bin Said, Muhammed bin Mahled, Mekkî bin Abdan ve daha başka âlimler, hadis-i şerif bildirmişlerdir. Bağdat’a birkaç defa gelen İmam-ı Müslim Hazretlerinden Bağdat âlimleri de hadis-i şerif dinleyip rivâyette bulunmuşlardır. En son 872 senesinde Bağdat’a gelmiştir.

İmam-ı Buharî ile Nişabur’da görüşmüş, onun ilim meclisine devam etmiştir. İmam-ı Müslim, İmam-ı Buharî ile bir hadis-i şerifin müzakeresini yaparken; İmam-ı Buharî, hadis-i şerifin senedinde, onun bilmediği bir illeti gösterince, İmam-ı Müslim ayağa kalkarak Buharî’nin alnından öpmüş ve medhde bulunmuştur. İmam-ı Buharî Hazretleri için.: “Sana buğzedenler, ancak hasedinden buğzeder. Dünyada bir benzerin olmadığına şehâdet ederim” demiştir.

Hadis-i şerif öğrenmek ve öğretmek için pek çok seyahat yapan İmam-ı Müslim Hazretleri, ömrünün son yıllarını Nişabur’da geçirmiş, orada hadis-i şerif dersi vermiş ve ticaretle meşgul olmuştur.


ResimESERLERİ.:

1-) SaHiH-i MüSLiMi.:

Kütüb-i Sitte’nin ikincisi olup, Buharî’nin Sahih’inden sonra gelir. Hadis ilminde Müslim (M) harfi ile gösterilir..
İmam-ı Müslim’in bu eseri üzerine çok şerhler yazılmıştır. Abdül Gafur ibni İsmâil el-Fârisi’nin yaptığı El-Mefhum fi Şerhi Garibi Müslim adlı şerhi, Ebul-Kâsım İsmâil bin Muhammed’in Şerhu Müslim adıyla yaptığı şerh ve Muhyiddin Ebu Zekeriyyâ Yahya en-Nevevînin El-Minhâc fi Şerhi Sahih-i Müslim adıyla yaptığı şerh gibi daha birçok şerhi vardır..

2-) El-Müsned-ül-Kebir.
3-) El-Câmi’ Ale’l-Ebvâb.
4-) El-Esmâ ve’l-Kunâ.
5-) El-Efrâd vel-Vuhdân.
6-) Tesmiyetü Şuyuhu Mâlik ve Süfyân ve Şu’be.
7-) Kitab ül-Muhadramin.
8-.) Kitabu Evlâd-is-Sâhabe.
9-) Evhâm-ül-Muhaddirin.
10-) Et-Tabakât.
11-) Efrâd-üş-Şâmiyin.
12-) Et-Temyiz.
13-) El-İlel..
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim 3-) İMÂM-ı İbni MÂCE..

Hadis âlimlerinin büyüklerinden olup, Kütüb-i Sitte denilen altı sahih hadis-i şerif kitabından “Sünen-i İbni Mâce” adlı eserin müellifidir. İsmi Muhammed bin Yezid olup, künyesi Ebû Abdullah’tır. 824 (h.209) te Kazvin’de doğduğu için Kazvinî adıyla bilinir. İbni Mâce diye meşhur oldu. 886 (h. 273) da vefât etti.
İmam-ı Müslim
Basra, Bağdat, Kûfe, Mekke-i Mükerreme, Şam, Mısır, Horasan ve Rey gibi zamanının ilim merkezlerine giderek, hadis-i şerif ve onunla alakalı ilimleri tahsil etti. Gittiği bu merkezlerde büyük hadis âlimleriyle karşılaşarak, onlardan istifâde etti. Leys, İbrâhim bin el-Münzir, Muhammed bin Abdullah bin Numeyr ve daha başka âlimlerden hadis-i şerif öğrendi. Hadis ilminde yüksek dereceye ulaştı. Ebü’l-Hasan el-Kattân, Ahmed bin Ravh el-Bağdâdî, Muhammed bin İsâ el-Ebherî gibi âlimler ondan hadis-i şerif rivâyet ettiler.

Zamanındaki ve daha sonraki asırlarda yetişen hadis âlimlerince sika (güvenilir) olduğu bildirilen İbni Mâce, "Sünen-i İbni Mâce"’yi telif etti. Bu kıymetli eser, hadis-i şerif fihristlerinde ve mu’cemlerde, (MC) harfleriyle gösterilmektedir.

Tefsir ilminde de derin âlim idi. “Tefsir-i Kur’ÂN” adlı eseri de çok kıymetlidir..
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim 4-) İMÂM-ı TİRMİZÎ..

Velî ve büyük hadis âlimi. İsmi, Muhammed bin Ali bin Hasan bin Bişr ez-Zâhid, künyesi Ebu Abdullah’tır. Doğum tarihi bilinmeyen, Muhtemelen 209 (824) yılında bugün Özbekistan sınırları içinde bulunan Tirmiz’de (veya Tirmiz’e bağlı Buğ köyünde) doğdu. Kendisinin belirttiğine göre Merv’den gelip Tirmiz’e yerleşen bir aileye mensuptur. Hâkim-i Tirmizî, Buhârâ'nın güneyinde Ceyhun nehri kıyısında bulunan Tirmiz Kasabasında doğdu. Kör olarak doğan ya da sonradan gözlerini yitiren Tirmizî, ilk öğreniminden sonra çalışmalarını hadis ilmi üzerinde yoğunlaştırdı. Doğum yeri olan Tirmiz’de uzun müddet kaldı. Sonra Belh’e gitti. Orda bir müddet kaldıktan sonra Nişabur’a geldi. 932 (H. 320) senesinde şehid edildi..

Hâkim-i Tirmizî; babasından, Kuteybe bin Said, Hasan bin Ömer, Salih bin Abdullah Tirmizî, Salih bin Muhammed Tirmizî, Ali bin Hucr es-Sadi, Yahya bin Musâ, Utbe bin Abdullah el-Mervezi, Abbâd bin Yakub ed-Devrâk, Süfyân bin Veki ile Horasan ve Irak’taki muhaddislerden hadis-i şerif öğrenmiştir. Yahya bin Mansur el-Kâdı, Hasan bin Ali, Nişabur âlimleri ve daha pek çok âlim de ondan hadis-i şerif rivâyet etmişlerdir. Pek çok kitabı olan Hâkim-i Tirmizî, Ebu Türâb Nahşebî, Ahmed bin Hadraveyh ve İbni Celâ gibi evliyâ ile sohbet etmiş, beraber bulunmuş ve onlardan çok faydalanmıştır. Çok hadis-i şerif toplamış, zâhid ve âbid bir zat olan Hâkim-i Tirmizî’nin yazdığı kitapların ekserisi basılmıştır.

Tirmizî, yaşadığı devirde fıkıh mezhepleri yaygınlaştığı için her bir mezhebin belli başlı görüşlerini o mezhebin imamının önde gelen talebelerinden öğrenme fırsatı bulmuş, diğer Kütüb-i Sitte imamları gibi o da hiçbir mezhebe intisap etmemiştir (Mübârekfûrî, I, 352).

Sünnet-i Seniyyeye tam uyan, ilmiyle âmil, Ümmet-i Muhammed’in büyüklerinden olan Hâkim-i Tirmizî, zamanın evliyâsından olup, herkes tarafından övülmüştür. İnce mânâları açıklama ve izâh hususunda üstad, hadis ilminde ise sika (sağlam, güvenilir) bir âlimdi. Sözleri kıymetli olup, hilmi (yumuşaklığı) pek ziyâde, şefkati çok ve ahlâkı pek güzeldi. Peygamberimizin mübârek ahlâkı onda görülürdü.

Buyurdu ki.:
* “Âhirette kurtulmak, ibâdet ve amelin çok olmasıyla değil, amellerin ihlaslı ve şartlarına uygun yapılması iledir.”
* “Mü’minin neşesi yüzünde, hüznü kalbindedir.”
* “Nefsin, sende olduğu halde, ALLAHu TeÂLÂ’yı tanımak istiyorsun. Halbuki nefsin, daha kendisini bile tanımamıştır. RABB’ini nasıl tanısın?”
* “Kanaat nedir?” diye sorulunca, “İnsanın kısmetine düşen rızkına razı olmasıdır” cevabını vermişti.
* Kendisine.: “İmanın gitmesine en çok sebep olan günah nedir?” diye sordular. Buyurdu ki.: “Üç günah vardır.: Birincisi, iman ni’metine kavuştuğuna şükretmemek; ikincisi, imanın gitmesinden korkmamak; üçüncüsü, mü’minleri incitmek ve onlara eziyet etmek. Biliniz ki, haksız yere bir Müslümanı incitmek, Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha büyük günahtır. Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem böyle buyurmuştur..”

ResimESERLERİ.:
1-) el-Câmiʿu’s-sahîh.: Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inin büyük bir kısmı ile Buhârî, Müslim ve Tirmizî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’lerini müsned tertibine koyarak Câmiʿu’l-mesânîd ve’l-elḳāb adlı yedi ciltlik kitabını meydana getirmiştir (Brockelmann, GAL, I, 662; Suppl., I, 917; Abdülhamîd el-Alûcî, s. 89-90).
2-) eş-Şemâʾilü’n-nebeviyye.: Sahasında ilk çalışma olan eser bu konuda yazılanların en mükemmeli kabul edilmiş, içindeki hadislerin büyük çoğunluğu sahih, önemli bir kısmı hasen, pek azı zayıf rivayetlerden meydana gelmiştir.
3-) el-ʿİlelü’l-kebîr.: Tirmizî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’ten önce kaleme aldığı eser el-ʿİlelü’l-müfred ve ʿİlelü’t-Tirmiẕî el-kebîr adlarıyla da anılır..
4-) el-ʿİlelü’s-saġ'ir.: el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’in sonunda elli birinci kitap şeklinde yer alan bölüm bu adla anılmaktadır.
5-) Tesmiyetü ashâbi’n-nebî (Kitâbü Esmâʾi’s-sahâbe, Tesmiyetü asḥâbi Resûlillâh sallallāhü aleyhi ve sellem).: Sahâbe adlarının sadece ilk harfine göre alfabetik düzenlenen esere aşere-i mübeşşere ile başlanmıştır..
6-) Kitâbü’t-Târîḫ..
7-) Kitâbü’l-Esmâʾ ve’l-künâ..
8-.) ez-Zühd..

Hâkim-i Tirmizî’nin pek çok risâleleri mevcut olmakla beraber, yazdığı meşhur kitapları.:
Kitabü’l-Furuk.
Hatmü’l-Vilâye ve’l-İ’lelü’ş-Şer’iyye.
Nevâdirü’l-Usul fi Ehâdisi’r-Resûl.
Garsü’l-Muvahhidin.
Er-Riyâdatü ve Edebü’n-Nefs.
Gavrü’l-Umur.
El-Menâhi.
Şerhü’s-Salât.
El-Mesâilü’l-Meknune.
El-Ekyâs ve’l-Mu’terrin.
Beyânü’l-Fark Beyne’s-Sadr.
El-Akl ve’l-Hevâ’dır..

Bunların dördü hariç, diğerleri basılmıştır.
Bazı risaleleri de, yakın zamanda Şam’da tekrar basılmıştır..
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim 5-) İMÂM-ı Ebu DAVÛD..

Kütüb-i Sitte denilen meşhur altı hadis-i şerîf kitabından biri olan Sünen-i Ebu Davûd’un Sâhibi. İsmi, Süleyman bin Eşas bin İshak bin Beşir’dir.
“Ebu Davûd” künyesiyle meşhur olup, “Sicistânî” nisbesiyle bilinir. 817 (H.202)’de Sicistan’da doğdu. 889 (H.275)’de Basra’da vefât etti.

Âilesi aslen Yemen’in Ezd Kabilesi’nden olduğu için “Ezdî” ve “Sicistanlı” anlamında “Siczî” nisbeleriyle de anılır.
Dedesinin adının Bişr veya Şeddâd olduğu, büyük dedesi İmrân’ın Sıffîn’de Hz. Ali kerremallahu vechehu’nin yanında yer aldığı ve bu savaşta şehid olduğu rivâyet edilmektedir.

Muhtelif zamanlarda gittiği Bağdat’ta Ahmed b. Hanbel’in ilim meclislerine uzunca bir süre devam ederek bazı önemli fıkıh ve usûl-i fıkıh konularını ondan öğrendi; daha sonra bunları “Mesâʾilü’l-İmâm Ahmed b. Hanbel” adıyla bir araya getirdi.
Ebû Dâvûd, tahsil hayatı boyunca muhtelif şehirlerde uzun süre kaldı; bu arada Tarsus’ta yirmi yıl ikâmet etti. Memleketi olan Sicistan’a döndükten sonra da Herat’ta ve Bağdat’ta bulundu..

Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Ebu Davûd Sicistânî; Horasan, Şam, Irak, Hicaz, Mısır gibi ilim merkezlerine giderek zamânının tanınmış âlimlerinden ilim tahsil etti ve hadis-i şerîf dinledi. Tefsir ve Hanbelî Fıkhını da tahsil edip, yüksek ilmi dereceye ulaştı. Hadis-i Şerîf öğrenmek için uzun yolculuklar yaptı. Müslim bin İbrahim, Süleyman bin Harb, Ebu Mamer el-Makad, Yahya bin Main, Ahmed bin Hanbel gibi büyük âlimlerden rivâyetlerde bulundu. Hadis ilminde sika (güvenilir) bir âlim olan ve ilmi derece bakımından imam-ı Buharî ve imam-ı Müslim’den sonra gelen Ebu Davûd Sicistânî’den, Bağdat’ta bulunduğu sırada, oğlu Abdullah, Ebu Abdurrahman en-Nesaî, Ahmed bin Muhammed bin Harun ve başka âlimler rivâyette bulundular. Bilhassa fıkhî konularla ilgili hadis-i şerîfleri topladığı ve bu hususta pek kıymetli bir kaynak olan Sünen Kitabı’nı imam-ı Ahmed bin Hanbel’e arz edip, onun takdirine kavuştu..

ResimHADİSÇİLİĞİ.:
Birçok hadis âliminin belirttiği gibi Ebû Dâvûd hadislerin zayıfını sağlamından ayırma, rivâyetlerdeki ince kusurları tanıma ve hadis râvilerini tenkit etme hususlarında tanınmış bir âlimdir. Râvileri tenkit ederken kesin bilgi sahibi olmadığı kimseler hakkında görüş bildirmekten sakınırdı. Onların güvenilir olmadığına dair ileri sürülen genel ifadelere önem vermez, hangi sebeplerle cerh edildiklerinin açıkça söylenmesini isterdi. Hadis rivâyetinde yetersiz ve liyakatsiz bulduğu kimselere karşı hiç müsamaha göstermez, yakını bile olsa tenkit etmekten çekinmezdi..

Mu’cem kitaplarında ve hadis-i şerîf fihristlerinde D (dal) harfiyle ifâde edilen Sünen-i Ebû Dâvûd’a daha sonraki zamanlarda birçok şerhler yazılmıştır. Bu şerhlerden; Azimâbâdî’nin yazdığı Avnü’l- Mabud, Hattabî tarafından yazılan Meâlimü’s-Sünen, imam-ı Süyutî tarafından yazılan Mirkâdü’s-Süud ilâ Süneni Ebi Davûd adlı eserler zikredilebilir. Son zamanlarda yazılan El-Menhelü’l-Azbü’l-Mevrud adlı şerh yarım kalmış, daha sonra üzerine tekmile yazılarak basılmıştır..

Ebû Dâvûd’un güzel sözleri vardır.:
* Baş olma sevdası gizli şehvettir..
* Sözün hayırlısı kulağa izinsiz girendir..
* Giyeceğe ve yiyeceğe değer vermeyen kimse vücudunu rahat ettirir…


Ebû Dâvûd Hazretleri, beş yüz bin hadis-i şerîf içinden seçtiği 4800 Hadis-i Şerîften şu dördünün insanlar için çok önemli olduğunu bildirmiştir.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ameller niyetlere göredir.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İnsanın kendisine faydası olmayan şeyleri terk etmesi Müslümanlığının güzelliğindendir.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir mü’min kendisi için istediği ve sevdiği bir şeyi, (din) kardeşi için de istemedikçe imanı kâmil olmaz.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Helâl meydanda, haram da meydandadır. Bunların arasında şüpheli şeyler vardır. Harama düşmemek için bu şüphelilerden sakınmak lâzımdır.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd)

Ebu Davûd Hazretleri, ilmiyle amel eden güzel ahlâk sâhibi bir kimseydi. Büyük bir Hadis Âlimi olduğu için, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin Ahlâkı ile ahlâklanmaya çok çalışırdı..

ResimESERLERİ.:
1-) es-SÜNEN.:
Sahihinden zayıfına kadar İslâm hukukuyla ilgili 4800 hadisi topladığı, bunlardan ileri derecede zayıf olanları belirtmeye özen gösterdiği bir eser olup İslâm dünyasında büyük rağbet görmüştür. Muhtelif şerhleri bulunan es-Sünen Kahire’de neşredilmiş (1280), daha sonra da pek çok baskısı yapılmıştır..

2-) el-MERÂSÎL.:
544 mürsel hadisi ihtivâ eden ve sahasının ilk ve orijinal eseri olan kitab, bilindiği kadarıyla ilk defa Alî es-Sünnî et-Trablusî tarafından senedleri zikredilmeksizin neşredilmiş (Kahire 1310), daha sonra senedleriyle birlikte muhtelif baskıları yapılmıştır..

3-) MESÂʾİLÜ’L-İMÂM AHMED b. HANBEL.:
“el-Mesâʾilü’lletî ḫâlefe ʿaleyhe’l-İmâm Aḥmed b. Ḥanbel.” adıyla da bilinen eser, Ahmed b. Hanbel’e sorulan bazı soruların Ebû Dâvûd tarafından kaydedilen cevaplarından ibarettir. Fıkıh bablarına göre tertip edilen kitap Muhammed Behcet el-Baytâr tarafından neşre hazırlanmış ve Reşîd Rızâ’nın takdim yazısıyla yayımlanmıştır (Kahire 1353).

4-) İCÂBÂTühû ʿalâ Suʾâlâti Ebî ʿUbeyd Muhammed b. ʿAlî b. ʿOssmân el-Âcurrî.:
Râvilerin cerh ve ta‘dîline dair talebesi Ebû Ubeyd el-Âcurrî’nin sorularına verdiği cevapları ihtivâ eden ve Âcurrî tarafından derlenen eser beş cüzden meydana gelmektedir. İbn Hacer’in Tehẕîbü’t-Tehẕîb’de çok faydalandığı bu eserin Köprülü Kütüphanesi’ndeki üçüncü cüzü (nr. 292, 30 varak) Muhammed Ali Kāsım el-Ömerî tarafından yayımlanmıştır (Medine 1403). Dördüncü ve beşinci cüzleri Bibliothèque Nationale’de bulunan (nr. 2085, 68 varak) eserin birinci ve ikinci cüzlerinin günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir..

5-) RİSÂLETÜ EBÎ DÂVÛD ilâ EHLİ MEKKE fî VASFİ SÜNENİHÎ.:
“Risâle fî vaṣfi teʾlîfihî li-kitâbi’s-Sünen” adıyla da anılan risâle, bir müellifin kendi eserini tanıtıp benzerleriyle karşılaştırması ve o devirde pek âdet olmayan bir usulü ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Eserin Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’deki yegâne nüshasını (Hadis, nr. 348, vr. 188a-191a) ilk defa Zâhid Kevserî (Kahire 1369), daha sonra da Muhammed Lutfî es-Sabbâğ (Beyrut 1394, 1405) yayımlamışlardır..

6-) KİTÂBÜ’z-ZÜHD.:
Mağrib hattıyla yazılmış bir nüshası Fas’ta Karaviyyîn Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 80/133).

7-) TESMİYETÜ İHVE ELLEZÎNE RUVİYE ʿANHÜMü’l-HADÎS.:
“Tesmiyetü’l-iḫve min ehli’l-emṣâr” adıyla da bilinen risâle Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’dedir (Mecmua, nr. 129, vr. 216a-223b).

8-.) KİTÂBü’l-BAʿS ve’n-NÜŞÛR.:
Brockelmann bu eserin Dımaşk’ta bulunduğunu söylemektedir (GAL [Ar.], III, 189).

9-) KİTÂBü’l-KADER.:
Günümüze gelip gelmediği bilinmeyen eser, “er-Red ʿalâ ehli’l-kader ve er-Red ʿale’l-kaderiyye” adlarıyla da anılmaktadır..

Ebû Dâvûd’un bunlardan başka;
Nâsihu’l-Kurʾân ve mensûhuh, Delâʾilü’n-nübüvve, et-Teferrüd fi’s-sünen, Fezâʾilü’l-ensâr, Müsnedü Mâlik, ed-Duâ, İbtidâü’l-vahy, Ahbârü’l-havâric, Mâ teferrede bihî ehlü’l-ensâr ve el-Âdâbü’ş-şerʿiyye adlı eserlerinin bulunduğu kaynaklarda zikredilmektedir..
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 119
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: KÜTÜB-i SİTTE HADİS İMAMLARIMIZ

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim 5-) İMÂM-ı NESAî..

Büyük hadis ve fıkıh âlimi. Künyesi Ebu Abdurrahman; ismi, Ahmed bin Şuayb bin Ali bin Sinân bin Bahr bin Dinar’dır. İmam-ı Nesaî diye meşhurdur. Aslen Türkmenistan/Horasan’ın Nesa şehrindendir. 830 (H. 214) yılında orada doğdu. 915 (H.303)te Filistin’in Remle şehrinde vefât etti. Mekke’de vefât ettiği veya Hariciler tarafından şehid edildiği de bildirilmektedir.
Ömrünün son zamanlarını Mısır'da, hadis ve ilim öğreterek geçirdi. Hac görevi için oradan çıktığında Şam'a uğradı. Emevi Camii’nde Ali hakkında "Fî Fadli Ali" adıyla te'lîf etmiş olduğu eserini okutmaya başladı. Orada kendisine Muaviye ile ilgili sorular soruldu. İstenildiği gibi cevaplar vermeyince Emevi taraftarlarınca fena halde dövüldü. Hırpalanmış ve yaralı olarak Hicaz’a vardı. 303 (915–916) yılının Şa'ban ayında Mekke'de öldü ve Safa ile Merve arasına gömüldü..

Hadis ilminde imamdı, yani üç yüz binden fazla hadis-i şerîfi râvileriyle birlikte ezbere bilirdi. Yazdığı Süneni Sagir’i, Kütüb-i Sitte adı verilen altı büyük hadis kitabından biridir. Hadis ilminde rumuzu sin (S)’dir.

İlim tahsiline Horasan’da başlayan İmam-ı Nesaî; Irak, Şam, Mısır, Hicaz (Mekke ve Medine) ve Cezire (bugünkü Cizre civârı) âlimlerinden ders aldı. Mısır’da yerleşti. On beş yaşında Kuteybe bin Said’e talebe olup, bir sene iki ay yanında kaldı. İshâk bin Râhaveyh, Hişâm bin Ammâr, İsâ bin Hammâd, Hüseyin bin Mansur Sülemi, Amr bin Zürâre, Muhammed bin Nasr-i Mervezi, Süveyd bin Nasr, Ebu Kureyb, Muhammed bin Rafii, Ali bin Hucr, Ebu Yezid Cermi, Ebu Dâvud Süleymân Eş’as, Yunus bin Abdila’lâ, Muhammed bin Geylân ve daha birçok âlimden ders aldı. Onların bir çoğundan hadis-i şerîf dinledi ve rivâyet etti.

Hadis ilminde zamanının bir tanesi olan İmam-ı Nesaî, Mısır âlimlerinin en fakihiydi. Haramlardan sakınmakta ve ibadetlere düşkünlükte eşi yoktu. Her yaptığı iş, her söylediği söz, ALLAHu TeÂLÂnın rızası içindi. İmam-ı Nesaî’nin hadis-i şerîf rivâyetinde râvilere koyduğu şartlar, Buharî ve Müslim’den daha sıkıydı. Hadis râvilerinin güvenilir olup olmamasındaki tespitlerine bütün âlimler itibâr ederlerdi.

İmam-ı Nesaî Hazretlerinden; Ebu Bişr Devlâbi, Ebu Ali Nişâburi, Hamza bin Muhammed Kesâsi, Ebu Bekr Ahmed bin İshâk, Muhammed bin Abdullah bin Hayyuye, Ebul-Kâsım Taberanî, Fakih Ebu Cafer Tahâvi ve daha birçok âlim ilim tahsil edip, hadis-i şerîf rivâyet etti.

İmam-ı Nesaî Hazretleri, ilk önce yazdığı Sünen-i Kebir’inde, hadis-i şerîflerin kaynakları ve toplanması hakkında bilgiler verip, şartlarına uyan hadis-i şerîfleri yazdı. Bu eserine, kendisi Müctenâ adını vermesine rağmen “Sünen-i Sagir” adıyla meşhur oldu. Şimdi, daha çok “Sünen-i Nesaî” adıyla bilinmektedir. Bu kıymetli eser, altı meşhur hadis kitabından biri olarak Müslümanların baş tacı oldu.

İmam-ı Nesaî Hazretleri, ömrünün sonuna doğru Şam’a gitti. Orada Hazret-i Ali’yi kötüleyen haricilerden bazı kimseler gördü. Bunun üzerine Hazret-i Ali ve Ehli Beyt-i Nebevi’yi öven “Kitab-ül-Hasâis fi Fadli Ali bin Ebi Tâlib ve Ehli Beyt” adlı eserini yazdı. Bu eserindeki hadis-i şerîflerin çoğunu Ahmed bin Hanbel Hazretlerinin rivâyetlerinden aldı. Bu kitabını niçin yazdığını bilmeyen bazı kimseler; “Şeyhayn’ın yani Ebu Bekir ve Ömer’in üstünlüklerini niçin yazmadın?” dediler. Bunun üzerine; “Fedâil-üs-Sâhabe” adlı Eshab-ı kiramın üstünlük ve faziletlerini anlatan kitabını yazdı, “Müsned-i Ali”, “Müsned-i Mâlik” ve “Duâfâ ve’l-Metrukin” adlı kitaplar, onun pek kıymetli eserleri arasındadır. Sonuncusu, basılmıştır.

ResimESERLERİ.:
* Sünen-i Nesâî.: “El-Mücteba” da denilen meşhur hadis mecmuasıdır.
* Müsned-i Ali.
* Müsned-i Mâlik.
* Fedâil-üs-Sâhabe.
* Kitab-ül-Hasâis fi Fadli Ali bin Ebi Tâlib ve Ehl-i Beyt.
* Duâfâ ve’l-Metrukin..


SüNeN-i Nesâî.: (Arapça: سنن النسائي) veya Sunen-i Suğra.: Ehl-i Sünnet hadis literatüründe en güvenilir hadis kaynakları olarak kabul edilen altı kitaptan (Kütüb-i sitte) biridir. Müellifi Ebu Abdirrahman Ahmed bin Şuayb bin Ali bin Sinan bin Bahr el-Horasânî'dir. İmam Nesâî olarak meşhurdur. Eseri de bu isme nisbetle “Sünen-i Nesâî” olarak anılır. Rivayetlere göre Nesâî, önce “Es-Sünen’ül Kübrâ” adıyla büyük bir hadis külliyatı yazmıştı. Bir hükümdar kendisine.: “Kitabındaki hadislerin tamamı sahih midir?” diye sorunca Nesâî.: “Hayır” diye cevap verdi. Bunun üzerine hükümdar, kitaptaki sahih hadisleri ayırmasını istedi ve Nesâî bunları “El Müctebâ” adını verdiği başka bir kitapta topladı. Bu kitap “Sünen-i Nesâî” adıyla meşhur oldu.
Sünen-i Nesâî, çoğu âlimler tarafından Kütüb-i Sitte’nin içinde Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim’den sonra üçüncü en güvenilir kitap olarak kabul edilmiştir. Kitapta 53 bölümde toplam 5724 hadis vardır. Diğer hadis külliyatlarında bulunmayan ihbâs, nuhl, rukba ve umra gibi konuları içeren bölümler Nesâî'nin süneninde mevcuttur. Ayrıca diğer hadis mecmualarında bulunan fitne, kıyamet, binek vasıtaları ve tefsir bölümleri de Nesâî'de mevcut değildir..

Kütüb-i Sitte’de sadece Sünen-i Nesâî'de bulunan bir hadis metni.:
Ebu Said el Hudrî (radiyallahu anhu)’den rivayet edilmiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir kimse Müslüman olur da inancını ve hareketlerini güzelleştirirse, ALLAH onun geçmişte yaptığı bütün iyi amelleri ve hareketleri iyilik olarak yazar, yine geçmişte işlediği kötülükleri de siler ve affeder. Ondan sonra yaptığı tüm hareket ve davranışların karşılığını görür. İyilikleri on katından yedi yüz katına kadar katlanır. İşlediği kötülükler ise tek olarak yazılır. Ancak ALLAH dilerse onları da siler ve affeder.” buyurdu.

Sünen-i Nesâî, 1981 yılında şerhli olarak dört cilt halinde Türkçeye tercüme edilmiştir.
Sünen-i Nesâî, 53 BöLümdür.: Tahâret, Guslü Gerektiren ve Gerektirmeyen Haller, Sular, Hayız ve İstihâze, Gusül ve Teyemmüm, Namaz, Namaz Vakitleri, Ezan, Mescidler, Kıble, İmamlar, Namaza Başlama, Sehv-i Secde, Cuma, Seferde Namazları Kısaltma, Kûsüf Namazı, Yağmur Duası, Korku Namazı, Bayram Namazları, Gündüz ve Gece Kılınan Nafileler, Cenaze, Oruç, Zekat, Haccın Menasiki, Mikatlar, Cihad, Nikâh, Boşanma, Atlar, Vakıf, Vasiyet, Bağış, Hîbe, Rukba, Umrâ,Yemin ve Adak, Ziraat Ortaklığı, Kadınlarla Muaşeret, Kan Dökmenin Haram Oluşu, Fey Taksimi, Biat, Akika, Devenin İlk Yavrusunun Kurban Edilmesi, Avcılık ve Hayvan Kesme, Kurban, Alış-Veriş, Kasame, Hırsızın Elinin Kesilmesi, İman ve Şartları, Süslenme, Kadılık Âbası, Allah’a Sığınmak, İçkiler..
Cevapla

“►Hadis-i Şerifeler◄” sayfasına dön