Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 06 Nis 2020, 13:40

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 24 Mar 2020, 12:39 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 4076
Bu konuyu facebook'ta paylan!
KIYÂMET ALÂMETLERİNİN HAK OLUŞU

Aziz Kardeşlerim;

Bu kıyâmet alâmetleri, Cenab-ı Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'den bugüne kadar kademeli olarak geçmiş fitneler hakkında Hz. Rasûlüllah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) malûmatı vardır. Sadece bunlardan bir tanesini hatırlatmak yerinde olur. Hepimizin bildiği, o da İstanbul'un fethi hakkında:

لتفتحن القسطنطنية ولنعم الامير اميرها ولنعم الجيش ذالك الجيش
Asırlar öncesinden Kostantiniyye (İstanbul)’un fethedileceğini haber vererek hem fethedecek komutanı, hem de askerlerini övmüştür.

Peki bunda bir mecâzîlik var mıdır? Bunda mecâzî mana nasıl olabilir? Rasûlüllah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sarahâten söylediklerini te’vile kalkışmamak lâzımdır. Kendi mantığına göre te’vil etmeğe yanaşmamak lâzımdır. Beklemek lâzım. Mutlaka ve mutlaka…O günden bu güne kadar bu fitneler hakkında binlerce hadis vardır.

Mahlûkâtın değişik halleri ile alâkalı hadisleri okurken te’vile veya mecâzîdir diyerek hakiki manasının dışına çıkmak yersizdir, doğru değildir. Zira o hadisleri okuduğumuzda, evet, işte Rasûlüllah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) haber verdiğini, işte bu zamanda yaşıyoruz deriz. Hatta geçmişiz bile… Bu haberlerin bazıları zuhûr etmiştir, zuhûr etmeyenleri de te’vile kalkışmadan zuhûrunu beklemek lâzımdır. Vakti geldiğinde onlar da zuhûr edecektir. Allahü Zülcelâl’in inâyetiyle…

Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) zamanla ahbârı (haberleri) Sinden yani Çinden alacaksınız, buyuruyor. Yani uzaklığına binâen Çin’den alacaksınız. O zaman Çin gibi uzak bir yerden nasıl haber alınabilir, deniliyordu. Telsizleri vs. yoktu. Cenab-ı Rasûlüllah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem), birçok hadiseleri ve teknik gelişmeleri işâret eden birçok hadisleri vardır. Ama hepsi de vâkti geldiğinde zuhûr ediyor, gözönüne çıkıyor. Bunlar Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in mûcizeleridir. Bunların zuhûr ettiğini gördüğümüzde Rasûlüllah’ı (Sallallahu Aleyhi Vesellem) iyice tasdik ediyoruz. Bunlar itikâdidir…

İmam-ı Azam Ebu Hanife (r.a) Fıkhül Ekber isimli eserinde buyuruyor ki: İtikâdî hususları sayarken;

اقرخروج الدجال ونزول عيسى من السماء وظهور يأجوج ومأجوج وطلوع الشمس من مغربها وسائر علامات القيامة على ماوردت به الأ خبار الصحيحة حق كائن

İkrâr ederim ki; Deccâlin çıkması, Hz. İsa’nın(a.s) nüzûlü, Ye’cüc ve Me’cüc'ün zuhûru, Güneşin batıdan doğması , bu dördünü böyle saydıktan sonra der ki, sahih haberlerle, hadislerle vârid olan diğer kıyâmet alâmetleri de haktır ve olacaktır, diyor.

Ebu Hanife böyle buyuruyor. Gâyet açık bir şekilde bunlar haktır ve olacaktır, diyor. Mecâzîdir veya te’villidir demiyor.

Hülâsa, Mâtûridi ve Eşâri ulemâsı bu hususta akaid aksamında geniş bir şekilde bahsetmişlerdir. İmam-ı Nesefi, İbni Hümam, İmam-ı Tahavi, Seyyid-i Cürcânî, Fahri Razî gibi zevâtın bir çokları akaid ile alâkalı eserlerinde bu hususlardan bahsetmişlerdir, açıklamışlardır. İmân hakkındaki ehli sünnetin akidelerini sayarlarken, dünyanın sonuna gelindiğini belirterek:

Çünkü;

نفخة فى السور
geleceğinden bu kıyâmet alâmetlerini imânın bir bölümü olarak saymışlardır.

“Müsayere”de şöyle buyuruluyor:

خروج الدجال ونزول عيسى من السماء وظهور يأجوج ومأجوج

وطلوع الشمس من مغربها و دابة الارض

Ebu Hanife kıyâmet alâmetlerini dört olarak saymıştır. Bu da beşinci olarak Dabbetül Arzı sayıyor. Sûre-i Neml ile de isbatına çalışıyor…

وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآَيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ

(Neml/82)
Dabbetül Arz çıktığında, mü'min ile kâfiri birbirinden ayırt edecek olan bir dabbedir. Bir mahlûktur. Bu dabbe Hz. Musa’nın (a.s) asası ve Hz. Süleyman’ın (a.s) hâtimi gibi mü'min ve kâfiri ayırd edecektir. Dabbetül Arzın isbatı da Sûre-i Neml'deki bu âyettir, diyor ve isbat ediyor.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Nis 2020, 14:49 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 4076

Aziz Kardeşlerim;

Sizleri daha fazla yormamak azmimiz vardır. Ancak şunu çok iyi bilmek lâzımdır ki mutlaka bu dünyanın bir sonu vardır. Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem ardından başka bir nizam kurulacak değildir. Hatta Âdemin (a.s) gelişini de geçmiş mahlûkata nazaran son geliş diye tabir etmişlerdir. Çünkü Âdem’den (a.s) evvel birçok şeyler yaratılmıştır. Cinler, melekler vs. gibi. Bu sebeble Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) de son Rasüldür. Âhir zaman peygamberidir. Ondan sonra arkasından peygamber gelmeyeceğine göre, zirâ öyle buyuruyor Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem): Benden sonra nebi gelmeyecektir. Oğlum İbrahim (a.s) ve diğer oğullarım bundan dolayı benden evvel vefât etmiştir. Kalmış olsalardı, nebi olmaları lâzımdı…

Bundan dolayı Rasûlüllah’tan (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu yana 1400 küsur sene geçmiştir. Haber verdiği kıyâmet alâmetlerinin birçoğu zuhûr etmiştir. Rasûlüllah’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) haber verdiği âhir zaman fitneleri hakkında İbni Kesir'in Kitabul Fiten ve bu hususta yazılmış olan diğer zevâtın eserlerinde çok geniş malûmat verilmiştir. Neler geçmiş bu dünyadan… Emeviler, Abbasiler… neler, neler…

Hz. Ömer’in (r.a) vefatından sonra fitneler başlamıştır. Fitne kapısı kırılmıştır…

Aziz Kardeşlerim;

Bazı kitaplar, özellikle “Hüccetullahi Alel Âlemin” Yusufu Nebhâni, Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in mûcizelerini beyân etmek suretiyle kendisinden sonra zuhûr edecek olan fitneleri birer mûcize olarak belirtmiş ve ilân etmiştir. Huzeyfetül Yamanî: On kişi bile fitne meydana getirecekse, kabilelerini bile Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bize haber vermiştir. Kerbelâ olayı, Moğollar, İstanbul’un fethi vs. gibi. Hatta bu alâmetlerin kademe kademe zuhuru ve âhir zaman durumlarını Rasûlüllah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) birçok hadislerinden açık ve net olarak anlıyoruz. Bu alâmetler, kıyâmetin kopmasının yaklaştığını gösteren küçük alâmetlerdir. (Alâmetül Suğra) Hatta; Hz. Ömer (r.a) devrinde çekirgeler yok olmuş. İlk helâk olacak mahlûkun çekirge olacağını bildiğinden heyecanlanmış ve aratmıştır. Neticede Yemen tarafından bir hapaz çekirge bulunmuş da kıyâmet alâmetlerinden olan çekirge yok olmamıştır. Henüz kıyâmet kopmayacak buyurmuş…

Âlâmatül Kübra olarak belirttiği on büyük alâmet ki; şu ana kadar zuhur etmiş değildir. Filhakika, bu âlâmetlerin zuhurundan evvel bazı âlâmet ve emâreleri vardır. Bu âlâmetlerin bazı şâhsiyetleri vardır. Onun için bu âlâmetler öyle tasavvurlarla veya bazı benzetmelerle falan olmaz. Bundan dolayı ehemmiyetine binâen bu hususta bir fasıl açmak yerindedir. Bu büyük âlâmetlerin ilki ve birinci âlâmet durumunda olan Muhammedül Mehdi’nin (a.s) zuhuru ve kendisine ait olan ve Rasûlüllah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mehdi (a.s) hakkında belirttiği işaretleri serdetmeğe çalışacağız. Allahü Zülcelâl’in izni ve inâyetiyle.


MUHAMMED- EL-MEHDİ (a.s)

Kardeşlerim;

Muhammedül Mehdi (a.s) aslında Cenab-ı Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in sûlbündendir. Aynı zamanda doğum yeri de Medine-i Münevveredir. Velâkin bîatı Mekke'de olacaktır. Mehdi (a.s) İslâm ülkelerindeki mânevî devlet ricallerine sancaklar gönderir. İlk sancağı Küfe’ye, sonra Şam’a ve diğer İslâm diyarlarına…

İslâm ülkelerine gönderilecek sancakları, manevî devlet ricâli olan, maneviyat ve sorumluluğu yüksek olan zâtlara gönderecektir. Sancağı göndereceği kişiler sıradan kişiler olamaz. Böyle sıradan kişilerin kendilerine sancak gönderdiği iddiaları ancak fitnedir.

Geçmiş zamanda Şeyh Said isyanındaki fitnenin nedeni kendisine sorulduğunda: “Mehdi’nin (a.s) sancak gönderdiği biz olalım, istedik” diye söylemiştir. Ve bu fitne insanları elef-telef etmiştir.

Mehdinin gelmesinin sebebi, alâmet ve emâresi de yeryüzünde zûlüm, cevru cefâ, haksızlık, hercü merc, katillik, cânilik oldukça revâçta olacak. Hatta katile “niye öldürdün?” diye sorulsa “bilmem” diyecek. Mâktul de niye öldürüldüğünü, katledildiğini bilmeyecek derecede cevru cefânın artmış olduğu ve bu gibi hallerin yaygın olarak cereyân ettiği bir döneme zûhuru rastlayacak. İşte böyle bir devrede bu mübârek zât zuhur edecektir. Mehdi’nin (a.s) zuhuru bu şekilde olacaktır. Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bunları söylerken muâyyen bir yer için, belirli bir grup bir cemâât için gelecek demiyor. Mehdi (a.s) umuma gelecek. İslâm âlemi bu alâmetlerin dışında yaşamayacaktır. Mutlaka her Müslüman behemâhal bunlarla karşı karşıya kalacaktır. Ama dâvetine icâbet edecek, ama karşısında olacak. Bu anlatmaya çalıştığımız vâkı’a İslâm âleminin umumuna şâmildir. Muâyyen bir yerde, muâyyen bir devlette değildir. Ehemmiyetine binâen bu husustaki Hadis-i Şerifleri sizlere serdetmeğe çalışacağız: Allahü Zülcelâl’in izni ve inâyetiyle…

Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem ilk olarak şöyle buyuruyor:

الحديث الشريف: قال رسول الله صلىالله عليه وسلم : المهدى من عترتى من ولدفاطمة

(رواه ابوداود وابن ماجه والطبرانى والحاكم عن ام سلمة رضىالله عنها)

Hadis meâli:

Yani, “Mehdi benim ıtretımdan olup Fatıma’nın (r.a) evlâdındandır.” buyuruyor. Hasenî oluşu daha tercihlidir.

حديث آخر قال صلىالله عليه وسلم:

لايذهب الدنياحتى يملك العرب رجلا من اهل بيتى يواطئى اسمه إسمى

(رواه امام احمد وابوداود والترمزى. قال حديث حسن صحيح)

Hadis Meâli:

Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: “Bu dünyanın sonu gelmeden mutlaka benim ıtretımdan bir yiğit gelecek ki Arablara mâlik olacak, ismi de benim ismime uygun olacaktır, baba ismi de benim baba ismine uygun olacaktır.” buyuruyor.

Bir başka hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

حديث آخر: قال رسول الله صلىالله عليه وسلم: يقول نحن سبعة من ولدعبدالمطلب سادات اهل الجنة انا وحمزة وعلى وجعفر والحسن والحسين والمهدى

(رواه ابن ماجه وابو نعيم الاصفهانى عن انس ابن مالك رضىالله عنه)

Hadis Meâli:

Yani: “Biz Abdülmüttalibin evlâtlarından yedi kimseyiz. Biz cennetin sâdâtlarıyız. Başta Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi” diye cennetin sâdâtları olarak bu yedi ismi saymıştır.

Bu hususta bir hadis daha:

حديث آخير: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:

لاتذهب الدنياحتى يبعث الله تعالى رجلا من اهل بيتى يواطئ اسمه اسمى واسم ابى فيملئ الارض عدلا وقسطاً كما ملئت ظلماً وجوراً

(عن عبدالله ابن مسعود)

Hadis Meâli:

Yani: Bu dünyanın sonu olmadan, gelmeden mutlaka Allahü Zülcelâl bir yiğit gönderecektir. Bu yiğit mutlaka benim ehli beytimden, ıtretimdendir. Onun ismi benim ismime, babasının ismi de babamın ismine uygun olacak. Yani Muhammed bin Abdullah olacak. Yeryüzüne dolmuş olan zulüm ve cevrü cefanın yerine adalet ve hakkâniyeti getirecek, Allahü Zülcelâl’in izni ve inâyetiyle buyuruyor.

روى الديلمى فى الفردوسى عن عبدالله ابن عباس عن رسول الله صلعم:

قال المهدى طاووس اهل الجنة

Hadis Meâli:

Deylemi “Firdevs”inde mesnedinde -hadis kitabıdır- buyuruyor ki:

Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: Mehdi cennet ehli arasında tavus kuşu mesabesindedir, buyurmuştur.

Bir diğer hadiste:

حديث آخر:قال صلىالله تعالى عليه وسلم: ليخرجن رجلا من ولدى عند اقتراب الساعة حتى تموت قلوب المؤمنين كماتموت الابدان لمالحقهم من الضرر والشدة والجوع والقتل وتواتر الفتن والملاح العظام واماتة السنة واحياء البدع وترك الامر بالمعروف والنهى عن المنكر فيحيى الله باالمهدى محمد ابن عبدالله السنن التى قداميتت وتسر بعدله وبركاته قلوب المؤمنين وتتألف اليه عصب العجم وقبائل من العرب فيبقى على ذالك سنينًا ليست باالكثيرة دون العشرة ثم يموت

Hadis Meâli:

Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki: “Kıyâmetin kopması yaklaştığında benim ıtretımdan ve evlâdımdan bir kimse mutlaka çıkar. Emmâresi nedir acaba? Onun çıktığı zamanda mü'minlerin kalbleri ölmüş durumdadır. Âdeta bedenlerin öldüğü gibi. Bu hale gelmelerinin sebebi şu musibetlerdir ki; zarar ve şiddet, açlık yani mâişet yönünden ve katl-û kıtal, fitnelerin çokluğu ve büyük, azim harblere uğramalarıdır ki bu dönemde insanlar şaşkın bir halde, ne yapacaklarını bilemedikleri bir durumda olacaklar. Hatta ki; o dönemde benim sünnetimin yerini bidâtlar işgal etmiş, emri bilmâruf nehyi ânilmünker tamâmen ortadan kalkmış bir durumda olacak. İşte böyle bir dönemde evladımdan Mehdi hayat bulacak ki o da Muhammed bin Abdullah'tır. Benim ölen sünnetlerimi ihyâ edecek, bidâtları durduracak ve Mehdi’nin adaleti ve bereketi sebebiyle mü'minlerin kalbleri sürûr duyacak, rahata kavuşacaklar. Arabların dışındaki birçok kabileler, diğer milletler de kendisine tâbi’ olacaklar. Arab kabileleri de kendisine tabi olacak. Ancak bu durum fazla sürmeyecek, on sene bile devam etmeyecek ve sonra vefât edecektir.” diye buyuruyor.

Yine Cenab-ı Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bu hususta buyuruyor ki:

اخرج ابو عمر الدانىفى سننه عن جابر ابن عبدالله عن رسول الله صلى الله عليه وسلم: لاتزال طائفة من امتى تقاتل على الحق حتى ينـزل عيسى ابن مريم عند طلوع الفجر ببية المقدس ينـزل على المهدى فيقال تقدم يانبىالله فصلى بنا فيقول هذه الامة امراء بعضهم على بعض

Hadis Meâli:

Yani, Ümmetimden bir tâife vardır ki dâimâ hak için cihad ederler. Mütemâdiyen Alelhak cihâd ederler. Hatta ki; Beytülmakdis’te fecrin doğuşu anında, yani sabah namazında Mehdi üzerine İsa ininceye kadar.“

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 30 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye