Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 06 Nis 2020, 13:08

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: CORONA VİRÜSÜ (Covit -19)
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2020, 00:43 
Çevrimdışı
Admin
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00
Mesajlar: 928
Konum: BURSA
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Corona virüsü olarak dünya gündemini meşgul eden ve bir çok canın hastalanmasına hatta ölümüne yol açan bu illetten muzdarip tüm mumin kardeşlerimize Yüce Rabbimden şifalar, ruhunu teslim etmiş olanlara da rahmet diliyorum.
Bu zor günlerde Rasulullah SAV. de tavsiyelerine uymak lazım geldiğini bir kez daha görüyoruz. Yemeğe tuz ile başlama sünneti (tükürüğün tuz ile birleşmesi tüm zararlı bakterileri ve virüsleri öldürecektir) şu günlerde bu virüse ve tüm virüslere karşı koruma sağlayacaktır.

Hz. Ali’den ama nakledilen: “Tuz kullanmanı tavsiye ederim. Çünkü o yetmiş hastalığa şifadır. Delilik, cüzzâm ve alaca hastalığı bunlardandır.

İbn Abbâs (ra) demiştir ki: Rasûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Yemekten önce ve sonra tuzla üç lokma (yendiği takdirde) onlar sayesinde Âdemoğlundan 72 çeşit belâ uzaklaştırılır. Delilik, cüzzâm ve alaca hastalığı bunlardandır.

Yine başka bir hadiste Üsâme radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız." (Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 100)



_________________
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2020, 15:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2684
Konum: Kamiloba
"Bir târihte seyahat ediyordum, küçük bir kasabada bir handa kalmak mecburiyeti hâsıl oldu, kaldığım odada hoca kılıklı ve câhil bir arkadaş yatıyordu.
Kasaba adetâ köy gibi bir yerdi, uyuyamadım.
Gece yarısını geçmişti, hoca yatağından uyandı, odada yanan küçük gaz lâmbası hocayı fark etmeme müsaade ediyordu, masanın üzerinde duran su testisini aldı, avucuna biraz su döktü, sonra ellerini oda içerisinde yıkadı, sonra da bardağa su dökerek içti ve tekrar yattı...
Bu adamcağızın elini yıkaması, sonra da bardakla su içmesi belki tuhaf gibi geliyorsa da hoca bunu gayriihtiyârî yapmıştı.
Zîrâ bu dindar, temiz, fakat câhil adam Hazret-i Resûlün şu tavsiyesini insiyakına sindirmiş mübârek bir zât idi.:
“Uykudan uyandığınız zaman ellerinizi yıkamadan bir yere sürmeyiniz...” (Hadîs)
tavsiyesini insiyaki olarak tatbik ediyordu.
Zîrâ uykuda haberi olmadan insan bir tarafını kaşıyabilir, ellerin ve tırnakların bu hâliyle bir yere sürülmemesi esasına müstenid bu mübârek tavsiyede, gâyet ince ve büyük bir temizlik prensibi gizlidir."
[Dr. Münir Derman kaddesallahu sırrahu.. ALLAH Dostu Derki 1. Cilt]


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Sizden birisi uyandığı zaman kabın içine ellerini girdirmeden önce iki elini de üç kere yıkasın. Çünkü gece uyurken ellerinin nerede gecelediğini bilemez." buyurmuştur.
(Buharî, Vüzu’ 26; Müslim, Taharet 87-88; Tirmizî, Taharet 19; Nesaî, Taharet 115)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir." buyurmuştur.
(Taberanî; Gazalî, İhyâ.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri yıkamaktadır." buyurmuştur.
(Tirmizî, Şemâil, 79.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2020, 16:53 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11653
Resim

ALLAH celle celâlihu Razı OLsun GARİBAN-ÇaKıRCÂNLarımz,
İsLâm DİNimiz SosyaL bir DİNdir. ToPLumun TÜMMünü TOPtan BİZ BİR-İZ KAPsar!.
Kur'ÂN-ı Kerîmimizin pek çok Âyet-i CeLîLesi ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin Hadis-i ŞerifLeri =>BİZe TemizLiği, Korunmayı, Şâyet Salgın İÇinde KaLırsa Tedbir ALıp ALLAHu zü’L- CELÂL’e TeveKKüL edip Sığınıp BEKLemeyi EMReder.:


وَأَنفِقُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ تُلْقُواْ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوَاْ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Resim---“Ve enfikû fî sebîlillâhi ve lâ tulkû bi eydîkum ile’t- tehluketi, ve ahsinû, innallâhe yuhıbbu’l- muhsinîn (muhsinîne).: Ve (mallarınızı) ALLAH Yolunda infâk edin (başkalarına verin)! Ve de kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın! Ve ahsen olun! Muhakkak ki ALLAH, muhsinleri sever.” (Bakara 2/195)

Resim---Bir Hadis-i Şerifte, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Elleriyle kendini tehlikeye atmanın, günah işlemek sûretiyle ALLAH'ın af ve mağfiretinden ümidini kesmek anlamına geldiğini.” beyan buyurmuştur.
(Beyhakî, es-Sünenü'l- Kübrâ, X, 45).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız." buyurmuştur.
(Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 100).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Tâun hastalığı, ALLAH TeÂLÂ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezâlandırdığı bir çeşit azaptı. ALLAH onu mü’minler için rahmet kıldı. Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini ALLAH’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak ALLAH ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehid sevâbı verilir.” buyurmuştur.
(Buhârî, Tıb 31; Ayrıca bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Kader 15; Müslim, Selâm 92-95).

Resim---Muâz bin Cebel radiyallahu anhu diyor ki.: "Peygamber'den (sallallahü aleyhi ve sellem) işittim. O şöyle buyuruyordu.: "Siz yakında Şam'a hicret eder, orasını fethedersiniz. Orada çıban veya ur gibi bir hastalığa yakalanıp çok sayıda ölürsünüz. Bu hastalık, kişinin karın kısmında başlayıp içinin gitmesine ve ölmesine sebeb olur. Böyle bir ölümle (vebâ ile), ALLAH sizleri şehidlik sevabına eriştirir ve amellerinizi tezkiye edip (sizleri günahtan temizleyip) rızâsına erdirir." buyurmuştur.
(İmâm-ı Ahmed, Müsned).

Resim---Muâz bin Cebel radiyallahu anhu diyor ki.: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu.: "Sizler, çok geçmeden el-Câbiye denilen yere iner, orada deve vebâsı gibi bir veba hastalığına yakalanırsınız. Çok sayıda ölümünüze sebeb olan bu hastalık dolâyısiyle ALLAH sizleri, şehid sevâbına kavuşturup amellerinizi de yine bu sebeble temizler." buyurmuştur.
(Taberânî).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Ümmetimin yokoluşu, ta'n ve tâûn ile olacaktır!" Bunun üzerine bazıları: "Ta'nın (vuruşun) ne olduğunu anladık. Fakat tâûn dediğiniz nedir Yâ Resûlullah?" diye sordular. Peygamberimiz de.: "Düşmanlarınız cinlerin (gizli bir dürtüşü) ile husule gelen ve sizlere şehidlik sevâbı kazandıran bir hastalıktır." buyurmuştur.
(Ebû Mûsa radiyallahu anhu’dan; Ahmed, Taberânî, Bezzâr, Ebû Ya'lâ, Hâkim, İbn-i Huzeyme, ve Beyhekî).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Herhangi bir kavimde büyük günahlar açıkça işlenir oldu mu, mutlaka o kavmin içinde veba hastalığı da zuhur etmiştir!" buyurmuştur.
(Abdullah İbn-i Ömer radiyallahu anhu'den; İbn-i Mâce ve Beyhekî).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Herhangi bir toplulukta zinâ yaygın hâle geldi mi, o kavimde mutlaka ölümler çoğalır!" buyurmuştur.
(Abdullah İbn-i Abbâs radiyallahu anhu'den; Taberânî).

أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا
Resim---“Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh(muşeyyedetin). Ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min indillâh(indillâhi), ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min indike. Kul kullun min indillâh(indillâhi). Fe mâli hâulâil kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ(hadîsen).: Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta sağlam kalelerde olsanız bile. Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: “Bu Allah'tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah'ın katındandır.” Artık bu topluluğa ne oluyor ki söz anlamaya yanaşmıyorlar?” (Nisâ 4/78)

مَا أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِي كِتَابٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَا إِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
Resim---“Mâ esâbe min musîbetin fîl ardı ve lâ fî enfusikum illâ fî kitâbin min kabli en nebreehâ, inne zâlike alâllâhi yesîr(yesîrun).: Yeryüzünde ve kendi nefslerinizde, sizlere isabet eden bir musîbet yoktur ki, onu yaratmamızdan önce kitapta yazılmamış olsun. Muhakkak ki bu, Allah'a kolaydır.” (Hadîd 57/22)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kadere îmân etmek, her türlü keder ve hüznü giderir.” buyurmuştur.
(Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr, I, 107).

Resim---Hz. Ömer radiyallahu anhu bir yolculuktayken, gitmek üzere oldukları Şam’da salgın hastalık zuhûr ettiğini haber alınca gerekli istişâreler netîcesinde Şam’a gitmekten vazgeçmiştir. Aslında Cenâb-ı HAKk’ın ve Hazret-i Peygamber aleyhisselâm’ın emrine daha muvâfık olan bu ihtiyat ve tedbir karşısında sahâbeden Ebû Ubeyde bin Cerrah radiyallahu anhu, Hz. Ömer’e radiyallahu anhu.: “ALLAH’ın kaderinden mi kaçıyorsun?.” diye sormuş,
Hz. Ömer radiyallahu anhu ise, o âlim ve fâzıl sahâbîden böyle bir suâli beklemediği için.:

“Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde!. Evet, ALLAH’ın kaderinden, yine ALLAH’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa da bir tarafı verimli, diğer tarafı çorak bir vâdiye inseler ve sen verimli yerde otlatsan ALLAH’ın kaderiyle otlatmış; çorak yerde otlatsan yine ALLAH’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?”
buyurmuştur.

(Buhârî, Tıb, 30).

Resim---Âişe radiyallahu anha Vâlidemiz.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Benim ümmetim, ancak ta'n ve tâûn ile helak olur!" buyurdu. Ben sordum.: “YâResûlullah, tâûn nedir?" Peygamberimiz de.: "Deve uru gibi bir ur çıkar. Bu hastalık çıktığı zaman; hastalığın çıktığı yerden başka yerlere kaçmayana şehid sevabı vardır. Kaçan ise, harpten kaçmış gibi günâha girmiş olur." buyurmuştur.
(İ.Ahmed, Ebû Ya'lâ, Taberânî, Tayâlisî).


قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Resim---“Kul mâ ya’beu bikum RABBî lev lâ DUÂukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ (lizâmen).: De ki: "Sizin DUÂnız olmasaydı RABBim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır." (Furkân 25/77)


ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...



Resim

AZÎZ KardeşLerimiz,
İÇinde Yaşamakta OLduğumuz Dünya Yer Yüzünde, Hücresi BİLe OLmayan CÂNı OLan bir KORANA VİRÜSü =>TüMM İnsanlara =>YARATANı ALLAHu Zü’L- CELÂL’in GÖZüken-AKLEdiLeBİLinen AZAMETULLAH KUVVetiyLe, =>Henüz İnsÂNOğLunun GöRüp BİLmediği POTANSiyeL HAVLi/GizLi GÜCü TaSaRRuf Sıfatı-Yetkisini FİİLen YAŞAtmaktadır..
ALLAHu Zü’L- CELÂL, tıpkı yarattığı gibi, DiL, DiN, RENk, vs. Ayırmadan Zengin, Fâkir demeden VURup GEÇmekte..
Yıllar yılı nice MAZLUMLara ZULMeden MiLLetLerin =>ELe GEÇİRemedikLeri bir VİRÜSLe CeheNNemLer YAŞAmaktaLar..

AZÎZ KardeşLerimiz, Şu ÂN Hayatta OLan MüsLümanLar SANırım İLk defâ Tümübirden Cumâ Namazımızı CEM' EDip KILamadık!.
RABBu TeÂLÂ’mıza KULLuğumuzun değeri, ZÂT’ına yapacağımız DUÂLarımızdır.
BEn de, Fakriyet-Acziyyet-ZiLLet-İLLet İÇinde KULLuk İmtihÂNı İKLimimde MuhaMMedî Bir MELÂMî Olarak;
=>KELÂMULLAH'ımız ve =>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz'in =>SEBîLiLLAH =>LiVECHİLLAH DUÂLarıyLa ÜMMet-i MuhaMMed’e =>RABBu TeÂLÂ’mıza =>HASBî HİZMet DUÂLarımLa Maddî-Manevî ŞifâLar DiLiYORUm KORUması İçin YALVARıYORUm!. İnşÂe ALLAHu TeÂLÂ!.


ALLAHımız celle celâluhu!.

bî-RAHMetike yâ erhame'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ erhame'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ erhame'r- RAHÎMiyn!.
İrhamNÂ yâ RABBBeNâ ceLLe ceLÂLihuu!..


Âmin Yâ Latîf Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettâh Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..

Âmin... Âmin... Âmin... Âmin!.. Yâ Muîn Celle Celâluhu.



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 12 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye