HAYYAT SINAVLARIMIZ

Cevapla
Kullanıcı avatarı
aNKa
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2706
Kayıt: 02 Eyl 2007, 02:00

HAYYAT SINAVLARIMIZ

Mesaj gönderen aNKa »

YUMURTACI

Ona ;
-"Yumurtaları ne kadara satıyorsun?"
diye sordu.
Yaşlı adam cevap verdi,
-"Tanesi 1 lira hanımefendi" deyince,
-"5 liraya 8 yumurta alacağım, yoksa gideceğim."
Yaşlı satıcı şöyle cevap verdi:
-"Gel istediğin fiyata al. Belki de bu iyi bir başlangıç olur çünkü bugün tek bir yumurta bile satamadım"

Kadın yumurtaları aldı ve kazandığını (!) hissederek çekip gitti.

Süslü arabasına bindi ve arkadaşıyla lüks bir restorana gitti.
Orada, o ve arkadaşı, istedikleri her şeyi sipariş ettiler.
Biraz yediler ve sipariş ettikleri birçok şeyi de yemeden bıraktılar.
Sonra hesabı istedi.
Fatura ona 150 TL'ye mal oldu.
200 TL verdi ve üstü kalsın dedi!

▪Mesele şu ki,
Neden her zaman muhtaç olanlardan satın aldığımız zaman güç bizde oluyor?

▪Ve neden biz ihtiyacı olmayan insanlara karşı cömert olduk?


▪Babam, ihtiyacı olmasa bile yüksek fiyatlarla fakir insanlardan basit ürünler satın alırdı.
Bazen onlar için gereksiz şeyler alırdı fazladan para öderdi.
Bu rol beni endişelendirdi ve ona,
-"Neden böyle yapıyorsun?" diye sormuştum
Babam şöyle cevap vermişti :

-"Bu, insanların onurunu kırmadan yapılan yardımdır."

YOĞURTÇU

Osmanlı’da havanın aşırı soğuk olduğu bir günde, ermiş bir zat dışarıyı seyrediyormuş. Yoğurtçunun sesini duyup, hanımına “kap getir yoğurt alayım” der. Hanım “yoğurt var. İhtiyacımız yok” deyince, Mübarek de “Bizim ihtiyacımız yok ama yoğurtçunun ihtiyacı var ki bu soğukta sokaktan üçüncü geçişi…” der…

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
aNKa
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2706
Kayıt: 02 Eyl 2007, 02:00

Re: HAYYAT SINAVLARIMIZ

Mesaj gönderen aNKa »

Demesinler ki Müslümanlar söz veripte sözlerini tutmuyorlar

2 delikanlı bir adamın koluna girip Hz. Ömer'e getirilir
Ya Ömer! Bu adam bizim babamızı öldürdü kısas isteriz derler.
(Bakın bizde onu öldürelim yok, linç yok yani adalete teslim ediyorlar. Ama adalette adalet yani Hz. Ömer adaleti)
Mahkeme kuruluyor.
Adam:
Ya Ömer ben buralı değilim misafirim. Tüccarım mal satmaya geldim. Şöyle bir ağacın dibinde oturdum. Atımı da etrafımda dolansın otlasın diye bıraktım. Atım biraz uzaklaşınca başkasının meyva ağaçlarına girmesin diye elime taş aldım ve atın biraz ilerisine attım ki atım bu tarafa gelsin. Ne bileyim bu gençlerin babası bahçede yere yatmış uyuyormuş, benim attığım taş adamın kafasına geldi ve adamcağız oracıkta öldü.
Hz Ömer diyor ki:
Üşenmeyecektin, ayağa kalkacaktın, atını bağlayacaktın veya taş attığın yere bakacaktın. Sonuçta bir insan hayatını kaybetmiş. Bu gençler de kısas hakkını isterler. İdamına hükmedilecektir.
Adam:
Eşim ve çocuklarımı 3 günlük yolda bıraktım benden haber bekliyorlar.
Müsaade edin onlar ile helâlleşeyim.

Hz Ömer:
İdam kararın verildi sen 3 günlük yola gitmek için izin istiyorsun. Nasıl güvenelim?
Adam:
Ya Ömer der:
İsra süresi 34. ayetini okur.

Söz verenler verdikleri sözden mükelleftir.
Yarın huzuru mahşerde hesaba çekilecektir.

Hz. Ömer:
Peki der.
Fakat yerine bir kefil almamız lazım.
Sen gelmezssen onu idam edecez.

Adam ordaki kalabalığa sorar kefil olacak olan var mı?
Kalabalıktan ses yok
En arkadan biri elini kaldırır ben olurum ya Ömer der.
Bi bakıyolar ki
Hz. Ebuzer
Herkes şaşkın
Ya Ebuzer neye kefil olduğunu biliyorsun degilmi der Hz. Ömer.
Hz. Ebuzer: Bırakın gitsin adamı ben kefilim der.
Adam biniyor atına uzaklaşıyor.
3 gün herkes adamı konuşuyor gelecek mi gelmiyecek mi mescitte bile gündem oluyor
3. gün akşam namazına yakın uzaktan bi atlı geliyor dört nala.
Hz. Ömer:
Be adam seni böyle dört nala ölüme getiren sebep nedir? 
Adam:
Demesinler ki Müslümanlar söz veripte sözlerini tutmuyorlar diye geldim.
Maktülün yakınları söz istiyorlar. Ölen adamın çocukları;
Ya Ömer biz kısas hakkımızdan vazgeçtik
Hz Ömer:
Peki neden affediyorsunuz babanızı öldüren bu adamı?
Ya Ömer. Demesinler ki müslümanların arasında merhamet yok oldu!
Ebuzere dönüp 
Sen bu adamın neyine nasıl inandında kefil oldun?
Hz. Ebuzer;
Ya Ömer. Demesinler müslümanların arasında güven itimad kayboldu. Onun için kefil oldum der.
Resim
Kullanıcı avatarı
aNKa
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2706
Kayıt: 02 Eyl 2007, 02:00

Re: HAYYAT SINAVLARIMIZ

Mesaj gönderen aNKa »

Boş Taht

Behlül bir gün Hârûn Reşîd’in taht odasını boş buldu ve çıkıp tahta oturuverdi. Bunu gören askerler onu kamçı ile dövmeye başladılar. Askerler vurdukça o;

“Ah Hârûn Reşîd. Vah Hârûn Reşîd!” diyordu.

O esnâda halîfe geldi ve manzara karşısında donup kaldı. Askerlerine durumu sordu ve öğrendikten sonra onları uzaklaştırdı ve Behlül'e;

“Ey Behlül! Benim yerime oturmuşsun, hadi bana saygın yok ama burası makam. Makam koltuğuna oturursan elbette dayağı yersin tabi de beni niye karıştırıyorsun? Harun Harun diye niye ağlıyorsun?” diye sorar;

Behlül Dana hazretleri (k.s.);

“Ey Harun iki tokata ağlayacak adammıyım ben, ben senin için ağlıyorum. Burada tahtı boş bulup bir dakika oturdum yediğim dayağa bak. Sen ise senelerdir bu tahtın üzerinde oturuyorsun. Hâlin ne olur diye düşündüm.”
Resim
Kullanıcı avatarı
aNKa
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2706
Kayıt: 02 Eyl 2007, 02:00

Re: HAYYAT SINAVLARIMIZ

Mesaj gönderen aNKa »

kulihvani yazdı:
13 Şub 2020, 16:51
Resim
***sallallahualeyhi vesellem***

KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta KALB..

RÛHa>KALB-NEFiS-BEDENi
“SU”ya SALar ->SENi>BENi
Her CÂN =>KENdi KEFENİni
İkİ ELiyLe =->BİÇer Yâ HUu!.


BEDEN>NEFeS>KALBin>RÛHu
ASLın>fASLı==>BiR DAMLa Su
HAKk’ın HALİFEsi=>ABDuLLAH
NAHNu==->
LÂ HUVe İLLÂ HUu!.

BEDELsiz BEDEN KÖŞKünde,
=>KIYASsız->NEFiS AŞKında,
>ŞARTsız KALB KIZıL KORunda,
SEBEBsiz>RÛH MESTi MEŞKinde!.


İĞNEnin UCUnda ki==>AŞk,
USTURAnın AĞZında=>MEŞk,
SEVen<->SEViLen==>SEVgiLi,
SEVeBİLen KALBLer HAKk KÖŞk!.


HASsREt GECELeri =>MOSMOR
YANAR DAĞ KALBim KIZIL KOR
=>YEDi RENK->GELİNLik GİYer
GURBEtin KAHRın =>bANA SOR!.



SEVDÂ=>BiR TENde==>İkİ CÂN,
==>TEKe TEK KALBLer VURUŞu!.
ALLAH!. ALLAH!. ALLAH!. HeR ÂN,
=>AŞK-u-CEZBE,
=>ZÜHD-ü-TAKVÂ,
=>HAVf-ü-RECÂ,
=>SIDk-u-HUŞÛ!.

Resim
ATAN=>NABıZ =>ZİKRULLAHı,
HAYyLa YALNIZ=>FİKRULLAHı,
KALBin=>HAKta-HAYRa SABRı,
ŞE’ÂNULLAH==->ŞÜKRULLAHı!.


ZEVK 9562

KAN İÇİnde=>CÂN BASıYOR =>YUMRUk Kadar->Et PARÇAsı,
YÂR’in ELİnde=>KRİSTÂL ==>HİSs YUVAsı=>GARiB KALBim!.
MADDE-den=>MÂNÂ-ya GEÇiş ==>İÇten=>İÇe=>SEFER TASı,
BiR YÜZü=>bEN!. BiR YÜZü YÂR!. BİL ki=>dAHa KARîB KALBim!.


13.02.2020 03:31
brsbrsm... tktktrstkkmdcvLann..


TEKe TEK TEKKemde =>ÇİLe
ZİNCİRim ZİKKemde =>ÇİLe
KAFAm RAVZÂ-KALBim KÂBe
=->MEDİNE-MEKKemde ÇİLe!.

BİLLUR KALbim KIRa KIRa
ZİNDÂN SULTÂNı >MISIR’a
KADER RÜZGÂRı KALBimde
=>BULut GiBi=>ARDı SIRa!.


Resim

dÖRT UNSUR->TEK DAMLa SU-yum
BEDEN->NEFiS->KALBim->RÛH-um
ATım =>İTim =>İHVÂNî =>NİZAMî
=>dÖRT ÂLEMdeki bEN =>BU-yum!.


MuhaMMedî MuhaBBetLerimLe...
ResimKUL İHVÂNİ
En son aNKa tarafından 25 Nis 2020, 20:44 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
aNKa
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2706
Kayıt: 02 Eyl 2007, 02:00

Re: HAYYAT SINAVLARIMIZ

Mesaj gönderen aNKa »

Geçende, Müftü Efendi anlattı.
Siirt’te bir Sinan Câmii varmış demişti, çok eski büyük bir câmii....
“Bu Sinan Câmi’inin üstünde, bir yerde” dedi Doktor Bey, “büyük bööyle kan lekesi var!” dedi.
Kendisi Siirtli olduğu için bizzât görmüş.
“Hatta bıçaklan bile kazıya bilirsin!” dedi.
Hikayesını anlattı, burayı bir Sinan isminde belki ismini unuttum, başka bir şey söylüyorum, fakat vaka’yı aynen söylüyorum, bir zât bir ağa yaptırmış bu câmiyi bundan 200 sene evvel, 150 sene evvel, Siirt o zaman ülemâ merkezi idi.
Bu zât, beş vakit namazına gelirmiş, orucunu tutarmış, hacca gitmiş gelmiş.
Cuma namazına gelmezmiş, Hocalarda bir lakırdı: “Üç Cuma namazına gelmedin mi kâfir oldun gittiiii!”
Evet var öyle hadis ama, kime var? Velîyullah’a var, biz daha namaz kılmasını bilmiyoruz!
Eğer o hadisleri bu gün söylersek insanın deli olması lâzım gelir.
Sahabe için bir hadis var diyor ki:
“Men tereke’s- salate mutaammiden fekad kefere: kim ki namazı terketti kâfirdir!” diyor.
Bugünkü zamana şey edersek hepimiz yandık gittik!. O, sahabe-yi kirama aid, bu zamana değil.
Bu zaman içinde diyor ki:
“Kul Lâ ilâhe İllallaaah dehaltu’l- cenneh: Kim ki “Lâ ilâhe ilallah” der cennete girer!”
Hepisi uçup gidiyor, o halde bu asır için değildir bunlar.
Öyle şey yoktur! Secde-i Rahmân’a kaybolmak!
Tokmağı eline al: “Sen cennete, ben cehenneme!”
Böyle iş yok islâmiyette!.


Bu zâtı, toplanmışlar o zaman, bu üç defa Cuma namazına gelmemişse katline ferman, herifin kafasını kesmişler.
Olmuş bu. Gömleğini de “senin câmine bilmem nedyine” diye “şaak” diye duvara vurmuşlar.
Bugünkü kan, Müftü Efendinin anlattığına göre oymuş. Aradan bir müddet geçmiş.
Hiçaz’dan 30-40 kişi Siirt’e gelmişler, misafir olmuşlar, demişler:
“Burada bir Sinan efendi vardır o nerededir?” demişler.
“Efendim o böyle böyle, böyle böyle oldu!”
Haaa, Sinan effendi, Cuma günleri atına biner, Siirt’ten böyle ovaya doğru dışarı çıkar gidermiş namaz vaktinde.
“Biz onu böyle böyle yaptık!”
“Yahu demiş, o bizim Mekke’de arkadaşımız!” demiş, “Her Cuma burda gelir namaz kılardı, kaç aydır gelmiyor!” demiş.

Onun için kimseye lakırdı etmeyiiniiiiz!
Bugünde velîyullah vardır! Belki içinizde vardır! Belki içimizde vardır, hiç insan belli olmaaaz.
Adımını atarken velî olur insan, adımını atarken kâfir olur, içinden şekk-i şüpheyi götüüür!
Hem kimseye giybet etmeee! Aza kanaat et!
Verdiği rızka
ELhamdulillah! de başına koy!
Onun için: “Ramazan geldi islamlar coğald!” deme!.
İçinizde ne nurlu insanlar vaaar. Ne okumuş insanlar vaar. Ne saaf, temiz insanlar var.
Onun için temizliğinizi gizleyin, gizleyin!.


Münir Derman kaddesallahu sırrahu



Resim
Kullanıcı avatarı
aNKa
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 2706
Kayıt: 02 Eyl 2007, 02:00

Re: HAYYAT SINAVLARIMIZ

Mesaj gönderen aNKa »

Onun için aziz cemaat bahane arayın bahane. 
Baha değil. 

İstanbul da bir Zeynep Kamil Hastanesi vardır bilirsiniz. Haydarpaşa da. 
Zeynep Sultan tarafından yapılmıştır. 
Zeynep Sultan aynı zamanda Şehzâdebaşı’ndaki Zeynep Hatun binası vardır. 
Fen Fakültesidir orası. 
Şimdi başka türlü yapıldı. 
Üniversitenin idi orası. 
Orayı yaptıran mübârek padişahın vâlide-yi muhteremeleri. 
Bu kadıncağız, hacca gitmiş bir iki defa. 
Küçüklüğünden beri namazını bırakmamıştır bu mübârek kadın. 
Zeynep Hatun. 
Nur yüzlü bir kadın. 
Padişahın anası. 
Bir gün Şeyhü’l İslamı saraya davet etmiş. 
Gelmiş Şeyhü’l İslam : “Buyurun Sultanım!” demiş. 
“Hoca efendi sana bişey soracağım.” Demiş. 
“Buyurun Sultanım” demiş. 
Aha Zeynep Kamil Hastanesi. 
Başhekimi şimdi Belediye Reisi oldu orda. 
İstanbul da. 
“Ben demiş hacca gittim hiç namazımı bırakmadım. 
Borcum yok. Orucum yok. İyilik yapıyorum demiş. 
Dünya gözüyle bana bir anahtar usulü öğrette demiş. 
Rasûlullah’ı rüyamda göreyim”
demiş. 
Şeyhü’l İslam demiş : “Sultanım! Üsküdar kısmında bir hastane yok demiş. Oraya emredin de bir hastane yaptırsınlar” demiş. 
Emrediyor, Zeynep Kamil Hastanesi yapılıyor. 
Bir doğum hastanesi. Hastane yapılıyor. 
İçinin çanakları, çatallar matallar Viyana’dan geliyor. 
Şişli Çocuk Hastanesini de Abdulhamid yaptırmıştı. 
Ordaydı onlar. 
Şimdi hep kayboldu. 
Herkes çaldı evine götürdü. 
Her şey yapılmış. 
Aradan bir iki ay geçmiş. 
Hastane işliyor. 
Binlerce kadın gelip doğurup gidiyorlar. 
Doktorlar, moktorlor bakılıyor. 
Şeyhü’l İslam’a haber göndermiş demişki : “Dediğinizi yaptım göremiyorum!” demiş. 
“Sultanım demiş bir defa ziyaret buyurun hastaneye.” demiş. 
Kalkmış saraydan. 
Eskiden kırk kişi çekerdi kayıkları. 
Haydarpaşa’ya gitmiş. 
Doğru hastaneye. 
Hastane hekimleri : “Buyurum sultanım” demiş. 
Paşalar falan. İşte. 
Gezmiş hastaları. 
Girmiş bir koğuşa : “Nasılsınız” hepisi Sultanı tanıyor. 
Hep kadınlar. 
“İyiyiz Sultanım Allah ömür versin” demiş. 
“Bir arzunuz var mı?” demiş. 
“Yok Sultanım çok iyi bakıyorlar” demiş. 
“Başka bir arzunuz var mı” demiş. 
“Söyleyin yiyeceklerinizden, içeceklerinizden şundan bundan.” 
“Yok Sultanım demiş Allah senden razı olsun! Hepimize bakıyorlar” demiş.
Orayı, burayı bütün hastaneyi gezmiş. 
Doğumhâneye gelmiş ki bir kadın bağırıyor orda. 
Doğum sancıları çekiyor. 
“Niye bağırıyor orda” demiş. 
“Sultanım demişler bir ermeni kadıncağızı var genç kadın o doğuruyor” demiş. 
“Görebilir miyim?” demiş. 
“Eee biraz sonra doğuracak” demiş. 
Kadının sesi kesilivermiş o anda. 
Demişler ki “Doğurdu. Buyurun” demişler. 
Girmiş ki güzel bir ermeni kızcağızı. 
Yeni doğurmuş. 
Çocuğunu da ebe yıkıyor. 
“Nasılsın kızım” demiş. 
Teri yüzüne vurmuş. 
“İyiyim Sultanım” demiş.
“Geçmiş olsun” demiş. 
“Allah bir evlat verdi sana” demiş. 
“Bir arzun var mı yavrum yapıyım?” demiş. “Arzun isteğin.” 
“Yok Sultanım” demiş. “Allah razı olsun senden.” 
“Söyle yavrum demiş bişeyin.” 
Yok demiş Sultanım. 
Bitmiş hastanedeki ziyareti. 
Binmiş kayığa saraya gelmiş. 
O gece Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem rüyasına giriyor. 
:arrow: “Ya Zeynep!” diyor. “Hastaneyi yaptırdın diye senin rüyana girmedim!” diyor. 
“ O doğuran ermeni kadınının yüzünü okşadın, onu ziyaret ettin. Onun için rüyana girdim!” diyor. 
Aha bu bahane ağaamm. 
Bahane arayım aziz müslümanlar. 
Bahane de Allah’ın rahmeti, Rasûlullah’ın şefaat-i uzması gizlidir. 
Hiç kimseyi hor görmeyin! 


Resim
Cevapla

“Hikaye, Makale ve Yazılar” sayfasına dön