Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 27 Şub 2020, 21:58

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 11 Şub 2020, 23:38 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 3984
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


KUL İHVANÎ Tâ-Hâ SÛRESİ SOHBETİ.:

YAZan.: HAKAN..BURsamm..11.12.2018..

Resim

ALLAHumme saLLi ve seLLim ve bârik aLâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMîyyi ve aLâ ÂLihi, EhL-i Beytihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

SUBHÂNeke ALLAHumme ve bi HAMDike,
Eşhedü en Lâ İLâhe Ente Vahdeke Lâ şerike Leke Estağfiruke ve Etûbu iLeyke!.

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet İZZet-i İhsÂNınLa =>Tâ-Hâ SÛREmizin=>
Şu ÂNda=>ŞE’ÂNuLLAHta ŞEFâatına =>MuhaMMedî Mü’min- Mü’minat CÜMMLemİZi=>
HAKk ve HAYRda =>NÂiL EYyLe=>CEM’ et=>LûTFet Et=>YAŞAt!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..

ÂMiN!. Yâ MuîN!. Yâ RABBenâ!..


ResimMuhaMMedi MuhabbetlerimLe...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 12 Şub 2020, 14:34 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 3984
Resim

EL Hamdu LİLLAHi RABBu’L- ÂLEMîn..

ALLAHu zü’L- CeLÂL’in bütün verdiği zâhir ni’metlere, elle tutulur gözle görülür ni’metlere sonsuz şükrederiz KüLLî ŞEYy’le beraber!.
Ve ancak akıl sâhiblerinin Bâtın Ehlinin bâtını olan şey’lerin, İç Âlemi İmtihÂNda olan varlıklar ki bunlar, İnsÂNlar ve Cinlerdir, aklı olanlar hamd eder
ALLAHu zü’L- CeLÂL’e!. Bu ise muhteşem bir şey’dir. Hamd, medde hakikatıdır. Madde Hakikatıdır, Müddet Hakikatıdır, Dâimîyet Hakikatıdır. Dâimîyet-i MuhaMMedîye Hakikatıdır. Yâni MuhaMMedî Hakikatın dâimî olmasının adıdır hamd.. Neden öyledir?. Şundan dolayı öyledir ki, mâdem ki NÛRuLLAHtan yaratılmıştır KüLLî ŞEYy ve İnsÂN dediğimiz yaratık o zaman mânâ, bu maddenin içindedir, hayal yoktur..
Onun için melekler sorumlu değildir. Ve bu muhteşemlik, bu şükür hamd bileşikliği esmâ zuhûrudur.

Çünkü ŞÜKÜR geneldir; susayan bir çiçeğe su verirsen sararmış solmuşken birden neşelenir, susuz bir hayvÂNa su verirsen birden canlanır dirilir ve teşekkür ederler. Herşey böyledir..
HAMD ise, başka gerekler icâb ettirir. Hamda akıl olması gerekir, fikir cevicdÂN olması gerekir, iç âlem olması gerekir.
Onun için de,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin dörtlü isimleri nedir?.
MuhaMMed aleyhisselâm,
MahMud aleyhisselâm,
Hamîd aleyhisselâm,
AhMed aleyhisselâm..
Şeriatta, Tarikatta, Mârifette, Hakikat-ı MuhaMMedîyesinde İsimleri vardır.
Bunlar rastgele bizim koyduğumuz isimler değildir. Bunların bir hakikatı vardır. Bir sebebi vardır. Çünkü sebeblerin sebebi kendisidir. Bunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Ve bu ANLAyış bizi hakikata götürür..

Evet Hakan Cân, şimdi TâHâ Sûresine geldik.
TâHâ Sûresi MeryeM Sûresinden sonra inen 45. Sûredir. Vâkı’adan bir ÖNcedir. TâHâ Sûresi şiir gibi bir sûredir. Muhteşem bir sûredir. Mânâ i’tibâriyle de öyledir. Çok çok yönlü bir sûredir. Ve TâHâ Sûresi İnsÂNda tecellî yâni zuhûr ettiği zaman, öyle bir ilginç sûredir ki; Tayf, Tavâf, Taraf Hüviyetine kavuşur İnsÂN.. Bu TâHâ da, sarfı zor bir şey’dir ve İnsÂNın gönlünü çok yüceliklere çeker burada. İnsÂNı çırılçıplak soyar. Mukaddes Tûvâya götürür. Tûr-i Sîne Sîne Dağına çıkarır. Ve
ALLAHu zü’L- CeLÂL ile kelâm ettirir.. Musâ aleyhisselâmı söylüyorum. Musevî İnsÂNlar, Musâ aleyhisselâm’ın zevkini yaşayan, ondan mez’un/izinli olanlar, yâni onunla haşr neşir olanlar da bunu yaşayabilir mi?. Evet yaşayabilir..
Bütün bu olanların tümü
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Nûru içindedir. Onun için bizde, şu peygamber bu peygamber hepsi birdir bizde BİZim peygamberimizlerdir.. Birbirini TAMMLayan TÜMMLEyenlerdir.. Cem’ eden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemdir..
Burada [color=#008000]Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
’in onlardan büyük olduğunu felân söylemek büyük hatadır onlar tamamen câhil işidir..

“Biz, O'nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” buyuran[/color] ALLAHu zü’L- CeLÂL ikaz etmiştir.:


آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
Resim---“Âmene’r- resûlu bimâ unzile ileyhi min RABBihî ve’l- mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke RABBenâ ve ileykel masîr(masîru).: Resûl, RABBinden kendisine indirilene îmân etti ve mü'minler de, hepsi ALLAH'a, O'nun meleklerine, kitablarına ve resûllerine îmân etti. “Biz, O'nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve “ışittik ve itaat ettik! Ve RABBimiz, SENin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana'dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler.” (Bakara 2/285)

TâHâ Sûresi, 135 âyetten müteşekkildir, 45. sırada inmiştir. Mekkîdir yâni Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’deykendir. Ve bu sûrenin gelişi Ömerü’l- Hattab radiyallahu anhun islâm olduğu zaman civârındadır o zamana rastlamaktadır. O zamanki hadis kaynaklarına tarih oluşturanların belirttiğine göre meşhur hadis-i şerifte açık seçik belirtilmiştir ki bunlardan en büyük tarihçilerden birisi olan İbni Hişâm “Sîret-i Nebî aleyhisselâm”da ve diğer başka hadis kaynaklarında çoktur. Yâni bu hadis sahih bir hadistir.
Ne olmuştu?. Gözünü ileriyi geriyi fazla görmeyen, düşünmeyen, dolmuşa binen, bir işi yapıp sonra başına ne geleceğini fazla düşünmeyen birisi olmalıydı ki, bitmeyen savaşlar halindeydiler.
Çünkü o zaman bir kavim birisini öldürmekten korkuyordu. Çünkü o artık zor deniliyor. Bunun içinde
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin âilesi ile öbür kabileler arasında bir savaş çıkmasını göze almıyorlar.
Ama bunu da âleni yapmak mecburiyetindeler, nasıl yapacaklar?. Ya gözdağı vermek için ya da, meydan okumak için, ya da
“git kafasını kes gel!.” gibi şeyler yapıyorlar.
Ömer radiyallahu anhu’yu dolmuşa getiriyorlar.:
“Sen gider bizim putlarımıza böyle yapanın hakkından gelirsin!.” diye..
O da, kılıcını kuşandı hışımla yola çıktı. O zaman Nuayym bin Abdullah diye birisiyle karşılaştı o yaşlı birisi ona soruyor.:
“Ey Ömer nereye gidiyorsun kızgın bir halde?!.”
Ömer radiyallahu anhu da diyor ki.:
“Şu dininden dönen yâni Kureyş’in birliğini bozan, dininden dönen ve onlara beyinsiz diye hitab eden, dinlerini ayıplayan, -işte kaç tane ilâhları varsa her kabilenin bir ilâhı vardı o zaman zâten- ilâhlarımıza dil uzatan MuhaMMed’e gidip onun kafasını keseceğim!.” diyor. O da diyor ki.: “Ben ALLAH’a yemin ederim ki diyor -ya da onun ilâhları ALLAH’ı da tanıyor ALLAH diye geçiyor hadislerde- Ey Ömer!. Sana asıl senin içinde olanlar tuzak kuruyor!. Seninle beraber olanlar seni böyle dolmuşa bindirenler seni aldatıyorlar!. Sen zannediyor musun ki MuhaMMedî öldüreceksin de Abdulmenaf Oğulları seni yer yüzünde yürütecekler de ayakta duracaksın? Öyle mi?. Bunu sanıyor musun sen!?. Bunu yanına koyacaklar mı yâni!. Seni yer yüzünde yürütmezler bile!. Sen niçin kendi âilene dönüp de önce onların işini bir yoluna koymayı düşünmüyorsun?.” diyor.
Ömer radiyallahu anhu.:
“Hangi âilemden söz ediyorsun?.” diyor.
Nuaym.:
“Senin enişten aynı zamandan amcayın oğlu Sâid bin Zeyd var ya, kızkardeşin Hattab’ın Kızı Fatma da var ya, ben ALLAH’a yemin ederim ki onlar Müslümân olmuşlar ve MuhaMMede Dini üzere İslâm Dini üzere tâbi olmuşlar. Bana kalırsa sen git önce onların işini düze çıkar, uğraşacaksan git onlarla uğraş!.” diyor.

Bunun üzerine Ömer radiyallahu anh, hışımla geri dönüyor ve döndüğünde Sâid bin Zeyd radiyallahu anh ile Fatma Anne yanında Habbab bin Eret
diye bir zât var. Habbab, meşhur Habbab radiyallahu anhu. Bu zât TâHâ Sûresinin ilk sayfasını onlara öğretiyordu.
“Şöyle okunacak böyle okunacak” diye öğretiyordu. Habbab radiyallahu anhu, Ömer radiyallahu anhu’n sesini işitince, hemence onların odalarının bir tarafına gizlendi. Kızkardeşi Fatma Anne de okudukları Kur'ÂN-ı Kerîm’in üstüne oturdu. Halbuki Ömer radiyallahu anhu onların evine yaklaştığı sırada Habbab’ın onlara okuduğu TâHâ Sûresinin ilk âyetlerini çok uzaktan duymuştu.
Ve.
: “Bu ses eniştemin sesi değildir!.” demişti zâten.
Belki de dedi ki.:
“MuhaMMed aleyhisselâm buradadır!.” diyor. Artık ne ise.. Başka ses olduğunu biliyor. İçeri girince.: “Bu benim duyduğum lakırtılar da nedir?.” diyor. Onlar da.: “Sen bir şey duymuş olamazsın, burada böyle bir şey yok!.” diyorlar. O da diyor ki.: “ALLAH’a yemin ederim ki ben sizlerin MuhaMMed’in Dini üzere olduğunuz haberini almış bulunmaktayım kaçamazsınız!.” deyip eniştesinin üzerine atıldı yumruklamaya başladı. Kızkardeşi Fatma Ana da, onun elinden kurtarmak için ayağa kalkınca yerdeki Kur’ÂN-ı Kerîm’i de gördü. Ona öyle bir tokat patlattı ki yüzü kan içinde kaldı ve yaralandı!. Böyle yapınca, ikisi birden karı-koca.: “Evet biz Müslümân olduk ALLAH’a ve Rasûlüne imÂN ettik. Artık ne istiyorsan yap!. Hadi bakalım yap yapacağını öldüreceksen öldür!.” Dediler.
Ömer radiyallahu anh Kızkardeşinin yüzünden çok kan boşandığını görünce ve bunların böyle imÂNLı olduğunu görünce yaptıklarına çok pişman oldu, aklı başına geldi. Öbür kişinin söylediğini de duydu. [color=#800000]“Ben gidip öldürecektim. Sonra başıma türlü belâlar akçacaktım!. Halbuki ağalar var, beyler var, reisler var, paşalar var niye gidip onlar öldürmüyorlar da ben!?.”
diye düşündü. Kızkardeşine dedi ki.: “Az önce okuduğunuzu duyduğum şu sâhifeyi bana ver de ben de bir bakıyım MuhaMMed neler getirmiş!.”
Ömer radiyallahu anh okuma yazma bilen birisiydi. O zaman Kızkardeşi dedi ki.:
“Sen o sayfaya zarar verirsin!.” “Hayır, korkma!.” dedi Kızkardeşine ve kendi ilâhları üzerine yemin ederek okuyup onlara geri vereceğini söyledi. Onun için hadislerde ALLAH’a yemin ederim diye tercüme edilen şey’leri ben arapçasını görmediğim için bilemiyorum. Belki de kendi ilâhlarına diye yemin ediyorlardı. Oraya ALLAH’a diye tercüme ediyorlar bilmiyorum.
Bence kendi ilâhları üzerine yemin etti ve
“geri vereceğim size!.” diye söyledi. Bunu söyleyince Kızkardeşi de belki Müslümân olur diye ümüde kapıldı. O zaman dedi ki.: “Kardeşim sen şirk üzeresin ve pissin!.”

Barbaros.: Selâmun âleykum Hocam şey olamaz mı belki biliyorsunuz ALLAH’a yâni ilâhların bir sürü adları vardı fakat ALLAH da vardı. İnsÂNlar o zaman ALLAH ismini biliyorlardı. yâni ilâh olarak ALLAH diye bir ilâh da vardı diye biliyorum yanlış mı. Hatırlıyorum bilemiyorum belki o orda ALLAH diye ilâh ismini kullanmış olabilir Hz. Ömer radiyallahu anh..

Kulihvâni.: Mümkündür mümkündür ya da "ALLAH" demiştir..

Barbaros.: "Onların güvenini kazanmak için Kızkardeşinin o ismi kullanmış olabilir yâni.."

Kulihvâni.: Olabilir olabilir evet olabilir tâbi. Ama ikincisinde kendi ilâhları üzerine yaptığı kesin. Çünkü onlar kendisi Müslümân olmadığı için isterler ki kardeşinin ilâhları üzerine kardeşi yemin etsin yâni çünkü Müslümân olmamıştır daha. Ama öbür dediğin de mümkündür. Yâni o da onları ikna etmek için ALLAH’ın ismini kullanmış olabilir.

Barbaros.: "Anladım Hocam.."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye