HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Peygamber Efendimizin (sav) mübarek sözleri ve Kudsi Hadisler.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim

SELÂM ki =>Es SELÂMına
DÂRü’s- SELÂM GİdenLere
=>RESÛLuLLAH KELÂMına
=>HASBî HİZMEt EDenLere!.


HADİS-i ŞERîFLer
HADİS-i ŞERîF İMAMLARIMIZ..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İlim Çin’de de olsa alınız.” buyurmuştur.
(İmam-ı Deylemî; İmam-ı Taberanî; İmam-ı Beyhekî; İmam-ı İbni Adiy; İmam-ı İbni Abdilber gibi hadis âlimleri ve Hüccetü’l- İslam ünvanı ile meşhur olan İmam-ı Gazalî)



ResimİMAM DEYLEMÎ KİMdir?.:

Fıkıhta Şâfiî mezhebine bağlı olup devrinde Hemedan ve çevresinde yaygın olan Şîa, Hâricîlik, Mu‘tezile gibi fırkalara kapılmamış ve sünneti savunmuştur.
Yüzünün ve ahlâkının güzelliği ve az konuşmasıyla ün yapmış olan Deylemî 9 Receb 509 (28 Kasım 1115) Pazar günü Hemedan’da vefât etti.

Çoğu zaman sadece “Deylemî” diyerek ifade edilen eserin asıl adı "Kitâbü’l- Firdevs bi-meŝûri’l-hiŧâb"dır. Ancak daha çok “Firdevsü’l- Ahbâr” diye tanınmıştır.
Deylemî: “Devrindeki halkın, özellikle de hemşehrilerinin hadislerden ve senedlerinden uzaklaşmaları sebebiyle sahih rivâyetle sahih olmayanı birbirinden ayıramadıklarını, bu yüzden hadis eserlerine değil kıssacı vâizlerin uydurdukları, hurafelerin peşine düştüklerini gördüğü” için bu eseri kaleme aldığını söylemektedir.
Kudâî’nin (ö. 454/1062) daha çok ahlâk hadislerinden meydana gelen "Şihâbü’l-Ahbâr" adlı eseri onun bu çalışmasına esas olmuştur.
Kitapta sünnetlere, ahlâkî öğütlere, faziletli amellere, vaaz, mesel ve cezâlar gibi konulara dair 9056 hadis alfabetik olarak sıralanmış, halkın kolayca faydalanabilmesi için hadislerin senedleri zikredilmeden sahâbî olan râvinin adı verilmekle yetinilmiştir..
Deylemi’nin, "Riyâzü’l-üns li-ukalâi’l-ins" adında başka bir eseri daha vardır. Bu kitap, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile ondan sonra gelen halifelere dair bir eserdir.
(Brockelmann, GAL, I, 419; bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Deylemi, Firdevsü’l-ahbâr md.)


İMAM DEYLEMî’nin Naklettiği Hadislerden Bazı Örnekler:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Gıybetini yaptığı kişi, gıybet edeni affetmedikçe, mağfiret olunmaz.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünyanızı düzeltmeye çalışın! Yarın ölecekmiş gibi de âhiret için amel edin.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya âhiretin tarlasıdır.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂ: “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdim.” buyurdu.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Şu beş şey ibâdettendir: Az yiyip içmek, câmide oturmak, Beytullaha bakmak, Mushaf’ı açıp okumadan bakmak ve salih âlimin yüzüne bakmak.” buyurmuştur. buyurmuştur.
(Deylemî)




Resim İMAM TABERANÎ KİMdir?.:

Meşhur tefsir, hadis ve fıkıh âlimlerindendir. İsmi, Süleymân bin Ahmed bin Eyyub bin Mutayr eş-Şâmi el-Lahmi et-Taberanidir. Künyesi Ebul-Kasım’dır. 873 (H.260) senesi Safer ayında Şam’ın Taberiyye kasabasında doğdu. İsfehan’a yerleşti. 970 (H.360) senesi Zilkâde ayının sonlarına doğru 100 yaşlarında vefât etti. İsfehan Şehrinin girişinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin Eshabından olan Hammâd ed-Devrî’nin kabri yanına defnedildi.

İ. Taberanî hakkında çok fazla ayrıntılı bilgi yoktur; Çok sınırlı bilgiler mevcuttur. İlk eğitimi, çocukluğunda kimlerden ders aldığı, eğitim amacıyla nerelere gittiği kesin olarak bilinmemektedir. Hakkındaki bilgiler daha çok gençlik dönemi, ilmi hizmetleri ve rivâyet ettiği hadislerle sınırlıdır.
Taberanî’nin ünlü bir kişiliğe sahip olması, çok sayıda hadis rivâyet etmesi ve güçlü hafızası ile şöhret bulması, iyi bir eğitim gördüğüne işaret etmektedir. İlmi dirayeti ve ulaştığı seviye aynı zamanda, dönemin büyük âlimlerinden ders aldığını da hatıra getirmektedir. Ders aldığı hocalar arasında; Ebu Züra es-Sakafî, Haşim bin Mürsed et-Taberanî, İshak ed-Debrî, İdris el-Attar, Hafs bin Ömer, Beşir bin Musa, Abdullah bin Mahmud, Ali bin Abdülaziz el-Begavî, Yahya bin Eyyüb el-Allat gibi ünlü isimler sıralanmaktadır. Bunların dışında da bazı kimselerin ilminden istifade ettiği belirtilmektedir.

Büyük hadis âlimlerinden olan Taberanîhazretleri, güvenilir, sağlam, hadiste hüccet, yani üç yüz binden fazla hadis-i şerifi senetleriyle birlikte ezbere bilen unvanına sahiptir. Onun ilmi ve rivâyet ettiği hadis-i şerifler, bütün İslam âlemine yayıldı. Kendisine: “Bu kadar hadis-i şerifi ezberleme bahtiyârlığına nasıl kavuştun?” diye sorulduğunda: “Otuz sene kuru hasır üzerinde uyudum!.” buyurdu.

İlim tahsili için rahatı terk ederek sade bir hayat yaşadı. Otuz üç sene ilim uğrunda seyahat yaptı. Bu yolda fedakârlıktan kaçınmadı. Her işini ALLAHu TeÂLÂnın rızası için yapar ve insanları Cehennem ateşinden kurtarmak için çalışırdı. Talebelerinden Ebu Abbas Şirazî, Taberanî’den üç yüz bin hadis-i şerif yazdığını, güvenilir, sağlam bir muhaddis olduğunu bildirmekte ve hocasının ne derece ilim sahibi olduğunu vesikalandırmaktadır.

Taberanî, ilim uğruna her sıkıntıya göğüs gerdi. Maddî ve mânevî önemli sıkıntılar çekti. Yıllarca hasır üzerinde uyuduğu ve bu gayreti sonucu binlerce hadisi ezberine aldığı belirtilmektedir. İlim uğruna rahat yaşamayı terk etti. Hayatı boyunca sade bir hayat yaşadı. Hadis öğrenmek ve ilmini biraz daha arttırmak için otuz üç sene boyunca seyahatlerde bulundu.

Taberanî, Allah’ın rızasını her şeyin üzerinde tuttu. Bir taraftan ilim öğrenirken diğer taraftan insanların hidâyet yolunu bulmalarına yardımcı olmaya çalıştı. Talebeleri, hakkındaki övgü dolu sözlerini eserlerine kaydettiler. Yüz yıla yakın bereketli bir ömür sürdükten sonra 970 yılında Isfahan’da vefât etti. Vefât ettikten sonra, Isfahan’da türbesi bulunan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sahabelerinden Hammad ed-Devrî’nin kabrinin yanına defnedildi.
Yazmış olduğu başlıca eserleri:
Mu’cem-ül-Kebir, Mu’cem-ül-Evsat ve Mu’cem-üs-Sagir’dir..



İMAM TABERANî’nin naklettiği hadislerden bazı örnekler:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Müslümanlar arasında sevgi ve dostluk, atadan evlâda miras kalır.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kişinin parmakla gösterilir olması, kötülük olarak ona yeter.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allah İslâm Dini için kolaylıktan hoşlanmış; güçlüğü ise çirkin görmüştür.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Her takvâ sahibi, MuhaMMed’in (üzerine rahmet ve selâm olsun) Ehl-i Beytindendir.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kişi, hanımının ve çocuklarının rızkını karşılamak için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasının bakımını sağlamak için yola çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak niyetiyle çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Eğer insanlara gösteriş ve başkalarına öğünmek için yola çıkarsa, Allah yolunda değil, şeytanın yönlendirdiği yoldadır.” buyurmuştur.
(Taberanî)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

İMAM MÜNAVî KİMdir?.:

ResimİMAM MÜNAVî KİMdir?.:

Zeynüddîn Muhammed Abdürraûf b. Tâcil'ârifîn b. Nûriddîn Alî el-Münâvî el-Haddâdî (ö. 1031/1622), hadis âlimi, fakih ve sufî.
952'de (1545) Kahire'de doğdu. Büyük dedesi Şehâbeddin Ahmed, VII. (XIII.) yüz¬yılda Tunus'taki Haddâde köyünden Mısır'¬daki Münyetü Benî Hasîb'e gelip yerleşti¬ği için, Haddâdî ve Münâvî (Münevî), ayrıca Kahiri ve Şafiî nisbeleriyle anılmıştır.
Eserleri: Münavi hadis ilminde on yedi, Fıkıh ilminde yedi, Kelam ilminde dört, Biyografi-Siyer-Şemail alanında on, Ahlak ve Tasavvufla ilgili dört, Dil ve Edebiyatla ilgili iki, Felsefe iki, Tıp ilminde bir eser kaleme almıştır.
Feyzü'l- Kadir Şerhu'l-Camii's-Sağir: İ.Süyûtî'ye ait eserin şerhleri arasında en çok kabul görenidir. Münâvî hadisleri genişçe şerhetmiş, bazı yerlerde hadislerin râvileri hakkında bilgi vermiş, ancak çok defâ hadisin sıhhatine dair görüş belirtmemiştir.


İMAM MÜNAVî’nin Naklettiği Hadislerden Bazı Örnekler:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.” buyurmuştur.
(İmam-ı Münavî; Beyhekî; İmam-ı Rabbanî ve Ali Müttakî, Kenzü’l- Ummal.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya, âhiretin tarlasıdır.” buyurmuştur.
(İmam-ı Münavî, imam-ı Deylemî, Hakim-i Nişaburî, imam-ı Gazalî)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMAM DEYLEMî KİMdir?.:

Fıkıhta Şâfiî mezhebine bağlı olup devrinde Hemedan ve çevresinde yaygın olan Şîa, Hâricîlik, Mu‘tezile gibi fırkalara kapılmamış ve sünneti savunmuştur.
Yüzünün ve ahlâkının güzelliği ve az konuşmasıyla ün yapmış olan Deylemî 9 Receb 509 (28 Kasım 1115) Pazar günü Hemedan’da vefât etti.

Çoğu zaman sadece “Deylemî” diyerek ifade edilen eserin asıl adı "Kitâbü’l-Firdevs bi-meŝûri’l-hiŧâb"dır. Ancak daha çok “Firdevsü’l-ahbâr” diye tanınmıştır.
Deylemî, “devrindeki halkın, özellikle de hemşehrilerinin hadislerden ve senedlerinden uzaklaşmaları sebebiyle sahih rivâyetle sahih olmayanı birbirinden ayıramadıklarını, bu yüzden hadis eserlerine değil kıssacı vâizlerin uydurdukları, hurafelerin peşine düştüklerini gördüğü” için bu eseri kaleme aldığını söylemektedir.
Kudâî’nin (ö. 454/1062) daha çok ahlâk hadislerinden meydana gelen "Şihâbü’l-ahbâr" adlı eseri onun bu çalışmasına esas olmuştur.
Kitapta sünnetlere, ahlâkî öğütlere, faziletli amellere, vaaz, mesel ve cezâlar gibi konulara dair 9056 hadis alfabetik olarak sıralanmış, halkın kolayca faydalanabilmesi için hadislerin senedleri zikredilmeden sahâbî olan râvinin adı verilmekle yetinilmiştir..
Deylemi’nin, "Riyâzü’l-üns li-ukalâi’l-ins" adında başka bir eseri daha vardır. Bu kitap, Hz. Peygamber (asm) ile ondan sonra gelen halifelere dair bir eserdir.
(Brockelmann, GAL, I, 419; bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Deylemi, Firdevsü’l-ahbâr md.)



İMAM DEYLEMî’nin Naklettiği Hadislerden Bazı Örnekler:


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Âfiyet on kısımdır; dokuzu helâlden geçimini sağlamakta, biri de diğer şeylerdedir.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İbâdet on kısımdır; dokuzu sükûtta, biri helâl kazançtadır.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂ: “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdim.” buyurdu.” buyurmuştur.
(imam-ı Münavî, imam-ı Deylemî, Hakim-i Nişaburî, İmam-ı Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünyanızı düzeltmeye çalışın! Yarın ölecekmiş gibi de âhiret için amel edin.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Şu beş şey ibâdettendir: Az yiyip içmek, câmide oturmak, Beytullaha bakmak, Mushaf’ı açıp okumadan bakmak ve salih âlimin yüzüne bakmak.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Gıybetini yaptığı kişi, gıybet edeni affetmedikçe, mağfiret olunmaz.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya, âhiretin tarlasıdır.” buyurmuştur.
(İmam-ı Münavî, İmam-ı Deylemî, Hakim-i Nişaburî, İmam-ı Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İlim Çin’de de olsa alınız.” buyurmuştur.
(imam-ı Deylemî, imam-ı Taberanî, imam-ı Beyhekî, imam-ı ibni Adiy, imam-ı ibni Abdilber gibi hadis âlimleri ve Hüccet-ül islam ünvanı ile meşhur olan imam-ı Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadınlara itaat pişmanlıktır.” buyurmuştur.
(Hakim, Deylemî, İbni Lâl, İbni Asakir)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünyanızı düzeltmeye çalışın! Yarın ölecekmiş gibi de âhiret için amel edin.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Şu beş şey ibâdettendir: Az yiyip içmek, câmide oturmak, Beytullaha bakmak, Mushaf’ı açıp okumadan bakmak ve salih âlimin yüzüne bakmak.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Gıybetten sakının; çünkü gıybet, zinâdan daha şiddetlidir. Kişi zinâ edip tevbe eder de, (bir daha yapmazsa), ALLAHu TeÂLÂ onun tevbesini kabul eder. Gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, affolmaz!.” buyurmuştur.
(İbni Ebid-Dünya, Deylemî, Taberanî, Beyhekî, Tergib ve Terhib, İ. Şaranî, İ. Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Gıybetini yaptığı kişi, gıybet edeni affetmedikçe, mağfiret olunmaz.” buyurmuştur.
(Deylemî)
Resim
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMAM-ı HÂKİM-i NİŞABURÎ KİMdir?.:

Ebû Abdullah Muhammed bin Abdullah en-Nisâbûrî (923-1014) tasnif devrinin (hadisleri sınıflandırıp düzenleme döneminin) ünlü hadisçilerindendir. Hadis ilmindeki şöhretinden dolayı kendisine “Hâkim” ünvânı verilmiştir.

Milâdî 923 senesinde Nişabur’da doğan İmam-ı Hâkim, babasının ve dayısının yakın ilgisiyle çok küçük yaşlarda hadis öğrenmeye başladı. Yirmi yaşlarında memleketi dışındaki hadis merkezlerine seyahatlere çıktı. Horasan, Mâveraünnehir, Irak ve Hicaz bölgelerini dolaşarak iki bin civarında hocadan hadis aldı. Bu hocalarını “Mu’cemü’ş-Şüyûh” adlı eserinde anlattı. İmam-ı Hâkim’in, tarih ve hadis ilmine dair bir çok eseri vardır. Kendi memleketinin tarihini “Tarih-u Nisâbûr” adıyla ilk defâ kendisi yazdı. Bilhassa, hadis ilmine dair olan Ma’rifetü Ulûmi’l-Hadis adlı eseri, sahasının en değerli kaynaklarından biridir.
İmam-ı Hâkim, Sâmânoğulları devrinde Nişabur (970) ve Cürcan kadılığı da yaptı.

İmam-ı Hâkim’in kuşkusuz hadis sahasında yazdığı en ünlü eseri “el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn”dır. Hadis ilminde “müstedrek” kelimesi, “Bir hadis âliminin, kendi şartlarına göre sahih olduğu hâlde, eserine koymadığı sahih hadisleri toplamak ve bunları müstakil bir kitapta sınıflandırmaya tâbi tutmak” mânâsına geliyor. Bu tariften de anlaşıldığı üzere, Müstedrek kitapları sahih hadis kitapları üzerine yapılır.

İmam-ı Hâkim’in “Müstedrek”i, Buhâri ve Müslim’in “el-Câmiu’s-Sahîh”lerinin bir çeşit zeyli, yani tamamlayıcı eki gibidir ve o sahihlerin plânını takip etmiştir. Hacim bakımından Buhârî ve Müslim’in naklettiği hadislerin toplamına yakın olduğu söylenebilir. Müstedrek, daha sonra kaleme alınan pek çok kitaba kaynaklık etmiştir. Pek çok kitapta bulunmayan hadisler burada bulunabilmektedir.

Müstedrek’te, doğruluk ve güven açışından hadisler dört grupta toplanmıştır:
1-) Buhârî’nin şartına göre sahih olup da, onun Câmi’us-Sahîh’inde bulunmayan hadisler.
2-) Müslim’in şartına göre sahîh olup da onun Câmi’us-Sahîh’inde bulunmayan hadisler.
3-) Buhârî ve Müslim’in şartlarına uyduğu hâlde, her ikisinin de beraberce Câmi’us-Sahîh’lerinde bulunmayan hadisler.
4-) Buhârî ve Müslim’in şartlarına uymayan, fakat kendisinin sahîh olduğuna kanaat getirdiği hadisler.



İMAM-ı HÂKİM-i NİŞABURÎ ’nin Naklettiği Hadislerden Bazı Örnekler:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Dünya, âhiretin tarlasıdır.” buyurmuştur.
(İmam-ı Münavî; İmam-ı Deylemî; Hakim-i Nişaburî; İmam-ı Gazalî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Âlim ile oturmak, yüzüne bakmak ibâdettir.” buyurmuştur.
(Hakim-i Nişaburî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ali’nin güzel yüzüne bakmak ibâdettir.” buyurmuştur.
(Hakim-i Nişaburî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kadınlara itaat pişmanlıktır.” buyurmuştur.
(Hakim-i Nişaburî; Deylemî; İbni Lâlİ İbni Asakir.)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMAM GAZALÎ KİMdir?.:

İmam Gazalî 1058 yılında İran’ın Horasan vilayetinin Tûs kazasında dünyaya gelmiştir. Büyük Selçuklu Devleti devri alimlerinden olarak bilinmektedir. Fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Küçük yaşlarda çalışmak zorunda kalmıştır. İslam ilimleri alanında tahsil görmek için birçok memleket dolaşmıştır.
Fıkıh, tefsir, hadis alanlarında dersler alarak tahsil hayatına başlamıştır. Dönemin en değerli hocalarından yüksek tahsil elde etmiştir. Tahsil hayatında yükseldiği gibi idareci olarak da vazifeler almıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nde Nizamiye Medreseleri olarak bilinen medreselerde müdürlük yapmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti devrinin en önemli şahsiyetlerinden biri olmuştur. İslam’ın hedef alındığı ve mağlup edilmeye çalışıldığı yıllarda felsefe alanında da dersler alarak felsefe, mantık ve temel bilimler alanında söz sahibi hale gelmiştir. İslam’ın müdafaa edilmesinde temel İslami ilimleri araç olarak kullanıp mücadele etmiştir.
Tedrisat hayatı da olan İmam Gazali’nin günümüze kadar ulaşan ve her evin kütüphanesinde bulunan “İhyâu Ulumi’d- Din” isimli bir de kitabı bulunmaktadır. Birçok eser yazan İmam Gazali, en çok bu eseriyle tanınmıştır. Temel İslamî ilimler alanında yazılmış en özgün eserlerden biridir. “Din İlimlerinin İhyâsı” anlamına gelmektedir.
Bu eserle Huccetül İslam yani İslam’ın Belgesi olarak tanınmıştır. 12. yüzyılın başlarında vefât etmiştir. Eserleri çağlara ışık tutmuş ve sonraki nesillere ilham kaynağı olmuştur.

İmam Gazali’nin eserlerinden bazıları şu şekildedir:
1-) İhyâu Ulumi’d- Din.
2-) Kimya-yı Saadet.
3-) El Munkizu Mine’d- Delâl.
4-) Tuhlefu’l- Felasife.
5-) El Kıstatü’l- Müstakîm.
6-) Bidayetü’l- Hidâye..



İMAM GAZALÎ’nin Naklettiği Hadislerden Bazı Örnekler:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetimden iki sınıf iyi olursa, insanlar da iyi olur: Yöneticiler ve âlimler.” buyurmuştur.
(İ. Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Gıybetten sakının; çünkü gıybet, zinâdan daha şiddetlidir. Kişi zinâ edip tevbe eder de, (bir daha yapmazsa), ALLAHu TeÂLÂ onun tevbesini kabul eder. Gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, affolmaz!.” buyurmuştur.
(İbni Ebiddünya; Deylemî; Taberanî; Beyhekî; Munzirî, Munzirî,Tergib ve Terhib, İ. Şaranî, İ. Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya, âhiretin tarlasıdır.” buyurmuştur.
(İmam-ı Münavî, İmam-ı Deylemî, Hakim-i Nişaburî, İmam-ı Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İlim Çin’de de olsa alınız.” buyurmuştur.
(İmam-ı Deylemî, İmam-ı Taberanî, İmam-ı Beyhekî, İmam-ı ibni Adiy, İmam-ı ibni Abdilber gibi hadis âlimleri ve Hüccet-ül islam ünvanı ile meşhur olan İmam-ı Gazalî.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kırk gün ihlasla Allah’a kulluk edenin, kalbinden diline hikmet pınarları akar.” buyurmuştur.
(Ebu Nuaym, Ebuş-şeyh, İ. Gazalî.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hayvanların otu yediği gibi, mescidde konuşmak da sevabları yer, yok eder.” buyurmuştur.
(İ.Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetimden iki sınıf iyi olursa, insanlar da iyi olur: Yöneticiler ve âlimler.” buyurmuştur.
(İ.Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Gıybetten sakının; çünkü gıybet, zinâdan daha şiddetlidir. Kişi zinâ edip tevbe eder de, (bir daha yapmazsa), ALLAHu TeÂLÂ onun tevbesini kabul eder. Gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, affolmaz!.” buyurmuştur.
(İbni Ebid-Dünya, Deylemî, Taberanî, Beyhekî, Tergib ve Terhib, İ. Şaranî, İ. Gazalî.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kıyamet gününde, Allah’ın (lutfedeceği) gölgesinden başka gölge ve sığınak olmayacaktır. Bu gölgeden de sadece yedi grup insan istifade edecektir. Bunlar, yönettiği halkı arasında adaletli davranan sultan, Rabbine kulluk etme iştiyakıyla yetişen genç, kendisi çarşıdayken bile gönlü mescidde olan kimse, birbirlerini Allah için seven iki kimse, tenha bir yerde Allah’ı zikredip gözü yaşla dolan kimse, mal ve güzellik sahibi bir kadın kendisiyle beraber olmayı (zinayı) teklif ettiğinde ben Allah’dan korkarım diyen kimse ile infak ettiğinde sağ elinin verdiğini sol elinin bilmediği kimsedir.” buyurmuştur.
(Gazzâlî, et-Tibru’l-mesbûk, 14-15.)

Bu hadis, mânâyı değiştirmeyen bazı lafız farklılıkları ile Kütüb-i sitte müellifleri tarafından eserlerinde tahric edilmiştir.
(Bkz., Buhârî, Zekat, 16 (1423); Müslim, Zekat, 91 (1031); Tirmizî, Zühd, 53 (2398); Nesâî, Adâbu’l-kudât, 1 (5395); Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I-VI, (Amman, 2003), II, 440.)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Üç kimse vardır ki, Allah onlara rahmet nazarıyla bakmaz; Zalim ve yalancı sultan, zina eden ihtiyar ve kibirli fakir” buyurmuştur.
(Müslim, İman, 172 (107); Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 480. Gazâli, et-Tibru’l-mesbûk, 80.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Güçlü ve cesur olan, başkalarını güreşte yenen değil, (öfkelenince) nefsine hakim olandır.” buyurmuştur.
(Gazâli, et-Tibru’l-mesbûk, 80.)

Hadis bazı lafız farklılıklarıyla Kütüb-i tis’a müelliflerince eserlerinde tahric olunmuştur.
(Bkz., Buharî, Edeb, 76 (6114); Müslim, Birr, 107 (2609); Muvatta, Husnü’l-huluk, 12 (1681)


Resim---Ebu Tâlib el-Mekkî kanalıyla, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Cimâ kuvvetim azalınca kardeşim Cebraîle bunu şikâyet ettim. Bana Herîse (denilen yemeği) yememi tavsiye etti. Ondan sonra belimin daha güçlendiğini gördüm.” buyurmuştur.
(Gazzâli, Sirru’l-âlemeyn, 24-25.)

Cimâ.: Cinsi münâsebet. Çiftleşmek.
Herîse.: Keşkek yemeği.


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Habeşli bir köle olsa bile, yöneticinize itaat ediniz” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Cihâd, 39 (2861); Nesâî, Bey’at, 26(4192; Gazzâli, Sirru’l-âlemeyn, 53.)

Muhtevâ olarak benzer bir rivâyet için (bkz., Müslim, İmaret, 36 (1837).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Benden sonra, yalan söyleyen, zulmeden yöneticiler olacaktır. Kim onların yalanını onaylar, zulümlerine yardım ederse, o benden değildir, benim de onunla bir işim yoktur. Onlar, (Kıyamette) havz başında benim yanıma gelemez” buyurmuştur.
(Gazzâlî,, İhyâ; II, 140; Bkz. Tirmizî, Fiten, 72 (2266); Nesâî, Bey’at, 36 (4208); Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 96.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir'' buyurmuştur.
(Gazâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn, I-IV,(Mısır, 1939), II, 237; Müslim, İman, 78; Ebu Dâvud, Fiten, 11 (2179); Nesaî, İman 17 (5008); İbn Mâce, Fiten, 20 (4013))

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, en faziletli cihad hangisidir sorusuna: “Zalim sultanın yanında hak olan sözü söylemektir” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Fiten, 20 (4012); Gazâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn, I-IV,(Mısır, 1939), II, 237.)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMÂM CELALEDDİN SUYUTÎ KİMdir?.:

İslam âlimlerinin büyüklerindendir. Risâle-i Nur'da kendisinden, "uyanık iken, çok defâ peygamber sohbetine mazhar olan" (Sözler, s. 451), ve "Sahih Hadislerin elmaslarını, diğer sözlerden ve mevzuattan ayrıştıran" (Mektubat, s. 114) şeklinde sözedilir. Asıl adı Abdurrahman'dır. Celaleddin lakabı babası tarafından kendisine verildi. Künyesi, Celaleddin Ebü'l-Fazl Abdurrahman bin Kemaleddin Ebi Bekr bin Muhammed el-Huzayri es-Süyutî el-Şafii şeklindedir.
Abdurrahman, 1445 yılında Mısır'ın Esyut şehrinde doğdu. "Süyutî" lakabının sebebi doğduğu bu yerden kaynaklanmaktadır. Babası Kemaleddin Ebi Bekr, Şafii mezhebi fıkıh alimlerindendir; ayrıca başka ilimlerde de önemli bir yeri vardır. Abdurrahman, henüz altı yaşında iken babası vefât etti. Babasının sadık dostlarından Kadı İzzeddin Ahmed bin İbrahim Kinanî himayesinde yetişti. Bu hocası tarafından kendisine Ebü'l-Fazl künyesi verildi.
Abdurrahman, çok sayıda eser okudu. Genç yaşta tefsir, hadis, fıkıh, nahv, meani, beyan, bedi, lügat ve daha bir çok dalda ihtisas sahibi oldu. İlk eserini on yedi yaşında yazdı. Hadis ve Arapça ilimler alanında zamanın önemli alimlerinden kabul edilen Takiyüddin Şibli el-Hanefi'den dört yıl boyunca ders aldı. Yine allamelerden Muhyiddin Kafiyeci'nin yanında on dört yıl kaldı. Hocasından, tefsir, usul, Arapça, meani ve diğer alanlarda dersler alarak icazet (diploma) aldı.
Kısa zamanda şöhret sahibi oldu. Derslerini takib eden talebelerinin yanında bazı müderrisler de iştirak etti. Özellikle hadis konusunda uzmanlaştı ve bu alanda verdiği fetvalar büyük kabul gördü. Kuvvetli hafızaya sahip olması, eserleri çok kısa sürede okuyup içeriklerine hakim olması, sorulan her soruya cevap vermesine imkan sağladı. Hatta bir eserle ilgili olarak sorulan soruya, kaçıncı sayfa ve satırda olduğunu bilecek ve gösterecek şekilde bir nimete mazhar oldu. İki yüz bin hadis ezberledi.

Genç yaşta Şam, Hicaz, Yemen, Hindistan ve Sudan'ı gezdi. Hac farizası için gittiği Mekke'de bir süre kaldı. Bunların dışında Dimyat, Feyyun ve İskenderiye gibi Mısır'ın bazı bölgelerini de dolaştı.
Hadis alanında önemli bir birikime sahip olduktan sonra ders vermeye başladı. Hocalığının yanında bir çok eser de yazdı. Ömrünün sonuna kadar eser yazmaya devam etti. Bu maksatla Nil Nehri adacıklarından biri olan Er-Ravza'daki evinde adeta inziva hayatı yaşayarak eser yazdı. Eserlerine kaydedeceği Hadis-i Şerifleri mana aleminde Peygamber Efendimizin aleyhisselâm tasdikine sunduktan sonra yazdı.

Süyutî'nin hadis ilmindeki vukufiyetine ve ehil kişiliğine Risâle-i Nur'da da işaret edilmektedir. Bediüzzaman, Mucizat-ı Ahmediye Risâlesi'nde hadislerin nasıl bir süzgeçten geçtiğini, İslam alimlerinin ne kadar hassas davrandıklarını ve başta mezheb imamları olmak üzere asırlar boyunca bu alanda yapılan titiz çalışmayı örnekleriyle aktarmaktadır.
Süyutî, tasavvuf alanında da önemli bir yere sahiptir.
Süyutî, ilmi kariyerinin yanında örnek ahlâkı ile de herkesin sevgisini kazandı. Kimseden ihsan ve hediye talep etmediği gibi kabul de etmedi. Çok büyük geçim sıkıntısı çektiği zaman, çok zengin olan kütüphanesinden bazı kitapları satma pahasına da olsa hediye kabul etmemeyi tercih etti. 1505 yılında Mısır'da vefât ederek Hakk'ın rahmetine kavuştu. Türbesi, Kahire'de Babü'l-Karafe civarındadır.

Eserleri:
Celaleddin Süyutî, muhtelif ilim dallarında altı yüze yakın eser yazdı. Eserlerinin önemli bir kısmının derleme olması ve değişik kaynaklardan aldıklarını aktarması, çalışmalarına bir eksiklik getirmediği gibi, bazı konuların günümüze kadar ulaştırılıp insanların istifadesine sunulmasında önemli katkısı oldu. Hemen her konuda eser yazdı. Eserlerini; Kur'anî ilimler, hadis, fıkıh, dil ve edebiyat, usul beyan ve tasavvuf, muhtelif meseleler olmak üzere altı sınıfa ayırdı.
Tercümanü'l-Kur'an fi-tefsirü'l-müsned, Kitabü'l-Dürre'l-Mansur, Lübabü'l-nukul fi ashabü'l-nüzul kaleme aldığı tefsir kitaplarındandır. Yeni Asya Neşriyatı tarafından da (muhtasarı, tercüme ve şerhi ) yayınlanan Camiü's-Sağîr adlı hadis külliyatı İslami eserler arasında ehemmiyetini asırlarca korumuş ve korumaya devam etmektedir. Özellikle Osmanlı uleması bu esere büyük alaka göstermiştir. El-Müzhir fi ulumü'l-lüga adlı eseri, dil bilgisi ve lügat çalışması ile ilgili alanlar için zengin muhteviyatlı ve ansiklopedik bir eserdir.
Süyutî, bunların dışında tarih, ahlâk, tıp ve daha bir çok alanda önemli eserler vücuda getirerek büyük bir miras bırakmıştır.



İMAM SUYUTî’nin Naklettiği Hadislerden Bazı Örnekler:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Âlimlerin mürekkebi, şehidlerin kanı ile tartılır, âlimlerin mürekkebi, ağır gelir” buyurmuştur.
(İbni Neccar; Hatib-i Bağdadî; İmam-ı Süyutî ve Şafii âlimlerinden İmam-ı Rafii ve ikinci bin yılın müceddidi İmam-ı Rabbanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İşlerin hayırlısı vasat/orta olanıdır.” buyurmuştur.
(Deylemî; Beyhekî; İ. Gazalî; İ. Süyutî; Hadika Berika)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hikmetin başı Allah korkusudur.” buyurmuştur.
(İ. Asakir; Beyhekî; İ. Süyutî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: Mü’minin firasetinden korkun, o Allah’ın nuru ile bakar." buyurmuştur.
(Buharî; Tirmizî; İ. Cerir; İ. Süyutî)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMAM MUHAMMED BİN CA’FER EL-HARÂİTÎ KİMdir?.:

Hadîs âlimi. Künyesi Ebû Bekr olup, adı Muhammed bin Ca’fer bin Muhammed bin Sehl bin Şâkir’dir. Aslen Samerrâlı olan Muhammed bin Ca’fer, 240 (m. 854) senesinde doğmuştur. Kendisini hadîs alanında yetiştiren Muhammed bin Ca’fer, edebiyatla da ilgilenmiştir. 327 (m. 938) yılında Filistin’de vefât etmiştir. Askalân’da vefât ettiği de söylenir.
Muhammed bin Ca’fer; İbrâhîm bin el-Cüneyd, Abbâd bin Velîd el-Guberî, Hammâd İbni Hasen bin Abese, Hasen bin Urfet, Amr bin Şebet, Tâhir bin Hâlid bin Bezzâr, Abbâs bin Abbâs et-Terekkifî ve birçok âlimden ilim öğrenmiş ve hadîs-i şerîf dinlemiştir.
Şam’a gidip, orada hadîs ilmiyle meşgûl olan Muhammed bin Ca’fer’in rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler, Şam’da yayılmıştır. Kendisinden; Ali ve Abdülmelik isimlerinde iki âlim hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Zehebî, Muhammed bin Ca’fer’in sika (güvenilir) bir muhaddis olduğunu zikretmektedir.



MUHAMMED BİN CA’FER EL-HARÂİTÎ’nin “Mekârimü’l- Ahlâk” Kitabında rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazı örnekler.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Fâsıkı, hayasızı gıybet etmek günah olmaz.” buyurmuştur.
(Harâitî; Ebu Nasr; Deylemî; İbni Asakir; İbni Ebiddünya; Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yemeğin hayırlısı, kalabalıkla yenilen yemektir.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Misâfiriniz geldiği zaman, ona ikram ediniz.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Îmânın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Girdiğiniz ev halkına selâm verin. Çünkü selâm verdiğiniz eve şeytan girmez.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ey Enes! Abdeste devam et ve abdesti güzel al ki, ömrün uzasın. Karşılaştığın herkese selâm ver ki, hasenatın çoğalsın. Evine girdiğin zaman ehl-i beytine selâm ver ki, evinin iyiliği ve bereketi artsın.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Üç tane kızı olup, ihtiyâçtan kurtarıncaya kadar onlara iyi bakan, yedirip giydiren kimse, elbette Cenneti kazanır. Ancak affedilmeyecek bir günah işlemiş olursa, o müstesnadır.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Her kimin kız çocuğu olur da, onu terbiye eder ve terbiyesini güzel eder, gıda verir ve gıdalarını güzel verir ve ALLAHu TeÂLÂnın kendisine verdiği ni’metlerden ona da bolluk gösterirse, o kız çocuğu onun için bereket ve Cehennemden kurtarıp Cennete girmesi için bir kolaylık vesîlesi olur.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Üç kızı ve üç kız kardeşi olup da, onların geçim sıkıntılarına ve zararlarına katlanan kimseyi, (onlara merhametinden dolayı) ALLAHu TeÂLÂ Cennete kor.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂ, benden önce Cennete girmeği bütün insanlara haram etmiştir. Fakat sağımda beni geçmeğe çalışan bir kadın görürüm ve “Beni geçmek isteyen bu kadın kimdir?” derim. Denilir ki: Yâ MuhaMMed! Bu, genç yaşında kocası ölen güzel bir kadındır ki; yanındaki yetim çocuklarının, (bütün sıkıntılara katlanarak namus ve iffetiyle)başını bekledi ve onları büyüttü. İşte mükâfat olarak ALLAHu TeÂLÂ ona bu mertebeyi verdi.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hangi bir müslüman ki, din kardeşini müdâfaa ederse, ALLAHu TeÂLÂ onu kıyâmet gününde Cehennem ateşinden korur.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kardeşinin bir ihtiyâcını gideren bir kimse, ömrü boyunca Allaha kulluk etmiş gibidir.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bir kimsenin sıkıntı ve kederini gideren veya bir mazlûma yardım eden kimseyi, ALLAHu TeÂLÂ yetmişüç kere mağfiret eder.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Komşu hakkının nelerden ibâret olduğunu bilir misiniz? Yardım dilerse yardımına koşmak, ödünç isterse ödünç vermek, muhtaç olursa ihtiyâcını gidermek, hastalanırsa geçmiş olsuna gitmek, ölürse cenâzesinde bulunmak, sevinçli günlerinde göz aydınlığına gitmek ve felâketli günlerinde ta’ziyesine koşmaktır. Müsâadesini almadan, havasını kesecek şekilde evini onun evinden daha yüksek yapma. Komşuna eziyet etme. Satın aldığın meyveden ona da ver. Veremiyeceksen gösterme. Çocuğun, onun çocuklarına karşı bu meyveleri sokak ortasında yemesin. Tencerende pişen yemeğin râyihası (kokusu) ile onu incitme. (Sonra devamla): Komşu hakkının ne demek olduğunu biliyor musunuz? Varlığımı yed-i kudretinde bulunduran Allaha yemîn ederim ki, komşu hakkını, ALLAHu TeÂLÂnın rahmetine mazhar olan kimseler ödeyebilir.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Mükâfatı en çok verilen tâat, sıla-i rahmdir. Hattâ bir ev halkı kötü kimselerden bile olsa, sıla-i Rahm sayesinde malları da çoğalır, nüfusları da artar.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizden birinize hizmetçi yemek yedirdiği zaman, onu da sofraya oturtsun. Bunu yapamazsa, hiç olmazsa yemekten biraz versin.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂ seni takvâ ile azıklandırsın, günahlarını bağışlasın ve her nereye yönelirsen sana hayrı nasîb etsin.” (Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bir kimseye bu şekilde duâ etmişti.) buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanın çoluk çocuğuna bırakacağı, Allah katında en hayırlı halefi; yola çıkacağı esnada, her rek’atinde Fâtiha ve İhlâs okumak üzere kılacağı dört rek’at namaz, sonra da: “Allahım, bu namazı senin rızân için kıldım. Benim ailemi ve malımı koru” demesidir. İşte o namaz, dönünceye kadar malının korunmasına vesîle olur.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allahım! Perşembe günü erkenden yola çıkan ümmetimin işlerini bereketlendir.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yatarken siyah sürme kullanın; zirâ siyah sürme gözün ışığını arttırır ve göz kirpiklerinin bitmesine yardımcı olur.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂ bu dîni (İslâm dînini) kendi zâtı için hâlis kıldı. Sizin bu dininize cömertlik ve güzel huydan başkası yaraşmaz. Aman, dîninizi bu iki hasletle süsleyiniz.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allahım, hilkatimi güzel yarattığın gibi, ahlâkımı da güzelleştir.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allahım, senden sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk isterim.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Güneşin donmuş suyu eritmesi gibi, güzel ahlâk da günahları eritir.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kendisinde şu üç haslet veya bunlardan biri bulunmayanın hiç bir ameline kıymet vermeyiniz. İsyandan kendini alıkoyacak takvâ ve Allah korkusu, kötüye karşı susmasını bildirecek hilm (yumuşaklık), insanlarla geçim sağlayacak güzel ahlâk.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ “Mü’minin lisânı, kalbinin ötesindedir. Birşey söyleyeceği zaman, önce onu düşünür ve sonra konuşur. Münâfık bunun aksine, kalbi dilinin ötesindedir. Birşey, söyleyeceği zaman düşünmeden onu söyler.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ “Benim için altı şeye kefâlet edin, ben de sizin Cennete girmenize kefâlet edeyim: Konuştuğunuz zaman yalan söylemeyin. Söz verdiğiniz zaman sözünüzde durun. İtîmâd edildiğiniz zaman emânete hıyânet etmeyin. Gözünüzü haramdan çekin. Edeb yerinizi koruyun. Elinizi haramdan çekin.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dört haslet sende bulunduğu takdîrde, diğer ayıpların sana zarar vermez. Bunlar: Doğru konuşmak, emâneti korumak, güzel huy ve haramdan sakınmaktır.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Mûsâ aleyhisselâm ALLAHu TeÂLÂya “Yâ Rabbi! Senin katında en azîz kulun kimdir?” diye sordu. ALLAHu TeÂLÂ da, “İntikama gücü yeterken affeden kimsedir” buyurdu.” buyurmuştur.
(Harâitî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allah cömerddir, cömerdliği ve güzel ahlâkı sever, kötü ahlâkı sevmez.” buyurmuştur.
(Harâitî)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMAM-ı BEYHEKÎ KİMdir?.:

Meşhur hadis ve fıkıh âlimi. İsmi Ahmed bin Hüseyin, künyesi Ebu Bekir'dir. Nişabur'un Beyhek Kasabasından olduğu için “Beyhekî” diye meşhur olmuştur. Beyhek kasabasına bağlı Hüsrevcird köyünde 994 (H. 384) senesinde doğdu, 1066 (H. 458)da Nişabur'da vefât etti.

Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Beyhekî zekasının keskinliği, hafızasının kuvveti, öğrendiği şeyler üzerindeki arzusu ve ilim öğrenmekteki ihlası ile hocalarının dikkatlerini üzerine topladı. Beyhekî; Horasan, Bağdat, Kufe ve Mekke gibi ilim merkezlerinde zamanın âlimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Yüzden fazla hocadan hadis öğrendi. Ebul-Feth Nasır bin Muhammed Ümeri'den fıkıh ilmini, Hakim'den hadis ilmini, İbni Fürek'ten kelam ilmini, Ebu Ali Rodbari'den tasavvuf ilmini öğrendi. Büyük âlim oldu, kendisine ilmin minaresi denildi. Pek çok âlim yetiştirdi. Şeyhülislam Ebu İsmail el-Ensarî, Zahir bin Tahir, Ebu Abdullah el-Feravî, oğlu İsmail bin Ahmed onun yetiştirdiği âlimlerdendir.

Kelam ilminde Ehl-i sünnet itikadına büyük hizmetler yaptı. Çeşitli ilimlerde bilhassa hadis, fıkıh ve kelam ilmine ait yüzlerce eser yazdı. Horasan'da hadis ilminde onun izni olmadan, o icazet (diploma) vermeden kimse hadis ilminden söz edemezdi. Şafii fıkhı öğretmesi için Nişabur'a çağrıldı. Her ne kadar memleketine dönmek istediyse de 9 Nisan 1066 (H. 10 Cemazilevvel 458) da vefât etti. Cenâzesi yakın olan Beyhek kasabasına götürüldü.

İlim ve fazilette yüksek bir zat olan Beyhekî hazretleri, devamlı okur, araştırır, tasnif eder, eserlerini öğrencilerine okutur, ilimle meşgul olur, fakirliğe sabreder, halinden hiç şikayet etmezdi. Az yer az içerdi. Kırk dört yaşından sonra vefâtına kadar otuz sene bayram günleri hariç devamlı oruç tutmuştur..


İMAM-ı BEYHEKÎ'nin ESERLERİ.:
1-) Es-Sünen-ül-Kübrâ: Hadis-i şerif kitabı olup, on cilttir. Eshab-ı kiram ve Tabiinin isimleri, senet ve ravileri içerisine alan bir fihristi vardır.
2-) Es-Sünen-üs-Sugra: İki cilttir.
3-) Kitabü'l-Esma ve’s- Sıfat: İki cilttir.
4-) Delailü’n- Nübüvve: Üç cilttir.
5-) Menakıbü’ş- Şafi
6-) Mârifetü’s- Sünen ve’l- Asar: Eser dört cilttir.
7-) Şu'abü’l- İman
8-.) Et-Tergib ve’t-Terhib
9-) Kitabü’z-Zühd-il-Kebir
10-) El-Ba'sü ve’n-Nüşur
11-) Fedailü’s- Sahabe
12-) El-Medhal ile’s- Süneni’l- Kübrâ
13-) El-Mebsut
14-) El-Adab
15-) El-İtikad ala Mezhebi’s- Selefi Ehli’s- Sünneti ve’l- Cemâ'a
16-) Ahkâmü’l- Kur'ân..



İMAM-ı BEYHEKÎ'nin rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazı örnekler.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır” buyurmuştur.
(İmam-ı Münavî, Beyhekî, İmam-ı Rabbanî ve Kenzu’l-Ummal)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İşlerin hayırlısı vasat/orta olanıdır.” buyurmuştur.
(Deylemî, Beyhekî, İ.Gazalî, İ.Süyutî, Hadika, Berika)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hikmetin başı Allah korkusudur.” buyurmuştur.
(İ.Asakir, Beyhekî, İ.Süyutî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Namaz dinin direğidir..” buyurmuştur.
(Taberanî, Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İbâdet on kısımdır; dokuzu helâl kazanmak, biri diğer ibâdetlerdir.” buyurmuştur.
(Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Şu üç şey için Arabı sevin: Ben Arabım, Kur'ÂN Arapça, Cennet dili de Arapçadır.” buyurmuştur.
(Taberanî; Beyhekî; İbni Asakir; Ukaylî; Hakim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Gıybetten sakının; çünkü gıybet, zinâdan daha şiddetlidir. Kişi zinâ edip tevbe eder de, (bir daha yapmazsa), ALLAHu TeÂLÂ onun tevbesini kabul eder. Gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, affolmaz!.” buyurmuştur.
(İbni Ebiddünya; Deylemî; Taberanî; Beyhekî; Munzirî, Munzirî,Tergib ve Terhib, İ. Şaranî, İ. Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İlim Çin’de de olsa alınız.” buyurmuştur.
(İmam-ı Deylemî, imam-ı Taberanî, imam-ı Beyhekî, imam-ı ibni Adiy, imam-ı ibni Abdilber gibi hadis âlimleri ve Hüccet-ül islam ünvanı ile meşhur olan imam-ı Gazalî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Fâsıkı, hayasızı gıybet etmek günah olmaz..” buyurmuştur.
(Haraitî, Ebu Nasr, Deylemî, ibni Asakir, ibni Ebiddünya, Beyhekî)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

İMAM İBN ADÎYy KİMdir?.:

ResimİMAM-ı İBN ADÎYy KİMdir?.:

Ebû Ahmed Abdullāh b. Adî b. Abdillâh el-Cürcânî (ö. 365/976)
“el-Kâmil” adlı eseriyle tanınan Hadis Hâfızı ve Münekkit.

277 yılı Zilkadesinde (Şubat 891) Cürcân’da doğdu. Kendi bölgesinde “İbnü’l-Kattân”, hadis âlimleri arasında “İbn Adî” diye tanındı. Arapça’yı iyi bilmediğine dâir rivâyetlerden onun Arap asıllı olmayıp Türk soyundan geldiği tahmin edilmektedir. İlim geleneğine sahip bir ailede yetişti. Babası, Ebû Zür‘a er-Râzî’nin talebeleri arasında yer aldığı gibi anne tarafından dedesi Halîl b. Ahmed el-Hemedânî ve kardeşi Ebû Abdullah Muhammed b. Adî meşhur birer âlimdi. İbn Adî’nin oğulları Adî, Mansûr ve Ebû Zür‘a da başkalarından hadis okumuşlardı. On üç yaşında kendi memleketinde başladığı hadis öğrenimini tamamladıktan sonra ilim tahsili için ilk seyahatini 297 (910) yılında Mısır’a yapan İbn Adî, 305’te (917) İskenderiye’den Semerkant’a kadar pek çok yeri, özellikle Suriye, Irak, Horasan, Cibâl, Mekke ve Medine’yi dolaştı. Bu amaçla gittiği şehirler arasında Adana, Antakya, Harran ve Nusaybin de bulunmaktadır. Tâceddin es-Sübkî ondan tahsil için diyâr diyâr dolaşan seçkin bir âlim diye söz eder. Seyahat ettiği yerlerde Mâlik, Evzâî, Süfyân es-Sevrî, Şu‘be b. Haccâc, İsmâil b. Ebû Hâlid ve daha birçok kişinin hadislerini topladı. Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî, Nesâî, Hasan b. Süfyân en-Nesevî, Abdân el-Ahvâzî, Ca‘fer b. Muhammed el-Firyâbî, İbn Huzeyme, Zekeriyyâ b. Yahyâ es-Sâcî ve Ebü’l-Kāsım el-Begavî İbn Sa‘îd el-Hâşimî Muhammed b. Osman b. Ebû Şeybe, Ebû Arûbe Hüseyin b. Muhammed el-Cezerî gibi birçok ünlü kişi onun hocaları arasında yer alır. Yine hocalarından İbn Ukde başta olmak üzere Hâkim en-Nîsâbûrî, Ebû Sa‘d el-Mâlînî, Hamza es-Sehmî, Ebû Abdullah eş-Şîrâzî, Ebû Hâmid el-İsferâyînî Ebü’l-Hüseyin Ahmed b. Muhammed el-Horasânî, kendisinden faydalanmış meşhur isimlerden bazılarıdır. İbn Adî’nin, el-Kâmil’de bazı kimselerin bid‘at ehli fırkalara mensubiyeti sebebiyle zayıf sayıldıklarını söylemesinden (Züheyr Osman Ali Nûr, I, 87-90) Ehl-i Sünnet’e bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Amelde ise Şâfiî mezhebindendir.

Güçlü bir hâfızaya sahip olan İbn Adî rivâyetlerdeki gizli kusurlar (illetler) ve hadis ricâli konularında otorite idi. Birçok hadisi tek başına rivâyet etmiş (bk. FERD), oğulları Adî, Ebû Zür‘a ve Mansûr da bu hadisleri ondan nakletmişlerdir. Cerh ve ta‘dîl sahasındaki maharetiyle dikkat çekmiş, bu konuda 224 civarında farklı terim kullanmıştır (a.g.e., II, 158). Çok defâ cumhurla aynı cerh ve ta‘dîl lafızlarına yer vermekle birlikte ilk defâ kendisinin kullandığı bazı terimler yanında aynı terimleri farklı anlamda kullandığı da olmuştur. Hemen bütün cerh ve ta‘dîl âlimleri onun hadis râvileri hakkındaki görüşlerini delil kabul etmiş, Zehebî, kendisini Ahmed b. Hanbel, Buhârî ve Dârekutnî gibi mutedil ve insaflı hadis münekkitleri arasında saymıştır. Talebesi Hamza es-Sehmî ile Ebû Ya‘lâ el-Halîlî, İbn Adî’nin son derece sağlam ve güçlü bir hâfızaya sahip olduğunu söylemiş, hadis hâfızı Ahmed b. Ebû Müslim el-Fârisî de onun gibi hâfızası güçlü birini görmediğini belirtmiştir.

İbn Nâsırüddin, İbn Adî’yi büyük bir hâfız, güvenilir bir imam olarak kabul etmişse de Ebü’l-Velîd el-Bâcî onu, “Hadisinde bir sakınca yok” diye nitelendirerek ikinci derecede güvenilir bir âlim saymış, bu arada kendisini tenkit edenler de olmuştur. Ancak bu tenkitler daha çok onun râvi kusurlarını tesbitteki aşırılığına yöneliktir. Sadece zayıf râvileri ele aldığı el-Kâmil’de bazı sahâbîlere ve tanınmış mezheb imamlarına da yer vermesi ona yöneltilen tenkitlerin asıl sebebini oluşturmaktadır (Leknevî, s. 340-341, 351). İbn Adî’ye yöneltilen diğer tenkitler arasında, yine bu eserinde bir râvinin biyografisini kaydederken o râvi vasıtasıyla nakledilen zayıf bir hadisi zikretmesi ve bu zayıflığın başka bir râviden kaynaklansa bile biyografisini yazdığı kimseden kaynaklandığı intibaını vermesi zikredilebilir. Ayrıca mezheb taassubuyla hareket edip meselâ güvenilir birçok Hanefî âlimini itham ederken zayıflığı sabit olan bazı Şâfiî âlimlerini temize çıkarmaya gayret göstermiştir (Zeylaî, Naśbü’r-râye, M. Zâhid Kevserî’nin girişi, s. 57).

İbn Adî 365 Cemâziyelâhirinde (Şubat 976) Cürcân’da vefât etti ve Kürz b. Vebre Mescidi yakınına gömüldü. Abdülkerîm es-Sem‘ânî (ö. 562/1167) onun kabrini ziyaret ettiğini söylemektedir.

Abdullah bin Adîy Hazretleri vefât ederken son sözü şu oldu:

“Yâ Rabbi! Namusumu senin dininle zinetlendirdim. Sen de bu günahkâr kulunu aziz eyle! Senden başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam senin kulun ve Resûlündür.”


ESERLERi.:

1-) el-Kâmil fî đu’afâ’i’r-ricâl (el-Kâmil fi’l-cerĥ ve’t-ta’dîl, el-Kâmil fî ma’rifeti’đ-đu’afâ’ ve’l-metrûkîn mine’r-ruvât, el-Kâmil fî ma’rifeti đu’afâ’i’l-muĥaddiŝîn).
2200’den fazla zayıf râvinin biyografisini ihtiva etmektedir.

2-) Esâmî men revâ ‘anhüm Muĥammed b. İsmâ’îl el-Buħârî min meşâyiħihî elleźîne źekerahüm fî Câmi’ihi’ś-śaĥîĥ..
Bazı kaynaklarda Esmâ’ü (Tesmiyetü) şüyûħi’l-Buħârî diye zikredilmektedir. Müellifin, Buhârî’nin el-Câmi’u’ś-śaĥîĥ’te kendilerinden rivâyette bulunduğu 296 hocasının adlarını alfabetik olarak sıralayıp bazıları hakkında kısaca bilgi verdiği, bazılarının ise adını zikretmekle yetindiği bu küçük hacimli eseri.

3-) Müsnedü Ebî Ĥanîfe.
Ebü’l-Müeyyed Muhammed b. Mahmûd el-Hârizmî, Ebû Hanîfe’ye ait on beş müsnedden altıncısını İbn Adî’nin derlediğini söylemektedir (Câmi’u’l-mesânîd, I, 5, 72-73).

4-) Esmâ’ü’ś-śaĥâbe.
Bir nüshası günümüze ulaşan eser İbn Hacer tarafından el-İśâbe’nin muhtelif yerlerinde nakledilmiştir (Sezgin, I, 399).

İbn Adîy’in ayrıca:
el-İntiśâr ‘alâ muħtaśari’l-Müzenî fî furû’i’l-fıķhi’ş-Şâfi’î (Îżâĥu’l-meknûn, II, 274),
Kendilerinden faydalandığı çok sayıdaki âlim hakkında bilgi verdiği Mu’cem (fî esmâ’i şüyûħihî), Cem’u eĥâdîŝi’l-Evzâ’î ve Süfyâni’ŝ-Ŝevrî ve Şu’be ve İsmâ’îl b. Ebî Ħâlid ve cemâ’at mine’l-muķıllîn ve Müsnedü hadîsi Mâlik b. Enes adlı eserleri bulunduğu belirtilmektedir..


İMAM İBN ADÎYy'in rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazı örnekler.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İlim Çin’de de olsa alın!” buyurmuştur.
(İmam-ı Deylemî; İmam-ı Taberanî; İmam-ı Beyhekî; İmam-ı İbni Adiy; İmam-ı İbni Abdilber.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim babasının veya anasının veya bunlardan birisinin kabrini cuma günü ziyaret ederek orada Yasin Sûresini okursa, Allah kabir sahibini bağışlar." buyurmuştur.
(İbn Adiy, 1/286; Ebu Nuaym, Ahbâr el-Asbahân, 2/344-345)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetime iletmek üzere kırk hadis ezberleyene şefaat ederim.” buyurmuştur.
(İbni Adiy)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Çarşıdan turfanda meyve alıp evine getiren, sadaka sevabı alır. Getirdiğiniz meyveyi, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına verin! Kadınları, kızları sevindiren, Allah korkusundan ağlayan gibi çok sevap kazanır. Allah korkusundan ağlayana Cehennem haramdır." buyurmuştur.
(İbni Adiy)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.)” buyurmuştur.
(İbni Adiy)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMÂM İBN-i ABDİLBERR KİMdir?.:

Endülüs’te yetişen, Mâlikî mezhebi fıkıh ve hadîs âlimlerinden. İsmi Cemâleddîn Yûsuf bin Abdullah bin Muhammed bin Abdilberr-i Kurtubî. Künyesi Ebû Ömer’dir, “İbn-i Abdiberr” diye tanınır. Kendisine “Hâfızü’l-Magrib” de denir. Fıkıh, hadîs, edebiyat, târih ve diğer ilimlerde derin âlim idi. Lizbon ve Şinterin kadılıklarında bulunmuştur. 368 (m. 978)’de Rebî’-ül-âhir ayında Cum’a gecesi Kurtuba’da doğdu. 463 (m. 1071)’de Şâtibe’de vefât etti. Memleketinde bulunan âlimlerden ilim tahsil ettikten sonra, İslâm âleminde ilim merkezleri olan yerleri gezdi. Oralarda bulunan âlimlerle görüşüp, kendilerinden ilim öğrendi. Mısır’da ve Mekke’de hadîs âlimlerinden icâzet (diploma) aldı. Bu ilimde çok ilerleyip, zamanındaki hadîs âlimlerinin en büyüklerinden oldu. Hadîs ilminde Hâfız idi. Ya’nî yüzbinden ziyade hadîs-i şerîfi, rivâyet edenlerin hâl tercümeleri ile birlikte ezbere bilirdi.

İbn-i Abdilberr ( radıyallahü anh ) çok kitap yazdı. Yazdığı kıymetli kitaplardan ba’zıları şunlardır:
Ed-Dürer fî ihtisâr-il-megâzi ves-siyer, el-Aklü vel-ukalâ, (Eshâb-ı Kirâmın hâl tercümelerini anlatan) el-İsti’âb, Câmi’u beyân-il-ilm, el-Medhal, Behcet-ül-mecâlis, et-Temhîd, el-İstizkâr, el-Kasd-ül-ümem, el-İnsâf fî mâ beyn-el-ulemâ-i min-el-ihtilâfi-el-kâfî fil-fıkh..

Kâdı Ebü’l-Velîd el-Bâcî ( radıyallahü anh ) buyurdu ki; “Hadîs ilminde, Endülüs’de İbn-i Abdilberr gibisi yoktur. Zamanındaki hadîs âlimlerinin en yükseği idi.”

İbn-i Abdilberr ( radıyallahü anh ), Mâlikî mezhebi âlimlerinden idi. Bununla beraber diğer üç mezhebin fıkıh bilgilerini de çok iyi bilirdi. Ve bu husûsda, diğer âlimler tarafından sened kabûl edilirdi. İmâm-ı a’zam hazretlerine ve diğer mezheb imamlarına olan muhabbet ve bağlılığı pek ziyâde idi. “Ebû Hanîfe’ye dil uzatmayınız ve ona dil uzatanlara inanmayınız. Allaha yemîn ederim ki, ondan daha üstün, ondan daha vera’ sahibi ve ondan daha bilgili kimse bilmiyorum!.” buyururdu.


İbn-i Abdilberr’in (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ba’zıları:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İlim Çin’de de olsa alın!” buyurmuştur.
(İmam-ı Deylemî, imam-ı Taberanî, imam-ı Beyhekî, imam-ı İbni Adiy, imam-ı İbni Abdilber) buyurmuştur.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Her şeyin bir direği, dayanağı vardır. İslamın dayanağı da âlimlerdir.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim rızkının bol olmasını ve ömrünün uzamasını severse, sıla-i rahm yapsın.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanlara merhamet etmiyene, ALLAHu TeÂLÂ merhamet etmez.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allaha ve âhıret gününe imân eden kimse, komşusuna iyilik etsin. Allaha ve âhıret gününe imân eden kimse, misâfirine ikram etsin. Allaha ve âhıret gününe îmân eden kimse, ya hayır söylesin, yahut sussun.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetimden iki sınıf düzelirse, bütün insanlar düzelmiş olur. Bozuldukları, vakit, bütün insanlar da bozulur. Bunlar da; âmirler ile âlimlerdir.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sâdık ve emîn tüccâr, kıyâmet gününde şehidlerle beraberdir.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Rızkın onda dokuzu ticârettedir.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kazancın en faziletlisi, elle kazanılandır.”
buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kazanan rızıklanmıştır. İhtikâr (karaborsacılık) yapan ise lânetlenmiştir.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Abdullah İbni Mes’ûd rivâyet etti: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: “İlim yok olmadan evvel ilim öğrenin, İlmin yok olması demek, âlimlerin ölmesi demektir, İlim öğrenin. Çünkü hiçbiriniz, öğrendiklerinize ne zaman muhtaç olacağınızı bilemezsiniz.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kimse anasından âlim olarak doğmaz, ilim, çalışmakla kazanılır.” buyurmuştur.
(İbni Abdilber)

Resim--- Ebüdderdâ’nın rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: “Sabah akşam ilimle uğraşmayı cihâd kabûl etmeyen kimse, hem akılsız, hem de kısır görüşlüdür.”
buyurmuştur.
(İbni Abdilber)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimİMÂM İBNÜ’n-NECCÂR el-BAĞDÂDÎ KİMdir?.:

Ebû Abdillâh Muhibbüddîn Muhammed b. Mahmûd b. el-Hasen b. Hibetillâh el-Bağdâdî (ö. 643/1245)
İbn-i Neccâr hazretleri, Hadîs hâfızı, târih, nahiv, tecvîd, kırâat ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi, tabîbdir.
23 Zilkade 578’de (20 Mart 1183) Bağdat’ta doğdu.
Babası marangoz olduğu için İbnü’n-Neccâr diye tanındı. Mübârek el-Vâsıtî, Ali b. Mübârek b. Bâbeveyh, Musaddak b. Şebîb el-Vâsıtî gibi hocalardan Arap dili, amcası Ebü’l-Kāsım Ali b. Hasan’dan hadis öğrendi. İlimle meşgul olduğu belirtilen annesi Safiyye bint Kesîr’den istifade etti. 587’de (1191) ailesiyle birlikte hacca giderek Hicaz’ın bazı hocalarından hadis dinledi. Hac dönüşü hadis alanında yoğunlaşarak Bağdat’ın tanınmış hocalarından faydalanmaya çalıştı. 607’de (1210) tahsil amacıyla Hicaz’a gitti; bir yıl kaldıktan sonra Dımaşk, Halep ve Musul’a uğrayıp Bağdat’a döndü. Bu seyahatlerine devam eden İbnü’n-Neccâr yaklaşık yirmi sekiz yıl Şam, Mısır, Hicaz, Yemen, İsfahan, Horasan, Merv, Herat, Nîşâbur, Azerbaycan gibi yerleri dolaşarak aralarında Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî başta olmak üzere İbn Sasrâ, İbnü’l-Mufaddal, İbn Sükeyne, Ebü’l-Yümn el-Kindî gibi âlimlerin ve bazı hanımların da bulunduğu pek çok hocadan istifade etti. Mısır’da el-Melikü’l-Kâmil Muhammed’in ihsanına nâil oldu, ancak oraya yerleşmesi teklifini kabul etmeyerek (İbnü’ş-Şa“âr, V, 436) Bağdat’a döndü (624/1227). 631’de (1234) Müstansıriyye Medresesi kurulunca burada görev aldı; üç yıl sonra hadis bölümünün, ardından da medresenin şeyhliğine tayin edildi ve ölünceye kadar bu görevini sürdürdü. Yetiştirdiği pek çok talebe arasında Yâkūt el-Hamevî, bütün kitaplarını ve rivayetlerini nakletmesi hususunda icâzet verdiği İbnü’ş-Şa“âr ve İbnü’s-Sâbûnî gibi şahsiyetler sayılabilir. Kitaplarını Nizâmiyye Medresesi’ne vasiyet eden İbnü’n-Neccâr 5 Şâban 643’te (26 Aralık 1245) Bağdat’ta vefât etti ve Şühedâ Kabristanı’na defnedildi. Hadis ilimlerinde, özellikle de isnad konusunda otorite olduğu söylenen ve kırk yıl süreyle hadis rivayetiyle meşgul olduğu belirtilen İbnü’n-Neccâr’ı Yâkūt el-Hamevî sika ve hüccet olarak niteleyip tarih ve edebiyatla ilgili konuları iyi bildiğini söylemiş, Zehebî de onun sağlam bir hadis hâfızı olduğunu belirtmiştir.

Bağdad gibi bir ilim merkezinde, ilim sahibi bir ailenin çocuğu olarak dünyâya gelen İbn-i Neccâr, on yaşında iken hadîs-i şerîf ilmi ile meşgûl olmaya başladı... Kıymetli eserler yazdı...
Şam, Mısır, Hicaz, İsfehan, Merv, Hirât, Nişâbûr gibi şehir ve bölgelere gitti. 624 (m.1227) yılında, ilk çıkışından yirmi yedi sene sonra Bağdad’a döndü ve orada pek kıymetli eserler yazdı. Müstensıriyye Medresesi açılınca, orada hadîs ilimleri okuttu...


ESERLERİ.:

1-) Źeylü Târîħi Baġdâd. Hatîb el-Bağdâdî’nin eseri üzerine yazılmış bir zeyildir.
2-) ed-Dürretü’ŝ-ŝemîne. İbnü’n-Neccâr’ın Medine’de 592’de (1196) tamamladığı belirtilen (Ahmed b. Aybek ed-Dimyâtî [nşr. M. Mevlûd Halef], neşredenin girişi, s. 22) ve bir mukaddimenin ardından Medine’de İslâm öncesi ve sonrası yaşanan önemli olaylar, şehrin coğrafî yapısı, bu şehirde bulunmanın faziletleri, Mescid-i Nebevî’nin değeri ve şehrin diğer mescidleri gibi konuların daha çok hadisler ışığında incelendiği on sekiz bölümden meydana gelen bir eserdir.
3-) Taĥķīķu’n-nuśra bi-telħîśi me’âlimi dâri’l-hicre.
4.-) el-Kemâl fî aħbâri (ma’rifeti)’r-ricâl..


İbnü’n-Neccâr’ın kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır:

el-Ķamerü’l-münîr fi’l-müsnedi’l-kebîr, İħbârü’l-müştâķ ilâ aħbâri’l-’uşşâķ, el-Ezhâr fî envâ’i’l-eş’âr, İžhâru ni’meti’l-İslâm ve işhâru niķmeti’l-ecrâm, el-’Avâlî, Kenzü’l-eyyâm (imâm) fî ma’rifeti’s-sünen ve’l-aĥkâm, Mecmû’u ġureri’l-fevâ’id ve menŝûru düreri’l-ķalâ’id, Neŝrü’d-dürer, Nesebü (Ensâbü)’l-muĥaddiŝîn ile’l-âbâ’ ve’l-büldân, el-Elķāb, es-Sâbıķ ve’l-lâhiķ, el-Müttefiķ ve’l-müfteriķ, el-Muħtelif ve’l-mü’telif (İbn Mâkûlâ’nın el-İkmâl’ine zeyil olarak yazılmıştır), Mu’cemü’ş-şüyûħ (400’ü kadın olmak üzere 3400 hocasının isimlerini kaydettiği bir eserdir), Ravżatü’l-evliyâ’ fî mescidi Îlyâ, Selvetü’l-vaĥîd, eş-Şâfî fi’ŧ-ŧıb, el-’İķdü’l-fâ’iķ fî ‘uyûni aħbâri’d-dünyâ ve meĥâsini tevârîħi’l-ħalâ’iķ, el-Kâfî fi’ś-śalâĥ, ‘Uyûnü’l-fevâ’id (Ġurerü’l-fevâ’id, altı cilt [Zehebî, A’lâmü’n-nübelâ’, XXIII, 133; Kütübî, IV, 37]), Nehcü’l-iśâbe fî ma’rifeti’ś-śaĥâbe, Cennetü’n-nâżırîn fî ma’rifeti’t-tâbi’în, ez-Zehr fî meĥâsini şu’arâ’i’l-’aśr, Menâķıbü’l-İmâm eş-Şâfi’î, Nüzhetü’l-verâ (ķırâ) fî aħbâri (Ümmi)’l-ķurâ, Şerĥu’l-Mufaśśal (Zemahşerî’nin el-Mufaśśal fi’n-naĥv’inin şerhidir), Şerĥu Hırzi’l-emânî (Şâtıbî’ye ait eserin şerhidir).
Kitaplarını Vakfetti..
İbn-i Neccâr hazretlerinin kimsesi yoktu. Hiç evlenmedi. Ömrü boyunca yalnız ALLAHu TeÂLÂ’nın dinine hizmetle meşgûl oldu. Kimseye muhtaç olmadı. Kimseden bir şey istemedi, isteklerini yalnız ALLAHu TeÂLÂ’ya arz eder, ihtiyâcını ondan isterdi. Vefât etmeden önce, kitaplarını Nizamiye Medresesi’ne vakfetti. Seyahatleri esnasında kendisine hediye edilen bir miktar parası vardı. Bu para ile geçinirdi.
“Yâ Rabbi, beni kimseye muhtaç etme. Param bittiğinde canımı da al!.” diye dua ederdi. Nihayet elindeki para bitti. O gün tekrar dua edip: “Yâ Rabbi, bana ihsan ettiğin dünyalıklar nihayet bitti. Artık bu dünyada işim kalmadı. Canımı al.” diye dua etti ve hemen ruhunu teslim etti.


İbn-i Neccâr’ın (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ba’zıları:

Resim---İbn-i Neccâr’ın; Ebû Hüreyre’den (radıyallahü anh) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte, Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem); “Bir kimse bildiği ilmi gizlerse, kıyâmet gününde ateşten bir gemle gemlenir” buyurmuştur.

Resim---İbn-i Neccâr’ın; Enes (radıyallahü anh) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte,
Bir kimse Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) huzûrlarına gelerek: “Ey en hayırlımız! En hayırlımızın oğlu! Ey efendimiz ve efendimizin oğlu!” diye çeşitli sözlerle Resûlullah Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) hitâb etmeye cür’et etti. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem); “Ben size ne söylemişsem, onu söyleyin. Sizi şeytan saptırmasın. Bana ALLAHu TeÂLÂ’nın verdiği mevkîyi verin. Ben, Allahın kulu ve Resûlüyüm”
buyurmuştur.

Resim---İbn-i Neccâr’ın; Ömer bin Ebû Seleme’den (radıyallahü anh) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte, Bir gün Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) beraberinde yemek yemekle şereflenmiştim. Ben, tabağın orasından burasından yemeye başladım. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem); “Önünden ye!.” buyurmuştur.

Resim---İbn-i Neccâr’ın Ebû Hüreyre’den ( radıyallahü anh ) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte, Resûlullah ( aleyhisselâm ); “Bir kimse bildiği ilmi gizlerse, kıyâmet gününde ateşten bir gemle gemlenir” buyurmuştur.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Âlimlerin mürekkebi, şehidlerin kanı ile tartılır, âlimlerin mürekkebi, ağır gelir” buyurmuştur.
buyurmuştur.
(İbni Neccâr; Hatib-i Bağdadî; İmam-ı Süyutî ve Şafii âlimlerinden İmam-ı Rafii ve ikinci bin yılın müceddidi İmam-ı Rabbanî)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimHATÎB el-BAĞDÂDÎ KİMdir?.:

Ebû Bekr Ahmed b. Alî b. Sâbit el-Bağdâdî (ö. 463/1071)

Târîħu Badâd adlı eseriyle tanınan hadis hâfızı ve tarihçi.
23 Cemâziyelâhir 392’de (9 Mayıs 1002) (Târîħu Baġdâd, XI, 266) Mekke-Medine yolu üzerindeki Vâdilmelel’in Guzeyye kasabasında dünyaya geldi.

Hatîb el-Bağdâdî’nin soyu Kûfe civarında oturan bir Arap aşiretine dayanmaktadır. Hatîb lakabının kendisine, kıraat âlimi Ebû Hafs el-Kettânî’den Kur’an öğrenen ve Bağdat’ın güneybatısında Dicle nehri üzerindeki Derzîcân köyünde yirmi yıl hatiplik yapan babası Ebü’l-Hasan Ali’den intikal ettiği söylenmişse de muhtemelen kendisi de bu köyde aynı vazifeyi devam ettirmesi sebebiyle Hatîb diye tanınmıştır.

On bir yaşında iken İbn Rezkūye diye bilinen muhaddis ve fakih Muhammed b. Ahmed el-Bağdâdî’den hadis dersi almaya başladı.
Hatîb de henüz yirmi üç yaşında iken muhtemelen önce İsfahan’a, oradan da Hemedan, Rey ve Nîşâbur’a gitti; dönüşte Dînever’e uğradı. Hatîb’in, Bağdat’a geldi.
Hatîb el-Bağdâdî, tahsilini tamamladıktan sonra yirmi yıldan fazla bir süre bütün vaktini Târîħu Baġdâd’ı yazmaya ayırdı. 444 (1052-53) yılında bu en önemli çalışmasını tamamlayınca (Târîħu Baġdâd, s. 172) hac görevini ifa etmeye karar verdi. Aynı yıl Dımaşk’a ve Sûr’a uğradıktan sonra Hicaz’a gitti. 445’te (1053-54) hac maksadıyla Mekke’ye gelen tanınmış muhaddis Kudâî’den hadis rivayet etti. Bu sırada seksen yaşında olan ve Mekke’de mücâvir olarak bulunan Śaĥîĥ-i Buħârî’nin ünlü râvisi Kerîme bint Ahmed’den bu eseri beş günde okudu.
Hac esnasında kendisinden hadis öğrenmek isteyenlere hadis rivayet ettiği belirtilen Hatîb, Medine’deki âlimlerden de faydalandıktan sonra hac dönüşü 446 (1054-55) yılında Şam’a uğradı, oradan Beytülmakdis’e geçerek Dımaşklı hadis hâfızı Ebû Muhammed Abdülazîz b. Ahmed el-Kettânî’den hadis rivayet etti.
Bağdat’ta ölmeyi arzu eden Hatîb Şâban 462’de (Mayıs 1070) bu şehre dönmeye karar verdi; ticaretle meşgul olan arkadaşı ve talebesi muhaddis Abdülmuhsin eş-Şîhî onu Bağdat’a götürme görevini üstlendi. Hatîb, yolu üzerindeki Trablus ve Halep’te rivayette bulunarak dört ay sonra Bağdat’a ulaştı ve el-Câmiu’l-Mansûrî’de tekrar ders okutmaya başladı. 15 Ramazan 463’te (16 Hazirân 1071) hastalandı. Dımaşk’tan büyük bir servetle dönen Hatîb, hiç evlenmediği ve bir mirasçısı da bulunmadığından halifeden izin alarak bütün servetini başta muhaddisler olmak üzere çeşitli kimselere ve yerlere dağıttı, kitaplarını da vakfetti. 7 Zilhicce 463 (5 Eylül 1071) tarihinde Bağdat’ta Nizâmiye Medresesi’nin yanındaki evinde vefât etti. Hadis okuttuğu el-Câmiu’l-Mansûrî’de cenaze namazını hocası muhaddis İbnü’l-Mühtedî-Billâh kıldırdı ve arzu ettiği üzere Bâbülharb’de Bişr el-Hâfî’nin kabrinin yanına defnedildi..

Hatîb el-Bağdâdî vakur bir insandı. Giyimine önem vermesine ve heybetli görünmesine rağmen son derece mütevazi olduğu kaydedilir. Hatîb’in el yazısı da çok güzeldi.

Târîħu Baġdâd’da Hatîb’in bazı mezheplerin tanınmış şahsiyetleri aleyhindeki rivayetlere yer vermesi o mezhep taraftarlarının ağır tenkidine uğramıştır.
Hatîb ile Hanbelîler arasındaki ihtilâfın nereden kaynaklandığı ise kesin olarak bilinmemektir.

İtikadda Eş‘arî olan Hatîb’in fıkıhla ilgili bütün eserleri de Şâfiî fıkhına dairdir.

Ebû Hanîfe aleyhindeki rivayetlere eserinde yer vermesi sebebiyle Hatîb’e çeşitli devirlerde reddiyeler yazılmıştır.

ESERLERi.:
Kaynaklarda Hatîb el-Bağdâdî’ye nisbet edilen eserlerin sayısı elli dört ile 100 arasında değişmektedir. Onun 453 (1061) yılına kadar elli dört kitap yazdığı, ayrıca hayatının son on yılında da birçok eser kaleme aldığı dikkate alınırsa 100 rakamının gerçeğe daha yakın olduğu söylenebilir (Sem‘ânî, V, 151).

A-) Târîħu Baġdâd..
B-) Hadis Usulü. el-Kifâye fî ilmi’r-rivâye.: Usûl-i hadîsin ilk ve en önemli kaynaklarından biri olup hadis ilimlerini, hadis terimlerini ve usul meselelerini bilmeden hadis rivayetine kalkışan kimseler için kaleme alınmış, daha önceki usul kitaplarında temas edilmeyen pek çok hadis meselesi, sünnetin dindeki yeri, nasların teâruz ve tercihi gibi konular senedleriyle birlikte işlenmiştir.
C-) Hadis Ricâli.: Muvażżıĥu evhâmi’l-cem’ ve’t-tefrîķ. İsimleri baba ve dedelerinin isimleriyle aynı olan râvilerin, ayrıca farklı adlarla anılan kişilerin, dolayısıyla sikalarla zayıf râvilerin birbirine karıştırılmasını önlemek için yazılan eserlerin en önemlilerinden biridir.
D-) Hadis Metinleriyle İlgili Çalışmaları.
E-) Diğer Eserleri.: Bunların dışında kaynaklarda zikredilmemekle beraber pek çok eseri vardır. Ancak bu eserlerin bir kısmı ölümünden sonra yanmıştır (Sübkî, IV, 33). A)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Âlimlerin mürekkebi, şehidlerin kanı ile tartılır, âlimlerin mürekkebi, ağır gelir” buyurmuştur.
(İbni Neccâr; Hatib-i Bağdadî; İmam-ı Süyutî ve Şafii âlimlerinden İmam-ı Rafii ve ikinci bin yılın müceddidi İmam-ı Rabbanî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cömertlik on kısımdır; dokuzu Sudan’da biri diğer yerlerdedir.)" buyurmuştur.
(Hatîb)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cimrilik on kısımdır; dokuzu Fars’ta (İran’da), biri diğer insanlardadır.)" buyurmuştur.
(Hatîb)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kibir, on kısımdır; dokuzu Rum’da, biri diğer insanlardadır.)" buyurmuştur.
(Hatîb)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Mü’mine, Rabbine kavuşuncaya kadar rahat yoktur.” buyurmuştur.
(Hatîb; İbni Nasr)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim İBNi ASÂKÎR (Ali bin Hasen) KİMdir?.:

Hadîs ve fıkıh âlimi. Künyesi Ebü’l-Kâsım olup ismi, Ali bin Hasen bin Hibetullah bin Abdullah bin Hüseyn ed-Dimeşkî eş-Şâfiî’dir. İbn-i Asâkir lakabı ile meşhûr oldu. Bu lâkabı ailesinde ilk alan odur. Ancak bu lâkabı almasının sebebi bilinmemektedir.

İbni Asâkir 499 (m. 1105) senesinde Şam’da doğdu. 571 (m. 1175) senesinde, doğduğu yerde vefât etti. Cenâzesinde zamanın sultânı Selahaddîn-i Eyyûbî de hazır bulundu. Bâbü’s- Sagîr Kabristanına defn edildi.

Babası Hasen bin Hibetullah, vefâtı: 519 (m. 1125) sâlih ve âdil bir zât idi. Fıkıh âlimi Nasrü’l- Makdisî ile beraber bulundu ve ondan Sahîh-i Buhârî’yi dinledi. Ebü’l-Fadl bin Hayrûn’dan icâzet aldı. Altıncı asırda, ilmî şöhreti bulunan, İmâm, muhaddis ve ulemâ ile dolu bir evin reîsi idi.

İbn-i Asâkir’in kızkardeşi, Muhammed bin Ali bin Muhammed bin el-Feth es-Sülemi’nin nikâhı altında idi. Sülemî’nin evi de ilim ve fazilet yuvası idi..

İbn Asâkir, 529’da (1135) son büyük ilmî seyahatini hadisçilik açısından önemli bir merkez olan Horasan bölgesine yaptı ve İsfahan, Merv, Nîşâbur, Herat gibi ilim merkezlerini dolaştı. Bu sırada Kitâbü’l-Ensâb müellifi Abdülkerîm es-Sem‘ânî ile tanıştı ve seyahatinin bir bölümünü onunla beraber gerçekleştirdi. Sem‘ânî birlikte hadis dinlediklerini, onun vasıtasıyla icâzet aldığını ve el-Muʿcemü’l-müştemil’inden faydalandığını yazar
(et-Tahbîr, I, 291, 321, 383). İbn Asâkir, bu seyahatinde Horasan ve çevresindeki otuz dört şehri ziyaret ederek (Yâkūt, XIII, 75) İslâm dünyasının doğusundaki âlimlerle tanışmış ve bilgi alışverişinde bulunmuştu. Bu yolculuklar sırasında erkek kadın ayırımı yapmaksızın pek çok âlimden hadis aldığı ve 1300 erkek, seksen kadından hadis dinlediği rivayet edilmektedir (Yâkūt, XIII, 76). Onun, Kitâbü’l-Erbaʿîne’l-büldâniyye ve el-İşrâf ʿalâ maʿrifeti’l-etrâf gibi bazı kitaplarını da bu günlerde tasnif veya telif ettiği görülür (el-İşrâf, vr. 2a-6b; İbn Hallikân, III, 309).

HOCALARI.:
İbn-i Asâkir, 505 (m. 1111) yılında daha altı yaşında iken babası ve kardeşinin teşvikiyle ilme başladı, İlim öğrendiği hocaların sayısı binüçyüze ulaştı. Hadîs ilmini Şam’da; Ebü’l-Kâsım en-Nesib, Kıvam bin Zeyd, Sebî’ İbni Kırat, Ebü’l-Hasen Sülemî, Ebû Tâhir el-Hanâî, Ebü’l-Hasen İbni Mevâzîni’den. Bağdad’da; Ebü’l-Kâsım bin Hasin, Ebü’l-Hasen Dîneverî, Ebü’l-İzz İbni Kâdîş, Ebû Gâlib İbni Bennâ, Ebû Abdullah el-Bâri’, Kâdı el-Maristân ve başkalarından. Mekke’de; Abdullah bin Muhammed el-Gazzâl, Ali bin Hasen Belhî ve Ömer bin İbrâhim Zeydî’den. Kûfe’de; Ebû Abdullah el-Ferârî, Hibetullah bin Zebidî ve Abdülmün’im bin Kuşeyrî’den, Nişâbûr’da; Sa’îd bin Ebi Recâ, Hüseyn bin Abdülmelik el-Hallâl’dan. İsfehân’da; Yûsuf bin Eyyûb Hemedânî’den. Merv’de; Temim İbni Ebî Sa’îd el-Cürcânî’den dinledi. Fıkıh ilmini, Şam’da Ebül Hasen Sülemî’den ve Bağdad’da Ebî Sa’d Kirmânî’den öğrendi.
Diğer hocalarının isimleri, Târih-i Dımeşk adlı eserin, neşredilen kısmının sonunda mevcûttur..


TALEBELERİ.:
İbn-i Asâkir, 533 (m. 1138) senesi ile 571 (m. 1175) senesi arasında aralıksız ders verdi. Bu esnada eserlerini tasnif ve te’lîf etti. İbn-i Asâkir, talebe yetiştirirken bile, hadîs dinlemek için hiçbir fırsatı kaçırmadı. Emr-i ma’rûf ve nehy-i münkerden bir ân bile geri kalmadı. Ders okutması o kadar meşhûr oldu ki, nasıl kendisi ilim öğrenmek için uzak yerlere gittiyse, başkaları da ilim tahsil etmek için uzak yerlerden onun yanına geldiler. Sultanlar dahî ilim meclisine gelir sohbetini dinlerlerdi. Hakkı söylemekten hiçbir zaman çekinmedi.
Yetiştirdiği talebelerden ba’zıları şunlardır.: “Ma’mer bin Fakir, Ebü’l-Alâ el-Hemedânî, Ebû Sa’d Sem’ânî, oğlu Kâsım Nâsır-us-sünne, Ebû Ca’fer Kurtubî, Zeyn-ül-emnâ Ebü’l-Berekât bin Asâkir, kardeşi Fahrüddîn, yeğeni İzzeddîn en-Nesâbe, Abdülkâdir rûhâvî, Ebü’l-Kâsım bin Sasrî, Yûnus bin Muhammed el-Fârûkî, Ebû Nasır eş-Şîrâzî, Muhammed bin İbni Ahî el-Beyân, Ebû İshâk İbrâhim İbni Huşuî, Yûnus bin Mensûr Sekbânî Muhammed bin Rûmî, Muhammed bin Gassân el-Hımsî, Müslim bin Ahmed el-Mâzinî, Abdurrahmân bin Râşid Sevâî, Ömer bin Abdülvehhâb Berâziî, Atîk Selmânî, Behâuddîn Ali İbni Cümeyzî, Reşidüddîn bin Mesleme, Sedidüddîn Mekkî bin Alan ve daha yüzlerce kişi ondan ilim öğrenip rivâyette bulundular.

İbn-i Asâkir, iki âdil hükümdârı gördü. Bunlar; Nûreddîn Mahmûd bin Zengî ve Selâhaddîn Yûsuf bin Eyyûb’dür. Bu hükümdârlar, kendisinden hadîs-i şerîf dinlediler ve fıkıh öğrendiler. İbn-i Asâkir vefât ettiği zaman, Sultan Selâhaddîn-i Eyyûbî cenâzeyle ilgilendi ve cenâze namazında bulundu..


ESERLERİ.:
İbn Asâkir İslâm dünyasında tasnif ve telifinin çokluğu ile tanınmış bir şahsiyettir.:
1-) Târîhu medîneti Dımaşk. Müellifin en hacimli eseridir.
2-) Kitâbü’l-Erbaʿîne’l-büldâniyye.
3-) el-Erbaʿûn fi’l-hassi ʿale’l-cihâd.
4-) Tebyînü keZibi’l-müfterî fîmâ nüsibe ile’l-İmâm Ebi’l-Hasan el-Eşʿarî.
5-) Keşfü’l-mugattâ fî fazli’l-Muvatta’. Mâlik b. Enes’in el-Muvatta’ adlı eserinin kıymetini ortaya koymak amacıyla yazılmış.
6-) el-Muʿcemü’l-müştemil ʿalâ Zikri esmâ’i şüyûhi’l-e’immeti’n-nübel. İbn Asâkir bu çalışmasında kendilerinden hadis almış olduğu hocalarını bir araya toplamış ve bunlara günümüze ulaşmayan pek çok eserden faydalanarak Buhârî ve Müslim’in hocalarını da ilâve etmiştir. Zehebî kitabı özetlerken bazı eklemeler de yapmıştır. Eser Sekîne eş-Şihâbî tarafından neşredilmiştir (Dımaşk 1981).
7-) Tertîbü esmâ’i’ṣ-ṣahâbe elleZîne ahrece hadîsehüm Ahmed b. Hanbel fi’l-Müsned. Kitapta Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inin ilmî kıymeti, tertip ve tanzimi hakkında bilgi verildikten sonra sahâbî râviler alfabetik düzenle sıralanmakta ve rivayetlerinin el-Müsned’in hangi bölümlerinde geçtiği kaydedilmektedir.
8-.) el-İşrâf ʿalâ maʿrifeti’l-etrâf. Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’nin sünenleri üzerine yapılmış ve sahâbî râvilere göre alfabetik sırayla düzenlenmiş bir etrâf kitabıdır.
9-) Emâlî. İbn Asâkir’in Dımaşk Emeviyye Câmii’ndeki meclislerinde okuttuğu hadislerin bir araya toplanmasından meydana gelmiştir.
10-) Tebyînü’l-imtinân bi’l-emr bi’l-ihtitân. M. Fethî es-Seyyid tarafından yayımlanmıştır.
11-) Ahbâr li-hıfzi’l-Kur’ân.

Bunun dışında İbn Asâkir’e nisbet edilen çok sayıda eserden bazıları şunlardır: Takviyetü’l-münne ʿalâ inşâ’i Dâri’s-sünne, el-Muvâfakāt ʿalâ şüyûhi’l-e’immeti’s-sikāt, TehZîbü’l-mütelemmis min ʿavâlî Mâlik b. Enes, et-Tâlî li-hadîsi Mâliki’l-ʿâlî, Mecmûʿu’r-regā’ib mimmâ vakaʿa min ehâdîsi Mâliki’l-garâ’ib, el-Muʿcem li-men semiʿa minhü ev ecâze lehû, Men semiʿa minhü mine’n-nisvân, Fazlü aṣhâbi’l-hadîs, Kitâbü’l-Müselselât, el-Müstefîd fi’l-ehâdîsi’s-sübâʿiyyeti’l-esânîd, Men vâfakat künyetühû künyete zevcetih, Kitâbü’l-Erbaʿîne’t-tıvâl, Kitâbü’l-Cevâhir ve’l-le’âlî fî ebdâli’l-ʿavâlî, Kitâbü’l-Makāleti’l-fâzıhâ li’r-risâleti’l vâziha, el-Kavlü fî cümleti’l-esânîd fî hâdisi’l-mü’eyyed, Zikrü’l-beyân ʿan fazli kitâbeti’l-Kur’ân, el-İnZâr bi-hudûsi’z-zelâzil
(İbn Asâkir’e nisbet edilen diğer eserler için bk. Yâkūt, XIII, 76-83; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâ’, XX, 558-562; Târîhu Dımaşk: Terâcimü’n-nisâ’, neşredenin girişi, s. 25-27).


İbni Asâkir’in (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ba’zıları:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.” buyurmuştur.
(İbn Asâkir)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Fâsıkı, hayasızı gıybet etmek günah olmaz.” buyurmuştur.
(İbn Asâkir; Haraitî; Ebu Nasr; Deylemî; İbni Ebiddünya; Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadınlara itaat pişmanlıktır.” buyurmuştur.
(İbn Asâkir; Hakim; Deylemî; İbni Lâl)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de âhiret için çalışınız.” buyurmuştur.
(İbn Asâkir)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Şu üç şey için Arabı sevin: Ben Arabım, Kur'ÂN Arapça, Cennet dili de Arapçadır.” buyurmuştur.
(İbn Asâkir; Taberanî; Beyhekî; Ukaylî; Hâkim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hikmetin başı Allah korkusudur.” buyurmuştur.
(İbn Asâkir; Beyhekî; İ. Süyutî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yarın ölecekmiş gibi âhirete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işlerine çalışınız!.” buyurmuştur.
(İbn Asâkir)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

Resim ALİ el-MUTTAKÎ el-HİNDÎ KİMdir?.:

“KeNZü'L- UMMaL” adlı hadis kitabının müellifi olmakla meşhur Hindistanlı sufî ve hadis âlimidir.
Alaeddin Ali bin Hüsameddin İbn Kadıhan el-Kadiri eş-Şazeli el-Hindi el-Burhanpuri (el-Muttaki el-Hindi).:


h. 885’te (m. 1480) Orta Hindistan’da Burhânpûr’da doğdu.
1536’da Mekke’ye gitti. Muhammed es-Sekafî’den Kādiriyye, Şâzeliyye ve Medyeniyye hilâfeti alarak irşad faaliyetlerine başladı. Öte yandan dinî ilimler tahsiline devam edip İbn Hacer el-Heytemî gibi âlimlerden ders gördü. 944-961 (1537-1554) yılları arasında Hindistan’a giderek Gucerât başkadısı oldu; icraatından rahatsız olan çevrelerin Sultan ile aralarını açma girişimleri üzerine tekrar Mekke’ye döndü. Hayatının geri kalan kısmını Mekke’de ilim tedrîsi ve irşad faaliyetleriyle geçiren Müttakî el-Hindî 2 Cemâziyelevvel h. 975 (m. 4 Kasım 1567) tarihinde vefât etti.

Kaynaklarda sûfîliğin yanı sıra hadis ve fıkıh âlimi olarak tanınan Müttakî el-Hindî’nin Mekke’deki dergâhının hem ilim ve irşad merkezi, hem de özellikle Hindistan’dan gelen Hacılarla yardıma muhtaç insanların barındığı bir mekân olduğu, masraflarının Gucerât Sultanlarının gönderdiği malî destekle kendisi ve talebelerinin kitap istinsahından elde ettikleri gelirlerle karşılandığı belirtilmektedir. Hicâz’daki Osmanlı İdaresinden de itibar görmüş, Osmanlı topraklarından kendisine intisap edenler olmuştur. Mâlvâ ve Gucerât sultanlıkları ile iyi ilişkileri yüzünden Hindistan’da Bâbürlü yükselişini pek hoş karşılamadığı anlaşılmaktadır.

Müttakî el-Hindî‘nin hayatı, faaliyetleri ve çeşitli eserlerinde ortaya koyduğu fikirleri değerlendirildiğinde onun tasavvufta ıslah ve ihya hareketlerinin öncülerinden olduğu görülür. Tasavvuf anlayışını dinî ilimleri esas alarak temellendiren Müttakî, ilim sahibi olmadan mürşid olunamayacağını, tasavvufa yönelen kişinin önce temel dinî ilimleri öğrenmesi gerektiğini söyler. Ona göre şeyhlik makamı tevârüs edilen bir mertebe değil, ilim ve çile ile hak edilen bir mertebedir. Mutasavvıflar kendilerini toplumdan soyutlamak yerine toplumun içinde aktif olarak bulunmalı ve halka örneklik etmelidir. Riyâzet ve inzivâ hayatın belli dönemlerinde faydalı ise de sürekli olmamalıdır. Tarikat mensuplarının en bâriz vasfı dinî ve ahlâkî değerleri günlük hayatlarına yansıtmalarıdır. Cezbe ve istiğrak gibi mânevî hallerin açıkça ortaya konması doğru bir davranış değildir. İlim şeyh-mürid ilişkisinde ve intisapta birinci derecede belirleyici olmalıdır. Şeyhin insanî ve dünyevî vasıflarına bağlanmakla tasavvufî olgunluk elde edilemez. Meselâ şeyhin kullandığı eşyâya ve yaşadığı mekânlara özel anlam yüklenmesinin veya onun hazîresinde defnedilmek istenilmesinin dinî açıdan teşvik edilecek bir tarafı yoktur. Müttakî el-Hindî’in mûsiki ve semâyı benimsemediği ve Hindistan’daki tarikatların uygulamalarını eleştirdiği belirtilmektedir.

Müttakî el-Hindî’nin hadis, tasavvuf ve diğer ilimlere dair Arapça ve Farsça çoğu risâle hacminde 100’ü aşkın eser kaleme aldığı kaydedilmektedir.

Ali Müttakî el-Hindî, İmam Süyûtî’nin Cemu’l- Cevâmi, el-Câmiu’s- Sagîr ve Ziyâdetü’l- Câmi adlı üç hadis kitabını cem' ederek hazırladığı kitaba “Kenzü’l- Ummâl fî Süneni’l- Aķvâl ve’l- Efâl” adını vermiştir. Haydarâbâd baskısına göre 46.180, Beyrut neşrine göre 46.624 hadis bulunmaktadır.
Kenzü’l-ummâl’in telifi üzerine Ali Müttakî el-Hindî için hocası Ebü’l-Hasan el-Bekrî.: “Bütün insanlığın Süyûtî’ye, Süyûtî’nin de Müttakî’ye minnet borcu vardır” demiştir..


Kaynak:
Azmi Özcan, "Muttaki el-Hindi", Diyanet İslam Ansiklopedisi, cilt: 32, s. 222-223..
İbrahim Canan, "Kenzü'l-ummâl", Diyanet İslam Ansiklopedisi, cilt: 25, s. 262-263..


ALİ el-MUTTAKÎ el-HİNDÎ.:

885’te (1480) Orta Hindistan’da Burhânpûr’da doğdu. Bazı kaynaklarda babasının adı Hüsâmeddin Abdülmelik olarak zikredilmektedir. Ailesi Cavnpûrludur. Hayatı hakkında temel bilgiler, müridi Şeyh Abdülhak b. Seyfeddin ed-Dihlevî’nin Zâdü’l-müttakîn adlı eserine dayanmaktadır. Çocuk yaşta iken babasını kaybeden Müttakî el-Hindî ilk öğrenimini Şah Bâcen Burhânpûrî’nin yanında gördü. Burhânpûrî’nin vefâtı üzerine 15 yaşında Mâlvâ Sultanı Gıyâseddin Şah’ın hizmetine girdi. Bir müddet sonra saraydaki itibarlı hayattan sıkılıp tasavvufa yöneldi ve hocasının oğlu Abdülhakîm Çiştî’ye intisap etti. Ardından Mültan’a giderek sülûkünü Şeyh Hüsâmeddin Mültânî’nin yanında tamamladı. Bu dönemde günlerini riyâzet ve ilim tahsiliyle geçirdi. Mültan’dan Gucerât’a, Gucerât Sultanı Bahadır Şah’ın Bâbürlü Hükümdarı Hümâyun’a mağlûp olmasının ardından 1536’da Mekke’ye gitti. Burada Şeyh Ebü’l-Hasan Tâcü’l- Ârifîn el-Bekrî’nin halkasına dahil oldu. Muhammed es-Sekafî’den Kādiriyye, Şâzeliyye ve Medyeniyye hilâfeti alarak irşad faaliyetlerine başladı. Öte yandan dinî ilimler tahsiline devam edip İbn Hacer el-Heytemî gibi âlimlerden ders gördü. 944-961 (1537-1554) yılları arasında Gucerât Sultanı III. Mahmud’un davetiyle Hindistan’a giderek Gucerât başkadısı oldu; icraatından rahatsız olan çevrelerin III. Mahmud ile aralarını açma girişimleri üzerine tekrar Mekke’ye döndü. Hayatının geri kalan kısmını Mekke’de ilim tedrisi ve irşad faaliyetleriyle geçiren Müttakî el-Hindî 2 Cemâziyelevvel 975 (4 Kasım 1567) tarihinde vefât etti.
Müridlerinden Şeyh Abdülvehhâb el-Müttakî onun hakkında
“İthâfü’t-takî fî fażli’ş-Şeyh ʿAlî el-Müttakî, Abdülkādir el-Fâkihî “el-Kavlü’n-nakî fî menâkıbi’l-Müttakî” adıyla birer eser kaleme almışlardır..

Kaynaklarda sûfîliğin yanı sıra hadis ve fıkıh âlimi olarak tanınan Müttakî el-Hindî’nin Mekke’deki dergâhının hem ilim ve irşad merkezi, hem de özellikle Hindistan’dan gelen hacılarla yardıma muhtaç insanların barındığı bir mekân olduğu, masraflarının Gucerât sultanlarının gönderdiği malî destekle kendisi ve talebelerinin kitap istinsahından elde ettikleri gelirlerle karşılandığı belirtilmektedir. Hicaz’daki Osmanlı idaresinden de itibar görmüş, Osmanlı topraklarından kendisine intisap edenler olmuştur. Mâlvâ ve Gucerât sultanlıkları ile iyi ilişkileri yüzünden Hindistan’da Bâbürlü yükselişini pek hoş karşılamadığı anlaşılmaktadır.

Müttakî el-Hindî’nin hayatı, faaliyetleri ve çeşitli eserlerinde ortaya koyduğu fikirleri değerlendirildiğinde onun tasavvufta ıslah ve ihya hareketlerinin öncülerinden olduğu görülür. Mevcut literatürde Hindistan’da bu tür arayışların daha sonraki dönemlerde yaşayan İmâm-ı Rabbânî ve Şah Veliyyullah ed-Dihlevî’ye dayandırılması Müttakî’nin uzun süre Hicaz’da yaşamasıyla ilgili olmalıdır. Tasavvuf anlayışını dinî ilimleri esas alarak temellendiren Müttakî ilim sahibi olmadan mürşid olunamayacağını, tasavvufa yönelen kişinin önce temel dinî ilimleri öğrenmesi gerektiğini söyler. Ona göre şeyhlik makamı tevârüs edilen bir mertebe değil ilim ve çile ile hak edilen bir mertebedir. Mutasavvıflar kendilerini toplumdan soyutlamak yerine toplumun içinde aktif olarak bulunmalı ve halka örneklik etmelidir. Riyâzet ve inzivâ hayatın belli dönemlerinde faydalı ise de sürekli olmamalıdır. Tarikat mensuplarının en bâriz vasfı dinî ve ahlâkî değerleri günlük hayatlarına yansıtmalarıdır. Cezbe ve istiğrak gibi mânevî hallerin açıkça ortaya konması doğru bir davranış değildir. İlim şeyh-mürid ilişkisinde ve intisapta birinci derecede belirleyici olmalıdır. Şeyhin insanî ve dünyevî vasıflarına bağlanmakla tasavvufî olgunluk elde edilemez. Meselâ şeyhin kullandığı eşyaya ve yaşadığı mekânlara özel anlam yüklenmesinin veya onun hazîresinde defnedilmek istenilmesinin dinî açıdan teşvik edilecek bir tarafı yoktur. Müttakî el-Hindî’nin mûsiki ve semâyı benimsemediği ve Hindistan’daki tarikatların uygulamalarını eleştirdiği belirtilmektedir. Scott Alan Kugle, Müttakî el-Hindî ve tasavvufî görüşleri üzerine bir doktora tezi hazırlamıştır..


ESERLERi.:
Müttakî el-Hindî’nin hadis, tasavvuf ve diğer ilimlere dair Arapça ve Farsça çoğu risâle hacminde 100’ü aşkın eser kaleme aldığı kaydedilmektedir.
Yayımlanmış eserleri şunlardır.:
1-) Kenzü’l-ʿummâl* fî süneni’l-akvâl ve’l-efʿâl. Süyûtî’nin Cemʿu’l-cevâmiʿ ile el-Câmiʿu’ṣ-ṣaġîr’i ve onun zeyli niteliğindeki Ziyâdetü’l-Câmiʿ adlı kitapları esas alınarak hazırlanan eser müellifin en tanınmış çalışmasıdır. Âlimler tarafından kullanılan bir kaynaktır. Bazı zayıf rivayetler çermektedir. Kenzü’l-ʿummâl’in Hindistan’da çeşitli baskıları yapılmış (nşr. Muhammed Vahîdüzzamân, I-VIII, Haydarâbâd 1312/1895, 1364-1369/1945-1949), daha sonra bu baskı esas alınıp notlar eklenerek yeniden yayımlanmıştır (nşr. Bekrî Hayyânî - Saffet Sekkā, I-XVI, Halep 1387-1393/1970-1977; Beyrut 1969, 1979, 1981, 1985, 1990-1991).

2-) Müntehabü Kenzi’l-ʿummâl. Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inin kenarında basılmıştır (I-VI, Kahire 1313/1895).

3-) Tebyînü’ṭ-ṭuruk. Müttakî el-Hindî’nin tasavvufa dair kaleme aldığı ilk risâledir. Muhammed Sagîr Hasan Ma‘sûmî eseri müellif hakkında bir inceleme, karşılaştırılmalı metin ve İngilizce tercümesiyle birlikte yayımlamıştır (IS, III/3 [1964], s. 339-374).

4-) el-Burhân fî ʿalâmâti mehdiyyi âhiri’z-zamân. Câsim b. Mühelhel tarafından bir incelemeyle birlikte neşredilmiş (Küveyt 1988), bir başka baskısı da Tanta’da yapılmış (1992), eser ayrıca Türkçe’ye tercüme edilmiştir (Âhir Zaman Mehdî’sinin Alâmetleri, trc. Müşerref Gözcü, İstanbul 1986).

Müttakî’nin diğer bazı eserleri de şunlardır.:
Cevâmiʿu’l-kelim, el-Hikemü’l-ʿirfâniyye, el-Burhânü’l-celî fî maʿrifeti’l-velî, Esrârü’l-ʿârifîn ve siyerü’ṭ-ṭâlibîn, ʿUmdetü’l-vesâʾil, Şemâʾilü’n-nebî, ed-Dürrü’l-meknûn ve’s-sırrü’l-maṣûn, Tenbîhü’l-ahibbâʾ fî ʿalâmeti’l-mahabbe, ʿUrvetü’s-selef ve’l-halef fi’t-taṣavvufi’l-münbeset mine’l-Kitâb ve’s-Sünne, Fethu’l-cevâd, Vesîletü’z-zâhire fî salṭanati’d-dünyâ ve’l-âhire, Muhtaṣarü’n-nihâye, İrşâdü’l-Kurʾâniyye, Zâdü’ṭ-ṭâlibîn (eserlerinin tam bir listesi için bk. Kugle, s. 617-630).

Kenzu’l- Ummal, Suyutî’nin Cemu’l-Cevami ve Camiu’s-Sağir’inin belli bir düzene (ala’l-ebvaba) göre yeniden tasnif edilen ve bazı ilâveler de yapılarak hazırlanan bir derlemedir. Âlimler tarafından kullanılan bir kaynaktır. Bazı zayıf rivayetler çermektedir..


ALİ el-MUTTAKÎ el-HİNDÎ'nin Rivâyet Ettiği Hadîs-i Şerîflerden Ba’zıları.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Fukahâ (fakihler) ve müctehidîn-i izam (büyük islâm âlimleri)ne- yânındaki (arasındaki) ihtilâf, tevs-i dâire-i şerîat'a (şeriat dairesini genişletmeye) ve teshîl-i muâmelât-ı ümmet'e (ümmetin dîni muamelelerini kolaylaştırmaya) medâr (vesile) olduğundan mahz-ı rahmettir (rahme- tin ta kendisidir.)” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, X, Hadis no: 28686)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Vâlideyn'e (ana-babaya) hizmet ve itaat ve ihsan sebebiyle CENÂB-ı ALLAH insanın ömrünü müzdâd buyurur (artırır). Yânı vücûduna sıhhat, kalbine vüs'at (ferahlık) İhsan eder de enfâs-ı ma'dûdesini (sayılı nefeslerini) az bir zamanda ikmâl eylemez” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, XVl, hadis no: 45467)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ÜÇ ŞEY vardır ki onlarla amel ve ibâdet müfîd (faydalı) olamaz. Birincisi CENÂB-ı ALLAH'a şirk, ikincisi mü’min olan ebeveyn'e (ana- babaya) isyan, üçüncüsü saff-ı harbden firardır (savaşta cepheden kaç- maktır)” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, XVI, hadis no: 43824, 43937)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Komşunun komşu üzerinde azîm (büyük) hakkı vardır.” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, IX, hadis no: 34906)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Din kardeşinin dünyevî ve uhrevî bir müşkilini (sıkıntısını) halleden kimse için hacc ve umre gibi bir sevâb yazılır.” buyurmuştur.
(el-Müttekî' Kenzü'l-ummal, XV; tıadis no: 43053)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Aklın başı nâs ile (insanlarla) mülâyemet-(yumuşak muamele) ve hüsn-i muaşerettir (iyi geçinmedir)” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, ili, hadis no: 7170)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Herkesten kavî olmasını arzu eden kimse CENÂB-ı Hakk'a tevekkül etsin” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, III, hadis no: 5686)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hâlim (yumuşakbaşlı) olanlar dünyada ve âhirette büyük ve muhteremdirler.” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzû'l-ummal, XIII, hadis no: 581)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Yâni hilim (yumuşakbaşlılık) nübüvvete karib bir fazîiettir (peygamberliğe yakın bir özelliktlr)” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, III, hadis no: 5813, XVI, Hadis no: 44123)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey insanlar, vakar ve haysiyetinizi muhafaza ediniz” buyurmuştur.
(Buhârî, hacc 94. iman 42, ezan 21; Müslim, hacc 267; Ebû Dâvud. menâsik 63; Tirmîzî, hacc 54; Nesâî. menâsik 203, 204, 215, 219; Dârimî, salât 59, menâsik 59; Ahmed b. Hanbel, I, 2i; 244. 269, 277, VI. 201, 202, 207, 379.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hayâ ve hicâbın azlığı alâim-i küfürdendir (küfür alâmetlerin- dendir)” buyurmuştur.
(el-Mütıekî, Kenzü'l-ummal, III, hadis no: 5790)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Benî Âdem'in (insanoğlunun) başına gelen günahların ekserîsi lisanındandır.” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal :III, hadis no: 7841)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “CENÂB-ı HAKk'ın kaza ve kaderine razı olandan CENÂB-ı HAKk razı olur.” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, III, hadis no: 5956)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Muhabbetullah'ın alâmeti zikrullahı sevmek olduğu gibi, buğzunun alâmeti dahi zikrini buğz etmektir (sevmemektir).” buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, I, hadis no: 1776)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ağlamak Rahmet-i RahmÂNdan, bağırmak, çağırmak ise iğva-yi şeytandandır”
buyurmuştur.
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, XV, hadis no: 42415)
Kullanıcı avatarı
nurunnehar
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 103
Kayıt: 18 Oca 2007, 02:00

Re: HADİSLERimiz ve İMAMLARImız

Mesaj gönderen nurunnehar »

ResimUKAYLÎKİMdir?.:

Ebû Ca‘fer Muhammed b. Amr b. Mûsâ el-Ukaylî (ö. 322/934)
Cerh ve ta‘dîl âlimi, muhaddis.


Mekke ve Medine’de yaşadığı bilinen Ukaylî’nin dedesi dışındaki aile fertlerine dair bilgi yoktur. Hayatı boyunca bir iki defâ Mısır ve Rey’e ilmî seyahat (rihle) yaptığı anlaşılmaktadır. Hocaları arasında anne tarafından dedesi Yezîd b. Muhammed el-Ukaylî, Muhammed b. İsmâil es-Sâiğ, İshak b. İbrâhim ed-Deberî, Ali b. Abdülazîz el-Begavî, Muhammed b. Mûsâ el-Belhî, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel ve Nesâî gibi âlimler vardır.

Mesleme b. Kāsım el-Endelüsî, Ebü’l-Hasan Muhammed b. Nâfi‘ el-Huzâî, İbnü’l-Mukrî el-İsfahânî ve Yûsuf b. Ahmed b. Dahîl el-Mısrî öğrencilerinden bazılarıdır.
Çok eser verdiği kaydedilen Ukaylî, Rebîülevvel 322’de (Şubat-Mart 934) Mekke’de vefât etti. Ukaylî güvenilir bir muhaddis olarak tanınmış, hadisleri çoğunlukla ezberinden rivâyet etmiş, hâfızasının sağlamlığını denemek isteyenler onun yanılmadığını görmüştür. Günümüze ulaşan veya sadece isimleri bilinen eserleri Ukaylî’nin yoğun biçimde ricâl ve cerhta‘dîl alanlarında faaliyet gösterdiğine işâret etmekte; cerh ve ta‘dîl ilminin büyük otoriteleri Buhârî, Müslim, Ebû Zür‘a er-Râzî, Ebû Hâtim er-Râzî ve Nesâî gibi müelliflerden sonra yetişmiş metodolojik tasnif dönemine mensup ricâl âlimlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır. Ukaylî Ebû İshak es-Sebîî, Ebû Hanîfe, Ebü’z-Zinâd, İbn Ebû Leylâ, Ebû Yûsuf, Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî, Züfer b. Hüzeyl, Hasan b. Ziyâd el-Lü’lüî ve Abdürrezzâk es-San‘ânî hakkındaki tenkitlerinde aşırıya kaçtığı için eleştirilmiştir.

Ukaylî’nin özellikle Ali b. Medînî gibi hadis ilminin meşhur isimlerinden birini mihne olayı sırasındaki tavırları yüzünden, ayrıca Cehmiyye’ye meylettiği gerekçesiyle eleştirmesi (ed-Du’afâ’, III, 235-240) Zehebî, Leknevî ve Kevserî gibi âlimler tarafından sert biçimde tenkid edilmesine yol açmıştır. Onun ed-Du’afâ’ü’l-kebîr’e aldığı birçok râvi hakkında kullandığı, “Rivâyetinin mütâbii yoktur” sözünün doğrudan bir cerh gerekçesi sayılmadığı belirtilmiş, ayrıca bazı râviler hakkındaki tenkitlerini zayıf râvilerden gelen bilgilere dayanarak yaptığı için eleştirilmiştir.


ESERLERi.:
1-) Ed-DU’AFÂ’ü’l-KEBÎR.: Çeşitli gerekçelerle hadiste zayıf sayılan, kendisine yalancılık veya uydurmacılık isnad edilen râvilere dair önemli eserlerden biri olup Yahyâ b. Maîn, Buhârî ve Ahmed b. Hanbel müellifin bu çalışmasında en çok faydalandığı hadis münekkitleridir. Selefî neşrine göre sayıları 2105 olan bu râviler eserde sadece ilk isimlerine göre alfabetik sıralanmıştır (nşr. Abdülmu‘tî Emîn Kal‘acî, Beyrut 1404/1984; nşr. Hamdî b. Abdülmecîd es-Selefî, Riyad 1420/2000). M. Zâhid Kevserî’nin bu eseri tenkit için kaleme aldığı Naķdü Kitâbi’d-Du’afâ’ li’l-’Uķaylî adlı basılmamış bir çalışması vardır. ed-Du’afâ’ üzerine Abdullah Ali Ahmed Hâfız doktora tezi (1399, Câmiatü Muhammed b. Suûd el-İslâmiyye külliyyetü usûli’d-dîn), Şûle Coşkun yüksek lisans tezi (2002, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü) hazırlamıştır.
2-) KİTÂBü’s-SAHÂBe.: İbn Abdülber en-Nemerî’nin el-İstî’âb, İbn Hacer el-Askalânî’nin el-İsâbe adlı eserlerinin kaynaklarından olan kitabın günümüze ulaşıp ulaşmadığı tesbit edilememiştir.
3-) el-CERh ve’t-TA’DÎL.: Bu eserin de zamanımıza kadar gelip gelmediği bilinmemektedir. 4-) KİTÂBü’l-’İLEL.: Abdülmu‘tî Emîn Kal‘acî’nin ed-Du’afâ’ü’l-kebîr’deki bir ifadeye (IV, 351) dayanarak Ukaylî’ye nisbet ettiği bir eser olup hakkında bilgi yoktur..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şu üç şey için Arabı sevin: Ben Arabım, Kur'ÂN Arapça, Cennet dili de Arapçadır.” buyurmuştur.
(Taberanî; Beyhekî; İbni Asakir; Ukaylî; Hâkim.)
Cevapla

“►Hadis-i Şerifeler◄” sayfasına dön