islam kadın ilmihali

Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Dost Üye
Dost Üye
Mesajlar: 98
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

rüzgargülü yazdı:185


4 Çocukların elbiselerine mayi boncuklar, nazarlıklar, iğde çekirdek
leri, kaplumbağa v.s. takmak, evlere, binaların girişlerine ayakkabı, at
nalı, at kafası, arabalara çeşitli muskalar asmak, kurşun dökmek, tütsü
yapmak, ceplere sanmsak koymak v.s, şeyler hep bâtıl inanışlardır.

♦ Ölünün 40. cı, veya 52. nci gecesinde helva dağıtmak,

♦ Kabristanda definden sonra şeker dağıtmak,

♦ Ay ve güneş tutulduğunda teneke çalmak,

♦ Kaybolmuş malı bulmak için sihir ve büyücüye gitmek bâtıl ve ha¬
ramdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadislerinde: "Gaybden ha¬
ber vermeye kalkışan kâhin, arrâf, büyücü ve falcılara gidip,
onun dediğini doğrulayan kişi, Muhammed’e gönderilen
(Kur'an'ı) inkar etmiş olur" buyurmaktadır.

4 Gelecek hakkında gaybı bildiklerini söyleyen ve bunlara inananlar,
İslâm'dan uzaktırlar. (237), îman ve nikâh tazelemeleri gerekir.

Ömer HAYYAM cahil müslümanlan ne güzel tarif etmiştir:

“Bir elde kadeh, bir elde Kur'ân,

Bir helaldir işimiz bir haram,

Şu yarım yamalak dünyada,

Ne tam kafiriz, ne tam Müslüman!"

4 Ölülere kurban kesmek ve yardım beklemek,

4 Büyükleri karşılamak için seyahat için v. s. kurban kesip kanını
sürmek cahilliğe âdetidir.

4 Falan yeri ziyaret eden yan hacı olur sözü tehlikelidir, inanan küfre
girer, {Haccdan başka yere inanan).

4 Ölü evinin, gelenlere yemek yedirmesi bidattir.

4 Mezar taşlanna resim yaptırmak bidattir.

4 Kapalı bir odada bir erkekle yabancı bir kadının yalnız kalması gü¬
nahtır. Zaruret anında kapı açık olmalıdır. Daha geniş bilgi bu kitabın ni¬
kah bölümünde "Halvet" konusunda işlenecektir.


(237)Kuran- 1 Kerim, Loknar;34




186


kadın ilmihali


Kadının Kabir Ziyareti Caiz inidir?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), İslâm'ın ilk günlerinde hem erkek,
hem kadın için kabir ziyaretini yasaklamıştı. Çünkü birçok putperest, öl¬
müş ecdatlarının suretlerini tasvir edip onlara tapıyorlardı. İslâmiyet kuv¬
vetlenince Peygamberimiz (s.a.v.) kabir ziyâretine müsâade edip şöyle
buyurdu: "Sizi kabir ziyâretinden men etmiştim. Artık kabirleri
ziyâret ediniz, Çünkü size ahireti hatırlatır. " Bu itibarla ibret al¬
mak ve ölülere duâ etmek için kabir ziyareti erkekler için bilittifak caiz¬
dir. Fakat kadın için ihtilaflıdır. Bazı ulema Peygamberimizin (s.a.v.): ' Al¬
lah kabir ziyâretine giden kadınlan la’netlemiştir” hadisine dayanarak ka¬
dının kabir ziyaretini caiz görmemiştir. Cumhûru ulemaya göre ise, ka¬
dın İslâm'a göre ziyâretini edâ ederse yani erkeklere karışmaz, gürültü
yapmaz ve tesettüre riâyet ederse onun da ziyareti sünnettir. Çünkü o
da erkek gibi ibret almağa muhtaçtır. Kadınların ziyaretini men'eden ha¬
disler, İslâm'ın ilk günlerinde vârid olmuştur. Yâni erkekler dahil herkes
için yasak olduğu zamanlarda Peygamber (s.a.v.) bunlan söylemişti.

Abdullah bin Ebî Melike diyor ki: Bir gün Hz. Aışe (r. anhâ) kabris¬
tan ziyâretinden döndü. Bunun üzerine kendisine: "Ey müminlerin an¬
nesi nereden geliyorsun?" dedi. Hz. Aişe (r. anhâ):

-Kardeşim Abdurrahman'ın kabrini ziyâret etmekten geliyorum.

-Peygamber (s.a.v.) kabirleri ziyâret etmekten men etmemiş miydi?

-Evet men etmişti. Sonra onu serbest bıraktı. Yine Peygamber
(s.a.v.) oğlunun kabri üzerine ağlayan bir kadının yanından geçti ve "Al-
lah'dan kork ve sabret!" dedi. Fakat onu men etmedi/'

Buna benzer çok hadis vardır. (238).

Kabir Ziyareti Âdabı ve ölüden Yardım İstemek:

Kabir ziyaretine izin verilen ziyaretçi, önce kabre: "es-selâmü aley-
küm! Ey mü'minler yurdunun topluluğu. Biz de inşaallah size
kavuşacağız. Allah size de bize de afiyet versin” diye selam verir.
Sonra kabrin ayak tarafında ayakta olarak durur ve Kur'an okuyarak, Al¬
lah'tan, sevabını ona ulaştırmasını diler, onun için de, kendisi için de, bü¬
tün müminler için de bağışlanma diler.

r-


(238) Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, îst îlirn Y. C: 1 S: 71


uysal yayınevi


187


Elmalıh Merhum Tefsirinde; Allah Rasulü'nün kabir ziyareti öğretisin^
de ve fıkıh kitaplarının bu konudaki açıklamalarında "ölülerden birşey is¬
temek, yetiş ya fülan, gibi imdat dilemek yoktur, sadece selam vardır. Al¬
lah için halka yardım etmek güzel, Övgüye değer ve istenen bir iş olmak¬
la beraber, halktan istemek, yerilen nahoş bîr davranıştır. Dirilerden is¬
tenmesi caiz olmayan şeyleri ölülerden istemenin hiç yakışmayacağı da
son derece açıktır" der. (239). Birçok İslam alimi, ölülerden birşey isteme¬
nin küfür ve şirk olduğunu söyler. Çünkü Allah bize "Fatiha Suresfnde,
günde en az onyedi defa; "ancak Senden yardım isteriz" dedirtir ve bu
antlaşmayı sürekli her namazda yeniletir, Artık insanın Ondan başkasın¬
dan birşey istemesi, günde onyedi, ya da kırk kez verdiği sözde durma¬
ması anlamına gelir. Başkasından yardım isteme meselesi bu kadar
önemli olduğu için, Allah onu bu derece çok tekrar ettirmektedir.

Artık, evlenemedıği, çocuğu olmadığı, ya da yaşamadığı, kocasıyla
geçinemedıği v.s. şeyler için, orada buradaki türbelere giden, Hnstiyan
âdetlerine uyarak, mum yakan, çaput bağlayan, şeker dağıtan, mürüvvet
arayan zavallılara acımaktan başka birşey yapamadığımız için, dövün¬
mek gerekir. Şahsen ben onların, varsa, imanlarıyla beraber bu yolda
paralannı da yitirdiklerine ve dertlerine dert katmış olarak döndüklerine
inamnm. Hacıbayram, Eyüp Sultan, Şehzâdebaşı, Telli baba, şu baba,
bu baba, falanca dede türbelerine gidenler, cahil ve biçâre insanların,
putların önünde secde eder gibi yakarışlarını ve bu cahil bırakılmış duy¬
gulan istismar eden bir sürü inanç simsarını ibretle göreceklerdir,

Ancak bu büyük zatlara, bir insan çerçevesi içerisinde olan sevgi ve
saygısından Ötürü, onları ziyaret edip, bir fatiha ile de olsa bir hediye
gönderenleri, râbıtai mevti duygulu bir şekilde yapanlan, öbürlerinden
ayırmak gerekir. Peygamberimiz, "Lezzetleri parça parça eden ölümü
çok anın!" buyurur. (240).

Az önce süzünü ettiğimiz maksatlarla türbeleri ziyaret edenlere şunu
tavsiye edebiliriz: Eğer, Allah'ın bir nimeti olarak İslam'ın önem verdiği
tıbbın çâre bulamayacağı bir derdiniz varsa, uzun süre helal nzıkta bes¬
lendikten sonra, gecelerin son üçte birinde kalk, abdest al, iki rekat na¬
maz kıl, kıbleye dönerek, edep çerçevesi içerisinde Allah'tan, derdine ça-


(239) Hak Dini Kuran Dili Tefsm, Elmalık Hamdi Yazır İst. Eser Y. C:9 5:6051-6052
(24(1) Tirmizi, Kıyame;26, Zühd:4, Mesai, Cenaiz:3. İbn Mace, Cenaiz;54




188


kadın ilmihali


re iste, ağla, yalvar. Bir defa, on defa, yüz defa iste... İsteğinin mutlaka
duyulduğuna, kaydedildiğine, dilekçene mutlaka cevap verileceğine ke¬
sin inanarak iste. Bir gün kapıların açıldığını ve arzuna kavuştuğunu gö¬
receksin. Yine bu maksatla Ramazanları kaçırma. Hiçbir gece aksatılma¬
dan bir Ramazan boyunca yapılan nice duanın kabul edildiğini görmü¬
şüzdür. Çünkü böyle yapanın Kadir Gecesine isabet edeceği kesindir.
Ancak şu noktaları unutma: Duan kabul edilmedikçe Allah'a kırılma,
usanma, ısrar et ve kabul olunacağına kesin gözüyle bak. Allah duadaki
ısran sever, bununla övünür.

Kadınların Cenâze ile Birlikte Yürümeleri:

Caiz değildir, mekruhtur.

Kadtnlann ağıt yakmaları, mersiye okumalan, feryâdü figânlarla üstü¬
nü başını yırtıp ağlamalan da yasaktır, bunlar İslâm'dan önceki câhiliye
âdetleridir. Peygamberimiz (s.a.v.): "Ölü, üzerine yakınlarının (cahi-
liyedeki yasaklandığı gibi) ağlamasıyla azab görür" buyurmuş¬
tur. (241).

Müslümana yakışan; sabredip "tnnâ liltâhi ve innâ ileyhİ r&ciün"
(Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz) demesidir.

Siyahlar giyip, yas tutmak da câiz değildir. Bir kadın, ancak kocası
için 3 gün yas tutabilir. Fazlası câiz değildir.

Kadınların Taziyede Bulunması:

Kadınlar, taziyede bulunmak amacıyla ölenin kadın akrabalannın ya¬
nına gidebilirler. Taziyede fazla kalmamaları daha iyidir. Kadınlann ya¬
bana bir evde ölüyü taziye veya tebrik için toplanıp, açıktan (sesli) tev-
hîd, İlâhî söylemeleri mevlidi şerifi erkeklerin işiteceği bir şekilde yüksek
sesle okumaları bid'attır.

ölünün Haftası, Kırkıncı, Elliİkİncl... Gecesi:

Bu tür şeyler İslam'da bulunmayan ve İslam'ın canlı dönemlerinde
uygulanmayan bidat davranışlardır. Buna benzer bidatler, hep dînî haya¬
tın ve inançlann zayıflamasıyla ortaya çıkar ve iki şeyi ispata yarar: Bir;
demek ki insanlar inançsız yaşayamazlar. Eğer Allah'ın gönderdiği ger¬
çek dini öğrenip ona uymazlarsa, kendilerinin icat ettikleri saçma dinleri
uygularlar. İki; dini bütün ve Allah'ın gönderdiği dini bilinçle yaşayan in-


(241) Buharı, Cenaiz:,34, Müslim, Cenaiz:2, 16, 17. İbn Maca, Cenaiz:54



uysal yayınevi


189


sanlar, bu tür bid'atlara ihtiyaç duymazlar.

Ancak bazı işlerin ölüye yarar sağlayacağı ve bazı davranışlann seva¬
bının onlara ulaşacağı da bir gerçektir. Alimlerin çoğu mesela; ölen biri¬
si için verilen sadakanın, şartlarına uygun olarak okunan Kur'an-ı Ke-
rirriin, yapılan duaların sevaplarının ona ulaşacağını söylemişlerdir Fakat
ölenin mümin olarak gitmiş olması, bunun birinci şartıdır. Mü'min olarak
Ölmeyenler için yapılan bağış dileklerinin asla kabul olunmayacağını, Al¬
lah (c.c.) Kuranda Tevbe suresi, 80. ayetinde haber vermektedir

Böyle belirli gecelerde toplanıp ölen için birşeyler yapmaktansa, im¬
kan bulunulan herhangi bir zamanda onun ruhuna göndermek üzere
Kur’an okumak, onun için hayırlar yapmak, sadaka vermek gerekir.

Bâtıl İnanışlardan, Nazar Boncuğu Takmak

En son ve en mütekâmil din olan İSLAM’IN ŞER’Î KAYNAĞI; Kݬ
TAP (Kur'ân-ı Kerîm) ve SÜNNETdir. Sonradan bunlara İCMAI ÜM¬
MET ve KIYASI FUKAHA eklenmiştir. Bunlara EDİLLEl ŞERİYYE (Şer'i
deliller: Başvurulan kaynaklar) denilir Şayet her hangi din! bir mesele,
bir yol, bir fikir, bir görüş, bir yaşayış bu kaynaklara uymazsa "bâtıl" de¬
nilen tehlikenin içine sürüklenir.

İslâm dininin doğuşundan sonra Peygamber (s.a.v.) Efendimizin hûle-
fa-i râşidîn ve sahabei güzînin fam alemden ebedî aleme geçmesinden
sonra insanlar yavaş yavaş Hakk çizgisinden uzaklaşmaya, Hakk diye bir
takım yalan ve yanlışlara sarılmaya başlamışlardır Bilhassa içinde bulun¬
duğumuz bu asır bir bid'atler devri haline getirilmeye çalışılmıştır. İslâm
diye baktığımız bir şeyin, bir olayın incelemesini yaptığınız da altında
bid'at, sapıklık yatmaktadır. Tabii bunu yapanlar İslâm’ı yüzeyden ve ku¬
laktan dolma olarak bilenlerdir.

Bid'at İügatta: “sonradan meydana getirilen şeyler ve yeni işler de¬
mektir. Şer-i İstılahtaki manası ise şöyledir: “Peygamber Efendimizin
yaşamış oldukları asrı saadetten ne kavlen, ne fiilen, ne sarahaten ve ne
de işareten dini bir müsade manası olmayan İslâm dinindeki bütün fazla¬
lık ve noksanlıklardır.' 1

Akif merhum:

‘‘Evet, bütün beşerin hakk'ıdır bekâ emeli!

Fakat bu hakkı ne taştan, ne leşten istemeli" diyerek konuyu çok ve¬
ciz bir biçimde açıklıyor.



190


kadın ilmihali


Peygamberimiz (s.a.v.): "Allah hiçbir dert göndermemiş ki,
dermanını da göndermesin" (242) buyurmuş ve hastaların tedavi edil¬
mesini istemiştir. Yani hastanın doktor ve ilaç aracılığıyla şifa araması,
ama doktoru ve ilacı, etkinin kaynağı değil, sebebi olarak görmesi, esas
şifanın Allah'tan olduğunu bilmesi, Peygamberimizin emridir. Yine Pey¬
gamberimiz ilacın, neşterle ameliyatta, bal şerbetinde ve dağlamada bu¬
lunduğunu bildirmiş, (243) hiçbir hastaya nazarlık, ya da muska tavsiye et¬
memiştir. Çünkü bu tür işlerin özellikle cahiller tarafından yapılması, ço¬
ğu zaman Allah’a şirk, yani ortak koşma anlamı taşır. Çünkü nazarlık,
hamail, ya da muska takanlar, kötülüklere karşı onların etkili olabileceği¬
ni sanırlar, işte bu şirktir. Halbuki, Allah'ın hiç affetmeyeceği tek günah
kendisine şirk koşulmasıdır. (244),

Akabe b. Amirden (r. a.) rivayette peygamberimiz (s.a.v.):

“Yeşil boncuğu (çocuğun boynuna nazar değmesin niyetiyle takılan
mavi boncuk) takan bir kimsenin muradını Allah tamam etmesin. Katır
boncuğu takan bir kimseye Allah bir menfaat vermesin" buyuruyorlar.
[245). Çünkü onlar birer taş parçasıdırlar, ne zarar ve nede kâr veremez¬
ler. Bu yüzden bu kişiler Rasûlüllah’ın (s.a.v.) bedduasına uğramışlardır.
Hattâ böyle bir nazarlığı üzerinde taşıyan kişinin bey'atını kabul etmemiş
ve onu çıkarıp atmasını emretmiştir. (246). Zaten boncuklardan şifa bekle¬
mek ŞİRK’dir. Çünkü yazılı kaderi ancak Allah değiştirebilir. Bu gibi asıl¬
sız ve temelsiz şeyler, kadınlar arasında yayılmış ve doğruluğuna inanılır
olmuştur. Halbuki böyle bir şeye inanan veya yapan kişiden Allah yar¬
dım ve rahmetini keser.

Çocuğa takılan nazar boncuklarından başka hanımlaran kocalarına
karşı şirin görünmek için taktıkları ŞİRİNLİK muskaları, FAL BAKMAK,
BAHTI AÇIP-KAPAMAK, TÜRBELERE MUM DİKMEK, AĞAÇLARA
ÇAPUT BAĞLAMAK v.s, gibi halk arasında yapılan şeyler hiç bir İslâmî
değer taşımaz. Belki küfre dahî götürebilir. İmanlı, Allah ve O'nun Rasû-
lüne inanan bir hanımefendi asla böyle şeylere tenezzül etmez. Hayn


(242) Müslim, Selam: 69, Buhar! Ttb:l. Ebu Davut, Tıb:l/ll. İbn Mace, Tıb:l, Tırmizt, Tıb;2

(243) Buhari, Tıb:3,4,15. tbn Mace, Tıb:23. Müslim, 5elam:7l

(244) Kur'an-ı Kerim, Nîsa:48

(245) Ahmed b. Hanbel.

(246) İbn Mace, Tıb;39
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Dost Üye
Dost Üye
Mesajlar: 98
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

191


ancak Allah'tan bekler. Böylece bir kısım sahtekâr kimselerede madden
ve mânen aldanmamış da olur.

Fakat nazar için Rasûlüüahın (s.a.v.) söylemiş oldukları bazı dua ve
ayetleri bilir ve okur...

Göz Değmesi veya Nazar Değmesine Karşı Okunan

Ayeti Kerime ve Dualar:

Bir kimseye göz değmesinden, (nazar değmesinden) korkulursa veya
değmişse, aşağıdaki âyeti kerime ve altında yazılan dua peşpeşe, üç-beş
veya yedi kere okunursa nazar ve göz değmenin tesiri kalkar veya nazar
(göz) değmez. (247).

Ve inyekâdüllezîne keferû le yüzlikûneke biebs&rihim. Lem-
mâ semî'uz-zikra ve yekûlûne innehtt lemecnûn. Vemâhüve illâ
zikrün lil’âlemîn.

Manası: "O inkar edenler, zikri (Kur'âriı) işittikleri zaman, neredeyse
seni gözleriyle devireceklerdi. 0 delidir diyorlardı. Halbuki o, bütün
âlemlere (uluslara ve varlıklara (gönderilmiş) bir uyandan (hatırlatmadan)
başka bir şey değildir. 11

,l Uızü bikelimâtillâhi't-tâmmâti minkülli şeytânin ve hâmme-
tin ve minkülli aynin lâmmeh. n

Mânası: "Esirgeyen herşeyi tam olan Allah'ın emniyetine, şeytanın
vahametinden ve gözlerin bakışlarından dolayı stğındınnm."

Zaran def eden kârı getiren ancak Allahu Teâlâdır. Onun için bu ni¬
yetle başka bir şey çocukların Üzerine takılırsa o şey zarar ve kâr getir¬
mesi bakımından Allah'a ortak edilmiş olur. Yani /Ulah'a şirk koşulmuş
olur.

Dualardan yapılmış muska ile tedavi ise, halkın pek çoğunun zannet¬
tiği gibi İslâm'ın emri bir şey değil sadece bir müsâadedir. İslamın asıl
emri Allah’a tevekkül etmek ve ancak Allah'a sığınıp Ona, kişinin kendi¬
sinin doğrudan duâ etmesidir. Dua kapısı herkese açıktır.

Gözdeğmesi ve sihirin tesiri gerçektir. Böyle nazarlardan ve diğer
tehlikelerden sakınmak için sabah evden çıkarken (İhlas, Felâk ve Nâs,
Ayetel-kûrsî) surelerini okuyarak çıkılırsa ve tüm mahlûkatın şerrinden


(247) Kur’an-j Kerim, Kalem: 51-52




192


kadın ilmihali


Allah'a (c.c.) sığınılırsa Allah'ın izniyle her türlü şerden korunmuş olur,
Allah'tan başka şeyiere ve sığınaklara gerek yoktur. Tıbbın çare ve ilaç
bulamadığı konularda Efendimizin sünnetine uyarak Kuran ayetleri ve
RasuKiIIah'tan gelen dualarla Allah’tan şifa istenir.

Gözdeğmemesi için de, hoşa giden birşey görüldüğünde: "Mâşâal-
lah, Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (her şey Allah'ın dilemesiyle-
dır. Her türlü güç ve kuvvet Allah'tandır) denmesini emretmiştir.

J HAYATIMIZDA KARŞILAŞTIĞIMIZ BAZI V
k BÜYÜK GÜNAHLAR s*


♦ Kadın-Erkek karışık şekilde çalgılı, danslı, içkili eğlenmek ve
düğün yapmak,

♦ Kadının, mahremi olmayan erkeğin, hocanın ve şeyhin elini öp¬
mesi, erkeğin de mahremi olmayan kadının elini öpmesi haramdır. Yine
hem kadının, hem erkeğin, tüysüz genç oğlanların elini öpmesi de ha¬
ramdır,

♦ Erkeklere ipek ve altın kullanmak,

♦ Kadınların yabancı erkeklere el-yüz ve ayaklarından başka yer
lerini açmaları,

♦ Zinâ ve zinâya sevkeden şeyler,

♦ Livâta (erkekler arasında cinsi ilişki kurmaları),

♦ Hayvanlara temasta bulunmak,

♦ Alkollü bira ve içki içmek,

♦ Kötü arkadaş edinmek,

♦ Hırsızlık etmek,

♦ Adam öldürmek,

♦ Namuslu ve iffetli kadınlara zinâ suçuyla iftira etmek,

*■

♦ Gerektiğinde şahitlikten kaçınmak,

♦ Yalan yere şahitlikte bulunmak,





uysal yayınevi


193


4 Yalan yere yemin etmek,

4 Gasb (bitinin malını zorla almak},

♦ Islâm için yapılan savaştan kaçmak,

♦ Faizi almak, vermek,

♦ Haksız yere yetim malı yemek,

♦ Rüşvet almak, vermek,

♦ Ana-Babaya karşı gelmek, (ancak anne-baba İslama aykm ve Al¬
lah'a isyana davet ve itaat istiyorlarsa Allah’a isyan konusunda hiç kim¬
seye itaat edilmez).

♦ Hısımlardan ilgiyi kesmek,

♦ Hz. Peygamber adına hadis uydurmak,

♦ Namazı vaktinde kılmamak,

♦ Ramazan orucunu vaktinde tutmamak,

♦ Ölçü ve tartıyı noksan kullanmak,

♦ Zekat vermemek,

♦ Gücü yettiği halde hacca gitmemek,

♦ Haksız yere adam öldürmek,

4 Ashabı Kirama dil uzatmak,

♦ Zâlimler hesabına jurnalcilik yapmak,

♦ Din alimlerine dil uzatmak,

♦ Namusunu kıskanmamak,

♦ Kendi karısı ya da bir mahremiyle yabancı bir erkek arasında
vasıta olmak,

♦ Müslümanların gelip geçtiği yollara pislik atmak,

♦ iyilikle emretmeyi, kötülükten menetmeyi terketmek,

♦ Sihir ve büyü yapmak, yaptırmak,

♦ Kuran okumayı öğrendikten sonra unutmak,

♦ Diri bir hayvanı ateşe atıp yakmak,

4 Kadının kocasının cinsel isteğini reddetmesi,



194


kadın ilmihali


♦ Kadınlara arkadan ailevi münasebette bulunmak,

♦ Ayhali yada lohusa kadınla cinsel yaklaşımda bulunmak,

♦ Yabancı kadınlarla tenha kalmak ve tokalaşmak,

♦ Müslüman erkek, putperest, müşrik, ateist (Allah'sız) ve ma
teryalist v.s. bir kadınla evlenemez.

♦ Müslüman kadın, müslüman olmayan hiçbir erkekle evlenemez.

♦ Erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesi,

♦ Şehveti ve cinsel arzuyu tahrik edici mûsiki,

♦ İstimnâ (el ile cinsel doyuma ulaşmak),

♦ Allah'ın rahmetinden ümit kesmek,

♦ Ölü hayvan eti yemek,

♦ Domuzun eti, yağı, kılı, derisi gibi herşeyini kullanmak,

♦ Dedikodu, (başkasının arkasından verip çekiştirmek),

♦ Şans oyunları ve kumann her türlüsünü oynamak,

♦ Hâkimin bilerek haktan yüz çevirmesi,

♦ Günah işleyene yardımcı olmak,

♦ İntihar etmek,

♦ İdrar ve büyük abdest gibi necasetten korunmamak,

♦ Verdiği zekat ve sadakayı başa kakmak,

♦ Kaderi yalanlamak yada inkar etmek,

♦ Kâhini, müneccimi ve falcıyı tasdik etmek,

♦ Soya, sopa sövmek,

♦ Allah'dan başkası adına kurban ve adak kesmek,

♦ Kabirlerden, türbelerden, ölülerden yardım istemek,

♦ Çocuklarını imansız yetiştirmek,

♦ Kötü örnek olmak ve fena çığır açmak,

r

♦‘Müslümana silah çevirmek,

♦ Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmek,




al yayınevi


♦ Kabe'ye hürmetsizlik etmek,

♦ Başkasının günah ve kusurlannı araştırmak,

♦ Müslümanın diğer müslümana kafir demesi,

♦ Karaborsacılık yapmak,

♦ Eroin ve benzeri uyuşturucu maddeler kullanmak,

♦ Cuma ezanı okunduğu halde alım-satımda bulunmak,

♦ Başkasının evine kapı ve pençeresinden kötü niyetle bakmak,

♦ Başkasının evine izinsiz girmek,

♦ israf etmek.

♦ İşçinin ücretini vermemek ya da geciktirmek.










kadın ilmihali





'so/ yayınevi



198


kadın ilmihali



OKUMA PARÇASI


GÜNÂHIN İLACI


Büyük mutasavvıf “Beyâzıdı Bestemi hazretleri bir gün tımarhanenin
önünden geçiyordu. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdü¬
ğünü görüp, ne yapıyorsun? diye sordu. Hizmetçi:

-Burası tımarhanedir. Delilere ilaç yapıyorum, dedi. Beyâzıdı Bestemi
hazretleri, "Benim hastalığıma da bir ilaç tavsiye eder misin?" dedi. Hiz¬
metçi hastalığının ne olduğunu sordu. Beyazd hazretleri, "benim hastalı¬
ğım günah hastalığı... çok günah işliyorum" dedi. Hizmetçi "ben günah
hastalığından anlamam... Ben delilere ilaç hazıriıyorum" diye cevap ver¬
di.

Tam bu sırada tımarhane parmaklığının*arasında konuşulanîan du¬
yan deli, Beyâzıdı Bestemi hazretlerine "gel dedi, gel! Senin hastalığının
çaresini ben söyleyeyim" diye seslendi. Beyâzıdı Bestami hazretleri deli¬
nin yanına sokularak "söyle bakalım benim derdime çare nedir?" dedi.

Deli (!) şu ilacı tavsiye etti, "tövbe kökü Üe istiğfar yaprağını kanştır...
Kalp havanında tevhit tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşı üe
yoğur, aşk fırının da pişir. Akşam sabah bol miktarda ye... O zaman gö¬
receksin senin hastalığından eser kalmaz," dedi.

Bu güzel ilacı öğrenen Bayazıdı Bestami hazretleri, "Hey gidi dünya
hey! Demek seni de deli diye buraya getirmişler 1 ' deyip oradan ayrıldı.

Bu ilaç halen günah hastası olanlara tavsiye olmaya değer bir ilaçtır.
Yani bu formülün hükmü halâ devam etmektedir.




uysal yayınevi


199



“Temizlik imanın yarısıdır. " (248)

Lügatte Tahâret: Temizlik manâsındadır.

İslam Hukukunda Tahâret: Manevî kirden {hades ve pisliklerden)
temizlenme şekilleridir [249).

Temizlik, İslâm dininin temelidir. İbâdetlere temizlikle başlanır ve te¬
miz olanlar ibâdet edebilir Dinî kurallara uygun temizlik TAHARET adı
altında toplanır.

Temizlik bazan başlıbaşma bir ibadet bazan da bir ibadetin şartı olur.
İbadetin ön şartı yerine getirilmezse ibadetin geçerliliği de olmaz.
Temizlik namaz, tavaf ya da Kur’an okuma gibi ibadetlerin zorunlu
şartlartndan olarak bazan farz hükmünü aldığı gibi, bazan da nafile
hükmünü alır.

İslam Hukukçularına göre temizlik iki çeşittir:

1- Manevî Temizlik; (Hadesten tahâret) Abdestsizliği ve cünüblüğü
gidermek gibi, dinde belli ibadetler için zorunlu kılınmış, şekli belirlenmiş
bir tür beden temizliğidir. Bu temizlikte amaç, görünen kirlilikten değil
görünmeyen hükmi kirlilikten temizlenmektir.

Hadesten Taharet; abdest, gusül ve teyemmüm ile olur..

Hades (görünmeyen kirlilik) iki türlü olur:

a) Büyük hades: Yani kişinin boy abdesti almasını gerektiren bir
durum içinde olmasıdır. Cinsel birleşme, âdet döneminin ya da
lohusalığın sona ermesi gibi.

Bu durumda kişinin temizliği ve namaz gibi ibadetlerini yapabilmesi


(248) Darimî, Abdest: 2. Ahmed b. Hanbel 5/342-344.

(249) İbn ağabeydin. 1982, İst. Şamil Y. C:1 S: 104
Resim
Kullanıcı avatarı
rüzgargülü
Dost Üye
Dost Üye
Mesajlar: 98
Kayıt: 02 Haz 2011, 14:51

Re: islam kadın ilmihali

Mesaj gönderen rüzgargülü »

Göz Değmesi veya Nazar Değmesine Karşı Okunan Ayeti Kerime ve Dualar:

Bir kimseye göz değmesinden, (nazar değmesinden) korkulursa veya değmişse, aşağıdaki âyeti kerime ve altnda yazılan duâ peşpeşe, üç-beş veya yedi kere okunursa nazar ve göz değmenin tesiri kalkar veya nazar (göz) değmez. (247).
Ve inyekâdüllezîne keferû le yüzlikûneke biebsârihim. Lemmâ semî'uz-zikra ve yekûlûne innehü lemecnûn. Vemâhüve illâ zikrün lil'âlemîn.
Manası: "O inkar edenler, zikri (Kur'ân') işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. 0 delidir diyorlardı. Halbuki o, bütün âlemlere (uluslara ve varlıklara (gönderilmiş) bir uyarıdan (hatırlatmadan) başka bir şey değildir."
"üîzü bikelimâtillâhi't-tâmmâti minkülli eytânin ve hâmmetin ve minkülli aynin lâmmeh."
Mânas: "Esirgeyen herşeyi tam olan Allah'ın emniyetine, şeytanın vahametinden ve gözlerin bakışlarından dolay sığınırım."
Zararı def eden kâr getiren ancak Allah'u Teâlâdır. Onun için bu niyetle başka bir şey çocukların üzerine taklırsa o ey zarar ve kâr getirmesi bakımından Allah'a ortak edilmiş olur. Yani Allah'a şirk koşulmuş
olur.
Dualardan yapılmış muska ile tedavi ise, halkın pek çoğunun zannettiği gibi İslâm'ın emri bir şey değil sadece bir müsâadedir. İslamın asıl emri Allah'a tevekkül etmek ve ancak Allah'a sığnıp Ona, kişinin kendisinin doğrudan duâ etmesidir. Duâ kapısı herkese açıktır.

Gözdeğmesi ve sihirin tesiri gerçektir. Böyle nazarlardan ve diğer tehlikelerden sakınmak için sabah evden çkarken (İhlas, Felâk ve Nâs, Ayete'l-kûrsî) sûrelerini okuyarak çıkılırsa ve tüm mahlûkatın şerrinden (247) Kur'ân- Kerim, Kalem:51-52 Allah'a (c.c.) sınılırsa Allah'ın izniyle her türlü şerden korunmuş olur.
Allah'tan başka şeylere ve sığınmalara gerek yoktur. Tıbbn çare ve ilaç bulamadığı konularda Efendimizin sünnetine uyarak Kuran ayetleri ve Rasulüllah'tan gelen dualarla Allah'tan şifa istenir.
Gözdeğmemesi için de, hoşa giden birey görüldüğünde: "Mâşâallah, Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (her şey Allah'ın dilemesiyledir. Her türlü güç ve kuvvet Allah'tandır) denmesini emretmiştir.

HAYATIMIZDA KARŞILATIĞIMIZ BAZI BÜYÜK GÜNAHLAR.:

Kadın-Erkek karışık şekilde çalgılı, danslı, içkili eğlenmek ve düğün yapmak,
Kadının, mahremi olmayan erkeğin, hocanın ve şeyhin elini öpmesi, erkeğin de mahremi olmayan kadının elini öpmesi haramdır. Yine hem kadının, hem erkeğin, tüysüz genç olanların elini öpmesi de haramdır.
Erkeklere ipek ve altın kullanmak,
Kadınların yabancı erkeklere el-yüz ve ayaklarından başka yer lerini açmalar,
Zinâ ve zinâya sevkeden şeyler,
Livâta (erkekler arasında cinsi ilişki kurmalar),
Hayvanlara temasta bulunmak,
Alkollü bira ve içki içmek,
Kötü arkadaş edinmek,
Hırsızlık etmek,
Adam öldürmek,
Namuslu ve iffetli kadınlara zinâ suçuyla iftira etmek,
Gerektiğinde şahitlikten kaçınmak,
Yalan yere şahitlikte bulunmak,
Yalan yere yemin etmek,
Gasb (birinin malını zorla almak},
İslâm için yapılan savaştan kaçmak,
Faizi almak, vermek,
Haksız yere yetim malı yemek,
Rüşvet almak, vermek,
Ana-Babaya karşı gelmek, (ancak anne-baba islama aykırı ve Allah'a isyana davet ve itaat istiyorlarsa Allah'a isyan konusunda hiç kimseye itaat edilmez).
Hısımlardan ilgiyi kesmek,
Hz. Peygamber adına hadis uydurmak,
Namaz vaktinde kılmamak,
Ramazan orucunu vaktinde tutmamak,
Ölçü ve tartıyı noksan kullanmak,
Zekat vermemek,
Gücü yettiği halde hacca gitmemek,
Haksız yere adam öldürmek,
Ashab Kirama dil uzatmak,
Zâlimler hesabına jurnalcilik yapmak,
Din alimlerine dil uzatmak,
Namusunu kıskanmamak,
Kendi karsı ya da bir mahremiyle yabancı bir erkek arasında vasıta olmak,
Müslümanların gelip geçtiği yollara pislik atmak,
İyilikle emretmeyi, kötülükten menetmeyi terk etmek,
Sihir ve büyü yapmak, yaptırmak,
Kuran okumayı öğrendikten sonra unutmak,
Diri bir hayvan ateşe atıp yakmak,
Kadının kocasının cinsel isteğini reddetmesi,
Kadınlara arkadan ailevi münasebette bulunmak,
Ayhali ya da lohusa kadınla cinsel yaklaşımda bulunmak,
Yabancı kadınlarla tenha kalmak ve tokalaşmak,
Müslüman erkek, putperest, müşrik, ateist ve materyalist v.s. bir kadınla evlenemez.
Müslüman kadın, müslüman olmayan hiçbir erkekle evlenemez.
Erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesi,
Şehveti ve cinsel arzuyu tahrik edici mûsiki,
İstimnâ (el ile cinsel doyuma ulaşmak),
Allah'ın rahmetinden ümit kesmek,
Ölü hayvan eti yemek,
Domuzun eti, yağı, kılı, derisi gibi herşeyini kullanmak,
Dedikodu, (başkasının arkasından verip çekiştirmek),
Şans oyunları ve kumarın her türlüsünü oynamak,
Hâkimin bilerek haktan yüz çevirmesi,
Günah işleyene yardımcı olmak,
İntihar etmek,
İdrar ve büyük abdest gibi necasetten korunmamak,
Verdiği zekatı ve sadakayı başa kakmak,
Kaderi yalanlamak ya da inkar etmek,
Kâhini, müneccimi ve falcıyı tasdik etmek,
Soya, sopa sövmek,
Allah'dan başkası adına kurban ve adak kesmek,
Kabirlerden, türbelerden, ölülerden yardım istemek,
Çocuklarını imansız yetiştirmek,
Kötü örnek olmak ve fena çığır açmak,
Müslümana silah çevirmek,
Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmek,
Kâ'be'ye hürmetsizlik etmek,
Başkasının günah ve kusurlarını araştırmak,
Müslümanın diğer müslümana kafir demesi,
Karaborsacılık yapmak,
Eroin ve benzeri uyuşturucu maddeler kullanmak,
Cuma ezan okunduğu halde alım-satımda bulunmak,
Başkasının evine kapı ve penceresinden kötü niyetle bakmak,
Başkasının evine izinsiz girmek,
İsraf etmek.
İşçinin ücretini vermemek..

OKUMA parçası:

GÜNÂHIN İLACI
Büyük mutasavvf "Beyâzd Bestami Hazretleri bir gün tımarhanenin
önünden geçiyordu. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla bir şeyler dövdüğünü görüp.: “Ne yapıyorsun?” diye sordu. Hizmetçi: “Burası tımarhanedir. Delilere ilaç yapıyorum!.” dedi.
Beyazıd Bestami Hazretleri.: "Benim hastalığıma da bir ilaç tavsiye eder misin?" dedi. Hizmetçi hastalığının ne olduğunu sordu. Beyazd hazretleri.: "Benim hastalığım günah hastalığı çok günah işliyorum" dedi. Hizmetçi.: "Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilaç hazırlıyorum" diye cevap verdi.
Tam bu sırada tımarhane parmaklığının arasında konuşulanlar duyan deli, Beyazd Bestami hazretlerine.: "Gel dedi, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim!." diye seslendi. Beyazd Bestami hazretleri delinin yanına sokularak.: "Söyle bakalım benim derdime çare nedir?" dedi.
Deli şu ilacı tavsiye etti.: "Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır Kalp Havanında Tevhid Tokma ile döv, İnsaf Eleğinden geçir, Göz Yaşı ile yoğur, Aşk Fırınında Pişir. Akşam sabah bol miktarda yersen O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz!." dedi.
“Hey! Demek seni de deli diye buraya getirmişler" deyip oradan ayrıldı.

Lügatte Tahâret: Temizlik manâsındadr.
İslam Hukukunda Tahâret: Manevî kirden (hades ve pisliklerden) temizlenme şekilleridir. (249).
Temizlik, İslâm dininin temelidir. İbâdetlere temizlikle başlanır ve temiz olanlar ibâdet edebilir. Dinî kurallara uygun temizlik TAHARET adı altında toplanır.
Temizlik bazan başlıbaşına bir ibadet, bazan da bir ibadetin şartı olur. İbadetin ön şart yerine getirilmezse ibadetin geçerliliği de olmaz. Temizlik namaz, tavaf ya da Kur'an okuma gibi ibadetlerin zorunlu şartlarından olarak bazan farz hükmünü aldığı gibi, bazan da nafile hükmünü alır.

İslam Hukukçularna göre temizlik iki çeşittir:
1- Manevî Temizlik: (Hadesten tahâret) Abdestsizliği ve cünüblüğü gidermek gibi, dinde belli ibadetler için zorunlu kılınmış, şekli belirlenmiş bir tür beden temizliğidir. Bu temizlikte amaç, görünen kirlilikten değil
görünmeyen hükmi kirlilikten temizlenmektir.
Hadesten Taharet; abdest, gusül ve teyemmüm ile olur.. Hades (görünmeyen kirlilik) iki türlü olur:
a-) Cünüb durum içinde olmasıdır. Cinsel birleşme, âdet döneminin ya da
lohusalığın sona ermesi gibi.
Bu durumda kişinin temizliği ve namaz gibi ibadetlerini yapabilmesi
(248) Darimî, Abdest:2. Ahmed b. Hanbe! 5/342-344.
(249) bn aabeydin. 1982, st. amil Y. C:l S: 104
Ancak boy abdesti almasıyla ya da su bulamadığı vs şartlar oluştuğu zaman boy abdesti yerine teyemmüm yapmasıyla mümkün olur.

b) Küçük hades: Kişinin yeni bir abdest almasını gerektiren durumdur. Abdestli kişinin herhangi bir şekilde abdestinin bozulması küçük hades halini doğurur. Geniş bilgi, abdest, gusül ve teyemmüm
bölümlerinde işlenecektir.
İnsanın bedeninden çıkan ve çıktığı zaman abdest ya da gusül gerektiren herey necistir. idrar, dışkı, âdet, lohusalık ve özür kan, mezî, vedî, yaralardan akan kan, irin ve kusmuk necistir.

2-) Maddî TemizLik: Necis ve murdar şeyleri yıkayıp gidermek, (necasetten taharet denir.)
"Ey man edenler! Namaz klmaya kalktığınız zaman topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın, oldunuzsa boy abdesti alın. Hasta yahut yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da dokunmuşsanız (cinsel birleme yapmışsanız) ve bu su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. herhangi bir güçlük çkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettii) nimetini tamamlamak ister; umulur ki, şükredersiniz." (250)
İslâm'n temizlie verdii ehemmiyet ve dikkati hiç bir din ve medeniyet gösterememiştir.
Fakat tatbikatta müslümanlar islâm'ı tam ve kamilen yaşamadıkları için temizliğe dikkat ve riayet etmiyorlarsa suç islâm'ın değil, müslümanın bilgisizliğinden veya dikkatsizliğindendir.
Muhammed İkbâl bu konuda ne güzel söylemiştir:
“İslâm'ın kendisinde asla ayıp yoktur. Her ne ayıp varsa, hepsi müslümanlarımızın zayıflığından ileri gelmiştir."
İslâm, insanın içini ibâdet, zikir ve namaz v.s. ile temizlenirken, d-
(250) Kur'an- Kerim, Maidc: 6)
Cevapla

“İslamda Kadın” sayfasına dön