Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 27 Şub 2020, 01:15

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 8 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 19 Oca 2020, 18:45 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


ASL-ı İSLÂM DİNi=>Kur'ÂN,
fASL-ı İSLÂM DİNi>-AHMED!.
vASLın hASLı MEŞKi>Kur'ÂN,
AŞk Ak GÜVERCİNi=>AHMED!.

aleyhisselâm..Resim

KeLÂMuLLAH-ta ve->RESÛLuLLAH-ta
Kur'ÂN-ı Kerîm =>RAHMEt ve ŞİFÂdır.:


ALLAHu zü’L- CELÂL’imizin;
KUR'ÂN-ı KERÎM’i =>RESÛL’üne ve KULLarına RAHMEt ve ŞİFÂdır..
RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’i =>KÂİNÂtına RAHMEt ve ŞİFÂdır..


RAHMet=>R-H-M =>MuhaMMedî HAKİKAtın=>RUBUBîYyet RIZASInda
=>Kur'ÂN-ı Kerîm’i DUYup=>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem RAVZAsında =>UYmamız RÜŞDüne ERİŞimizdir!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


RAHM.: Acıma, koruma, esirgeme, şefkat etmek. Hısımlık, karabet, akrabalık.
RAHMEt.: Merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek. Mc: Yağmur
MERHAMEt.: (Rahm. den) Acımak, şefkat göstermek. Korumak, iyilik etmek. Biçârelere yardımda bulunmak. Esirgemek..


Kur'ÂN-ı Kerîm =>ALLAHu zü’L- CELÂL’imizinn KULLarına bir İRŞad Kitabıdır..

İrşad.: Doğru yolu göstermek. Akli ve Kalbi, ikna edici ve te'sirli/uygulatıcı eserler veya sözlerle gafletten uyandırıp Hidâyet Yolunu göstermek..

Cadde-yi Kübrâ-yı Kur'ÂNîyye YOLUnda SELÂMETLe devam ettirmekte;
ALLAHu zü’L- CELÂL’imize ve RESûLü’ne;
TESLiM OLmayı,
İMÂN ETmeyi,
TÂBİ OLmayı,
İTÂAt ETmeyi,
HeR ÂNda-Şu ÂNda-ŞE’ÂNuLLAHta,
=>Her Yerde, Her ZamÂN, Her HÂLde ve Her NEFeste
YAŞAyarak
ALLAHu zü’L- CELÂL’imizin MuhaMMedî ŞÂHİDi OLmaya kavuşurmaktır..

1-) KUR'ÂN-ı Kerîm’in ŞİFÂ YÖNü.: Hizbu’ş- ŞEYtÂN Ehl-i Dalalet SapıkLarı ve Fesad-Fitneciler tarafından insanlara empoze etmekte OLdukları Şek-Şüphe ve Tereddütleri ortadan kaldırıp insanları bu hastalıklarından kurtulmasında tek TUTunacağı ŞİFÂ ELİ OLan RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellemin ŞEFAAt ŞİFÂsı ELİni ELde etmektir..

2-) KUR'ÂN-ı Kerîm’in RAHMET YÖNü.: İnsÂNLara HİZBULLAH İLiM-EDEB-İRFÂN-ERKÂN AHLÂKını, HULUki’L- AZîM RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem UYGULama MuhaMMedî TÂLim ve TERBİYesinde; İLİM-İRADe-İDRAk-İŞTİRAkLa MuhaMMEDî NAHNU-BİZ BİR-İZ-Liği DENİZi İÇinde RAHMET DASMLası OLUŞumuz ŞEHÂDEt ŞERFimizdir..

Çok geniş bir KONU Olmasına ve pek çok eser yazılmış olmasına rağmen; YAŞamamızın sonUÇ’unda Ebdî SeLâHımız ve FELÂHımız OLduğu için GönüL VERdik DİLe getirdik..


ResimMuhaMMedî MuhaBBetLerimLe...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Oca 2020, 17:02 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim
KELÂMuLLAH <-> RESÛLuLLAH

RAHMEttir=>ŞİFÂdır KUR’ÂN,
=>SUBHÂNî SEFÂ dır KUR’ÂN,
NEFSLErin=>RABB’in DÖNüşü,
VUSLÂttır..=>VEFÂ dır KUR’ÂN!.


ZEVK 9543

ECEL =>KOĞAR.. =>EMEL=>KAÇAR.. DOĞum=>ÖLüme ULAŞır,
ŞERRden->HAYRa KAPı AÇAR.. HeR BAŞ=>MeZÂR TAŞIn TAŞIr!.
SELÂH<->FELÂH KUŞu=>KUR’ÂN=>RAHMEt<->ŞİFÂ KANATLarı,
KALB’in “HAYy!.” VURUŞu=>KUR’ÂN===>DOLAŞır=>KÂiNATLarı!.


20.01.20 20:20
brsbrsm...tktktrstkkmdKur’ÂNnn..


KUR’ÂNa HİZMettir HASBî
RASÜLüne HİZMet HABİBî
HABîBULLAH KALB KÂSEsi
KUR’ÂN’dır TEVHiD TABİBî!.


Resim

>SEBİLİLLAHı ÇIKma SAKın,
KUL İHVÂNim HİZMet EYyLe!.
LİVECHİLLAH TÂCI’n->TAKın,
HALKI’nı=>EL HAKk’a hEYyLe!.


Resim

=>KELÂMULLAH TEMELİnde,
=>RESÛLULLAH’ın=>ELİnde,
BİZ BİR-İZ NAHNU SIRRInda,
=>TEVHİDULLAH TEMELİnde!.


Resim

=>EHL-i BEYt EDEBin===>İZLe,
=>HAKk ERENLer SIRRIn=>GİZLe!.
=>AYIRmadan!.===>GAYIRmadan!.
GÜBRE de<->GÜL de>BİZ BİR-İZ-Le!.


celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


Resim
ResimResim

1-) KUR’ÂN-ı KeRîM'in ŞİFÂ-ŞEFÂAt YÖNü.:

Hizbu’ş- ŞEYtÂN Ehl-i Dalalet SapıkLarı ve Fesad-Fitneciler tarafından insanlara empoze etmekte OLdukları Şek-Şüphe ve Tereddütleri ortadan kaldırıp insanları bu hastalıklarından kurtulmasında tek TUTunacağı ŞİFÂ ELİ OLan RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellemin ŞEFAAt ŞİFÂsı ELİni ELde etmektir..

ŞİFÂ.: Maddî ve Manevî Hastalıktan iyi olma, iyileşme. Hastalıktan kurtulma..İnsÂNın Şahdamarından da ÖZde ŞEHÂDetuLLAHa Kavuşumudur..
ŞİFÂ-BAHş.: f. Şifâ veren, iyilik veren, iyileştiren. Kur’ÂN-ı Kerîm ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem..
ŞİFÂYÂB.: f. Şifâ bulma, iyileşme..
ŞEFÂAt.: Şefaat etmek. Af için vesile olmak. Fık: Âhiret günü bir kısım günahkâr mü'minlerin affedilmeleri ve itaatli mü'minlerin de yüksek mertebelere ermeleri için Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve diğer büyük zâtların ALLAH TEÂLÂ'dan niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır..
ŞEFÂAt-ı UZMâ.: MakaM-ı MahMud.: En yüksek şefaat makamı. Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kavuşacağı, ALLAH celle celâlihu tarafından vaad edilen makam..
NeBîYyü’L- ÜMMî ReSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’e Makam-ı Mahmud verilmesi, umum ÜMMete şefaat-ı kübrâsına işârettir. MakaM-ı MahMud, CÜMMLe ÜMMetinin İki ÂLEMde de Ebedî Saadetiyle alâkadardır. Onun için ReSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’in hadsiz salâvat ve rahmet duâlarını bütün ÜMMetten istemesi SıRR-ı HiKMettir..

Resim
ResimResim
KUR’ÂN-ı KeRîMde BİLdiriLen ŞİFÂ ÂYETLeri.:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاء لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev'ızatun min RABBikum ve ŞİFÂun limâ fî’s- sudûri ve HUDen ve RAHMEtun li’l- mu'minîn (mu'minîne).: Ey insanlar! Size, RABBinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) ŞİFÂ ve mü'minlere HİDÂYEt ve RAHMEt gelmiştir.” (Yûnus 10/57)

ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاً يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاء لِلنَّاسِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Resim---“Summe kulî min kulli’s- semerâti feslukî subule RABBiki zululâ (zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi ŞİFÂun li’n- nâs (nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn (yetefekkerûne).: Sonra meyvelerin (çiçeklerin) hepsinden yeyin! RABBinin emre âmade kılınmış yollarında sülûk edin (uçun, dolaşın). Onun karnından muhtelif (çeşitli) renklerde içecek (bal) çıkar. Onda insanlar için ŞİFÂ vardır. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için elbette bir âyet (delil) vardır.” (Nahl 16/69)

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا
Resim---“Ve nunezzilu minel Kur’ÂNi mâ huve şifâun ve rahmetun li’l- mu’minîne ve lâ yezîdu’z- zâlimîne illâ hasârâ (hasâran).: Kur’ÂN'dan indirdiğimiz şeyler, mü'minler için ŞİFÂdır ve RAHMEttir. Ve zalimlerin sadece hüsranını (kaybettiği dereceleri) arttırır.” (İsrâ 17/82)

وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ آيَاتُهُ أَأَعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاء وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُوْلَئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ
Resim---“Ve lev cealnâhu Kur’ÂNen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh (âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy (arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû HUDen ve ŞİFÂun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ (amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd (baîdin).: Ve eğer O'nu (Kitab'ı), yabancı dil bir Kur’ÂN kılsaydık, mutlaka: “O'nun âyetleri açıklanmalı değil miydi?” derlerdi. Araba yabancı dil mi? De ki: “O, iman edenler için HİDÂYEt ve ŞİFÂdır. Ve mü'min olmayanların kulaklarında vakra vardır. O (Kur’ÂN), onlara karşı körlüktür (şifâ ve hidâyet değildir). İşte onlara uzak bir yerden seslenilir.” (Fussilet 41/44)

Resim
ResimResim
KUR’ÂN-ı KeRîMde BİLdiriLen ŞEFÂAt ÂYETLeri.:

اللّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Resim---"ALLAHu lâ İLÂHe illâ huve’l- HAYyu’l- KAYyum (kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm (nevmun), lehu mâ fî’s- semâvâti ve mâ fi’l- ard (ardı), menzellezî YEŞFEU indehû illâ bi iznih (iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhu’s- semâvâti ve’l- ard (arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huve’l- ALİYyu’l- AZÎM.: ALLAH... O'ndan başka İLÂH yoktur. DİRİdir, KÂİMdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında ŞEFAATte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek YÜCEdir, pek büyüktür.” (Bakara 2/255)

مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ اللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ مُّقِيتًا
Resim---“Men yeşfa’ şefâaten haseneten yekun lehû nasîbun minhâ, ve men yeşfa’ ŞEFÂATen seyyieten yekun lehu kiflun minhâ. Ve kânALLÂHu alâ kulli şey’in mukîtâ (mukîten).: Kim güzel bir ŞEFAATle (iyilik yapılmasına) yardım ederse, ondan (o iyilikten) onun bir nasibi olur. Ve kim kötü bir şefaatle (günah işlenmesine) yardım ederse onun da ondan (o şerrden) bir payı olur. Ve ALLAH, herşeye mukayyed olandır (gözetendir).” (Nisâ 4/85)

هَلْ يَنظُرُونَ إِلاَّ تَأْوِيلَهُ يَوْمَ يَأْتِي تَأْوِيلُهُ يَقُولُ الَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبْلُ قَدْ جَاءتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَاء فَيَشْفَعُواْ لَنَا أَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ قَدْ خَسِرُواْ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَفْتَرُونَ
Resim---“Hel yanzurûne illâ te'vîleh (te'vîlehu), yevme ye'tî te'vîluhu yekûlullezîne nesûhu min kablu kad câet RUSULu RABBinâ bi’l- hakk (hakkı), fe hel lenâ min ŞUFEÂe fe YEŞFEû lenâ ev nureddu fe na'mele gayrellezî kunnâ na'mel (na'melu), kad hasirû enfusehum ve dalle anhum mâ kânû yefterûn (yefterûne).: Onlar sadece onun tevîline (yorumuna) mı bakıyorlar. Onun tevîlinin geldiği gün, daha önce onu unutmuş olanlar.: “RABBimizin resûlleri hak ile gelmiştir. Artık bize ŞEFAAT edecek ŞEFAATçiler var mı ki; bize ŞEFAAT etsinler. Veya (dünyaya) döndürülmüş olsaydık, yapmış olduklarımızdan başkasını yapardık.” derler. Nefslerini hüsrana uğrattılar. Ve uydurdukları şeyler kendilerinden ayrıldılar.” (A'râf 7/53)

قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ
Resim---“Kâtilûhum yuazzibhumULLÂHu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve YEŞFi sudûre kavmin mu'minîn (mu'minîne).: Onlarla savaşın. ALLAH sizin ellerinizle onları azablandırır ve onları alçaltır. Ve onlara karşı size yardım eder (zafere ulaştırır). Ve mü'minler kavminin göğüslerine ŞİFÂ verir (iyileştirir, ferahlatır).” (Tevbe 9/14)

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَى وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِ مُشْفِقُونَ
Resim---“Ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ YEŞFeûne illâ li menirtedâ ve hum min haşyetihî muşfikûn (muşfikûne).: Onların önünde ve arkasında olan şeyleri (muhafız melekleri) bilir. Ve onlar, (ALLAH'ın) rızasına ermiş olanlardan başkasına ŞEFAAT etmezler. Ve onlar, O'nun (ALLAH'ın) haşyetinden korkanlardır.” (Enbiyâ 21/28)

وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
Resim---“Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn (yeşfîni).: Ve hastalandığım zaman bana ŞİFâ veren, O'dur.” (Şuarâ 26/80)



Resim Es SeLÂMmm.:

Kur'ÂN==>RABB'ini DUYUŞtur,
Kur'ÂN=>RASÛLü'ne UYUŞtur,
=>GÜVERCİNLer YÜREĞİ-nde,
OKUNUŞtur!. =>OKUYUŞtur!.


ResimMuhaMMedî MuhaBBetLerimLe...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Oca 2020, 19:48 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim
Bismillâhi’r- Rahmâni’r- Rahîm..

ALLAHu zü’L- CELÂL’in =>SÜNNEtu’LLAH ÜZeRe hER ÂN=>ŞEÂNuLLAHta Mahlukâtını YENidEN YARAtmaktadır.:

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---”Yes’ eluhu men fi's-semâvâti ve'l-ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, HER AN YARATMA hâlindedir.” (Rahmân 55/29)

ALLAHu zü’L- CELÂL, hER ÂN YENidEN YARAtıpdurmakta OLduğu ve HaLifesi KILdığı ÂDEMoğLunaşahdamarından daha AKREB-AKRABadır/YAKINdır.:

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---”Ve lekad halakne'l-insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli'l-verîdi :Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.”(Kaf 50/16)

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Resim---”Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî KARÎB (karîbun) ucîbu da’vete’d- dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn (yerşudûne).: Kullarım BENİ sana soracak olursa, muhakkak ki BEN (onlara) pek yakınım. BANA duâ ettiği zaman duâ edenin duâsına cevab veririm. Öyleyse, onlar da BENİM çağrıma cevab versinler ve BANA iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.”(Bakara 2/186)

KÜLLî ŞEyyi Yaratan ve ŞEyy Olmaktan münezzeh ALLAHu zü’L- CELÂL’imiz =>KÜLLî ŞEyyLe-HERKESLe NAHNU=>BİZ BİR-İZ’dir>BİLEdir.:

هُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ السَّمَاء وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Resim---“Huvellezî halaka’s- semâvâti ve’l- ardafisitteti eyyâmin summestevâ ale’l- arş (arşi), a’lemu mâ yelicu fî’l- ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mine’s- semâi ve mâ ya’rucu fîhâ, ve huve meakum eyne mâ kuntum, vALLAHu bi mâ ta’melûne basîr (basîrun).: Gökleri ve yeri 6 günde yaratan O'dur. Sonra arşın üzerine istiva etti. Arza gireni ve ondan çıkanı ve semadan ineni ve orada uruç edeni (yükseleni) bilir. Ve siz nerede iseniz O, sizinle beraberdir. Ve ALLAH, sizin yaptıklarınızı en iyi görendir.” (Hadîd 57/4)

Zâhir-Bâtın Her ŞEYYve HÂLi hER ÂN YENidEN YARAtmakta ALLAHu zü’L- CELÂL’imiz KULu İLe KALBi ARAsına GİRer.:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Resim---”Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennALLAHe yehûlu beyne’l- mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn (tuhşerûne).: Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, ALLAH'a ve RESÛLÜ'ne icâbet edin. Ve bilin ki muhakkak ALLAH, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız..” (Enfâl 8/24)

ALLAHu zü’L- CELÂL’in iki NÎMEt-i UZMÂsı olan=>Kur'ÂN-ı Kerîmimizi DUYup=>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemimize UYmak Kadrini ve Kıymetini BİLip =>Gereken Edeb-İLim-İrfÂN-ErkÂNı=>BİLip-BULup-OLup-YAŞAyaBİLmek=>DUÂLarımza İcâbet Eden RABBımız TeÂLÂ’ya Hamd OLsun!.

فَتَعَالَى اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْآنِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَى إِلَيْكَ وَحْيُهُ وَقُل رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا
Resim---“Fe teâlALLAHul MELİKu’l- HAK(hakku), ve lâ ta’cel bi’l- kur’âni min kabli en yukdâ ileyke vahyuhu ve kul RABBi ZİDNÎ ILMÂ (ılmen).: İşte HAKk ve MELİK olan ALLAH, Yüce'dir. Ve Kur'ân'ın tamamlanması hususunda O'nun vahyi, sana kada edilmeden (tamamlanmadan) önce acele etme. Ve “RABBİM, BENİM İLMİMİ ARTIR.” de.” (TâHâ 24/114)

Elbette ALLAH celle celâlihu’ya KULLuk İmtihÂNı DÜNYÂmızda MuhaMMedî Gayret GÖStereceğiz ve SOnUÇta SELÂMete ULAŞacağız elbette İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
Resim---”Ve en leyse li’l- insâni illâ mâ seâ.: Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur.”(Necm 53/39)

وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى
Resim---”Ve enne sa’yehu sevfe yurâ.: Ve onun yaptığı çalışma (amel), yakında görülecektir.”(Necm 53/40)

ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاء الْأَوْفَى
Resim---”Summe yuczâhu’l- cezâe’l- evfâ.: Sonra onun karşılığı eksiksiz olarak ödenecektir."(Necm 53/41)

Resim---RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem de Hadis-i Şeriflerinde, KULLuk İmtihÂNında Sırat-ı Mustakîm YOLumuzu DUYurmuş ve Buyurup UYgulamıştır.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
“Hiç kimse ALLAH celle celâlihu’nun kendisine takdir ettiğini elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse ALLAH celle celâlihu’nun emirlerine karşı gelmekten sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Helâl olanı alın, haramdan kaçının.” buyurmuştur.

(İbn Mâce, Ticâret, 2.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hiç kimse kendi el emeğinin karşılığından daha hayırlısını yememiştir.” buyurmuştur.
(Buhâri, Büyû, 15)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sizden birinizin urganını alıp dağa giderek bir bağ odun getirip satması ve böylece ALLAH celle celâlihu’nun onun itibarını koruması, bir şey verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden dilenmesinden daha hayırlıdır.” buyurmuştur.
(Buhâri, Zekât, 50.)

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Resim---”Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb (karîbun) ucîbu da’vete’d- dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn (yerşudûne).:Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana duâ ettiği zaman duâ edenin duâsına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.”(Bakara 2/186)

وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِن كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ
Resim---”Vebtegı fîmâ âtâkellâhud dâre’l- âhırate ve lâ tense nasîbeke mine’d- dunyâ ve ahsin kemâ ahsenALLAHu ileyke ve lâ tebgıl fesâde fî’l- ard (ardı), innALLAHe lâ yuhıbbu’l- mufsidîn (mufsidîne).:ALLAH’ın sana verdiği şeylerin içinde bulunan âhiret yurdunu iste. Ve dünyâdan nasibini (de) unutma. ALLAHû TeÂLÂ’nın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsan et (karşılıksız ver). Ve yeryüzünde fesat isteme (çıkartma). Muhakkak ki ALLAH, müfsidleri (fesat çıkaranları) sevmez.”(Kasas 28/77)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Şub 2020, 13:33 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
ALLAHu zü’L- CELÂL SUBHÂNehu ve TeÂLÂ, RAHMÂN ve RAHÎM'dir. O, MERHAMET edicilerin en MERHAMETLisidir. O'nun rAHMEti, her şeyi kuşatmıştır.
Nitekim ALLAH TeÂLÂ bu konuda şöyle buyurmuştur.:


وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ قَالَ عَذَابِي أُصِيبُ بِهِ مَنْ أَشَاء وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ
Resim---Vektub lenâ fî hâzihid dunyâ haseneten ve fî’l- âhırati innâ hudnâ ileyke, kâle azâbî usîbu bihî men eşâu ve rahmetî vesiat kulle şey’in, fe se ektubuhâ lillezîne yettekûne ve yu’tûne’z- zekâte vellezîne hum bi âyâtinâ yu’minûn (yu’minûne).: Bize bu dünyâda da, âhirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: “Azâbımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu korkup sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım.” (A’râf 7/156)

RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem de Hadis-i Şeriflerinde, bu konuda şöyle buyurmuştur.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:“Hiç şüphesiz ALLAH TeÂLÂ'nın yüz RAHMETi vardır. Bunlardan sadece bir RAHMETi cinler, insanlar, hayvanlar ve zehirli hayvanlar arasına (yeryüzüne) indirmiştir.İşte bütün mahlukat bu bir RAHMET vesilesiyle birbirlerine şefkât gösterirler. Bu RAHMET vesilesiylebirbirlerine merhamet ederler. Bu RAHMET vesilesiyle yabanî hayvanlar yavrularına şefkât gösterirler. ALLAH TeÂLÂ doksan dOKUz RAHMETi ise, onunla mü'min kullarına merhamet etmek için kıyâmet gününe saklamıştır.” buyurmuştur.
(Müslim, hadis no:6908.)

Resim---Ömer b. Hattab radiyallahu anhu'tan rivâyet olunduğuna göre.:
“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'e esirler getirildi. Aralarında çocuğunu arayan bir de kadın vardı. Esirler arasında bulduğu bir çocuğu bulunca onu hemen kapıp bağrına bastı ve onu doyasıya emzirmeye başladı.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bize.: “Ne dersiniz, bu kadın, bu çocuğunu ateşe atar mı?” buyurdu.
Biz.: “Hayır, ALLAH'a yemîn olsun ki, bu kadın ateşe çocuğunu atmamaya gücü yetiyor bir halde iken, onu ateşe atmaz!.” dedik.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH'a yemin olsun ki, ALLAH TeÂLÂ'nın mü'min kullarına olan MERHAMETi, bu kadının çocuğuna olan MERHAMETinden daha büyüktür.”
buyurdu.

(Buhârî; hadis no: 5653. Müslim; hadis no: 6912.)

ALLAH TeÂLÂ'nın kullarına olan RAHMETinden birisi de, Rasûller/peygamberler göndermesi, kitaplar indirmesi ve sıkıntı, zorluk ve darlıktan uzak, dosdoğru bir yol üzere olan bir hayata sahip olmaları için onlara şeriatler göndermesidir..
Nitekim
ALLAH TeÂLÂ bu konuda şöyle buyurmuştur.:


وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ
Resim---”Ve mâ erselnâke illâ RAHMETen li'l-âlemîn (âlemîne).: Biz seni âlemler için yalnızca bir RAHMET olarak gönderdik.” (Enbiyâ 21/107)

ALLAH TeÂLÂ'nın RAHMETi, kıyâmet günü mü'min kullarını cennete girdiren RAHMETidir. Hiç kimse ameli sayesinde asla cennete giremeyecektir.
Nitekim
RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem.:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hiç kimseyi (sâlih) ameli cennete girdiremez!.” uyurunca,
(Sahâbe).: “Seni de mi girdiremez Yâ Resûlullah?” diye sordular.
Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hayır, beni bile...Ancak ALLAH TeÂLÂ'nın kendi katından bir İHSANı ve RAHMETi ile beni bürümesi bundan müstesnâdır. Elinizden geldiği kadarıyla doğru ve istikâmet üzere amel etmeye çalışın. Sizden biriniz ölümü temenni etmesin. Zirâ kişi iyi biri ise, yaşadıkça iyiliğinin artması; günahkâr biri ise, tevbe edip günahlarından arınması umulur.”
buyurmuştur.

(Buhârî; hadis no: 5349. Müslim; hadis no: 7042.)

MuhaMMedî Mü'min’in, ALLAH TeÂLÂ'nın RAHMETini ÜMİT etmek ve O'nun azâbından KORKmak (ümit ve recâ) arasında olması gerekir..
Nitekim
ALLAH TeÂLÂ bu konuda şöyle buyurmuştur.:


نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Resim---“Nebbî’ ibâdî ennî ene’l- GAFÛRu’r- RAHÎM (rahîmu).: Kullarıma haber ver. Muhakkak ki; Ben GAFÛR'um (mağfiret edenim) ve RAHÎM'im (RAHMET edenim, RAHMET Nûru gönderenim).” (Hicr 15/49)

وَ أَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الأَلِيمَ
Resim---“Ve enne azâbî huve’l- azâbu’l- elîm (elîmu).: Ve muhakkak ki; BENİM azâbım; o, elîm (çok acı) bir azâbdır.”
(Hicr 15/50)

Şefkat.: Başkasının kederiyle alâkalanmak, acıyarak sevmek. Yardıma, sevgiye muhtaç olanlara karşılıksız olarak merhamet ve sevgiyle yardıma koşmak. Karşılıksız, sâfi, karşılıksız sevgi beslemek gibi mânâlara gelir.

Merhamet.: “Rahm” kökünden “acımak, şefkat göstermek, korumak, iyilik etmek” anlamında masdar, “acıma duygusu, bu duygunun etkisiyle yapılan iyilik, lutuf” anlamında isim olarak kullanılır..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Şub 2020, 18:03 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Cenâb-ı HAKk’ın rahmeti kendisine “farz kıldığı” ve yaratmakta OLduğu Kainâtta Merhameti ilke edindiği Kur'ÂN-ı Kerîminde BUYRuLmuştur.:

وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ قَالَ عَذَابِي أُصِيبُ بِهِ مَنْ أَشَاء وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ
Resim---"Vektub lenâ fî hâzihid dunyâ haseneten ve fî’l- âhırati innâ hudnâ ileyke, kâle azâbî usîbu bihî men eşâu ve RAHMETÎ VESİAT KULLE ŞEY’in, fe se ektubuhâ lillezîne yettekûne ve yu’tûne’z- zekâte vellezîne hum bi âyâtinâ yu’minûn (yu’minûne).: Bize bu dünyâda da, âhirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz SANA yöneldik. Dedi ki: “Azâbımı dilediğime isâbet ettiririm, RAHMETİM İSE HER ŞEYİ KUŞATMIŞTIR; onu korkup sakınanlara, zekâtı verenlere ve bizim âyetlerimize iman edenlere yazacağım.” (A’râf 7/156)

الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Resim---"Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi RABBihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, RABBenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke vekıhim azâbel cahîm(cahîmi).: Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: “RABBimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azâbından koru.” (Mü’min 40/7)

قُل لِّمَن مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُل لِلّهِ كَتَبَ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لاَ رَيْبَ فِيهِ الَّذِينَ خَسِرُواْ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ
Resim---“Kul li men mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), kul lillâh(lillâhi), ketebe alâ nefsihir rahmeh(rahmete), le yecmeannekum ilâ yevmil kıyâmeti lâ reybe fîh(fîhi), ellezîne hasirû enfusehum fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne).: De ki : “Semalarda ve yeryüzünde olan şeyler kimin?” “Hepsi Allah'ındır!” de. Allahû Tealâ, kendi üzerine rahmeti yazdı. Hakkında şüphe olmayan kıyâmet gününde, sizleri mutlaka toplayacak. O kimseler ki; nefslerini hüsrana düşürdüler, onlar mü'min değildirler.” (En‘âm 6/12)

وَإِذَا جَاءكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَن عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِن بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“Ve izâ câekellezîne yu’minûne bi âyâtinâ fe kul selâmun aleykum ketebe RABBukum alâ nefsihir rahmete ennehu men amile minkum sûen bi cehâletin summe tâbe min ba’dihî ve asleha fe ennehu gafûrun rahîm(rahîmun).: Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: “Selam olsun size. RABBiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehâlet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (En‘âm 6/54)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH celle celâlihu.: “Benim rahmetim gazâbımı aşmıştır” buyurdu.” buyurdu.
(Buhârî, “Bedʾü’l-halḳ”, 1, “Tevhîd”, 55; Müslim, “Tevbe”, 14-16)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH RAHMETi yüz parça yarattı. Bu RAHMETten doksan dOKUzunu yanında tuttu. Yeryüzüne (bu RAHMETin) sadece bir parçasını indirdi. İşte bu bir parça sebebiyledir ki yaratıklar birbirine acımaktadırlar. (Öyle ki) at, süt emen yavrusuna engel olmaması için ayağını bu RAHMET sayesinde kaldırır.”buyurmuştur.
(Buharî, “Edeb”, 78)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Allah, merhametli olanlara RAHMETle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size RAHMET etsinler…” buyurmuştur..
(Ebû Dâvûd, Edeb 58; Tirmizî, Birr 16)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ağlamak Rahmet-i RahmÂNdan, bağırmak, çağırmak ise şeytanın azdırmasındandır!.” buyurmuştur..
(el-Müttekî, Kenzü'l-ummal, XV, hadis no: 42415)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allahtan korkun!.” buyurmuştur..
(Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 44)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, yüzüne damga vurulmuş bir merkebin yanından geçti. Hayvanın bu haline çok acıdı ve üzüntüsünü şu sözlerle dile getirdi.: “Bu hayvanı yüzünden dağlayana Allah lânet etsin.” buyurmuştur..
(Müslim, Libâs 107. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 52)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Haksız yere bir serçeyi öldürenden Cenab-ı Hak kıyamet gününde hesap soracaktır.” buyurmuştur..
(Nesâi, “Dahâyâ”, 43)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Vedâ Hutbesiʼnde şöyle buyurmuştur:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sözlerine devâmla.:
“Bilesiniz! Şurası muhakkak ki mallarınız, kanlarınız birbirinize karşı haramdır, tıpkı şu ayınızın şu belde ve şu gündeki haramlığı gibi. Bilesiniz! (Kıyamet günü) Havz’ın başına hepinizden önce ben geleceğim. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim. Sakın benim yüzümü kara çıkarmayın. Haberiniz olsun! Ben pek çok kimseyi (şefaatimle) ateşten kurtaracağım. Bazı kimseler de benden kurtarılacak (zebaniler onları götüreceklerdir). Ben: “Ey RABBim! (Zebanilerin benden kaçırdıkları) benim sahabeciklerimdi (niye cehenneme götürülüyorlar?)” diyeceğim. Allah Teala hazretleri şöyle buyuracak: “Senden sonra onların neler ihdas ettiklerini sen bilmiyorsun!..
…Ey mü’minler! Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, ALLAH’ın kitâbı Kur’ân ve O’nun Peygamberinin Sünnetiʼdir…”
buyurmuştur..

(Müslim, Hac, 147; Ebû Dâvûd, Menâsik, 56)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in RAHMETenli’l- Âlemîn MERHAMEt ve ŞEFKAtı;
gariplerin, miskinlerin, kimsesizlerin, her canlının ve her şeyin MuhaMMedî Mü’minlerin üzerinde bir EMÂNET ve CeNâB-ı HAKk’a YAKINLığımız için;
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
“Bütün mahlûkâtı kaplayan, ŞEFKAT” buyurmuştur..

(Hâkim, IV, 185/7310)

رِجَالٌ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاء الزَّكَاةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْأَبْصَارُ
Resim---“Ricâlun lâ tulhîhim ticâratun ve lâ bey’un an zikrİLLÂHi ve ikâmi’s- salâti ve îtâi’z- zekâti yehâfûne yevmen tetekallebu fîhi’l- kulûbu vel ebsâr (ebsâru).: Ticaretin ve alışverişin, onları ALLAH'ın zikrinden, namazı ikâme etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlar ki (onlar), kalblerin ve gözlerin (dehşetten) döneceği günden korkarlar.” (Nûr 24/37)

وَقُل رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ
Resim---“Ve kul RABBigfir veRHAM ve ente hayru’r- RÂHIMîn (râhımîne).: Ve de ki: “RABBim, bağışla ve MERHAMET et, sen MERHAMET edenlerin en hayırlısısın.” (Mü’minûn 23/118)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “HAKk TeÂLÂ’nın RAHMETi yüz hissedir; bunun doksan dOKUz hissesini kendisine alıkoymuş, yalnız bir hissesini yeryüzüne indirmiştir. Bu sâyededir ki, insanlar birbirlerine MERHAMET etmekte, acımaktadırlar. Bunun için atlar yavrularını korumak için bacaklarının arasına alırlar.”buyurmuştur..
(Buhârî, Îman, 16)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “MERHAMEt edenlere, RAHMÂN MERHAMET edecektir. Siz yeryüzündekilere MERHAMET ediniz ki, göktekiler de size MERHAMET etsin.” buyurmuştur..
(Tirmizî, Birr, 16)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem =>SEVinçte Kederde MuhaMMedî Mü’MiNLeri; Her YERde, Her ZamÂN, Her HÂLde ve Her NEFeste =>BİZ BİR-İZ-Likte TEK-BİR VüCÛD Oluşumuzu;

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Mü’minler birbirini SEVmekte, birbirlerine ACImakta, birbirlerini KORUmakta BİR VüCÛD gibidir. VüCÛDun herhangi bir uzvu rahatsız olursa, diğer uzuvları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır!.” buyurmuştur..
(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Şub 2020, 20:29 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim

ALLAHu zü’L- CELÂL =>Biz KULLarına MERHAMETİnden Bedenen ve Ruhen sıhhat ve selâmet İÇİnde TAKVÂ Sahibi-Kavi-Sağlam OLmamızı emretmiş ve RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem de DUYup-UYmamızı Buyurmuştur.:

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا
Resim---“Ve nunezzilu minel Kur’ÂNi mâ huve şifâun ve rahmetun li’l- mu’minîne ve lâ yezîdu’z- zâlimîne illâ hasârâ (hasâran).: Kur’ÂN'dan indirdiğimiz şeyler, mü'minler için ŞİFÂdır ve RAHMEttir. Ve zalimlerin sadece hüsranını (kaybettiği dereceleri) arttırır.” (İsrâ 17/82)

وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
Resim---“Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).: Ve hastalandığım zaman bana şifâ veren, O'dur.” (Şu’arâ 26/80)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH'a göre kuvvetli mü’min, zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha sevimlıdır”buyurmuştur.
(Müslim, Kader, 34)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İki ni’met vardır ki insanların bir çoğu onların kıymetini gerektiği gibi bilemediğinden aldanmışlardır. Bunlar, sıhhat ve boş vakittir” buyurmuştur.
(Buharî, Rikak, 1; Tirmizî, Zühd; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 258)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH'ım! bedenime, gözlerime ve kulaklarıma sıhhat ver!.”buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Edeb, 101)

İçinde bulunduğumuz Siyonist kökenli.: “Herkes kafasına göre hürdür istediğini yaşar!.” çılgınlığı nice Müslüman Çocuklarının İNTİHÂR çığlıkları olarak yüzlercesi her gün göklerde çınlamaktadır.

Halbuki
ALLAHu zü’L- CELÂL, Kur'ÂN-ı Kerîmde intiharı, merhametini inkar kabul edip yasaklamıştır.:

İnsanın sağlığına dikkat etmemesi de bir nevi kendisini ölüme terk etmesidir. Bu ise dinimizde kesin olarak yasaklanmıştır.
Yüce RABBimiz TeÂLÂ:


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ وَلاَ تَقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا
Resim---”Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ te’kulû emvâlekum beynekum bil bâtılı, illâ en tekûne ticâraten an terâdın minkum, ve lâ taktulû enfusekum. İnnallâhe kâne bikum rahîmâ(rahîmen).: Ey îmân edenler! Birbirinizin mallarını batılla (haksızlıkla) yemeyin, ancak sizin rızanızla yaptığınız ticaret hariç. Ve kendinizi (ve birbirinizi) öldürmeyin (İNTİHÂR etmeyin). Muhakkak ki ALLAH, size karşı Rahîm'dir.” (Nisâ 4/29)

Dinimizde ölümü temenni etmek de yasaklanmıştır.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz.: “Sizden biri ölümü dilemesin!.” buyurmuştur.
(Buharî, Merdâ, 19)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İnsanların en hayırlısı ömrü uzun ameli güzel olanıdır!.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Zühd, 21)

İlk planda sağlığın korunmasını, sağlıklı olmak için bütün tedbirlerin alınmasını emreden Islâm dini, hastalanıldığı zaman tedavî olmayı da emretmiştir.:

Resim---Üsame b. Şerîk'den nakledildiğine göre bedevîler Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'e gelip.: “Yâ Resûlullah! Tedâvi olalım mı?” diye sorduklarında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Tedâvi olunuz. Çünkü ALLAH yaratmış olduğu her derdin devâsını da yaratmıştır. Ancak bir dert hariç. O da ihtiyarlıktır.”buyurmuştur.
(Ebû Davûd, Tıb, 1)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her derdin bir devâsı, her hastalığın bir ilacı vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu zaman AZîZ ve CeLîL olan ALLAH'ın izniyle iyileşir.” buyurmuştur.
(Müslim, Selâm, 69)

Bu hadis-i şeriflerinde insanı, tedavî olmaya teşvik ettiği gibi, henüz tedâvisi bilinmeyen hastalıkların da mutlaka tedâvilerinin olduğunu, tabîblerin bu konuda usanmadan, bıkmadan araştırma yapmaları gerektiğine de işâret etmektedir.

Bazı kimselerin.:
“ALLAH'ın mübtela kıldığı her belâ ve musibete razı olmadıkça velâyet mertebesi tamam olmaz. Binaenaleyh velî için tedâvi câiz olmaz!.” sözü doğru değildir.”
(Tecrid-i Sarih Terc. XII, 75)

Bir kısım hadis-i şeriflerde mü’mine isabet eden hastalığın, onun manevî dereceşinin yüklenmesine ve günahlarının affına sebep olacağı bildirilmiştir.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir müslümana hastalık isabet ederse, hazan vakti ağaç yapraklarının döküldüğü gibi ALLAH onun hata ve günahlarını döker” buyurmuştur.
(Buharî, Merda, 13)

Ancak Peygamber Efendimiz aleyhisselâm;

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Haram ile tedâvî olmayınız!.” buyurmuştur.
(Ebû Davûd, Tıb, 11)

Resim---Tarık b. Süveyd, ilaç için şarab yapmanın hükmünü sorunca Peygamber Efendimiz, Şüphe yok ki o devâ değil, bir derttir” buyurmuştur.
(Müslim, Eşribe, 12)

Şu kadarı var ki bazı fâkihlere göre başka bir ilaç bulunmadığı zaman, Müslüman ve mütehassıs bir tabîbin göstereceği lüzum üzerine câiz olabilir. Ameliyat olacak hastaların bayıltılmasında zaruret olduğundan uyuşturucu madde kullanılmasında mahzur yoktur..

Resim---Ebû Saîd el-Hudrî radiyallahu anhu'dan rivâyete göre bir kişi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'e gelerek.: “Yâ Resûlullah! Kardeşimin karnı ağrıyor, (ishal oldu)” dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bal şerbeti içir” buyurdu. Sonra adam Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'e ikinci defa geldi (hastalığının geçmedığını söyledi). Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bal şerbeti içir” buyurdu. Daha sonra adam üçüncü defa geldi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bal şerbeti içir” buyurdu. Adam tekrar gelip “İçirdim (fakat geçmedi)” deyince, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH SÖZÜ’nde doğrudur, fakat kardeşinin karnı yalancıdır!.” buyurdu. Dördüncü defa içirince iyileşti” buyurdu.
(Buharî, Tıb, 4)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH sözünde doğrudur” ifâdesinde;

وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
Resim---“Ve evhâ RABBuke ilen nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mine’ş- şeceri ve mimmâ ya’rişûn (ya’rişûne).: Ve senin RABB’in, BAL ARISI’na, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.” (Nahl 16/68)

ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاً يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاء لِلنَّاسِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Resim---“Summe kulî min kulli’s- semerâti feslukî subule RABBiki zululâ (zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun li’n- nâs (nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn (yetefekkerûne).: Sonra meyvelerin (çiçeklerin) hepsinden yeyin! RABBinin emre âmade kılınmış yollarında sülûk edin (uçun, dolaşın). Onun karnından muhtelif (çeşitli) renklerde içecek (bal) çıkar. Onda insanlar için şifâ vardır. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için elbette bir âyet (delil) vardır.” (Nahl 16/69)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Şub 2020, 13:03 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim

Resim---Âîşe radiyallahu anha Vâlidemizden şöyle rivayet edilmiştir.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hastalandığında kendi üzerine Muavvizât (İhlâs, Felak, Nâs) sûrelerini OKUrdu. Hastalığı şiddetlendiği zaman ona ben OKUr ve elinin bereketini ümit ederek kendi eliyle kendisini mesh ederdim.”buyurmuştur..
(Müslim, Selâm, 51)

Resim---Âîşe radiyallahu anha Vâlidemizden rivâyet edildiğine göre bir kimse hastalandığı zaman Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem onu sağ eliyle mesh ederek şöyle derdi.: “Ey insanların RABBi! Şu hastalığı gider, şifâ ver. Ancak SEN şifâ vericisin. SENin şifândan başka hiçbir şifâ yoktur. Bu hastaya öyle bir şifâ ver ki, onun üzerinde hiç bir hastalık izi kalmasın!.” buyurmuştur.
(Müslim, Selâm, 46)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İlaçların en iyisi Kur’ÂN-ı Kerimdir.” buyurmuştur.
(İbni Mâce)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kur’ÂN-ı Kerim’den şifâ beklemeyen, şifâya kavuşamaz!.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Fâtiha her derde devâdır.” buyurmuştur.
(Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Fâtiha Sûresi ALLAH TeÂLÂ’nın gadabını önler.” buyurmuştur.
(İmamzâde Muhammed b. Ebû Bekir’in, Şir’â)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ÖLüLerinize Yâsîn OKUyun!.” buyurmuştur.
(İ. Ahmed)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Asıl devâ Kur’ÂNdır.” buyurmuştur.
(İbni Nasr)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Şub 2020, 14:40 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim
***RESÛLî DUÂ..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
FÂTİHA iLe ÂYEt-eL KÜRSîyi OKUyana, o gün nazar değmez." buyurmuştur.

(Deylemî.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “LÂ İLâhe İLLâ ente sübhÂNeke, İnnî küntü mine'z- zâLimin’i OKUyan, dert ve belâdan kurtulur.” buyurmuştur.
(Hâkim.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Yûnus’un balığın karnındaki duası لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa, ALLAH TeÂLÂ mutlaka onun duasını kabul buyurur.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Deavât 81; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 170.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Duâ mü’minin silahı, dinin de direğidir.” buyurmuştur.
(İbni Ebi’d- Dünyâ.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Dert belâ gelince, Yunus peygamberin duâsını OKUyun! Allah, o belâdan kurtarır. Duâ şudur.: “Lâ İLâhe İLLâ ente SubhÂNeke, innî küntü mine'z- zâlimîn.” buyurmuştur.
(Hâkim.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Lâ HavLe ve Lâ Kuvvete İLLâ BİLLAH.: Gözüken Azamet Kuvveti ve Gözükmeyen potansiyel HavL Kudreti ALLAH celle celâlihu’dan başkasında yoktur.” OKUmak, 99 derde devâdır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.” buyurmuştur.
(Hâkim.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH TeÂLÂ, istigfara devâm edeni, her sıkıntıdan, her dertten kurtarır, ummadığı yerden rızıklandırır.” buyurmuştur.
(Nesaî.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sabah-akşam İhlâs ve Muavvizeteyni (iki kul eûzüyü) üçer defa OKU!. Bunlar, bütün belâları, âfetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.” buyurmuştur.
(Tirmizî.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Evinde, Fâtiha ve Âyet-el kürsî OKUyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.” buyurmuştur.
(Deylemî.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sabah-akşam, üç defa “Bismillahillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fi’l- erdi velâ fi’s- semâi ve hüve’s- SEMİü’l- ÂLiM..: İsmi sâyesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği ALLAH’ın adıyla. O her şeyi işitir ve bilir.” derse, ona hiçbir şey zarar vermez.” buyurmuştur.
(İbni Mâce; Ebû Dâvûd, Edeb, 101/5088; Tirmizî, Deavât, 13.)

Resim

Resim---Ebu Davûd'un süneninde rivâyet olunduğuna göre; Ebu'd-Derdâ Hazretleri demiştir ki.: Hasbiyallahü lâ ilâhe İLLâ ALLAHu, aleyhi tevekkeltü ve hüve RABBü’l- Arşi’l- Azîm" Her kim sabah ve akşam yedi kere bu âyeti okursa, Allah Teâlâ o kulun önemsediği şeylere kifâyet eder." [/color] buyurmuştur.
(Ebu Davûd; bk. Suyuti, ed-Dürrü'l-mensur, 4/334; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini, ilgili âyetlerin tefsiri)

فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Resim---“Fe in tevellev fe kul hasbiyallâh(hasbiyallâhu), lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm(azîmi).: Bundan sonra eğer onlar dönerlerse, o zaman onlara şöyle de: “Bana, Allah yeter (kâfidir), O'ndan başka ilâh yoktur. Ben, Allah'a tevekkül ettim (güvendim). Ve O, azîm arşın Rabbidir.” (Tevbe, 9/129)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH TeÂLÂ, her gün sabah-akşam yedi defa, “Hasbiyallahü lâ ilâhe İLLâ ALLAHu, aleyhi tevekkeltü ve hüve RABBü’l- Arşi’l- Azîm..” diyenin dünyâ ve âhiret işlerine kâfidir.” buyurmuştur.
(Beyhekî.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezân, sol kulağına da ikâmet OKUnursa, "Ümmü sibyân" hastalığından korunmuş olur.” buyurmuştur.
(Beyhekî.)

Ümmü sibyân.: Çocuklara bir çeşit cinlerin musallat olma hastalığıdır.. Cinlerden korunma âyet ve hadisleriyle Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin DUÂLarı vardır.
Bizce, şekli ne olursa olsun çocuk rahatsızlığında, önce mutlaka bir çocuk uzmanı doktora göstermek gerekir. İcâb ederse, daha sonra bir psikiyatriste götürmek lâzımdır. Çünkü, diğer metotlarda çok suistimaller olur, teşhislerin büyük çoğunluğu -tecrübeler göstermiş ki- yanlıştır. Örneğin çocuğun kusması, ağzından salyanın akması bu hastalığın belirtisi olarak kabul edilmektedir..
(bk. Er-Rahmetu fi’t-Tbbi ve’l-Hikme, s.249).

Resim

Resim---İbni Abbas radiyallahu anhu rivâyet ediyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ”İlaç kullanmak da kaderdendir. ALLAH'ın izniyle bâzen fayda verir.” buyurdu.
(Câmiu’s- Sağir - 4287.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Ey ALLAH'ın kulları tedâvi olunuz. Yüce ALLAH ihtiyarlığın dışındaki her hastalığın şifâsını da yaratmış." buyurmuştur.
(Buhârî, Tıb, 1; et-Tirmizî, Tıb, 2.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İlaçların en iyisi Kur’ÂN-ı Kerimdir.” buyurmuştur.
(İbni Mâce.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kur’ÂN-ı Kerimden şifâ beklemeyen, şifâya kavuşamaz.” buyurmuştur.
(Deylemî.)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hafızasında Kur’ÂN-ı Kerimden bir şey bulunmayan, harâb bir eve benzer.” buyurmuştur.
(Tirmizî.)

Resim

Resim---Ebu'd Derda radıyallahu anhu anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH TeÂLÂ Hazretleri hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç varetmiştir. Öyleyse tedâvi olun. Ancak haram olan şeyle tedâvi olmayın.” buyurdu.
(Ebu Dâvud, Tıbb 11, (3874).)

Resim

Resim---Ebu Hüreyre radıyallahu anhu anlatıyor.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şâfi-i Kerim ALLAH TeÂLÂ Hazretleri, her ne hastalık indirmişse onun devâsını da indirmiştir.” (Ebu Dâvud ve Tirmizî'de şu ziyâde var.: “Tek bir hastalığın ilacı yoktur.” dedi. Kendisine: “O hangi hastalıktır?” diye soruldu da: “İhtiyarlık!” cevabını verdi.” buyurdu.
(Buhârî, Tıbb 1, Ebu Dâvud, Tıbb 1, (3855); Tirmizî, Tıbb 2, (2039); İbnu Mâce, Tıbb 1, (3436.)


ResimMuhaMMedi MuhabbetlerimLe...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 8 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye