RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..



Resim


MuHABBEte=>MiNNEt SENsin,
CÂNLar CEM’i>CeNNEt SENsin,
EL MUHEYMÎN===>HABÎBisin,
“USVETun HASENEt”=>SENsin!.


ZEVK 9432

KULLuğun MîM MÜKERREMi=>TESLİMİYyet SÜRR SEFÂsı
SIRATuLLAH=>İSTİKÂMEt=>VASL-ı VUSLÂt SIRR VEFÂsı
HAKk’ın YAŞAyAN KUR'ÂNı
>HULKi’L-AZÎM BUYURANı
EBED<=>EZELde=>ELENmiş-SEÇİLMİŞLer=>MUSTAFAsı!.


10.10.19 01:10
brsbrsmmm.. tktktrstkkmdhyrÂNnn..


EL HAYy’ın =>TECELLî YERi,
SENi BİLENLer =>DİRİ-ndir!.
ELESt-in=>şU ÂN MAHŞERi,
KUL İHVÂNİn>KITMİR-indir!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

MiNNEt.: İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. Birisine iyilik etmek..
HABÎB.: (Hubb. dan) Sevilen. Sevgili. Seven. Dost..
MÜKERREM.: Hürmet ve tâzim edilen. İkram olunmuş. Muhterem. Kerim olan...
VUSLÂt.: Visal. Sevdiğine kavuşma, ulaşma, bitişme. Bitiştiren..
MUSTAFA.: (Safvet. den) Güzide. Istıfâ edilmiş. Has ve seçilmiş. Elenmiş ve en üstte kalmış. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in mübârek bir ismi..
TECELLî.: Görünme. Bilinme. Kader. ALLAH celle celâlihu'nun lütfuna uğrama. İlâhi Kudretin meydana çıkması, görünmesi. HAKkTeÂLÂ Nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi..
MuHeyMîN.: Mü'min. Hazır. Sâdık. Hâfız. Hıfz edici. Koruyucu. koruyup gözeten ALLAH celle celâlihu..

El MüHeYMiNu celle celâlihu.:
Resim


Resim

وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً
Resim---“Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fî’l- berri ve’l- bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ.: Andolsun, biz Âdemoğlunu yücelttik-mükerrem kıldık; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.” (İsrâ 17/70)

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
Resim---“Lekad kâne lekum fî resûlillahi usvetun hasenetun limen kâne yercûllahe vel yevmel âhıre ve zekerallahe kesîrâ (kesîren).: Şanım hakkı için, Andolsun, Gerçekten ALLAH'ın Resûlünde sizin için, ALLAH'ı ve ahiret gününü arzulayanlar ve ALLAH'ı çok zikredenler için (tâbi olup-tâkib edecekleri) pek güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb 33/21)

VAHyuLLAH’ın VüCÛD BULduğu =>MevCÛD,
HAYy Kur'ÂN-ı Kerîm =>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem..
ALLAHu zü’L- CELÂL’in KULLarı için =>TESLİMİYyet EDEBi ve İSTİKÂMEt İLMİ Sahibi =>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..


RAHMetenLi’L- ÂLEMîNsin,
ASL-ı fASL-ı RÛ-yi ZEMîNsin,
ŞEHÂDEt ŞEREFi==>SENsin,
SEN MuhaMMedü’L- EMîNsin!.


ZEVK 9451


ALLAH’ı ve RESÛLÜ’nü =>DUYmak ve=>UYmak=>EMRuLLAH!
İMKÂN-La=>İMTİHÂN=>KULLuk=>Şİmdi Şu ÂN ŞE’ÂNuLLAH!
MÜ’MiN KALBi==>DİRİ KUR'ÂN,
HAKk’a KUL=>HERBİRİ KUR'ÂN,
EL=>EL’e=>ELLer=>ALLAH’a.. SENi SEVmek=>SÜNNETuLLAH!.


27.10.19 13:57
brsbrsmmm.. tktktrstkkmdbirÂNnn..


URVETü’L- VÜSKâ=>HABîB-sin,
=>ŞEFÂat==>ŞİFÂ=>TABîB-sin,
NÛRuLLAH=>NÛR-u MUHAMMED,
SIRR-ı SUBHÂN-sın==>SAHîB-sin!.


KUL İHVÂNim=>KELÂMuLLAH,
İMÂM-ı HAKk==>RASÛLuLLAH,
==>EHL-i BEYt ELİ==>ALİŞAH,
=>ALLAH’ın KULu=>ABDuLLAH!.



Resim

EL=>EL’e=>ELLer=>ALLAH’a..:
TEKe TEKe-te YEDULLAH HAYy!.:

إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
Resim---İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâhe, yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ: “Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir. (Fetih 48/10)

YeDuLLaH =>ReSLûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem ELi =>EhL-i BEYt aleyhumusselâm ELi =>VeLîyyuLLAH ELin sıkıca ve sadakat iLe tut ki =>sen de ERENLer gönLüne sâhib OLmaya NâiL OLursun.
İşte o zamÂN sana da REHBER OLur Hidâyet GÜNEŞi ReSLûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellemin IŞIğı HAKk ERENLer kaddesallahu sırrahum..


Resim

SENi SEVmek=>SÜNNETuLLAH!.:

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm (rahîmun).: De ki: “Eğer siz ALLAH'ı seviyorsanız, o takdirde bana tâbi olunuz ki ALLAH da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve ALLAH "Gafur"dur, "Rahîm"dir.” (Âl-i İmrân 3/31)


MAKAM-ı MAHMUD.:

وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
Resim---“Ve mine’l- leyli fe tehecced bihî nâfileten lek (leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ (mahmûden).: Gecenin bir kısmında uyan ve sana özel nâfile (ilâve) olarak O'nunla (Kur'ân'la) teheccüd namazı kıl! RABBinin seni MAKAM-ı MAHMUD'a beas etmesi (ulaştırması) yakındır.” (İsrâ 17/79)


Resim

RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem DİLindEN MuHABBEt-i MuhaMMed aleyhisselâm.:

RAÛFun RAHÎM ve RaHMeTenLi’L-ÂLEMîn OLan ReSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’in NÜBÜVVEti EVRENseLdir.:

Resim---“Ve erselnâke illâ rahmeten li’l- âlemîn (âlemîne) : (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ 21/107)

لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
Resim---"Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz (azîzun), aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bi’l- mu’minîne RAÛFun RAHÎM (rahîmun).: Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. Sizin üzüldüğünüz şey, O'na ağır gelir (O'nu üzer). Size çok düşkün, mü’minlere şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe 9/128)

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Resim---"Ve mâ erselnâke illâ kâffeten li’n- nâsi beşîran ve nezîran ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn (ya’lemûne).: Ve Biz, seni (kâinattaki) insanların hepsi için müjdeleyici ve nezir (uyarıcı) olmandan başka bir şey için göndermedik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe’ 34/28)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ben altı şeyle diğer peygamberlerden üstün kılındım: Az sözle çok şey ifâde etme kabiliyeti bana verildi. Düşmanın kalbine korku salınarak zafere ulaşmam sağlandı. Savaştan alınan ganimetler bana helâl kılındı. Bütün yeryüzü benim için temiz bir mekân ve bir mescid kılındı. Ben bütün insanlara peygamber gönderildim. Peygamberler zinciri benimle son buldu!.” buyurdu.
(Ebu Hüreyre radiyallahu anhu’dan; Müslim, Mesâcid, 5)


ReSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem Makam-ı Mahmûd Sâhibi ve Sirac–ı Münirdir.:

وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
Resim---"Ve mine’l- leyli fe tehecced bihî nâfileten lek (leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ (mahmûden).: Gecenin bir kısmında uyan ve sana özel nafile (ilâve) olarak O’nunla (Kur’ÂN’la) teheccüd namazı kıl! RABBinin seni Makam-ı Mahmut’a beas etmesi (ulaştırması) yakındır.” (İsrâ 17/79)

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Resim---"Yâ eyyuhân nebiyyu innâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiran ve nezîrâ (nezîran).: Ey Nebî (Peygamber)! Muhakkak ki BİZ, seni şâhid, müjdeleyici ve nezir (uyarıcı) olarak gönderdik.” (Ahzâb 33/45)

وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا
Resim---"Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâ (munîran).: Ve O’nun (ALLAH’ın) izni ile ALLAH’a dâvet eden ve nurlandırıcı sirâc (kandil) olarak (gönderdik).” (Ahzâb 33/46)


ReSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem, AHMED aleyhisselâm olarak =>ALLAHu zü’L- CELÂL’i en çok tesbih ile hamd edişin simgesi Livâü’l- Hamd =>Hamd Sancağının Sahibidir.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben kıyamet günü Âdem Neslinin Efendisiyim. Livaü’l-Hamd Sancağı benim elimdedir. Fakat asla gururlanma olmaz. O Âdem ve ondan sonra gelen bütün peygamberler benim sancağım altındadır. Ve kabri ilk açılacak olan da benim. Fakat asla gururlanma yoktur!.” buyurmuştur.
(İ. Ahmed, Müsned, III/2)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

URVETü’L- VÜSKâ=>HABîB-sin!.:

MuhaMMedî MuHABBettir =>YERin GÖĞün Direği..:


Resim---Kays bin Ubâd radiyallahu anhu şöyle anlatır.: “Medine Mescid’inde oturuyordum. (Aralarında bulunduğum insanlar içinde Peygamber (aleyhisselâm) Efendimiz’in ashabından bâzıları da vardı.) O esnâda yüzünde huşû eseri görülen bir zât içeri girdi.
Cemaat: “Bu, Cennet ehlinden bir zâttır!.” dediler.
Bu zât, câiz olacak kadar kıraatte bulunarak hafifçe iki rekât namaz kıldı, sonra da çıkıp gitti.
Ben de onu tâkip ettim. Kendisine: “Sen Mescid’e girdiğin vakit insanlar: “Bu, Cennet ehlinden bir zâttır!” dediler.” dedim.
Bunun üzerine: “(Sübhânallâh!) Vallâhi hiç kimseye bilmediği bir şeyi söylemesi yakışmaz. Bunu niçin söylediklerini sana anlatayım: “Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz zamanında bir rüyâ gördüm ve onu Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e anlattım. Kendimi bir bahçede gördüm. (Abdullah radiyallahu anhu burada bahçenin genişliğini, yeşilliğini ve güzelliğini anlattı.) Bahçenin ortasında demirden bir direk vardı. Alt kısmı yerde, üst kısmı gökte idi. Tepesinde bir kulp vardı. Bana: “Direğe çık!.” denildi. Ben: “Yapamam!.” dedim. Hemen bir hizmetçi gelip elbisemin arkasından tutarak kaldırdı, ben de tırmandım, tâ direğin en üstüne çıktım ve kulpa yapıştım. Bana: “Sıkıca tut!.” denildi. Kulp elimdeyken uyandım.
Bu rüyâyı Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’e anlattım. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “O bahçe İslâm’dır. Bu direk de İslâm’ın direğidir. Kulp da Urve-i Vüskâ’dır (yâni sapasağlam îmân ve İslâm kulpudur). Sen ölünceye kadar İslâm üzere olacaksın!” buyurdu.” buyurdu. Bu adam da Abdullah bin Selâm’dır.”

(Buhârî, Menâkıbu’l- Ensâr, 19; Müslim, Fedâilü’s- Sahâbe, 148)

Resim---Diğer rivâyete göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:“Abdullah, Urve-i Vüskâ’ya sıkıca yapışmış vaziyetteyken ölecek!” buyurmuştur.
(Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 149)

Onun için MuhaMMedî MeLÂMet yolunda “YOL” çok önemlidir. Tektir. Urvet-i vuskadır.

وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُ إِلَى اللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى وَإِلَى اللَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ
Resim---"Ve men yuslim vechehu ilâllâhi ve huve muhsinun fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, ve ilâllâhi âkibetul umûr.: Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse, artık gerçekten o kopmayan bir kulpa yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a varır.” (Lokmân 31/22)


Resim

NÛRuLLAH=>NÛR-u MUHAMMED
SIRR-ı SUBHÂN-sın==>SAHîB-sin!.:


SeBBeHa ZİKRinde SiStem!.
->SıRR-ı SuBHÂNî SALtANat.:


hER NEFs ->hER NEFeste ->ÖLüp ->DOĞuYOR.:

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---“Yes’ eluhu men fi’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-yeniden YARATış) üzerindedir.” (RahmÂN 55/29)

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim---“Yusebbihu lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ardı'l-meliki'l-kuddûsi'l-azîzi'l-hakîm(hakîmi).: Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sâhibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan ALLAH'ı tesbih eder.” (Cuma 62/1)


ZeRRe – KüRRe “SeBBaha!” da.:

SeBBeHa: tesbih eder. Yüzer. Döner durur. AKL-ı SiLm BİLir ki, ATOM yaratıldığı günden beri durmadan dönmektedir ve kıyâmete kadar da dönecektir. Enerjiyi nerden almakta ve alacak sorusunun cevâbının “KÛN feye KÛN ->hER ÂN ŞE’ÂNULLAHta ->yENiden Yaratış” olduğunu materyalist fizik çok geç anlayacaktır sanırım!.

Yusebbihu: tesbih eder..
Sebbaha: yüzmek..
Yerdeki göklerdeki ZeRReler yâni ATOMlar;
NeşR-lerinden HaŞR-lerine kadar döndüler, dönmekteler ve dönecekler.
Bu SeBBaHa Yüzüş RAKSı hep sürecek her ÂN yeniden Yaratılacak ŞE'ÂNULLAH-ta..
Ve ne zamAN AKILLarımız "DEVR-ÂN"ı Anlarsa ve DEVRe İştirak ederse BİZ de, Yusebbuhu Zikr-i Dâmindeyiz inşae ALLAHu TeÂLÂ..


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hadis-i Kudsîsinde: ALLAH celle celâluhu:“Levlâke levlâke Lema halaktü’l-eflâk=Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben âlemi yaratmazdım!” buyurmuştur. (İmam Suyutî’nin El-Leâli’l-Masnûa; Aliyyü’l-Kârî’nin El-Esrâru’l-Merfûa ve Şerhü’ş-Şifâ; Şevkânî’nin El-Fevâidü’l-Mecmûa; Hâfız Aclunî’nin Keşfü’l-Hafâ 2/232); Muhammed Said Zalûl’ün Tahkîk; İmam-ı Nevevî’nin El-Ezkârı ve de; Mevlânâ Câmî, Ahmed-i Cezerî, Mevlânâ Hâlid, İmam-ı Rabbânî, Bedîüzzaman Said Nursî kaddesallahu sırrahu)

النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا
Resim---"En nebiyyu evlâ bi’l- mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ulû’l- erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi mine’l- mu’minîne ve’l- muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ (ma’rûfen), kâne zâlike fî’l- kitâbi mestûrâ (mestûran).: Nebî (Peygamber), mü’minler için kendi nefslerinden daha evlâdır (yakındır). Ve O’nun (Nebî’nin) zevceleri, onların ANNEleridir. Ve rahîm sahibleri (akrabalar), onlar birbirlerine, ALLAH’ın Kitab’ında, mü’minlere ve muhacirlere yakın olduklarından daha yakındır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. İşte bunlar, Kitab’ta satır satır yazılıdır.” (Ahzâb 33/6)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Nefsim kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, hiç biriniz, ben ona babasından ve çoluk-çocuğundan da daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz" buyurdu..
( Buharî, Sahih, İman, 2/8 (I;9); Müslim, İman, 16)

Resim---Ömer radiyallahu anhu.: "Yâ Resûlullah!. Ben sizi canımdan başka her şeyden daha çok severim!." dedi Peygamberimiz:
"Yâ Ömer, canımı kudret elinde tutan ALLAH'a yemin ederim ki, beni canından daha çok sevmedikçe olgun mü'min olamazsın’." buyurdu.
Peygamberimizi dikkatle dinleyen Ömer radiyallahu anhu.:
" Yâ Resûlullah!. Vallahi ben şimdi sizi canımdan da daha çok seviyoru!.." deyince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "İşte Yâ Ömer, şimdi mü'min oldun." buyurdu. (Aynî, Umdetü'l-Kârî,1/144)
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: "Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sordu.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.
"Allah ve Resûlünün sevgisini!." dedi.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “O halde sen, SEVdiğin iLe berabersin.” !."
buyurmuştur.
(Müslim, Sahih, Birr ve Sıla,45/50 (III; 2032))

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka) herkesden fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek.” buyurmuştur.
(Buharî, Sahih, İman,2/9 (I;9))

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: " Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur. Beni seven de cennette benimle beraber olur." buyurmuştur.
(Tirmizî, Sünen, İlim, 39/16 (V;46))

Resim---Aişe radiyallahu anha Vâlidemize, peygamberimizin ahlâkının nasıl olduğu sorulduğunda: "Onun ahlâkı Kur'ÂN'dı!." buyurmuştur.
(Müslim, Müsafirûn, 129)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben lânetçi olarak değil, âlemlere RAHMet OLarak gönderildim.” buyurdu..
(Müslim, Birr, 87)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ben bir rahmet ve hidâyet rehberiyim" buyurmuştur.
(Dârimî, Sünen, Mukaddime,3; Ebu Nuaym)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kıyamette insanların seyyidiyim, efendisiyim.” buyurmuştur.
(Buhârî, Müslim, Tirmizî)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim Kur'ÂN-ı Kerimimizde;

1-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE TESLİM OLUN!:
(Ahzâb 33/56) (Âl-i İmrân 3/20)


إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Resim---“İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen) : Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.” (Ahzâb 33/56)

2-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE İMAN EDİN!:
(A'raf 7/158) (Nur 24/47, 62) (Fetih 48/9, 13) (Hucurât 49/15) (Hadid 57/7, 19, 21) (Mücâdile 58/4) (Saff 61/11)


Resim

3-) ALLAH'A VE RESÛLÜNE TÂBİ OLUN- istecibü!:
(Âl-İ İmrân 3/172) (Enfâl 8/24)


Resim

4-) ALLAH'A VE RESÛLÜNE İTÂAT EDİN!:
Âl-İ İmrân 3/32, 132; Nisâ 4/13, 59, 69, 80; Mâide 5/92; Enfâl 8/1, 20, 46; Tevbe 9/71; Nûr 24/47, 52, 54; Ahzâb 33/31, 33, 66, 71; Muhammed 47/33; Feth 48/17; Hucûrat 49/14; Mücâdile 58/13; Tegâbûn 64/12
Âyetlerinde geçmektedir.


Resim

5-) ALLAH'IN RESÛLÜNE İTAAT EDİN!:
(NİSA 4/64) (NÛR 24/56)


اَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ الْبَخِيلُ مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ ثُمَّ لَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ‏‏

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.” !." buyurmuştur.
(İ. Ahmed b. Hambel, Müsned, I, 201)


Resim

Yâ RASÛLULLAH sallallahualeyhi vesellem.


18. SALÂVÂT-I ŞERÎFE :

Sultan Muhammedi’l-Gazzevî Hazretlerinin salâvâtı olup,
sabah 3 akşam 3 okunması gönül ehlince tavsiye edilmiştir.


Resim

TÜRKÇESİ:
ALLAHümme salli ve sellim alâ seyyidinâ ve Mevlânâ
Muhammedin mahtelefe'l- melevâni Resim Ve teâkabe'l- aserâni Resim
Ve kerrere'l- cedidâni Resim Vestekbele'l- ferkadân Resim
Ve belliğ ruhahu ve ervâha ehli beytihi minna ettehiyyete vesselâm..


MÂNÂSI:

ALLAHım! Ey Rabbim! Sabahtan öceki şafaklar ayrılıp gitikçe,
akşamdan önceki gurublar onları takib ettikçe,
gündüz ve gece tekrarlanıp mevcûd oldukça,
yıldızlar
(kutup yıldızı ve diğerleri) istikbâlde durup (yüzünü) döndükçe
Seyidimiz Efendimiz Muhammed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât ve selâm ediver!.
Bizim tahiyyemizi
(hakta ve hayırda diriliş duamızı) ve selâmımızı (sılaya ulaşım arzumuzu)
O'nun ruhuna ve Ehl-i Beyt'inin ruhuna ulaştırıver!.


Resim

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet
İZZet-i İhsÂNınLa SONsuz LûTFunLa,
BİZi RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem'in,
LİVÂü'L- HAMD SANCAğı ALtında CEM’ et!. İnşae ALLAH!..


MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..



MuHABBEte=>MiNNEt SENsin,
CÂNLar CEM’i>CeNNEt SENsin,
EL MUHEYMÎN===>HABÎBisin,
“USVETun HASENEt”=>SENsin!.


ZEVK 9432

KULLuğun MîM MÜKERREMi=>TESLİMİYyet SÜRR SEFÂsı
SIRATuLLAH=>İSTİKÂMEt=>VASL-ı VUSLÂt SIRR VEFÂsı
HAKk’ın YAŞAyAN KUR'ÂNı
>HULKi’L-AZÎM BUYURANı
EBED<=>EZELde=>ELENmiş-SEÇİLMİŞLer=>MUSTAFAsı!.


10.10.19 01:10
brsbrsmmm.. tktktrstkkmdhyrÂNnn..


EL HAYy’ın =>TECELLî YERi,
SENi BİLENLer =>DİRİ-ndir!.
ELESt-in=>şU ÂN MAHŞERi,
KUL İHVÂNİn>KITMİR-indir!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..



Resim

MiNNEt.: İyiliğe karşı duyulan şükür hissi. Birisine iyilik etmek..
HABÎB.: (Hubb. dan) Sevilen. Sevgili. Seven. Dost..
MÜKERREM.: Hürmet ve tâzim edilen. İkram olunmuş. Muhterem. Kerim olan...
VUSLÂt.: Visal. Sevdiğine kavuşma, ulaşma, bitişme. Bitiştiren..
MUSTAFA.: (Safvet. den) Güzide. Istıfâ edilmiş. Has ve seçilmiş. Elenmiş ve en üstte kalmış. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in mübârek bir ismi..
TECELLî.: Görünme. Bilinme. Kader. ALLAH celle celâlihu'nun lütfuna uğrama. İlâhi Kudretin meydana çıkması, görünmesi. HAKkTeÂLÂ Nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi..
MuHeyMîN.: Mü'min. Hazır. Sâdık. Hâfız. Hıfz edici. Koruyucu. koruyup gözeten ALLAH celle celâlihu..

El MüHeYMiNu celle celâlihu.:
Resim



Resim

وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً
Resim---“Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fî’l- berri ve’l- bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ.: Andolsun, biz Âdemoğlunu yücelttik-mükerrem kıldık; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.” (İsrâ 17/70)

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
Resim---“Lekad kâne lekum fî resûlillahi usvetun hasenetun limen kâne yercûllahe vel yevmel âhıre ve zekerallahe kesîrâ (kesîren).: Şanım hakkı için, Andolsun, Gerçekten ALLAH'ın Resûlünde sizin için, ALLAH'ı ve ahiret gününü arzulayanlar ve ALLAH'ı çok zikredenler için (tâbi olup-tâkib edecekleri) pek güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb 33/21)

VAHyuLLAH’ın VüCÛD BULduğu =>MevCÛD,
HAYy Kur'ÂN-ı Kerîm =>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem..
ALLAHu zü’L- CELÂL’in KULLarı için =>TESLİMİYyet EDEBi ve İSTİKÂMEt İLMİ Sahibi =>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem..

Sıkıntılarımızın, problemlerimizin en güzel çözümü, çâresi, kurtuluşunuzun şifâlı reçetesi, İlâhî Hükümleri icrâya, ülkeyi imâra, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya me’mur ALLAHu zü’L- CELÂL’in tek yetkili RASÛLÜnde, onun yiğitliklerle, fedakârlıklarla, sabırla mücâdelelerle dolu örnek hayatı..
ALLAHu zü’L- CELÂL’in rızasını, âhiret hayatındaki mutluluğu umanlar, ALLAHu zü’L- CELÂL’i çok zikredenler, devamlı ALLAHu zü’L- CELÂL’in dininin tebliği ile uğraşanlar Hatem ÖRNEK MuhaMMedü’l−EMîN RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem..


وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Resim---“Ve inneke le alâ hulukın azîm (azîmin).: Ve muhakkak ki sen, mutlaka azîm/çok büyük bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH’ım! Beni ahlâkın en güzeline yönelt, kötü ahlâktan uzaklaştır!.” buyurmuştur.
(Müslim, Sahih, 1/535 (Hadis No: 771).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “En hayırlınız, ahlâkı güzel olanınız ve âile fertlerine en çok faydalı olanınızdır” buyurmuştur.
(Buharî, 4/166; Müslim, 4/1810 (Hadis No: 2321) Tecrid Terc 9/318 (Hadis No: 1456).

Resim---Aişe radiyallahu anha Annemiz.: “O, yaşayan bir Kur’ÂN idi.” buyurdu.
(İbn Hanbel, Müsned).

Resim---Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ahlâk ve yaşayışı sorulduğu zaman Aişe radiyallahu anha Annemiz.: “Siz Kur’ÂN okumuyor musunuz?. O’nun ahlâkı Kur-ÂN’dan ibâret idi.” buyurdu.
(Müslim, 1/514 (Hadis No: 746).


Resim RABBımız TeÂLÂ’ya UBuDiYyette, TEVAZû’ ve ZÜHDün TEHHiD TİMSÂLi RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem..:

Resim---Hazret-i Âişe radıyallahu anhâ Vâlidemiz, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kalbî rikkatine ve tefekkür ufkuna dâir bir misâli şöyle nakleder:
“Bir gece Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Ey Âişe! İzin verirsen, geceyi RABBime ibâdet ederek geçireyim.» dedi.
Ben de: “VALLAHi Sen’inle berâber olmayı çok severim, ancak Sen’i sevindiren şeyi daha çok severim.” dedim.
Sonra kalktı, güzelce abdest aldı ve namaza durdu. Ağlıyordu… O kadar ağladı ki; mübârek sakalları, elbisesi, hattâ secde ettiği yer sırılsıklam oldu.
O, bu hâldeyken Bilâl -radıyallahu anh- ezân okumaya geldi ve Rasûlullah’ı perişan bir hâlde buldu. Âlemlerin Efendisi’nin ağladığını görünce, O’nu bu kadar mahzun ve mağmûm eden hâdisenin ne olduğunu merak ederek: “Yâ Rasûlallah! ALLAH TeÂLÂ sizin geçmiş ve gelecek bütün günahlarınızı bağışladığı hâlde niçin ağlıyorsunuz?” diye sordu.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? VALLAHi bu gece bana öyle âyetler indirildi ki, onu okuyup da üzerinde tefekkür etmeyenlere yazıklar olsun!” dedi ve şu âyetleri okudu:


إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ
Resim---"İnne fî halkı’s- semâvâti ve’l- ardı vahtilâfi’l- leyli ve’n- nehâri le âyâtin li ulî’l- elbâb (ulîl’ -elbâbı).: Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde, ulûl elbâb/ temiz akl-ı selîm sahibleri için elbette âyetler (kesin deliller) vardır.” (Âl-i İmrân 3/190)

الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Resim---"Ellezîne yezkurûnallahe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkı’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ (bâtılan), subhâneke fekınâ azâbe’n- nâr (nârı).: Onlar (ulûl elbab, lüblerin, ALLAH'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) ALLAH'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey RABBimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen SUBHÂN'sın, artık bizi ateşin azabından koru!.” (Âl-i İmrân 3/191)
(İbn-i Hibbân, II, 386; Âlûsî, Rûhu’l- Meânî, IV, 157).




Resim

Eşhedü en Lâ İLÂHe İLLÂ ALLAH..
Ve Eşhedü enne MuhaMMeden ABDuhu ve RESÛLuhu..




Resim ALLAHu zü’L- CELÂL’in KULu ve RESÛLü, TEVAZÛ’ TİMSÂLi MuhaMMed aleyhisselâm..:

Resim---Ömer radiyallahu anhu anlatıyor.: “Bir gün Resûlullah’ın odasına girdim. Örtüsüne sarılmış halde bir hasırın üzerinde uzanmış yatıyordu. Altında hasırdan başka bir şey yoktu. Yanına oturdum. Kalktı. Bir de ne göreyim, vücudu hasırın izleriyle doluydu. Merak içinde odayı incelemeye başladım. Bir köşede bir kap içinde yemek için saklanan bir avuç arpa, bir başka köşede de kiraz yaprağı ve bir de duvara asılmış tam tabaklanmamış bir deri vardı. Odada başka bir şey görülmüyordu; ne bir yiyecek ne de bir giyecek vardı. Duygulandım, dayanamadım, gözlerim yaşardı. Ve ağlamaya başladım. Yüzüme baktı.: “Ömer, neden ağlıyorsun?” dedi. Düşüncemi saklamadan söyleme ihtiyacı hissettim.: “Yâ Resûlullah! Neden ağlamayayım? Baksana, hasır her tarafına iz yapmış. Üzerinde elbise, altında örtü olarak şu gördüğüm kumaştan başkası yok. Odada ise yiyecek olarak sadece şu gördüklerim var. Kayser ve Kisra zenginlikler içinde yaşarlarken, sen ALLAH’ın Resûlü ve sevgilisi olmana rağmen senin evin işte bu!.” dedim. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Üzülme Ömer! Onlar kral, ben ise peygamberim; kölenin yediği gibi yerim, kölenin oturduğu gibi otururum; çünkü ben kuldan başka bir şey değilim!.” buyurdu.
(Buharî, Müslim, İbn Hanbel).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, mescide girince kendisi için ayağa kalkan ashâbına.: “Âcemlerin birbirlerini ta’zim adına yaptıkları gibi benim için ayağa kalkmayın!.” buyurdu.
(Ahmed b. Hanbel, V, 253; Ebu Davûd Edeb, 152; İbn Mâce, Duâ, 2).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir kavmin efendisi, onlara hizmet edendir” buyurdu.
(Buharî; Deylemî, Müsned, II, 324).

Resim---Enes b. Mâlik radıyallahu anhu.: “Ben Resûlullah’ın ellerinden daha yumuşak ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokundum. Resûlullah’ın kokusundan daha hoş bir râyiha koklamadım. Resûlullah’a tam on yıl hizmet ettim. Bana bir defa bile “öf!.” demedi. Yaptığım bir şeyden dolayı.: “Niye böyle yaptın?”, demediği gibi, yapmadığım bir şey sebebiyle.: “Şöyle yapsan olmaz mıydı?” da demedi.” buyurdu.
(Buhârî, Savm 53, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil 82).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hıristiyanların Meryem oğlu İsâ’yı övmede haddi aştıkları gibi beni övmede siz de haddi aşmayın. Bilin ki ben sadece bir KULum. Benim hakkımda ALLAH’ın KULu ve ELÇİsidir deyin!.” buyurmuştur.
(Buhârî, Enbiyâ 48).




Resim HABİBULLAH RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem..:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAHu TeÂLÂ.: “İbrahîm’i Halîl yaptığım gibi, seni de kendime Habîb yaptım!.” buyurdu.” buyurdu.
(Kudsî Hadis, Müslim).

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Resim---“Yâ eyyuhen nebiyyu innâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).: Ey Nebî (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, seni şâhid, müjdeleyici ve nezir (uyarıcı) olarak gönderdik.” (Ahzâb 33/45)

وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا
Resim---“Ve dâîyen ilallahi bi iznihî ve sirâcen munîrâ(munîren).: Ve O'nun (ALLAH'ın) izni ile ALLAH'a dâvet eden ve nurlandırıcı sirac (kandil) olarak (gönderdik).” (Ahzâb 33/46)

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Resim---“İnnallahe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen).: Şüphesiz, ALLAH ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle ona selâm verin!.” (Ahzâb 33/56)



EBED<=>EZELde =>ELENmiş
=>SEÇİLMİŞLer=>MUSTAFAsı!.:



Resim



Yâ MUSTAFAsallallahualeyhi vesellem!.


Resim URVEtü’L- VUSKÂ HASENsin.:

لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Resim---“Lâ ikrâhe fî’d- dîni kad tebeyyener ruşdu mine’l- gayy (gayyi), fe men yekfur bi’t- tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bi’l- urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm (alîmun): Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.” (Bakara 2/256)

وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُ إِلَى اللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى وَإِلَى اللَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِResim---
"Ve men yuslim vechehu ilâllâhi ve huve muhsinun fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, ve ilâllâhi âkibetu’l- umûr
: Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse, artık gerçekten o kopmayan bir kulpa yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a varır.” (Lokmân 31/22)


Resim>HULUku’L- AZîM AHSENsin.:

وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Resim---"Ve inneke le alâ hulukın azîm(azîmin).: Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4)



ResimHALKa NEBîYyü’L- ÜMMüsün.:

اَلَّذ۪ينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْاُمِّيَّ الَّذ۪ي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْج۪يلِۘ يَأْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهٰيهُمْ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَٓائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ اِصْرَهُمْ وَالْاَغْلَالَ الَّت۪ي كَانَتْ عَلَيْهِمْۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِه۪ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ مَعَهُٓۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ۟
Resim---“Elleżîne yettebi’ûne-rrasûle-nnebiyye-l-ummiyye-lleżî yecidûnehu mektûben ‘indehum fî-ttevrâti vel-incîli ye/muruhum bilma’rûfi veyenhâhum ‘ani-lmunkeri veyuhillu lehumu-ttayyibâti veyuharrimu ‘aleyhimu-lḣabâ-iśe veyeda’u ‘anhum israhum vel-aġlâle-lletî kânet ‘aleyhim(c) felleżîne âmenû bihi ve’azzerûhu venasarûhu vettebe’û-nnûra-lleżî unzile me’ahu(ﻻ) ulâ-ike humu-lmuflihûn(e).: Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.” (Nûr 24/35)

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ جَم۪يعًاۨ الَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْي۪ وَيُم۪يتُۖ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الْاُمِّيِّ الَّذ۪ي يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَكَلِمَاتِه۪ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Resim---“Kul yâ eyyuhâ-nnâsu innî rasûlu(A)llâhi ileykum cemî’an(i)-lleżî lehu mulku-ssemâvâti vel-ard(i)(s) lâ ilâhe illâ huve yuhyî veyumît(u)(s) feâminû bi(A)llâhi verasûlihi-nnebiyyi-l-ummiyyi-lleżî yu/minu bi(A)llâhi vekelimâtihi vettebi’ûhu le’allekum tehtedûn(e).:De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; ben, sizin hepinize (gönderilen) Allah’ın Resûl'üyüm. O ki; semaların ve arzın mülkü, O’nundur. O’ndan başka ilâh yoktur. O, hayat verir (yaşatır) ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmî, nebî, Resûl'üne îmân edin ki; O, Allah’a ve O’nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O’na tâbî olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz." (Bakara 2/158)



Resim

NÛRULLAH’ın NÛRu->SENsin
BİZ BİR-İZ NAHNU SIRRında.:


اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---“ALLÂHU NÛRU’s- SEMÂVÂTİ ve’l- ARD (ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh (mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh (zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr (nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun): ALLAH, GÖKLERİN ve YERİN NURUDUR. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.” (Nûr 24/35)

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim ---“Ve lekad halakne!l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min HABLİ’L- VERÎDi :Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.” (Kaf 50/16)



Resim
=>HANNÂN ALLAH =>RAHMeti
=>MENNÂN ALLAH>MUSTAFAsı!.:


Resim

MuSTaFa sallallahu aleyhi ve sellem.:

Mustafa: (Safvet. den) Güzide. Istıfâ edilmiş. Selekte olmuş. Has ve seçilmişseçkin. Beğenilmiş-güzîde, Aynı cinsten olan nesneler arasından nitelik yüksekliğince iyi ve seçkin olan. Elenmiş de en üstte kalmış olan-üstün.

MuhaMMed MUSTAFA sallallahu aleyhi ve sellem:
Temizlenmiş, saf haline getirilmiş olan. Habbe-İlk-Ana-olarak Habibulllahtır-sevgilidir-seçilmiştir. “Rahmetenlil-Âlemin Sıfatıyla küllî şeye Rahmet MAZHARI Mustafa aleyhi's-selâm.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Oluşuyla Muradullahtan bildirilen seçilmişliğini elbette bilemeyiz bildirilen kadar biliriz.
ALLAH celle celâluhunun kulu Abdullah aleyhi's-selâm olarak;
İman, Amel, Ahlak ve Hâllerinde Tek, Eşsiz ve Örnekliğiyle ilgili seçilmişliği hakkında Kelâmullahta pek çok âyet-i celile vardır.


Safâ:Biriyle halis dostluk yapmak.
Safvet:Halis, hayırlı, iyi olan
Asfiya:Temiz, halis, samimi, seçilmiş dost.
Saffâ:Tasfiye etmek. Süzmek. Temizlemek. Saflaştırmak.
İstifa:Bir şeyin güzidesini seçmek, tercih etmek.
İstisfâ-İstesfâ:Bir şeyin güzidesini seçip almak.


Kur'ân-ı Kerimde geçen seçilmişlik örnekleri:

وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ
Resim---"Ve innehum ındenâ le minel MUSTAFEynel ahyâr(ahyâri) : Çünkü onlar, gerçekten nezdimizde süzülüp SEÇİLMİŞ en hayırlı kimselerdendir.” (Sâd 38/47)

إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى آدَمَ وَنُوحًا وَآلَ إِبْرَاهِيمَ وَآلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ
Resim---"İnnallâhESTAFÂ âdeme ve nûhan ve âle ibrâhîme ve âle imrâne alel âlemîn(âlemîne) : Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. (Âl-i İmrân 3/33)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin MUSTAFA sallallahu aleyhi ve sellem İsm-i Şerifi daha çok Türkler arasında yaygın-çokça kullanılmıştır…

MuhaMMed MUSTAFA sallallahu aleyhi ve sellem, aklı olan insanlar için MuhaMMedî Mihenktir, TEVHİD Eleğidir. Bir İnsan Nefsinin sonuçta HizbuşŞEYtÂN ya da Hizbullahlığı tercih ve amelinde örnek SEÇeceği Rasûlullah MuhaMMed MUSTAFA sallallahu aleyhi ve sellemi DUYuş ve UYuş vardır Emrullah ve Sünnetullahta..
Gerçekten Sadakat, Samimiyyet gösterip de Kendisine MuhaMMedî Şuurla BAĞlananları Tertemiz Musaffa eder de Muradına erdirir hamd olsun..


Resim


SaLât u SeLâm OLsun Yâ RASÛLULLAH sallallahualeyhi vesellem...

Resim

TÜRKÇESİ:

"ALLAHumme bârik alâ seyyidinâ ve mevlânâ MuhaMMedin Resim abdike ve nebiyyike ve Rasûlike ve'n Nebîyyi’l-ÜMMîyyi Resim ve alâ âli seyyidinâ MuhaMMedin ve ezvâcihi Ümmihâti’l-Mu’minîne ve Zürriyetihi ve EhL-i Beytihi ve Sahbihi Resim Kemâ bârekte alâ seyyidinâ İbrâhîm’e ve alâ seyyidinâ İbrâhîm’e fi’l-âlemîn Resim İnneke Hamîdun Mecîd."

MÂNÂSI:
ALLAH’ım!.
Kulun, Nebîn, Rasûlun ve Nebiyyi’l-ÜMMî’n olan Efendimiz ve Sâhibimiz MuhaMMed sallallâhu aleyhi ve sellem’e ve Efendimiz ve Sâhibimiz Muhammed salallâhu aleyhi ve sellem’in âilesine ve mü’minlerin anneleri eşlerine ve zürriyetine ve ehl-i beytine ve sahâbelerine;
Efendimiz İbrâhim aleyhi’s-selâm’a ve Efendimiz İbrâhim aleyhi’s-selâm’ın âilesine âlemler içinde bereket ihsân eylediğin gibi bereket ihsân eyle!.
Şüphesiz ki Sen Hamîdsin-Mecîdsin!.

(bereketli kıl: meymenetli, uğurlu, hayırlı, faydalı, saadetli, mutlu, kutlu, birr ehli, iyilikçi kıl!..)


YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihuu!.

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


YÂ RASÛLULLAH!.

sallallahualeyhi vesellem..




Resim


“A”dan->”Ze”ye>DEVR-i DÂiM,
“SIRR Yâ-SÎN”i=>SEYR-i DÂiM,
CÂN-CÂNÂN>CEM’ CEVL-i DÂiM,
HAKk’tan>HAKk’a HAYR-i DÂiM!.


ZEVK 9507

AHMEDü’L- ÂLEM =>ARŞI’ısı =>zü’L- MELEKûtu HAYRÂNI-nda,
HAMÎDü’’L- ÂLEM =>KÜRSÎ’si =>zü’L- CEBERûtu CEVLÂNI-nda,
MAHMÛDu’L- MAKAM KARŞI’ısı=>ve’L- KİBRİYÂu SEYRÂNI-nda,
MUHAMMEDü’L-EMÎN ÇARŞI’ısı =>ve’L- AZAMetü DEVRÂNI-nda!.


22.12.19 03:42
brsbrsm.. tktktrstkkmdcevlânnn..


AHMEDî>ELEst SEFERi YAŞA!
HAMÎDî==>EZELî-BERi YAŞA!
MAKAM-ı MAHMÛD->KALBindir
MUHAMMEDî MAHŞER’i=>YAŞA!.


ZEVK 9508

NÛRuLLAH-NÛR-u MUHAMMED.. AKIL==>İP-im!. BeDeN=>kUYU-m!
ŞEHÂDEt ŞÛuR-u MUHAMMED..=>NeFiS>KoVaM!. RÛHum->SU-yum!
ESRÂR-ı SÜRÛR-u MUHAMMED.. “Be SıRRı”ma=>BeRzaH=>KALB-im!
EZKÂR-ı ONÛR-u MUHAMMED.. ==>EZEL<->EBED==>SıRR SAHiB-im!
EFKÂR-ı TÛR-SÛR-u MUHAMMED..->sÖZ>AHAD’den!.SeS>AHMeD’den!
ENVÂR-ı NÛR-NÛR-u MUHAMMED..=>MUHAMMEDî=>DUY!um-UY!-um!..


22.12.19 05:19
brsbrsm.. tktktrstkkmdcevlânnn..


KUL İHVÂNİm=>SEVDÂ sÖZü,
AŞKLa GÖRüR=>GÖNüL gÖZü,
YAKar GÖNLün=>AŞKın kÖZü,
=>SEVgi SIRRı=->AŞKın ÖZü!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

ŞEHÂDet ŞeEREFi RESÛLULLAH sallallahu aleyhi ve selem ki;
ZÂTü'L-ZÂT SIRRını=>HAKk’ın HALkına Sarî/geçici KILandır.
EL AHAD celle celâluhu Esmâsının FERDen Mazharı AHMED aleyhisselâmdır!.


ÖylLe Bir AHMED aLeyhisselâm ki;
Toprak-Ateş-SU-Hava,
Beden-NEFs-KALb-RÛH,
DÖRT UNSURun EL HAYy Yurdu,
FITRAtın HAYyat MAYAsı,
HÜSnü’L- HAKk AYNAsıdır..


ELESt BEZMin "BELÂ!"sı,
Şe'ÂNuLLAHta feyeKÛN>MaZHaRı.. KÛN>MÂNÂsıdır..


HAYyat HAŞR-ü-NEŞR MAHŞERi,
ZÂTÎ ZEVKin ZITLar ZuHûR YERi,
HAZzın HÂL-i HAZIR HuZûR YERi,
ZÂHİRin/MADDEnin=>ZüBDe’si,
BÂTIN’ın/MÂNÂnın=MeBDe'si,
DÂİMLik=>KÂİMLik KIBLesi,
TEBLİĞin TEMSİL SAHNEsi,
TAHKİK TEVHİD TERAZİsidir!.


AŞK-ü-CEZBE MEZHEBi,
ZÜHD-ü-TAKVÂ MESLEĞi,
SIDK-ü-HUŞÛ' MEŞREBi,
HAVF-ü-RECÂ MERCİ’idir!.


ÜNS-ü-HEYBET USÛLÜ,
KESRET-VAHDET VUSÛLü,
GARİB GÖNÜLLer GÜLÜ,
KELÂMuLLAH BÜLBÜLüdür!.


AHAD'in=====>AHMED ÂŞIğı,
HAKk’ın==>HALKına KEREM KAŞIğı,
AKLa AKSeden===>AŞKuLLAH IŞIğı,
SûREt-SîREt AYNASInın SıRR-ı SIFIRıdır,
HALkına=>HAKk’ın HUDUDuLLAH SINIRıdır!.


ZÂT-i AHADîYyet AYNası,
ZÂT-i VAHİDîYyet HÜLÂSÂsı,
EŞYÂ->ESMÂ->SIFAT SAHRAsı,
“TEKe TEK”Lik=>MUSTAFÂsıdır!.


ELESt’in=>BELÂ ŞAFAğı,
MERHAMEtin=>ŞiFÂ BARDAğı,
MuHABBetin===>MEVLÂ BAğı,
KÛN fe yekûn=>TEZAHüR TEZGÂHı,
FERS’ten=>ARŞ’a=>ÂŞIKLarın
ALLAH!. AHı!.



Resim

YÂ RASÛLULLAH!.

sallallahualeyhi vesellem..



HAKiKAtuLLAH-ta=>ÂŞIk-AHRÂRLarın>AhMedî ERKÂNInca-SABRınca,
MÂRiFEtuLLAH-ta=>ÂRİf-AHYÂRLarın=>HaMidî İRFÂNInca-ŞÜKRünce,
TARiKAtuLLAH-ta=>KÂMiL-EBRÂRLarın=>MahMudî İLMİnce-FİKRince,
ŞERiAtuLLAH-ta=>ÂLiM-ABDÂLLarın=>MuhaMMedî EDEBİnce-ZİKRince;

EHL-i BEYt’in HAKk HÂLİnce,
HAKk DOSTLar=>KEMÂLİnce,
CÂN->CÂNÂN==>CEMÂLİnce,
=>KUL İHVÂNimin=->DİLİnce;

RASÛLULLAH SALLallahu aleyhi vessellem'in;
MuHaMMedîYyetine,
MaHMudîYyetine,
AHMedîYyetine,
HaBîBîYyyetine SONsuz SINIRsız İLMULLAHça ES SALLât -u- Es SeLâM OLsun!..

KUL İHVÂNim DEVRÂNda,
SRR-ı SUBHÂN SEYRÂNda,
CÂNda>CÂNÂN CEVLÂNda,
RESÛLuLLAH ELİ’n==>Tut,
HÂL-i HAZIR=->HAYRÂNda!.



Resim MuhaMMedi MuhabbetLerimİZLe...

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


RESÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem!.


AŞK-ü-CEZBE MEZHEBin GÜL,
ZÜHD-ü-TAKVÂ MESLEĞin
GÜL,
SIDK-ü-HUŞÛ' MEŞREBin>
GÜL,
=>HAVF-ü-RECÂ MERCİ’in
GÜL!.
MENBAĞın GÜL MANSABın GÜL!.

GÜL KALkaR>GÜLLe YATaRız,
GÜL TUTaRız==>GÜL ATaRız,
BURSA->NAHNU
GÜL BÂZÂRI,
GÜL ALıRız===>GÜL SATaRız!.

SEVgimİZ=>GÜL AŞKımIZ>GÜL,
SÛREt-SÎREt MEŞKimİZ==>
GÜL,
ŞAHDAMARdan=->ÖZümÜZ
GÜL,
MUHAMMEDî KÖŞKümÜZ=->
GÜL!.

dÖRt GÜLdür>dÖRt UNSÛRumuz,
=>
GÜL SEViNCi==>SÜRÛRumuz,
LÂLE>EL LATîF
GÜL>MUHAMMED,
==->MUHAMMEDî
GÜL NÛRumuz!.


ZEVK 9510

CÂN<->CÂNÂN =>CEM’i GÜLZÂRı=>GÜL NİYÂZda GÜL NÂZdayIZ!.
MIZRABımIN<->TELimİZ=>
GÜL =>GÜL ELLİyİZ=>GÜL SAZdayIZ!.
GÜL GÜBRe GÜL BOHÇAmız>GÜL!
TOHuM-TARLA=>BAHÇAmız>
GÜL!.
=>NEFESimİZ<->SESimİZ=>
GÜL!
KÜLLî ŞEYy=>HERKESimİZ=>
GÜL!.
=>
GÜLe GÜLe GELdik=>GÜLe==>GÜL CEM’inde=>GÜL HAZdayIZ!.


28.12.19 00:19
brsbrsm.. tktktrstkkmdhayrânnn..


SIRR-ı SUBHÂN SELÂMî GÜL,
>KÛN feyeKÛN KELÂMî
GÜL,
BURa BURSA
GÜL BÂZÂRIm,
>KUL İHVÂNİm MELÂMî
GÜL!.

GÖNLÜMÜZü=>GÜL’e SALdık,
GÜLdEN ÇIKtık>
GÜL’e DALdık,
KUL İHVÂNim=->
GÜL HÂLİne,
=>
GÜLe GÜLe=>GÜLe KALdık!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..



Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik aLâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- UMMîyyi ve aLâ âLihi, EHL-i BEYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet
İZZet-i İhsÂNınla LûTFet-CEM’ et NAHNU SIRRI-MIZa İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..

ÂMİN!. Yâ MUÎN!. Yâ RABBenâ!..


ResimMuhaMMedi MuhabbetLerimİZLe...


EŞREFoğLu AL Haberi, Bahçe BİZde GüL BİZdedir.:



Resim KELÂMULLAH’ta GÜL.:

Bir tek Âyet-i CeLîLede GEÇmektir.:

فَإِذَا انشَقَّتِ السَّمَاء فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ
Resim---“Fe îzen şakkati’s- semâu fe kânet VERDeten keddihân (keddihâni).: Gökyüzü yarılınca, işte o zaman, erimiş yağ (rengi) gibi kıpkırmızı bir GÜL haline gelmiştir.” (Rahmân 55/37)


Resim RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’de GÜL.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim benim kokumu koklamak isterse, kırmızı GÜLü koklasın!.” buyurmuştur.
(Âişe radiyallahu anha’dan; Deylemî, el-Firdevs, c. III, s. 594, No: 5863.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şüphesiz ki Allah gülü kendisinin cemâlinden/ihtişâmından yarattı ve onu peygamberlerinin kokusu yaptı. Kim ALLAH’ın cemâline/ihtişamına bakmak ve ALLAH’ın peygamberlerinin kokusunu koklamak isterse kırmızı GÜLe baksın ve onu koklasın.”buyurmuştur.
(Enes radiyallahu anhu’dan; Deylemî, el-Firdevs, c. I, s. 171, No: 639; Süyûtî, Ziyâdât ale’l-Mevzûât, c. II, s. 582, No: 711; İbn Arrâk, Tenzîhü’ş-şerîa, c. II, s. 279, No: 48; Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, c. I, ss. 258-259, No: 798; Fettenî, Tezkiratü’l-mevzûât, s. 161. Bazı kaynaklar ise gülü mutlak olarak zikretmiştir.).)

Resim---Enes b. Mâlik radiyallahu anhu.: “Ben Resûlullah’ın kokusundan daha güzel ne bir anber, ne misk ve ne de başka bir şey kokladım. Resûlullah’ın teninden daha yumuşak hiç bir ibrişim, ipek veya başka bir şeye de dokunmadım” buyurmuştur.
(Müslim, Fezâil, 81, 82; Buhârî, Menâkıb, 23; Tirmizî, Birr ve’s-sıla, 69; Ahmed b. Hanbel, c. III, s. 222, 227, 265; İbn Ebî Şeybe, Musannef, c. VI, s. 315, No: 31718; Ebû Ya‘lâ, Ahmed b. Ali b. el-Müsennâ el-Mevsılî et-Temîmî, el-Müsned (I-XIII).)

Resim---Enes b. Mâlik radiyallahu anhu.: “Resûlullah’ın teri inciye benzetmekteydi.” buyurmuştur.
(Müslim, Fezâil, 82; Buhârî, Menâkıb, 23.)

Resim---Câbir b. Semüre radiyallahu anhu.: “…Resûlullah benim yanağıma dokundu. Onun elinde öyle bir serinlik ve koku hissettim ki, sanki elini koku kabından çıkarmıştı” buyurmuştur.
(Müslim, Fezâil, 80. Ayrıca bkz. İbn Ebî Şeybe, Ebû Bekr Abdullah b. Muhammed elKûfî, Kitâbü’l-musannef fi’l-ehâdîs ve’l-âsâr (I-VII).)

Resim---Enes b. Mâlik radiyallahu anhu.: “Hz. Peygamber bize geldi ve kaylûle uykusuna daldı. Bu esnada terledi. Annem koku kabı olan bir şişe getirdi ve Resûlullah’ın terini onun içine silmeye başladı. Tam bu sırada Hz. Peygamber uyandı ve.: “Ey Ümmü Süleym! Bu yaptığın nedir?” buyurdu. Ümmü Süleym.: ‘Bu senin terindir yâ Resûlullah! Biz onu kokumuza katıyoruz, zirâ o kokuların en güzelidir!.” dedi..
(Müslim, Fezâil, 83; Ahmed b. Hanbel, c. III, s. 136.)

Resim---Diğer bir rivayete göre ise Ümmü Süleym.: “Yâ Resûlallah! Bunun çocuklarımız için bereketli olacağını ümit ediyoruz!.” demiştir.
(Müslim, Fezâil, 84; Ahmed b. Hanbel, c. III, s. 221, 231.)

Resim---Diğer bir rivayete göre ise Ümmü Süleym.: “Ben senin terini kokuma karıştırıyorum” demiştir.
(Müslim, Fezâil, 85; İbn Sa‘d, Ebû Abdillâh Muhammed b. Menî‘ el-Basrî, Kitâbü’t- Tabakâti’l- Kübrâ (I-VIII))

Resim---Nesâî’nin rivayetine göre ise Ümmü Süleym.: “Terinizi koku şişeme dolduruyorum” demiş, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, onun yaptığına gülerek karşılık vermiştir.”
(Nesâî, Zînet, 118)

Resim---Enes ibni Mâlik radiyallahu anhu.: “Ömrü hayatımda, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kokusundan daha güzel; ne bir amber, ne bir misk, ne de başka bir koku türü kokladım. Peygamber Efendimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den daha yumuşak ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokundum.” buyurdu..
(Müslim, Fezâil:81-82, No. 2330.)

Resim---Enes ibni Mâlik radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Medine sokaklarının birinden geçip gittiğinde, onun misk gibi muhteşem kokusu etrafa yayılır ve hemen fark edilir, halk oradan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in geçtiğini söylerdi. Bizler Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in gelişini kokusunun güzelliğinden bilirdik.” buyurdu..
(İbn Sa‘d, Tabakât, c. 1, s. 398-399.)

Resim---Câbir ibni Semüre radiyallahu anhu.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kendisini karşılayan çocukların yanaklarını birer birer okşuyordu. Sıra bana gelince, benim de yanağımı okşadı. Mübârek eli yanağıma değdiğinde öyle serindi ve o kadar güzel kokuyordu ki, sanki o güzel ellerini koku satan adamın sandukasına daldırıp çıkarmış gibiydi.” buyurdu..
(Müslim, Fezâil:80, No. 2329.)

Resim---“Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bir sokağı teşrif edip geçtiğinde, vücudundaki o mucize koku oraya siner, ardından o sokağa giren biri, Peygamber Efendimiz aleyhisselâm’ın oradan geçtiğini anlardı.”
Dârimî, Mukaddime:10, No. 67.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Dünyanızdan bana (iki şey) hoş/sevimli göründü.: kadınlar ve güzel koku. Bir de gözümün aydınlığı namaza kondu.” buyurmuştur.
(Kenzu’l-Ummal, 7/288-h.no: 18913.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şu üç şey, her Müslüman üzerinde yerine getirilmesi gereken bir haktır: Cuma günü yıkanmak, misvak kullanmak ve güzel koku sürünmek.”buyurmuştur.
(Câmi’ü’s- Sağir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim
Resim


Yâ RASÛLULLAH sallallahualeyhi vesellem.


İLLALLAH İNCİ =>SEDEFi,
AHAD’ın==>AHMED ÂŞIğı!
NAHNU =>ENÂLLAH HEDEFi,
KULU-na =>AŞKuLLAH IŞIğı!.


Resim

VASL-ı VUSLÂt=>VEFÂsı-sın,
SIRR-ı SUBHÂN=>SEFÂsı-sın,
HABBe-yi HAKk>HABîBULLAH,
=>MuHABBet MUSTAFAsı-sın!.


ZEVK 9455

“FeyeKÛN BEZMİ”n=>BELÂ!.sı-sın.. =>MAHŞER’in MÂNÂsı SENsin!
FERDİYyette AHMEDü’L- AHAD-sın=>HÜSN-ü HAKk AYNAsı SENsin!
=>ŞEHÂDEt KIBLEsi==>NÛRun,
YURdu>NÛRun=>dÖRt UNSURun,
==>Ez ZÂHİR ZEVKi-n=>ZEMZEMin =>TEKMiL TEVHiD TASı SENsin!.


30.10.19 17:29
brsbrsmm..tktktrstkkmdcevLÂNnn..


ABDÂLLarın SIRR SEFERde,
EBRÂRLarın hER bİR YERde,
AHYÂRLarın DERMÂN DERde,
AHRÂRLarın ÇİLLe ÇEMBERde!.


Resim

CÂN’da=>CÂNÂN’ı>CÂNı-nda
SENi SEVen==>BİR DİRİ-ndir
=>HASBî HİZMEt KERVÂNı-nda
KUL İHVÂNİ-n==>KITMİRin-dir!.


Resim

KUL İHVÂNİm =>SEVİŞ-ine,
DEVÂM Et =>HAKk’ın PEŞine,
=>KARIŞMa->HALK’ın İŞİ-ne,
=>TAŞ DEĞER==>AZI DİŞİne!.


Resim

Yâ MUHAMMED MUSTAFÂ!.

sallallahualeyhi vesellem.


ŞEFÂAtta =>ŞİFÂmIZ SEN,
>ŞEHÂDEt ŞEREFimİZ SEN,
AŞKULLAH GÜNEŞİmİZ SEN,
=>NÛRULLAH IŞIğımIZ SEN,
=->ALLAH ÂŞIğımIZ SENsin!.


Resim

SENsin=>AYN-SîN-KAF AŞKımız,
SENLe>ELiF-LâM-MîM MEŞKimiz,
SENde>YEDi HÂ-MîM-i MuHABBEt,
KALBimiz ==>YÂ-SîN KÖŞKümüz!.



ResimYâ RASÛLULLAH sallallahualeyhi vesellem.

=>SEN ki;
VÂCiBU’L- VüCÛD ZÂTu'L-ZÂT SIRRı-nı =>ÂLEM’e SARî/GEÇen KILan-sın!.
EL AHAD celle celâluhu ESMÂs-ının FERDen MAZHARı AHMED aleyhisselâm-sın!.
DÖRt UNSURun HAYy YURDu =>FITRATın HAYat MAYAsı ve =>HÜSN-ü HAKk AYNası-sın!.
=>ELESt BEZMin =>“BELâ!”sı,
=>ŞU ÂN’ın =>“KÛN!.: OL!.” MAZHARı,
Şe'ÂNuLLAH’ın=>“feyeKÛN!.: OLur!.” MÂNÂsı,
HAŞR-ü-NEŞR’in=> ŞeFÂat-ŞEHÂDEt MAHŞERisin!.


Resim

HAKk-ı ZÂT’ta ZÂTÎ ZEVK’in =>ZUHÛR YERİ,
HAKk HAZz’ın HÂL-i HAZIR HUZUR YERİ,
ZÂHİRin/MADDenin ZÜBDE’si,
BÂTINın/MÂNÂnın MEBDE'si,
DÂİMLik-KÂİMLik KIBLe’si,
TEBLİĞin TEMSİL SAHNE’sİ,
ER RAHMÂN NEFES’i,
ALLAHuEKBER!. SESi,
TAHKİK TEVHİD TERAZİ’si-sin!.


Resim

>AŞK-u-CEZBE MEZHEBi,
ZÜHD-ü-TAKVâ MESLEĞi,
>SIDK-u-HUŞÛ' MEŞREBi,
>HAVF-u-RECÂ MERCİ’isin!.


Resim

ÜNS -ü- HEYBEt==>USÛLÜ,
KESREt-VAHDEt===>VUSÛLü,
CEMMü’L- CEM’in===>HUSÜLü,
GARiB-KARîB GÖNÜLLER GÜLÜsün!.


Resim

==>EL AHAD'in ==>AHMED ÂŞIğı,
AKSeden=>AŞKuLLAH AKıL IŞIğısın!.
==>SIRR-ı SIRf’ın ==>SIRR’uL-ı SIRRı,
SÛREt-SÎREt AYNASI’nın SIRR-ı SIFIRısın!.


Resim

=>ZÂT-i AHADiyet AYNası,
EŞYâ->ESMâ->SIFAt SAHRAsısın!.
=>MeRHAMEtin ===>ŞİFâ ŞAFAğı,
=>MuHABBetin ==>MEVLâ BAğısın!.
=>“KÛN fe yeKÛN” TEZÂHÜR TEZGÂHı,
ARZdan ARŞa ÂŞIKLar RESÛLULLAH’ısın!.


*
**
****


Yâ RABBenâ!.

BEDELsiz MuhaMMedî ABDÂLLarın DİLİ-nce,
KIYASsız MahMudî EBRÂRLarın HÂLİ-nce,
ŞARTsız HAMİDî AHYÂRLarın MîM MİLİ-nce,
SEBEBsiz AHMEDî AHRÂRLarın MENZİL-ince,
RASÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’e İLMULLAHça SALLât u SeLâM OLsun!.

celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..



وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ Resim

Resim---”Ve erseLnâke iLLâ RAHMeten Li’L- ÂLeMîn (âlemîne).: (ResûLüm!) BiZ SENi ancak ÂLEMLere RAHMet OLarak gÖNderdik!.” (Enbiyâ 21/107)

ALLAHümme saLLi ve seLLim ve bârik aLâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike, ve
RasüLûke ve
Nebîyyi’L-ÜMMîyyi ve aLâ âLihi, EhlL-i Beytihi ve’s- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAH'ım =>BİZi NAHNU=MuhaMMedî OLuş Şuûruna ULAŞtır:

AkvâL-i MuhaMMed'e =>İ'tikad ve Söz =>Şerîat-ı MuhaMMed'ine,
AmâL-i MuhaMMed'e =>FiiL ve SüNNet-i Seniyye =>Tarikat-ı MuhaMMed’ine,
AhLâk-ı MuhaMMed'e =>HuLuku'L- Azîm ve HuLûkuLLah =>Mârifet-i MuhaMMed’ine,
AhvâL-i MuhaMMed'e =>Söze GeLmez HâLLer =>HaKikat-ı MuhaMMed'ine ULAŞtırıp Gark Et!.

İnşâe ALLAHu TeâLâ!.


Resim

GEÇENde>TEVBE BİRLİĞİMİZ
ŞU ÂNda ==>RIZA BİRLİĞİMİZ
GELENde ==>DUÂ BİRLİĞİMİZ
SON NEFESte ŞEHÂDET BİRLİĞİMİZ

RESÛLULLAH!. sallallahu aleyhi vesellemde NAHNU=>BİZ-BİR-İZ OLsun!.
İNŞÂe ALLAH!.


ÂMiNn yâ Latîf ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Rahîm ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ VeDÛD ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Vehhâb ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Fettâh ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Settâr ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ ALLAH!. yâ ALLAH celle celâluhu!..

ÂMiNe Yâ MuÎN!.
Yâ RaBBu’L-ÂLeMîn!.
Yâ RAHMetenLi’L- ÂLeMîn!.
Ve'L- HaMduLiLLÂhiRABBu’L-ÂLeMînnn!.


*
**
****


Azîz KardeşLerimiz;
BÜtün BUnLarı AKILLarımızı KANDIRmak İÇin DEğiL,
VÂCiBU’L- VüCÛD ZÂTen VAR OLan’a İNANDIRmak İÇin,
MuhaMMedî HASBî-HABİBî HİZMet OLarak ARZ ETmekteyim İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

Kur'ÂN-ı KERİMimizde,
RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem'in GÖREVLERi.:


a-) TEBLİĞ.: ULAŞtırmak. BİLdirmek..
b-) TENZİR.: UYANDIRmak-AYIKTIRmak..
c-) TEBŞİR.: MÜJDELEmek..
d-) TEŞHİD.: UYANana da UYANmayana da ŞâhidD OLmak...
e-) DÂİYEN.: Dâîyen-Munîrâ (Çağırıcı-Nur Saçıcı) :
f-) HİDÂYET REHBERİ.: Hakk'a YoL Gösterici..
g-) MÜZEKKİR.: Öğütçü..


Resim Kur'ân-ı Kerimimizde;

1-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE TESLİM OLUN!.:
(Ahzâb 33/56) (Âl-i İmrân 3/20)

2-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE İMAN EDİN!.:
(A'raf 7/158) (Nur 24/47, 62) (Fetih 48/9, 13) (Hucurât 49/15) (Hadid 57/7, 19, 21) (Mücâdile 58/4) (Saff 61/11)

3-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE TÂBİ OLUN- istecibü!.:
(Âl-İ İmrân 3/172) (Enfâl 8/24)

4-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE İTÂAT EDİN!:
Âl-İ İmrân 3/32, 132; Nisâ 4/13, 59, 69, 80; Mâide 5/92; Enfâl 8/1, 20, 46; Tevbe 9/71; Nûr 24/47, 52, 54; Ahzâb 33/31, 33, 66, 71; Muhammed 47/33; Feth 48/17; Hucûrat 49/14; Mücâdile 58/13; Tegâbûn 64/12

ALLAH'IN RESÛLÜNE İTAAT EDİN!.:
(Nisâ 4/64) (Nûr 24/56)



YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..



Resim

ALLAHu zü’L- CELÂL’in NÛRUndan Yaratılan KâiNât ÂLEMLerinin RAHMEt KAYNAğı OLan RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’i; akıllarınca etkisiz-yetkisiz göstererek, ALLAH’a ve RESÛLÜ’ne İMÂN edenlerin akıllarını karıştırmak için DÜNyamızda-DİNimizde-ÂHİRetimizde ŞeHâdet ŞEREFimiz ve ŞEFÂat ŞİFÂmız için Kur'ÂN-ı Kerîmimizde;

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ
Resim---“Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn (kâfirîne).: De ki: "ALLAH'a ve Resûl'e itaat ediniz." Bundan sonra eğer dönerlerse, o takdirde muhakkak ki ALLAH, kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân 3/32)

وَلَا تَنفَعُ الشَّفَاعَةُ عِندَهُ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُ حَتَّى إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا الْحَقَّ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ
Resim---“Ve lâ tenfeu’ş- şefâatu indehû illâ li men ezine leh (lehu), hattâ izâ fuzzia an kulûbihim kâlû mâzâ kâle rabbukum, kâlûl hakk (hakka), ve huve’l- aliyyu’l- kebîr (kebîru).: Ve O'nun huzurunda, kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez. Onların kalplerinden korku giderilince: "RABBiniz ne buyurdu?" dediler. (Onlar da) "Hakkı buyurdu." dediler. Ve O; ÂLİ'dir (çok yüce), KEBİR'dir (çok büyük).” (Sebe’ 34/23)

وَلَا يَمْلِكُ الَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Resim---“Ve lâ yemlikullezîne yed’ûne min dûnihi’ş- şefâte illâ men şehide bi’l- hakkı ve hum ya’lemûn (ya’lemûne).: Ve onların, O'ndan (ALLAH'tan) başka taptıkları şeyler şefaate mâlik değildir. HAKk'a şâhid olanlar hariç ve onlar (HAKk'ı) bilirler/ Ancak Hak Dine inanıp ona şâhidlik eden kimseler şefaat eder.” (Zuhrûf 43/86)

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ارْتَضَى وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِ مُشْفِقُونَ
Resim---“Ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yeşfeûne illâ li menirtedâ ve hum min haşyetihî muşfikûn (muşfikûne).: Onların önünde ve arkasında olan şeyleri (muhafız melekleri) bilir. Ve onlar, (ALLAH'ın) rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat etmezler. Ve onlar, O'nun (ALLAH'ın) haşyetinden korkanlardır.” (Enbiyâ 21/28)

وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِي السَّمَاوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِن بَعْدِ أَن يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَاء وَيَرْضَى
Resim---“Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.: Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.” (Necm 54/26)

اللّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Resim---"Allâhu lâ ilâhe illâ huve’l- hayyu’l- kayyum (kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm (nevmun), lehu mâ fî’s- semâvâti ve mâ fi’l- ard (ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih (iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhu’s- semâvâti ve’l- ard (arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huve’l- aliyyu’l- azîm: ALLAH.: O'ndan başka İLÂH yoktur. DİRİdir, KÂİMdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek YÜCEdir, pek büyüktür.” (Bakara 2/255)

إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلاَّ مِن بَعْدِ إِذْنِهِ ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ
Resim---“İnne rabbekumullâhullezî halaka’s- semâvâti ve’l- arda fî sitteti eyyâmin summestevâ ale’l- arşi yudebbiru’l- emr (emre), mâ min şefîin illâ min ba'di iznih (iznihî), zâlikumullâhu rabbukum fa'budûh (fa'budûhu), e fe lâ tezekkerûn (tezekkerûne).: Muhakkak ki sizin Rabbiniz ALLAH, semâları ve yeryüzünü 6 günde yaratandır. Sonra arşa istivâ etti. İşleri düzenler ve O'nun izni olmadıktan sonra (olmadıkça) bir şefaatçi yoktur. İşte bu ALLAH, sizin RABBinizdir. Artık O'na kul olun. Hâlâ tezekkür etmez misiniz?” (Yûnus 10/3)

قُل لِّلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا لَّهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Resim---“Kul lillâhi’ş- şefâatu cemîâ (cemîan), lehu mulku’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), summe ileyhi turceûn (turceûne).: De ki: "Şefaatin hepsi ALLAH'a mahsustur. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz." (Zümer 39/44)

Bu âyet-i kerimelerde görüldüğü gibi, şefaat yetkisine sâhib olanlar, (Peygamberler, âlimler, şehîdler gibi) ancak ALLAHu TeÂLÂnın izni ile şefaat edeceklerdir.

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ
Resim---“Fe mâ tenfeuhum şefâatu’ş- şâfiîn (şâfiîne).: Artık şefaat edenlerin şefaati onlara fayda sağlamaz.” (Müddesir 74/48)

وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ الْآزِفَةِ إِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِمِينَ مَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ
Resim---“Ve enzirhum yevme’l- âzifeti izi’l- kulûbu lede’l- hanâciri kâzımîn (kâzımîne), mâ li’z- zâlimîne min hamîmin ve lâ şefîin yutâu.: Ve yaklaşan gün (kıyâmet günü) konusunda onları uyar. O zaman kalpler, korku ile hançerelere gelir (can boğaza gelir). Zâlimler için yakın bir dost ve şefaati kabul edilir bir şefaatçi yoktur.” (Mü’min 40/18)

الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Resim---“Ellezîne yahmilûne’l- arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke vekıhim azâbe’l- cahîm (cahîmi).: Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), RABB'lerini hamd ile tesbih ederler ve O'na îmân ederler. için (ALLAH'tan) mağfiret dilerler.: "RABBimiz, SEN herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece tövbe edenleri ve senin yoluna (Sıratı Mustakîm'e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Onları cehennem azâbından koru!” (Mü’min 40/7)

رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدتَّهُم وَمَن صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Resim---“Rabbenâ ve edhilhum cennâti adninilletî vaadtehum ve men salaha min âbâihim ve ezvâcihim ve zurriyyâtihim inneke ente’l- azîzul hakîm (hakîmu).: RABBimiz, onlara vaadettiğin adn cennetlerine, onları ve onların babalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden salâha ulaşanları dahil et. Muhakkak ki SEN, Sen AZÎZ'sin, HAKÎM'sin (hüküm ve hikmet sâhibisin).” (Mü’min 40/8)

وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ وَمَن تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Resim---“Vekıhimu’s- seyyiât (seyyiâti), ve men tekı’s- seyyiâti yevme izin fe kad rahimteh (rahimtehu) ve zâlike huve’l- fevzu’l- azîm (azîmu).: Onları kötülüklerden koru. Ve SEN, kimi izin günü seyyiatlerden (günahlardan) korursan o zaman onlara rahmet etmiş olursun. Ve işte o, fevzü’l- azîmdir (en büyük kurtuluştur).” (Mü’min 40/9)

هَلْ يَنظُرُونَ إِلاَّ تَأْوِيلَهُ يَوْمَ يَأْتِي تَأْوِيلُهُ يَقُولُ الَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبْلُ قَدْ جَاءتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَاء فَيَشْفَعُواْ لَنَا أَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ قَدْ خَسِرُواْ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَفْتَرُونَ
Resim---“Hel yanzurûne illâ te'vîleh (te'vîlehu), yevme ye'tî te'vîluhu yekûlullezîne nesûhu min kablu kad câet rusulu rabbinâ bi’l- hakk (hakkı), fe hel lenâ min şufeâe fe yeşfeû lenâ ev nureddu fe na'mele gayrellezî kunnâ na'mel (na'melu), kad hasirû enfusehum ve dalle anhum mâ kânû yefterûn (yefterûne).: Onlar sadece onun tevîline (yorumuna) mı bakıyorlar. Onun tevîlinin geldiği gün, daha önce onu unutmuş olanlar.: “RABBimizin resûlleri hak ile gelmiştir. Artık bize şefaat edecek şefaatçiler var mı ki; bize şefaat etsinler. Veya (dünyaya) döndürülmüş olsaydık, yapmış olduklarımızdan başkasını yapardık.” derler. Nefslerini hüsrana uğrattılar. Ve uydurdukları şeyler kendilerinden ayrıldılar.” (A’râf 7/53)

قَالُوا وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ
Resim---“Kâlû ve hum fîhâ yahtesımûn (yahtesımûne).: Onlar (taptıkları şeyler ve onlara tapanlar) orada hasım olarak (düşmanca çekişerek) dediler ki…” (Şu’arâ 26/96)

تَاللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
Resim---“Tallâhi in kunnâ le fî dalâlin mubîn(mubînin).: ALLAH'a yemin olsun ki, biz mutlaka apaçık bir dalâlet içindeydik.” (Şu’arâ 26/97)

إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“İz nusevvîkum bi rabbi’l- âlemin (âlemîne).: Âlemlerin RABBi ile sizi (putları) bir tutuyorduk.” (Şu’arâ 26/98)

وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ
Resim---“Ve mâ edallenâ illel mucrimûn (mucrimûne).: Ve bizi mücrimlerden (hidâyete mani olanlardan) başkası dalâlette bırakmadı.” (Şu’arâ 26/99)

فَمَا لَنَا مِن شَافِعِينَ
Resim---“Fe mâ lenâ min şâfiîn (şâfiîne).: Artık bizim için bir şefaatçi yoktur.” (Şu’arâ 26/100)

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ
Resim---“Ve lâ sadîkın hamîm (hamîmin).: Ve (bizim için) sadık bir dost yoktur.” (Şu’arâ 26/101)

فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Fe lev enne lenâ kerraten fe nekûne mine’l- mu’minîn (mu’minîne).: Bizim için keşke bir kere daha (dünyaya dönüş) olsaydı, o zaman biz mü'minlerden olurduk.” (Şu’arâ 26/102)

وَلَمْ يَكُن لَّهُم مِّن شُرَكَائِهِمْ شُفَعَاء وَكَانُوا بِشُرَكَائِهِمْ كَافِرِينَ
Resim---“Ve lem yekun lehum min şurekâihim şufeâû ve kânû bi şurekâihim kâfirîn (kâfirîne).: Ve (şirk koştukları) ortaklarından şefaatçileri olmaz. Ve (onlar o gün) ortaklarını inkâr edenlerdir.” (Rûm 30/13)

أَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِ آلِهَةً إِن يُرِدْنِ الرَّحْمَن بِضُرٍّ لاَّ تُغْنِ عَنِّي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا وَلاَ يُنقِذُونِ
Resim---“E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridni’r- rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey’en ve lâ yunkızûn (yunkızûni).: Ben, O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer RAHMÂN bana bir zarar dilerse, onların şefaati bana bir (şey) fayda vermez (sağlamaz). Ve onlar beni kurtaramazlar.” (Yâsîn 36/23)

HÂLbuKi;
Kendisi mu’cize olan
Kur’ÂN-ı Kerimde ALLAHu zü’L- CELÂL’in SÖZünü =>Muhatabı OLAN Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem EFENdimizin NEFESinden-SESinden =>DUYup-UYaBİLmek =>Şehâdet Şerefi İMÂNını =>Şefâat Şifâsı Hadis-i Şerifleriye AMELe Çevirip NAHNU-BİZ BİR-İZ CÂN CERYÂNıyLa HÜKMULLAHa ve HÜKM-ü RASÛLuLLAH’ı YAŞA!.yıştır HAYyat!.

Budur MuhaMMedî Zikir, Fikir, Şükür ve HAKta-HAYRda SABırHamd Olsun!.


بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Resim---“Bil beyyinâti ve’z- zubur (zuburi), ve enzelnâ ileyke’z- zikre li tubeyyine li’n- nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn (yetefekkerûne).: Beyyinelerle (isbat vasıtaları ile) ve semavî kitaplarla (resûller gönderdik) onlara indirilenleri, insanlara beyân etmen (açıklaman) için sana da zikri (Kur'ân-ı Kerim'i) indirdik. Umulur ki böylece onlar, tefekkür ederler.” (Nahl 16/44)

وَمَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ إِلاَّ لِتُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي اخْتَلَفُواْ فِيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Resim---“Ve mâ enzelnâ aleyke’l- kitâbe illâ li tubeyyine lehumullezîhtelefû fîhi ve huden ve rahmeten li kavmin yu’minûn (yu’minûne).: BİZ Kitab'ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidâyet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.” (Nahl 16/64)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً
Resim---“Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîû’r- resûle ve uli’l- emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ve’r- resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmi’l- âhir (âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ (te’vîlen).: Ey îmân edenler! ALLAH'a ve RESÛL'e ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sâhiblerine) itaat edin. Bundan sonra eğer bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o takdirde ALLAH'a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu ALLAH'a ve RESÛL'üne götürün. Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.” (Nisâ 4/59)

İçinde yaşamakta olduğumuz çağda, Hizbu’ş-şeytÂN UşakLarı elbirliğiyle İslâm DİNİni Şahdamarı olan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'i saf dışı edip dolayısyla Kur'ÂN-ı Kerîm ve ALLAH celle celâlihu bağlarını kesmek için var güçleriyle çabalamakta ve sinsice en içeri sızarak FIRINı FIRINCının Çocuklarına YIKtırmak istemektler.. sanki tüm Müslümanların gözler kör ve kulakları sağırmışçasına, Kur'ÂN-ı Kerîmi OKUyup ANLAmazLarmışçasına ve hâşâ Kur'ÂN-ı Kerîmi getirp giden bir postacı gibi gösterip ahkam kesen Münafık ÖZLü Kuzu postu bürünmüş CANAVARLara karşı;
Tahkik MuhaMMedî MeLÂMî Meşreb Tercihinde;
ALLAHu zü’L- CELÂL’e HâLis KULLuk İbâdeti,
KELÂMuLLAH’ın HAKKça- Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemce ANLAşılmasına HASBÎ HİZmetLe,
RESÛLULLAH’ın SÜNNet-i SENiYYesine Tahkik-sağlam Hadislerine HABİBî HİZMet Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Adına ve Şerefinedir. Çünkü BİZLer Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in RAHMetenLi’L- ÂLEMîn DERYÂsında =>DUYup =>UYAN BİR-ER DAMLAyız El Hamdülillah!.


فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا
Resim---“Fe lâ ve rabbike lâ yu’minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecera beynehum, summe lâ yecidû fî enfusihim haracen mimmâ kadayte ve yusellimû teslîmâ (teslîmen).: Artık hayır, RABBine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şey hakkında, seni hakem tâyin edip, sonra da senin verdiğin hükümden dolayı “içlerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça” îmân etmiş olmazlar.” (Nisâ 4/65)

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Resim---“Kul yâ eyyuhen nâsu innî resûlullâhi ileykum cemîanillezî lehu mulku’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît (yumîtu), fe âminû billâhi ve resûlihin nebiyyi’l- ummiyyillezî yu’minu billâhi ve kelimâtihî vettebiûhu leallekum tehtedûn (tehtedûne).: De ki: “Ey insanlar! Muhakkak ki; Ben, sizin hepinize (gönderilen) ALLAH'ın RESÛLÜyüm. O ki; semâların ve arzın mülkü, O'nundur. O'ndan başka ilâh yoktur. O, hayat verir (yaşatır) ve öldürür. Öyleyse ALLAH'a ve O'nun ÜMMÎ, NEBÎ, RESÛLÜne îmân edin ki; O, ALLAH'a ve O'nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O'na tâbî olun ki; böylece siz, hidâyete eresiniz.” (A’râf 7/158)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَأَنتُمْ تَسْمَعُونَ
Resim---“Yâ eyyuhâllezîne âmenû etîullâhe ve resûlehu ve lâ tevellev anhu ve entum tesmeûn (tesmeûne).: Ey mü’minler! ALLAH’a ve RASÛLÜne itaat edin. (Kur’ÂN’ı ve öğüdlerini) dinlediğiniz halde, Peygamberin emirlerinden yüz çevirmeyin.” (Enfâl 8/20)

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
Resim---“Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumu’l- kitâbe ve’l- hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn (ta’lemûne).: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir RESÛL (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi)tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab'ı(KurÂN-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin..” (Bakara 2/151)

Ne acıdır ki;
Diyânet Teşkilatının içine bile sızmış nice İslam gözüken hâin Vehhabî Zihniyetli PROF. Etiketli İnsan bozuntuları
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i saf dışı edip.: “Bize Yalnız Kur’ÂN yeter!.” diyenler kesinlikle Kur’ÂN-ı Kerime inanmıyorlar. İslamiyet’i yıkmak için inanmış gibi görünüyorlar. Bunların, Kur’ÂN ve Sünneti kabul etmedikleri için kâfir oldukları âyetlerle sabittir.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i Şerefli HadisLerindeyse;


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Cebrâil aleyhisselâm, Kur’ÂN ile beraber açıklaması olan sünneti de getirmiştir.” buyurmuştur.
(Darimî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bana Kur’ÂNın misli kadar daha hüküm verildi!.” buyurmuştur.
(İ. Ahmed, Müsned)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Yalnız Kur’ÂNdaki helâl ve haramı kabul edin!” diyenler çıkar. İyi bilin ki, Peygamberin haram kılması, ALLAH’ın haram kılması gibidir.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Darimî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bana uyan Cennete girer, bana isyan eden ise giremez.” buyurmuştur.
(Buharî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir zaman gelir “Kur’ÂNdan başka şey tanımam!.” diyenler çıkar.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kur’ÂNa ve sünnete uyan hiç sapıtmaz!.” buyurmuştur.
(Hâkim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sünnetimden yüz çeviren benden değildir!.” buyurmuştur.
(Müslim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince.: “Resâlullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur’ÂNdan söyle!.” der.” buyurmuştur.
(Ebu Ya’lâ)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Bağımızı kesmek için kâfirce.: “Yalnız Kur’ÂN!.” diyenler, “Kur’ÂNdaki İslam!.” diyenler, utanmadan ve şerefsizce yalan söylüyorlar. Sözlerinde zerre kadar gerçek ve samimîyyet yoktur. Eğer bu aşağılık yaratıklar Kur'ÂN-ı Kerîm’i DUYUp UYsalardı GÖRürlerdi ki;

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا
Resim---“Men yutiı’r- resûle fe kad atâallâh (atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ (hafîzen).: Kim RESÛL'e itaat ederse, böylece andolsun ki ALLAH'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o takdirde BİZ SENi, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.” (Nisâ 4/80)

مَّا أَفَاء اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَى فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاء مِنكُمْ وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Resim---“Mâ efâ allâhu alâ resûlihî min ehli’l- kurâ fe lillâhi ve li’r- resûli ve lizî’l- kurbâ ve’l- yetâmâ ve’l- mesâkîni vebni’s- sebîli key lâ yekûne dûleten beyne’l- agniyâi minkum, ve mâ âtâkumu’r- resûlu fe huzûhu ve mâ nehâkum anhu fentehû, vettekûllâh (vettekûllâhe), innallâhe şedîdu’l- ikâb (ikâbi).: ALLAH'ın o şehir halkının (malından), resûlüne fey olarak verdiği şey (savaşsız elde edilen ganimet), artık ALLAH'ın, peygamberinin, ona yakınlığı olanların, yetimlerin ve yoksulların ve yolcularındır. (Bu) içinizden zengin olanların arasında elden ele dolaşan bir mal (servet) olmaması içindir. Ve RESÛL, size ne VERdiyse o zaman onu ALın. Ve o, sizi neden NEHYetti ise o takdirde ondan VAZGEÇin. ALLAH'a karşı takvâ sâhibi olun. Muhakkak ki ALLAH, ikâbı (azâbı) şiddetli olandır.” (Haşr 59/7)

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى
Resim---“Ve mâ yentıku ani’l- hevâ.: Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.” (Necm 53/3)

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى
Resim---“İn huve illâ vahyun yûhâ.: (O'nun söyledikleri), sadece O'na vahyolunan vahiydir.” (Necm 53/4)

تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Resim---“Tilke hudûdullâh (hudûdullâhi). Ve men yutııllâhe ve resûlehu yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihâ’l- enhâru hâlidîne fîhâ. Ve zâlike’l- fevzu’l- azîm (azîmu).: İşte bunlar, ALLAH'ın hududlarıdır ve kim ALLAH'a ve O'nun Resûl'üne itaat ederse, (ALLAH) onu altından nehirler akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyar ve bu, “Fevzul Azîm”dir (en büyük kurtuluştur).” (Nisâ 4/13)

وَمَن يَعْصِ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُّهِينٌ
Resim---“Ve men ya’sıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâran hâliden fîhâ.Ve lehu azâbun muhîn(muhînun).: Ve kim ALLAH'a ve O'nun RESÜLÜne isyan eder ve O'nun sınırlarını aşarsa, onu, içinde ebedî kalacakları ateşe koyar. Ve onun için “alçaltıcı azâb “ vardır.” (Nisâ 4/14)

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Resim---“İnnemâ kâne kavle’l- mu’minîne izâ duû ilallâhi ve resûlihî li yahkume beynehum en yekûlû semi’nâ ve ata’nâ ve ulâike humu’l- muflihûn (muflihûne).: Onların aralarında hüküm vermesi için ALLAH'a ve RESÛLÜne dâvet edildikleri zaman mü'minlerin sözü.: “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. Ve işte onlar, onlar felâha erenlerdir.” (Nûr 24/51)

ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَمَن يُشَاقِقِ اللّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Resim---“Zâlike bi ennehum şâkkullâhe ve resûlehu, ve men yuşâkıkıllâhe ve resûlehu fe innallâhe şedîdu’l- ıkâb (ıkâbi).: Bu, onların ALLAH'a ve O'nun (ALLAH'ın) RESÛLÜ’ne karşı gelmeleri sebebi iledir. Ve kim ALLAH'a ve O'nun RESÛLÜ’ne karşı gelirse, (bu takdirde) bundan sonra muhakkak ki; ALLAH'ın ikâbı (azâbı) şiddetlidir.” (Enfâl 8/13)

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ
Resim---“Kul etîûllâhe ve’r- resul (resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbu’l- kâfirîn (kâfirîne).: De ki: "ALLAH'a ve RESÛL'e itaat ediniz." Bundan sonra eğer dönerlerse, o takdirde muhakkak ki ALLAH, kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân 3/32)

Küfredenler.: "Kur'ÂN-ı Kerîmde.: “Yalnızca Kur’ÂNa uyun!.” buyruluyor." demekteler..
"Kur'ÂN-ı Kerîmde.: AÇIKça.: “ALLAH’a ve RESULÜne uyun!.” buyruluyor.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i devre dışı bırakıp İslam Dinimizi yıkacağını zanneden canları çıkası Siyonist uşakları, Kur'ÂN-ı Kerîm’in UYGULAma AÇIKLAması olan Sahih ve Sağlam Hadis-i Şeriflerimizi delil saymayan, Açık Seçik KÂFİRLerdirler!. OLur..

ALLAHu zü’L- CELÂ.: “Ey RESÛLüm, Kur'ÂN-ı Kerîm’i insanlara açıkla!.” buyuruyor. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem de de AÇIKLıYOR.:


بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Resim---“Bil beyyinâti ve’z- zubur (zuburi), ve enzelnâ ileyke’z- zikre li tubeyyine li’n- nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn (yetefekkerûne).: Beyyinelerle (isbat vasıtaları ile) ve semavî kitaplarla (resûller gönderdik) onlara indirilenleri, insanlara beyân etmen (açıklaman) için sana da zikri (Kur'ân-ı Kerim'i) indirdik. Umulur ki böylece onlar, tefekkür ederler.” (Nahl 16/44)

وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
Resim---“Ve mine’l- leyli fe tehecced bihî nâfileten lek (leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ (mahmûden).: Gecenin bir kısmında uyan ve sana özel nâfile (ilâve) olarak O'nunla (Kur'ân'la) teheccüd namazı kıl! RABBinin seni MAKAM-ı MAHMUD'a beas etmesi (ulaştırması) yakındır.” (İsrâ 17/79)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İsrâ Sûresinin “Yakında RABBin sana MAKAM-ı MAHMUD’u verecektir” (meâlindeki) âyet-i kerimedeki "Makam-ı Mahmud" bana verilecek şefaat hakkıdır.” buyurmuştur.
(Tirmizî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Âhirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.” buyurmuştur.
(İbni Mâce)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.” buyurmuştur.
(Müslim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İmanla ölen herkese şefaat edeceğim.” buyurmuştur.
(Buharî, Müslim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ümmetimin yarısının Cennete girmesi ile şefaat etmem arasında serbest bırakıldım. Şefaat etmeyi seçtim. Çünkü şefaatimle daha çok kimse Cennete girer.” buyurmuştur.
(İbni Mâce)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Benden önce hiçbir Peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen (imanla ölen) herkese şefaat edeceğim.” buyurmuştur.
(Bezzâr)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.” buyurmuştur.
(İmam-ı Ahmed, Nesaî, Tirmizî, Ebu Davûd)

Resim---Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Ebüdderda radiyallahu anhu.: “İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı?” diye sual etti, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Evet, onlara da şefaat edeceğim!.” buyurmuştur.
(Hâtib

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim!.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ehl-i Beytimi sevenlere şefaat edeceğim.” buyurmuştur.
(Hâtib)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ashabımı kötüleyenden başka, herkese şefaat edeceğim.” buyurmuştur.
(Buharî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kabrimi ziyâret edene şefaatim vâcib oldu.” buyurmuştur.
(İbni Huzeyme, Bezzâr, Dare Kutnî, Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kabrimi ziyâret edenin şefaatçisiyim.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sırf beni ziyâret için gelen, ALLAH’ın izniyle şefaatime kavuşur.” buyurmuştur.
(Müslim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Medine’de ölenlere şefaat ederim.” buyurmuştur.
(Tirmizî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Medine’nin sıkıntılarına katlanana, şefaat ederim.” buyurmuştur.
(Müslim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şefaatime en layık olan, bana en çok salâvât okuyandır.” buyurmuştur.
(Tirmizî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Cuma günü ve gecesi çok salâvât getirene şefaat ederim.” buyurmuştur.
(Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. ALLAHu TeÂLÂya.: "Ya RABBî ÜMMetim! ÜMMetim!" derim. RABBim.: "ÜMMetine ne yapmamı istiyorsun?" buyurur. Ben de.: "Ya RABBî onların hesâblarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar!." derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem Hâzini Mâlik.: "ÜMMetinden cezâlanacak kimse bırakmadın!." der.” buyurmuştur.
(Beyhekî, Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamette Peygamberler, âlimler ve şehîdler şefaat eder.” buyurmuştur.
(İbni Mâce)

Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan
İmam-ı A’zam kaddesallahu sırrahu.:
“Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir” buyurdu.

(İmam-ı A’zam, Fıkh-ı ekber)

Kur'ÂN-ı Kerîmimizde Âyet-i Kerimeler, Kur'ÂN-ı Kerîmi bize Taşıyan Kalblerin Bildirdiği, Kur’ÂN-ı Kerimi açıklayan Hadis-i Şerifler ve RABBÂNî-Kur'ÂNî ve MuhaMMedî OLan Müfessirler, Muhaddisler ve FÂkihlerimİZ.: “Şefaat HAKtır!.” buyururken

Biz, Batının KiLiseLer BirLiği gibi Siyonist Kökenli Dinsiz-Mezhebsizlere mi kulak verip gelecek NESL-i CEDîDimizi insaflarına mı terk edeceğiz ALLAH celle celâlihu KORUsun İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَى
Resim---“Ve le sevfe yu’tîke rabbuke fe terdâ.: Ve mutlaka RABBin yakında SANA verecek (ihsan edecek), böylece SEN RAZI OLacaksın.” (Duhâ 93/5)

SEN RAZI OLana kadar.: Bu İhsÂNı kelimelere dökmek imkânımız Olamaz ve sadece Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e KULak verir ve DUYar-UYarız İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “O kadar çok kimseye şefaat ederim ki, RABBim ALLAHu TeÂLÂ, bana.: “RAZI OLdun mu?” diye sorunca.: “Evet razı oldum” derim.” buyurmuştur.
(Beyhekî, Bezzâr, Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamette Sırat Köprüsünün başında durur, ÜMMetimin geçmesini beklerim. ALLAHu TeÂLÂ.: "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır!." buyurur. ÜMMetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. RABBim bana.: Resim---"Ümmetinden ihlâsla bir defa.: "LÂ İLÂHE İLÂ ALLAH!." diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy!." buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.” buyurmuştur.
(İ. Ahmed, Müsned)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:“ALLAHu TeÂLÂ bana.: "ÜMMetinin üçte ikisini sorgusuz sualsiz Cennete koymamı mı istersin, yoksa şefaat izni mi istersin?" buyurdu. Ben de şefaat hakkı vermesini istedim. Şefaatim elbette bütün müslümanlaradır.”
buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şirk üzere ölmeyen (imanla ölen) herkese şefaat edeceğim.” buyurmuştur.
(İbni Hibbân)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi DÜNyâsında-DİNinde-ÂHİRetinde HAKka ve HAYRa VESİLE EDENLERin, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ŞEFAATi ile TEVBELerinin KABUL OLunacağını şu Âyet-i Kerime AÇIK DELİLdir.:

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
Resim---“Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh (iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ (rahîmen).: BİZ her peygamberi, ancak ALLAH’ın izni ile kendisine itaat olunmak için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman SANA gelseler de günahlarına ALLAH’dan mağfiret dileseler, PEYGAMBER de kendileri için afv isteseydi, elbette ALLAH’ı, tevbeleri ziyâde kabul edici, çok esirgeyici BULacaklardı.” (Nisâ 4/64)

Kur’ÂN-ı kerimde mealen buyuruluyor ki.:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Resim---“Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ (nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah (meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in kadîr (kadîrun).: Ey iman edenler! ALLAH'a Nasûh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki RABBiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O'nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “RABBimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye KAADİRsin.” derler. (Tahrim 66/8)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamette “Yâ RABBî, zerre kadar imanı olanı CeNNete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle CenNNete girecek.” buyurmuştur.
(Buharî)

Resim---Ebu Hüreyre radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizden.: “Kıyâmette şefaatine kavuşacak en mutlu kişinin kim olduğunu.” sordum.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Senin hadislerime olan sevginin çokluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. O mesud kişi.: “LÂ İLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULULLAH!.” diyerek imanla ölen kişidir.”
buyurdu..

(Buharî)

Resim---Enes İbn-i Mâlik radiyallahu anhu.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Benim şefaatim, ümmetimin büyük günah sâhiblerinedir.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Kıyame:11, İbn-i Mâce, Zühd:26, Ahmed İ. Hanbel: 3/113)

Resim---Zeyd İbn-i Erkam radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Benim kıyamet günündeki şefaatim haktır. Ona inanmayan ise, şefaatimin ehlinden olmayacaktır.” buyurmuştur.
(El-Mutteki, Kenzü-l Umman: 14/399)

Resim---Osman İbn-i Affan radiyallahu anhu.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamet gününde şu üç zümre: Peygamberler, sonra âlimler ve daha sonra da şehîdler şefaat edeceklerdir.” buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, Zühd:37, 2/1443)

Resim---Ebu Hureyre radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her peygamberin müstecâb (ALLAH’ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım (kullanmayı âhirete bıraktım). Ona inşaallah, ÜMMetimin şirk koşmadan ölenleri nâil olacaktır.” buyurdu.
(Buharî, Da’avat 1, Tevhid 31; Müslim, İman 334, (198); Muvatta, Kur’ÂN 26, (1, 212); Tirmizî, Daavat)


Resim


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...


Resim
M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

YÂ RASÛLULLAH!.

sallallahualeyhi vesellem..


YÜReğim==>ÇiÇEKk CeNNeti,
NÛR-u MîM’e==>CÂN MiNNeti,
ARZ’dan>ARŞ’a ÇİLLe ÇÖLüm,
=->RASÛLuLLAH SIRf SüNNeti!.


Resim

NE ZAMÂN===>İÇim SIKILsa,
=>ANARım Yâ RASÛLULLAH!.
NÛRun=>VARımı YOKk KILsa,
=>YANARım Yâ RASÛLULLAH!.


Resim

==>ŞE’ÂNuLLAH ŞUÛRumsun,
SEBEBim =>SonUÇ NÛRumsun,
SIRR-ı SIRFım==>SÜRÛRumsun,
HER ÂN OLAN==->ONÛRumsun!.


ZEVK 9678

HAKk’tan HAKk’ta HAKk’La HAKk’a=>Hak GAYREtin HAZıR HALın,
=>“HAKk’ın=>HALkı”na==>HİZMEtte ==>HASBî feyeKÛN KEMALın,
Şu==>“CİHÂN=>ÇİLLe ÇÖLÜ”nde==>MERHAMEtin==>CÂN CEMALın,
==>İHVÂNi’ne=>TEVHiD TÂCI’n===>MUHABBEtin===>MîM MASALın!.


02.07.2020 22:44
Brsbrsam..tktktrstkkmdaşkkk..


==>ŞEFÂAt ŞİFÂn==>ENVARı,
===->ŞEHÂDEt ŞEREFin VARı,
NÛRULLAH-ın=>MîM MASDARı,
EBDÂL-EBRÂR-AHYÂR-AHRÂRı!.


Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Nefsim kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, hiç biriniz, ben ona babasından ve çoluk-çocuğundan da daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz!." buyurdu..
(Buharî, Sahih, İman, 2/8 (I;9); Müslim, İman, 16)

Resim

Resim---Ömer radiyallahu anhu.: "Yâ Resûlullah!. Ben sizi canımdan başka her şeyden daha çok severim!." dedi Peygamberimiz.: "Yâ Ömer, canımı kudret elinde tutan ALLAH'a yemin ederim ki, beni canından daha çok sevmedikçe olgun mü'min olamazsın." buyurdu.
Peygamberimizi dikkatle dinleyen Ömer radiyallahu anhu.:
" Yâ Resûlullah!. Vallahi ben şimdi sizi canımdan da daha çok seviyoru!.." deyince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "İşte Yâ Ömer, şimdi mü'min oldun." buyurdu. (Aynî, Umdetü'l-Kârî,1/144)
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: "Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sordu.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.
"Allah ve Resûlünün sevgisini!." dedi.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “O halde sen, SEVdiğin iLe berabersin!.”
buyurmuştur.
(Müslim, Sahih, Birr ve Sıla,45/50 (III; 2032))

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka) herkesden fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek.” buyurmuştur.
(Buharî, Sahih, İman,2/9 (I;9))

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: " Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur. Beni seven de cennette benimle beraber olur!." buyurmuştur.
(Tirmizî, Sünen, İlim, 39/16 (V;46))

Resim

Resim---Aişe radiyallahu anha Vâlidemize, peygamberimizin ahlâkının nasıl olduğu sorulduğunda.: "Onun ahlâkı Kur'ÂN'dı!." buyurmuştur.
(Müslim, Müsafirûn, 129)


Resim


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...


Resim
M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

KUL İHVÂNİm..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

DAHiLek YÂ RASÛLULLAH!.

sallallahualeyhi vesellem..



Resim

=>KUL İHVÂNim->bU NaSıL İŞş!
Hem Müftü>Hem de MüfettiŞş!
ŞERRe>FETVÂ.. HAYRa TeftiŞş
!
===>DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.


ZEVK 9770

CEMMü'L- CEM’imİZde=>ÂLeMSIRR-ı SUBHÂN=>SALÂH-FELÂH,
==>TEVBE<->RIZA<->DUÂ =>İLE… =>Bî-İZNİLLAH==>SEBÎLİLLAH,
ÂHİR ZAMÂN>FİTNE DOLdu,
SİLÂ RAHMİ’n BAĞIn YOLdu,
==>ÜMMETİN’e ==>NELeR OLdu.. ==>DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..


09.10.2020. 12:58
brsbrsmd..tktktrstkkmdcumâcemimizzz..


Resim

DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.

=>ÜMMet=>HAk YOLu Yİtirdi,
=>İMÂN<->AMEL’i===>Bİtirdi,
SAĞdan SOLdan ŞeytÂN Gİrdi,

=->DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

HAYR =>ALtın OLsa ALmadı,
=>ŞERRe=>YAPIŞtı SALmadı,
AR-NaMuS-HAYÂ=>KALmadı,

=>DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

Eskiden=>KÖTÜLük=>AR’dı,
=>İNSÂNLar=>UTANIRLARdı,
DÜZ YOLar=->YOKuşa SARdı,

=>DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

Ne BÜYük->Ne Küçük BELLi,
=>AHLÂK->YIKILdı TEMELLi,
=>ŞIMARIk->ŞEytÂN EMELLi,

=>DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

->İMÂN->İBÂDEtLe->AHLÂK,
TEKk PRENSiP KULLukta HAK,
EREKeK-KADıN>ÇIRILÇIPLAK,

==>DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

CEHENNeM>KORku>ÜMMEtte,
=>HERKESin gÖZÜ>CENNEtte,

=>ÇIKIŞ YOLLARı=>SÜNNEtte,
KIRAT->KITMİR’im->ZİMMEtte,
=>İHVÂNİ’m>HASBî HİZMEtte!.
==>DAHÎLEK Yâ RASÛLULLAH


DAHÎLEK.: (ﺩﺧﻴﻠﻚ) (Ar. “DAHÎL.:sığınmacı, sığınan”dan “-EK.:sana” zamiriyle dahîlük >daḫіlek) “Sana sığınırım, sana sığındım!.” anlamında yalvarma sözü..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Şefaatim, ümmetimden büyük günah sâhibi kimseleredir.” buyurdu.
(Enes bin Mâlik radiyallahu anh’dan; Ebu Davûd 4739; Tirmizî)


Resim

EDRİKNî Yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem!.

ARAPÇASI.:
Es Salâtu ve’s- Selâmu aleyke yâ Seyyidî yâ Rasûlallâh. Huz biyedî, gallet hîletî edriknî!. Edriknî!. Edriknî bî lûtf, ve keremike yâ Sâhibe’l- Lûtfi ve’l- İhsâni şey’en LiLLAHi..:

MÂNÂSI.:
Es Salât ve es Selâm senin üzerien OLsun yâ RasûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem!.
ELimden tut (yardımın esirgeme); gücüm kuvvetim eksildi, çâresiz kaldım (sıkıntıdayım)
yetiş!. Yetiş!. Yetiş ey Sırf ALLAH için Lûtuf ve İhsân Sâhibi OLan (Peygameberim aleyhisselâm). Lûtuf ve Kereminle yetiş!. (Cömertliğinle İkram ve İhsân eyle!.)..


Her türlü kolaylık, rahatlık ve bereket için OKUnması tavsiye edilen bu salâvâtı, Şeyh Hamid el İmadi kaddesallahu sırrahu tarafından Mânâ Âlemi’nde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz tarafından DUYURuLmuş BUYURuLmuştur..



Resim

DAHiLek YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..


GönüL Hûn OLdu Şevkinden Boyandım Yâ ReSûLuLLaH!
NasıL BiLmem Bu Nîrana Dayandım Yâ ReSûLuLLaH!
EzeL Bezmi’nde Bir Dinmez Figândım Yâ ReSûLuLLaH!
CeMÂLinle Ferah-nâk Et Ki YANdım Yâ ReSûLuLLaH!.

Resim

Yanan KaLbe Devâ’sın Sen, BuLunmaz Bir Şifâ’sın Sen,
Muazzam Bir Sehâsın Sen, DiLersen Rehnümâ’sın Sen,
Habîb-i Kibriyâ’sın Sen, Muhammed Mustafâ’sın Sen,
CeMÂLinLe Ferah-nâk Et Ki YANdım Yâ ReSûLuLLaH!.


Resim

GüL Açmaz ÇağLayan Akmaz, İLâhi Nûrun OLmazsa,
Söner ÂLem, Nefes KaLmaz, FeLek Manzûrun OLmazsa,
Firak AğLar, VisâL AğLar, EzeL Mestûrun OLmazsa,
CeMÂLinLe Ferah-nâk Et Ki YANdım Yâ ReSûLuLLaH!.


Resim

Erir CanLar O GüL Bûy’i Revân Bahşın Hevâsından,
Güneş Titrer, Yanar Didârının Bak İhtirasından,
Perişan Bir Niyâz İnLer Hayatın Müntehâsından,
CeMÂLinLe Ferah-nâk Et Ki YANdım Yâ ReSûLuLLaH!.


Resim

Susuz KaLsam, Yanan ÇöLLerde Can Versem ELem Duymam,
YanardağLar Yanar Bağrımda, UmmanLardan Nem Duymam,
ALevLer Yağsa GökLerden Ve Ben MesseyLesem Duymam,
CeMÂLinLe Ferah-nâk Et Ki YANdım Yâ ReSûLuLLaH!.


Resim

Ne DevLettir Yumup AşkınLa Göz, Râhında Can Vermek,
Nâsib OLmaz mı SuLtanım Haremgâhında Can Vermek,
Sönerken GözLerim Âsân OLur Âhında Can Vermek,
CeMÂLinLe Ferah-nâk Et Ki YANdım Yâ ReSûLuLLaH!.


Resim

Boyun Büktüm, Perişânım, Bu Derdin Sende Tedbîri,
Lebim KavruLdu Ateşten Döner Pâyinde Tezkîri,
Ne Dem GönLün Murad EyLerse TaLtif EyLe KITMÎR’i,
CeMÂLinLe Ferah-nâk Et Ki YANdım Yâ ResûLuLLaH!.


YaMaN DeDe
kaddesallahu sırrahu..



HAYy YANmak AŞKın İLE-si,
İNANMak==>AŞKın bİLE-si,
KINANMak=>AŞKın ÇİLE-si,
KuL İHVÂNİm==>NÂFİLE-si,
KUL KITMÎR’in=->NÂFİLE-si,
ŞÂH ŞÂHiDi =>YAMAN DEDE!.


Resim

Hûn.: f. Kan, dem..
Şevk.: Çok istek, şiddetli arzu. Neş'e..
Nîran.: (Nur ve Nâr. c.) Nurlar, ziyalar. Ateşler, nârlar..
Figân.: f. Ağlayıp sızlama, bağırıp çağırma..
Ezel Bezmi.: Bezm-i ELEst.: Cenâb-ı HAKk celle celâlihu, ruhları yarattığında.: "BEN RABB’iniz değil miyim?." diye sorduğunda, RûHLar.: “BeLâ=>Bilâkis Evet Rabbimizsin!." diye cevap vermeleri ÂNına "ELest Meclisi" veyâ "Bezm-i ELest" tâbir edilir..
Ferah-nâk.: f. Neş'eli, sevinçli..
Sehâ.: Cömertlik, el açıklığı..
Rehnümâ.: f. Yol gösteren. Kılavuz.
Habîb-i Kibriyâ.: Azameti ve Kudret Sâhibi ALLAH celle celâlihu SEVgiLisi..
Manzûr.: Görülen, bakılan, nazar edilen. Beğenilen..
Mestûr.: Örtülmüş. Setredilmiş. Gizlenmiş..
Felek.: Gök, gök katı, devir. Tâli', baht. Büyük ve dâirevi olan şey. Her gök seyyaresinin gezdiği âlem. Dünyâ, âlem..
Firak.: Ayrılık. Ayrılmak. Hicran..
Visâl.: (Vasıl. dan) Vâsıl olma. Sevdiğine ulaşma. Kavuşma. Ayrılıktan kurtulma..
Bûy.: f. Koku. Ümit, umma. Sevgi, muhabbet..
Revân.: f. Giden, akıcı. Derhal. Ruh, can. Nefs-i nâtıka. Edb: Su gibi akıp giden güzel söz.
İhtiras.: Aşırı istek sahibi olmak, hırs duymak, şiddetli arzu.
Müntehâ.: Son, en son derece, en son yer, nihayet. Son uç..
Messeylemek.: Yapışmak, değmek, dokunmak..
Râh.: (Reh) f. Yol. Tarz. Usûl. Meslek..
Haremgâh-ı Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: Mescid-i Nebevî. Medine-i Münevvere.
Âsân.: f. Kolay. Suhuletli. Yesir..
Tedbîr.: Bir şeyi te'min edecek veya def' edecek yol. Cenâb-ı HAKk'ın Hakîm İsmine uygun hareket, riayet. Bir şeyde muvaffakiyet için lâzım gelen hazırlık..
Leb.: f. Dudak. Şefe..
Pây.: Ayak.
Tezkîr.: Hatırlatma. Vazifeyi veya Cenâb-ı HAKk'ın emirlerini hatırlatma. Vaaz ve nasihat etme..
Taltif.: İltifat etmek. Bir iyilik yaparak gönül almak. Yumuşatmak..
KITMÎR.: Ashab-ı Kehf'in köpeğinin adı. Hurma ile çekirdeğinin arasındaki ince zar. Çekirdeğin arasındaki ince pürüz. Hakir ve küçük olan şeylerde mesel olmuştur. Kul İHVÂNi KITMÎR..


Resim

DiaMaNDi..
YAMANdî Mollâ.. Mollâ Bey..
YAMAN DeDe..
MeHMeD ABDüLKaDiR KeÇeoĞLu..
MuhaMMedî Mevlevî HAKk. ÂŞIKk..


YAMAN DEDE’nin HAYAT HİKAYESİ.:
Kayseri’inin Talas İlçesinde Rum esnâflardan iplik tüccarı Yuvan Efendi ile Afurani Hanımefendi’nin oğlu Diamandi/Diyamandi 1887 yılında dünyaya gelir. Henüz on aylık iken âilesi Kastamonu’ya göç eder. İlk tahsilini Rum Ortodoks Mektebinde yapan küçük Diyamandi, 1901de Kastamonu İdadisine/Lisesine girer. Yedi yıllık idadiyi birincilikle tamamlar.
İdâdîyi bitirince müderris Hacı Mü’min Efendi’nin tavsiyesi üzerine iki yıl Nasrullah Medresesi’ne devam etti ve bu iki dili daha da ilerletti. Arapça’ya olan vukufu dolayısıyla Diamandi/Yamandi Mollâ adıyla anılmaya başlandı. 1909’da İstanbul Dârülfünunu Hukuk Mektebi’ne girdi. Me’zun olunca (1913) Beyoğlu Birinci Hukuk Mahkemesi zabıt kâtipliğine tâyin edildi. Avukatlık yapmak amacıyla istifa ettiği 1932 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Bir yandan da Galata Mevlevîhânesi’nde Ahmed Celâleddin DeDe ve Ahmed Remzi (Akyürek) DeDe’nin Mesnevî Derslerine katıldı. Ahmed Remzi DeDe onun çalışmasını ve gayretini takdir ederek kendisine “Yaman DeDe” adını verdi. Yaman DeDe notlarında, Ahmed Remzi DeDe’nin derslerine devam ettiği sırada Mesnevî’yi Ankaravî şerhiyle birlikte baştan sona kadar okuduğunu belirtmektedir.

Mektuplarında belirttiğine göre Farsça hocası İskilipli Osman Efendi’nin verdiği, Mes̱nevî’nin ilk on sekiz beytini okuma ödevini yerine getirdiği sırada ruhunda büyük bir değişim meydana geldi.
Bir Rum çocuğuna neden mollâ lâkabı takılmış, gelin Yaman DeDe'nin kendi ağzından dinleyelim.:
“Rüştiye/Orta okul birinci sınıfta iken 13 yaşımda idim. Bu sınıfta Arapça ve Farsça dersleri başlar. Bütün dersleri sevmeme karşın Türk Edebiyatı ile birlikte Arapça ve Farsça’ya pek düşkündüm. Rüştiye ikinci sınıfta ders yılının ortalarındayız. Farsça Hocamız, Şeyh Sadi’nin Gülistân’ını okuturdu. Arada sırada başka manzumeler de yazdırırdı. Bir gün siyah tahtaya yazdığı birkaç beyit kalbimi tutuşturmaya yetti. O beyitleri bugün gibi hatırlıyorum. Mesnevî’nin ilk beyitleri idi:
"Bişnev in çün şikâyet mî küned/Ez cüdâyîhâ hikâyet mî küned
Kez neyistân ta mera bübrideend/Ez nefirem merd ü zen nalideend"

"Dinle neyden ki hikâyet etmede
Ayrılıklardan şikâyet etmede.."

Tahtaya yazılan ismi bana pek tatlı geldi. Okunan beyitler beni derinden sarstı. Son beyit ise içimi yaktı. O an içimde yanmaya başlayan Aşk Ateşini kelimelere dökmekte âciz kalıyorum.”


FARKINDA OLMADAN MÜ’MİN OLMAK.:
Farsça dersinde başta Mesnevî olmak üzere Şark İslam Klasiklerinden beyitler ezberleyen, Din Dersinden gayrimüslim talebeler muaf olduğu halde sınıfta oturan ve bir Müslüman gibi İlmihal bilgilerini, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in hayatını, inanç esaslarını öğrenen Diyamandi, farkında olmadan içindeki aşk ile mü’min olmuştur. İslam’a duyduğu sevgi gün geçtikçe artmakta, bir taraftan tıpkı Farsça edebî metinler gibi aruz kalıpları ile rubâiler, gazeller yazmaya çalışmaktadır. Ancak toplum, okul, arkadaş ve âile çevresinde halen Hıristiyan olarak tanınmaktadır.
Arapça metinlerle birlikte hadis-i şerif ve bazı âyetleri de ezberlemeye başlar. Yazdığı beyitler, edebiyat hocasının gözünü doldurur. Hocası bir şiirini şu mısralarla övecektir.:
“Aferin yavrum güzel, hem de pek güzel.
Aferin yavrum güzel gerçekten çok güzel…
Manevî sûrî füyuzun berter etsin Lemyezel.
Allah Manevî sevinç ve ilhamlarını artırsın!.”


GENÇ BİR AVUKAT.:
Liseyi birincilikle bitiren Diyamandi, Arapça ve Farsça hocalarından özel dersler de alır. Üniversite tahsili için İstanbul’a hareket eder. İstanbul’da Hukuk mektebine giren Yamandi Mollâ, fakülteyi bitirdikten sonra devlet kademesinde görev alır. Bu esnâda özel hocalardan edebiyat ve İslamî İlimler okumaya devam eder. Kendi ifâdesine göre artık hidâyet bulmuş, lisana dökemese bile kalpten Kelime-i Şehâdeti çoktan kabul etmiş ve gizli Müslüman olarak yaşamaya başlamıştır. Meşhur mevlevî DeDelerinden Ahmed Remzi DeDe’den Mesnevî okur. Mesnevî ve şerhlerini/açıklamalarını kısa sürede okur. Bir yandan devlet kademesinde görevine devam ederken diğer yandan şiir çalışmaları sürmekte, Ankara Radyosunda çeşitli Mevlevî büyüklerinin hayatını anlatan sohbet programı yapmaktadır. Bu programlar, devrin gazete yazarları ve ediblerinin dikkâtini çeker. Kısa sürede edebiyat ve ilim çevrelerinde yer edinir.


ÂŞIKLAR KÂBESİ.:
Mevlevîler arasında Konya; Aşıklar Kâbesidir. Yaman DeDe de kırklı yıllarda sık sık Konya’ya sefer eder. Şeb-i Arus törenlerinin özel davetlilerindendir artık. Biri İstanbul’a gelse ve.: “Ben Konya’dan geliyorum.” dese Yaman DeDe.: “Demek SuLtÂNımızın şehrindesiniz!.” der; alır, yedirir, içirir ikram eder!...
Konya ve Mevlânâ onun için özel aşk bestesinin vazgeçilmez iki notasıdır..


MÜSLÜMANLIĞINI İLÂNI.:
1942 yılından itibaren, başta azınlıklara mensub kız ve erkek liseleri olmak üzere çeşitli okullarda Türk Edebiyatı ve Farsça okutan Yaman DeDe, devlet hizmetinden ayrılmış, eğitimciliğin yanı sıra serbest avukatlık yapmaya başlamıştır. Anadolu’nun çeşitli vilâyetlerinde Mevlânâ konulu konferanslar verir. Ancak halen gizli bir mü’mindir. Namazını en kuytu semtlerin küçük mescidlerinde kılmakta, Ramazanda gizli oruçlar tutmaktadır. Kızı ve eşi inancından habersizdir.
“Tam kırk yıl bâzen sahursuz bazen iftarsız oruçlar tuttum, ama âilem bunu hiç bilmedi!..” der hatıratında.
Avukatlıktan çok zamanını lise derslerine, gençliğin mânevî aşkı tanımasına ayırmaktadır.
15 Şubat 1942 de ismini değiştirir ve Mehmed Abdülkadir KEÇEOĞLU adını alarak nüfus idâresine ismini ve yeni dini “İSLÂM”ı tescil ettirir. Bu sırada 55 yaşındadır. Kırk yıldır sakladığı yeni kimliğini kuşanmış, ama o saatten sonra da âile içi sancı başlamıştır..


CEKETİ ALIP ÇIKMAK.:
Üsküdar’daki evinde bir kış gecesi durumu kızı ve eşine açar. Karısı ve kızı o an feryadı basarlar. Haber Patrikhâneye kadar ulaşır. Dönemin Hıristiyan din adamları, ya Hıristiyanlığa dönmesi ya da karısından boşanması konusunda baskı yaparlar. Bir mektubundan, bu ayrılışta onun din değiştirmesinden rahatsızlık duyan patrikhâne idaresinin evliliklerinin devam edemeyeceği yönündeki beyanının etkili olduğu anlaşılmaktadır. Karısı bu ikilem karşısında kararlı bir tutum sergileyemez. Yaman DeDe, zor ama cesur bir karar alır. Evden ayrılacak, yalnız yaşayacaktır. Yerde dizlere kadar kar, havanın keskin ayaz olduğu bir Şubat gecesi âilesini toplar ve.: “AŞKkımın bedeli bu YAŞAnanlar. Sizler sakın üzülmeyiniz. AŞKk, ıstırabsız olmaz. Size acı vermeye hakkım yok. Bu ev ve içindekiler size kalsın. Elvedâ!..”
Bu durum ruhunda derin yaralar açmış, bilhassa kızı Belma’ya karşı hasreti mektuplarına açık bir şekilde yansımıştır.
Ceketini alıp çıkmıştır artık. Üsküdar, Selâmsız yokuşundan iskeleye iner. Sabah Ezânına kadar o soğukta sokakları ve sahili arşınlar. Sabah karşıda, Karaköy’deki avukatlık bürosuna geçer. Birkaç gece burada yatıp kalkar. Dostlarının, öğrencilerinin evlerine misâfir olur bazı geceler. Kendi ifâdesi ile özgürdür artık..


HOCALARIN HOCASI.:
Azınlık okulları yanı sıra İstanbul İmam Hatip Okulu ve Yüksek İslam Enstitüsünde de Farsça derslerine girer. Bugün her biri kendi branşında otorite olan Prof. Dr. Hayreddin Karaman, Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, Prof. Dr. Emin Işık, İstanbul Eski Müftüsü Selahaddin Kaya, Osman Nuri Topbaş Hoca Efendi gibi pek çok öğrenci Farsça’yı ondan öğrenir. Mevlânâ’yı onun gözyaşları içinde verdiği derslerden tanırlar.
ALLAH, RaSûLuLaH, MeVLâNâ, KoNya, AŞKk!. deyince hüzün çöken, hemen ağlamaya başlayan ikinci bir kişinin görülmediği bu zâtların beyânlarından anlaşılmaktadır..


İLGİNÇ DAVRANIŞLARI.:
Çoğunlukla içe dönük bir hayat süren Yaman DeDe, çevresi ile haberleşmede daha çok mektubu kullanır. Büyük fikir adamları ve sanatçılarla olduğu kadar, ders verdiği azınlığa mensub öğrenciler, liseli gençlere de mektuplar yazmıştır. Bunlar edebî ölçüde kıymetli nasihat ve söz sanatları yüklü metinlerdir. Her hafta Pazartesi günleri akşam namazları ile Cuma namazlarını Eyüp SuLtÂN’da kılmayı âdet edinmiştir.
Cumadan sonra.: “Haftalık haccımı edâ ettim!.” diyecek kadar Eyüp SuLtÂN ziyâretine önem verir. Konyalı Dr. Ali Kemal Belviranlı, ahbablarından birkaç kişi ile Yaman DeDe'yi hasta yatağında ziyâret eder. DeDe’ye: “Yanan Kalbe Devâsın Sen!.” naatını bestelediğini söyler Ali Kemal Bey. DeDe, pek memnun olur ve misâfirler koro halinde bu naatı okurlar. Önce hıçkırıklara boğulan DeDe, birden yatağından fırlar, cezbeye gelerek, semâzenler gibi dönmeye başlar. Eşi Hatice Hanım içeri girerek.:
"Lütfen okumayın... N’olur kesin... Yakında kalb krizi geçirdi. Bu cezbeyi kaldıramaz!." diye ricâ etmek zorunda kalır.
Bir dönem sevgi kavramını kullanan Mason Teşkilatına üye olur Yaman DeDe. Kendisinden herhangi bir konuda ilmi rapor hazırlaması istenir. O da safça tutar İslamiyet’in üstünlüklerini anlatan bir rapor yazar. Ertesi gün DeDe'yi locadan ihrac ederler!...


İKİNCİ EVLİLİĞİ ve VEFÂTI.:
Dostlarının teşvik ve tanıştırması ile ilkokul öğretmenliğinden emekli Hatice Hanım’la hayatını birleştiren Yaman DeDe, eski karısı ve kızını zaman zaman telefonla arayarak hediye ve ikramlarda bulunmayı ömür boyu ihmal etmemiştir.
Avukatlık yaptı ve bazı okullarda ders vermeye başladı. Daha sonra avukatlığı bırakıp tamamen öğretmenliğe yöneldi. Saint Benoit ve Notre Dame gibi yabancı okullarında, İstanbul İmam-Hatip Okulu ve İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nde Türkçe, edebiyat, Farsça, Arapça derslerine girdi.
1961 yılı başlarında rahatsızlandığı halde derslerine devam etti.
1962 yılına gelindiğinde çok hasta olmasına karşın Acıbadem’deki evinden Bağlarbaşı’ndaki Yüksek İslam Enstitüsüne derslere gelmeye devam eder. O artık paltosu içinde zayıf, cesed gibi solgun, 75 yaşın yorgunluğuyla bedenini sürüyerek yürümektedir.
03 Mayıs 1962 Perşembe günü.: “Ölüm asûde bir bahardır!.” diyerek HAKk’a yürür. Öğrencileri ve yüzlerce seveninin omzunda Karacaahmet Mezarlığına defnedilir..

MUHAMMEDî HAKk ÂŞIKk YaMaN DeDe’nin,
Hayatında ŞİİRin =>ÖZeL bir yeri vardır. Kendisi.: “Hayatın içindeki her şeyin aslında bir ŞİİR, ŞÂİRin de görünmeyen dudakların üflediği bir NEY olduğunu.” söyler. ŞİİRLeri arasında bilhassa.: “Dahîlek yâ Resûlellah!.” çok meşhurdur. Ayrıca Mevlânâ üzerine yazdığı şiirler Mevlevî çevrelerinin yanı sıra Yahya Kemal Beyatlı, İbnülemin Mahmud Kemal, İbrahim Alaeddin Gövsa, Orhan Seyfi Orhon gibi ilim ve fikir adamlarınca takdirle karşılanmıştır. “Yanan Kalbe” adlı na‘tı Ali Kemal Belviranlı tarafından bestelenmiştir (Cönk, s. 54-55).
Şâirliğinin yanı sıra Mutasavvıf kimliğiyle de öne çıkan Yaman DeDe’nin Mevlânâ’ya duyduğu muhabbetin temelinde de İslâm Dini’ne karşı olan derin SEVgisi yatmaktadır. Müslümanlığı =>“İÇinde bütün kâinatın yer aldığı bir AŞKk!.” diye nitelendirmiş, insanın bu AŞKk sâyesinde yükseleceğini, insanlığın olgunluk ve mutluluğunun buna bağlı olduğunu, bu aşamaya ulaşıldığında “ISTIRÂBın<-> ZEVke” döneceğini ve insanın RÛHuna AKacağını, böyle bir durumun ise anlatılamayacağını, ancak DUYulaBİLeceğini ifâde etmiştir..
Mes̱nevî’nin ilk on sekiz beytini şerh eden Yaman DeDe’nin, Cenâb Şahabeddin’in, Ahmed Cevdet Paşa’nın mesnevîhanlığı ve Mevlânâ üzerine makaleleri, hayatını ve ihtidâ sürecini anlatan =>“Nasıl Müslüman OLdum!?.” başlıklı yazısı dikkat çekicidir. ŞİİRleri, notları, öğrencilerine ve dostlarına yazdığı mektupların önemli bir kısmını Mustafa Özdamar yayımlamıştır. (Yaman DeDe, İstanbul 1994).

İhtidâ.: Hidâyete ermek. Delâlet ve irşadı kabul edip doğru yola girmek. ALLAH celle celâlihu'ya ve Resûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimize imân etmek..


HAYy YANmak AŞKın İLE-si,
İNANMak==>AŞKın bİLE-si,
KINANMak=>AŞKın ÇİLE-si,
KuL İHVÂNİm==>NÂFİLE-si,
KUL KITMÎR’in=->NÂFİLE-si,
ŞÂH ŞÂHiDi =>YAMAN DEDE!.


Yaman DeDe - DAHİLEK Yâ RASûLALLAH sallallahu aleyhi vesellem!.

Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

EL HANNÂNu’L- MENNÂN ALLAH,
RÛHum ==>MEVLÂ MİNNEti’nde!.
=>RAHîM<>RAÛF=>RASÛLuLLAH,
GÖNLÜm =>GÖNÜL CENNEtin’de!.

RASÛLuLLAH>NÛRun HAKk,
İLM=>İRADE=>İDRAk=>İŞTİRAk,
=>İNSÂN OL!manın=>ŞÂH SIRRı,
=>SENin SÜNNEtin>YAŞA!.mak!.


ZEVK 9835

İMÂM-ı MUTLAk MUHAMMED=>KÜLLî ŞEYy ve=>HERKEs NEFER,
=>HeR NEFES=>HAYyat NAMAZı ==>SIRR-ı SIFIR=>SIRfta SEFER,
BEDEN-NEFiS-KALB’im-RUH’um,
TEKBİR’in DUYmuş=>UYmuşum,
=>KIYAM’dasın=>KUL İHVÂNim =>SEKiZ ELLe=>ALLAHu EKBER!.

******* RÛH Resim YEDULLAH..
****** KALB Resim YED-i RASÛLuLLAH..
**** NEFS Resim YED-i EHL-i BEyt-i YED-i ÂLi ŞÂH..
*** BEDEN Resim YED-i HALİFETuLLAH<=ABDuLLAH..

celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


KELÂMuLLAH=>EL HAKk SÖZü,
DUYmayan=>SAGıR İHVÂNİ’m!.
KÂLû=>BELÂ!.” SÖZün=>ÖZü,
=>EMÂNEt==->AGıR İHVÂNİ’m!.
KALB KULAğı<--->GÖNüL GÖZü,
=>CÜMLe’yi->ÇAGıR İHVÂNİ’m!
BİZ BİR-İZ!.” BAGıR İHVÂNİ’m!.


28.12.20 02: 28
brsbrsm...tktktrstkkmizdeseherlerrr..

Resim
* BİZ BİR-İZ!.
* BİZ BİR!.
* BİZ!.

YAŞAdığımız KULLuk İmtihÂNı ÂLEMinde,
=>RABBımız TeÂLÂ’ya;

FAKRîYyette =>ŞEKLen KULLuğunun,
=>İLMİni BİL!.meye=>MUHTAÇız!.

ACZîYyette =>ŞEKLen-AKLen KULLuğunun,
=>İRADEsini BUL!.maya=>MECBURuz!.

ZELiLîYyette =>ŞEKLen-AKLen-NAKLen KULLuğunun,
=>İDRAKinde OL!.maya ME’MURuz!.

İLLîYyette =>ŞEKLen-AKLen-NAKLen HAKLen-KULLuğunun,
=>İŞTİRAKinde YAŞA!.maya MAHKUMuz!.

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.

Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden HâL-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet- BİZi de CEMMü'L- CEM’ et!. İnşâe ALLAH!..



Resim
M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

KUL İHVÂNİm..

ALLAH celle celâlihu.:
Resim

er Rahîmu celle celâlihu.:
Resim

El Mevlâ celle celâlihu.:
Resim

El Hannanu celle celâlihu.:
Resim

El Mennanu celle celâlihu.:

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..



=->MuhaMMedî ŞÛURa ER,
MuhaMMedî NÛR GÜLü DER,
=>MuhaMMedî O-NÛR YAŞA,
=>MuhaMMedî SÜRÛR YETER!.


==>EL MEVLÂ’nın VELîsi OL,
CÜMMLe ÂLEM’in DELisi OL,
NAHNU SIRRın SİL>BİZ BİR-İZ,
====>EZEL’in ==>EVVELisi OL!.


ZEVK 9884

===>Her KUL==>ASLını=>ARARsa===>YARATILIŞ ŞÛURu’nda,
HER HÜCREsi=>NAHNU SIRRı==>ALLAH ve RESÛLÜ NÛRu’nda,
=>MuHABBeti=>MuhaMMed’e==->ÇEKER GÖTÜRüR HeR KULu,
BENLik<=>SENLik’ten KURTULuR=>SIRR-ı NAHNU SÜRÛRu’nda!.


25.02.2021 21:25
brsbrsm...tktktrstkkmizdsavvvv...


KUL İHVÂNİm BENLiğin SOYy,
RESÛLULLAH>TEBLiğin DUYy,
BEDEN-NEFiS-KALB-RÛHunLa,
KELÂMULLLAH=>SALÂtın UYy!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

Resim---Ashâb-ı Kirâm radiyallahu anhum.: “ALLAH’ın VeLî KuLLarı kimlerdir?” diye sorduklarında,
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “(ALLAH’ın VeLî KuLLarı) Yüzlerine bakıldığında ALLAHu TeÂLÂ’yı hatırlatan kimselerdir!.” buyurmuştur..

(Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, X, 78; İbn-i Mâce, Zühd, 4)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH’ım! Rahmetini umuyorum. Gözümü açıp kapayıncaya kadar dahî beni nefsimin hevâsıyla başbaşa bırakma!. Her hâlimi ıslâh eyle!. Şüphesiz senden başka ilâh yoktur!.” buyurmuştur..
(Ebû Dâvud, Edeb, 100-101)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Sizden birinize Ben, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha SEVimli olmadığım müddetçe tam imân etmiş olamaz.” buyurmuştur..
(Buhârî, İman: 8; Müslim, İman: 69, 70)

Resim--- Câbir radiyallahu anhu anlatıyor: “Yâ Resûlullah! Anam-babam sana fedâ olsun, ALLAH’ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?” diye sordum.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey Câbir! Her şeyden önce ALLAH’ın ilk yarattığı şey senin Peygamberinin Nurudur. O nur, ALLAH’ın kudretiyle onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne Levh, ne Kâlem, ne Cennet, ne Ateş/cehennem vardı. Ne Melek, ne Gök, ne Yer, ne Güneş, ne Ay, ne Cin ve ne de İnsan vardı.
ALLAH mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı. Birinci parçasından kâlemi, ikinci parçasından Levh’i (Levh-i mahfuz), üçüncü parçasından Arş’ı yarattı. Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya böldü: Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), ikinci parçadan Kürsî’yi, üçüncü parçadan diğer Melekleri yarattı. Dördüncü kısmı tekrar dört parçaya böldü: Birinci parçadan Gökleri, ikinci parçadan Yerleri, üçüncü parçadan Cennet ve Cehennemi yarattı. Sonra dördüncü parçayı yine dörde böldü: Birinci parçadan Mü’minlerin Basîret Nurunu/imân şuûrunu, ikinci parçadan -mârifetullahtan ibâret olan- Kalblerinin Nurunu, üçüncü parçadan tevhidden ibâret olan Ünsîyyet Nurunu (Lâ ilâhe illâ ALLAH MuhaMMedu’r- ReSûLuLLaH NÛRU’nu) yarattı.”
buyurdu..

(İmâm Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Kastalanî, Mevâhibü'l-Ledünniye: 1/6; Krş. Aclunî, I/262-6)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi kudsîde : "ALLAH celle celâlihu.: "Seni Kendi Nurumdan, diğer şeyleri de Senin Nurundan yarattım." buyurdu." buyurmuştur..
(Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Aclûnî, Keşfü'l-Hâfâ I-265/827)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi kudsîde : "ALLAH celle celâlihu.: “Levlâke levlâk lemâ halaktu’l- eflâk.: Sen olmasaydın ben kâinâtı yaratmazdım” buyurdu." buyurmuştur..
(Aclunî, II: 164; Hakîm el Müstedrek, II: 615)

Resim---Muâviye İbn Câhime’nin anlattığına göre; Câhime radıyallahu anhu Peygamber aleyhissalâtu vesselâma gelir ve.: “Yâ Resûlullah, ben gazveye (cihâd) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişâre etmeye geldim” der. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.: “Annen var mı?” diye sorar. “Evet” deyince,
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Öyleyse ondan ayrılma, zirâ cennet onun ayağının altındadır.” buyurmuştur..

(Nesâî, Cihâd, 12)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Nefsim kudret elinde olan ALLAH’a yemin olsun ki; sizden biriniz, ben kendisine anasından, babasından, evlâdından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça hakîkî mânâda îmân etmiş olamaz.” buyurmuştur..
(Buhârî, Îman, 8.)

Resim--- Abdullâh bin Hişâm’ın anlattığı şu rivâyet, Rasûlullâh’a muhabbetin hangi seviyede olması gerektiğini göstermesi bakımından çok mânidârdır.: “Bir defâsında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte bulunuyorduk. Rasûl-i Ekrem, orada bulunanlardan Hazret-i Ömer’in elini avucunun içine almış oturuyordu. O sırada Ömer radıyallâhu anh.: “Yâ Rasûlallâh! Sen bana canımın dışında her şeyden daha sevgilisin!” diyerek Rasûlullâh’a olan muhabbetini ifâde etti. Onun bu sözüne karşılık Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz.: “Hayır, ben sana canından da sevgili olmalıyım!.” buyurdu. Ömer radıyallâhu anh hemen.: “O hâlde Sen’i canımdan da çok seviyorum yâ Rasûlallâh!” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İşte şimdi oldu.”buyurdu..
(Buhârî, Eymân, 3)

Hülâsa-yı KeLÂM, ALLAHU ZÜ’L- CELÂL, KUR'ÂN-I KERÎM’inde BUYurmuş, DUYurmuştur Hamd OLsun!.

لنَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا
Resim---“En nebiyyu evlâ bi’l- mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlû’l- erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi mine’l- mu’minîne ve’l- muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ (ma’rûfen), kâne zâlike fî’l- kitâbi mestura (mestûren).: NEBÎ (Peygamber), mü'minler için kendi nefslerinden daha evlâdır (yakındır. kendi canlarından daha önce gelir.). Ve O'nun (Nebî'nin) zevceleri, onların anneleridir. Ve rahim sahibleri (akrabalar), onlar birbirlerine, ALLAH'ın Kitab'ında, mü'minlere ve muhacirlere yakın olduklarından daha yakındır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. İşte bunlar, Kitab'da satır satır yazılıdır.” (Ahzâb 33/6)


ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...


M.M.M. MuhaBBetLerimLe...


Resim İHVÂNİmResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim
YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..


=>KÂiNÂt KÂNı’m=>Es SELÂ!
=>CÂNda>CÂNÂN’ım Es SELÂ!
NÛRuLLAH>NÛR-u MuhaMMed,
=->GÖNüL SULTÂNı’m Es SELÂ!
=->GÜLLer SULTÂNı’m Es SELÂ!.


ZEVK 9898

GEZERiZ=>AŞKkın PEŞİnde.. =>Ah-ü-ZÂRin->EFGÂNıyız;
YANARıZ=>AŞKk ATEŞİnde.. =>NAZLı YÂRin PÜRYÂNıyız;
CİHÂNın CÂNı=>MUHAMMED,
GÜLLer SULTÂNı MUHAMMED,
IŞIğıyıZ=>AŞKk GÜNEŞİnde.. =>GÜL-i ZÂRin BAGBÂNıyız!.

15.03.2021 13: 07
brsbrsm...tktktrstkkmizdecoronavirüz2aşımızzz..


YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..


NÛRUyuz=>MUHiT BİLEyİZz,
MERKEZde>RABB’ım İLEyİZz,
AHMED-i MUHTAR-ı MUSTAFA,
>EHL-i BEYt-i AŞKk-ı ÇİLEyİZz,
İHVÂNİ’im=->BÜLBÜL DİLEyİZz!.


Resim
* BİZ BİR-İZ!.
* BİZ BİR!.
* BİZ!.

******* RÛH Resim YEDULLAH..
****** KALB Resim YED-i RASÛLuLLAH..
**** NEFS Resim YED-i EHL-i BEyt-i YED-i ÂLi ŞÂH..
*** BEDEN Resim YED-i HALİFETuLLAH<=>ABDuLLAH..

celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.

Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden HâL-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet- BİZi de CEMMü'L- CEM’ et!. İnşâe ALLAH!..



Resim
M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

KUL İHVÂNİm..

Resim

MiNNEt.:
Kân.: f. Bir şeyin menba’ı. * Kuyu. Kaynak. * Mâden ocağı. * Bir keyfiyetin. (niteliğin) bol olarak bulunduğu kimse ki, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem..
Kân-ı Kerem.: Kerem, lütuf ve ihsan menba’ı Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem..
Kân-ı Merhamet.: Merhamet kaynağı Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem..
EFGÂN.: f. Acı ile bağırıp çağırmalar. Feryatlar ve istimdat..
PÜRYÂN.: BiryÂN.. f. Kebabın bir nev'i. Piran. Pürân..
GÜL-i ZÂR.: GÜLBAğı-GÜLbahçesi.. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in mübârek gönül Ravzası-Havzası..
BAGBÂN.: f. Bahçıvan, bağcı. Bahçe bekçisi..
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

YÂ RASÛLULLAH!.
sallallahualeyhi vesellem..


YAĞmadı->RAHMEt BULUtu,
=>KAPLadı KORku=>UMUtu,
VARsa-YOKksa=>PARA Putu,
=>AZĞINız Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

=>DEVLEt=>ADALeti BİTİRdi,
=>YERİne=->ZiLLeti GETİRdi,
MİLLEt=>MERHAMEti YİTİRdi,
==>AZĞINız Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

ÜMMEtin=>ŞERR’i BÖLÜŞtü,
=>HÂLİne=>ELLer GÜLÜŞtü,
=>SÖZ=>AYAk ALtına DÜŞtü,
=>KIZĞINız Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

HaRaM-YaLaN==->SİYÂSEtte,
VURgun-TaLaN=->TİCÂREtte,
=->TAKAt KALmadı MİLLEtte,
==>EZĞİNiz Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

BiR VİRÜs==->SOKktu İÇERi,
HAKk-HAYRr GELmedi GERi,
BiR KEMİk KALdık>BiR DERi,
=->EZĞİNiz Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

ESER YOKk=>ŞÂH ŞÂNımızdan,
*->SAYGı GEÇmez YANImızdan,
=>HAYyat HAYyı->CÂNımızdan,
==->BEZĞİNiz Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

HERKEs=->YOLun DOĞRu BİLdi,
KUR'ÂN HÜKMün TERsten SİLdi,
=>ZÂTın’a HÖRMEt>bU DEĞİLdi,
==->ÜZĞÜNÜz Yâ RASÛLULLAH!.

Resim

=>EBDÂL-ü-EBRÂR==>GAîBde,
=>HAYR ELi AHYÂR==>GAîBde,
=>İHVÂNİm==>AHRÂR GAîBde,
==>ÜZĞÜNÜz Yâ RASÛLULLAH!.


30.05.2021.. 17:16
brsbrsm...tktktrstkkmizdecnntbhçmzzdee..


GAîB.: OLduğu Hâlde GÖZükmeyen.. akıl gibi.. ceryÂN gibi.. Kayıp olan yitik değildir..


Resim

''ALLAHümme saLLi ve seLLim ve bârik aLâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'l- ÜMMîyyi ve aLâ âLihi, EHL-i BEYtihi ve's-sahbihi ve ÜMMetihi...''


Resim

Ya RABBenâ!
BİZe NEFSimizi TANIt =>RABBimizi TANIt =>BİLdir->BULdur->OLdur ve =>YAŞAt!.
=>SEVGİLİn Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin hörmetine İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..


BİZ'den =>gAYR-et!.
Rimiz'den =>hiMM-et!.
El AmaNN!ım=>ÜMM-et!.
DâRüs- SeLÂm-da SeLÂM-et!..

VeL-Hamdu LiLLâHi RABBüL-ÂLeMîn!..


M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimResimResim
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

sallallahualeyhi vesellem..

=>MUHABBEtin MUSTAFÂ’sı,
SIRR-ı SEBBAH’a=->SAFÂ’sı,
NAHNU NÂZI’na=->NİYÂZda,
VASL-ı VUSLÂt’ın==>VEFÂ’sı!.


ZEVK 9965

RAHMetenLi’L-ÂLEMîn’in===>ÂLEM’Lere TEŞRif DÜGÜNü,
==>HULUKi’L-AZîM==>AHMEDî===->ÂLEM’i KAPLadı ÜN’ü,
ZamÂN AKıLdaki=>DÜN’dür,
YARIN’a GeBe=>BuGÜN’dür,
DEĞiŞmez ŞEMSî TAKVİMde RESÛLULLAH’ın DOĞuM GÜNü!.


07.06.2021.. 06:07
brsbrsm...tktktrstkkmizdseherlerrrimizzz..


KUL İHVÂNim KITMİRi’dir,
MîM MERKEZİnde DİRi’dir,
E Lestü-MAHŞeR-MELÂmî,
HİZMETÇiLeRden>BİRi’dir,
SIRR-ı SELÂmî<=>KELÂmî,
ERENLeR MEYDÂN ERi-dir!.


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMîyyi ve aLâ ÂLihi, EHL-i BEYtihi ve's- Sâhbihi ve ÜMMetihi...

Resim
ResimResim

İNŞÂe ALLAHu BERRü’r-RAHÎMmm!.


bî-RAHMetike yâ ERHAMe'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ ERHAMe'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ ERHAMe'r- RAHÎMiyn!.
İrhamNÂ yâ RABBBeNâ ceLLe CeLÂLihuu!..


Âmin Yâ Latîf!.. Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm!. Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Vâsiu!. Yâ Kaviyu ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettâh!. Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr!. Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..

Âmin... Âmin... Âmin... Âmin!.. Yâ Muîn Celle Celâluhu!.



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..

Resim
ResimResim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, 23 yıl süren Risâleti sonunda 13 gün süren bir hastalığın ardından;
Miladî.: 8 Haziran 632’de
Hicrî.: 11 Rabîulevvel 12 Pazartesi günü Medine’de bulunan evinde ve 63 yaşında HAKk’a yürüdü. Kabr-i Şerîfi Medine’de Yeşil Kubbe/Kubbe-i Hadra içinde Ravza-i Mutahhara’dadır..


Resim Bir hususa açıklık getirmemiz çok çok lâzım ki, Şemsi Sene ve Kameri Sene FARkı ne DEmek.:

Zaman ölçmek için kullanılan birimlerden biri, senedir. Hesaplama sistemi açısından, iki türlü sene vardır; Biri, Güneş senesi, diğeri, Kamerî yâni ay senesi.
Güneş senesi; dünyanın Güneş etrâfında bir devir yaptığı zamandır. Bu zaman 365.2 gündür. Mîlâdî sene, Hicrî şemsi sene ve Rûmî sene, bu sisteme göre hesap edilen senelerdir. Kamerî sene; Ay'ın Dünya etrafında 12 kere dönmesiyle meydana gelir. Hilâlin ilk defa görülmesi ile kaybolup tekrar görülmesi arasındaki zaman bir aydır. Ay, bu süre içinde Dünya etrafındaki dönüşünü tamamlamaktadır. Kamerî sene 354.3 gündür. Güneş yılı, kamerî yıldan 10.8 gün daha uzundur. Bunun için dînî günler, kandiller, dînî bayramlar her sene, mîlâdî yıla göre, on gün önce gelir. Yaklaşık 33 yılda bir kamerî yıl devrini tamamlar. Bunun için, ramazan 33 yılda bir aynı zamana gelir. HİCRÎ VE MİLADÎ SENE Başlangıç zamanına göre de senelerin ismi değişmektedir. Başlangıç zamanına göre, iki türlü sene kullanılmaktadır. Mîlâdî sene, hicrî sene. Mîlâdî sene; Îsâ aleyhisselâm'ın doğum günü zannedilen zamandan başlar. Mîlâdî senede yılbaşı, 1 Ocak’tır. Hicrî sene; Peygamber efendimizin Mekke'den Medîne'ye hicreti ile başlamaktadır. Sene başı 1 Muharremdir.

Bir de Hicrî şemsî sene ve Osmanlıların son zamanlarda kullandıkları Rûmî sene vardır. Hicrî şemsî senede, başlangıç olarak, hicret esas alınmış ancak, sistem olarak, güneş yılına göre hesaplanmıştır. Yâni 365 gündür.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Doğum Günü olan Mevlüd Kandili ve diğer Kandillerin kutlamalarında, Ülkemizde ve İslâm Ülkelerinde Hicri Kameri Takvim’e göre kutlanınca 365 günü dolaşır..

Hicri Takvimi.: Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve AY’ın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir..
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Safer Ayının 27.günü Ebubekir radiyallahu anhu ile birlikte Medine’ye hicret etmek üzere Mekke’den ayrılmış, 4 gece Sevr Mağarası’nda kalmış. 1 Rebiülevvel Pazartesi günü Sevr Mağarası'ndan Medine’ye doğru yola çıkmışlardır. 8 Rebiülevvel / 20 Eylül 622 Pazartesi günü Küba Köyü’ne gelmiş. Burada Küba Mescidi’ni inşa etmiş ve 12 Rebiülevvel Cuma günü Medine’ye doğru hareket etmişlerdir.
Türklerin İslamı kabulünden sonra kullanmaya başladığı Ömer radiyallahu anhu döneminde hazırlanmış ay yılı esaslı takvimdir. Bir yıl 354 gün olduğundan aylar zamanla farklı mevsimlere denk gelir. Başlangıç olarak Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Medine’ye hicret ettiği yıl kabul edilmiştir..

Hicri Takvim Çeşitleri.:

1-) Hicri Semsi Takvim.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Kuba’ya geliş günü olan 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabul eden ve dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan Takvim sistemine “Hicr-i Semsi Takvim” denilmektedir..

2-) Hicri Kameri Takvim.:
Ömer radiyallahu anhu zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem’in rastladığı “16 Temmuz 622” tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Biz bunu Hicri Kameri Takvim değil Hicri Takvim olarak bilmekteyiz…



Resim

Aziz Kardeşlerimiz;

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in;
Resûlîyyeti =>Bâki ve Gaibdir.. =>Resûlühu..
Beşerîyyeti =>Fânidir ölümlüdür.. =>Abdühu..

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne MuhaMMeden ABDühu ve RESÛLühu..
ALLAH’tan başka İlâh yoktur. Ve yine tanıklık ederim ki, MuhaMMed O’nun KuLu ve ResûLüdür/Elçisidir..


وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَّا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ
Resim---“Ve mâ cealnâhum ceseden lâ ye’kulûne’t- taâme ve mâ kânû hâlidîn (hâlidîne).: BİZ, onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedî de değillerdir.” (Enbiyâ 21/8)

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Resim---“Kullu nefsin zâikatu’l- mevti summe ileynâ turceûn (turceûne).: Bütün nefsler ölümü tadıcıdır. Sonra BİZE döndürüleceksiniz.” (Ankebût 29/57)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey insanlar! Duydum ki sizler, peygamberinizin vefât edeceğinden korkuyormuşsunuz! Ben’den evvel gönderilip de ümmeti içinde dâimî olarak kalmış bir peygamber var mıdır ki ben de sizin içinizde sürekli kalayım? İyi biliniz ki ben RABB’ime kavuşacağım! O’na siz de kavuşacaksınız! Muhakkak ki bütün işler, ALLAHu zü’L- CELÂL’in izni ile cereyân eder.” buyurmuştur.
(Buhârî, Salât, 80; İbn-i Sa’d, II, 227)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e, vahiy meleği Cebrâîl aleyhi’s-selâm gelerek.:
“Sana selâm olsun Yâ Resûlullah! Bu, Sen’in için yeryüzüne ayak basışımın sonuncusudur!” dedi.
(İbn-i Sa’d, II, 259)

O gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, daha evvel buyurduğu.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hiçbir peygamberin rûhu, cennetteki durağını görmedikçe alınmaz! Sonra durağına gitmesi, arzusuna bırakılır!” sözlerinin tecellîsini yaşadı.
(Buhârî, Meğâzî, 83, 84; Ahmed, VI, 89)

Resim---O gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e Azrâîl aleyhi’s-selâm geldi ve yanına girmek için izin istedi. Müsâade aldıktan sonra Âlemlerin Efendisi’nin önünde durarak.:
Yâ RasûlALLAH! Ey Ahmed! ALLAHu zü’L- CELÂL beni Sana gönderdi. Sen’in her emrine itaat etmemi de emir buyurdu. Eğer Sen arzu edersen rûhunu alacağım! Arzu etmezsen rûhunu Sen’de bırakacağım!” dedi.
O sırada yanlarında bulunan Cebrâîl aleyhi’s-selâm da:Yâ Resûlullah! ALLAHu zü’L- CELÂL Sen’i özlemektedir!” dedi.
O gün Resûlullahsallallahu aleyhi ve sellem, kendisinden müsâade isteyen ölüm meleğine.: “(Ey Azrâîl!) ALLAH katında olan daha hayırlı ve daha devamlıdır! Ey ölüm meleği! Haydi, emrolunduğun şeyi yerine getir; rûhumu al!” buyurdu.

(İbn-i Sa’d, II, 259; Heysemî, IX, 34-35; Belâzûrî, I, 565)

Resim---Ardından mübârek ellerini yanındaki su kabına batırıp ıslatarak yüzlerine sürdü ve ilâhî hasretle dolu hayâtının vuslat kapısından geçerken kelime-i tevhîdi terennüm ederek.: Ey ALLAH’ım!. Refîk-ı A’lâ, Refîk-ı A’lâ!.” diye diye mübârek rûh-i şerîflerini teslîm eyledi. Yüzlerini ıslattıkları mübârek eli, yanındaki su kabının içine düştü!. -Tarih miladi 8 Haziran 632 idi.-
(Buhârî, Meğâzî, 83)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem PAZARTESİ Günü vefât etmiş, vefâtının ikinci günü olan SALI günü yıkanmış ve namazı, kılınmıştır..

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i, Ali kerremallahu vechehu yıkadı, amcası Abbas ile oğulları Abdullah, Fazl ve Kuşem radiyallahu anhum yardımcı olmuşlardır..

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, vefât ettiği odada yıkandı ve mübarek cesedi bir sedir üzerine kondu. Burada cemaatle değil, herkes içeriye girip cenâze namazını kıldı. Bu sebeble namaz akşama kadar devam etti. Sonra vefât ettiği bu odaya defnedildi.

O’nun getirdiği din dünya durdukça yaşayacak ve O’nun getirdiği kitab Kur'ÂN-ı Kerîm insanlığı aydınlatmaya devam edecektir..


Resim---Ebû Zerr radiyallahu anhu.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem âhirete göçerken bizi öyle bir hâlde bırakmıştı ki, bir kuş gökte kanat çırpsa onun bu hareketi bize Rasûlullâh'ın bir hadîsini hatırlatırdı. Çünkü Âlemlerin Efendisi bize.: "Cennete yaklaştıran, cehennemden de uzaklaştıran ne varsa hepsi size açıklanmıştır." buyurmuştu."
(Ahmed, V, 153, 162; Heysemî, V III, 263)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12157
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RASULULLAH sallallâhu aleyhi ve sellem

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

celle celâlihu..
sallallahualeyhi vesellem..


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, 13 gün kadar süren bir hastalığın ardından 8 Haziran 632’de (Hicrî 11, Rabîulevvel 12) Pazartesi günü Medine’de bulunan evinde ve 63 yaşında vefât etti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in kabri Yeşil Kubbe’nin (Kubbe-i Hadra) içinde Ravza-i Mutahhara’dadır..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Vedâ Haccı’ndan sonra ateşli bir hastalığa tutuldu. Zâten “Nasr Sûresi”nin nüzûlü ile ecelinin yaklaştığını öğrenmiş bulunan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, artık son yolculuğa hazırlanıyorlardı. Ölülerle de dirilerle de îmâlı bir şekilde vedâlaşmaktaydılar.
Nitekim hastalanmadan bir gün önce Medîne’nin "Cennetü’l-Bakî" denilen mezarlığına gitmiş ve ölüler için;
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ey büyük ALLAH’ım! Burada yatanlardan mağfiretini esirgeme!” diyerek duâ buyurmuştu.
(İ. Ahmed, Müsned, III, 489)

Cennetü’l-Bakî Kabristanın’dan döndükten sonra minbere çıkarak ashâbına da âdeta vedâ mâhiyetinde şu hutbeyi îrâd etti.: “Ben sizin Kevser Havuzu’na ilk erişeniniz olacak ve sizi orada karşılayacağım! Sizinle buluşma yerimiz Havuz’dur. Ben şu an onu görüyorum! Ben sizin hakkınızda şehâdet edeceğim! Şu an bana yerin hazîneleri ve onların anahtarları verildi. VALLAHi, sizin için benden sonra, müşrikliğe dönersiniz diye korkmam! Fakat ben, sizin için dünyâ ihtirâsına kapılır ve onun üzerinde birbirinizi kıskanırsınız, birbirinizi öldürürsünüz ve sizden öncekilerin yok olup gittikleri gibi siz de yok olur gidersiniz diye korkarım!..” buyurmuştur.
(Buhârî, Cenâiz, 73; Müslim, Fedâil, 31)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, minberden indikden sonra bîtâb bir hâlde Hâne-i Saâdetleri’ne çekildi. Gün geçtikçe hastalığı daha da şiddetlendi. İyice ağırlaştığında da nezâket timsâli Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, ezvâc-ı tâhirâtından izin alarak Hazret-i Âişe radıyallahu anha’nın odasında kalmaya karar verdi.
(Buhârî, Tıb, 22; Ahmed, VI, 34, 38; Belâzurî, I, 545)
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, o âna kadar böyle ağır bir hastalık geçirmemişti. Esâsen O’nun yaşadığı nezih ve temiz hayâtı, kendisine hastalığı yaklaştırmayan emsâlsiz bir hayattı. Ancak yirmi üç yıl süren ve beşer tâkatinin üzerinde olan en ulvî ve sıkletli bir nübüvvet vazîfesi, O’nu bir hayli yormuş, bu arada başlangıçtan beri çeşitli düşmanların bin bir kötülükleri de mübârek bedenlerini yıpratmıştı. Bütün bunlar da, kendilerine hastalık isâbet etmesini mümkün kılmıştı.
Diğer taraftan da bu hastalık, kendisi için büyük bir makâma ve yüksek derecelere nâiliyet olacaktı. Bunda

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in buhastalığında Hayber’deki zehirleme hâdisesinin tesiri de büyük olmuştur.

Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, hastalığının ağırlaştığı bir vakitte Hazret-i Âişe vâlidemiz’e.: “Ey Âişe! Hayber’de tatmış olduğum zehirli etin elemini devamlı hissedip durdum. Şu anda kalbimin damarının koptuğunu duymaktayım.” Buyurmuştur.
(Buhârî, Meğâzî, 83)

Enes bin Mâlik radıyallahu anhu.: “Rasûlullâh’ın küçük dili üzerinde bu zehrin izini ve tesirini görür dururdum!..” demiştir.
(Müslim, Selâm, 45)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bu zehir sebebiyle şehîd olarak vefât etmiş, kendisini peygamberlikle şereflendiren ALLAH TeÂLÂ, O’nu bir de şehîdlikle müşerref kılmıştır.
(İbn-i Hişâm, III, 390; Vâkıdî, II, 678-679; Heysemî, VI, 153)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, tutulduğu Ateşli Hummâ’nın harâretinden sanki asılı bir kırbadan üzerine su damlıyor gibiydi. Ziyâretine gelen Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhu.:
Yâ Resûlullah!. Hummânız ne kadar da şiddetli!” demekten kendisini alamamıştı.
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhu sözlerine şöyle devâm ediyor.: “Elimi üzerine koydum; harâretini, örtünün üstünden hissediyordum.: Yâ Resûlullah!. harâretiniz çok fazla!.” dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Biz (peygamberler) böyleyiz. Belâlar bize kat kat gelir, buna mukâbil mükâfâtları da kat kat verilir.” buyurdu.
Ben.: "Yâ Resûlullah!. İnsanların en çok belâya mâruz kalanları kimlerdir?” diye sordum.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Peygamberler!” buyurdu.
Ben.: “Sonra kimler?” dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sonra sâlihler!” buyurdu ve şu açıklamayı yaptı.: "Onlardan biri fâkirliğe öylesine mübtelâ olur ki, kendini örten bir abâdan başka bir şey bulamaz. Onlar, sizin bolluğa sevindiğiniz gibi belâya sevinirler..” buyurdu.
(İbn-i Mâce, Fiten, 23)

Son günlerinde hastalığı, cemaate çıkmaya müsâade etmedi. Hazret-i Ebûbekir radiyallahu anh’ı cemaate kendi yerine imâmlık yapması için tâyin buyurdu. Bir ara kendilerini biraz iyi hissederek mescide çıkmıştı.
Ashâb-ı kirâma nasîhatlerde bulundu ve.: Şânı yüce olan ALLAH, bir kulunu, dünyâ ve onun zîneti ile kendi katındaki ni’metler arasında muhayyer bıraktı. O kul da ALLAH katındakileri tercîh etti!..” buyurdu.
Bu sözler üzerine hassas ve rakîk kalbli Hazret-i Ebûbekir radıyallahu anhu Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kendilerine bir vedâ hitâbında bulunduğunu hissetti. Büyük bir hüzne kapıldı. Yüreği mahzunlaştı; gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı. Hıçkıra hıçkıra.: “Anam, babam Sana fedâ olsun Yâ Resûlullah! Sana babalarımızı, analarımızı, canlarımızı, mallarımızı ve evlâtlarımızı fedâ ederiz!..” dedi.
(İ. Ahmed, Müsned, III, 91)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kalbimde ne varsa, Ebûbekir’e ilkâ ettim!” buyurmuştur.
(Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, c. 2, s. 419.)

Sahâbî, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in bu azîz arkadaşının ağladığını görünce, büyük bir hayretle birbirlerine.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, RABB’ine kavuşmayı tercîh eden sâlih kişiden bahsederken, şu ihtiyarın ağlamasına şaşmaz mısınız?!.” dediler.
(Buhârî, Salât, 80)

Âişe radıyallahu anhâ Annemiz.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hastalandığı zaman, Muavcenâizeteyn (Felâk ve Nâs) Sûrelerini okuyup ellerine üfler ve vücûdunu meshederdi. Hastalığının şiddetlendiği sırada ben de aynı şekilde bu sûreleri okuyup ellerime üfledim ve O’nun mübârek vücûdunu meshetmeye başladım. Cebrâîl’in, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e daha evvelki bir hastalığında okumuş olduğu istiâze duâsını da.:
“Ey insanların RABB’i! Şu hastalığı gider! Şifâ ancak SEN’in elindedir. SEN’den başka şifâ verici yoktur. Öyle bir şifâ ver ki, hiçbir hastalık kalmasın!.” diyerek okudum. Fakat bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, (mübârek başlarını bana çevirerek).: “Üzerimden elini kaldır! Bu okuman (artık) bana bir fayda sağlamaz! Ben, müddetimi bekliyorum...” buyurdu.
(İ. Ahmed, Müsned,VI, 260-261; İbn-i Sa’d, II, 210)

Âişe radıyallahu anhâ Annemiz.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, muhtereme kızı, derin ve ince rûhlu Fâtıma’yı çağırttı. O gelince.: "Merhabâ kızım!” buyurduktan ve onu, yanına oturttuktan sonra kendisine gizlice bir şey söyledi. Fâtıma ağladı. Sonra ona yine gizlice bir şey söyledi. Bu defâ da Fâtıma sevinerek tebessüm etti. Ben, gülmenin ağlamaya, sevinmenin üzülmeye bu derece yakın olduğunu o günkü gibi hiç görmemiştim. Fâtıma’ya bu ağlama ve gülmesinin sebebini sorduğumda.: “Tutulduğu hastalık netîcesinde vefât edeceğini haber verdi. Buna ağladım. Sonra da ev halkından kendisine ilk kavuşanın ben olacağımı haber verdi. Buna da sevindim.” dedi.”
(Buhârî, Meğâzî, 83)

Hastalığı esnâsında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, hafiflediği zamanlar cemaate birkaç vakit namaz kıldırabildi. Bunların birinde, gönüllerini peygamberlerinin irtihâl edeceği hissiyle büyük bir hüzün burukluğu kaplayan ashâb-ı kirâm’a şöyle buyurdu.: “Ey insanlar!. Duydum ki sizler, peygamberinizin vefât edeceğinden korkuyormuşsunuz! Benden evvel gönderilip de ümmeti içinde dâimî olarak kalmış bir peygamber var mıdır ki ben de sizin içinizde sürekli kalayım? İyi biliniz ki ben RABB’ime kavuşacağım! O’na siz de kavuşacaksınız! Muhakkak ki bütün işler, ALLAHu zü’L- CELÂL’ın izni ile cereyân eder. İyi biliniz ki ben sizden önce gidecek ve sizi bekleyeceğim! Dikkat ediniz; (yarın âhirette) sizinle buluşma yerimiz Kevser Havuzu’nun başıdır. Yarın benimle buluşmak isteyen ELİni ve DİLini günâhtan çeksin!.
Ey insanlar!. Günah, nîmetlerin değiştirilmesine sebep olur. Halk iyi olduğunda idârecileri de iyi olur. Halk kötü olduğu zaman ise idârecileri de kötü olur. Varlığım kudret elinde bulunan RALLAH’a yemin ederim ki ben, şu saatte Havuz’umun üzerinde duruyor, şu bulunduğum yerden Havuz’uma bakıyorum...”

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, sözlerinin burasında hıçkırarak ağlayan Ebûbekir radıyallahu anh’a baktı ve.: “Ey Ebûbekir! Ağlama!..” buyurarak devâm etti.: “Ey insanlar!. İnsanlardan canında, malında, dostluğunda, bana karşı Ebûbekir’den daha fedâkâr ve cömert davranan kimse yoktur! Eğer RABB’imden başka, insanlardan bir dost edinmiş olsaydım, muhakkak ki Ebûbekir’i dost edinirdim. Mescide açılan şu kapıları kapayınız! Yalnız Ebûbekir’in kapısı açık kalsın! Ben Ebûbekir’in kapısının üzerinde bir nûr görüyorum.” buyurdu.
(Buhârî, Salât, 80; İbn-i Sa’d, II, 227)

“Ashâbım!.
Nihâyet ben de bir insanım. Aranızda bâzı kimselerin hakları geçmiş olabilir. Ben hangi kişinin tenine dokunmuş isem, işte tenim! Gelsin, o da dokunsun, hakkını alsın! Kimin sırtına vurmuşsam, işte sırtım! Gelsin, vursun! Kimin malından sehven almışsam, işte malım! O da gelsin alsın! Ey ALLAH’ım! Ben, ancak bir beşerim. Müslümanlardan hangi kişiye ağır bir söz söylemiş veya vurmuş, ya da lânet etmiş isem, Sen bunu, onun hakkında bir temizlik, ecir ve rahmet vesîlesi kıl!”
buyurdu.
(İ. Ahmed, Müsned,III, 400)

ALLAH’ım!. Hangi mü’mine ağır bir söz söylemişsem, Sen o sözümü, kıyâmet gününde o mü’min için Sana yakınlığa vesîle kıl!” buyurdu.
(Buhârî, Deavât, 34; Dârimî, Mukaddime, 14; İbn-i Sa’d, II, 255; Taberî, Târîh, III, 191; Halebî, 463-464)


Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, âdeta bir “Hakk-ı İbâd/Kul Hakkı” helâlleşmesi yapıyordu. Bu ifâdelerden sonra yorgun bir şekilde tekrar odalsına döndü. Bir daha namaza çıkamadı. Yalnız bir defâsında kendilerinde biraz hafiflik hissederek Hazret-i Ebûbekir’in ardında namaz kıldı..
Nihâyet son olarak 12 Rabîulevvel Pazartesi sabahı, yine kendilerinde bir hafiflik hissetmişlerdi. Ancak bedenî tâkatleri cemaate çıkmaya yetmedi. Bunun üzerine oda kapısının perdesini kaldırdı ve o esnâda Hazret-i Ebûbekir’in imamlığında sabah namazı kılan sevgili ashâbını son kez seyretti. Onları yan yana saf tutmuş, cemaatle namaz hâlinde görmekten memnun kalarak sürûr içinde tebessüm buyurdu. Bir taraftan şiddetli hastalığın acısını çekerken diğer taraftan da geride sâlihlerden oluşan bir cemaat bırakmanın ve RALLAH tarafından verilen vazîfeyi îfâ etmenin sürûrunu yaşıyordu..
(Buhârî, Meğâzî 83, Ezân 46, 94; Müslim, Salât 98; Nesâî, Cenâiz 7)

Resim O gün =>Âişe radıyallahu anhâ Annemiz.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ashâbının namaz kılışını tebessüm ederek izliyordu. RALLAH Rasûlü’nü hiçbir vakit böylesine sevinçli bir hâlde görmemiştim.” buyurmuştur.
(İbn-i Hişâm, IV, 331)

ALLAH TeÂLÂ, daha önceki peygamberlerine vermediği büyük bir nîmeti Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e verdi. ALLAH Rasûlü, vefâtından önce teblîğ vazîfesinin muvaffakıyyetini gördü. Arap Yarımadası’nı şirkten temizledi. Putlar, bizzat onlara tapanlar tarafından kırıldı ve yok edildi. Kızlarını diri diri toprağa gömen insanlar, merhamette zirve hâline geldiler. Çünkü Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem insan eğitimini zirveleştiren ve insanı bir yaratılış hârikası hâline getiren en büyük terbiyeci idi..

Resim O sabah =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, daha evvel hazırladığı, ancak rahatsızlığı dolayısıyla hareketi geciken ordunun yola çıkmasını emir buyurdu. Tâyin ettiği genç kumandan Üsâme bin Zeyd’e.: RALLAH’ın bereketi üzere kuşluk vakti yola çıkınız!” tembihinde bulundu.
(Vâkıdî, III, 1120)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Âişe radıyallahu anhâ’nın yanında bulunan altı-yedi dinarı fâkirlere dağıtmasını emretti. Bir müddet sonra da dinarların ne olduğunu sordu. Hazret-i Âişe’nin hastalık telâşıyla onları dağıtmayı unutmuş olduğunu öğrenince, dinarları isteyip avuçlarına aldı. Sonra.:RALLAH’ın Peygamberi MuhaMMed, bunları fâkirlere dağıtmadığı, yanında bulundurduğu hâlde RABB’ine kavuşmayı uygun görecek değildir.” ifâdelerinin ardından, onların hepsini Ensâr’ın fâkirlerinden beş ev halkına dağıttılar da.: “İşte şimdi rahatladım!..” buyurarak hafif bir uykuya daldı.
(İ. Ahmed, Müsned,VI, 104; İbn-i Sa’d, II, 237-238)

Resimsallallahu aleyhi vesellem, Ehl-i Beyt’ine şöyle seslendi.:
“Ey insanlar!. Ateş alevlendi. (Dikkat edin), karanlık gece kıt’aları gibi fitneler geliyor!.. (Sanki istikbaldeki hâdiseleri, gözler önüne seriyordu.) Ben, ancak RALLAH’ın Kitâbı olan Kur’ÂN’ın helâl kıldığını helâl; onun haram kıldığını haram kıldım!.
Ey Rasûlullâh MuhaMMed’in kızı Fâtıma!. Ey Safiyye!. RALLAH katında makbûl ameller işleyiniz! (Sâlih amelleriniz yoksa, bana güvenmeyiniz.) Çünkü ben (kulluk yapmadığınız takdirde) sizi RALLAH’ın azâbından kurtaramam!.”
buyurdu.
(İbn-i Sa’d, II, 256; Buhârî, Menâkıb, 13-14; Müslim, Îman, 348-353)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Aman! Namaza! Namaza devâm ediniz!. Aman! Ellerinizin altındaki insanlara iyi davranınız!. Onlar hakkında RALLAH’tan korkunuz!. (Onların giyimlerini ihmâl etmeyiniz! Karınlarını doyurunuz! Onlara yumuşak söz söyleyiniz!)” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 123-124/5156; İbn-i Mâce, Vasâyâ, 1)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, iştiyakla misvak kullandı..

Resim O gün =>Âişe radıyallahu anhâ Annemiz.: “Rasûlullâh dişlerini misvaklarken, O’nun daha önce bu kadar güzel misvak kullandığını görmemiş gibiydim!” buyurmuştur.
(Buhârî, Meğâzî, 83; İbn-i Sa’d, II, 261)

Resim O gün => Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanında ufak bir su kabı vardı. Fahr-i Kâinât Efendimiz zaman zaman ellerini bu kabın içine batırıp yüzünü sıvazlıyor ve.: Lâ ilâhe illâllâh, şüphesiz ölümün sekerâtı (aklı gideren şiddetleri ve sadmeleri) vardır!.” buyuruyordu.
(Buhârî, Meğâzî, 83)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Cenâb-ı Hakk’a şöyle niyâz etti.: “Ey RALLAH’ım! Beni merhametinle ihâta et!. Beni, REFÎK-ı A’LÂ’ya kavuştur! Ey RALLAH’ım!. Beni merhametinle ihâta et! Bana, rahmetini ihsân et! Beni REFÎK-ı A’LÂ’ya kavuştur!” buyurdu.
(Buhârî, Meğâzî, 83; İ. Ahmed, Müsned,VI, 126)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kızı Fâtıma aleyhasselâm’ı tesellî etti.: “Ey kızım! Sakın ağlama! Ben öldüğüm zaman.: “اِنَّا ِللهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ “ de!”
(İbn-i Sa’d, II, 312)


الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
Resim---“Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (râciûne).: Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: «Biz ALLAH'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz.» derler.” (Bakara 2/156)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Uhud’un en sıkıntılı zamanlarında “Rasûlullâh öldü!.” feverânı üzerine dağılmaya yüz tutan ashâba ihtar sadedinde kendisi hakkında nâzil olan şu Âyet-i Kerîmeyi okudu.:

وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىَ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللّهُ الشَّاكِرِينَ
Resim---“Ve mâ MuhaMMedun illâ resul (resûlun), kad halet min kablihir rusûl (rusûlu), e fein mâte ev kutilenkalebtum alâ a’kâbikum, ve men yenkalib alâ akıbeyhi fe len yadurrallâhe şey’â (şey’en), ve se yeczîllâhuş şâkirîn (şâkirîne).: Ve MuhaMMed sadece bir Resûl'dür. Ondan önce de resûller gelip geçmiştir. Şimdi O, öldü veya öldürüldü ise, siz topuklarınız üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim topukları üzerinde geriye dönerse, bundan sonra ALLAH'a, asla hiçbir şeyle zarar veremez. Ve ALLAH, şâkirleri (şükredenleri) yakında mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân, 144)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e, vahiy meleği Cebrâîl aleyhisselâm gelerek.: “Sana selâm olsun Yâ Resûlullah! Bu, Sen’in için yeryüzüne ayak basışımın so-nuncusudur!.” buyurdu.
(İbn-i Sa’d, II, 259)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hiçbir peygamberin rûhu, cennetteki durağını görmedikçe alınmaz! Sonra durağına gitmesi, arzusuna bırakılır!.” sözlerinin tecellîsini yaşadı.
(Buhârî, Meğâzî, 83, 84; İ. Ahmed, Müsned,VI, 89)

Resim O gün =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e Azrâîl aleyhisselâm geldi ve yanına girmek için izin istedi. Müsâade aldıktan sonra Âlemlerin Efendisi’nin önünde durarak.: “Yâ Rasûlullah! Ey Ahmed! ALLAHu zü’L- CELÂL beni Sana gönderdi. Sen’in her emrine itaat etmemi de emir buyurdu. Eğer Sen arzu edersen rûhunu alacağım! Arzu etmezsen rûhunu Sen’de bırakacağım!” dedi. O sırada yanlarında bulunan Cebrâîl aleyhisselâm da.: “Yâ Resûlullah! ALLAHu zü’L- CELÂL Sen’i özlemektedir!.” dedi.

ResimO gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kendisinden müsâade isteyen ölüm meleğine.: “(Ey Azrâîl!) ALLAH katında olan daha hayırlı ve daha devamlıdır! Ey ölüm meleği! Haydi, emrolunduğun şeyi yerine getir; rûhumu al!.” buyurdu.
(İbn-i Sa’d, II, 259; Heysemî, IX, 34-35; Belâzûrî, I, 565)

Resim O gün =>Ardından mübârek ellerini yanındaki su kabına batırıp ıslatarak yüzlerine sürdü ve ilâhî hasretle dolu hayâtının vuslat kapısından geçerken Kelime-i Tevhîdi terennüm ederek.: “Ey ALLAH’ım!. REFÎK-ı A’LÂ!. REFÎK-ı A’LÂ!.diye diye Mübârek Rûh-u Şerîflerini teslîm eyledi. Yüzlerini ıslattıkları mübârek eli, yanındaki su kabının içine düştü!.
(Buhârî, Meğâzî, 83)

Resim O gün =>Yıllar önce inzâl buyrulan:

إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ
Resim---“İnneke meyyitun ve innehum meyyitûn (meyyitûne).: Muhakkak ki sen de meyyitsin (ölümlüsün). Ve muhakkak ki onlar da meyyit (ölümlüler).” (Zümer 39/30)

Âyet-i Kerîmesi tecellî etti!.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in rûh-i şerîfini teslîm etmesinden sonra hâne halkı gözyaşı seline gark oldu. Bu sırada hiçbir kimseyi görüp sezmedikleri hâlde, kendilerini tâziye ve tesellî eden bir ses duydular.: ALLAH’ın selâmı, rahmet ve bereketleri üzerinize olsun!.”
Ehl-i Beyt de aynı şekilde mukâbelede bulunduktan sonra o ses, tekrar duyuldu.:


كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ
Resim---“Kullu nefsin zâikatu’l- mevt (mevti), ve innemâ tuveffevne ucûrekum yevme’l- kıyâmeh (kıyâmeti), fe men zuhziha anin nâri ve udhıle’l- CeNNete fe kad fâz (fâze), ve mâ’l- hâyâtu’d- dunyâ illâ metâu’l- gurur (gurûri).: Her nefs, ölümü tadıcıdır ve lâkin ecirleriniz (amellerinizin karşılığı) kıyamet günü ödenir. O vakit kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa o takdirde o kurtulmuştur. Ve dünya hayatı, aldatıcı metâ’dan başka bir şey değildir.” (Âl-i İmrân 3/185)

“İyi biliniz ki her musîbetin, ALLAH katında bir tesellîsi, her ölenin bir halefi (yerine geçeni) ve her vefât edenin de bir bedeli vardır! ALLAH’a sarılınız ve umacağınızı O’ndan umunuz! Asıl musîbete uğrayan, sevaptan mahrum kalandır. ALLAH’ın selâmı, rahmet ve bereketleri üzerinize olsun!.”
(İbn-i Sa’d, II, 259)

İbn-i Ömer radıyallahu anhümâ: “Bu sözleri, Ehl-i Beyt’in hepsi, Mescid-i Nebevî’de bulunanlar ve yoldakiler işittiler.” demiştir.
(Belâzûrî, I, 564)

Resim O gün, Hazret-i Ali kerremallahu vechehu da, bu sesin sâhibinin Hızır aleyhisselâm olduğunu bildirmiştir.
(İbn-i Sa’d, II, 260)

Resim O gün, Cennet Hanımlarının Efendisi Fâtımâ aleyhasselâm Annemiz, mübârek babaları Rahmet Peygamberi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in fânî ayrılığından/HAKk’a yürümesinden o kadar mahzûn oldu ki.: “Fahr-i Kâinât’ın, Ukbâ Âlemini teşrîfleri ile benim üzerime öyle musîbetler döküldü ki, şâyet bu musîbetler gündüzlerin üzerine dökülseydi o nurlu gündüzler kapkara gece kesilirdi.” buyurdu.
(Diyârbekrî, II, 173)

Cennet Hanımlarının Efendisi Fâtımâ aleyhasselâm Annemiz’in, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den sonra yaşadıkları altı ay zarfında bir defâ olsun güldüğü görülmedi.
(Kâmil Mîras, Tecrîd Tercemesi, XI, 25-26)

Resim
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in, Medîne’ye dönüşlerinden sonra on üç gün kadar süren çetin hastalıkları netîcesinde 632 Milâdî yılının 8 Haziran’ı, Hicrî 11. yılın 12 Rabîulevvel Pazartesi günü artık kendilerine cemâl ufukları açılmış, O yüce Habîb, Refîk-ı A’lâ’sına, yâni en yüce dost olan ALLAH TeÂLÂ’ya kavuşmuşlardı..

Ashâb-ı kirâm şunu hissediyorlardı ki, doğup batan güneşin hiç değişmeyen ışığında gizli bir şey soluyordu. Öyle ki,
O günden sonra Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Müezzini Bilâl-i Habeşî radıyallahu anh, o semâları kaplayan güzel sesiyle bir daha ezân okuyamadı. Ne zaman ashâb, kendisine çok ısrâr edip de Hazret-i Bilâl, ezân okumaya niyet ettiyse, mihrâbda Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i göremeyince hıçkırıklarla boğazı tıkandı, sesi kısıldı, yine ezân okuyamadı. İçini kavuran aşk ateşini söndürebilmek için Medîne’den uzaklaştı, Şam’a gitti.
Birgün rüyâsında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i gördü.
Peygamber Efendimiz aleyhisselâm.: “Nedir bu ayrılık yâ Bilâl! BEN’i ziyâret etme vaktin hâlâ gelmedi mi?.” diye sitem etti.
Bunun üzerine Bilâl radıyallahu anh hüzünlenerek uyandı ve hemen yola çıktı. Âlemler’in Efendisi’nin Kabr-i Şerîf’ini ziyâret için Medîne’ye geldi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in huzûrunda ağlayıp yüzünü gözünü kabrine sürdüğü esnâda Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin aleyhumusselâm geldiler. Bilâl radıyallahu anh onları bağrına basıp öpmeye başladı.
Onların.: “Ey Bilâl! Ezânını dinlemeyi çok istiyoruz!” diye ısrarları üzerine ezân okumaya başladı. O anda Medîne sarsıldı. “Eşhedü enne MuhaMMede’r-Rasûlullâh!.” dediğinde kadın-erkek bütün insanlar, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem dirildi zannederek Mescid-i Nebevî’nin yollarına döküldüler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in vefâtından sonra Medîne’de insanların bu kadar çok ağladığı bir gün görülmemişti..
(İbn-i Esîr, Üsdü’l-Gâbe, I, 244-245; Zehebî, Siyer, I, 357-358)

Enes bin Mâlik radıyallahu anhu.: “Ben hiçbir zaman Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile Ebûbekir’in Medîne’ye geldikleri günden daha nurlu ve daha güzel bir gün görmedim! Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’ın vefât ettiği günü de gördüm! O günden de daha karanlık, daha hayırsız, daha sevimsiz bir gün görmedim! Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Medîne’ye girdiği gün Medîne’nin her şeyi aydınlanmış, vefât ettiği gün de Medîne’nin her şeyi kapkaranlık olmuştu! O’nun muazzez vücûdunu, vefâtına inanamayarak, istemeye istemeye defnettik.” buyurdu.
(İ. Ahmed, Müsned,III, 221, 268, 287; Tirmizî, Menâkıb, 1/3618; Dârimî, Mukaddime, 14)

Bundan sonraki musîbet ve belâlar Müslümanlar için artık bir hiç mesâbesindedir..

Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Herhangi bir musîbete uğrayan Müslümanlar, benim vefâtım sebebiyle başlarına gelen musîbeti düşünerek tesellî bulsunlar ve sabretsinler.” buyurmuştur.
(Muvatta, Cenâiz, 41; Dârimî, Mukaddime, 14)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sağlığım sizin için hayırlıdır: Siz benimle konuşursunuz; ben de sizinle konuşurum! Vefâtım da sizin için hayırlıdır: Amelleriniz bana arzolunur, hayırlı amellerinizi gördüğümde, ondan dolayı ALLAH’a hamd ederim; kötü amellerinizi gördüğümde ise sizin için ALLAH’tan mağfiret dilerim.” buyurmuştur.
(Heysemî, IX, 24)

Hazret-i Âişe radıyallahu anhâ Annemiz’in naklettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in son ÂNı, yalnız tesbîh, tenzîh, tevbe ve hamd hâlinde idi. Sık sık: “SübhânALLAHi ve bi-hamdihî, estağfirullâhe ve etûbü ileyh.: Ben ALLAH’ı Ulûhîyyet Makâmı'na yakışmayan sıfatlardan tenzîh eder ve O’na hamd ederim. ALLAH’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tevbe ederim!.” buyurmaktaydı.
(Buhârî, Ezân, 123, 139; Müslim, Salât, 218-220; İ. Ahmed, Müsned,I, 392; İbn-i Sa’d, II, 192)

O’nun iki kürek kemiği arasında nübüvvetine âit ilâhî bir nişân vardı. Birçok sahâbî, onu öpebilmenin aşkı ve hasreti içinde yaşardı. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, ebedî âleme göç ettikleri zaman, mübârek yüzlerinde hiçbir değişiklik görülmediği için, ashâb-ı kirâm, O’nun âhirete intikâlinden şüpheye düştüler.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yakınlarından Esmâ bint-i Ümeys radıyallahu anhâ, arkalarındaki mübârek Nübüvvet Mührü’nü aradı. Kaybolduğunu görünce, ukbâ âlemini şereflendirdikleri kat’î olarak öğrenilmiş oldu.
(İbn-i Sa’d, II, 272; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, V, 231.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem vefâtından sonra ne dinar ne dirhem ne de bir köle bıraktı. Sâdece binmekte olduğu beyaz katırı, silâhı ve yolcular için vakfettiği (Fedek ve Hayber’deki) arâzisi kaldı.
(Buhârî, Meğâzî, 83.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem PAZARTESİ Günü vefât etti ve SALI Günü de defnedildi. İnsanlar namazını (cemaat hâlinde değil) ferd ferd kıldı, hiç kimse imamlık yapmadı.
Bir kısmı.: “Minberin yanına defnedilsin.” dedi. Bâzıları da.: “Bakî’ mezarlığına defnedilsin.” dedi.
Hazret-i Ebûbekir radıyallahu anh geldi ve.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in.: "Her peygamber öldüğü yere defnedilir.” buyurduğunu işitmiştim.” dedi. Bunun üzerine, orada mezar kazıldı..

Kadı Iyâz.: Resûlullâh’ın kabrinin bulunduğu yerin, yeryüzünün en fazîletli mekânı olduğunda ihtilâf yoktur.” der.
(Şifâ, II, 96)

İmam Bûsirî ise duygularını şöyle ifâde eder.:Can ve Cihân sultânı Peygamber Efendimizin mübârek cismini bağrında saklayan toprak kadar güzel kokan hiçbir koku yoktur. Ne saadetli ve devletlidir o kimse ki, o mübârek toprağı koklayıp öpmüştür.”
(Kasîde-i Bürde, Beyt no: 58)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i yıkayacakları vakit, gömleğini çıkarmak istediler. Derken.: “Gömleği çıkarmayın!.” diye bir ses işittiler. Bunun üzerine gömleği üzerinde olduğu hâlde yıkadılar.
(Muvatta, Cenâiz, 27; İ. Ahmed, Müsned,VI, 267.)

Abdullâh bin Mes’ûd radıyallahu anhu.: “Peygamberimiz ve Sevgilimiz, bir ay önce bize vefâtını haber verdi.
Biz.: “Yâ Rasûlullah! Sen’in üzerine cenâze namazını kim kılsın?” diye sorduk ve ağladık. Kendisi de ağladı ve.:
“Yavaş olun, ALLAH size rahmet etsin! Sizi Peygamberiniz’den dolayı hayırla mükâfatlandırsın! Siz, beni yıkadığınız ve kefenlediğiniz zaman şu serîrimin üzerine ve şu evimin içindeki kabrimin kenarına koyunuz! Sonra, bir müddet benim yanımdan çıkınız! Çünkü, benim üzerime, ilk önce iki dostum, Cebrâîl ve Mîkâîl, sonra İsrâfîl, sonra da yanında melek ordularıyla birlikte Ölüm Meleği namaz kılacaktır! Bundan sonra, kısım kısım giriniz, üzerime namaz kılınız ve salât ü selâm getiriniz! Fakat, överek, bağırıp çağırarak beni rahatsız etmeyiniz! Daha sonra üzerime namaz kılmaya önce ev halkımın erkekleri başlasın! Sonra, onların kadınları kılsın! Onlardan sonra da sizler kılarsınız! Ashâbımdan burada bulunmayanlara selâm söyleyiniz! Kıyâmet gününe kadar dînim üzere bana tâbî olan kimselere de benden selâm söyleyiniz!.”
(Heysemî, IX, 25; İbn-i Sa’d, II, 256-257)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in buyurduğu gibi yapıldı..
Hazret-i Ali kerremallahu vechehu.: “Hiç kimse.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in üzerine imamsız cenâze namazı kılınabilir mi?.” diye şüphelenmesin! O sağ iken de, vefâtında da imamınızdır!.” dedi ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in hizâsında ayakta durarak.: “Yâ Rasûlullah!. ALLAH’ın selâmı, rahmet ve bereketi SEN’in üzerine olsun!. Ey ALLAH’ım!. Biz O’nun, kendisine indirmiş olduğun şeyleri teblîğ ettiğine ve ümmetine nasîhatte bulunduğuna, ALLAH’ın Dînini üstün kılıncaya ve kelimesini tamamlayıncaya kadar ALLAH Yolu’nda savaştığına şehâdet ederiz!.
Ey ALLAH’ım!. Bizleri O’na indirdiğin şeylere tâbî olan kimselerden eyle! O’ndan sonra da bize bu yolda sebat ver! Bizi O’na kavuştur!”
diyerek duâ ediyor, cemaat de.: “Âmîn!. Âmîn!.” diyordu.
(İbn-i Sa’d, II, 291)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem. 12 Rabîulevvel PAZARTESİ Günü DOĞup dünyâyı şereflendirmişlerdi ve 12 Rabîulevvel PAZARTESİ Günü ALLAH tarafından kendilerine NÜBÜVVEt vazîfesi verilmişti..

Ebû Katâde radiyallahu anhu şöyle rivâyet eder.: “(Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e) PAZARTESİ Gününün orucundan soruldu. O da cevaben.: “Bu, BENim Doğum Günüm ve Peygamber OLarak gönderildiğim GÜNdür...” buyurdu.
(Müslim, Sıyâm, 197-198)

Yine bir 12 Rabîulevvel PAZARTESİ Sabahı, Medîne’ye girerek yeni kurulan ve kıyâmete kadar devâm edecek olan İslâm Devleti’nin temelini atmışlardı. Ve nihâyet bir 12 Rabîulevvel PAZARTESİ Günü de Âhiret Âlemine intikâl etti.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem vefât edince Hazret-i Fâtıma aleyhasselâm.: “Ey babacığım!. RABB’ine ne kadar da yakınsın!. Ey RABB’in dâvetine icâbet eden babacığım!. Ey makâmı Firdevs Cenneti olan babacığım!. Ey vefâtını Cibrîl’e haber verdiğimiz babacığım!.” diyerek ağladı..

Fâtıma aleyhasselâm, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem defnedildikten sonra da Enes radıyallahu anh’ya.: “Ey Enes!. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in üzerine toprak atmaya gönlünüz nasıl râzı oldu!.” buyurdu..
(Buhârî, Megâzî, 83; Dârimî, Mukaddime, 14)

Enes radıyallahu anh bu suâle edeben cevap vermedi, fakat lisân-ı hâl ile.: “Hayır yâ Fâtıma! Gönlümüz hiç râzı olmadı, fakat biz Rasûlullâh’ın emrine imtisâlen kendimizi zorlayarak bu işi yaptık.” dedi.
(Kâmil Mîras, Tecrîd Tercemesi, XI, 25)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in vefâtı üzerine Müslümanlar mescidde ağlamaya başladılar..

Hazret-i Ömer radıyallahu anhu.: “Hiç kimsenin «MuhaMMed aleyhissalâtü vesselâm öldü!.” dediğini duymayayım! Yoksa kılıcımla boynunu vururum!. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Mûsâ aleyhisselâm’ın bayıldığı gibi bayılmıştır!...” diyerek konuşmaya devâm etti, öyle ki konuşa konuşa ağzı köpürdü..

Hazret-i Ebûbekir radıyallahu anh, acı haberi alınca hemen atına binip Medîne’ye geldi. Peygamber Efendimiz’in yüzünü açtı. Sonra üzerine kapandı, ağlayarak alnından öptü ve.: VALLAHi, Rasûlullâh vefât etmiş! İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.: Bizler ALLAH’a âidiz! ALLAH’ın kullarıyız! Ve bizler yine O’na dönücüleriz! Babam, anam Sana fedâ olsun! ALLAH’a yemin ederim ki, ALLAH Sana hiçbir zaman iki kere ölüm acısı tattırmayacak! Sen bir kere ölmüş ve mukadder olan ölüm geçidini geçmiş bulunuyorsun! Bundan sonra Sen’in için bir daha ölmek yoktur! Vâh benim peygamberim!.” dedi.
Eğilip Varlık Nûru Efendimiz’in yüzünü öptü. Başını kaldırdıktan sonra.: “Vâh benim dostum!.” dedi.
Eğilip Âlemlerin Efendisi’nin alnından öptü.: “Vâh benim güzîdem, seçkinim!.” dedi,
Tekrar alnından öptü ve.: “Sen sağ iken de güzeldin, vefâtından sonra da güzelsin! Sen’in sağlığın da vefâtın da ne güzel!.” diyerek Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yüzünün örtüsünü örttükten sonra dışarı çıktı.

Hazret-i Ömer radıyallahu anh, hâlâ Peygamberimiz’in vefât etmediği yönündeki konuşmasını sürdürüyordu.
Hazret-i Ebûbekir ona.: “Otur artık ey Ömer!.” dedi. Hazret-i Ömer oturmaya yanaşmadı. Hazret-i Ebûbekir, sözünü iki üç kere tekrarladı ve konuşmaya başladı.: “ALLAH TeÂLÂ, Peygamberine daha aranızda iken vefât haberini vermişti. Sizlerin de (eceliniz gelince) öleceğinizi haber vermiştir. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem vefât etmiştir! Sizlerden de hiç kimse sağ kalmayacaktır. Kim MuhaMMed’e tapıyor ise bilsin ki, MuhaMMed aleyhissalâtü vesselâm-vefât etmiştir! Kim de ALLAH’a ibâdet ediyorsa, hiç şüphesiz ALLAH Hayy’dır, ölümsüzdür!.
ALLAH TeÂLÂ Kur'ÂN-ı Kerîminde.:


وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىَ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللّهُ الشَّاكِرِينَ
Resim---“Ve mâ MuhaMMedun illâ resûl(resûlun), kad halet min kablihir rusûl(rusûlu), e fein mâte ev kutilenkalebtum alâ a’kâbikum, ve men yenkalib alâ akıbeyhi fe len yadurrallâhe şey’â(şey’en), ve se yeczîllâhuş şâkirîn(şâkirîne).: Ve MuhaMMed sadece bir Resûl'dür. Ondan önce de resûller gelip geçmiştir. Şimdi O, öldü veya öldürüldü ise, siz topuklarınız üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim topukları üzerinde geriye dönerse, bundan sonra ALLAH'a, asla hiçbir şeyle zarar veremez. Ve ALLAH, şâkirleri (şükredenleri) yakında mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân 3/144)

İnsanlar bu âyeti işitince Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in vefât ettiğine artık iyice kanaat getirdiler. O derece şaşkınlığa düşmüşlerdi ki, Ebûbekir radıyallahu anh okuyuncaya kadar, bu âyetin nâzil olduğunu bilmiyor gibiydiler. Hazret-i Ömer radıyallahu anh.: “VALLAHi o güne kadar bu âyeti sanki hiç işitmemiş gibiydim! Onu Ebûbekir’den dinleyince dehşet içinde kaldım. Ayaklarım beni tutmaz olmuştu. Dizlerimin bağı çözüldü ve bulunduğum yere yığılıverdim.” buyurdu.
(İbn-i Sa’d, II, 266-272; Buhârî, Meğâzî, 83; Heysemî, IX, 32; Abdürrezzâk, V, 436)

Hazret-i Ömer, Hazret-i Ebûbekir’in konuşmasından sonra Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in üzerine eğilip alnından öptü. Ağlayarak şöyle hitâb ediyordu.: “Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Rasûlullah! Üzerine dayandığın hurma kütüğü, minber edindiğin zaman Sen’in ayrılığına dayanamayarak inlemeye başlamış, elini onun üzerine koyunca susmuştu. Oysa ki ümmetin Sen’in ayrılığına ağlayıp sızlamaya ondan daha lâyıktır! Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Rasûlullah! RABB’in.:


مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا
Resim---“Men yuti’ı-r RESÛLe fe kad atâALLÂH (atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ (hafîzen).: Kim RESÛL'e itaat ederse, böylece andolsun ki ALLAH'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz SENİ, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.” (Nisâ 4/80)

Buyurarak Sana itaati kendisine itaat saymakla, katındaki üstünlüğünü son dereceye ulaştırmıştır!
Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Rasûlullah! ALLAH, Sen’i peygamberlerin sonuncusu olarak gönderdiği hâlde, Sana îman ve yardım etmeleri husûsunda önceki peygamberlerden ahd ü mîsâk almakla.:


وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ
Resim---“Ve iz ehazALLÂHu mîsâkan nebîyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mine’ş- şâhidîn (şâhidîne).: Ve ALLAH, nebîlerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (ALLAH'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, ona mutlaka îmân edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz." diye misak aldığı zaman.: "İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da).: "İkrar ettik (kabul ettik)." dediler. (ALLAHu TeÂLÂ ).: "Öyleyse şâhid olun ve BEN sizinle beraber ŞÂHİDlerdenim." buyurdu.” (Âl-i İmrân 3/81)

Sen’in kendi katındaki fazîletini son dereceye ulaştırmıştır!
Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Rasûlullah! Cehennem halkının, azâb edilirlerken.: «…Eyvâh! Keşke ALLAH’a itaat etseydik, Rasûlullâh’a itaat etseydik!” diyerek Sana itaatin hasretini çekmeleri, Sen’in ALLAH katındaki fazîletini son dereceye ulaştırmıştır!” (Kastallânî, II, 492)


يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَا أَطَعْنَا اللَّهَ وَأَطَعْنَا الرَّسُولَا
Resim---“Yevme tukallebu vucûhuhum fîn nâri yekûlûne yâ leytenâ eta’nâllâhe ve eta’ner resûlâ(resûlen).: Onların yüzlerinin, ateşin içinde (bir taraftan bir tarafa) çevrileceği gün.: "Keşke biz ALLAH'a ve RESÛl'e itaat etseydik." diyecekler.” (Ahzâb 33/66)

Ümmü Seleme radıyallahu anhâ Vâlidemiz şöyle anlatır.:Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in vefât ettiği gün, çevresinde toplanıp ağlıyorduk. O gece uyumamıştık. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem evimizdeydi, O’na bakarak tesellî oluyorduk. Seher vakti kazma seslerini duyunca feryâd ettik. Mesciddeki cemaat de feryâd ü figân etti. Medîne tek bir çığlıkla sarsıldı. Hele Bilâl radıyallahu anh’ın ezân okuyup da.: “Eşhedü enne MuhaMMede’r-RasLluLLAH!.” diye Rasûlullâh’ın ismini söylerken hıçkırarak ağlaması teessürümüzü iyice artırdı. İnsanlar kabre girmek için hucûm edince içerdekiler kapıyı kapattı. O ne yaman bir musîbetti. Ondan sonra herhangi bir belâya uğradığımızda Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in vefâtını hatırlayarak o musîbete ehemmiyet vermezdik.”
(İbn-i Kesîr, el-Bidâye, V, 256)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ayrılığı sahâbe-i kirâma çok ağır gelmişti. Çünkü O’nu her şeyden ve herkesten daha çok seviyorlardı. Bu sebeple ashâb içinde O’nu görmeyen gözü, O’nu işitmeyen kulağı ve O’nun yaşamadığı bir hayâtı istemeyenler vardı. Peygamber Efendimiz onların bu hâlini şu hadîs-i şerîfleriyle daha önceden bildirmişti.: “MuhaMMed’in nefsini kudret elinde bulunduran ALLAH’a yemin ederim ki, gün gelecek beni göremeyeceksiniz. O zaman sizden birine, beni kendisiyle berâber görmesi, âilesinden ve malından daha sevimli ve makbul olacaktır.” buyurmuştu.
(Müslim, Fedâil, 142; Buhârî, Menâkıb, 25

Hazret-i Osmân radıyallahu anh şöyle anlatır.:Peygamber sallallahu aleyhi vesellem vefât ettikten sonra ashâb-ı kirâm arasında onun ölümüne en çok üzülen biri varsa şüphesiz o benimdir. Başkaları da üzülmüştü. Hattâ üzüntüden vesveseye kapılanlar oldu. Bir kalenin gölgesinde otururken Ömer radıyallahu anh yanımdan geçmiş ve bana selâm vermiş. Üzüntümden ne onun geçtiğini ne de selâm verdiğini fark ettim.
Ömer, Ebûbekir’in yanına gitmiş ve demiş ki.: “Osmân’a uğradım, selâm verdim, selâmımı almadı, bundan daha çok şaşılacak bir şey olur mu?.”
Bunun üzerine Ebûbekir’le berâber bana gelip selâm verdiler.
Sonra Ebûbekir dedi ki.: “Kardeşin Ömer bana gelip, sana selâm verdiğini ve senin onun selâmını almadığını söyledi. Bunun sebebi nedir?”
“Ben böyle bir şey yapmadım.” deyince, hemen Ömer şöyle dedi.:
VALLAHi sen bunu yaptın!”
Cevap verdim.: “VALLAHi ben ne senin geçtiğinin ne de selâm verdiğinin farkındaydım!.”
Sözü Ebûbekir alıp şöyle dedi.: “Osmân doğru söyledi.”

(İ. Ahmed, Müsned,I, 6)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in vefâtından sonra Hazret-i Ebûbekir, Ömer radıyallahu anh’a.: “Kalk, Efendimiz’in yakını olan Ümmü Eymen’e gidelim, Rasûlullâh’ın yaptığı gibi biz de onu ziyâret edelim.” dedi. Yanına vardıklarında Ümmü Eymen radıyallahu anhâ ağlamaya başladı.
Onlar.: “Niçin ağlıyorsun? Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem için ALLAH katındaki nîmetlerin çok daha hayırlı olduğunu bilmiyor musun?” dediler.
Ümmü Eymen.: “Ben onun için ağlamıyorum. ALLAH katındaki nîmetlerin, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem için elbette daha hayırlı olduğunu biliyorum. Ben, vahyin kesilmiş olmasından dolayı ağlıyorum.” dedi.
Onun bu ince düşüncesi, Ebûbekir ve Ömer radıyallahu anhümâ’yı da duygulandırdı. Ümmü Eymen ile birlikte onlar da ağlamaya başladılar..
(Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 103)

Ömer radıyallahu anh bir gece kontrol maksadıyla şehrin sokaklarında dolaşırken bir evde kandil yanmakta olduğunu gördü. Eve yaklaştığında ihtiyar bir kadının hem yün eğirdiğini hem de şu meâlde bir şiir okuduğunu duydu.:
“Sâlihlerin selâm ve duâsı MuhaMMed sallallahu aleyhi vesellem ’in üzerine olsun!.
Yâ Rasûlullah! Bütün seçkin kimseler SANA rahmet okusun. Sen geceleri ibâdet eder, seher vakitleri çokça ağlardın. Ama ölüm merhale merhale herkese erişiyor. Âh! Bir bilebilseydim âhiret yurdu beni sevgili (Peygamberi)mle bir araya getirecek mi?.”

Ömer radıyallahu anh oturup bir müddet ağladı. Sonra kapıyı çaldı. İhtiyar kadın kim olduğunu sordu. "Ömer bin Hattâb” cevâbını verdi.
Kadın.: “Ömer’in benimle ne işi var, bu saatte burada ne arıyor?.” diye endişelenince,
Ömer.:ALLAH’ını seversen kapıyı aç, korkma!.” dedi. Kadın kapıyı açtı.
Hazret-i Ömer içeri girdi ve.: “Biraz önce söylediğin şiiri bir daha oku!.” dedi. Kadın da okudu.
Son mısraya gelince Ömer radıyallahu anhu.: “Beni de aranıza katmanı ricâ ediyorum!” dedi.
Bunun üzerine kadın son mısrâyı.: “Âh! Bir bilebilseydim âhiret yurdu sevgili (Peygamberi)mle beni ve Ömer’i bir araya getirecek mi?. Ey GAFFÂR olan ALLAH’ım! Ömer’e mağfiret eyle!.” diye bağladı.
Ömer radıyallahu anh da memnûn olarak geri döndü.
(Ali el-Müttakî, XII, 562/35762)

Enes radıyallahu anhu.: “Rüyamda Sevgili (Peygamberim)’i görmediğim hiçbir gece yoktur.” der ve ağlardı.
(İbn-i Sa’d, VII, 20)

Burada da olduğu gibi ashâb-ı kirâm, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den bahsederken, husûsiyle “Habîbî=>Sevgilim”, “Halîlî=>Dostum” gibi muhabbetlerinin coşkusunu ifâde eden terkipler kullanırlardı.
(Buhârî, Teheccüd, 33; Savm, 60; Müslim, Müsâfirîn, 85; İbn-i Mâce, Sadakât,)

Onlar, salât ü selâmda bulunmak sûretiyle O yüce Peygamber’e karşı muhabbet ve bağlılıklarını gösteriyorlardı. Fakat O’nu hatırlamaları sâdece salât ü selâmlara mahsus değildi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yolunu tâkip etmeleri, sünnetine tâbî olmaları ve hadîs-i şerîflerini müzâkere etmeleri de onlara dâimâ Rasûl-i Ekrem’i hatırlatıyordu.

Ebû Zer radıyallahu anh diyor ki.: VALLAHi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem âhirete göçerken bizi öyle bir hâlde bırakmıştı ki, bir kuş gökte kanat çırpsa onun bu hareketi bize Rasûlullâh’ın bir hadîsini hatırlatırdı. Çünkü Âlemlerin Efendisi bize.; «Cennete yaklaştıran, cehennemden de uzaklaştıran ne varsa hepsi size açıklanmıştır.” buyurmuştu..
(İ. Ahmed, Müsned,V, 153, 162; Heysemî, VIII, 263)


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMîyyi ve aLâ ÂLihi, EHL-i BEYtihi ve's- Sâhbihi ve ÜMMetihi...

Resim
ResimResim

İNŞÂe ALLAHu BERRü’r-RAHÎMmm!.


bî-RAHMetike yâ ERHAMe'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ ERHAMe'r- RAHÎMiyn!
bî-RAHMetike yâ ERHAMe'r- RAHÎMiyn!.
İrhamNÂ yâ RABBBeNâ ceLLe CeLÂLihuu!..


Âmin Yâ Latîf!.. Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Rahîm!. Yâ Vedûd ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Vâsiu!. Yâ Kaviyu ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Fettâh!. Yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu!
Âmin Yâ Settâr!. Yâ ALLAH ALLAH celle celâluhu!..

Âmin... Âmin... Âmin... Âmin!.. Yâ Muîn Celle Celâluhu!.



M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

Resim KUL İHVÂNİm..
Resim
Cevapla

“Divanında Muhammedi Tasavvuf” sayfasına dön