KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

RABB’ın>RIZA RAMAZÂNI’n,
>DOKuZ DELİKLe TUTMALı!.
ONUNcu KÖRdüğüm CÂN’ın,
NEFS=>HEVÂsın UNUTMALı!.


AKLımın TUTtuğu=>ORUÇç,
HEVÂsın YUTtuğu=>ORUÇç,
NâZ-NiYâZ NAHNU YAŞAyıp,
KENDiN UNUTtuğu->ORUÇç!.


ZEVK 9924

HAYyatın İLKk UCu GÜLüm=>SONu GELmez>ÇOKkLuk GiBi,
HAYyatın SON-UCu GÜLüm==>GERi GELmez>YOKkLuk GiBi,
NÛRu=>AŞAMALı AKıL,
>HAKk’ı YAŞAMALı AKıL,
AŞKk=>SEVgi ORUCu GÜLüm=>AÇLıKk GiBi=>TOKkLuk GiBi!.


11.04.2021..04:11
brsbrsm...tktktrstkkmizdseherseyri..


KuL İHVÂNİm DiZ ÇÖKk YALVAR,
==>KİMSESİZLer ==>KİMSEsÎNe!.
NİYyet EYyLe==>HUZURun VAR,
====>BEZM-i ELESt BESTEsÎNe!.
=>KÜLLî ŞEYy KaDERin->KaDAR,
==>EHL-i BEYyt HAYy NEFEsÎNe!.
===>RESÛLULLAH==>NEŞEsÎNe!.
KALB>KULaKk->HAKk’ın SEsÎNe!.
HAŞR-ı NAHNU’nun==>”NE”sÎNe!.


celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


Resim
İNSÂN NEYy’inde 12 DELik.:

Resim ÜStünde/BAŞında 7 DELik.:
2 gÖZ DELiği.. BiR ŞEYy’e=>BAKmak=>GÖRmek İÇinn..
2 KULak DELiği.. BiR SEs’i=>İŞİtmek=>DUYmak İÇinn..
2 BURun DELiği.. BiR KOku’yu=>KOKLamak=>HİSsetmek İÇinn..
1 BOĞaz DELiği.. BESLEnmek İçin=>HAVA ALmak İÇinn..

=>Ve Ağzında 360 0 DÖNeBİLen Diş ve DUDak Kapılarıyla Korunması gereken 1 DİL..

Resim GÖĞsünde/SÎNEsinde 2 DELik.:
KADINda =>DOğuştan AÇık 2 GÖğüs/MeMe Süt DELiği..
EREKekte =>DOğuştan KÖRLenmiş/KÖRdüğüm 2 GÖğüs/MeMe DELiği..


Resim 1 HAYyat DELiği.. KADINda ve EREKekte DÜNyâya GELiş ÂNında KÖRLenen/ KÖRdüğüm GÖBEKk BAğı..

Resim BEL ALtında 2 DELik.:
1 BOŞALtım DELiği.. Makat/Anüs..
1 ÜReme DELiği.. Cinsel organlar..Penis.. Rahim ve ve İdrar DELiği..


Resim
YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.

Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi'L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve's- Sahbihi ve ÜMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden HâL-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMetinLe,
Yâ RABBenâ!.
ÜMMEt-i MuhaMMED'in RAMZÂN ORUCU'nu BEREKETLi KıL!.
DUÂmızı İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et RIZAn'a İnşâe ALLAH!..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“El hamdu lillâhi RABBi’l- ÂLEMîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin RABBi olan ALLAH'adır.” (Fâtiha ½)


...M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

ResimKUL İHVÂNİmResim


Resim

KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Savm.. MuhaMMedî Hakîkatın vüCÛDa GELişine Samedî Sâhib ÇIKış..

Oruç” Farsça’daki “Rûze” kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir.
A'rabca’sı “Savm” ve “Sıyâm”dır. Savm kelimesi Arapça’da.: “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek” anlamında kullanılır. Fıkıh terimi olarak ise, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir amaç uğruna ve bilinçli olarak, yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir.
Elmalılı Hamdi Yazır kaddesallahu sırrahu tefsirinde savm şöyle târif edilmiştir.: "Sıyâm, Savm", sözlükte nefsi meylettiği şeylerden, isterse bir söz olsun alıkoymak yani kendini tutmaktır.
Ragıp El İsfahani ise, Müfredat’ında Savm’ı.: “Yemeyi, içmeyi, konuşmayı ve cinsel ilişkiyi bırakmak.” olarak târif etmiştir..

sÂme: bir işten kendini tutmak.
Belli VAKiTte yemek, içmek ve cinsî münâsebetten geri durmaktır.
sÂme şerhr: bir ay oruç tutmak.
Sâim: oruçlu kimse.
Savm: imsak vaktinden akşam iftar vaktine kadar yemek, içmek cinsî münâsebetten geri durma.

Savm =>İmsâk ile İftar arasındaki=>NEFSİNE SÂHİB OLuş ERdemidir.

İmsâk.: “Kendini tutmak, engellemek” BAŞlangıcı ile iftar, “Oruç açmak” SON-UÇ’u arasındaki zamÂN DİLimini HAKk’a tahsisitir.
İmsak Vakti, tan yerinin ağarması “Fecr-i Sâdık” vakti olup, bu andan itibâren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur; bu vakit aynı zamanda SAHUR’un sona erip orucun başlaması vaktidir.
İftar Vakti ise =>Oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, güneşin batma-günün sona erme vaktidir. Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti de girmiş olur.
Norveç’de veya Kuzey Kutbunda yaşayanlar için kıstas bizce Mekke’dir..
Oruca niyet, EMRULLAH'a UYuş ve zamÂN’ı tahsistir-sürekli HAKk’la OLuştur..

Oruç =>Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hicretinden 1 yıl 6 ay sonra Şâban Ayının 10.uncu günü farz kılınmış olup, İsLâM’ın BEŞ Temel Erkânından Biridir..
Oruç =>Kur'ân-ı Kerim Âyetlerince ve Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hadislerince açıkça Müslümanlara FARZdır..

Resim

KUR’ÂN-ı KERÎM'de =>SAVM/ORUÇ İLE İLGİLİ ÂYETLER.:


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Resim---“Yâ eyyuhâllezîne âmenû kutibe aleykumu’s- SIYÂMu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn (tettekûne).: Ey iman edenler! ORUÇ, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takvâ sâhibi olursunuz.” (Bakara 2/183)

أَيَّامًا مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Resim---“Eyyâmen ma’dûdât (ma’dûdâtin), fe men kâne minkum marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar (uhara) ve alellezîne yutîkûnehu fidyetun taâmu miskin (miskînin), fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun leh (lehu), ve en teSÛMÛ hayrun lekum in kuntum ta’lemûn (ta’lemûne).: (Farz kılınan ORUÇ) sayılı günlerdir. Fakat sizden kim hasta veya yolculukta olursa, o takdirde (tutamadığı günlerin sayısı), diğer (başka) günlerden (ORUÇ tutarak) tamamlanır. (İhtiyarlıktan veya iyileşmesi umulmayan bir hastalıktan dolayı) ona (ORUÇ tutmaya) güç yetiremeyenlerin, bir yoksulu (sabah, akşam) doyuracak (kadar) bir fidye vermesi (gerekir).Artık kim isteyerek (gönülden) bir hayır yaparsa (orucunu veya fidyeyi artırırsa),işte o, kendisi için bir hayırdır. ORUÇ tutmak sizi için daha hayırlıdır, keşke bilseydiniz.” (Bakara 2/184)

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Resim---Şehru ramadânellezî unzile fîhi’l- Kur’ÂNu huden li’n- nâsi ve beyyinâti’n- mine’l- hudâ ve’l- furkân (furkâni), fe men şehide minkumu’ş- şehra fe’l- yeSUMh (yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar (uhara) yurîdullâhu bikumu’l- yusra ve lâ yurîdu bikumu’l- usra, ve li tukmilû’l- iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn (teşkurûne).: Ramazan ayı ki, insanlar için hidâyete erdirici (hidâyete erme, ALLAH'a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ÂN, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, ORUÇ tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o takdirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (ORUÇ tutarak) tamamlanır. ALLAH sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidâyet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) ALLAH'ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.” (Bakara 2/185)

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Resim---“Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb (karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fe’l- yestecîbû lî ve’l- yu’minû bî leallehum yerşudûn (yerşudûne).: Kullarım BENi sana soracak olursa, muhakkak ki BEN (onlara) pek yakınım. BANA duâ ettiği zaman duâ edenin duâsına cevap veririm. Öyleyse, onlar da BENim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara 2/186)

أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَالآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُواْ مَا كَتَبَ اللّهُ لَكُمْ وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلِ وَلاَ تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Resim---“Uhılle lekum leylete’s- SIYÂMir refesu ilâ nisâikum hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun (lehunne) alîmallâhu ennekum kuntum tahtânûne enfusekum fe tâbe aleykum ve afâ ankum, fe’l- âne bâşirûhunne vebtegû mâ keteballâhu lekum, ve kulû veşrabû hattâ yetebeyyene lekumu’l- haytu’l- ebyadu mine’l- haytı’l- esvedi mine’l- fecri, summe etimmu’s- sıyâme ile’l- leyli, ve lâ tubâşirûhunne ve entum âkifûne fî’l- mesâcid (mesâcidi), tilke hudûdullâhi fe lâ takrabûhâ kezâlike yubeyyinullâhu âyâtihî li’n- nâsi leallehum yettekûn (yettekûne): ORUÇ Gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz. ALLAH, sizin nefslerinize ihanet ettiğinizi bildi. Bunun üzerine tövbelerinizi kabul etti ve sizi affetti. Şimdi artık onlara (eşlerinize) yaklaşın ve ALLAH'ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) şeyleri isteyin. Fecr vaktinde beyaz iplik, siyah iplikten tebeyyün edinceye (size belli oluncaya, gündüzün aydınlığı, gecenin karanlığından sıyrılıncaya) kadar yeyin ve için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikâfta iseniz onlarla (kadınlarınızla) mübâşeret etmeyin. Bu ALLAH'ın hudududur (yasaklarıdır). Artık ona (yasaklara) yaklaşmayın. ALLAH, âyetlerini insanlara işte böyle açıklıyor. Umulur ki böylece onlar takvâ sâhibi olurlar.” (Bakara 2/187)

وَأَتِمُّواْ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّهِ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِ وَلاَ تَحْلِقُواْ رُؤُوسَكُمْ حَتَّى يَبْلُغَ الْهَدْيُ مَحِلَّهُ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضاً أَوْ بِهِ أَذًى مِّن رَّأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِّن صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ فَإِذَا أَمِنتُمْ فَمَن تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلاثَةِ أَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌ ذَلِكَ لِمَن لَّمْ يَكُنْ أَهْلُهُ حَاضِرِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Resim---“Ve etimmû’l- hacce ve’l- umrete lillâh(lillâhi), fe in uhsirtum fe mesteysera mine’l- hedyi ve lâ tahlikû ruûsekum hattâ yebluga’l- hedyu mahilleh (mahillehu), fe men kâne minkum marîdan ev bihî ezen min ra’sihî fe fidyetun min sıyâmin ev sadakatin ev nusuk (nusukin) fe izâ emintum, fe men temettea bi’l- umreti ile’l- haccı fe mesteysera mine’l- hedyi, fe men lem yecid fe SIYÂMu selâseti eyyâmin fî’l- haccı ve seb’atin izâ reca’tum tilke aşaratun kâmileh (kâmiletun), zâlike li men lem yekun ehluhu hâdırı’l- mescidi’l- harâm (harâmi), vettekûllâhe va’lemû ennellâhe şedîdu’l- ikâb (ikâbi).: Hac ve Umreyi ALLAH için tamamlayın. Fakat eğer (elde olmayan bir nedenle) alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen kurbandan (gönderin). Kurban (kesim) yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı traş etmeyin. Fakat sizden hasta olan veya başından bir ezâsı olan (ve bundan dolayı kurban yerine varmadan önce traş olmak zorunda kalan) kimsenin bu durumda, ORUÇtan, sadakadan veya kurbandan (biriyle) fidye vermesi(gerekir). Artık emin olduğunuzda (güvene kavuştuğunuzda) o zaman kim, hac (zamanına) kadar umreden faydalanırsa, o takdirde kolayına gelen kurbandan (keser). Fakat kim bunu bulamazsa, o zaman üç gün hacta, (evinize) döndüğünüz zaman da yedi (gün) ORUÇ tutması gerekir ki bunların tamamı on (gündür). Bu, âilesi Mescid-i Haram'da hazır olmayan (oturmayan) kimseler içindir. Ve ALLAH'a karşı takvâ sâhibi olun.Ve ALLAH'ın ikabının (cezâsının) şiddetli olduğunu bilin!” (Bakara 2/196)

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلاَّ خَطَئًا وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَئًا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ إِلاَّ أَن يَصَّدَّقُواْ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مْؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِّيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةً فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ اللّهِ وَكَانَ اللّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Resim---“Ve mâ kâne li mu’minin en yaktule mu’minen illâ hataâ (hataen), ve men katele mu’minen hataen fe tahrîru rakabetin mu’minetin ve diyetun musellemetun ilâ ehlihî illâ en yessaddakû. Fe in kâne min kavmin aduvvin lekum ve huve mu’minun fe tahrîru rakabetin mu’mineh (mu’minetin). Ve in kâne min kavmin beynekum ve beynehum mîsâkun fe diyetun musellemetun ilâ ehlihî ve tahrîru rakabetin mu’mineh(mu’minetin), fe men lem yecid fe SIYÂMu şehreyni mutetâbiayni tevbeten minallâh (minallâhi). Ve kânALLÂHu ALÎMen HAKÎMâ (hakîmen).: Ve bir mü'minin, bir mü'mini öldürmesi, “hata ile olması hariç” olamaz (câiz değildir) ve kim bir mü'mini bir hata sonucu öldürürse, o zaman bir mü'min köle azâd etmesi ve ölenin âilesine bir diyet teslim edilmiş olması gerekir, ancak onların, (o diyeti) sadaka olarak bağışlamaları hariç. Fakat o (hata ile öldüren) eğer, size düşman bir kavimden olup ve o mü'minse, o takdirde, bir mü'min köle azâd etmesi gerekir. Ve eğer sizinle arasında anlaşma bulunan bir kavimden ise o zaman ölenin âilesine teslim edilmiş bir diyet ve bir mü'min köle azâd etmesi gerekir. Fakat (bunları) yapmaya imkân bulamayan kimse ise, o takdirde tövbesinin ALLAH tarafından kabulu için, ardarda iki ay ORUÇ tutsun . Ve ALLAH, en iyi bilendir, en iyi hüküm verendir.” (Nisâ 4/92)

لاَ يُؤَاخِذُكُمُ اللّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ وَلَكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ الأَيْمَانَ فَكَفَّارَتُهُ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ ذَلِكَ كَفَّارَةُ أَيْمَانِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ وَاحْفَظُواْ أَيْمَانَكُمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Resim---“Lâ yuâhizukumullâhu bi’l- lagvi fî eymânikum ve lâkin yuâhizukum bimâ akkadtumu’l- eymân (eymâne), fe keffâretuhu it’âmu aşereti mesâkîne min evsatı mâ tut’ımûne ehlîkum ev kisvetuhum ev tahrîru rakabeh (rakabetin) fe men lem yecid fe SIYÂMu selâseti eyyâm (eyyâmin) zâlike keffâretu eymânikum izâ haleftum vahfezû eymânekum kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihi leallekum teşkurûn (teşkurûne).: ALLAH sizi, yeminlerinizdeki boş sözlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat, akid yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Artık onun kefâreti (cezâsı), ev halkınıza yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu yedirmeniz veya onları giydirmeniz ya da bir köle azâd etmenizdir. Fakat kim bunları bulamazsa, o takdirde üç gün ORUÇ tutsun. İşte bu, yeminlerinizi bozduğunuz zaman onların (yeminlerinizin) kefâretidir. Ve yeminlerinizi koruyun (onları bozmaktan sakının). ALLAH, âyetlerini size işte böyle açıklıyor, umulur ki böylece siz şükredersiniz.” (Mâide 5/89)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْتُلُواْ الصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ وَمَن قَتَلَهُ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاء مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكِينَ أَو عَدْلُ ذَلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِ عَفَا اللّهُ عَمَّا سَلَف وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ اللّهُ مِنْهُ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
Resim---“Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ taktulû’s- sayde ve entum hûrûm (hûrûmun) ve men katelehu minkum muteammiden fe cezâun mislu mâ katele min en neami yahkumu bihî zevâ adlin minkum hedyen bâliga’l- ka’beti ev keffâratun taâmu mesâkîne ev adlu zâlike siyâmen li yezûka vebâle emrih (emrihî) afâllâhu amma selef (selefe) ve men âde fe yentakimullâhu minh (minhu) vALLÂHU AZÎZUN ZÛNTİKÂM (zûntikâmin).: Ey iman edenler! Siz ihramda iken av hayvanını öldürmeyin. Ve sizden kim kasten (bilerek) onu öldürürse, o zaman kendisine öldürdüğünün dengi bir hayvanın cezâsı vardır ki, (bunun öldürülen hayvanın dengi olduğuna dair) içinizden, âdil iki kimse takdir edip karar verir. Kâbe'ye ulaşacak (Kâbe'ye götürülüp orada kesilecek) bir kurban veya yoksulları yedirme şeklinde bir kefâret, ya da buna denk bir ORUÇtur ki bu, böylece o yaptığı işin vebalini tatması içindir. ALLAH, geçmiştekileri (işlenen bu tür cürümleri) bağışladı. Kim dönüp de (bir daha) böyle yaparsa, o takdirde ALLAH ondan intikam alır. ALLAH AZÎZ'dir, İNTİKAM SÂHİBİdir.” (Mâide 5/95)

التَّائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدونَ الآمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Et tâibûne’l- âbidûne’l- hâmidûne’s- SÂİHÛner râkiûne’s- sâcidûne’l- âmirûne bi’l- ma’rûfi ve’n- nâhûne ani’l- munkeri ve’l- hâfizûne li hudûdillâh (hudûdillâhi), ve beşşiri’l- mu’minîn (mu’minîne).: Tövbe edenleri, (ALLAH'a) kul olanları, hamdedenleri, ORUÇ tutanları veya seyahat edenleri (ALLAH yolunda hicret edenleri, savaşmak için veya ALLAH'ın adını yüceltmek, dînini kuvvetlendirmek için, ALLAH yolunda hizmet için, ilim tahsil etmek için yurtlarından çıkanları, ALLAH'a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, ma'rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), ALLAH'ın hududlarını muhafaza edenleri ve mü'minleri müjdele!” (Tevbe 9/112)

es sâihûne.: ORUÇ tutanlar, ALLAH yolunda seyahat edenler (savaşmak için, ALLAH'ın ismini duyurmak için, yeryüzünü ibretle gezip tefekkür etmek için)..

فَكُلِي وَاشْرَبِي وَقَرِّي عَيْنًا فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ أَحَدًا فَقُولِي إِنِّي نَذَرْتُ لِلرَّحْمَنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ الْيَوْمَ إِنسِيًّا
Resim---“Fe kulî veşrabî ve karrî aynâ(aynen), fe immâ terayinne mine’l- beşeri ehaden fe kûlî innî nezertu lir rahmâni SAVMen fe len ukellime’l- yevme insiyyâ (insiyyen).: Artık ye ve iç, gözün aydın olsun! Bundan sonra eğer beşerden bir kimseyi görürsen, o zaman (ona şöyle) söyle: “Muhakkak ki ben, RAHMÂN'a (konuşmama) orucu nezrettim (adadım). Bu sebeple bugün bir insanla asla konuşmayacağım.” (Meryem 19/26)

إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
Resim---“İnne’l- muslimîne ve’l- muslimâti ve’l- mu’minîne ve’l- mu’minâti ve’l- kânitîne ve’l- kânitâti ve’s- sâdikîne ve’s- sâdikâti ve’s- sâbirîne ve’s- sâbirâti ve’l- hâşiîne ve’l- hâşiâti ve’l- mutesaddikîne ve’l- mutesaddikâti ve’s- SÂİMîne ve’s- SÂİMÂTi ve’l- hâfızîne furûcehum ve’l- hâfızâti vez zâkirînallâhe kesîren vez zâkirâti eaddallâhu lehum magfireten ve ecren azîmâ (azîmen).: Gerçekten İslâm olan (ALLAH'a teslim olan) erkekler ve İslâm olan kadınlar ve mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, kanitin olan erkekler ve kanitin olan kadınlar, sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Rabbine) huşû duyan erkekler ve huşû duyan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, ORUÇ tutan erkekler ve ORUÇ tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve ALLAH'ı çok zikreden erkekler ve (çok) zikreden kadınlar! ALLAH, onlar için mağfiret ve azîm bir ecir (mükâfat) hazırladı.” (Ahzâb 33/35)

فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Resim---“Fe men lem yecid fe SİYÂMu şehreyni mutetâbiayni min kabli en yetemâssâ, fe men lem yestetı’ fe ıt’amu sittîne miskînâ (miskînen), zâlike li tû’minû billâhi ve resûlih (resûlihî), ve tilke hudûdullâh (hudûdullâhi), ve li’l- kâfirîne azâbun elîm (elîmun).: Artık kim (azâd edecek köle veya cariye) bulamazsa, o takdirde (eşlerine) temas etmeden önce iki ay devamlı (ardarda) ORUÇ tutsun. Fakat kimin (oruca) gücü yetmezse, o zaman altmış miskini (çalışmaktan aciz, yaşlı kimseyi) doyursun. İşte bu, ALLAH'a ve O'nun Resûl'üne îmân ettiğiniz içindir. Ve bu, ALLAH'ın hudududur ve kâfirler için elîm azâb vardır.” (Mücâdele 58/4)

عَسَى رَبُّهُ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُّؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا
Resim---“Asâ rabbuhû in tallakakunne en yubdilehû ezvâcen hayren min kunne muslimâtin mû’minâtin kânitâtin tâibâtin âbidâtin SÂİHÂTin seyyibâtin ve ebkârâ (ebkâren): Eğer (o) sizi boşarsa, onun RABB'inin, onun için sizin yerinize, sizden daha hayırlı olan müslüman (ALLAH'a teslim olmuş) kadınlar, mü'min kadınlar, kanitin olan kadınlar, tövbe eden kadınlar, kul olan kadınlar, ORUÇ tutan kadınlar, dul ve bakire olan kadınlardan zevceler (eşler) ile değiştirmesi umulur.” (Tahrim 66/5)

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
Resim---“İnnâ enzelnâhu fî leyleti’l- kadr (kadri).: Muhakkak ki BİZ, O'nu (Kur’ÂN'ı) Kadir Gecesi'nde BİZ indirdik.” (Kadir 97/1)

وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
Resim---“Ve mâ edrâke mâ leyletu’l- kadr(kadri).: Ve Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sana bildiren nedir?” (Kadir 97/2)

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
Resim---“Leyletu’l- kadri hayrun min elfi şehr(şehrin).: Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir 97/3)

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
Resim---“Tenezzelu’l- melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni RABBihim min kulli emrin.: Melekler ve rûh, onda (o gecede) RABB'lerinin izniyle herbir emir için inerler.” (Kadir 97/4)

سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
Resim---“Selâmun, hiye hattâ matlaı’l- fecr(fecri).: O (gece), fecrin doğuşuna kadar selâmdır (selâmettir).” (Kadir 97/5)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


RESÛLuLLAH-ta =>SAVM/ORUÇ..

=>RAZîYyEten RAMAZÂN’ı,
->MERZîYyEten RAMAZÂN’ı,
BİZ BİR-İZ BİLe BURSA’mda,
İNE UCU’nda=>NAHNU ÂN’ı!.


Resim

SAHURLA İLGİLİ HADİSLER.:

Sahur Yapmanın Ecri.:
Resim---Enes radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Sahur yapınız, zirâ sahurda bolluk-bereket vardır."buyurdu.
(Buhârî, Savm 20; Müslim, Sıyâm 45)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “SAHURa kalkmak berekettir. Bir yudum SU içseniz bile onu terk etmeyiniz. Çünkü ALLAH SAHURa kalkanlara rahmet eder.”buyurmuştur.
(İ. Ahmed Müsned, 3/44)

Sahur İle Sabah Namazı Arası.:
Resim---Zeyd İbni Sâbit radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre: "Biz Resûlullah ile birlikte sahur yemeği yedik sonra da sabah namazını kıldık. "Sahur yemeği ile sabah namazı arasında ne kadar zaman geçti?" diye soruldu. "Elli âyet okuyacak kadar" cevâbını verdi.
(Buhârî, Savm 19; Müslim, Sıyâm 47)

Sahurda İbâdet.:
Resim---İbni Ömer radiyallahu anhu dedi ki.: “Resûlullah’ın iki müezzini vardı, Bilâl ve İbni Ümmü Mektûm.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Bilâl geceleyin erkence ezân okur. Siz İbni Ümmü Mektûm ezân okuyuncaya kadar yiyip içiniz." buyurdu.
İbni Ömer.: "Bu ikisinin arasındaki zaman, biri inip diğeri çıkıncaya kadar geçen vakitten ibâretti" demiştir..
(Buhârî, Ezân 11, 13, Şehâdât 11, Savm 17)


İFTAR İLE İLGİLİ HADİSLER.:

İftar Vermenin Sevâbı.:
Resim---Zeyd İbni Hâlid el-Cühenî radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Kim bir ORUÇluyu iftar ettirirse, ORUÇlu kadar sevâb kazanır. ORUÇlunun sevâbından da hiçbir şey eksilmez." buyurdu.
(Tirmizî, Savm 82 (807))

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Şurası muhakkak ki, ORUÇlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir dUÂsı vardır" buyurmuştur.
(Beyhakî)

ORUÇ AÇmakta AceLe Ediniz.:
Resim---Sehl İbni Sa'd radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "ORUÇ açmakta acele ettikleri sürece Müslümanlar hayır üzere yaşarlar." buyurdu.
(Buhârî, Savm 45; Müslim, Sıyâm 48)

Akşam Namazından Önce ORUCu AÇmak.:

Resim---Ebû Atıyye dedi ki, ben ve Mesruk, Hz. Ayşe radiyallahu anha’nın yanına gittik. Mesruk ona.: “MuhaMMed’in ashâbından iki kişi var. İkisi de hayırdan geri kalmıyorlar. Ancak bunlardan biri akşam namazını kılmakta ve ORUÇ açmakta acele ediyor, diğeri ise hem akşam namazını hem de iftarı geciktiriyor!.” dedi.
Bunun üzerine Ayşe.: “Akşam Namazını kılmakta ve ORUÇ açmakta acele eden kimdir?” diye sordu.
Mesruk da.: “(İbni Mesud’u kastederek) Abdullah'tır, cevâbını verdi. Bunun üzerine Ayşe Ayşe radiyallahu anha.: “Resûlullah da öyle yapardı!.” dedi.

(Müslim, Sıyâm 49-50.)

ORUÇ AÇmakta AceLe Etmek.:
Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
“ALLAH TeÂLÂ.: "Kullarımın BANA en sevgili olanı, ORUÇ açmakta acele davranandır." buyurdu.” buyurdu.

(Tirmizî, Savm 13)

ORUCunuzu Hurma Varsa Hurma İLe AÇın.:
Resim---Sahâbeden Selmân İbni Âmir ed-Dabbî radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Herhangi biriniz iftar etmek istediği zaman ORUCunu hurma ile açsın. Hurma bulamazsa, SU ile iftar etsin. SU temizdir." buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Savm 21; Tirmizî, Zekât 26, Savm 10.)

Resim---Enes radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, akşam namazından önce bir kaç taze hurma ile ORUCunu açardı. Taze hurma bulamazsa, kuru bir hurmacıkla iftar ederdi. Kuru hurma da bulamazsa, birkaç yudum su içerek iftar ederdi.” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Savm 21; Tirmizî, Savm 10)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

TERAVİH İLE İLGİLİ HADİSLER.:

Resim Teravih Namazının Ecri.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim Ramazan’ın faziletine inanarak ve sevâbını ALLAH’tan bekleyerek terâvih namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” buyurmuştur.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’den; Buhârî, Îmân 37 ; Müslim, Müsâfirîn 173, 174.)

Resim Peygamberimiz aleyhisselâm, Teravih Namazını Sünnet KıLdı.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:ALLAHu TeÂLÂ Ramazan’da ORUCu farz kıldı, ben de (terâvîh) namazını sünnet kıldım.” buyurmuştur.
(İbni Mâce, Salât, 173.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ramazan ORUCu Farz, Teravih Namazı ise Sünnettir. Bu ayda ORUÇ tutup, gecelerini de ibâdetle geçirenin günahları affolur.” buyurmuştur.
(Nesaî.)


ORUÇ=>FARZdır.:

Resim İslamın Beş Şartından Biri ORUÇtur.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İslâm beş temel üzerine binâ kılınmıştır: ALLAH’tan başka ilâh olmadığına ve MuhaMMed’in ALLAH’ın RESÛLü olduğuna şâhidlik etmek. NAMAZı dosdoğru kılmak, ZEKÂTı hakkıyla vermek, ALLAH’ın Evi KÂBE’yi HACCetmek ve Ramazan ORUCunu tutmak.” buyurmuştur.
(İbni Ömer radiyallahu anhu’den; Buhârî, Îmân 1, 2, Tefsîru sûre(2) 30; Müslim, Îmân 19-22)

Resim ALLAH’tan korkunuz.:
Resim---Ebû Ümâme Sudayy İbni Aclân el-Bâhilî radiyallahu anhu’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i Vedâ Hutbesi’nde şöyle buyururken dinledim.:ALLAH’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan ORUCunuzu tutunuz. Mallarınızın zekâtını veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz! (Bu takdirde doğruca) RABB’inizin cennetine girersiniz.” demiştir..
(Tirmizî, Cum’a 80)

Resim İnsanın ORUÇ Dışında Her Ameli Kendisi İçindir.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:Azîz ve CeLîL olan ALLAH.: “İnsanın ORUÇ dışında her ameli kendisi içindir. ORUÇ BEN’im içindir, mükâfatını da BEN vereceğim!.” buyurdu.
ORUÇ kalkandır. Biriniz ORUÇ tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa.: “Ben ORUÇluyum!.” desin.
MuhaMMed’in canı Kudret ELinde olan ALLAH’'a yemin ederim ki.: “ORUÇlunun ağız kokusu, ALLAH katında misk kokusundan daha güzeldir.
ORUÇlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, İFTAR ettiği zaman, diğeri de ORUCunun sevâbıyla RABB’ine kavuştuğu ÂNdır.”
buyurmuştur.

(Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


Resim Ramazan HiLâLi.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ramazan hilâlini görünce ORUÇ tutunuz. Şevvâl Hilâlini görünce de ORUCa son veriniz. Ramazan’ın başlangıcı bulutlu bir güne rastlarsa, Şâban’ı otuza tamamlayınız.” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan; Buhârî, Savm 11)

Resim ORUÇ Tut Sıhhat BUL.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ORUÇ tutunuz ki, (madden ve mânen) sıhhat bulasınız!” buyurmuştur.
(Heysemî, 203 III, 179)

Resim ORUÇ KaLkandır.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün.: “ORUÇ, ORUÇLuya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandır.” buyurdu.
Ashâb-ı Kirâm.: ”(ORUÇLu) onu ne ile zedeler?” diye sorunca,
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ”Yalan ve gıybetle...”
cevâbını verdi.

(Nesâî, Sıyâm, 43)

Resim MüsLüman ÖLünce ORUCu SoLundadır.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Mü’min öldüğü zaman, namazını baş ucunda, zekâtını sağında, ORUCunu solunda bulur.” buyurmuştur.
(Heysemî, III, 51.)

Resim ORUÇLuLar CeNNete “ReYyÂN” DeniLen Bir Kapıdan GİRecektir.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Cennette “ReYyÂN” denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak ORUÇLuLar girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. ORUÇLuLar nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. ORUÇLuLar girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.” buyurdu.
(Sehl İbni Sa'd radiyallahu anhu’dan; Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


Resim Bir Gün ORUÇ Tutmanın Ecri.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH rızâsı için bir gün ORUÇ tutan kimseyi ALLAH Teâlâ, bu bir günlük ORUÇ sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.” buyurdu.
(Ebû Saîd el-Hudrî radiyallahu anhu’dan; Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167-168)

Resim Ramazan ORUCunun Sevâbı.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını ALLAH'tan bekleyerek Ramazan ORUCunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan; Buhârî, Îmân 28, Savm 6)

Resim ORUÇLu Kimse İLe Çekişmesin.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Hiçbiriniz, ORUÇLu olduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya çatarsa.: “Ben ORUÇLuyum DEsin!.” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan; Buhârî, Savm 9)

Resim YaLan SöyLeyenin ORUCu.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terketmezse, ALLAH o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan; Buhârî, Savm 8, Edeb 51)

Resim Ramazan’dan Bir İki Gün Önce ORUÇ Tutmayın.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sizden biriniz bir-iki gün öncesinden ORUÇ tutarak Ramazan’ı karşılamaya kalkmasın. Ancak belli günlerde ORUÇ tutmayı âdet edinmiş olan kimse, o gün ORUCunu tutsun.” buyurdu.
(Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan; Buhârî, Savm 5, 14; Müslim, Sıyâm 21)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim


Resim Nice ORUÇ TutanLar Vardır Ki.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Nice ORUÇ tutanlar vardır ki, ORUCundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz! Geceleri nice namaz (terâvih ve teheccüd) kılanlar vardır ki, namazlarından kendilerine kalan yalnız uykusuzluktur.” buyurdu.
(İbn-i Mâce, Sıyâm, 21)

Resim ORUÇLu BiLmeyerek Yer İÇerse.:
Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan rivâyetle, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Sizden biriniz unutarak bir şey yer veya içerse, ORUCunu tamamlasın. Çünkü onu ALLAH yedirmiş ve içirmiştir.” buyurdu.
(Buhârî, Savm 26, Eymân 15)

Resim ORUÇLu İken Burna SUyu Az Çakmek.:
Resim---Lakît İbni Sabire radiyallahu anhu.: “Ben.: “Yâ Resûlullah! Bana abdest almayı anlat!.” dedim. O da.: “Güzelce abdest al, parmak aralarına suyu ulaştır. ORUÇLu olmadığın zaman suyu burnuna iyice çek!.” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Tahâret 56, Savm 27)

Resim Ramazan’ın Son On Günü.:
Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu’dan rivâyetle, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” buyurdu.
(Buhârî, Savm 5)

Resim---Ayşe radiyallahu anaha: “Ramazan ayının son on günü gelince, sav. geceleri ibâdetle ihyâ eder, âilesini uyandırır, kulluğa soyunup paçaları sıvardı.” buyurdu.
(Buhârî, Leyletü’l-kadr 5)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

Resim Ramazan Ayında Peygamberimizin Cömertliği.:
Resim---İbni Abbâs radiyallahu.: “Resûllullah aleyhisselâm, insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da Ramazan’da Cebrâil’in (aleyhisselâm), kendisi ile buluştuğu zamanlardı. Cebrâil (aleyhisselâm), Ramazan’ın her gecesinde Hz. Peygamber aleyhisselâm ile buluşur, (karşılıklı) Kur'ÂN okurlardı. Bundan dolayı Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Cebrâil aleyhisselâm ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı.” buyurdu.
(Buhârî, Bedü'l-vahy 5, 6, Savm 7, Menâkıb 23, Bed'ul-halk 6, Fezâilü'l-Kur’ÂN 7, Edeb 39)

Resim Ramazan Ayında Peygamberimizin İbâdetLeri.:
Resim---Ayşe radiyallahu anha Annemiz.: "Ramazan ayının son on günü girdiğinde Resûlullah geceleri ihyâ eder, ev halkını uyandırır, ibâdete soyunarak eşleriyle ilişkiyi keserdi." buyurdu.
(Buhârî, Leyletül-kadr 5)

Resim İki Ramazan Arası GünahLar.:
Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Büyük günahlardan kaçınılması halinde, beş vakit namaz, iki cuma ve iki Ramazan, aralarında (işlenecek küçük) günahlara kefârettir.” buyurdu.
(Müslim, Tahâret 16)

Resim Ramazan’da YapıLan Umrenin Ecri.:
Resim---Abdullah İbni Abbâs radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ramazan ayında yapılan umre, tam bir hac sayılır, yahut da benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar.” buyurdu.
(Buhârî, Umre 4)

Resim Ramazan’ın FaziLeti.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:“Eğer kullar, Ramazan’ın fazîletlerini bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını temennî ederlerdi…” buyurdu.
(Heysemî, c. III, sf. 141)
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

FİTRE/FITIR SADAKASI İLE İLGİLİ HADİSLER.:


Resim Peygamberimiz aleyhisselâm Fitreyi Farz KıLmıştır.:
Resim---Abdullah İbn Ömer radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, fıtır sadakasını (fitreyi) köle, erkek, kadın, küçük ve büyüklere farz kılmış ve insanlar (bayram) namazına çıkmadan önce verilmesini emretmiştir.” buyurdu.
(Buhârî, Zekât, 76; Müslim, Zekât, 12)

Resim Fitre Bayram Namazından Önce Verilir.:
Resim---Abdullah İbn Ömer radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, fitrenin, insanlar Bayram Namazı’na çıkmadan önce verilmesini emretmiştir” buyurdu.
(Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, IV, 183)

Resim Fitrenin ÖLçüsü.:
Resim---Abdullah İbn Ömer radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, fıtır sadakasını 1 sâ’ (ölçek) hurma ve 1 sâ’ arpa olmak üzere köle, erkek, kadın, küçük ve büyüklere farz kılmış ve insanlar (bayram) namazına çıkmadan önce verilmesini emretmiştir.” buyurdu.
(Buhârî, Zekât, 76; Müslim, Zekât, 12)

Resim---Ebû Said el-Hudrî radiyallahu anhu.: “Biz Peygamber aleyhisselâm devrinde fitreyi, yiyecek maddelerinden 1 sâ’ olarak verirdik. O zaman bizim yiyeceğimiz arpa, kuru üzüm, hurma ve keş (yağı alınmış peynir) idi.” buyurdu.
(Buhârî, Zekât, 74; A. İbn Hanbel, III, 73, 98)

Resim---Abdullah İbn Abbas radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, ORUÇLuLarı gereksiz ve çirkin sözlerden arındırmak ve yoksullara yiyecek sağlamak için fitreyi farz kılmıştır. Fitreyi kim namazdan önce öderse, bu makbul bir zekât, kim de namazdan sonra öderse, herhangi bir sadaka olur.” buyurdu.
(Buhârî, Zekât, 70, 71, 77; Müslim, Zekât, 12 , 13, 16)

Resim---Abdullah b. Sa’lebe radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ramazan Bayramı’ndan bir veya iki gün önce bir konuşma yaparak şöyle buyurdu.: “Buğdaydan, arpadan veya hurmadan 1 sâ’ını hür veya köle, küçük veya büyükler için sadaka olarak veriniz.” buyurdu.
(A. İbn Hanbel, Müsned, V, 432)

Sâ’.: 1040 dirhemlik hububat ölçeği. Kile. 1040x3=3120 gram..
Direm.: Dirhem.: (Dirhem) f. Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü. Şimdiki üç gram ağırlık. Şer'an, orta büyüklükte yetmiş tane arpa ağırlığı.
Nisâb.: Zekât ölçüsü, ölçü miktarı. * Üzerine zekât verilmesi farz olan mal miktarı..


Resim SADAKA-yı FITR..

SADAKA-yı FITR.: Ramazan bayramından evvel fıtra olarak verilen sadaka. Zengin (nisâba mâlik) her müslümanın (ihtiyar, genç, çocuk ve hattâ bunak da olsa) fâkirlere vermeye mükellef olduğu sadakadır, vâcibdir. Nisâba mâlik olan bir müslüman, hem kendi nefsi için, hem de çocukları, hizmetçisi için sadaka-i fıtır verir. Fıtra: Fıtrat sadakası, yaratılış atiyyesi demektir. Sadaka-i fıtr.: Buğday veya buğday unundan 1667 gram veyahut da arpa, kuru üzüm, hurmadan 3334 gram kadar yahut verildiği zamandaki rayice göre bedellerinin muhtaç olanlara verilmesidir.

FİDYE HESAPLAMA.:
2021 Fidye miktarı hesaplama: 28 x (Oruç tutulamayan gün sayısı)
Kişi 30 gün oruç tutamamışsa ödenecek fidye miktarı 28 TL x 30=840 TL'dir..

FİTRE NE KADAR?.:
Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Din İşleri Yüksek Kurulunun Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı başkanlığında yaptığı toplantı sonrasında aldığı kararla 2021 yılı ramazan ayının başlangıcından 2022'nin ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için fitre miktarının 28 lira olarak belirlendiği kaydedildi..

Fitre miktarının belirlenmesinde, İslam dininin temel kaynaklarında zikredilen deliller ve günün şartlarında bir kişinin günlük gıda ihtiyacının ortalamasının esas alındığı vurgulandı..

Açıklamada, karar verilen meblağın, nakdi olarak verilebileceği gibi gıda gibi maddelerden ayni olarak da verilebileceği belirtilerek, "Belirlenen bu miktar aynı zamanda, günlük fidye miktarıdır. Bununla birlikte her bir mükellef (fitre veren kişi) bir günlük kendi gıda harcamasına denk düşecek meblağı ya da daha fazlasını fitre/fidye olarak da verebilir." ifâdesi kullanıldı..

FİTRE KİMLERE VERİLİR?.:
Fıtır Sadakası, kişinin bakmakla yükümlü olmadığı yoksul müslümanlara verilir. Fıtır Sadakası ve Oruç Fidyesini vermek durumunda olan kimsenin bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmaması esastır. Zekât için de aynı kural geçerlidir. Bu sebeple bir kimse zekâtını, Fıtır Sadakasını ve Fidyesini kendi usûl ve fürûuna veremez. (Usûl, bir kimsenin anası, babası, dede ve nineleri; fürûu ise; çocukları, torunları ve onların çocuklarıdır.) Ayrıca eşler de birbirlerine zekât, fitre ve fidye veremez..


Hanefilere göre aşağıda sayılanlara fitre verilmez.:
a-) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara,.
b-) Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklara,.
c-) Eşine,.
d-) Zengine yani aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişiye,
e-) Babası zengin olan ergen olmamış çocuğa fitre verilemez..
(Merğinânî, el-Hidâye, II, 223-228).

Şâfiîlere ve Ebu Yusuf’a göre fitre.: Müslüman olmayana da verilemez.. (Mâverdî, el-Hâvî, III, 387; X, 519; Merğinânî, el-Hidâye, II, 223).
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12115
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: KeLÂMuLLAH-ta ve RESÛLuLLAH-ta SAVM/ORUÇ..

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

KUR'ÂN-ı KERÎM'de ve,
RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem'de İ’TİKÂF.:


وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً وَاتَّخِذُواْ مِن مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Resim---“Ve iz cealnâ’l beyte mesâbeten li’n- nâsi ve emnâ (emnen), vettehizû min Makâmı İbrâhîme musallâ (musallen) ve ahidnâ ilâ İbrâhîme ve İsmâîle en tahhirâ beytiye li’t- tâifîne ve’l- ÂKİFÎNe ve’r- rukkai’s- sucûd (sucûdi).: Ve Biz Beyt'i (Kâbe'yi) insanlar için sevâb (kazanılan) ve emîn olan (bir yer) kılmıştık. Ve siz, İbrâhîm'in Makamından bir namaz yeri ittihaz edinin. Ve Biz, İbrâhîm (aleyhisselâm)'a ve İsmâil (aleyhisselâm)'a.: “Tavaf edenler, âkifler (ibâdet için İ’tikafta kalanlar), rükû’ ve secde edenler için Beytim'i temiz tutsunlar.” diye ahdettik.” (Bakara 2/125)

ve el âkifîne.: ve devamlı ibadet edenler, İ’TİKÂFta OLanLar..

1-) Vâcib Olan İ’TİKÂF.: Adanmış olan olan İ’TİKÂF..
2-) Sünnet Olan İ’TİKÂF.: Rammazan Ayının son on gününde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Sünneti OLan İ’TİKÂF..
3-) Müstehâb Olan İ’TİKÂF.: İstenildiği zaman yapılan İ’TİKÂF..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, mescidde keçeden yapılmış küçük bir Türk Çadırı’nda İ’TİKÂFa girerdi..
(Müslim, Sıyâm, 215; İbni Mâce, Sıyâm, 62)

Resim---Aişe radiyallahu anha Annemiz.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, vefât edinceye kadar Ramazan’ın son on gününde İ’TİKÂFa girerdi..." buyurmuştur.
(Buhârî, İ’TİKÂF, 1)

Resim---Aişe radiyallahu anha Annemiz.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, (Ramazan’ın) son on gününde, (ibâdet hususunda) başka zamanlarda göstermediği gayreti gösterirdi.” buyurmuştur.
(Müslim, İ’TİKÂF, 8.)

Resim---Aişe radiyallahu anha Annemiz.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ramazan’ın son on gününde İ’TİKÂFa girer ve.: “Kadir Gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın!.” buyururdu.” buyurmuştur.
(Buhârî, Fadlü leyleti’l-kadr, 3)

Resim---İbn Abbâs radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, İ’TİKÂFtaki kimse için.: “O, günahlardan uzak kalır ve kendisine (hayatın içinde) tüm iyilikleri yapan kimse gibi iyilikler yazılır..” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Sıyâm, 67)

Resim---İbni Ömer radiyallahu anhu.: “Resûlullah, Ramazan’ın son on gününde i'tikâfa çekilirdi.” buyurmuştur.
(Buhârî, İ’TİKÂF 1, 6; Müslim, İ’TİKÂF 1-4.)

Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem her Ramazan on gün İ’TİKÂFa girerdi. Vefât ettiği senenin Ramazan’ında yirmi gün İ’TİKÂFa girdi.” demiştir.
(Buhârî, İ’TİKÂF 1, 6; Müslim, İ’TİKÂF 1-4.) Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Savm, 78; ibni Mâce, Sıyâm, 58.)


Resim---Abdullah bin Abbâs radiyallahu anhu, bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in mescidinde İ’TİKÂFta iken bir kişi yanına gelerek selâm verdi ve oturdu. İbni Abbâs radiyallahu anhu.:
“Kardeşim, seni kederli ve mahzûn görüyorum” dedi ve konuşmaları şöyle devâm etti:
“Evet, ey Resûlullah’ın amcaoğlu, kederliyim! Falan şahsın benim üzerimde hakkı var. Fakat şu kabrin sâhibi (Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ) hakkı için söylüyorum ki borcumu ödeyemiyorum.”
“Senin için onunla konşayım mı?.”
“İstersen konuş.”
İbni Abbâs radiyallahu anhu, ayakkabılarını giyerek mescidden çıktı. Adam ona.:
İ’TİKÂFta olduğunu unuttun mu, niçin mescidden çıktın?” diye seslendi.
İbni Abbâs radiyallahu anhu, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kabrine işâret ederek.:
“Hayır! Ben, şu kabirde yatan ve henüz aramızdan yeni ayrılmış olan muhterem zâttan duydum ki, (bunları söylerken gözlerinden yaşlar akıyordu).:
“Her kim, din kardeşinin bir ihtiyacını karşılamak için gayret eder ve o işi görürse, bu kendisi için on yıl İ’TİKÂFta kalmaktan daha hayırlıdır. Hâlbuki bir kimse ALLAH Rızâsı için bir gün İ’TİKÂFa girse, Cenâb-ı HAKk o kimse ile cehennem arasında üç hendek yaratır ki, her bir hendeğin arası, doğu ile batı arası kadar uzaktır.”
buyurdu.

(Buhârî, İ’TİKÂF, 1)

Resim---Bir seferinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in çadırı kurulunca hanımlarından bir kısmı da mescide çadırlarını kurmuşlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bunları görünce.: “Bunlar da ne?.” diye sordu. Durum kendisine arzedilince.: “Böyle yapmayı iyilik ve takvâ mı zannederler?” buyurdu ve o Ramazan’da itikâf yapmadı. Şevvâl ayının ilk on gününde İ’TİKÂFa girdi.
(Buhârî, İ’TİKÂF, 6, 7, 14; Müslim, İ’TİKÂF, 6; Ebû Dâvûd, Savm, 77; Tirmizî, Sıyâm, 71)

İ'TİKÂF.: Bir şeye devam etmek. * Ist: Bir yere çekilip yalnız ibâdetle meşguliyet. Hususan Ramazanın son on gününde, mescidlerde ve buna benzer yerlerde kalıp, ibâdet, ilm-i iman ve Kur'ÂN, evrad ve ezkâr gibi ibâdetlerle meşgul olmak. Böyle bir kimseye "Mu'tekif" denir.
MU'TEKİF.: İ’TİKÂFa çekilmiş olan. İ’TİKÂF için bir câmiye veya bir odaya kapanıp ibâdete çalışan. Devamlı olan..
Resim
Cevapla

“Divanında Muhammedi Tasavvuf” sayfasına dön