RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Peygamber Efendimizin (sav) mübarek sözleri ve Kudsi Hadisler.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim


RESÛLULLAH’ın
40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU..
sallallahu aleyhi vesellem..

İsLâM DİNimizde 40 Hadis-i Şerîf YAZıp Bırakma Hasbî Hizmeti.:
Kırk Hadisi yazıp öğretmeyi teşvik eden çok güzel Hadis-i Şerîf ler vardır ve bu müjdelere ERmek için Hadis İmâmlarımız “Kırk Hadis” derleyip Bizlere bırakmışlardır ALLAH celle celâlihu razı olsun..

Dikkat edilecek husus ve islam âleminin en büyük derdi şu ki; OKUduğunun ne olduğunu bilmesine gerek yok gibi içi boş güzel kelimleri veyâ âyetleri tekrarlamaktalar ne yazık..
Sadece kırk hadisi hatta Kur'ÂN-ı Kerîmi ezberleyen Cennete girmez.
Bir kâfir de 40 hadis ezberleyebilir, bid’at ehli de ezberleyebilir.
Onun içindir ki,
Hadis-i Şerîfleri Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sesinden DUYup Harfiyyen Uymamız Şarttır..

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu Teâlâ’nın şu 99 Esmâ-i Hüsnâsını ihsâ eden, Cennete girer, sonsuz saadete ulaşır." buyurdu. ..
(Buharî)

Bu Hadis-i Şerîf te de mesele sadece kelimeleri ezbelemek değildir ki;
İhsa etmek.: Fehmederek/ANLayarak, zihnen kavrayarak ve idrâk ederek saymaktır..kısacası, Hadis-i Şerîf in gereğince amel etmek demektir..


ResimKırk hadis ile ilgili hadis-i şeriflerimizi de bu gözle görüp ANLAmalıyız İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “(Yazılı halde] Kırk hadis bırakarak vefât eden Cennette arkadaşımdır.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂ’nın rızası için, helâli ve haramı açıklayan, kırk hadisi ümmetime bildiren, âlim olarak haşr olur.” buyurmuştur.
(Ebu Nuaym)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetimin din işlerinde faydalı kırk hadis ezberleyen, âlimlerle haşr olur.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂnın kendisine mağfiret etmesi ümidi ile, benden kırk hadis yazana, ALLAHu TeÂLÂ rahmet edip şehîd mertebesi verir.” buyurmuştur. ..
(İbni Cevzî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetime iletmek üzere kırk hadis ezberleyene şefâat ederim.” buyurmuştur.
(İbni Adiy)
En son Zehra tarafından 27 Şub 2019, 11:43 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF..

ESeR.: İmâm Nevevî..
Tercüme.: Ahmed Naîm..


ResimİMÂM NEVEVÎ KİMdir.:

Hadis Âlimi ve Fâkih olan İmam Nevevî, uzun adı ile Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref b. Mürî en-Nevevî (ö. 676/1277), zamanındaki değerli âlimlerden ders aldı, önemli eserler verdi ve kendisi de birçok âlim yetiştirdi..
h.631/m.1234 yılında Suriye’nin güneyindeki Havran bölgesinde Nevâ köyünde doğdu. Nevevî (Nevâvî), Havrânî ve dedelerinden Hizâm’a nisbetle Hizâmî nisbeleriyle anılır. Hiç evlenmediği halde adı Yahyâ olanların genellikle yaptığı gibi Ebû Zekeriyyâ künyesini almıştır..


BİRÇOK ÂLİMDEN DERS ALDI.:

Nevevî, ergenlik çağında ticareti sevmediği halde babasının dükkânında çalıştı ve bu arada çevresindeki âlimlerin derslerine devam etti. On sekiz yaşına girince babası onu Dımaşk/Şam’a götürüp Revâhiyye Medresesi’ne yerleştirdi. Orada Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin Şâfiî fıkhına dair “et-Tenbîh ve el-Müheẕẕeb” adlı eserlerini ezberledi. İki yıl sonra babasıyla birlikte hacca gitti, dönüşte Medine’de bir süre kalarak oradaki âlimlerin derslerine katıldı.
Kütüb-i Sitte’den başka İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾ, İmam Şâfiî, Ahmed b. Hanbel, Osman b. Saîd ed-Dârimî, Ebû Avâne el-İsferâyînî ve Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî’nin el-Müsned, Dârekutnî’nin es-Sünen, Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī’nin es-Sünenü’l-kübrâ, Begavî’nin Şerḥu’s-sünne, Humeydî’nin el-Cemʿ beyne’ṣ-Ṣaḥîḥayn ve Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Câmiʿ li-aḫlâḳı’r-râvî ve âdâbi’s-sâmiʿ adlı eserlerini çeşitli hocalara okuyarak icâzet aldı..


HADİS İLMİNDEKİ HOCALARI.:

Hadis ilmindeki hocaları kendisinden birçok hadis kitabını dinlediği Ziyâ b. Temmâm el-Hanefî, Ṣaḥîḥ-i Müslim’i okuduğu Ebû İshak İbrâhim b. Ömer el-Vâsıtî, on yıl boyunca daha çok Ṣaḥîḥ-i Buḫârî ve Ṣaḥîḥ-i Müslim hadislerinin şerhi konusunda faydalandığı İbrâhim b. Îsâ el-Murâdî el-Endelüsî ve Ebü’l-Ferec İbn Kudâme gibi muhaddislerdir..
Fıkıh ilmindeki hocaları arasında İshak b. Ahmed el-Mağribî, Dımaşk müftüsü Ebû Muhammed Abdurrahman b. Nûh b. Muhammed el-Makdisî, Ebü’l-Hasan Sellâr b. Hasan el-İrbîlî, fıkıh usulü okuduğu kadı Ebü’l-Feth Ömer b. Bündâr et-Tiflîsî ve gramer okuduğu âlimler içinde İbn Mâlik et-Tâî bulunmaktadır..


KENDİSİ DE BİRÇOK ÂLİM YETİŞTİRDİ.:

Nevevî kendini yetiştirdikten sonra talebe okutmaya ve 660 (1262) yılından itibaren eser vermeye başladı. Kendisi de pek çok âlim yetiştirdi. Hayatının son altı yılında ondan hiç ayrılmadığı için “Muhtasarü’n-Nevevî” lakabıyla anılan İbnü’l-Attâr Ebü’l-Hasan Alâeddin Ali b. İbrâhim ed-Dımaşkī bunların en tanınmışıdır. Diğer talebeleri arasında İbn Ferah el-İşbîlî, Bedreddin İbn Cemâa, kadı Ziyâeddin Ali b. Selîm el-Ezraî, Yûsuf b. Abdurrahman el-Mizzî, kādılkudât Şemseddin İbnü’n-Nakīb Muhammed b. İbrâhim ve Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr’in babası Ebû Hafs Şehâbeddin Ömer b. Kesîr gibi şahsiyetler vardır.

Çeşitli medreselerde hocalık yapan Nevevî, 665 (1267) yılında Ebû Şâme el-Makdisî’nin vefâtıyla boşalan Eşrefiyye Dârülhadisi şeyhliğine getirildi ve ölümüne kadar bu görevini sürdürdü. Nevevî, kendisine “sefer izni”çıktığını söyleyerek hocalarının kabirlerini ve tanıdıklarını ziyâret etti, kitaplarını medreseye vakfetti, Kudüs’ü de ziyâret edip köyüne döndü ve 24 Receb 676’da (21 Aralık 1277) Nevâ’da vefât etti..


HEM HADİS HAFIZI HEM DE HADİS İLİMLERİNDE OTORİTEYDİ.:

Zehebî’nin “hadis âlimlerinin efendisi”dediği Nevevî hem hadis hâfızı idi hem de hadis ilimlerinde otorite sayılıyordu. Sahih hadisleri zayıf ve uydurma rivâyetlerden kolayca ayırır, râvilerin durumlarını, hadislerde geçen garîb kelimeleri çok iyi bilirdi; hadislerden fıkhî hüküm çıkarmada mahirdi. Şâfiî fıkhında devrinin en büyük âlimi kabul edilmekteydi..
Bu mezhebin esaslarını, bir meseleye dair sahâbe ve tâbiîn âlimlerinin neler söylediklerini, hangi noktada birleşip hangi noktada ayrıldıklarını ezbere biliyordu. Tartışmadan hoşlanmazdı; fakat hocalarının Şâfiî mezhebine veya sünnetin açık hükmüne aykırı bulduğu görüşlerini eleştirmekten çekinmezdi. Nevevî öğrencilik yıllarında tıp tahsil etmek istemiş ve İbn Sînâ’nın el-Ḳānûn’unu okumaya başlamış, ancak bunalıp sıkılınca bunun tıpla uğraşmaktan kaynaklandığını anlayarak tıpla ilgili eserleri elinden çıkarmıştır..


İLİM VE GÖREV SORUMLULUĞU TAŞIRDI.:

Nevevî evliliğin kendisini meşgul edeceği düşüncesiyle hiç evlenmemiştir. Esasen dünya zevklerine ve rahat yaşamaya önem vermezdi. En büyük ibadetin samimi bir niyetle helâlleri ve haramları öğrenmek olduğunu söyleyerek kimseden para almaz, görev yaptığı medreselerden kendisine verilen aylıkla kitap alır, daha sonra bunları o medreseye bağışlardı. Haksızlığa boyun eğmez, doğru bildiğini söylemekten, yöneticileri uyarmaktan çekinmezdi..

Memlük Sultanı I. Baybars’a çeşitli mektuplar yazmış, bu mektupların bir kısmını âlimlere de imzalatarak ortak bir dilekçe halinde sunmuş, ondan kıtlık yüzünden sıkıntı çeken Dımaşk halkına kolaylık göstermesini, ağır vergilerle onları zor durumda bırakmamasını istemiştir. Moğollar Suriye’ye saldırdığında memleketi savunmak için halkın bir kısım emlâkini elinden almak isteyen ve bu sebeple âlimlerden fetva talep eden halifeye karşı çıkmış, Baybars’a karşı gösterdiği bu tavrından sonra şöhreti yayılmış ve eserlerine büyük rağbet gösterilmiştir.

Zehebî, Nevevî’nin iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırma konusunda benzeri bulunmadığını, azla yetinip basitçe giyinen vakur ve heybetli bir kişi olduğunu söylemekte, talebelerinden İbn Ferah el-İşbîlî de onun ilim ve görev sorumluluğu taşiyân bir âlim olduğunu belirtmektedir. Harîrîzâde kendisine Şâzeliyye tarikatının Neveviyye adlı bir kolunu nisbet eder (Tibyân, III, vr. 217a-221a)..


VEFÂTI.:

Nevevî, kaddesallahu sırrahu hicri 676 yılı Recep ayının 24.ncü gününde, miladi 1277 yılında Nevâ’da vefât etti. Kabri halen bilinmektedir. Vefâtında yaşı 45’i aşmamakla birlikte, mübârek bir ömür sürdü. Ömrünü ibadet, itaat, öğrenmek, öğretmek ve te’lifle geçirdi.
Bilindiği kadarıyla Nevevî, kaddesallahu sırrahu hiç evlenmemişti. Çünkü geçimi annesi ve babasından, ancak yetecek kadar geliyordu ve yoksul birisi idi..


ESERLERİ.:

İmam Nevevî, din ilimlerinin çeşitli alanlarında oldukça değerli eserler bıraktı. Bu eserlere muttali olan, bu ilim adamının büyüklüğünü takdir eder. Nevevî’ye hem güçlü bir hafıza, hem hatırlama gücü, hem de nasları inceden inceye kavrama kabiliyeti verilmişti. Birçok ilim dalında oldukça geniş bilgiye sahip fıkıh, usûl, ıstılahlar, lügat ve bunun dışındaki çeşitli dallarda oldukça yetkin idi. Bize bıraktığı birtakım eserler arasında şunları zikredebiliriz:

1-) El-Minhac fi Şerhi Sahihi Müslim İbn’l-Haccâc
2-) Tehzibü’l-Esmai ve’I-Lugât
3-) Minhâcu’t-Tâlibîn
4-) ed-Dekâik
5-) Tashihu’t-Tenbîh fi Fıkhi’ş-Şâfiiyye
6-) et-Takrib ve’t-Teysir fî Mustalahi’l-Hadîs
7-) Hilyetü’l-Ebrâr ve Şiâru’l-Ahyâr (Bu, “el-Ezkâr en-Neveviyye” diye de bilinir)
8-.) Hulâsatu’l-Ahkâm min Mübhemâtı Süneni ve Kavâidi’İ-İslam
9-) Rıyâzu’s-Sâlihîn min Kelâmı Seyyidi’l-Mürselîn
10-) Bustânu’l-Ârifîn
11-) eI-îdâhfi’l-Menâsik
12-) Şirâzi’ye ait el-Mühezzeb’in şerhi
13-) Ravzatu’t-Tâlibîn (Fıkha dairdir)
14-) et-Tibyân fî Âdâbi Hameleti’l-Kur’ân
15-) el-Mekâsid (Tevhide dair bir risale)
16-) İbnü’s-Salâh’a ait Tabakât-ı Şafiiyye’nin muhtasarı
17-) Menakibü’ş-Şâfiî (yazma)
18- Fıkha dair ve fetvalarının toplandığı kitap: el-Mensûrât
19-) (Birtakırn mevizalar ihtiva eden) Muhtasâru’t-Tibyân
20-) Tecvide dair Menârü’I-Hüdâ fil-Vakfi vel-İbtidâ
21-) el-Mübhemât min Ricâli’I-Hadis
22-) Kırk Hadis…
Bu eserleri birçok ilim adamı da şerhetmiş bulunmaktadır..


ALLAHu TeÂLÂ’mızdan O’na mağfiret diler, geriye bıraktığı bu değerli ilmî eserlerin ecrini Kıyamet Günü kendisine vermesini, bizi de bu eserlerle faydalandırmasını ve DUYup Uymamıza yardımın niyâz ederim!.
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

BABANZÂDE AHMED NAÎM KİMdir.:

Hadis -i şerifte Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, ALLAH TeÂLÂ onu âlimler zümresinde haşreder.... Ben de kıyamet gününde ona şâhid ve şefâatçi olurum.” buyurmuştur.
İslâm âlimleri bu müjdeye erebilmek için çeşitli konularda Kırk Hadisler derlemişler. Tarihte ilkönce kırk hadis derleyenin Kûfe'de oturan Merv'li Bilgin Abdullah İbn-i Mübarek olduğu bilinmektedir. İmâm Nevevî'nin bu geleneği devam ettiren elimizdeki eseri, en fazla yayınlanan ve üzerine şerhler yapılan bir eserdir. Ayrıca, merhum Ahmed Naîm'in tercüme ve üslûbuyla sunduğumuz bu eser, tercüme edildiği devrin dilini de vermesi bakımından bir önem arzetmektedir. .
Babanzâde Ahmed Efendi 1872 yılında Bağdat’ta doğdu. Babası Baban oğullarından son asrın tanınmış ilim ve idare adamlarından Mustafa Zihni Paşa’dır. Mustafa Zihni Paşa, Mithat Paşa’nın Bağdat valiliğinde mektupçuluğunu yapmıştır.

Eğitimine Bağdat’ta başladı. Bağdat Rüştiyesi'nin orta kısmını bitirdi. Sonra İstanbul’a geldi. Galatasaray Sultanisi ve Mülkiye Mektebi’nde okudu.

Bir ara Hariciye Nezareti Tercüme Kalemi’nde çalıştıktan sonra Maarif Nezareti Yüksek Tedrisat Müdürlüğüne getirildi. (1911–1912) Galatasaray Sultanisi’nde Arapça okuttu.(1912–1914) Maarif Nezareti Telif ve Tercüme Odası üyeliğinde bulundu (1914–1915). Bu görevini Darülfünun’un lağvedilmesine kadar (1933) aralıksız sürdürdü.

1915 yılında Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde ders vermeye başladı. Fakültede mantık, felsefe, ruhiyat ve ahlâk derslerini okuttu. Bir ara Darülfünun rektörlüğünde bulundu.

Doğu ve Batı kültürüne aşina olan ve bunları çok iyi bilen Ahmed Naim, Arapça, Farsça ve Fransızca’yı çok iyi derecede bilmekteydi. Arap Edebiyatı'ndan seçtiği ve tercüme ettiği parçaları 1901 yılında Servet-i Fünun dergisinde yayımlamaya başladı. Yazılarını “Bedayiu’l-Arab” başlığıyla neşretti.

1908'den itibaren çıkan haftalık Sıratı Müstakim (daha sonraları Sebilür Reşat) dergisinin hadis sayfasını Mehmed Akif'in ricâsı üzerine kendisi hazırlıyordu. Daha sonra kendini hadis dalında yetiştirdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 21 Şubat 1925 tarihinde Diyanet İşleri Reisliği bütçesi görüşülürken ilmiyeden Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Efendi 53 arkadaşının imzasıyla bir önerge sundu. Önerge üzerine Kur’ÂN-ı Kerim’in ve İslami eserlerin Türkçe'ye tercümesine karar verildi. Bu kararın ardından Diyanet Reisi Ahmet Hamdi Aksekili bu işi yürütecek ehil insanları tesbite çalıştı.

Uzun bir uğraşı neticesinde Kur’an mealini Mehmed Akif Ersoy’a, Buhari’nin tercümesini de Babanzâde Ahmet Naim Bey’e verirldi. Buhari Tercümesi görevini üstlenirken, meal yazması için Akif'i kendisi ikna etmişti.

Babanzâde’nin ilmi şahsiyetini ön plana çıkaran diğer bir yönü de hiç kuşkusuz yukarıda da değinildiği gibi bir muhaddis oluşudur. Ahmet Naim’in bu yönü, Sahih-i Buhari’nin Tecrid-i Sarih Tercümesi’ne yazdığı mukaddimede ortaya çıkıyor.

Yazdığı 500 sayfalık bu mukaddime, son derece önemli ve oldukça geniş bir hadis usulü kitabıdır.

Merhum bu mukaddimeden sonra Tecrid-i Sarih’in iki cildini daha tercüme etmiştir. Maalesef bu eseri tamamlayamadan vefât etmiştir.

Daha sonra bu tercüme işini Prof. Dr. Kamil Miras devralmış ve bitirmiştir. Tamamlanan Buhari tercümesi, “Tecrid-i Sarih” olarak 12 cilt ve bir de fihrist olarak hizmete sunuldu.

Ahmet Naim Efendi, aynı zamanda felsefe alanında da kendini çok iyi yetiştirdi. Fransız filozoflarından George Fonsgrive’in bir eserini “İlmü’n- Nefs” adıyla Türkçeye çevirdi. Bu eserle 1900 felsefi terime karşılık buldu. Bu çabası devrin ilim adamları tarafından takdirle karşılandı.


ESERLERİ:

1-) Temrinat 1900
2-) Mebadi-i felsefeden İlmü’n- Nefs (tercüme) 1915
3-) İslamda Dava-i Kavmiyet 1916
4-) Hikmet Dersleri (felsefe) 1919
5-) İlm-i Mantık (tercüme) 1919
6-) Tevfik Fikrete Dair Filozof Dr. Rıza Tevfik Beyfendiye ( cevap) 1920
7-) Ahlâk-ı İslamiyye Esasları 1924
8-.) Kırk Hadis (tercüme) 1925
9-) Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecridi Sarih Tercümesi 1-2 cilt 1928.
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 1.:


Resim---Emirü'l-Mü'minin Ebû Hafs Ömer bin El-Hattâb radiyallahu anhu demiştir ki, kendim işittim, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ameller (in kıymeti) niyetlere bağlıdır. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan odur. Hicreti Allah'a ve Resûlü'ne müteveccih/yönelmiş olanın hicreti Allah'a ve Resûlullah'adır. Hicreti, eline geçireceği bir dünyaya veya nikah edeceği bir kadına müteveccih ise hicreti de gaye-i hicreti ne ise (dünya veya kadın) ona müntehi/sona erendir.” buyuruyordu.
(Bu hadis -i şerifi, her biri İmâmü'l-muhaddisin olan Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâil bin İbrahim bin El-Mugire bin Berdizbe El-Buharî El-Cu'fi ile Ebü'l-Hüseyn Müslim bin El-Haccac el-Kuşeyri En-Nisabiri kütüb-i musannifenin esahhı olup sahihayı denilen kibatlarında rivâyet emişlerdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 2.:


Resim---Yine Ömer bin El-Hattâb radiyallahu anhu'dan: Demiştir ki.: Günün birinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz'in huzûrunda bulunduğumuz sırada bir de baktık ki elbisesi bembeyaz, saçları simsiyâh, üzerinde yolculuğa delalet eder hiç bir alâmet olmayan ve böyle iken yine hiç birimizce tanınmayan bir kimse karşımıza çıka geldi. (sokula sokula) nihâyet Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri'nin yanına (varıp) oturdu. Ve dizlerini dizlerine dayayıp ve her iki avucunu iki uyluğu üzerine koyup: "Ya MuhaMMed, İslam nedir? Bana söyle.”dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İslâm Allah'dan başka hiç bir ilâh ve Ma'bûd-u bi'l-hak olmadığına ve Muhammed'in Resûlullah olduğuna şehâdet etmen, namazı ikâme etmen, zekâtı vermen, Ramazan'da oruç tutman ve yoluna gücün yeterse Beytullâh'ı hac etmendir.”buyurdu. O (yabancı kimse): "Doğru söylüyorsun.” dedi. Biz onun hâline hem Cenâb-ı Resûl'e soruyor, hem de onu tasdik ediyor diye teaccüb ettik. Ondan sonra: "Bir de imân nedir?” söyle.” diye sordu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz: “İmân Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe imân etmendir. Bir de hayır ve şer (tatlı, acı hangi türlüsü olursa olsun) kadere imân etmendir.” buyurunca yine: "Doğru söylüyorsun.” dedi. Ve: "ihsan nedir? söyle” diye bir daha sordu. Cenâb-ı Risâlet-meâb Efendimiz de: “İhsan, Allah'a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Zirâ sen O'nu görmüyorsan, O seni görüyor.” buyurdu. O, yine: "Doğru söylüyorsun.”dedikten sonra: "Kıyâmet (in ne zaman kopacağın)ı bana haber ver.” dedi. Cevâben: “Bunda sorulanın ilmi sorandan ziyâde değildir.” buyurdu. "Öyle ise emârelerin (yani daha evvelki alâmetlerini) bildir” dedi. Cevâbında: “Câriye-i memlûkenin kendi sâhibini doğurması ve yalın ayak, sırtı çıplak, fakir davar çobanlarının hangimizin kurduğu binâ daha yüksektir diye (servet ve sâmânca) yarışa çıktıklarını görmendir.” buyurdu. Bundan sonra o (yabancı) kimse gitti. Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri de durdu durdu da neden sonra: “Yâ Ömer, bilir misin o soran kim idi? “ diye sual buyurdu. - "Allah ve Resûlü âlemdir". dedim. Buyurdular ki: “O, Cibril idi. Size dininizi öğretmek için geldi."
(Müslim.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 3.:


Resim---Ebû-Abdü'r-Rahmân Abdullah b. Ömer b. El-Hattâb radiyallahu anhu'dan:
Demiştir ki.: “Kendim işittim, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu.:
“(Binâ-yı) İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah'dan başka hiç bir ilâh ve Ma'bûd-ı bi'l-hak olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet, namazı ikâme, zekâtı vermek, hacc-ı Beytu'llâh, savm-ı Ramazan.” buyurmuştur..
(Bu hadis -i Şerifi, Buhâri ile Müslim tahric etmişlerdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 4.:


Resim---Ebû-Abdi'r-Rahman Abdullah b. Mes'ud radiyallahu anhu'dan:
Demiştir ki.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem"ki sadık ve masdûk O'dur”bize şöyle buyurdu:
"Her birinizin (mâye-i) hilkati ana rahminde nutfe olarak kırk gün derlenir toplanır. Sonra tıpkı öyle alâka (kan pıhtısı) olur. Sonra yine tıpkı öyle mudğa (et parçası) olur. Ondan sonra da melek gönderilir, ona nefh-i rûh eder. Ve dört kelimeyi yani rızkını, ecelini, amelini ve şâki mi yoksa saîd mi olacağını (hükm-i kazâ ve kader olarak) yazması (o meleğe) emr olunur. Kendisinden başka hak ilâh olmayan Allah'a kasem ederim ki, içinizde öyle adam bulunur ki, ehl-i Cennet amelleriyle âmil ola ola kendisi ile Cennet arasında bir arşından ziyâde mesâfe kalmaz. Derken (hükm-i) kitab (yâni o yazının hükmü) ona galebe eder, ehl-i nâr ameli ile âmil olur da Cehennem'e girer. Kezâlik içinizde öyle adam bulunur ki, ehl-i nâr ameli ile amil ola ola kendisi ile Cehennem arasında bir arşından ziyâde mesâfe kalmaz. Derken (hükmü-i kitab ona galebe eder, ehl-i Cennet ameli ile âmil olur da Cennet'e girer.”buyurmuştur..
(Bu hadis -i şerifi, Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 5.:


Resim---Ümmü'l-Mü'minin Ümm-i Abdu'llah Aişe-i Sıddika radiyallahu anhu'dan:
Demiştir ki.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.:
"Her kim bizim bu işimizin (yâni dinimizin) içine ondan olmayan bir şeyi yeniden sokarsa (o yaptığı iş) merdûddur, başına çalınır.” buyurdu..
(Bu hadis -i şerifi, Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


Müslim'den gelen diğer bir rivâyette de şöyle denilmiştir.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Her kim emrimize (ahkâm-ı dinimize) uygun olmayan bir amel işlerse o ameli merdûddur, başına çalınır.” buyurmuştur..
(Müslim.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 6.:


Resim---Ebu Abdi'llâh Nu'mân b. Beşir radiyallahu anhu'dan, demiştir ki.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den kendim işittim: "Helâl belli, haram da bellidir. İkisi arasında da (helâl mi, haram mı belli olmayan birtakım) şüpheli şeyler vardır ki, çok kimseler onları bilmezler. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa, dinini ve ırzını kurtarmış olur. Her kim şüpheli şeylerin içine dalarsa harâmın da içine dalmış olur. (böylesi) tıpkı (içine girmek yasak edilen) koru etrâfında davar otlatan çoban gibidir ki, sürüsünü o koruyu (düşünüp) otlatmak tehlikesi karşısında bulunur. Haberiniz olsun, her padişahın bir korusu olur. Biliniz ki, Allah'ın korusu da harâm ettiği şeylerdir. Ağah olunuz, cesedin içinde bir et parçası vardır ki, iyi olursa bütün cesed iyi olur. Bozuk olursa bütün cesed bozuk olur. İşte o (et parçası) kalbdir.” buyurdu..
(Bu hadis -i şerifi, Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 7.:


Resim---Ebu Rukayye Temin b. Evs ed-Dâri radiyallahu anhu'dan:
Demiştir ki, Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz şöyle buyurdu:
"Din hemen nasihattır. Din hemen nasihattir. Din hemen nasihattir.”
"Yâ Resûlulllah, kimin için nasihat?”diye sorduk.
"Allah için, kitâbı için, Resûlü için, Eimme-i müslimin ve âmme-i müslimin için.”
buyurdu..

(Bu hadis -i şerifi, Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 8.:


Resim---Abdullah b. Ömer radiyallahu anhu'dan: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "ALLAH'tan başka Hak İlâh olmadığına ve Muhammed'in Resûlullah olduğuna (zâhirde) şehâdet, namazı ikâme, zekâtı edâ edinceye kadar nâs ile muhârebe etmek bana emrolundu. Onlar bunları yapınca "Müslümanlık hakkın muktezâsı (olan hudûd) müstesnâ olmak üzere”canların ve mallarını benim elimden kurtarırlar. “Bâtınlarından dolayı olan) hesaplarına gelince, o (hesâbı görmek” ALLAH'a kalmıştır.” buyurdu..
(Bu hadis -i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 9.:


Resim---Ebû Hureyre Abdu'r-Rahmân b. Sahr-ı Devsi radiyallahu anhu'dan:
Demiştir ki, kendim işittim, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz şöyle buyurdu:
"Sizi her neden nehyedersem ondan ictinâb ediniz. Size her neyi emredersem kudretiniz yettiği kadar yapınız (da nasıl yapacağınızı sormayınız.) Zirâ sizden evvelki (ümmet)leri helâk eden, ancak onların çok çok sormaları ve peygamberlerine muhâlefet etmeleri olmuştur..”
buyurdu..

(Bu hadis -i şerifi, Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir..)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 10.:


Resim---Resulullah sallallahu aleyhi vesellem'in torunu ve sevgili yavrusu Ebû Muhammed Hasan b. Ali b. Ebi Talîb radiyallahu anhu'dan: "Demiştir ki, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri'nin.: “(Hill ve hürmeti, fâide ve zararı) seni şüpheye düşüren şey'i bırak da düşürmeyene bak.”buyurduklarını kendilerinden işitip belledim..” buyurdu..
(Bu hadis -i şerifi Ahmed b. Şuayb-ı Neseî ile Ebu İsâ Muhammed b. İsâ-yı Tirmizî rivâyet etmişlerdir. Tirmizî: "Bu hadis hasen'dir, şâhiddir.” diyor..)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 11.:


Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu'dan: Demiştir ki, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kişinin mâlâya'niyi terketmesi, iyi müslüman olduğu(nun alâmetleri)ndendir...” buyurdu..
(Bu hadis -i şerif hasen olup onu Tirmizî gibi başkaları da böylece (mevsülen) rivâyet etmişlerdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

Resim HADİS 12.:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in hadimi/hizmetçisi Ebû Hamza Enes b. Malik radiyallahu anhu'den, demiştir ki.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz.: “Her biriniz kendi nefsi için neyi severse (yani arzu ederse Müslüman) kardeşi için de onu arzu etmedikçe mü'min olmuş olmaz.” buyurdu..
(Bu hadis -i şerifi Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


Resim HADİS 13.:

Resim---İbn-i Mes'ud radiyallahu anhu'dan, demiştir ki.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “(Şu) üç sebebden biri olmadıkça hiç bir Müslümanın kanı helâl olmaz.: Biri, seyyib zâninin (yani başından nikâh geçmiş zâninin ki, recm olunur), diğeri kat-i nefs edenin (ki maktûle bedel kısas olunur), biri de dinini terk eden ve cemâatten ayrılanın (ki, katl olunur).” buyurdu..
(Bu hadis -i şerifi Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)


Resim HADİS 14.:

Resim---Ebu Hüreyre radiyallahu anhu'den, demiştir ki.: "Resûlullah sallallahu aleyhi.: “ALLAH'a ve âhiret gününe imânı olan, ya hayır söylesin, ya ağzını mühürlesin. ALLAH'a ve âhiret gününe imânı olan, komşusuna ikrâm etsin. ALLAH'a ve âhiret gününe imânı olan, misafirine ikrâm etsin!.” buyurdu..
(Bu hadis -i şerifi Buharî ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

Resim HADİS 15.:


Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu.: “Biri Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’e.: "Yâ Resûlullah, bana vasiyyet yâni nasihat et!” dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (Cevâben).: "Gazâb etme!.” buyurdu. O kimse talebini birkaç defâ tekrâr etti.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem “(Hepsinde).: “Gazâb etme!.” cevâbını verdi.

(Bu hadis -i şerifi, Buharî rivâyet etmiştir.)

Gazâb.: Hiddet, öfke, dargınlık, kızgınlık..


Resim HADİS 16.:

Resim---Ebû Ya'lâ Şeddâd b. Evs radiyallahu anhu.: “Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem.: “ALLAH TeÂLÂ her şeye güzel muâmele edilmesini (iyilikle davranılmasını) emretmiştir. Öyle ise (canlı bir mahlûku haklı olarak) öldüreceğiniz vakitte (ölene azâb etmeden) güzel bir sûret-i katli ihtiyâr ediniz. Kezâlik bir hayvanı boğazladığınız vakitte (hayvana ezâ vermiyecek) güzel bir sûrette boğazlayınız. Her hanginiz böyle bir işe girişecek olursa, bıçağını (iyice) bilesin ve zebîhasını (yâni keseceği hayvanı) rahatlandırsın.”
(Bu hadîs şerîfi, Müslim rivâyet etmiştir.)


Resim HADİS 17.:

Resim---Ebû Zer Cündüb b. Cünâdete'l- Gıfârî ile Ebû Abdi'r- Rahmân Muâz b. Cebel radiyallahu anhu.: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem.: “Her nerede olursan ol, ALLAH'tan ittikâ üzere bulun (yâni hakkını gözet ve gözetmemekten sakın). Seyyienin ardınca hemen haseneyi yetiştir ki, o seyyieyi mahvedesin. Halka da güzel huy ile muâmele et.” buyurdu.
(Bu hadîs-i Tirmizî rivâyet etmiş olup ( Hadis -i Hasen) olduğunu da tasrif eylemiştir. Bâzı nüshalara göre, (Hasen, Sahîh) diye kayıdlamıştır.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

Resim HADİS 18.:


Resim---Ebu'l-Abbâs Abdullâh b. Abbâs radiyallahu anhu.: “Birgün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem'in terkisinde idim. Buyurdu ki.: “Evlâd, sana bir kaç söz belleteyim.: ALLAH'ı (yâni emir ve nehyini) gözet ki, ALLAH'da seni gözetsin. ALLAH'ı gözet ki, O'nu karşında bulasın. (Bir şey) istediğin vakit ALLAH'tan iste. Yardım dilediğin vakit ALLAHtan dile. Şunu bil ki, cemi mahlûkat el birliğiyle sana bir fâide ve menfaat bahş etmek isteseler, ALLAH'ın sana yazdığından fazla bir şey bahşedemezler. Kezâlik cemi mahlûkat el birliğiyle sana bir zarar vermek isteseler, ALLAH'ın sana takdir ettiği zarardan ziyâdesini yapamazlar. Kalemler (işleri hitâma erip) kaldırılmış, sahifeler de (üzerlerindeki yazılar tamam olup) kurumuştur.” buyurdu.
(Bu hadis -i Şerifi, Termizi rivâyet edip, (Hasen, Sahih) olduğunu söylemiştir.)

Tirmizî'den başkasının rivâyetine göre ise.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "ALLAH'ı gözet ki, O'nu önünde bulasın. Geniş zamanında ALLAH'a kendini SEVdir ki, O da seni sıkıntı zamanında tanısın (SEVsin). Bilmiş ol ki, (Takdir-i İlâhi'ye göre) başına gelmiyecek olan şeyin sana isâbet edeceği yok. Ve sana isâbet edecek olan şeyden de senin kurtulacağın yok. Bilmiş ol ki, nusrat (-ı İlâhiyye) sabır ile, küşâyiş-i kalb de gam ve gussa ile beraberdir. Her güçlükle berâber bir kolaylık vardır.” buyurmuştur.



Resim HADİS 19.:

Resim---Ebû Mes'ûd Ukbe b. Amr el-Ensâri el-Bedri radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in.: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” Sözü, ilk nübüvvet zamanlarından nâsın hatırında kalan sözlerdendir.” demiştir.
(Bu hadis -i şerifi, Buharî rivâyet etmiştir.)


Resim HADİS 20.:

Resim---Ebû Amr (yahud ebû Amre) Süfyan b. Abdullâh Sakafi radiyallahu anhu.: "Yâ Resûlullah! İslâm'a dâir bana bir söz söyle ki, Senden başka birinden daha sormaya muhtaç olmayayım.” dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Âmentü bi'llâh.... de ondan sonra da dosdoğru ol (yâni ALLAH'ın emrine imtisâl ve nehyinden içtinâbda sâbit ol).” buyurdu.

(Bu hadis -i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

Resim HADİS 21.:


Resim---Ebû Abdillah Câbir b. Abdillhah Ensari radiyallahu anhu demiştir ki.: Biri Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri'nden şu suâli sordu.: "Ne buyurursunuz? Eğer ben (beş vakit) farz namazları kılar, Ramazan'ı tutar, halâli helal ve harâmı haram kılar da bundan ziyâde hiç bir şey yapmasam Cenne'te girer miyim?"
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem de.: “Evet“
buyurdu.

(Bu hadis -i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir. Harâmı haram kılmaktan murad haramdan içtinâbdır. Helâli helâl etmek de onu helâl i'tikâd ederek yapmak demektir.)



Resim HADİS 22.:

Resim---Ebû Mâlik Hâris b. Âsım Eş'ari radiyallahu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in.: ““(Abdest veya sâir) temizlik, imânın yarısıdır. "El-Hamdü li'llah”(sözü) mizânı doldurur. "Subhâna'llâh ve'l-hamdü li'llâh”(sözleri) de göklerle yerin arasını doldurur. Namaz nûrdur. Sadaka (imâna) bürhandır. Sabır (zulumât-ı gam ve gussayı gideren) ziyâdır. Kur'ân da (haline göre) ya lehine ya aleyhine hüccettir. Herkes sabah olunca işine gücüne gider. Ve nefsini (ya ALLAH'a, ya mâsiva'llâh'a) satar da (neticede) ya âzâd, ya helâk eder.” buyurdu.
(Bu hadisi-i Şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


Resim HADİS 23.:

Resim---Ebû Zerr-i Gıfâri radiyallahu anhu.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAH celle celâlihu.:
"Ey kullarım!. Muhakkak biliniz ki, BEN zulmü kendime harâm ettim. (Zulümden müteâli ve münezzehim.) Sizin aranızda da zulmü harâm ettim. Öyle ise, birbirinize zulmetmeyiniz!.
Ey kullarım!. BENim hidâyet ettiklerimden başka hepiniz dalâlettesiniz. Öyle ise BENden hidâyet dileyiniz de size hidâyet vereyim!.
Ey kullarım!. BENim beslediklerimden başka hepiniz açsınız. Öyle ise BENden taâm dileyiniz ki, sizi beşliyeyim!.
Ey kullarım!. BENim giydirdiklerimden başka hepiniz çıplaksınız. Öyle ise BENden giyecek isteyiniz ki, sizi giydireyim.
Ey kullarım!. Siz gece gündüz hep hatâ işlerseniz. BEN de baştan başa bütün günahları mağfiret ederim. Öyle ise bana istiğfar ediniz ki, size mağfiret edeyim!.
Ey kullarım!. Sizin BANA zarar vermek elinizden gelmez ki, BANA zarar verebilesiniz. BANA menfaat vermek elinizden gelmez ki, BANA nef'iniz/ menfaatınız dokunabilsin!.
Ey kullarım!. Eğer evveliniz, âhiriniz, insiniz, cinniniz içinizde en takî olan kim ise onun kalbi gibi (hep mut'/ fayda verici kalbli) olsanız yine mülküme ziyâde hiç bir şey katılmış olmaz!.
Ey kullarım!. Eğer evveliniz, âhiriniz, insiniz, cinniniz içinde en fâcir olan kim ise onun kalbi gibi (hep âsi, kalbi) olsanız yine mülkümden bir şey eksilmez!.
Ey kullarım!. Eğer evveliniz, âhiriniz, insiniz, cinniniz hep bir yerde durup BENden matlublarınız/taleblerinizi dilesiniz de hep birinize (ayrı ayrı) dileğini versem bu bağışlayış nezdimdeki hazine-i atâdan iğne denize girdiğinde denizden ne eksiltirse ondan ziyâde bir şey eksiltmez!.
Ey kullarım!. Ameller hep sizin amellerinizdir.BEN onları sizin hesâbınıza noksansız olarak zabtederim. Sonra karşılığını size tastamam gösteririm. Artık her kim (karşılık olarak) hayır bulursa, ALLAH'a hamd etsin. Her kim de başka şey bulursa, kendisinden başkasına levm etmesin!.” buyurdu.”
buyurdu.

(Bu hadis -i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

Resim HADİS 24.:


Resim---Ebû Zerr-i Gıfâri radiyallahu anhu'dan.: Ashâb-ı Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'den (ve fukarâ-yı Muhacirinden) bazı kimseler Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem'e dediler ki.: “Ya Resûlullah, Ehl-i Servet olanlar (büyük büyük) ecirleri alıp gidiyorlar. Hem bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyarlar, hem de artan mallarıyla sadaka veriyorlar.”
Resûl sallallahu aleyhi vesellem.: "ALLAHû Teâla ve Tekaddes Hazretleri size tasadduk edecek şey vermemiş mi (ki, böyle söylüyorsunuz)? her Tesbihinize mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her Tekbirinize mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her Tahmidinize mukâbil sadaka (ecri) vardır. Her Tehlilinize mukabil sadaka (ecri) vardır. Emr-i bi'l-Ma'rufda da sadaka ecri var. Nehy-i Ani'l-münkerde de sadaka ecri var. Hattâ birinizin (ehline) mukârenet etmesinde de sadaka ecri var.” buyurdu.
Dediler ki.: “Yâ Resûlulllah, birimiz şehvetini kazâ ederse, yine nâil-i ecir mi olur?
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (cevâben).: "Söyleyin! O kimse şehvetini harâm ile kazâ edeydi ona vizr (yâni günah) olmayacak mıydı? İşte bunun gibi halâl ile de kazâ-ı şehvet ederse ecre nâil olur.”
buyurdu.

(Bu hadis -i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)


Tesbih.: "Sübhânallah" demek.Cenâb-ı HAKk'ı (celle celâlihu) şânına lâyık ifâdelerle yâdetmek. Yâni: ALLAH celle celâlihu’nuın Zâtında, Sıfâtında ve Ef'âlinde cemi' noksanlıktan münezzeh olduğunu ifâde etmektir..
Tekbir.: "ALLAHu EKBER!" demek. ALLAHu zü’L- CeLÂL’in her hususta en yüksek ve en büyük olduğu ifâde etmek..
Tahmid.: (Hamd. den) Hamdetmek. Medhetmek, övmek. “Elhamdülillâh" kelâmının mânâsını ifâde etmek..
Tehlil.: İslâmiyetin Tevhid Akidesini hülâsa eden, ancak bir İlâh bulunduğunu, Onun da ancak ve ancak ALLAHu zü’L- CeLÂL olduğunu ifade eden "Lâilâhe illâllâh" sözünü tekrar etmek..
Ma'ruf.: Bilinen, tanınmış. Belli, meşhur. Şeriatın makbul kıldığı veya emrettiği. Adl, ihsan, cud, tatlı dil, iyi muamele..
Münker.: ALLAHu zü’L- CeLÂL’in râzı olmadığı şey. İnkâr edilmiş olan. Şeriatın kabâhat ve haram diye bildirdiği şey. Makbul ve müstehab olmayıp, günah ve kabahat olan..


Resim HADİS 25.:

Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu'den.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İnsanın mefâsılından her biri için güneş doğar her günde (şükrâne-i afiyet olarak) bir sadaka lâzımdır. İki kimsenin arasını bulup ıslâh etmen sadakadır. Bir kimseye, hayvanına binerken yardım edip bindirmen yâhud yükünü hayvanına yüklemekte ona muavenette bulunman sadakadır. Kelime-i Tayyibe sadakadır. Namaza gitmek için attığın her adıma bedel bir sadaka (ecri) vardır. Ezâ verecek şeyi geçecek yoldan uzaklaştırman (bile) sadakadır.” buyurdu.
(Bu hadisi-i Şerifi, Buharî ile Müslim rivâyet etmiştir.)


Mefâsıl.: (Mafsal. c.) Mafsallar. Vücuttaki oynak yerleri, eklenti yerleri.,

Resim HADİS 26.:

Resim---Nevvâs b. Sem'ân radiyallahu anhu'dan.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “BiRR (yani iyi iş, iyilik) ahlak güzelliğidir. İSM (yani günâh) da nefsinde iz bırakıp da başkalarınca ma'lûm olmasını istemediğin şeydir.”
(Bu hadis -i şerifi, Müslim rivâyet etmiştir.)

Vâbisete'bn-i Ma'bed radiyallahu anhu rivâyete göre şöyle demiştir.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in huzûruna vardım bana.: “Birr'in ne olduğunu sormağa mı geldin? " (diye ben suâl etmeden) sordu. “Evet.” dedim.:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “KALBine danış (kalbinden fetvâ iste). İyilik nefsi te'min, kalbi tatmin eden; günah da nefiste iz bırakan ve başkaları fetva verseler, fetvalar verseler bile SÎNEde yine tereddüdden kurtulmayan (vicdânı teskin etmeyen) şeydir.” buyurdu.

(Bu, Ahmed b. Hanbel ile Dârimî'nin müsnedlerinde isnâd-ı ceyyid/sağlam ile bize rivâyet olunan bir hadis -i sahihdir.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Zehra
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 291
Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00

Re: RESÛLULLAH’ın 40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU

Mesaj gönderen Zehra »

Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

Resim HADİS 27.:


Resim---Ebû Nech Irbâd b. Sâriye radiyallahu anhu'dan.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (bir gün) bize öyle bir va'zda bulundu ki, (dinleyenlerin) gönülleri titredi. Gözleri yaşardı.
Dedik ki.: "Ya Resûlulllah!. Bu, vedâ' edip gidecek kimsenin va'zına benziyor. (Bâri) bize bâzı vesâyâda bulun.”

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem cevaben.: “Size ALLAH'a karşı ittikâyı ve üzerinize emir olan bir kimse abd (-i Habeşi) de olsa, sözünü dinleyip ona itâat etmeyi vasiyet ederim. Bir de içinizden yaşayan olursa, bir çok ihtilâflar görecektir. İşte böyle zamanlarda Benim Sünnetim’e ve Hidâyet üzere olan Hulefâ-yı Râşidin'in Sünnetine yapışınız. Sünnete dört el ile sarılınız. Ve Muhaddesât-ı Umûrdan sakınınız. Zirâ her bid'at dalâletdir.”
buyurdu.
(Bu hadis -i şerifi, Ebû Davûd ile Tirmizî rivâyet etmişlerdir. Tirmizî hadisi "hasen, sahih”kaydı ile tasnif eylemiştir.)


Vesâyâ.: (Vasiyet. c.) Vasiyetler. Öğütler. Nasihatlar.
Hulefâ-yı Râşidin.: Hakka erişmiş olanlar. Kâmil ve çok ileri olgun MuhaMmedî Mü’min kimseler..
Muhaddesât-ı Umûr.: Mesnedsiz haber verilmiş. Tahdis olunmuş..
Bid'at.: (Bid'a) Sonradan çıkarılan âdetler. Fık: Dinin aslında olmadığı hâlde, din namına sonradan çıkmış olan adetler..
Dalâlet.: İman ve İslâmiyetten ayrılmak. Azmak. Hak ve hakikatten, İslâmiyet yolundan sapmak. ALLAH celle celâlihu'ya isyankâr olmak. Şaşkınlık..


Resim HADİS 28.:

Resim---Muâz b. Cebel radiyallahu anhu'den.: .: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile Tebük Gazâsı’na çıkmıştık. Sıcak bastı. Herkes birer tarafa dağıldı. Bir de baktım ki, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yanı başımdadır. Hemen ona yaklaşıp.: "Ya Resûlullah!. Beni Cenne'te sokacak ve Cehennem'den uzaklaştıracak bir ameli bana haber ver!.” dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Sen çok büyük bir şey sordun. Maa-hâzâ ALLAHû TeÂLA'nın müyesser kıldığı kimseye göre herhalde âsândır. ALLAH'a =>"Hiç bir şeyi şerik etmemek üzere” ibâdet edersin. Namazı kılar, zekâtı verir, Ramazan'ı tutar, Beytu'llâh'ı Hacc edersin!.” buyurdu.
Ondan sonra buyurdu ki.: "Sana hayır kapılarına delâlet edeyim mi? Oruç siper ve kalkandır. Sadaka günâhı => "Su ateşi söndürür gibi” söndürür. Gece ortasında adamın namaz kılması da böyledir.” Sonra: "Onlar (mü'minler) öyle kimselerdir ki, yanları yataklarından uzak durup ibâdete kıyâm ederler. RABB'larına kâh korkarak, kâh umarak duâ ederler. Ve rızık olarak kendilerine verdiğimizden de infak ederler. İşte bunlar için yapmış oldukları amellerin mükâfatı olarak ne sevinçler sakladığımızı hiç bir kimse bilemez” âyet-i kerimelerini (Secde Sûresi:16-17) tilâvet buyurdu.
Ondan sonra.: “İşin (dinin) başı, direği, en yüce tarafı nedir sana haber vereyim mi?" buyurdu.
Ben de.: “Evet yâ Resûlulllah!.” dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İşin başı =>İslâm'dır. Direği=>Namazdır. En yüce tarafı =>Cihâddır.”
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ondan sonra.: "Bu dediklerimin hepsini tutan, Sebeb-i Bakâ ve Kemâli olan nedir sana söyliyeyim mi?" diye sordu.
Ben de.: “Evet yâ Resûlallah!.” deyince,
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem mübârek dilini (eliyle) tutup.: "İşte şunu tut!.” buyurdu.
Ben de.: “Yâ Nebiyyallah!. Biz söylediğimiz sözlerle de mi muâhaze olunacağız?”diye sordum.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Herkesi Cehennem'de yüzükoyun düşüren, dillerinin biçtiklerinden (yâni kazandıklarından) başkası mı zannedersin!.”
buyurdu.

(Bu hadis -i şerifi, Tirmizî rivâyet edip "Hasen, Sahih”demiştir.)


Maa-hâzâ.: Bununla beraber. Bununla birlikte.
Müyesser.: (Yüsr. den) Kolaylıkla olan, kolay gelen, âsân olan, nasib..
Âsân.: f. Kolay. Suhuletli. Yesir.
Delâlet.: Delil olmak. Yol göstermek. Kılavuzluk. Doğru yolu bulmakta insanlara yardım etmek. İşaret..
Muâhaze.: Tenkid edilme, çekiştirilme. Azarlama. Çıkışma. Darılma. Alay eder tarzda karşısındakini küçümseme. .


تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
Resim---“Tetecâfâ cunûbuhum anil medâcıi yed’ûne RABBehum havfen ve tamaan ve mimmâ razaknâhum yunfikûn (yunfikûne).: Yanlarını yataktan uzaklaştırırlar (yan üstü yatarken kalkarlar). RABB'lerine korku ve ümitle DUÂ ederler. Ve onları rızıklandırdığımız şeylerden infâk ederler (verirler).” (Secde 32/16)

فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَّا أُخْفِيَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Resim---“Fe lâ ta’lemu nefsun mâ uhfiye lehum min kurreti a’yun (a’yunin), cezâen bi mâ kânû ya’melûn (ya’melûne).: Artık hiçbir nefs (hiç kimse), yapmış olduklarına mükâfat olarak, onlar için gözaydınlığından nelerin saklı olduğunu bilmez.” (Secde 32/17)


Resim HADİS 29.:

Resim---Ebû Sa'lebete'l- Huşeni Cürsûmi'bn-i Nâşir radiyallahu anhu'dan.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: ALLAHû TeÂLA bir takım şeyleri farz kılmıştır. Onları zâyi' etmeyiniz. (Bâzı meâsî için) birtakım hadler (yâni cezâlar) göstermiştir. Onlara da tecâvüz etmeyiniz. Bir takım şeyleri harâm etmiştir. Onlara el uzatmayınız. Bir takım şeylerden de unutkanlık (eseri) olmayarak size (mahzâ) merhamet olsun için sükût etmiştir. Onları soruşturmayınız.” buyurdu.
(Bu hadis -i şerif, Dârekutnî ile diğerlerinin tahric ettiği bir Hadis -i Hasen'dir.)


Meâsî.: (Ma'siyyet. c.) Günahlar. İsyanlar..
Mahzâ.: Ancak. Yalnız. Tek. Sâde. Hâlis. Katıksız. Tam
Sükût.: Susma. Konuşmama..
Resim
Cevapla

“►Hadis-i Şerifeler◄” sayfasına dön