GÖNÜL GÖZÜ

Cevapla
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

GÖNÜL GÖZÜ..
(Tasavvufî Yazılar)

Mehmet Emin Bay


ÖNSÖZ.:

Gönül gözü bir aynadır; bu aynada Hakk görünür…
Hakk’tan gelen yansımalar her an yansır bu aynadan…

Gönül gözün açık ise sana nice sır görünür…
Bâzen öyle, bâzen böyle gönle düşen güzellikler,
Dost Emin’de bir deryâdır ama size az görünür…

O ummandan birkaç damla dökebilsem gönlünüze, mutluluğum artar benim, neşem sizle çok görünür…
Dilerim ki Yüce Mevlâ nâsib etsin, gönül gözün açık olsun, bak ki o dem ne görünür, ne görünür…


Kulağın aç iyi dinle,
Kulağına küpe olsun..
İç sesini duy ve işit,
Gönül gözün açık olsun..

Görmediğin nice şeyi,
Bilmediğin bin bir şeyi,
Gösterir o gönül gözü,
Gönül gözün açık olsun..

Gözlerini kapatsan da,
Kulağınla duymasan da,
Çıkar gönül aynasında,
Gönül gözün açık olsun..

Dost Emin der ne güzel şey,
Beş duyudan ayrı bir şey,
Algılanır her türlü şey,
Gönül gözün açık olsun..


Hamd O’nadır, şükürler O’na, her türlü ni’mete ve de aşkına…


Mehmet Emin BAY
(Dost Emin)

Şubat 2013- Ankara..
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

GÜZEL..

Bir sonbahar günü Ankara’dan çıktım yola besmeleyle, İstanbul’a gidiyorum. Bir güzellik bir güzellik, anlatmak mümkün değil… Gören gözü vermişse El-Basîr, görürsün, görürsün de titrer erirsin güzellikten…
Sonbaharın olgun güzeli mi, yoksa ilkbaharın coşkulu kıpır kıpır, hayata yeni merhaba diyen güzeli mi güzel dersen, güzellikler güzeller Güzel’inden geldiği için hepsi birbirinden güzel derim..

Güzeller güzeli seyrana çıkmış
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş..
Kendini seyredip aynaya bakmış
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş..

Toprakta ot olup yeşile çalmış
Çiçeklenmiş her yer rengarenk olmuş
Güzeller güzeli kendini görmüş
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş..

Kanatlanıp uçmuş gökte kuş olmuş
Denizlerde yüzen bir balık olmuş
Hayvandan insana nice can olmuş
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş..

Beşerken gelişip insan görünmüş
Kendinden kendine mümin kul olmuş
Dost Emin Tanrıyı her yerde görmüş
Onda güzel, şunda güzel, sende güzelmiş..

Resim
Yoldayım sağımda solumda muhteşem bir tablo izliyorum. Bayıldım… Baygın, baygın gözlüyorum, zaten mümkünü yok ayılmanın…
Çam ormanlarının görkemli, esrarlı koyu yeşili içinde envai çeşit yeşil, sarı, kızıl renklerle farklı farklı ağaçlar, ağaççıkların desenleri…
Bu üç boyutlu harika tabloyu gören göz nasıl etkilenmez güzellikten… Nasıl o en büyük, o tek büyük, o ezel ebed bȃki olan El-Musavvir’i düşünmeden gelir geçer buralardan insan olan, gözü olan...
Şükür ki gören gözü, ulvi duyguları veren değerlendirecek aklı da vermiş… Zaten baygındım dostlar, birkaç ay önce Antalya’da begonvillerle bezenmiş bir güzel bahçeden denize bakarken bayılmıştım… Ayılmadan tekrar bayıldım..

İçtim kevser oldum sarhoşi
Mümkünü yok ayılmanın..
Gördüm duydum her şey bir hoş,
Mümkünü yok ayılmanın..

Yeşil güzel, mavi güzel,
Sarı güzel, kızıl güzel,
Hakk yaratmış her şey güzel,
Mümkünü yok ayılmanın..

Güzelleri yaratan kim,
Bakan kim ki gören de kim,
Gözden kalbe gösteren kim,
Mümkünü yok ayılmanın..

Kevser içen durmaz erir,
Sarhoş olur bunu bilir,
Güzellikler Hakk’tan gelir,
Mümkünü yok ayılmanın..

Gördü gözler gönül coştu,
Aşka düştü dışa taştı,
Güzellikten dilim şaştı,
Mümkünü yok ayılmanın..

Dost Emin der mȃsiva boş,
Kevser içtim oldum sarhoş,
Gördüm duydum her şey bir hoş,
Mümkünü yok ayılmanın…

Resim
Ormanların şahane renk cümbüşünün yukarısını gök mavisi ve öbek öbek bulut beyazları süslüyor ve ben Bolu’ya gidiyorum. Şöylece düşledim, ezelde elest bezminde sadece biz mi “beli” dedik Rabbimize? Yoksa tüm yaratılan canlı, cansız her şey mi? Tüm mahlȗkat Hȃlık’ına secde ediyor, ezel ebed sen bizim yüce Rabbimizsin diyor…

Ya bu senfoniye ne demeli? Nereden çıktı demeyin, gece oldu İstanbul’da ve bir güzel sesle uyandım uykudan. Rüzgȃr, yağmur şıpırtıları, artı, yan bahçede yatıp kalkan fındık

dalları… Aman Allah’ım bir coşku ki sormayın gitsin… Şükür Yaradan’a, gören gözle titreyen gönül telleri, şu anda ilahi bir senfoniyi işiten kulağıyla titrer oldu…

Ȃlâdır sıfatın her yerde mâlum,
Gören göz işiten kulak vermişsin..
Titriyor gördükçe yüreğim, gönlüm,
Gören göz işiten kulak vermişsin..

Şükür ki görürüz her şeyde seni,
Damlayız ummanda biliriz bunu,
Duyduk dinledik biz güzel sesini,
Gören göz işiten kulak vermişsin..

Şarkıdır cümbüştür neşe içinde,
Dönerler halkalar halka içinde,
Her zerre Hu çeker ayrı biçimde,
Gören göz işiten kulak vermişsin..

Dost Emine latif bir ruh vermişsin,
Allah’ına ȃşık gönül vermişsin,
En büyük neşeyi ona vermişsin,
Gören göz işiten kulak vermişsin…

Resim
Es –Semi’den mesaj var… Bu güzel armoni neler söylüyor bize? Biz derken kimisi dinlerken senfoniyi çıkar göklere, kimisi sürünür henüz bu yerde… Yani kimine makam olur kimine perde… Bir konser izlerken orkestrayı dinlerken gelen şiiri hatırladım,

Kûn deyince o anda cümle ȃlem var olur,
Kimine perde olan kimine makam olur,
Çaykovski masalında zil çalar davul vurur,
Kimine perde olan kimine makam olur..

Pesden tize geçerken bütün sazlar Bir olur,
İlahi bir sestir ki gönüllerde Hu olur,
Süfli olan yükselir belki de âlȃ olur,
Kimine perde olan kimine makam olur..

Gönül titrer derinden müzikle Hakkı bulur,
Dost’u duyar Dost Emin Dost’a kul köle olur,
Sazlar bütünleşir de Hakk’dan gelen ses olur,
Kimine perde olan kimine makam olur …

Resim
Gören gözle görür, işiten kulakla dinler, yaşarsın O’nunla güzellikler içinde, makamlara ulaşırsın kalkar her
perde…Güzeli, gördüm, dinledim bir hoş geçirdim günümü ve gecemi, darısı dostlarıma..
“Güzel” her yerde hazır ve nazır, “Güzel”i görmek için bakmasını bil, sesleri dinlerken duymasını bil...

Gönül gözü açık olan görür güzel şeyleri,
Kulağında dinler durur esrarengiz neyleri,
Damağında tatlı Kevser netsin acı meyleri,
Allah'ını tesbih eder titrer onun tüyleri..

Resim
Hamd O’nadır, şükür verdiklerine, aşk olsun o muhteşem “Güzel”e...

Güzellikler her yerde,Snden geliyor çünkü,
Yaradan sensin Tanrım güzellik sende çünkü...

31/10/2006 İstanbul..
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

HAMAL

Hamal yâni taşıyıcı diye bildiğimiz yük taşıyarak ekmek parasını kazanan insanları çok görmüşsünüzdür. Çok ağır paketleri, ambalajlı kolileri, denkleri sırtlar ve iki büklüm halinde büyük bir baskı altında zorlanarak hareket ederler. Çoğu kez kan ter içinde kaldıkları uğraşlarında çektikleri acı ve riskleri bizler tam bilemeyiz…
Hayatını çeşitli şekillerde yaşayan her insan için değişken olmakla birlikte, hayatı devam ettirmek, tıpkı bir hamalın karşı karşıya kaldığı ağır bir yükün taşınması işi gibidir. Hayat bâzen insan için taşınılması çok zor olan bir yüktür. Bu yük nasıl oluşur içeriği nedir derseniz, insanların değer yargılarıdır, kavramlardır, sosyal dayatmalardır, ilkelerdir, komplekslerdir, kaprislerdir, ekonomik ihtiyaçlar ve ihtiraslardır ve benzeri insan kıskaçlarıdır…Bu kıskaçlar insanı ezer durur..
Bu yük altında insan bunalır. Bunalan insan kaçış yolu arar veya aklını kullanarak bu baskıları nasıl azaltacağını hatta bu yükten nasıl kurutulacağını düşünür…
Bu noktada genel bir ifâdeyle “hayata anlam katmak” gerekliliği ortaya çıkar. Peki nasıl? İnsanlar değişik nefis basamaklarına sahip olup, beşer özelliğinden yükselerek İnsan-ı Kȃmil mertebesine kadar ulaşabilirler. İşte her mertebedeki insan için hayata anlam katmak çok değişik nitelikler göstermektedir. Nefs-i Emmâre mertebesinde sadece benlik ve bencillik içinde nefsinin tatminini düşünen insan kendi nefsini tatmin edip hayata anlam kattığını hayatın yükünü hafiflettiğini sanarak dünya malı, mülkü, zevki için her yolu mübah sayar ve aldığı tatmin duygusunu yeterli bulur ki bu geçici ve aldatıcı sonuçlar verir. Örneğin hayatına anlam katmak için para biriktiren bir cimri hayatta korku içinde yaşar, birikimlerini kaybetme korkusu onu yer bitirir ve bir gün kendi kaybolur gider… Eğlence, içki, kadın, kumar gibi süflî işlerle hayatlarına anlam katanların sonuna bakarsanız gerçekte kendini kandırıp pişman, perişan bir şekilde göçüp giderler... Kimisi de zamanını boşa harcayacak şeylerle uğraşır ve sayılı günler geçince bomboş geçen bir ömür geçirdiğini ya anlar ya anlamaz gider… Akıllı olan aklını kullanan ise önce durumunu saptar. Sorulara cevap arar. ”Ben kimim?” der, “Dünya nedir ?” der, “niçin?” der ve hayatın gerçek anlamını bulmaya yönelir. Allah’ı tanır, kendini tanır ne için yaratıldığını idrak eder ve kulluk şuuruna erer… Nefsini terbiye eder, benlik ve bencillikten sıyrılır ve Cenâb-ı Hakk’ın sevdiği kulu olur. Allah rızasını kazanmayı esas gâye edinir. Mertebesi yükseldikçe hayat ona yük olmaktan çıkar, hatta zevk olur… Aşk duyar mâşukuna kul olur… O zaman en büyük Velî’yi bulur… Allah onunla dost olur ve hayat korkusuz, ızdırapsız, huzurlu bir süreç olur… Dünya bir cennet bahçesi olur, hayatın yükü yok olur… Gâyemizi MEVLÂmıza bir şiirle ifâde edelim;

Resim
Esas gâyem budur benim, SANA kulluk edebilmek,
Şükür ile zikir ile SENİ her an anabilmek,
Seni görüp her bir yerde sevgi ile bakabilmek,
Esas gâyem budur benim, SANA kulluk edebilmek..

Doğru yoldan ayrılmadan HAKk yoluna girebilmek,
Aldanmadan şu dünyaya HAKk yolundan gidebilmek,
Gördüğüne “Hu!.” diyerek gerçeklere erebilmek,
Esas gâyem budur benim, SANA kulluk edebilmek..

Hem canlıyı hem cansızı senden bilip sevebilmek,
Aşkın ile küle dönüp SANA doğru uçabilmek,
Dost Eminin tek dileği her an SENle olabilmek,
Esas gâyem budur benim, SANA kulluk edebilmek…
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

DÜŞÜNCE..

Her insanın bileşiminde Allah’ın verdiği ruh olduğu için; bedensel özelliklerini ikinci plana iten, yâni ibâdetle, riyâzetle ruhsal özelliklerini ön plana çıkarabilen insanlarda diğer insanlarda pek görülmeyen, bilinmeyen ruhsal kaynaklı doğuşlar, sezişler, hisler ve kerâmetler derece derece görülebilmektedir. Bu sonuçların görülmesinde dinsel veya yöntemsel önemli ayrıcalıklar yoktur, zirâ Allah her kuluna kendi ruhundan verdi… O halde bir kerâmet gösteren Budist veya Hıristiyan seni şaşırtmasın.

Müslüman ise şöyle düşünmeli; Allah’ın insanlara uygulamaları için emrettiği şeriat en son olmakla, en mükemmelidir. Şeriatı tam uygulayan Müslüman ruhsal gelişim için en ideal ortamı yaratmış olur ve ruhsal olarak hızla yükselebilir. Şeriat olarak kast edilen ise Allah’ın razı olacağı ibâdet ve davranışların tümü olup, örnek alınması gereken Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) in hayatıdır…

Peygamberimizin sünnetine uygun yaşarken yaradılış sırlarını tefekkür etmekle ve de zikir ile Allah’ın rızasına ulaşırsan ( ki amaç budur ) ruhun menşe’ine dönme yolunda kemȃlȃta erer… Ne mutlu…

Kemȃlȃt ile ilgili bir şiirim şöyle:

Öyle bir çarktır ki bu,
Cansızken canlı olur..
Kemâlâta erenler,
Döner menşe’i bulur..

Karıncayken çalışır,
İnsan olan kul olur..
Kemâlâta erenler,
Döner menşe’i bulur..

Kenz-i Mahfi görünür,
Gören gözler mest olur..
Kemâlâta erenler,
Döner menşe’i bulur..

Dost Eminim diyor ki,
Her şey döner BİR olur..
Kemâlâta erenler,
Döner menşe’i bulur..


Bu aşamalara ulaşan yolda olanlarda göreceli olarak kerâmetler ( olağandışı oluşumlar ) görüleceği doğal olmakla birlikte, çok önemli olmayıp yolcu için doğaldır.

Ruhun yücelip de Arş’a yükselirsen işte kurtuluş… Cennet dedikleri o kemȃlȃt mevkiine girenler için, erenler için her yer birdir, ha burada ha orada… Yine bir şiir;


Farkı yoktur bilen bilir,
Ha burası ha orası..
Arayanlar O'nu bulur,
Ha burada ha orada..

Bilen bulur, bulan ölür,
Benlik biter, birlik olur..
Cisim burda görünse de,
Ha burada ha orada..

Mutmâindir onun kalbi,
Ne olursa O'na tâbi,
Sefâsı hoş cefâsı hoş,
Ha burada ha orada..

Hakk’ı burdan gayrı bilme,
Aramaya dışa gitme,
Dost Eminim dikkat eyle,
Ha burada ha orada..


Önce fikrimiz, düşüncemiz, Allah’a kulluk yolunda olursa yolumuz bizi olgunluğa yâni kemȃlȃta ulaştıracaktır..

Dost Eminim sapma sakın Allah'a giden yoldan,
Düşünceni güzel eyle, kaçsın gitsin pis şeytan,
Sen nefsinle cihad eyle, yardım eder Yaradan,
Mertebeni yükseltir O, umut kesme Tanrı'dan..


Bir düşünceydi arz ettim, en iyisini Cenâb-ı Zü’l- Celȃl bilir… İnsan-ı kȃmil olmayı Allah’ım nâsib etsin inşallah. Ȃmin…

26/05/2007
Ankara..
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

SIRR!.

“Sırr” nedir?
Meraklanıp durma.
Sırr sensin!. Sırr insândır, yâni İnsân-ı Kȃmil…
Sen kendini bil sırrı bil…
Sırr olduğun bilirsen;
HAKk’ın eli olursun seninle verir, yâni sen verirsin O verir…
HAKk’ın dili olursun sen demezsin, O söyler…
HAKk gözüyle görür gözlerin…
Her dileğin olur, zirâ O diler…
Sırr olduğun bilirsen;
Zikir senden sanadır..
Şükür senden sanadır…
Sırra eren yok olur, sırra eren var olur…
Varlık içre halk olur…

O halde;
HAKk yolunda bir er ol, sırrına er bir kul ol…
Ayrı düşme sen “sır” ol…
Sen iste O işlesin, O da senden işlesin…
Büyüktür O, çok büyük, senden işliyor küçük…
İlim öğren kendin bil, kendindeki sırrı bil…
Sırra erdin ise sen, seversin sevilirsin,
Aşk içinde yok olur zevk içinde erirsin…


Resim

Namaz kıldım, oruç tuttum,
İman ettim SENden SANA..
Hacca gittim, zekȃt verdim,
İbâdetim SENden SANA..

Seni gördüm her yanımda,
Selâm verdim SENden SANA..
Çağırdın da girdim yola,
Ȃşık oldum SENden SANA..

Halkı sevdim HAKk’ı gördüm,
İnsânlara hizmet ettim,
Her geleni SENden bildim,
Gönül verdim SENden SANA..

Her şey SENİ tesbih eder,
Mü’minlerin rahmet bekler,
Niceleri gelir gider,
Döneceğiz SENden SANA..

Aşk ateşin içim yakar,
Dost Eminim Dost'a yakar,
Gözyaşlarım durmaz akar,
Hayran oldum SENden SANA!.
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

UMMAN!.

Bir Umman düşünün uçsuz bucaksız…
Gözle seçemediğimiz su zerrecikleri buharlaşıp gökyüzüne yükseliyor…
Sonra bu su buharı kümeleşiyor bulutlarda… Bulutlar çeşit çeşit büyüklü küçüklü, gri ve beyazıyla renk renk her biri ayrı şekil. Rüzgȃr ne yönden esiyorsa bulutlar ona uyarak hareket halinde… Ve bu bulutlar kuruyan topraklara, çatlayan dudaklara su götürüyor yâni yağmur yağdırıyor. O yağmur ki hayat veriyor, canlılık veriyor ya da canlı olanı hareketlendiren canlandıran suyu getiriyor… Dedik ya bulutlar çeşit, çeşit, kimisi yavaş, küçük taneli ama sürekli yağmurlar yağdırıyor ki toprak suyunu rahatlıkla emip hayat fışkırıyor, kimi bulut ise hızlı, iri taneli ve kısa süreli sağanak yağışlar yağdırıyor ki etkisi kısa süreli oluyor ve sel olup akıyor… Su hayat veriyor, canlılık veriyor, filizler fidan, fidanlar ağaç oluyor… Sonra evet sonra, bulutların bıraktığı su tekrar ummana yâni ilk menşe’ine ya akarsu olup dönüyor, ya buharlaşıp dönüyor, tekrar umman oluyor… Bu arada umman yine eski umman, ezeli ve ebedi sınırsız umman hep ama hep bȃki kalıyor…


Teşbih.:
Umman: İlahî hakikat denizi,
Bulut: Nebîler, Velîler,
Yağmur: İlahî rahmet incileri, ruhsal gıda.


Dost Eminim bir katreydin buhar oldun göklerde,
Bulut gibi aslını bil yağmur olup yağ yere,
Irmak, nehir, çağlayan ol ummana koş sen hele,
Umman seni kucaklasın varlık birdir ȃlemde..



UMMAN - I

Bir ummana düştüm de ben, tutunacak dal aradım,
Umman büyük dallar küçük arasam da bulamadım,
Yüzdüm durdum tek başıma ummanda bir damla gibi,
Umman beni kabul etti, ben yok oldum, umman oldum..

Dost Eminim ummandasın ummanda yok olmalısın,
Tutunacak dal arama sen ummana dalmalısın,
İhlȃs ile yüz ummanda ummanda yok olmalısın.
Mevlâ belki nâsib eder, Allah’a yar olmalısın..



UMMAN-II

Umman sana gebe iken,
Sen kendini bilemezdin..
Sen ummanda katre iken,
Sen kendini bilemezdin..

Dalgalandın düştün ayrı,
Sanma sakın umman gayrı,
Olamazsın ondan ayrı,
Sen kendini bilemedin..

Dost Emin der ummandasın,
Sanırsın ki bir damlasın,
Sen ummandan bir aynasın.
Sen kendini bilemedin…
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

PERDELER-PERDECİLER.:

Kelime-i Tevhid bize hakikati vurgular. Allah’tan başka ilâh olmadığını dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik ederiz.
Allah vardı, O’nunla birlikte hiçbir şey yoktu.” deniyor hadiste. Elbette öyledir ve şimdi de aynen öyledir… Hakikat Ehli bilir, görür ve birebir HAKk’ın varlığı, Bir’liği içinde yaşarlar…
Ef’al O’nun, Sıfat O’nun, Vücȗd O’nundur… HAKk’la birlik olmuş Hakikat Erenleri için ne kadar güzel bir terennümdür.:
“Lȃ İLȃHe İLLâ ALLAH.”
… Arada mâni yoktur, engel kalkmıştır. Dünyada mı cennette mi ne derseniz, zȃhir, bȃtın o târifsiz güzellikler sarmıştır ârif olanı… Allah bizleri de o mutlu zümreye dȃhil etsin, hicâbımız olmasın inşallah. Bu dileğimiz aşağıdaki şiir oldu;


Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicâbımız,
Yüz yüze görüşelim olmasın aracımız,
Ne varsa aramızda kalksın ayrı gayrımız,
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicâbımız..

Ben Sen’leyim burada Sen’i göremiyorum,
Yıkamışlar beynimi Sen’i bilemiyorum,
Yanlış yerde arıyor Sen’i bulamıyorum,
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicâbımız..

Hȃlbuki buradasın kalbimin içindesin,
Sen’le birlik olmuşum birlikte benimlesin,
İstediğin şekilde değişen biçimdesin,
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicâbımız..

Her hareket Zȃt’dandır görünen sifâtındır,
Maddî gözle bakar da insânoğlu aldanır,
Her şeyin temelinde BİR şey olan HAKk vardır,
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicâbımız..

Perdeyi açtım bugün kabuğumdan sıyrıldım,
Ne Sen kaldı ne de ben zȃhir bȃtın TEK oldum,
Arıyorken ben Sen’i kendimde Sen’i buldum,
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicâbımız..

Dost Emin’im iyi bak nerede cânânımız
Cânân diye bildiğin oymuş bizim cânımız
Zevk içinde izle sen burada yansımayız
Ne dersin ey Sevgili kalmasın hicâbımız…

(Hicâb.: Perde, engel)
En son dostemin tarafından 06 Oca 2021, 15:56 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim
Peki, büyük çoğunluk için hakikat yolunu kapatan, HAKkın güzelliklerinden alıkoyan perdeler (yalancı ilâhlar) nelerdir ve bu perdeleri kimler nasıl koymuş araya?.

Genel anlamda insânın nefsi onun perdesi veya perdecisi olmuştur, ta ki nefsini arıtarak yükselenler müstesnâ.
İnsânoğlu çoğunlukla nefs-i emmâresinin elinde oyuncak olmuş ve Kur’ÂNda belitildiği üzere hayvan seviyesine hatta daha aşağılara inmiştir.
Somut olarak para, mal, mülk hırsını ele alalım. Maddî şeylerle tatmin ve mutlu olacağını sanan ve bunları elde etmek, biriktirmek, yığmak gibi emellerle yaşayan insân için tüm uğraşı, onu “hakikat” e karşı perdelemiş olur. İhtiras arttıkça da perde kalınlaşır…
Aynı şekilde yaşamın anlamını hiç düşünmemiş olan kişi benzer şekilde âilesine, çocuklarına bağlanıp başka bir şey düşünmeyebiliyor. Diğer biri şehvetinin oyuncağı olup, ömür tüketiyor. Şöhret, makam düşkünleri, benlik, gurur ve kibriyle yaşayanlar da bir başkaları…
Bütün bunları perde olarak, yalancı ilâhlar olarak görebiliriz. Bu perdeleri oluşturan perdecileri de kısaca târiflemek gerekirse; insânlara kötü nefsin isteklerini değerli, geçerli veya iyi kavramlar gibi dayatan toplum değerleridir...

Günümüz toplumunda dünya ön planda hatta tek planda tutulup hakikat yolu görmezden gelinmekte ve insânların nefislerine hoş gelen perdeler örülmektedir. Perdeciler günün koşullarına uygun çeşitli perdeleri üretmekte ve insânların hizmetine vermekteler!.. Perdeleri artan insân ve toplumlar da doğru yoldan çıkmaktalar…
Perdecilere yüz vermeyelim. Kur’ÂN'a bakıp tarihte yoldan çıkan kavimlerin sonunu görelim, düşünelim…


Perdeleri kaldır ki makama erişesin,
Her türlü sırra erip Mevlâ’ya kavuşasın,
Perdeleri kaldırmak nefis için zor gelir,
Mü’min olan o dur ki zor ona kolay gelir..

ALLAH’ı unutturan her şey perdedir sana,
Nefsini tatmin eden güzellik tuzak sana,
En şerefli mahlȗksun kȃmil insân oldunsa,
Dost Eminim ne mutlu doğru yolu buldunsa..


Perde senin nefsindir. Nefsini terbiye et, yüksel. Hakikate er, tevhide gir, HAKk’la birlik ol… Dünyan cennet olsun, ahretin ȃsan… ALLAH razı olup, kulum desin, sevdiklerinden etsin. Mutluluk sendedir haydi kolay gelsin…
ALLAH celle celâlihu yardımcımız olsun, ȃmin!.

08 /08/ 2007
Ankara..

ResimDost Emin..
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim
KUL HAKKı..

Bir daha ya görür ya göremeyiz dostum, ne olur helâl et hakkını kalmasın kul borcumuz.
Rahmândır, Rahîmdir Gaffâr olan Rabbimiz, affeder inşallah günahımız, çünkü biz O’nun yarattığı nazlı birer kuluyuz…
Kul Hakkından korkarım, helâlleşelim dostum, böyle ister Mevlâmız… Sevelim, sevilelim, hoş görelim ayrı değiliz ki aynı HAKk’ın kuluyuz..

Bakın ŞiiR ne diyor;


Helâl et sen hakkını benden de helâl olsun,
Hesap günü huzurda yüzlerimiz ak olsun,
Kalmasın hiç borcumuz ödeyelim burada,
Biz temiz olalım ki ALLAH da razı olsun!.

Kul hakkı kalmaz ise diğer günahlar gider,
Zirâ Mevlâ Rahmân’dır O bağışlar affeder,
Helâlleşelim dostum bu dünya gelir geçer,
Pişmanlık fayda etmez hesabı burda gider!.

Dost Eminim diyor ki kul hakkı koymayalım,
Bu dünyada kalb kırıp ahları almayalım,
Sevelim sevilelim kibirli olmayalım,
Helâlleşelim burda ahrete kalmayalım…


Küçük, büyük demeyelim, kimin hakkı kimde ise bilinmez, helâlleşmiş olursak kalmaz kula borcumuz… İhmal etmeyelim aman kul hakkıdır korkumuz…
ALLAH celle celâlihu; kul hakkından kurtulmuş, rızasını kazanmış kullarından eylesin, günahlarımızı bağışlayıp cennetine nâil etsin İnşâe ALLAH!. Ȃmin!.
Resim
Kullanıcı avatarı
dostemin
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 347
Kayıt: 19 May 2007, 02:00

Re: GÖNÜL GÖZÜ

Mesaj gönderen dostemin »

Resim

İRŞAD!.

Rüya ȃlemindeydim, bir zevkin içindeydim, elde kadeh, Kevser tatlı, ser hoştum, içmekteydim…
Bezm-i Mey ehliysen eğer, neler içer, neler görürsün meğer…
Birbirinden güzel sâkiler sunarlar çeşit çeşit kadehlerde şaraplar, meyler…
Bir sâki geldi aşkı sundu bana dem yerine. Bir diğeri bir başka aşkı doldurdu kadehe… Aşk üstüne aşk içtim de bir hoş oldum, yâni “ser hoş” oldum…

İçtim kevser oldum sarhoş,
Mümkünü yok ayılmanın..
Gördüm duydum her şey bir hoş,
Mümkünü yok ayılmanın..

Resim
Elde kadeh geldiklerinde, sâkiler pek sevilir meyhânelerde, bir gizemli hoşluktur sunulan kadehlerde…
Aşk irşadın gâyesidir, aşkı sunan sevgili mürşidindir. Mürşidin, meclisteki şarap sunan sâkidir, sunulan şarapsa kevserdir…
Nice sâki tanıdım ki kendileri de ser-hoş… Sen de iç şarabını da mâşukuna koş… Sâkiler birbirinden güzel sundukları ayrı güzel…
Rüya böyle, ne sen sor dostum ne ben söyleyeyim, gerçek olmayan aşkı neyleyim… Gönül ister ki her ÂN her yerde Kevser içeyim, zikir edeyim, HAKk’ı bileyim…
Ne ȃlȃ değil mi?.

Aşk yolunun yolcusuyum ne âlâ,
Hak yolunun bir tozuyum ne âlâ,
Ȃşık mıyım mâşuk muyum ne âlâ,
Ben cân mıyım cânân mıyım ne âlâ..

Dost Eminim aşka düşmüş ne âlâ,
Kevser içmiş başı dönmüş ne âlâ,
Yok olunca varı bulmuş ne âlâ,
Sevgiliye bir kul olmuş ne âlâ…
Resim
Cevapla

“Dost Emin” sayfasına dön