ÖZÜN SEYRİ

Cevapla
Kullanıcı avatarı
selen
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 14
Kayıt: 26 Eyl 2009, 02:00

ÖZÜN SEYRİ

Mesaj gönderen selen »

[BBvideo 425,350][/BBvideo]
Kullanıcı avatarı
selen
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 14
Kayıt: 26 Eyl 2009, 02:00

Re: ÖZÜN SEYRİ

Mesaj gönderen selen »

Abdullah-ı Rûmî, bir sohbetinde Ebülleys-i Semerkandî’den naklen şöyle anlattı; Bir târihte Bağdât'ta, zenginler hacca gidiyorlardı.
Peygamber efendimizin aşkıyla yanan bir fakîr de, o sene hacca gitmeye niyet etti ve hac kâfilesiyle yola çıktı. Kâfile hareket etmeden önce, herkes eşi-dostu ile helâllaştı.
Şehir dışına çıkıldığında, zenginlerden biri bir fakîrin de hacca gittiğini görünce: "Bineğin yok, azığın yok. Sen hacca nasıl gideceksin? Bâri cebinde birkaç bin altının var mıdır?" diye alay etti.
Fakîr, bu zenginin alaylı sorusuna çok üzüldü ve: "Allahü teâlâ ne güzel vekîldir. Mahlûkâtın rızkını o vermektedir. Hepimiz O'nun verdiklerini yiyoruz." diyerek, zenginin bulunduğu yerden mahzûn bir şekilde ayrıldı. Hac vazîfelerini yapana kadar da o zengine hiç görünmedi. Herkes Mekke-i Mükerremeden, Medîne-i Münevvereye yola çıktıkları zaman, o zengin, fakîri sağ sâlim tekrar karşısında görünce hayret etti ve: "Komşu, sen de buraya kadar gelip hac vazîfeni yapabildin mi?" diye sormaktan kendini alamadı.
Fakîr de: "Allahü teâlâya sonsuz hamdü senâlar olsun. Yüzümüzün karasına bakmayıp, bu mübârek makâmı ziyâret etmeyi nasîb etti. Geldim, Beyt-i Şerîfi tavaf ettim. Sağ sâlim dönüyorum." dedi.
Zengin: "Hacı efendi! Acabâ sana da berât verdiler mi?" diye sordu.
Fakîr: "Bu ne berâtıdır ki?" dedi.
Zengin: "Beyt-i şerîfi ziyâret edenlere, Cehennem'den âzâd olduğuna dâir berât kâğıdı verilir." diyerek, koynundan herhangi bir kağıt çıkarıp fakîri aldattı.
Fakîr, berât kâğıdının kendisine verilmediğine çok üzüldü. Derhal geriye dönüp Harem-i şerîfe geldi.
İki gözü iki çeşme hâlinde, kanlı yaşlar akıtarak çok inledi. Allahü teâlâya kırık bir gönülle duâlar etmeye, yalvarmaya başladı: "Ey âlemleri yaratan yüce Rabbim! Sen herşeye kâdirsin, ganî bir pâdişâhsın. İhsânların bütün kullarına her ân yağmaktadır. Cehennem'den âzâd olup orada incinmemeleri için kullarının bâzısına berat vermişsin. Bu fakîr kuluna berât verilmedi. Yoksa bu garîb kulun âzâd olmadı mı?" deyip bayıldı.
Baygın hâlde iken, mânâ âleminden yanına bir kimse gelip: "Ey fakîr! Başını kaldır ve şu berâtını alıp arkadaşlarına yetiş!" diyerek elindekini ona verdi.
O ânda fakîr kendine gelerek ayıldı. Elinde, dünyâ kâğıtlarına hiç benzemeyen, yeşil renkli nûrdan yazıları olan ve misk gibi kokan bir berât kâğıdı vardı. Kâğıdı defâlarca öpüp başına koyan fakîrin
sevincinden neredeyse aklı gidecekti. Şükür secdesine kapandı. Ömründe hiç görmediği o berâtı, yüzüne ve gözüne sürdü, bağrına bastı ve koynuna sokarak arkadaşlarına yetişmek için hızlı adımlarla yürümeğe başladı. Arkadaşları, geriden fakîrin geldiğini görünce gülüşmeğe başladılar.
Yanlarına soluk soluğa gelen fakîre alayla: "Cehennem'den âzâd olma berâtını alabildin mi?" diye sordular.
Fakîr de koynundan berâtını çıkararak: "İşte! Rabbimizin ihsânı olan berâtım!" diyerek, misk kokulu berâtını zengine sunuverdi. Herkes yerinde donakalmıştı.
Berâtı alan zengin, nûrdan yazılarla fakîrin Cehennem'den âzâd olduğunu okuyunca, aklı başından gidip, atından düştü. Bir süre yerde baygın yatan zengini zor ayılttılar.
Kendine gelen zengin, kâğıdı öpmeye, misk kokusunu koklamağa başladı.
Kendi kendine de: "Vâh, vâh benim boşa geçen ömrüme! Keşke ben de bu fakîr gibi sâdık bir fakîr olsa idim. Onun kavuştuğu bu saâdete ben de kavuşsaydım. Bu fakîr, sadâkati sebebiyle bu mertebelere ulaştı. Ben ise zenginliğim sebebiyle gurûra kapıldım ve bundan mahrûm oldum. Bütün malımı versem, bu kâğıttakilerin bir noktasını alamam" diyerek âh eyledi. Gözlerinden kanlı yaşlar döktü.
Fakîr: "Hacı efendi! Berâtım sende kalsın. Sakla. Ben öldüğüm zaman kefenimin arasına koyun da kabrimde suâl meleklerine onu göstereyim." dedi.
Hacı efendi berâtı büyük bir îtinâ ile koynuna koydu. Uzun yolculuktan sonra evlerine ulaştılar.
Zengin olan hacı, berâtı sandığına koydu. Aradan günler geçti. Zengin, ticâret için başka memlekete
gittiğinde, fakir vefât etti. Yıkayıp kefenlediler, fakat berâtını bulup kefenin içine koyamadılar.
Fakîrin cenâzesini kabre defnettiler. Ancak birkaç ay geçtikten sonra, zengin ticâretinden döndü.
Fakîri sorduğunda: "Sizlere ömür! Sen gittikten sonra vefât etti." dediler.
Zenginin sanki dünyâsı başına yıkıldı. Çok ağladı ve: "O zavallının bende pek kıymetli bir emâneti vardı.
Onu yerine getiremedim. Böylece vasiyetini yapamamış oldum. O âhirete göçtü, berâtı ise bende kaldı. Berâtını yanına koyamadım." dedi.
Hemen sandığın yanına varıp ağzını açtı. Fakat berâtı koyduğu yerde bulamadı. Tekrar tekrar
aramasına rağmen yine bulamadı. "Kabrine gidip bakayım. Belki, birisi beratı alıp ona vermiştir." dedi.
Kazma kürek alarak kabre gitti. Mezarını açmak istedi.
O anda: "Kabri açma! Biz ona o berâtı verdik, dışarıda bırakmadık!" diyen bir ses işitti.
Nereden geldiği belli olmayan bu ses karşısında zengin, düşüp bayıldı. Mânâ âleminde fakîri gördü.
Fakîr: "Ey hacı efendi! Allahü teâlâ sana selâmet versin. O berât bana verildi. Hamdolsun. Münker ve Nekîr meleklerine gösterdim. Onu görünce sorgu suâL bile etmediler. Bu berâtı almama hacdan
dönerken sen sebeb olmuştun. Cenâb-ı Hak senden râzı olsun." deyip kayboldu.
Zengin ayıldığında, doğru evine gidip, fakir için hatimler okuttu. Yemekler pişirtip, yetimleri, fakirleri
doyurdu.
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11770
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

ÖZÜN SEYRİ

Mesaj gönderen kulihvani »

bAKış bAKış gÖZ-ün SeYRi
nAKış nAKış sÖZ-ün SeYRi
ŞimŞek gib GÖK YÜZÜnde
çAKış çAKış -> ÖZ-ün SeYRi!..


MîM MuhaBBetle hoŞ GeLdin SELencan..
Resimkul ihvÂNi
Resim
Kullanıcı avatarı
selen
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 14
Kayıt: 26 Eyl 2009, 02:00

Re: ÖZÜN SEYRİ

Mesaj gönderen selen »

Ney'' in hikayesi...

İslam geleneğinde neyin doğuşu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bunların en meşhuru şöyledir: “Peygamberimiz ilahi aşk sırrını Hz.Ali”ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz.Ali gidip Medine dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmış. Su her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip ilahi sırrı anlatır olmuş. Peygamberimiz tesadüfen bu çobanın ney sesini işitince bu durumu anlamış. O günden sonra ney,bir ilham kaynağı olmuştur.”



[BBvideo 425,350][/BBvideo]
Kullanıcı avatarı
selen
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 14
Kayıt: 26 Eyl 2009, 02:00

Re: ÖZÜN SEYRİ

Mesaj gönderen selen »

Hoşbuldum. teşekkür ederim. Allah razı olsun!.
Kullanıcı avatarı
selen
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 14
Kayıt: 26 Eyl 2009, 02:00

Re: ÖZÜN SEYRİ

Mesaj gönderen selen »

HER YERDE (O )VAR DİYENDE YAŞAMADIĞINI ANLATTI .

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmez isen
Ya nice okumaktır

Okumaktan mânâ ne
Kişi Hakk'ı bilmektir
Çün okudun bilmez isen
Ha bir kuru emektir

Okudum bildim deme
Çok tâat kıldım deme
Eri Hak bilmez isen
Abes yere yelmektir

Dört kitabın manası
Bellidir bir elifde
Sen elifi bilmez isen
Bu nice okumaktır

Yunus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyice
Bir gönüle girmektir

Yunus Emre
Kullanıcı avatarı
der-ya
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 853
Kayıt: 29 Eki 2011, 07:01

Re: ÖZÜN SEYRİ

Mesaj gönderen der-ya »

Resim


Efendimiz {s.a.v};
"Konuş ya Aişe ferahlayalım..." derdi.
Ümmet ise;
"Bi sus hanım kafamızı dinleyelim..." diyor.
Eğer göğün yedi kat üstüne çıkmaksa niyetin, Aşktan güzel merdiven bulamazsın.
Eğer aşkı bulmaksa niyetin, Aramadan duramazsın. -
Yunus Emre.k.s
Cevapla

“Tasavvuf” sayfasına dön