İÇ'e BAK'ış

Cevapla
Kullanıcı avatarı
simurg
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 928
Kayıt: 01 Haz 2009, 02:00

İÇ'e BAK'ış

Mesaj gönderen simurg »



İÇ'e BAK'ış

Bir kelime, bazen bir cümle, bazen de sadece bir esinti ile
Kalbimde birisi konuşmaya başlayıveriyor.
Yada hiç susmuyor aslında da,
ben ancak bir sebep ile dikkat kesilince mi fark edebiliyorum.
Tuhaf doğrusu,
Bunca sessizlik ve kımıltısızlık özleyen birisinin bu duruma alışması çok tuhaf.

Ölüm beden için ise, ve konuşan bedenim içinde olduğu halde, bedenime dahil değilse,
Hiç yalnızlık çekmeyeceğim demektir.
Çünkü artık idrakim yetmese de anlamaya çalışıyorum ki, ben bedenim değilim,
Toprağın altında ne yapacağını düşünmekten de kurtuldum,

Ben bedenimi bırakıp,
onunla bağım kalmadıktan sonra olabildiğince çok böceklere yem olması aslında muhteşem bir şey.

Toprak olmaya mahkum bir beden “ben” olamam,
Nasıl ki; Hz. İbrahim Aleyhisselam “ben doğan ve batanları sevmem” demişti.
Doğup batabilen hiçbir İlâh olamayacağı gibi,
Toprak olup yok olacak olan bir beden de,
Rabbimizin Ahseni Takvim olarak yaratmış olduğu,
yeryüzünde halife tayin edeceğim dediği, insanın ASL’ı olamaz.

İnsan bu et-kemik vucudu ile insan değil,
Bende bu heykel olmadığım için, onu kendim saymayacağım artık inşaallah.

“Göz aydınlık penceremizdir” demiş bir kardeşimiz,
Çoooook uzun bir yazı olduğu için okumadım çok özür dileyerek itiraf etmeliyim,
Sadece başlığın duyurduklarından yola çıkarak,
Onları dile getirmeyi istemiştim.

Pencereden bahsederken gözün şu yuvarlak et cisminden bahsedemeyiz, diye düşünmekteyim,
Gözü gördüren var, bir pencereden bakar gibi değil hem,
İçimizde sonsuz bir açı ve sonsuz bir netlikte BİZ’den görüyor,
Akıl ve nefsimiz ve eski öğrenilmiş tökezletici perde bilgiler ile görüşümüzü sığlaştıran kendimiziz,
“Kendimize kendimiz perdeyiz” lafını işte böyle izah edebildim sonunda aklıma,
Ve aklım ise bunu kabul etti nihayet, şükürler olsun Rabbime.

Bütün çatışmalar sona erer mi bilemiyorum ama
Bazen böyle net uzlaşı alanlarına şahid olmak da çok iyi gelmekte,
İnsan içten içe, netleştiremediğinden dolayı kabullenemediği bir şeye sahip çıkamamakta çünkü,
Ve sahip çıkabildiğim seviyede sahip çıkılan olacağıma inandım bir kere,
Rabbim asla mahrum etmeyecek buna da kati inanmaktayım elhamdülillah..

Zarfın içerisinde İlahi bir Nâme-yi Muhabbet saklı,
Okuyamadıktan sonra ne hükmü var ki,
Ve okuyabilmek nasibi için, dualarla çağlamakta en muhteşem haz olsa gerek,

Gece sabır ile, duasın da sebat etmekte, ve öylece kıyamda beklemekte,
İşte tam da bu sebepten dolayı, sabah olunca güneş arz-ı endam etmekte değil mi,
Sabır ile taakat gösterebilmek nimetine sonsuz şükürler ederim Rabbim,

Tahammül değil, Sabr-ı Hakiki dua ediyorum SEN’den,
Ve sabit kadem bekletildiğimi bilmenin sevinci ile şimdiden kalbim bayram etmekte.

Ben sebepleri sorgulayarak, sebeplerden Rabbimi anlayamayacağımı,
Ve sebeplerin dahi birer engel ve perde olacağını düşündüm bugün,
Hiçbir şeyin benim ispatıma muhtaçlığı yokken,
Ben aklımı ikna edebilmek için mi, olanca gücümle sebepler üzerinden Rabbimi anlamaya çalışmaktaydım,
Bilemiyorum tabii,

Ama sebepler, sebebi Yaratan’dan ayrı olmasa gerek,
İspat etmek duygusu sürdüğü sürece imanımdan şüphem olmalı sanki,
Bu sebeple de, sebepleri ve isimleri yok kabul etmem lazım diye anlamaktayım,
Yok derken, hiç yok ve olmadı değil de,
Ayrıştırmamak anlamında ifade edebilmeliyim kalbimde bu mânâyı,

Her şey yerli yerine oturmak telaşında beklide,
Bâzen oluyor, seyri doyulmaz olan bu içe bakışlar içine alıp kaybediyor varlığımı,
Var mıyım? Bilemiyorum.
Yokluk olmadığı kesin ortada.

Ya İlahî SEN saff ve safiyane bir kalb ihsan ve lütuf eyle inşaallah, ki
Anlamaya gayret ettiğim VUSLAT, ancak bu şekilde bir mânâ hazmı demek olacak inancındayım.
Daima hayrı ve HAKK’kı duyur ve ona tabii et BİZ’i
Ve SANA sonsuz hamdü sena eder,
başka hiç yön olmadığına tam inanarak vechimi bütün kiri pasına rağmen yine SANA dönerim,
SEN yüzümü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendim Hazretlerinin
mübârek ve pak, Havz-ı Kevserinde EL’lerin ile yıka ve sînene sar bu KUL’unu.
İNŞAALLAH. İNŞAALLAH VE SONSUZ VE EN KALBİ ÂMİN YA RABBEL ÂLEMİN!.
Resim
Kullanıcı avatarı
tamersah tarik
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 696
Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Konum: Ankara

Re: İÇ'e BAK'ış

Mesaj gönderen tamersah tarik »

Yazınızı okuduktan sonra nedense aklıma ilk bu şiir geldi. İki farklı gözün baktıklarını aynı görmesi gibi, iki farklı kulağın aynı sesi duyuşu gibi, iki farklı gönlün aynı şeyi söylemesi gibi...

VİSAL

Beni zaman kuşatmış, mekân kelepçelemiş;
Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş...
Perde perde verâlar, ışık başka, nur başka;
Bir ânlık visal başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?
Fezada dipsiz sükût, duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi, sen!
Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen!
Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş!
Azap var mı âlemde fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor?
Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!
Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum;
Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!
Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli?
Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli?
Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;
Belki de benliğinden kaçabilene hazır.
Hâtıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül!
Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül!
O visal, can sendeyken canını etmek feda;
Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda!

Necip Fazıl KISAKÜREK
Resim
Cevapla

“Tasavvuf” sayfasına dön