RABITADA GÖRÜLEN RENKLER

Cevapla
MuhammedSefa
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 1
Kayıt: 22 Haz 2020, 13:28

RABITADA GÖRÜLEN RENKLER

Mesaj gönderen MuhammedSefa »

Yarabbim affet.
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12198
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RABITADA GÖRÜLEN RENKLER

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

Yeni üye kardeşimiz MuhammedSefa,
RABITADA GÖRÜLEN RENKLER’den MoR rengi sormuştu..
Gönlü dilemiş ki.: “YaRABBim affet.” OLarak değiştirmiştir..
Sorusunun doğru cevâbı =>Rabitayı Veren/Yapmasını İsteyen Kişidedir..

Ben de =>Kur'ÂN-ı Kerîm’mizde ve MuhaMMedî Tasavvufta/MeLÂMEtte Renk nedir diye Hasbî Hizmet SUNmak istedimm..
Kanımca en önemli husus EMRuLLAHı =>RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem SüNNetinde FiiLen YAŞAmaktır..
Çünkü MuhaMMedî Tasavvufta/MeLÂMEtte =>her KUL/NeFs Tek Başına MuhaMMedî Şehâdet Şerefini bu ÂLEMde YAŞA!.maLıdır..
Çünkü =>YAŞAnmayan =>YALANdır..

Sıbga.: Boya, renk, levn. Din, mezheb..
SıbgatuLLah.: Cenâb-ı HAKk'ın dilediği tarz, manevî renk, biçim ve şekilde yaratması. İslâmî Ahlâk ve Karakteri halk etmesi. ALLAH'ın dini..
Rabıta.: Rabteden, bağlayan, bitiştiren. Münasebet, alâka, bağlılık, yakınlık. İki şeyi birbirine bağlayan tertib. Nefsini dünyadan men’ edip âhirete, ALLAH celle celâlihu'ya bağlanmak. Tertib, sıra, düzen, usûl..
Rabıta-yı İmân.: İman Bağı, insanları hususan iman edenleri birbirine bağlayan imân..
Rabıta-yı Mevt.: Ölümünü düşünüp dünyanın fâni olduğunu mülâhaza edip nefsin desiselerinden kurtulmak..
Rabıta-yı Şeyh.: Tarikat-ı Nakşîyyede, müridin hayâlen şeyhinin huzurunda kendini tasavvur etmesine denir..

Bazı Mutasavvıflar Tarikat UYgulamalarında Renk Sembolizmini Kullanmışlardı.. Tasavvufta renkler genelde birtakım hâlleri, makamları ve seyr ü sülûk esnâsındaki merhaleleri simgelemektedir. Hangi rengin hangi anlama geldiği sûfîden sûfîye, tarîkattan tarîkata değişiklik gösterebilmektedir..

İşin en doğrusu, kişi kimden tarikat almışsa o Şeyhten Rabıta Renklerini ve Hâllerini öğrenmelidir..
MuhaMMedî MeLÂMette bir şahsa/kişiye rabıta yoktur..
TEKk Bağ =>İmâm-ı MutLak Mürşid-i MutLak Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i =>DUYmak-UYmak ESAStır..

Geçmişimizde Renkler ve Semboller, Tekke Mimarisinde, Dervişlerin giyim kuşamlarında, âyîn-i şerîflerde, tasavvuf musikîsinde ve hat sanatında hatta Mezârlarının Baş Taşlarında dahi bâriz bir şekilde görüLmektedir..

ZÂT =>SıFat =>ESMÂ =>EŞYâ..

SiLM AkLın=>EŞYÂyı GÖRerek ZÂHiRen TANıması/İbreti =>IŞIk/DıŞ RENkLer İLedir.
SiLM AkLın=>OLAYLarı GÖRerek BÂTıNen TANıması/Hikmeti NÛR/İÇ LETÂiFLer İLedir..

Kur'ÂN-ı Kerîm’de ReNKLeR.:

Resim

Kur'ÂN-ı Kerîm’in Muazzam ANLAtımını GöNüL KULağıyLa DUYup UYmak MuhaMMedî MÂRİFet MuhteşemLiğidir.:

ALLAHu zü’L- CeLÂL =>KıpkızıL Ateşi/Enerjiyi =>EN YeşiLe SARaR da =>Yediğimiz BitkiLere YeŞiL AteŞş buyururken soluduğumuz Oksijen depomuzu göstermektedir.:


قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ
Resim---“Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merreh (merretin), ve huve bi kulli halkın alîm (alîmun).: De ki: "Onu ilk defa inşa eden (Yaratan), ona hayat verecek. Ve O, bütün yaratışları En İyi Bilen'dir." (Yâsîn 36/79)

الَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَا أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ
Resim---“Ellezî ceale lekum mine’ş- şeceri’l- ahdarinâren fe izâ entum minhu tûkıdûn (tûkıdûne).: Yeşil ağaçtan sizin için ateş (oksijen) kılan (çıkaran), O'dur. Böylece siz, ondan yakarsınız.” (Yâsîn 36/80)

ALLAHu zü’L- CeLÂL’in KÛN feye KÛN SİSTEMinde AKıL =>KâiNât Kur'ÂNı’nın âyetlerindeki İBREt ve HİKMEti GÖReBİLmek..

وَمِنْ آيَاتِهِ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Resim---“Ve min âyâtihi’l-leylu ven nehâru veş şemsu ve’l-kamer(kameru), lâ tescudû li’ş- şemsi ve lâ li’l-kameri vescudû lillâhillezî halakahunne in kuntum iyyâhu ta’budûn (ta’budûne). (Secde Âyeti).: Gece ve gündüz, Güneş ve Ay, ALLAH'ın âyetlerindendir. Güneş'e ve Ay'a secde etmeyin. Eğer sadece O'na (ALLAH'a) kul olduysanız, onları yaratan ALLAH'a secde edin.” (Fussilet 41/37)

DIŞarda-Âfâkta-Sûrette.. İÇerde-Enfüste-Sîrette.. DUYuş ve UYuş..

سَنُرِيهِمْ آيَاتِنَا فِي الْآفَاقِ وَفِي أَنفُسِهِمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ الْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Resim---“Se nurîhim âyâtinâ fî’l-âfâkı ve fî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehu’l-hakk (hakku), e ve lem yekfi bi RABBike ennehu alâ kulli şey’in şehîd (şehîdun).: Âyetlerimizi âfâkta (ruhumuzun baş gözüyle) ve enfüste (nefsimizin kalp gözüyle) onlara göstereceğiz. O'nun hak olduğu onlara tebeyyün etsin (açıkça belli olsun) diye. RABBinin herşeye şahit olması kâfi değil mi?” (Fussilet 41/53)

Kur’ân-ı Kerîm, RENk kelimesinin karşılığı olarak “SIBGa” ve “LeVN” kavramını buyurmaktadır.

Resim
SIBGATALLAH =>ALLAH’ın BOYASI.. =>İSLÂM ve İMÂN FITRAtı..

صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ
Resim---“Sıbgatallâh (sıbgatallâhi) ve men ahsenu minallâhi sıbgaten, ve NAHNU lehu âbidûn (âbidûne).: ALLAH'ın boyası; ALLAH'ın boyası ile boyanandan daha ahsen (daha güzel) olan kim vardır? Ve bİZ, O'na kul olanlarız.” (Bakara 2/138)

ALLAHu zü’L- CeLÂL, bu Âyet-i Kerîmesi ile hakîkî renk vericinin tek ve yalnızca kendisi OLduğunu fermÂN etmektedir.:

SIBĞA ve SIBĞATULLAH” Kavramı; Din, Akıl, İman, İslâm ve Fıtrat Rengini ve İnsan Yaratılışına Hâkim OLduğu ÖZELLiği; EZEL Bezm-i ELest’inde İnsÂNın RÛHuna konan İnanç, Fıtrat ve Tevhîdi ifâde etmektedir..

ALLAHu zü’L- CeLÂL’in =>ŞE’ÂNuLLAH’ta her ÂN yeniden Yaratmakta OLduğu KüLLî ŞEyy elbette Şekil ve RenkLerini de O’ndan ALmaktadır.

YÛNUS EMRE kaddesallahu sırrahu buyurur ki.:

Yanmışam aşkuna tâ kül olunca,
Boyandum rengüne, solmazam ayruk..


Resim

Kur'ÂN-ı Kerîmde =>Kesretteki Vahdette Renk Cünbüşü ve Tevhid TonLarı..
GÜNEŞin Beyaz Işığının Tevhid Prizmasından GEÇince sonsuz Işık Hüzmesinden her CÂNLı GÖZve GÖRüş Kapasitesince sayıda IŞIk görmektedir..

Kur'ÂN-ı Kerîmde Renk =>Sıbga.: Bakara 2/138..
Kur'ÂN-ı Kerîmde Renk =>Levn.: Bakara 2/69..
Kur'ÂN-ı Kerîmde RenkLer =>ELvân.: Nahl 16/13,69; Rûm 30/22; Fatır 35/27,28; Zümer 399/21..


قَالُواْ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَاء فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِرِينَ
Resim---“Kâlûd’u lenâ RABBeke yubeyyin lenâ mâ LEVNuhâ, kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun safrâu, fâkiun levnuhâ tesurrun nâzırîn (nâzirîne).: (Onlar) dediler ki: “Bizim için RABBine duâ et , onun rengi nedir, bize açıklasın.” (Musâ aleyhisselâm) dedi ki: “Muhakkak ki O (ALLAH) buyuruyor ki, o mutlaka görenlerin hoşuna gidecek parlak sarı renkte bir inektir.” (Bakara 2/69)

وَمَا ذَرَأَ لَكُمْ فِي الأَرْضِ مُخْتَلِفًا أَلْوَانُهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ
Resim---“Ve mâ zerae lekum fî’l-ardı muhtelifen elvânuh (elvânuhu), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yezzekkerûn (yezzekkerûne).: Yeryüzünde sizin için ne yaratıp çoğalttıysa hepsinin renkleri çeşit çeşittir (muhteliftir). Muhakkak ki bunda, zikreden (tezekkür eden) bir kavim için elbette âyet (delil) vardır.” (Nahl 16/13)

ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاً يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاء لِلنَّاسِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Resim---“Summe kulî min kulli’s- semerâti feslukî subule RABBiki zululâ (zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun li’n- nâs (nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn (yetefekkerûne).: Sonra meyvelerin (ürünlerin-çiçeklerin) hepsinden yeyin! RABB’inin emre amade kılınmış yollarında sülûk edin (uçun, dolaşın). Onun karnından muhtelif (çeşitli) renklerde içecek (bal) çıkar. Onda insanlar için şifâ vardır. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için elbette bir âyet (delil) vardır.” (Nahl 16/69)

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ أَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَخْرَجْنَا بِهِ ثَمَرَاتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَانُهَا وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ
Resim---“E lem tere ennallâhe enzele mine’s- semâi mâen, fe ahrecnâ bihî semerâtin muhtelifen elvânuhâ, ve mine’l-cibâli cudedun bîdun ve humrun muhtelifun elvânuhâ ve garâbîbu sûd (sûdun).: ALLAH'ın suyu, semâdan indirdiğini görmedin mi? Böylece onunla çeşitli renklerde ürünler (meyveler) çıkardık. Ve dağlardan beyaz, kırmızı, çeşitli renklerde ve kara ve kapkara (koyu siyah) yollar (kıldık).” (Fâtır 35/27)

وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَابِّ وَالْأَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ كَذَلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
Resim---“Ve mine’n- nâsi ve’d- devâbbi ve’l-en’âmi muhtelifun elvânuhu kezâlik (kezâlike), innemâ yahşâllâhe min ibâdihi’l-ulemâu, innallâhe azîzun gafur (gafûrun).: Ve bunun gibi insanlardan, davarlardan, yürüyen hayvanlardan da çeşitli renkte olanlar vardır. Ancak kullarından ulemâ (âlimler), ALLAH'a karşı huşû duyar. Muhakkak ki ALLAH; AZÎZ'dir (üstün, yüce), GAFÛR'dur (mağfiret eden).” (Fâtır 35/28)

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ أَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَسَلَكَهُ يَنَابِيعَ فِي الْأَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِهِ زَرْعًا مُّخْتَلِفًا أَلْوَانُهُ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَاهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُ حُطَامًا إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِأُوْلِي الْأَلْبَابِ
Resim---“E lem tere ennallâhe enzele mine’s- semâi mâen fe selekehu yenâbîa fî’l-ardı summe yuhricu bihî zer’an muhtelifen elvânuhu summe yehîcu fe terâhu musferran summe yec’aluhu hutâmâ (hutâmen), inne fî zâlike le zikrâ li ulî’l-elbâb (elbâbi).: ALLAH'ın gökten su indirdiğini böylece onu (suyu), yerin su pınarlarına akıttığını görmedin mi? Sonra onunla çeşitli renklerde ekin çıkarır. Daha sonra kurur. Artık onu sararmış görürsün. Sonra onu kuru bir çöp kılar. Muhakkak ki bunda ulû’l - elbâb için mutlaka zikir (ibret) vardır.” (Zümer 39/21)


ResimNEFSin LETÂİFLERi/KEMÂLÂt AŞAMALarı.:

Resim

=>NEFS-i EMMÂRe =>Kötülüğü, bâtıLı ve şerri emredici OLan NEFS..
=>NEFS-i LEVVÂMe =>Kendini kınayıcı OLan NEFS..
=>NEFS-i MÜLHİMe => iLhâm aLıcı OLan
NEFS..
=>NEFS-i MUTMAÎNNe =>İnancında tatmîn oLmuş OLan NEFS..
=>NEFS-i RÂZİYye =>RABB'ısından Razı OLan NEFS..
=>NEFS-i MERZÎYye =>RABB'ısı da ondan Razı OLan NEFS..
=>NEFS-i KÂMİLe =>Sırf, Saf ve Tam NEFS-i KÂMİLe OLan NEFS..


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem....


MuhaMMedî MuhaBBetLerimLe..

ResimKUL İHVÂNi
Resim
neyazıyor
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 1
Kayıt: 02 Oca 2021, 23:25

Re: RABITADA GÖRÜLEN RENKLER

Mesaj gönderen neyazıyor »

Ruh kuvveti nedir? Bir insanın ruhu neden kuvvetli olur.
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12198
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Re: RABITADA GÖRÜLEN RENKLER

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

İnsanın; Somut-Maddî ve Soyut-Mânevî yapısında da benzer durum vardır.
Kalb Kursî, Fuad ise Arş gibidir..
ZÂHİRî tarafta KALB ile ANılırken, BÂTINî sınırda FUAD adını almaktadır.

Resim

Âlem-i Asgâr (küçük âlem) olan insanoğlu, hakikatte Âlem-i Ekber'in (Büyük Âlemin) timsâlidir. Onda olan onda da mevcûddur..


Resim---Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır. Şehre girmek isteyen kapıdan dahil olmalıdır"buyurdu.
(Hz. İbn-i Abbas'dan; Hâkim-i Nişaburi Müstedrek C. 3 S. 126)

Azîz Efendim İmâmı Alî keremullahi veche: "Eyâ insan cirmike cirmi’s- sâgirun, ve fike intavâ âlemü'l- ekber: Ey insanoğlu! Cirmin (cisim, hacim) çok küçüktür, fakat âlemü'l-ekber sende intevâdır, mündemictir. İçine sokulmuştur (o kadar da değerin var) !" buyurması ne hârikadır.

Ey insanoğlu, Âlemü'l-Ekber senin özüne, enfüsüne, fuadına dürülüp sokulmuştur. Tıpkı bir tohumun içine yerleşen dev ağaçlar gibi...
Ruh =>"Âlemü'l-Emr"dendir. Âlemü'l-Emr ise Emri veren Âlemdendir!.


وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمَا أُوتِيتُم مِّن الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً

“Ve yes'eluneke ani'r-ruh kuli'r-rûhu min EMRi RABBi ve ma utîtum mine'l- ilmi illâ kalîla.: Sana RÛH hakkında soru sorarlar. De ki: RÛH, RABB’imin EMRİndendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.” (İsrâ 17/85)

Aziz Kardeşim;
Edebsziz, İlimsiz, HAKsız ve HaYRsız bir hayatın son ucu hüsrandır.. ALLAH celle celâluhu korusun!..
Hak ve Hayr'ın hakikati ise hedeftedir. Hayattaki imkÂNla imtihÂN ve Tevhid Tekemmülü olan Tahkik Tevhide ulaşım için insan gerek zâhirî hayatında gerekse bâtınî hayatında aşamalar, tabakalar ve hâllerden hâllere tereküb/hâlden hâle binmek ve terekküb/hâlden hâle oluşum eder gider. İlâhî Kader yolunda.. KaderuLLAH kadar…


فَلَا أُقْسِمُ بِالشَّفَقِ
Resim---“Fe lâ uksimu bi’ş- şefak (şefakı).: Bundan sonra hayır, şafak vaktine yemin ederim.” (İnşikak 84/16)

وَاللَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
Resim---“Vel leyli ve mâ vesak (vesaka).: Ve geceye ve örttüğü (barındırdığı) şeylere (yemin ederim).” (İnşikak 84/17)

وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ
Resim---Vel kameri izet tesak(tesaka).: Ve nuru tamamlandığı (dolunay haline geldiği) zaman Ay’a (kasem ederim).” (İnşikak 84/18)

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ
Resim---Le terkebunne tabakan an tabakın.: Siz mutlaka tabakadan tabakaya bineceksiniz (HÂLden HÂLe geçeceksiniz).” (İnşikak 84/19)

Tasavvuf ise bu oluşumun; İLMini, EDEBini, İRFÂNını ve ERKÂNını ->BİLmek, BULmak, OLmak ve YAŞAmaktır..
Rûh, insan ikliminin reisidir.. Emr âlemindendir..


ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL Kur'ÂN-ı Kerîmde buyurur:


فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُ سَاجِدِينَ
Resim---“Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne).: Artık onu dizayn edip-biçim verip, içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın!” (Hicr 15/29)

BEDEN, NEFS, KALB ve RUHun, dördünün de bir arada olduğu mahlûk İNSANoğludur.
Bedeni olmayan; nefsi, kalbi ve ruhu olan varlıklar CİNlerdir.
Bedeni ve nefsi olmayan kalbi ve ruhu olan varlıkar MELEKlerdir.
Bedeni-nefsi ve kalbi olmayan ise RUH'tur..

Rûh, mahlûk mudur, değil midir?
Ne fırtınalar kopmuştur. Ruh mahlûktur dese insanda ilâhî uzanım kabul edilecek işin ucu "İlâhî insan"a ve şirke gidecek.
Ruh mahlûk değil dese insanla bağıntısı, alâkası ulaşımı ve sorumluluğu nasıl olacak?
Biraz önce arz ettiğim bu bölgeler tekin değil dediğim böylesi hususlardır.
Bu ÂCİZ, FAKÎR ZELÎL ve ÂLÎL olduğunu, İLİM, İRADE, İDRAK ve İŞTİRAK bazında ANLAyıp ve YAŞAyıp; sadece ve sadece RABB'ısına KULLuk kasdımla anladığımı anlatıyorum..
Düğümsüz dervişler, DOST'un celle celâluhu DOST'unun sallallahu aleyhi ve sellem dostudurlar..
Mesele, Ruhun oluşum hâli değil, ruhu, kalbi, nefsi ve bedeni ile evvelen, âhiren, zâhiren ve bâtınen şâhidim ki:
"Lâ ilâhe illallah MuhaMMede'r Resûlullah" demek ve yaşamaktır.
Gerisi lâf-ı güzâfdır..


Geniş bilgi için.: Yazıyor..
(1) MUHAMMEDİ TASAVVUF - Sayfa 18 - Muhammedinur..
Resim
Cevapla

“Tasavvuf” sayfasına dön