AKLın SELLi-SALLı..

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2730
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

AKLın SELLi-SALLı..

Mesaj gönderen Gariban »

Resim

AKLın SELLi-SALLı.
garibÂN

“Hiç bir AKIL, ALLAH’ı ANLAyamaz, ANLAsa ALLAH celle celâluhu olur hâşâ!. Onun için her AKLın, RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem’i ANLAması Lâzım amma...” (kul ihvÂNi, 5 Temmuz 2013 Sohbeti)

ALLAH celle celâluhu aklı var edendir, aklın Hâlik’ıdır. El Hâlik; aklı insanın hakkı kılar, akıl insanın hakkıdır, insan aklı ile değerlidir, yaratılan her şeyi algılayacak yani eşyayı algılayacak ve bilecek ve kemâle eriştirilecek olan insan aklıdır. HAKk TeÂLÂ, aklı insana vererek, onun hakkı kılarak, tüm esma tecellîlerini ona kesret cümbüşünde seyrettirir.

AKıL, Arapçada “BAĞ” demektir. Devenin dizini bağladıkları İPe/BAĞa “AkL”, UkL” derler. Ukle, bağlamaktır. AKLı olan insan için ise, fASLını ASLa Bağlayan İP gibidir..


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Aklı olmayanın dini de yoktur!." buyurur..
(Kenzu’l- Ummal, C: 14, s.hf 73)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Kişiyi ayakta tutan aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur.” buyurur..
(Camiu’s- Sagir, 4: 528 (H. No:6159)

İmam Ali kerremullahi veçhe.: “Akıl=>dindir ve din=>akıldır.” buyurmuştur…

Kur'ân-ı Kerim’imizde buyurulansa;


وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِي أَصْحَابِ السَّعِيرِ
Resim---“Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbi's- saîr (saîri).: Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.”(Mülk 67/10)

ALLAH celle celâluhu için eşyâyı halk etmek sadece “KûN!” demesi iledir, tek bir AYNA halk eder ve Zâtı’nın bilinmezliğinden zuhûr edecek olan ne varsa onu, o ÂNda tek noktalık AKIL AYNası kürresinde tecellî ettirir ve bu AYNadan iç içe sonsuz buutlar ve tüm mahlukât zuhur eder. Âdem aleyhi's-selâm’ın sulbunda ne kadar AYNa varsa Murad-ı İlahî ile, algıladığımız ZamAN zANNı üzere zuhur ettirir ve her insanın aklını da, bu AYNadan tecellî eden AYNalardan kılar..

İlk akıldan tecellî eden cüz’i akılların sınırlı idraki, bütün akılların kendisinden yansıdığı tüMel olan ilk aklın, Hâlik’ı olan ALLAH celle celâluhu’yu idrak etmesi mümkün değildir. ALLAH celle celâluhu’nun sonsuz esmalarının tecellîlerinin idrakine; sınırlı aklın kapasitesi yetmez. Okyanusu kaşıkla ölçemezsiniz...

Bir ALLAH dostu, Hakim Senaî kaddesallahu sırrahu, sitemizde çevirilerini yayınladığımız “Hadikatu’l- Hakikat” isimli eserinde bunu söyle dile getirmektedir.:
“Kendinden başka hiç kimse bilemez O'nu;
O'nun doğası sadece Kendisinden doğru bilinebilir.
Akıl O'nun Hakîkatini aradı, Randıman veremedi; O'nun yolu üzerinde süratli bir iktidarsızlık hâsıl oldu ve O'nu biliyordu. Rahmeti, “Bil Beni” dedi; aksi takdirde akıl ve hissiyat ile O'nu kim bilebilirdi ki? Hisslerin rehberliğiyle bu nasıl mümkün olabilir ki? Bir fındık, bir kubbenin zirvesinde nasıl sâbit bir şekilde durabilir ki? Akıl sana rehberlik edecektir, fakat sâdece kapıya kadar; seni O'na O'nun rahmeti götürmelidir. Aklın rehberliğiyle oraya seyr edemezsin, sapmış olan diğerleri gibi sende bu ahmakça hatâya düşme!. Bize yolda rehberlik eden O'nun rahmetidir; O'nun işleri O'na rehber ve şâhiddir!.
Ey sen! Kendi doğasını kendisini bilmekten âciz olan, ALLAH'ı nasıl bileceksin? Kendini bilmekten yoksun olduğun halde, her şeye kâdir olana nasıl ârif olacaksın? O'nun bilgisine doğru ilk adımları dâhi bilmediğin halde, O'nu O olarak idrak edebileceğini nasıl düşünürsün?”

(Hakim Senaî kaddesallahu sırrahu, Hadikatu’l- Hakika)

Hakim Senaî kaddesallahu sırrahu burada.: “Kendi Zâtından başkası Kendisini bilemez!” diyerek: ALLAH’ı =>yalnız ALLAH HAKkıyla BİLir” demektedir...


Resim---Aişe radiyallahu anha Annemiz.: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı yatakta kaybettim ve araştırdım, derken elim ayağının altına rastladı. Secdede idi ve.: "Allahumme inni euzu bi-rizake min sahtike ve euzu bi-muafatike min ukubetike ve euzu bike minke lâ uhsi senâen aleyke. Ente kemâ esneyte alâ nefsike.: ALLAH’ım! SEN'in rızanı şefaatçi kılarak öfkenden SANA sığınıyorum. Affını şefaatçi yaparak cezandan SANA sığınıyorum. SEN'den de SANA sığınıyorum. SANA layık olduğun senâyı yapamam. SEN kendini senâ ettiğin gibisin!" diyordu." dedi.
(Muvatta, Tirmizî ve Ebu Davâd'un)

Hakim Senaî Hazretleri'nin burada.: “Akıl sana rehberlik edecektir, fakat sâdece kapıya kadar; seni O'na O'nun rahmeti götürmelidir.” Derken bahsettiği rahmet, şüphesiz ki “Rahmeten li’l- âlemin” olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den başkası değildir.

ALLAH’ın RAHMet dağıtım kanalı memba’ğı Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimizin mübârek NÛRU’dur. Akılların KEVSERi’dir o. O halde Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimizin NÛRU’na SELL ü SaLL etmek, Teslim OLmak ve İstikâmet BULmak zorundayız ki, bizi ALLAH’a SaLL etsin!.

Bu, O’un görevidir ZÂTen. SALa binmek bize SaLL’ı sağlamak ise Resûlullah’a ait bir görevdir. Akıl bunu yaptığında akl-ı SeLiM/SiLM olur hani Salâvât-i Şerifelerimizde hep söyleriz ya.: “ALLAHumme Salli ve Sellim ve bârik alâ seyidinâ MuhaMMedin...” burdaki Sallim ve Sellim bizim ham akıllarımızı isâl/ulaşım edişimizi ve teslimiyetimizi bildirmektedir.
Resûlî Pirize akıl fişimizi soktuğumuzu ifâde ediyoruz burada.

Soru.: Akıl, Resûl’e nasıl sall eder ve nasıl teslim olur?.
Cevâb.: İdrak ederek..
Soru.: Neyi idrak edecek ki aklımız?
Cevâb.: Aczini idrak edecek tabi ki: “Ben bu işi çözemiyorum, ben El Âlim ve El Alîm olan ALLAH’ın sınırsız Bahr-i İlmi’ni ihata edemem, ben bundan acizim!.” diyerek..

Hani “Fakrîyyet=>Aczîyyet=>Zillîyyet=>İllîyyet” diye dörtlülerimiz vardır, sitemizde tekrar ederiz sürekli, iste o dörtlüdeki “Acziyyet” burada da ortaya çıkar diye düşünüyorum..

Dr. Munir Derman kaddesallahu sırrahu Hocamız, bu hususu ALLAH Dostu Der ki isimli eserinin II. Cildinde şöyle dile getirmektedir.:
ALLAH’ı idrakden âciz olduğunu beşer hissettiği dakikada =>O’nu idrak etmiştir..”
ALLAH’ı bulamıyacağını anladığı dakikada =>insan ALLAH’ı BULmuştur”...


Bu cümleler Hakim Senaî Hz.nin sözü ile ne kadar da paraleldir.:
“Akıl O'nun Hakîkatini aradı =>Randıman veremedi; O'nun yolu üzerinde süratli bir iktidarsızlık hâsıl oldu ve O'nu BİLiyordu.”

İdrak-i meâli bu küçük akla gerekmez,
Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez!.

(Ziya Paşa)

Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anhu.: “El aczu ani'l- idraki, idrakun: ALLAH’ın ZÂTı ve Sıfatlarını gerçek idrak etmek, idrak edemeyeceğimizi idrak etmektir!." buyurur.

İnsÂN, bunu sadece bedenen dille değil, aklen idrak ettiği zaman “SALL” etmeye ve ALLAH celle celâluhu ve RESûLü sallallahu aleyhi ve sellem’e Teslim olmaya Muhtaç, Mecbur, Me'mur ve Mahkum olduğunu ANLAr. Ana Rahmi’nden çıkan bebeğin rücu’ yeri, Er Rahîm’dir. Akıl, israf yaparak acze düşünce bilir. Bu yüzden kendisine aşağıdaki âyetin mânâsı hasıl olur.:


قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمٖيعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ
Resim---“Kul yâ ıbâdiyellezîne esrâfû alâ enfusihim lâ tagnetû mi’r- rahmetillâh, innallâhe yağfiru’z- zunûbe cemîâ, innehû huve’l- ğafûru’r- rahîm: De ki: ey nefisleri aleyhine israf etmiş kullarım! ALLAH’ın rahmetinden ümidi kesmeyin, çünkü ALLAH bütün günahları mağrifet buyurur, şübhesiz ki o öyle GAFÛR öyle RAHÎM O!.”(Zumer 39/53)

Bu âyet-i kerimeden anladığım, ALLAH celle celâluhu ümidinizi kesmeyin Rahmetullah var, diyerek Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Selleme teslimiyetin gerekliliğini ve SALL’in ve SELL’in ancak insana uzatılan “Rahmetenli’l- âlemin” ipine tutunarak sağlana bileceğini, bu ipin “Habli’l- Verîd” olarak bizde zâten mevcud olduğunu, dışarıda başka şeyler aramayıp bu “RAHMET” i kendimizde bulup ona teslim olunca günahlarımızın mağfiret edileceğidir. Resûlsuz ALLAH’a gideceğini ve Aklıyla ALLAH’ı ihata edeceğini sanarak bütün zamanını, nefsi aleyhine israf ederek harcayanlara diyoruz!..

Dr. Munir Derman Hocam bu hususta,:
Rahmet, Resûlullâh'ın kalb-i pâkine ve rûh-u muallâlarına mütealliktir.
Onun için Cenâb-ı HAKK Kitâb-ı Celîlinde (meâlen): “Ben ve Melâikeler Nebî'ye selât u selâm getiriyoruz. Ne duruyorsunuz, siz de selât u selâm getirin, acabasız teslim olun!.” buyuruyor...
Rahmet-i ilâhiye bu makamdan tevzi’ olunur,
İlâhî rahmet Hakîkat-ı Muhammedîyye, nâzil olmadıkça onun parçaları olan hakikatlere nâil olunamaz.
Selât u selâm getirmek, herkesin nefsi için rahmet taleb etmektir.
Bunu anlayan insanda basîret başlar...
Basîret; Evliyâya, Makâm-ı Fuadda fetih buyurulan ruh gözüdür.”

(Dr. M. Derman kaddesallahu sırrahu, Allah Dostu Derki I.Cilt)


اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا
Resim---“İnnellahe ve melaiketehu yusallune ale’n- nebiyy, ya eyyuhellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima.: Muhakkak ki Allah ve Melâikesi Peygambere hep salât ile tekrim ederler, ey o bütün iyman edenler! Haydin ona teslimiyyetle salât-ü selâm getirin!”(Ahzâb 33/56)

Akıl fethettiği şeyleri fethettiği yönüyle idrak eder.
El-Fettah olanı kim feth-i ihata edebilir?
Basar gördüğünü idrak eder, El-Basîr’i kim idrak edebilir?
Hulâsa-yı kelâm, herkesi sollayarak ALLAH celle celâlihu olma sevdâsından vaz geçmek, seni, beni, onu ortadan kaldırıp Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “BİZ BİR-İZ”-liginde buluşmak Lâzım ve FARZ-ı AYNdır biz mü’minler için İnsâe ALLAH..
O zaman;
Şeriatta Lâ ilâhe illâALLAH”ı =>Nefsimizde BİLerek,
Tarikatte Lâ ilâhe illâ HU”yu =>Pîrimizde BULarak,
Mârifette Lâ ilâhe illâ ENTE”yi =>Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de OLarak,
Hakikatte de Lâ ilâhe illâ ENE”yi =>HaKK Teâlâ’ya bırakarak, “HaKk!” dersek ve YAŞAtırsak,
Ne mutlu “BİZ”e!..


لَا تُدْرِكُهُ الْاَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْاَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطٖيفُ الْخَبٖيرُ
Resim---“Lâ tudrikuhu’l- ebsaru ve huve yudriku’l- ebsar, ve huve’l- latîfu’l- habîr.: O'nu gözler idrâk etmez, gözleri o idrâk eder, öyle Lâtif öyle Habîr O!”(En’âm 6/103)

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
Resim---“Vemâ erselnâke illâ rahmeten li’l- âlemîn(e).: BİZ, SENi ancak ÂLEMLERE RAHMEt olarak gönderdik.”(Enbiyâ 21/107)

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- veridi.: Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha YAKINız.”(Kaf 50/16)


Resim
M.M.M. MuhaBBetLerimLe...

GaRiBÂN..

Ve EsmâULLAH.:

ALLAH celle celâlihu.:
Resim

er RahîM:
Resim

El Âlim: Resim

El Alîm: Resim

El Fettâhu: Resim

El Gâfuru: Resim

El Hakku: Resim

El Hâliku: [img]http:
//www.muhammedinur.com/photos/galleries/m ... hâliku.jpg[/img]
[/b]
Resim
Cevapla

“Tasavvuf” sayfasına dön