Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post Reply
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

FARKLI BİR SÛFÎ TİPOLOJİSİ.:
OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..


* A Different Sûfî.: Dr. Münir Derman..

ESRAGÜL BAYRAKTAR.
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Bu makale “Cumhuriyet Dönemi Mutasavvıflarından Doktor Münir Derman Hayatı Eserleri ve Tasavvufî Görüşleri” başlıklı doktora tez çalışmamızdan üretilmiştir..

Özet.: Münir Derman, 20. yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti’nde yetişmiş münevverlerdendir. Bu makalede Münir Derman’ın hayatı ile ilgili kısa bir bilgi verilerek, günümüz tasavvuf anlayışından farklı bir sûfî olarak yaşadığı dönemde tasavvufu hayatına nasıl adapte ettiği ele alınacaktır.

Anahtar Kelimeler.: Münir Derman, Türkiye Cumhuriyeti, 20. yüzyıl, tasavvuf doktor, felsefe, psikoloji, judo..
Abstract.: Münir Derman is one o f the intellectual people who was brought up in the 20th Century Republic o f Turkey. In this article, a brief information will be given about M ünir Derman’s life and as a modern day sûfî, his approach to Sufism and the way he adapted Sufism to his life will be explained. K ey Words: M ünir Derman, Turkish Republic, 20th Century, Sufism, doctor, phi losophy, psychology, judo..

Makalemize konu olan Operatör Dr. Münir Derman, 1909-1989 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşamış 20. yüzyıl mutasavvıflarındandır. Kendisi mutasavvıf kimliğinin yanı sıra bir tıp doktoru, psikolog, filozof, ilahiyatçı, hâfız, akademisyen, filolog ve judocu kimlikleriyle karşımıza çıkmakta ve tüm bu farklı alanları aynı anda idare ederek topluma hizmet vermesiyle dikkat çekmektedir. Bu makalemizde, Dr. Münir Derman’ın hayatını kısaca inceleyerek, farklı alanlarda yaptığı çalışmalar, bu çalışmaları hayatına nasıl adapte ettiği ve bir mutasavvıf olarak bu ilim dallarını “Halka hizmet H akk’a hizmet” düsturuyla nasıl insanların hizmetine sunduğunu görerek, farklı bir sûfî olarak kendisini daha yakından tanıma imkânı bulacağımıza inanıyoruz..


Image GİRİŞ.:

1-) ANNESİ, BABASI ve SÜLALESİ.:

Operatör Dr. Münir Derman, 8 Temmuz 1909 (h. 1326) yılında Trabzon’da doğmuştur. Annesi Şehvâre Hâtun, babası Ahmet Râsim Efendi’dir. Annesi 1882’de Gümüşhane’de, babası 1866’da Trabzon’da doğmuştur. Şehvâre Hâtun’un annesi Pembe Hâtun, babası Uzun Mehmet (Mehmet Nuri) Efendi’dir.
(1)(1) T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Hane Listesi, Trabzon Merkez, Gülbahar Hatun Mahallesi.

Anne tarafından büyük annesi Gül Hatun veya halk arasında ismi Evliyâ Kadın’dır. Türbesi Gümüşhane’nin Hedre Köyü'ndedir. Dayısı, 1946 Genel Seçimlerinde CHP’den 8. Dönem Gümüşhane Milletvekili olan Hasan Tahsin Tüzün’dür.

(2)(2) Hasan Tahsin Tüzün.: 1889 yılında doğmuştur. Anne adı, Pembe, baba adı Mehmet Nuri’dir. Veterinerlik Okulu’nu bitirmiştir. Seçimlerden önce maliye memurluklarında, veterinerlikte, lise öğretmenliklerinde, 1. Dünya Savaşı ve istiklal Savaşı’nda İhtiyat Subayı olarak, İmar İskân Müdürlüğü’nde, İnhisarlar Müfettişliği’nde, Zâtişleri Müdürlüğü’nde, İnzibat Komisyonu Başkanlığı’nda, İnhisarlar Müdürlüğü’nde, İktisadi Teşekküller İdare Meclisi Azalığı’nda görev almış ve Etibank Teftiş Heyeti Müdürlüğü yapmıştır. Bunun dışında, Milli Hareketler sırasında Trabzon’da ilk defa toplanan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kongresi’nde Gümüşhane’nin müntehab azâsı olarak bulunmuştur. 1946 Genel Seçimleri’nde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Gümüşhane Milletvekili olarak seçilmiştir. Evli ve iki kız çocuğu babasıdır. 20.10.1962 tarihinde vefat etmiştir. (Bkz. TBMM Arşivi: TBMM Olumluk Kağıdı. Dönem VIII. 1392, Gömüşane Milletvekili Tahsin Tüzün)

Babası Ahmet Rasim Efendi’nin annesi Kafkasya’dan Cevâhir Hatun, babası Buhara’dan Hacı Ali Efendi’dir.

(3)(3) Nüfus Kayıt Örneği, Trabzon İli, Trabzon Merkez (1686), Gülbahar Hatun Mahallesi, C. no: 13, Hane No: 238.
Münir Derman’ın baba tarafından büyük dedesi Kafkasya’dan Şeyh Şâmil’dir.

(4)(4) Ahmet, Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman’ın Hayatı ve Mektupları, Ankara, 1993, s.19.
Hâcegân silsilesine mensup Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi ile de akrabalık bağı olduğu ifade edilmektedir.

(5)(5) Hüseyin, Budak, Ahmed Ziyaüddin Efendi’nin; Şemâili, Ailesi, Doğduğu-Çocukluğunun Geçtiği Muhit, Vefât Tarihi ve Kütüphâneleri, I. Uluslararası Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 3-5 Ekim 2013, Gümüşhane, s.75-85.
Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi’nin Münir Derman’ın anne tarafından büyük dedesi veya büyük dayısı olduğu söylenmektedir.

(6)(6) 2014 Aralık ayında Eskişehir’den talebesi Ertürk Küçükaslan ile yapılan mülâkattan.

Bu konuda yaptığımız araştırmalar neticesinde Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi’nin Münir Derman’ın anneannesinin ağabeyi veya erkek kardeşi olma ihtimali daha yüksektir, çünkü 63 yaşında geç bir evlilik yapmıştır ve bu evlilikten çocuğu olduğuna dâir kayıtlarda herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır.

(7)(7) İrfan, Gündüz, Gümüşhânevî Ahmed Ziyaüddin Hayatı, Eserleri, Tarikatı ve Halidiyye Tarikatı, Seha Neşriyat, İstanbul, 1984, s. 74.

Münir Derman, daha doğmadan önce Nazım ve Nuriye isminde iki kardeşi vefat etmiştir. Babası Ahmet Rasim Efendi, 1925’te 54 yaşında, Münir Derman henüz 16 yaşındayken vefat etmişlerdir. Kendisinden 8 yaş büyük ağabeyi Hasan Kazım Gürdal 1901 yılında Trabzon’da doğmuş, 1950 yılında 49 yaşında iken, annesi 1967’de 86 yaşındayken vefât etmiştir..

(8)(8) Derman, Münir, Allah Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu, 3. Baskı, s. 5-6.
Annesi Şehvare Hanım genç yaşta hem iki evlâdını kaybetmiş hem de 38 yaşlarında eşini kaybetmiş ve iki erkek evlâdını kendisi büyük yokluk içinde yetiştirmiştir. Münir Derman’ın manevi eğitiminde çok önemli yeri olan kişilerden birisi hiç şüphe yok ki annesi Şehvâre Hâtun’dur. Bu takvâlı anne, çocuklarına abdestsiz süt vermediğini özellikle belirtmiş, sütün abdestle süslenmesi gerektiğini vurgulamış ve âilesine abdestsiz hiç yemek pişirmediğini de oğlu ile aralarında geçen konuşmalarda ifâde etmiştir.

(9)(9) Derman, Münir, Allah Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu, Baskı 2, s. 227.

Şehvâre Hâtun dîni hassasiyetleri detaylı uygulayan, tasavvufî ter biyeyi hayatına hâkim kılan ayrıca çocuklarını yetiştirirken hem yaşayışıyla hem de öğütleriyle, onları Allah rızasına uygun olarak yetiştirmek için çok gayret sarf eden dindar ve ihlâslı bir kadındır. Sohbetlerinde annesinin daha onüç-ondört yaşlarından itibaren kendisini teheccüd namazına kaldırdığını ve o yaştan itibaren hayatı boyunca teheccüd namazlarını hiç kaçırmadığını ifâde etmiştir.

(10)(10) Aynı eser, s. 226-227.
Münir Derman’ın abdestsiz hiçbir şey yapmama konusunda sohbetlerinde ve eserlerindeki nasihatlarının temelinin de annesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Annesi manevi derinliği olan, ancak riyadan kaçınan ve gizli bir hazine gibi içinde yaşayan, çoğu zaman konuşmalarından hissedilebilen bir kadındı. Münir Derman, kendisini yetiştiren kişilerden bahsederken.: “Vaaz ve nasihatçim Şehvâre Hatun”
(11)(11) Age, s. 5-6.
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

2-) KISACA HAYATI.:

a-) ÇOCUKLUĞU.:
Çocukluğu ile ilgili hatıralarından anlaşıldığı kadarıyla bu dönemde düşman işgâli başladığı için (1916-1918)


(12)(12) Öksüz, Hikmet, Usta, Veysel, I. Dünya Savaşı Sırasında Rus Donanmasının Trabzon Ve Çevresini Bombalaması, Türkiyat Mecmuası, c. 24, Bahar, 2014, s. 25.

Münir Derman Trabzon işgâl edilince,

(13)(13) Akarca, Halit Dündar, İşgal Döneminde Trabzon’da Rus Politikaları (1916-1918), Uluslararası Karadeniz İncelemeleri Dergisi, sayı: 7, s. 141-152.
Âilesiyle birlikte yedi yaşındayken Gümüşhane’ye göç eder. 19 Temmuz 1916’da Ruslar tarafından Gümüşhane’de işgal edilmiş,

(14)(14) Türkiye Büyük Millet Meclisi, Genel Kurul Tutanağı, 22. Dönem 2. Yasama Yılı 53. Birleşim, 17 Şubat 2004 Salı.
Ve yaklaşık iki yıl Rus ve Ermenilerin vahşetine sahne olmuştur. Gümüşhâne de işgal edilince bulundukları Hedre köyünden de muhacir çıkarak önce Merzifon’a ardından da Ankara’ya gelirler.

(15)(15) Münir Derman Sohbet Kaydı No: 15
Ankara’da Hacı Bayram Câmii’nin altındaki ahşap evlerden bir ev kiralayarak bir yıl kadar bu evde otururlar.

(16) (16) Kılıçaslan, Ahmet, Evliyaullahtan Doktor Münir Derman’ın Hayatı ve Mektupları, Ankara 1993, s. 36.

O döneme bakıldığında, 18 Nisan 1916’da Trabzon’un Rus işgali altına girmesiyle batıda işgale uğramamış şehirlere doğru Müslüman Türk göçü başlamıştı. Bu zorlu göç, açlık, sefalet, salgın hastalık ve ölümleri de beraberinde getirmişti. Yaklaşık iki yıllık bir süreyi yollarda geçiren muhacirler, 18 Aralık 1917’de imzalanan Erzincan Mütarekesi’yle Rus ordusunun çekilmesi üzerine evlerine dönmek için yola çıkmışlardı. Büyük acılardan sonra evlerine dönebilen Trabzon muhacirleri, geride bıraktıklarından neredeyse hiçbir eser bulamamışlardı. Evleri yakılıp yıkılmış, eşyaları talan edilmiş, hayatlarını idame ettirebilecekleri kadar bile yiyecek bulmanın mümkün olmadığı ve salgın hastalıkların iyice yayıldığı bir memleket bulmuşlardı. Geri döndükleri topraklarında bunca sıkıntı ve zorluğa göğüs germeye çalışarak Rus işgalinin sona ermesiyle kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışmışlardı.

(17) (17) Usta, Veysel, Tanıkların Kaleminden Rus İşgalinden Sonra Trabzon’un Durumu, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, Yıl 9, sayı: 17, Güz 2014, s. 135; Cevdet Aşkın, Birinci Dünya Savaşı Boyunca Gümüşhane Ve Çevresinde Rus İşgali’nin Sosyal Yansıması, Mavi Atlas, 6/2016: s.109-126.

Münir Derman’ın annesi muhacir çıktıkları o dönemi oğluna şöyle anlatır.: “Oğlum muhacir çıktık. Köyde kimse kalmadı. Hayvanlarımızı, tavuklarımızı bile yanımıza aldık. 15 kovan arımız vardı. O mübârek hayvanları kendi sahibine bıraktık. Fakat çok üzüldük. Hatırlar mısın bilmem senin bir kedi ile siyah bir horozun vardı. Onları da baban aldı. Kediyi boğazına kadar torbaya, horozu da kafese koydu. Sen ağlamıştın horozu da alalım diye. Hıçkırıyordun. Baban.: “Horozun sırası mı şimdi!.” dedi. Sen de.: “Sabahtan öter baba!” demiştin."
“Ana hatırlamıyorum”,
“Hatırlamadığın iyi oğlum. O dertlere tahammül edecek azâ insan vücudunda yok. Bize bakma. Dertle birlikte merhamet devam ederse insan bunun altında ezilir”.

(18) (18) Derman, Münir, Allah Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu, 2.
Annesinin anlattıklarından ve Rus işgali ile ilgili yapılan akademik araştırmalardan görüldüğü kadarıyla o dönem toprakları işgale uğramış olan bölge halkı çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır.


(19) (19) Bknz: Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesi 3 üncü Ordu Harekâtı, C.I, Ankara 1993, s. 5.; Enis Şahin, İngiliz The Times Gazetesi’ne Göre Trabzon’un Ruslar Tarafından İşgali, Uluslararası Karadeniz İncelemeleri Dergisi, Güz 2009, S. 7, s.117-141; W.E.D. Allen-Paul Muratoff, Türk-Kafkas Sınırındaki Harplerin Tarihi, Ankara 1966, s. 348.; N. Monastarev, Birinci Dünya Harbinde Karadeniz Cephesi, (Çeviren: Afif Ertuğrul), Ankara 1948, s. 40.; Bir Ömür Bir Şehir, Trabzonlu Gazeteci Cevdet Alap’ın Anıları, (Hazırlayan: Hikmet Aksoy), Trabzon 2008, s. 30, 31.; Mustafa Reşit Tarakçıoğlu, Trabzon’un Yakın Tarihi, Trabzon 1986, s. 4, 5. 13 M. Salih Gürses, Rus Filosunun Trabzon’u İlk Bombardımanından Bir Hatıra, Yeniyol Gazetesi, 2-3 Mart 1948.; Muzaffer Lermioğlu, Akçaabat-Akçaabat Tarihi ve Birinci Genel Savaş-Hicret Hatıraları, İstanbul 1949, s. 196; Kemal Arı, Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi, Ankara 1997, s. 76. Vb..

Videolar.:
Trabzon Rus İşgali Video Kaydı.:


1916 Rus işgal birlikleri Trabzon kent merkezinde

Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

b-) TASAVVUFA İNTİSABI.:

Münir Derman tasavvufa çok küçük bir yaşta intisab etmiştir. Trabzon’da 1914’te beş yaşından itibaren, Hocası Ömer İnan Efendi’nin mânevî eğitiminde ilerler, ondan feyz alır, Hafız Nigar Hatun’un eğitiminde yedi yaşında iken hafız olur..

(20)(20) Münir, Derman, Allah Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu, c. 5 sahf. 288.

Şeyhi Ömer İnan Efendi, tıpkı Münir Derman’ın dedeleri gibi Özbekistan-Buhara’dan gelip Trabzon’a yerleşmiş, Trabzon’da Câmi-i Kebîr’de imamlık yapmıştır. Maalesef kayıtlarda Ömer İnan Efendi ile ilgili bir bilgiye rastlanılmamakta, sadece Münir Derman’ın eserlerinde ve sohbetlerinde bahsettiği çeşitli hatıralar ve bir adet fotoğrafı bulunmaktadır..

(21) (21) Ömer İnan Efendi ile ilgili hatıralar için bkz.: Esragül Bayraktar, Cumhuriyet Dönemi Mutasavvıflarından Doktor Münir Derman Hayatı Eserleri ve Tasavvufî Görüşleri, basılmamış doktora tezi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, s. 218-230.

İleride mânevî eğitimini verecek olan Ömer İnan Efendi ile ilk mânevî tecrübesini beş yaşında iken ağabeyi Hasan Kazım ile birlikte yaşar. Kendisi bu hususu şöyle anlatır.: “Ağabeyim Hasan Kazım onüç, ben de beş yaşlarındaydım. Sabah namazından sonra, Câmi-i Kebîr yakınında bir kahvehâne önünde câmi cemaati sohbette idiler. Ben babama yalvarıyordum. Bizi minâreye çıkar diye. Babam bizi minâreye çıkarmak istemedi. Câmi imamı Ömer İnan Efendi Hazretleri ağabeyimle beni aldı götürdü minareye çıkardı. Ağabeyimin boyu uzun olduğu için o Trabzon’u minâreden görebiliyordu. Ben göremiyordum. Ömer İnan Efendi beni tutup kaldırdı. Minârede döne döne bana Trabzon’u gösterdi. Daha sonra da.: “Münir seni aşağıya atacağım!” dedi ve beni aşağı bıraktı, arkadan da ağabeyim Hasan Kazım’ı minâreden attı. Sanki paraşütle inermişim gibi yavaş yavaş aşağı iniyorduk. Arada bir yukarıya bakıyorum. Ağabeyim de ağır ağır iniyordu. Yere yarım metre kalınca hızla düştüm, ağabeyim de indi. Biz koşa koşa kahve Önündeki babamın yanına gittik.: “Baba Hoca Efendi bizi minâreden aşağı attı!.” dedik. Babam inanamadı. Ama biz ısrar edince şaşırdı.
“İmam Efendi bunlar ne diyor?” diye sordu. O da.: “Atacağım, atacağım!. dedim attım!.” dedi."

(22) (22) Kılıçaslan, Evliyaullahtan Doktor Münir Derman, s. 34.

Münir Derman daha çok küçük yaşlarda Hocası’nın kerâmetlerini görmüş, o’na teslimiyeti tam bir talebe olmuştur ve çok genç bir yaşta mânevî tekâmülünü tamamlamak nâsib olmuştur. Kâmil bir mürşidin dizinin dibinde başlayan terbiyesi, bu velînin himayesinde, aynı zamanda mânevî murakabesinde, tasavvufî bir atmosfer içinde gerçekleşmiştir. Münir Derman, Hocası ile ilgili önemli bir mânevî tecrübeyi de on yedi yaşındayken yaşar. Liseyi bitirdikten sonra devlet bursu ile Fransa’da üniversite okuyacağı açıklanınca, Hocası Ömer İnan Efendi’ye vedâ ziyâretine giderek.: “Türkiye’de okulunun bittiğini ve Fransa’ya gideceğini” söyler ve o’ndan duâ alır..

(23) (23) Münir, Derman, Allah Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların ilki Yazılacak Sırların Sonu, c.5. s.5.

1927 yılında Fransa’da, bir gün dersten çıkıp odasına gelir. Mutâdı üzere ders kitaplarını odasına bırakıp Japon Kulübü’ne judoya gitmeyi planlamaktadır. Odasına girdiğinde siyah sarıklı üç kişi görür, onlardan önce korkar ve hemen kapısını kapatır. Daha sonra onlarla görüşür. Bu üç kişi Münir Derman’ın omuzunu öper ve bir tanesi de çıkarıp bir kâğıt verirken.: “Bunu Hocan gönderdi, bunu al oğlum, derslerine devam et!.” der. Sonra duvarın içinden yürüyüp giderler. Münir Derman o kâğıdı o günden sonra hep saklamış ve talebelerine bu olayla ilgili hayretinin son nefesine kadar devâm ettiğini ifade etmiştir..

(24) (24) Aynı eser, s. 5; ayr..bkz.: 7 No’lu sohbet ses kaydı.

Bu tecrübeyle ilgili.: “Bunlar akıl laboratuvarında eritilip tahlil edilecek şeyler değildir. Akla vurduğun zaman tımarhânelik olursun!.” diyerek, yaşanılan kerâmet ve mânevî hallerin hiçbir zaman mantıkî olarak bir
açıklamasının olamayacağını, bu tür olayların ancak manevi boyutta açıklanabileceğini, aksi takdirde insanı çıldırtacak kadar aklı zora sokacağını ifâde etmiştir..

(25) (25) Aynı sohbet ses kaydı.

Fransa’da üç meçhul şahıs tarafından odasına bırakılan kâğıtta ne yazdığını ise şu şekilde açıklamıştır.: “Vesveseyi bırak... Ne kadar işin ve arzun, dileğin varsa, hepsini kazâ ve kadere teslim et... Kendini, nasıl dilerse öyle iş gören ALLAH’a bırak... Ve bekle!.. Telaşı terk et!. Istırabı, üzüntüyü kaldır. Murat yolu kendi kendine görünür, o yola düşersin. Aç kal kimseye söyleme. Dertlerini yoksulluklarını, ıstıraplarını söz haline geçirme. Melekler bile duymasın!.. Derdin olursa HAKk ile konuş!. O, her şeye yeter. Sefâlete düşersen vakur ol!. Sabret!. HAKk’a bile ellerini istek için kaldırma!. Yalnız hamd için kaldır. ALLAH seni senden iyi bilir... HAKk’ta erimek dünyada budur!..”

(26) (26) Ağe. s.6.

Münir Derman bir sohbetlerinde.: “Çocukluğumdan itibaren HAKk’ın nasibetu’l-feyzleri’nden istifâde ettiğim, ellerini öptüğüm büyüklerimden bir nebze söyleyeceğim.” diyerek mânen istifade ettiği Hocaları’ndan bazılarının isimlerini saymıştır.
Bu kişiler.: Trabzon’da Ömer İnan Efendi, Eleşkirt’te Ömer Efendi, İstanbul’da Zihni Efendi, Trabzon’da Haçkalı Hoca, Riyad’da Mennan Hz.’leri, Cezayir’de Ebu Dehir Hz.’leri, Cizre’de Ebu Ferda Hz.’leridir.

(27) (27) Talebesi Hüseyin Kanyılmaz’dan alınan ses kasetlerinden dinlenerek yazılmıştır. Kasetin üzerinde “Sanatoryum Sohbeti” yazıyor ancak Almanya’da yaptığı bir sohbet..
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

c-) EĞİTİM HAYATI.:
Münir Derman ilk ve ortaokulu Trabzon’da, Liseyi de Trabzon Erkek Lisesi’nde okumuş,
(28) (28) Trabzon Erkek Lisesi İdman Yurdu Hüviyet Varakası.
Ve liseyi birincilikle bitirmiştir. 1927 Maarif vekili Necati Bey zamanında Avrupa’ya eğitim için öğrenci gönderilecektir. Çeşitli liselerden mezun olanlar arasında, “Avrupa Konkuru”
(29) (29) Kansu, Şarman, Türk Promethe’ler: Cumhuriyetin Öğrencileri Avrupa’da (1925-1945), s, 1-4.
adı altında sınavlar düzenlenir. Fransa’ya ve Almanya’ya öğrenci gönderilir. Münir Derman da bu seçilmiş öğrencilerden biri olarak Fransa’ya gönderilen grupta yer alıyordu.
(30) (30) Akçura, Yusuf, Türk Yılı 1928. s. 128-129 http://acikerisim.tbmm.gov.tr:8080/xmlu ... /11543/508 (7.09.2016 tarihinde alınmıştır)

Liseyi bitirdikten sonra devletin açtığı burs sınavına katılır. Hatta bu sınavla ilgili önemli bir hatırasından “Büyük Adam ” başlığıyla yazdığı bir makalede bahsetmiştir.
(31) (31) “Büyük Adam” başlıklı bu makale Münir Derman’ın talebesi Hüseyin Ayırgan tarafından şahsıma Eylül 2013 tarihinde verilmiştir. Aynı makalenin yayınlanması ile ilgili olarak talebelerinden Hüseyin Kanyılmaz şâhid olduğu bir olaydan bahsetmiştir. Şöyle ki, Münir Derman bu makaleyi yazdıktan sonra talebesi Hüseyin Kanyılmaz aracılığıyla Kültür Bakanlığı’na göndermiş, Kültür Bakanlığı’nın dergisinde yayınlanmış, yayınlandıktan sonra makale ile ilgili kendisine bir ücret gönderilmiş ancak Münir Derman bu ücreti kabul etmeyerek geri göndermiştir.

Sınavda Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Napolyon hakkında bir soru da vardır. Soruda.: “Napolyon kimdir?. Atatürk kimdir?.” diye bir kıyaslama yapılması istenir. Bu soruya Münir Derman şu şekilde cevap verir.: “Mustafa Kemâl Paşa büyük bir asker.. Napolyon da büyük bir asker. Aralarında zaman mekân farkı var. İkisinin de kendilerine mahsus üstün tarafları var!.”
“Bir mukayese yapar mısın?.” diye sorduklarında ise.: “Atatürk imparatorluğu cumhuriyet yaptı, Napolyon ise cumhuriyeti imparatorluk yaptı!.” şeklinde cevap vermiştir.
Sınavda bulunan Mustafa Kemal, bu cevabı çok beğenmiş, elini arkadan omuzuna atmış ve onu sıkıca kendisine doğru çekmiştir.
(32) (32) Ahuzer, Deniz, Münir Derman’ın Hayatı ve Kişiliği, Basılmamış Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2000, s. 2.

O sınavda Fransa’ya gönderilmek üzere sekiz öğrenciyi Atatürk bizzât seçmiştir. Münir Derman, bu devlet bursuyla tahsil hayatında önemli bir adım atarak yıllarca yurtdışında okuma imkânı bulmuştur. Türk öğrenciler öncelikle dil öğrenmek amacıyla Dijon’da Lycee Carnot’a kaydedilmişlerdir.
(33) (33) Lycee Carnot internet sitesi: http://lyc21-carnot.ac-dijon.fr/
Orada “Maison de le Patronage” adında bir yurtta kaldığından sohbetlerinde bahsetmiştir.
(34) (34) Münir Derman Sohbeti Kayıt No: 7.

Fransa’da aynı dönemde birlikte gittiği öğrenciler arasında Türk edebiyatının ünlü isimlerinden, Trabzon Lisesi’nden de arkadaşı, aynı zamanda akrabası olan olan Sabahattin Eyüboğlu da bulunmaktadır. Münir Derman, Lyon Üniversitesi’ne kayıt olarak, yedi yıllık devlet bursunun üç yılında Psikoloji Bölümü’nü bitirmiş, daha sonra Felsefe Bölümü’nü tamamlamış, ardından orada Tıp Fakültesi’ne kaydolmuştur.
(35) (35) Aynı kayıt.

Tıp Fakültesi’nin de dördüncü sınıfına geçtiğinde aynı anda okuduğu Mısır’da bulunan Câmi‘u’l-Ezher’den de mezun olarak, Türkiye’ye dönmüş, tıbbiyenin son sınıfını da İstanbul’da bitirmiştir. Bir sohbetinde eğitim hayatından kısaca şöyle bahsetmektedir.:
“1927’de devlet bizi Avrupa’ya gönderdi. Atatürk zamanında ilk Avrupa’ya giden talebeleriz biz. Enver Ziya, Sabahattin, Rahmi, Sabri Esat, Bekir, ben, Bahti. Biz Lyon’a gittik. Lyon’da Lycée de Carnot’ta Fransızca öğrenecektik. Ben lisân biliyordum. Bir ay kaldım orada, Lyon’a gittik. Lyon’da fakülteye kaydedildim. Üç senede psikolojiyi bitirdim. Yedi sene kalacaktık orada. Ondan sonra felsefeyi bitirdim. Tıbbiyeye yazıldım orada. Aynı zamanda Mısır’da ilahiyata kaydedildim. Altı ay orada, üç ay orada, dört ay orada, beş ay orada. Tıbbiye dördüncü sınıfa geçtim. Câmi‘u’l-Ezher’den mezun oldum. Geldim İstanbul’a. (1934) Üniversite inkılabı olmuş. O zaman Profesör Şekip Bey’in yanına bizi muavin verdiler Sabri Esat’la. Tıbbiyenin son sınıfını da burada bitirdim. Aynı zamanda hem hocalık yaptım, Yüksek Muallim’de, Üniversite’de Lisân Rektörlüğü yaptım, ondan sonra Ankara’ya naklettiler."
(36) (36) Münir Derman Sohbeti Kayıt No: 7.
Münir Derman, 1927’de gittiği Fransa’dan yedi yıl sonra 1934 yılında Türkiye’ye dönmüştür. 1933 yılında Üniversite İnkılâbı yapılmış ve üniversitelerde birtakım değişiklikler olmuştur. Bu sebeple, tıbbiyenin dördüncü sınıfından itibaren eğitimine İstanbul D âru’l-Fünûn’da (İstanbul Tıp Fakültesi) devam etmiştir.
(37) (37) Müfit, Ekdal, Tıbhâne’den Nümûneye, http://haydarpasanumune.gov.tr/HastaneIcerik.aspxPp =6c798471-23e3-4574-afc5-cae8c3fe6635 indirilme tarihi: 12 Ocak 2016

Yukarıdaki ifadelerinde ismi geçen Profesör Şekip Bey, Türk aydınlanmasının önemli isimlerinden Mustafa Şekip Tunç’tur. 1933 Üniversite reformuyla birlikte İstanbul Üniversitesi adını alan Darü’l-fünûn’da Edebiyat Fakültesi Ruhiyat ve Tarih-i Felsefe Müderrisliği görevini yapan Mustafa Şekip Tunç, Cumhuriyetin İlk Yıllarında görevine İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji (Ruhiyat) ve Terbiye Ordinaryüs Profesörü ünvanıyla devam etmiştir.
(38) (38) Batır, Betül, Cumhuriyetin İlk Yıllarında Mustafa Şekip Tunç’un Bilim Ve Aydın Tanımı, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı: 11, (2009-1), 63-79.
Türkiye’de psikoloji ilminin bilinmesinde büyük bir rol üstlenmiş önemli bir Türk düşünürüdür. Sadece İstanbul Üniversitesinde ve diğer öğretim kurumlarında verdiği psikoloji dersleriyle değil, bu alanda Türkçeye kazandırmış olduğu kıymetli tercümeler ve oldukça orijinal telif eserleri ile adeta Türkiye’de psikoloji biliminin kuruluşuna öncülük etmiştir. Türkiye’de Ruhiyat Müderrisi (psikoloji hocası) olarak bilinmekle birlikte, felsefe alanında yaptığı hatırı sayılır miktardaki tercüme ve telif eserleriyle, aynı zamanda önemli bir felsefecidir.
(39) (39) Horozcu, Ümit, Darülfünun İlahiyat Fakültesindeki Psikoloji Çalışmaları: Mustafa Şekip Tunç Örnegi, Dârülfünûn ilahiyat Sempozyumu Tebliğleri 18-19 Kasım 2009, İstanbul 2010, s. 399-403.

Münir Derman da Fransa Lyon Üniversitesi’nde hem Psikoloji hem de Felsefe alanında eğitimini tamamlayıp Türkiye’ye döndükten sonra Fransa’da kendisi gibi felsefe tahsili yapmış olan Sabri Esat Siyavuşgil ile birlikte Profesör Mustafa Şekip Tunç’un yanına muavin olarak atanmıştır. Bu görevini devam ettirirken Tıp tahsiline de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde devam etmiştir. Böylesine alanında kıymetli bir şahsın yanında çalışmanın kendisine ilmî açıdan çok büyük katkıları olmuştur. Kendisinin tıp alanında aldığı eğitime baktığımızda, bulunduğu dönemin hem Türkiye, hem de dünya çapında kendi alanlarında en başarılı şahsiyetlerden çok kaliteli bir eğitim aldığını görüyoruz.
Münir Derman’ın sohbetlerini dinlediğimizde ise, 1 Ağustos 1933’te “Üniversite Reformu” ile Tıp Fakültesi I. Cerrahi Kliniği direktörlüğüne uluslararası üne sahip Alman cerrahı Ord. Prof. Dr. Rudolf Nissen’in
(40) (40) Bkz. Ertuğrul, Göksoy, Rudolf Nissen: Cerrahpaşa Cerrahî Kliniği’ndeki çalışmaları ve Türk Cerrahisine katkıları, Ulusal Cerrahi Dergisi, Yıl: 2006, c. 22, Sayı: 2, s. 85-91; Fults DW, Taussky P. The life of Rudolf Nissen: advancing surgery through science and principle. World J Surg. 2011 Jun; 35(6):
1402-8. doi: 10.1007/s00268-011-1047-1. U.S. National Library of Medicine 1402-8. doi: 10.1007/s00268-011-1047-1. U.S. National Library of Medicine http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21424871 See comment in PubMed Commons below

tâyin edildiğini ve aynı dönemde Prof. Dr. Şinasi Hakkı Erel, Ord. Prof. Dr. Kazım İsmail Gürkan ve Dr. Fahri Arel’in de doçent olarak görev yaptığını öğreniyoruz.

Prof. Dr. Derviş Manizade o dönemi şöyle anlatmaktadır.:
“Ben bugün o günkü Cerrahi Kliniğinde, yer, âlet, imkân ve personel yetersizliklerine rağmen, yapılanları ve başarılanları düşündükçe, o günün hoca ve asistanlarının mânevî gücünü hayranlıkla hatırlıyor ve saygı duyuyorum. Binâ eski ve uygunsuz, malzeme ve personel eksik, arşiv yetersizdi. Fakat buna rağmen itiraf etmeliyim ki, 1937’de Cerrahpaşa’ya geldiğim zaman burada mükemmel uygulanan bir Cerrahi Ekolü bulmuştum. Bu ekolün oluşumu, merhum Burhanettin Toker ile başlamış, Nissen ile doruğuna erişmişti. Cerrahpaşa Cerrahi Servisi kısa zamanda ün salmaya başlamıştı. Burhaneddin Toker yolu ile getirilen Alman Ekolüne, Prof. Nissen tarafında getirilen Berlin Ekolü ve o sırada Haseki’den gelen Fahri Arel ile de İsviçre Cerrahi Ekolü eklendi."
(41) (41) Ertuğrul, Göksoy, Ord. Prof. Dr. A. Burhaneddin Toker: Türk Cerrahisine Katkıları, Ulusal Cerrahi Dergisi, yıl: 2005, c. 21, sayı: 2, s. 102-111.

Yukarıdaki ifâdelerden de anlaşılacağı üzere, Münir Derman, İstanbul Tıp Fakültesi’nde cerrahî alanında dönemin en ünlü tıp ekollerinden Alman, Berlin ve İsviçre ekollerini öğrenmiştir. Aynı zamanda tıp eğitimine Fransa’da başlamış olması Fransız Ekolüne de âşinâlık sağlamış ve tüm bu farklı ekolleri sentezleyip doktor olarak başarıyla uygulama imkânı bulmuştur. Nitekim o, yaptığı çok önemli ameliyatlarla hem Türkiye hem de dünyada gündem konusu olmuştur. Bu başarılarında aldığı kaliteli eğitimin rolü yadsınamaz.”

Münir Derman eğitim hayatından bahsederken tıbbiyede okuduğu dönemde yaşadığı bir hatırasından bahseder.:
“Haseki’de son sınıftaydım, Kemal Bey’in yanında. Profesör Nissen geldi oraya, bir de imtihan var. Profesör Zulman geldi, kulak burun mütehassısı. İmtihandan sonra Kazım İsmail Bey, onlar o zaman doçenttiler. Hakkı Şinasi Paşa’nın oğlu. Ondan sonra Ziya Konuralp. Onların üçü sınıf arkadaşıdır. Tekkelerden Mekkelerden falan bahsederken, bu eski Rufaî şişlerinden bahsettiler. “Bunlar da nasıldı, masıldı” falan dediler. Kemal Bey ve Kazım İsmail Bey de biliyorlardı, beni çağırdılar. Dedi.: “Bu odada bir şey”. Getirdiler büyük bir şiş. Bakıyorlar, buradan soktuk, buradan çıkardık onu. Herman şaşırdı. Röntgenle gittiler baktılar oraya. Ondan sonra çıkardık bir şey yok. Herman Almanca.: “Kafam tutuldu” dedi. “Şişi buradan sokuyor, buradan çıkarıyor. Ama, hayret! Hayatta! Röntgenle bakıyorlar. Hakîkat. Nasıl olur?.” dedi.
“Ben de bilmiyorum." dedim.
(42)(42) Münir, Derman, Sohbeti, dakika 9.

Yukarıdaki hatırasında ismi geçen şahısların hepsi Türkiye’nin tıp alanında önde gelen mümtaz şahsiyetleridir.

Mazhar Osman, 1935-1940 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Merkezi’nde Baştabip olarak hizmet etmiştir. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Kliniğinde görev yaptığını ve bu yıllarda kendisinin de Hocası olduğunu ifade etmiştir. Mazhar Osman’ı insan olarak çok sevdiğini söylemiş, çok yardımsever ve dürüst olduğunu vurgulamış ve bazı hatıralarını anlatmıştır.

Münir Derman, İstanbul Tıp’ta öğrenciyken, aynı zamanda Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde, Fransızca ve Psikoloji dersleri vermiş, hem çalışmış hem de okumuştur. Babası 1925 senesinde, Münir Derman 16 yaşındayken vefât ettiği için, gençlik dönemlerinde maddî sıkıntılarla imtihan olmuş, okumak için geceleri sabaha kadar gazete kâğıtlarından kese kâğıdı yapıp satarak okul masraflarını karşılamaya çalışmıştır.
(43)(43) Özel Görüşme: Kızı Ayşin Derman, Kasım 2015.

Kendisi 4 fakülteyi, Fransa Lyon Üniversitesi Psikoloji ve Felsefe Bölümleri, İstanbul Tıp Fakültesi ve Câmi‘u’l-Ezher Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni başarıyla bitirmiştir.

Bir sohbetlerinde.: “Ben beş, altı lisan bilirim. Rusça da dâhil, Almanca, Fransızca. Bizim lisanımız gibi güzel bir lisan yoktur.” der. Bildiği diller; Fransızca, Arapça, Almanca, Farsça, İngilizce ve Rusça’dır. Bu dillerin kültür ve edebiyatları hakkında derin bilgi sahibidir. Fransızca ve Almanca olarak yazmış olduğu makaleler bulunmaktadır.
(44)(44) Talebesi Hüseyin Kanyılmaz tarafından şahsımıza verilen “Münir Derman, Influence Meteorologique sur le fonctionnement de l’organisme, Payot, Paris, 1940” adlı bir makalesi bulunmaktadır.
Türkçeyi ve Fransızcayı, zengin nüanslariyle, titizlikle kullanırdı. Bu alanda, özellikle kişisel çabalarıyla oluşturduğu bilgisini kuvvetli hafızasının da yardımıyla her an canlı tutup, geliştirmiştir. Yabancı dillerin yanı sıra, bilhassa Fizik, Kimya, Matematik gibi Fen Bilimlerinde, Astronomi alanlarında da son derecede bilgilidir.
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

d-) EVLİLİĞİ.:

Münir Derman, İstanbul’da müfettiş olan dayısı Raşit Feridun’un kızı Cahide ile evlenir. Cahide Tüzün, 1916 Kelkit doğumludur. 1942’de Bozüyük’te Ayşin isminde bir kızları dünyaya gelir. Ayşin Hanım liseyi, İstanbul’da bulunan Özel Notre Damme de Sion Koleji’nde yatılı olarak okumuştur. Münir Derman’ın kızı Ayşin Hanım’ın ilk evliliğinden Gülbânu adında bir kızı, ikinci evliliğinden de Feryâl ve İsrâ adında iki kızı vardır. Münir Derman, eşi ile ilgili olarak.: “Çileli insanların mânevî yönleri kuvvetli olur. Yengenizde çok çileli birisidir. O nun için o evliya bir kadındır. Yengenize hürmet edin, onun duasını alın!.” demiştir.
(45)(45) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 104.

Eşi ile ilgili.: “Senelerce benim dertlerimle, çilelerimle, yoksulluklarımla arkadaş oldu. Bir “of!.” dememiştir. HAKk ondan razı olsun. Tam mânâsıyla bir hatun’dur. Allah’ım eksik etmesin!.” diyerek eşine olan saygı ve sevgisini belirtmiştir.
(46)(46) Talebelerinden Yaşar Koçhisarlı’ya yazdığ ı 06.02.1974 tarihli bir mektubundan alınmıştır.

Image

e-) SPORCU KİMLİĞİ.:

Münir Derman, Trabzon Erkek Lisesi’nde Uzakdoğu sporları ile yakından ilgilenmeye başlamış ve okulun spor kulübünde yer almıştır.
(47)(47) Trabzon Erkek Lisesi İdman Yurdu Hüviyet Varakası (Bu kimlik belgesi Prof. Atilla Murathan tarafından verilmiştir).

Fransa’ya gittikten sonra da bu ilgisini devam ettirmiş, okuduğu dönemlerde içindeki enerjiyi boşaltabilmek ve boş vakitlerini değerlendirmek için Japonlara ait bir Judo Kulübüne üye olmuştur. 1927-1931 yılları arasında “Franco Japonais” adlı Japonların açmış oldukları judo ve karate kulübünde siyah kuşak olarak diploma almıştır.
(48)(48) Club Judo-Karate Franco Japonais Diploma No: 217 (Diploması araştırmacı yazar Erol Elmas tarafından verilmiştir.).
Kendisi Avrupa’da siyah kuşak alan ilk kişidir.
(49)(49) Kendisi ile ilgili iş değişikliği amacıyla yazdığı kısa özgeçmiş ve Club Judo-Karate Franco Japonais Diploma No: 217’de en altta bu bilgi yazılmıştır. (Bu mektup torunu Esra Balcıoğlu tarafından verilmiştir.).
Münir Derman, bu okulu birincilikle bitirdiği için Japonlar tarafından ödüllendirilmiş ve Judo hocası Takai Samonaki tarafından Japonya’ya judo öğretmenliği yapması için dâvet edilmiştir. Ancak kendisi Japonya’ya gitmemiştir. 1969 yılında Tokyo Kodokan Enstitüsü jüri heyeti şeref ve liyâkat vesilesi olarak, enstitülerinde kırkıncı yılını doldurması vesilesiyle “Yedi Dan’lık”
(50)(50) Judo’da “DAN” ifâdesi ustalık belirtmektedir. Türkiye Judo Federasyonu’nun internet sitesinden judo ile ilgili detaylı bilgi alınabilir. https://sgm.gsb.gov.tr/Public/images/ SGM/Federasyon/KYU%20%20KEMER%20%20VE%20DAN%20%20USTAL.pdf

pâyesini vermiştir.
(51)(51) 15.07.1969 Tokyo Kodokan Institute Özel Şeref Payesi Mektubu (Münir Derman’a Japonya Büyükelçiliği tarafından iletilmiştir) Bu mektup torunu Esra Balcıoğlu tarafından verilmiştir.

Münir Derman, judoyu hiçbir zaman hayatından çıkarmamış, en yoğun olduğu zamanlarda bile Eskişehir’de fahri olarak judo hocalığı yapmış, pek çok gencin yetiştirilmesine vesile olmuştur.
(52)(52) T.C. Türkiye Judo Federasyonu Belge ve Kimlik Kartı, s. 1-21 (Bu belge ve kimlik kartı araştırmacı yazar Erol Elmas’dan alınmıştır).

Kendisi Eskişehir’de polislere de judo eğitimi vermiştir.
(53) (53) Eskişehir Judo Dojosundan Selamlar Başlıklı Afiş ve Eskişehir’de polislere ve gençlere jodu eğitimi verirken çekilmiş fotoğraflar. Bu afiş ve fotoğraflar talebesi Hüseyin Kanyılmaz’dan alınmıştır. Ayrıca, Kızı Ayşin Derman ile yapılan görüşme.

Altmış iki yaşında Eskişehir’de Judo Kulübü’nde önüne gelen her genci yendiği gibi kulübün judo öğretmeni dördüncü kuşak Fransızı “Aikido” oyunu ile yere vururken, fotoğrafçı Haşmet İnönütepe fotoğrafını çekmiş, Günaydın Gazetesi’nde yayınlanmıştır. Bu olay,.:“Altmış iki yaşındaki, Eskişehirli Doktor judocu bütün rakiplerini yeniyor.” başlığı ile verilir.
(54)(54) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 156-157.

Münir Derman’ın hem judo gibi çok disiplin gerektiren bir sporu, profesyonel bir şekilde, en üst seviyede uygulaması bedensel açıdan önemli olsa da, halvet, çile ve riyâzet gibi büyük bir disiplin gerektiren ruhî ve mânevî gelişimine katkı sağlayacak bu tür tasavvufî uygulamalarla hem madde hem de mânâ boyutunu daha çok genç yaştan terbiye edebilmiştir. Judo’da çok ağır şartlarda antrenman yaparak ve sınavlardan geçerek “yedinci kuşak dan” olabilmiştir. Bu disiplin, özveri, çalışkanlık, tasavvuf terbiyesinde kendisine yol gösterdiği gibi, hayatın diğer alanlarında da başarısına sebep olmuştur. Kendisinden bahsederken.: “Karakterim disiplini sever, âmirlerime itaatten daha büyük zevk duyacak mâhiyettedir.” demiştir.
(55)(55) Münir Derman’ın bir iş başvurusu sebebiyle yazmış olduğu özgeçmişi. (Bu mektup kızı Ayşin Derman’dan alınmıştır.)
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

f-) BULUNDUĞU GÖREVLER.:

Münir Derman, Kahire dönüşü, Paşa Şevki Bey’in yanına muavin olarak tâyin edildiğini ve Tıp Fakültesi’nin son sınıfını da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladığını anlatır. Kendisi Yüksek Üniversite’de okutmanlık yapar, daha sonra Ankara’ya nakil olur. Tıp Fakültesinden tanıdığı Talal ismindeki bir arkadaşının vasıtasıyla Suudi Arabistan’a gider, birkaç yıl orada çalışır ve Suudi Kralı’nın saray doktorları arasına girer.
(56)(56) Elvan, Sesli, Dr. Münir Derman’ın Hayatı, Eserleri ve Tasavvufî Görüşleri, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Eylül 2013, s. 7.

Suudi Arabistan’da doktor olarak bir teneke altın biriktirir. Türkiye’ye dönmeden önce Kâbe’yi ziyarete giderek orada önüne gelen fâkirlere, biriktirdiği bu parayı dağıtır. Kesesinde bir miktar altını kalmış, başka bir fâkire bir altın verirken, arkasından omuzuna vuran birisinin.: “Hepsini ver ona!.” demesiyle kesesiyle altını verir ve yurda parasız olarak döner.
(57)(57) Kılıçaslan, s.59.

Hükümet tabibi olarak Ağrı’nın Eleşkirt ilçesinde görevlendirilerek iki yıllık şark hizmetini tamamlar, buradan Bilecik’in Bozüyük ilçesi hükümet tabipliğine naklen tayin edilir. Bozüyük’te 1938-1945 yılları arasında yedi yıl Hükümet Tabipliği yapmıştır.
(58)(58) T.C. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Zatişleri ve Muamelât Genel Müdürlüğ ü Sicil Şubesi Müdürlüğü, Münir Derman’a ait sicil karnesi. Sicil No: Dr. 3048 (Araştırmacı yazar Erol Elmas tarafından verilmiştir).

1945’te Eskişehir Hükümet Tabipliğine tayin edilir. Bir müddet sonra da Eskişehir Devlet Hastanesi’nde, Genel Cerrah ihtisasına başlar ve Operatör Doktor olur. Kendisi İktisâdi ve Ticâri İlimler Akademisi’nin kurucularındandır. Bu üniversitede Fransızca okutman olarak görev yapmış ve Fransızca dersleri vermiştir. Eskişehir’de bulunduğu dönemde fahrî olarak okullarda Fransızca ve Judo öğretmenliği, ayrıca câmilerde vâizlik yapmış ve bu görevleri gönüllülük esası üzerinde yürütmüştür.
1949 yılında cerrahi ihtisasını vermiş, genel cerrah olarak Eskişehir Devlet Hastanesi’nde 22 yıl operatör doktor ve klinik şefi olarak hizmet etmiştir. Kendisi genel cerrahî, batın cerrahîsi ve kemik üzerinde 22 yıl çalışmış ve bu konularda uzmanlaşmıştır. Altı binden fazla ameliyat yapmıştır. Özel muayenehane açmamış, sürekli devlet hizmetinde çalışmıştır.
(59) (59) Kendisi tarafından yazılmış mektup.

1962 yılında dünyada ilk defa tamamen kopan bir bacağı ameliyatla tutturarak uluslararası tıp dünyasında ilgi çekmiştir.
(60) (60) Aynı mektup.
Bir kamyonun ön koltuğunda genç delikanlı bacağını camdan dışarı sarkıtmış uyukluyorken, çok yakından hızlı bir şekilde geçen başka bir araç çocuğun bacağının kopmasına sebep olur.
(61) (61) 2015 Kasım ayında kızı Ayşin Derman ile yapılan mülakattan.
Bacağı kopan bu çocuğu hastaneye getirirler. Çocuğun annesi can havliyle.: “İyi bir cerrah yok mu? MuhaMMed (sallallahu aleyhi vesellem) aşkına şu bacağı taksın!” diye bağırır. Bacak kopalı 2,5 saat olmasına rağmen Münir Derman “MuhaMMed (sallallahu aleyhi vesellem) aşkına!.” ifâdesini duyunca çocuğu ameliyat eder, kopan bacağı başarıyla yerine takar. Ameliyattan sonra Münir Derman çıkıp şükür secdesine kapanır.
Bir sohbetinde bu olaydan da bahseden Münir Derman, çocuğun annesinin “MuhaMMed (sallallahu aleyhi vesellem) aşkına Doktor Bey çocuğumu kurtar!" demesi üzerine duâlar ederek Resulullah’tan himmet istediğini ve Resulullah aşkına bu operasyonu yaptığını ifâde etmiştir. 1962 yılında yapmış olduğu bu başarılı ameliyatı basında duyan Sovyetler Birliği, Amerika Sağlık Bakanlığı ve Almanya Sağlık Bakanlığı takdirnâme gönderir ve bu ülkelerden davet telgrafları alır. Kendisine John F. Kennedy tarafından hem takdir belgesi hem de madalya gönderilmiştir. Bu madalya ve tebrik mektupları kabrindeki depoda bulunmaktadır.
(62) (62) 2015 Kasım ayında kızı Ayşin Derman ile yapılan mülâkattan.

Türkiye’den o dönem yetkili makamlardan ise herhangi bir takdir mektubu gelmemesi, kendisini üzer.
(63) (63) Özel Görüşme: Sabri Tandoğan, Eylül 2013.

Münir Derman kendisine ameliyat hakkında soru sorulduğunda.: “Başarı Türk doktorluğuna aittir.” şeklinde bir cevap vererek hiçbir şekilde başarısını üzerine almamıştır.

Yaptığı bu başarılı ameliyattan cesaret alarak dört tane kopan bacağı tutturmuş, çok tehlikeli bir göğüs ameliyatında da müdahale ederek başarılı olmuş ve bu vakalar dönemin gazete ve dergilerinde yayınlanmıştır.
(64)(64) İş değişikliği sebebiyle yazdığı kısa özgeçmişi.

Benzer bir ameliyatı 1964 yılında da gerçekleştirmiş ve bu ameliyatı 24 Temmuz 1964 yılındaki Akşam gazetesinde İsmail Sadık’ın hazırladığı haberle belgelenmiştir.
(65)(65) Akşam Gazetesi, 24 Temmuz 1964, Haber: İsmail Sadık. Fotoğraf: Eray Ünler.

Hayatının her anını insanlara faydalı olmaya adayan Münir Derman, doktorluk dışında da câmilerde vaazlar vermiştir. Eskişehir’de câmide vaaz verirken söylediği bir cümle kendisini daha iyi tanımamız açısından önemlidir. Sohbetinde şöyle söylemektedir.: “Biraz da duâ edelim. Çünkü bugün üç kişinin midesi patladı, bir kişinin de bağırsağı dolandı, dört tane ameliyat yaptım. Şimdi bir bağırsağı dolanan daha var, gidip onun ameliyatını da yapacağım. O nun için çok yorgunum!.”
(66)(66) Münir Derman vaaz kaydı. No: 38.

Bu ifâdesinden de anlaşıldığı üzere, doktor olarak uzun süren ve çok ciddî ameliyatlara girdiği halde, aynı gün içinde kaç tane riskli ameliyat yapsa da tüm yorgunluğuna rağmen câmideki vaaz kürsüsüne çıkarak, insanları irşad etmek için elinden gelen tüm gayreti sarf etmektedir. Tıpkı Eskişehir, Denizli
(67)(67) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 100.

ve Almanya’da olduğu gibi Ankara’da da çeşitli câmilerde vaazlar vermiş ve halkı irşad etmek için uğraşmıştır. Ankara’da uzun yıllar, Ankara’nın Altındağ ilçesinin Samanpazarı Mahallesinde bulunan Selçuklu dönemine ait Arslanhâne Câmii (veya Âhi Şerafettin Câmii)’nde vaazlar vermiştir.
(68)(68) Aynı eser, s. 95.
Eskişehir’deki görevinden emekli olduktan sonra, Eskişehir Ticari ve İktisadi İlimler Akademisi’nde 1965-1971 yılları arasında öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. 8 Temmuz 1970’de Eskişehir Devlet Hastanesi Hariciye Poliklinik Operatörlüğü görevinden ayrılmıştır.
Bu tarihten itibaren 6 Ekim 1971 yılına kadar Eskişehir Sağlık Okulu meslek dersi öğretmeni olarak çalışmış ve buradan emekliye ayrılmıştır.
(69)(69) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlük Sayı:: 20-2-09-791-002.

Münir Derman, 1971 yılından sonra altmış iki yaşında Almanya’ya gitmiş, on yıl kadar Almanya’da doktorluk ve anatomi hocalığı yapmıştır. Almanya’da bulunduğu sürede resmi görevi dışındaki saatlerde câmilerde vaazlar vermiş, orada çok sevilmiştir.
(70)(70) Kılıçaslan, s. 129-130.

“Erenler vazife verdiler. HAKk müsaade etti, gurbete geldik.”
(71)(71) Kılıçaslan, Evliyaullahtan Doktor Münir Derman, s. 219.

“Çile emri bitinceye kadar bu devam edecek.” demiştir.
(72)(72) Aynı eser, s. 213.

“Erenler vazife verdiler.” diyerek mânevî bir sebeple görevlendirildiği, aynı zamanda Almanya’da ortaya çıkabilecek âfetleri önlemek gibi bir görevi olduğu, talebelerine yazdığı mektuplardan anlaşılmaktadır. Hızır’la yaptığı görüşmede Hızır (aleyhisselâm)’ın.: “Kavm-i Lût utanır bunların yanında... Ağlama! Takdiri İlahî böyle, önüne geçilmez. Beşerin felaketi yakındır. Gayretine dokunuyorsa çekil buradan âfet nöbet bekliyor hemen gelir. Ama buraya niçin geldiğini biliyorsun. Takdire bırak. Sakın bedduâya gitme!.”
(73)(73) Almanya İdstein’dan yazdığı 01.01.1974 (9 Muharrem Cuma) tarihli mektuptan alınmıştır.
sözleri bizlere mânevî görevi ile ilgili bilgi vermekte ve neden vatana çok istedikleri halde bir türlü gelemediklerini açıklamaktadır. Almanya’da bulunduğu sırada çocuklar için tesirli bir öksürük şurubu icâd eder, patentini alır. “Binotal Saft” adlı ilacın patent haklarını da Alman Hükümetine hediye etmiştir. Bayer firması, Münir Derman’ın da çizgi roman şeklinde resmedildiği çocuklara yönelik ilacın hikâyesini anlatan bir broşür hazırlamıştır.
(74)(74) Binotal Saft Broşürü (Kızı Ayşin Derman tarafından verilmiştir).

Bu ilaç çok başarılı olmuş, hâlâ dünyanın pek çok ülkesinde satılmaktadır. Ancak kendisi ilacın patenti gereği alması gerektiği halde hiçbir maddî hak vs. talep etmemiştir.
(75)(75) Özel Görüşme: Kızı Ayşin Derman, Kasım 2015.
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

g-) SON YILLARI ve VEFÂTI.:

Almanya’da uzun yıllar yaşadıktan sonra yurda döner. Hem kendisinin hem de talebelerinin o döneme ilişkin mektupları incelendiğinde Türkiye’ye dönüş tarihlerinin 1983 yılı olduğu ortaya çıkmaktadır.
(76) (76) Kılıçaslan, s. 29.


Kendisi hiç bir maddî servete sahip değildi. Almanya’dan döndükten sonra son yıllarını Ankara’da Hanecioğlu Oteli’nde geçirdi. Kendisinin evi yoktu. Eşi ile birlikte yalnız başına, eski tanıdığı dostlarıyla yetindi. Kendisini otele ziyârete gelenlerle yakından ilgilenir, sohbet eder, yazmış olduğu yeni notlarından pasajlar okurdu. Etrafında fazla insan toplamamıştır. İnsanlar da kendisine pek yaklaşamamıştır.
Kimseyi kovmamış ancak istemediği ziyaretçileri mânen uzaklaştırmıştır. Yanına abdestsiz olanları almamıştır. Abdestsiz olanlar anlaşılmaz bir şekilde daha gelmeden engellenir, karşısına çıkamazlardı. Hiçbir zaman kerametini açığa vurmak istemezdi ancak ara sıra çevresindekilere özellikle son zamanlarında bu yönüyle de görünürdü. Anlayanlar olursa.: “Ben doktorum bunları bilirim, okudum öğrendim, kitaplarda yazar!” diyerek kapatmaya çalışırdı.

Hayatını çileler ve ağır riyâzetlerle, dertler ve büyük sıkıntılar içinde geçiren Münir Derman, insanlardan uzak, sâde bir kul olarak yaşamış ve öyle de vefât etmiştir. Genellikle camilerdeki vaazlarından ve doktorluğundan tanıyan ve sevenler ilminden istifade etmeye çalışmışlardır.
(77) (77) http://www.facebook.com/dr.munir.derman ... an?sk=info

Münir Derman adetâ manevi yönünü göremeyenlerin yanına yaklaşır, kendisini görebilenlerin yanına yaklaşmazdı.
(78) (78) Demir, Sıddık, Ankara’nın Gönül Erleri, Kuğu Kitap, Ankara, 2014.
Bu şekilde kendini gizlerdi. Ankara’da Ulucanlar’da Hanecioğlu Oteli’nde uzun yıllar kalmış, ancak ağır rahatsızlığı ortaya çıkınca son zamanlarını -iki buçuk sene- “akciğer kanseri” sebebiyle Ankara’da Sanatoryum Hastanesi’nde geçirmiştir.
Vasiyetlerinde.: “Dünyaya garip geldim, garip gitmem lâzım. Garibin yeri tenhadadır!.” ifâdesiyle sessiz bir köy kabristanına gömülmek istediğini özellikle belirtmiştir. Son iki yılını geçirdiği ve tedavi edildiği Sanatoryum Hastanesi’nde 2 Aralık 1989 Cumartesi günü, saat 15.00’te vefât etmiştir. 3 Aralık 1989 Pazar günü Ankara’nın kuzeybatısında yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Abalı Baba Türbesi’nin olduğu Memlik Köyü’nde toprağa verilmiştir..
(79) (79) Derman, Münir, Allah Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu, c. 5, Ankara 2010, s. 292.

Münir Derman, tüm hayatını insanlara hizmete adamış, bir ânını dâhi boş geçirmeyen bir şahsiyet olarak yaşamış ve geride önemli eserler bırakarak Âlem-i Bekâ’ya irtihal etmiştir. Kendisi tarikat kurmamıştır. Günümüz dergâh, tekke gibi yapılanmalarına rağbet etmemiş, talebe, mürid, şeyh isimleri altında etrafına kalabalık insan yığınları toplamamış, şeyh iddiasında bulunup, dış görüntüyle etrafındakileri kandıranları ise sürekli eleştirmiş, insanları bu tür dini ve tasavvufu sömürenlere karşı uyanık olmaya davet etmiştir. Din kisvesi altında, sarıklı cübbeli ortalıkta dolaşanları eleştirmiş, dışınızla değil içinizle görünün diyerek talebelerine tavsiyede bulunmuştur. Çeşitli akımlara bölünmüş, anarşiyle aslını kaybeden tarikat kamplarına ayrılmış, özü sevgiden uzak, birlikten kopmuş insanları gördükçe çok üzüldüğü, memleketin selâmeti için sürekli duâ ettiği talebeleri tarafından görülmüştür. Kendisi yurtdışında ve yurtiçinde yaşadığı şehirlerde câmilerde vaazlar vererek ve doktor olarak kendisini tanıyanları irşad etmek için uğraşmış, kendisinden mânen faydalanmak isteyenleri ise reddetmemiş, mümkün olduğunca yardımcı olmuştur.
(80)(80) Derman, Münir, Allah Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu, c. 5, Ankara 2010, s. 290.
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

2-) ESERLERİ.:

Yazdığı eserlerin okunması, düşünülmesi ve sahip çıkılmasını talebelerine söylemiştir.: “Elinizde bulunan kitaptaki bahisleri çokça okuyun. Anlamaya çalışın. Düşünün. İçinde gizli çok şeyler vardır. Cümleler üzerinde durun. 10 sayfalık kitap içinde 170 ciltlik kitap gizlidir. Çok rica ederim, okuyun, düşünün... Bu yazıları da kaybetmeyin. Yazık olur. Bir deftere kaydedin!.” diye uyarıda bulunmuştur.
(81)(81) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu, c.2 s.239..

Münir Derman gerek sohbetlerinde gerekse yazılarında kendine has üslubuyla dikkat çekmektedir. Eserleri başka kitaplardan derleme değildir. Yazıları önceleri İslam Dergisi’nde yayınlanmıştır; bu dergideki yazılarında okurlardan kendisine ulaşan ve çoğunlukla mânevî inceliklere dâir soruları da cevaplandırdığı bilinmektedir. Daha sonra “ALLAH Dostu Der Ki” başlığı ile yayınlanan notlarını titizlikle hazırlamış; yanlışsız olması için dikkatle yazdırmışlardır. Münir Derman’ın eserlerinde tasavvufun tefekkürî yönüyle ilgilendiği, genelde Vahdet-i Vücûd anlayışı çerçevesinde yorumlar yaptığı görülecektir. Şeriat çizgisindeki tasavvuf düşüncesini anlatmayı hedeflememiştir. Zâhirî mânâdan çok işârî yorumlara yer vermiştir. Kendisinin hâlihazırda basılmış eserlerinin hepsinin isminin “ALLAH Dostu Der Ki...” şeklinde başlıyor olması, akademik açıdan yaptığımız alıntılarda ve içeriğin incelenmesi sırasında bir karışıklığa meydan veriyor olabilir. Aynı zamanda kitaplar talebelerinin kendi gayretleriyle bastırıldığı için, çoğunda yayınevi, basım tarihi ve yeri gibi bilgiler bulunmamaktadır. Çıkmış eserleri dokuz kitaptan ibarettir..
Bunlar sırasıyla.:
ALLAH Dostu Der Ki... Su C ilt 1,
ALLAH Dostu D er Ki... Su C ilt 2,
ALLAH Dostu Der Ki... Su C ilt 3,
ALLAH Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu Cilt 1,
ALLAH Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu Cilt 2,
ALLAH Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu Cilt 3,
ALLAH Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu Cilt 4,
ALLAH Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu Cilt 5,
Kenz’ül Hakîka,
İslamiyette Kaza ve Kader İnanması…
dır.

TERCÜME ESERİ ise.:
"Muhiddin-i Arabî Hazretlerinin Müslümanlara Nasihatleri kitabı"dır. Bu kitabı Abdullah Toprak ile birlikte tercüme etmişlerdir..

Bunun yanı sıra Tıbbî Makaleleri.:
(82) (82) Talebesi Hüseyin Kanyılmaz tarafından şahsımıza verilen.: “Münir Derman, Kan Gruplarının Karakter ve Bünyevî Hastalıklara göre Orijinal Bir Etüdü, Bozüyük Basımevi, 1947” adlı bir makalesi bulunmaktadır. Bu makalenin yanı sıra kütüphânelerde bulunduğu görülen ancak ulaşamadığımız diğer bir makalesi ise, “Rektum ve Sigmoidde Nadir Görülen İki Yabancı Cisim” İstanbul Çocuk Hastanesi Tıp Bülteni, İstanbul, (1), 00.01.1968, 182-.”
Çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı makaleleri bulunmaktadır..

BASILMAMIŞ ESERLERİ.:
En önemlisi “Kur’ÂN-ı Kerim Meâli, İcazî Tefsiri, Ledünnî Tefsiri 11 cilt.”
Bu eseri, 50 sene çalışma sonucu yazmıştır. Bu Ledünnî Sırlardan bahseden çalışması maalesef kayıptır.
Bu tefsirle ilgili bir sohbetlerinde.: “Kitapta reklamını yaptım ama nasıl bastıracağım?. Öteki tefsirler bundan 300, 400, 500, 1000 sene öncesine dayanıyor. Ben bugün Ay’a gidiyorum. Benim bilgimle onlar anlayamazlar. Onlar bilmiyorlar, ben atomu adam akıllı biliyorum, onlar seziyorlar. Ben kimya biliyorum, onlar bilmiyor.” demiş,
(83)(83) Münir Derman sohbet kaydı..

15. 000 sayfa olduğunu da belirtmiştir. Bu durumda tefsirinin her cildi ortalama 1. 300 sayfa olmalıdır. Bu ledünnî tefsirin önceden yazılmış tefsirlerden barklı olarak bulunduğumuz çağın bilgileri ve bilimsel gerçekliklerini göz önüne alarak ayetleri açıkladığını ve bu devrin insanına hitab edecek önemli bir eser olduğunu ifâde etmiştir.:
Kur'ÂN-ı Kerîm’de her cümlenin bir icâzı vardır. 7 türlü mânâsı vardır. Bir mânâlar vardır, doğrudan doğruya iskelet mânâsıdır. Diğer mânâları bâtınî, zevkî, sırrî mânâlarıdır. Sır, insanın tahammül hududuna inmemiş şeylerdir. Şeriat, insanın tahammül hududundan hariç olan şeylere karışmaması için kurulmuş zincirdir. Karıştırmayacaksın onları!.” diyerek Kur'ÂN-ı Kerîm’deki farklı mânâ boyutlarından bahsetmiştir.

Münir Derman, yazdığı kitapların yanı sıra hayatı boyunca pek çok farklı dergide yazılar yazmıştır. Bunlardan bir kısmı İslamî konularda, bir kısmı da felsefe, psikolog ve tıp alanlarındadır.

MAKALE YAZDIĞI DERGİLER.: “Işık”, “Hamle: Edebiyatta, Sanatta, Fikirde, İlimde” (1940), “İslam Dergisi” “İslam Âlem i”, “Yücel: Aylık Sanat ve Fikir Mecmuası (1960 İstanbul), “İşte Sanat Edebiyat” ve “Toprak” dergileridir.
Bozüyük Gazetesinde çeşitli yazılar kaleme aldığını da görmekteyiz.
(84)(84) Bu dergilerde ve gazetelerde yayınlanmış olan makalelerinden bir bölümü talebelerinden Hüseyin Ayırgan, Hüseyin Kanyılmaz ve Atilla Murathan’dan temin edilmiştir..

“Su” kitabı ile ilgili cilt 1 ve 2’yi birleştirerek cilt 3 adı altında bastırmış ve en çok da cilt 3’ü okuyucularına tavsiye etmiştir. Yazılarında sürekli manevi sırlardan üstü kapalı olarak bahseden Münir Derman, sırların detaylarını açıklamasa da söylemek istediklerini paragraf aralarına saklayarak veya bir sonraki paragrafta barklı bir şekilde açıklama yaparak okuyuculara bilgileri aktarmaya çalışmaktadır. Bu sebeple eserlerini iyi anlamak için dikkatli, tefekkür ederek ve sık sık okumak gerekmektedir. Kimi zaman ilk okuyuşta anlaşılmayan bir ifâde zaman içinde birkaç kez okunduğunda anlaşılmaktadır..
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

Image ALLAH DOSTU DER ki... SU CiLt 1.:

64 sayfa olan Cilt 1 ile ilgili Münir Derman şöyle söyler.: "Bu kitabı hor görme... SU işte, biliyoruz deme!.. Hocanın yolu bir gün deniz kenarına düşmüş. İki avucunu doldurup ağzına götürmüş. Tuzlu, içilemez olduğunu görünce, oradan uzaklaşmış. Biraz ileride mütevazi bir çeşmeye rastlamış. Hemen çanağı doldurup kana kana içtikten sonra, denize dönerek.: “Boşuna kabarma!.” demiş. “SU dediğin işte böyle olur!.”
Bu “SU” da bir damla SUdur amma... amması var. Hele sabret, dikkatle oku!.”

((85)(85) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der Ki... SU, c. 1, s. 27.)


Diyerek, aslında kısa gibi görünen bu mütevazi kitabın içeriği ile ilgili okuyucuyu kinâyeli bir şekilde bilgi vermekte ve kanaatimizce çok kapsamlı gibi görünen kitapların kimi zaman insanın SUsuzluğunu gideremeyeceğini, ancak Gönül Pınarından süzülen cümlelerin insanın ruhundaki SUsuzluğu gidereceğini ve kalbindeki boşluğu dolduracağını ifade etmektedir.

SU” kitabı için.: “Biz bu kitapta coşkun gönülleri olan, secdeye başını koyan, kalbindeki çarpan ALLAH lafzını sezenlere, Resûl için canını ortaya koyanlara, İslâm olanlara söylüyoruz. İnanmayana, kendi kendini unutup insanlık kıymetini kaybedip.: “Ben bilirim, âlimim, ben mürşidim, ben şuyum, ben buyum!.” diye gaflet ve dalalette olanlara söylemiyoruz. Zâten bunlar bu kitabı eline alamazlar. Alsalar bile anlayamazlar. Anlasalar bile okuyamazlar. Bu da bu kitabın sırrı... Selâm olsun bizden size. Buyurun kitabı okuyun!..”

((86)(86) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der Ki... SU, c. 1, s. 22.)

Diyerek kitabıyla ilgili bilgi vermiş ve herkesin okuyamayacağını veya anlayamayacağını özellikle belirtmiştir. Bir mutasavvıfın meşrebi, üzerinde tecellî eden esmâlar yakın meşreb olanları aynı bir mıknatıs gibi kendisine çekmektedir. Yüzyıllardır farklı mutasavvıflar gelmiş, eserleri okunmuş, ancak kişiler hangi mutasavvıfı kendilerine yakın hissediyorlarsa onu takib etmişlerdir. O sebeble, Münir Derman’ın eserlerinin de herkese hitap etmeyeceği âşikardır.
Bu eserine neden “SU” ismini verdiğini de şöyle söylemektedir.: “Eline bir avuç toprak al da bak. Neler var içinde... Sen de içindesin... Topraktan bu hâle gelmen için SU ile karışman lâzım, toprak, cesedin. SU, ruhun!”

((87)(87) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der Ki... Su, c. 1, s. 22, s. 33.)


Diyerek SUyun insanın yaratılışındaki önemini açıklamıştır. Bu eserinde.: “Azîz okuyucular; size SU ile serinlik verdim. Artık SU’ya girip bu SU ismindeki kitabı, sessiz gürültüsüz, kendi kendinize kaldığınız bir köşede okuyabilirsiniz. Şüphe ve tereddüt etmeyiniz. SU’yu bulandırmayınız. Bu UMMAN’a girmekten de korkmayınız!. Tuzsuz, tatlı bir denizdir. Fakat Lût Denizi’nde olduğu gibi insan içinde batmaz. Çünkü batanların küfrünü temizlemek içindi o Lût Denizi. Lût Denizi, çok tuzlu olduğundan içine atılan insan batmaz.”

((88)(88) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der Ki... Su, c. 1, s. 22.)


Diyerek okuyucuları tasavvuf yoluna dâvet etmekte, bu yolun huzur ve mutluluk kaynağı olduğunu, gerçek hayat kaynağı olarak insanları ALLAH’a kavuşturacağını ifâde etmektedir.

Münir Derman, “SU C ilt 1” adlı eserini.: “İnsanda zâhir olduğum gibi hiçbir şeyde zâhir olmadım” sözü ile bitirmiştir.

((89)(89) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der Ki... Su, c. 1, s. 22..)


Image ALLAH D OSTU D ER Kİ... SU CİLT 2.:

Bu eser 75 sayfadır. Kitaba.: “1. Mukaddeme cildinde SU’yu dudaklarınıza değdirdiniz. Şimdi yudum yudum içmeye başlayın. Birdenbire içmeyin. Sindire sindire olsun!.. Niyazımız bu kadar!..” diyerek başlar.

((90)(90) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der ki... SU, c. 1, s. 3..)


Kitabın ilerleyen bölümlerinde zaman, mekân, lâmekân, vakit, müddet gibi kavramları açıklar. Sonra da.: “Aslında ne zaman, ne mekân ve müddet vardır. Yokluk bile yoktur. Yalnız HAKk TeÂLÂ vardır. Bütün kuvvet ve kudretleriyle ortada görülmektedir.” der ve dünyanın bir andan ibâret olduğunu belirtir.

((91)(91) Derman, Münir, ALLAH Dostu Der ki... SU, c. 2, s. 39-40.)

Münir Derman’ın “ALLAH Dostu Der Ki... SU C ilt 2” adlı eseri de baştan sona tasavvufî açıklamalarla doludur. Belli bir sisteme göre gitmeyen, konu başlıkları altında işlenmeyen, daha bağımsız, sanki içine doğduğu şekliyle yazılmış gibi görünen bir kitaptır. Kitabın geneli değerlendirildiğinde, Vahdet-i Vücud’u kendi üslubuyla anlattığı görülmekte ancak Bâtınî Hakikatler söylediğinde kimi zaman.: “Bunu söyleyemem, söylenmez, sırdır!.” gibi açıklamalar yaparak fazla ileri de gitmemeye dikkat eder, üstü kapalı olarak belli Mânevî Hakikatleri anlatmaya çalışır.

Image ALLAH DOSTU DER Kİ... SU C İLT 3.:

Bu kitap da, 93 sayfadır. İncelendiğinde “ALLAH Dostu D er Ki... SU Cilt 2” kitabı ile çok benzerlik gösterdiği sadece bazı eklemeler yapıldığı göze çarpmaktadır.
Image
User avatar
gullale
Özel Üye
Özel Üye
Posts: 1309
Joined: 16 Jan 2008, 02:00

Re: OPERATÖR DR. MÜNİR DERMAN..

Post by gullale »

Image

Image ALLAH DOSTU DER ki.:

Münir Derman kaddesallahu sırrahu’nun bu eseri 171 sayfadır. İlk kitaplarına göre daha kapsamlıdır. Bu kitabın içeriği incelendiğinde, 1956-1965 yıllarında yayınlanmış olan “İslâm Mecmuâsı”na yazdığı birtakım makalelerin toplanarak kitap hâline getirildiği görülmekte ancak makaleler incelendiğinde, kendisinin kitaplaştırılma sürecinde bazı makalelere eklemeler yaptığı göze çarpmaktadır..

Image ALLAH DOSTU DER ki.. YAZILMAMIŞ SIRLARIN İLKİ YAZILACAK SIRLARIN SONU C İLT I-V.:

Münir Derman kaddesallahu sırrahu’nun bu eserler de “ALLAH Dostu Der Ki... Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu” başlığıyla 5 ciltlik seri olarak yazılmıştır.
V. cilt, “Kabir Taşım” adlı şiirle bitmiştir..

Bu şiirden sonra “Son Söz” başlığıyla kitabı yayına hazırlayan sevenleri tarafından bir yazı kaleme alınmıştır. Bu serinin 6. ve 7. Ciltlerinin Münir Derman’ın geçirdiği rahatsızlıklar sebebiyle yazılamadığını bu sebeple bu kitaba kendisinin en başta “Son Damla” şiiri ile başlamış olduğunu belirtmişlerdir. Münir Derman’ın kısa bir özgeçmişi mâhiyetinde bilgi vermişlerdir..

Image ALLAH DOSTU DER ki.: KENZÜ’L- HAKİKA.:

Münir Derman kaddesallahu sırrahu’nun bu eseri de 18 sayfalık bir risâledir. “Boşuna ağlama ey Âdem oğlu!.” diyerek başlayan Münir Derman, ilk başta ölümden bahseder. Ardından İbn-i Arabî’nin “Fütühâtü’l-Mekkiye fî-Esrarı Mârifeti’l-Memâliketi ve’l- Mülkiyye.” adlı eserinin 198. sayfasında, Bâb 31’den bir alıntı yapmış ve dört bin velî olduğundan bahsetmiştir. Bu eserde, velîlerden ve manevi görevlerinden detaylı olarak bahseder.

(92)(92) Derman, Münir. ALLAH Dostu Der Ki... Kenzül Hakika, s. 1.


Image ALLAH DOSTU DER ki.: İSLÂMİYETTE KAZA ve KADER İNANMASI.:

Münir Derman kaddesallahu sırrahu’nun bu eseri de 8 sayfalık bir risâle şeklindedir. Eser, anlaşılması zor bir konu olan ve insanların merakını uyandıran kaza ve kader konusunu açıklamaktadır..

Image TIBBÎ MAKALELERİ.:

Münir Derman kaddesallahu sırrahu’nun elimizde mevcut olan üç adet tıbbî makalesi bulunmaktadır. Ancak kendisinin hem Türkçe, hem Almanca ve Fransızca olarak kaleme aldığı pek çok tıbbî makalesi olduğu kendisini yakından tanıyan talebeleri tarafından ifâde edilmektedir. Elimizdeki makalelerinin isimleri.:
“Kan guruplarının karakter ve bünyevî hastalıklara göre orijinal bir etüdü.” “Rektum ve Sigmoidde Nâdir Görülen İki Yabancı Cisim. İstanbul Çocuk Hastanesi Tıp Bülteni, İstanbul, (1), 00.01.1968, 182-184. 610 610 Tıp Bilimleri Tıp, Influence Meteorologique sur le fonctionnem ent de l’organisme (Meteorolojinin Vücut İşleyişine Etkileri)..

Image TERCÜME ESERİ.:

Muhiddin-i Arabî Hazretleri’nin Müslümanlara Nasihatları.:
Tek kitaptır ve 87 sayfadır. 1978 yılının Haziran ayında basılmıştır. Kitabı tercüme edenler: Eskişehir Müftüsü Abdullah Toprak ve Dr. Münir Derman’dır..

Image

3-) KRONOLOJİK OLARAK HAYATI.:

1909.: Doğum: 25.06.1325 hicri - miladi 08.07.1909..
1914.: Ömer İnan Efendi ile ilk manevi tecrübesi: 5 yaşında minareden atılması..
(93)(93) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 34..
1925.: Halvete girişi ve kalp gözünün açılması. 16 yaş..
(94) (94) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 41..
1925.: Babası Ahmet Rasim Efendi’nin vefâtı (09.05.1925)..
1926.: Liseyi birinci olarak bitirmesi: 17 yaş..
(95)(95) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, 37.
1927-1934.: Paris’te kaldığı dönem: 1927-1934 (18-25 yaş)
1927-1931.: Paris’te “Franco Japonais” judo ve karate eğitimi
(96)(96) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, 156..
1932.: Eşi Cahide Tüzün ile evlenmesi. 03.03.1932
(97)(97) Nüfus Kayıt Örneği..
1934-1938.: Tıp Fakültesinde eğitim (25-29 Yaş)
(98)(98) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 43.
1936-1937.: Gaziosmanpaşa Ortaokulu Biyoloji Yardımcı Öğretmen (21.01.1936- 01.01.1937)
(99)(99) T.C. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Zatişleri ve Muamelat Genel Müdürlüğü Sicil Şubesi Müdürlüğü Sicil Karnesi..
1937-1938.: Eyüp Lisesi tabiye yardımcı öğretmeni (09.11.1937- 28.05.1938)
(100)(100) T.C. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Zatişleri ve Muamelat Genel Müdürlüğü Sicil Şubesi Müdürlüğü Sicil Karnesi (Buradaki tüm tarihsel veriler Sicil Karnesinden alınmıştır)..
1938.: Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde Psikoloji ve Fransızca Öğretim Görevlisi olarak çalışması. (29 yaş)
(101)(101) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 40. 102 Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 87..
1938-1939.: Yedek subay okuluna giriş (01.11.1938-30.04.1939)
1939.: Yedek tabip asteğmen (30.04.1939-31.10.1939)
1939.: Yedek tabip teğmen (31.10.1939-30.12.1939)
1940-1948.: Kığı Hükümet Tabibi (29.11.1940-28.02.1948)
1942.: Kızı Ayşin Derman’ın doğumu. (03.09.1942)
1948-1949.: Bozüyük Hükümet Tabibi (11.03.1948-17.11.1949)
1949-1952.: Eskişehir Doğumevi Asistanı (21.11.1949-02.11.1952)
1950.: Ağabeyi Hasan Kazım Gürdal’ın vefatı (03.04.1950)
1950-1951.: Kore savaşına Tugay Doktoru olarak binbaşı rütbesiyle gidiş. (41 yaş)
(102) (102) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 87 ..
1952-1953.: Şişli Çocuk Hastanesi Genel Şirürji Asistanı (03.11.1952-01.01.1953)
1953-1957.: Eskişehir Nafia Müdürlüğü İşyeri Doktoru (02.11.1953¬ 01.01.1957)
1956-1965.: Eskişehir Devlet Hastanesi Hariciye Poliklinik Şefi (01.12.195613.09.1965)
Eylül 1962.: Dünyada ilk defa tamamen kopan bir bacağı tutturması.
(103)(103) TBMM milletvekillerinden gelen tebrik mektupları ve kendi yazmış olduğu özgeçmiş..
1964.: Kopan ayağı dikmesi..
(104)(104) Akşam Gazetesi, 24.08.1964..
1965-1970.: Eskişehir Devlet Hastanesi Hariciye Poliklinik Operatörü (13.09.1965-08.07.1970)
1965-1971.: Eskişehir Ticari ve İktisadi İlimler Akademisi Öğretim görevlisi (56-62 yaş)
(105)(105) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, 106..
1967.: Annesi Şehvare Hanım’ın vefâtı (14.03.1967)
1970-1971.: Eskişehir Sağlık Okulu Meslek Dersi Öğretmeni (08.07.1970-06.10.1971)
1971.: Eskişehir Sağlık Okulu Meslek Dersi Öğretmenliğinden Emeklilik. 1972-1983.: Almanya’da kaldığı süre (63-74 yaş)
(106)(106) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 134 ve s. 181..
1974.: Kızı Ayşin Hanım’ın ikinci evliliği (02.05.1974)
1976.: Yeğeni Ahmet Tuncer’in vefatı (23.09.1976)
1983-1989.: Ankara’da yaşadığı süre (74-80 yaş)
1987-1989.: Ankara Sanatoryum Hastanesi’nde Kalış (78-80)
(107) (107) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 182..
1989.: Vefâtı. 2 Aralık 1989 (80 yaşında).
(108) (108) Kılıçaslan, Evliyâullahtan Doktor Münir Derman, s. 181.
Image
Post Reply

Return to “Münir Derman (k.s) Kimdir?”