Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »

Deniz kenarında lojmanda oturduk uzun yıllar.
O zamanlar cep telefonu yoktu santraldan bağlanırdı telefonumuz.
Kalb Telefonu ise olanda vardı sanırım!.
Bir gece yarısı çile beni uykudan uyandırdı.
Sorulan soru o kadar basitti ki: “2 kere 2 kaç eder?” gibi.
Ama ne cevap verirsem vereyim sonuç değişmedi, itiraz oldu ve derken sigortam attı sert cevap verdim.
Hemence telefon çaldı ve santraldaki nöbetçi: “Efendim sizi Osman Akbulut diye bir Amca aramakta bağlayım mı?” dedi.
Şaşakaldım kendisinde telefon numaram yoktu.
“Bağla!” dedim.
“Es Selâmü aleyküm Evlâd! Ne zamandan beri 6 aylık çocuklara istediğin yere idrar vs yapamazsın diye kızılmakta Eren Edebinde!” dedi.
“Ne Çocuğu Baba?” dedim.
Gülerek: “Oğuuul! Muhatabın daha 6 ay önce Muhammedî Ders aldı Yol aramakta değil miydi? Sen ise gönüllü Muhammedî Hizmetçisi değil miydin? Sen bu Mukaddes Yolu ne sanmaktasın? Aklını başına al! Çile Ataşı olmadan EREN AŞI PiŞemez! Aşçımız AHMED aleyhisselâm Ne YANdırır ne DONdurur ve sadece lâzım-lâyıkınca PİŞirir de İNSAN-ı Kâmil eder. Eğer sen AŞK ATAŞımızı beğenmediysen, EREN Ocağımızdan BİZ İndirmeyiz sen İner de istediğine BİNersin!.
Ancak, öyle bir Pis KOKarsın ki seni köpeklerde yemez unutma bunu sakın!
Seni HEPimiz SEVeriz bilirsin, göz bebeğimizsin ama Dipdiri olursan böylesin. Ölmüş göz olur mu Oğul!” vs. dedi.
Sonra telefonu Çilekeşime vermemi istedi.
Neler dediyse uzun zaman bir daha toz-duman görülmedi evde barkta ve gereksiz söz işitilmedi.

Çoğu zaman düşündüm durdum bu nasıl bir işti ki!..
“Telefon numaramız yok, gece yarısı bu olayı nasıl duydu ve derhal müdahale etti ve bir okul daha bitirtip unutamayacağım bir Kemâlat DERSi verdi!” diye.
Rahmetler olsun Hacı Osman Efendi babamıza inşae ALLAH..
Resim
Kullanıcı avatarı
ser-ay
Dost Üye
Dost Üye
Mesajlar: 74
Kayıt: 20 Tem 2009, 02:00

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen ser-ay »

kulihvani yazdı:Sanıyorum 1976 kışı idi..

Bir pazar günü sabahı Aksaray'dan haber de vermeden Yahyalı'ya Hacı Hasan Efendiyi ziyaret için yola çıktık 4 derviş..

Çok çetin kış tipisi vardı.. İlahilerle yola koyulduk, dönmedik..

Yanında Finikeden insanlar varmış, onlara: "Aksaraydan bir genç âşık geliyor!" demiş ve beklemişler..

Bizi çok hoş karşıladı.. Târifi zor zevkler ve hazzlar yaşadık..

Kendini bana anlatırken: "Babam rahmetli komşunun ekinine giren ineğin sütünü ite bile döktürmedi parasını ödedi !" diye anlatmıştı..

Şimdi oğlu Ramazan Efendi yürütmekte imiş, ozamanlar çok gençti..

Baş mühendis olduğum dairenin bahçesine 1001 gül diktirmiştim.
"güllerini görmeye geleceğiz habersiz !" demişti..

Sonra bahar gelince bir pazar sabahı âniden çıkageldi..

Resûlullah sav'in sohbeti şahlanmıştı..

O günlere saldın deli gönlümü..
Ruhu şâd olsun himmeti var olsun cümlesinin..

Allah razı olsun güzel gönüllü kardeşim..

Tanışır, bilişir, buluşuruz ve Resûlullah sav'in yüce yüreğinde hakkı ve hayrı yaşarız inşaallah birlikte ve BİZ likte..

Allah (cc) yardımcımız olsun!
Resûlullah sav ebedî Yârimizdir hamdolsun!..
Resim
[img]http://www.muhammedinur.com/photos/galleries/avatars/smflogofi9.gif[/img]
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »

1996 yılında Hacı Osman Baba Antalya’ya gelmişti.
“Ben bir grup ihvanla Ramazanda Hacca gidip Kurbana kadar 3 ay orada kalıp Haccı bekleyeceğiz sen de Hacc zamanı gelsen ne iyi olur evlad!” dedi.
Benim de çok arzum vardı, anam babamla hacca gidememişti anam, Fatma hanım, kocası ölen baldızımla birlikte 4 kişi Hacca gitmeye niyetlendik.
Hacı Osman Efendi Babalar önceden gittiler.
Bir müddet sonra Mekke’de Hacı Osman Efendide kalb sıkışıklığı arttı ve oradaki Arap doktorlar Türkiye’ye dönmeye mecbur ettiler.
Neticede Cidde’de Hakk’a yürüdü.
Cenazesi de Cidde’de kalktı defnedildi.
Bizler çok üzüldük ve Aksaray’da kılınacak olan gıyabi cenaze namazına katılmak için avukat Alper Önder, Mehmed Akkaşoğlu ve ben yola çıktık Aksaray’a..
Ramazan Ayı oruçluyuz Aksaray’a vardık, gıyabi cenaze namazına katıldık.
Arkadaşlarımın işleri var diye iftara kalmadık Konya’ya gittik ve iftar ettik.
Bu sırada Alper Önder: “Ladikli Ahmed Efendiyi ziyaret etmeden gitmeyelim!” diye tutturdu.
Lâdik, Afyon yolunda 45 km. ilerde.
Kalktık düştük yola vardığımızda insanlar teravih namazından çıkmaktaydı.
Bir kimse bizi mezarlığa götürdü gece did ama aydınlatılmıştı.
Ziyaret ettik kahvede bize çay ikram ettiler ve sohbet başladı.
Yaşlı birine: “Ahmed Emmiyi tanırmıydınız?” dedim.
“Ah! Efendim ah!.. Bizler ölünce daha iyi anladık kimmiş ama fırsat kaçtıktan sonra! Bahçasına her Cuma günü giren beya elbiseli insanları gören pek çoktu ama anlamdık ki kimlerdi!” dedi.

Kalktık yola çıkacağız “Konya-Seydişehir yolundan dönelim Antalya’ya” dediler.
“45 km geri gidip ne yapacağız hem o yol inşaatı bitmedi vs.” dediysem de döndük Konya’dan tarafa..
Hava açıktı ama Akseki civarında Toros Dağlarına vurunca kar başladı tipi gıcılamakta, yokuşlarda arabalar şarampole yatmış..

Biz zor kötek gittik ama biraz sonra dağ tarafındaki şarampole kaydık kaldık.
Saatlerce uğraştık ama boşuna, çıkıp gidemedik.
Yol trafiğe tem açılmamış ancak mecbur olanlar gelmekte ve gelenler o dik rampada duramamakta kaymamak için kaçmakta haliyle.
Kimse kimseye bakamamakta ve benzinimiz bitmeye yüz tuttu, soğuk çok ve felaket dondurucu..
Gelen giden arabalarda bitmişti sanki..
“Burada donmaktansa ben bir tarafa mehmed Bir tarafa gidelim bir köy, ev vs. denk gelirse yardım getiririz, Alper Önder Beyde arabada dursun” dedim.
Ve bu sırada ben şaka olsun diye:
“Bree Ahmed Emmi gördün mü ettiğini gurban olduğum!” dedim.
Sözüm bitmeden tipi içinde ilerden gelen bir far ışığı gözüktü.
Bir otobüs bağırarak tırmandı yokuşu ve yanımızda fren etti ve takoz attılar tekerlere.
Bir otobüs genç, Malatya’dan Antalya’ya izinli dönen askerler.
Birkaçının memleketi Akseki imiş yolu bilmeyen şoförü kısa yol diye ikna edip buradan gelmişler.
Bir sürü genç indi arabamızı omuzlayıp tepeye çıkardılar otobüsle birlikte tipi sahasını çıktık.
Şoförümüz Alper Önder’e başta şartları vardı ki: “Yol boyunca otobüse eskortluk yapacak korna çalacaktı!”
Sabah ezanıyla geldik Antalya’ya ve HiMMetin ne olduğunu yaşayarak gösteren RABBımıza Hamd ettik…
Resim
Kullanıcı avatarı
NuruM
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 350
Kayıt: 22 Mar 2008, 02:00

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen NuruM »

Benim en büyük amcama "Baba" derdik tüm aile..
Katıksız bir Kadirî Dervişi idi..
Çok yaşlı idi, konuşurken susunca, dili ağzında sürekli hareket halindeydi..
bunu sorduğumda :
"Tevhidde dudak kıpırdamadan dil işi halleder riya olamaz sen tevhide daim devam edeblirsin!" demişti..
Seher vakti girdiğinde oturduğu evin üzerine yemyeşil bir ışık hüzmesi inerdi ve Aksarayda mahalle komşuları herkes görürdü.
Kendisine sorduğumda :" Kurân okunmasından ve Resûli Ekremin işi!" derdi..
26 yıl önce Antalya'ya tayin istedim ve gittim.
İzine döndüğümde Hacı Mahmut'la ziyaretine gittik.
Bana : "Yiğen sen aşkı bırak! Çocukların küçük!" dedi
Ben de:"Siz bıraktınız mı?" deyince :
"O zaman; oğlun diyecek ki..., hanımın diyeck ki.., herkes diyecek ki.., Sen ise diyecek dil bulmayacaksın, dinleyeceksin sadece!.. Ettiğini yedirirler oğul! vs.." dedi..
Allah rahmet etsin ve ruhu şâd olsun..


aNKa kuşu,
Ben yeniden bu âleme gelsem kesinlikle yine "ÂŞIK" gelirdim Cihana doğrusu..
Bu ata mirasımız..
Ki atalarımızın necib olduğunu bilmeyen yok şükür o illerde..
Elhamdülillah..

Sen Derviş olursun..
Sermayemiz sadece Sadakat, Samimiyyet, Sabır ve Selamet..
4 S miz..


es Selâm ve Muhammedi Muhabbetle...

KULİHVANİ
[img]http://www.muhammedinur.com/resimler/cicekler/NuruMimza.gif[/img]
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »

Resim

ÇORAPÇI HASAN BABA

Uzun yıllar oturduğum deniz kenarındaki lojmandan, varlığını çoğukez unuttuğum kendi evimize taşınınca,
mahallenin köhneleşmiş eski mescidinde tanıdım ONU ilk kez.

Çok renkli ve hızlı geçen iş hayatım, yerini anlamsız gibi bir HİÇliğe bırakmıştı sanki.
Sabahları çok erken ve tedirgin uyanır mescide bir nefes almaya koşar gibiydim.

“Hayatın hakikatı ÖLüm mü sadece?” sorusuna her yüzde cevap arar dururdum
Mescide erken gelenleri gizlice, derinden ve yüz hatlarıyla incelerdim...


****

Kırık bir Afyon şivesiyle, çoğu yanlış telaffuzla ve kendine mahsus bestesiyle YÂ-Sîn okumaya başladığında çok kızmıştım da: "Ne bu saçmalık!" demiştim..
Ben zarfa takılmıştım o ise MEKTUBu, ZÂT-tan okumaktaydı içerden ki,
Bir an beni candan çağırıyor sanmıştım sırlı sesiyle..
Dayanamadım ve kalkıp dizinin dibine oturdum.
Sanki başka âlemdeydi.
Belki bir antika gramofon gibiydi!
Tiz ve cırtlak sesiyle ve sık sık tıkanan yaşlı-yorgun soluğuyla-nefesiyle…
İçimi iliğime kadar yakmaktaydı YÂ-Sîn’i..


****

"Köy yerinden kalktık Antalya’ya geldik!
Oğlan Lisedeydi kız ortada..
Karı kızdı sıkıldı amma okusunlar istedim ve bir torba dolusu çorap aldım veresiye bir hemşeriden..
Dogu Garajında bir iskemle üstünde bekledim durdum gün boyu yıllarca..
Tek odalı bahçe evinde rahattık, kira cüziydi şükür..
Ekmek parası damlamakta ve çocuklara harçlık çıkmaktaydı daha ne isterdim Efendim!.
Yıllar su gibi aktı geçti üstümüzden..
Oğlan Elektirik Yüksek Mühendisi oldu evlendi 3 torun oldu..
Kız liseden sonra memur oldu evlendi 2 torun var..
Karı kızıyor uşaklara beddua ediyor:
“Saçımızı süpürge ettik okuttuk
İki adım yerdeler diyin! Ha bir bakın öldüler mi kaldılar mı Gavurun Enikleri!..”
diyor.
“Etme ulaa garı! İşleri güçleri vardır gelirler ne olmuş 2 bayram gelmemişlerse ahaa gurban gelmekte gelirler beee!..” diyom emme dinlemeyo ki!.."

****

Köhne mescidi Almancı Bekir Atmaca yıktırdı ve yerine muhteşem bir câmi yaptırdı inanılmaz çabayla..
İki kat Zerdalilik Camisi cıncık-boncuk dış kaplamasıyla gösterişli oldu..
Câmiye konulacak yeni isimde yerli ağalarla kapıştı Bekir Can ve kaybetti de dernekten attılar..
Kahrından kanser oldu Almanya’da öldü!
Cenazesi geldi bir ikindi hemen verildi toprağa..
Ne zaman girsem o câmiye göz yaşım süzülürde bir Fatiha okurum..

“Ahh kardeşim Bekir ahh! Rahmetin hep yağsın dursun inşâallah!” derim..

****

"Evlad!
Gönlüm senden bir tanıdık KOKU almakta!
Kalb, kalbte ALLAH Nuru gördü mü Muhammed Aleyhisselam KOKUsu alır!
RUHlar koklaşır da gönüller bahar dolar!.
EREN Eller el ele verince eller ALLAH’a varır!
Birkez “ALLAH!” desek AlLLAH da: “ALLAH!” der.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellemin Kevserinden içelim mi der de her namaz sonunda kelpeten gibi güçlü elleriyle ellerimi kavrar:
“Allahümme salli alâ MUHAMMED! Yâ Sabır Yâ Selamet!”
derdi.. Bu tavrı, tarzı ve söyleyişi meşhurdu…

****

Câmi avlusundaki banka reklam bankına oturtup:
“Mühendisim bi zahmet sana, bu senin yazdığın kitabı bastırınca şu bizim Yakub’a versen o bana salar köye yazın..
Köyde atadan kalma bahçada vişne ağaçları var, kurdunan guşunan yer-içeriz, galanı satarız, dağıtırız, şurup yapar goca garı!..
Her yaz köye gidince dincelir de dönerim şehar yerine yeniden dipdiri..

Dağlara doğru şöyle bir gezelerim de eski günleri hatırlarım ahh ederim!
Mezarlığa uğrarım bazen, her mezar daşını okudukça yeniden geri döner onlarla olanı yaşarım!
Gah güler gah ağlarım Erenler..

Yakub Ağa vefalı komşu güz gelince gelir arabasıyla getirir bizi sanki
ÖZ Oğul gibi…
Bu sene halım hoş değil oğul, makine gacırdıyooo!..

Bu gece Seharda dua ederken aklıma geldiniz!
Bekir Hafız câmide çok çalıştı geldi-geçti gitti!
Sen ise işi gücü kenara atıp İlimle uğraşmaktasın, KOKUmuz bir RUHumuz BİR Rasûlullahda!
Yakıp Oğlan El Oğlu değil de Bel Oğlu sankim bize bakışta!
Üçünüzü BİRledim de DUA ettim can ü gönülden RABBımıza haaa!.."


****

Karma karışık kafam, var-yok gibi aklım ve hayattan ve nefes almaktan yılgın BEN,
Açık pencereden içeri kulağıma dolan Yatsı Ezanı sesiyle irkildim..
Kalktım ve abdestliydim..
Geç kalsam da sünnete farza yetişmeliydim!
Hem de Çorapçı Baba dönmüş olmalıydı Afyon’dan..
Güz geleli çok olmuştu bağlara ve dağlara..
Özlemişiz demek ki geçti içimden koşarcasına giderken..

Câminin dik merdivenlerinden hızla yukarı çıktığımda yaşlı birisi,
Sırtı bana dönük ayakkabısını koymaktaydı ayakkabılığa..
Agız ucuyla bir selam verdim ki geç kalmıştım içeri girecektim..
Bir AN da betona düşen baston sesiyle geri döndüğümde havada sallanan yaşlı bedeni atlayarak yakaladım.
Başı kucağımda yere yığıldık.
Önce çabaladı yardım et der gibi,
Sonra yüzüme baktı, gülümsedi ve boğuk bir hırıltıyla:

“Allahümme salli alâ MUHAMMED! Yâ Sabır Yâ Selamet!
Eşhedü enlâ ilaha illallah Muhammederresulullah!”

Söndü gitti son hece gırtlağında..

Geç kalıp da gelen-gören birisi:

“Cankurtaranı aradım gelecek de öldü mü yoksa?
Kalb mi acep neyi vardı ki? Tanır mısınız kimdir?”
dedi..

Ense kökündeki Şah Damarındaki parmağıma ateş çökmüştü önce, ama gittikçe soğudu..
Başını yere koymaya kıyamadım da gözyaşım yüzüne dökülürken mırıldandım cevap bekleyen adama:

“Tanırdım, babamdı, ÇORAPÇI HASAN derlerdi…” demedim de fısıldadım sanırım!..
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen nur-ye »

Burcu burcu namaz ve M.DERmAN kokan yazılarınıza katkıda bulunmak için:

Bahsetmiştim Siirtli Hafız Muhammed Sıdddık Hz.leri çok güçlü bir hafız idi.
Gerçi dişleri dökülüp yerine takılınca ve yaş 80 ne vurunca iş ZORa vardı amma..

Eserlerin Arapça orjinallerinden güzel bir kütüphânesi vardı evinde.
Meşhur hafızları anlatırdı zaman zaman..

İmam-ı Azama ve İmam-ı Şafî Haz.leri bir Ramazan Ayında Gündüz-Gece birer hatimle 63 hatm edip bayramlamışlardır...

Hocam dedi ki: "Bunu denemek istedim ama 40 hatimde kaldım!"

Dahsı daha ilginçti ki: "İmam Azam Efendimiz 1 rekat namazda 1 Hatm inmiş diye haber okudum. Bunu yapmak istedim. Fatihadan başladım. Kıyamda 1,2,..8 cüze geldim ki ayaklarım uyuştu ve hissizleşti. Ayakta duramaz oldum. Düşündüm ve dedimki:
"Sıddık ilk Tilavet Secdesine az kaldı ona yetiş ve secdeyi biraz uzat! Ondan sonra 14 kerre secde var götürürsün!" dedim. Baştan A'raf Sûresi sonundaki İlk secdeye kadar 176 sayfadır ki normal okuyuşla şu anda her cüz 1 saat desek buraya kadar 9 saatte okunmakta...
Resulullah sav ve Mübareklerin sayesinde oldu!.. "
Diyerek bana özel sohbetlerde anlatırdı..
bazı gecelerde de sohbetler olurdu..
sağ ama yatalak hâlde..
Allahımız merhamet buyursun Hakka ve hayra ulaştırsın!..

Bu güzelliği paylaşalım istedim.
muhabbetle..



Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen nur-ye »

kulihvani yazdı:sanırım 1977 idi..
Derbentli Deli Hasan Baba anlatmıştı:


"Taptık Babanın Dergahı Ekecik Dağının dibindeki Taptık Köyündeydi.
Yonus Baba, dağa çıkar dosdoğru odunları şelek eder sırtında taşırdı dergaha.
Aradan 40 yıl geçmişti.
Görünürde hiç bir şey yoktu, sadece Şeyhi onu hep yâderdi sohbette ve severdi.
Avara kasnak dervişlerde kıskanırdı Yunusu..
Bir gün şeyhe varıp dedilerki: " Bu Yunusun boynu yanır-yarabere içinde odun taşımaktan bir eşşek alsanız!"
Şeyh de: "Peki çağırın gelsin diyelim!" der!
Kan-ter içinde yorgun-argın gelen Yunusa müjde tez verilir.
Taptık Baba: "Evlad, kardeşlerin senin için bir iyilik düşünmüşler, yaşlılık 40 yıldır aklımıza gelmemiş kusur görme!" deyince Koca Âşık Yunus:
Bir "AHHHH!" çekip:
"Hayy, hayy Babacığım Bendenizden AKILlı bir EŞŞEK bulursanız neden olmasın!" buyurmuştur!"


Deyip de eklemişti Derbentli, Bendenize:
"Kul İhavani oğul, dağda odun kalmadı, Eşşeklik kalktı. Dergah dağdan Gönül ÇÖLÜne çekildi, sen de Resûlullah sav in AŞK KERVANında Kıtmiri olursun inşaallah!" buyurmuştu..

Ruhuna rahmetler yağsın!
Ve şâd olsun!..

YILlar çok hızlı geçerken HAKK-HAYRın Hasbî Hizmetinde,
Resûlullah sav Adına, Hesabına ve Şerefine BİZ BİR-İZ olalım inşaallah aziz canlarımız!..
Resim
Kullanıcı avatarı
sev-guzel
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 609
Kayıt: 15 Mar 2008, 02:00
Konum: Kalb Dağı
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen sev-guzel »

kulihvani yazdı:Bendenizden de bir gerçek köpek deyişi:

Efendim, kader Kaderullah yol düştü Bolu’ya...
Ne de olsa gurbet... kimseyi tanımıyorum.
“Yaz, çiz” derken sıkıldım. Sokağa çıktım...
Gurbet zordur...
Gurbeti ve gariblerini, hep omuzlarından tanırım...
Mutlaka bir omuzu çökük olur...
Bendeniz, bir ömür terazileyemedim...
Şikâyet sanılmaya şükrümüz sakın...
ALLAH (celle celâluhu): âşıkların iki yakasını bir araya getirmez ancak, kimselere de yırttırmaz...
Çilesiz âşık, artık yaşamıyordur...
Köroğlu heykeline doğru ana caddede giderken iki üç yüz metre ilerden biri geliyor amma yandan çarklı Şirket-i Hayriyye vapuru gibi...
“Bu kişi hırlı değil!” dedim...
Yanıma yaklaşınca sümük bir yana salya bir yana...
Ancak; gözler âdeta kaynak makinesi gibi ışık saçıyor, rengi meçhul...
Bir şey demedim ve geçti gitti...
İçimden bir ses: “Be cimri adam, şu mübârek zâta birazcık para bile vermedin... sen gerçekten ahmaksın lâf âşığısın!.. v.s.” deyince geri döndüm, koşup yakaladım.
Para cebimdeki elimde, daha çıkarmadan: “Bu gün olamaz!...” dedi ve döndüm.
İkindiyi Karamanlı Mahallemizdeki câmide kıldık.
Bolu’nun insanı misâfirperverdir.
Kim câmiye yeni gelse genellikle hoş beş eder hâl hatır sorarlar... Müezzin İsmail Efendiyle konuşuyoruz.
“Efendim insan olmak lâzım, insan!...” deyince ben de: “Ben bugün gördüm birisini caddede insanın şahıydı ismi belki de Hasandır!..”dedim.
İsmail Efendi:
“Bildim; o zât hârika birisidir.
Ben 17 yıl Yıldırım Beyazit Câmisinde müezzinlik yaptım.
Bu süre içerisinde bahsedilen zât (Ömer de deniliyor Hasan da) sadece sabah namazına 7 köpekle geliyor ve köpekler onu dış kapıda namaz bitinceye dek bekliyorlardı.
Sonra câmiden çıkınca birlikte bir yerlere çekip gidiyorlardı.
Ancak, bir sabah namazında ben imâmdım, namazı kıldırıp selâm verince bir vaveylâ koptu, dönüp bakınca köpeklerin câmi içine girip birkaç saf geride yanyana dizilip yattıklarını gören halk bağırıp çağırırken, Köpekçi Hasan Baba:
“Ulan ben size buraya girmeyin demedim mi? Ne işiniz var mescidlerinde v.s...” diyerek köpeklerini alıp çıktı, gitti...
Bir daha köpekler dış kapıda değil de ilerki köşede beklediler.
Bir köpek gittiyse, başka birisi geldi ki yıllarca sürdü...
Şu anda nerede kılıyor sabah namazını bilemeyeceğim!...” dedi...


Not: Bolu’ya yolu düşen olursa Yıldırım Beyazid Câmisi müezzini İsmail Efendi’den dinler ve kahramanını da gösteriverir de selamımız iletir.
(Ben Bolu’da iken-2002 de İsmail Efendi Karamanlı Câmisinde görevli idi. Zirâ, büyük câmi depremden sonra tâmir oluyordu.)
Resim
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »

MuhaMMed’in (aleyhisselâm)HÜR ASKERİ

20 Şubat 2003 Cuması..
Ankara Gölbaşı'ndayım.. Misafirim kızıma..
Cumayı Merkez Câmisinde kıldıktan sonra nur yüzlü yaşlı birisiyle musaffaha ediyoruz.
Yanımızda ufacık boylu bembeyaz sakallı birisi de: ”Yeter pazarlıktan biraz bize de bırıkın!” demekteydi ki,
Bir başkasıysa: “Şu gelene bakın! Gözleri bir hoş!” dedi ve geri çekilmeye başladı.
Koşarak gelen delidolu ise önümüze gelip asker duruşuyla topuk vurdu ve: “MuhaMMedin Hür Askeri!” dedi “emrinizdeyim!” gibi işaret etti başıyla.
Ben boyda, gözleri deli gözü gibi ateş saçan, siyah sakalları içinde kırçıllar ve kırmızı teller vardı.
Başında eski bir kalpak sırtında kat kat kazaklar ve epey eski bir palto.
Yüzü öyle harika ki bebek yüzü gibi nurlu, saf ve pırılpırıl..
Musaffaha ettik sakallarını sakalıma sürdü ve ötekileri el işaretiyle kovdu yok etti..
Ve: “Ben, MuhaMMedin Hür Askeriyim! Ben tek başıma ALLAH’ın Devletiyim! Seni taaa oaradan bildim!.. vs.” dedi.
“Ben Okurum, Ben!” dedi yukarı bakarak.
Ben de: “Demek sen AHRÂRlardan-HÜRlerdensin öylemi? Nasıl oldu ve nasıl anladın anlat bakalım!” dedim.
Câminin ortasına oturduk, bağdaş kurduk ve bağırarak konuşmaya başladı.
“Bağırmadan konuş!” dedim.
“Onlar bizi duyamazlar Efendim!” dedi.
“Onlar içerdekileri de göremiyorlar, câmi dopdolu evliyâullah dolu iken!” dedi.
Gerçekten kimse sesini duymuyordu ve dönüp bakan bile yoktu!
Koca Câmide ikimiz ve ilerde 2-3 kişi kaldı.
Durmadan anlatıyor.. ayağa fırlıyor göstererek tatbikat yapıyordu!

“Gençliğimde Erzurumda asker iken bir tatbikat yapıldı ve gerçek mermiler kullanıldı ve 2 er şehid oldu ben de vuruldum.
Ben de ölmüşüm.. ama ölmedim.
Şehadet getirirken, göğsüme bir el daldı ve bana ağ bir bardakla NUR içirildi.. anlayamadım ölü mü sağ mıyım..
Tatbikat sürdüğünden ve her yer kar ve don olduğundan ölenleri bir çadıra istif edip dönerken getirmişler morga koymuşlar ben de içlerinde.
3 gün sonra morgu açan asker karşısında beni tirtir titrer görünce deli gibi bağırmaya başlamış.
Beni hemen Fevzi Çakmak Hastanesine kaldırmışlar.
Dirildiğimi duyan Paşa geldi bana: “Askerim benden ne istersin?” demiş.
Bende hiç düşünmeden: “Kiraz!” demişim.
Paşa anladı “MuhaMMedin Hür Askeri!” olduğumu.
Herkesi çıkartıp olayı anlattırdı ve gözleri doldu başımı okşadı ve hep görüştük durduk.
Kış günü kiraz mı olur ama Paşam 14 gün sonra bir kasa kiraz getirtti İstanbul’dan dağıttım herkese!”
Câmiyi inletiyordu sesi, zorla susturdum ve: “Kendini tanıt!” dedim.
Fırladı yine esas duruş topuk vuruşla: “Kırıkkale-Delice-Yaylayurttan- Hasan Hüseyin Görpe! Hür Asker Efendim!” dedi.
Çoluk çocuğu Çubuk’taymış. Deli sanıyorlarmış..

“Askerden dönünce ne oldu?” dedim.
“Ben Ayşey’le evliydim Bebelerim vardı 2 tane.
Çifçilik çobanlık yaparken: “Hür askerim!” dedikçe köylülerin boş boğazları alaya alıp gülüyorlardı.
Gücüme gidiyordu, doğru demekteydim yaa!
Ayşe’ye: “Ayşem, ben ölürsem sakın korkma dirilirim!” dedim.
O da bana kızdı: “Zır Delisin!” dedi.
Ama o gece ölmüşüm.
Köylü toplanmış feryat-fiğan su ısıtmışlar kazanla bahçada, kuşluk olmuş öğlene kaldıracaklar.
Bir NUR üfürüldü yine kalkıverdim ki kaçan kaçana!
Bir daha bana yaklaşmadı köylüler ve göçtük geldik köyden!” dedi.
Sonraki cumalarda tam ezanda veya sonrasında gelir beni arar bulur ve arkamdaki safta ve sol yanda namaz kılardı.
Göz ucuyla gülümseyrek çocuk bakışı atardı.


Resim

Resim
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »


Kendisine çok ciddi olarak sertçe: “ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i gördün mü? Dedim.
Çok şaşırdı ve: “o’nun GÖZleriyle bakıyorum ya!”
Dedi utanarak ve inleyerek.


**

Yine sordum: “Askerdeyken ve sonrasında mürşidin oldu mu?” dediğimde kıpkırmızı oldu suratı:
“Onlar dal-budak! Ben “ALLAH-MuhaMMed!” diyorum sen de bana dal-budak soruyorsun!” diye bağırdı hıçkırarak.
Gözleri yuvasından çıktı çıkacaktı, boynuma sarıldı ağlayarak: “Biliyorsun yaa! Bilip de soruyorsun yaa!” dedi.
Atrılırken: “Biraz para vereyim de lazım olursa!” deyince:
“Olur mu öyle şey ALLAH var yaa!” dedi ve kırmamak için 2 lira aldı.


***

Gölbaşınıda Mogan Gölünün yamacında Demirkent Kooperatifinin üstünde tepede boş bir arazide inşaat artıklarından 2 kulube yaptım,
“Birinde ben yatarım kalkarım. Küçük tüpüm, bir tencerem var onda çorba pişirrim çay pişirrim gelsen sana da yaparı ammma gelmen ki uzak yorulun!” dedi.
“Öteki kulube çevlik, ben kurban bayaramına 2 ay kala 2-3 çebiç alırım güderim ekemk artığı toplar gider bakarım beslerim bayramda satarım gıdım gıdım harcarım, el açamam kimseye!” dedi
Resim
Kullanıcı avatarı
Behlül Dana
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 3
Kayıt: 22 May 2011, 19:30

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Behlül Dana »

Allah razı olsun
Gözün gördügü hersey Hakka perdedir.
Bir Meczuba sormuslar "ASK" nedir diye!
Meczub: "Neden bu hale geldim!" demis
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »

**

Ve bir Cuma kıskıs gülerek: “Sorma Efendi taşa tutulduk taşa!” dedi.
Bir Pazar günü yorgun argın çıkmış mekana bir de ne görsün kulube allı pullu kurdela bağlanmış aşağıda birkaç araba kadın kız adamlar var.
“Bura beni kulubem, keçi ağılım ne yapıyorsunuz çekilin!” deyince:
“Burası Mübarek bir zâtın türbesiymiş! Sen de kim oluyorsun!” diye taşa tutmuşlar..

**

“Bu Cuma gelmedi!” dedim. Merkez Camimizin üst katına en öne namaza durdum.
Sünnet bitti. Yoktu. Farza kalkınca kan-ter içinde geldi ve zorla yerleşti homurdanarak arka sola..
Farz namaz bitip imam selam verince: “Ulan hayvanlar 6 kişi kıldık cumayı!” diye bağırdı.
“Yapma!” diyecekken “Onlar bizi duyamaz Efendim!” dedi.
Dehşette kaldım hiç kimse duymamış gibiydi son sünnete durmaktaydılar..

Cumayı kıldık uzaktan yavaş yavaş yaklaşırken bir adam 40-45 yaşlarında köylü kılıklı ona bir şeyler dedi: “Hür asker!” dediğini duydum.
Kızarak ona doğru: “Yâ Habiballah!” dedi.
Adam saralı gibi ya da başı kesilmiş tavuk gibi parpazlamaya başladı.
“Neden yaptın yazıktır!” dedim. Salavatla durdurdu.
“Kendi gelip çarpıyor efendim kılıcımıza!” dedi.
“Pekiii neden geç geldin?” dediğimde.
Çubuk’a gitmiştim, baktım ki cumaya çeyrek var.
İnsanlara dedim ki: “Kıble Gölbaşında!”
Bir koştum bir koştum Keklik Pınarında dalağım şişti.
Para yokmuş baktım. Geri bakınca dolmuş durdu.
Ben de adama: “Param yok haa!” dedim.
Dolmuşçu: “İn aşağıya param yok da ne durdurursun? Ne binersin be adam?!” dedi.
Süklüm püklüm oldum: “Özür dilerim sen durdun ben el etmedim!” dedim.
“Cuama okundu dolmuşçu indirdi Cumanı kim kılacak Yâ RABBî?” derken: “Zankk!” diye bir ses duydum önümde ben koşarken.
Benim Dolmuşcu Adamım bağırıyor: “Gel babam gel!” diye.
Ben de koşmaya devamla: “Yooo daha binmem parasız!” dedim. İndi yaka paça attı içeri: “Deli misin Veli misin al para! Dedi önündekileri attı arkaya paralar saçıldı oturdum yere pustum kaldım Efendim anca yetişebildim!” dedi.
“Ne gördü ki?” dedim.
“Ah bi bilsem, amma içerdekiler bana deli gibi bakmaktaydı gayri ne olmuşsa!” dedi.

**

Yaz başı.. Karpuzlar yeni çıkıyor ve pahalı ama bir kamyon Caminin önüne gelmiş adam bağırıp duruyor alan yok!
“Hür asker sana baba bir karpuz alsam kulubeye götürüp bir hafta yer misin? “dedim.
“Çok para efendim ama alırsan 9 kilo olsun!” deyince adama:
“Şöyle iyisinden irisinden 10 kğ olabilir!” dedim.
Adam tarttı: “9 kilo beyim!” dedi.
Cebinden koca bir mendil çıkardı 4 ucunu düğüm edip kavradı: “Bakalım kimin karpuzunu kim yüklendi!” dedi.
Bir Cuma sonra: “Efendim senin geçenlerin geçen Cuma bayram ettiler rahmet okundu 9 kişi!” dedi.
Hür asker kucağında 9 kğ karpuz çıktı çıkacak kulubeye inşaattan bir genç: “Hür Baba karpuzumuz al da gel!” demiş.
Durumu bizimkisi: “Attık bıçağı karnına saydık benle 9 kişi 9 dilim ekmek çökelek varmış ve sonunda bir dua okudu genç hafız geçenlerimize!” dedi..


**
Resim
Kullanıcı avatarı
NuruM
Saygın Üye
Saygın Üye
Mesajlar: 350
Kayıt: 22 Mar 2008, 02:00

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen NuruM »

kulihvani yazdı:Resim

Hırsız-Hırkız-Kırkız!

Kadirî Dervişi Derbentli Deli Hasan Baba anlatmıştı yıllar öncesi:
Zaman Gavsul- Azam Abdülkadir Geylanî (ks) zamanı.
Bir genç var ki tam Müslüman dört dörtlük..
Bir müddet sonra işleri ters gitmiş ve ekmeğe muhtaç olmuş!
Olmuş ama o da yokmuş!
Ne ettiyse olmamış ve iş gelmiş hırsızlığa dayanmış..
Kapılar kilitli ve herkes malına sahip!..
Dolanmış durmuş eli boş!..
Gece yarısı Camiye girmiş ki bir kilim uçura!
Tam kilimi toplarken dışarıdan sesler duymuş ve köşede dürülü duran hasırlardan birinin içine saklanmış dinliyor gelenleri..

Meğer KIRKlardan birisi Hakka yürümüş, eksilince de yerine yenisini seçecekler…
Gavsul- Azam Abdülkadir Geylanî (ks): KIRKımızda buradayız! deyince Erenler sayıyorlar 39 da 40 değil!…
Efendim 1 kişimiz eksik galiba! dediklerinde:
Hasırdaki
Hırsız-Hırkızla-Kırkız! buyuruyor!..

Derbentlim: Ula Çoban! Doğru Düşmez, Eğri Doğrulmaz! derdi..
[img]http://www.muhammedinur.com/resimler/cicekler/NuruMimza.gif[/img]
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »

Cumadan çıktık bedbeniz soluk Hür askerde: “Hasta mısın aç mısın?” dedim.
“İlaaşı diyemem!” dedi, “ele karşı” kimselere denemez demekteydi.
“Ne yersin?” dedim.
“Ucuz olsun kuruynan pilav yeter!” dedi.
“Bırak şu kuru fasulyeyi de kebab ye!” dedim.
“Kebab yemem kuru isterim!” dedi, ciddiydi.
Ağa benim ya kırmadım, lokantalarda kuru aramaktayız.
Dolaştık durduk her lokanta: “Yok!” demekte.
Tepem attı: “Ne ulan bu dedim. Derbentli de işkembe çorbası aratmıştı saatlerce adam gibi kebab yesek ya!” deyince:
“Kızma Efendim aha şunda vardır allaem!” dedi.
Girdik kuru ve pilav vardı. Ismarladım ve ayran istedim.
Önüme konan pilava bir kaşık attım ağzımda kaldı ne yağıysa.
Kuruya girdim bin beter ve: “Eyvah, yiyemezsem ne olacak!” dedim.
Hür asker 5 dakikada sildi süpürdü.
“Ben toktum sen yersin diye…” derken:
“Bir haftadır aç sayılırdım bu da bir hafta daha gider!” dedi aldı üst üste bindirdi kaşıklayıverdi gülerek..

**

Hür asker sana sorum var: “Sen MuhaMMed aleyhisselâmın Hür Askerisin onbaşısı yüzbaşısı paşası vs. kimler?” Dedim.
Sağ elini omzuna sürdü rütbe işareti yaparak: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den başkasında asla rütbe olamaz!” deyip boş eline üfürdü.
“Ama Efendim tek sen MuhaMMed aleyhisselâmın OKUyucususun!” dedi.
Ben de: “Hiç duymadım ve bilmiyorum ama yazar-çizerim!” dedim.
Hür asker gülerek: “Bilmen gerekmemiş ama MuhaMMed aleyhisselâmın OKUyucususun!” dedi.
Hâlâ analamış değilim ne demekti ve:
“Sadece Sadakat-Samîmiyyet ve Sabırla MuhaMMedî Hasbî Hizmettir!” dedim.
Resim
Kullanıcı avatarı
Gariban
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 2693
Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Konum: Kamiloba
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Gariban »

**

Kızımın evinden inip dışarı çıkınca karşı kaldırımda gördüğüm, elinde poşetle bir kimse heykel gibi durmaktaydı.
Ekemek vs aldım döndüm kıpırdamamıştı.
Kimse ilgilenmemekteydi.
Damadım da gelip söyledi: “Garip bir adam aynı yerde kıpırdamdan durmakta!” dedi..
Cuma oldu. Hür askeri aldım yanıma, adamımızı göstereceğim ona.
Hemen önümüzde Ankara- adana E5 yolunun ortasında taştan heykel sanki ve etrafından korna çalarak yüzlerce araç geçmekte
Saatlerce duracaktır.
“Hür asker git şu adamı al gel!” dedim.
“Yok Efendim ben gidemem o “ALLAH-ın ADAMI” dedi.
Ben de sertçe: “Git getir! Aç mı, tok mu?” dedim.
Başladı ağlamaya: “Abeyyy onlara ALLAH bakar beni salma! Ben gidemem o’na!” dedi..
“Tanır mısın?” dedim.
“Evet ama yanaşamam!” dedi

İnşae ALLAH yazarım “ALLAH-ın ADAMI”nın ANılarını da.

**
Muhammedin Hür Askeri, Gerçek AHRÂRlardandı.
Ne çâre ki hiç kimsenin bilip anlayacağı kadar yüksekte oluşundan deli sanılması en normaldi hamm akıllar için.
Hasan – Hüseyin aleyhumusselâmları severdim.
Hasan Hüseyinlerle de çok karşılaştım.
Bu coşkun çağlayan insan, insanlara karışınca bir köşeye çekilir sırtını duvara dayar bir çocuk masumiyetiyle tanıdık, hakça ve ürkekçe bakar dururdu etrafa…
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen nur-ye »

Resim
YAKMA YA RABBİ

Seherde açılan güller hürmetine
Rüküda bükülen beller hürmetine
Zikrinle dönen diller hürmetine
Cehennem narına Yakma Ya Rabbi!

Yakma Ya Rabbi,Yakma Ya Rabbi
Cehennem narında Yakma Ya Rabbi
Yakma Ya Rabbi,Yakma Ya Rabbi
Muhammed (sav) aşkına Yakma Ya Rabbi

Secdeye kapanan başlar hürmetine
Askinla sızlayan kalpler hürmetine
Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine
Gazabınla bize bakma Ya Rabbi

Yakma Ya Rabbi,Yakma Ya Rabbi
Cehennem narinda Yakma Ya Rabbi
Yakma Ya Rabbi,Yakma Ya Rabbi
Muhammed (sav) askina Yakma Ya Rabbi


YAHYALILI HACI HASAN EFENDİ




Sanıyorum 1976 kışı idi..

Bir pazar günü sabahı Aksaray'dan haber de vermeden Yahyalı'ya Hacı Hasan Efendiyi ziyaret için yola çıktık 4 derviş..

Çok çetin kış tipisi vardı.. İlahilerle yola koyulduk, dönmedik..

Yanında Finikeden insanlar varmış, onlara: "Aksaraydan bir genç âşık geliyor!" demiş ve beklemişler..

Bizi çok hoş karşıladı.. Târifi zor zevkler ve hazzlar yaşadık..

Kendini bana anlatırken: "Babam rahmetli komşunun ekinine giren ineğin sütünü ite bile döktürmedi parasını ödedi !" diye anlatmıştı..

Şimdi oğlu Ramazan Efendi yürütmekte imiş, ozamanlar çok gençti..

Baş mühendis olduğum dairenin bahçesine 1001 gül diktirmiştim.
"güllerini görmeye geleceğiz habersiz !" demişti..

Sonra bahar gelince bir pazar sabahı âniden çıkageldi..

Resûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in sohbeti şahlanmıştı..

O günlere saldın deli gönlümü..
Ruhu şâd olsun himmeti var olsun cümlesinin..

ALLAH Celle Celâlihu razı olsun güzel gönüllü kardeşim..

Tanışır, bilişir, buluşuruz ve Resûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in yüce yüreğinde hakkı ve hayrı yaşarız inşaallah birlikte ve BİZ likte..

ALLAH Celle Celâlihu yardımcımız olsun!
Resûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem ebedî Yârimizdir hamdolsun!..


Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen nur-ye »



Çok değerli Hak Eren Ladikli Ahmed Emmiyle ilgili bir tatlı anım var:

1996 karakışı..
Hacca gidip Cidde'de Hakka yürüyen aziz ve kâmil Eren Hacı Osman Baba için Aksaray'da gıyabında cenaze namazı düzenlenmişti.
Biz de Antalya'dan üç kişi gittik katıldık.
Bir arkadaşımızın bir gün sonrası çok acil işi çıkınca hemen yola çıktık.
Üçümüzde oruçluyduk, Ramazan ayı idi.
Konyada iftar ederken Ladikli Ahmed Emmi'yi ziyaret konuşuldu.
Kalktık yürüdük.
Ladikliler Teravih Namazından çıkarken vardık.
Ahmed Emminin bir torunu Kasaba Belediye başkanı imiş.
Bize çok ikramlar ettiler.
Gece ziyaret edip mezarını yola çıktık.
Arkadaşımız kısa yoldan diye henüz trafiğe açılmamış Akseki yoluna saptı..
Sarp dağlara geldiğimizde yeri göğü felaket bir tipi sardı.
Arabamız şarampole düştü, çıkması imkansız.
Gelen giden yok. benzin bitti bitecek..
Gece yarısnı geçti..
Donmak üzereyiz.
Karar verdik ki birimiz yolun bir tarafına diğerimiz bir tarafına gidecek yardım getirecek, bulursa.
Birimiz de araba da kalacak, gelen olursa diye..

Ellerim artık beni tanımyordu..
Biraz donmuştu demek..
Öleceğimizi anladık..

Ayrılıyorken bağırarak:
"Bre Ahmed Emmi şu bize ettiğini beğendin mi?" dedim düşünmeden..

İşte o zaman bir araba farı hızla yaklaştı ve bir otobüs durdu, o buzlu ve dik yamaçta.
Takoz attılar.
Malatya'dan Antalya'ya bayram iznine giden askerler otobüs kiralamışlar yolu bilmeyen şoföre de daha kısa olan Akseki yolunu târif etmişler..

Ölümle burun buruna iken Hızır gibi yetişen bu himmet için boşanan göz yaşlarımın yüzümde donduğunu hâlâ hatırlarım..

Himmeti var olsun!
Ruhu şâd olsun!..

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen nur-ye »

ResimBONCUKÇU CEMİL BABA (ks)

Resim

ELde OL-AN tek Resmi..

ZEVK 3530

Bu Şakşuka Sahnesinden, nice Yangın “Ah!..” lar geçti!
Yiyip – İçip – Tepindiler, “Eyvah ki Eyvah!..” lar geçti!
İbret – Hikmet OYUNUnda, Mavi Boncuk CEMİL BABA!
Şehadetin Şafağında, “ŞÜHÛD EHLİ ŞAH” lar geçti!


07.03.19 14:00
A k s a r a y


BONCUKCU CEMİL BABA

Asıl adı Cemal Kazan'dır.
Ancak o, ''Cemil Baba” olarak tanınmıştır.
Cemil Baba 1912 yılında Kayseri'nin Deliklitaş Mahallesinde doğmuştur.
Daha sonra Talas'a yerleşmiştir.
1982'de de burada vefat etmiştir.
Halk arasında :
“Hacı Cemil, Mavi Boncuklu Cemil Baba, Boyacı Cemil!' gibi adlarla anılan Cemil Baba evlenmemiştir.
Ölesiye kadar sırtında bir boya sandığı ile dolaşmış ve çevresinde kerametleriyle tanınmıştır.
Kendisine yakınlık gösteren insanlara mutlaka bir şeyler veren Cemil Baba, nasihat etmekten de geri durmamıştır.
İşte onun çevresindekilere söylediği sözlerden bazıları :

Beni benden alıp kendisine bağlayandan başkasına bağlanamam.
Öyle âşık ol ki, âşıklar sana âşık olsun.


Zamane insanlarını cehenneme götürecek iki önemli şey var :
Birisi söz söylemek.
Öbürü ise yemek yemekte itiyat göstermemek.


Bizim yakınlığımız iman yakınlığıdır.
Şunun bunun yakınlık dediği sadece uzaklıktır.
Bu yola girenler için tek yakınlık vardır iman yakınlığı.


Bizim sabunumuz Tevhiddir.

İnsanoğlu meleklerden çok üstün bir varlıktır.
Ona bu üstünlüğü Nefs bahşediyor.
Meleklerde bu yoktur.
Fakat bu insanı bulmak zordur.
Nerede o eli öpülesi insan?..


Malınız-mülkünüz sizi gurura düşürmesin ki, onda dünyalık korkusu vardır.
Kâinâtı hükmü altında bulunduran Allah, bu eseriyle gururlanmazken,
insana ne oluyor da küçük eserleriyle gururlanıyor?''


Ömrü boyunca münzevi bir hayat yaşadı.
Dondurucu soğuklarda yalın ayak Talas’tan Kayseriye yürüyerek gelir-giderdi.
Ayakkabı boyacısı görünümünde yaşardı.
Sevdiklerine teberrüken boncuk verdiğinden “Boncukcu Cemil Baba” diye anılmıştır.
İstanbulda yaşayan bazı açıkgöz Kayserili zenginler, sır sormak için İstanbula götürmüşler ise de barınanamıştır.
Muhammedî Melâmetin özellerinden idi..

1982'de öldüğünde 70 yaşındaydı.
Talas mezarlığına defnedildi.
Sevenleri daha sonra mezarının üzerine kubbesi olmayan küçük bir türbe yaptırdılar.
Bir gün yolunuz Kayseri-Talas ilçesine düşer de Cemil Baba’yı ziyaret ederseniz,
Kabrinin baş taşına vasiyetiyle yazılan şu sözleri okursunuz :

“Eğer insanlar dürüst olsaydı;
Bağa duvar,
Duvara kapı,
Kapıya kilit,
Kilide anahtar ne hacetti?..”


Ruhu şâd olsun rahmet yağsın!
Himmeti var olsun…


EVİ: Harman Mahallesinde bulunan Cemil Baba Evinde Cemil Baba'ya ait eşyalar da sergilenmektedir.
Resim

Resim

Resim

Talas İlçe Mezarlığında Cemil Baba'nın mezarı:
Resim
Türbesi:

Resim

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
simurg
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 928
Kayıt: 01 Haz 2009, 02:00

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen simurg »

Bütün Hakk aşıklarının ve Allah Dostlarının hepsinden Rabbim Razı olsun
ve sonsuz Rahmetlerle makamları Ali olsun inşaallah. Amin.



“Ballar balını buldum,
Kovanım yağma olsun.”
Yunus Emre Hazretleri Efendimizin bu sözleri takıldı gitmiyor,
Demek ki, balların da içerisinde en kıymetli olan bir BAL var,
Demek ki, onu bulan başka bala dönüp bakamıyor bile,
Ne kovan kalıyor gözünde, ne bal,
Ne aramak arzusu, ne bulmak sevinci,
Sadece yağmalanmak duası bu,
Gitsin bütün gölge ballar,
Adı bal kendi başka olanlar,
Balların içerisinde sultanı var,
Hepsinden öte, bulmak nimeti verildi, ne gam ne tasa,
Yağmalansam ne çıkar,
Yağmalanmak zevki nasıl bilmiyorum,
Duam olsun istiyorum ama,
Geride hiçbir şey kalmayasıya yağmalansam,
Ve taa kaynağına varıp suyun, billurlaşsam,
Tortu, pası atsam üzerimden,
Allah’ım bu çılgın bir arayış,
Sonunda BUL-mak ümidim olmasa, başka da hiçbir şeyim yok .
Resim
Kullanıcı avatarı
Kaan.
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 1
Kayıt: 09 Oca 2012, 21:06

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Kaan. »

Resim


Osman Efendi (k.s.) Hazretleri ile ilgili bir araştırma yaparken şimdi buldum bu sayfayı...Hocam hakkındaki yazılar bir yana fotoğrafını görmek beni çok heyecanlandırdı. Yıllarca böyle büyük bir zâtın dizinin dibinde ilim öğrenmiş, sohbet ve zikirlerine katılmış olan, tanıyanlar içerisinde kendisini en çok seven ve düşkün olan, birlikte sayısız hatıraları bulunan âciz, fakir, zelîl bir talebesi olarak buradan rahmet ve minnetle yâdediyorum kendisini..Rabbim bizleri himmet ve şefâatlerinden mahrum etmesin, Firdevs-i Âlâ'da yan yana, diz dize, gönül gönüle bir ve beraber eylesin inşâallah..
Bu paylaşımlarda emeği geçen kardeş, abi ve (varsa eğer ablalarımızdan) da Allah râzı olsun..

Bâki muhabbet ve duâ ile
Fî emânillâh...
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen kulihvani »

Resim

SEPEtçi DeDe..

Bursa’yı gezmeye gitmiştik üç kafadar..
Tezveren BaBa deselerde bilirdik ki tez EREN BaBaydı ziyâret ettik.. Nasibmiş tavuk-pilav ikram oldu duâlar ettik..
Somuncu Baba'nın 2 kapılı Fırınından ekmek diledik.. Hücresinden teberrüken toprak yedik..
Üç Kuzular Yokuşuna vurduk.. Üçü kuzu 7 yatırı hoş ettik de hârika VAV resimlerini çekerken dışarıda kalan
aliyarimdircan çok yaşlı bir DeDeyle konuşmakta ve demekte ki:Eve gidip çay içmeden vallah salmam! Sizi almaya geldim zor-kötek!der.
Ne dediysek nâfile..
Düştü öne gözünün görmediği belli, gece kondu yolu bıçak sırtı değme delikanlı kayar..
Bana:
Hasan Dağlım ben de Keles Dağlıyım bana dayan düşme haaa!” diyerek inerken: “ben 80 yaşındayım bu da Kıtmirimiz 88 yaşında!deyip ele yönelince işler karışmıştı..
Evin önü curcuna tarhana yapılmakta..
Hanımına bağırmakta:
Acele çay koy misâfirleri getirdim işleri varmış, gideceklermiş!
Bize de karısı için:Bu Sultan ben de Süleyman, BİZ Olduk Sultan Süleyman!diye şaka yaptı.
Kadıncağız kaldı mı zorda.. ben hemen:
"Sultan Aba şimdi ocağın 4 gözünde tarhana malzemeleri var pişmekte değil mi?dedim.
Sultan Anam da:
Hee ya pişmekte anam!dedi.
"O zaman su da olur bir yudum! Yine geliriz İn şâe ALLAH!dedim.
Gazoz geldi.. konuştuk ayrılacağız.

Tarhananı almaya geleceksin söz unutma! sepet yaparım ben Sepetçi DEDEyimdedi.. ama sepet vs. yoktu ortada lakâbı sandık..

Aradan zaman geçti bendeniz
"Burası Bursa" yı mekân tutup, teke tek teras tekkesinde tekleyip ve bir zaman bekleyip de yinekendi âleminde bir CAN olan aliyârimdirin yolu düşünce Bursa İllerine..

Vurduk yine YOKuşa.. Somuncu DeDemin Atının İZin İzledik Ziyâretin BİZledik.. Hücresinden toprak yedik SıRRın SALLadık hamdolsun!..

Resim

Çıktık vardık yukarı, Üç Kuzular kapalı.. kimseler yok.. duâ ettik..
Yaşlı bir NiNeye
Sepetçi sağ mı?diye sorduk ve de yöneldik MekÂNa..
Sultan Ana kapıda elinde sepet için fındık dallarından dilmeler ıslatmakta..
Yol orda bitmekte sanırım, Kıratı ak yelesinden tanıdı ki candan gönülden:
Buyurun!çekti.
Ben de:
"Şuraya oturalım dışarı, Sepetçi Dede nerde?dedim.
İçerde sepet örecekmiş sabah yatağını toplarken sabah sabah:
Sultan sepet öreceğim malzeme ıslat!dedi.
Çorba pişirtti hazır, içeri buyurun hele!" dedi.

Resim

Odaları 5-6 metre kare kadar sanırım 3 odalı bir gece kondu..
Bizimkisi serilmiş yere, radyosunda tam çalgısı tıpkı ben gibi.. Elinde bıçak malzeme hazırlamakta.. sesten tanıdı.. tam cümbüş..


Resim

BiZ yine BİRR Olduk şükür RABBımıza ve coştu DeDe!…
Sultan çay! Sultan çorba!derken:Sepete başlarım 1 saate biter bekleyin!dedi.
Bismillah Pîrimin-şeyhimin HİMMetiyle!dedi başladı.

Resim

Ben de bitmez sanıp:
Bir daha gelirim!vs. deyip gideceğiz.
Yukarda Ay DeDe var ziyâretine gidin gelin sepet biter, Sultan tarhanasını da hazırla!derken Sultan anamın tarhana poşeti hazır..

Ay DeDe en yukarıda dizlerimiz zorlandı ama değdi....
Fâtih'in kahraman kumandanlarından Zağnos Paşanın Veli oğlu Hamza DeDe ama Mezar taşı HiLÂlinden AY DeDe kalmış..
Duâ ettik ve şehri seyrettik.. döndük inerken kolayca..

Resim

Geldik ki sepet bitmek üzere..
Esas sohbet başladı…

"1931 Yılında Keles Dağının Yağcılar Köyünde doğdum, babamın adı Ahmed'di sepetçiydi, Dedem de sepetçiydi ben Süleyman Bakaç da 70 yıldır sepetçiyim! 81 yaşındayım..
Bana şeyhim Tavşanlılı Ahmed Murat BaBam dediki:
Oğlum sen el emeğini ye, devletten maaş alma.. Devlet suyu içen kanmaz haa!dedi. Bende hep sepet yapıp sattım, çok şükür paşa gibiyiz şimdi bile gözlerim görmez iken el yordamıyla yapıyom da 10 liraya gidip satıyom tânesini ekmeğimizi alıyoruz!dedi.

Sultan Ana da:
Ben de yağcılardanım hem yetim hem öksüz idim Süleyman'la evlendik. 77 yaşındayım ALLAH râzı olsun aç kalmadık açık kalmadık! Şeyhimizin Himmetiyle! Ahmed Babam pek merhâmetliydi.. İlk başlarda biz 2 sene Tavşanlı'ya gittik. Bursa’dan çorap çamaşır vs. götürüp satardık da Ahmed Babamız hep bizi kollardı ordayken. Kurbanımızı getirirdi. Zâhire-buğday getirirdi, hep yoklardı. Sonra biz bura Bursa'ya geri geldik sepet işi yaptı Süleyman.

Resim

Sepetçi DeDe:ben Şıhımın Himmetiyle 70 yıldır sepet yaptım geçindim, oğlum Halil İbrâhimi sepetçi yapmadım okuttum İmam oldu. Şeyhim Ahmed Baba Mürşid'di, Mürşid... 63 yaşında HAKKa yürüdü gitti, kabri Tavşanlı'da oğlum götürdü mezarına-ziyâretine kaç kere.. Şimdikini kabul etmedim ben, başına kavuk sarıyo, cübbe giyiyo, zenginlere gidiyo, maaş alıyo hiç de kabul etmem bunların mürşidliğini, nerde Ahmed Babamız! Taa Tavşanlı'dan geldi de Bursa'nın zenginlerinin evine gitmedi doğruca bizim evimize geldi de gulugulu (hindi) getirdi bir sürü:Sultan bişir bunları ziyâfet vereceksiniz!dedi 20 kişiye ziyâfet verdik. Böylesine fakir dostu idi, zenginlere bakmazdı. Bunlar fakir tanımyo, bunlar kim oluyooo!
Sofra ortada, Sultan Ana:Şimdi desek ki Ahmed Baba soframıza gel hemen gelir hamdolsun!
Sepetçi DeDe:Demesi ayıp da biz sabah namazımız kıldık mı oturur dersimiz çekeriz!

Sultan Ana: "Gayrı gözü heç görmüyo Süleyman'ın beni bile sesten tanıyo da seçemiyo!deyince
Sepetçi DeDe:
Kulaklarım zil gibi ama çok şükür. Yine yaptığım sepeti aşağı indirip satıp geliyom ya!diye böbürlendi gülerek..

El emeği-göz nûrudeğildi artıkEL yordamıyla yapıyom sepeti amma heç güzel olmuyo şuna bak!deyip elindeki güzelim sepeti vuruyor yere.
Ve 1 saat dediği gibi bitti, temizledi verdi:
heeç de güzel olmadı amma!dedi..
Sultan Ana bir ihtiyaç var mı ALLAH Aşkına!dediğim de gürledi Sepetçi:Her şey çoook, çok şükür!
Sultan Anaya 20 lira verdim ki iş çıkmasın diye.
Sepetçi DeDeye:
20 lira vermekte!deyince:Ben 10 liradan başka alamam o zaman israr ediyosa bir sepet borcum var gelecek hafta gel al!derken kıskıs gülmekteydi..
Elimde sepet içinde tarhanam ev telefonu da aldım her hafta bir sepet..

Her defâsında 20 lira veririmBir sepet borcum var!dersin DeDem hapı yuttun!

Görmediğni sandığımız gözündeki gözsüz bakış, yüzündeki nur, sesindeki samîmiyet ve yüreğindeki sapa sağlam sadâkat ne güze DEDE Sepetçi DeDem!..
Duâlar etti ardımızca..
Bekliyommm!
İn şâe ALLAH!...


Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
simurg
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 928
Kayıt: 01 Haz 2009, 02:00

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen simurg »

Gerçekten de ne güzeller güzeli bir dedeymiş Sepetçi Dedemiz,
şükürler olsun kendisini andık,haberdar olduk.

Güzeller hep güzelleri seçmekte ve sevmekte.
Güzelliklerinizden nasiblendik Can Hocam,
Rabbi Teala ebeden razı olsun inşaallah.

Sultan ana'da Sepetçi Baba'da en hakikisinden İNSAN olanlardan,
Elinin emeği ile bir ömür geçinmek ne büyük bir kanaatkar gönüllülük,
Daha niyetine girdiğinde,
gelecek misafirin haberini almış gibi sepet malzemesi hazır ettirmek.
Geleni boş çevirmemek.
Vermenin zenginlik ile hiç alakası olmadığını böyle ispatlarlar işte insana.

Bir gün radyo programında,
"Çok malı parası olana zengin demezler, istifçi derler.
Zengin verene denir" demişti Ömer Tuğrul İnançer Hocamız.

İşte canlı olarak şahit olduğumuz vermek fiili, ancak
Sepetçi Babanın yaptığı gibi olmakta.
Zahiren görmeyen gözleriyle değil,
gönlüyle ve Eren elindeki eliyle örmüş sepeti,hediye etmek için.

İçim inceldi,bir hoş oldu.
Böylesi incelikler, insanlıklar, utandırır beni kendimden.
Böylesi veren elleri gördüğümde,
utanılası ellerimle sarılıp ellerine,
öpüp başıma koymak gelir içimden.

Bir sepet ile ömür boyu geçinmek.
Sepet işin sebeb ve bahanesi, rızkı vereni bildikleri
ve El-Gani olan Rabbülalemine tam teslimiyetleri sebebiyle,
zahiri hallerine sadakatleri ve
batıni olarak da,sonsuz samimiyyetlerinden dolayı bu huzurlu saadetli halleri.

Gelen misafiri görünürde küçücük evlerinde,
aslında muhteşem gönül saraylarında ağırlayıp,hoş etmişler.
Hepimize de örnek olmakta işte bu durum.
Teklifsiz,habersiz gidemediğimiz dostlarımızın
kabul edilirsek görmeye fırsat bulduğumuz arkadaşlarımızın
süslü püslü ve biribiriyle yarışan kaliteli ve markalı eşyalarının rahatsızlığında
her misafir edilişimde kendimi ağırlaşmış,dağılmış,yorulmuş hissederim.

Yerdeki sofrasında, tarhanasına uzatayım diye önüme kaşık koyan canlar da olmadı değil benimde,
aynı sepetçi babamız, sultan anamız gibi.
sayıları çok az.
ama ben buradan aldığım dersle öğrendim ki,
böyle İNSAN'ların sayıları az deyip şikayet etmeyeceğim.

Ben de aynı o misafirini gönlüyle ağırlayan bir ve bile olabilen canlar kervanında yer edinmeye çabalayacağım inşaallah.

Çünkü bütün zenginlik, ganimetlerin bekçisi olmakla değil de,
böyle gönüllerin yareni olmakla sağlanabilmekte işte.
Böylesi baki muhabbetler ile bizleri buluşturup,sevindiren Canım Hocamdan Rabbim ebediyyen razı ve memnun olsun inşaallah.
Duyduklarımıza UY'mamız nasibimiz olsun.
Ve daima muhabbet ehl-i canlar ile BİLE olmakla nimetlenenlerden olalım inşaallah. Amin.
Resim
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11724
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen kulihvani »

BONCUKÇU DOĞAN ÖĞÜN DeDe...

Resim sekiz ceNNet...

bir BONcukçuSU var her ÇAĞ-ın
DEMindeResim CEM.. ULU DAĞ-ın
Resim EĞLENcelik SANNma sAKın!..
Resim GöKKuşAĞı Resim rENgi BAĞ-ın!..

Resim

ZEVK 4909

Sekiz Rengi NErde BULmuş?!. Boncukçu DOĞÂN DeDe Bakk!
Resim EMİR SuLTÂN bAHçasında!.. TOPlamış Resim AL-KIRMIZI-..
Resim ORHÂN GaZi CÂMİsinde.. MosMoRunu Resim DÖKmüş de HAKK!
Resim DOKsan DOKUz TeSBiH Etmiş SeKiZ ReNK SıRRRmış SIZı!..


16.04.12 07:14
tktktrstkks-brsbrs…


heYY DoST!...

Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
Ahmed
Admin
Admin
Mesajlar: 928
Kayıt: 27 Şub 2010, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen Ahmed »

BONCUKÇU DOĞAN ÖĞÜN DeDe...

Resim

Bursa’da Alacahırkada bir kahvede bulduk Doğan Dede’yi.
Selâm verip yanına oturduk, gazete okuyordu kendisi güya.
Dönüp bakmadı bile ilk zamanlar.
Büyük bir dikkatle gazetenin sayfalarını çeviriyordu.
Sağ elinde parmağına yüzük gibi geçmiş olan sekiz renk 99 luk boncuktan tespih, kendi deyimiyle
eğlencelikvardı.
Gazete okuması bitince
çay söyleyelim mi?dedik, kahveci biliyor onun çay içmediğiniO kakao içer!dedi.
“Peki! dedik biz de kendimize çay Boncukcu Doğan Dede’ye de kakao söyledik.

Uzunca bir yol beraber geldiğimiz yoldaş, can Hocam Kulihvani:
Daha önce gelmiştim, bana boncuktan 99’luk vermiştin parmağa geçirilen hani!diye söze başladı.
Doğan dede de hatırlıyordu ama boncuk mavisi gözleri sanki uzaklara bakıyor da oradan hani:
Tamam konuşabilirsin, izin var yanındakilerle konuşmana!.diye bir haberin gelmesini bekliyordu…
Ve beni de sevmişti Boncukcu Dede…
Yavaş yavaş çözülmeye başlamıştı Boncukcu Doğan Dede:

O boncukları bulamıyom artık, hep boyalı cam var. Parasıylan alacam ama bulamıyom ki. Tespihçilerde de yok, onlarda da üstünü boyamışlar. Boncukçulardan alıyordum amma artık onlarda da boyalı camlar var hep!

Resim

Kulihvani Hocam: Dede, bu boncukları nerden buldun?” diyor.
Boncukcu Doğan Dede devam ediyor:
Kırmızıyı aradım aradım bulamadım boncukçularda, tespihçilerde. Sonra Emir Sultan Camiinde bahçede biri düşürmüş te bir tespih, 33 tane oradan aldım. Heheeee!..
Bir gülüşü var Doğan dedenin evlere şenlik.
Masum ve muzip bir çocuk gibi gülmekte, gözleri de uzaklara bakmakta bir yandan.
Devam ediyor:
Sonra bir de baktım bunu, Orhan camiinin içinde düşürmüş oraya biri. Bunu da oradan tamamladım. Heheeee!..
Derken mor renkte olan boncukları gösteriyor gülerek!..

74 yaşında Doğan dedemiz, hiç evlenmemiş.
Beş kardeşlermiş, hepsi de erkek.
En küçükleri uzun yıllar önce gençliğinde işten çıkarılınca Mudanya’ya gitmiş, denizde boğulmuş.
İntihar mı etti yoksa kaza mı öğrenememişler hiç.
1959 Bursa Bakırcılar ve Kapalı çarşı yangınını görmüş Doğan Dedemiz.
O sırada 19 yaşındaymış, babasının bakırcı dükkanında çalışıyormuş.
Yangının ortasında kalmış ama nasıl kurtulduğunu söylemiyor.
O yangın sonrasında
İÇi de yanıyor Doğan dedemizin ve kendi deyimiyle Vaktini BİLiyor artık.

Babam ölmeden bir hafta önce bir rüya gördüm. Söyledim ona rüyamı. İşine gelmedi ve kızdı, bana:Sen misafirsin artık bu evde!deyip evden gitmemi imâ ediyodu. Bir hafta sonra öldü. O misafirmiş meğer, heheeee!..
Halam vardı, o da Vaktini bilirdi. Babama:
Sen oğluna RaBBını gösterip öğreteceğine O sana gösteriyor daha!derdi.

Üç şeyin bâkiriyim, Para-Pul, Kadın, Boş vakit... Bu üç şeyin bâkiriyim. Vaktimi bildim, sabır ettim. Varsa eyi de yoksa ne yapceen, sabretcen!.
Hocaya açık bir kadın gelmiş, hoca da ona :
Güzellikte sultansın
Gönüllerde yatansın
Melek gibi görünür
Esasında Şeytansın!..
deyivermiş.

Resim

Oysa bunu söyleyen kendisiydi. Cebinden önceden yazılmış hazırlanmış bu kısmı yırttı bize teslim etti..

59 da yangından önce, babamın bakırcı dükkanında çalışıyordum.
Vakit gelmişti de yandaki bıçakçıda ucuza bir yevmiyeyle çalışan çocuğa dedim:
Sana 27 yevmiye vereyim bak benim yerime!
Çocuk da hemen iştahlı: Olur!dedi.
Deyiverdim ona:
Câmide cemaatlen kılmak 27 katken gitmiyon da burda 27 yevmiyeye tav oluyon. Asıl o lâzım değil mi? Gitsen ya 27 kat daha makbul değil mi?."
***"En Kötü KÖRlük, gÖZünü GÖRmeyiştir!.." Kul İhvani
Kullanıcı avatarı
eyup
Dost Üye
Dost Üye
Mesajlar: 68
Kayıt: 23 Mar 2007, 02:00
İletişim:

Re: Manevî Semâmdaki ALLAH cc DOSTLARI - KULİHVANİ

Mesaj gönderen eyup »

Güzel Kulihvanimiz mıknatıs gibidir nere giderse gitsin, delisi, velisi, melamisi eksik olmaz,

2001 yılında Ziga kaplıcasında, otururken çöp toplayan, tesisin temizliğini yapan bir adamın iş yaparken Kelimei Tevhid ve salavat okuduğunu fark ettim, sürekli etrafımızdaydı, bi sigara uzattım , o doğrudan konuya girdi, CAN kimdir biliyormusun dedi, can benim sensin dedim, CANAN kimdir dedi... bak Ali Abi senin adamın orada bunları onunla konuş, cigaralar benden demiştim, Güzel Amcam, 30. saniyede 20 yıl görmediği CAN kardeşi gibi Ali Abi ile hoş sohbet etmişti, Hemen sormuştuk kim bu adam nereye bağlıymış ne düşünür ne söylermiş diye, melami ALİ CAN demişti,

Aksaray'da, Antalya'da, Konya'da, Medine-i Münevvere'de, Bursa'da, Bolu'da... gittiği her yerde kendi tabiriyle sarmaşıkların en hassas en narin, en önde uçları gibi Allah Dostlarını buluyor,
Tanımasak bile, görmesek bile Allah Dostlarına BİZ'im selamlarını iletiniz sevgili CANlar, Sayenizde görmüş tanımış olduk,

Sevgilerle , ES SELAM...
Cevapla

“Kul İhvâni Söz ve Sohbetler” sayfasına dön