Kul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları

Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Kul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları

Mesaj gönderen nur-ye »

ResimKul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları!.. Resim

Kul İhvÂNi Hocamız, GÖNLümüz çiçek açsın diye DEMlikten SÖZ ToHuMlarını, GEMliğe SAÇmaya bAŞlayınca;
AKIL İPime ASılı kalamayacaklar diye korkunca, kalanları mandallaMIŞım!

''belki 40 yıl önceydi iki kişinin kollarına girerek halaka-yı zikire getirdikleri 100 yaşını geçmiş bir dervişin zikir başladıktan sonra pervÂNE döndüğüne şâhid oldum hamdolsun..
Bir de bu zâtların dillerinin otomatik olarak daimâ: “Lâ ilâhe illâ ALLAH!” dediğine de şâhid oldum rahmetli Hoca Babamla konuşurken kendisi susunca dilinin ağızının içinde sürekli kımıldadığını gördüm bu bir rahatsızlık mı diye sorduğum da: “yiğenim dilimiz tevhide alışmış.. amma şükür tevhidi dille der iken dudak kıprdamaz da dışardan kimse anlayamaz zikrettiğin riyâ da karışmaz. Sen dikkat etmişsin bak!.” demişti..''



Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Kul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları

Mesaj gönderen nur-ye »

ResimKul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları!..Resim

Kul İhvÂNi Hocamız, GÖNLümüz çiçek açsın diye DEMlikten SÖZ ToHuMlarını, GEMliğe SAÇmaya bAŞlayınca AKIL İPime ASılı kalamayacaklar diye korkunca, kalanları mandallaMIŞım!

Hayvanlar asla gülemez ama gün gelir göz yaşı dökerler.. fillerin ağladığı bir gerçektir.. timsah gözyaşları da meşhurdur.. itlerin ağlayışına şahid olmuştum..

Çocukken Hasan Dağımda Çolakların kancık iti 9 doğurmuştu da kambur felek dedikleri çoban Durmuş Emmi bel küreğiyle 7 sini gözümüzün önünde doğramıştı ve her birisinin öldürülüşünde ana it koşarak geliyor ve gökleri dolduran ulumasıyla dağları çınlatıyordu.. içimdeki çığlığı hiç bitmedi o itin.. o it benim dostumdu..

Kozalakların kör Hasan Emminin ömrü koyun peşinde geçerdi.. oğlu Gözüala benim okul arkadaşımdı ilk okulda.. Anası İrebiye Hala habirem koşturur dururdu davar peşinde.. ben orta okula başlamıştım Aksaray'da.. bir Pazar günü ikindisinde Gözüala Rasimi koşarak hastaneye gider gördüm ben de koştum.. annesi İrebiye Halanın köyde apandisti patlamıştı da, at arabasıyla getirmişler di hastaneye amma ölmüştü.. Hasan Emmi de geldi az sonra ve:
vah kınalı gelinim vah! Bizi kimlere koydun da gittin! diyerek hastane dolusu ulurcasına haykırmıştı.. ve içimdeki çığlığı hiç bitmedi Hasan Emmim'in!..

Kıtırcı'nın karısı Sultan Bacı çocuk üstüne/doğururken ölmüştü.. sanırım 10 yaşındaydım.. oğlu Oruç da 5-6 yaşındaydı öksüzdü ve kimsesizdi.. Oruc’u çoğu kez caminin önünde ağlarken hatırlarım.. Anam çağırtır bir sahan dolusu pekmez koyar doyururdu.. Şimdiyse o BİZim Oruç, Almancı olmuş apartmanı varmış Aksarayda.. ama içimdeki o çocuk çığlığı hiç bitmedi gitti..

AKLen nAKLen bir gÖZ atmak diledi deli gönlüm AĞLAmakla/gÖZ YAŞIyla ilgili NEdense BİLemedim DERdi Ne ki HaYy doSt?..


Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Kul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları

Mesaj gönderen nur-ye »

ResimKul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları!..Resim

Kul İhvÂNi Hocamız, GÖNLümüz çiçek açsın diye DEMlikten SÖZ ToHuMlarını, GEMliğe SAÇmaya bAŞlayınca AKIL İPime ASılı kalamayacaklar diye korkunca, kalanları mandallaMIŞım!

Resim

KOÇa-> AYNada-> Kendin TOSslatanı BİL!:

Aksaray’da bizim mahallede DERVİŞ Emmi vardı rahmetlim.. kalenderdi..mahalleye okul inşaatı başlayınca inşaata bekçi durmuş üç-beş paraya.. gece gündüz uyanık.. inşaat sahası geniş ve çevrili, ot da bol.. derken hayvan bazarına gidip bir kuzu almış kurbana hazırlık.. elbebe-gülbebe kuzumun yemi bol ve olmuş mu bir koç.. DERVİŞ Emmi gözünün içine bakıyo.. inşaat bitmek üzere camları takılacak.. camcılar camları getirip dayamışlar binaya bir sürü.. “DERVİŞ Emmi aman dikkat et çoluk-çocuk kırmasın haa!” demişler.. DERVİŞ Emmim de: “gözümü ırmam ne çocuğu!” demiş.. “bir çay demleyim davşan kanı” demiş yakmış gazocağını bekle kaynasın derken dışarıda bir şangırtı kopmuş.. bir çıksa ki bizim koç camların önüne geliyor camdaki KOÇu görüyor tepesi atıp var gücüyle tosluyor.. DERVİŞ Emmi canhıraş koşmuş amma camlar haşat…
Bazen rastgeldiğinde anlattırırdık da:
“ahh beyim ahh! o koç yok mu o KOÇ duman etti beni! Camda gendini gördükçe kudurmuş hayvan çekilip çekilip vurmuş!. gendi gendiynen savaşa durmuş mübârek!..” deMİŞ..MİŞ.. di…

Resim
Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Kul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları

Mesaj gönderen nur-ye »

ResimKul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları!..Resim

Kul İhvÂNi Hocamız, GÖNLümüz çiçek açsın diye DEMlikten SÖZ ToHuMlarını, GEMliğe SAÇmaya bAŞlayınca AKIL İPime ASılı kalamayacaklar diye korkunca, kalanları mandallaMIŞım!


Bir ANımı Dirilttiniz!
Sanırım 21 yıl öncesiydi..
Bir Temmuz ayında Antalya'nın LARA Sahillerinde ahşap evlerde denize sıfır yaz boyu kaldığımız zamandı..
Bir tasavvuf öğrencim bir kolejde İngilizce öğretmeniydi..
Bana telefon etti ki İngilterden bir İngiliz öğretmen arkadaşı, kocası, oğlu ve 10 yaşındaki kızı NiNa kendisine misafir gelmişlerdi ve onları bana getirmek istemekteydi..
Sebebi ilginçti..
Küçük kız NiNa, okunan EZANlara ÂŞIK olmuştu ve durmadan: “Bu şarkı ne zaman söylenecek?” diye sormaktaymış..
Deniz Kızımız da: “Sizi Hocama götüreyim durmadan söylesin o sana hem de denize girersiniz!” demiş.
BİZde ise misafir, ALLAH misafiridir: “Buyurunuz!” dedim.
Geldiler ve kendilerine ikramlar edildi..
Baba ile oğlu hemen denize gittiler.
Bizim ufaklık gitmedi ve sordu ki: “Hani ne zaman Şarkımız söylenecek?” diye.

Kur'ân-ı Kerimi açtım, Tâ-Hâ Sûresi açıldı..
Eşim ve kızım başlarına örtü örtünce onlar da istediler..
Verildi başlarına bağladılar allı-pullu eşarpları.
Annenin bacakları ve özellikle göğüsleri dışarıda gibi açık-saçıktı..
Biz MuhaMMedî Melâmette Hasbî Hizmette bakmayız içine-dışına vs..
Ben de Kur'ân-ı Kerimi Ak Deniz meltemiyle birlikte, seslice ve makamınca OKUmaya başladım.
Bir ara baktım ki her ikisinin göz yaşları yağmur gibi yağmakta göğüslerine..
Muhteşem bir Kur'ân-ı Kerim OKUndu onların sayesinde..

Komşu bir başmühendis arkadaşım denizden çıkmış geçerken gördü ve laf attı: “Kul İhvÂNi, Kur'ân-ı Kerim güzel de dinleyenlerin çırılçıplak!” dedi.
Kur'ân-ı Kerimi okumayı kestim ve: “Be ahmak adam 10 yıldır burada her yaz ayları her gün Kur'ân-ı Kerim okunur bir kere dinlemedin bir damla göz yaşın olmadı Kur'ân-ı Kerim çeşmesinde, gel gitme de gerçek müslümanları gör!” demiştim ve hızla kaçmıştı..

İsmini unuttuğum Londralı bayan öğretmen kardeşimin vedâ sözünü Deniz Kız tercüme etti ki: “Ya sen Londrada olsan! Ya da ben burada olsam! Yoksa kıyamet kopsa da dünya batsa!”


İşte sizlerdeki bu temiz ve derin MuhaMMedi-İlahî SEVği yüreğimden bunları döktü !..


MuhaMMedî MuhaBBetlerimle



Resim
Resim
Kullanıcı avatarı
nur-ye
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 8923
Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Konum: BURSA
İletişim:

Re: Kul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları

Mesaj gönderen nur-ye »

ResimKul İhvÂNi Hocamızdan SÖZ ToHuMları!.. Resim

Kul İhvÂNi Hocamız, GÖNLümüz çiçek açsın diye DEMlikten SÖZ ToHuMlarını, GEMliğe SAÇmaya bAŞlayınca;
AKIL İPime ASılı kalamayacaklar diye korkunca, kalanları mandallaMIŞım!

Resim

Azîz kardeşlerim!.
Kalbin, mânâ ile maddenin geçişim-dönüşüm merkezi (transprasyon) olduğunu arzetmiştim.
Şunu demek istedim ki Hayy Bağının, “BİZ BİR-İZ Hayy BİRr”liğinin HaYyat Prizi ve HaYyatın MuhaMMedî Hakikât Merkezi KaLBdir..

Bizim DSİde çok zeki bir Bölge Müdürümüz vardı.
Birlikte çıktığımız uzun bir seyahatta bana: "Sizi genellikle takdir ediyorum, ancak bu yaşta ve bu teknik bilgide bir mühendis olarak tasavvufla uğraşmanı hiç anlayamıyorum?." dedi.. Müstehzi-alaylı bir gülümseme ile Teknik ve Tasavvufu bir araya sığdıramadığını söylüyordu.
Kendisine: "Kaç yaşındasınız?" dedim. "Atmış küsür yaşındayım" dedi.
Ben de :"Testi yaşınız mı? Yoksa içindekinin yaşı mı?" dedim.
"Anlayamadım!." dedi.
Anlattım: "Siz, birkaç kilo doğdunuz. Ana, babanız size et yedirdi, ot yedirdi. Et yiyen hayvan, ot yiyenleri yer, ot-bitkiler ise toprak yer SON-uçta..
Ebeveyininiz de netice olarak bu toprağı et, süt, sebze v.s. ambalajı içinde getirip sizin özünüzdeki DİRİ-Liğe sıvadılar. O DİRİ-Lik ki, her ÖLü gıdayı DİRİlterek 80-90 kiloya kadar çıkarttı.
Beden Testinizin yaşı 62 imiş, içindeki DİRİ-Lik => Can =>HAYy yaşı nedir?" diyorum size soruyorum:
"Siz DİRİliği kimden aldınız?"
"Tabî ki babamdan..."
"DİRİliği size verdiğinde babanız DİRİ mi idi?"
"Elbette"
"Babanız DİRİliği kimden almışdı?"
"Babasından yâni Dedemden"
"Dedeniz de DİRİ iken babasından, o da DİRİ iken babasından... Böyle böyle nere gidiyorsunuz?. DİRİlik hiç makaslanmadan, kesilmeden en sonunda kime varacaksınız?"
Dediğimde: "İlk insana"dedi.
Ben de kendisine: "Ver elini, el sıkışalım!. Ben "Âdem aleyhi’s-selâm" diyorum, sen "ilk insan" diyorsun, hiç farketmez aynı KİŞİdir." dedim.
Uzunca düşündü ve: "Aslında, aklım her zaman gizlice böyle şeyleri düşünüp beni rahatsız ediyordu!..." dedi.



Resim
Resim
Cevapla

“Kul İhvâni Söz ve Sohbetler” sayfasına dön