Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 26 Şub 2020, 21:57

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 195 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 20 Mar 2016, 15:26 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* VI *


<= Resim =>

Resim


Ya İlâhi neyler isen et beni
Tek hemen benden gönül incinmesin..
Bu kemâle lâyık et cân-ü- teni
Tek hemen benden gönül incinmesin..

EYy EL İLÂHım ALLAH celle celâlihu!
Ne eyler et beni ki, sadece dileğim benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter!
Bu Yüce MuhaMMedi Kemâlât Olguna lâyık kıl TENim ve CÂNımı ki,
Tek dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!.


El İlâhu:
Resim

Resim

Ne İbâdet ile mağrur olayım
Ne meârif ile mesrûr olayım
Matlabımdan cümle ma'zûr olayım
Tek hemen benden gönül incinmesin..


Ne ham sofular gibi SANA İBâdet edip Karşılığını bekleyip gurura kapılayım, ne “Nefsimi ve SENi ANLamak”tan-BİLmekten dolayı sevince gark olayım!.
Yeter ki şu Yalan Dünya isteklerinin tümünden vaz geçip isteyemez olayım ve de,
Tek dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!.


Resim

Halk içinde olayım hâk-ı siyah
Gice gündüz edeyim âh ile vah
İlmim erdi bundan ulu yok günâh
Tek hemen benden gönül incinmesin..


Öylesien “Halk İçinde HAKk iLe OL!.”yım ki halkın beni, yerdeki kara toprak gibi çiğnesin geçsinler!.
Ben sadece SENin derdinle “âhh!” ile “vahh!” edeyim gezeyim gece ve gündüz!.
Bu gerçeğe İlme’l YakîN ULAŞtırdın ki, bunun gereğinin Yapmamaktan daha büyük bir günah yokk!
Tek dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!.


Resim

Çekeyim her bir günâha bin cezâ
Görmeyim ömrümde asla bir safâ
Her tarafdan başıma yağsın belâ
Tek hemen benden gönül incinmesin..


SANA ULAşım SALl YOLunda gereken herbir eksik-noksanımın günahını karşılığını çekerek KULLuk YOKuşunu TIRmanayım ve,
Şu İmkÂNLa KULLuk İmtihÂnı ÇÖLü ÖMRümde gel-geç-gölge Sefâ-eğlencelerine DALıp Kalmayayım!.
Öyle ki bu SENsizlik PERDesini DELeBİLmem İçin gerken her türlü “BeLÂ!.” Rahmetin yağsa da SENden KIBLemi değiştirmeyeyim!.
Ve, Tek dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!.


Resim

Olmasun âlemde bana feth-i bâb
Cevr ü mihnette yürek olsun kebâb
Kâ'ilim her ne kadar varsa azab
Tek hemen benden gönül incinmesin..


Şu İçinde Yaşadığım SANA ŞÂHiD Olma Âleminde beni SENin YOLundan saptıracak sahte ÇIKış Kapıları Açılmasın,
Bu Yüce YOLun KULLuk YOKuşunda her türlü ÇiLLe ve BeLâ ile garib Yüreğim YÂR KeBÂBı Olsa da gam değil!.
Ben Bu Yüce YOLun her türlü engeline derdine tâa ELEST’inde “BeLÂ..: Bilâkis evet!.” SÖZünü VERmişim ben peşinen hamd olsun!
Yeter ki bu âlemde tek dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!.


Resim

Ya İlâhi ver bana hulk-ı azîm
Kulların kalbinde olayım mukîm
Razıyım olsun bana mesken cehim
Tek hemen benden gönül incinmesin..


EYy TEK-Bir El İlâhım ALLAH celle celâlihu!. Bu ZOR YÂR YOLunda Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yüce AHLÂKInı Azık kıl!.
Ve beni yarattığın tüMM KuLLarın kalbine MuhaMmedî Mü’min SEVgisiyle yerleştir!.
Bâtınımda bu yüce MuhaMMedî KemâLâta ERDir de, Zâhir Hayatım CehenNNem olsa da, dert değil!.
Yeter ki bu âlemde tek Dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!.
Ve yeter ki bu âlemde tek dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!.


وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Resim---" Ve inneke le alâ hulukın azîm(azîmin).: Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük-yüce bir ahlâk üzeresin.”
(Kalem 68/4)

Resim

Yere göğe sığmıyan Hallâka bak
Gönlüne sığmış anı etmiş durak
Her safâdan olayım Gaybî ırak
Tek hemen benden gönül incinmesin..


SEN ki şu yere göge sığmayıp MuhaMMedî Mü’min GÖNLüne sığan ve onları Halk eden El HaLLâk ALLAH celle celâlihusun!
BİZim GÖNLümüzde Şahdamarımıızdan da YKîN-AKREB, CÂNda CÂNÂN OLup BİZ BİR_İZde DURak KILmışsın Hamd Olsun!.
Şu YOKLuk-ÇOKLuk âleminin SıRRR-ı Sıfır SAFâLarından vaz geçip ırak olayım da TEKe TEKlik SIRRına EReyim Eyy Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu ki,
Yeter ki bu âlemde tek Dileğim, benden gönlü incimesin yarattığın hiçbir kimsenin bu bana yeter Yâ RABBenâ celle celâlihu!
.

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Yere göğe sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım ”
(Aclunî, K eşfu’l- Hafâ: 2256)
"Mü'minin kalbi Allah'ın evidir." (Marifetnâme, Sayfa: 971)
Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Mü'min Kâ'be'den efdaldır."
(Râmûz'ul-Ehâdis, Hadîs No: 4323)

El Hallâku:

Resim

Resim

Lâyık: (Liyakat. den) Yakışır ve yaraşır. Uygun, münasib ve muvafık.
Mağrur: (Mağrur) Gururlu. Boş bir şeye güvenen. Fâni ve faydasız şeylere güvenip kendini aldatan. Mütekebbir. Kibirli kimse. Müteazzım.
Meârif: Tahsil ile elde edilen ilim, malûmat, bilgi. * Meharet. Üstadlık. Hüner. * Marifetler. Mâruflar. Kültürler.
Mesrûr: Sevinçli. Sürurlu. Meserretli. Merâmına ermiş.
Matlab: İstek, istenilen şey. * Hallolunacak mesele. Mebhas. * Kaziye.
Ma'zûr: Özürlü. Özrü olan.
Hâk-ı siyah: Kara toprak.
Cezâ: Karşılık, mukabil, ivaz. Cürüm veya günâh işleyenlere verilen azab.
Safâ: Gönül şenliği, eğlence. * Duru olmak, itmi'nan ve meserret üzere olmak. Temiz, sâfi olmak. * Hava açık ve ayaz olmak. * Mekke-i Mükerreme'de bir yerin ismi.
Belâ: (c.: Belâyâ) Afet. Sıkıntı. Tasa, kaygı. Musibet. Mücazat. İmtihan. Dâhiye. * Yaramaz nesne.
Feth-i bâb: Açılan Kapı..
Cevir: (Cevr) Cefa, eziyet, sıkıntı, üzüntü. Zulüm. * Tas: Tarikat adamının ruhen ilerlemesine mâni olan şey.
Mihnet: Zahmet. Eziyet. Dert. Belâ. * Mc: Tecrübe, sınamak.
Kâ'il: Söyleyen. Anlatan. Nakleden. Söz sahibi. İnanmış. * Boyun eğmiş. Rıza göstermiş, razı olmuş.
Hulk: Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet. * İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.
Mukim: İkamet eden. Ayakta duran. * Okuyan. * Bir memlekette devamlı duran.
Cehim: Cahim. Şiddetli ve kat kat birbiri üzerine yanan ateş. Çukur yerde yanan ateş. * Cehennem'in bir tabakası.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Nis 2016, 12:11 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim


<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* VII *


.
<= Resim =>

Resim

“Men Aref nefseh” olupdur cümle ilmin efdali
Kendi özün bilmez isen âlimim deme sakın..
Öz kitabın okuyandır ehl-i ilmin ekmeli
Kendi özün bilmez isen âlimim deme sakın..


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin buyurduğu “Men arefe nefsehu: Nefsini tanıyan” cümlesi, cümle İlimlerin en faziletlisi olmuştur.
Eğer sen de AŞKuLLAH YOLuna çıkarken kendi ÖZ-NEFSini bilip iyice tanımaz isen “ben Bilgi sahibi Âlimim!.” Gibi sözler söyleme sakın ha!.
İlim Sahibleri içinden en EKMeLi/ en kâmil, eksiği olmayan, en mükemmeli kendi, “LÜBBü’L- LÜBB.. ÖZ’ün ÖZü.. HABLi’L- VE-eRîD.. Şahdamarı..” Kitabını OKuyaBİLenlerdir.
Eğer sen de AŞKuLLAH YOLuna çıkarken kendi ÖZ-NEFSini bilip iyice tanımaz isen “ben Bilgi sahibi Âlimim!.” Gibi sözler söyleme sakın ha!.


Resim --- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Nefsini tanıyan RABBını tanımıştır.” buyurmuştur. (Aclunî, Keşfu’l-Hâfâ II/343 (2532)

Resim

Olma mağrur ilmine tahsîl-i irfân edigör
Sûretâ insanda kalma ma'nen insân ede gör
Baştan ayağa vücûdun cümle imân ede gör
Kendi özün bilmez isen âlimim deme sakın..


Bu Âlemdeki zâhiri İlim tahsili sonunda şu oldum bu oldum diye Âlimlik satıp, bâtından ve Özünden habersiz ilminle kibirlenme!. Ve sen MuhaMmedî Mârifet İlmini tahsil etmeye çabala!
Kendini şu beden heykeline zikkeleyip, Maddî Sûret İnsÂNı olmaktan kurtarıp, Manevî Sîret İnsÂNı etmeye cehd et!
Sadece kalbin değil baştan ayağa tüm vücudun-hücerlerin bile cümlesi imân etsin İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.
Eğer sen de AŞKuLLAH YOLuna çıkarken kendi ÖZ-NEFSini bilip iyice tanımaz isen “ben Bilgi sahibi Âlimim!.” Gibi sözler söyleme sakın ha!.


Resim

Zât-ı mutlak sûret-i âdemde bulmuşdur zuhur
Bilmeyenler kendi özün bulmaz âlemde sürür
Secde eyle özüne şeytan gibi etme gurur
Kendi özün bilmez isen âlimim deme sakın..


Zât-ı mutlak ALLAHu Zü’L- CelâL, NÛRundan VAR ettiği Âdem Sûretinde zuhur etmekte olan, Ez ZÂHiR ALLAH celle celâlihudur.
Ondandır ki bu âlemde kendi fASLının ASLInı, Özünün ÖZÜnü BİLİp-BULUp-OLup YAŞAyamayanlar;
MuhaMmedî ŞUÛRu BİLemez,
MuhaMmedî NÛRu BULamaz,
MuhaMmedî ŞURÛRda OLamaz,
MuhaMmedî ONÛRu YAŞAyamazlar ne yazık ki!.
Eğer sen de AŞKuLLAH YOLuna çıkarken kendi ÖZ-NEFSini bilip iyice tanımaz isen “ben Bilgi sahibi Âlimim!.” Gibi sözler söyleme sakın ha!.


Resim

Eylesen Musâ gibi ilm-i şeriatta kemâl
Hızr-ı vakte ermeyince cümlesi olur hayâl
Ko hayâli özüne gel keşf ola ayn-ı cemâl
Kendi özün bilmez isen âlimim deme sakın..


Kaldı ki sen de, ALLAHu Zü’L- CelâL’in Resûlü Musâ aleyhisselâm gibi Şeriat İlminin Kâmili olsan bile, Kur'ÂN-ı Kerîm ANLAtımınca,
Sana, Hızır aleyhisselâm gibi; MuhaMmedî ŞUÛRu BİLdirecek, MuhaMmedî NÛRu BULduracak ve MuhaMmedî ŞUÛRda OLduracak
bir MuhaMmedî Mürşid BULmadıkça ham AKLının hayallerinin hepsi de bomboştur ne yazık ki!.
Dıştaki, Muhitteki, Ham Akıl Sahandaki Hayâlleri bırak da;
İçteki, Merkezdeki, Habli’l- Verîdindende AKReBindeki AKRABAN, RABBu’l- ÂLeMîn’in CâMÂLiA’yân-ı SABit AYNAnada AYNen Keşf OLsun-Ortaya ÇIKsın İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.
Eğer sen de AŞKuLLAH YOLuna çıkarken kendi ÖZ-NEFSini bilip iyice tanımaz isen “ben Bilgi sahibi Âlimim!.” Gibi sözler söyleme sakın ha!.


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim --- “Ve lekad halakne!l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min HABLİ’L- VERÎDi :Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.”
(Kaf 50/16)

Resim

Aşk-ı mürşid tutmaz isen bilemezsin özünü
Özünü fehm eyledinse fehm edersin sözünü
Zâtına bak aşk ile Gaybî açagör gözünü
Kendi özün bilmez isen âlimim deme sakın..


MuhaMmedî Mürşidiyin buyurup gösterdiği AŞKuLLAH YOLununu gereğince YOL Almazsan asla kendi KİMLik ve KİŞİLik Özünü BİLemezsin!.
Ne zaman ki, Özünü fehm eylersen/ANLAr ve zihnen kavrarsan, o zaman konuşabilirsin ki,SÖZünü BİLer ERKİŞisin demektir yoksa boş palavra konuşursun!
EYy Gaybî BaBam kaddesallahu sırrahu, kendi kimliğine/zâtına ve ZÂTuLLAHa AŞKuLLAH ile bakıp da, kelle gözünle beraber Kalb GÖZünü de hemen AÇıp BAKk ve GÖRr!.
Eğer sen de AŞKuLLAH YOLuna çıkarken kendi ÖZ-NEFSini bilip iyice tanımaz isen “ben Bilgi sahibi Âlimim!.” Gibi sözler söyleme sakın ha!.



Resim

İrfân: Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal. * İkrar. * Mücazat.
Efdal: (Fazl. C.) Ziyadeler, fazlalar, çoklar. * İhsanlar, ikramlar, iyilikler, meziyetler, hünerler.
Ekmel: Mükemmel, en kâmil, eksiği olmayan, en mükemmel.
Sûretâ: Görünüşte. Zâhiren.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2016, 19:52 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim


<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* VIII *


.
<= Resim =>

Resim


Derviş olmak ister isen
Aşk ile tut pîr eteğin
Hakkı bulmak ister isen
Aşk ile tut pîr eteğin..


EYy kardeşim eğersen de, MuhaMMedî EREN DERvişlerden olayım istersen,
MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..
Eğer sen de şu gelgeç ÖMRünde ÖZÜndeki Hakkı bulmak ister isen,
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..


Resim

Aşkdır erenlerin yolu
Aşkdır erenlerin hâli
Asksız kişi olmaz velî
Aşk ile tut pîr eteğin..


Asla unutma ki, EL ELe ERENLer YOLU Zevk Zinciri AŞKuLLAHtır.
AŞKuLLAHtır dâima MuhaMMedî ERENLerin HÂLLeri..
AŞKuLLAHı BİLip-BULup-OLup YAŞayıp Şâhidi olmayan kimseler gerçek VelîyuLLAH olamazlar.
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..


Resim

Aşkdır Allaha doğru yol
Aşka pek yapış Hakkı bul
Aşk sultândır gayrisi kul
Aşk ile tut pîr eteğin..


AŞKuLLAHtır, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in VuSLatına giden Sıarat-ı Mustakîm Yolu.
Sen de AŞKuLLAHa sadakat ve samimiyyetle yapış ki HAKk TeÂLÂ’yı BULaBİLesin..
Bu Âlemdeki düşüncelerin sadece AŞKuLLAHtır SuLtÂNıi bundan başkası, gayrısı-diğerleri onun kullarıdır son-UÇta.
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..

Resim

Gönülde hiç koma teşviş
çiğ kalma aşkı ile piş
Aşkdan gayrı yokdur bir iş
Aşk ile tut pîr eteğin..


Herşeyden önce HAKk’ın Pây-i tahtı gönlündeki, Çokluk-İKİLik-YOKluk Çeldiricilerini temizleki, “TEKLik SultÂNı” Sarayı OLaBİLsin!.
Bunun için de elbette ÇiLLe Cehenneminden geçip çiğliğini pişirmelisin.
Ve bu ÂLEMde Sebeb-SonUÇ olarak AŞKuLLAHtan başka bir İŞ yoktur unutma!.
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..


Resim

Aşkdır âşıkların gözü
anda görünür dost yüzü
Aşkdır âlem âdem özü
Aşk ile tut pîr eteğin..


Ondandır ki, MuhaMMedî HAKk Âşıkların gözleri AŞKuLLAHtır ve başka bir şeyler göremezler.
O GÖZLerden ancak ve ancak EL VEliyy-Dost ALLAH celle celâlihu’nun sonsuz TeceLLîleri CemÂLuLLAH AYNası Kâinâtta Gözükür durur onlara.
Onlar için buÂLEMLerin ÖZü-ÖZeti ÂDEM, ÂDEMin ÖZü-Özeti de AŞKuLLAHtır.
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..


Resim

Aşkdır bu âleme mâye
Hak dostlarına sermâye
Aşkdan ulu yokdur pâye
Aşk ile tut pîr eteğin..


Bu ÂLemde insanoğlunun yapması gerkekn KULLuk İŞLerinin tümünün MuhaMMedî ANA MAYÂsı AŞKuLLAHtır.
Ve AŞKuLLAHtır HaKk Dostlarının KuLLuk İmtihanı Bâzârının tek sermâyesi ve,
Onun içindir ki, MuhaMMedî HAKk Âşıkların gözlerinde daha yüce bir mevki-Makam yoktur iki cihÂNda.
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..


Resim

Aşk dediğim Hak zâtıdır
Âlem anın sıfatıdır
Gönül Hakkın mir'âtıdır
Aşk ile tut pîr eteğin..


Benim AŞKuLLAH dediğim BizZÂT, El HAKK ALLAH celle celâlihunun Zâtıdır hedefteki ZÂTuLLAHtır.
AKLın algıladığı ya da dününebildiği her ŞEYyLer NÛRULLAH’tan -> NÛR-u MuhaMMed gözüken Sıfatıdır..
İştetüm bunları GÖReBİLecek olan MuhaMMedî Tâlim ve Terbiye ile Tasfiye edilmiş Mü’min Kalbidir ki El HAKK ALLAH celle celâlihu AYNAsıdır..
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..


Resim

Kangı derviş Aşkı bilmez
Vallah o kul Hakkı bulmaz
Aşkdan ulu amel olmaz
Aşk ile tut pîr eteğin..


O insanlar ki kuru gürültüyle DERvişlik yapmakatalar ve AŞKuLLAHtan habersizlerse,
Vallahi o kullar, HAKk’ı asla bulamazlar ve hayal içinde arar gezerler bir ömür..
Çünkü, AŞKuLLAHa imanın gereği fiilen yaşanarak ÂMEL edilip yaşanması ve ŞÂHİd-i HAKk olunmasıdır ki, bundan yüce bir İŞ de yoktur bu Âlemde..
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..


Resim

Âşıklara Gaybî derman
Aşkdır hakîkatte heman
İster isen din-ü- imân
Aşk ile tut pîr eteğin..


EYy Gaybî SultÂN BaBam kaddesallahu sırrahu, MuhaMMedî HAKk Âşıkların AŞKuLLAH derdinin teek dermÂNı da yine tek ve eşsiz AŞKuLLAHtır.
Bu hayatın SON-UÇunda, son nefesini İslâm Dini ve imânı ile vermek istersen hemence,
Sen de, MuhaMMedî Mürid olup AŞK ile MuhaMMedî Mürşid eline elini ver ki, elin EREN ELLerden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ELine ve YeduLLAHa Ulaşsın..



Resim

Pîr: f. Yaşlı, ihtiyar. * Reis. * Bir tarikatın kurucusu. * Herhangi bir meslek ve san'atın başlatıcısı, te'sis edicisi
Teşviş: Karıştırma. Karma karışık etme. Bulandırma.
Mâye: Damızlık. * Esas. Temel. * Bir şeyin mayalanması ve ekşimesi (tahammürü) için konulan madde. * Para, mal. İktidar. Güç. * İlim. * Dişi deve.
Pâye: f. Rütbe, derece. * Merdiven ayağı. * İlim sahibi olanların bir derecesi.
Mir'ât: Ayine. Ayna. * Meşhur bir cins lâle.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 May 2016, 09:52 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim


<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* IX *


.
<= Resim =>

Resim

Canı olmayan âşık cânânı neden bilsin
Derdi olmayan münâfık lokmânı neden bilsin..


cÂNından habersiz olup NEFS sahibi olup âşıklık davası güden gâfil Şahdamardan da AKReB CÂNÂNını nerden BİLeBİLsin ki!.
Gönül derdi olmayan, dünya derdine dalmış, dünyaperest münafık, gönül derdinin dermÂNı Lokmân Hekimini nasıl bilip de MUsâ aleyhisselâm gibi İki denizin BİRLeştiği yeri arasın!.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Kim ki NEFSini BİLdi, kesinlikle RABBını da BİLdi”” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَا آتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا
Resim---"Fe vecedâ abden min ibâdinâ âteynâhu rahmeten min indinâ ve allemnâhu min ledunnâ ilmâ (ilmen).: Böylece katımızdan, kendisine rahmet verdiğimiz ve ledun (gizli) ilmimizden öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.”
(Kehf 18/65)

Resim

Mahabbet ile gelen aşk ile menzil alan
Aşka canın vermeyen sultânı neden bilsin..


AŞKuLLAHa Şehâdet ÂLemi olan şu CihÂNda MuhaMMedî MahaBBeti BİLip-BULup GELen ve KULLuk YOLu Hedefi MuhaMMedî Menzile koşmak görevini BİLen HAkk Âşıklar ANLar BİZi..
CÂNından da AKRABa CÂNÂNının AŞKına CÂNın KurbÂN etmeyen ÖZündeki SultÂNı nasıl BİLeBİLsin ki?!.


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verîdi :Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.”
(Kaf 50/16)

Resim

Dilediği özüdür bilmez zâhid özünü
Zâhid özün bilmedi irfânı neden bilsin..


İman ve âmel ederek yaşamadığı halde, İÇi boş sözlerle “ÖZ”ünden bahseden zâhirî hayatın ham sofusu- zâhidi, MuhaMMedî Mârifet RüŞDüne ERdirecek MuhaMMedî Mürşidsiz Özünü ve ötesini asla BİLemez!
NEFSini ki, ÖZÜnü Bilmediği sürece boşuboşuna konuşur ve çabalar durur ki, MuhaMMedî İrfÂNı nasıl BİLeBİLsin?!.


Resim

Sofi halvet içinde riyâ ile hû çeker
Baykuş virânı bekler gülistanı ne bilsin..


Bâtınından habersiz zâhirî hayatın ham sofusu- zâhidi ham aklınca halvete girmekler, halktan kaçıp tenhalarda dolaşmakla sadece gösteriş için “hû!.” çeker gezer!.
Tıpkı virÂNelerde geceler boyunca öten, bekçi Baykuşa benzerler ki, BÜLBÜL değildir Gönül GülistÂNın nasıl BİLeBİLsin?!.


Resim

Cümlenin canın Gaybî zâhidler inkâr eder
Sahraya düşen damla ummanı neden bilsin..


Bu ÂLemde CÂN taşıyan CÜMMLenin CÂN Merkezi EL HAYy RABBu’l- ÂLEMîni, Şahdamarından da AKREB-AKRABA iken göklerde mahşerlerde arayan zâhirî hayatın ham sofusu- zahidine Hakkı ve Hayrı ANLAtsan inkâr eder.
Kendi Cehâlet ÇÖLüne ve Hayal Sahrasına düşen bir damla gibidir, ANLAttığın MuhaMMedî AŞKULLAH UMMANını nasıl BİLeBİLsin ki?!.


Resim

Münafık: İki yüzlü, araya nifak sokan. Fitnekâr. * Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. * Görünüşte müslüman olup hakikatte kâfir ve düşman olan.
Lokman Hekim: Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen büyük zatlardan olup öğütleri ve ahlâkî, tıbbî sözleri ile tanınmıştır. Peygamber Davud (A.S.) zamanında yaşadığı rivayet edilmektedir. Peygamber veya veli olduğu hususunda ihtilaf vardır.
Menzil: İnilen yer. Konulacak yer. * Yer. Dünya. Ev. * Mesafe.
Zâhid: (Zühd. den) Tas: Borç olan ibadetlerden, aslî vazifelerden başka dünya süs ve makamlarından feragat eden kimse. Sofi. Müttaki. Zühd ve perhizkârlıkla muttasıf.
İrfân: Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal. * İkrar. * Mücazat. * Fık: Esrar-ı İlâhiyeye, iman ve Kur'an hakikatlarına vukufiyet.
Halvet: Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhaya çekilme. * Gizlilik.
Riya: Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Haz 2016, 21:50 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim


<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* X *


.
<= Resim =>

Resim


Erenlere hor bakma
Sakın berbâd olursun
Gönüllerini yıkma
Sakın berbâd olursun..


Sakın sakın MuhaMMedî HaKk ERENLere yan gözle kınarcasına, ehemmiyetsizlermiş gibi hor bakma, sonra çok kötü olursun!
ALLAH AŞKının yuvası gönüllerini yıkıp viran edeyim deme sonra çok çok kötü olursun!


Resim

Yüzün tutgıl yüzüne
Ayak basgıl izine
Toz kondurma sözüne
Sakın berbâd olursun..


Eğer Akl-ı SiLM Sahibysen yüzünü yüzlerine çevir CeMÂLuLLahı seyret!
Yürüdükleri MuhaMMedî Sırat-ı Mustakîm Yolunda İZLerini İZLe ki HaKka ve Hayra ULAŞaBİLesin!
Ve onların Mârifet-i MuhaMmed Olan İrfÂN yüklü sözlerinin üzerien toz kondurup ham aklınca kem-küm etme yoksa çok kötü olursun!.


Resim

İderler ise bir ah
Gittin aradan eyvah
Sende kalısar günâh
Sakın berbâd olursun..


Senin ahmaklığından ve ettiklerinden dolayı bir kerre “Ah!.” Çekerlerse; kınından çıkmış ve kimseye vurmaya kıyamadıkları kılıçlarına kendini çarparsın ortadan yok olursun ki bu senin için son “eyvah!.” çekişin olur!.
Ve bu ALLAH Dostlarına yaptığın i’tiraz ve zülmün günahı, yüzünden hiç çıkmayan pislik hâlinde kalır ve çok kötü olursun!.


Resim

Münkirleri basarlar
Yaylarını asarlar
Kılıçdan yeğ keserler
Sakın berbâd olursun..


Onlar asla mâsumlara el kadırmazlar ve ancak HAKKı İnkar edenlere karşıdırlar, affetmezler.. Gerektiğinde kullanmak için ok ve yayları hazır bekler.
Öylesine hiçbir şeysiz ve bir tek sözle keserler ki, kılıçlar solda sıfır kalır tek vuruşta ve çok kötü olursun!.


Resim

Kendin hiçe sattırma
Serçe gibi öttürme
Kahr okunu attırma
Sakın berbâd olursun..


Sen ki, tümm esmâlar yüklü bir yücelik sahibi AbduLLahsın bu Kimlik ve KişiLiğini hiç uğruna sattırma.. Nefsin hevâ hevesini serçe kuşu gibi öttürme, düşün de konuş!.
Rast gele başka yerinden laflar sallayıp saldırıp da kendine KAHRuLLAH OkLarını attırma yoksa çok kötü olursun!.


Resim

Er gönlü berrak durur
Mesken eden Hak durur
İncidirsen yakdırır
Sakın berbâd olursun..

MuhaMMedî HAKk ERENLerin ER gönülleri tertemiz ve berrak olur ve böylesi gönüLLeri-şahdamardan AKRABA el HAKk ALLAH celle celâlihu mesken eder Beytü’r- RABB Olur..
Eğer Ahmaklığından dolayı sen, onların gönüllerini incitirsen bu SubhÂNî Sarayı yaktırırsın ki, iki elin boşa çıkar iki ÂLemde çok çok kötü olursun!.


Resim

Erenlere doğru bak
Yolu yanılma ahmak
Ayağına kurma fak
Sakın berbâd olursun..


MuhaMMedî HAKk ERENLere kafa ve kalb gözünle dosdoğru bak!.
Ahmaklık edip dosdoğru Sırat-ı Mustakîm Yolundan yanılıp onun bunun peşine düşüp gitme!
Kendi ayaklarına kendin tuzak kurup sonunda tilki gibi pavkırma, ah ile vah edersin çok çok kötü olursun!.


Resim

Oturma er postuna
Dil uzâtma üstüne
İlişme Hak dostuna
Sakın berbâd olursun..


Sakın sakın MuhaMMedî HAKk ERENLerdenim zannedip de ER POStuna oturup sahte Mürşidlik çalımı satmayasın!
Üstelik bir de “ben onlardan üstünüm!" gibi ileri geri dil uzatma!.
Kısacası, ilişme MuhaMMedî HAKk Dostuna yoksa çok çok kötü olursun!.


Resim

Gaybî haddinden aşma
Hak dostuna bulaşma
Zinhar gönülden düşme
Sakın berbâd olursun..


Gaybî kaddesallahu sırrahu BaBamı iyi dinle!. Kulluk sınırını aşma ve asla MuhaMMedî HAKk Dostuna kötülük için bulaşma!.
Ve sakın sakın gözlerinden çıkıp gönüllerinden düşme ki, bir daha kapattığın kapıyı açamazsın ve çok çok kötü olursun!. Demedin Deme!..


El Hakku :

Resim

Resim

Hor: f. Kıymetsiz, ehemmiyetsiz. Adi.
Berbâd: f. Harap. Kötü. Virâne. Bozuk. Perişan. Telef ve helâk olmuş.
Yeğ: Daha kuvvetli.
Fak: Tuzak.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 18 Haz 2016, 20:58 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim


<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* XI *


.
<= Resim =>

Resim


Hak cemâlidir cemâlin Hak kelâmıdır sözün
Âşık isen bilmeğe sa'y et dilâ kendi özün..


Eğer gERçek MuhaMMedî HAKk ÂŞıKsan ey gönül, her şeyden önce Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYup UYda, Nefsinin ÖZÜnü ve şahdamarından da AKRABAnı-Yakını tanı-bil ki, o zaman küllî ŞEY’in NÛRuLLAH olduğunu, cemâliyin CemÂLuLLAH, kelâmıyın KeLÂMuLLAH olduğunu BİLir-BULur-OLur-YAŞArsın İnşâeALLAHu TeÂLÂ..

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Kim ki NEFSini BİLdi, kesinlikle RABBını da BİLdi”” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---“ALLÂHU NÛRU’s- SEMÂVÂTİ ve’l- ARD (ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh (mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh (zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr (nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun): ALLAH, GÖKLERİN ve YERİN NURUDUR. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.”
(Nûr 24/35)

Resim

Sana ta'lîm eyledim zât-ı tecellî sırrını
Sûretin ayn-ı tecellî ayn-ı zât oldu özün..

Ben MuhaMMedî Hasbî Hizmetçi olarak sana ZÂTuLLAH’ın TeceLLî SıRRını açtım-öğrettim ki,
Senin şu Ândaki gözüken Sûretin sen AYNanda gördüğün bu tecellinin sende ortaya çıkışıdır ki, ÖZündeki Sîret’in Zâtî AYNısıdır ÖZün..
Basarınla-Kafa Gözünle baktığında gördüğün TeceLLînin AYNı,
Basîretinle-Kalb Gözünle baktığında gördüğün ZÂT’ın AYNıdır..


Resim

Zâtının ayniyetidir hem sıfatı şüphesiz
Pes yüzün aynı yüzündür hem sözün aynı sözün..


KüLLî Şey’in CüMMLesi de şeksiz şüphesiz;
ZÂT ->Sıfat ->Esmâ ->Eşyâsının Hakikatı El HAKk ALLAH celle celâlihudur..
SENi, Fiilini ve düşüncelerini bile Yaratmakta Olan Rabbu’l-Âlemini MuhaMMedî ŞûuR-la ANLa ki, Yüzün yüzü ve sözün sözdür.. Teke TeKlik vardır.. Kesretteki Vahdeti Hazm et!.


Resim

Zâhirin oldu mukayyed bâtının mutlakdadır
Ârif isen ayn u gayr-i halk u Hak oldu özün..


Senin geçici-izafî-iğreti-gelgeç-ölümlü Kimlik ve Kişiliğiyin beden olarak gözüken âletleri ki zâhirin mukayyed/kader kaydına bağlı, sınırlı, sorumludur. Nefs, Kalb ve RUHum dediğinin sonUÇu, Bâtının ise ZÂT’a çıkar ve mutlaktır/bedel, kıyas, şart ve sebebe bağlı olmayan TEK-BİR ALLAH celle celâlihu’ya çıkar.
Sen gerçekten MuhaMMedî Ârif isen ANLArsın ki, Halkın ayrısı-gayrısı, AYN-ı HAKk olup, KüLLi ŞEY’in ÖZÜnden de AKREB ve Hazırdır RaBBu’l- ÂLemîni..


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.”
(Kaf 50/16)

Resim

Hâsılı sensin vücûd-u mutlaka mutlak nişan
Yerde gökde aradığın kendi özündür kendi özün..


Hâsıl-ı Kelâm o ki, Mutlak Vahdet-i VuCÛD’un şimdi şu ÂNda, Şe’ÂNuLLAHtaki mutlak nişanı-işâreti; tüm esmâlarını AKLen yüklediği, Halife kıldığı ve nAKLen geri çağırdığı MuhaMMedî İnSÂN-ı KâmiL olarak sensin!.
GüNeş ve Işığının BİZ BİR-İZ-Liğini ANLAyamadığın için.. Kendi ÖZünden de AKRABa OLanı; İKİLik ki, ŞEY-tÂN-Lık Küfrü içinde yerde, gökte vs. Arayıp durmaktasın ne yazık!.


Resim

Hak durur sende görünen baştan ayağa neman
Hak kulağıdır kulağın Hak gözüdür hem gözün..


Sende sen olarak gözüken her şey baştan ayağa ne varsa hepsi de NûRuLLah Ni’metidir.
Kulağın HAKk’ın kulağı, gözün HAKk’ın gözüdür.. “BİZ BİR-İZ NaHNu”sunu iy ANLA Kul İhvÂNi Şaşkınım!.


Resim

Zâhir-ü- bâtında Hakdır çünkü varlık Gaybî'yâ
Dime hergiz Hakka sen ben kalmasun izin tozun..


Ey Gaybî kaddesallahu sırrahu BaBam; şu Âlemde Zâhirde ve Bâtında MevCÛDat OLarak her neler GözüküYORsa, CÜMMLesi de, Vâcibu’l VüCÛD’un NÛrudur ve de HAKktır.. ve’s- SeLÂMm..
Sakın sakın ve asla, el HAKk TeÂLâ karşısına geçip de: “sen, ben vs.” demeysin ki, senin şu geçici-benlik senliğiyin İZi TOZu kalmasın FeNâ FiLLAHa ERip BeKâBiLLAHda mahvolasın!.


Resim

Sa'y: Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarf etme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma.
Ta'lîm: Öğretmek. Yetiştirmek. Alıştırmak. Belli etmek. İdman.
Ayniyet: Bir şeyin aslı veya kendisi olarak. Tıpkısına, hiç bir şeyi değiştirmeden, aynı olarak.
Mukayyed: Kayıtlı. Serbest olmayan. Sınırlı. Bağlı. * Deftere geçmiş, kaydedilmiş olan. Bağlanmış.
Mutlak: Salıverilmiş. Itlak olunmuş. Serbest. * Kat'i. Şüphesiz. * Aslâ bir şarta bağlı olmayan. Yalnız, tek.
Hergiz: f. Aslâ, kat'iyyen. Hiçbir suretle.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Tem 2016, 20:33 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim


<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* XII *



<= Resim =>

Resim


Sûretine aldanıp kalma sakın sen âdemin
Gice gündüz sa'y edip bilmeğe cehd eyle demin..


Sen sakın Âdemoğlu olarak bu âlemde mevcud oluşuyun sûretine/dışına bakıp da, neden yaratıldığını ve KULLuk kimliğini sorgulamadan kendini aldatma,
Gece gündüz durmadan çabalayıp çalışarak sîretin/iç âlemini-kendini BİLmek için şu ÂNını-VAKTini anla ve dirilt!.


Resim

Cümle âza çift-ü-dil bir olmağa hikmet nedir
Yani kim dergâh-ı zât-ı vahdet oldu bil femin..


Sen kendi VüCÛDuna bakarsan; kulak çift, göz çift, burun çift iken neden yumuşak ama kılıçtan keskin DİLin bir tanedir ve bundaki incelik hikmeti nedir?.
Yâni senin ağzın ki, bu DİL sâyesinde ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂT’ının Tevhid DergÂHı hâline geldiğini BİL ve iyi ANLA!.


Resim

Cân-ü- dilden dediler zât-ü- sıfata ârifân
Ten ile canı bilirsen kalmaya asla gamın..


MuhaMMedî HaKk Ârifler; cândan gönülden, bilerek, anlayarak ve gerçek olarak: “kim ki kendi maddî âlemi bedenini ve mânâ âlemi kalbini-rûhunu BİLir-ANLArsa, ZâtuLLAH ve SıfatuLLAHı da BİLip-ANLAr ve derdi gamı asla kalmaz!.” dediler..

Resim

Ten ile can hakikat bilmeye oldu tarîk
Yüzünü yol eyle pîre gitmesin gözden nemin..


Hakikat-ı MuhaMMedîyyeyi BİLmekte Doğru YOL, KULun kendi TENi ile CANını bilmesi, MuhaMMedî Tarikat/MuhaMMedî YoL olmuştur.
Sen gerçek ve Hakk bir MuhaMMedî Mürşide/PîRe, yüzünü toprak yol eyle ve göz YAŞınla ıslat ve kurutma ki tozmasın!.


Resim

İlm-ü- canı yine candır anlayan Gaybî heman
Olmasun can içre candan gayrı kimse hemdemin..


Ey Gaybî BaBam kaddesallahu sırrahu, gerçekten cÂN-RÛH İlmine MuhaMMedî Ârif olan da yine KULun kendi CÂNıdır ki,
Onun için sana CÂNından da yakın CÂNÂNın-RABBın AkRaBan iken, O’ndan başkası sakın Canciğer Dostun olmasın bu Şehâdet Âleminde..


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.
(Kaf 50/16)


Resim Resim Resim

Müfred:

Sanma kim mürşid olup sen halkı irşâd eyledin
Belki nâ-kâbilleri idlâl-ü-ifsâd eyledin..


Sen sanma ki MuhaMMedî Hakikatine Ermeden, boş laflarla kendini mürşid ilân edip halkı irşâd eyledin!
Belki sen ham aklınca, Hakk Yolda kabiliyyetsiz-anlayışsız softaları, câhil başına toplayıp da, İslâm Dininden sapıtıp, azdırıp da mahv olmalarına sebeb oldun!.


Resim

Câmi'iyyet rütbesiyle yok ihata kudretin
Da'vî-i tevhid ile nâ-ehli ilhâd eyledin..


Sen ki, MuhaMMedî Tâlim-İlim ve Terbiye-Edebiyle, maddî-manevî MuhaMMedî Câmi'iyyet Rütbesi RÜŞDüne ermediğinden sahte Mürşidsin ve asla MuhaMMedî Ârif olmadığından Hakikatı anlama/anlatma kudretin yoktur.
Sen ancak kuru-ölü tevhid da’vası güdüşünle bu YOLun ehil olmayan zavallı çaresiz insancıkları başına toplayıp İslâm Dininden çıkardın!. Mâazallah!.


Resim

Sa'y: Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma.
Cehd: Fazla çalışma. Güç ve kuvvetini sarfetme. İnsanın nefsine hâkim olması. * Azim, gayret, fedakârlık.* Takat.
Hikmet: İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakîmlik. Eşyanın ahvâlinden, hârici ve bâtini keyfiyetlerinden bahseden ilim.
Fem: Ağız. Dihen. (Kelimenin aslı: "Feveh" veya "Fâh" dır.)
Tarik: Yol. Tarz, usûl. * Vâsıta. Meslek. * Bir maksada nâil olmak için icrâsı lâzım olan husus veya bu hususların hey'et-i mecmuası.
Hemdem: f. Canciğer arkadaş.
Kâbil: Kabul eden. Olabilir, istidatlı, mümkün olan, önde ve ileride olan.
Nâ-kâbil: Kabul etmeyen.
İdlâl: (İdlâl) Hak dinden, imân ve islâmiyetten saptırmak. Doğrudan, Hak ve hakikat caddesinden ayırmak. Azdırmak.
İfsâd: Bozmak. Azdırmak. Fesada uğratmak. Fitne salmak. Karıştırmak.
Da'vî: Davacı.. dava güden..
Nâ-ehli: Ehli olmayan.
İlhâd: Dinden çıkmak. Dinsizlik. Dinden dönmek. Allahın varlığına, birliğine inanmamak. İmânsızlık.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Tem 2016, 20:04 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim

<... Kafiyetü’l- Mîm

Resim.. ...>* XIII *


<= Resim =>

Resim


Zikr u tevhidinle Hakdan sen seni yâd eyledin
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin
Perde nüraniyle yahu kendini şâd eyledin
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..

Ey MuhaMMedî HAkk Âşık, sen ALLAHu Zü’L- CeLÂL’i Tevhidinle ve Zikrinle ASLında sen, kendini yâd eylemekte OLmaktayken,
Sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.
Bee kardeşim, sen nefsin nuranî sandığı perdesiyle, nefsinin hevesini gerçek şâdlık, sevinç ve bahtiyârlık zannettin..
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


El Hakku:
Resim

Resim

Hak katında ma'rifetten zikri sandın sen ulu
Ma'rifetten hâli oldun zikr ile oldun dolu
Zerk-i has sandın Hakka varmağa yolu
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


Sen, EL ELe EL Resûlullaha ki YeDuLLaha olan MuhaMMedî Mârifet YOLu en yücesiyken, sadece içi boş zikirler çekmeyi ulu iş sandın,
Bu Yüce MuhaMMedî Mârifet YOLunu boş bıraktın ve gittin durmadan gece-gündüz mânâsına ermediğin zikir tesbihleri çektin durdun,
Zerk-i has/Şahdamardan akreb RABBının yakınlığını redderek, HAKk TeÂLÂ’yı’ dışarda ya da şurda burda aramayı vuSLat Yolu sandın,
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.

Resim

Vird ü esmâ çille rüyâ oldu nurâni hicâb
Geçdin nurâniyetten kim sana feth ola bâb
Okumadın ma'rifetten olmadın sen bir kitâb
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


Ve senin Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme tâbi gerçek Mürşid-i Kâmilsiz kalıp, câhillerin kendi akıllarınca emredip yaptırdıkları zikir virdleri, esmâlar, çilleler ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemsiz rüyâ tâbirleri, NûRu MuhaMMed’e ulaşmana perde oldu,
Oysa gerçekten MuhaMMedî Nurâniyetten geçmiş olsaydın kesinlikle sana FethuLLAH Kapısı açılmış olacaktı.
Oysa sen AŞKuLLAH YOLunun Edeb, İlim, İrfân ve Erkânını MuhaMMedî Mârifet Kitâbından okumadın ve bu yüzden,
Sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


Resim

Hakka vâsıl eyleyen sandın seni ola amel
Kendözine hor bakup ilm ü Haka verdin halel
Ermez ise feyz-i Hakdan gönlüne feyz-i ezel
Geçdi Ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


Sen de sana yol gösteren MuhaMMedî Rüşde Ermemiş ama kendisine Mürşid diyenlere uyup dediklerini yapmayı HAKk TeÂLÂ’yaULAŞım yolu sandın,
Oysa Şahdamarından da yakın ve AKRABA iken, kendi ÖZÜne kötü gözle bakıp gerçek MuhaMMedî İLim ve Hakikate zarar verdin ki boşa çıkardın.
Ve bu yüzden de, HAKk TeÂLÂ’nın Ezelî ve İlahî Feyzine hasret kaldın ve asla BİLip-BULup-OLup da YAŞAyamadın!.
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


Resim

Her ne denlû âh-ü- feryâd ile eyle hay u hu
Ma'rifet olmayıcak gelmez sana Hakdan koku
Kendini bilmeye say et ârif olup gayrı ko
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


Sana yol gösteren ÖZü câhillere uyup her ne türlü “Ahh!. Vahh!. Hayy!. Huu!.” ile bağırıp çağırıp feryâd edersen et,
MuhaMMedî Mârifeti Yaşamadıkça sanma ki sana HAKk TeÂLÂ’dan bir AŞKuLLAH kokusu gelecek!.
Kendi NEFSine ârif olup BİLmeye çalış başkalarıyla uğraşmayı terk et artık!.
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


Resim

Gâfil-ü- mahcup kelâmın kendine ettin delîl
Câhil-i billâh olup kaldın hakîkatte zelîl
Ma'rifetten gayri yok zan eyledin Hakka sebîl
Geçdi Ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


Kendi nefs-i emmâresine uyan, aslında nefsinden habersiz-gâfil ve mahcup/Hakka perdeli dışa dönük kimselerin sözlerini kendine delil/ doğru yolu gösteren kılavuz kıldın ve sonundaysa, ALLAH celle celâlihu hakkında bir şey bilmez kör câhillerden oldun ki bu hâlin seni hakikatte, bu yüce YOLdan ayrılmış kıldı.
Sen sadece zâhirî bilgilerden başka HAKk TeÂLÂ’ya yol yok zannettin ve ÖZündeki MuhaMMedî Hakikati görmedin!.
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


Resim

Kendi-âmâlindir eden bil seni Hak'dan garib
Sen sanırsın ki olasın anın ile Hakka karîb
Var yürü sa'y eyle ilm-i Hakdan almağa nasîb
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


Oysa MuhaMMedî Mârifet YOLunda seni HAKk TeÂLÂ’dan ayrı/garib bırakan gerçek MuhaMMedî İmânın ürünü olamayan saçmasapan işlerindir bunu iyice bil!
Halbuki sen bu saçmasapan işlerinle HAKk TeÂLÂ’ya Karîb/Yakîn olacağını zannetmektesin!
En iyisi imkan varken var yürü MuhaMMedî İlm-i Haktan Nasib ve kısmetini almağa sarfet kalan ömrünü!.
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


Resim

Âlimin ilmi hicâb-ü- sofinin zikri hicâb
Ma'rifetten ikisi de olmadılar behreyâb
İlm-ü- zikri perde etme bula gör râh-ı savâb
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


Hak MuhaMMedî Tasavvufta, zahirî Âlimin ilmi Hakk Yolu engelleyen perdesidir. Gerçek MuhaMMedî Mürşid-i Kâmilsiz ham sofunun da içi boş zikirleri, Hakk Yolu engelleyen perdesidir.
Ve bu ikisi de asla MuhaMMedî Mârifetten birazcık bile nasibi hissesi olanlardan olmadılar/olamadılar.
Sen ise tezce aklını başına topla da, zahirî ilmini ve zikrini gerçek Hakk Yoluna perde-engel etme ki, SEVâb YOLUnu GÖReBİLesin ki GideBİlesin!.
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


Resim

İlm-i Hak ayn-ı amel idüğünü zevk etmedin
Kendi bildiğin koyup kâmil izine gitmedin
Gaybî'nin yüzüne bakıp sözünü işitmedin
Geçdi ömrün gaflet ile sofi Hakkı bilmedin..


İman ettiğin HAKk’ıın İLMnin, İŞLediğin amelin AYNı Olduğunu ZEVK edemedin,
Kendi aklına ya da ham akıllara uymayı bir tarafa koyup da, MuhaMMedî Mürşid-i Kâmil İZİni İZLemedin,
Ki gerçek MuhaMMedî HAKk Âşık SunuLLAH Gaybî kaddesallahu sırrahu BaBamın MuhaMMedî CeMÂLine-GÜL YÜZüne BAKıp da SÖZünü DUYup-UYmadın!.
Ve sen, MuhaMMedî Hakikat Rüşdüne ermemiş zahirî Mürşid heveslilerinin ham akıllı sofu yolunu izledin, asla HAKk TeÂLÂ’yı hakkınca BİLemedin ve koskoca ömrün kör gaflet içinde geldi geçti.


Resim Resim
Resim


Müfred:

Hidmet-i insân-ı kâmil oldu güya perçemin
Zer mi ya simin mi durur bilmeğe irfân gerek
Tâlib-i Hakkım diye dava eder çok müddei
Tâlib-i mevlâ görünür tâlib-i dünya köpek..


Güya, bakıldığında MuhaMMedî Mürşid-i Kâmil’e hizmet etmek yüzünde perçemin gibi hazır beklemekte ancak,
Altın mı yoksa Gümüş mü ne olduğunu BİLmek için MuhaMMedî İrfÂN gerek..
Bu âlemde pek çok câhil iddiacı-dâvacı insancıklar vardır ki, "HAKk TeÂLÂ’ya ULAşıma çok istekliyim" diye dava eder durur,
Oysa nice, El Mevlâ ALLAH celle celâlihu tâlibi/isteklisi vardır ki, aslında onlar leş olan şu dünya tâlibi/isteklisi köpeklerdir..


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ Dünya sevgisi tüm hataların başıdır.” buyurdu.
(Suyûtî, ed-Dürerü’l- Münteşirâ fi’l-Ehâdîsi’l-Müştehirâ, sh., 191, thk. M. Abdülkadir Atâ, Dârü’l-İ’tisâm, Kâhire 1987. Ayrıca bk. Aclûnî, Keşfü’l- Hâfâ, I.344)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Dünya bir leştir. Onu elde etmek isteyenler de köpeklerdir.” buyurdu.
(Aclûnî, Keşfü’l- Hâfâ, I, 409.)

El Mevlâ:
Resim


Resim

Şâd: f. Sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyâr.
Zerk: Şırınga yapmak, iğne ile vücuda ilâç vermek.
Sofi: (C.: Sufiyyun) Tasavvuf ehli. Sufi. Mutasavvıf.
Hile: Riya. İki yüzlülük.
Has: Reddetme. * Uzak olmak. Uzaklaştırmak.
Hicâb: Perde. Örtü. Hâil.
Halel: Bozukluk. Eksiklik. * Başkası tarafından verilen zarar. * İki şeyin aralığı. Boşluk. Açıklık.
Feyz: (C.: Füyuz) Bolluk, bereket. * İlim, irfan. Mübareklik. * Şan, şöhret. * İhsan, fazıl, kerem. Yüksek rütbe almak. * Suyun çoğalıp çay gibi taşması. Çok akar su.
Zelil: Sürçüp düşen. * Yanılan.
Sebîl: Açık ve büyük yol. Büyük cadde. * Allah rızası için su dağıtılan yer.
Karîb: Çok yakın. Yerce ve mekânca uzak olmayan. * Yakın hısım.
Behreyâb: f. Nasibi olan, hissesi olan.
Râh: (Reh) f. Yol. Tarz. Usûl. Meslek.
Müddei: İddia eden. İddiacı. Davacı. * Bir hükümde ayak direyen. Hak olduğunu veya herhangi hakkın zayi olduğunu dâvâ eden. * İnatçı, muannid.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Tem 2016, 14:24 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim

SUN’ULLAH GAYBÎ

Kaddesallahu sırrahu

KiMLliği:
SUN’ULLAH GAYBÎ kaddesallahu sırrahu, Miladi 1610-1615 yıllarında Kütahya'da doğmuştur. Kalburcu Şeyhi (Çavdar Baba) Pir Seyyid Ahmed Efendi'nin torununun oğludur. Babası müftü şeyh Ahmet Efendi, dedesi Beşir Efendi'dir. (Gaybî Sun'ullâh, Biatnâme, Ruh-ul hakika)
Şeyh Ali İlâhî isminde bir oğlu (1714 tarihli bir beratta görüldü. Aynı beratın arka yüzünde onun oğullarının isimleri yazar.) Ve onun da Seyit Ahmed ve Seyit Osman isminde iki oğlu vardır. (Müstakimzâde Süleyman Efendi, Mecelletü'n Nisâb)
Gaybî Sun'ullâh'ın erkek kardeşlerinin torunları vardır. Erkek kardeşlerinin isimleri belli değildir. 1743 senesinde hayatta olan yeğenlerinin isimleri Abdülhay ve Abdüsselam'dır. (Uzunçarşılı, İ.H. Kütahya Şehri, İstanbul Devlet Matbaası, 1932, s, 236)


HaYatı:
Tahsilini, Kütahya müftüsü ve müderris olan babası Ahmed Efendi'den almaya başlamıştır. Zahirî ilimleri babasından tamamladıktan sonra Ledünnî ilimleri ve tasavvuf terbiyesini alma aşkıyla yanan gönlünü bağlayacağı kamil bir mürşid aramaya başlamış ve İstanbul'daki Aksaray’da Oğlanlar Şeyhi İbrahim Efendi'ye bağlanmıştır. 1649’dan 1655’e kadar sohbetlerine katıldığı İbrahim Efendi’nin ahvâlini ve sözlerini "Sohbetnâme" adını verdiği kitabında açıkça kaydetmiştir. Bu eser, Melamîlerin akide ve görüşlerini de dile getirmesi açısından oldukça önemli bir eserdir. İrşadına Kütahyada vefatına kadar devam eden ve şeyhini hakkıyla temsil etmiş bir şahsiyet olan Gaybî, İbrahim Efendi’nin tarikat silsilesini ve î itikadını “Biatnâme” adlı risalesinde özetlemektedir. Oğlanlar Şeyhi İbrahim Efendi zâlimlerce 1655 yılında şehid edilmiştir.
Daha önceki mürşitlerin de maruz kaldığı gibi o da devrinin mutaassıb zahirî hocaları tarafından zındıklıkla ve Hurûfîlik ile itham edilmiştir. Bu grup, halkı da aleyhine döndürme gayretine girince:


Hüda Rabbim, nebim Hak'ka Muhammed'dir Resulullah
Hem İstam dinidir dinim, Kitabımdır Kelamullah"


Diye başlayan 22 beyitlik meşhur şiirini yazmıştır. Tasavvufî düşünceyi ve ledünnî ilmin inceliklerini bu gün bile kolaylıkla anlaşılabilecek duru bir Türkçe ile yazmıştır. 1655'de şeyhinin ölümünden sonra Kütahya'ya döndü ve burada bir zâviye yaparak halka nasihatler verdi ve 1665’te Kütahya’da öldü. (1665'te Yar Ali bin Siyâvüş'ün Makasıdı Ayniye sini İstanbul Süleymaniye Medreses'nde yazmıştır.)


Resim

Türbesi:
Kütahya halkı Gaybî Sun'ullah Hazretleri'ni "Hüdâ Rabbim Sultan" olarak bilir. Türbesi Kütahya Meydan Mahallesi'nde, içinde pek çok ulemâ ve evliyâ'nın medfun bulunduğu Musalla Mezarlığı'nın kuzeyindedir. Türbesi yakınında Gaybî Sun'ullâh'ın akrabaları da vardır. Harab olan türbe 1979, 1980 senelerinde Ressam Ahmet Yakupoğlu ve Mehmed Dumlu Hocanın o günkü Belediye Başkanı Erdoğan Yavuzlar'a manevî baskıları ile restore edilmiş ve kubbesi çini seramik ile kaplanmıştır. (Kalyon, M.M. Kütahya'da Selçuklu-Germiyan ve Osmanlı Eserleri. Kütahya Belediyesi Kültür)

Eserleri:
Sohbetnâme'de mürşidi İbrahim Efendi'nin sohbetleri esnasında söyledikleri muhakkikâne sözleri vardır. Aynı eserde Hamzavîlik ve Melâmîlik hakkındaki fikirlerini açıkça belirtmiştir. Biatnâme'de Melâmîlik hakkında fikirlerini beyan etmiştir ve İbrahim Efendi'nin tarikat silsilesini göstermiştir. (İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Kütahya Şehri, İstanbul Devlet Matbaası, 1932, s, 235)
Sun'ullâh Gaybî, eserleriyle Sofiye'nin Vahdet-i Vücud felsefesini ve kemali insaniyeti tamam ve çok açık olarak izah ve telkin etmiştir. Melâmî tarikatına bağlıdır. Hece ve aruz vezniyle, sâde Türkçe ile tasavvufî şiirler yazmıştır..

1. Gaybî Divanı: Elyazması halindedir. Yeni yazı ile de neşredildi (1963)
2. Biatnâme: Şeyhinin sohbetlerinin yazılması ile meydana gelmiştir.
3. Sohbetnâme-i Gaybî: Şeyhinin tasavvuf hikmetlerineuygun sohbetlerinin yazılması ile meydana gelmiştir.
4. Tarikü’l- Hak-ı Fi’t- teveccühü’l- mutlak: Tarikat âdabı, tasavvufun özellikleri, tasavvufta mertebeler anlatılmıştır.
5. Ruhu’l- hakîkati: Tarikat âdabı, tasavvufun özellikleri, tasavvufta mertebeler anlatılmıştır.
6. Akaitnâme
7. Maksûd-i Ayniye Tercemesi
8. Keşfü’l- Gıta: 99 beyitlik kasidesi Melamîler arasında çok meşhurdur.


Bir vücuddur cümle eşyâ, ayni eşyâdır Hudâ,
Hep hüviyettir görünen, yok Hudâ’dan mâada..

Lik vardır bu vücûdun zâhiri ve bâtını
Pes bu haysiyyetten olur evvel ve âhir ana..


ALLAHu Zü’L- CeLÂL SIRRını Mukaddes ve Mübârek kılsın!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Ağu 2016, 23:55 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
<... Kafiyetü’l- Vav

Resim.. ...>* I *


.
<= Resim =>

Resim

Bilir misin nedir tevhîd
Femâ fi'l- kevni illâ hû
Siyâm-ı şirki ko et îd
Femâ fi'l-kevni illâ hû..


Ey CâN sen bilir misinki MuhaMMedî Tahkik Tevhîd nedir?. İçinde yaşadığın ŞeÂNuLLAH Şehri Kâinâta bakarsan göreceksin ki, şu her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..
Sen artık Tevhid Tüccarlarının taklidî tasavvur Şirk Orucunu bırak da, MuhaMmedî Tahkîk TevhidBayramı yap ve gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


Resim

Eğer bâtın eğer zâhir
Eğer evvel eğer âhır
Eğer mü'min eğer kâfir
Femâ fi'l- kevni illa hû..


Meğer ki Bâtın, eğer ki Zâhir.. Meğer ki Evvel, eğer ki Âhir.. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in Kullarının Tercih Tecellîsinde meğer ki mü'min, eğer ki kâfir her ne olursa olsun hak gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..

هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---"Huve’l- evvelu ve’l- âhiru ve’z- zâhiru ve’l- bâtın (bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm (alîmun).: O, evveldir (ilktir) ve ahirdir (sondur), zahirdir (alâmetleri tüm varlıklarda görünendir) ve bâtındır (gizli olandır). Ve O, herşeyi en iyi bilendir.”
(Hadîd 57/3)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin;
Zâhiri ->Abdike,
Bâtını ->Nebiyyike,
Âhiri ->Rasûluke
Evvelî ->Nebiyyi ümmiyike..dir..

Ez Zâhir esmasının mazharı MuhaMMed Abdullah aleyhisselâmdır..
El Bâtın Makamı MahMud yâni MahMud aleyhisselâmdır
el Âhir AhMed aleyhisselâmdır..


Resim

Görünen gerçi esmâdır
Velî ayn-ı müsemmâdır
Ikilikden müberrâdır
Femâ fi'l- kevni illâ hû..


Ey dost, senin kafa gözünle gördüğün küLLî Şey ASLında ZÂT -> Sıfat ->Esmâ -> Eşyâ KEVNiyyetinde Bâtında Esmâ-yı Hüsnânın AYNen Müsemmâsı EŞYÂ-ŞeyLerdir.. ve KESRET Gördüğün KüLLî Şey Kendi ÖZÜNde TEKe TEKtir ve VAHDETtir YOKLuk-ÇOKLuk İKİliği-ŞEYtÂNlığından uzaktır, münezzehtir tamdır.
Gönül gözünle gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


Resim

Nedir ümmid nedir haşyet
Nedir duzah nedir cennet
Nedir fürkat nedir vuslat
Femâ fil- kevni illa hû..


İKİ Uçlu İnsan AKLının; ÜMiT-KORKu, Cehennem-Cennet, AYRılık-KAVuşum Zıtlarının ASLı nedir.. ARA Kesit Nötründe Zevki ve Hazzı nedir?.
Gel gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


Resim

Kamu âlem mezâhirdir
Hudâ anınla zâhirdir
Güneşden dahi bâhirdir
Femâ fi'l- kevni illâ hû..


Kafa gözünle gördüğün bu âlemdeki tüm ŞEYLerin hepsi de, ASLını gösteren fASL AYNalarıdır ve Yaran el Hadî Hüdâ ALLAH celle celâlihu, onlarla Ez ZÂHiR Tecellîsini gösterir AKL-ı SİLM Sahibi kullarına hamd olsun.. ve bu hâl güneşten de oartada ve açık-seçik bir gerçektir ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..

El Hâdî:
Resim

Resim

Demâdem devr eder devrân
Meratib cem'eder her ân
Gelüp âhır olur insân
Femâ fi'l- kevni illâ hû..


Her zaman her vakit bu yeniden yaratış DevrÂNın DEVri, sürer gider Ezelden-Ebede ve bu KÛN feyeKÛN yeniden OLuşmertebelerini, gçmiş geleceksiz her ÂN kendisinde CEM’ eder de, insan oğlu ham aklından dolayı “ben sonu gelmez ÂHİRim-sonum sanır”.. Oysa Mekan ve zamandan münezzeh Olan Yaratan ALLAH celle celâlihudur "Huve’l- evvelu ve’l- âhiru ve’z- zâhiru ve’l- bâtınu” olann..
Gönül gözle gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


Resim

Hazînedir çü bu âlem
Nedir mahfi olan âdem
Tecellî etmek ister dem
Femâ fi'l- kevni illâ hû..


Bu ÂLem, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in Hılkıyyet-Halkediş hazinesidir.. Âlemde olan Âdemde iken neden isanın MuhaMMedî Hakikat Sırrı kendi ÖZünde gİZLidir ve Şe’Ânda her ÂN her DEM RUbubiyyet TeceLLîsinin yazı tahtası kendisi ikenneden gizli kalmaktadır kendi Nefsine.. MuhaMMedi Tâlim-Terbiye mi istemekte ne dersin?.
O zaman gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


Resim

Gelir gider nihâyet yok
Tecellîsine gâyet yok
Nihâyet yok bidâyet yok
Femâ fil- kevni illâ hû..


SubhÂN ALLAH celle celâlihunun Şe’ÂNULLAHta SüNNetuLLAHta her ÂN Yeniden Yaratış TeceLLî Sebbehasının-İlâhî Kudretin meydana çıkıp görünmesinin sonu yoktur.. İsan aklı ve imkanlarınca olan başlangıçtan ve sonuçtan uzakta ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in; Kaza, Kader,İrade vemeşiyyeti-Dilemesi vardır..
ve gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


->“YuSEBBihu -> SEMÂsı”-nda.:
ZeRRe – KüRRe “SeBBaha!” da..:
“SeBBaha”:


يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim---“YUSEBBİHU lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm(hakîmi) : Göklerde ne var, yerde ne varsa (HEPSİ) O mülk-ü melekûtun eşsiz hükümrânı, noksaanı mucib herşeyden pâk ve münezzeh, gaalib-i mutlak, yegâne hukûm ve hikmet saahibi ALLÂHI TESBÎH (VE TENZÎH) ETMEKDEDİR.”
(Cuma 62/1)

Yusebbihu: tesbih eder.
Sebbaha: yüzmek..
Yerdeki göklerdeki ZeRReler yâni ATOMlar;
NeşRlerinden HaŞRlerine kadar döndüler, dönmekteler ve dönecekler.
Bu SeBBaHa yüzüşRAKSı hep sürecek her AN yeniden Yaratılara ŞEENULLAHta..
Ve ne zamAN AKILlarımız DEVR-ÂNı Anlarsa ve DEVRe İştirak ederse Yusebbuhu Zikr-i Dâmindeyiz inşae ALLAH..


Resim

Bu akl-u-nefs-ü-ulviyyât
Mevâlid ile süfliyyât
Bu cüz'iyât-ü- küllîyât
Femâ fi'l- kevni illla hû..


İnsÂNoğluNefsi olarak yüklenen AKLının iki UÇu olan; Süfliyyât/basit bayağılık ile Ulviyyât/yüceyükseklik arasındaki Mevâlid/CÂN DOĞuşları, gölge-izafî YOKluklar ve ÇOKluklarnedir?. Ve ASL olan Vahdaniyyetve Ahadiyyet TEK-BİRliği nedir?
ANLa ve gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


Resim

Buyurdu Hazret-i Mevlâ
Ene'd- dehr u ene'l-eşyâ
Hakîkatte sivâdır lâ
Femâ fil- kevni illâ hû..


Hazret-i Mevlâ ALLAH celle celâlihu: “Ene'd- dehr u ene'l- eşyâ.. DeHR BENim.. EŞYâ BENim!.” Buyurdu. Ve Hakîkatte; Lâ-Olmayan-yok olan sadece sivâ/ Yaratandan başkası yarattığı Küllî şeydir..
Sen de gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


El Mevlâ:
Resim

Resim

Heme âlem heme âdem
Hemin Mevlâ üçü birdir
Var olandır Hûda Gaybî
Femâ fi'l- kevni illâ hû..


ÂLEMde ne var ise ÂDEMde olandır.. Geçici ÂLEM ve ÂDEM denilenler, ZÂTuLLahın NÛRundan yaratıklardır ve gerçek OLAN El Mevlâ ALLAH celle celâlihudur.. Üç sayılan ASLında TEK-BİRdir ve gerçek VAR OLÂN El Hudâ ALLAH celle celâlihudur ey Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu
Gör ki, her ÂN yeniden OLuş Kevniyyetinde olan ŞEYin Astarı ASLı “İLLÂ O”dur.. Güneşin Işığı O’ndandır. Bu ÂLemde son-Uçta “Lâ hüve İLLâ Huve”dir.. O’ndan başka O Yoktur hiç bir ÂLemde..


اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---“ALLÂHU NÛRUS SEMÂVÂTİ VEL ARD (ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun): ALLAH, GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.”
(Nûr 24/35)

El Hâdî:
Resim


Resim

Siyâm-ı şirk: Şirk Orucu.
Îd: Bayram günü. Bayram. (Gidip tekrar gelen, bir kimsede âdet olup alışılan şey. Bayram tekrar geldiği için îd denilmiştir.
Kevn: Hudus. Varlık, var olmak. Vücud, âlem, kâinat. Mevcudiyet.
Müsemmâ: İsimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan. * Muayyen zaman. Belirli vakit.
Müberrâ: Beri. Müstesnâ. Fenalıktan uzak kalmış. Münezzeh. Temiz. Noksansız.
Ümmid: Çok ço kümid. Etmek. f. Ummak. Emel. Arzu. İntizar. Umut. Rica.
Haşyet: Korku ve dehşetten ötede saygı.
Duzah: f. Cehennem. Tamu. * Mc: Keder. Külfet.
Fürkat: (Firkat) İftirak. Dostlardan ve sâir sevdiği şeylerden ayrılış. Firak. Müfarakat.
Vuslat: Visal. Sevdiğine kavuşma, ulaşma, bitişme. Bitiştiren.
Mezâhir: Şereflenmeler. Mazharlar. Eşyanın göründüğü yerler. Eşyanın görünen tarafları. Zâhir ve meşhud olanlar.
Bâhir: Açıkça ve çok iyice bilinen..
Demadem: Her vakit.
Meratib: Mertebeler. Basamaklar. Kademeler. Dereceler
Cem': Farklı şeyleri bir yere getirmek mânasına mastar. * Az olarak cemaat için isim olur. * Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Yığma.
Mahfi: Gizli, saklı.
Tecellî: Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah'ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.
Gayet: Nihayet. Gaye. Encam.
Nihâyet: Son, uç, son derece.
Bidâyet: Başlangıç. İlk önce. Evvel ve ibtida. İlk olarak.
Ulviyyât: Ulvilik, yücelik, yükseklik, ululuk.
Mevâlid: (Mevlid. C.) Doğulan yerler. Mevlidler. Doğma vakitleri. Milâdlar.
Süfliyyât: Alçaklık, bayağılık, âdilik.
Cüz': Azdan olan. Parçaya âit olan. Biraz. Pek az. Kıymetsiz. Mühim olmayan. Esasa ait olmayan. Cüz'e âit olan. Külli olmayan.
Cüz'iyât: Kısım, parça. Bir şeyin bir parçası. Azlık, cüz'î oluş.
Küll: Hep, tüm, bütün. Çok. Cüz'lerden meydana gelen.Bütün cüzlerin şumul ve istiğrak üzere ifadeleri.
Küllîyât: (Külliyet. C.) Bütün. Hepsi. Hepsi birden. * Bir müellifin bütün eserleri.
Sivâ: Başka, gayrı, diğer.
Mâsivâ: Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler.
Hem: f. Birlikte, beraber olmak mânasını ifade eder
Hemi: Heme. f. Tıpkı bu, bu bile..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 12 Eyl 2016, 19:50 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
<... Kafiyetü’l- Vav

Resim.. ...>* II *


.
<= Resim =>

Resim


El gönüldür gönlü tutup eli ko
Sevgi suyu ile var sen seni yu....


YeDuLLAHa Ulaşan EL Gönül Elidir, sen de gönlünden taraf olup şu yalan dünyada herkese açılan elini bırak artık.
Bu tertemiz elinle SEVgi SUyu AŞKuLLAHı ile vakit geçirmeden git de “sen”liğini sen kendin temizle yu yıka ki Özünü gör!.


Resim

Başla kalbin cümle şey'i sür çıkar
Pîr sevgisiyle kalb olsun dolu....


Kalbine doldurduğun çöplük gibi şeylerin sevgisini sil süpür sür çıkar at gitsin.
Seni Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme Ulaştıracak gerçek MuhaMMedî Ehl-i Beytî PÎR sevgisiyle kalbini kalayla ve doldur.


Resim

Kalb evi pîr sevgisiyle olucak
Her neye baksan cemâl olur kamu......


Unutma ki, EL ELe EL YeduLLaha.. Göz Göze göz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve ALLAH celle celâlihuya..
Bunun için âşığın Kalbi, MuhaMMedî Hasbî Eğitim-Öğretimde Hizmetçisi Mürşid-i Kâmil PÎR Sevgisi ve saygısıyla olunca,
Sen de BİZ BİR-İZ TEK-BİR GÖZünden her nereye ve neye bakarsan bak görceğiyin CÜMMLesi de CEMÂLuLLAHtır sonUÇta..


Resim

Pîr sevgisi dürür Hak doğru yol
Ana râcidir hakikat remz-i hû....


ALLAHu Zü’l- CeLÂL’e Ulaşan MuhaMMedî HAk YOLun zaman Zincirindeki halkası yaşadığın DEVRin PÎRi ve senin ona olan Sevgi bağındır.
Ve ancak O’na dönücüdür Hakikat-ı MuhaMMedîyyenin “Lâ hüve İLLâ HUu!.” Remzi-gizli sırrı, şehâdet işâreti..


Resim

Pîrle bir olsun gözün pîri gözet
Görüne gözüne her dem nûr-ı hû....


MuhaMMedî Ehl-i Beytî PÎRinle BİZ BİR-İZ olsun ÖZün-GÖZün ve Hakk Yolda pirini gözet.
Her dâim İZLe ki, gözüne her ÂN HÛu Esmasının Tecellî NÛRLarı görünsün..


Resim

Şeş cihetten gönlünü pak edicek
Bî-cihetle yâr olursun mû-be-mû....


Şu kullanmakta olduğun “benlik-kimlik Kâbesi”nin altı yüzünü de ter temiz pâk edince,
ÖZündeki yedinci yüzsüz-yönsüz habli’l- veridinden de AKRABan YÂRini birebir TEK-BiR Ahadiyyetinde görürsün sen de Ebed YÂRÂNı OLursun inşâe ALLAHu TeÂLÂ.


Resim

Gaybîyâ gel ma'rifetle fâni ol
Küllî şey'in halik illâ veche hû....


Eyy Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu gel MuhaMMedî Mârifetle irfÂNla Âlemlerden fâni ol-boşal..
MevCÛD gördüğün izafî Küllî şey, yaratanı El Hâlik ALLAH celle celâlihu NÛRunun, El HUu celle celâlihu tecelli görüntülerinden başka bir şey değillerdir..


El Hâliku:

Resim

Resim

Pîr: Bir tarikatın kurucusu. * Herhangi bir meslek ve san'atın başlatıcısı, te'sis edicisi.
Râci: Rica eden, eden, uman, yalvaran. Niyaz eden. Ümitli.
Remz: İşaret. İşaretle anlatmak.
Şeş: f. Altı. 6
Mû-be-mû: f. Tel tel, kıl kıl. Birer birer. İnceden inceye, çok dikkatle.
Vech: (Vecih) Yüz, çehre, surat.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Eyl 2016, 15:57 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
<... Kafiyetü’l- Vav

Resim.. ...>* III *


<= Resim =>

Resim


Ne o budur ne bu odur kamu o
Heman varlık odur şirkden elin yu..


Şimdi şu ÂN her ÂN Şe’ÂNuLLAHta Küllî Şeyini yeniden “bu, şu, o” şeyleri olarak yaratıp durmakta olan da olandan başka “O” yoktur TEK-BİRdir.. Lâ Huve İllâ Huu”
Mutlak Vâcibu’l- VüCÛD ZÂTı ve gözüken NÛRuLLah zuhuru mevCÛDdur ki aklın kesrette varlık-şirket olarak gördüğü ASLında Vahdettir.. sen de anla veellerini Şirktenyıka-temizle..


اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---ALLÂHU NÛRUS SEMÂVÂTİ VEL ARD (ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun): ALLAH, GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.
(Nûr 24/35)

Resim


Enânîyet sana perde olupdur
Tecellî diler isen sen seni ko..


İmkÂNla KULLuk İmtihÂNı için sana geçici-izafî olarak verilen “nefsî benlik” senin aklının nurlanmasına nakle ulaşmasına perde olmuştur..
Sen de, sende İlahî Tecellî olsun istemekteysen hemence kendi başına, yaratanı tanımayan yürüttüğün şu “ölümlü senlik”ini bırak artıkk..


Resim

Hakikatte hüviyyet bu nefesdir
Kalırsa sende senlikden ser-i mu..


İnsanoğlu aklı için gerçekte kendi kimlik-kişilikhüviyeti şu ÂNda Aldığı yadaverdiği NEFESten ibârettir ki o bile sınırlı-sorumludur.. Ne geçene ne de gelene hükmü geçemez veyok hükmündedir.
Esas mesele, tevhid tekemmülünde mâsivâ başının yok olması fenâ bulmasıdır..


Resim


Ayan olmaz muhakkak ma hüvel-hak
İşârettir ana güya bu hay hu..


Küllî şeyyin mutlaka hüve’l- hak oluşu ehli olmayana açıkça gözükür-anlaşılır değildir..
Onunduyduğu “hay-hu” lar, yaratanlarınaçağıran işâretlerdir ki anlyana güyâ..


Resim

Nefes Hak olduğunu Gaybî bildi
Münezzehdir denilmez ana şu bu..


Gaybî kaddesallahu sırrahu Babam nefha-yı RahmÂN Olan Nefesin HAKk tek HAYy Bağı olduğunu bildi ve artık ona “şu, bu vs.de kusursuzdur” denilmez. O, hakikatı fiilen yaşamaıştır..


Kişinin AKLen/Nefsen/Kalben/Rûhen MuhaMMedî OLuşu:

Şerîat-ı MuhaMMedîyyesi,
Tarikat-ı MuhaMMedîyyesi,
Mârifet-i MuhaMMedîyyesi,
Hakikat-i MuhaMMedîyyesi her kişinin ÖZünde fitraten mündemictir.

Piriz gibi, herkesin HİLKıyetinde-Yaratılış Proğramında ve ÖZ-ünde HAZIR beklemektedir...


HaLK, HAKK TeÂLÂ’nın Sîretinin Sûretidir veTüMM ESMÂdan ibâret OL-ÂN AKLı sebebiyle en Muhteşem NOKtadaki İnsÂNoğLununun Yüzünde HAKk Yazar.. “OKU!”yana.. GÖRene var!.. KÖRe ne var?.
İnsÂNoğLu ki, Rahimiyyetten doğan Rahmâniyyet gÖLgesidir-Nefhasıdır..


ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

Resim---Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumu’s- sem’a ve’l- ebsâre ve’l- efidete, kalîlen mâ teşkurûn (teşkurûne).: Sonra onu “SEVİYELedi/düzeltip bir biçime soktu” ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?”
(Secde 32/9)

Rahîmiyet ve Rahmâniyet vasıfları vardır.. Rasûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem de Rahîmiyet Rasûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem in ÜMMÎ-liğidir.. Rahmâniyet ise, Rasûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem “Rusûliyyet”idir..
Vahiy akıl yâni aklın gelişi naklin gelişi aklın aktarma gelişi naklin direk kendinde kalışı Rahmâniyettir.. Zâten “Rahmân Nefhasından üfürdük” buyuruyor ALLAHu zü’l- Celâl.. “Rahmânı verdik” buyurmuyor.. Nefha ettik.. Nasıl etti?. Bir bak nasıl ediyor.. “ALLAHa ve Rasûlune teslim ol!”-u bir oku, bir daha bak nasıl nefha ediyormuş.. nefha etti de.. o zaman etti de.. iyi de şimdi etmiyor mu?. Ne demek her ÂN Şe’ÂN Oluş iyi ANLAmalıyız İnşâ ALLAHu TeÂLÂ!..

Âdem aleyhi’s-Selâm’ı topraktan yaratıp rûhumuzdan üfürdük .. Âdem Rahimiyyetine RÂHMAN nefhasını üfürdük ki HaVVa Rahimiyyet TARLAsının TOHUMUdur ilelebed..


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ALLAH celle celâluhu ÂDEM’i KENDİ Sûretinde yaratmıştır” buyurmuştur.
(Buhar’i; Müslim; İ.Ahmed; Feyzu’l- Kadir c:III shf:447)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Müminin kalbi Rahmanın iki parmağı arasındadır” buyurmuştur.
(İbn. Hanbel.. 11/173. IV/419)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz ki, bütün Âdemoğullarının kalbleri bîr kalb gibi Rahmanın parmaklarından iki parmak arasındadır. Onu dilediği yere çevirir.”
Bundan sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allahım! Ey kalbleri çeviren! Bizim kalblerimizi taâtına çevir!”
diye dua etmiştir.
(Müslim, Sahih, Kader bölümünde)



Resim


Kamu: (Kamuğ) t. Hep, bütün, tamamen.
Şirk: En büyük günah olan Allah'a (C.C.) ortak kabul etmek. Allah'tan (C.C.) ümidini keserek başkasından meded beklemek.
Enânîyet: (Enâniyyet) Benlik. Kendine güvenmek, gurur. Hodbinlik. Sadece kendine taraftarlık. Her yaptığı işi kendinden bilmek.
Tecellî: Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah'ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi
Ser: f. Baş. Tepe. Uç. Nihayet. Zirve. Gaye. * Baş, başkan, reis.
Münezzeh: (Nezahet. den) Tenzih edilmiş, teberri edilmiş. * Pâk, kusur ve noksanlıklardan uzak. Hiç bir şeye muhtaç olmayan. Kötülükten, kusurdan ve noksanlık gibi şeylerden tenzih edilen.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Eki 2016, 22:12 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
<... Kafiyetü’l- Vav

Resim.. ...>* IV *



<= Resim =>

Resim

Can u dil derdine derman isteyen gelsün beru
Künh-ü zât-ı Hakka irfân isteyen gelsün beru..


Şu içinde yaşamakta olduğumuz cÂN ve Gönülden AŞK DERDine dermÂN dileyen varsa beri gelsin.
Yaratan El HAKk TeÂLÂ’nın ZÂTına ASLIna MuhaMMedî İrfÂN isteyen-dileyen varsa beri gelsin..


Resim

Ma'rifetten hissesi olmayan insân deme
Sûret-i man'îde insân İsteyen gelsün beni..


Sen, MuhaMMedî Mârifetten Nâsib ve Kısmet payı olmayana Maddî İnsÂN Sûretinde gözüken hayvandan da aşağı kimseye gerçek İNSÂN deme,
Ancak, MuhaMMedî Mârifet Ocağında pişmiş Manevî İNSÂN Sîretinde gerçek İNSÂN isteyen-dileyen varsa beri gelsin..


İnsanı ->İNSÂN ->İNSÂN Eder!.
Münir DermÂN kaddesallahu sırrahu..


Resim

Sırr-ı cism u canı idrâk etmeyen küfr içredir
Zâtın idrâk ile imân isteyen gelsün beru..


Maddî Cismin Sırrını, MuhaMMedî İlim ve İrade içinde İdrak etmeyenler İştirakta Küfr içindedirler.
HAKk’a Şehâdetten de ötede ZÂTını idrak ile İmÂN-ı Tahkikisteyen-dileyen varsa beri gelsin..


Resim

Mushaf-ı Hakdan cemâlin hem kelâmın manâsı
Zâhir u bâtında Kur'ân isteyen gelsün beru..


CemÂLuLLAH ve KeLÂMuLLAH gerçek mânâsını anlayıp ona göre yaşamak için,
Maddî-Zâhirî ve Manevî-Bâtınî Kur'ÂN Hayatı isteyen-dileyen varsa beri gelsin..


Resim

Zulmet-i tâatta sergerdân olan sâliklere
Hızr-ı vakti Âb-ı Hayvan isteyen gelsün beru..


İşin ASLını fASLını bilmeyen anlamayan ham sofular elinde, El HAKk TeÂLÂ’ya ibadet ediyorum zannederek, içi boş cehâlet karanlıkları
içinde başı dönmüş, şaşkınca dolaşan HAKk Yolcularına içim yanarak,
Derim ki, Hızır aleyhisselâmın Eşref Vaktinde Hayat Suyu isteyen-dileyen varsa beri gelsin..


Resim

Sûret-i devrinde Hakka ermedi eflâke bak
Can u dil mülkünü devrân isteyen gelsün beru..

Bu dış dünyada, İnsan Sûreti devrini yaşarken, El HAKk TeÂLÂ’nın Hakikatına ermedi ve Felekler gibi dönüp durmasına bak da,
cÂN ve Gönül Mülkünü DevrÂN isteyen-dileyen varsa beri gelsin..


Resim

Kutb-u mülk-ü mârifettir taht-ı kalbin Gaybî'yâ
Âlem-i manâda sultân isteyen gelsün beru..


Eyy Gaybî kaddesallahu sırrahu Babam senin, Kalb Köşkün Tahtı, MuhaMMedî Mârifettir Mülkünü döndüren MuhaMMedî Kutbudur-MİLidir..
Ki böylesi zâtlara, Mânâ Âleminde MuhaMMedî SultÂN denir ki, görmek isteyen-dileyen varsa beri gelsin..


Resim

Künh: Bir şeyin aslı, cevheri, mikdarı. Dip. Kök. Özü, nihâyeti, vechi.
Man'î: Mânâ.
Mushaf: Sahife. Sahife halinde yazılı kitap. * Kur'ân-ı Kerim'in bir ismi.
Zulmet: Karanlık. * Mc: Sıkıntı.
Tâat: İbadet etmek. ALLAH celle celâlihunun emirlerini yerine getirmek. İtaat etmek.
Sergerdân: f. Başı dönmüş, şaşkın. Hayran.
Ab-ı hayvan, Ab-ı Hayat: (Âb-ı hayvan, âb-ı hayat (f.a): (Hayat suyu). İnsanı hayatta ve ayakta tutan bir tasavvuf terimi. İçenin ölmeye¬ceği su. Bengisu.
Eflâk: (Felek. C.) Felekler, gökler. Dünyalar, âlemler. Asumanlar.
Devrân: Devir, felek, zaman, deveran, dünya.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 10 Kas 2016, 16:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
<... Kafiyetü’l- He

Resim.. ...>* I *


.
<= Resim =>

Resim


Lâ ile eşyâyı nefy et müsbit ol illâ ile
Dâima zât içre ol mahfîce müstesnâ ile..



Şu Eşyâ Âleminde kafa gözünle gördüğün tüm şeylerin aslında “Lâ İLÂhe” İLÂH Olmadığını; gelip-geçici, izafî, iğreti, ölümlü olduğu gerçeğini anla ve başından at ve “İLLâ ALLAH” Küllî Şeyi yaratan ALLAH celle celâlihu’yu hakaikat olduğunu sabitle.
Sen sen ol ki, ÖZündeki CÂNda CÂNÂN, Habli’l-Verîd’inden de AKRABa olan ZÂTuLLAH içinde GİZLİce kal.. ve bu yüce müstesnâlığı yaşa!.


Resim

Sûretin ma'nâ hakikat ma'nân illâdır senin
Lafz ile olma mukayyed mutlak ol ma'nâ ile..


ASLında Eşyâ Âleminde gördüğün her şeyin-SÛRETin Hakikatı MuhaMMediyyeni senin kendi SÎRETinde “İLLâ ALLAH”tır.
Sen içikuru sözlerinle kendini kayıdlama-sınırlama-bağlamaki ÖZ Na'nân ile gerçek Mutlakiyyete gir!.


Resim

Nefy içinde nefy hem müsbet içinde müsbet ol
Sırrın izhâr etme illâ remz ile imâ ile..


Eşyâ->Esmâ->Sıfat->Zât.. Görüntüleri yok ede ede ve gerçeğe yürüye yürüye gerçeğe ULAŞ..
Sakın ham akıllı insancıklara sırrını açıklamayasın açıkça, işâreytle yada imâ ile..


Resim

Fi’l- hakîka nefy u menfi müsbet eşyâdır heman
Sabit u bâki durur Hak dâima eşyâ ile..


Mutalak hakikat içinde TEK-Bir gerçek vardır ki, bu LÂ nefyi, menfisi ile İLLÂ isbatı şu Eşyâ-Beden Âleminde-Şehâdet Âleminde KuLLuk İmtihanı gereği OLÂN işlerdir.
Oysa KüLLî her ÂN yeniden yaratıp durmaktan olan El HaLîku’L- HAKk ALLAH celle celâlihu; Zâtında -> Sıfatında -> Esmâsında -> Eşyâsıyla her zaman, her yer, her HÂLdeKendi NÛRu olanlarıyla ezel-ebede-sabit-bâki ve dâimdir hamd olsun..


Resim


Gaybî'yâ teşbîh-ü-tenzîh üzre devr et dembedem
Sûret-i tevhide çün kim geldi illâ lâ ile..


Eyy Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu, küLLî Şeyi yaratmakta olan ALLAHuzü’l- CeLÂLimizi; yaratıklarıaı ifrat ve tefritle teşbîh-ü-tenzîhten, benzetmekten ve halkın kusurlarına sokmakatan her zaman uzak tut..
Çünkü ALLAHuzü’l- CeLÂLimizi Tevhid ile TEKLemek, Uyku Âleminde ve Öbür Âlemde asla mümkün olmayıp
ancak bu Eşyâ Âleminde mümkündür. Sîret-i Tevhidin İlâh-ALLAH’ı, Sûret-i Tevhidin”Lâ-İLLâ” Olsun-OLmasın Kavgasına çıktı geldi.. sen de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYup-UYUp-İZLe inşâe ALLAHu TeÂLÂ..


Resim

Nefy: Sürgün etmek. Birisini kendi rızası olmadan, bir yerden başka bir yere nakletmek, sürmek
Müsbit: İsbat eden, tesbit eden. Hakikat olduğunu, doğruluğunu belli eden.
Mahfî: Gizli, saklı.
Müstesnâ: İstisna edilen. Ayrı tutulan, ayrı muameleye tabi olan. Kaide dışı bırakılmış olan.
Mukayyed: Kayıtlı. Serbest olmayan. Sınırlı. Bağlı.
Mutlak: Salıverilmiş. Itlak olunmuş. Serbest. * Kat'i. Şüphesiz. * Aslâ bir şarta bağlı olmayan. Yalnız, tek.
Müsbet: İsbât olunan. Delilli. Açık ve sabit olan. * Menfinin zıddı. Pozitif, olumlu. * Yazılıp kaydedilmiş. Tesbit edilmiş olan.
Menfi: Müsbetin zıddı. Müsbet olmayan. * Nefyedilmiş, sürgün edilmiş. Sürgün. * Bir şeyin olmayacak cihetini düşünen. * Hakikatın aksini iddia eden.
İzhâr: Açığa vurma. Meydana çıkarma. * Göstermek. Zâhir ve âşikâre ettirmek. * Yalandan gösteriş.
Remz: İşaret. İşaretle anlatmak. * Güç anlaşılır. * Gizli ve kapalı söyleme.
İmâ: İşaret etmek. İşaretle anlatmak. İşaret.
Fil- hakîka: (Fi-l-hakika) Hakikatte, esasında, hakikaten, doğrusu.
Teşbih: (C.: Teşbihât) Benzetmek, benzetilmek. Benzetiş. Bir vasıfta vehmetmek.
Tenzih: Suç ve noksanlıktan uzak saymak. Cenab-ı Hakk'ı (C.C.) her çeşit kusur, noksan, şerik gibi hallerden uzak bilip söylemek. * Kabahati yok olduğu anlaşılmak ve onu ifade etmek.
Dembedem: f. Bazan. Vakit vakit. Arasıra.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 31 Oca 2017, 18:46 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* II *


.
<= Resim =>

ResimKâfiyetü'l- He


Ârif özün bilmeğe kendine gel kendine
Hakkı ayan görmeğe kendine gel kendine..


MuhaMMedî Âriflerin ÖZündeki Hakikat-ı MuhaMMedîyye Sırrını ANLAmak için ilk önce kendi Nefsin tanımaya kendine gel kendine.
Bu Eriş sana Şahdamarından da AKRABa-Yakın olan RABBı-HAKkı ayan/açık seçik, aşikâr tanıyıp gönül gözüyle görmeye kendine gel kendine.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Kim ki NEFSini Tanıdı-BİLdi, kesinlikle RABBını da Tanıdı-BİLdi”” buyurmuştur.

(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.”
(Kaf 50/16)

Resim

Hakka giden doğru yol senden sana gider ol
Sa'y et seni sende bul kendine gel kendine..


HAKk TeÂLÂ’ya giden Sırat-ı Mustakîm doğru yolu, Şahdamarından da AKRABa-Yakın olan RABBı-HAKk’a ki, senin Dışından/Muhitinden, Merkezine/Enfüsüne sana gider ol.
Sende bu hususta Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi BİLip-BULup-OLup-Sünnnetince YAŞAmaya çalış ki,
Kimliğini yine sen de bul, kendine gel kendine..


Resim

Her ne varsa âlemde örneği var âdemde
Bulasın seni sende kendine gel kendine..


Şu Kâinât Âleminde gördüğün her ne varsa, tümü de ÂDEM’de cem’olmuş vardır.
Böylece Dışarıda bir yaratan-yaratılan aramakatan vazgeçip tüm esmâların sende yüklü olduğunu bulursun kendine gel kendine..


Resim

Sensin dâr-ı âhıret sende bulundu cennet
Sende göründü hazret kendine gel kendine..


Gemiş, gelecek, âiret günü, cehennem cennet şimdi şu ÂNda Şe’ÂNuLLAHta sendedir ve yaşamaktasın.
Çünkü sen Şahdamarından da AKRABa-Yakın olan Hazrati RABBı tanıyıp gördün kendine gel kendine..


Resim

Ko bu zühd ü tâ'ati terk et kuru âdeti
Geç cümle hayâlâtı kendine gel kendine..


Câhil ve ahmak insanların cemiyetlerinde yrüttükleri içi boş ve sadece dış ses ve görüntüleriyle coşan, MuhaMMedî Edeb, İlim, irfÂN ve ErkÂNdan habersizlerin, zühd ve tâat zannetikleri ezberlenmiş içi boş tekraralardan ibâret âdetlerini terk et.
MuhaMMedî Hakikat ve Gerçeklerden ırak tüm hayale dayalı dış coşkulardan vaz geç kendine gel kendine..


Resim


Mushaf-ı Hakdır yüzün âyet-i Kur'an sözün
Gaybî bile gör özün kendine gel kendine..


HAKk TeÂLÂ’nın MuhaMMedî İman Sahibi bie kulu olarak Cenâbı HAKk’ın Mushafıı/Kur'ÂN-ı Kerîmi Yüzün,ve sözlerin de âyetleridir sen öyleysen.
Ey Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu sen de, Şahdamarından da AKRABa-Yakın olan RABBın- HAKk TeÂLÂ İLE-BİLE BİZBİR-İZ gör ÖZün kendine gel kendine!..


Resim

Ayan: (İyân) Aşikâr. Belli. Herkesin bilebileceği ve görebileceği. * Çiftçi âletlerinden olan saban okunun bileziği.
Sa'y et: Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma.
Zühd: Dünyaya rağbet etmemek. Nefsâni zevk ve arzudan kendini çekerek ibâdete vermek.
Tâ'at: İbadet etmek. Allah'ın (C.C.) emirlerini yerine getirmek. İtaat etmek.
Hayâlât: (C.: Hayâlât) Zihnen tasarlanan şey. Hakikatı bilinmeyip akılla tasarlanan veya gölgeli görünen şey. * Asıl olmayan ve akıldan geçen fikir.
Mushaf: Sahife. Sahife halinde yazılı kitap. * Kur'ân-ı Kerim'in bir ismi..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Mar 2017, 11:19 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* III *


<= Resim =>

Resim

Aşkdan lezzet alanlar bakmaz dünyâ varına
Hakkı bunda bulanlar kulak salmaz yarına..


Maddî-Manevî türde tÜMM mevCÛDLarı Yaratanın Aşkından Tat/Lezzet alanlar, Bu bir sürelik Oyun ve Eğlence Dünyasının gölge oyuncak varlıklarına dönüpde bakmazlar..
Şimdi, şu ÂNda, KÛN feyeKÛN Yeniden Yartıpduruş Şe’ÂNuLLAHını ANLAyıp da EL HAKk TeÂLÂ’nın KüLLî Şeyde İMZasın görp BizZÂt BULan MuhaMMedî HAkk ÂŞIKLar, ne GEÇmişe hüzünlenirler ne de ne de GELecek Korkusu taşırlar RABBımıza Hamdolsun!.


Lehvün-LÂibun” sAHhası..:

إِنَّمَا الحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا يُؤْتِكُمْ أُجُورَكُمْ وَلَا يَسْأَلْكُمْ أَمْوَالَكُمْ
Resim---İnneme'l-hayâtu'd-dunyâ lâibun ve lehv(lehvun), ve in tu’minû ve tettekû yu’tikum ucûrekum ve lâ yes’elkum emvâlekum: Gerçekten dünyâ hayâtı, ancak bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır. Eğer îman ederseniz ve sakınırsanız, O, size ecirlerinizi verir ve mallarınızı da istemez.

(MuhaMMed 47/36)

Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allâh’ın kullarından birtakım insanlar vardır ki, nebî değildirler, şehîd de değildirler, fakat kıyâmet gününde Allah katındaki makamlarından dolayı onlara nebîler ve şehîdler imrenerek bakacaklardır.”buyrunca,
Ashâb-ı kirâm: “Bunlar kimlerdir ve ne gibi hayırlı ameller yapmışlardır? Bize bildir de, biz de onlara sevgi ve yakınlık gösterelim yâ Rasûlallâh!” dediler.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“Bunlar öyle bir kavimdir ki, aralarında ne akrabâlık ne de ticâret ve iş münâsebeti olmaksızın, sırf Allah rızâsı için birbirlerini severler. Vallâhi yüzleri bir nûrdur ve kendileri de nûrdan birer minber üzerindedirler. İnsanlar (kıyâmet günü) korktukları zaman bunlar korkmazlar, insanlar mahzûn oldukları zaman bunlar hüzünlenmezler.” buyurdu ve peşinden şu âyeti okudu:


أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Resim---"E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn (yahzenûne).: Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?”
(Yûnus 10/62)

الَّذِينَ آمَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ
Resim---"Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn (yettekûne).: Onlar iman edenler ve (Allah'tan) sakınanlardır.”
(Yûnus 10/63)

لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَياةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ لاَ تَبْدِيلَ لِكَلِمَاتِ اللّهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Resim---"Lehumul buşrâ fî’l- hayâti’d- dunyâ ve fî’l- âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh (kelimâtillâhi), zâlike huve’l- fevzu’l- azîm (azîmu).: Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir- en büyük kurtuluştur..”
(Yûnus 10/64)
(Ebû Dâvûd, Büyû, 76/3527; Hâkim, IV, 170)

Resim

Aşksız kişi ne bulur bulduğun yavı kılur
Bâki dirlikde kalır eren bugün yarına..


MuhaMMedî Mârifetle Nefsini ve RABBını TANImamış AŞKuLLAHsız kişi, bu ÂLeMde Nefsinin ŞaytÂNlığa dÖNük Hevâ ve Hevesinden başka ne bulacak!. Ki bulduğu her Dünyevî şeyi ve işi de son-UÇta kaybedecek ve meZÂRı içinde elleri bomboş, geride mal-mülk dediği oyuncakları kalcaktır..
Ancak ve ancak bu gün Şehâdet Şehrinde HaKkı DUYup HAYRa Uyanlar, ebedî yarınlara tıpkı batmayan MuhaMMedî GÜNeŞ Işığı gibi, “Bâkî DİRlik” NaHnu-BİZ BİR-İZliğinde Kalır.. Dost DERyâsında DAMLadır.. Yokk sanırsın BULamazsın ama, VARdır.. RABBımıza Hamdolsun!.


Resim---Sevgili Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Kim ki NEFSini BİLdi/TANIdı, kesinlikle RABBını da BİLdi/TANIdı..”” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

Resim

Aşksız kişi hayvandır insan değil şeytândır
Gerçek şu kim insandır erdi can esrarına..


Bu ÂLeMde AŞKuLLAHsız kişi, hayvandır ve hatta daha da sapıktır. Bu ÂLeMin KuLLuk İmtihanı İmkanı olarak yaratılmakta olan YOKLuk ve ÇOKluk İKİLiğinden/ŞEY-t-ÂN-lığından vaz geçip “MutLak TEK”lik Vahdaniyyetine Ermeyen, gerçekte ŞeytÂNını MüslümÂN etmiş MuhaMMedî İnsÂN değil de, HizbuşşeytÂNı seçmiş bir ŞEY-t-ÂNdır..
Gerçek MuhaMMedî İnsÂN şu kimse ki, Şahdamarından da AKREBAsı RaBBu’L- ÂLeMîni, CÂNda CÂNÂN BİZ BİR-İZ/NahNu CÂN CeryÂNı SıRRına ERmiş ki RaBBu’L- ÂLeMîn SÖZü Kur'ÂN-ı Kerîmi, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem SESinden NEfeslemiş DUYmuş/UYmuş İnsÂNdır RABBımıza Hamdolsun!...


“İnsÂNı ->İNSÂN -> İNSÂN EDer!.”
Münir DErmÂN kaddesallahu sırrahu..

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
Resim---“Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran mine’l- cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike ke’l- en’âmi BELHUM eDALLUn ulâike humu’l- gâfilûn (gâfilûne):Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. ONLAR HAYVANLAR GİBİDİR. HATTA DAHA ÇOK DALÂLETTE-dirler-Sapıktırlar.. İşte onlar, onlar gâfillerdir.”
(A’râf 7/179)

وَمَن كَانَ فِي هَذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الآخِرَةِ أَعْمَى وَأَضَلُّ سَبِيلاً
Resim---Ve men kâne fî hâzihî a’mâ fe huve fî’l- âhıreti a’mâ ve edallu sebîlâ (sebîlen) :Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.”
(İsrâ 17/72)

Resim

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: "Sizden her birinizin bir şeytanı vardır. Evet, benim de şeytanım var, fakat ALLAHu Teâlâ bana yardım etti ve şeytanım müslüman oldu, bana yalnız iyiliği emr eder!" buyurdu.
(İbn-i Mes'ud’dan; Müslim)

Ben şeytanımı Müslüman ettim, Rabbım’ın yardımıyla o bana iyiliği emreder.
Şeytan emrediyor iyiliği. Kim hangi şeytan?
Müslüman olmuş şeytan.
Müslüman olmuş Hizbuşeytanlık, Hizbullahlıktır.
Müslüman olmuş Firavunun adı, yeri, Musa aleyhi’s-selâm gibidir.
Müslüman olmuş Nemrud’un duyu-uyuşu, İbrahîm aleyhi’s-selâm gibidir.
Teslim olmak bu kadar önemlidir..


Resim

Aşk ehli kabre girmez münker nekiri görmez
Aşkı olmayan ermez Allâhın dîdârına..


Gerçek MuhaMMedî HAkk ÂŞıK OLan İnsÂN, AŞKuLLAH EHLidir ki, toprak bir testi gibi olan şu bedeni, KuLLuk İmtihÂNı sonunda kılınca MeZÂR Denilen toprağa DÖNer.. Nefsi-Kalbi-RÛHuysa Güneşin Işığını geri çeker gibi RABBı TeÂLÂ’sına bu Şehâdet ÂLeMinde peşinen RÜCÛ’ eder.. dolayısıla MAHŞERi buradadır ki, bu ÂLEMdeki Hayır ve Şerlerini yazan Münker ve Nekir Meleklerini de görmez!.
İkramını CeLÂLinden, GÜLü Gübreden bahşeden ve ZeRRe-KüRRe KüLLî ŞEYyde ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in El HAYy CeMÂLini GÖremyenler, bu yüce ReSULî RÜŞDe ERemeyenler ki, AŞKuLLAHı; Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem SÎNesinde BİLip-BULup, ŞâHidi OLup da YAŞA!mayanlar maalesef ÖZ SILÂsına SELL-ü-SALL edip ULAŞ!amazlar.. ALLAH celle celâlihu korusun!.


El Hayy:
Resim

Resim

Aşk canların canıdır derdlerin dermanıdır
Âlemin sultânıdır çıkın aşkın dârına


AŞKuLLAH, tıpkı şu âletlerdeki CeryÂN/CÂNÂN gibi CÜMMLe CÂNLÂrın CÂNıdır.. Ve KULLuk DERdinin TEK-BİR DermÂNıdır..
Bu ÂLemde en tatlı şeyi olan CÂNını-BAŞını AŞKuLLAH DÂRağacına ÇEKip, HAKk’a fed EDip MuhaMMedî İnsÂNLığını ve İlahî AŞKını isbat edenler ise, Bu ÂLemin SuLtÂNıdır.. RABBımıza Hamdolsun!.


Resim

Tenin eyle mutahhar canın eyle münevver
Yanacağın mukarrer yanmazsan aşk nârına


Bu BEDEN KÂBını, Haram ve Yalanı terkederek Mutahhar/Tertemiz, Pâk, Kudsî eyle!. Ki, EMR ÂLeMinden her ÂN GELen RÛH/CÂN CeryÂNıyın MuhaMMedî NÛRuna Kavuş ve Gönlünü Münevver/NÛRlandırılmış, AKLı NÛRlanıp N-AKL Olmuşlardan OL!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.
Eğer sen bu herkesin girdiği CÂN CeheNNeMinde İbrahim aleyhisselâm gibi AŞKuLLAH NÂRına Yanıp da, “”berden SeLÂM” CeNNeti kılmazsan/yapmazsan ebedî CeheNNeMde kalıp yanacağın kendi terihin sonUÇu İlahî bir karar olur.. ALLAH celle celâlihu korusun!.


Resim---Ümmü Mübeşşir el-Ensâriyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim şöyle buyurmuştu:"
(Hudeybiye biatına katılan) ashâbu'şşecere'den hiç kimse inşaallah cehenneme girmeyecektir."
Bunun üzerine Hafsa (radıyallahu anhâ) validemiz: "Hayır ey Allah'ın Resulü!" dediyse de Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu azarladı.
Bunun üzerine Hz. Hafsa (radıyallahu anhâ) şu âyeti okudu: "Sizden cehenneme uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin, yapmayı üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür" (Meryem 71).
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona şu cevâbı verdi: "Allah şöyle de buyurmaktadır: "Sora biz, Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtarır, zâlimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakırız"
(Meryem 72)
(Müslim, Fedâilu's-Sahâbe 163, (2496).)


وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا كَانَ عَلَى رَبِّكَ حَتْمًا مَّقْضِيًّا
Resim---"Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ (makdıyyen).: Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.”
(Meryem 19/71)

ثُمَّ نُنَجِّي الَّذِينَ اتَّقَوا وَّنَذَرُ الظَّالِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا
Resim--- "Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ(cisiyyen).: Sonra takva sahiplerini kurtaracağız. Ve zalimleri, diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.”
(Meryem 19/72)

Ki unutma, HAKk TeÂLÂ’yı tercihle İbrahîm aleyhisselâm için, CeheNNeM -> “berden selâmen” CeNneti olmuştu..

“Berden seLÂM” et:

قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
Resim---“Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrahîm(ibrahîme): Ey ateş! İbrâhim için serinlik ve esenlik ol! dedik.”
(Enbiyâ 21/69)

Resim

Gaybî yok et özünü anlayasın sözünü
Sen sana tut gözünü bakma cihan hârına


Ey Gaybî kaddesallahu sırrahu Babamı Duyan kimse, sen önce ham AKLıyın izafî “ben”lik ÖZünün Pasını temizle yok et ki, “Mutlak BEN” Olan ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in SÖZünü, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem SESinden DUYup da UYaBİLesin..
Bunun için ise, şu ŞEYLer CÜMMLesi CihÂN dikenlerine BAKıp birşeyler ARAmaktan vaz geçip, Kafa GÖZün Objektifiyle KaLB GÖZün Okulerini BİZ BİR-İZ Dürbünü yap da, kendine ÇEVir, NEFsini TANI ki RABBını TANırsın..
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUY!. UY!.


Resim---Sevgili Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Kim ki NEFSini BİLdi/ TANIdı, kesinlikle RABBını da BİLdi/ TANIdı””buyurmuştur.

(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

Resim

Yavı: Kaybolmuş.Yitik.
Esrar: Mezarda iki sual meleğinden birisinin adı. (Diğerininki; münkerdir)
Münker: Mezardaki suâl meleklerinden birisinin ismi. Diğerinin ise "Nekir" dir.
Nekir: Mezarda iki sual meleğinden birisinin adı. (Diğerininki; münkerdir)
Dîdâr: f. Mülâkat, görüş. * Görünme. * Yüz. Çehre. * Görüş kuvveti, göz. * Açık, meydanda.
Mutahhar: Temiz. Pâk. Kudsi, pâklanmış. Tâhir kılınmış. Mübârek. * Peygamberimizin (A.S.M.) bir ismi.
Münevver: (Nur. dan) Mc: Kur'anî ve imanî eser okumakla ve ibadet ve taatla nurlanmış. Nurlandırılmış, ışıklı. * Uyanık. İntibaha gelmiş. Akıllı âlim. İmanî ve İslâmî tahsil ve terbiye görmüş. * Parlatılmış.
Mukarrer: Kararlaşmış. Takrir edilmiş. Karar verilmiş. Kat'i. Şek ve şüpheden beri olan. Muhakkak ve müsellem olan. Anlatılmış. Bildirilmiş.
Hâr: f. Diken.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2017, 09:25 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* IV *


<= Resim =>

Resim


Aşk u mahabbet mâyedir Hak yoluna gidenlere
Fakr u fenâ sermâyedir Hak yoluna gidenlere..


Şu gelegeç imkanla imtihan âleminde ALLAAHu zü’L- CeLÂLin HAK YOLuna gitmeyi tercih eden MuhaMMedî Hak Âşıkların mayası, AŞK ve MuhaBBettir. Sermâyeleri ise kendilerinin muhakkak muhtaç Yaratanlarının mutlak zengin oluşunu idrakteki FAKR-larııyla, bu âlemden gelip geçecek fâni nefisler ve RABB ALLAH celle celâlihunun ise Ezel-Ebed Bâki olduğunu bilişleridir Hakyol yolculuğunun ana vasfı..


Resim

Gönülden alagör sebak baş olagör olma ayak
Aşkdan gerekdir göz kulak Hak yoluna gidenlere..


Sen de dilersen bu kudsal yolculuğu sözümüzü gönül kualğınla işit ve duy ve başını Hakka kaldır halkı içinde sürünüp durma!
Onun için MuhaMMedî Hak Âşıkların zâhirî kafa gözleri ve kualakları yanında, SÖZün Özünü görüp duyacak bir de kalbî-bâtınî gözleri ve kualakları olması gereklidir..


Resim

Benliğini elden bırak sen senden olagör ırak
Aşk u mahabbettir yarak Hak yoluna gidenlere..


Kulluk imtihanı gereği sana verilen sınırlı-sorumlu kimlik-kişilik “ben”liğini iyi anla ve onun nefsî evâ-hevesine uymaktan el çek ve sen bu izafî senliğinden uzak dur!.
Ve untma ki bu kudsal Hak Yolunda azık Aşk ve Muhabbettir..


Resim

Eyle derûnî ah u vah ziyâ vere nûr-ı ilâh
Gönülden olur doğru rah Hak yoluna gidenlere..


Sen gerçekten yürekten inanıp ah ve vah ile yanarsan için aydınlanacak ve ÖZünde ALLAH NÛRu parlayacak ve sna sonsuz ışık saçacak.. ve sen gerçekten doddoğru Sırat-ı Mustakî Yolunu kendi gönlünde-ÖZünde bulacaksın ve HAK YOLU yolcusu olacaksın İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

Resim

Aşk ateşiyle durma yan aksın gözünden yaş u kan
İnler mi hiç baş île can Hak yoluna gidenlere..


Bu NÛRLu NAKiL Hayatında, ham AKLıyın “yandım!.” dediğine aldırma ki, o kendi eski çöplüğünün karanlık pisliğini özleyip göz yaşı dökebilir..
Yoksa HAK YOLU Edebini İLMen BİLen, BULan, OLan vve bilfiil YAŞAyan gerçek MuhaMMedî Hak Âşıkların ne başları ne de Kalbleri pişmanlık edip de inlemezler..


Resim

Aşkı imâm edin müdâm her tâ'atin olsun tamâm
İki cihan olur haram Hak yoluna gidenlere..


MuhaMMedî Hak Âşıkları ki, bu Kulluk İmtihanı Namazındaki İmamları dâiama AŞKtır ki;
ALLAHa ve RESûLüne Teslimiyyette,
ALLAHa ve RESûLüne İmanda,
ALLAHa ve RESûLüne Tâbi Oluşta
ALLAHa ve RESûLüne İtâat Edişleri tamamlanıp YAŞAsınlar Ş3ahidi olsunlarki,
Onlarıın derdi tasası kendilerine haram olan her şey gibi iki âlem olup hedefleri CEMÂLuLLAHtır İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Ölmez evvel kim ölür Gaybî hayâtı ol bulur
Aşk can yerine can olur Hak yoluna gidenlere..


Bu âlmde kim ki, Hakkı ve Hayrı Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemden DUYar ve Uyarsa, ölmeden önce ölp dirilmeyi ki, Şe’ÂNuLLAHTa her ÂN yeniden YARATILIŞ Hakikat-ı MuhaMMediyyesini kendi vicdÂNında BİLir-BULur-OLur-YAŞAr da gerçek El HAYY ALLAH celle celâlihu HAYATına fiilen İştirak eder Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu..
İşteo zaman AŞK dediğimiz şeyin zâhiri AKLî CÂNdan Bâtınî NAKLî CÂNa geçiş işlemi olduğu ANLAşılır HAK YOLU YOLcularına İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!: “Mutü kable en temutü: ÖLmeden önce ÖLünüz!”
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II-291-2669)

Resim

Mâye: Damızlık. * Esas. Temel.
Fakr: İhtiyaç, yoksulluk. * Azlık, muhtaçlık. * Cenab-ı Hakk'a karşı fakrını, ihtiyacını hissetmek. * Tas: Kendisindeki bütün her şeyin Allah'a âit olduğunu bilmek.
Fenâ: (Beka'nın zıddı) Yokluk. Yok olma. * Geçici dünya. * Geçip gitme. * Tas: Kendi varlığından geçmek. * Kötü. * Devamlı olmayan. * Çok kocamış olmak.
Sebak: (C.: Esbâk) Ders.
Yarak: Hazırlık.
Derûnî: f. Gönülden, içten.
Ziyâ: Işık, aydınlık, nur. Ruşenlik.
Devam eden. Sürekli. Dâim ve bâki olan. * Mübtelâ olan: Devam eden. Sürekli. Dâim ve bâki olan. * Mübtelâ olan
Tâ'at: İbadet etmek. ALLAH celle celâlihu emirlerini yerine getirmek. İtâat etmek.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Nis 2017, 15:48 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* V *


<= Resim =>

Resim


Zâhid-i nâ-dân aceb mi nutku inkâr eylese
Âdemiyyet pâyesin bulurdu ikrar eylese..

HAKk TeÂLÂ’nın halkına çalım satmak için derviş elbisesi giyip mürşidim diyen
câhil ve haddini bilmez, ham sofuların MuhaMMedî Âriflerin Hak SÖZünü inkâr etmelerinde şaşaılacak bir şey yok!.
Eğer, MuhaMMedî Âriflerin Hak SÖZLerini ikrâr EDeBİLselerdi “Âdemiyyet- İnsÂNlık” pâye/rütbesine, derecesine yükselirlerdi bî-İZNiLLAH!.


Resim

Kadr-i nutku bilmeyenler âlem-i hayvandadır
Sûret-i âdemde her ne denlü reftâr eylese..


ALLAHu zü’L- CeLÂL SÖZü ->ReSûLü EKReM SESi -> ALLAH DOstLarın Nefesi NÂZ-NiYÂZ NUTKUnun kadir ve kıymetini bilmeyenler, HayvÂN Âleminde onlardan da şagı “belhum eDALLun” yaşayanlardır.
Gerçi bu ÂLeMde, Âdemoğlu sûretinde he türlü salınarak yürüyüş içinde olsada!.


Resim

Bilmedikçe sırr-ı devri nutka hem-sır olamaz
Mahzen-i kalbin serâser cümle esrar eylese..


Bir NEFS/AKıL ki, şu Şe’ÂNuLLAhta SüNNetuLLAH üzere devr eden DevrÂNuLLAHta DEVRin SIRRI’na Ermedikçe bu Yüce SÖZ’e SIRRDAŞ olamaz!.
KALB Mahzenini/DOst DEFinesini-hazinesini baştan başa döküp saçsa da BOŞtan DOLU BULamaz!.


Resim

Ben kelâm-ı nâtık-ı Hakkım dedi niçün Alî
Remz-i sırrı ârif olsa bize izhâr eylese..


Neden ALİ kerremallahu vechehu: “Ben, HAKk TeÂLÂ’nın KELÂMı’nın HAk SÖYLEyeniyim!.” Buyurdu?.
Bu Yüce SIRRın REMZine/AğyÂRına mâni’ EFRÂDına CÂMi olsa da “BİZ”e bunu bir güzelce AÇIKLA!.sa!.


Resim

An-ı dâimde tasarruf eyleyen kutb-ı cihan
Nutk-u âdemdir hakikat cümle inkâr eylese..


Bu ÂLEMde, Kutb-u CihÂN/CihÂN’ın Merkez MİLi olanlardır DâiMuLLAHın her ÂNında TaSaRRuF/ İlahî-MuhaMMedî Sâhiblik Hakkını Halifesi olarak Kullanma Hakkı olan ALLAH Dostları,
Gerçek ve TEK-BİR Hakikat ki, ÂDEMoğLu Nutkudur.. ANLAmayan CÜMMLe Akıl Sahibleri İNKÂR eyleseler de!.


Resim

Cümle eşyâ nutka mahkûm olduğu azhar durur
Hâkim-i mutlak nutkdur kim ki güftâr eylese..


ZÂTen bu ÂLEMde, CÜMMle eşyâ/KüLLî ŞEYy ALLAHu zü’L- CeLÂLin “KÛN!. OL!.” NUTKuna;
Muhtaç-Mecbur-Me’mur-Mahkûm olduğu açık-seçik ortada durmaktadır!.
Bu Hâkim-i Mutlak olan ALLAHu zü’L- CeLÂL’in SÖZÜdür.. Kim kizırr câhiller hamnakilsiz ham akıllarıyla içi boş lâkırdılar etse de boşuna!.


وَلِلَّهِ جُنُودُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
Resim---"Ve lillâhi cunûdu’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), ve kânallâhu azîzen hakîmâ (hakîmen).: Ve göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Ve Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir.”
(Fetih 48/7)

أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
Resim---"E leysallâhu bi ahkemi’l- hâkimîn (hâkimîne).: Allah, hakimlerin en güzel hüküm vereni değil mi?”
(Tîn 95/8)

Resim

Nutka tâbidir tecellî geh zuhur u geh butun
Âlem u âdemde devrin her ne mıkdâr eylese..


ALLAHu zü’L- CeLÂL’in gerek zâhir veyâ gerek bâtın Tecellîleri, “KÛN!. OL!.” NUTKuna Tâbidir, Oluşudur.
Bütün Âlemlerde ve Âdemde-İnsÂNoğlunda DevrÂNda DEVRi her ne ise, ne kadarsa KaDERi kadardır..


Resim

Bî-nişân-ü- lâ-mekân-ü- gayr-î mer'îdir nutuk
Cümle-i eşyâ nutukdur her ne kim var eylese..


Bahsetttiğimiz NÂZ-NiYÂZ NUTKu; şimdi şu EŞY ÂLEMİnde imkÂNsız olan bir SÖZdür ki; NişÂN ve MekÂNın asla Mer'î/ riâyet edilen, hükmü geçen bir husus olamdığı İlahî ÂLEMdendir..
EŞYÂnın CÜMMlesi/KüLLî ŞEYy ki, herne ki bu ÂLEMde MEVCÛD gösteriyorsa Vâcibu’l-VüCÛD OLan ALLAHu zü’L- CeLÂL’in “KÛN!.” SÖZünün feyeKÛN/NÛRuLLAH ŞEYyLeridir!.


Resim

Sığmayan arz u semâya gönle sığdı hem nutuk
Var kıyas et kim olur nutuk ile envâr eylese..


ALLAHu zü’L- CeLÂL’in “KÛN!.” NUTKU ki; ALLAH celle celâlihu’nun Hadis-i Kudsîsisinde buyrğudur;

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:Yere göğe sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım ”
(Aclunî, K eşfu’l- Hafâ: 2256)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Mü'minin kalbi Allah'ın evidir." buyurdu.
(Marifetnâme, Sayfa: 971)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Mü'min Kâ'be'den efdaldır." buyurdu.
(Râmûz'ul- Ehâdis, Hadîs No: 4323)

Şimdi sen var git kıyas et, düşün ki ALLAHu zü’L- CeLÂL, bir KULuna “KÛN!.” NUTKU ile NÛRLarına MuhaMmedî Mazhar eylese neler olur!.

Resim

Hâne-i Hakdır gönül kim hanedânı nutk-u pâk
Cilve-i Hak nutuk iledir arz-ı 'dîdâr eylese..


MuhaMmedî MeLÂMet YOLunda BİZim GÖNÜL dediğimiz; her kim ki, HanedÂN/ Halis-Muhlis-Sıddık ve Âdil MuhaMMedî KUL-ÜMMet ise, o KİMsenin GÖBLÜdür k,i HAKk TeÂLÂ’nın EVi-KÂBetuLLAHtır..
ALLAHu zü’L- CeLÂL; CemÂLuLLAH-GÜLYÜZünü göstermek Murad eylerse işte o zamÂN; HAKk TeÂLÂ’nın Cilvesinin/ Esmâ-yi İlâhîsinin Tecellîsinin “NUTK” ile olduğu fiilen YAŞAnır İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Er dili altında mahfîdir dedi merd-i Hûda
Nutuk ârif sırrını kâşifdir ihbar eylese.
.

Kişi-ER, dilinin altında mahfîdir/gizlidir!”.buyurdu Merd-i Hûda ALiyyu’l-Mürtezâ kerremallahu vechehu.
Nutuk; Hakkı haber verdiğinde-İLİM Kapısını AÇtığında MuhaMmedî Ârifin SIRRına ULAŞımdır!.


Resim

Hak sözün ancak yine Hak söyleyen kâmil bilir
Zâhid-i hunrîz aceb mi anı berdâr eylese..


Şu birgerçektir ki; Hak SÖZ her ne kadar açıkça söylense de, o SÖZü ancak yine HAKk’ı Hak söyleyen MuhaMmedî Kâmil BİLir!.
Asla mümkün değil ki o SÖZü söyleyenleri, DİLiyle Kan Dökücü Münafıklar DÂR Ağacına assalar da boşunadır.. YÂRr OLmaz!.


Resim

Ermeyen kurb-u ferâiz rütbesine anlamaz
Ehl-i Hakkın nutkunu bin kerre tekrar eylese..


NUTKuLLAHı buİmtihÂN ÂLeMinde, FARZların YAKÎNLik-AKREBi RÜTBEsine Ermeyen-ÇIKmayanlar asla ANLAyamazlar!.
HAKk EHLinin Hak SÖZünü ki, bu münafıklar binlerce defa kerre tekrar eyleseler de boşunadır.. YÂRr OLmaz!.


Resim

Her lisânda kâ'il olan çünkü Hak dedi resul
Munsıfa kâfi değil mi bunu mi'yâr eylese..


“Her lisânda konuşan HAKk TeÂLÂdır!.” Buyurdu Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem..
İnsaf sahibi, kakkı kabul eden ve Hakka riâyet edene yeterli değil mi bunu hayatına ölçü eylese..


Resim

Tercemân-ı Hak durur, bilgil zebân-ı ârifan
Hakdan alır halka verir her ne isar eylese..


Şunu iyice bilki, MuhaMmedî Âriflerin sözü-lisanı dâima Hakka tercümân olmaktır ki,
Onlar her ne işar ederse/ kendisi muhtaç olduğu halde, cömertlik gösterip başkasına ni’met vermek MuhaMMedî ERDEMine ERENLerdir..


Resim

Tâlib-i Hak bir söz ile Hak sözün eyler kabûl
Reddeder münkir eğer burhanı sad-bâr eylese..


Gerçekten Hakkın samimiyyetle dileyicisi olanlar TEK-BİR SÖZ ile bile olsa “HAK SÖZ”ü kabul eylerler.
İnkârcılar ise, Yüz kerredelil göstersen de, HAKkı kabul etmez reddederler..


Resim

Nutuk ile iş bitse gelmezdi suhûf ile kitâb
Mutlaka oldur müessir her ne isar eylese..


Eğer sadece “NUTKu” duymakla iş bitseydi ALLAHu zü’L- CeLÂL peygamberlerine suhûflar ile kitâblar göndermezdi.
O suhûflar ile kitâblardır ki herne buyurmuşsa mutlaka etkili-yetkili olandır ki Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ve MuhaMmedî Âriflerin sözü-lisanları; kendileri muhtaç olduğu halde, cömertlik gösterip başkalarına ni’met vermeleri işe yarayandır bu KULLuk ÂLEMinde..


Resim

Ermeyen mahiyyet-i nutka erişmez vahdete
Her dem u her saatin evrâd u ezkâr eylese..


Ondandır ki, NUTKuLLAH’ın mâhiyyetine/ içyüzüne, aslına, esasına ULAŞıp-Ermeyen asla VAHdetuLLAHa erişmez..
Kaldı ki hiç durmadan ham akılla ve kalble her ÂN ve SAAT-te virdler ve zikirler yap sa da..


Resim

Ehl-i Hakkın nutkunu irfân-ı sûrî nutuk eder
Zâhid-i nâdân ne denlü ta'n-ı bisyâr eylese..


HAKk EHLinin NUTKunu ancak, Sûretten Sîret, YÜZden ÖZe geçiş MuhaMMedî İrfÂNına Sahib olanalar KONUŞaBİlirler.
Haddini bilmez, câhilham sofu her ne kadar onlara haddinden fazla ta'n edip ayıplasalar da..


Resim

Mebde-i feyyazdan-eder tereşşuh ârifin
Bâtınından zâhirine her ne feyz bâr eylese..


MuhaMmedî Ârifler; bereket ve bolluğun kaynağından, temelinden ki, esasından tereşşuh eder/ püskürtüp serper.
Bâtınından ->Zâhirine her ne ki varsa feyz saçarlar..


Resim

Halka mürşidlik satup da'va-yi irfân eyleyen
Vâridâtın bari Gaybî gâhı eşâr eylese..


Şimdi bu ÂLeMde nakilsiz ham akıllı softa iken; halka mürşidlik satıp da irfÂN da'vası güdenler,
Ey Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu; şu gibi kimselerin gönül âlemlerinde neleri varsa ortya döküp de bâzen işâret verip anlatsalar hiç değilse!.



Resim

Zâhid: (Zühd. den) Tas: Borç olan ibadetlerden, aslî vazifelerden başka dünya süs ve makamlarından feragat eden kimse. Sofi. Müttaki. Zühd ve perhizkârlıkla muttasıf.
Nâ-dân: f. Cahil, bilmez, haddini bilmez.
Nutk: (Nutuk) Söyleyiş, söyleme kabiliyeti, konuşma, hitabet. * Dervişlerce büyüklerin manzum sözleri.
Âdemiyyet: İnsanlık. Namuslu bir insana yakışır hâl ve tavır.
Pâye: f. Rütbe, derece. * Merdiven ayağı. * İlim sahibi olanların bir derecesi.
Reftâr: f. Gidiş, salınarak yürüyüş.
Serâser: f. Baştan başa, bütün, hep mecmuan, külliyen.
Mahzen: Hazine ve define gibi şeyleri koyacak yer. * Erzak yeri.
Remz: İşaret. İşaretle anlatmak. * Güç anlaşılır. * Gizli ve kapalı söyleme.
İzhâr: Açığa vurma. Meydana çıkarma. * Göstermek. Zâhir ve âşikâre ettirmek.
Güftâr: f. Sözler, lâkırdılar.
Mer'î: (Mer'iyye) Riayet edilen, hükmü geçen. Makbul sayılan, hürmet edilen.
Envâr: (Nur. C.) Nurlar, ışıklar, aydınlıklar. Maddi veya mânevi karanlıktan kurtarmaya vâsıta olanlar.
Hanedân: f. Soyca dindar ve asil âile. * Peygamber (A.S.M.) sülâlesi.
Dîdâr: f. Mülâkat, görüş. * Görünme. * Yüz. Çehre.
Mahfî: Gizli, saklı.
Kâşif: Keşfedici. Keşfeden. Gizli bir şeyi meydana çıkarıp, izah eden. Açıklayan.
İhbar: Haber vermek. Haber almak. Alınan haber. Anlatmak.
Hunriz: f. Kan dökücü, kan döken, kan akıtan.
Berdâr: f. Asılmış, yukarı kaldırılmış.
Kurb: Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak.
Ferâiz: (Farîze. C.) Allah'ın farz kıldığı ibadetler, yapılması mecburi olan din emirleri. * Şeriatın hükümleriyle mirasçılar arasında mal taksimi bilgisi. İslâmın miras hukuku.
Kâ'il: Söyleyen. Anlatan. Nakleden. Söz sahibi.
Munsıf: İnsaflı. Merhametli. Hakkı kabul eden. Hakka riayet eden.
Mi'yâr: Ölçü. Bir şeyin kıymet ve vasfını gösterir olan.
Zebân: f. Dil, lisan, lügat, lehçe.
İsar: Kendisi muhtaç olduğu halde başkasına nimet vermek, cömertlik, ikrâm.
Burhan: Delil, hüccet, isbat vasıtası.
Sad-bâr: f. Yüz kere.
Suhûf: (Sahife. C.) Sahifeler. * Bâzı Peygamberlere gelen sahife halindeki kitap.
Müessir: Te'sir eden. İz bırakan. Te'sirli. Dokunaklı
Mahiyyet: Bir şeyin içyüzü, aslı, esası. Bir şeyin neden ibâret olduğu, künhü, esası, hakikatı.
Mebde: Baş taraf. Başlangıç. Başlama. * Kaynak. Kök. Temel. Esas.
Nâdân: f. Cahil, bilmez, haddini bilmez.
Bisyâr: f. Ziyade, çok , fazla.
Ta'n: Hoş görmemek. Kötülemek. Birisinin ayıp ve kusurlarını beyan etmek. * Küfretmek. * Muhalifin iddialarını çürütmek
Feyyaz: Çok feyz veren. Çok bereket ve bolluk veren. (Bak: Feyz)
Tereşşuh: (C.: Tereşşuhât) Terlemek, sızmak. Sızıntı. Sızıntı meydana çıkmak.
Bâr: f. Ek olup "saçan, yağdıran, döken, ışık veren" gibi mânâda kelimeler teşkil edilir. Meselâ: Ateşbâr : Ateş saçan. Ateş yağdıran.
Feyz: (C.: Füyuz) Bolluk, bereket. * İlim, irfan. Mübareklik. * Şan, şöhret. * İhsan, fazıl, kerem. Yüksek rütbe almak. * Suyun çoğalıp çay gibi taşması. Çok akar su. * Bir haberi fâş etmek. * İçindeki düşüncesini izhar etmek.
Vâridât: (Vâride. C.) Kâr, gelir. * Vârid olan. Bir kimseye veya hazineye ait gelir ve paralar. * Hatıra gelen, içe doğan.
Bari: f. Hususu ile. Hele. Hiç olmazsa. Bir def'a.
İş’âr: Yazı ile haber vermek. Anlatmak, bildirmek..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 May 2017, 16:46 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* VI *


<= Resim =>

Resim


Dersi Hakdan almayanlar gelmesin bu meclise
Aşka kulak salmayanlar gelmesin bu meclise..


Bu MuhaMmedî AŞKuLLAH Meclisine, AŞK Dersini El HAKk TeÂLÂ’dan ALmayanlar girmesinler!
HAKkı DUYup HAYRa UYanlar gelsinler.. AŞKuLLAHa kulak vermeyenler hiç de gelmesinler AŞK Meclisimize..


Resim

Cümle eşyâya hakikat mâyedir aşk-ı ilâh
Künh-ü aşkı bilmeyenler gelmesin bu meclise..


AŞKuLLAH ki; KüLLî ŞEYyin, cÜMMLe EŞYÂya-her ŞEYye, Hakikat-ı MuhaMMed ki Hakikatu’l- HAKk mayası-damızlığıdır.
AŞKuLLAH’ın ÖZünü-Cevherini MuhaMMedî ERENLER Ocağında YANıp-PİŞerek MuhaMMedî Tâlim ve Terbiyeden geçip; BİLip-BULup-OLup da YAŞAmayanlar hiç de gelmesinler bu AŞK Meclisimize..


Resim

Bahr-i aşkın menba’ıdır bil kulûb-u evliyâ
Bahr-i aşka dalmayanlar gelmesin bu meclise..


Bu KUDSîYOLa YOLcu OLmak isteyen CÂN, şunu iiyice BİLmelisin ki AŞKuLLAH DERYÂsının Kaynağı, VELîYyuLLAHLarın KaLBleridir.
Tatlı CÂNını CÂNÂNına KurbÂN etmeye kıyamayıp da, AŞKuLLAH DERYÂsına DALamayanlar hiç de gelmesinler bu AŞK Meclisimize..


Resim

Aşkdır pak eyleyen şirk-i cenâbetten seni
Aşkla pak olmayanlar gelmesin bu meclise..


Hâlbu ki, AŞKuLLAH YOLunda seni açık-gizli ŞİRK PİSLiğinden arındırıp tertemiz GUSLettirip VUSLat YOLUnu açacak olan da AŞKtır.
AŞKın ATEŞ SUyu ile GUSL ÂBdesti alıp, tertemiz olmayanlar hiç de gelmesinler bu AŞK Meclisimize..


Resim

Akl ile Hakka erilmez aşkdır mürşid olan
Ölmeden ol ölmeyenler gelmesin bu meclise..


Dünyaya dönük âlet olan NEFSin ham AKLıyla HAKk’a YOL BULunamaz.. Tâa ki AŞKuLLAH, ona Mürşid olup, NÛR-landırıp, n-AKLen AŞKı DUYaBİLe ve de AŞKa UYaBİle ki,
Bunun için de, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin: “Her NEfeste, şimdi şu ÂNda, Şe’ÂNuLLAHta ÖL!. DİRİL!.” BUYruğuna kulak asıp YAŞArken Ölüp de dirilmeyen ÖLÜler hiç de gelmesinler bu AŞK Meclisimize..


Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!: “Mutü kable en temutü: ÖLmeden önce ÖLünüz!” BUYurdu.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II-291-2669)


Resim

Akl ile ölüp dahi aşk ile dirilmek gerek
Aşkı mürşid olmayanlar gelmesin bu meclise..


Ham AKıL ile ÖLüp de, NÛRLanmış N-AKIL ki ->AŞK ile DİRİLmek gerek bu YOLda hemence.
Ondandır ki MuhaMMedî Mürşidleri; vicdÂNLarındaki AŞKuLLAH İPi, Habli’l –Verîdleri ki, Hakikat-ı MuhaMMedlerini BİLip-BULUp-OLmayanlar hiç de gelmesinler bu AŞK Meclisimize..


Resim

Varlığın mahv etmeyen Gaybî mürîd-i nefs olur
Kendisin yok bilmeyenler gelmesin bu meclise..


Eyy Gaybî BaBam kaddesallahu sırrahu,
Bu KULLUK İMTİHÂNı ÂLEMinde, izafî-İğreti-gelgeç-gölgeve ölümlü olarak verilen-gözüken MEVCÛDiyyet gölgesini mahvedip SÎNEsinden SİLmeyenlerin Mürşidi, şirki emreden Nefs-i Emmâreleri olur ve onlar da, bir ömür onun emrinde müridi olurlar ne yazıkkk! ALLAH celle celâlihu korusun!
Ondandır ki; MuhaMMedî MeLÂMette, SELÂMet YOLunda Kur'ÂN-ı Kerîm BUYruğu;

ALLAH ve ReSûLüne TESLim OLarak
ALLAH ve ReSûLüne İMÂN EDerek
ALLAH ve ReSûLüne TÂBi OLarak
ALLAH ve ReSûLüne İTÂAT EDerek..

Hükümlerini DUYup-UYmayanlar, “geçici bENLiğini” yok etmeye kıyamayanlar hiç de gelmesinler bu AŞK Meclisimize..



Resim

Mâye: Damızlık. * Esas. Temel. * Bir şeyin mayalanması ve ekşimesi (tahammürü) için konulan madde. * Para, mal. İktidar. Güç. * İlim. * Dişi deve.
Künh: Bir şeyin aslı, cevheri, mikdarı. Dip. Kök. Özü, nihâyeti, vechi. * Vakit, zaman.
Cenâbet: Pis. Gusletmesi lâzım gelen kimse. * Uzaklık.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Haz 2017, 19:19 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* VII *


<= Resim =>

Resim


Hakka ermek ister isen sohbet et merdan ile
Can u ten kaydını ko zevk al özünden can ile..


Ey CÂN!. Sende sonuçta el HAKk TeÂLÂ’ya ULAşmak diler isen, MuhaMMedî MeLÂMetin MERDLerine/ İLK SÖZünün ERi Yiğitlerine sahib çık ve sahib çıksınlar ki Sahabe Sohbetine katıl.
Bu topraktan derlenip son nefeste yine toprağa giecek beden/ten ve dünyaya dönük Nefsin CÂN derdini bir tarafa koy ki, ÖZünden de ÖZ AKRABAn OLAN CÂNıyın CÂNı CÂNÂN ile her ÂN OL!.uştan ZEVk AL

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.” (Kaf 50/16)


Resim

Can ile tenin arası bunca yıllık yoldurur
Ermeğe mi'râc-ı câna sâlik ol vicdan ile..


Senin TEN dediğin bu ÂLemin toprağıyla, EZeL Âleminin RahmÂN NEFHAsı RÛHun arası bunca yıllık YOLdur ki, senin Ölçünle de değil haa, RÛHun geldiği yer!.
Onun içindir ki, RÛHî Mi'râc’a ULAŞmak için, Kalb-i SELîm VicdÂNınlaTeslimiyyet ile İstikâmete YOLcu OL!.


تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
"Ta'rucu’l- melâiketu ve’r- rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe senetin.: Melekler ve ruh, O’na, süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.” (Meâic 70/4)

Resim

Ay gibi kalbin mukabil eyle pîr-i şemse kim
Ekser-i evkât dolasın ilm ile irfân ile..


Sen de MuhaMMedî MeLÂMet’in GÜNEŞ gibi PÎRLerine karşılık, Kalbini MuhaMMedî Kamer gibi eyyyle ki,
RABBİNi ve VAKTini BİLip-SALL Edip, çoğu VAKİTLerini MuhaMMedî İLiM ve İrfÂN ile DOLdura-BİLesin inşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Hüsn-ü hulk ile tahalluk etmeğe sa'y eylegil
Kalb-i pâkin cennet ola hurî vü gılmân ile..


SEN de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Hüsn-ü hulku/Güzel Ahlâkıyla ahlâklanmaya çaba göster ve çokça çalış ki,
Senin de tertemiz-pâk Kalbin, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’inki gibi HÂL-i HAZIR Huzurda CENNet Olsun hem de hurisi gılmanıyla BİRLikte!.

وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
"Ve inneke le alâ hulukın azîm (azîmin).: Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4)


Resim

Aşk ile zenb-i vücûdu mahv et Gaybî yok ol
Âlem-i vahdette birlik süresin subhân ile..


SEN de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYup-UYup AŞKULLAH ile sendeki günah mevCÛDunu mahvedip yok et ki,
EYy Gaybî Babam kaddesallahu sırrahu kısacası ->“YOK OL!.”
VAHDET ÂLeMinde ki, gerçek BİRLik HÜRRLüğünü Sürüp YAŞA!.ayasın SubhÂN ALLAH celle celâlihu İLe İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Merdan: (Merd. C.) Merdler. İnsanlar, erkekler, yiğitler.
Kayd: Kelepçe, bağ. * Bağlamak. * Bir şeyi bir yere yazmak. * Deftere geçirmek. * Sınırlamak. * Şart.
Sâlik: (Sülûk. dan) Bir yolda giden. Belli bir yol tutup giden. * Bir tarikat yolunda olan.
Mukabil: Karşılık olan. Karşı taraf. İvaz, bedel, karşılığı.
Evkât: (Vakit. C.) Vakitler.
Tahalluk: Ahlâklanmak. İyi huy edinmek. Yüksek İslâmi ahlâkla ahlâklanmak..
Sa'y: Çalışma, Çalışıp çabalama. Gayret sarfetme. Bir maksadın meydana gelmesi için elden geleni yapma.
Zenb: Suç, günah, kabahat.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2017, 13:07 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* VIII *


<= Resim =>

Resim


Dilimizde dâim tevhid edâsı
Zâkir kullardanız, elhamdülillah..
Kulağımızda hem tevhîd sedâsı
Zâkir kullardanız elhamdülillah..


Yaşadığımız sürece dilimizde sürekli ALLAHu z’L- CELÂL’imizin Vahdaniyyet ve Ahadiyyet TEK-BİR TEVHİDini MuhaMMedî KULu olarak zikretmek görevimizi yerine getirmek MuhaMMedî Gayreti içinde ZİKR eden kullardanız elhamdülillahi rabbi’l- âlemin!.
kulağımızda Şahdamarımızdan da AKREB-YAKIn Dostun mutlak ZİKRinin sedâsını DUYuş-UYuşu içinde ZİKR eden kullardanız elhamdülillahi rabbi’l- âlemin!.

الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
"Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh (zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnu’l- kulûb (kulûbu).: Onlar, iman edenler ve kalpleri- gönülleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur- doyuma ulaşmışlardır. Kalbler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmâin olur, öyle değil mi?.” (Ra’d 13/28)


Resim

Sular gibi dâ'im durmaz akarız
Varlığımız aşk oduna yakarız
Her kanda bakarsak Hakka bakarız
Zâkir kullardanız elhamdülillah..


Biz MuhaMMedî Mü’minler olarak, durmadan yüzen atomlar gibi durmadan akan Sular gibi ebede doğru dâima akarız.
Bize kulluk imtihanımıız için geçici bir süre için giydirilen ölümlü “benlik varlığı”mızı soyunuz İlâhî AŞK ATEŞİnde yakarız.
Biz KÜLLî ŞEYyin Güneşin ışığı gibi, ALLAHu z’L- CELÂL’imizin NÛRu olduğuna inanır her ZERRede El HAKk ALLAH celle celâlihu imzasını GÖRerek BAKarız. Bu inanç içinde ZİKR eden kullardanız elhamdülillahi rabbi’l- âlemin!.


Resim

Aşk ile olmuşdur kalbimiz dâ'im
Mâsivâdan oldu canımız sâim
Hakdan koku alır burnumuz dâ'im
Zâkir kullardanız elhamdülillah..


Bu MuhaMMedî ŞuÛR içinde yaşadığımzdandır ki, kalbimiz dâimâ AŞKuALLAH İLE-BİLedir.
Mâsivâdan/O’ndan-ALLAH celle celâlihudan gayrısına bizim beden ve vicdanımız oruçlu gibidir, özden ilgilenmeyiz ancak izin verildiği kadar-yaşayacak kadar.
Bu MuhaMMedî İNANç içinde burnumuz av köpeği gibi sürekli “HAK kOKUsu”nu arar bulur ve peşinde ZİKR eden kullardanız elhamdülillahi rabbi’l- âlemin!.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
"Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurûllâhe zikran kesîrâ (kesîran).: Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin.” (Ahzâb 33/41)


Resim

Halk-ı âlem bilmez bizim hâlimiz
Hâle tebdil ettik cümle kâlimiz
Her kanda sunarsak Hakdır elimz
Zâkir kullardanız elhamdülillah..


Kulluk imtihanları gereği bu dünya derdine düşürülmüş olan bu ÂLEM HALKı, bizim hâlimizi bilemezler,
Çünkü biz, AŞKULLAH ile ilgili Halkla konuştuğumuz-anlattığımız her KÂLimizi/SÖZümü HÂLe/ÖZe Çevirip değiştirdik ki,
Her nereye uzatsak elimiz HAKta olarak ZİKR eden kullardanız elhamdülillahi rabbi’l- âlemin!.


Resim

Gaybî halkın zikr ettiği âdıdır
Anda kalan dost ilisin yâdıdır
Bizim tuttuğumuz Hakkın yedidir
Zâkir kullardanız elhamdülillah..


Benim “Gaybî” ismim halkın diliyle söylediği zâhirdeki adımdır,
Halbuki bu dünya ismimden bâtında bende kalan sadece DOSt İLİ’nden bir YÂD ediş hatırasıdır.
Çünkü bizim tuttuğum El HAKk ALLAH celle celâlihu Elidir ve bundandır ki sürekli ZİKR eden kullardanız elhamdülillahi rabbi’l- âlemin!.

إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
---“İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh (yubâyiûnallâhe), YEDULLÂHi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihî), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ: Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. ALLAH'ın ELİ, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir.” (Fetih 48/10)



Resim

Edâ: Yerine getirmek. Ödemek. Borcunu vermek. Vazifesini yapmak. * Tarz. Üslub. * Şive. * Tekebbür. * Fık: Namazı vaktinde kılmağa "Eda" ve vakit geçtikten sonra kılınan namaza da "Kaza" denir
Zâkir: Zikreden, zikredici. * Hafızası kuvvetli. * İlâhiler okuyan. Çok çok duâ ve Esmâ-i İlâhiyeyi okuyan. * Tekrar eden.
Sedâ: Sadâ. Ses. Avaz. Savt.
Mâsivâ: Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler.
Sâim: (Savm. dan) Oruçlu, oruç tutan.
Kâl: (A, uzun okunur) Söz.
Yâd: f. Anma. Hatırda tutma. Zikretme. * Hediye. * Hâtıra. * Hatır, gönül. * Uyanıklık
Yed: El. * Mc: Kuvvet, kudret, güç. * Yardım. * Vasıta. * Mülk.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Ağu 2017, 18:17 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* IX *


<= Resim =>

Resim

Ne meczûb-u ilâhi ol şerâyi'de kusur eyle
Ne mahbûb-u îlâhi ol hakâyıkda kesûr eyle..


Ne Tefritte kalarak kendini kaybedip başkasının te'siri ile hareket ederek Şeriat-i Garrâ’yı yaşamında tatbik etmekte kusur-noksan-hata eyle,
Ne İfratta olarak: “ALLAH celle celâlihu Muhabbetiyle çok şeyler yapacağım!” diyerek gerçek Haikatten kopma,
Sen Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in İ’tidal Yolu olan Sırat-ı Mustakîmi İZLe.. BİZ BİR-İZLe!.


Resim

Ne mest ol aşk ile dâ'im ne ayık ol bu gafletle
Miyân-ı Zühd ile irfânı cem' edüp ubur eyle..


Ne mest olup aklını dâima devre dışı bırak, ne de bu her ÂN gaflete düşme tehlikesi olan alemde gözü açık geçinme!
Dünyadan el çekip HAKk TeÂLÂ’ya dönüşün de orta karar olsun ve bu hâlde MuhaMMedî Mârfiet İrfÂNını BİLip-BULup-OLup-YAŞAyarak kalbinde topla ve bununla amel ederek bu âlemden o âleme MuhaMMedî Şehâdetle geç İnşâe ALLAHu TeâLâ!.


Resim

Ne hâli ko ne kâli ko olagör mecma'ül- bahreyn
Tenin şer'e muvafık kıl dilin sıra kubur eyle..


Kalbini ne bomboş eyle ne de dünya-âhiret, maddî manevî değer yargılarını kökünden çekip kopar, ZitLarın ZEVKinde Mecma'ül- Bahreyn/İki Denizin BİRleştiğ yer gibi, İKİLiklerin ara kesitindeki “TEK”likte TEVİHİDde kal!.
Madde Âleminde BEDENin Şeriat-i Garrâ’yı fiilen yaşamaya uygun terbiye et!. GÖNLünü ise Mânâ Âleminin SIRRLarının mezârı eyle!.


Resim

Celâl ile cemâlin imtizacında durur âlem
Bu dehr içre ne mahzun ol demadem ne sürûr eyle..


İçinde yaşamakta ve KULLuk İmtihÂNı OLMakta olduğumuz bu âlem; CeLâL ile CeMâLin, Cehennem ile Cennetin ARAF/Tanımak MuhaMmedî ÂRİFliği ARA KESitinde BİZ BİR-İZ BULuşum UYUŞUmuyla hER ÂN mevCÛddur.
Bu sonsuz zamÂN Akışında ne korkup tasalanıp hüzülen ne de her vakit umutlu olup neş'elenip sevinç eyle!.


Resim

Bu kesret zehrine mahlut olupdur sukker-i vahdet
Aceb macûn-u ekberdir yiyip Gaybî huzur eyle..


İçinde yaşadığımız şu kesret/ÇOKLuk ZEHRinin İÇinde Vahdet Şekeri karışık haldedir.. Bu Kesrette, Vahdet âşikârdır kafa ve gönül gözünle gör!.her ZeRRe-KüRRe kendi başına ve TEKtir VAHdettedir.. Teklere “ÇOK” demektesin!.
Bu Kesrette Vahdet hamuru en büyük TEVHiDuLLAH Ni’metidir ki, acaba Gaybî kaddesallahu sırrahu BaBam da gönlünce-doyasıya yiyip VahdetuLLAH DERyâsında TEK DAMLa gibi ebedî MuhaMMedî Sekînete-Huzura eylese ne muhteşem olur.. CüMMLe ÜMMet-i MuhaMMed İnşâe ALLAHu TeâLâ!.


Resim

Meczûb: Başkasının te'siri ile hareket hâlinde olan. Cezbedilmiş. Aklı gitmiş olan. Aşk-ı İlahî ile kendinden geçmiş. * Deli. Divane. Mecnun.
Mahbûb: Muhabbet edilen. Sevilen.
Şerâyi': ŞER’: Emir ve nehy gibi hükümleri vaz' etmek. * Bir işe başlamak. * Dalmak. * Girmek. * Zâhir etmek, göstermek. * Cenab-ı Hakk'ın emri. Âyet, hadis, icma-i ümmetle ve kıyas-ı fukaha ile sâbit olan dinin temelleri, şeriat. (Bak: Şeriat)
Hakâyık: (Hakaik) (Hakikat. C.) Hakikatler.
Kesûr: Kesret: Çokluk, sıklık. * Bir şeyin ekserisi ve muazzamı. Bolluk.
Miyân: f. Orta, ara, vasat, meyan.
Zühd: Dünyaya rağbet etmemek. Nefsâni zevk ve arzudan kendini çekerek ibâdete vermek.
İrfân: Bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal. * İkrar. * Mücazat. * Fık: Esrar-ı İlâhiyeye, iman ve Kur'an hakikatlarına vukufiyet. (İlim ile irfan ve ma'rifet arasında fark vardır: İlim, vech-i küllî ile, yani her vechesiyle bilmektir. İrfan ve marifet ise; vech-i cüz'î ile bilmektir. Bu cihetle Cenab-ı Hakk'a irfan ve marifet isnad olunmaz. Fıtrî istidat eseri olarak inceleyerek tefekkür edip bilmektir. Buna "İlm-i Ledün" ve İlm-i Rabbanî" de denir.)
Ubur: Geçmek. Atlamak. * Zorlamak. * Suyun öte kıyısına geçmek.
Hâli: Tenhâ. Boş. Sahipsiz. Issız. İçinde bir şey olmama.
KAL’i: Bir şeyi kökünden çekip koparmak.
Mecma': Toplanılacak yer. Kavuşulan yer.
Mecma'ül- Bahreyn: İki denizin birleşim ara kesiti..
Bahreyn: İki deniz. (Basra Körfezi ile Hind Denizi veya Karadenizle Akdeniz. Yahut da Akdenizle Hind Denizi)
Şer': Emir ve nehy gibi hükümleri vaz' etmek. * Bir işe başlamak. * Dalmak. * Girmek. * Zâhir etmek, göstermek. * Cenab-ı Hakk'ın emri. Âyet, hadis, icma-i ümmetle ve kıyas-ı fukaha ile sâbit olan dinin temelleri, şeriat. (Bak: Şeriat)
Muvafık: Uygun. Yerinde. Denk.
Kubur: (Kabr. C.) Kabirler, mezarlar, türbeler.
İmtizaç: Muvafık ve mutabık olmak. Mezcolmak, uyuşmak. İyi geçinmek. Karışmak.
Dehr: Zaman, çok uzun zaman, ebedi. * Bin yıllık zaman. * Dünya.
Mahzun: Tasalı. Kederli. Hüzünlü. Gamlı.
Sürûr: Sevinç. Neş'eli olmak
Kesret: Çokluk, sıklık. * Bir şeyin ekserisi ve muazzamı. Bolluk.
Mahlut: (Halt. dan) Karıştırılmış. Katılmış. Karışık.
Macun: Hamur kıvamındaki ilâç. * Hamur gibi yoğurulmuş şey.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Eyl 2017, 11:00 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* X *


<= Resim =>


Resim


Bunu zevk-i sahih etti ifâde
Meselde ayn olupdur bil ifâde..


Benim bu yüce AŞKuLLAHı, meşke döküşümü; sahih/ rükünleri ve şartları tamam olan ibâdet ve muâmelelerin sonUÇu ZEVki/ güzeli çirkinden ayırma kabiliyet irâdesi ve mânevi hazzı ifâde etemektedir.
Bu ifâde lerim, meselde/umumî kaideye ibret ve hikmet zevkinde, AYN/Eşyânın Hakikatı Sırrını HAKk TeÂLÂ’nın kullarının hizmetne sunmaktır..!.


Resim

Tenasüb var meselde yok tenasüh
Ki zirâ yokdurur birden ziyâde..


MuhaMMedî Meselde/umumî kaideye ibret ve hikmet zevkinde birbir uygunluk vardır ve bu ana ilkenin kaldırılıp yok edilip yerine uyduruk ilkeler getirilmesi asla yoktur.
Çünkü bu Hakk Gerçek TEK-BİRdir ve asla ÇUKluk-YOKluk olamaz!.!.


Resim

Tecellîde tekerrür nice mümkin
Reva mıdır tazayyuk hiç Hüdâda..


Şu ÂNda kâinâtta sayısız KÜRRe ve ZERRe olarak gördüğümüz KÜLLî ŞEYy;
SüNNetuLLAH üzere Şe’ÂNuLLAHta YENidenTeceLLî edip NÛRuLLah ->NÛR-u MuhaMMed olarak Her ÂN YENiden Yusebbihu SEMÂsında YEPYENisi olarak sürüp gitmekte ki asla eskiyi kullanma ve tekrarlama yoktur hâşâ ALLAHu zü’L- CeLÂLimiz için..!.

El Hâdi celle celâlihu Hüdâmızda tazayyuk/sıkışma, daralma ve zord kalma olabilir zannı doğrumudur ki asla değildir!.!.


Resim

Kemâlin sende âhir etti ol zât
Diriga tutmayıp döndük cemâda..


KuLLuk Kemâli Halifeliğinin ne olduğunu Kur'ÂN-ı Kerîm ve Sahih Hadis-i Şeriflerde BİLip-BULup-OLup-YAŞAyan MuhaMMedî Mü’minlerin inancında;

ZÂT ->Sıfat ->Esmâ ->Eşyâ..

Zincirinde Küllî Şeyyin ALLAHu zü’L- CeLÂL’in çeşitli ve türlü türlü NÛRuLLAH’tan ->NÛR-u MuhaMMed Eşyâlaşması-Mâsivâsı olduğunu NAKLen ANLAyacak AKIL Sahibi yaratmıştır.

Gerçi zavallı İnsanlık şimdilerde yazıklar olsun ki, akılsız taş parçalarına dönmüş durumda ve kendi aklına ihânet etmektedir!.!.


Resim

Me'âd-ü- mebdei bildin mi Gaybî
Ne zevk ettinse ettin bu arada..


EYy Gaybî BaBama kaddesallahu sırrahu, KüLLî Şeyin ve İnsÂNın/ NEFsinin-AKLının Yaratılış BAŞLangıcını-URUCunu ve sonUÇta ise, âhirete-hesaba DÖNüş-RÜCÛ’sunu iyice BİLip-ANLAyıp da MUHAMMEDî HAKiKatı Mi’RÂCına bizzât şimdi Şâhidi olup katıldıysan bu yüce ZEVki YAŞA!.maktaysan sana ne mutlu ki, tüm bunlar ALıp VERdiğin ve ismine HAYyat dediğin, İKİ YARım NEFESin ARAsında olmakta!.!.]


Resim

Sahih: Fık: Rükünleri ve şartları tamam olan herhangi bir ibâdet ve muâmele. * Hâlis, kusursuz, şüphesiz.
Ayn: (c.: A'yan-A'yun-Uyûn) Göz. * Pınar, kaynak. Çeşme. * Tıpkısı, tâ kendisi. * Zât. * Eşyanın hakikatı.
Tenasüb: Uygunluk, uyma, tutma. Yakınlaşma. * Nisbet, kıyas. * İki adet birbirine nisbet edilerek yapılan hesap usulü. * Edb: Mânaca birbirine uygun kelimeleri bir arada söze güzellik vermek maksadı ile zikretmek.
Tenasüh: İslâmdan hariç olan batıl bir fırkaya göre, ruhun bir bedenden başka birinin bedenine intikâl eder diye olan batıl inanışları. * Miras sahibinin ölümü ile malının vârisine geçmesi.
Diriga (Dirigâ) (f) : Yazık, eyvahlar olsun!
Cemâd: Cansız ve kurumuş olmak. * Yağmur yağmayan yer. * Sütü olmayan deve. * Donmuş, katı cisim.
Tazayyuk: (Zîk. den) Sıkışma, daralma.
Mebde’: Baş taraf. Başlangıç. Başlama. * Kaynak. Kök. Temel. Esas.
Me'âd: (Maâd) (Avdet. den) Âhiret. Dönülüp gidilecek yer. * Dönüş. * Ahiret işleri. Uhrevi işler.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Eki 2017, 16:36 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* XI *


<= Resim =>

Resim


İkilik yoluna gitme
Edeb gözle edeb gözle
Kimesne gönlün incitme
Edeb gözle edeb gözle..


İKİLik-İKİ ŞEYyLik =>ŞEY-t-ÂN-Lık YOLuna düşme, MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe.
Kimselerin gönlünü yıkıp incitme, BİZ BİR-İZ BİL ->MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe!.


Resim

Her azayı öğüt sakla
Cilâ ver nefs île akla
Demadem var gönül yokla
Edeb gözle edeb gözle..


Her organını HAKkı DUYup HAYRa Uyacak şekilde inceltip dışa karşı ufala, öğüt ve sakla koru!.
BEDENini MuhaMMedî Terbiye ile eğit,
NEFSini MuhaMMedî Tezkiye ile temizle,
KALBini MuhaMMedî Tasfiye ile arıt,
RÛHunu MuhaMMedî TecLiye ile cilâla ve parlat ki, ham AKLın NÛRlanıp N-AKİLe ULAŞsın
Ve durmadan gönlünü kendi başına buyruk bırakma.. BİZ BİR-İZ BİL ->MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe!.


Resim

Müeddeb ol şer'iatla
Müzehheb ol tarikatle
Mümessek ol hakikatle
Edeb gözle edeb gözle..


Şariat-ı Garrâ ile Edeblen, MuhaMMedî İlim ve Terbiye kazan
Tarikat-ı Garrâ ile nakışlan ve süslen, MuhaMMedî İlim ve İrfÂN kazan
Hakikat-ı Garrâ ile Hakkın ve Hayrın misk kokusuyla MuhaMMedî İz’ÂN ve ErkÂN kazan..
BİZ BİR-İZ BİL ->MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe!.


Resim

Gönülden şirki sürdünse
Varıp birliğe erdinse
Hakı her yerde gördünse
Edeb gözle edeb gözle..


Sen ki MuhaMMedî Tâlim ve Terbiye ile Kalbindeki İKİLik Şirkini sürüp, TEK-BİR TEVHiDine Erdinse,
Ve gördüğün her ŞEYy’in ALLAH celle celâlihu NÛRunda NahNu-BİZ Olduğunu ANLAyıp;
Her yerde, her zamÂN, herhÂL ve her nefeste HAKk TeÂLÂ’yı kiTECELLî İmzasını GÖR!.dünse,
BİZ BİR-İZ BİL ->MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe!.


Resim

Bir âlemdir kamu her an
Bu devr üzre döner devrân
Hakındır görünen her şan
Edeb gözle edeb gözle..


İnsan oğlunun ham aklına kesret-ÇOKLuk gözüken âlemlerin tümü de, ALLAH celle celâlihu’nun “KÛN!” EMRiyle “feyeKÛN” OLÂN tek BİR Kâinât ÂLEMidir.
Bu her ÂN yeniden Yaratış devri üzere dönmekte Devr-i DevrÂN, Seyr-i SeyrÂN, CevL-i CevLÂN ve insan oğlunu HAYyrette bırakan Hayr-ı HayrÂN da, ŞEÂNuLLahta, TECELLîGÂHta gördüğümüz her şey HAKk TeÂLÂ’nın N’Urudur ve O’nundur..
BİZ BİR-İZ BİL ->MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe!.


Resim

Erenler izini izle
Uyûb-ı nefsini gözle
Kamu yerde Hakı özle
Edeb gözle edeb gözle..


ALLAH celle celâlihu ->Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ->EhL-i Beyt aleyhumusselâm ->HAKk ERENLer Hak ve Hayr İZİni İZLe!.
Nefsiyin her zaman ve hâlde; Haktan Bâtıla ve Hayrdan Şerre kayıcı emelle yaratıldığı KULLuk İmtihÂNı gerçeğini unutma ve kusur-ayıp-hatalarına göz yumma gözetle ve yok et!. Her yerde Hakkı Özle, sözle ve yüzle uygula!.
BİZ BİR-İZ BİL ->MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe!.


Resim

Eripdir tâc-ı rabbanî
Komazlar her başa anı
Olagör Gaybî ruhanî
Edeb gözle edeb gözle..


İşte bu denli dürüstçe, sâdıkça, samîmiyyetle ve sabırla SELÂMetuLLAHı dileyip gerekeni fiilen uygulayanlar;
RABBu’L- ÂLeMîn’in dâvetini Rahmetenli’l- ÂLEMîn’den DUYup Uymuşlar, RABBlarına RücÛ’ edip/DÖNüp, BİZ BİR-İZ-NAHNU Olup
RABBANî KUL Hilâfet TÂCını Şe’ÂN Şâhidi olarak şididen giymişlerdir.
GAYBî BaBam kaddesallahu sırrahu bilirsin ki, bu Yüce Tâcını her başa koymazlar ki;
Bedenî ->Nefsî ->Kalbî Deneme KÂR-ü-BELÂ ÇÖLLerini LEYyLâsı uğruna geçip RUHANî OLaBİLen mecNÛN MuhaMMedî Hak ÂŞIKLardan olman Lâzım ve de Lâyıktır..
O HÂLde KuL İhvÂNi KıtMÎRim durma hemence sen de, BİZ BİR-İZ BİL ->MuhaMMedî ve EHL-i BEYtî EDEBi GÖZet ve İZLe!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


MuhaMMedî MeLÂMet MAHŞERİ.:
SıRR-ı SIFIR KULLuk ÜMMeti MAHŞERİ.:


يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ
Resim---“Yâ eyyetuhân nefsu’l- mutmainnetu: Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,” (Fecr 89/27)

ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً

Resim---“İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten: Razı olmuş ve kendisinden razı olunmuş bir halde Rabbine dön.” (Fecr 89/28)

فَادْخُلِي فِي عِبَادِي

Resim---“Fedhulî fî ibâdî: Gir KULLarımın içine!” (Fecr 89/29)

وَادْخُلِي جَنَّتِي

Resim---“Vedhulî cennetî: Ve cennetime gir!” (Fecr 89/30)

Resim


Demadem: f. Zaman zaman. An be an. Sık sık. Her vakit.
Müeddeb: Te'dip edilmiş. Edeblendirilmiş. Terbiye edilen. Edepli.
zehheb: Yaldızlanmış, yaldızlı, altın sürülmüş.
Mümessek: (Misk. den) Misk kokulu.
Kamu: (Kamuğ) t. Hep, bütün, tamamen.
Şan: Şe’n. İş, yeni olan hal.
Uyûb: (Ayıb. C.) Ayıblar, kusurlar.
Rabbanî: (Rabbaniye) Rabbe âit. Cenab-ı Hakk'a dair ve müteallik. İlâhî. * Ârif-i Billâh olan, ilmi ile amel eden âlim.
Ruhanî: Cisim olmayıp gözle görülmeyen cin ve melâike gibi bir mahluk. Ruha ait. Ruhtan meydana gelmiş, melek. * Madde ile alâkalı olmayan, mânevi, ruh âlemine mensub olan...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Kas 2017, 14:06 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11580
Resim.. ...>* XII *


<= Resim =>

Resim

Münâcâtım budur senden ilâhî
Şeri'atle hakîkatten ayırma..

Şeri'atte olalım emre kâim
Tarîkatte sivâ-yi aşka sâim
Hakîkatte bulalım zevk-i dâim
Şerî'atle hakîkatten ayırma..


Yâ İlâhî!. Ey ALLAHım!. SENden duâm dileğim şudur ki,
Beni bu Şehâdet ÂLeMinde MuhaMMedî Şeri'atte yaşat ve MuhaMMedî Hakîkatten ayırma!.
MuhaMMedî Şeri'atte her yerde her zaman her HÂLde ve her nefeste EMRuLLAHa UYarak VAKtimizi yaşşayalım.
MuhaMMedî Tariatte AŞKuLLAHtan başka her şeye ve hususa kapalı ve sanki oruçlu olalım.
MuhaMMedî Hakîkatte DÂİMiYyet zevkini bulalım ve yaşayalım İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.
Yâ RABBenâ!. MuhaMMedî Şeri'atten Tariatten Mârifetten Hakîkatten ayırma!.!.


Resim

Hakikat benliğimiz eylesin çak
Me'ârif kalbimizi eylesin pak
Tecellîyâta-mazhardır bu eflâk
Şeri'atle hakikatten ayırma..


MuhaMMedî Hakîkatimizi AKLımız NAKlen ANLAsında Şehâdet Âleminde KULLuk İmtihanındaki “ben”liğimizi parçaparça edip ÖZünü ortaya döksün.
MuhaMMedî Mârifet kalbimizi tertemiz eylesin ki, bu sonsuz felekler ALLAHu z’L- CeLÂL’in her ÂN ŞE’ÂNuLLahta OLmakta OLAN TECELLîlerini gösteren AYNAlar/göstericilerdir.
Yâ RABBenâ!. MuhaMMedî Şeri'atten Tariatten Mârifetten Hakîkatten ayırma!.!.


Resim

Haremdir Hakta 'âlâya şerî'at
Sarây-ı hâsdır ruh u tarikat
Vücûd-u zât-ı pakidir hakikat
Şerî'atle hakikatten ayırma..


Mutlak HAKkta MuhaMMedî Hakîkate ERENLerin sadece Şerî'atte sadece görüntüye kapılıp kalmaları dinen haramdır yasaklıdır.
Çünkü onların RÛHu, ALLAHu z’L- CeLÂL’e mahsus/tahsisli es SÛBNÂN SARAYıdır.
MuhaMMedî Hakîkatte ise, mutlak hakikat OLAN TEKe TEK gerçek Hakikat Vâcibu’L- VüCÛD olan ZÂTuLLAHtır.
Yâ RABBenâ!. MuhaMMedî Şeri'atten Tariatten Mârifetten Hakîkatten ayırma!.!.


Resim

Şeri'atle olalım Gaybî fânî
Tarîkatle bulalım yeni canı
Cenah et zâtına ol iki hali
Şerî'atle hakikatten ayırma..


Ey Gaybî BaBa kaddesallahu sırrahu, MuhaMMedî Şerî'atta fâni/yok olalım.
MuhaMMedî Tariat ile her ÂN yeniden yaratılan yep yeni ve SELLim İmÂNlı bir CÂN BULalım İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.
Yâ RABBenâ!. Benim bu iki HÂLimi ZÂTına Uçmakta/firar etmekte iki kanadım eyle İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.
Yâ RABBenâ!. MuhaMMedî Şeri'atten Tariatten Mârifetten Hakîkatten ayırma İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.!.


“Fe Firru!” ALLAH-a KAÇ-mak:

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Resim---“Fe FİRRû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun) : (Ey Rasûlüm, de ki: ) O halde hemen ALLAH’a kaçın, (küfrü bırakıb hemen imana gelin). Gerçekten ben, size, ALLAH tarafından (azab ile) korkutan açık bir peygamberim.
(Zâriyât 51/50)


Resim

Münâcât: Allah'a yalvarmak. Duâ. Allah'tan necat için dua. * Yalvarmak için yazılan duâ veya manzume. * Sürurlaşmak, neşelenmek.
Kâim: Ayakta duran. Mevcut. Baki. * Vaktini ibadetle geçiren.
Sivâ: Başka, gayrı, diğer. Kasd.
Sâim: (Savm. dan) Oruçlu, oruç tutan.
Eflâk: f. İyi, güzel, sıhhatli, şişman.
Cenah: Kanat, taraf, kısım.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 195 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye