Uyanıştan önce

Aşıklarımız ve Aşıklarımızdan ilhamlar ve ilahiler.
Kullanıcı avatarı
nisa77
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 01 Ağu 2007, 02:00
Konum: İstanbul/TURKİYE
İletişim:

Mesaj gönderen nisa77 »

Selamün aleyküm

İnsan beynini doğuştan boş bir levhaya benzetiyor psikolojiyle ilgilene bilim adamları ama somut olan kısmı bu.
Soyut olan maneviyat yani ruh kısmına geçtiğinizde ruh herşeyi bilerek geliyor ana rahminden itibaren dünyaya....
Birleştirdiğiniz zaman ruh ve bedeni bedenin her bir zerresi ruh sayesinde öğreniyor herşeyi;kendini kimin yarattığnı...
Ruh ve beden iki ayrı kişiliktir, iki kişi büyüyor içimizde biz büyürken bizimle.ruh ve beden sürekli savaş halindedir hayat boyunca,sebebi;ruh ALLAH(C.C.) ı bilir ve bu dünyaya neden gönderildiğini ve yaradılışının asıl gayesini ve kulluğunu ama yaşamın içine girdikçe savaşı başlar...
sürekli neden sorusu sorar kendine...
hani siz dediniz ya bilmek ister!!!problem budur zaten bu soru şeytanın en büyük andı değilmidir??? "sağından solundan önünden arkasından...." bizler aciz varlıklarız bu sorular yüzünden....
Ruh ibadet etmek istedikçe beden dünyayı ister, Ruh burada kalmayacağını bilir buranın sonu olduğunu bilir beden hiç gitmeyeceğini sanar, ruh ibadet etmek ister beden eğlenmek.....
bu savaş uzun bir süre böyle sürer...
bu arada ruh susar,dinlemeye ve beklemeye başlar....
bedeni kendin oradan oraya savurur ve doğal olarak yorulur...
artık tüketmiştir, ve SIKILMAYA başlamıştır,içini sıkıntılar kaplamaya başlamıştır çünkü içinde dindiremediği koca bir açlığı vardır....
bu sıkıntının sebebini bulmaya çalışır, bu boşluğu bu açlığı dünyaya ait ne varsa onunla doldurmaya çalışır; Evler, yatlar, katlar, para, uyuşturcu,anlık zevkler,insana duyulan aşklar....
OLMAZ!!!! DİNMEZ!!! BU YANGIN SÖNMEZ!!! ve en sonunda bir bilene RUHa sorar....
Ruh onu alıp bir yerlere götürür beden hayatında böyle bir diyar görmemiştir burda aldığı mutluluğu ve heyecanı orada duymamıştır....
ve anlar yllardır ne kadar boşa zaman harcadığını ve ömrünü neler için heba ettiğini.....
UYANMIŞTIR artık....

"Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."(Araf Suresi, 16-17)

ALLAH (c.c.) nefse uyup şeytanın andına kanıp bir daha uyumamayı nasip eyler inşaallah....

ALLAH(C.C.) RAZI, YÂR VE YARDIMCIMIZ OLSUN...


[img]http://www.muhammedinur.com/resimler/berivan.jpg[/img]
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 11770
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
İletişim:

Mesaj gönderen kulihvani »



aleykümesselam,
çok değerli genç kardeşlerim uyku ve nisa77,
gerçekten ÖZlü yazılarınızı 2 defa okudum büyük zevk aldım.
maşaallah berekallah..
Kuşlar halen uçmaya,
Dünya dönmeye
Bizler şükür Muhammedi Şuurla yaşamaya devamdayız şükür..

Sizlerden Allah razı olsun
BİZ BİR BİRimizin hizmetçileriyiz hamd olsun
hepimiz BİRiz
BİZ muhammediyiz şükür..

Muhammedi Muhabbetle yaşayın inşaallah...
Resim
Kullanıcı avatarı
uyku
Üye
Üye
Mesajlar: 32
Kayıt: 15 May 2008, 02:00
Konum: Niğde
İletişim:

Mesaj gönderen uyku »

Rabbim sizlerden de razı olsun hocam. Vaktinizi ayırıp okumanıza çok sevindim.



Peki ya ben…

Ve gittin… Geldiğinde bütün çıkmaz sokakları ortadan kaldırmıştın. Şimdi bizi yormaya çalışan hayat, yeni çıkmaz sokaklar çıkarır mı önümüze? Gönüllerimizi mahyalara tutunarak göğe uçurdun. Güneş, yıldızlara ışığını saklarken; sen bütün ışıklarını bize verdin. Şarkısız kalmış insanlara şarkılarını hatırlattın yeniden. Ellerimizi mavi yaptın ve cömertliğini bize yansıttın. Cümlelerimizi sarıya boyadın ve ömür torbalarımıza bin altın attın. Batanları sevmedi İbrahim; dilindeki düğümleri Rabbi olmadan çözemedi Musa; Yusuf’u bulamadan gülmedi Yakub ve biz pusulamız olmadan yolumuzu bulamadık. Pusulamızı yüreğimize iyice yerleştirip de gittin. Ruhumuzun çöllerindeki vahaları tek tek ortaya çıkardın ve derviş yürekli insanlarla karşılaştırdın bizleri. Uçurumun kenarında ölümü düşünen delikanlı seninle yeniden başladı yenilgi olan kaderini yaşamaya. Zamanın ellerinden tutamayan genç kız kaygılarını bir bir eritip yaktı. Telefonun başında evlatlarının aramasını bekleyen dede hızlı adımlarla camiye koştu. Bir çocuk elinde şekerlerle babasının elini öptü. Ve ben senin ardından öylece kalakaldım. Sanki bir sabun köpüğünün elimden uçması gibi; bir gökkuşağının ansızın görünmesi, bir kelebeğin ömrü gibi… Başlayan her şey biter de bitenler yeniden başlamaz mı? Senin tebessümlerinin ardına düşüp bir sadaka olsam, yanılgılarımı yollarda bırakıp, rüzgarlara meydan okusam; yine gelirsin değil mi? Peki ya sen geldiğinde ben burada olur muyum? Misafir olan benken seni en güzel siretimle karşılayabilir miyim?
Ey Ramazan, ey hikmet ve mağfiret ayı! Ey sonbahar yağmuru, yüzünü yine bana gösterir misin?
Önce yap, sonra açıklarsın!
Kullanıcı avatarı
uyku
Üye
Üye
Mesajlar: 32
Kayıt: 15 May 2008, 02:00
Konum: Niğde
İletişim:

Mesaj gönderen uyku »

İSMAİLSİZ MİYİZ?


“Yalnızca kurban olsun diye koç boğazlamak kasaplıktır."
Ali Şeriati


Her şey rüya ile başlamıştı. Batanları sevmeyen İbrahim asla batmayacak olana verdiği sözü hatırlamıştı. Aslında o sözü hiç unutmamıştı ama kolay mıydı evlattan ayrılması; kolay mıydı bütün benliği ile teslim olması... Ateşlerin yakmadığı canı ile imtihan olan peygamberdi O. Peki ya şimdi? Şimdi cânânı ile imtihan ediliyordu. Cânân İsmail; İsmail can parçası. Halilullah aşkın yolculuğundan zaferle yine aşkın sahibine gitmişti. Ve İsmail teslimiyet çiçeğini yüreğinde büyütmüştü.
Bizler aşkın sahibine uzak olanların çoğaldığı bir çağdayız. Nereye dönsek aynalar kırık; yağan karlar temizleyemiyor yüzümüzü. Kardan adamlarımız, kardan kadınlarımız var bizim; biraz güneş görünce hemen eriyiveren. Hiçbir şeyin sahibi olmadığımız halde, her şeyin sahibiymiş gibi yaşıyoruz. Kendimizi adadığımız şeyler hep ölümlü! Eşyalara, insanlara, dünyaya kendimizi adıyor, sonra da onların peşinden koşturup duruyoruz. Parantezlerimizi hep kapalı tutuyor, kendimize çarşımızdan bahaneler seçiyoruz! Yetersizlikler dünyasında kendimize yetecek şeyler arıyoruz! Ateşe uzak durduğumuzu sanıp suya methiyeler düzüyoruz! Tırmandığımız kulelerin efendisi biz değiliz. Nefsimizin istekleri tırmandığımız kulelerden düşürüyor bizi. Gördüğümüz her rüyayı ya hayra yoruyor ya da fallardan medet umuyoruz! Sevdiğimiz şeylerden vermedikçe hani iyiliğe erişemeyecektik? Ne çok sevdiğimiz var değil mi! Hani komşusu aç iken tok yatan bizden değildi? Komşularımız kim biliyor muyuz?
İnsanların kendilerine kurdukları savunma mekanizmalarından uzak kalarak, sözlerimizi meclisten içeri kurarak, kalbimizin coğrafyasının her köşesi ile teslim olmalıyız! İşte bu teslimiyet; göğsümüzün mührü! İşte bu O'nun rahmetinin tecellisi! Hadi çocukları şemsiyesiz bırakmayın! Hadi bütün inşirahınız ile bir bayram yaşayın! Hadi İsmailinize sahip çıkın!
Önce yap, sonra açıklarsın!
Kullanıcı avatarı
uyku
Üye
Üye
Mesajlar: 32
Kayıt: 15 May 2008, 02:00
Konum: Niğde
İletişim:

Mesaj gönderen uyku »

Amin inşaallah kardeşim, ne güzel cümleler paylaşmışsınız bizlerle.
Aşkınız cemal, cemaliniz nur, nurunuz ayn olsun inşaallah.
Önce yap, sonra açıklarsın!
Cevapla

“►Aşıklar◄” sayfasına dön