Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 06 Nis 2020, 19:30

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 11 Şub 2012, 02:37 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

HZ.AISHA (R.ANHA) EXPLAINS A STATE OF RASULULLAH S.A.W.S

Ibn Umar (r.a) wanted Hz.Aisha (r.anha) to let him know about most extraordinary state in which she has seen Rasulullah sallallahu alaihi wa sallam. Upon this, Hz.Aisha (r.anha) cried then said: “Every state of “Rasul-i Akram was extraordinary. One night , he came near me…”

He said: “Oh Aisha, do you give me a permission to be occupied with the prayer of my Lord (Rabb)?” I said: “Oh Rasulullah! I surely love your closeness (to me); but I also love complying with your wish. You can be occupied with the worship (ibadat).”
Upon this, Rasul-i Akram got up and had ablution (wudu), then he prayed salah and cried by reciting (verses) from the Qur’an-i Kareem (Qur'an of the Most Generous). His tears had reached to his knees. After that, he sat down, he made hamdu sana (praises) to Janab-i Haqq, he was crying again. Then he lifted his hands up and cried again. I even saw his blessed tears which were wetting the floor.

Having recited the morning adhan, Bilal came. When he saw that Rasulullah sallallahu alaihi wa sallam was crying, he said:
“Oh Rasulullah, Allahu Taa’la forgave all your past and future sins, why are you crying?”
Rasulullah sallallahu alaihi wa sallam said: “Oh Bilal, shall I not become a servant (abd) giving thanks (making shukr to Allah)? Moreover, why shall I not cry? Tonight, that verse came down to me (tanzil):

“Behold! In the creation of the heavens and the earth, and the alternation of night and day,- there are indeed Signs for men of understanding,
Men who celebrate the praises of Allah, standing, sitting, and lying down on their sides, and contemplate the (wonders of) creation in the heavens and the earth, (With the thought): "Our Lord! Not for naught Hast Thou created (all) this! Glory to Thee! Give us salvation from the penalty of the Fire.
[Chapter Ali –Imran, 3/190-191]

Rasulullah sallallahu alaihi wa sallam continued by saying that “Woe to that person that he reads this verse and does not contemplate on it!” (et-Terğib ve’t-Terhîb, Tafsir of Ömer Nasuhi Bilmen, Turkey)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Şub 2012, 03:29 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
İbni Ömer radiyallâhu anhu, Hz. Âişe radiyallâhu anhâ’dan , Rasûl-i Ekrem’de görmüş olduğu en değişik hâli kendisine bildirmesini istedi. Bunun üzerine Hz. Âişe ağladı, sonra dedi ki:Rasûl-i Ekrem’in her hâli değişikti. Bir gece yanıma teşrif etti……Ya Âişe, bu gece RABBimin ibâdetiyle meşgul olmama izin verir misin?diye buyurdu. Ben de dedim ki:Ya Rasûlallah! Ben senin yakınlığını elbette severim; fakat senin arzuna riâyeti de çok isterim. İbâdetle meşgul olabilirsin.Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem kalkıp abdest aldı, sonra namaz kıldı ve Kur’ân-ı Kerîm’den (âyetler) okuyarak ağladı. Gözyaşları mübârek dizlerine yetişmişti. Sonra oturdu, Cenâb-ı HAKK’a hamd u senâda bulundu, yine ağlıyordu. Sonra ellerini kaldırdı, yine ağladı. Hattâ mübârek gözyaşlarının yeri ıslattığını gördüm.

Sabah ezanını okuduktan sonra Bilâl geldi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ağladığını görünce şöyle dedi:
Ya Rasûlallah, ALLAHu Teâlâ senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışladı, neden ağlıyorsun?”
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
Ey Bilâl, şükreden bir kul olmayayım mı? Hem neden ağlamayayım? Bu gece bana şu âyet nâzil oldu:Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde temiz akıl sâhipleri için ibret verici deliller vardır. Onlar ayaktayken, otururken, yanları üzerinde yatarken ALLAH’ı hatırlayıp zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye düşünürler ve (şöyle derler): Ey RABBimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen pak münezzehsin, bizi ateşin azâbından koru.(Âl-i İmrân Sûresi- âyet 190)
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem devam ederek şöyle buyurdu:Yazıklar olsun o kimseye ki, bu âyeti okur da onda tefekküre dalmaz!.
(et-Terğib ve’t-Terhîb, Ömer Nasuhi Bilmen Tefsir)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Şub 2012, 02:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
Soru: garibAN cann, ben yeni İslâm olduğum için fazla bir sey bilememekteyim, sizse bu hadiste önemli şeyler görmüş olmalısınız ki bunu öne çıkardınız ingilizceye terceme ettiniz, neden çok önem verdiğinizi paylaşırsanız sevinirim inşâALLAH.

Cevap: Sevgili Kardeşimiz Colleen can,

1- KADINA VE EŞİNE VERDİĞİ ÖNEM:
Hz.Âişe radiyallâhu anha'nın söylediği gibi Rasûl-i Ekrem efendimizin her hâli çok önemlidir, fakat bâzı hadisler vardır ki onlar beni çok etkiler bu hadisin içindeki önemli şeyler nelerdir diyorsunuz, bu gece bu sorunuz üzerine yattım bir hayli başım ağrımakta idi, iki saat uykudan sonra kalkınca ilk düşündüğüm ve kalbime gelen şeyler bu hadisle ilgili oldu.

Bakınız sevgili kardeşim, ALLAHu Teâlâ'nın mukaddes ve mükerrem kulu, O'nun biricik Habîbi, Rahmeten li'l-Âlemîn olan Rasûlullah Sallallâhu Aleyhi Ve Sellem efendimiz, onca savaşın, işin ve uğraşın ortasında, insanların kendisini katletmek istedigi bir zamanda, binlerce dramatik olayın zuhur ettiği bir zamanda, Rasulluk vazîfesinin icrâsının verdiği bel buken bir ağırlık altında iken gecenin bir vakti ibâdet için, yâni ALLAH ile senli benli olmak için eşinden izin istiyor.Bunu ancak bir peygamber yapabilir. Hepimizin psikolojisi tepetaklak olurdu, küçücük bir seyi kaldıramamaktayız ver yansın etmekteyiz ailelerimizde, biz olsak eşimizin hakkını hukûkunu düşünemeyiz böyle bir anda. Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem düşünür... Eşinin hakkına nasıl önem verebiliyor boyle bir zamanda, bunu düsünebiliyormuyuz? Su an ben ancak hayret etmekteyim, ne desem bu hayretimi ifâde etmem mümkün değildir ve bu mubârek ânın anısını zedelerim diye korkmaktayım.


2- GÖZ YAŞI ve BİLAL radıyallâhu anh'IN SORUSU:
Sevgili kardeşim, göz yaşı ile ilgili bir çok zâhiri ve bâtini ilmî bilgi Dr.M.Derman hocamızın yazılarında açıklandı. Kardeşlerimiz ve Kulihvani Hocamız da şiirlerinde göz yaşını işleye işleye onun güzelliğini bitirememekte. Sevgili kardeşim, birisi ağladı dediğimizde ve kimi ağlarken görsek içimiz cız eder ve kalblerimizde o kişiye karşı ÂNında bir bağ oluşur. Âlemlerin RABBi ALLAH celle celâluhu ağlamaktan munezzehtir ama Habîbi Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem ağlarsa, o göz yaşının bir damlasında, bu ÜMMetin ağlayanlarının, ve tüm insanların ağlamalarının ASLI saklıdır. O damlalara işlenen mânâ ve tecellîleri açıklamaya kalkmak ancak câhillik olurdu. Öyle bir göz yaşının akıttığı ANlara anam babam ve canım fedâ olsun!..Bu yüzden Rahmeten li'l-Âlemîn'dir. Bu hâl bunu okuyan bir insana nasıl tesir etmez ki, taş olsa bağrından yaş dökülürdü.

Bakınız Bilâl-i Habeşi radiyallâhu anhu'nun sorusuna ve Rasûlu Ekrem'in cevâbına şimdi:

Sabah ezanını okuduktan sonra Bilâl geldi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ağladığını görünce şöyle dedi: “Yâ Rasûlallah, ALLAHu Teâlâ senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışladı, neden ağlıyorsun?”

Buradan bir şey öğreniyoruz, bu hâdisenin Fetih Sûresindeki âyetlerin inişinden sonra olduğu açık. Neden?


لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا


Li yağfira lekallâhu mâ tekaddeme min zenbike ve mâ teahhare ve yutimme ni’metehu aleyke ve yehdiyeke sırâtan mustekîmâ(mustekîmen).

ALLAH, senin geçmiş ve gelecek günâhlarını mağfiret etsin ve sana ni'metini tamamlasın ve seni Sırâtı Mustakîm'e ulaştırsın diye.



وَيَنصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا


Ve yansurekallâhu nasran azîzâ(azîzen).

Ve ALLAH, sana azîz bir zaferle yardım etsin.
(Fetih 48/2-3)

İşte bu âyetin nuzûlu daha önceleri olmuş ki Bilâl-i Habeşi bunu bilmekte ve sormakta. Bu âyetle berâber şu âyeti kerîmeyi de buna bağlayarak ekleyelim:


فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ


Fa’lem ennehu lâ ilâhe illallâhu vestağfir li zenbike ve li'l-mu’minîne ve'l-mu’minât(mû’minâti), vallâhu ya’lemu mutekallebekum ve mesvâkum.

Bu durumda ALLAH'tan başka İlâh olmadığını bil ve kendi günahların için, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için mağfiret dile. Ve ALLAH, sizin dönüşünüzü ve sizin yurdunuzu bilir.

(Muhammed 47/19)

Müfessirler bu Fetih sûresindeki âyetlerde ki af durumunu çeşitli şekillerde açıklamışlar, fakat ben bu görüşleri burda tek tek açıklamayacağım, lâkin bir görüşü özellikle sevdim oda Muhyiddin Ibn-i Arabi kaddesallahu sırrahu ve bâzı müfessirlerin ortak görüşü ki, büyük müfessirlerimizden Elmalılı Hamdi Yazır Efendi kaddesallahu sırrahu'nun Kur'ÂN-ı Kerîm tefsirinde bu husus şöyle açıklanmıştır:

"Muhyiddîn-i Arabî gibi bazıları, maksadın ümmetin günahları olduğunu kabul etmişlerdir. Nitekim "Sen bir şüphedeysen" (Yunus, 10/94), "Eğer ALLAH'a ortak koşarsan, amelin boşa gider." (Zümer, 39/65) âyetlerinde kastedilen, Peygamber'e değil, dolayısıyla ümmete hitap olunduğunda görüş birliği vardır."

Hocam ve kardeşlerim dâimâ bir BİZlik ve BİRlik'ten bahsederler yazılarında, hocam duâ ederken hep:

"Geçmiş günahlarımız için Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizin tevbe birliğinde tevbelerimizi kabul eyle.
Şu ÂN'ımız için Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizin rızâ birliğinde bizlerden râzı ol.
Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizin duâ birliğinde duâlarımızı kabul eyle.
Şu an içinde ve son nefesimizde dahi Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizin şehâdet birliğine şehâdetimizi katarak çenelerimizi kapamayı bizlere nasib eyle Ya RABBenâ
"

Bu ne kadar önemli biliyor musunuz, ben kendi başıma giderim bu yolda, bir Rasûl'e ihtiyacım bir peygambere ihtiyacım yok diyenlere bu duâ ve âyetler bir haykırış yapmakta! Tevhidin birliğinde Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem'in tÜMMlemesinin ALLAH ile tammlanmaktan önce şart olduğu, kişinin kendi ettiği ve yaptığına güvenmenin BİZlik inancına aykırılığını ve ego gizleyen bir davranış oldugunu, tıpkı Nuh aleyhi's-selâm'ın oğlunun Nûh'un gemisine binmeyi red edişi ve kendi akıl dağıma çıkarım deyişi gibi olduğunu, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in “BİZ” “BİR” liğine girmenin fazîletini ve ummet için faydasını bizlere beyan etmekte bu âyetler. Bu yuzden BİZ Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem efendimize , ALLAH Celle Celâluhu'nun dediği o sağlam kulpa yapışırız:


لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ


Lâ ikrâhe fî'd-dîni kad tebeyyene'r-ruşdu mine'l-ğayy(gayyi), fe men yekfur bi't-tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bi'l-urveti'l-vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).:

Dinde ikrah yok, rüşd, dalâlden cidden ayrıldı, artık her kim Taguta küfredib ALLAHa îman eylerse o işte en sağlam tutamağa yapışmıştır, öyle ki onun için kopmak yok, ALLAH işidir, bilir."

(Bakara Sûresi, 2/256)

Rasûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellemin o MiM halkasına SALL ederiz inşâe ALLAH.
Bu meseleyi açıkladıktan sonra Rasûlu Ekrem'in cevâbına bakınız:


Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki:Ey Bilâl, şükreden bir kul olmayayım mı? Hem neden ağlamayayım? Bu gece bana şu âyet nâzil oldu:Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde temiz akıl sâhipleri için ibret verici deliller vardır. Onlar ayaktayken, otururken, yanları üzerinde yatarken ALLAH’ı hatırlayıp zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye düşünürler ve (şöyle derler): Ey RABBimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen pak münezzehsin, bizi ateşin azâbından koru.(Âl-i İmrân Sûresi- âyet 190)
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem devam ederek şöyle buyurdu: “Yazıklar olsun o kimseye ki, bu âyeti okur da onda tefekküre dalmaz!.”
(et-Terğib ve’t-Terhîb, Ömer Nasuhi Bilmen Tefsir)

Devam edecek inşâe ALLAH

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Şub 2012, 13:58 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
Bu hadisi şeriften gece ibadetinin önemini ve Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şükür için namaza nasıl sarıldığını ve tefekkürün ne kadar elzem olduğunu görüyoruz.

İbn Abbas ve Ebu’d-Derda’dan da “Bir saat tefekkür altmış yıl ibadetten hayırlıdır.” bilgisi rivâyet edilmiştir. (bk. Aliyyu’l-Kārî, Esrâru’l-Merfû‘a, 175; Aclûnî, 1/310).

Öyle bir ibadet etmis ki Resul-i Ekrem, bu esi ile birlikte geçireceği vakitten Bilal-i Habeşi radiyallahuanhu’nin sabah ezanını okuyup geldiğindeki haline dek sürmüş bu ağlayışla süren ibadeti. Bu ibadetin neticesinde Allahu Zül Celâl Habibine bir âyet inzâl ediyor ki bu hadis bu âyeti kerime ile daimi olarak anılacaktır inşâeALLAH.

Tasavvuf’un günümüzde her önüne gelenin facebook ve benzeri kanallarda laf canbazlığı yaptığı bir ekol haline dönderildiği günümüz zemininde bazi edebsiz kesim, “biz erdik artık eren için ibadet etmenin bir lüzumu yok. Yahut bizim hocamız ermiş idi, o bizim yerimize ibadet etti biz namaz kılmayacağız, yok efendim tekne karşı kıyaya geçene kadardır sonra tekneyi terketmek icab eder” v.b gibi namazı terk eden sapık düşünce ve eylemlerden Allah’a sığınırız. Yakîn gelinceye kadar namaza devam ederiz biz inşaeALLAH.

Bazi insan ibadeti belli şeyler için yapar, kimisi günahlarının afvı için, kimisi cennete girmek için, kimi cehennemden kurtulmak için yapar. Burada Bilal-i Habeşi radiyallahuanhu diyor ki senin geçmiş ve gelecek günahlarını Allah affettiğini âyeti kerime ile sabit kıldı, daha nedendir bu ağlamanız, neden diyor bu geceleri kalkmalar , göz yaşı ve ibadetler, bu ayak şişene kadar kıyam, rükular. “Ey Bilâl, şükreden bir kul olmayayım mı?”. Kulun şükrü bitermi hiç! Bir Allah dostu, hocalarımızdan Muhammed Sıddık Hekim Efendi kaddasallahu sırruhu, “Cennette dahi şükür devam eder, daimidir” der !. İbadetin zevkini bilenler için ibadet bir külfet değildir ki, ağlamanın bile değişik sebep ve çeşitleri vardır. Bu zevkten mahrum mu kalaydi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem.

Geceler ah geceler, neler neler saklı o gecelerde, katran gibi kömürün içine elmas saklıyor, felekleri dolduran simsiyah esirin içine parlak yıldızlar saçıyor Allahu Zulcelâl.

Münir Derman hocamız hep der, Kadir Gecesi vardır, Beraat Gecesi vardır, hep mübarek geceler vardır diye geceye dikkat çeker. Hz.Rumî kaddasallahu sırruhu bir gece sabaha kadar ağlamış gözyaşları gölet olmuş soğuktan buz tutup sakalları ile secde ettiği kilime yapışmış, su dökerek eritip yerden kaldırmışlar mübareği.

Mübarek kitabımız Kur’an-ı Kerim’de gece ve gündüzün ard arda gelişine ve bunun hikmetlerine dair bir çok âyetler mevcuttur, aynı şekilde gece ibadetinin önemine dair bir çok âyetler görmekteyiz bunlardan bazılarını aşağıda verelim ve birlikte okuyalım inşâeALLAH:


قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِن جَعَلَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ اللَّيْلَ سَرْمَدًا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ مَنْ إِلَهٌ غَيْرُ اللَّهِ يَأْتِيكُم بِضِيَاء أَفَلَا تَسْمَعُونَ

“Kul eraeytüm in cealellahü aleykümül leyle sermeden ila yevmil kiyameti men ilahün ğayrullahi ye'tiküm bi diya' e fe la tesmeun: De ki: söyleyin bakayım eğer Allah üzerinizde geceyi Kıyamet gününe kadar sermedî kılarsa size bir zıya getirecek Allahın gayri tanrı kim? Halâ dinlemiyecek misiniz?”

قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِن جَعَلَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ مَنْ إِلَهٌ غَيْرُ اللَّهِ يَأْتِيكُم بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ فِيهِ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
“Kul eraeytüm incealellahü aleykümün nehara sermeden ila yevmil kiyameti men ilahün ğayrullahi ye'tiküm bi leylin teskünune fih e fe la tübsirun: De ki: haber verin bakayım eğer Allah üzerinizde gündüzü kadar sermedî kılarsa size içinde dinleyeceğiniz bir gece getirecek Allahın gayri tanrı kim? Hâlâ görmiyecek misiniz?”

وَمِن رَّحْمَتِهِ جَعَلَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا مِن فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
“Ve mir rahmetihi ceale lekümül leyle ven nehara li teskünu fihi ve li tebteğu min fadlihi ve lealleküm teşkürun : Rahmetinden o sizin için hem geceyi hem gündüzü yaptı ki hem içinde dinlenesiniz ve hem çalışıp fazlından istiyesiniz de şükredesiniz” [ Kasas Sûresi, (28/71-73)]

هُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اللَّيْلَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ
“Hüvellezi ceale lekümül leyle li zalike le ayatil li kavmiy yesmeun: O, odur ki içinde durub dinlenesiniz diye sizin için geceyi yaptı, gündüzü de göz açıcı, elbette bunda dinliyecek bir kavm için bir çok âyetler var” [ Yunus Sûresi , (10/67)]

أَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ آنَاء اللَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْآخِرَةَ وَيَرْجُو رَحْمَةَ رَبِّهِ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ
“Emmen hüve kanitün anael leyli sacidev ve kaimey yahzerul ahirate ve yercu rahmete rabbih kul hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun innema yetezekkeru ülül elbab:Yoksa o gece saatlerinde kalkan secdeye kapanıp kıyam durarak dâima vazıfesini yapan Âhıreti sayar ve rabbının rahmetini umar kimse gibi olur mu? Hiç bilirlerle bilmezler müsavi olur mu? Ancak temiz akıllı olanlar anlar”[Zümer Sûresi, (39/9)]


يَا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ
“Ya eyyuhelmuzzemmilu: Ey o örtünen (Müzzemmil)!”

قُمِ اللَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا
“Kumilleyle illa kaliylen: Kalk gice, meğer biraz”

نِصْفَهُ أَوِ انقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا
“Nisfehu evinkus minhu kaliylen: Yarısı, yâhud eksilt ondan biraz”

أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا
“Ev zid 'aleyhi ve rettililkur'ane tertiylen: Yâhud artır ve Kur'an oku, tertil ile yavaş yavaş güzel güzel”

إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
“İnna senulkiy 'aleyke kavlen sekiylen: Çünkü biz senin üzerine ağır bir söz ilka edeceğiz”
إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْءًا وَأَقْوَمُ قِيلًا
İnne naşietelleyli hiye eşeddu vat'en ve akvemu kiylen: Çünkü gece neş'esi hem daha dokunaklı hem deyişce daha sağlamdır” [ Müzemmil Sûresi , (73/ 1-6)]

فَإِنِ اسْتَكْبَرُوا فَالَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْأَمُونَ
“Fe inistekberu fellezine inde rabbike yüsebbihune lehu bil leyli ven nehari ve hüm la yes'emun: Buna karşı kibretmek olsun ki rabbının huzurundakiler gece ve gündüz ona tesbih ederler, hem onlar usanmazlar” [ Fussilet Sûresi, (41/38)]

كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
“Kanu kalilem minel leyli ma yehceun: Geceden pek az uyuyorlardı” [Zariyat Sûresi , (51/17)]

وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا
“Ve minelleyli fescud lehu ve sebbihhu leylen taviylen: giceden de ona secde et ve tesbih et ona uzun gece” [İnsan Sûresi , (76/26)]

تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
“Tetecafa cünubühüm anil medacii yed'une rabbehüm havfev ve tameav ve mimma razaknahüm yünfikun : Yanları yataklardan aralaşır korku ve ümid içinde rablarına duâ ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan onlar hayra masraf yaparlar” [ Secde Sûresi , (32/16)]

وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُم بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَى أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
“Ve hüvellezi yeteveffaküm bil leyli ve ya'lemü ma cerahtüm bin nehari sümme yeb'asüküm fihi li yukda ecelüm müsemma sümme ileyhi merciuküm sümme yünebbiüküm bi ma küntüm ta'melun: O odur ki sizleri geceleyin kendinizden geçirir alır, bununla beraber gündüz kazandıklarınızı bilir tutar, sonra sizi onun içinde ba'seder ki mukadder olan bir ecel tamamlansın, sonra onadır yine nihâyet dönümünüz, sonra size haber verecek neler işliyordunuz” [ En’am Sûresi , (6/60) ]

فَالِقُ الإِصْبَاحِ وَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
“Falikul isbah ve cealel leyle sekenev veş şemse vel kamera husbana zalike takdirul azizil alim: O, tan attırıb sabah çıkaran, geceyi bir aramgâh kılmış, Şems-ü Kameri de birer nişanei hisâb, o işte o azîz, alîmin takdiri”
[ En’am Sûresi , (6/96) ]

أَلَمْ يَرَوْا أَنَّا جَعَلْنَا اللَّيْلَ لِيَسْكُنُوا فِيهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
“E lem yerav enna cealnel leyle li yeskünu fihi ven nehara mübsira inne fi zalike le ayatil li kavmiy yü'minun: Görmediler mi biz içinde sükûn bulsunlar diye geceyi yaptık, göz açmak üzere de gündüzü! Elbette bunda iyman edecek bir kavm için siz âyetler var” [ Neml Sûresi , (27/86) ]

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ
“İnna enzelnahü fi leyletim mübaraketin inna künna münzirin: Elhak biz onu bir mübârek gecede indirdik, çünkü biz nezîr gönderiyorduk” [ Duhan Sûresi , (44/3) ]

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ
“Fiha yüfraku küllü emrin hakiym: Bir gece ki her hikmetli emir onda ayırd edilir” [ Duhan Sûresi , (44/4) ]

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ

“İnna enzelnahü fiy leyletilkadr: Elhak biz indirdik onu kadir gecesî” [ Kadir Sûresi, (97/1) ]

Bu sorunuza cevap verebildik mi bilemiyorum, ama bir nebzede olsa hislerimizi ifade ettik inşaeALLAH.

Es-Selâm ve Sevgiyle
GaribAN

http://www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 45 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye