Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 06 Nis 2020, 20:26

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 12 Ağu 2011, 18:46 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
Bu konuyu facebook'ta paylan!

Resim

An Arab tribesman was asked about the existence of the Lord God.
"When we see a camel's footprints in the sand," he replied, "we know that a camel has passed that way."
~ al-Hajj Shaikh Muzaffereddin (Irshad)

"Everything in the universe, every single thing is a faithful witness to the existence of the Truth." ~ al-Hajj Shaikh Muzaffereddin (Irshad)

EXISTENCE OF GOD AND THE WIND OF GRACE

Questioner had his answer from the Arab tribesman and he went away. He kept travelling in the desert. The answer had effected him deeply but he had to digest it. He looked at the sand dunes and saw the effect of the wind. Surface of the sand was flattened by the wind, and wind was giving it a perfect -smooth finish. He said, the wind left this trace on the sand, how soft its touch!..He then continued on his way aimlessly until he reached to the outskirts of a village. It was coming to morning. The full moon was giving light to the fields around him. He got off from his camel and started to walk on the path leading to the village.

Resim


The wind was still blowing, he saw the trees going left and right, then he looked at the wheat fields doing the same action by their ears going left and right. He was able to see the touch of the wind on the surface of the wheat field and on the herbs/grass fields on his way to the viliage. The wind was still blowing , he was hearing its sound saying “ HUUUUUU”. He focused on the sound, he asked to him self : Is it saying “WHOOOOO or HUUUUU” ? Was the answer hidden in the question ? [*] He held this in his mind. Sound of the wind was mixing with another sound which was very similar to it. He came to a garden wall. He saw a group of men sitting in a circle in a beautiful garden. Their heads were going left and right like the ears of the wheat in the wheat field and they were saying what the wind was saying...

[*] In Qur'an , "HU" refers to the Name of God , it is like third person pronoun, "HE" in English without expressing any gender. WHO in English is the question asking for a pronoun. Both WHO and HU are pronounced in the same way.

He tied his camel there. He watched them. Their voices were penetrating in to his heart. He found himself doing what they are doing all of a sudden. After a while this ceremony had ended. A man was reciting a poem. He stood there silently and listened to it:
HUUUU FRIEND!...

I'am the Lover , Laila's kindness I've fallen in
An endless immense ocean I've fallen in
A passion, it's remedy is suffering, I've fallen in
My wish is crying, my coyness(coquetry) is crying...

MORNING WINDS brought Salaam(Regards) from you
Streams of longing flooded from my eyes
My Finger pick, “Muhabbat”, broke the wires
IN THE DESERTS OF MY SUFFERING, MY GUITAR IS CRYING...

I was a black eagle, an Ant hit me
In my own fire, burned and charred me
My suffering in Zamhari, to a flower turned me
My spring is crying, my summer is crying…

HUUUU FRIEND!…


All of a sudden he heard a voice echoing from the minarat saying

“ALLAHUUU AKBAR
ALLAHUUU AKBAR,…..
HAYYALAS SALAH(Come to the Prayer. Come and find SALAH), …..
HAYYALAL FALAH !… “


He listened to the call, and followed the people to the local mosque. and copied what they did by watching them while they are having ablution. He thought to himself “God is like the wind, wind is unseen by eyes but known by its works and effects”. Imam started the prayer by saying “ALLAHUUU AKBAR”.. all people were lined up in rows like the wheat, like the grass or like the trees. When the Imam was saying “ALLAHUUU AKBAR” they were all bowing down, then again they were all rising. He thought he was in the right place. God’s Rahmat(grace) was there at that moment, this was His trace!.A wind of grace(Rahmat) was blowing upon them. What else could have brought these people up and down and make them bow? God was with them right at that moment. He had seen this in the grass/herbs, in the trees and on the sand. When they come to the last cycle of the prayer, the imam was reciting:

وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Wa An-Najmu Wa Ash-Shajaru Yasjudāni:
And the herbs and the trees both (alike) bow in adoration. [ Qur’an , Chapter Ar-Rahman, 55/06]

They all finished the last prostration and gave salaams to each side first right then to the left. He got up and walked towards the Imam. When he attempted to say he wished to be a part of them. Imam turned his face to him. He was the Arab tribes man he had seen in the desert.

He similed at him and said:


“Welcome my son. You seem like you have found answer to your question! Repeat after me now: Ashadu anla ilaha illa ALLAH wa ashadu anna Muhammadan abduhu wa Rasuluhu.”

As Salam and Love
GaribAN

www.muhammedinur.com/En

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Ağu 2011, 00:03 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
Resim


Bir Arab kabilesi adamına Allah’ın varlığı hakkında soru soruldu.
“Kum üzerinde bir devenin ayak izlerini gördüğünüz zaman , “ diye cevap Verdi, “Biz bir devenin bu yönde geçtiğini biliriz.”

“Evrendeki her şey, her bir şey Hakikat’in varlığına iman dolu bir şahittir.”

[El-Hacc ,Şeyh Muzaffer Özak, İrşad]


ALLAH’IN VARLIĜI VE RAHMET RÜZGARI

(Ramazanin ikinci haftasi Cuma sabahi facebook uzerinde gordugum bu sozlerden esinlenerek, Ingilizce yazilmis kisa bir hikaye denemesidir / garibAN)

Soruyu soran kişi Arap kabile adamından cevabını almıştı ,ve artık oradan yolculuğuna devam etmesi gerekiyordu. Çölde devesi ile seyahat ediyordu. Cevap kendisini çok derinden etkilemişti, fakat bunu sindirmek zorundaydı ve bu hiçte kolay değildi. Yolculuğu süresince önüne çıkan kum tepelerine baktı ve rüzgârın kum üzerinde bıraktığı izleri gördü. Rüzgâr kumun yüzeyni dümdüz etmişti. Öyle bir düzlük ki , adeta mükemmel pürüsüz bir yüzey bırakmıştı geriye. “Bu izi kum üzerinde rüzgâr bırakıyor, ne kadarda yumuşak bir dokunuşu var” diye düşündü...Sonra tekrar düşünceler içerisinde yola koyuldu, taa ki çöl içerisinde yemyeşil bir köyün dış eteklerine gelinceye kadar. Gece yavaş yavaş sabaha doğru ilerlemekte idi. Gök yüzündeki dolunay göğün koyu maviliği içerisinden çevresindeki tarlaları aydınlatıyordu. Devesinden aşağıya indi ve köye doğru ilerleyen patika yoldan yürümeye başladı.

Resim


Rüzgâr buradada halen esiyordu, çevresindeki ağaçların sağa ve sola rüzgâr ile yatışlarını seyretti, sonra etraftaki buğday tarlalarına baktı. Başakların üzerine rüzgârın dokunuşunu ve ilerleyişini gördü. Onlarda başlarını rüzgâra eğiyorlardı. Sonra köye doğru ilerlerken rüzgârın tesirini çemen üzerindede seyretti. Bir an durakladı, rüzgârın uğuldayışına kulak Verdi. Adeta “HUUUU!” diyordu. Ses üzerine odaklaştı, kendisine şu soruyu sordu: “WHOOOO” mu diyor yoksa “HUUUU” mu? [*] Soru, cevabını içinde mi saklıyordu ki? Bu nasıl bir bilmece diye devam etti. Bunu hafızasına kayd etti. Sesin benzer başka bir ses ile karıştığını duydu. Gelen sesi takip etti, kendisini taştan örülü bir bahçe duvarının önünde buldu.

[*] Bu yazının orjinali ingilizce yazıldığından kelimeleri Türkçeye yansıtmak zor olmaktadır. Burda “WHO” ile “HU” ingilizcede okunuş bakımından aynıdır. Who: Kim soru zamiridir. “HU” ise Arapçada “O” zamiridir ve HU esmasına işaret eder. Bir nevi soru cevap gibidir.

Devam edecek insaALLAH.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Ağu 2011, 00:29 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
Seher vakti idi. Duvar üzerinden baktığında bir gurup insanın güzel bir bahçe içerisinde halka kurmuş bir biçimde oturduklarını ve “HUUUU” diyerek başlarının tıpkı başak tarlasındaki başaklar gibi bir sağa bir sola dalgalandıklarını gördü.. Hangi rüzgâr bunlara tesir etmekteki diye düşündü, üstelik sesleri rüzgârın dediği gibiydi...

Devesini oraya bağladı. Onları seyretti. Sesleri içini delerek kalbinin derinliklerine tesir ediyordu. Yüreği dalga dalga gül gibi açılıyordu sanki. Kendini onlarla beraber bu sözü söylerken buldu. Seher yelleri ile sesleri birbirine karışmış adeta bir olmuştu. Bir müddet sonra bu tesbihat susu Verdi. İçlerinden beyaz sakallı bir adam bir şiir okuyordu. Oracıkta kaldı, sessizce şiire pür dikkat kesildi:

HUUUU DOST!

Mecnunîyem Lûtf-ü Leylâ'ya Düşdüm
Bir Uçsuz Bucaksız Deryâya Düşdüm
Devâsı Derd Olan Sevdâya Düşdüm
Niyâzım Ağlıyor, Nazım Ağlıyor...

*

"Sen" den Selâm Etti Seher Yelleri
Boşandı Gözümden Hasret Selleri
Muhabbet Mızrabım Kırdı Telleri
Çile Çöllerimde, Sazım Ağlıyor...

*

Kara Kartal İdim, Karınca Vurdu
Kendi Ateşimde, Yaktı Kavurdu
Zemheri de Çilem, Çiçeğe Durdu
Baharım Ağlıyor, Yazım Ağlıyor...

*

Muhabbet Mahşerin Atladım Bu Gün
" Sırat" ını Kırka Katladım Bugün
Yanardağlar Gibi, Patladım Bugün
Kabuğum Ağlıyor, Özüm Ağlıyor...

*

Çöktü mü Gurbete Hasretin Sisi
Kırk Yılın Ardından Sevdâ Gibisi
Aşkın Meyhânesi, Çile Meclisi
Sohbetim Ağlıyor, Sözüm Ağlıyor!

*

Adın Söyleyeni, Sen Sanıyorum
"Aşk: Doğdumu, Ölmez..." İnanıyorum
Ateşsiz Dumansız Dost Yanıyorum
Küllerim Ağlıyor, Közüm Ağlıyor...

*

KUL İHVÂNÎ Sefil, Noluyor Gülüm
Sevdâlarda, Açıp Soluyor Gülüm
İnsan Hâli İşte, Oluyor Gülüm
Yüreğim Ağlıyor, Yüzüm Ağlıyor...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Ağu 2011, 01:18 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2686
Konum: Kamiloba
Şiir "Sen" den Selâm Etti Seher Yelleri
Boşandı Gözümden Hasret Selleri” darken gözyaşlarını tutamamıştı. Aradığı diyarı mı bulmuştu? Bu nasıl bir şiir di ki “Adın Söyleyeni, Sen Sanıyorum”. Adını rüzgârdan, ağaçların uğultusundan, kumun yüzeyinden, ve heryerden duymuyormuydu ki? Yok yok, bunlar bir rastlantı olamaz, arayışım beni nerelere getirdi bak dedi kendi kendine. Gönlü bu terennümlerle sarhoş bir halde iken, köy meydanındaki minarelerden gelen bir ses ile birden ayıldı:

“ALLAHUUU EKBER
ALLAHUUU EKBER,…..
HAYYALES SALAH(Salah bulmaya , ıslah olmaya gelin), …..
HAYYALEL FELAH( Hayydin gelin felah bulun!… ).....
La Ilahe Illallah.“

Okunan bu çağrıyı işitti, O’nun ismiydi ALLAH, sesi duydu uydu. Islah olmaya ve felah bulmaya davet ediliyordu. İnsanların yerel camiye doğru gittiklerini gördü. Onları takip etti, mescit önündeki tahta şadırvanda nasıl abdest aldıklarını izledi, oda oturdu, onların yaptıklarını taklit etti ve onlarla mescide girdi. Yürürken : “ALLAH bir rüzgâr gibi sanki, rüzgâr gözle görülmez ettiği işler ve etkileriyle bilinir” diye tefekkür ediyordu. İnsanlar tarladaki ekin dizileri, yeşil alanlardaki bitkiler, dizi dizi ağaçlar gibi, saf saf dizildiler, kendiside o saflardan birisine geçti. Bu insanlar artık onun için hiçte yabancı değildi, kendini onlardan görmekteydi, insanlık fıtratının verdiği bir uygunluk hissetti. Bu hangi kültürde olsa değişmezdi. İmam az evvel işittiği ezandaki “ALLAHUU EKBER” kelimeleriyle SALAHı başlattı. Diğerleride “ALLAHUU EKBER” diyerek imama uydular.” Imam ne zaman “ALLAHUU EKBER” dese boyunlarını eğiyor, yahut alınları üzerine yere kapaniyor ve bu komutla tekrar yükseliyorlardı. Doğru yerde idi. Allah’ın rahmeti o AN’da oradaydı.Bu hareketler o rahmetin izleri idi. Bir Rahmeten lil alemin rüzgârı idi üzerlerine esen. Bu insanları böyle eğip kaldıran, secdeye kapatan başka ne olabilirdi ki? Allah onlar ileydi o AN’da. O bütün bir yolculuk boyunca, çemende, bitkide, ağaçta, ekinde bunu zaten görmüştü, bilmiş bulmuş idi artık. Namazın ikinci ve son rekatında İmamın şu ayeti okuyordu:

وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Ven necmu veş şeceru yescudân:
çemen, ağaç secde eder dururlar.
[ Rahman Suresi, 55/06]

Hepsi son secdeyi de bitirip bir saga ve bir sola selam verdiler. Ayağa kalktı. İmama doğru yürüdü, kendisininde onlardan biri olmak istediğini ve bunu resmi halde nasıl yapacağını soracaktı ki İmam ona doğru döndü. Bu çölde soru sorduğu kabile adamından başkası değildi.

Imam ona doğru gülümseyerek:
“Hoşgeldin oğlum. Aradığın cevabı bulmuş görünüyorsun!.. Benden sonra tekrar et şimdi: Eşhedu enla ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu..”

Es-Selam ve Sevgi ile
GaribAN
www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Ağu 2011, 09:33 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
İLAH-i BİR Tefekkür ESintisi....

Huu diye..
Gönle DOKUNmuş,

SübhanALLAH
Elhamdülillah
MaşaALLAH...


***

kulihvani yazdı:
Resim

GİDİYOR!..

Bir Kuş Gibi Konup Göçüyor İnsan
Acı Tatlı Gelip Geçiyor İnsan
Ecel Şerbetini İçiyor İnsan
Sırrını Sırtına Saran Gidiyor!..


*

Çırılçıplak Girip Çıkılan “HAN”dan
Bir “Söz” le Yapılıp Yıkılan HAN’dan
Cevrinden Usanıp Bıkılan HAN’dan
Bir Nefeslik İpin Kıran Gidiyor!..


*

Her Doğan Batar Ki; Gün Akşam Olur
“SIR” Silinse “AŞK AYNASI” Cam Olur
Dünyadan Âhireti Görüş Tam Olur
Görmeyen Gidiyor, Gören Gidiyor!..


*

“CAN” Cihanda Çiçek; Çile, Kokunan
Nefes Nefes İlmek İlmek Dokunan
Burada Yazılan Orda Okunan
Ömür Defteri’ni Düren Gidiyor!..


*

Kul İhvâni’m Ehl-i Mârif Olanlar
Sırr-I Sıfır Zevki Zârif Olanlar
Âbdallar–Âşıklar–Ârif Olanlar
Aşk Atı’n “SIRAT” a Süren Gidiyor!..


seher ne ki...

Âbdal : Ebdal. (Bedil veya Bedel. C.) Evliyâdan, ziyâde nûrlaniyyet kazanmış olanlar. Evliyâ zümresinden bir cemaat. Arapçada halkın lüzumlu işlerinin tasarrufuna memur bir cemaata denir. (Mâsivâ alâkasından mücerret ve Cenab-ı Hakk'ın muhabbetinde fâni ve müstağrak olan zâtlar. O.S.)

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Ağu 2011, 16:28 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11654
GuRBet MîM-i
KiM
-de KiM-i
EHLen sEHLen
çÖL iKLİM
-i


Resim


ZEVK 4576

"BEŞİK" le "SAL" ARAsında.. DOĞ-uşumuz ÖL-üşümüz
YâRım Nefes “SeBBaha”sı.. AĞlar iken GÜL-üşümüz!
“bİZ” iM ÇÖLden ceylÂN GEÇmiş!!! gÖZ YAŞın GÖRdük GÖKlerde
BULut BULut.. GaribÂN.. cÂN.. ASL-ın, fASLı.. “İZ” DÜŞÜMüz!..


13.08.11. 17:22
gkkşğ..bbbğ..


BEŞİK: DOĞulan yer
SAL: ÖLünen yer
Sebbaha: Yaşayışa İŞtirak.
İZ DÜŞÜMü: GÜNeşin gölgesi..RaBBin aBdi.. Mürşidin Müridi..hayy dost.. yüreğine selamet her ÂN GaribÂN.. cÂN..

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Ağu 2011, 18:34 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 02:00
Mesajlar: 1289
Resim

YAŞAtan ANlatım, YAŞAnan AN, YAŞAyan garibAN!


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye