İmâm-ı Alî (keremullahi veche)’ye ait salâvâtı şerîfe

İmâm-ı Alî (keremullahi veche)’ye ait salâvâtı şerîfe:

TÜRKÇESİ: Lebbeyke Allahümme Rabbiye ve sâ’deyke  salâvâtu’llahi’l-Berri’r-Rahîm  Ve’l-melâiketi’l-mukarrebîn  Ve’n- nebîyyine ve’s-sıddıkîne ve’ş-şühedâi ve’s-sâlihîn  Vemâ sebbiha leke min şey’in yâ Rabbe’l-âlemîne  Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin ibni Abdillahi hâtemi’n- nebîyyîne  Ve Seyyidi’l-mürselîne ve imâmi’l-mûttâkîne  Ve Resûli Rabbü’l-âlemîne’ş-şâhidi’l-beşiri’d- dâi ileyke bi iznike es sirâce’l-münir  Ve aleyhi’s- salâtü ve’s- selâmû ve rahmetullahi ve berâkâtuhu.

MÂNÂSI: “Emret (buyur) ALLAH’ım! Ve başim-gözüm üstüne (emret, saâdetle Senden mutluluk istiyorum) , RABB’im, ALLAH’ım! İyilik ve merhamet dolu Salâvâtullahı, gözde (yakîn) meleklerin salâvâtı, peygamberlerin, sıddıkların, şehîdlerin, sâlihlerin; Ey âlemlerin RABBi Seni tesbih (ve tenzih) eden herşeyin salâvâtı, Efendimiz Abdullah oğlu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Hatemü’l-Enbiyâya (peygamberlerin sonuncusuna), peygamberlerin Efendisine, müttakîlerin (günâhlardan korunup ALLAH’a sığınanların) imâmına; âlemlerin RABBinin, şâhid ve müjdeci Resûlüne, Senin izninde Sana dâvet eden ve aydınlatan kandile (sayısız- sonsuz) selâm (sıla, salâvât, rahmet, istiğfâr, dua, ulaşim) olsun!”




Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘in Sabah – Akşam Duaları

    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ بِكَ أصْبَحْنَا وَ بِكَ أمْسَيْنَا ، وَ بِكَ نَحْيَا ، وَ بِكَ نَمُوتُ ، وَ إلَيْكَ النُّشُورُ
 
Allahümme bike esbahnâ ve bike emseynâ, ve bike nahyâ, ve bike nemûtü ve bike’n-nuşûru :
 
Allah’ım! Senin sayende sabahladık, Senin sayende akşamladık. Senin sayende yaşayacağız, Senin sayende öleceğiz. Senin huzurunda toplanacağız.”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Tirmizî, 3388; Ebu Davûd, 5068; İbn Mâce, 3868)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإسْلاَمِ ، وَكَلِمَةِ الْإخْلاَصِ ، ,َدِينِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ، وَ مِلَّةِ أبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفاً مُسْلِماً ، وَ مَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
 
Esbahnâ alâ fıtrati’l-islâmi, ve kelimeti’l- ihlâsi, dîni nebiyyinâ Muhammedin, ve milleti İbrâhîme hanîfen müslimen, ve mâ kâne mine’l- müşrikîne :
 
“İslam fıtratı üzere, ihlâs kelimesiyle, peygamberimiz Muhammed’in dini üzere, müşriklerden olmayan, hanîf ve Müslim olan babamız İbrahim’in milleti (dini) üzere sabaha eriştik”
 
(İ. Ahmed III-406, 407)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ إنِّي أسْءَلُكَ عِلْماً نَافِعاً ، وَرِزْقاً طَيِّباً ، وَ عَمَلاً مُتَقَبَّلاً
 
Allahümme innî eselüke ilmen nâfian, ve rizkan tayyiben, ve amelen mütekabbelen :
 
Allah’ım! Senden faydalı ilim, temiz rızık ve kabul edilecek amel niyaz ederim!”
 
(Ümmü Seleme (ra)’dan; İbn Mâce, 925)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sevgili kızı Fâtıma annemiz (aleyhasselâm)’a şöyle buyurmuştur: “Sabaha ve akşama çıktığında:
 
يَا حَيُّ ، يَا ٌَيُّومُ بِكَ أسْتَغِيثُ
: Yâ Hayy! Yâ Kayyûmu bike estegîsü :
 
“Yâ Hayy! Yâ Kayyûm! Senden rahmet ve bereket istiyorum! İşimi yoluna koy ve beni göz açıp kapayıncaya kadar bile kendi başıma bırakma!” demene dair sana yaptığım nasihati dinlemekten seni alıkoyan nedir?”
 
(Enes b. Mâlik (ra)’dan;  Hâkim, I-545; İbnü’s- Sünnî, 48)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sizden birisi sabahladığında şöyle desin :
 
أصْبَحْنَا وَ أصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ، اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَا الْيَوْمِ فَتْحَهُ وَ نَصْرَهُ وَ نُورَهُ وَ بَرَكَتَهُ وَهِدَايَتَهُ ، وَأَعُووذُ بِكَ مِنْ شُرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ
 
: Esbahnâ ve esbaha’l- mülküllahi Rabbi’l- âlemîne, Allahümme innî eselüke hayra hâzâ’l- yevmi fethahu e nasrahu ve nûrahu ve beraketehu ve hidâyetehu, ve eûzü bike min şerri mâ fîhi ve şerri mâ ba’dehu :
 
“Biz sabahladık mülk de âlemlerin Rabbi Allah’a ait olarak sabaha erişti. Allah’ım! Senden, bu günün hayrını; fethini, yardımını, nurunu, bereketini ve hidayetini dilerim! Bu günün ve sonrasının şerrinden Sana sığınırım!” sonra akşamladığında da aynısını söylesin” buyurdu.
 
 (Ebu Mâlik el-Eşârî (ra)’dan; Ebu Davûd, 5084)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabaha çıktığında on defa:
 
لا إلٰهَ إِلاّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِكَ لَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ ، وُ لَهُ الْحَمْدُ ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
 
: Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu’l- mülkü, velehu’l- hamdü, ve hüve alâ külli şey’in kadîrun :
 
Allah’tan başka ilâh yoktur. O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter!” derse Allah söylemiş olduğu bu sözler sebebiyle kendinse on sevab yazar, on günahını bağışlar, on köle azad etmiş gibi olur. Allah o gün onu kovulmuş şeytandan muhafaza eder. Akşama çıktığında söylerse, sabaha kadar benzeri mükâfat vardır.”
 
(Ebu Davûd, 5077; İbni Mâce, 3867; Ahmed IV-60)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabaha çıktığında yüz defa:
 
لاَ إلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِكَ لَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ ، وُ لَهُ الْحَمْدُ ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
 
: Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu’l- mülkü, velehu’l- hamdü, ve hüve alâ külli şey’in kadîrun :
.
“Tek Allah’tan başka ilâh yoktur. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter!” Derse, on köle azad etmiş kadar sevaba girer; yüz sevab yazılır, yüz günahı silinir; Akşam oluncaya kadar o gün şeytandan muhafaza olunur, ondan daha çok amel işleyen bir adamdan başka hiçbir kimse onun yaptığından daha faziletlisini yapmış olamaz.”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Buharî, 80/64; Müslim, 2691;  Muvatta, I-209; Tirmizî, 3464)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ensardan bir adama: “Sana söylediğin zaman Allah’ın endişeni gidereceği ve borcunu ödeteceği bir söz öğreteyim mi?” buyurdu.
Adam:
“Evet Yâ Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve selem)!” dedi.
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sabahladığı ve akşamladığında şöyle de :
 
اللّٰهُمَّ إِنِّى أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدِّينِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
 
Allahümme innî eûzübike mine’l- hemi ve’l- hazeni, ve eûzübike mine’l- aczi ve’l- keseli, ve eûzübike mine’l- cebni ve’l- buhli, ve eûzübike mine’l- galebeti’d- dîni ve kahri’r- ricâli :
 
Allah’ım! Endişe ve hüzünden Sana sığınırım! Âcizlikten ve tembellikten Sana sığınırım! Korkaklıktan ve cimrilikten yine Sana sığınırım! Borca batmaktan ve insanların bana galabe çalmalarından da Sana sığınırım!”
Râvi diyor ki :” Bunları söyledim, Allah endişemi giderdi ve borcumu ödeme imkanı verdi.”
 
(Ebu Saîd el-Hudrî (ra)’dan; Ebu Davûd, 1555)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sabaha ve akşama çıktığında her kim yedi defa:
 
حَسْبِيَ ﷲ لاَ إلٰهَ إِلاَّّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيممُ
 
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbü’l-arşi’l-azîmü :
 
“ Kendinden başka ilâh olmayan Allah Teâlâ bana kâfidir. O’na tevekkül ettim! O yüce Arş’ın Rabb’idir!” derse Allah Teâlâ dünya ve âhiretine ait olup kendisini ilgilendiren işlerinde ona kâfidir.”
 
(Ebu’d-Derdâ (ra)’dan; Ebu Davud, 5081; İbnü’s- Sünnî, Amelü’- Yevm ve’l-Leyl-shf 19)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “ Kim sabaha ve akşama çıktığında yüz defa:
سُبْحَنَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ
: Subhanallahi ve bihamdihi :
 
Allah’ı hamdiyle birlikte tesbih ederim!” derse kıyamet günü söylediğinin benzeri ya da daha fazlasını söyleyen birileri dışında kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getiremez”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Buharî, 11/173; Müslim, 2692;  Ebu Davûd, 5091)
 
 
    Ebu Bekir Sıdık (ra), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’ e : “ Bana sabahladığımda ve akşamladığımda söyleyeceğim birkaç kelime emret!” dediğinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) :
 
اللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ ، عَالِمَ الْغَيْبِ وَاالشَّهَادَةِ ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ وَمَالِكَهُ ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إلٰهَ إِلاَّّ أَنْتَ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنْ شَرِّ ألشَّيْطَانِ وَ شِرْكِهِ ، وَ أَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً أوْأَجُرَّهُ إلَى مُسْلِمٍ
 
: Allahümme fatiri’s- semâvâti ve’l-ardi, âlime’l- gaybi ve’ş- şehâdeti, Rabbe külli şey’in ve melîkehu ve mâlikehu, Eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, ve eûzü bike min şerri’ş- şeyt’ani ve şirkihi, ve en ekterife alâ nefsî sûen ev ecürrehu ilâ müslimin :
 
“ Gökleri ve yeri yaratan, görüneni ve görünmeyeni bilen, her şeyin Rabbi, hükümranı ve sahibi Allah’ım!  Senden başka ilâh olmadığına şâhidlik ediyorum. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirke düşürmesinden Sana sığınıyorum. Nefsime kötülük yaptığımı veya kötülüklerimi bir müslümana dokundurduğumu  itiraf ediyorum.” Buyurdu ve devamla : “Buları sabahladığında, akşamladığında ve yatağına vardığında hep söyle!” buyurdu.
 
 (Ebu Hureyre (ra)’dan; Tirmizî, 3389; Ebu Davûd, 5067)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim her günün sabahında ve her gecenin akşamında üç defa:
 
بِسْمِ اللّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي الأرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
 
: Bismillahi’l-lezî lâ yedurru mea ismihi şey’un fi’l-arzi velâ fi’s- semâi ve hüve’s- semi’u’l-alîmü :
 
“O’nun ismi yanında, yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla! O, her şeyi işiticidir ve bilicidir.” Derse ona hiçbir şey zarar veremez.”
 
(Tirmizî, 33385; Ebu Davûd, 5088; İbn Mâce, 3869; İ. Ahmed, 446, 474)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabahladığı ve akşamladığı vakit :
 
رَضِيتُ بِاللّهِ رَبًّا ، وَبِلْلإسْلاَمِ دِيناً ، وَ بِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا ، كَانَ حَقًّا عَلَى اللّهِ أنْ يُرْضِيهُ
 
: Raditü billahi Rabben, ve bi’l- İslâmi dînen, ve bi muhammedin nebiyyen, kâne hakan alâllahi en yurdîhu :
 
“Rabb olarak Allah’a, din olarak İslama, peygamber olarak Muhammed’e razıyım!” derse Allah’ın kendisinden razı olmasına hak kazanmış olur.”
 
(Tirmizî, 3386; Ebu Davud, 1529; hâkim I-5189)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı ve akşamladığı vakit şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةُ ، اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَالْعَفْوَ وَالْعَافِيَة فِي دِينِي وَدُنْيَايَ ,َأهْلِي ، اللّٰهُمَّاسْتُرْ عَوْرَاتِي ، وَآمِنْ رَوْعَاتِي ، اللّٰهُمَّ احْفِظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ ، ,َمِنْ خَلْفِي ، وَعَنْ شِمَالِي ، وَمِنْ فَوْقِي ، وَأعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي
 
Allahümme innî eselüke’l- âfiyete fi’d- dünyâ ve’l- âhiretü, Allahümme innî eselüke’l-afve ve’l- âfiyeri fî dîni, ve dünyâye, ehlî, Allahümme’stür avretî, ve âmin rav’âtî, Allahümme’hfiznî min beyni yedeyye, min halfî, ve an şimâlî,  ve minfevkî,  ve eûzü biazametike en ugtâle min tahtî :
 
Allah’ım! Senden dünya ve âhirette afiyet isterim! Dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında aff ve afiyet dilerim! Allah’ım! Ayıplarımı gizle! Korkularımdan emin kıl! Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden, koru! Atımdaki yerin çökmesinden Senin azametine sığınırım!”
 
(İbn Ömer (ra)’dan; Ebu Davûd, 5074; İbn Mâce, 3871)
 
 



Mevlüd kandilimiz mübârek olsun

MevLüd KandiLimİZ
VeLÂdet kANdiLimİZ
MevLüdü’n-Nebî-mİZ…

=> AbduLLah Gün Parçasından OLma
=> ÂMiNe Ay Parçasından DOĞma
=> MuhaMMed aleyhi’s-seLâm’ın =>“MeVLüd-ü MîMM NûRu”
=> YürekLerimize cÂN ceRRyÂNI DOĞursun =>İnşâe ALLAH!..

ALLAHu zü’L- CELÂL ÜMMet-i MuhaMMede;
MuhaMMedî gAYRette
MuhaMMedî Merhamette
MuhaMMedî MuHaBBette
=> MuhaMMedî HAKikatte
MuhaMMedî Hasbî HizMett BİZ BİR-İZ-Liği SağLasın ve SaBBRını LUTFetsin!..

BİZi =>HaLis-MuhLis-Sıddık-ÂdiL MuhaMMedî KıLsın!.
GençLerimize => HayırLı İŞ=> HeLÂL AŞ => SâLih/SâLiha EŞ => MuhaMMedî BAŞ Nâsib-ü-MüyeSSer KıLsın!.
BİZi => AYRı-gAYRıya Muhtaç ve Mahcup Etmesin İnşâe ALLAH!..

ÜMMet-i MuhaMmedin VeLeDine, VELİDine, VeLÛDuna, VâLiDineve VÂLiDEsine MüBÂrek MeVLüD MecLisleri DİLerim teketekterstkkmde…

Bu SEHERde Ne YAPmaLı..

1-) Kur’ân–ı Kerim okumak-ANlamaya çalışmak,
2-) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salât ü selâmlar getirilmek-ANLAmaya çalışmak,
3-) Serbest nafile Namazlar SALLayıpp-ANLamaya çalışmak,
4-) Kendini ve KÂinÂtı Tefekkür edip ZiKRini-ANLamaya çalışmak,
5-) Yaratanı Tezekkür edip ZiKRini-ANLamaya çalışmak,
6-) Bunca Ni’met İçinde Sıhhate-zamANa Teşekkür edip ŞÜKRünü -ANLamaya çalışmak,
7-) GeÇmişe istiğfarda BULUnup Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Tevbesine İştiraki-ANLamaya çalışmak,
8-.) GeLeceğe DUÂda BULUnup Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin DUÂsına İştiraki -ANLamaya çalışmak,
9-) Şu ÂN DEdiğimiz her ANımızda Raziyyeten-Merziyyeten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin RıZÂsına İştiraki -ANLamaya çalışmak,
10-) Üzerimizde Hakkı olanlarla heLÂLLeşmeye Mevlüdü sebeb kıLıp Kibri-İnadı-İsyanı KIRMayı -ANLamaya çalışmak,
11-) Dostlarla görüşmeye-hal sormaya-dua takasına veFÂyı, kandil SEBEBini -ANLamaya çalışmak,
12-) Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, miskin, hasta, sakat, yaşlı oluşun her cana OLuşunu,
13-) Ziyareti, aramayı, telefonu, anmayı-anılmayı, sevgiyi, şefkati, hürmeti, hediyeyi, ve sadakayı MuhaMMedî MUTluluğu -ANLamaya çalışmak,
14-) MuhaMMed Sûresi Anlaşılmalı Geçmiş-Gelecek Şimdi SEN RUHunla Kur’ân-ı Kerim OKUmaLı/OKUNmaLısını -ANLamaya ÇALIŞmak..

Es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke YÂ MEN ŞERREFEHULLÂH
Salavâtullâhi ve melâiketihî ve rüsülihî ve hameleti arşihî ve cemîi halkıhî aleyke Ve alâ âlike ve eshâbike ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

GEÇENDE>TEVBE BİRLİĞİMİZ
ŞU ANDA ==>RIZA BİRLİĞİMİZ
GELENDE ==>DUA BİRLİĞİMİZ
SON NEFESTE ŞEHÂDET BİRLİĞİMİZ

YÂ RESÛLULLAH!. sallallahu aleyhi vesellemde =>BİZ-BİR-İZ OLsun İNŞÂe ALLAH!.

Âmin yâ Latîf ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Rahîm ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ VeDÛD ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Vehhâb ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Fettâh ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Settâr ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ ALLAH!. yâ ALLAH celle celâluhu!..

ÂMiNe Yâ MuÎn!.
Yâ RaBBu’l-Âlemîn!.
Yâ RAHMetenli’l- Âlemîn!.

Ve’l-HaMduliLLÂhiraBBu’l-ÂleMîNN!.

MuhaMMedî MuHABBEtLerimLe..

Kulihvani




Tirmizî, Tefsir, 113

 
عَنْ أَنَسْ بِنْ مَالِكْ رَصِيَ اللّهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّي صَلَّىالّلهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمُ قَالَ
لَمَّا خَلَقَ اللّهُ الْأَرْضَ جَعَلَتْ تَمِيدَ فَخَلَقَ الْجِبَالَ فَعَدَ بِهَا عَلَيْهَا فَاسْتَقَرَّتْ فَعَجِبَتْ الْمَلَاءِكَةُ مِنْ شِدَّةِ الْجِبَالِ فَقَالُوا يَا رَبِّ هَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الْجِبَالِ قَالَ نَعَمْ الْحَدِيدُ قَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الْحَدِيدِ قَالَ نَعَمْ النَّارُ فَقَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ النَّارِ قَالَ نَعَمْ الْمَاءُ فَقَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الْمَاءِ قَالَ نَعَمْ الرِّيحُ قَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الرِّيحِ قَالَ نَعَمْ اابْنُ آدَمَ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ بِيَمِينِهِ يُخْفِيهَا مِنْ شِمَالِهِ
 
 
Enes b. Mâlik (radiyallahu anhu) Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediğini nakleder:
“Allah arzı yarattığı vakit, arz sarsılmaya başladı.
Bunun üzerine Allah dağları yarattı ve onları arzın üzerine yerleştirdi.
Böylece arz sükunet buldu.
Melekler, dağların gücünden hay­rete düştüler ve şöyle sormaktan kendilerini alamadılar:
“Yâ Rabbî, yaratıkların içinde dağlardan daha güçlü bir şey var mıdır?”
“Evet, demir!” Buyurdu Allah.
“Yâ Rabbî, yaratıkların içinde demirden daha güçlü bir şey var mıdır?” diye sordular.
“Evet ateş!”
“ Yâ Rabbî, yaratıkların içinden ateşten daha güçlü bir şey var mıdır?”
“ Evet, su!”
“ Yâ Rabbî, yaratıkların içinden sudan daha güçlü bir şey var mıdır?”
“ Evet, rüzgâr!”
“ Yâ Rabbî, yaratıkların içinde rüzgârdan daha güçlü bir şey var mıdır?”
“ Evet, sağ eliyle bir yardımda bulunan ve onu sol elinden gizleyen insan oğlu!”
(Tirmizî, Tefsir, 113)
 
(Bu hadîs garîbdir)



Münir Derman Sohbet: Esir Aslan

ALLAH DOSTU
Münir DERMAN (ks)

SOHBET MD 05

ESİR ASLAN

Alaksandra, Monika arabalarına aldılar.
Bizi Frankfurta götürdüler.
Orda Hayvanat Bahçesini gezdik.
Üç saat hepisini göremedik.
Yer, Deniz Hayvanları hepisi.
Filhakika dünyanın her yerinden getirmişler.
Mesela bakıyorsunuz bu oda kadar üç misli bir akvaryum.
Atmış derece soğukluk var içinde.
Penguenler geziyor içinde.
Dalgalar var.
Hep klimasına göre.
Oranın nebatatına göre şeyy edilmiş.
Bahçeye çıktım.
Şunun kadar, bu oda kadar kafesler.
Fakat yerden şu kadar beton üzerine kurulmuş.
Sizin kafes orda başlıyorsa bu arada şöyle birer adım fasıla ile demir parmaklık var oraya gelip de seyrediyorsun.
Bu tarafta da havuzda Yunus Balıkları sıçrıyor.
Tiyatrolar falan.
Kalabalık…
Ben bunun altından girmişim oraya.
Ordada zâten: “Yanaşmak yasaktır, tehlikelidir!” diye yazıyormuş.
Ben kendimde değilim, geçmişim.
Eğildim.
“Yâ Esad!” dedim.
Aslan geldi.
Elimi soktum içeri.
Başını böyle burnuna.
Hani kediyi okşarsın ya böyle başladı hayvan yapmağa.
Bunları görüyorum.
Kedi gibi sevmeye başladım.
Birden bire arkadan birisi yüksek sesle.
“Herr çruuk çruuk!” diye
“Geri gel Efendi!” diye birisi bağırdı.
Ben döndüm baktım ki Polis Memuru.
“Ne yapıyorsun?” dedi
“Sen çıldırdın mı?” dedi.
Polisin bu hareketi, o sırada aslan ağzını açtı parmaklıkları tırmaladı, bağırdı.
Herkes irkildi bir kere o aslan kolay kolay bağırmaz.
Bende: “Bilmiyordum yasak olduğunu!” dedim.
“Gördün ya okşadım. Hayvan bir şey yapmadı. Git sen okşasana!” dedim.
Polis: “Ben deli değilim!” dedi.
“O halde aslan delileri ısırmıyor gördün ya!” dedim.
Herif iyice şaşırdı, afalladı.
Herkes dönmüş de bize bakıyordu.
Ayrıldım ordan.
Biraz sonra tekrar döndük.
Kadın erkek hep toplanmışlar oraya.
Beyaz saçlarımdan tanıdılar beni.
Hep Birbirine: “Çocuklar şimdi geçiyor!.”
Tekrar aslana baktım.
Yine parmaklığın önüne geldi.
İtişe kakışa birbirimize bakıştık.
Etrafımızdaki bu hayvanları izlemeye gelen bu garip mahlukları aslanla beraber biz seyrediyorduk.
Kafesteki aslana çok üzüldüm.
Aslan farkına vardı.
Bana:
“Üzülme HAKK’ın kaderi bu.
Bize de dünyada imtihan var.
Benimde işim var.
Bu HAKK’tan uzak insanlar içinde aslanlığımı bir zerre kaybetmedim kafesin içinde.
Görmüyor musun?.
Parmaklığın yanına bile korkudan sokulamıyorlar.
Ben Allah’ın bir mahlukuyum.
Benim gibi milyonlarca halk etti.
Benim yanıma yanaşmak cesareti olmayan bu zavallılar yarın HAKK’ın huzuruna hiç çıkamazlar!” dedi.
“Hele bak Efendim!” dedi.
“Nasıl korkacaklar birden bire!”
Direndi, birden bire bütün gücüyle aslanca kükredi.
Herkes birden irkildi ordan.
Diğer tarafta olan ağaçlardaki kuşlar uçuştular.
Hepisi taş kesildi orda.
Hepimiz kaldık orada.
Öyle bir bağırma ki.

Derken iki polis tekrar yanıma geldi benim.
“Affedersiniz!” dediler.
“Siz necisiniz?” dediler.
“Sihirbaz mısınız?” dediler.
“Hayır değilim! Doktorum!.” dedim.
“Eee Nedir bu?” dediler.
“Hayvan lisânını anlarım!” dedim.
“Biraz aslanla konuştum o kadar!” dedim.
Herifler iyice şaşırdılar.
Biraz korkuyla karışık güldüler.
Alay ettiğimi zannettiler.
“Bu sözümle alay etmiyorum!” dedim.
“Üç saattir hayvanat bahçesindeyim, birazda hayvan lisânından öğrendiğim için, bildiğim için bunlarla buluştum!”
Aslana döndüm selâmlaştım.
Oradan ayrıldık.
Herkes bize bakıyordu.
Bu bahçede insanlar hayvanları seyrediyor gibi görünüyor güyâ. Halbuki hayvanlar seyrediyor.
Hayvanat Bahçeleri kurulalı hayvanlar insanları daha iyi zâhiren tanıyor.
Hayvanat Bahçeleri kurmak, onların yurtlarından getirip kafeslerde beslemek, İslâmın kat’iyyen yasakladığı şeydir!..

KELİMELER:

Esad: Esed. Arslan, şir.
Zâhiren: Görünüşe göre. Meydanda olduğu gibi. Göründüğü gibi.
Kat’iyyen:
 Kat’i ve kesin olarak. * Aslâ, hiçbir zaman




SEYR-i SEBBEHA..

Resim

Resim SEYR-i SEBBEHA!.

==>Hârika BiR==>ANLAyışLa,
SEYRÂN Etmişsin==>ALi CÂN!.
=>HASBî HİZMEtin==>YayışLa,
EHL-i BEYt BİZ BİR-İZ HeR ÂN!.

MUHteşeM BiR=>GÖKKUŞağı,
BiR DAMLA SU’da=>ARŞ Dağı,
KIYAMa KALkan>BiR MevCÛD,
=>VÂCiBü’L- VüCÛD SANCağı!.

=>AKIL ARŞı==>AŞkı BİLmek,
MUHAMMEDî MEŞki>BULmak,
EHL-i BEYtî KÖŞkte->OLmak,
ŞE’ÂN ŞEREFİn=>YAŞA!.mak!.

SEVgi ÖRgüsü=->EMEk İster,
EDEB<->İLİm==>İLmek İster,
SEVgi SıRRı’n=>BİLmek İster,
SEVmek<->ve SEVİLmek İster!.

SEVgi=>BiR DAMLa BULUttur,
YÜZeR=->GÖNüL SEMÂsı’nda!.
SEVgi==->KORkuSUz UMUttur,
=->KAF DAĞI’nın HÜMÂsı’nda!.

ZEVK 9749

=>SÛREtin<->SÎREtin=>SEYRet=>MERKEZde KALBe İyİ BAk,
=>GÖKKUŞağı RENgin=>İZLe===>İLİM=>İRADEyLe=->İDRAk!.
AŞk-u-CEZBe=>İMÂNı GöR,
AMELİni=>ÖZ CERRinLe ÖR!.
İNSÂN<->İSLÂM=>SEBBEHASı DÖNsün==>DEVRÂNda İŞTİRAk
!.

13.09.2020. 19:19
Resim 25. mHRRm. 1442
brsbrsmd..tktktrstkkmizzz..

gÖZün>OKUsun AHMED CÂN,
SÖZün->OKUsun AHMED CÂN,
===>İÇin<->DIŞın==>İyİ TANı,
ÖZün=->OKUsun AHMED CÂN!.

NEFSin=>RABB’ini BİLenLer,
bENLik PASı”-nı=>SİLenLer,
=>HASBî HİZMEtçi->RABB’ine,
HAKk’ın HALkın==>EĞİLenLer,
İHVÂNİ’m=>EL HAYy HABB’ine,
HAKkYAZDIRmaya GELenLer,
HAKk”ı->SEVen<->SEVİLenLer!.

EL HAYy HABB/HABBe.: HAYyat Tohumu..

M.M.M. MuhaBBetLerimLe…

Resim




Önemli Duyuru

Değerli Ziyaretcilerimiz,

Sitemiz şu anda yapım aşamasındadır, birçok Bölüm kademeli olarak eklenecektir. Bazı bağlantıların içeriği boş bulunmaktadır. Mevcut durumu buradan açıklayacağız.

Tarih: 08.07.2020, son durum çalişması yapılan Bölümler.

  • Esmalar
  • Dualar
  • Salavatlar
  • Allah c.c. Dostları
  • Kul Ihvani Divanı
  • Sohbet

Aktif Bölümler.

  • Kur’an-ı Kerim
  • Forum
  • Resim Galerisi




YÂ MUHAMMED!.. sallallahu aleyhi ve sellem…

YÂ MUHAMMED!..
sallallahu aleyhi ve sellem…

Elest Bezmin baharısın
İlk “ŞEY” sin İlkin “VAR” ısın
Kalb kovan – Ana Arısın
BALın güzeli SENde Dost!..
*
Yavşan yeşili yoncası
O’ndandır O’na O’ncası
Tevhid Tomuru-Goncası
DALın güzeli SENde Dost!..
*
Nûrullah Enfüs-Afakın
Şemsin şâhidi şafakın
İman-Amelin-Ahlâkın
HÂLın güzeli SENde Dost!..
*
Seni Sırrımca severim
Salât ü selâm ederim
Edeble öpmek isterim
ELin güzeli SENde Dost!..
*
AYRı GAYRı Olmaz BİZde
Bir DAMLAyız bu DENİZde
Seherlerde Sînemizde
YELin güzeli SENde Dost!..
*
İlm ü Edebi dokuyan
Cennet kokusu kokuyan
Kelâmullahı OKUyan
DİLin güzeli SENde Dost!..
*
Rahmetenlilâlemin’sin
Hakk Muhammedü’l-Eminsin
Devran döndüren zeminsin
MİLin güzeli SENde Dost!..
*
Şefâat Şeref OLmakla
Yüreğimize DOLmakla
Hakk’ta Hakk’tan Hakk’a Hakk’la
KULun güzeli SENde Dost!..
*
Hayyu’l- Kayyum OL-AN Kaim
Nurullah – Nur-u MİM daim
BİZe Sırat-ı Müstakim
YOLun güzeli SENde Dost!..
*
KUL İhvanî’min CANısın
Şeenullahın şanısın
Sen Gönüller Sultanısın
GÜLün güzeli SENde Dost!..




Mescidi Aksa

Kudüs, İslâm’da özel bir yere ve kutsiyete sahiptir. Zaten adı da bu yerine ve kutsiyetine işaret eder. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa’yı bağrında barındırması ve Resulullah (s.a.s.)’ın İsrâ ve miraç mucizesine şâhid olması bu üstünlüğünün sebeplerinin başında gelir. Yüce Allah, Kur’anı Kerim’de şöyle buyurur: ‘Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir.’ (İsra, 17/1) Burada dikkat edilirse Mescidi Aksa’dan ‘çevresini mübarek kıldığımız’ şeklinde söz edilmektedir. Mescidi Aksa’nın çevresi ise başta Kudüs sonra diğer Filistin topraklarıdır.




Istanbul

Virüb revnak anâ gılmân-sıfat hûbân-ı İslâmbûl

Misal-i kasr-ı cennetdir bülend eyvân-ı İslâmbûl

Sürûşan-ı beyt-i ma’mûru tavaf eyler sanur âdem

Ki devr eyler yayan kimki ider cevlân-ı İslâmbûl

Ekalîm-i cihanda memleketler pâdişâhîdir

Olur hem mülke anınçün revân fermân-ı İslâmbûl

Hamûşândır behâr olmazsa mürgân-ı çemen ammâ

Nevâ pervâzdır her dem sühângûyân-ı İslâmbûl

Sürurî’den selâm olsun vatanda olan ahbâba

Unutdurdu sılâ fikrin anâ yârân-ı İslâmbûl