ÜÇ AYLARımız Mübârek Olsun…


Recep Ayının Fazileti

* 1 Receb 1442…13 Şubat-2021 Cumartesi.. Üç Ayların Başlangıcı..
* 6 Receb 1442…18 Şubat-2021 Perşembe.. Regaib Kandili..

Sözlükte “korkmak; saygı duymak, tâzim göstermek” anlamlarına gelen “ReCB” kökünden türeyen receb kelimesi saygı duyulan ve savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adı olup dinî gelenekte önemli yeri olan üç ayların ilkidir.
Receb’e, ”Recm Ayı” da denir. Buna göre, mü’minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır. Receb Kelimesindeki.:
R” =>ALLAHu zü’L- CeLÂL’in Rahmetine, Rızasına,
C” =>ALLAHu zü’L- CeLÂL’in Cömertliğine ve Yardımına,
B” i=>ALLAHu zü’L- CeLÂL’in Birrine (İyilik ve İhsânına) işâret eder..

Receb ayı, Hicrî Ayların yedincisi ve Ramazân’dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. “Regaib ve Mi’râc” gibi mübârek geceleri içinde bulundurması, faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur’ÂN‘da Haram Ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır..

Kur’ân-ı Kerîm’de “receb” kelimesi geçmemekle birlikte muhtelif âyetlerde haram aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmektedir.: (el-Bakara 2/194, 217; el-Mâide 5/2, 97; et-Tevbe 9/5, 36).

إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِندَ اللّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَات وَالأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ فَلاَ تَظْلِمُواْ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ وَقَاتِلُواْ الْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ
Resim“İnne iddete’ş- şuhûri indallâhisnâ aşera şehren fî kitâbillâhi yevme halaka’s- semâvâti ve’l- arda minhâ erbeatun hurum (hurumun) zâlike’d- dînu’l- kayyimu fe lâ tazlimû fîhinne enfusekum ve kâtilû’l- muşrikîne kâffeten kemâ yukâtilûnekum kâffeh (kâffeten), va’lemû ennallâhe mea’l- muttekîn (muttekîne).: Muhakkak ki; ALLAH’ın kitabında (ifâde edildiği üzere) ayların adedi, ALLAH’ın indinde semâların (göklerin) ve yerin yaratıldığı gün (zaman) 12’dir (12 olarak dizayn edilmiştir). Onlardan dördü haram (aylar)dır. Bu (dîn), kayyum olan dîndir. Artık onların içinde (o aylarda) nefslerinize zulmetmeyin. Onların hepinizle savaştığı gibi müşriklerin hepsiyle savaşın. Ve biliniz ki, muhakkak ALLAH, takvâ sâhibleri ile berâberdir.” (Tevbe 9/36)

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem, haram ayları zilkade, zilhicce, muharrem ve receb olarak açıklamıştır (Buhârî, Megâzî, 77; Müslim, Kasâme, 29). Haram ayların farklı bir önem ve saygınlığa sâhib olduğu, bu aylarda işlenen iyilik ve kötülüklere başka zamanlarda işlenenlerden daha fazla mükâfat ve ceza verileceği yönünde genel kabul vardır.

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir kimseye.: “Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” buyurmuştur.
(Ebu Davûd, Savm 54.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Tut!” dedikçe, üç parmağını yumdu, “bırak” deyince de üç parmağını bıraktı.”
Böylece Peygamberimiz aleyhisselâmın o zâta, “Üç gün tut, üç gün ara ver!.” buyurduğu anlaşılıyordu..
Bilindiği gibi haram ayları.: “Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Receb” aylarıdır..

Recebin ilk Cumâ Gecesi müslüman toplumların dinî kültüründe Regaib Kandili olarak kutlanır..

Resim RECEB AYI DUÂsı.:

Rivâyete göre şu istiğfâr DUÂsını Receb Ayında 7 kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.:

Estağfirullâhe’l-Azîme’llezî lâ ilâhe illâ Hû el-Hayyu’l-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tövbete abdin zâlimin lî-nefsihî lâ-yemlikü lî-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.:
Hayat sâhibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan ALLAH’tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tövbesi gibi O’na tövbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sâhib değildir.

(Gümüşhaneli Ahmed Ziyâuddin, Mecmuatü’l Ahzâb, 1/599)

Resim İMÂM ALİ kerremallahu vechehu’nun RECEB AYI DUÂsı.:

ALLAH’ım!.
Salât eyle MuhaMMed aleyhissalâtü vesselam’ın üzerine; Hikmet yıldızları ve devamlı ni’met ve ismet kaynağı EhL-i Beytine..
ALLAH’ım!.
Beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zâlimler içindir, ben de nefsime zulmettim!.
ALLAH’ım!.
Beni bağışla, beni bağışlamakla SANA bir zarar gelmez. Bana ni’metlerini ihsân et, bana vermekle SEN’in ihsânın azalmaz. SEN’in rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir..
ALLAH’ım!.
Bana sıhhat ve âfiyet ver. Güven ve huzur ihsân eyle. Şükür ve takvâya ulaştır!.
ALLAH’ım!.
Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Âileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsânda bulun. Onları Mü’min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nâsib eyle!.”

RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem‘den BEREKEt MÜJDELERi.:

ResimMuhammed b. Mesleme radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şüphe yok ki ALLAH’ın Rahmetini bir rüzgâr gibi estirdiği zamanları vardır. O ÂNlarda kime denk gelirse o kimse, ebedî cehennemde olmaz ve ebedî cennetliklerden olur. Öyleyse rahmete kavuşmak için gayretinizi artırın!.” buyurmuştur.
(Tebâran’i, Mu’cemü’l- Vâsit 3/180.)

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: Beş gece vatdır ki onlarda yapılan DUÂlar geriye çevrilmez.:
1-) Recebin ilk (Cumâ) gecesi,
2-) Şâbânın ortasında bulunan gece,
3-) Cumâ gecesi,
4-) Ramazân Bayramı gecesi,
5-) Kurbân Bayramı gecesi..”
buyurmuştur.

(Beyhakî, Sünen, Şuâbu’l-İmân 3/342.)

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Şu dört gecede DUÂlar reddedilmez.:
1-) Receb ayının ilk gecesi.
2-) Şabân ayının on beşinci gecesi olan Berât gecesi.
3-) Cuma gecesi.
4-) İki bayram (KurbÂN ve RamazÂN bayramları) gecesi.”
buyurmuştur.

(Deylemî, Firdevsü’l-Ahbâr.)

Aziz Kardeşlerim bu, Biz MuhaMMedî Mü’münler için önemli bir fırsattır ki;

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet BiL.:
1-) İhtiyarlamadan önce gençliğini,
2-) Hastalanmadan önce sıhhatini,
3-) fâkirliğinden önce zenginliğini,
4-) Meşguliyyetten önce boş vaktini,
5-) ÖLÜmünden önce HAYAtını ganimet BiL!.”
buyurmuştur.

(Buharî, Rikâk, 3; Tirmizî Zühd, 25)

Resim

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem:ALLAHümme bârik lenâ fî Recebin, ve Şâbâne ve bellignâ Râmzâne.: ALLAH’ım! Receb’i ve Şâbân’ı hakkımızda hayırlı ve mübârek kıl, bizi Ramazân’a ulaştır.” buyurmuştur.
(Câmiü’s-sağir, 2/90; Râmuzu’l-âhdis 532.)

ResimAbdullah İ. Abbas radiyallahu anhu.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bazı yıllarda öyle çok oruç tutardı ki biz.: “Hiç yemeyecek (Ayın her gününde oruç tutacak.” derdik. (Bazı yıllarda öyle) yerdi ki biz.:” Hiç oruç tutmayacak.” derdik.
(Buharî, Savm 53; Mslim Siyâm 170, H.N.1157; Ebu Davûd Savm 55, H.N. 2430.)

Kur’ÂN-ı Kerîmimiz Kudsal Gecelerimizin ve Seherlerimizin CÂN CERYÂNıdır ki;

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: Kur’ÂN hüzünle nâzil oldu, O’nu OKUrken (ANLAyarak) AĞLAyınız. AĞLAyamıyorsanız AĞLAr gibi OKUyunuz (Kalbinizi AĞLAmaya zorlayınız.)” buyurmuştur.
(İbn Mâce İkâmetü’s- Sâlâh 176.)

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İnsÂNların kıymetini bilmedikleri bu ayda ameller ALLAH’a arz edilir. Ben, amellerimi oruçlu iken arz edilmesini arzu ediyor ve bu ayda oruç tutuyorum.” buyurmuştur.
(İ. Ahmmed, Müsned, V 201; Nesaî, savm 70.)

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Cennette Receb isimli bir nehir vardır. Sütten daha beyaz ve baldan daha tatlıdır. Kim Receb Ayında bir gün oruç tutarsa ALLAH (celle celâlihu.) o kimseye bu nehirden su içirecektir.” buyurmuştur.
(Celâleddin Süyûtî.)

Resim RECEB AYInda SADAKA.:

Abdürkadir Geylanî kaddesallahu sırrahu.:
ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Herkim Recebde sadaka verirse, ALLAH (celle celâlihu.) TeÂLÂ onu yavruyken yuvasından havaya uçup en yaşlı çağında ölen karganın ömrü kadar(beşyüz sene), onu cehennemden uzaklaştırır.” buyurmuştur.
(Abdulkadir Geylanî, Gunye,1/325, Nüzhetü’l mecalis,1/141.)

Abdürkadir Geylanî kaddesallahu sırrahu.:
ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Eğer kişi, Receb Ayından(oruç) tuttuğu hergün, azığına (bütçesine) göre bir sadaka verirse; Heyhat! Heyhat! Ne Yapsınlar! Bütün yaratıklar ALLAH (celle celâlihu.) TeÂLÂ’nın o kula vereceği sevâbın ölçüsünü takdir etmek için bir araya gelseler, ALLAH (celle celâlihu.) TeÂLÂ ‘nın o kuluna bahşedeceği mükafattan yüzde birin(i hesâb etmeye)e ulaşamazlar.” buyurmuştur.
(Abdulkadir Geylanî, Gunye,1/325, Ebu Muhammed el Hallâl.)

Abdürkadir Geylanî kaddesallahu sırrahu.: Receb ekme ayıdır, Şabân sulama ayıdır, Ramazân derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” buyurmuştur.
(Abdürkadir Geylani, Üç aylar ve Faziletleri.)

HüLâsa-yı KeLÂM.:

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
Resim“Ve en leyse li’l- insâni illâ mâ seâ.: Ve insÂN için =>ÇALIŞmasından başka bir ŞEYy yoktur!.” (Necm 53/39)

YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihu!.

Resim

Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebîyyike ve
RasûLike ve
Nebîyyi’L- ÜMMiyi ve alâ âlihi, EHL-i BeYtihi ve’s- Sahbihi ve ÜMMetihi…

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâMet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et ÜÇ AYLARımıza İnşâe ALLAH!..


الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim“El hamdu lillâhi RABBi’l- ÂLEMîn (âlemîne).: Hamd, âlemlerin RABBi olan ALLAH’adır.” (Fâtiha ½)




NIYAZİ MISRİ DİVANI ŞERHİ

CXXXIII ŞİİR


Fâilâtün fâilâtün fâilâtün failin..

Uyan gafletten ey naîm,
HAKk’a yalvar seherlerde..
Döküp acı yaşı dâim,
HAKk’a yalvar seherlerde..

Şu gelgeç dünyanın geçici zevklerine dadanan aldırmaz vurdumduymazlıkla uyuyan, artık uyan aç gözünü de, seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar.
Acı pişmanlık göz yaşlarını akıt da, seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar..

Kapusunda durup her bâr,
Yüzün dergâhına tut var,
Yürekten kıl demâdem zâr,
HAKk’a yalvar seherlerde..

Her seherde Kapısına divan durup gönül yüzün dergâhına tut ve Kulluk eksikliği için iç inlitilerinle seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar..

Seherlerde açılur gül,
Anınçün zâr eder bülbül,
Uyanıp derd ile ey dil,
HAKk’a yalvar seherlerde..

İlahî AŞkk Meclisi ve GÜLLeri seherlerde açılır ki, bu yüzden MuhaMmedî HAKk ÂŞIKk Bülbülleri ah-u-zâr ederler cümmle Gönül Ehli olanları UYANdırırılar. Sen de seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar..

Gel ey miskin ü biçâre,
İkende gezme avâre,
Dilersen derdine çâre,
HAKk’a yalvar seherlerde..

Sen ki Mahtaç, Mecbur, Me’mur ve Mahkum bir HAKk’ın Hükmüne karşı boynu kıldan ince zavallı, AŞKk Derdine çâre dilersen, başıboş dolaşıp durmaktan sakın, el çek ve seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar..

Açılır Bâb-ı Subhânî,
Çekilür hân-ı Sultânî,
Dökülür feyz-i Rabbânî,
HAKk’a yalvar seherlerde..

Seherlerde Subhân ALLAH celle celâlihu İkram Kapısıaçılır. Her gelene-dileyene Sultân ALLAH celle celâlihu serileri.. ve ALLAH celle celâlihu’nun Rabbânî bereketi, ihsanı, fazlı, keremi gökten yağar göz yaşlarıyla.
Sen de seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar..

Seherde kalkuben her gâh,
Yüzün yere sürüp kıl âh,
İre lûtfu sana nâgâh,
HAKk’a yalvar seherlerde..

Her Seher de sende Ölüm Uykusu yatağından kalkarak, ah ederek secdeye sarıl ve kirli yüzünü Huzura ser ki ALLAH celle celâlihu lütfu keremi ansızın o ÂN’da sana erip yuta İnşâe ALLAHu TeÂLÂ.. Haydi yatma sen de Kalk seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar..

Seherde uykudan uyan,
Niyâzî durma derde yan,
Ola kim irişe derman,
HAKk’a yalvar seherlerde..

Eyy Niyâzî Mısrî BaBam kaddesallahu sırrahu, sen de seherde gaflet uykusundan uyan da KuLLuk derdine yan ki, sana da Eş Şefi ALLAH celle celâlihu MuhaMmedî Şifâsı dermanı Erişe.. Haydi yatma sen de Kalk seherlerde HAKk TeÂLÂ’ya yalvar..

Naîm (a.): Uyuyan kimse. Uyuyan, uykuda olan.
Bâr.: Def’a. Kerre.
Demâdem.: Sık sık. Her vakit..
Zâr.: f. İnleyen, sesle ağlayan.Zayıf, dermansız.
Dil.: f. Gönül, kalb..
İken, ikende (t.): Sakın! Çekin!. (Büyük Türk Lûgatı – Hüseyin Kâzım Kadri, c: l, s. 5l8)
Avare (f.).: f. Başıboş, serseri, boş gezen. İşsiz güçsüz.
Han (f.).: Sofra.
Sofra çekmek.: Ziyâfet çekmek.
Nâgâh (f.).: Birdenbire, ansızın. f. Birdenbire, ansızın, hemen. (Nâgeh, nâgehan, nagehâne, nagehânî)..
Feyz.: (c.: Füyuz) Bolluk, bereket.İlim, irfan. Mübareklik.Şan, şöhret. İhsan, fazıl, kerem. Yüksek rütbe almak.
Gâh.: (gehî) Arasıra, zaman zaman..

El Hakku celle celâlihu.:
Resim




İmâm-ı Alî (keremullahi veche)’ye ait salâvâtı şerîfe

İmâm-ı Alî (keremullahi veche)’ye ait salâvâtı şerîfe:

TÜRKÇESİ: Lebbeyke Allahümme Rabbiye ve sâ’deyke  salâvâtu’llahi’l-Berri’r-Rahîm  Ve’l-melâiketi’l-mukarrebîn  Ve’n- nebîyyine ve’s-sıddıkîne ve’ş-şühedâi ve’s-sâlihîn  Vemâ sebbiha leke min şey’in yâ Rabbe’l-âlemîne  Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin ibni Abdillahi hâtemi’n- nebîyyîne  Ve Seyyidi’l-mürselîne ve imâmi’l-mûttâkîne  Ve Resûli Rabbü’l-âlemîne’ş-şâhidi’l-beşiri’d- dâi ileyke bi iznike es sirâce’l-münir  Ve aleyhi’s- salâtü ve’s- selâmû ve rahmetullahi ve berâkâtuhu.

MÂNÂSI: “Emret (buyur) ALLAH’ım! Ve başim-gözüm üstüne (emret, saâdetle Senden mutluluk istiyorum) , RABB’im, ALLAH’ım! İyilik ve merhamet dolu Salâvâtullahı, gözde (yakîn) meleklerin salâvâtı, peygamberlerin, sıddıkların, şehîdlerin, sâlihlerin; Ey âlemlerin RABBi Seni tesbih (ve tenzih) eden herşeyin salâvâtı, Efendimiz Abdullah oğlu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Hatemü’l-Enbiyâya (peygamberlerin sonuncusuna), peygamberlerin Efendisine, müttakîlerin (günâhlardan korunup ALLAH’a sığınanların) imâmına; âlemlerin RABBinin, şâhid ve müjdeci Resûlüne, Senin izninde Sana dâvet eden ve aydınlatan kandile (sayısız- sonsuz) selâm (sıla, salâvât, rahmet, istiğfâr, dua, ulaşim) olsun!”




Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘in Sabah – Akşam Duaları

    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ بِكَ أصْبَحْنَا وَ بِكَ أمْسَيْنَا ، وَ بِكَ نَحْيَا ، وَ بِكَ نَمُوتُ ، وَ إلَيْكَ النُّشُورُ
 
Allahümme bike esbahnâ ve bike emseynâ, ve bike nahyâ, ve bike nemûtü ve bike’n-nuşûru :
 
Allah’ım! Senin sayende sabahladık, Senin sayende akşamladık. Senin sayende yaşayacağız, Senin sayende öleceğiz. Senin huzurunda toplanacağız.”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Tirmizî, 3388; Ebu Davûd, 5068; İbn Mâce, 3868)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإسْلاَمِ ، وَكَلِمَةِ الْإخْلاَصِ ، ,َدِينِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ، وَ مِلَّةِ أبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفاً مُسْلِماً ، وَ مَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
 
Esbahnâ alâ fıtrati’l-islâmi, ve kelimeti’l- ihlâsi, dîni nebiyyinâ Muhammedin, ve milleti İbrâhîme hanîfen müslimen, ve mâ kâne mine’l- müşrikîne :
 
“İslam fıtratı üzere, ihlâs kelimesiyle, peygamberimiz Muhammed’in dini üzere, müşriklerden olmayan, hanîf ve Müslim olan babamız İbrahim’in milleti (dini) üzere sabaha eriştik”
 
(İ. Ahmed III-406, 407)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı zaman şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ إنِّي أسْءَلُكَ عِلْماً نَافِعاً ، وَرِزْقاً طَيِّباً ، وَ عَمَلاً مُتَقَبَّلاً
 
Allahümme innî eselüke ilmen nâfian, ve rizkan tayyiben, ve amelen mütekabbelen :
 
Allah’ım! Senden faydalı ilim, temiz rızık ve kabul edilecek amel niyaz ederim!”
 
(Ümmü Seleme (ra)’dan; İbn Mâce, 925)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sevgili kızı Fâtıma annemiz (aleyhasselâm)’a şöyle buyurmuştur: “Sabaha ve akşama çıktığında:
 
يَا حَيُّ ، يَا ٌَيُّومُ بِكَ أسْتَغِيثُ
: Yâ Hayy! Yâ Kayyûmu bike estegîsü :
 
“Yâ Hayy! Yâ Kayyûm! Senden rahmet ve bereket istiyorum! İşimi yoluna koy ve beni göz açıp kapayıncaya kadar bile kendi başıma bırakma!” demene dair sana yaptığım nasihati dinlemekten seni alıkoyan nedir?”
 
(Enes b. Mâlik (ra)’dan;  Hâkim, I-545; İbnü’s- Sünnî, 48)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sizden birisi sabahladığında şöyle desin :
 
أصْبَحْنَا وَ أصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ، اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَا الْيَوْمِ فَتْحَهُ وَ نَصْرَهُ وَ نُورَهُ وَ بَرَكَتَهُ وَهِدَايَتَهُ ، وَأَعُووذُ بِكَ مِنْ شُرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ
 
: Esbahnâ ve esbaha’l- mülküllahi Rabbi’l- âlemîne, Allahümme innî eselüke hayra hâzâ’l- yevmi fethahu e nasrahu ve nûrahu ve beraketehu ve hidâyetehu, ve eûzü bike min şerri mâ fîhi ve şerri mâ ba’dehu :
 
“Biz sabahladık mülk de âlemlerin Rabbi Allah’a ait olarak sabaha erişti. Allah’ım! Senden, bu günün hayrını; fethini, yardımını, nurunu, bereketini ve hidayetini dilerim! Bu günün ve sonrasının şerrinden Sana sığınırım!” sonra akşamladığında da aynısını söylesin” buyurdu.
 
 (Ebu Mâlik el-Eşârî (ra)’dan; Ebu Davûd, 5084)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabaha çıktığında on defa:
 
لا إلٰهَ إِلاّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِكَ لَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ ، وُ لَهُ الْحَمْدُ ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
 
: Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu’l- mülkü, velehu’l- hamdü, ve hüve alâ külli şey’in kadîrun :
 
Allah’tan başka ilâh yoktur. O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter!” derse Allah söylemiş olduğu bu sözler sebebiyle kendinse on sevab yazar, on günahını bağışlar, on köle azad etmiş gibi olur. Allah o gün onu kovulmuş şeytandan muhafaza eder. Akşama çıktığında söylerse, sabaha kadar benzeri mükâfat vardır.”
 
(Ebu Davûd, 5077; İbni Mâce, 3867; Ahmed IV-60)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabaha çıktığında yüz defa:
 
لاَ إلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِكَ لَهُ ، لَهُ الْمُلْكُ ، وُ لَهُ الْحَمْدُ ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
 
: Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike lehu, lehu’l- mülkü, velehu’l- hamdü, ve hüve alâ külli şey’in kadîrun :
.
“Tek Allah’tan başka ilâh yoktur. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter!” Derse, on köle azad etmiş kadar sevaba girer; yüz sevab yazılır, yüz günahı silinir; Akşam oluncaya kadar o gün şeytandan muhafaza olunur, ondan daha çok amel işleyen bir adamdan başka hiçbir kimse onun yaptığından daha faziletlisini yapmış olamaz.”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Buharî, 80/64; Müslim, 2691;  Muvatta, I-209; Tirmizî, 3464)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ensardan bir adama: “Sana söylediğin zaman Allah’ın endişeni gidereceği ve borcunu ödeteceği bir söz öğreteyim mi?” buyurdu.
Adam:
“Evet Yâ Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve selem)!” dedi.
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sabahladığı ve akşamladığında şöyle de :
 
اللّٰهُمَّ إِنِّى أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدِّينِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
 
Allahümme innî eûzübike mine’l- hemi ve’l- hazeni, ve eûzübike mine’l- aczi ve’l- keseli, ve eûzübike mine’l- cebni ve’l- buhli, ve eûzübike mine’l- galebeti’d- dîni ve kahri’r- ricâli :
 
Allah’ım! Endişe ve hüzünden Sana sığınırım! Âcizlikten ve tembellikten Sana sığınırım! Korkaklıktan ve cimrilikten yine Sana sığınırım! Borca batmaktan ve insanların bana galabe çalmalarından da Sana sığınırım!”
Râvi diyor ki :” Bunları söyledim, Allah endişemi giderdi ve borcumu ödeme imkanı verdi.”
 
(Ebu Saîd el-Hudrî (ra)’dan; Ebu Davûd, 1555)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Sabaha ve akşama çıktığında her kim yedi defa:
 
حَسْبِيَ ﷲ لاَ إلٰهَ إِلاَّّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيممُ
 
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbü’l-arşi’l-azîmü :
 
“ Kendinden başka ilâh olmayan Allah Teâlâ bana kâfidir. O’na tevekkül ettim! O yüce Arş’ın Rabb’idir!” derse Allah Teâlâ dünya ve âhiretine ait olup kendisini ilgilendiren işlerinde ona kâfidir.”
 
(Ebu’d-Derdâ (ra)’dan; Ebu Davud, 5081; İbnü’s- Sünnî, Amelü’- Yevm ve’l-Leyl-shf 19)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “ Kim sabaha ve akşama çıktığında yüz defa:
سُبْحَنَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ
: Subhanallahi ve bihamdihi :
 
Allah’ı hamdiyle birlikte tesbih ederim!” derse kıyamet günü söylediğinin benzeri ya da daha fazlasını söyleyen birileri dışında kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getiremez”
 
(Ebu Hureyre (ra)’dan; Buharî, 11/173; Müslim, 2692;  Ebu Davûd, 5091)
 
 
    Ebu Bekir Sıdık (ra), Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’ e : “ Bana sabahladığımda ve akşamladığımda söyleyeceğim birkaç kelime emret!” dediğinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) :
 
اللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ ، عَالِمَ الْغَيْبِ وَاالشَّهَادَةِ ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ وَمَالِكَهُ ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إلٰهَ إِلاَّّ أَنْتَ ، وَ أَعُوذَ بِكَ مِنْ شَرِّ ألشَّيْطَانِ وَ شِرْكِهِ ، وَ أَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً أوْأَجُرَّهُ إلَى مُسْلِمٍ
 
: Allahümme fatiri’s- semâvâti ve’l-ardi, âlime’l- gaybi ve’ş- şehâdeti, Rabbe külli şey’in ve melîkehu ve mâlikehu, Eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, ve eûzü bike min şerri’ş- şeyt’ani ve şirkihi, ve en ekterife alâ nefsî sûen ev ecürrehu ilâ müslimin :
 
“ Gökleri ve yeri yaratan, görüneni ve görünmeyeni bilen, her şeyin Rabbi, hükümranı ve sahibi Allah’ım!  Senden başka ilâh olmadığına şâhidlik ediyorum. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirke düşürmesinden Sana sığınıyorum. Nefsime kötülük yaptığımı veya kötülüklerimi bir müslümana dokundurduğumu  itiraf ediyorum.” Buyurdu ve devamla : “Buları sabahladığında, akşamladığında ve yatağına vardığında hep söyle!” buyurdu.
 
 (Ebu Hureyre (ra)’dan; Tirmizî, 3389; Ebu Davûd, 5067)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim her günün sabahında ve her gecenin akşamında üç defa:
 
بِسْمِ اللّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي الأرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
 
: Bismillahi’l-lezî lâ yedurru mea ismihi şey’un fi’l-arzi velâ fi’s- semâi ve hüve’s- semi’u’l-alîmü :
 
“O’nun ismi yanında, yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla! O, her şeyi işiticidir ve bilicidir.” Derse ona hiçbir şey zarar veremez.”
 
(Tirmizî, 33385; Ebu Davûd, 5088; İbn Mâce, 3869; İ. Ahmed, 446, 474)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Kim sabahladığı ve akşamladığı vakit :
 
رَضِيتُ بِاللّهِ رَبًّا ، وَبِلْلإسْلاَمِ دِيناً ، وَ بِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا ، كَانَ حَقًّا عَلَى اللّهِ أنْ يُرْضِيهُ
 
: Raditü billahi Rabben, ve bi’l- İslâmi dînen, ve bi muhammedin nebiyyen, kâne hakan alâllahi en yurdîhu :
 
“Rabb olarak Allah’a, din olarak İslama, peygamber olarak Muhammed’e razıyım!” derse Allah’ın kendisinden razı olmasına hak kazanmış olur.”
 
(Tirmizî, 3386; Ebu Davud, 1529; hâkim I-5189)
 
 
    Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabahladığı ve akşamladığı vakit şu duayı okurdu :
 
اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةُ ، اللّٰهُمَّ إنِّي أسْأَلُكَالْعَفْوَ وَالْعَافِيَة فِي دِينِي وَدُنْيَايَ ,َأهْلِي ، اللّٰهُمَّاسْتُرْ عَوْرَاتِي ، وَآمِنْ رَوْعَاتِي ، اللّٰهُمَّ احْفِظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ ، ,َمِنْ خَلْفِي ، وَعَنْ شِمَالِي ، وَمِنْ فَوْقِي ، وَأعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي
 
Allahümme innî eselüke’l- âfiyete fi’d- dünyâ ve’l- âhiretü, Allahümme innî eselüke’l-afve ve’l- âfiyeri fî dîni, ve dünyâye, ehlî, Allahümme’stür avretî, ve âmin rav’âtî, Allahümme’hfiznî min beyni yedeyye, min halfî, ve an şimâlî,  ve minfevkî,  ve eûzü biazametike en ugtâle min tahtî :
 
Allah’ım! Senden dünya ve âhirette afiyet isterim! Dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında aff ve afiyet dilerim! Allah’ım! Ayıplarımı gizle! Korkularımdan emin kıl! Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden, koru! Atımdaki yerin çökmesinden Senin azametine sığınırım!”
 
(İbn Ömer (ra)’dan; Ebu Davûd, 5074; İbn Mâce, 3871)
 
 



Mevlüd kandilimiz mübârek olsun

MevLüd KandiLimİZ
VeLÂdet kANdiLimİZ
MevLüdü’n-Nebî-mİZ…

=> AbduLLah Gün Parçasından OLma
=> ÂMiNe Ay Parçasından DOĞma
=> MuhaMMed aleyhi’s-seLâm’ın =>“MeVLüd-ü MîMM NûRu”
=> YürekLerimize cÂN ceRRyÂNI DOĞursun =>İnşâe ALLAH!..

ALLAHu zü’L- CELÂL ÜMMet-i MuhaMMede;
MuhaMMedî gAYRette
MuhaMMedî Merhamette
MuhaMMedî MuHaBBette
=> MuhaMMedî HAKikatte
MuhaMMedî Hasbî HizMett BİZ BİR-İZ-Liği SağLasın ve SaBBRını LUTFetsin!..

BİZi =>HaLis-MuhLis-Sıddık-ÂdiL MuhaMMedî KıLsın!.
GençLerimize => HayırLı İŞ=> HeLÂL AŞ => SâLih/SâLiha EŞ => MuhaMMedî BAŞ Nâsib-ü-MüyeSSer KıLsın!.
BİZi => AYRı-gAYRıya Muhtaç ve Mahcup Etmesin İnşâe ALLAH!..

ÜMMet-i MuhaMmedin VeLeDine, VELİDine, VeLÛDuna, VâLiDineve VÂLiDEsine MüBÂrek MeVLüD MecLisleri DİLerim teketekterstkkmde…

Bu SEHERde Ne YAPmaLı..

1-) Kur’ân–ı Kerim okumak-ANlamaya çalışmak,
2-) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salât ü selâmlar getirilmek-ANLAmaya çalışmak,
3-) Serbest nafile Namazlar SALLayıpp-ANLamaya çalışmak,
4-) Kendini ve KÂinÂtı Tefekkür edip ZiKRini-ANLamaya çalışmak,
5-) Yaratanı Tezekkür edip ZiKRini-ANLamaya çalışmak,
6-) Bunca Ni’met İçinde Sıhhate-zamANa Teşekkür edip ŞÜKRünü -ANLamaya çalışmak,
7-) GeÇmişe istiğfarda BULUnup Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Tevbesine İştiraki-ANLamaya çalışmak,
8-.) GeLeceğe DUÂda BULUnup Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin DUÂsına İştiraki -ANLamaya çalışmak,
9-) Şu ÂN DEdiğimiz her ANımızda Raziyyeten-Merziyyeten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin RıZÂsına İştiraki -ANLamaya çalışmak,
10-) Üzerimizde Hakkı olanlarla heLÂLLeşmeye Mevlüdü sebeb kıLıp Kibri-İnadı-İsyanı KIRMayı -ANLamaya çalışmak,
11-) Dostlarla görüşmeye-hal sormaya-dua takasına veFÂyı, kandil SEBEBini -ANLamaya çalışmak,
12-) Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, miskin, hasta, sakat, yaşlı oluşun her cana OLuşunu,
13-) Ziyareti, aramayı, telefonu, anmayı-anılmayı, sevgiyi, şefkati, hürmeti, hediyeyi, ve sadakayı MuhaMMedî MUTluluğu -ANLamaya çalışmak,
14-) MuhaMMed Sûresi Anlaşılmalı Geçmiş-Gelecek Şimdi SEN RUHunla Kur’ân-ı Kerim OKUmaLı/OKUNmaLısını -ANLamaya ÇALIŞmak..

Es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke YÂ MEN ŞERREFEHULLÂH
Salavâtullâhi ve melâiketihî ve rüsülihî ve hameleti arşihî ve cemîi halkıhî aleyke Ve alâ âlike ve eshâbike ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

GEÇENDE>TEVBE BİRLİĞİMİZ
ŞU ANDA ==>RIZA BİRLİĞİMİZ
GELENDE ==>DUA BİRLİĞİMİZ
SON NEFESTE ŞEHÂDET BİRLİĞİMİZ

YÂ RESÛLULLAH!. sallallahu aleyhi vesellemde =>BİZ-BİR-İZ OLsun İNŞÂe ALLAH!.

Âmin yâ Latîf ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Rahîm ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ VeDÛD ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Vehhâb ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Fettâh ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ Settâr ALLAH celle celâluhu
Âmin yâ ALLAH!. yâ ALLAH celle celâluhu!..

ÂMiNe Yâ MuÎn!.
Yâ RaBBu’l-Âlemîn!.
Yâ RAHMetenli’l- Âlemîn!.

Ve’l-HaMduliLLÂhiraBBu’l-ÂleMîNN!.

MuhaMMedî MuHABBEtLerimLe..

Kulihvani




Tirmizî, Tefsir, 113

 
عَنْ أَنَسْ بِنْ مَالِكْ رَصِيَ اللّهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّي صَلَّىالّلهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمُ قَالَ
لَمَّا خَلَقَ اللّهُ الْأَرْضَ جَعَلَتْ تَمِيدَ فَخَلَقَ الْجِبَالَ فَعَدَ بِهَا عَلَيْهَا فَاسْتَقَرَّتْ فَعَجِبَتْ الْمَلَاءِكَةُ مِنْ شِدَّةِ الْجِبَالِ فَقَالُوا يَا رَبِّ هَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الْجِبَالِ قَالَ نَعَمْ الْحَدِيدُ قَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الْحَدِيدِ قَالَ نَعَمْ النَّارُ فَقَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ النَّارِ قَالَ نَعَمْ الْمَاءُ فَقَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الْمَاءِ قَالَ نَعَمْ الرِّيحُ قَالُوا يَا رَبِّ فَهَلْ مِنْ خَلَقِكَ شَيْءٌ أَشَدُّ مِنْ الرِّيحِ قَالَ نَعَمْ اابْنُ آدَمَ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ بِيَمِينِهِ يُخْفِيهَا مِنْ شِمَالِهِ
 
 
Enes b. Mâlik (radiyallahu anhu) Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediğini nakleder:
“Allah arzı yarattığı vakit, arz sarsılmaya başladı.
Bunun üzerine Allah dağları yarattı ve onları arzın üzerine yerleştirdi.
Böylece arz sükunet buldu.
Melekler, dağların gücünden hay­rete düştüler ve şöyle sormaktan kendilerini alamadılar:
“Yâ Rabbî, yaratıkların içinde dağlardan daha güçlü bir şey var mıdır?”
“Evet, demir!” Buyurdu Allah.
“Yâ Rabbî, yaratıkların içinde demirden daha güçlü bir şey var mıdır?” diye sordular.
“Evet ateş!”
“ Yâ Rabbî, yaratıkların içinden ateşten daha güçlü bir şey var mıdır?”
“ Evet, su!”
“ Yâ Rabbî, yaratıkların içinden sudan daha güçlü bir şey var mıdır?”
“ Evet, rüzgâr!”
“ Yâ Rabbî, yaratıkların içinde rüzgârdan daha güçlü bir şey var mıdır?”
“ Evet, sağ eliyle bir yardımda bulunan ve onu sol elinden gizleyen insan oğlu!”
(Tirmizî, Tefsir, 113)
 
(Bu hadîs garîbdir)



Münir Derman Sohbet: Esir Aslan

ALLAH DOSTU
Münir DERMAN (ks)

SOHBET MD 05

ESİR ASLAN

Alaksandra, Monika arabalarına aldılar.
Bizi Frankfurta götürdüler.
Orda Hayvanat Bahçesini gezdik.
Üç saat hepisini göremedik.
Yer, Deniz Hayvanları hepisi.
Filhakika dünyanın her yerinden getirmişler.
Mesela bakıyorsunuz bu oda kadar üç misli bir akvaryum.
Atmış derece soğukluk var içinde.
Penguenler geziyor içinde.
Dalgalar var.
Hep klimasına göre.
Oranın nebatatına göre şeyy edilmiş.
Bahçeye çıktım.
Şunun kadar, bu oda kadar kafesler.
Fakat yerden şu kadar beton üzerine kurulmuş.
Sizin kafes orda başlıyorsa bu arada şöyle birer adım fasıla ile demir parmaklık var oraya gelip de seyrediyorsun.
Bu tarafta da havuzda Yunus Balıkları sıçrıyor.
Tiyatrolar falan.
Kalabalık…
Ben bunun altından girmişim oraya.
Ordada zâten: “Yanaşmak yasaktır, tehlikelidir!” diye yazıyormuş.
Ben kendimde değilim, geçmişim.
Eğildim.
“Yâ Esad!” dedim.
Aslan geldi.
Elimi soktum içeri.
Başını böyle burnuna.
Hani kediyi okşarsın ya böyle başladı hayvan yapmağa.
Bunları görüyorum.
Kedi gibi sevmeye başladım.
Birden bire arkadan birisi yüksek sesle.
“Herr çruuk çruuk!” diye
“Geri gel Efendi!” diye birisi bağırdı.
Ben döndüm baktım ki Polis Memuru.
“Ne yapıyorsun?” dedi
“Sen çıldırdın mı?” dedi.
Polisin bu hareketi, o sırada aslan ağzını açtı parmaklıkları tırmaladı, bağırdı.
Herkes irkildi bir kere o aslan kolay kolay bağırmaz.
Bende: “Bilmiyordum yasak olduğunu!” dedim.
“Gördün ya okşadım. Hayvan bir şey yapmadı. Git sen okşasana!” dedim.
Polis: “Ben deli değilim!” dedi.
“O halde aslan delileri ısırmıyor gördün ya!” dedim.
Herif iyice şaşırdı, afalladı.
Herkes dönmüş de bize bakıyordu.
Ayrıldım ordan.
Biraz sonra tekrar döndük.
Kadın erkek hep toplanmışlar oraya.
Beyaz saçlarımdan tanıdılar beni.
Hep Birbirine: “Çocuklar şimdi geçiyor!.”
Tekrar aslana baktım.
Yine parmaklığın önüne geldi.
İtişe kakışa birbirimize bakıştık.
Etrafımızdaki bu hayvanları izlemeye gelen bu garip mahlukları aslanla beraber biz seyrediyorduk.
Kafesteki aslana çok üzüldüm.
Aslan farkına vardı.
Bana:
“Üzülme HAKK’ın kaderi bu.
Bize de dünyada imtihan var.
Benimde işim var.
Bu HAKK’tan uzak insanlar içinde aslanlığımı bir zerre kaybetmedim kafesin içinde.
Görmüyor musun?.
Parmaklığın yanına bile korkudan sokulamıyorlar.
Ben Allah’ın bir mahlukuyum.
Benim gibi milyonlarca halk etti.
Benim yanıma yanaşmak cesareti olmayan bu zavallılar yarın HAKK’ın huzuruna hiç çıkamazlar!” dedi.
“Hele bak Efendim!” dedi.
“Nasıl korkacaklar birden bire!”
Direndi, birden bire bütün gücüyle aslanca kükredi.
Herkes birden irkildi ordan.
Diğer tarafta olan ağaçlardaki kuşlar uçuştular.
Hepisi taş kesildi orda.
Hepimiz kaldık orada.
Öyle bir bağırma ki.

Derken iki polis tekrar yanıma geldi benim.
“Affedersiniz!” dediler.
“Siz necisiniz?” dediler.
“Sihirbaz mısınız?” dediler.
“Hayır değilim! Doktorum!.” dedim.
“Eee Nedir bu?” dediler.
“Hayvan lisânını anlarım!” dedim.
“Biraz aslanla konuştum o kadar!” dedim.
Herifler iyice şaşırdılar.
Biraz korkuyla karışık güldüler.
Alay ettiğimi zannettiler.
“Bu sözümle alay etmiyorum!” dedim.
“Üç saattir hayvanat bahçesindeyim, birazda hayvan lisânından öğrendiğim için, bildiğim için bunlarla buluştum!”
Aslana döndüm selâmlaştım.
Oradan ayrıldık.
Herkes bize bakıyordu.
Bu bahçede insanlar hayvanları seyrediyor gibi görünüyor güyâ. Halbuki hayvanlar seyrediyor.
Hayvanat Bahçeleri kurulalı hayvanlar insanları daha iyi zâhiren tanıyor.
Hayvanat Bahçeleri kurmak, onların yurtlarından getirip kafeslerde beslemek, İslâmın kat’iyyen yasakladığı şeydir!..

KELİMELER:

Esad: Esed. Arslan, şir.
Zâhiren: Görünüşe göre. Meydanda olduğu gibi. Göründüğü gibi.
Kat’iyyen:
 Kat’i ve kesin olarak. * Aslâ, hiçbir zaman




SEYR-i SEBBEHA..

Resim

Resim SEYR-i SEBBEHA!.

==>Hârika BiR==>ANLAyışLa,
SEYRÂN Etmişsin==>ALi CÂN!.
=>HASBî HİZMEtin==>YayışLa,
EHL-i BEYt BİZ BİR-İZ HeR ÂN!.

MUHteşeM BiR=>GÖKKUŞağı,
BiR DAMLA SU’da=>ARŞ Dağı,
KIYAMa KALkan>BiR MevCÛD,
=>VÂCiBü’L- VüCÛD SANCağı!.

=>AKIL ARŞı==>AŞkı BİLmek,
MUHAMMEDî MEŞki>BULmak,
EHL-i BEYtî KÖŞkte->OLmak,
ŞE’ÂN ŞEREFİn=>YAŞA!.mak!.

SEVgi ÖRgüsü=->EMEk İster,
EDEB<->İLİm==>İLmek İster,
SEVgi SıRRı’n=>BİLmek İster,
SEVmek<->ve SEVİLmek İster!.

SEVgi=>BiR DAMLa BULUttur,
YÜZeR=->GÖNüL SEMÂsı’nda!.
SEVgi==->KORkuSUz UMUttur,
=->KAF DAĞI’nın HÜMÂsı’nda!.

ZEVK 9749

=>SÛREtin<->SÎREtin=>SEYRet=>MERKEZde KALBe İyİ BAk,
=>GÖKKUŞağı RENgin=>İZLe===>İLİM=>İRADEyLe=->İDRAk!.
AŞk-u-CEZBe=>İMÂNı GöR,
AMELİni=>ÖZ CERRinLe ÖR!.
İNSÂN<->İSLÂM=>SEBBEHASı DÖNsün==>DEVRÂNda İŞTİRAk
!.

13.09.2020. 19:19
Resim 25. mHRRm. 1442
brsbrsmd..tktktrstkkmizzz..

gÖZün>OKUsun AHMED CÂN,
SÖZün->OKUsun AHMED CÂN,
===>İÇin<->DIŞın==>İyİ TANı,
ÖZün=->OKUsun AHMED CÂN!.

NEFSin=>RABB’ini BİLenLer,
bENLik PASı”-nı=>SİLenLer,
=>HASBî HİZMEtçi->RABB’ine,
HAKk’ın HALkın==>EĞİLenLer,
İHVÂNİ’m=>EL HAYy HABB’ine,
HAKkYAZDIRmaya GELenLer,
HAKk”ı->SEVen<->SEVİLenLer!.

EL HAYy HABB/HABBe.: HAYyat Tohumu..

M.M.M. MuhaBBetLerimLe…

Resim




Önemli Duyuru

Değerli Ziyaretcilerimiz,

Sitemiz şu anda yapım aşamasındadır, birçok Bölüm kademeli olarak eklenecektir. Bazı bağlantıların içeriği boş bulunmaktadır. Mevcut durumu buradan açıklayacağız.

Tarih: 08.07.2020, son durum çalişması yapılan Bölümler.

  • Esmalar
  • Dualar
  • Salavatlar
  • Allah c.c. Dostları
  • Kul Ihvani Divanı
  • Sohbet

Aktif Bölümler.

  • Kur’an-ı Kerim
  • Forum
  • Resim Galerisi




YÂ MUHAMMED!.. sallallahu aleyhi ve sellem…

YÂ MUHAMMED!..
sallallahu aleyhi ve sellem…

Elest Bezmin baharısın
İlk “ŞEY” sin İlkin “VAR” ısın
Kalb kovan – Ana Arısın
BALın güzeli SENde Dost!..
*
Yavşan yeşili yoncası
O’ndandır O’na O’ncası
Tevhid Tomuru-Goncası
DALın güzeli SENde Dost!..
*
Nûrullah Enfüs-Afakın
Şemsin şâhidi şafakın
İman-Amelin-Ahlâkın
HÂLın güzeli SENde Dost!..
*
Seni Sırrımca severim
Salât ü selâm ederim
Edeble öpmek isterim
ELin güzeli SENde Dost!..
*
AYRı GAYRı Olmaz BİZde
Bir DAMLAyız bu DENİZde
Seherlerde Sînemizde
YELin güzeli SENde Dost!..
*
İlm ü Edebi dokuyan
Cennet kokusu kokuyan
Kelâmullahı OKUyan
DİLin güzeli SENde Dost!..
*
Rahmetenlilâlemin’sin
Hakk Muhammedü’l-Eminsin
Devran döndüren zeminsin
MİLin güzeli SENde Dost!..
*
Şefâat Şeref OLmakla
Yüreğimize DOLmakla
Hakk’ta Hakk’tan Hakk’a Hakk’la
KULun güzeli SENde Dost!..
*
Hayyu’l- Kayyum OL-AN Kaim
Nurullah – Nur-u MİM daim
BİZe Sırat-ı Müstakim
YOLun güzeli SENde Dost!..
*
KUL İhvanî’min CANısın
Şeenullahın şanısın
Sen Gönüller Sultanısın
GÜLün güzeli SENde Dost!..