Münir Derman Sohbet: Esir Aslan

ALLAH DOSTU
Münir DERMAN (ks)

SOHBET MD 05

ESİR ASLAN

Alaksandra, Monika arabalarına aldılar.
Bizi Frankfurta götürdüler.
Orda Hayvanat Bahçesini gezdik.
Üç saat hepisini göremedik.
Yer, Deniz Hayvanları hepisi.
Filhakika dünyanın her yerinden getirmişler.
Mesela bakıyorsunuz bu oda kadar üç misli bir akvaryum.
Atmış derece soğukluk var içinde.
Penguenler geziyor içinde.
Dalgalar var.
Hep klimasına göre.
Oranın nebatatına göre şeyy edilmiş.
Bahçeye çıktım.
Şunun kadar, bu oda kadar kafesler.
Fakat yerden şu kadar beton üzerine kurulmuş.
Sizin kafes orda başlıyorsa bu arada şöyle birer adım fasıla ile demir parmaklık var oraya gelip de seyrediyorsun.
Bu tarafta da havuzda Yunus Balıkları sıçrıyor.
Tiyatrolar falan.
Kalabalık…
Ben bunun altından girmişim oraya.
Ordada zâten: “Yanaşmak yasaktır, tehlikelidir!” diye yazıyormuş.
Ben kendimde değilim, geçmişim.
Eğildim.
“Yâ Esad!” dedim.
Aslan geldi.
Elimi soktum içeri.
Başını böyle burnuna.
Hani kediyi okşarsın ya böyle başladı hayvan yapmağa.
Bunları görüyorum.
Kedi gibi sevmeye başladım.
Birden bire arkadan birisi yüksek sesle.
“Herr çruuk çruuk!” diye
“Geri gel Efendi!” diye birisi bağırdı.
Ben döndüm baktım ki Polis Memuru.
“Ne yapıyorsun?” dedi
“Sen çıldırdın mı?” dedi.
Polisin bu hareketi, o sırada aslan ağzını açtı parmaklıkları tırmaladı, bağırdı.
Herkes irkildi bir kere o aslan kolay kolay bağırmaz.
Bende: “Bilmiyordum yasak olduğunu!” dedim.
“Gördün ya okşadım. Hayvan bir şey yapmadı. Git sen okşasana!” dedim.
Polis: “Ben deli değilim!” dedi.
“O halde aslan delileri ısırmıyor gördün ya!” dedim.
Herif iyice şaşırdı, afalladı.
Herkes dönmüş de bize bakıyordu.
Ayrıldım ordan.
Biraz sonra tekrar döndük.
Kadın erkek hep toplanmışlar oraya.
Beyaz saçlarımdan tanıdılar beni.
Hep Birbirine: “Çocuklar şimdi geçiyor!.”
Tekrar aslana baktım.
Yine parmaklığın önüne geldi.
İtişe kakışa birbirimize bakıştık.
Etrafımızdaki bu hayvanları izlemeye gelen bu garip mahlukları aslanla beraber biz seyrediyorduk.
Kafesteki aslana çok üzüldüm.
Aslan farkına vardı.
Bana:
“Üzülme HAKK’ın kaderi bu.
Bize de dünyada imtihan var.
Benimde işim var.
Bu HAKK’tan uzak insanlar içinde aslanlığımı bir zerre kaybetmedim kafesin içinde.
Görmüyor musun?.
Parmaklığın yanına bile korkudan sokulamıyorlar.
Ben Allah’ın bir mahlukuyum.
Benim gibi milyonlarca halk etti.
Benim yanıma yanaşmak cesareti olmayan bu zavallılar yarın HAKK’ın huzuruna hiç çıkamazlar!” dedi.
“Hele bak Efendim!” dedi.
“Nasıl korkacaklar birden bire!”
Direndi, birden bire bütün gücüyle aslanca kükredi.
Herkes birden irkildi ordan.
Diğer tarafta olan ağaçlardaki kuşlar uçuştular.
Hepisi taş kesildi orda.
Hepimiz kaldık orada.
Öyle bir bağırma ki.

Derken iki polis tekrar yanıma geldi benim.
“Affedersiniz!” dediler.
“Siz necisiniz?” dediler.
“Sihirbaz mısınız?” dediler.
“Hayır değilim! Doktorum!.” dedim.
“Eee Nedir bu?” dediler.
“Hayvan lisânını anlarım!” dedim.
“Biraz aslanla konuştum o kadar!” dedim.
Herifler iyice şaşırdılar.
Biraz korkuyla karışık güldüler.
Alay ettiğimi zannettiler.
“Bu sözümle alay etmiyorum!” dedim.
“Üç saattir hayvanat bahçesindeyim, birazda hayvan lisânından öğrendiğim için, bildiğim için bunlarla buluştum!”
Aslana döndüm selâmlaştım.
Oradan ayrıldık.
Herkes bize bakıyordu.
Bu bahçede insanlar hayvanları seyrediyor gibi görünüyor güyâ. Halbuki hayvanlar seyrediyor.
Hayvanat Bahçeleri kurulalı hayvanlar insanları daha iyi zâhiren tanıyor.
Hayvanat Bahçeleri kurmak, onların yurtlarından getirip kafeslerde beslemek, İslâmın kat’iyyen yasakladığı şeydir!..

KELİMELER:

Esad: Esed. Arslan, şir.
Zâhiren: Görünüşe göre. Meydanda olduğu gibi. Göründüğü gibi.
Kat’iyyen:
 Kat’i ve kesin olarak. * Aslâ, hiçbir zaman